• Sonuç bulunamadı

Diyarbakır ili buğday ve pamuk ekim alanlarında sorun olan yabancı otlar ile üzerindeki fungal etmenlerin tespiti ve bio-etkinlik potansiyellerinin araştırılması

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Diyarbakır ili buğday ve pamuk ekim alanlarında sorun olan yabancı otlar ile üzerindeki fungal etmenlerin tespiti ve bio-etkinlik potansiyellerinin araştırılması"

Copied!
229
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

DĠYARBAKIR ĠLĠ BUĞDAY VE PAMUK EKĠM ALANLARINDA SORUN OLAN YABANCI

OTLAR ĠLE ÜZERĠNDEKĠ FUNGAL ETMENLERĠN TESPĠTĠ

VE BĠO-ETKĠNLĠK POTANSĠYELLERĠNĠN ARAġTIRILMASI

Cumali ÖZASLAN DOKTORA TEZĠ

BĠTKĠ KORUMA ANABĠLĠM DALI

OCAK–2011 KONYA Her Hakkı Saklıdır

(2)
(3)
(4)

iv

ÖZET DOKTORA TEZĠ

DĠYARBAKIR ĠLĠ BUĞDAY VE PAMUK EKĠM ALANLARINDA SORUN OLAN YABANCI OTLAR ĠLE ÜZERĠNDEKĠ FUNGAL ETMENLERĠN TESPĠTĠ VE BĠO-ETKĠNLĠK POTANSĠYELLERĠNĠN ARAġTIRILMASI

Cumali ÖZASLAN

Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bitki Koruma Anabilim Dalı

DanıĢman: Doç. Dr. Nuh BOYRAZ 2011, 218 Sayfa

Jüri

Doç. Dr. Nuh BOYRAZ Prof. Dr. Ahmet GÜNCAN

Prof. Dr. Y. Zekai KATIRCIOĞLU Doç. Dr. Yavuz BAĞCI

Yrd. Doç. Dr. Kubilay KurtuluĢ BAġTAġ

Bu çalıĢmada Diyarbakır ili buğday ve pamuk ekim alanlarında sorun oluĢturan yabancı ot türleri, bu yabancı ot türlerinin rastlanma sıklığı ve yoğunlukları, konukçuluk ettiği fungal mikroorganizmalar, bunların yaygınlık, görülme oranları ve bazılarının yabancı otların biyolojik mücadelesinde kullanılma olanakları araĢtırılmıĢtır. 2008 ve 2009 yıllarında yapılan arazi sürveyinde; buğday ekim alanlarında 174, pamuk ekim alanlarında 63 farklı yabancı ot türü tespit edilmiĢtir. Buğday ekim alanlarında il genelinde tarlaların % 50’sinden fazlasında rastlanan yabancı otlar 6 tanedir. Pamuk ekim alanlarında il genelinde tarlaların % 50’sinden fazlasında rastlanan yabancı otlar ise 7 tanedir. Buğday ekim alanlarında bulunan 63 farklı yabancı ot türü üzerinde 69, pamuk ekim alanlarında 19 farklı yabancı ot türü üzerinde 23 farklı fungal mikroorganizma saptanmıĢtır. Her iki kültür bitkisinde 10 yabancı ot türü, 10 tane de fungal mikroorganizma ortak olup, toplam 72 farklı tür yabancı ot üzerinde 82 farklı tür fungal mikroorganizma tespit edilmiĢtir. In vivo koĢullarda yapılan bio-etkinlik çalıĢmalarında 4 farklı yabancı ota karĢı 4 farklı fungal mikroorganizma kullanılmıĢ ve ümitvar sonuçlar alınmıĢtır.

ÇalıĢmalar esnasında çok sayıda pas, külleme ve mildiyö etmeni tespit edilmiĢ olup, bunlar arasında özellikle 3 tanesinin arazi koĢullarında konukçularının geliĢimini belli bir düzeyde baskı altında tuttuğu gözlenmiĢtir. Bu çalıĢma ile bulunan fungal mikroorganizmaların tamamı Diyarbakır için ilk kayıt olma özelliğinde iken, 15 fungal mikroorganizma Türkiye için ilk kayıt olarak tespit edilmiĢtir. Ayrıca, 13 farklı yabancı ot türünün 13 farklı mikroorganizma için yeni konukçu olduğu belirlenmiĢtir. Karacadağ bölgesinde yetiĢen ve soyu tükenmekte olan endemik bir mürdümük türü buğday tarlasında sadece bir lokasyonda tespit edilmiĢtir.

(5)

v

ABSTRACT

Phd Thesis

DETERMINATION OF WEED SPECIES CREATING PROBLEM IN COTTON AND WHEAT FIELDS OF DIYARBAKIR WITH FUNGAL FACTORS THEY

HOST AND RESEARCH ON THEIR BIO-ACTIVITY POTENTIALS

Cumali ÖZASLAN

THE GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCE OF SELÇUK UNIVERSITY THE DEGREE OF DOCTOR OF PHILOSOPHY

IN PLANT PROTECTION

Advisor: Assoc. Prof. Dr. Nuh BOYRAZ

2011, 218 Pages

Jury

Assoc. Prof. Dr. Nuh BOYRAZ Prof. Dr. Ahmet GÜNCAN

Prof. Dr. Y. Zekai KATIRCIOĞLU Assoc. Prof. Dr.Yavuz BAĞCI

Asst. Prof.Dr. Kubilay KurtuluĢ BAġTAġ

In this study, weed species on wheat and cotton cultivation lands of Diyarbakır, distribution and density of these weed species, fungal microorganisms that they host and their distribution and rates and their possibilities to be used in biological control of weeds were investigated. During the land surveys conducted in 2008 and 2009 years, on wheat cultivation areas 174, on cotton cultivation areas 63 different weed species were identified. On wheat cultivation areas, weeds found on more than 50% of the lands throughout the city are identified as 6 different species. On cotton cultivation areas, weeds found on more than 50% of the lands throughout the city are identified as 7 different species. 69 different fungal microorganisms on 63 different weeds on wheat cultivation area; on 19 different weeds on cotton cultivation area 23 different fungal microorganisms were identified. On two crop plants 10 weed species, 10 fungal microorganisms are commensal and totally 82 different species of fungal microorganism were identified over 72 different weed species. In bioactivity studies made under In vivo conditions, 4 different fungal microorganisms were used against 4 different weed species and promising results were obtained.

During the study, many factors of rust, powdery mildew and downy mildew were identifed and it was observed that especially 3 of them supressed the development of their host at some levels. All fungal microorganisms identified by this study have the feature of being the first registry samples for Diyarbakır region and 15 fungal microorganisms were identified as the first registry for our country. Besides, it was observed that 13 different weeds were new hosts for 13 different microorganisms. An endemic lathyrus species growing Karacadağ region and becoming extinct was identified in only one location on wheat land.

(6)

vi

ÖNSÖZ

Tarımsal üretimin ilk günlerinden beri sorun olarak karĢımıza çıkan yabancı otlar zamanımıza kadar önemini korumuĢtur. Dünyada ve ülkemizde yabancı otların kontrolü ile ilgili çok sayıda araĢtırmalar yapılmıĢ ve bu çalıĢmalar devam etmektedir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sulanabilir tarım alanlarının giderek artması sonucu ürün deseninde değiĢimler olmuĢ ve bu durum farklı bitki koruma sorunlarını ortaya çıkarmıĢtır. Bu sorunlar arasında önemli bir yeri olan yabancı otların yoğunluklarında da değiĢimler olabileceği bir gerçektir.

Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yoğun olarak tarımsal üretimin yapıldığı alanların baĢında gelmektedir. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)’nin tamamlanmasından sonra bu durumun katlanarak artacağı Ģüphesizdir. Yoğun tarımsal üretimin gerçekleĢtirildiği Güneydoğu Anadolu Bölgesi, tarımsal araĢtırmalar açısından çözülecek pek çok soruna sahip bölgelerden birisidir. Konuyu yabancı otlar açısından ele aldığımızda bölge çiftçisi yabancı ot türlerini henüz tanımamakta ve mücadelesini tam olarak yapamamaktadır. Sorun olan bu yabancı otlardan aĢırı kimyasal madde uygulaması ile kurtulmaya çalıĢmaktadır. Ancak kimyasalların yan etkilerinin herkes tarafından gayet iyi bilindiği günümüzde alternatif mücadele yöntemlerinin geliĢtirilmesi ve konunun üzerine gidilmesi Ģart olmuĢtur.

Açıklanan bu gerekçeler doğrultusunda yapılan bu çalıĢmada Diyarbakır ili buğday ve pamuk ekim alanlarındaki yabancı ot türlerini, konukçuluk ettiği fungal mikroorganizmaları ve biyolojik mücadelede kullanılma olanakları araĢtırılmıĢtır.

ÇalıĢmalarım süresince beni destekleyen ve yönlendiren tez danıĢman hocalarım Sayın Doç. Dr. Nuh BOYRAZ’ a ve Sayın Prof. Dr. Ahmet GÜNCAN’ a, ve her konuda yardımlarını esirgemeyen Tokat GaziosmanpaĢa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümünden Prof. Dr. Hüseyin ÖNEN’ e ve Prof. Dr. Ġzzet KADIOĞLU’ na, yabancı otların teĢhisinde bana yardımcı olan Dicle Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünden Prof. Dr. A. Selçuk ERTEKĠN’ e, fungal etmenlerin teĢhisinde yardımlarını esirgemeyen KırĢehir Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyet Fakültesi Biyoloji Bölümünden Prof. Dr. ElĢad HÜSEYĠN’ e, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümünden Prof. Dr. Abuzer SAĞIR’a ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Salih MADEN’e, Diyarbakır Zirai Mücadele AraĢtırma Enstitüsü Müdürlüğü Personeli Tekniker Sülayman UNCU ve Ziraat Mühendisi Atilla ÖCAL’a, çalıĢmalarım boyunca manevi desteği ile sürekli yanımda olan eĢim Zeynep ÖZASLAN’a, oğullarım Yusuf ve Ahmed Emin’e ve yardımlarını gördüğüm ve isimlerini burada zikredemediğim diğer tüm hocalarıma ve arkadaĢlarıma Ģükranlarımı sunarım.

Ayrıca Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünün tüm değerli personellerine ve çalıĢmalarıma destek veren BAP ve TAGEM’ e teĢekkür ederim.

