T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÜRK İNKILÂP TARİHİ ENSTİTÜSÜ
DEMOKRAT PARTİ’DE PARTİ İÇİ MUHALEFET (1946-1960)
Doktora Tezi
Haydar TEMÜR
Ankara-2020
T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÜRK İNKILÂP TARİHİ ENSTİTÜSÜ
DEMOKRAT PARTİ’DE PARTİ İÇİ MUHALEFET (1946-1960)
Doktora Tezi
Öğrencinin Adı Haydar TEMÜR
Tez Danışmanı Prof.Dr.Temuçin F. ERTAN
Ankara-2020
T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÜRK İNKILÂP TARİHİ ENSTİTÜSÜ
DEMOKRAT PARTİ’DE PARTİ İÇİ MUHALEFET (1946-1960)
Doktora Tezi
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN
Tez Jürisi Üyeleri
Adı ve Soyadı İmzası
Prof. Dr. MustafaYILMAZ (Başkan) ...
Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN (Danışman) ...
Prof. Dr. Necdet HAYTA ...
Prof. Dr. Hakan UZUN ...
Öğretim Üyesi Dr. Sedef BULUT ...
Tez Sınavı Tarihi: 9 Temmuz 2020
Prof. Dr. Temuçin F. ERTAN Enstitü Müdürü
i
ÖZET
Kendisi de Cumhuriyet Halk Partisi içinde muhalefet hareketinin sonucu olarak kurulan Demokrat Parti içinde hem muhalefet hem de iktidar döneminde çok sayıda muhalif hareket oluşmuş, parti içi mücadele partinin siyasi hayatının ayrılmaz bir parçası olmuştur.
Parti içi muhalefet hareketleri partide büyük kopuşlara yol açmış, bunların sonucunda 1948 yılında Millet Partisi, 1955 yılında Hürriyet Partisi gibi Türk siyasi hayatında önemli yere sahip olan partiler kurulmuştur. Bu ikisi kadar siyasi etkiye sahip olmamış olsa da 1948 yılında Afyon’da kurulan Öz Demokratlar Partisi, DP Adana il teşkilatında istifalarla başlayan sürecin sonunda 18 Haziran 1952’de kurulan Türkiye Köylü Partisi, DP içinden çıkan diğer partiler olmuştur.
Bu denli büyük kopuşlara yol açmamakla birlikte DP yönetimi hem parti içi dengelerde hem de ülke siyasetinde önemli etkiler yaratan diğer büyük meydan okumalarla da karşılaşmıştır. Mart 1951’de Meclis Grubu’nda 61 milletvekilinin kendi hükümetlerine güvensizlik oyu vermesi, Kasım 1955’te yine Meclis Grubu’nda hükümetin düşürülmesi gibi geniş çaplı muhalif hareketler görülmüştür.
Partinin çeşitli organları ve örgütleri arasındaki yetki mücadeleleri partinin kuruluşundan kapanışına kadar varlığını sürdürmüştür. Partinin ilk döneminde parti kurucuları ile partiye sonradan katılanlar mücadelesi, Meclis Grubu ve Genel İdare Kurulu çatışmasına dönüşerek devam etmiştir. Partinin iktidar döneminde ise hükümetle Meclis Grubu sıklıkla karşı karşıya gelmiştir. Partinin yerel örgütleri ile merkezi yönetimi arasındaki mücadele, çoğunlukla diğer kurullar arasındaki mücadeleye eklemlenerek devam etmiştir. Diğer yandan partinin örgütleri ve kurulları da kendi içinde bütünlüğe sahip olmamış, her bir kurul ve yerel örgüt iki ya da daha fazla hizbin mücadelesine sahne olmuştur.
Demokrat Parti, toplumda var olan farklı sınıflardan, ideolojik, etnik, bölgesel, dinsel-mezhepsel kökenlerden gelen kişi ve grupları bünyesinde toplayan, bu açılardan türdeş olmayan bir kitle partisi, “mili” bir parti olmasına rağmen parti içi
ii
muhalefet bu türden ayrımlar üzerinden şekillenmemiştir. Parti içi muhalefet hareketleri, sosyolojik açıdan türdeş olmadığı gibi parti yönetiminden ayrışan bütünlüklü bir programa ya da politika önerisine sahip olmamıştır.
Parti içi muhalefetin oluşumunu ve gelişimini belirleyen, politik farklılıklardan ziyade örgüt içi ilişkilerden kaynaklanan ve siyaset sosyolojisinin ve siyaset psikolojisinin alanına giren faktörler olmuştur. Bu faktörler arasında çoğu zaman kişisel boyutları da olan anlaşmazlıklar, liderlik çemberi dışında kalma, parti yönetimin desteğini kaybetme, hak ettiğini düşündüğü pozisyonlara getirilmeme ya da rakibin getirilmesi ve parti yönetiminin tavrı sayılabilir.
Muhalefetin 1948 bölünmesinde “iktidarla sert mücadele edilmesi ve DP milletvekillerinin Meclis’i terk ederek sine-i millete dönmesi” ya da 1955 ayrışmasında “basına ispat hakkı tanınması” gibi bayraklaştırdığı talep ve sloganlar, muhalefetin asli nedeni olmaktan ziyade, değişik nedenlerden oluşan hoşnutsuzlukları kabul edilebilir bir siyasi söylem etrafında bir araya toplama, hizip mücadelesi görünümünden kurtarma çabasının ürünüdür.
Bununla birlikte siyasi katılım ve demokrasi mücadelesi Türk siyasi mücadeleler tarihinin olduğu gibi Demokrat Parti içi mücadelenin de ana teması olmuştur. Demokrat Parti içinde iktidarı elinde tutanlar karar alma yetkilerini kendi ellerinde toplamaya çalışmış, partinin çıkarlarını kendilerinin temsil ettiğini iddia etmiştir. Muhalifleri ise partinin iradesine karşı çıkan hainler olarak görmüştür. Karar alma mekanizması dışında kalanlar ise daha fazla demokrasi ve yetkilerin paylaştırılması talebini dile getirmişler, demokrasi vaadiyle kurulan partinin yöneticilerini bu ilkeden uzaklaşmakla suçlamışlardır. Partinin kuruluş koşullarından kaynaklı olarak Demokrat Parti’de ilk yıllarda daha geniş yaşanan parti içi demokrasi, partinin kurumsallaşması, iktidara gelmesi ve son yıllarında siyasi ve ekonomik krizler sonucu iktidara karşı muhalefetin artmasıyla yerini lider merkezli bir yapıya bırakmıştır.
Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, Parti İçi Muhalefet, Parti İçi Demokrasi.
iii
ABSTRACT
The Democratic Party (DP) was established as a result of opposition within the Republican People’s Party (RPP). In a similar vein, there has been oppositional movements within the DP when in opposition as well as in power, making intra-party struggle an integral component of its political life.
Intra-party oppositional movements has led to important ruptures in the party, as a result of which parties such as Nation Party (1948) and Freedom Party (1955), which have had an important place in Turkish political life, were formed.
The power struggle involving various organs and branches of the party lasted until the end of the party. In the early period, the struggle between the founding cadres and the newcomers continued in the form of a clash between the parliamentary group and the central administrative committee. When the party was in power, the cabinet and the parliamentary group had frequent disagreements. The tension between the local branches and the central administration carried on, often being incorporated into the strife between different central organs of the party.
Moreover, far from having internal cohesion, the local branches and the central organs of the party themselves witnessed conflict involving at least two factions.
Although the Democratic Party was a non-homogenous mass party, a
‘national’ party that included different classes, and people and groups of diverse ideological inclinations and ethnic, regional and religious-sectarian origins, the intra- party opposition did not take shape on these grounds. Sociologically also non- homogeneous, the oppositional movements failed to come up with acoherent alternative program.
Rather than political differences, it was factors which fall under the disciplines of political sociology and political psychology and which resulted from organisational dynamics that determined the birth and subsequent development of internal opposition. Among those factors, one can enumerate personal disputes, being excluded from the leadership circle, losing the support of the party administration,
iv
failure to get a position one thought one deservedor losing it to a rival, and the negative attitude of the party administration.
It is true that the opposition at times put forward clear and sloganized demands, such as,in the context of the 1848 partition,a harsher attitude towards RPP and resignation from the parliament and in the 1955 one, giving the press the right to bring proof against ministers in front of the courts. These, however, were not the underlying reasons for the emergence of an internal oppositional movement. Rather, they were products of the attempt to unify various voices of discontent within a politically acceptable platform, avoiding the impression of a factional clash.
Yet, the struggle for political participation and democracy was the main theme of the conflicts within the Democratic Party, as it has been so in Turkish political history. Those who were in charge of the party strived to concentrate decision- making power in their own hands, claiming that they represented the party interests.
They also considered the opposition as traitors who rejected the will of the party.
Those who were excluded from decision-making processes demanded more democracy and delegation of authority, accusing the leadership of corrupting the original democratic thrust of the party. While in its first years the conditions of foundation had left a larger space for intra-party democracy, DP became more leader oriented due to its institutionalization, coming to power, and strong opposition to the party as a result of political and economic crises in its last years.
Keywords: Democratic Party, intra-party opposition, intra-party democracy
v
ÖNSÖZ
Doktora öğrencisinin ilk ve en büyük sorunu sanırım araştırma konusunu bulmaktır. Konu, bir doktora çalışmasına uygun nitelikte ve kapsamda olmalıdır.
