• Sonuç bulunamadı

SİLİFKE DE ÇİLEK ÜRETİMİ, SORUNLARI VE ALTERNATİF ÜRÜNLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "SİLİFKE DE ÇİLEK ÜRETİMİ, SORUNLARI VE ALTERNATİF ÜRÜNLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SİLİFKE’DE ÇİLEK ÜRETİMİ, SORUNLARI VE ALTERNATİF ÜRÜNLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

Tarih: 31.Ekim 2014

Yer: Mersin Üniversitesi Silifke Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu Düzenleyen Kurum: Mersin Üniversitesi Silifke Meslek Yüksekokulu Katılımcılar: Üreticiler

Ziraat Odası Temsilcileri Üretici Birlikleri Temsilcileri

Sanayi ve Ticaret Odası Temsilcileri Tarım Danışmanları

Zirai İlaç ve Gübre Bayi Temsilcileri

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İlçe Müdürlüğü Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü

Mersin Üniversitesi Öğretim Elemanları ve Öğrencileri

Çalıştayda Doç.Dr.Sevgi TÜZÜN RAD “ Tarımsal Örgütlenme”; Dr. Kader ERÇİK

“Çilek Yetiştiriciliği, Hastalık ve Zararlıları”; Dr. Emre ESER “Çilek Yetiştiriciliğinde Gübreleme” ve Prof.Dr. Levent SON “Silifke’de Yetiştirilebilecek Alternatif Meyveler”

konularında sunumlarını yapmışlardır.

MEVCUT DURUM

Türkiye çilek yetiştiriciliğinde önemli bir potansiyele sahiptir. Taze ve dondurulmuş olarak tüketim ve ihracat olanağı olan çilek, son yıllarda ülkemizin önemli bir ihraç ürünü haline gelmiştir. Türkiye çilek üretiminde dünyada 2. Sırada, ihracatta ise 7. sıradadır.

Türkiye’de çilek ekim alanları 136 bin dekar ve üretim miktarı ise 352 bin tondur. Üretimin büyük bir kısmı Akdeniz, Ege ve Doğu Marmara bölgelerinden karşılanmaktadır. Toplam üretimin %59,4’ü Akdeniz Bölgesi’nden, %20,3’ü Doğu Marmara Bölgesi’nden ve %11,3’ü Ege Bölgesi’nden sağlanmaktadır. En önemli çilek üreticisi iller ise Mersin (%36,3), Antalya (%21,2) ve Aydın (%13,1) olarak sıralanmaktadır. Mersin’de çilek üretimi 125 bin ton olup;

63 bin tonu (%50,4) Silifke ve 59,5 bin tonu (%47,6) Anamur’da üretilmektedir. İhracat yapılan ülkeler Rusya, Romanya, Polonya, Ukrayna, Bulgaristan, Hırvatistan, Macaristan, Sırbistan, Almanya ve Letonya’dır.

(2)

Çileğin ürün maliyetinin yüksekliği, diğer yandan meyve üretimi için özel bir desteklemenin olmaması, çapa ve bakım işlerinin fazlalığı, hasatta yoğun işgücüne ihtiyaç duyulması, çabuk bozulabilir bir ürün olması nedeniyle muhafaza koşullarındaki sıkıntılar, pazarlara ulaşım, kalite, ambalajlama-paketleme ve örgütlenme bakımından sorunları bulunmaktadır.

Yukarıdaki sorunlara ek olarak; Silifke’de özellikle çilek yetiştiriciliğinde, monokültür yetiştiriciliğin tercih edilmesi, toprak yorgunluğuna ve dolayısıyla verim kayıplarına yol açmaktadır. Dekara 7 ton ürün alınırken; bugün verim 2,5 tona kadar düşmüştür. Ayrıca son yıllarda Aydın ilinde çilek üretimin artıyor olması, Silifke üreticileri için pazar payını Aydın ili üreticilerine kaptıracağı endişesi yaratmaktadır.