Cumali ÖZASLAN KONYA–2011

(7)

vii ĠÇĠNDEKĠLER ÖZET ... iv ÖNSÖZ ... vi ĠÇĠNDEKĠLER ... vii SĠMGELER VE KISALTMALAR ... xi 1. GĠRĠġ ... 1 2. KAYNAK ARAġTIRMASI ... 4

2.1. Yabancı Ot Türleri Ġle Ġlgili ÇalıĢmalar ... 4

2.2. Funguslarla Ġlgili ÇalıĢmalar ... 6

3. MATERYAL VE METOT ... 17

3.1. Materyal ... 17

3.2. Metot ... 17

3.2.1. Sürvey ÇalıĢmaları ... 17

3.2.1.1. Yabancı ot sürveyi... 17

3.2.1.2. Yabancı otlarda fungal mikroorganizmaların tespiti, yaygınlık ve görülme oranları ... 20

3.2.2. Laboratuar ÇalıĢmaları ... 21

3.2.2.1. Fungal mikroorganizmaların izolasyonu, izolatların elde edilmesi ve teĢhisi ... 21

3.2.3. Fungal Mikroorganizmaların Biyolojik Mücadelede Kullanılma Olanaklarının AraĢtırılması ... 23

3.2.3.1. Bio etkinlik denemelerinde kullanmak üzere saksı topraklarının hazırlanması ... 23

4. ARAġTIRMA SONUÇLARI VE TARTIġMA ... 28

4.1. Sürvey Sonuçları ... 28

4.1.1. Buğday Ekim Alanlarında Saptanan Yabancı Ot Türleri, Rastlanma Sıklığı ve Yoğunlukları ... 28

4.1.2. Pamuk Ekim Alanlarında Saptanan Yabancı Ot Türleri, Rastlanma Sıklığı ve Yoğunlukları ... 53

4.1.3. Yabancı Ot Türleri Üzerinde Saptanan Fungal Mikroorganizmalar ... 71

4.2. Yabancı Ot Türleri ve Üzerindeki Fungal Patojenlerin Belirtileri ... 98

4.2.1. Avena sterilis L. (yabani yulaf) ve Üzerinde Saptanan Pyrenophora chaetomioides Speg. ... 98

4.2.2. Convolvulus arvensis L. (tarla sarmaĢığı) ve Üzerinde Saptanan Cercospora sorokinii Sacc. ... 100

4.2.3. Convolvulus arvensis L. (tarla sarmaĢığı) ve Üzerinde Saptanan Erysiphe convolvuli DC. ... 101

4.2.4. Artemisia vulgaris L. (yabanipelin) ve Üzerinde Saptanan Passalora ferruginea (Fuckel) U. Braun & Crous ... 102

(8)

viii

4.2.5. Datisca cannabina L. (yalancı kenevir) Üzerinde Saptanan Coleosporium datiscae Tranz. ... 103

4.2.6. Centaureae solsitialis L. (güneĢdikeni) Üzerinde Saptanan Hastalık Etmeni Ramularia centaureae Lindr. ... 104

4.2.7. Centaurea behen L. (bayırotu) ve Üzerinde Saptanan Cercospora centaurea Died ... 105

4.2.8. Verbascum sp. (sığırkuyruğu) ve Üzerinde Saptanan Ramularia variabilis Fuckel ... 106

4.2.9. Agrostemma githago L. (karamuk) ve Üzerinde Saptanan Peronospora agrostemmatis (Thüm.) Gäum. ... 107

4.2.10. Myagrum perfoliatum L. (gönül hardalı) ve Üzerinde Saptanan Peronospora parasitica (Pers.) Fr. ... 109

4.2.11. Vicia narbonensis L. (kocafiğ) ve Üzerinde Saptanan Peronospora

narbonensis Gäum. ... 110

4.2.12. Bromus sterilis L. (kısırbrom) ve Üzerinde Saptanan Puccinia bromina Eriks ... 111

4.2.13. Alopecurus myosuroides Huds. (tilkikuyruğu) ve Üzerinde Saptanan

Blumeria graminis (DC.) Speer ... 111

4.2.14. Serratula cerinthifolia (Sm.) Boiss. (hızar otu) Üzerinde Saptanan Puccinia calcitrapae Dc. var. calcitrapae Cummins ... 113

4.2.15. Malva sp. (ebegümeci) ve Üzerinde Saptanan Puccinia malvacearum Mont. ... 114

4.2.16. Alcea sp. (hatmi) ve Üzerinde Saptanan Puccinia malvacearum Mont. ... 115

4.2.17. Echinops orientalis Trautv. (topuz dikeni) ve Üzerinde Saptanan Puccinia calcitrapae Dc. var. calcitrapae Cummins ... 116

4.2.18. Notabasis syriaca (L.) Cass. (suriyedikeni) ve Üzerinde Saptanan Puccinia cirsii Lasch. ... 117

4.2.19. Carduus pycnocephalus L. (saka dikeni) ve Üzerinde Saptanan Puccinia sp. ... 118

4.2.20. Centaurea balsamita Lam. (peygamber çiçeği) Üzerinde Saptanan Puccinia montana Fuckel ... 119

4.2.21. Phragmites australis (Cav.) Trin (kamıĢ) ve Üzerinde Saptanan

Deightoniella arundinacea (Corda) Hughes ... 120

4.2.22. Phragmites australis (Cav.) Trin (kamıĢ) ve Üzerinde Saptanan Puccinia phragmitis (Schum) Koern. ... 120

4.2.23. Phragmites australis (Cav.) Trin (kamıĢ) ve Üzerinde Saptanan Scirrhia rimosa (Alp. & Schwein.) Fuckel (=Hadrotrichum phragmitis Fuckel) ... 121

4.2.24. Falcaria vulgaris Bernh. (parmak otu) ve Üzerinde Saptanan Puccinia falcaria (Pers.) Fuckel ... 122

4.2.25. Xanthium strumarium L. (domuz pıtrağı) ve Üzerinde Saptanan Puccinia xanthii Schwein ... 124

4.2.26. Xanthium strumarium L. (domuz pıtrağı) ve Üzerinde Saptanan Erysiphe cichoracearum DC. ... 125

4.2.27. Crepis alpina L. (pis kokulu hindiba) ve Üzerinde Saptanan Puccinia crepidicola Syd. ... 126

4.2.28. Crepis alpina L. (piskokulu hindiba) ve Üzerinde Saptanan Erysiphe

cichoracearum DC. var. cichoracearum ... 127

4.2.29. Cephalaria syriaca (L.) Schrad. (pelemir) ve Üzerinde Saptanan

(9)

ix

4.2.30. Cephalaria syriaca (L.) Schrad. (pelemir) ve Üzerinde Saptanan

Sphaerotheca dipsacearum (Tul & Tul) Junell. ... 129

4.2.31. Euphorbia helioscopia L. (güneĢ sütleğeni) ve Üzerinde Saptanan

Melampsora gelmii Bress. ... 130

4.2.32. Euphorbia sp. (sütleğen) ve Üzerinde Saptanan Uromyces haussknechtii Tranz. ... 132

4.2.33. Euphorbia sp. (sütleğen) ve Üzerinde Saptanan Melampsora gelmii Bress. ... 132

4.2.34. Euphorbia orientalis L. (doğu sütleğeni) ve Üzerinde Saptanan Melampsora gelmii Bress. ... 133

4.2.35. Geranium dissectum L. (turnagagası) ve Üzerinde Saptanan Coleroa circinans (Fr.) G. Winter ... 134

4.2.36. Plantago lanceolata L. (daryapraklı sinirotu) ve Üzerinde Saptanan

Cercospora plantaginis Sacc. ... 135

4.2.37. Lisaea strigosa (Banks and Sol.) Eig. (testere diĢli pıtrak) ve Üzerinde Saptanan Cladosporium epiphyllum (Pers.) Nees ... 136

4.2.38. Cardaria draba (L.) Desv. (kırteresi) ve Üzerinde Saptanan Puccinia isiacae Winter in Kuntze ... 137

4.2.39. Chenopodium album L. (kazayağı) ve Üzerinde Saptanan Peronospora farinosa (Fr.) Fr. ... 138

4.2.40. Lallemantia iberica (Bieb.) Fisch.&Mey. (iberya lalemantı) ve Üzerinde Saptanan Peronospora lallemantiae Kolymb. ... 139

4.2.41. Lactuca serriola L. (dikenli eĢekmarulu) Üzerinde Saptanan Puccinia dioicae var. opizii (Bubák) U. Braun ... 140

4.2.42. Epilobium parviflorum Schreber (küçükçiçekli yakıotu) ve Üzerinde

Saptanan Puccinia vagans (DC.) Arth. ... 141

4.2.43. Glycyrrhiza glabra L. (meyan) ve Üzerinde Saptanan Uromyces

glycyrrhizae (Rab.) Magn. ... 142

4.2.44. Sinapis arvensis L. (yabani hardal) ve Üzerinde Saptanan Erysiphe

cruciferarum Opiz Ex Junell ... 143

4.2.45. Aristolochia bottae Jaub. & Spach. (loğusa otu) ve Üzerinde Saptanan Puccinia aristolochiae (DC.) Winnt. ... 144

4.2.46. Rumex crispus L. (labada) ve Üzerinde Saptanan Uromyces

polygoni-avicularis (Pers.) P. Karsten ... 145

4.2.47. Rumex crispus L. (labada) ve Üzerinde Saptanan Ramularia pratensis Sacc. ... 146

4.2.48. Rumex crispus L. (labada) ve Üzerinde Saptanan Uromyces acetosae

Schroet. ... 147

4.2.49. Rumex crispus L. (labada) ve Üzerinde Saptanan Puccinia acetosae

(Schum.) Koern.’ nın Genel Özellikleri ... 148

4.2.50. Sorghum halepense (L.) Pers. (kanyaĢ) ve Üzerinde Saptanan Sporisorium cruentum (J.G. Kühn) Vánky (=Sphacelotheca holci Jacks.) ... 149

4.2.51. Sorghum halepense (L.) Pers. (kanyaĢ) ve Üzerinde Saptanan Sphacelotheca reiliana (J.G. Kühn) G.P. Clinton ... 150

4.2.52. Cynodon dactylon (L.) Pers. (köpek diĢi ayrığı) ve Üzerinde Saptanan Ustilago cynodontis (Pass.) Henn. ... 151

4.2.53. Papaver macrostomum Boiss & Huet. ex Boiss (gelincik) ve Üzerinde Saptanan Peronospora arborescens (Berk.) De Bary ... 152