Yeni bilgi, belge, yorumlarla ve farklı kapsamda ele alınarak, alana ilişkin bilinenleri arttırmaya ya da gözden geçirmeye katkıda bulunulacak bir konu olmalıdır. Daha önce yapılmış çalışmaları tekrar etmeyecek özgünlüğe sahip olmalıdır. Diğer yandan konuya dair kaynakların yeterli ve ulaşılabilir olması gerekir. Tez danışmanım Sayın Temuçin Faik Ertan, bu konuyu önererek sıkıntılı başlangıç sürecini atlatmamı sağladı. Keyifle çalıştığım bir alana girmeme vesile oldu.
Başlangıçta döneme ilişkin bilgilerim esas olarak, literatürün ağırlıkla ele aldığı gibi, çok partili yaşama geçiş, önce muhalefette sonra iktidarda olan Demokrat Parti’nin Cumhuriyet Halk Partisi ile ilişkileri, mücadeleleri ve iktidarda hayata geçirdiği politikaları ile sınırlıydı.
DP içindeki muhalefetin yapısına, doğasına, gelişme dinamiklerine ilişkin pek çok soruya cevap aradım. Bazılarına tatmin edici cevaplar bulduğumu düşünüyorum. Bir kısmı ise yeni bilgi, belge, yorum ve tartışmalarla daha net cevaplar bulunmasına muhtaç. Bu durumun konunun doğasından gelen zorluklardan kaynaklandığını düşünüyorum. Zira siyasi mücadelenin partiler arasında gerçekleşen boyutu nispeten daha kolay anlaşılır. Programı, politikaları ve desteğini almayı hedefledikleri kitleler açısından birbirinden farklı olan partilerin mücadelesi açıktan, net taleplerle, tanımlı araçlarla iktidara gelmek gibi kesin bir hedefe doğrultusunda yürür. Partiler arasındaki mücadele bir anlamda bize siyasi mücadelenin formel yüzünü gösterir.
Oysa parti içi mücadele hemen her zaman informel araçlarla yürür.
Mücadelede politik görüşlerle birlikte kişisel özellikler, beklentiler, duygusal yakınlıklar ve kırgınlıklar, bunlardan kaynaklı gruplaşmalar çok büyük bir rol oynar.
Parti içindeki hoşnutsuzluklar hemen her zaman doğrudan ifade edilmek yerine politik olarak kabul edilebilir bir söyleme dönüştürülür. Muhalefetin anlaşılabilmesi
vi
için söylenenlerin alt metninin ne olduğu, hatta söylenemeyenler dahi önem kazanır.
İttiffaklar informel ve geçicidir. Siyasi aktörlerin bir tavrı mücadelenin sertleşmesine yol açabildiği gibi kolaylıkla uzlaşma da sağlayabilir.
DP içindeki muhalefetin anlaşılmasının Türk siyasi tarihini olduğu gibi günümüzün siyasi tartışma ve ayrışmalarını anlamak için de önemli olduğunu düşünüyorum. Zira partiler arası mücadelede pek görünür olmayan ancak parti içi mücadelede daha açık görülebilen kimi faktörlerin siyasi alanda etkili olabildiği kanaatindeyim.
Bu tezin araştırma ve yazılma aşamasında birçok kişinin desteği oldu. Tez danışmanım Prof. Temuçin Faik Ertan bunların başında geliyor. Tezin araştırma ve yazma aşamalarında yoğun ilgi gösterdi. Kendisine birçok kez gönderdiğim uzun – çoğu zaman gereksiz ayrıntıların olduğu- tez bölümlerini okudu. Her seferinde ayrıntılı eleştirilerde ve düzeltme önerilerinde bulundu. Kendisine teşekkür etmek isterim.
Eleştiri ve önerileriyle çalışmanın daha iyi hale gelmesinde katkısı olan Tez Jürisi üyeleri Prof. Dr. Mustafa Yılmaz’a, Prof. Dr. Necdet Hayta’ya, Prof. Dr.
Hakan Uzun’a ve Dr. Öğr. Üyesi Sedef Bulut’a teşekkür ederim.
Ayrıca araştırma süresince uzun saatler geçirdiğim kütüphane ve arşiv çalışanları nazik, sabırlı ve yardımsever tutumları ile bu zorlu süreci kolaylaştırdılar.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı, Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü ve Siyasal Bilgiler Fakültesi kütüphaneleri personel ve yöneticilerine teşekkür ederim.
Bu süreç boyunca eşim Burcu’nun desteği, ilgisi ve büyük sabrı olmasaydı bu çalışma bitmezdi.
Burada ismini anamadığım pek çok kişinin bu çalışma sürecinde katkısı oldu.
Bununla birlikte çalışmanın tüm hata ve eksikliklerinin sorumluluğu bana aittir.
vii
İÇİNDEKİLER
ÖZET………....i
ABSTRACT………..……...……..iii
ÖNSÖZ……….…………...v
İÇİNDEKİLER………..………..………vii
KISALTMALAR………...………..………xii
GİRİŞ………..……….………1
BİRİNCİ BÖLÜM DEMOKRAT PARTİ’NİN KURULUŞUNU HAZIRLAYAN KOŞULLAR 1.1. Çok Partili Rejime Geçişin Dış ve İç Nedenleri………...….35
1.2. Direnç ve Uyum: Cumhuriyet Halk Partisi İktidarının Değişime Cevabı…….41
1.3. Cumhuriyet Halk Partisi İçinde Muhalefet………...46
1.4. Dörtlü Takrir ve Muhaliflerin Cumhuriyet Halk Partisi’nden İhracı……....…50
1.5. İktidarın Demokratikleşme Adımları………....………..……..….60
1.5.1. Cumhurbaşkanı’nın 1 Kasım 1945 Nutku ile Başlayan Yeni Dönem….61 1.5.2. Demokratikleşmenin Sınırları …………..….………..…………64
İKİNCİ BÖLÜM DEMOKRAT PARTİ’NİN MUHALEFET YILLARI ve PARTİ İÇİ MUHALEFET (1946-1950) 2.1. Demokrat Parti’nin Kuruluşu….………..……..………...…..68
2.1.1. Demokrat Parti Programı………..…….……….….69
viii
2.1.2. Demokrat Parti’nin Örgütlenmesi ve Örgüt Yapısı……….……75 2.2. İktidar ile Muhalefet Arasında Dostane İlişkiden Gerilimli Döneme………...84 2.3. 1946 Seçimleri; İktidar-Muhalefet İlişkilerinde Artan Gerilim……….87 2.4. Demokrat Parti İçinde İlk Muhalefet…….…..………..………...….…92 2.4.1. Kenan Öner ile Parti Kurucuları Arasındaki İlk Gerilim…...….…..93 2.4.2. Çakmak ve Öner’i Parti Kurucuları ile Karşı Karşıya Getiren Girişim:
İnsan Hakları Cemiyeti……….….…....….…….…………..98 2.4.3. Yerel Örgüt- Parti Merkezi Çatışması: İstanbul İl
Örgütünde İhtilaflar…..………...………...…..………..…102 2.5. Yerelden Merkeze Taşınan Parti İçi Muhalefet…………...…………...…...108 2.5.1. Demokrat Parti Birinci Büyük Kongresi………..…..……...…..…..…108 2.5.2. İktidarın Müdahaleleriyle Şiddetlenen Parti İçi Mücadele……..…….122 2.5.3. İki Partinin Liderleri Rakip Partinin Mutedilleri ile Yakınlaşıyor
Kendi Müfritlerinden Uzaklaşıyor………..………..……….………..128 2.6. 12 Temmuz Beyannamesi ve Sonrası: Partiler Arası İlişkilerde Bahar Havası Demokrat Parti İçinde Fırtına………..………..131 2.6.1. 12 Temmuz Beyannamesi Sonrası Demokrat Parti’de Derinleşen
İhtilaf……….…..………..……….134 2.6.2. Kenan Öner’in İstifası….…………..…………..…...……….142 2.6.3. Menderes-Köprülü Hizbinin Parti İçi Muhalefete Karşı Hamleleri…148 2.7. Genel İdare Kurulu-Meclis Grubu İhtilafı………...…..149 2.8. Kurucular Parti İçi Muhalefete Karşı Sert Mücadeleye Başlıyor………...157 2.8.1. Parti İçi Muhaliflerin Tasfiyesi……..…..……….…………..…...….159 2.8.2. Parti İçi Çatışmanın Yerel Örgütlerdeki Yansımaları……….………165 2.8.3. Tasfiyelerden Sonra Demokrat Parti’nin Durumu ve Millet Partisi’nin Kuruluşu………...………...168 2.8.4. Demokrat Parti İkinci Büyük Kongresi ……..………...……..……...173 2.8.5. Kongre Sonrasında Yerel Örgütlerde Devam Eden İhtilaflar……...180
ix
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
DEMOKRAT PARTİ’NİN İLK İKTİDAR DÖNEMİNDE PARTİ İÇİ MUHALEFET (1950-1954)
3.1. 1950 Seçimleri ve Demokrat Parti İktidarı………....………186 3.1.1. Birinci Menderes Hükümeti ve Parti İçinden Eleştiriler:
Devr-i Sabık Yaratmama Politikasına Tepkiler……..…….………..195 3.1.2. Demokrat Parti Meclis Grubunun Hükümete Meydan
Okuması……….….207 3.1.3. Hükümette Anlaşmazlıklar ve Birinci Menderes Hükümetinin
İstifası….……..……….………….211 3.1.4. İkinci Menderes Hükümetine Meclis Grubu’nda Verilen