İlçemizde 19.872 dekarlık arazide çilek üretimi yapılmaktadır. Nisan-Temmuz ayları arasında 4 ay devam eden üretim periyodumuz, son zamanlarda seralarda çilek üretilmesiyle beraber Aralık-Temmuz ayları arasında da üretim yapılmasıyla 8 aylık bir üretim periyoduna ulaşmıştır. Üretim periyodunun yaz aylarında da devam edilmesi ve 10 aylık bir üretim periyodunu yakalamak için, yayla köylerinde çilek üretim çalışmaları devam etmektedir.

Seralarda yapılan 800 dekarlık çilek üretimimizin 200 dekarlık kısmında topraksız tarım yöntemiyle çilek yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçemizde 1500 aile bu üretim kolunda istihdam edilmektedir. Ayrıca işçi ihtiyacının yoğunlaştığı yaz aylarında güneydoğudan ve Suriyeli sığınmacılardan gelen 1000 civarında geçici işçi çilek üretiminde çalışmaktadır.

SORUNLAR – KAYNAKLAR ve ÇÖZÜM YAKLAŞIMLARI ÇİLEK FİDESİ

Üreticilerin en büyük sorunu kaliteli-sağlıklı çilek fidesinin temin edilmesinde yaşanan sıkıntılardır. Fideler çoğunlukla Kayseri, Ereğli, Niğde ve Nevşehir illerinden temin edilmektedir. Son yıllarda çilek fidesi bulmaktaki zorluklar ve bazı fide firmalarının üreticilerde oluşturduğu güvensizlik üretimin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülmektedir. Çünkü üreticilerin aldıkları fidelerin büyük bir kısmı dikimden sonra ölmekte, fideler hastalık ve zararlılar açısından risk oluşturmakta ve üreticiler bunun önüne geçememektedir. Bu bağlamda; çilek fidesi önündeki en önemli sorunlar;

- Kaliteli fide bulma

- Hastalık ve zararlı taşıma korkusu - Fidelerin pahalı olması

- Fide firmalarının yetersiz olması

- Özellikle komisyoncular aracılığıyla fidelerin temin edilmesi nedeniyle ürünlerini düşük fiyattan satmak zorunda kalmaları

- Fide üretimi konusunda bilgilerinin olmaması

Kalite sorununu çözmek için sertifikalı fide kullanımının sağlanması son derece önemlidir. Ayrıca üreticilerin bir araya gelerek örgütlü bir yapı içerisinde kendi fidelerini üretebilmeleri mümkündür. Fide üretimi konusunda teknik altyapılarının oluşturulması için

(3)

en kısa zamanda bir eğitim çalışmasının planlanması isabetli olacaktır. Bunun için gerekli bilgi ve desteği üniversitelerin ilgili bölümlerinden ve araştırma enstitülerinden sağlamaları gerekmektedir. Fidelerin hastalık ve zararlı kontrollerinin yapılması konusunda gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Bu konuda şüphe duyulduğunda bitkiler sökülmeli ve gerekli testlerin yapılması için ilgili kuruluşlara götürülmelidir.

HASTALIK VE ZARARLILAR

Çilek üreticilerinin en sık karşılaştıkları sorunların başında hastalık ve zararlıların teşhisi ve mücadelesi gelmektedir. Çilek yetiştiriciliğinde hastalıklar genelde biyotik ve abiyotik kökenli olmaktadır. Bunlar:

Biyotik Etmenler Funguslar (Mantarlar) Bakteriler

Virüsler

Abiyotik Etmenler

Çevre Toprak İklim

Yetiştiricilik uygulamaları

Çilek yetiştiriciliğinde görülen ve yetiştiriciliği tehdit eden bazı hastalık ve zararlılar aşağıda verilmiştir. Bunların teşhisi ve mücadelesi konusunda üreticiler bilgilendirilmeli ve tanımlanamayan hastalık ve zararlılar varsa bunların tespit edilip en yakın ilgili kuruluşa götürülmesi sağlanmalıdır.

