• Sonuç bulunamadı

IX. Ulusal Sosyoloji Kongresi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "IX. Ulusal Sosyoloji Kongresi"

Copied!
775
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)

2

IX. Ulusal Sosyoloji Kongresi

Toplum 4.0

BİLDİRİLER KİTABI

Editör Akın Bakioğlu

Ankara 2019

(3)

3 ISBN: 978-975-98503-7-1

Tüm hakları saklıdır. Bildirilerdeki fikir ve görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Sosyoloji Derneği’nin izni olmadan çoğaltılamaz ve dağıtılamaz.

Sosyoloji Derneği Yayın No: 26 Elektronik Kitap.

Kapak Tasarım: Nisan Aktürk

IX. Ulusal Sosyoloji Kongresi Bildiriler Kitabı Editör: Akın Bakioğlu

Sosyoloji Derneği – Aralık 2019 ISBN: 978-975-98503-7-1

Sosyoloji Derneği

Mareşal Fevzi Çakmak Cad. No: 9/5 Beşevler, Ankara Tel: +90 312 222 12 52

E-posta: [email protected] Web: www.sosyolojidernegi.org.tr

(4)

4

KONGRE DÜZENLEME KURULU Prof. Dr. Sibel Kalaycıoğlu Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

ODTÜ Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilay Çabuk Kaya Sosyoloji Derneği Başkan Yardımcısı A.Ü. DTCF Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Kezban Çelik Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi TED Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı

Prof. Dr. Erol Kahveci Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ASBÜ Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Dekanı

Dr. Öğr. Üyesi Besim Can Zırh Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Günnur Ertong Attar

Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mersin Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Savaş ASBÜ Sosyoloji Bölüm Başkanı

Dr. Melih Yeşilbağ

A.Ü. Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Aygül Fazlıoğlu

Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi T. C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

Hasan Kürşat Akcan

Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Necmettin Erbakan Üni. Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Feray Artar

Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi A.Ü. Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi

(5)

5

Akın Bakioğlu

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü Araştırma Görevlisi Cansu Okan

A.Ü. Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Yavuz Yavuz

A.Ü. Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi İrem Oruç

A.Ü. Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Nazar Bal

A.Ü. Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Kübra Aytaç

ASBÜ Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Tuğba Çapar

ASBÜ Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Hatice Işık Baş

ASBÜ Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Barış Can Sever

ODTÜ Sosyoloji Bölümü Doktora Öğrencisi

(6)

6

Önsöz

19-21 Eylül 2019’da dokuzuncusunu düzenlediğimiz Ulusal Sosyoloji Kongresi, daha önceki kongrelerde de olduğu gibi, güncel sosyolojik gelişmelerin tartışıldığı bir platform olarak Türkiye’deki sosyolojik gündemin paylaşılmasına önemli katkılarda bulunmuştur. İlk kongrenin düzenlendiği 1993 yılından günümüze kadar Türkiye’de faklı alanlarda yapılan sosyolojik çalışmalar ulusal kongre aracılığıyla meslektaşlar ve sosyoloji ile ilgili diğer akademisyenlerle paylaşılmaktadır.

Dokuzuncu kongre “Toplum 4.0” üst başlığı ile çağrıya çıkmış ve kongrede sunulmak üzere 505 bildiri başvurusunda bulunulmuştur. Bilim kurulunun bilimsel değerlendirmesinin ardından kongrede sunulmak üzere 336 bildiri kabul edilmiştir. Kabul edilen bildirilerin 282 tanesi sunulmuştur. Kongre 100 oturumla gerçekleştirilmiş,

“Dijital Sosyoloji”, “Toplumsal Cinsiyet”, “Çocuk sosyolojisi”, “Göç Sosyolojisi” ve

“Kent Sosyolojisi” temaları en çok oturum sayısı alan konular olmuştur.

Bu kitapla 9. Ulusal Sosyoloji kongresinde sunulan bildirilerin 72 tanesinin tam metinlerini içermektedir.

(7)

7

İçindekiler

ÖNSÖZ ... 6

İÇİNDEKİLER ... 7

AÇILIŞ KONUŞMASI ... 15

BİLDİRİ TAM METİNLERİ ... 18

SAĞLIKTADÖNÜŞÜMSÜRECİNEPARALELDEĞİŞENSAĞLIKÇALIŞANI-HASTA İLİŞKİLERİVESAĞLIKTAŞİDDETÜZERİNEBİRÇALIŞMA ... 19

SİNAN ACAR VAN’DASİVİLTOPLUMKURULUŞLARININAFETEKARŞIDAYANIKLILIĞI ... 29

OYA AÇIKALIN FIRAT ASLANGİRİ TOPLUMSALCİNSİYETİNİNŞASIBAĞLAMINDAYAVRUTÜRKÇOCUKGAZETESİ (1936-1940)ÖRNEĞİ ... 42

ELİF BERKE ADAY AYTÜL TAMER TORUN TIBBİBİYOTEKNOLOJİKÜRÜNLERKAPSAMINDATÜRKİYE’DEBİYOPOLİTİKA ... 53

BAŞAK AKAR HAKAN AKIN HAKAN YARDIMCI TÜRKİYE’DESAĞLIKTADÖNÜŞÜMPROGRAMININSOSYOLOJİKANALİZİ: TEMELLENDİRİLMİŞKURAMÖRNEĞİ ... 65

ALEV AKBAL SAĞLIK,TEŞHİRVEİZLEYİCİ:SİRKLERDENMEDYAYAUCUBEBEDENLER ... 78

KARDELEN AKÇAM GÖNÜLLÜSADETÜKETİMVEYAŞAMTARZI:ESKİŞEHİRÖRNEĞİ ... 88 ASLIHAN AKKOÇ

(8)

8

ULUSLARARASIGÖÇEÇOKLUBİRPERSPEKTİFLEBAKMAK:TÜRKİYENİN DOĞU

SINIRINDAN GELEN GÖÇLER

YILDIZ AKPOLAT

ABDULLAH CENGİZ KAYIŞ

DAMGAVESUÇ:ABVETÜRKİYE’DEİSTİHDAMODAKLIREHABİLİTASYON UYGULAMALARININKARŞILAŞTIRMASI ... 109

YILDIZ AKPOLAT

METİN TÜRKMEN

SİBERKAMUSALLIK:MEKÂNINVEİLETİŞİMİNDÖNÜŞÜMÜ ... 119 ERDOĞAN ALTUN

MEDYADATEMSİLMÜCADELESİ:SURİYELİMÜLTECİLER‘YARDIMAMUHTAÇ’

MIYOKSA‘UCUZEMEK’Mİ? ... 128 FERAY ARTAR

LİSEGENÇLİĞİNİNDEĞERYÖNELİMLERİVEBOŞZAMANETKİNLİKLERİ ARASINDAKİİLİŞKİNİNİNCELENMESİ ... 136

AHMET ASLAN

SANAYİÇALIŞANIOLMAK:SOSYALBELİRSİZLİKLERVERİSKLER ... 150 İLKNUR EKİZATAŞER SAHİLBÖLGESİNİTERCİHETMEVEMEKÂNOLUŞTURMAAÇISINDANEVSAHİBİ VEKİRACILARİLEKONUMUNROLÜ:İNGİLTERESOUTHAMPTON'DANOCEAN VILLAGEÖRNEĞİ ... 158

YAHYA AYDIN

24OCAKKARARLARININHÜRRİYETVECUMHURİYETGAZETELERİNDE YAYINLANANKÖŞEYAZILARIYOLUYLAOKUYUCUYAYANSITILMAŞEKLİ ... 169

VASFİYE KALYA AYTEKİN

SANATÇIKİMDİR?MESLEKİBİRKİMLİKOLARAKSANATÇIVEGÜZELSANATLAR FAKÜLTELERİNİNSANATÇIKİMLİĞİOLUŞUMUNAETKİLERİ ... 181

LARA IŞIN BAĞÇIVANOĞLU

(9)