Güvensizlik Oyları……….……….………214 3.1.5. Yerel Örgütlerde Anlaşmazlıklar ve Hizip Mücadeleleri…...……..220 3.1.6. Üçüncü Büyük Kongrede Hükümete ve Parti Yönetimine
Delegelerin Eleştirileri………..………....……….228 3.2. Kongreden Sonra Parti İçi Mücadele……….……..231 3.2.1. Güçlü Menderes’e Karşı Meclis Grubu’nun Zayıf Direnişi……..….232 3.2.2. Ahmet Emin Yalman Suikastinin Parti İçindeki Yansımaları…....…240 3.2.3. 1954 Seçimleri Yaklaşırken Yerel Örgütlere Genel Merkezin
Müdahaleleri…………..……….………249
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
DEMOKRAT PARTİ’NİN İKİNCİ İKTİDAR DÖNEMİNDE PARTİ İÇİ MUHALEFET (1954-1957)
4.1. 1954 Seçimleri ve Demokrat Parti’nin İkinci İktidar Dönemi………….….255 4.1.1. Meclis Grubu’nda Hükümete Yönelik Eleştiriler…………...……..257
4.1.2. İktidarın Sertlik Politikaları ve Parti İçinden İtirazlar…..…….…….259
x
4.2. Ekonomide Durgunluk ve Parti İçinde Huzursuzluk………..….………….266
4.2.1. Hükümetin Ekonomi Politikasına Parti İçinden İtirazlar…………....268
4.2.2. Meclis Grubunda Bakanlara Sert Eleştiriler ve “İspat Hakkı” Meselesinin Ortaya Çıkışı……..…………...…………..….……..…274
4.2.3. Parti İçinde Artan Muhalefet ve Parti Yönetiminin Tepkisi…...……279
4.2.4. 6-7 Eylül Olayları ve Demokrat Parti’ye Etkileri….….……….……282
4.3. Demokrat Parti Dördüncü Büyük Kongresi ve Sonrası………..…...……..286
4.3.1. Kongre Yaklaşırken İspat Hakkı Meselesinde Yaşanan Gelişmeler..286
4.3.2. Dördüncü Büyük Kongre……..……….291
4.3.3. Büyük Kongre Sonrası Yerel Örgütlerde İhtilaflar…………..……..296
4.4. Meclis Grubu’nun Muhalefeti……….……….………..………..300
4.4.1. Meclis Grubu Seçimleri Mücadelesi………..…300
4.4.2. Meclis Grubu’nun Hükümeti Düşürmesi………….………..302
4.4.3. 29 Kasım Meclis Grup Toplantısının Sonuçları……...………308
4.4.4. Dördüncü Menderes Hükümeti; Değişim mi, Zaman Kazanma Hamleleri mi?...311
4.4.5. Demokrat Parti’den İstifalar ve Hürriyet Partisi’ne Katılımlar……..318
4.5. Menderes Saldırıya Geçiyor…………....…………...……..………….…...326
4.5.1. Menderes Yeniden Güç Kazanarak Partiye Hâkim Oluyor….…....327
4.5.2. Demokrat Parti’de Köprülü(ler) Sorunu…………..……....….…...337
4.5.3. Menderes Gücünü Pekiştiriyor…………..……….………343
4.5.4. 1957 Seçimlerine Giderken Demokrat Parti’nin Durumu…..…..…..346
BEŞİNCİ BÖLÜM DEMOKRAT PARTİ’NİN SON DÖRT YILINDE PARTİ İÇİ MUHALEFET (1957-1960) 5.1. Güç Kaybeden İktidar İstikrarsız Siyasi Ortam……..……..………..……..353
5.1.1. İktidarın Muhalefete Karşı Tedbirleri ve Demokrat Parti Meclis Grubundan İtirazlar……….…… ………..……….355
xi
5.1.2. Beşinci Menderes Hükümetine ve Meclis İç Tüzüğünün
Değiştirilmesine Meclis Grubu’nun Eleştirileri………...………..359
5.1.3. İktidar-Üniversiteler Gerginliğine Parti İçinden Tepkiler….…..…....362
5.1.4. Meclis Grubu’nda Huzursuzluk………...……….………..366
5.1.5. Derinleşen Ekonomik ve Siyasal Sorunlara Meclis Grubu’nun Tepkisi……..……….….…..…..….……….368
5.1.6. Kabine İçinde İstikrarsızlık…….………….………...…376
5.2. Tırmanan Siyasi Gerilim ve Partiyi Toparlama Çabaları……...….……...378
5.2.1. “Yaylacıların” Meydan Okuması…………..…………..………382
5.2.2. Menderes’in Sertlik Politikasına Meclis Grubu’ndan Tepkiler……...384
5.2.3. Yırcalı, Koraltan’a Karşı………..………...…392
5.2.4. Derinleşen Siyasi Krizin Demokrat Parti İçindeki Yansımaları…...394
SONUÇ…………..…..………404
KAYNAKLAR……….……….…..……413
EKLER...427
ÖZGEÇMİŞ……….469
xii
KISALTMALAR
age : adı geçen eser agm : adı geçen makale agt : adı geçen tez
ARMHC : Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bkz. : bakınız
CB DAB CD : Cuhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Dönemi
CHF : Cumhuriyet Halk Fırkası CHP : Cumhuriyet Halk Partisi CMP : Cumhuriyetçi Millet Partisi ÇTK : ÇiftçiyiTopraklandırma Kanunu DP : Demokrat Parti
DP MGMZ : Demokrat Parti Meclis Grubu Müzakere Zabıtları DST : Demokrasi Sürecinde Türkiye
GİK : Genel İdare Kurulu HP : Hürriyet Partisi
İTC : İttihat ve Terakki Cemiyeti MG : Meclis Grubu
MKP : Milli Kalkınma Partisi MP : Millet Partisi
s. : sayfa
SCF : Serbest Cumhuriyet Fırkası
xiii
TBMM : Türkiye Büyük Millet Meclisi
TBMM TD : Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi TBMM ZC : Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi TDP : Türk Dış Politikası
TpCF : Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası TMO : Toprak Mahsulleri Ofisi
VC : Vatan Cephesi
1
GİRİŞ
Bu çalışmada 7 Ocak 1946’da kurulan ve 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile fiilen son bulan Demokrat Parti’nin (DP) yaklaşık 15 yıl –tam olarak 14 yıl 4 ay 20 gün- süren siyasi yaşamı boyunca parti içinde oluşan muhalif hareketlenmeler değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Türkiye’de çok partili siyasal sistemin kalıcı olarak yerleşmesinin sembolü olan Demokrat Parti, Türk siyasi tarihinde serbest seçimler yoluyla iktidara gelen ilk muhalefet partisidir. Partinin kuruluşu ve yaklaşık dört yıl sonra seçimler yoluyla iktidara gelişi, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan uluslararası konjonktürdeki değişimlerin sonucu olduğu kadar, Türkiye’de 20. yüzyılın başından itibaren gelişen modern siyasi örgütlenmelerin ve demokrasi mücadelesinin önemli bir aşamasını temsil eder.
Parti, muhalefet döneminde verdiği mücadeleyle ve on yıllık iktidarı boyunca ülkede önemli değişimler sağladığı gibi, kendisinden sonra kurulan partilerce sürdürülen bir siyasi geleneğin başlatıcısıdır. Demokrat Parti ile başlayan ya da kapsamı genişleyen kimi siyasi ve toplumsal tartışmalar günümüzde dahi güncelliğini korumaya devam etmekte, bu tartışmalar Demokrat Parti dönemine referanslar verilerek sürdürülmektedir.
DP bu önemine uygun olarak Türk siyasi ve ekonomi tarihi literatüründe geniş bir şekilde ele alınmış ve alınmaya devam etmektedir. Türkiye’nin ekonomi ve siyasi tarihini genel ve uzun dönemli olarak ele alan incelemelerde partiye geniş yer ayrılırken, doğrudan DP’yi ele alan önemli monografiler de yazılmıştır. DP’nin ekonomi politikaları, demokrasi anlayışı, propaganda yöntemleri, seçim stratejileri, dine yaklaşımı gibi özel konularda çalışmalar yapıldığı gibi, DP’nin iktidar döneminde yaşanan siyasal, sosyal, kültürel gelişmelere ilişkin sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında akademik çalışmalar yapılmıştır ve yapılmaya devam etmektedir.
Demokrat Parti’yi ve dönemini ele alan çalışmaların sayısal olarak çokluğuna ve inceleme alanlarının çeşitliliğine rağmen parti içindeki muhalefet tarih yazımında yeterince üzerinde durulmamış bir konudur. Bu konuyu doğrudan merkezine
2
almayan çalışmalarda parti içi muhalefete verilen yer son derece kısıtlıdır ve esas olarak partiden koparak yeni partiler kurmuş olan hareketlerle sınırlıdır.
Doğrudan DP içi muhalefeti ele alan çalışmalar ise hem az sayıdadır hem de kapsamlı olmaktan uzaktır. Bu çalışmaların eksiklikleri sadece parti içi muhalefetin nedenleri, gelişim sürecini etkileyen faktörler ve sonuçlarına ilişkin analizlerin yetersizliği ile sınırlı değildir. Muhalefetin gelişim sürecine ilişkin somut bilgilere dahi yeterince yer verilmemiştir.