4.2.54. Papaver macrostomum Boiss & Huet. ex Boiss (gelincik) ve Üzerinde Saptanan Epicoccum herbarum Corda ... 153

(10)

x

4.2.55. Sanguisorba minör Scop. (küçük çayır düğmesi) ve Üzerinde Saptanan

Sphaerotheca ferruginea (Schlecht: Fr.) Junell ... 154

4.2.56. Gundelia tournefortii L. (kenger) ve Üzerinde Saptanan Leveillula taurica (Lev.) Arnaud ... 155

4.2.57. Eryngium campestre L. (boğa dikeni) ve Üzerinde Saptanan Leveillula taurica (Lev.) Arnaud ... 156

4.2.58. Vicia sativa L. (yabanifiğ) ve Üzerinde Saptanan Alternaria alternata (Fr.) Keissler ... 157

4.2.59. Amaranthus retroflexus L. (horozibiği) ve Üzerinde Saptanan Albugo bliti (Biv: Bern.) Kunze ... 158

4.2.60. Neslia apiculata Fisch. (trakya hardalı) ve Üzerinde Saptanan Albugo candida (Pers.) Kuntze ... 159

4.2.61. Portulaca oleracea L. (semizotu) ve Üzerinde Saptanan Albugo candida (Pers.) Kuntze ... 160

4.2.62. Sonchus sp. (eĢek marulu) ve Üzerinde Saptanan Erysiphe cichoracearum DC. var. cichoracearum ... 161

4.2.63. Taraxacum officinale L. (aslan diĢi) ve Üzerinde Saptanan Puccinia hieracii (Röhl) H. Mart. ... 162

4.2.64. Lamium amplexicaule L. (ballıbaba) ve Üzerinde Saptanan Peronospora lamii A. Praum. ... 163

4.2.65. Mentha sp. (yabani nane) ve Üzerinde Saptanan Puccinia menthae Pers. 164 4.2.66. Hordeum murinum L. (duvar arpası) ve Üzerinde Saptanan Puccinia sp. 165 4.3. Ġlk Kayıt Olarak Tespit Edilen Fungal Mikroorganizmalar ve Yeni Konukçu Yabancı Otlar ... 168

4.4. Bio-Etkinlik Denemeleri ... 170

5. SONUÇLAR VE ÖNERĠLER ... 182

5.1. Sürvey Sonuçları ... 183

5.2. Yabancı Ot Türleri Üzerinde Saptanan Fungal Mikroorganizmalar ve Etkinlik Denemesi ... 183

KAYNAKLAR ... 186

EKLER ... 195

EK–1. Kayıtlı olan bioherbisitler ve 2008 kasım ayına göre durumları* ... 196

EK–2. PCNB’li besi ortamının içeriği ve oranları; ... 197

EK–3. Sürvey yapılan ekim alanlarının ilçelere göre GPS koordinatları ... 198

EK–4. Diyarbakır ilinde buğday ve pamuk ekim alanlarında bulunan bazı yabancı otlar ... 200

EK–5. Tespit edilen bazı fungal organizmaların izolat ve sporları ... 212

EK–6. Diyarbakır il merkezi uzun yıllar ve 2008 yılına ait meteorolojik değerler* .... 216

EK–7. Diyarbakır il merkezi uzun yıllar ve 2009 yılına ait meteorolojik değerler* .... 217

(11)

xi SĠMGELER VE KISALTMALAR Simgeler g: gram lt: litre Kısaltmalar

F.Y.O: Fungal mikroorganizmaların % yaygınlık oranı F.G.O: Fungal mikroorganizmaların % görülme oranı PCNB: Pentachloronitrobenzene,

(12)

1. GĠRĠġ

Dünyadaki hızlı nüfus artıĢı insanların gıda maddelerine olan taleplerini de beraberinde getirmektedir. Bu talepleri karĢılayan değiĢik tarım sistemlerinin uygulandığı tarım alanlarından elde edilen ürünün miktarını ve kalitesini etkileyen pek çok sorunla karĢılaĢılmaktadır. Bitki koruma sorunları bunların baĢında gelmektedir.

Ġnsanların yetiĢmesini istemediği, yarardan çok zararları olan bitkiler olarak tanımlanan yabancı otlar, kültür bitkilerinde doğrudan veya dolaylı yoldan zarara neden olan bitki koruma problemlerinin baĢında yer almaktadırlar. Tarım alanlarında yabancı otlar kültür bitkileri ile besin maddeleri, su ve ıĢık gibi nedenlerle rekabete girerler. Kültür bitkilerinde zarara yol açan pek çok hastalık etmeni ve böceklere konukçuluk ederler (Güncan, 2006; Özer ve ark., 2001; Tepe, 1997).

Bitkisel üretimde tatmin edici ürün alabilmek için mutlaka yabancı ot mücadelesi yapılmalı ve kültür bitkisinin zarar görmesini önlemek için yabancı ot yoğunluğunun kontrol altında tutulması gerekmektedir.

Son yıllarda büyük aĢamalar kaydederek bugünkü duruma gelen günümüz zirai mücadele anlayıĢı, zararlı organizmalar belirlenmeden, mücadelenin yapılamayacağını kabul etmektedir. Ancak zararlı organizmaların sürekli takip altına alınması ve zamana bağlı olarak meydana gelen farklılıkların ortaya konması gerekmektedir.

Ülkemizde uzun yıllardır yabancı otlara karĢı uygulanan kontrol yöntemleri mekanik mücadele ve herbisit kullanımı dıĢına çıkamamıĢtır. Öyle ki bazı bölgelerimizde herbisit uygulamaksızın ürün yetiĢtirmek, üretici tarafından düĢünülmemektedir (Uygur, 2002). Bu nedenle de yabancı otlarla mücadelede herbisitler en etkili ve en hızlı çözüm yolu olarak düĢünülse de herbisit kullanımı ile her zaman istenen sonuçlar alınamamakta hatta büyük çevre sorunlarına neden olabilmektedir. Bilinçsizce kullanılan herbisitler yabancı otlarda dayanıklılık sorununu da ortaya çıkarmaktadır. Bu sebeple de her geçen gün artan çevre bilinci ve pestisitlerin insan sağlığına olan olumsuz etkilerinin bir sonucu olarak alternatif mücadele yöntemleri araĢtırılmaktadır (Önen, 2003).

Yabancı otlarla biyolojik mücadelede amaç, canlı organizmalar kullanılarak arzu edilmeyen bitkilerin çoğalma ve yayılmasını önlemek veya yoğunluğunu mücadele eĢiğinin altında tutmaktır. Yabancı otların yararlı yönlerini de unutmamak gerekir. Genel olarak hedef yabancı otların ekosistemlerinde dominant olarak tek baĢlarına ve yaygın olarak bulunmaları biyolojik mücadeleyi mümkün kılmaktadır.

(13)

Yabancı otları ana vatanlarında biyolojik mücadele yoluyla ortadan kaldırmak mümkün olamamaktadır. Zira bu yabancı otların o bölgede yoğunluğunu dengede tutan doğal düĢmanları vardır. Buna karĢın herhangi bir bölgeye sonradan bulaĢmıĢ olan yabancı otlara karĢı uygulanacak biyolojik mücadelenin baĢarı Ģansı, doğal düĢmanların çoğunlukla o bölgede bulunmaması nedeniyle çok daha yüksek olmaktadır. Sonradan bulaĢan yabancı otların mücadelesinde ana vatanından getirilen doğal düĢmanlar etkili bir Ģekilde kullanılabilmektedir (Güncan, 2001).

Yabancı otlar, tür ve genetik çeĢitlilik açısından coğrafik bölgelere ve kültür bitkisine, mevsime ve ekim tarihine bağlı olarak büyük çapta farklılık göstermektedir. (Johnson ve ark. 1997). Dolayısıyla farklı iklim koĢulları, konukçu bitkiler kadar patojenler açısından da zengin bir çeĢitliliğe neden olabilir. Örneğin, bu çeĢitliliğe bağlı olarakta Avrupa ülkelerinde Chondrilla juncea L. (akhindiba)’nın üzerinde patojen olarak bulunan pas etmeninin (Puccinia chondrillina Bubak and Syd.) birkaç ırkı bulunurken, ülkemizde çok sayıda ırkı tespit edilmiĢtir (ErciĢ, 1989; Hasan ve Ayres, 1990).

Bitki patojeni funguslarla yabancı otların biyolojik mücadelesi; bitki patojeni fungusun bir yabancı ot popülâsyonuna uygulanarak, yabancı otun zararını ekonomik zarar seviyesinin altına düĢürmesi veya yabancı ot popülâsyonunu baskı altında tutması Ģeklinde açıklanabilir. Bu amaçla geliĢtirilen preparatlar ise mikoherbisit olarak adlandırılmaktadır (Greaves, 1991). Mikoherbisit olarak kullanılan preparatların elde edilmesi sürecinde ilk aĢama fungal mikroorganizmaların tespit edilmesi ve bunların etkinliklerinin belirlenmesi çalıĢmalarını oluĢturmaktadır.

Yabancı ot mücadelesinde kullanılacak maddelerin üretiminin ve depolanmasının ucuz olması, kullanımının kolay olması, beklenen en yüksek etkiyi vermesi istenmektedir. Bu özelliklerin çoğu mikoherbisit olarak kullanılan bitki patojeni funguslarda mevcut olması da bunların kullanımını kolaylaĢtıran unsurlar arasında yer almaktadır (Templeton ve TeBeest, 1979).

Mikoherbisitlerin kullanımında iki ana strateji mevcuttur. Bunlardan birincisi klasik metot, ikincisi ise bio-herbisit metodudur. Her iki metot da günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Klasik metot kavramı, ekolojik bir yaklaĢım olup, bir fungusun küçük çapta çoğaltılması ve diğer bir bölgeye ithal edilerek salıverilmesi Ģeklinde açıklanabilir. Bu uygulamaya en çok bilinen bir örnek olarak P. chondrillina verilebilir. Bu fungus Güney Avrupa orjinli olup, Avustralya’ya götürülerek burada problem olan C. juncea mücadelesinde baĢarılı olarak kullanılmıĢtır. Son yıllarda aynı fungus

(14)

ABD’nin batı bölgelerinde C. juncea kontrolünde kullanılmaktadır. Diğer bir yöntem ise günümüzde ticari olarak hazırlanan bio-herbisitlerin kullanımıdır. Her iki yöntemde yapılan çalıĢmaların baĢlangıcı ise biyolojik aktiviteye sahip potansiyel fungal etmenlerin belirlenmesine dayanmaktadır. Dolayısıyla daha önce Türkiye de yabancı otların üzerindeki fungal etmenlerin tespiti ile ilgili bazı çalıĢmalar yapılmıĢ olsa da (Bremer ve ark., 1947; Göbelez, 1962; ErçiĢ ve Ġren, 1993; Bahçecioğlu ve IĢıloğlu, 1995; Tamer ve Altan, 1995; Uygur, 1997; Erper ve ark., 1997; Özrenk ve Tepe, 1999; Bahçecioğlu ve Gjærum, 2003; Sert ve Sümbül, 2003; Bahçecioğlu ve Yıldız 2005; Karamanlı, 2005; Bahçecioğlu ve ark., 2006; Tunalı ve ark., 2009; Erdoğdu ve ark., 2010) bu çalıĢma ülkemizde yapılan biyolojik mücadele çalıĢmalarına önemli katkı sağlayacaktır.