9

SÖYLEMDECİNSİYETLENDİRİLENBEDEN:AYLAKUTLU’NUNKADINDESTANIVE ASİ…ASİROMANLARIÜZERİNDENBİRÇÖZÜMLEME ... 192

BARAN BARIŞ

TÜRKSİNEMASINDAHEGEMONİKERKEKTİPİ:AĞIRAĞABEY ... 204 TUĞBA BATMAZ

TWİTTERKULLANICILARININEVLİLİKPROGRAMLARINAVERDİĞİTEPKİLER .. 214 SALİH CENAP BAYDAR

KÜLTÜRELSERMAYEYADAMETA:İNGİLİZCEEĞİTİMİNİNNEOLİBERALEĞİTİM VEEMEKPİYASASINDAKİKONUMU ... 226

GİZEM ŞÜKRAN CAN

ERKEKLERİNKADINAYÖNELİKNAMUSALGISI:KAYSERİÖRNEĞİ ... 236 YÜCEL CAN

AYŞENUR YILDIRIM

DİNDARLIKVETOPLUMSALCİNSİYETAYRIMCILIĞI ... 245 ZAFER CİRHİNLİOĞLU

AYŞE ÇAĞRICI ZENGİN

İLKOKULÖĞRETMENLERİNİNTOPLUMSALCİNSİYETFARKINDALIĞIÜZERİNE NİTELİKSELBİRARAŞTIRMA:İSTANBULANADOLUYAKASINDABİRİLKOKUL ÖRNEĞİ ... 255

YEŞİM CÖMERT

ENDÜSTRİ4.0YARATTIĞIİŞSİZSINIFANESUNUYOR? ... 265 MUSTAFA EMRE ÇAĞLAR

TÜRKİYE’DESİYASİPARTİLERİNSANATSÖYLEMLERİ:AKPARTİVECHPÖRNEĞİ ... 275

ADNAN ÇETİN

KADINLARINGÜNDELİKYAŞAMLARIVELEİSUREFAALİYETLERİNDEINTERNET KULLANIMININYERİ ... 285

GÖKBEN DEMİRBAŞ

(10)

10

ENDÜSTRİ4.0SÜRECİNİNORTAYAÇIKARDIĞIYENİMESLEKİYETKİNLİKLERİN İNSANKAYNAKLARININDÖNÜŞÜMÜNEETKİSİNİBELİRLEMEYEYÖNELİKBİR ARAŞTIRMA ... 296 EMRE DEMİRCİ

GENÇKADINLARINMEKÂNKULLANIMINDASINIRLARVESTRATEJİLER:

KÂĞITHANEÖRNEĞİ ... 308 RABİA DEMİRCİ

AŞKINCİNSİYETİ:AŞKİLİŞKİLERİNDEERKEKLİĞİNYENİDENÜRETİM STRATEJİLERİ ... 319

ZEYNEP DENİZ

AKADEMİNİNDİJİTALDÖNÜŞÜMÜ:RESEARCHGATEVEACADEMIA.EDU SİTELERİNİNBİLGİÜRETİMİNİDÖNÜŞTÜRMESİ ... 329

RUMEYSANUR DOĞAN

BİRKENTERENKKATMAKMI,KENTİNRENGİNEBÜRÜNMEKMİ?GENÇLERİN KOLEKTİFAİDİYETMEKÂNITRABZON ... 338

GÜLMELEK DOĞANAY

EBEVEYNÇOCUKİLİŞKİSİNİNDEĞİŞENYÜZÜ:“PROJEÇOCUK”KAVRAMINA SOSYOLOJİKBAKIŞ ... 349

CANSU DURSUN

AFGANİSTAN’DANTÜRKİYE’YEYÖNELİKGÖÇÜNMEDYAHABERLERİARACILIĞI İLEDEĞERLENDİRİLMESİ ... 360

EMEL YİĞİTTÜRK EKİYOR

BOURDİEUSOSYOLOJİSİNDEBİRSİMGESELŞİDDETARACIOLARAKTELEVİZYON ... 371 KAMİLE ELMASOĞLU GÖÇGERONTOLOJİSİBAĞLAMINDA MEKÂNINGÖÇMENYAŞLILARÜZERİNDEKİ ETKİSİ ... 379

ŞERİF ESENDEMİR

(11)

11

KIERKEGAARD’INUMUTSUZLUKVEKAYGIDUYGULARIYORUMUÜZERİNDEN

"ÇOCUKSUZHAYATLAR"IGÖRMEK ... 389 GÜLSEVİM EVSEL

LOJMANLARINHİYERARŞİKYAPISINAMARUZKALMANINÇOCUKLARINLİDER KİMLİKOLUŞUMUÜZERİNEETKİLERİ ... 400 HATİCE GÖKCE

BİRSOSYALYARDIMOLARAKDULKADINMAAŞI:KADINLARIGÜÇLENDİRİYOR MU?AYRIŞTIRIYORMU? ... 414 SONGÜL SALLAN GÜL

BÜŞRA BAYRAM

NEOLİBERALİZMVEEKOKIYIM:İNSANMERKEZLİLİKTENSINIFMERKEZLİLİĞE ... 425

B.SİNA GÜNEŞ

TÜRKİYE’DEKENTSELRANTÜRETİMİVESERVETBÖLÜŞÜMÜADALETSİZLİĞİ 438 K.MURAT GÜNEY

KAPİTALİZMİNKRİZİALTINDAKÜRESELPROTESTOHAREKETLERİVE TOPLUMSALSINIFLARINGÜNCELLİĞİ ... 449

EFE CAN GÜRCAN

MÜZİK4.0VEÖTESİ:MÜZİĞİNÜRETİMİVEALIMLANMASINDADİJİTAL DÖNÜŞÜM ... 459

UĞUR ZEYNEP GÜVEN

İSTANBULTAKSİŞOFÖRLERİVEGÜNDELİKHAYATTAHAKKULLANIMI ... 468 ARDA İBİKOĞLU

HUKUKSOSYOLOJİSİNDEYÖNTEMSELBİRDENEME:İSTANBUL MAHKEMELERİNDEBİRSAHAARAŞTIRMASIDENEYİMİ ... 479 SEDA KALEM

ŞİDDETGÖRENKADINLARINKARŞILAŞTIRMALIİNTİHARALGISI ... 489 NİHAN KALKANDELER

(12)

12

SOSYAL BİR POLİTİKA OLARAK ELEKTRİK TÜKETİM DESTEĞİ YARDIMI (ELAZIĞ ÖRNEĞİ) ... 500 NİDA KAPLAN

BİTPAZARINDAEKONOMİVEKÜLTÜR;İZMİRVEESKİŞEHİRÖRNEĞİ ... 509 ÖMER KARAHAN

TWITTERTOPLUMUVEANONİMKİMLİKLER:"AĞTOPLUMU"KAVRAMI ÜZERINDENSOSYOLOJİKBİRANALİZ ... 519

ALPEREN KARAPINAR

SAĞLIKALANINDAİLERİTEKNOLOJİNİNETKİLERİNİNİLİŞKİSELSOSYOLOJİK ANALİZİ ... 531

AYTÜL KASAPOĞLU

ÇOCUKLARINSOSYALMEDYAKULLANIMI:“ANNEBENYOUTUBEROLDUM.” .. 542 AYTEN DOĞAN-KESKİN

BEDENİNKONTROLÜVEGÜZELLİĞEİNDİRGENENSAĞLIK ... 552 M.ÇAĞLAR KURTDAŞ

SOSYALMEDYADATÜKETİMPRATİKLERİÜZERİNDENBENLİKSUNUMU:

INSTAGRAMANNELERİÖRNEĞİ ... 562 FATMA MISIR

PİERREBOURDİEUKAVRAMLARIBAĞLAMINDADENGBEJLİK:DİYARBAKIR DENGBEJEVİ(AMEDMALADENGBEJA) ... 573

NURTUBA NURBAKİ

SOVYETRUSYA’DAYENİSİSTEMİNİNŞASINDAPROPAGANDAAFİŞLERİNİN ROLÜ ... 584

GAMZE ÖKSÜZ

NERMİNYILDIRIM’INMİSAFİRROMANINDAKADIN,DELİLİK VE EDEBİYAT ... 596 SELİN ÖNEN

YEREL KURULUŞLARIN BAKIŞ AÇISINDAN SAKİN ŞEHİR HAREKETİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: SEFERİHİSAR ÖRNEĞİ ... 606