Bu nedenle, bu çalışmanın temel amaçlarından biri bu alandaki bilgi boşluğunun doldurulmasına katkıda bulunmaktır.
Bu amaçla bu çalışmada konuya ilişkin araştırma eserleri, dönemin siyasetçilerinin ve gazetecilerinin anıları, Demokrat Parti genel merkezinin ve yerel örgütlerinin yayınları ve tebliğleri, Meclis Grubu Müzakere Zabıtları, arşiv belgeleri gibi çok çeşitli kaynaklar kullanıldı. Çok sayıda süreli yayın uzun süreli taramaya tabi tutuldu.
Çalışma boyunca yoğun şekilde kullanılan bazı kaynaklardan, bunların ele alınış biçimlerinden ve çalışma için hangi açılardan önemli olduğundan söz etmenin çalışmanın içeriği konusunda fikir vereceği kanaatindeyiz.
Çalışmada kullanılan kaynak türlerinden biri, incelememize konu olan dönemin tanıklarının anılarıdır. Bu türdeki kaynakların ilk grubunu bu dönemde siyasi yaşamda bulunmuş olan İsmet İnönü, Nihat Erim, Hilmi Uran, Asım Us, Faik Ahmet Barutçu ve Hıfzı Oğuz Bekata gibi Cumhuriyet Halk Partili (CHP) siyasetçilerin anı ve günlükleri oluşturmaktadır.
CHP’li siyasetçilerin anıları siyasi süreçlere içeriden tanık olan ve bunları kendi açılarından yorumlayan siyasetçilerin gözlem ve yorumları olarak önem taşımakla birlikte, önemleri bununla sınırlı değildir. Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’nin çok partili siyasi yaşama geçiş kararı, uzun süredir ülkeyi tek başına yöneten CHP tarafından alındı. Yeni sisteme geçişin biçimi, kapsamı, hızı önemli ölçüde iktidar partisi CHP yöneticileri tarafından belirlendi. Bu belirleme, DP içindeki muhalefetin sınırlarını da belirleyen DP’nin programı, yapısı ve politikaları üzerinde de birinci derecede etkili oldu. Siyasi sistemin değişmesi, iktidar partisinde içinde değişimin de önünü açtı. Ülke siyasetinde ve iktidar partisi
3
içindeki değişim, muhalefet partisine karşı uygulanacak politikalar CHP içinde de tartışmalara sebep oldu. CHP iktidarı ve özellikle partinin lideri ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, DP’nin sistemin sınırlar dışına taşması ihtimali belirdiğinde doğrudan bu parti içindeki dengeleri değiştirmek üzere müdahalelerde bulundu. Bu müdahaleler parti içi muhalefetin oluşumunda temel faktörlerden biri oldu. DP içindeki ilk dönemdeki muhalefet DP yöneticilerini İnönü’nün isteklerine boyun eğmekle hatta İnönü ile muvazaa ilişkisi içine girmekle suçladılar. Bu dönemde muhalefet partisine daha sert davranılmasını hatta bu partinin kapatılmasını isteyen CHP içindeki gruba karşı, çok partili sistemin devamını isteyen ve İnönü tarafından desteklenen 35’ler grubunun lideri olan Nihat Erim de DP içindeki muhalefetin oluşum ve gelişiminde öne çıkan siyasetçilerden biriydi. Erim, DP yöneticileri ile doğrudan ilişki içinde girdiği için DP içi muhalefetin İnönü’den sonraki en önemli hedefi oldu.
CHP ve İnönü faktörünün önemi, sadece sürecin 1946-1950 dönemi ile sınırlı değildir. DP’nin iktidarda olduğu 1950 sonrasında ana muhalefet partisi olarak CHP’nin politikaları, ülkedeki siyasi ortamın oluşumunda, DP’nin politikalarında olduğu gibi parti içi muhalefetin oluşumunda, gelişiminde ve parti yönetiminin iç muhalefete tavrında da etkili oldu.
Bu çalışmada anılarından yararlandığımız diğer siyasetçi grubunu Demokrat Partililer oluşturmaktadır. Parti içi muhalefet, büyük oranda parti içinde yaşananların sonucu olduğu için Demokrat Parti içerisinde yer alan, bu tartışmaların doğrudan tarafı ya da gözlemcisi olanların anıları bu çalışma için ayrıcalıklı bir öneme sahiptir.
Bu bağlamda, partinin kurucusu ve iktidara gelene kadar genel başkanı, partinin iktidarı dönemi boyunca cumhurbaşkanı olan Celal Bayar’ın kendisi ile yapılan görüşmelerde aktardığı anılarından derlenen Başvekilim Adnan Menderes kitabı, DP’nin dört kurucusundan biri olan Refik Koraltan’ın anılarını içeren derleme, parti içindeki muhalefetin önde gelen isimlerinde Kenan Öner’in; parti içi muhalefetin hedef isimlerinden biri olan Mükerrem Sarol’un; değerlendirmelerinde belli bir mesafeyi ve eleştirel pozisyonunu her zaman koruyan Emrullah Nutku‘nun; partinin iktidar döneminde bakanlık ve Genel İdare Kurulu (GİK) üyeliği yapan Rıfkı Salim Burçak’ın kendilerinin kaleme aldıkları anıları; başbakan yardımcılığı, bakanlık ve GİK üyeliği gibi önemli görevler üstlenmiş olan Samet Ağaoğlu’nun günlükleri ile
4
birlikte dönem değerlendirmesi ve analizlerini de içeren bir dizi eseri sadece yaşanan olayları değil, bunların kendi cephelerinden nasıl görüldüğünü de anlatan kaynaklar olarak yoğun şekilde kullanıldı.
Tüm bu anılar ve günlükler içinde iki kaynağı özel önemlerinden ötürü ayrıca zikretmek gerekir. Samet Ağaoğlu’nun Siyasi Günlük ve Rıfkı Salim Burçak’ın On Yılın Anıları eserleri, elimizde tutanakları bulunmayan DP GİK toplantılarına ilişkin önemli bilgiler vermektedir. GİK, büyük kongreden sonra partinin en yetkili organı olarak en önemli kararların alındığı kuruldur. Parti içi muhalefete ilişkin de önemli kararların alındığı bu organın kendisi de DP tarihi boyunca parti içi mücadelenin önemli zeminlerinden biridir.
Metin Toker, Cüneyt Arcayürek, Cihad Baban, Ahmet Emin Yalman başta olmak üzere bu dönemde siyasete ve siyasetçilere yakınlıkları nedeniyle hem politika belirlemede etkileri olan hem de siyasi süreçleri yakından gözleme şansına sahip olan gazetecilerin anı/değerlendirme kitaplarından da geniş ölçüde yararlanıldı.
Siyasetçilere yakınlıkları ve onlar üzerindeki etkileri, siyasette taraf olmaları gibi faktörler dönemin gazetecilerini, içeriden-öznel bir anlatıma sevk ettiği görülmektedir. Bu anlamda bu gazetecileri siyasi figürler olarak ele almak mümkündür. Diğer yandan gazeteci kimlikleri ve refleksleri nedeniyle bu kişilerin, dönemin olayları ve kişileri hakkında daha tarafsız değerlendirme, yorum ve analize daha fazla yer verme eğiliminde oldukları söylenebilir.
Dönemin süreli yayınları çalışmada yoğun bir şekilde kullanıldı. Çok sayıda süreli yayın uzun dönemi kapsayan bir şekilde tarandı. DP içindeki muhalefetin hareket alanını belirleyen siyasi gelişmeler, partinin genel merkezinde ve taşra teşkilatlarında yaşanan parti içi mücadeleler bu kaynaklar üzerinden izlenmeye çalışıldı.
Demokrat Parti’nin kuruluşunu hazırlayan koşullar 1945 yılından itibaren şekillenmeye başladığı için 1945 yılından başlayarak partinin siyasi yaşamının sona erdiği 1960 Mayıs’ına kadar olan döneme ait Cumhuriyet gazetesinin tüm sayıları tarandı. Cumhuriyet gazetesi, hem tüm koleksiyonuna ulaşılabildiği için hem de
5
dönem içinde derecesi değişmekle birlikte siyasi partilere karşı nispeten tarafsız davranmaya özen gösteren süreli yayın olması nedeniyle tercih edildi.1
Bunun yanında Akşam, Ulus (CHP’nin yayın organı olması nedeniyle ayrı bir önemi de vardır) ve Vatan gazeteleri Cumhuriyet gazetesinde yer almayan kimi bilgilere ve yorumlara ulaşmak, bu gazetede yer alan bilgileri teyit etmek ya da tartışmalı olduğunu ortaya koymak üzere geniş ölçüde tarandı. DP’nin muhalefet döneminde parti içi muhalefete karşı daha sempatik bir pozisyon alan Yeni Sabah gazetesi, parti içindeki muhalefet konusunda bilgilere ulaşmak için yoğun olarak kullanıldı. 1954’ten sonra yayımlanmaya başlayan Akis dergisi de siyasi gelişmeleri olduğu kadar bunların perde arkasını ele alması, özellikle de DP içindeki muhalefete geniş yer ayırması nedeniyle sıkça başvurulan süreli yayınlardan biri oldu.