Ülkemiz biokontrol etmenleri açısından zengin bir potansiyele sahiptir. Ancak yapılan kaynak taramalarında bu konuda yapılan çalıĢmalar son derece sınırlıdır. Ayrıca Diyarbakır’da yabancı otlara karĢı fungusların mikoherbisidal özellikleri ile ilgili çalıĢılmanın bulunmaması nedeniyle ileride yapılabilecek çalıĢmalara kaynak oluĢturması bakımından önemlidir.

Bu çalıĢma ile yabancı otların biyolojik kontrolüne ön hazırlık yapmak amacıyla pamuk ve buğday ekim alanlarında sorun olan yabancı otların rastlanma sıklığı ve yoğunlukları belirlenmiĢtir. Bu yabancı otlar üzerindeki fungal organizmaların tespit edilmesi Diyarbakır için ilk olma özelliği taĢımaktadır. Yabancı otların ve yabancı otları hastalandıran fungal organizmaların tespit edilmesi Diyarbakır’da yabancı otlara karĢı yapılacak bilinçli mücadelenin temelini oluĢturacaktır. Aynı zamanda bu çalısma ileride yazılacak olan ülkemiz mikrofungus florası için de bir kaynak teĢkil edecektir. Ayrıca elde edilen sonuçlar Diyarbakır yabancı ot florası ve Türkiye mikoflorasına katkı sağlayacağı gibi araĢtırma ve uygulama kuruluĢlarındaki teknik elamanların bu yöndeki çalıĢmaları için de kendilerine ıĢık tutacak nitelikte olacaktır.

(15)

2. KAYNAK ARAġTIRMASI

2.1. Yabancı Ot Türleri Ġle Ġlgili ÇalıĢmalar

Ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde çeĢitli kültür bitkilerinde sorun olan yabancı otların rastlanma sıklığı ve yoğunluklarının tespiti amacıyla çeĢitli çalıĢmalar yapılmıĢ ve ilginç sonuçlar elde edilmiĢtir.

Nitekim Zel (1974), Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri hububat tarlalarındaki yabancı otları araĢtırmak amacıyla yaptığı sürvey çalıĢmasında 360’ın üzerinde yabancı ot türü tespit etmiĢtir. Bunlardan 50’den fazlasının bu bölgelerin önemli hububat yabancı otları oldukları sonucuna varmıĢtır.

Uzun ve Nemli (1985), Güneydoğu Anadolu Bölgesi çeltik ekim alanlarında yaptıkları çalıĢmada Echinochloa crus-galli (L.) Beauv., Echinochloa macrocarpa Vasing., Echinochloa oryzicola Vasing., Echinochloa colonum (L.) Link., Cyperus fuscus L., Cyperus difformis L. Yabancı ot türlerini saptamıĢlar.

Uzun (1988), Güney Doğu Anadolu Bölgesi mercimek alanlarındaki yabancı otları araĢtırmak amacıyla yaptığı çalıĢmada Galium tricorne, Avena sterilis, Scandix pecten-veneris, Lathyrus spp., Ranunculus arvensis, Geranium tuberosum, Turgenia latifolia, Cephalaria syriaca, Isatis tinctoria’ yı en yaygın yabancı otlar olarak tespit etmiĢtir.

Uludağ ve Katkat (1991), kanyaĢ (Sorghum halepense)’ın Güneydoğu Anadolu Bölgesi pamuk ekili alanlarda bulunan en önemli yabancı ot olduğunu belirtmiĢlerdir. Ayrıca, Güney Doğu Anadolu Bölgesi pamuk ekim alanlarındaki yabancı otların yayılıĢ alanlarının ve yoğunluklarının belirlenmesi üzerine yaptıkları çalıĢmayı ilk çapadan önce ve son çapadan sonra gerçekleĢtirmiĢlerdir. Yapılan sürveyden birinci dönemde 25 familya ya ait 74, ikinci dönemde 23 familya ya ait 64 yabancı ot türü tespit etmiĢlerdir. Birinci dönemde Sorghum halepense, Amaranthus spp. Cynodon dactylon, Xanthium strumarium, Solanum nigrum ve ikinci dönemde Sorghum halepense, Cynodon dactylon, Portulaca oleracea ve Convolvulus arvensis yoğunluk ve rastlanma sıklığı yönünden en önemli yabancı otlar olarak belirlemiĢlerdir.

Diğer taraftan aynı araĢtırıcılar 1993 yılında Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde meyve fidanlıklarında bulunan yabancı otlar ve yoğunluklarının belirlenmesi üzerine yaptıkları çalıĢmalarında Convolvulus arvensis (tarla sarmaĢığı), Cynodon dactylon

(16)

(köpekdiĢi ayrığı), Phragmites australis (adi kamıĢ) ve Sorghum halepense (kanyaĢ) yi önemli yabancı ot olarak tespit etmiĢtirler.

Johnson ve ark. (1997), yabancı otların tür ve genetik çeĢitlilik açısından coğrafik bölgelere ve kültür bitkisine, mevsime ve ekim tarihine bağlı olarak büyük çapta farklılık gösterebileceğini belirtmektedirler.

Uludağ ve Demir (1997), Güney Doğu Anadolu Bölgesi mercimek alanlarındaki parazit yabancı otları araĢtırmak amacıyla yaptıkları sürveyde; ġanlıurfa ve Mardin’in ova kısımlarını kapsayan alt bölgelerde ve Gaziantep’te canavar otu (Orabanche spp.) ile bulaĢık çok sayıda tarla gözlemlemiĢler. Bu gözlemlerde O. aegyptiaca’yı; Galium tricornutum Dandy., Capsella bursa-pastoris ve Lamium amplexicaule L.’nin köklerinde tespit etmiĢler. Aynı araĢtırıcılar Diyarbakır’ın Çınar ve Eğil ilçelerinde canavar otunu, Bismil ilçesinin Of köyünde mercimek tarlasında ise küskütü (Cuscuta sp.) yoğun olarak saptamıĢlardır.

Demir (2000), Diyarbakır ili nohut ekim alanlarında bulunan yabancı ot türlerinin belirlenmesi üzerine yaptığı sürvey çalıĢmasında 29 familyaya ait 21 adet dar yapraklı (Monocotyledonea), 112 adet geniĢ yapraklı (Dicotyledonea) yabancı ot türü tespit etmiĢtir. Bunlardan Cichorium intybus’u il genelinde önemli bulurken, Galium tricornutum, Sinapis arvensis, Avena sterilis, Convolvulus arvensis, Amaranthus albus, Vaccaria pyramidata, Euphorbia falcata, Euphorbia sp., Turgenia latifolia, Lolium persicum, Sorghum halepense, Phleum boiiseri yabancı otlarının ise lokal olarak önemli olduğunu belirtmiĢtir.

Bükün ve Uygur (2004), Güneydoğu Anadolu bölgesinde düĢük oranlarda bulunan fener otu (Physalis spp.) türlerinin sulama suyu ve tohumluk ile günden güne yaygınlaĢtığını ve geniĢ alanlara yayıldığını bildirmiĢlerdir.

Tursun ve ark. (2004), KahramanmaraĢ ilinde pamuk ekim alanlarında yaptığı sürvey çalıĢmasında en önemli yabancı otun kanyaĢ (S. halepense) olduğunu belirtmektedirler.

(17)

2.2. Funguslarla Ġlgili ÇalıĢmalar

Daniel ve ark. (1973), mikoherbisitlerin suda ve toprakta kalıcılığının az olması, uygulandığı yabancı ota karĢı etkili olması, yabancı ot çıkıĢına bağlı olarak ikinci kez uygulama olanağının bulunması, geliĢtirildiği konukçuya özel olması ve kültür bitkisine zarar vermemesi gibi avantajları olmasına rağmen yine de herbisit pazarındaki gereken yerlerini alamadığını belirtmiĢlerdir.

Frick (1974), hem konukçularında genellikle etkin ve hemde konukçusunun veya konukçularının bulunduğu cinse genellikle özelleĢmiĢ olmaları sebebiyle yabancı otların biyolojik kontrolüne yönelik ayrıntılı çalıĢmaların pas hastalıkları üzerine yapılması gerektiğini belirtmiĢtir.

Julien ve ark. (1979), Xanthium strumarium (pıtrak) üzerine Puccinia xanthii’nin etkinliğini araĢtırmıĢlardır. ÇalıĢmalarında yabancı otları 4 yapraklı dönemde iken patojen ile bir kez, yabancı otlar 4 yapraklı dönemin baĢında iken 2 hafta aralıklarla 7 kez inokule etmiĢlerdir. Kontrol olarak da sürekli fungusit uygulaması yapmıĢlardır. ÇalıĢmaların sonunda etmeni etkin bulmuĢlar ve tohum üretiminin % 59 oranında azaldığını görmüĢlerdir. Ancak tohumların % çimlenme oranında bir değiĢiklik olmamıĢtır. Buda etkin kontrolün tarlada yabancı ot küçük dönemde iken olabileceğini düĢündürmüĢtür.

Templeton ve TeBeest (1979), yaptıkları çalıĢmada, bir antroknoz fungusu olan Colletotrichum gloeosporioides f. sp. aeschynomene’nin, uygulandığı Aeschynomene virginica (L.) B.S.P.’ (sulak korungası) nin yaprak, gövde, tohum kapsülü ve tohumunu enfekte ettiğini, uygulamadan sonra sporun çimlenip 24 saat içerisinde epidermis dokusuna girdiğini, doku içerisinde fungusun misellerinin geliĢerek uygulamadan sonraki 4-6 hafta içerisinde de yabancı otun ölümüne neden olduğunu tespit etmiĢlerdir. BaĢka bir çalıĢmada ise kök ve gövde çürüklüğünü teĢvik eden Phytophthora palmivora Butler.’yı Morrenia odorata Lindl.’nın kök boğazından inokule etmiĢler ve genç bitkilerin bir hafta içerisinde, yaĢlı bitkilerin ise 4-6 hafta içinde etkilenerek öldüğünü tespit etmiĢlerdir.

Brosten ve Sands (1986), yaptıkları çalıĢmada Cirsium arvense’nin biyolojik kontrolünde Sclerotinia sclerotiorum’un tarla uygulamalarındaki etkinliğini ortaya koymuĢtur. Solgunluk, sürgün ve kök ölümlerine neden olan patojenin % 20 ile % 80 arasında yabancı otun sürgünlerini öldürdüklerini bildirmiĢlerdir. Takip eden yılda da C. arvense popülasyonunun azalması etmenin potansiyelliğini göstermiĢtir.