N.BERİL ÖZER TEKİN

(13)

13

GÜNÜMÜZTÜKETİMMEKÂNLARINDANOSTALJİNİNPAZARLANMASI:RETRO MODASINIYANSITANKAFELERÜZERİNENİTELBİRARAŞTIRMA ... 616

SEÇİL ÖZGÖKBEL

İŞYERİNDECİNSELTACİZEKARŞITOPLUMSALBİRHAREKET:TIME’SUPÖRNEĞİ ... 626

EZGİ ÖZTEN

TÜTENGİL:AYDINOLMAKVEAYDINLANMA ... 636 UĞUR PİŞMANLIK

EVLİLİKGÖÇÜVETOPLUMSALKATILIM:TÜRKİYEKÖKENLİ(BAYAN-)EVLİLİK GÖÇMENLERİ’NİNHABİTUSANALİZİ ... 643

SERÇIN ŞAHIN

ADAMÖLDÜRMESUÇUİŞLEMİŞKADINLARINMEDYADATEMSİLEDİLİŞİ BİÇİMLERİÜZERİNEBİRİÇERİKANALİZİ ... 653

GÖKÇEN SEÇEN

BİRARAŞTIRMASAHASINDAN:ETNOGRAFİYİKÜLTÜRELATMOSFERKAVRAMI ARACILIĞIYLADÜŞÜNMEK ... 663

SELDA TUNÇ SUBAŞİ

NİCELVERİLERİNVEAKADEMİSYENLERİNPERSPEKTİFİNDENAKADEMİDE DEĞİŞİM ... 671

AYŞE MAHİNUR TEZCAN

YENİMECRALARVEDİJİTALAKTİVİZM:BEŞHARFLİLER ... 683 EBRU AÇIK TURĞUTER

MÜGEİPLİKÇİ’NİNKÖMÜRKARASIÇOCUKADLIYAPITINDAGÖÇOLGUSUNUN ÇOCUKBOYUTU ... 693

ÜMRAN TÜRKYILMAZ

DİJİTAL ATAERKİ:SOSYAL MEDYADA CİNSİYETÇİLİK VE MASKÜLİST.TR VAKASI ... 703 TOLGA ULUSOY

SOSYALOLANDANKAÇIŞSİYASALMIDIR?SOSYALOLANINNORMATİF KAPSAMINADAİRBİRDEĞERLENDİRME ... ………711

(14)

14

SEVAL ÜNLÜ

KİMLİKSİZVATANDAŞLIKMÜMKÜNMÜ? ... 720 İKBAL VURUCU TOPLUMKURUCUBİRKAVRAMOLARAKİLETİŞİM ... 730

SELMAN YARCI

İŞ YAŞAMINDA BİREYİN ÖZNELEŞME, “KENDİ OLMA” DENEYİMİ-İKİNCİL GRUPLARA SOSYOLOJİK BİR BAKIŞ ... 738 KIRSALDÖNÜŞÜMBAĞLAMINDATOPRAKMÜLKİYETYAPISINDADEĞİŞMELER:

MENDERESÖRNEĞİ ÇİĞDEM YEL DENEYİMİAKTARMAKVEDENEYİMİBİLMEK ... 757

MERAL SALMAN YIKMIŞ

PLAYSTATION SALONLARI ÖRNEĞİNDE OYUN TOPLUM İLİŞKİSİNİN DEĞİŞİMİ ... 767 CEVDET YILMAZ

MERVE ATAY

(15)

15

Açılış Konuşması

Prof. Dr. Sibel Kalaycıoğlu

Bugün bu güzel ve tarihi mekânda, Devlet opera ve bale binası salonunda 9. Ulusal Sosyoloji kongresinin açılışını yapmak şerefine sahip olmaktan çok mutluyuz.

Kongremizin açılış oturumunu bu güzel mekânda yapabilmemize imkân sağlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan yardımcısı sayın Özgül Özkan Yavuz’a, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü sayın Murat Karahan’a, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür Yardımcısı sayın Solmaz Haberal’a sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. Ayrıca 9.

Sosyoloji Kongremizi gerçekleştirebilmemiz için bize Üniversite mekanını ve olanaklarını sunan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörlüğü, ASBÜ Sosyoloji Bölümü ve tüm personele de derin saygı, sevgi ve teşekkürlerimizi iletiriz. 9.Kongremizi gerçekleştirebilmemiz Sosyal Bilimler Üniversitesinin desteği ile olanaklı hale geldi.

Sosyoloji Derneği olarak başından beri kongrelerimizi Ankara ve Ankara dışında hep üniversitelerimizin destekleri ile gerçekleştirdik. Bugün de bu gelenek Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi sayesinde bozulmadan devam etti.

Kongre üst temamızı “Toplum 4.0” olarak belirlenirken en önemli amacımız dünyada yaşanan büyük geçişleri, değişimleri ve yeni paradigmaları bağlamsal düzeyde anlayabilmek ve sosyologlar olarak bu dönüşümü çözümlemeye çalışmaktı. Dünyadaki büyük değişimlerin başında her alanda artan eşitsizlikler, yoksullaşma bir yanda, öte yanda da hızla gelişen teknolojilerin toplumsalı, yaşamı, iş ve gündelik yaşamı, sosyal ilişkileri, dayanışma pratiklerini dönüştürme kapasitesi var. Artan eşitsizlikleri konuşurken teknolojiye erişim eşitsizliğin tanımında önemli bir kriter oluşturmaktadır.

Bugünün dünyasında teknolojik imkanlara erişebildiği sürece insanlar daha nitelikli bir yaşama kavuşabiliyorlar. Nitelikli bir yaşam dendiğinde ise ekonomik refah anlamından daha ötede özgürlüğe erişebilme, özgürlüklerden yararlanma önemli bir boyut olmaktadır. Bir diğer deyişle, bir yandan dünyada giderek artan anti-demokratik tutumlar ve uygulamalar yaşanırken öte yandan dijital devrim olarak adlandırılan teknolojik gelişmelerin sağladığı yeni örgütlenmeler, yeni birliktelikler ve direnişler daha özgür bir yaşama katkıda bulunuyor.

(16)

16

Bir başka yönü ise dijital devrimin iş yaşamına olan etkisidir. Dijitalleşme iş yaşamını da değiştirirken “robotik sistemlerin yaygınlaşması insanların iş kaybına neden olabilir mi?”

sorusunu akla getiriyor. Aynı şekilde insanın yaratıcılığı tehdit altında olabilir mi?

Toplumsal yüz yüze ilişkileri değiştirip toplumsal dayanışma ve örgütlenmeyi zayıflatabilir mi? Dijital dönüşüm var olan eşitsizliklere ve adaletsizliklere yeni boyutlar mı katacak? Gibi sorularda gündeme geliyor doğal olarak. Kısacası bu kongrede benimsenen tema dijital dönüşümün toplumla ilişkisinde bu paradoksal yanlara dikkat çekmek, anlamaya çalışmak için önemli bir başlangıç olabilecek.

Tabii ki bugün dünyada ve Türkiye’de sosyolojinin ağırlıklı gündemi olan konuların başında özellikle göç ve eşitsizliklerin lokal ve bölgesel düzeyde nasıl biçimlendiği geliyor. Daha sonra kişisel haklar, özgürlükler ve direniş biçimleri sosyologların ağırlıklı ilgi alanını oluşturuyor. Bu kongreye sunulan temalara bakıldığında ise Türkiye’deki sosyologların giderek daha fazla aile ilişkileri, gençlik, çocukluk, yaşlılık, toplumsal cinsiyet gibi kültürel ve aidiyet kimliklerine önem verdiği görülüyor. Kongrede öne çıkan “aile” kurumunun toplumdaki önemine yapılan vurgular yine dünyada ve Türkiye bağlamında egemen olan muhafazakâr siyasetin öne çıkardığı bir ilgi alanı olarak ta anlaşılabilir. Sosyologlar yoğun biçimde aile kurumuna eğilmiş gözüküyor. Tabii ki birde yeni ilgi alanlarından medya ve özellikle sosyal medya temsilleri üzerine çalışmalar dikkat çekiyor.