Süreli yayınların işlevi elbette dönemin olaylarını aktarmakla sınırlı değildir.
Kendi görüşleri doğrultusunda kamuoyu oluşturan organlar olarak dönemin politikalarının belirlenmesinde de etkili olmuşlardır. Bu özelliğinden dolayı basın organları aynı zamanda siyaseti belirleyen aktörler olarak ele alındı..
Çok partili sisteme geçilirken Tan ve Vatan gazetelerinin öncülük ettiği muhalif basın cephesi değişim yönünde iktidar üzerindeki baskıyı arttırdı. Bu gazeteler sadece muhalefetin görüşlerini kamuoyuna aktaran araçlar olarak kalmadılar, görüş ve politika oluşturma süreçlerine de doğrudan etkide bulundular.
Bu nedenle iktidarın eleştirilerinin hedefinde yer aldılar. Çok partili sisteme geçilirken sola karşı iktidar kampanyasının temel hedefinin sol basın olması, Köprülü, Menderes ve Koraltan’ın Meclis’teki muhalefetleri ya da “Dörtlü Takrir”i verdikleri için değil, muhalefetlerini basın yoluyla sürdükleri için CHP’den atılmaları gibi olaylar iktidarın da bu etkinin farkında olduğunu göstermektedir. DP’nin, o
1 Gazete, bir siyasi partinin doğrudan sözcüsü olmadığı, partiler hakkında daha dengeli yayın yapmaya özen gösterdiği için tarafsız kabul edilmiştir. Mutlak anlamda tarafsız değildir. 1945-50 döneminde CHP iktidarına, 1950-54 döneminde DP iktidarına, 1954 sonrasında ise DP’ye karşı muhalefete daha yakın bir politika sürdürmüştür. Bu taraflılık DP içindeki muhalefete yaklaşımında da görülür.
DP’deki 1948 bölünmesinde Cumhuriyet gazetesi parti yönetiminden yana ve muhalefete karşı tutum almıştır. Parti içi muhalefetin yerel örgütlerdeki etkilerine çok az yer vermiştir. Partideki 1955 bölünmesinde ise gazetenin muhaliflerden yana bir tutum aldığı görülür. Partinin en küçük yerel örgütünde hükümete veya parti yönetimine karşı eleştiriler, parti içi muhalefetten yana olan açıklamalar ve haberler gazetede geniş yer bulmuştur.
6
dönemde kurulan diğer partilerin aksine kitleselleşebilmesinde ve daha sonra da iktidara gelebilmesinde basının çok önemli bir rolü oldu. Diğer yandan Ulus gazetesinde Falih Rıfkı Atay ve Nihat Erim’in yazılarının -muhalefete uyarılarının-, DP’nin muhalefet dönemi politikalarında ve parti içi muhalefete tavrında etkili oldu.
1954’ten sonra ekonomik ve siyasi sorunların artması ile muhalefet partilerinin etkinliği arttığı gibi DP içinde muhalefet de gelişme gösterdi. Bu gelişmede basının da önemli rolü oldu. DP iktidarının buna karşı basın özgürlüğünü kısıtlamak için tedbirler alması bu etkinin göstergesidir. 1955 Kasım’ında Menderes hükümetinin kendi Meclis Grubu tarafından düşürülmesinde ve Hürriyet Partisi’nin kurulması ile sonuçlanacak muhalefetin oluşumunda ve gelişiminde Dünya gazetesi ve Akis dergisinin dönemin Devlet Bakanı Mükerrem Sarol başta olmak üzere bakanlarla ilgili yolsuzluk iddialarını gündeme getiren yayınlar yapması etkili oldu.
Farklı konjonktürlerde basının tavrının iktidarın ve muhalefetin politikaları üzerindeki etkisine dair örnekler çoğaltılabilir. Basında yer alıp almama ya da yer alma biçimleri DP içindeki muhalefetin gücünü gösterdiği gibi bu gücün artması ya da azalmasında etkili oldu. Basın, özellikle de büyük basın organları, her zaman DP içindeki muhalefetin boyutunu nesnel bir biçimde ortaya koyan kaynaklar değillerdi.
Basın da kendi politik önceliklerine göre bu muhalefeti kimi zaman görmezden geldi.
Kimi zaman da öneminin ötesinde yer vererek parti içi muhalefeti daha büyük gösterme yoluna gitti. Örneğin DP’nin muhalefet dönemindeki parti içi muhalefete karşı büyük basının mesafeli yaklaşımı bu muhalefetin daha küçük görülmesine yol açtı. DP iktidarının basına sınırlamalarının arttığı dönemde ise basın da DP içindeki muhalefete daha sempatik yaklaşmaya başladı, bu konudaki haberleri daha fazla öne çıkardı. Bu nedenlerden dolayı bu çalışmada genel siyasi düzlemde iktidara ya da muhalefete, DP içindeki mücadelede ise parti yönetimine ya da parti içi muhalefete yakın çeşitli gazeteler kullanılmaya çalışıldı.
İncelememize konu olan dönem boyunca siyasal alanda büyük değişimler yaşandı, buna paralel olarak kanunlarda da çok sayıda değişiklik yapıldı. Kanun tasarılarının ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) komisyonlarında ve Genel Kurulunda görüşmeleri sırasında yaşananlar partilerin görüşlerini, iktidar ve muhalefet partisi/partileri arasındaki mücadelenin niteliğini ortaya koymakla
7
sınırlı değildir. Komisyonlarda ve Genel Kuruldaki görüşmeler ve görüşmeler sonunda yapılan oylamalar DP içindeki muhalefetin, parti yönetiminden farklı düşünenlerin kendi görüşlerini ortaya koymalarına imkan tanıyan platformlar oldu.
Bu platformlarda parti içi muhalefetin ortaya koyduğu tavırlar kadar, kendi parti yönetimlerine ya da hükümetlerine doğrudan muhalif tutum almadıkları, aleyhte oy kullanmadıkları durumlarda oylamalara katılmaktan imtina etmeleri ve hatta olumlu görüş bildirip lehte oy kullanmaları da parti içi muhalefetin boyutu, niteliği ve gücü konusunda fikir vermektedir. Bu nedenlerle Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi (Tutanak Dergisi) çalışmada yoğunlukla kullanılan kaynaklardan biri oldu.
Demokrat Parti Meclis Grubu Müzakere Zabıtları (DP MGMZ), bu çalışmayı benzerlerinden ayıran kaynaklardan biridir. Bu zabıtlar, DP dönemi politik süreçlerin özellikle de parti içi işleyişin anlaşılması açısından son derece önemli olmasına rağmen akademik çalışmalarda yeterince kullanılmamıştır. Bu çalışma için ilki 28 Mayıs 1950, sonuncusu 29 Nisan 1960 tarihli olan, bu dönemde yapılan toplantıların tümünü değilse de tümüne yakınını belgeleyen tutanaklara ulaşıldı. Sadece önemli kararların alındığı ya da parti içinde muhalefetin yoğunlaştığı belli başlı toplantıların değil, tüm toplantıların tutanakları incelendi. DP’nin sadece iktidar dönemine ait olan toplantı tutanaklarının elde bulunması, muhalefet dönemine ilişkin tutanakların olmaması büyük bir eksikliktir. Zira DP’deki 1948 yılındaki ayrışmada Meclis Grubu’nda da önemli tartışmalar yapılmıştı, Meclis Grubu ile GİK arasındaki çatışma, parti içi mücadelenin çok önemli bir boyutunu oluşturmuştu. Bununla birlikte DP’nin iktidar döneminde de Meclis Grubu toplantılarındaki tartışmalar DP’nin yapısı, parti içi gelişmeler ve parti içi muhalefet konusunda çok değerli bilgiler içermektedir.
Demokrat Parti Meclis Grubu, iktidar döneminde partinin Meclis’teki milletvekili çoğunluğunu elinde bulundurması nedeniyle çok önemli bir güce sahip oldu. Partinin/hükümetin, diğer partilerin Meclis’e sunacağı kanun tekliflerinin, soru ve gensoru önergelerinin parti tarafından kabul edilip edilmeyeceği Grup toplantılarında kararlaştırıldı. DP, iktidarı döneminde milletvekili çoğunluğuna sahip olduğundan Meclis Grubunda belirlenen cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı adaylarının Meclis’teki oylama sonucunda bu görevlere gelmesi kesindi. Yine böyle
8
bir durumda, kurulan kabineler, kendi Meclis Grubunda güvenoyu aldığında Meclis’te de rahatlıkla güvenoyu aldı.
DP’nin iktidar döneminde siyasi kararlar önemli ölçüde hükümet tarafından alınmaya başlasa da Meclis Grubu önemini her zaman korudu. Karar alma yetkisinin hükümette hatta gitgide tek adamda -Menderes’te- toplanması çabasına karşı Meclis Grubu yetkilerini ve gücünü korumaya gayret etti. Parti Meclis Grubu toplantılarında milletvekilleri kendi hükümetleri ya da bakanları hakkında soru ve gensoru önergeleri vererek hükümeti denetlediler. 29 Kasım 1955’te olduğu gibi hükümetin istifasını dahi sağlayabildiler.