Başlıca hastalıklar; Kurşuni Küf (Botrytis cinerea), Kahverengi Meyve Çürüklüğü(Phytophthora cactorum), Antraknoz(Colletotrichum sp.), Siyah Kök Çürüklüğü (Rhizoctonia sp.,Fusarium sp., Phytium sp.), Verticillium Solgunluğu (Verticilliumalbo-atrum), Phytophthora Kahverengi Kök Çürüklüğü (Phytophthora fragariae), Bakteriyel Yanıklık (Xanthomonas fragariae), Külleme (Sphaerothe camacularis),Phomopsis Yaprak Yanıklığı (Phomopsis obscurans), Yaprak Yanıklığı (Diplocarpo nearliana), Yaprak Leke Hastalığı (Mycospharella fragariae)olarak bildirilmiştir.

Başlıca zararlıların ise; Sümüklü Böcek ve Salyangozlar(Mollusca, Deroceras sp.,Arion sp.), Çiçek Thripsi(Frankliniella sp.), Kök Kurtları (Paria fragariae), Kırmızı Örümcek (Tetranychus spp.), Pamuk Yaprak Kurdu (Spodoptera littoralis), Mühendis Tırtılı (Autographa californica), Yeşil Kurt (Autographa californica), Beyaz Sinek (Trialeurodes spp.), Yaprak Biti (Aphissp, Myzus sp.), Bozkurt (Agrotis spp.), Manas (P.

fullo, M. melolontha), Nematodlar(Meloidogyne sp.) olduğu belirtilmiştir.

(4)

Özellikle son yıllarda virüs hastalıklarında da bir artış olup; mutlaka hastalıksız fidelerin dikilmesi yönünde gerekli hassasiyet gösterilmelidir.

GÜBRE VE İLAÇ KULLANIMI

Gübre ve ilaç kullanımı konusunda gerekli hassasiyet gösterilmekte olup; özellikle ihraç ürünlerinde kullanılan kimyasallar konusunda daha hassas davranılmalıdır.

Çiftçi Takip sistemi sonrasında kullanılan ilaçların tarım müdürlükleri ve zirai ilaç bayileri tarafından kontrol edilmesi, gereksiz ilaç ve gübre kullanımını sınırlandırmıştır. Artık üreticiler kalıntı miktarı daha az olan kimyasalları kullanmayı tercih eder duruma gelmişlerdir. Ancak yine de zaman zaman sıkıntılar çıkmaktadır. Bu sıkıntıların oluşmaması için üreticilerin ilaç ve gübre kullanımı konusunda bilinçlendirilmeleri olumlu sonuçlar verecektir. Üreticiler toprak ve yaprak analizleri konusunda gerekli hassasiyeti göstermeli ve bu analizler sonucuna göre gübre kullanım programı verilmelidir. Özellikle Göksu Deltası’nın önemli bir sulak alan olması, bu bölgede kullanılacak gübre ve ilaçların seçiminde daha çok dikkatli olunması gerektiğini kaçınılmaz kılmaktadır.

ORGANİK TARIM YAPILABİLİRLİĞİ

Çilek üretiminin yoğun yapılması beraberinde toprakların kirlenmesini de getirmiştir.

Uzun yıllar yoğun bir tarımın yapılmış olması toprakların aşırı kirlenmesine neden olmuştur.

Toprakların tarımsal kimyasallar tarafından aşırı kirlenmiş olması, arazilerin küçük ve parçalı olması, organik olarak üretilecek ürünlerin değerinde satılamayacak korkusu bu bölgede organik tarımın yapılabilirliğini zorlaştırmaktadır.

Bu nedenle sürdürülebilir tarım çerçevesinde çilek yetiştiriciliğinin yapılması uygundur. Ancak tarıma yeni açılacak olan yüksek yerlerde organik tarımla çilek üretimi daha avantajlı olabilir. Silifke İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün yapmış olduğu entegre mücadele uygulanarak yapılan yetiştiricilik projeleri, bölgenin gelecekteki tarımının şekillenmesi açısından son derece önemlidir.

ALTERNATİF ÜRÜNLER

Silifke iklim olarak birçok sebze ve meyvenin yetiştiği bir konumdadır. Özellikle kayısı, erik, nektarin gibi ürünlerde bölgenin iklimi, aynı iklim kuşağında bulunduğumuz diğer Avrupa ülkelerine göre, erkencilik avantajı sağlamaktadır.

Bu bakımdan; planlı bir üretim, uygun tür ve çeşitlerin seçimi ile bölge bu avantajı kullanmalıdır.