Bu kongrenin sevindirici bir yönü de genç ve henüz akademik yaşamının başında olan sosyologların büyük ilgisidir. Ayrıca Türkiye’nin her bölgesinden ve akademi dışından farklı kurumlardan da katılımın olması derneğimizin kapsayıcı ve temsil edici kapasitesinin giderek yaygınlaştığının göstergesi olarak sevindiricidir.

Konuşmamı bitirmeden önce bu kongrenin gerçekleştirilmesinde önemli katkıları olan üyelerimize özel bir teşekkür yapmam gerek. Özellikle kongre düzenleme kurulu ve sayın Prof. Dr. Nilay Çabuk Kaya, Prof. Dr. Erol Kahveci, Prof. Dr. Kezban Çelik, Dr. Günnur Ertong Attar, Dr. Gökhan Savaş, Dr. Feray Artar, Dr. Besim Can Zırh, Dr. Hasan Akçan, Dr. Akın Bakioğlu, sayın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bakan danışmanı Aygül Fazlıoğlu ve araştırma görevlisi arkadaşlarımız Yavuz Yavuz, Cansu Okan, Dr.

Nazar Bal, Dr. Melih Yeşilbağ, Barış Can Sever ve İrem Oruç’a teşekkürlerimi iletirim.

(17)

17

Kongreye bildirilerini gönderen tüm katılımcılara, bildirileri özveriyle değerlendiren hakemlerimize, oturum başkanlıklarını kabul eden meslektaşlarımıza ve en önemlisi kongre hazırlıklarında çok önemli görev yapan tüm öğrenci ve genç arkadaşlarımıza ve ASBÜ personellerine, finansal destek veren tüm kurum ve kişilere sonsuz teşekkürlerimi iletirim. Hepimizin çok verimli ve güzel bir kongre geçirmemizi dilerim.

(18)

18

Bildiri Tam Metinleri

(19)

19

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM SÜRECİNE PARALEL DEĞİŞEN SAĞLIK ÇALIŞANI- HASTA İLİŞKİLERİ VE SAĞLIKTA

ŞİDDET ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

1

Sinan Acar2

Özet

Bu çalışmada neo-liberal dönüşüm süreciyle birlikte kamu sağlık hizmet alanlarında ortaya çıkan değişim süreçlerinin hasta-sağlık çalışanı ilişkileri alanında ne gibi değişimler ortaya çıkardığı konusunun anlaşılmasına çalışılmıştır. Bu kapsamda 3.

basamak kamu sağlık kurumu niteliği taşıyan Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hizmet alımı yoluyla çalışan sağlık çalışanlarıyla anket ve derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, sağlıkta dönüşüm süreciyle birlikte sağlık çalışanı hasta ilişkilerinde var olan paternal yapının güç kaybetmeye başladığı, karşılıklı ve ticari kaygı temelli ilişki biçimlerinin bu alana yerleşmeye başladığı görülmüştür.

Diğer yandan değişen sağlık çalışanı–hasta ilişkilerinin bir sonucu olarak görünürlüğü artan sağlıkta şiddet konusunun da sağlıkta dönüşüm süreciyle birlikte ortaya çıkan yapılarla yakından ilişkili bir mahiyet taşıdığı söylenebilir.

Anahtar Kelimeler: Sağlıkta Dönüşüm Programı, Sağlık Çalışanı-Hasta İlişkileri, Sağlıkta Şiddet

1. Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Sağlık Çalışanı- Hasta İlişkilerinin Değişimi 1980’li yıllardan itibaren IMF ve Dünya Bankası’nın öncülüğünde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kamu sağlık hizmetleri alanlarında büyük dönüşümler ortaya çıkmıştır (Güzelsarı, 2003: s.128). Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sağlık sistemlerinin bu dönemlerde girdikleri krizden çıkışı noktasında, ortaya çıkan reform ‘salgını’ olarak

1 Bu çalışmada, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda Prof. Dr.

Nadir Suğur danışmanlığında tamamlanan” Sağlıkta Dönüşüm ve Yeni İstihdam Biçimleri: Taşeron Sağlık Çalışanları Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme” başlıklı doktora tezinin verilerinden yararlanılmıştır.

2 Dr., Bartın Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü, [email protected]

(20)

20

nitelenebilecek sağlık reformları temelde devletin sağlık alanındaki görev ve sorumluluklarını yeniden düzenleyen ve sınırlayan bir nitelikte olmuştur (Ağartan, 2007:

s.37-38). 2000’li yıllara gelindiğinde Türkiye’de sağlık sisteminin hem devletin ve kurumların sınırlı kaynakları ve örgütsüzlüğü, hem sigorta kapsamında olmadığı için sağlık hizmetlerine ulaşamayan geniş bir kitlenin mevcudiyeti (toplam nüfusun %30’u), hem de organizasyon ve kullanıcıların algılayış sorunlarından kaynaklı sağlık alanının büyük bir kriz içerisinde olduğu söylenebilir (Keyder, 2007: s.21-22). Sağlık sisteminin içinde olduğu bu kriz hali, sistemin neo-liberal ilkelere dayalı olarak yeniden yapılandırılmasının temel dayanak noktalarından birini oluşturmuş ve 2003 yılında uygulama alanına giren Sağlıkta Dönüşüm Programıyla da sürecin önemli bir aşamasına geçilmiştir.

Sağlıkta dönüşüm sürecinin uygulamaya girmesiyle birlikte önceki dönemlere kıyasla sağlık hizmetlerine ulaşımın kolaylaştığı ve buna bağlı olarak sağlık hizmetlerinden faydalanan kesimlerin memnuniyet düzeylerinin önemli oranda arttığı bir dönem ortaya çıkmıştır (Kasapoğlu, s.2016; Kol, s.2014). Diğer yandan dönüşüm süreciyle birlikte performansa dayalı hizmet üretimine geçilmesine bağlı olarak hekimlerin daha çok puan/para getiren cerrahi işlem ve ameliyatlara yöneldikleri, esnek istihdam biçimlerinin sağlık alanına yerleştiği, sağlık çalışanlarının yoğun iş yükü, ölümcül hastalara bakım verme, çalışma sürelerinin uzunluğu, hasta ve yakınlarına duygusal destek verme zorunluluğu gibi sağlık hizmetlerindeki finansal ve insan kaynakları noktasındaki eksikliklerle baş ederek hizmet üretmeye çalıştıkları bir yapı ortaya çıkmıştır (Elbek &

Adaş, 2009: s.41; Elbek, 2012: s.61). Sağlık hizmetlerinde ortaya çıkan dönüşüm sürecinin bu noktada sağlık çalışanı ve hasta ilişkileri alanını da köklü bir dönüşüm sürecine uğrattığı söylenebilir.

Sağlık çalışanı3-hasta ilişkilerinin sosyolojik teoride üzerinde önemli bir taşıdığı söylenebilir. Yapısal-işlevsel teorinin öncülerinden T. Parsons tıp alanının kapitalist piyasa ilişkilerin dışında, özgeci ve etiğe dayalı bir yapıda işlediğini ve doktor- hasta

3 Çalışmamızda örneklem grubunu her ne kadar doktorlar oluşturmasa da ilgili alan yazınında sağlık çalışanı-hasta ilişkileri konusunun ağırlıklı olarak doktorlar üzerinden açıklanmaya çalışıldığı bir yapının olduğu söylenebilir.