(18)

Duke (1986), herbisit olarak kullanılan ve mikroorganizmalar tarafından üretilen fitotoksinlerle ilgili derlemesinde toksinleri sınıflandırmıĢ ve bu toksinlerin etki mekanizması ile ilgili bilgiler vermiĢtir. Konukçuya özel fungal toksinler olarak Helminthosporium carbonum ırk 1, H. sacchari, H. maydis ırk T, Alternaria kikuchiana, A. mali, A. alternata f.sp. lycopersici’ yi örnek olarak vermiĢ, konukçuya özel olmayan toksinler olarak da çeĢitli Aspergillus spp., Penicillium türlerini, Phomopsis sp. ve Alternaria türlerini örnek olarak vermiĢtir.

Kenney (1986), ilk kayıtlı bioherbisitin Devine® olduğunu ve bu bioherbisitin fungusu olan Phytophthora palmivora’ nın klamidosporlarının Florida’daki turunçgil alanlarında sorun olan Morrenia odorata’ nın kontrolünde bir uygulama ile yeterli olduğunu ve etkisinin uygulamadan sonra iki yıl sürdüğünü belirtmektedir.

Massion ve Lindow (1986), Sorghum halepense ve diğer Sorghum türlerinin morfolojik yapısına ve rekabet gücüne Sphacelotheca holci infeksiyonun etkisini araĢtırmıĢlardır. Yaptıkları sera çalıĢmalarında S. vulgare’nin 4, S. sudanense’ nin 3 çeĢidinde fungus infeksiyonları gözlenmemiĢtir. Mısır (Zea mays) ve yonca (Medicago sativa) ile yaptıkları rekabet denemelerinde ise infekteli S. halepense’lerin toprak altı ve toprak üstü biomasının büyük ölçüde azaldığı kaydedilmiĢtir.

Phatak ve ark. (1987), Dr. BioSedge® mikoherbisiti’ nin fungusu Puccinia canaliculata’ nın urediniosporlarının (5mg/ha) küçük bir miktarını ilkbaharda ve yazın baĢında yaymanın Ģiddetli epidemiye yol açabileceğini belirtmektedirler.

Phatak ve ark. (1987), Cyperus rotundus ve Cyperus esculentus’un biyolojik kontrolü ile ilgili yaptıkları çalıĢmada Puccinia canaliculata’nın C. esculentus’un kontrolünde etkin olduğunu vurgulamıĢlardır.

Figliola ve ark. (1988), Eleusine indica’nın biyolojik kontrolünde potansiyel fungal organizmalar ile çalıĢmıĢlar ve yabancı ot üzerinden izole edilen Bipolaris setariae ve Pyricularia grisea’nın patojenite testlerini yapmıĢlardır. 28 oC de yapılan testlerde 72 saatlik geliĢme peryodu sonunda % 100’lük etki kaydedilmiĢtir. Yapılan konukçu dizisi testlerinde sorgum ve mısırda etmenin zararına rastlanıldığını belirtmektedirler.

Phatak (1988), Puccinia canaliculata’nın Cyperus (topalak) türlerine karĢı uygulanırken etmenin canlılığını koruma, uygulamalarda surfektantların (sıvının yüzey gerilimini azaltan maddeler) etkisi ve uygulama oranları ile çalıĢmıĢtır. Etmenin -73 oC’ de virulensliği kaybolmadan 2000 gün korunabildiği, surfaktant olarak parafinik

(19)

yağların (petrolden üretilen renksiz ince yağlar) en iyi sonuç verdiği ve 2.5 g/ha spor’un topalak türlerini en etkin kontrol ettiğini belirtmektedir.

Serrone ve Annesi (1988), Ġtalya’da Papaver rhoeas’ın biyolojik mücadelesinde Pleospora papaveracea’nın 1,5 x 106 spor/ml konsantrasyonunun 25 oC’ de inokulasyondan 3 gün sonra yabancı otların % 100 ünü öldürdüğünü bildirmiĢlerdir.

Wymore ve ark. (1988), Abutilon theophrastii’nin kontrolünde Colletotrichum coccodes’ in yabancı otun her dönemde etkin olduğunu ancak bitkinin kotiledon döneminde yapılan uygulamalarda bitkilerin tamamıyla öldüklerini saptamıĢlardır.

Chiang ve ark. (1989), Sorghum halepense’nin kontrolü için 4 farklı fungusun (Exserohilum turcicum, Colletotrichum graminicola, Gloeocercospora sorghi ve Bipolaris halepense ) konidileri S. halepense’ ye uygulanmıĢ, enfekteli bitkilerde yeni yaprak oluĢumlarının % 30 oranında azaldığı gözlenmiĢ ancak bir Paraquat veya Sethoxydim (herbisit)’ de olduğu gibi bir etki olmadığını belirtmektedirler.

ErciĢ (1989), 1984-1989 yılları arasında yaptığı çalıĢmada 20 pas fungusunu saptamıĢ olup bunlardan Chondrilla juncea üzerinde Puccinia chondrilla ve Cirsium arvense üzerinde P. punctiformis’i biyolojik mücadelede ümit var patojenler olarak gözlemiĢtir. Ayrıca C. juncea’ nin Avrupa ülkelerinde birkaç çeĢidinden bahsedilebileceği halde, Anadolu’da bazı illerde 10’un üzerinde çeĢidinin olduğunu tespit etmiĢtir. Bu çeĢitliliğe bağlı olarak da ülkemizde farklı iklim koĢulları altındaki bölgelerde bulunan yabancı otlar üzerinde patojen olarak bulunan pas etmeninin (P. chondrillina) çok sayıda ırkının bulunabileceğini belirtmiĢtir.

Auld ve ark. (1990a), Önemli bir yabancı ot olan Xanthium spinosum’ un biyolojik kontrolü için, Colletotrichum orbiculare’ yi farklı koĢullarda denemiĢler. Tarla koĢullarında deneme yeri olarak sulanmayan çayır-mera alanı, sulanan bir soya ekili alanı ve saksılarda yetiĢtirip doğaya ĢaĢırtılmıĢ X. spinosum bitkisini kullanmıĢlar. Etmeni 106 ve 107 spor/ml konsantrasyonlarında denemiĢler ve % 50–100 arasında yabancı otlarda ölüm meydana gelmiĢtir. En iyi sonuçların ise % 98–100 oranı ile sulanmayan çayır- mera alanında olduğunu belirtmiĢlerdir.

Auld ve ark. (1990b), Avustralya’ da çayır mera alanlarında ve yazlık kültürlerde sorun olan Xanthium spinosum’ u kontrol eden bir mikoherbisit olarak Colletotrichum orbiculare ile laboratuvar ve tarla koĢullarında çalıĢmalar yapmıĢlardır. Fungusun farklı izolatları ile yaptıkları çalıĢmalarda fungusun geliĢme sıcaklığını 20-30

oC olarak bulmuĢlar ve 107 spor/ml konsantrasyonunun 14 gün içerisinde 6 haftalık

(20)

Charudattan (1990), patojenlerle yabancı otların kontrolüne yönelik hazırladığı çalıĢmalarında biyolojik kontrolde uygulanan stratejilerden bahsederek çeĢitli örnekler vermiĢtir. Benzer çalıĢmaların pratikte yakın bir gelecekte etkin, güvenilir ve seçici olması nedeni ile önem kazanacağını ve 19 ülkenin çeĢitli bölgelerinde yaklaĢık 65 yabancı ota karĢı çalıĢmaların devam ettiğini bildirmiĢtir.

Hasan ve Ayres (1990), yaptıkları çalıĢmada farklı iklim koĢullarının konukçu bitkiler kadar patojenler açısından da zengin bir varyasyona neden olabileceğini ifade etmiĢlerdir.

Heiny (1990), Convolvulus arvensis üzerinde patojenik bir fungus Phoma proboscis’i saptamıĢ ve tanımlamıĢtır. Etmeni farklı besi ortamlarında ve sıcaklıklarda geliĢtirerek geliĢimlerini izlemiĢtir.

Johnston (1990), Yeni Zelanda’ da Berberis spp., Buddleja spp., Calluna vulgaris, Carduus spp., Hieracium pilosella, Rubus fructicosus, Senecio jacobea, Silybum marianum, Solanum mauritianum ve Ulex europaeus yabancı otları üzerindeki fungal etmenleri saptamıĢ ve bu funguslardan hangi strateji altında yararlanılacağını ortaya koymuĢtur.

Winder ve ark. (1990), Amerika’nın Kuzey Carolina Bölgesi’nde Sorghum halepense’ den izole edilen Bipolaris sorghicola ve Bipolaris sp. adlı aynı cinse ait iki farklı patojeni katı ve sıvı ortamlarda kültüre almıĢlar ve farklı formülasyonlarını değiĢik dolgu maddeleri kullanarak hazırlamıĢlardır. Bunları pratiğe uyguladıklarında mısır ve kültür sorgumun da az bir zarar, yabancı otta ise % 52 civarında bir zarar oluĢmuĢtur. Bu nedenle etmenin potansiyelliğinin henüz net olmadığını belirtmektedirler.

Boyette ve ark. (1991a), Amerika’ da yaptıkları 2 yıllık çalıĢmalarında tarla koĢullarında Alternaria crassa etmeninin Datura stramonium yabancı otununun biyolojik kontrolünde, konidial uygulamanın; bir bölgede % 96, diğer bir bölgede ise % 87 kontrol sağladığını, miselyal formülasyonun ise daha az etkili olduğunu belirtmiĢlerdir.

Boyette ve ark. (1991b), kimyasal herbisitlerin sınırlandırılması, yabancı otların kontrolünde alternatif arayan araĢtırmacıları cesaretlendirdiğini, ayrıca bu tür mücadele sisteminin hedef yabancı otları kontrol altına almada kimyasal herbisitler kadar etkili olacağını ve aynı zamanda güvenli, çevreci ve hedef olmayan organizmalara zarar vermeyeceklerini belirtmektedirler.

(21)

Charudattan (1991), mikoherbisitlerle ilgili ilk çalıĢmaların geçen yüzyılın sonlarına rastladığını belirtmektedir. Ayrıca, bu yıllarda Kanada'da yapılan çalıĢmalarda bir Puccina türü pas etmeninin Cirsium arvense (L.) Scop. (köy göçüren)’e karĢı önerildiğini ve bununla ilgili esas çalıĢmaların 1960'lı yılların sonuna doğru ve 1970’li yıllar içerisinde yoğunlaĢtığını ifade etmiĢtir.