Meclis Grubu toplantıları, parti içinde yönetimden farklı görüşte olanların, yönetime muhalif olanların kendilerini ifade ettikleri, kararlara etkide bulanabilme imkanı yakaladıkları platformlar oldu. Bakanlara, sözlü ve yazılı soru önergeleri ile sert eleştiriler yaptılar, alternatif politikalar dile getirdiler. Hükümete güvenoyu görüşmeleri, Grubun belirleyeceği Meclis Başkanı ve idareci üyelerin seçimi, Grup Başkanı ve Grup İdare Heyeti seçimleri, her zaman eleştiri fırsatı bulamayan muhalifler için yönetime karşı çıkış yapabilme fırsatları sağladı. DP milletvekilleri, Meclis Genel Kurulunda yapılan güven oylamalarında ya da parti yönetiminden/hükümetten gelen kanun tekliflerinin/tasarılarının görüşmelerinde parti dayanışması gereği genel olarak aleyhte konuşmadılar ya da aleyhte oy vermediler.
Buradan bakıldığında parti içinde tam bir uzlaşma ve bütünlük görüntüsü ile karşılaşılır. Oysa pek çok durumda bu konularda Meclis Grubu toplantısında aleyhte konuşmalar ve aleyhte verilen oylar söz konusudur. Partinin aile toplantısı olarak görülen Meclis Grup toplantılarında milletvekilleri görüşlerini, taleplerini, şikayetlerini hatta iç dökmelerini rahatlıkla dile getirdiler. Bu özelliğinden dolayı DP Meclis Grubu Müzakere Zabıtları, DP içindeki mücadeleyi pek çok boyutuyla anlamamıza olanak sağlayan önemli kaynaklar oldu.
Çalışmada kullandığımız bir diğer önemli kaynak türü, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri’nden elde edilen belgeler oldu. Bu arşivlerde Demokrat Parti için özel bir fon olmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesi Başkanlığı Fonu, Başbakanlık Fonu ve Siyasi Partiler Fonu taranarak konu ile ilgili bazı belgelere ulaşılabildi. Aynı dönemde DP yerel yöneticileri ile karşılaştırma yapmamızı, dolayısıyla iki partinin
9
içyapısının benzerlik ve farklılıklarını anlamamıza yardımcı olan CHP’nin yerel örgüt yöneticilerinin mesleklerini belirten çizelgeler, seçim sonuçlarına ilişkin resmi tutanaklar ve istatistikler, DP’nin iktidar döneminde idare teşkilatında yapılan düzenlemelere ilişkin kararlar, DP genel merkezinin yayımladığı genelgeler bunlar arasındadır. DP yerel örgütlerinden genel merkeze gönderilen şikayet ve talep içeren telgraflar ve yerel örgütlerin durumunu ortaya koyan raporlar gibi bu arşivden elde edilen altmışa yakın belge, parti içindeki muhalefet ilişkin kullandığımız önemli kaynaklar oldu.
Bunlara ek olarak partinin merkezi ya da yerel örgütleri tarafından üretilmiş raporlar, bildiriler, tamimler de çalışma içinde kullanıldı.
Bu çalışma, DP içindeki muhalefet ilişkin anlatılara yer yeren çalışmalardan kapsamı açısından da ayrılmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği gibi Türkiye tarihini genel ve uzun dönemli olarak ele alan çalışmalarda, çalışmaların doğası gereği Demokrat Parti içindeki muhalefete kısıtlı bir yer ayrılırlar. Özel olarak DP içindeki belirli muhalif hareketleri ele alan çalışmalar ise sadece söz konusu muhalif hareketle sınırlandığı gibi incelenen tarihsel dönem de sınırlıdır. Her iki türden çalışmalarda da partiden ayrılıp Millet Partisi, Hürriyet Partisi ve daha sınırlı olmak üzere Türkiye Köylü Partisi gibi yeni partiler kuran, büyük muhalif hareketlenmeler konu edilir. Böyle bir durumda DP içindeki muhalif hareketlere ilişkin bütünlüklü bir tabloya ulaşabilmek mümkün olamamaktadır.
DP içindeki muhalefete ilişkin büyük muhalif hareketler ve onların kurdukları yeni partilerle sınırlı kalan incelemeler, bu hareketleri yaratan kişilerin parti yönetimi ile toplumsal ya da sınıfsal köken, ideolojik, programatik ve politik görüş ayrılıklarına yoğunlaşıp, muhalefetin içyapısında türdeşlik aramaya yönelmektedir.
Bu yönelim, partinin 1948 yılında bölünmesine, ardından da Millet Partisi’nin kuruluşuna sebep olan muhalifleri “Müfrit Muhafazakârlar” olarak ayrı bir kimlikle adlandırmaya, 1955 yılında Hürriyet Partisi’nin kuruluşuna yol açan muhalifleri ise
“liberal” olarak nitelendirmeye varan sonuçlar üretebilmektedir.
Bu çalışmada partiden kopan koparak yeni partiler kuran büyük muhalif hareketler önemli bir yer tutmakla birlikte, DP içindeki muhalefete ilişkin inceleme
10
bunlarla sınırlı tutulmadı. Partinin kuruluşundan kapanışına kadar ortaya çıkan büyük kopuşa ve yeni partilerin kuruluşuna yol açmasa da önemli sonuçlara yol açan muhalif çıkışlar ve meydan okumalar, kopuşa yol açan ya da açmayan daha küçük çaplı muhalif hareketler de incelendi. Partinin Genel İdare Kurulu, Meclis Grubu, iktidar döneminde kabine gibi organları, merkez ve yerel örgütleri arasındaki mücadeleler ve yine bu organ ve örgütlerin kendi içindeki mücadeleler incelemeye dahil edildi. Tüm bu parti içi mücadeleler ve muhalif hareketlerin oluşum ve gelişim aşamaları, partinin yaşamı boyunca yapısındaki değişimler, bunlara etki eden siyasi ve ekonomik konjonktür bağlamında ele alındı. Parti içinde çatışmaya ve kopuşa yol açan süreç ve mekanizmalarla birlikte uzlaşma zemin ve mekanizmalarının nasıl işlediği çözümlenmeye çalışılarak DP içindeki muhalefetin olabildiğince bütünlüklü bir tablosu sunulmaya çalışıldı.
DP içinde büyük muhalif hareket yaratmış ve ardından yeni partiler kurmuş olan grup üyelerinin DP yöneticileriyle farklılıklarını, kendi içinde ortak özelliklerini arayan yaklaşım bazı açıklayıcı sonuçlara ulaşabilmemize olanak tanısa da yöntemsel olarak tartışmaya açıktır. Bu yaklaşımda yaşanmış olayların sonuçlarını bilen tarih araştırmacısı, olayların nedenlerini bu sonuçlardan hareketle bulmaya çalışır.
Muhalifler, parti yönetimine karşı harekete geçip, bunun sonucunda da partiden ayrılıp yeni esaslar üzerinden yeni partiler kurduklarına göre kendi aralarında bir takım ortaklıklar, parti yönetiminden de farklılıklar olması beklenir. Ancak olayların sonucunda ortaya çıkan nihai durum her zaman bu olayların başlangıcında ve gelişim sürecindeki nedenlerin zorunlu sonucu değildir. Olaylar, kısmen siyasi aktörlerin başlangıçta öngördükleri, planladıkları sonuçlar doğururken, büyük ölçüde rakip siyasi aktörlerin mücadele içinde attıkları adımlar ve bu adımlara verilen tepkiler sonucu başlangıçta öngörülemeyen sonuçlar üretirler. Bu anlamda DP içindeki muhalefeti, sonucunda ortaya çıkan partiler üzerinden değerlendirmek yerine süreç merkezli, muhalefetin başlangıcından itibaren geçirdiği safhalar ve bu safhalardaki gelişmeler üzerinden incelemek daha gerçekçi bir tablo ortaya koyabilir.
Diğer yandan muhaliflerin partilerini kurduktan sonraki durumu, nitelikleri, söylemleri ve politikalarına bakarak belirlenecek sıfatların, parti içi muhalif hareketlerin oluşum ve gelişim aşamasındayken durumu için kullanmak yerinde olmayacaktır. Bu durumda muhaliflerin içinde oldukları partiden ayrılma sürecine
11
girdikleri ve kendi partilerini kurdukları sırada öne çıkardıkları ayrılıklar, başından beri sahip oldukları görüşlere dayanmayabileceği gibi parti içinde muhalefetlerinin asli nedenini de oluşturmayabilir. Bu nedenle bir grup parti içinde bir muhalefet hareketi olarak oluşmaya başladığı sıradaki yapısı, talepleri, söylemleri ve niteliği ile kopuşun kaçınılmaz olduğu ve partinin kurulduğu dönemdekiler arasında önemli farklılıklar üzerinde de durulması gerekir.
Parti içindeki muhalefetle, aynı kişiler tarafından kurulmuş olsa da yeni bir parti yapısal olarak birbirlerinden farklıdır. Hatta bir parti için rahatlıkla siyasi bir yapı denilebilecekken, parti içi muhalefeti çoğunlukla bu şekilde nitelemek dahi olanaksızdır. Parti içi muhalefetin parti yönetimi ile mücadelesi de siyasi partiler arasındaki mücadeleden farklı özelliklere sahiptir.