(21)

21

ilişkileri bağlamında ise süreçleri ağırlıklı olarak doktorların belirlediği paternalist bir ilişki biçiminin geçerli olduğunu öne sürmüştür (Turner. 2011: s.51; Gönç-Şavran, 2011:

s.159). Szasz ve Hollender (1956: s.586) ise doktor-hasta ilişkilerinde aktiflik-pasiflik, rehberlik-iş birliği ve karşılıklı katılım şeklinde üç temel modelin geçerli olduğunu belirtmişlerdir. Stewart ve Roter (1989) ise doktor ve hasta ilişkilerinde süreci kontrol etme düzeylerine bağlı olarak başlıca; paternal ilişki, kaçınma, karşılıklı ilişki ve ticari kaygı temelli ilişki olmak üzere 4 temel ilişki türünün olduğunu belirtmektedirler.

Doktor- hasta ilişkileri bağlamında ortaya çıkan başlıca ilişki biçimlerinin neo-liberal döneme kadar ağırlıklı olarak paternal bir ilişki biçimi şeklinde ortaya çıktığı ve bu süreçlerde ağırlıklı olarak doktorların süreci belirlediği bir yapının olduğu söylenebilir.

Neo-liberal dönüşüm süreciyle birlikte doktor- hasta ilişkileri bağlamında paternal ilişki biçimlerinin zayıflamaya başladığı ve bu süreçlerde başlıca karşılıklı ilişki ve ticari kaygı temelli ilişkilerin de güçlü olmaya başladığı bir yapının ortaya çıktığı söylenebilir.

2.Yöntem

Çalışma temelde nicel ve nitel araştırma tekniklerinin kullanıldığı karma yönteme dayalı olarak yürütülmüştür (Yıldırım & Şimşek, 2016). Araştırma evrenini 3. basamak sağlık kurumu niteliği taşıyan Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde hizmet alımı yoluyla istihdam edilen ve direkt sağlık hizmeti sunan ebe, hemşire, sağlık memuru, sağlık/teknisyeni/ teknikeri, biyolog ve kimyagerlerden oluşan çalışan grubu oluşturmaktadır. Araştırma evren ve örneklem grubunun seçiminde kurumun 3. basamak sağlık kurumu olması ve çalışmanın yürütülmesi noktasında evrenin daha elverişli bir özellikte olması etkili olmuştur. Bu kapsamda gerekli etik ve yasal izinler alındıktan sonra araştırma evrenini oluşturan 150 kişilik çalışan grubundan 120 kişiye anket uygulanmış ve 17 çalışan ile de derinlemesine görüşmeler4 gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yapılan anketler SPSS programı aracılığıyla, derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler ise çözümlenerek içerik analizine dayalı olarak sınıflandırılmıştır. Çalışanların demografik verileri noktasında örneklem grubunun %62,5’inin kadın, %37,5’inin erkeklerden oluştuğu, yaş aralığı bakımından ağırlıklı olarak 18-29 yaş arasında, eğitim

4 Derinlemesine görüşme yapılan kişilerin gerçek kimlik bilgileri kullanılmamış olup kişilere sahte isimler verilmiştir.

(22)

22

düzeyleri noktasında çalışanların büyük bir kısmının (%78) ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim düzeyine sahip olduğu söylenebilir. Çalışanların kurumda hizmet alımı yoluyla istihdam edilmelerinden dolayı asgari ücrete yakın5 (%15 fazlası) bir ücret aldıkları söylenebilir.

3.Bulgular ve Tartışma

Çalışmanın bu kısmında sağlıkta dönüşüm süreciyle birlikte sağlık çalışanı-hasta ilişkileri alanında ortaya çıkan değişimler belirli başlıklar altında ve alandan elde verilerle ele alınarak ortaya konulmaya çalışılacaktır.

• Performans Sistemine Bağlı Artan İş Yoğunlukları

Sağlıkta dönüşüm süreciyle birlikte sağlık çalışanlarının çalışma koşulları üzerine yapılan farklı çalışmalarda çalışanların başlıca artan iş yükü, çalışma koşullarının ağırlaşması gibi problemlerle karşılaştıkları görülmüştür (Elbek, 2009; Harmancı, 2010: s.105-6). Aynı şekilde sağlık çalışanlarının dönüşüm süreciyle birlikte uygulanmaya başlanan performans sisteminin gereksiz tahlil, tedavi, girişimlere imkân sunması noktasında, suistimale açık bir tarafı olduğunu düşündükleri görülmüştür (Cevahir, 2013: s.228;

Kablay, 2014: s.108). Araştırmamızdaki sağlık çalışanlarının bu noktada yukarıdaki çalışanlarla benzer bir düşünce oldukları ve sürece oldukça eleştirel yaklaştıkları söylenebilir.

“Bizde de emin olun anjiyo olarak devam ediyor, bazı doktorlarımız ciddi anlamda performans işini o kadar çok önemsiyorlar ki. Planlı anjiyolar sebepsiz bir şekilde 5’ten sonrasına kalıyor” (Ayşe, 30, Lisans, Hemşire).

“Performans sistemi kaldırılsın kesinlikle, çünkü ticarethane mantığından bu şekilde çıkılır” (Necla, 33, Lisans, Ebe).

5 Ocak 2019 tarihi itibariyle bekâr olan bir çalışan için asgari ücret net 2.020,40 TL’dir.

(23)

23

“Eskiden bir röntgenle yetinirken, şimdi aynı hastaya tomografi, MR vs çekimler isteniyor” (Mehmet, 24, Ön Lisans, Radyoloji Teknikeri).

• “Hasta Her Durumda Haklıdır” Anlayışının Varlığı

Sağlıkta dönüşüm süreciyle birlikte hastaların potansiyel müşteriler haline geldiği, hasta memnuniyet ve şikâyet sistemlerinin denetim süreçlerinde önemli bir baskı unsuru haline geldiği söylenebilir (Bolton, 2002: 129). Çalışanlar, hasta hakları kavramının gerek hastane yönetimi gerekse de hasta/hasta yakınları tarafından suiistimal edilen bir yönünün olduğunu belirtmişlerdir.

“Artık sağlık personelinin hiçbir söz hakkı yok. Her zaman hasta haklıdır diye bir şey var, o yüzden sağlıkta şiddet çok arttı” (Nil, 22, Ön Lisans, Hemşire).

“Hasta yakını yoğun bakıma girmeye çalışıyor. Beş dakika görmeye hakları var yakınlarının, ama bıraktığın zaman sülalesi girmeye çalışıyor.

Engellediğin zaman da yönetime şikâyet ediyorlar, yönetime kural bu diyorsun, yönetim burası ticarethane arkadaşım hasta yakınlarına iyi davran diyor, öyle mi tamam” (Çiğdem, 29, Lisans, Hemşire).

Hasta her durumda haklıdır anlayışının bir sonucu olarak hasta/hasta yakınlarının sağlık çalışanlarıyla kurdukları ilişkilerde büyük değişimlerin ortaya çıktığı söylenebilir.

“Doktorlar için bize bağırıp çağıran, doktor niye gelmiyor diyen hasta-hasta yakınları doktor gelince gayet mülayim sessiz, hocam diyorlar ön ilikliyorlar yani” (Fethiye, 21, Lise, Hemşire).

“Bir hasta yakını veya hasta eskiden bir hemşireye ya da doktora asla sesini yükseltemezdi, ama şu anda odaya girdiğimizde toplanmıyorlar bile” (Nil, 22, Ön Lisans, Hemşire).

• Güvenlik Açığı ve Şiddet

Sağlıkta dönüşüm süreciyle birlikte sağlıkta şiddet olgusunun daha da görünür bir hale geldiği söylenebilir (Yıldız & Kaya, 2009; Annagür, 2010; Kablay, 2013; Sağlık-Sen,

(24)

24

2013: 32). Araştırma grubunda yer alan çalışanların sağlıkta dönüşüm süreciyle birlikte şiddet olaylarının görünürlüğünün arttığı ve hastanelerin tehlikeli yerler haline geldiğini düşündükleri söylenebilir.

“Ya millet X-Ray’in etrafında dolaşıyor, güvenlik orada oturuyor sadece”

(Necla, 33, Lisans, Ebe.)

“Burada da çok hırsızlık oluyor, mesela hastanın odasına girip telefonunu alıyorlar” (Sevim, 22, Lise, Hemşire).