Aynı araĢtırmacı ABD’de; 1981’de Devine ticari isimli, etmeni Phytophthora palmivora olan mikoherbisit Abbott firması tarafından turunçgil bahçelerinde sorun olan Morrenia odorata’ya karĢı, 1982 yılında Collego ticari isimli, etmeni Colletotrichum gloeosporioides f. sp. aeschynomene olan mikoherbisit ise çeltik ve soya alanlarında sorun olan Aeschynomene virginica’ ya karĢı Upjohn firması tarafından geliĢtirildikten sonra ticari olarak ruhsat aldığını ve bu iki mikoherbisitin çiftçiler tarafından kullanılmakta olduğunu belirtmektedir.

Greaves (1991), mikoherbisitlerin diğer kimyasal herbisitler gibi uçakla veya yer aletleriyle birlikte uygulanabileceğini ve bunlardan Collego’nun 2x106

spor/ml dozda çıkıĢ sonrası olarak, Devine’nin ise 6.7x105

clamidospor/ml dozda çıkıĢ öncesi olarak toprak yüzeyine uygulanabileceğini belirtmiĢtir. Ayrıca, yaptığı araĢtırmalar da toprak kaynaklı bir bitki patojeni olan C. gloeosporoides ve P. palmivora’nın konukçusu olan yabancı otlar üzerinde bir uygulama ile % 92-98 oranında etkili olduklarını tespit etmiĢtir. Aynı zamanda toksikolojik ve biyolojik çalıĢmalar sonucu çevre ve canlılar üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olmadığını da belirlemiĢtir.

Jobidon, (1991); Boyette ve ark., (1991b), yoğun olarak aĢırı herbisit kullanımı ile ilgili, çeĢitli alanlarda yapılan araĢtırmalar sonucunda; yabancı otların herbisitlere karĢı dayanıklılığı, çevresel bulaĢmalar, toprak ve su kirliliğinin yanında hedef olmayan organizmaları etkilemesi durumunun artması sonucu halk sağlığı ile ilgilenenlerin kimyasal herbisitlere karĢı eleĢtirilerinin ciddi boyutta arttığını belirtmektedirler.

Linke ve ark. (1992), kullanıma giren mikoherbsitlerin; Devine, Collego ve Luboa II olduğunu ve bunların etmen funguslarının sırasıyla Phytophthora citropthora (P. palmivora), C. gloeosporioides f.sp. aeschynomene, C. gloeosporioides f.sp. cuscutae ve kontrol ettikleri yabancı otların ise M. odorata, A. virginica, Cuscuta spp. olduğunu belirtmiĢlerdir. Ayrıca Collego ve Devine gibi mikoherbisitlerin ruhsatlandırılmasından sonra 1985–1991 yılları arasında pazara girmek üzere olan yeni preparatlarında hazır bulunduğunu belirtmektedirler. Bunların ticari isimleri, sırasıyla; Casst, Biomala, Velgo, ABG 5003, Dr. Biosedge dir. Etmenleri ise Alternaria cassiae, C. gloeosporioides f.sp. malva, C. coccodes, Cercospora rodmanii ve Puccinia

(22)

canaliculata dır. Etkili oldukları yabancı otlar ise Cassia obtusifolia - C. occidentalis, Malva pusilla, Abutilon theophrasti, Eichhornia crassipes, Cyperus esculentus dur. AraĢtırıcılar bunlardan Biomala ve Dr. Biosedge’yi diğerlerine oranla daha Ģanslı görmektedirler. Diğer taraftan Orabanche crenata ve O. minor’a karĢı baĢarılı bir etki sergilediği bildirilen Ulocladium atrum Preuss’un da gelecekte önemli bir metaryal olacağını rapor etmiĢlerdir.

Makowski (1992); Mortensen (1988), üçüncü kayıtlı bioherbisitin Kanada’da kayıtlı BioMal olup fungusunun Colletotrichum gloeosporioides f. sp. malva olduğunu ve çeĢitli ürünlerde sorun olan Malva pusilla’ ya karĢı kullanıldığını açıklamaktadırlar.

Uygur ve ark. (1993), Çukurova Bölgesindeki bazı yabancı ot türlerinin konukçuluk ettiği fungal etmenler ve bu etmenlerin bulaĢıklık oranını araĢtırmak için yaptıkları çalıĢmada Capsella bursa-pastoris (L). Medik. ve Raphanus raphanistrum L. üzerinde Albugo candida (Pers.ex Hook) O. Kuntze, Convolvulus arvensis L. üzerinde Erysiphe polygoni D.C, Cynodon dactylon (L.) Pers., üzerinde Uromyces cynodontis, Paspalum paspoloides (Michx) Schrip., üzerinde Gibberella sp. ve Sorghum halepense (L.) Pers., üzerinde Puccinia purpurea Cooke ve Ustilago sorghi (Link) Pass., olmak üzere toplam 6 farklı yabancı ot üzerinde 6 değiĢik fungal etmen saptamıĢlardır.

Demirci ve Zengin (1995), Erzurum patates ekim alanlarında saptanan yabancı ot türlerinde Rhizoctonia solani ve iki nukleuslu Rhizoctonia’ların anastomosis gruplarını saptamak için yaptıkları izolasyonlar sonucu Convolvulus arvensis, Tragopogon buphthalmoides, Amaranthus retroflexus, Polygonum convolvulus, Polygonum avicularae, Centaurea depressa, Cephalaria syriaca ve Cirsium arvense üzerinde etmeni izole ederek gruplandırmıĢlardır.

Tamer ve Altan (1995), Hizan/Bitlis’de yöreye ait bitkiler üzerindeki pas ve sürme etmenlerini saptamıĢlardır. 100 üzerinde bitkiyi incelemeleri sonucu farklı bitkilerden 31 pas ve 3 sürme etmeni saptamıĢlardır. Konukçu bitkiler içerisinde Euphorbia macroclada, Bifora radians, Elymus repens, Mentha arvensis, Trifolium pratense gibi önemli yabancı ot türleri vardır.

Demirci ve ark. (1996), Erzurum ili tarım alanları ve civarında bulunan 65 yabancı ot türünün yaprak, gövde veya baĢaklarında, 15 cinse ait 59 parazit fungus türü saptamıĢlar. Bu funguslardan, 23 tür Puccinia, 8 tür Erysiphe, 7 tür Uromyces, 5 tür Septoria, ikiĢer tür Sphaerotheca, Melampsora, Phragmidium, Ustilago, Ascochyta, birer tür ise Albugo, Peronospora, Leveillula, Microsphaera, Claviceps ve Phoma cinslerine ait olduğunu belirlemiĢler. Bu türlerden, Albugo convolvulacearum,

(23)

Peronospora farinosa, Puccinia dispersa, P. limosae, Ascochyta gracilispora ve A. lathyri’nin Türkiye mikoflorası için yeni kayıt, ayrıca 4 fungus türünün de Türkiye için yeni konukçu bitkiler üzerinde parazit olduğunu saptamıĢlardır.

Erper ve ark. (1997), Samsun ilinde yaptıkları çalıĢmada çeĢitli kültür bitkilerinin yetiĢtirildiği alanlardaki önemli yabancı ot türleri üzerinde bulunan ve biyolojik mücadele açısından önemli olabilecek fungal etmenleri araĢtırmıĢlardır. Yaptıkları 78 sürvey çalıĢması sonucunda, 15 adet pas, 5 adet yaprak lekesi, 7 adet külleme, 3 adet beyaz pas ve 1 adet rastık etmeni saptamıĢlardır. Hastalık Ģiddetleri göz önüne alındığında, bu etmenlerden Phragmidium violaceum, Puccinia malvacearum, P. xanthii, P. circii, P. cynodontis, Uromyces fabae, Cercospora chenopodii, C. mercurialis ve Ustilago cynodontis’in biyolojik mücadelede kullanılabilecek seviyede olduklarını belirtmektedirler.

Uygur (1997), Doğu Akdeniz bölgesi çayır-mera alanlarındaki yabancı ot türleri ve doğal düĢmanları üzerine yaptığı araĢtırmada, yabancı otlar üzerinde genelde pas funguslarına rastlamıĢ ve bunlar arasında en yaygın ve etkin olanlarının Cirsium spp. üzerinde görülen 2 fungus türü Puccinia carduorum ve P. punctiformis’in potansiyel olarak yabancı otların biyolojik mücadelesinde kullanılabileceğini belirtmektedir.

Yine aynı araĢtırıcı Çukurova bölgesindeki yabancı otlar ve bu yabancı otlar üzerindeki hastalık etmenlerin tespiti ile ilgili olarak yaptığı çalıĢmasında 29 yabancı ot türü üzerinde 29 fungal etmen saptamıĢtır. Saptanan fungal etmenlerden ikisinin (Amerosporium concinnum Petrak ve Drechslera cynodonti (Marigroni) Sub. & Cain.) uygulamaya yönelik olumlu sonuçlar verdiğini belirtmektedir.

Imaizumi ve ark. (1997), CAMPERICO®’nun bakteriyel bir bioherbisit olduğunu (Xanthomonas campestris pv. poae) ve tek yıllık yabancı ot olan Poa annua’nın kontrolü için Japonya’da geliĢtirildiğini ve kayıt altına alındığını belirtmektedirler.

Boyetchko (1999), biyolojik kontrolün, genellikle canlı organizmalar ile zararlı populasyonunu baskılamak, azaltmak veya yok etmek için kullanılan bir tanımlama olduğunu belitmektedir.

Charudattan (2000), Amerika’da çeltik ve soya üretim alanlarında sorun olan leguminosae familyasından bir yabancı ot olan Aeschynomene virginica’ye karĢı 1981 yılında Collego® isimli bioherbisitin ruhsat aldığını ve bunun kayıt altına alınan ikinci bio herbisit olduğun belirtmektedir. Aynı araĢtırmacı ayrıca, ticari Collego’nun (fungusu Colletotrichum gloeosporioides f. sp. aeschynomene) yaklaĢık 20 yıllık

(24)

deneme ve kullanımı sonucunda çevreye yan etkisi olmadan yabancı ot kontrolünde % 90-100 arasında olumlu sonuç verdiğini belirtmektedir.

Charudattan and Dinoor (2000), yabancı otların biyolojik kontrolünün 1970 yılından beri bir ivme kazandığını ve dikkatleri üzerine çektiğini belirtmektedirler.

Ghorbani ve ark. (2000), Amaranthus retroflexus’ un biyolojik kontrolü için Alternaria alternata’nın potansiyeli üzerine bir çalıĢma yapmıĢlardır. ÇalıĢmalarında inokulum yoğunluğu, bitki geliĢim düzeyi, nem süresi ve sıcaklığın etkisini araĢtırmıĢlardır. Sonuç olarak olgun tohum yağı emilsiyonu içinde 107

spor ml-1 yoğunluğundaki bir spor konsantrasyonu ve 24 saat’ lik nemlenme süresi sonucunda, 4 yaprak seviyesindeki A. retroflexus bitkisinin %100 öldüğü, daha yaĢlı bitkilerin ise daha uzun sürede öldüklerini belirtmektedirler.