Siyasi parti, özellikleri, yapıları, ideolojileri açısından çeşitlilik arz etse de bazı ortak noktaları kapsayan şekilde tanımlanmaktadır. Ergun Özbudun, siyasi partiyi halk desteği sağlayarak iktidara gelmeyi amaçlayan, “sürekli ve istikrarlı bir örgüte sahip siyasi topluluklar” olarak tanımlamaktadır.2 Tarık Zafer Tunaya’ya göre de siyasi parti “Belli bir program üzerinde birleşmiş kişilerin, bu programı, normal seçim yollarıyla gerçekleştirme amacı güderek, kurmuş oldukları bir dernektir”.3 Ahmet Taner Kışlalı’ya göre de siyasi partiler programları doğrultusunda iktidarı ele geçirmek ve siyasi kararlarda etkide bulunmak için örgütlenmiş kuruluşlardır.4 Erdoğan Teziç de “siyasi partiyi ortak görüşleri paylaşan insanların siyasi iktidarı ele geçirmek amacıyla kurdukları örgüt” olarak tanımlamaktadır.5 Benzer bir şekilde Münci Kapani’ye göre ise, bir programa, sürekli örgüte sahip olma ve siyasal iktidarı hedefleme bir örgütü siyasal parti olarak tanımlayabilmek için gerekli unsurlardır.6
2 Ergun Özbudun, Siyasal Partiler, Sevinç Matbaası, Ankara, 1974, s. 4.
3 Tarık Zafer Tunaya, Siyasi Müesseseler ve Anayasa Hukuku, Sulhi Garan Matbaası, İstanbul, 1966, s. 147.
4 Ahmet Taner Kışlalı, Siyaset Bilimi, İmge Kitabevi, Ankara, 2014, s. 261.
5 Erdoğan Teziç, 100 Soruda Siyasi Partiler (Partilerin Hukuki Rejimi ve Türkiye’de Partiler), Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1976, s. 5-6. Teziç, bir başka kitabında da siyasi partiyi, baskı grupları gibi siyasi hayatta başka kurumlardan ayırmanın önemini vurgular. Yazarın, F. Gaugel’den alıntıladığı tanıma göre, siyasi parti “üyelerinin düşünce ve manfaatlerini gerçekleştirmek için, iktidarı kısmen ya da tamamen elde etmek amacı ile, siyasi hayata katılan teşkilatlanmış bir gruptur.” Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., İstanbul, 2001, s. 308.
6 Münci Kapani, Politika Bilimine Giriş, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2008, s. 176.
12
Siyasi parti tanımı konusunda yukarıda zikredilen yazarlara da kaynaklık eden Joseph La Palombara ve MyronWeiner ise toplumun ileri gelenlerinin oluşturduğu, yerel ortaklarıyla sınırlı ve kesintili ilişkisi olan gevşek örgütlü gruplardan ayırmanın gereği üzerinde durarak siyasi partinin bazı temel özelliğe sahip olması gerektiğini yazmaktadırlar. Buna göre, siyasi parti, o sırada var olan liderlerinin ömürleri ile sınırlı olmayan bir sürekliliğe, yerel ve ulusal düzeyde iletişimi ve ilişkileri olan açık ve sürekli yerel örgütlere sahip olmalıdır. Partinin liderlerinin, iktidarın politikalarını etkilemeye değil, hem yerel hem de ulusal düzeyde tek başına ya da başkalarıyla koalisyon içinde karar alıcı iktidarı elde etme kararlılığı olmalıdır. Parti, seçimle ya da başka yollarla halk desteği kazanma çabası içinde olmalıdır.7
Bu tanımlarda öne çıkan, bir programa ve sürekli bir örgüte sahip olma ve siyasi iktidarı ele geçirme amaçları siyasi partilerin vazgeçilmez unsurları iken, bu unsurların parti içindeki muhalefette yer alması beklenemez. Parti içi muhalefet, tanım gereği, muhalefet ettikleri parti yönetimi ile aynı partinin üyelerinden oluşur.
Partinin ideolojisini, dünya görüşünü, programını, politikalarını, hatta yapısını, daha genel bir ifadeyle parti değerlerini benimsedikleri için o partiye girmişlerdir.8 Muhalif olsalar dahi parti üyeleri, partilerinin mitinglerinde, propaganda ve örgütlenme faaliyetlerinde, organların toplantılarında diğer parti üyeleriyle bir aradadırlar. Partinin ortak siyasi faaliyeti içinde bulunurlar, partinin çeşitli düzeylerde yetkili kademelerinde bulunarak parti siyasetinin sorumluluğunu üstlenirler ya da daha önce üstlenmişlerdir. Bu nedenle bir parti, farklı bir program ve politikalarla diğer partilerden ayrışmak, siyasi söyleminde bu ayrışmaları öne çıkarmak zorundayken,9 parti içi muhalifler kendilerini ayrı bir projenin, siyasi
7 Joseph La Palombara and Myron Weiner, “The Origin anda Development of Political Parties”, in Political Parties and Political Development (ed. Joseph La Palombara and Myron Weiner), Princeton University Press, Princeton, New Jersey, 1966, s. 6.
8 Partiler bir kişiyi üye olarak kabul etmek için partinin ilkelerini, programını ve tüzüğünü kabul etmelerini şart koşar. Demokrat Parti tüzüğünün 4. Maddesine göre de, partiye üye olmak isteyen kişi, partinin prensiplerini kabul eder. Partinin programını ve tüzüğünü kabul ettiğine dair bir taahhütname verdikten sonra partiye üye olabilir. Demokrat Parti Tüzük ve Programı (İkinci Büyük Kongre’de Kabul Edilmiştir), Doğuş Matbaası, Ankara, 1949, s. 8; aynı madde Üçüncü Kongre’de onaylanan tüzükte de aynen korunmuştur. Demokrat Parti Tüzük ve Programı, 15.10.1951, Güneş Matbaacılık TOA, Ankara, 1952.
13
grubun ve onun çıkarlarının temsilcileri olarak sunmazlar. Partinin ortak değerlerini savunurlar. Muhalifler, muhalefet ettikleri parti yönetiminin partinin otantik değerlerinden uzaklaştığını, asıl parti değerlerini kendilerinin savunduğunu iddia etme eğilimindedirler. Partinin asli değerlerini kimin savunmakta olduğu bir yandan parti içi mücadelenin alanlarından biridir. Diğer yandan bu iddia muhalefet hareketini meşrulaştırıcı bir söylem oluşturur. Ancak muhalefetin ortaklıklara vurgu yapan söylemi benimsemesi, bunun üzerinden örgütlenmeye yönelmesi muhalefetin siyasal olarak farklılaşmasının önüne geçer. Bazen de böyle bir farklılığın olmadığının göstergesidir.
Siyasi partiler arasındaki mücadelede partilerin hitap ettikleri seçmen kitlesi, programları, politik projelerindeki farklılıklar daha ön planda iken parti içi mücadelenin aktörlerinin kişilikleri, kişisel yakınlıkları, yaşadıkları kırgınlıklar, yöneticilerden beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmemesi gibi faktörler daha etkili olabilmektedir. Bu nedenle parti içi muhalefete ilişkin bir incelemede sosyal ve siyasal psikolojinin alanına giren bu faktörleri göz ardı edilmemelidir.
Her ne kadar DP içindeki muhalefetin oluşum ve gelişiminde siyasi aktörlerin kişilikleri, kişisel tavır alışları, ilişkileri ve gündelik gelişmelerin önemi yadsınmazsa da bunların ayrıntıları ile yetinen bir anlatım bir tarih çalışması için yeterli değildir.
Bu nedenle bu ayrıntılar daha genel bir analiz çerçevesinde neden sonuç ilişkileri içinde değerlendirilmeye çalışıldı, muhalefetin temel parametrelerini açıklayabileceğini düşündüğümüz bazı soruların cevapları arandı.
Bu soruların bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz. DP içi muhalefetin oluşumunu, gelişimini ve en nihayetinde partiden kopuşunu belirleyen temel faktörler nelerdi? Muhalifler, parti yöneticileri ile sınıfsal ya da toplumsal aidiyet açısından ayrışıyor muydu? 1948 yılında Millet Partisi’nin, 1952 yılında Türkiye Köylü Partisi’nin, 1955’te ise Hürriyet Partisi’nin kuruluşuna yol açan büyük muhalif hareketlenmeler başta olmak üzere parti içindeki muhalif gruplar işçiler,
9 Teziç’e göre, “siyasi partilerin en önemli işlevlerinden biri, toplumdaki dağınık düşüncelere ve eğilimlere açıklık kazandırmaktır.” Siyasi partiler “aralarında bağlantı kurulmamış dağınık kişisel eğilimler ve görüşlere”, “kişisel isteklere yön verirler, açıklık kazandırırlar. Bunların belli bir kalıba dökülmesini sağlarlar… Partiler, benzer görüşleri kaynaştırır, bireysel farklılıkları azaltmak ve törpülemek suretiyle bunları birkaç büyük grup halinde bir araya toplar.” Teziç, 100 Soruda…, s. 19- 20.
14
yoksul köylüler, büyük toprak sahipleri, ticaret ya da sanayi burjuvazisi gibi sınıfların temsilcilerinden mi oluşuyordu? Muhalifler bu sınıfların çıkarlarını savundukları için mi parti yönetimi ile karşı karşıya gelmişti?
Muhalefet, Türkler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar gibi etnik aidiyetler üzerinden yaşanan bir gerilimin mi ürünüydü? Egeliler, Karadenizliler, Doğulular gibi bölgesel aidiyetler parti içi muhalefetin oluşumunda belirleyici bir etken miydi?