“Tinerci gelmişti iki tane genç çocuk, kan tüpü istediler, saat gece on iki falandı. Vermiyor musun dediler, vermiyorum dedim, geldi çakmağı yüzüme doğru yaktı” (Emine, 23, Lise, Hemşire).

Sağlık çalışanlarının karşılaştığı şiddet olaylarının bir türünün de çalışanın çalışan uyguladığı fiziksel, sözel ya da psikolojik şiddet türü olduğu söylenebilir. Araştırmaya katılan çalışanlar kendilerinin taşeron personeli olmalarından kaynaklı yaşadıkları ayrımcılık süreçlerinin kimi durumlarda şiddete varan sonuçları olduklarını belirtmişlerdir.

“Bir arkadaşa geçen gün burada, bir hasta yakını ben sağlık memuruyum deyip darp etti.” (Nil, 22, Ön Lisans, Hemşire).

“Bizim servisler var, onlara bindiğinde şey sıkıntısı oluyormuş, taşeron oturmasın, taşeron ayakta beklesin, kadrolu otursun” (Erhan, 22, Ön Lisans, Hemşire).

Sağlıkta şiddet konusundaki yukarıdaki çalışanlarla benzer düşünce içerisinde olan ancak sürece öz eleştirel de bakan bir çalışanın sürece dair deneyim ve düşünceleri, sağlıkta şiddet konusunun iki taraflıdüşünülmesi gereken bir nitelik taşıdığını göstermektedir.

“Kardeşim şiddet nasıl olur, hastayla ilgilenmez, doktor ne bileyim gereksiz istemlerde bulunur, hasta gelmişse sen bekliyorsan, oturup çayını içiyorsan o sorun olabilir” (Ali, 32, Lise, Radyoloji Teknisyeni).

(25)

25

Duygusal Emeğin Artan Görünürlüğü

Sağlıkta dönüşüm süreciyle birlikte çalışanların müşteri taleplerine daha duyarlı olmaya başladığı, hızlıca yanıt verdiği, rekabette öne geçme, müşteri memnuniyetini sağlama noktasında daha fazla duygusal emek6 harcadıkları söylenebilir (Kaya & Tekin, 2013:

111). Sağlık çalışanlarının harcadıkları duygusal emek düzeylerinin bu dönemlerle birlikte artmasının hasta-hasta yakınlarının memnuniyet düzeylerini arttırdığını ve sağlık çalışanı- hasta ilişkilerini dönüştürdüğünü söylemek mümkündür.

“Hastalar bize, şimdiki hemşireler iletişim yönünden çok iyiler, hastalara davranışları çok değişti, eskisi gibi değiller bizi azarlamıyorlar gibi şeylerle geliyorlar” (Ayşe, 30, Lisans, Hemşire).

“Hastalar zaten çok fazla bir şey bekliyor senden, olman gerekenden fazlasını bekliyor” (Sultan, 21, Lise, Hemşire).

• Sağlıkta Okuryazarlığının Artması

Sağlık okuryazarlığı kavramı bireylerin sağlıklı olma durumları sağlama ve devam ettirme noktasında gerekli olan bilgiye erişme, anlama ve kullanma noktasında kişinin sahip olduğu bilişsel ve sosyal beceriler olarak tanımlanabilir.

(http://www.who.int/healthpromotion/conferences/7gchp/track2/en/).

“İnsanlarımızda bilinçli artık, köylü bir amca gelmiş ve bana şunu anlatıyor:

doktor benden tomografi istedi, tomografiye gittim ve çektim, hocaya göstereceğim, hoca baktı, bir de buna akciğer grafisi isteyelim. Ya dedim hocam bu röntgeni daha önceden isteseydiniz ya, insan önce röntgen ister”

(Murat, 28, Ön Lisans, Radyoloji Teknikeri).

6 Duygusal emek kavramı ilk olarak Sosyolog A.R. Hochschild tarafından 1983 yılında yayınlanan The Managed Heart: Commercializationof Human Feeling isimli kitabında, havayolu çalışanlarının fiziksel ve zihinsel uğraşları yanında duygusal olarak da çalışma süreçlerinde emek harcadıklarını öne sürmüştür.

Duygusal emek kavramı bu noktada arz ve talep yasalarına tabi olan ve kamusal olarak gözlemlenebilir bir yüz ve bedensel görüntü yaratma duygusunun yönetimine işaret eden bir emek türü olarak tanımlanabilir (Hochschild, 2012:19).

(26)

26

“Yurtdışından bazı hastalarımız geliyor, kolay kolay akciğer grafisi bile istemiyor oradaki doktorlar diyorlar. X ışını zararlı diyorlar bana ” (Murat, 28, Ön Lisans, Radyoloji Teknikeri).

“2017 yılındayız millet biraz bilinçlendi, bir şey olduğu zaman Google amca söylüyor hemen, diyor ki hangi hastane daha iyidir, şu daha iyidir bakıyorlar, adamlar araştırıyorlar ve ona göre geliyorlar” (Ali, 32, Lise, Radyoloji Teknisyeni).

Yukarıdaki alıntılardan açıkça görüleceği üzere hasta/hasta yakınlarının sağlık okuryazarlık düzeylerinin artmasına paralel, sağlık çalışanları ile hastalar arasında sorgulayıcı, eleştirel ve eşit bir ilişki biçimlerinin ortaya çıktığı söylenebilir.

Sonuç

Sağlıkta dönüşüm sürecinden önce sağlık sisteminin içerisine girdiği krizi aşamayan yapının dönüşüm süreciyle birlikte ortadan kalkması ve sağlık hizmetlerine ulaşımı kolaylaştırması, sağlık alanında uygulanan politikaların toplumun büyük bir kesimi tarafından desteklenmesine yol açmıştır (Çelikay ve Gümüş, 2011: s.69; Kol, 2014:

s.148). Dönüşüm süreciyle birlikte hasta- sağlık çalışanı ilişkilerinin paternal yapısının değiştiği, hastaların bu süreçler içerisinde daha aktif oldukları ve daha fazla hakka sahip oldukları bir yapı ortaya çıkmıştır. Diğer yandan dönüşüm süreciyle birlikte sağlık sisteminin temelde müşteri- satıcı, kâr/zarar anlayışına dayalı olarak dönüşmesi bu noktada hastalar ve sağlık çalışanları açısından çeşitli olumsuzlukları içerisinde barındıran bir yapıyı da ortaya çıkarmıştır. Bu olumsuzlukların en aza indirilmesi noktasında, sağlık hizmetlerinin kamusal bir bakış açısıyla yeniden yapılandırılarak, sistem içerisinde yer alan sağlık çalışanlarının ve sağlık hizmetlerinden faydalanan kesimlerinin hak ve ödevlerinin gözetildiği ve yasal olarak güvence altına alındığı bir yapının tesis edilmesi büyük bir öneme sahiptir.

Kaynakça

Ağartan, T. (2007). "Sağlıkta Reform Salgını". Ç. Keyder, & N. Ü. :vd. (Dü) içinde, Avrupa'da ve Türkiye'de Sağlık Politikaları, Reformlar, Sorunlar, Tartışmalar (s.

37-55). İstanbul: İletişim.

(27)

27

Annagür, B. (2010). "Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet: Risk Faktörleri, Etkileri, Değerlendirilmesi ve Önlenmesi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2(2), 161-173.

Bolton, S. C. (2002). "Consumer as king in the NHS". International Journal of Public Sector Management, 15(2), 129-139.

Cevahir, E. (2013). Türkiye'de Sağlık Sisteminin Dönüşümü: Toplumsal Yansıma Örnekleri. Marmara Üniversirtesi SBE. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ABD, Doktora Tezi.

Çelikay, F., ve Gümüş, E. (2011). "Sağlıkta Dönüşümün Amprik Analizi". Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 66(3), 55-92.

Elbek, O. (2012). " "Performans ve Hekimlik". A. Soyer (Dü.) içinde, Sağlığın Soyal Ekonomisi Hekim/Sağlıkçı Emek Tartışmaları (s. 52-72). İstanbul: Sorun Yayınları.