Müller ve ark. (2000), Avrupa’da 1994–1999 yılları arasında 16 ülkeden 25 kuruluĢ 5 hedef yabancı ot belirleyerek bu yabancı otların biyolojik mücadelesi üzerine yoğunlaĢtıklarını belirtmiĢlerdir. Mısır ve Ģekerpancarında Chenopodium album’un kontrolü için Ascochyta caulina’nın, Senecio vulgaris’in rekabet gücünü azaltmak için Puccinia lagenophorae’nın, Amaranthus spp.’nin kontrolünde Alternaria alternata ve Trematophoma lignicola’nın ve Orabanche spp.’nin kontrolü için Fusarium spp.’nin kullanılmasına yönelik biyolojik mücadele çalıĢmalarının yapıldığını ifade etmiĢlerdir. Ancak etkili bir çözüm yolu belirleyebilmek için gelecekte bu çalıĢmalara devam edilmesi gerektiğini belirtmektedirler.

Rajni ve Mukerji (2000), yabancı otların biyolojik kontrolün de amaç yabancı otları tamamen yok etmek değil, yabancı ot populasyonunu ekonomik zarar seviyesinin altında tutmak olduğunu belirtmektedirler.

Charudattan (2001), yabancı otların fungal mikroorganizmalar ile biyolojik kontrolünün ekonomik, güvenli, çevreci ve kültür bitkilerinde sorun olan yabancı otların popülasyonunu azaltmada alternatif bir yol olarak düĢünüldüğünü belirtmektedir.

Aynı araĢtırıcı 1980 yılından beri dünyada 8 tane kayıtlı bioherbisit bulunduğunu ve en az 15 yeni klasik biokontrol ajan (bir tanesi nematod türü (Subanguina picridis) ve 9 farklı cinse ait 14 fungal tür) olduğunu belirtmektedir.

Yine aynı araĢtırıcı Biomal’ ın üretimindeki teknik zorluklar ve ekonomik Ģartlardan dolayı ticari olarak üretilmediğini, ancak Biomal’ın farklı bir formülasyonu ticari ismi Mallet WP’nin geliĢtirildiğini ve Malva spp.’ lere karĢı etkin olarak kullanılmakta olduğunu belirtmektedir.

(25)

Diğer taraftan aynı araĢtırıcı 1993 yılında Amerika’da kayıtaltına alınan Dr. BioSedge® (fungusu Puccinia canaliculata) bio herbisitinin topalak türlerinin (Cyperus esculentus ve C. rotundus) kontrolüne yönelik olarak kullanıldığını belirtmektedir.

Sert ve ark. (2003), Antalya’da 1999-2001 yılları arasında, yabancı otlar üzerindeki mildiyöler üzerine yaptıkları araĢtırmada çok sayıda mildiyö etmeni tespit ettiklerini ve bunlardan iki tanesinin (Peronospora crucianellae Maire’yı Crucianella latifolia üzerinde, Peronospora trifoli-arvensis Syd.’i Trifoliım sp. üzerinde) yeni kayıt bir tanesinin de (Sinapis arvensis L. yeni konukçusu Peronospora parasitica (Pers.) Fr.’için) yeni konukçu olduğunu belirtmektedirler.

Zimmermann ve Olckers (2003), Hakatak® (fungusu Colletotrichum gloeosporioides (Penz.) Sacc.)’ın granül bir bioherbisit olup 1990 yılında kayıt altına alındığını ve Güney Afrika’da Hakea sericea isimli yabancı otun biyolojik kontrolünde kullanıldığını belirtmektedirler.

Aynı araĢtırmacılar ayrıca Güney Afrika’da geliĢtirilen baĢka bir mikoherbisitin Stumpout® (fungusu Cylindrobasidium laeve (Pers.: Fr.) Chamuris) olduğunu ve Acacia mearnsii ve A. pycnantha Benth.’ nın biyolojik kontrolünde kullanıldığını belirtmektedirler.

Kırbağ (2004), Elazığ’da 2000-2001 yıllarında yabancı otlar üzerinde yaptığı araĢtırmada 8 tane fungal mikroorganizmayı (Geranium tuberosum L. subsp. tuberosum üzerinde Plasmopara pusilla (de Bary) Schröter, Ranunculus constantinopolitanus (DC.) d’Unv. üzerinde Peronospora ranunculi Gaüm, Geranium tuberosum L. subsp. tuberosum üzerinde Hormotheca robertiani (Fr.) Höhnel., Trachomitum venetum L. üzerinde Melampsora apocyni Tranzchel, Papaver rhoeas L. üzerinde Melampsora magnuisiana Wagn. ex. Kleb., Rubia tinctorium L. ve Asperula glomerata (Bieb.) Griseb. üzerinde Sporonema punctiforme (Fuckel) Hoehnel., Medicago lupina L. üzerinde Sporonema phacidioides Desm. ve Euphorbia macroclada Boiss. üzerinde Septoria euphorbia Kalchbr) Türkiye’de ilk kayıt olarak tespit etmiĢtir.

Ghosheh (2005); Auld ve ark. (2003); Charudattan (1991), mikoherbisit olarak kullanılması beklenen diğer pek çok adayın her ne kadar denemelerde baĢarılı sonuçlar ortaya koysa da kabul edilebilir bir etkinlik seviyesinden yoksun olması, üretim ve pazarlamadaki teknik zorluklar, kimyasal herbisitlerle rekabet, karlı olmayan pazar, düzenleyici gereksinimler ve çevresel baskılar gibi faktörler den dolayı beklenen tescil ve ticari pazarı elde edemediklerini belirtmektedirler.

(26)

Ortiz-Ribbing ve Williams (2006), 2004 yılında Urbana, Ġllinois’ de yaptıkları çalıĢmada Phomopsis amarnthicola ve Microsphaeropsis amaranthi’ nin Amaranthus türleri (Amaranthus rudis, A. palmeri, A. powellii, A. retroflexus, A. spinosus, A. hybridus, A. albus ve A. blitiodes)’ ne karĢı bioherbisit olarak kullanımının potansiyelini araĢtırmıĢlar. Hem sera hemda arazi Ģartlarında yaptıkları çalıĢmalar sonucunda fungal etmen uygulamalarının bitki biomasını azalttığı, arazi deneylerinde bütün türlerde bitki ölüm oranlarının ciddi boyutlarda (%74-%100) olduğu sonucuna ulaĢmıĢlardır. Yaptıkları bu çalıĢmalar sonucunda, Amaranthus türlerinin tohum oluĢturma oranının P. amarnthicola ve M. amaranthi’ nin konidial süspansiyonuna karĢı duyarlı olduklarını belirtmektedirler.

Chutia ve ark. (2007) ve Watson (1991), yabancı otların fungal patojenler ile biyolojik mücadelesinde, klasik yöntem ile baĢarı sağlanmıĢ örnekler olduğunu ve halen üzerinde çalıĢılmakta olduğunu belirtmektedirler.

Aynı araĢtırmacılar klasik yöntem ile baĢarı sağlanmıĢ olanların Carduus thoermeri ve C. nutans’ ın biyolojik mücadelesinde Puccinia carduorum’un, Centaurea diffusa ve C. solsstitialis’in biyolojik mücadelesinde P. jaceae’nin, Chondrilla juncea.’ nın biyolojik mücadelesinde P. chondrillina, Leveillula taurica f.sp. chondrillae ve Erysiphe cichorecearum’un, Heliotopium europeum’un biyolojik mücadelesinde Cercospora sp.’nin, Rubus conconstrictus ve R. fructicosus’un biyolojik mücadelesinde Phragmidium violaceum’un ve Xanthium spp.’nin biyolojik mücadelesinde Puccinia xanthii’nin olduğunu belirtmektedirler.

Yine aynı araĢtırmacılar yabancı otların fungal patojenler ile biyolojik mücadelesinde, mikoherbisidal yöntem ile de baĢarı sağlamıĢ veya halen üzerinde çalıĢılmakta olanların olduğunu belirtmektedirler. Ayrıca bu araĢtırmacılar; Abutilon theophrastii’ nin biyolojik kontrolünde: Colletotrichum coccodes ve Fusarium lateridum’un; Chenopodium album’un biyolojik kontrolünde: Ascochyta caulina ve Cercospora chenopodii’nin; Cirsium arvense nin biyolojik kontrolünde: Alternaria spp., Fusarium roseum ve Sclerotinia sclerotiorum’un; Sorghum halepense’nin biyolojik kontrolünde: Septoria silybi, Sphacelotheca cruenta, Bipolaris halepense, Colletotrichum graminicola ve Gloeocercospora sorghi’nin; Xanthium strumarium’un biyolojik kontroünde: Alternaria helianthii’ nin kullanıldığını ve Cuscuta sp.’nin biyolojik kontrolünde ise Colletotrichum gloeosporioides’in kullanılmakta olduğunu belirtmektedirler.

(27)

Anonymous (2008), ticari olarak satıĢı devam eden ve üreticiler tarafından kullanılmakta olan bioherbisitlerin (ġekil 2.1) günden güne arttığını ve bu bioherbisitlerin 2008 kasım ayına göre 16 tane olduğunu belirtmektedir (EK–1).

Siddiqui ve Bajwa (2008), Rumex dendatus ve C. album’a karĢı Alternaria alternata’ nın R ve C ırklarının 107 conidia ml-1 ve 109 conidia ml-1 inokulum yoğunluğunda, R. dendatus’ un 4-5 yapraklı döneminde ve C. album’ un 10-15 yapraklı döneminde 24 saat % 100 nemli bir ortamda ve 25-30 oC’de hedef yabancı otların %100

ölümlerinin gerçekleĢtiğini belirtmektedirler.

Tunalı ve ark. 2009, yabancı otlarda bulunan pas türleri ve konukçularının belirlenmesi üzerine 2001-2004 tarihleri arasında 14 il de yaptıkları araĢtırmada 5 farklı pas cinsine ait toplam 53 pas türü tespit ettiklerini belirtmektedirler. Aynı araĢtırıcılar yaptıkları bu çalıĢma sonucunda elde ettikleri funguslardan 12 tanesinin Türkiye için yeni kayıt, 11 tane yabancı otunda yeni konukçu olduğunu belirtmektedirler.

Erdoğan ve ark. (2010), Erzincan Kemaliye’de 2006-2007 yıllarında yaptıkları araĢtırmada yabancı otlar üzerinde 22 pas fungusu tespit ettiklerini ve bunlardan bir tanesinin (Serratula cerinthifolia (Sm.) Boiss. üzerinde Puccinia heterophyllae Cooke) Türkiye için yeni kayıt olduğunu belirtmektedirler.