Demokrat Parti, içinden çıktığı CHP gibi farklı sınıf, din, mezhep, bölge ve etnik aidiyetlere sahip kişi ve grupları bünyesinde toplayan ve tüm bu kesimlerin ortak çıkarlarını temsil etme iddiası taşıyan bir kitle partisi, bir milli partiydi.10 Diğer yandan DP, yaygın yerel örgütlenmeleri ve popülist söylemi ile geniş halk kitlelerinin siyasete katılımını sağlayan gerçek anlamda ilk kitle partisiydi. Böyle bir partide farklılıkların parti içinde çatışmalar doğurabilmesi olasılığı bu türden sorular sorulmasını gerekli kılmaktadır.
Parti içinde farklı türden ideolojilerin ve siyasi görüşlerin parti içi muhalefet üzerinde etkisi var mıydı? Muhalifler İslamcı, Türkçü-milliyetçi, muhafazakâr, liberal, solcu-sosyalist gibi ideolojik-politik görüşleri ile nedeniyle mi parti yönetimi ile ters düşmüştü? Muhaliflerin parti yönetiminden ayrı bir Türkiye tasarımı, bir politik projesi ve programı var mıydı? Daha genel anlamda muhalifler bu farklılıklara dayanan türdeş bir grup muydu?
Bu farklılıklar siyasi bir söyleme, gruplaşmalara ve en nihayetinde parti içinde muhalefete dönüştü mü? Eğer dönüştüyse, bunlar uzun dönemli ve muhalif hareketlenmeler üzerinde belirleyici bir etkiye mi sahipti? Yoksa bunların parti yönetiminin ya da hükümetin kendi lehlerine bazı kararlar alması, aleyhlerine olacak
10 Türk siyasi tarihinde siyasi partiler bir sınıf ya da toplumsal gruplarla özdeşleşmekten özellikle kaçınmış ve kendilerini bütün sınıf ve toplumsal kesimlerin temsilcisi olarak sunmuştur. Demokrat Parti’den ayrılanlar tarafından 19 Mayıs 1952’de kurulan Türkiye Köylü Partisi dahi, adından dolayı bir toplumsal kesimin çıkarlarını temsil edeceği düşüncesi oluşmasından özellikle kaçınmaya çalışmıştır. Parti kuruluşunu ilan eden bildirisinde, Türkiye Köylü Partisi, bir sınıf savaşı yapmak ve bundan zümre menfaatleri elde etmek gayesiyle kurulmuş siyasi bir birlik değildir. Onun biricik gayesi Türk milletinin hürriyet ve eşitlik içinde birliğini sağlamaktır. İşte bu gayesi dolayısıyla Türkiye Köylü Partisi, Türk milletinin partisidir. Türk içtimai bünyesinin temelini teşkil eden köy ve köylü, hiç şüphesiz bütün sosyal meselelerimizin düğüm noktasıdır. Partimizin adı bunu ifade etmektedir.” demektedir. Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasi Partiler (1859-1952), Doğan Kardeş Yayınları, İstanbul, 1952, s. 745.
15
bazı kararların alınmasının engellenmesi ile sınırlı, dönemsel ve sayıca dar mı kaldı?
Ya da tersine partinin bu denli farklı unsuru bünyesinde toplaması, her kesimi bir araya getiren ortak bir egemen söylem etrafında birleşmeye yöneltip, farklılıkların dillendirilmesine engel mi oldu?
DP içindeki çatışmayı doğuran ana sebep parti içi süreçlerden mi kaynaklanıyordu? Parti içi mücadele, toplumsal farklılıkların temsiliyetine ve ayrı bir programa dayanmayan parti içinde –iktidar döneminde hükümette- ve yerel yönetim organlarında- etkili ve yetkili pozisyonlara gelme, parti içi iktidar çemberinin içinde yer alma mücadelesi miydi? Muhaliflerin zaman içinde billurlaşan politik söylemleri, onları karakterize eden politik hedefleri mi gösteriyordu yoksa çeşitli türden hoşnutsuzları bir araya getiren ve kişisel ve grupsal çıkar mücadelesi görünümünden kurtaran politik meşrulaştırma işlevi mi görüyordu?
Parti içi muhaliflerin talep ve söylemleri üzerinden bu soruların cevabı bulunmaya çalışıldı. Parti içi muhalefetin söylemi ve öne çıkardıkları taleplerinin her zaman gerçek amaç ve niyetlerini yansıtmayabileceği dikkate alındı. Parti içindeki muhalefet parti içinde etkili ve yetkili oldukları alanları korumak ya da yenilerini elde etmek isteyen elitler arasında hizip mücadelesi olduğu durumda dahi mücadelelerini bir hizip çatışması, parti içi iktidar mücadelesi olarak sunmadıkları görülmektedir. Kendi mücadelelerine destek bulmak için parti içindeki bir takım hoşnutsuzlukları dile getirerek siyasi bir söylem haline getirirler. Bu söylem bir yandan hiziplere meşru bir siyasal mücadele alanı oluştururken herhangi bir nedenle parti içinde hoşnutsuzluk yaşayan kişi ya da küçük grupları da bünyesine almayı kolaylaştırır.11 Bu nedenle parti içi muhalefetin politik söylemi, parti ve ülke kamuoyunda nasıl görülmek istendiklerinin ifadesi olabilir.
Bu çalışmada cevabı aranan sorulara diğerleri ile devam edilebilir. Demokrat Parti’nin on beş yıllık politik yaşamı boyunca parti içi ilişkilerde ve çatışmalarda
11 Tanel Demirel, “Siyasi faaliyet denildiğinde bir yanda siyasal alanda kullanışlı olacağı düşünülen, diğerleri tarafından açıkça görülmesi istenilen söz ve eylemler; diğer yanda ise gerçekte arzu edilen ve görülenin ardında kalan niyetler ve çıkarlar vardır. Her iki boyut net bir biçimde birbirinden ayrılamaz… İkisi arasında bir fark olmaz zorundadır zira siyasi faaliyette bulunanlar tanımlanması zor olan “ortak çıkar”a hizmet etme iddialarından vazgeçemezler. Sadece madunların değil, muktedirlerin de gizli senaryoları vardır.” diye yazarak bu duruma işaret etmektedir. Tanel Demirel, Türkiye’nin Uzun On Yılı, Demokrat Parti İktidarı ve 27 Mayıs Darbesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2016, s. 4.
16
nasıl bir değişim oldu? Politik süreçler ve dönemsel gelişmeler bu ilişkilere nasıl yansıdı? Partinin muhalefet dönemi ile iktidar dönemi arasında bu ilişkilerde radikal bir değişim oldu mu? Partinin muhalefet döneminde iktidar partisinin, iktidar döneminde ise muhalefet partisi/partilerinin sert ya da yumuşak politikaları, ekonomik krizler parti içi dengelerde nasıl bir etki gösterdi? DP içinde değişen dönemlerde ortaya çıkan muhalif hareketlenmeler, dönemin, siyasi konjonktürün ve muhalif hareketleri yaratan kişilerin sosyolojik, sınıfsal, ideolojik niteliklerinden kaynaklı olarak birbirinden tamamen farklı hareketler miydi? Bunun aksine DP içindeki muhalif hareketlenmelerin niteliği, doğuşu ve gelişim dinamikleri konusunda ortak unsurlardan bahsetmek mümkün müdür?
DP içindeki muhalefetin türdeşliği, belirli bir toplumsal grubu ve ya da sınıfları temsiliyeti, ideolojik ve politik yönelimine dair sorduğumuz sorular bağlamında Türk siyasi partiler ve siyasi mücadeleler tarihine baktığımızda nasıl bir tablo ile karşılaşılmaktadır? Osmanlı-Türkiye tarihinde kurulmuş siyasi partiler bir sınıfın ya da toplumsal grubun ve onların çıkarlarının temsilcileri miydirler? Rakip siyasi partiler bu temsiliyet ve buna dayanan ideolojik ve politik farklılıkları nedeniyle mi karşı karşıya geldiler? Partiler arası siyasi mücadelenin ana konuları nelerdi? DP içindeki muhalif hareketlerin genel nitelikleri, oluşum ve gelişim dinamikleri, söylemleri, talepleri ve mücadele biçimleri Türk siyasi partiler tarihinde kurulmuş ülke politikalarını etkileme gücüne sahip olmuş büyük siyasi parti/
oluşumları ve partiler arası mücadele biçimleri ile benzerlik ya da devamlılık göstermekte midir? DP’nin Türk siyasi tarihindeki özgün niteliklerinden ve parti içi muhalefetin tanımından dolayı böyle bir benzerlik ve devamlılıktan söz etmek olanaksız mıdır?
Türk siyasi partiler tarihi incelemelerinde yaygın olan bir görüşe göre ülke tarihinde siyasi partiler toplumsal grupların temsiliyeti, ideolojileri ya da politik görüşleri bakımından iki ayrı cepheye bölünmüştür. Farklı yazarlar tarafından ayrı parametreler esas alınmaktaysa ve iddiaların derecesi ve analize konu olan tarihsel dönemin kapsamı değişse de genel özellikleri açısından bu görüşü şöyle özetlemek mümkündür: Osmanlı-Türkiye siyasi tarihinde siyasi partiler “devletçi-seçkinci cephe” ve buna tepki olarak “gelenekçi-liberal cephe” olarak ikiye bölünmüştür ve bunlar çatışma halindedir. İkinci Meşrutiyet’ten itibaren belirginleşmeye başlayan bu