(5)

TARIMSAL ÖRGÜTLENME

Pazarlama küçük ölçekli bütün üreticilerinin en önemli sorunudur. Üretilen ürün değerine satılamamakta; ürün üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadar birçok aracıdan geçmekte üreticinin eline geçen ile tüketicinin ödediği arasında %250 ulaşan oranda fark olmaktadır.

Tarımsal üretimi artırmanın, kaliteli ürün elde etmenin, ürünlerini pazarlayabilmenin ve tarım ile uğraşanların yaşam düzeylerini yükseltmenin en önemli yollarından biri, üreticilerin etkili bir biçimde örgütlenmesidir.

Silifke’de de tarım sektöründe değişik amaçlarla kurulmuş çok sayıda tarımsal örgüt olup (39 adet Kooperatif, 7 adet Üretici Birliği ve Ziraat Odası); örgütlenme çok modellidir.

Bu durumda sorun tarımsal örgüt kurmak değil; onu işlevsel ve etkili kılacak koşulların ve düzenlemelerin yapılmasıdır. Çiftçilerin, üretici örgütlerine üyelik veya ortaklıktan ilk bekledikleri şey gelirlerini artırmak olup; üretici örgütlerinin ürünleri için asgari fiyatı sağlamalarını, üretim girdilerini uygun koşullarda, kaliteli ve ucuz almayı, teknik bilgi sağlamayı ve hak ve çıkarlarının korunmasını istemektedirler.

Bu bakımdan üretici örgütleri, çiftçilerin ucuz girdi, düşük faizli kredi sağlamak, ürününü pazarlamak, danışmanlık hizmeti vermek vb. beklentilerini karşılayabilecek şekilde çalışmalıdır. Diğer yandan; beklentileri karşılanan çiftçiler, üretici örgütlerine aktif olarak katılıp; işleyişte sorumluluk aldıklarında fide temininden, ürünün pazarlanmasına kadar olan süreçte daha güçlü olup, avantaj sağlayacaktır.

Dr. Garip YARŞI Prof. Dr. Süphan KARAYTUĞ

Prof. Dr. Levent SON Doç. Dr. Sevgi TÜZÜN RAD

Zir. Müh. Abdullah SÜNGÜ Öğr. Gör. Muhammet SAYGIN

Öğr. Gör. Esra SARIOĞLU Öğr. Gör. Yusuf ÇELİK

Uzman Nuran Özlem KÖROĞLU

Referanslar

Benzer Belgeler

Çözüm 4: Materyallerin temini ve “Kardeş Okul” Projesiyle gerekli irtibatların sağlanması için iş ve işlemlerin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE

Tarım yapılan arazilerden ya da işlenmiş topraklardan alınan toprak örneklerinde (0-20 cm derinlikten) 1 3 7 Cs radyonüklidinin konsantasyonunu, aynı toprak örneğinde

yürütülecek işlem Devamsızlık bilgilerinin danışmanlar tarafından gözden geçirilmesi ve kritik durumdaki öğrencilerin uyarılması KÜN'de uygulanan not sistemleri

Yukarıda detaylandırılan tarife çerçevesinde, Gana Akaryakıt Enerji Santrali’nin 2018 yılı FAVÖK beklentisi 11 Mayıs 2017 tarihinde santral henüz 192 MW kurulu

• Emin ERASLAN, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Eğitim ve Toplumsal Destek Hizmetleri Daire Bakanlığı, Daire Bakanı.. •

3 Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı, Serebral Palsili Çocuklar Derneği (SERÇEV), Türk Neonatoloji Derneği (Riskli Bebeklerin Taşınması konusunda Sağlık Bakanlığı ile

cemevlerine konu geldiğinde Alevi toplumu bugüne gelene kadar daha doğrusu 1990'lı yıllara gelene kadar hiçbir zaman için bir cemevi statüsü peşine düşmemiş, her daim

Koruyucu aile hizmetinin mevcut durumunun değerlendirilmesi ve hizmetin etkinliğinin daha da ilerletilmesi amacıyla koruyucu aileler, koruyucu ailelerimiz yanında yetişmiş