(28)

3. MATERYAL VE METOT

3.1. Materyal

Bu araĢtırmanın asıl materyalini Diyarbakır ilinde buğday ve pamuk ekim alanı en fazla olan Diyarbakır Merkez, Bismil, Silvan, Ergani ve Çermik ilçelerinde 91 buğday tarlası ve 86 pamuk tarlasındaki yabancı ot türleri ile bunlardan izole edilen fungus türleri oluĢturmaktadır. Ayrıca besi ortamları; patates dekstroz agar (PDA), su agarı (WA) ve PCNB’li besi ortamı (Ek–2) kullanılmıĢtır. Arazi çalıĢmalarında; GPS cihazı, harita, el büyüteci (6x veya 10x), kurutma kâğıdı, ¼ m2’ lik çerçeve, polietilen

torba, kese kâğıtları, budama makası, kürek, buzluk, bitki presleme aleti kullanılmıĢtır. Sera çalıĢmalarında ise; plastik saksılar, steril saksı toprağı (1/3’er oranlarında kum, toprak, yanmıĢ çiftlik gübresinden oluĢan karıĢım solarizasyon yöntemi ile steril hale getirilmiĢtir), yabancı ot tohumları; Xanthium strumarium L. (domuz pıtrağı), Amaranthus retroflexus L. (horoz ibiği), Avena sterilis L. (yabani yulaf) ve Sorghum halepense (L.) Pers. (kanyaĢ) rizomları; kültür bitkisi tohumu olarak da, bölgede yoğun olarak üretimi yapılan Triticum aestium L. (ekmeklik buğday), Triticum durum L. (makarnalık buğday) ve Hordeum vulgare L. (arpa) ve Gossypium hirsutum L. (Golden West pamuk çeĢidi) tohumu kullanılmıĢtır. Yabancı ot tohumları ve rizomları araziden, kültür bitkisi tohumları ise Güneydoğu Anadolu Tarımsal AraĢtırma Enstitüsü Müdürlüğünden temin edilmiĢtir.

3.2. Metot

3.2.1. Sürvey ÇalıĢmaları 3.2.1.1. Yabancı ot sürveyi

Diyarbakır ili buğday ve pamuk ekim alanlarındaki yabancı ot türlerini, türlerin m2’deki yoğunlukları ve rastlanma sıklıklarını belirlemek amacıyla, bölümlü örnekleme yöntemine göre sürvey yapılmıĢtır (Bora ve Karaca, 1970). Bu amaçla, 2008–2009 yıllarında Diyarbakır Merkez, Bismil, Silvan, Ergani ve Çermik ilçelerinde buğday ekim alanlarında mart-haziran; pamuk ekim alanlarnda ise ilk sürvey mayıs-haziran aylarında, ikinci sürvey ise temmuz-eylül aylarında gerçekleĢtirilmiĢtir.

(29)

Çizelge 3.1. Buğday ve pamuk ekim alanları, örnek alınan toplam tarla sayısı ve atılan toplam çerçeve sayısı

SÜRVEY

ALANLARI BUĞDAY PAMUK

EkiliĢ alanı* (da) Örnek alınan toplam tarla sayısı (adet)** Atılan toplam çerçeve sayısı (adet)** EkiliĢ* alanı (da) Örnek alınan toplam tarla sayısı (adet)** Atılan toplam çerçeve sayısı (adet)** Diyarbakır Merkez 653.232 15 204 139.746 19 260 Bismil 488.377 30 279 109.000 29 305 Silvan 329.677 20 194 5.461 12 167 Ergani 161.178 15 139 9.500 17 179 Çermik 79.365 11 104 11.000 9 97 Toplam 1.711.829 91 920 274.707 86 1008

* 2008 ve 2009 yılı ortalaması, (Anonim, 2010) **Birinci-ikinci sürvey toplamı

Örnek alınan tarlaların büyüklüğü, ekiliĢ alanının en az yüzde birine denk gelecek Ģekilde ve bölgeyi temsil edecek biçimde belirlenmiĢtir. Sürvey alanlarındaki tarlaların büyüklüğüne göre örnek alınan tarla sayısı değiĢmiĢ ve atılan çerçeve sayısı farklı olmuĢtur. Bir tarlaya ¼m2’ lik çerçeveden (50 x 50 cm boyutlarında) en az 5 kere

atılmıĢtır. Kenar tesirinden kaçınmak için 15 m içeriden baĢlanarak, çerçeveler köĢegenler doğrultusunda, tarla büyüklüklerine bağlı olarak rastgele atılmıĢtır. Atılan çerçeve sayısı Çizelge 3.2’ de verilmiĢtir.

Çizelge 3.2. Tarla büyüklüklerine göre atılan çerçeve sayısı

Tarla büyüklüğü (da)

Atılan çerçeve sayısı (adet)

0-20 5

20-40 7

40-80 10

80 > 15

Çerçeve içine giren yabancı otların cins ve türlerine göre bireyler sayılarak, aritmetik ortalamaları alınmıĢ ve yabancı otların m2’de ki tür yoğunlukları hesaplanmıĢtır. Belirlenen bu alanlarda çerçeve sayısına göre yabancı otun yoğunluğu ve rastlanma sıklığı hesaplanmıĢtır (Odum, 1959).

(30)

Yoğunluk (bitki/m2

) = Y / n

Y = Çerçeveye giren bir bitki türünün fert sayısı n = Atılan çerçeve sayısı

Rastlanma sıklığı (%) = (M / n) x 100

M = Bir bitki türünün rastlandığı çerçeve sayısı n = Atılan çerçeve sayısı.

Arazi çalıĢmaları sırasında örneklemelerin yapıldığı ve hastalıklı numunelerin alındığı tarlanın koordinatları GPS kullanılarak tespit edilmiĢtir (Ek-3). Sürveylerde rastlanan yabancı ot türlerinin numunelerinden örnekler alınarak bazılarının resimleri çekilmiĢtir (Ek–4). Alınan örnekler morfolojik özelliklerini kaybetmeyecek Ģekilde preslenerek laboratuvara getirilmiĢ ve tekniğine göre kurutularak herbaryumları yapılmıĢtır (Özer ve ark., 1998). Bu örnekler teĢhisi yapıldıktan sonra Diyarbakır Zirai Mücadele AraĢtırma Enstitüsü Müdürlüğü Herbaryumu’nda muhafaza altına alınmıĢtır.

Yabancı ot türlerinin teĢhisinde Flora of Turkey Davis (1965–1988), Hanf (1983), Serin (2008) ve diğer kaynaklardan yararlanılmıĢtır. TeĢhisler Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. Selçuk ERTEKĠN tarafından onaylanmıĢtır.

(31)

3.2.1.2. Yabancı otlarda fungal mikroorganizmaların tespiti, yaygınlık ve görülme oranları

2008–2009 yıllarında Diyarbakır Merkez, Bismil, Silvan, Ergani ve Çermik ilçelerinde buğday ve pamuk ekim alanlarındaki yabancı ot türleri üzerindeki fungal mikroorganizmalar ile bunların görülme ve yaygınlık oranını tespit etmek için arazi çalıĢmaları yapılmıĢtır. Sürveyler sırasında üzerlerinde gözle görülebilir (makroskobik) farklı tiplerde hastalık simptomu gösteren yabancı otlar fungal mikroorganizmalarla bulaĢık kabul edilmiĢtir. Fungal mikroorganizmanın yaygınlık oranı hesaplanırken; mikroorganizmanın tarlada bulunup bulunmaması esas alınmıĢtır. Görülme oranı hesaplanırken; hastalık belirtisi gösteren her yabancı ot türü için, her bir kültür alanında tarlanın büyüklüğüne göre, bir da’lık alanda tesadüfî olarak en az 10 en fazla 20 yabancı ot’a bakılmıĢ ve bunlardan üzerinde hastalık simptomu görülenler laboratuvara uygun Ģartlarda getirilmiĢ kayıt altına alınmıĢtır. Hastalık teĢhisleri yapıldıktan sonra, o tarladaki hastalıklı yabancı ot sayısı aritmetik ortalama ile hesaplanarak hastalığın görülme oranı hesaplanmıĢtır. Böylece Diyarbakır ilindeki buğday ve pamuk ekim alanlarında bulunan yabancı ot türleri üzerinde hangi fungal mikroorganizmanın bulunduğu, mikroorganizmanın yaygınlık ve görülme oranları saptanmıĢtır. Fungal mikroorganizmaların yaygınlık ve görülme oranları (Formül 1 ve 2) Uygur (1997) ve Odum (1971)’den yararlanılarak hesaplanmıĢtır.

Formül 1 F.Y.O : A/B x 100 Formül 2 F.G.O : C/D x 100

F.Y.O : % Fungal organizmanın yaygınlık oranı F.G.O : % Fungal organizmanın görülme oranı

A : Fungal organizmanın rastlandığı tarla sayısı B : Örnekleme yapılan toplam tarla sayısı C : Fungusla bulaĢık bitki sayısı

Referanslar

Benzer Belgeler

The history of this case highlights the importance of searching the secondary causes of acute symptomatic seizures other than epilepsy, in particular for the patients having the

Toplam Kalite Liderliği ölçeğinin maddeleri tek tek t testine tabi tutulduğunda aĢağıdaki Tablo 12.‟de aktarıldığı gibi 1 maddede eğitim düzeyine

Ayrıca Onar, üniversite profesörlerinin yönetsel hiç bir hiyerarşiye tabi tu- tulmamalarını, kendilerine yöneticiler tarafından emir ve direktifler verilmeme­ sini,

Denim kumaşın ağartılması için ağartma prosesinde ağartıcı kimyasallar(sodyum hipoklorit,hidrojen peroksit ve potasyum permanganat) yerine ozon ve lazer

Ayrıca, Karakahya (2006)'nın 5 farklı yağ formülasyonuna sahip tahin helvası örneklerinde, Akbulut ve Çoklar (2007)'ın tahin helvası örneklerinde, Meydani

Borulu tipte olan ısı değiştiricilerine nazaran yüksek sıcaklık ve yüksek basınçlara daha az dayanıklı olan levhalı ısı değiştiricilerinde esas ısı

Tetrasiyanoetilen, vinil eterlerle [2+2] siklokatılma tepkimesi iki farklı çözücüde gerçekleştirilmiş, tepkime hızı K(asetonitril)/K (siklohekzan) 63000 olarak

Aynı genotipteki iki farklı yetiştiricilik yapılan tavukların yumurta akı ağırlığı yaşa bağlı olarak ortalama serbest yetiştiricilikte çok fazla bir