Elbek, O., ve Adaş, E. B. (2009). "Sağlıkta Dönüşüm: Eleştirel Bir Değerlendirme".

Türkiye Psikiyatri Derneği Bülteni, 33-45.

Gönç-Şavran, T. (2011). "Sağlık, Hastalık ve Toplum". İnsan ve Toplum (s. 152-187).

içinde Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.

Güzelsarı, S. (2003). "Küresel Kapitalizmin 'Anayasası' GATS". Praksis(9), 117-142.

Harmancı, A. K. (2010) Sağlık Hizmetlerinde Özelleştirme Uygulamaları ve Hemşirelerin Özelleştirme Uygulamalarına İlişkin Algıları, İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Yönetim Anabilim Dalı Hemşirelikte Yönetim Programı, Doktora Tezi

Hoshschild, A. R. (2012). The managed heart : commercialization of human feeling.

London, England: University of California Press, Ltd.

Kablay, S. (2013). "Sağlık Emekçilerinin Gözünden Hasta Hakları Uygulaması". İnsan Hakları Yıllığı, 31, 63-82.

Kablay, S. (2014). "Performansa Dayalı Döner Sermaye Primi Uygulaması ve Sağlık Çalışanlarına Etkisi". İş, Güç Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, 16(4), 85-110.

Kasapoğlu,A. (2016). "Türkiye'de Sağlık Hizmetlerinin Dönüşümü" Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 19 (2), 131-174

(28)

28

Kaya, E., & Tekin, A. (2013). " Duygusal Emek Kavramı Çerçevesinde Sağlıkta Yeniden Yapılanma". Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5(8), 110-119.

Keyder, Ç. (2007). "Giriş". Ç. Keyder, N. Üstündağ, & vd. (Dü) içinde, Avrupa'da ve Türkiye'de Sağlık Politikaları Reformlar, Sorunlar, Tartışmalar (s. 15-37).

İstanbul: İletişim.

Kol, E. (2014). Türkiye'de Sağlık Hizmetlerinde Yaşanan Dönüşüm: Eskişehir'de Alt Gelir Grupları Üzerine Bir İnceleme. Anadolu Üniversitesi SBE Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ABD Doktora Tezi.

Sağlık-Sen.(2013). Sağlık Çalışanları Şiddet Araştırması, Sağlıksen AR-GE Birimi SB. (2003). Sağlıkta Dönüşüm Programı. Ankara: Sağlık Bakanlığı.

Stewart, M., & Roter, D. (1989). Communication with Medical Patients. New York: Sage.

Szasz, T., & Hollender, M. (1956). "A contribution to the philosophy of medicine; the basic models of the doctor-patient relationship". AMA Archives of Internal Medicine, 97(5), 585-92.

Turner, B. (2011). Tıbbi Güç Ve Toplumsal Bilgi, Bursa, Sentez Yayıncılık

Yıldırım, A., Şimşek, H. (2016) Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri, Seçkin Yayınevi

Yıldız, A. N., & Kaya, M. (2009). "İşyerinde Şiddet". Toplum Hekimliği Bülteni, 28(3), 1-6.

http://www.who.int/healthpromotion/conferences/7gchp/track2/en/. (2017, 12 10).

(29)

29

VAN’DA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ AFETE KARŞI DAYANIKLILIĞI

Oya Açıkalın1 Fırat Aslangiri2

Özet

Katılımcılığa dayanan risk yönetimi yaklaşımı, afet öncesinde tehlikelerin kavranmasını, bunların yol açabileceği zararların hesaplanmasını ve azaltılmasını amaçlamaktadır. Bu yolla gerçekleştirilecek afete duyarlı ve dirençli-dayanıklı bir toplumun inşasında sivil toplum kuruluşlarına (STK) büyük sorumluluklar düşmektedir, çünkü depreme karşı direnç/dayanıklılık, ancak taban örgütlerinin kapasiteleri gelişmişse gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle depremler dolayısıyla afet riskleriyle yüz yüze olan Van’da 2011 depremlerinden bu yana sekiz yılda STK’ların dirençlilik yönünde kaydettikleri gelişmeler önem taşımaktadır. Bu konuyu ampirik bir nitel araştırmanın bulgularına dayanarak irdelerken, Van’daki STK’ların afete karşı farkındalıkları ve toplumsal direnci yükseltmeye katkıları ile kendi aralarında ve afetle ilgili diğer kuruluşlarla yürüttükleri iş birlikleri sorgulanmaktır. Araştırmanın verileri 2018-2019’da 19 STK’nın temsilcileriyle yapılan derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Bulgular, toplumun genelinde olduğu gibi STK’ların afete yönelik farkındalıklarının zayıflığına, kendilerini sorun giderecek güçte eyleyiciler olarak görmediklerine ve bu yönde bir değişimi teşvik eden bir sosyo-politik iklimin eksikliğine işaret etmektedir. Bu çalışma, Türkiye’de sivil toplumun kapasitesine ilişkin literatüre Van’ın yerel ortamından derlenmiş güncel verilerle katkıda bulunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Dayanıklılık, Dirençlilik, Sivil Toplum, Deprem, Van

1 Prof. Dr. Karamanoğlu Mehmetbey Ünv., Edebiyat Fk., Sosyoloji Bl., [email protected]

2 Karamanoğlu Mehmetbey Ünv., Edebiyat Fk., Sosyoloji ABD, [email protected]

(30)

30 1. Giriş

Toplumun sivilliği, kapitalist modernite kapsamında demokrasiler geliştikçe belirginleşmiştir, çünkü birey-vatandaşa ancak bu çerçevede bir varlık alanı doğmuştur (Tabakoğlu ve Serdar 2003; Laclau ve Mouffe 2008; Yentürk 2006). Böylece vatandaşlar akrabaları ve yönetenlerine bağlı olmadan diğer vatandaşlarla girdikleri ilişkilerini sistemli hale getirme (örgütlenme), bu sistematiğe katılanlara (üyelere) veya hedefledikleri farklı gruplara hizmet verme gibi konulara yönelebilmişlerdir. Sivil toplumda örgütlenen kuruluşların yalnız bir kısmı kamusal yararına adanmıştır; kendi üyelerinin çıkarlarını artırmayla uğraşan kitle örgütleri veya dernek, vakıf gibi yapılanmalar zaman zaman da kamu yararı güden işlerle uğraşırlar. Yardıma muhtaç olanlara yardım dağıtımından demokratik toplumun temelindeki hakların daha iyi uygulanmasını talep etmeye ve afet türü krizlerden toplumun daha dirençli şekilde çıkmasına destek olmaya kadar çok çeşitli konular kamusal yarar kapsamında düşünülebilir. STK’ların üyelerinin çıkarını aşan alanlarda iktidarı hedeflemeden kamu politikalarını ve uygulamalarını eleştirmeleri veya kırılgan grupları savunarak toplumsal yararı artırmaya yönelmeleri için toplumun tüm unsurlarını (başta devlet ve özel sektörü) zorlayabilecek düzeyde özerk olmaları (iktidar odaklarına mesafeli durabilmeleri) gerekir. Sivil alanı geniş olan toplumlarda yönetime/siyasete tabandan sürekli katılım, kaynaklara erişim, tartışma ve uzlaşma ile toplumsal kapasite geliştirme olanakları artar.

Ancak genel yönetim kültüründe yetki devri geleneği zayıf olan toplumsal sistemlerde yerel eyleyicilerin (aktör, fail) kendilerinden beklenen sorumlulukları yerine getirmelerine yarayacak bilgi, beceri ve deneyimleri (yani kapasiteleri) yeterince gelişmemektedir. Bunun tipik bir örneği 1999 Marmara depremlerinden sonra doğan krizin atlatılması sürecinde yaşanmıştır. Bu dönem konuya ilişkin üç boyut bakımından ilginçtir (Akşit vd. 2003; Kümbetoğlu 2006a, b; Toksoy 2006; Yarar 2006; Yucak 2004).

Birincisi toplum alanındaki geleneksel ağlar ve modern örgütlenmeler politika ve ekonomi alanlarındaki krizin aşılmasında kritik rol oynamışlardır. STK’ların

“kahramanca” bulunan bu çabaları hakkında kendilerinin yaptıkları değerlendirmeler, bir yandan iş görme ve iş birliği kapasitelerinin çok sınırlı olduğuna, bir yandan da tüm katılımcıların kapasitesinin gelişmesine katkıda bulunduğuna işaret etmektedir. İkinci önemli nokta sivil toplumun o dönemde merkezi ve yerel yönetimlerle ilişkisidir: Kısmen

(31)

31

krizin kısmen de konjonktürün etkisiyle kimi kolaylıklar yaşamış olmakla birlikte bu dönemde yönetimler krizi aştıklarında sivil toplum alanını yeniden kontrole yönelmişlerdir. Buna rağmen belli bir kapasiteye erişen eyleyiciler mücadelelerini sürdürerek toplum yararına çeşitli gelişmelere katkıda bulunmuşlardır. Üçüncü önemli nokta ise, kriz döneminde krizin atlatılması ve düzenin tekrar kurulması sürecinde öne çıkan aktörlerden (örneğin kadınlar) örgütsüz olanların kazanımlarının sürdürülebilirlik kazanmamış olmasıdır.

Böylece Türkiye’nin sivil toplum hayatında önemli bir kırılma noktasını oluşturan 1999 Marmara depremleri aynı zamanda tabandan örgütlenmelerin afet konusuyla yakından ilgilenmeye başlamasını temsil eder.

2011 Van depremleri ise afet örgütlenmesi açısından ikinci önemli “sıçrama” noktasını oluşturur (Açıkalın 2017a). Fakat bu sürecin kahramanı STK’lar değildir ve bunun nedeni bir kırılmadan çok “süreklilikle” ilgilidir. Süreklilikten kasıt, krizin aşılmasında ihtiyaç duyulduğu oranda sivil toplumun “boşlukları doldurmasına” izin verilmesidir. Depremin daha az etkili ve doğuda olması, 2011’in farklı politik konjonktürünün etkisi, politik aktörlerin (kamu yönetimlerinin) Marmara’dan edindikleri deneyimler gibi faktörler dolayısıyla Van’da sivil toplum destekleri devlet/hükümet kontrolü altında gerçekleşmiş, öne çıkan kuruluş AFAD olmuştur. Toplum ve kültür alanları yine ilk anda ve yaralar sarılırken politika ve ekonomi alanlarının dağınıklığını aşmalarında ve bireyleri korumada önemli roller üstlenmiş, ancak Marmara’daki gibi tabandan hareketlerin örgütlü mücadelelere dönüşmemesi, bir süre sonra her şeyin “eskisine” çok benzediği bir noktaya dönmesine yol açmıştır. Eskisine benzeyen veya belki daha da kötüleşen konulardan biri, Sendai Çerçevesi’nin (2015-2030) önemle üzerinde durduğu toplumsal kırılganlıkların (yani toplumsal eşitsizliklerin) artışıyla ilgilidir.

Bunun en çarpıcı örnekleri kentsel alanın kırılganlıkları (zarar görebilirliği) artırıcı yönde dönüşmüş olmasıdır (Bilik 2019). Mekânsal düzenlemeler kadar toplum, farkındalıklar ve örgütlü korunma çabaları bakımından da son derece zayıf kalmıştır (Açıkalın ve Aslangiri 2019a, b).

Dolayısıyla 2011 Van depremlerinin ardından ve özellikle Sendai Çerçevesi’nin (2015) kabulüyle Türkiye’nin afet yönetim literatüründe daha sık kullanılmaya başlanan

(32)

32

bütünlüklü bakış açısının uygulamalara sınırlı düzeyde yansıdığı, afet oluşmadan afeti düşünerek, afet anı ve sonrası için hazırlık yapma fikrinin daha derinlikli şekilde anlaşılmadığı, afete hazırlık yapmanın toplumun tabanda kapasite geliştirmesi olduğunun yeterince farkına varılmadığı gibi izlenimlerin sorgulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, “Van’da 2011 depremlerine kadar STK’larda kayda değer bir hazırlık yap(ıl)mamışken, son sekiz yılda herhangi bir adım atılmış mıdır ve atılmışsa bunun içeriği nedir?” soruları önem kazanmaktadır.

2. Yöntem

Bu çalışma Van’da çeşitli alanlarda faaliyet gösteren STK’ların 2019 yılı itibariyle afete karşı hazırlıkları olup olmadığını ve dayanıklılık düzeylerini anlamayı amaçlamaktadır.

Van Dernekler İl Müdürlüğü’nün kayıtlarına göre Van’da 2019 Haziran ayı itibariyle 13 ilçede 770 kuruluş bulunmakta ve bunlardan 527’si Van merkezde (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) faaliyet göstermektedir. Bu kuruluşların 180’i deprem öncesinde, 347’si ise deprem sonrasında kurulmuştur.

Bu araştırmada Erciş ve Çaldıran ilçeleri ile Van’ın kent merkezinde depremden önce kurulmuş olan 19 örgütle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bunların içinde üyelerinin çıkarlarını artırmayı hedefleyen yardım, meslek ve kitle örgütleri ile çevre, kadın ve engelli haklarını savunmayı önemseyen ve afetle ilgili (arama-kurtarma) örgütler de bulunmaktadır. Anlatım kolaylığı bakımından bunların hepsine burada STK denecektir. Yapılan amaçsal seçimde, kuruluş türü haricinde büyüklüğü, tabana yayılma becerisi ve üye özelliklerinin çeşitlenmesi gibi ölçütler de önemsenmiştir. Her örgütte bir temsilciyle yüze yüze derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Her katılımcının konu başlıklarını serbestçe tartışması sağlanmış, ardından veriler kaydedilip tematik şekilde sınıflanarak, kolektif düzeyde (kuruluşlar düzeyinde) analiz edilmiştir (Creswell, 2016;

Neuman, 2014).

Örgütlerin kapasitesini anlamak için öncelikle 2011 depremlerindeki deneyim hakkında bilgi alınmıştır. Bunun yanı sıra üye sayıları, finans kaynakları, etkinlikleri ve örgüt içi ve dışındaki dayanışmaları kaydedilmiştir. Depreme hazırlık adına üyelerine veya farklı gruplara yönelik bilgilendirme, deneyim kazandırma, ağlara katma ve diğer güçlendirme etkinliklerinin düzenlenip düzenlenmediği saptanmıştır.

Referanslar

Benzer Belgeler

✓ Kadınlar ve erkekler kendi gruplarını diğer gruptan daha olumlu algılamakta, ancak erkeklerin kadınlara göre kendi gruplarını, daha olumlu algıladıkları belirlenmiştir..

Pek çok gelişim sorunu da erkek çocukları arasında daha yaygındır: Konuşma ve dil bozuklukları, okuma güçlüğü, hiperaktivite, düşmanca davranma gibi davranış problemleri

Kadınların vücut imgelerinin erkeklerin vücut imgelerine göre daha olumsuz olduğu, vücut görünümünden ve özellikle de kilolarından daha az hoşnut oldukları bulunmuştur..

• Dünyada ve Türkiye'de iş saatleri ve iş yerleri çocuk sahibi kadınların çalışması için elverişli yerler olarak tasarlanmadığından, onların çocuklarını

Kadınların iş yaşamında yaşadıkları örgütsel etmenlerden kaynaklı sorunlar, örgütlerin yapılarından kaynaklanmakta olup, genellikle kadın çalışanlarının

❖ Kadınlar daha çok ürünün kullanıcısı olarak gösterilirken, erkekler daha çok merkezi rolde ve daha otoriter olarak görülmektedir.. ❖ Kadınlar daha çok ev

“Sevginin Ritmi Müzik Grubu” üyesi öğrenciler en azından projeye katıldıktan sonra sosyal dışlanmışlık hissinden uzaklaştıklarını, “oturup-

“Halbuki insaflı hatta ilmî mantığa uygun olarak en az ilmî hipotezler kadar inanç esasına dayalı naslar da dikkate alındığı takdirde, hem bilimin