• Sonuç bulunamadı

Katılım bankası mobil uygulamada müşteri deneyimi etkileyen demografik etkenler üzerine bir araştırma

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "Katılım bankası mobil uygulamada müşteri deneyimi etkileyen demografik etkenler üzerine bir araştırma"

Copied!
91
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

DİJİTAL EKONOMİ VE PAZARLAMA BÖLÜMÜ

KATILIM BANKASI MOBİL UYGULAMADA

MÜŞTERİ DENEYİMİNİ ETKİLEYEN DEMOGRAFİK ETKENLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

Yüksek Lisans Tezi

Alpaslan Yavuz

İstanbul, 2022

(2)

T.C.

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

DİJİTAL EKONOMİ VE PAZARLAMA BÖLÜMÜ

KATILIM BANKASI MOBİL UYGULAMADA MÜŞTERİ DENEYİMİ ETKİLEYEN DEMOGRAFİK

ETKENLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

Yüksek Lisans Tezi

Alpaslan Yavuz

Tez Danışmanı: Doç. Dr. Adnan Veysel Ertemel

İstanbul, 2022

(3)

ÖZET

Müşteri kavramı, modern pazarlamanın birinci aşaması olan kitlesel üretim ile müşteriden önce üretilen ürünün ön plan çıkması, ikinci aşaması ürünün önemini koruması ile birlikte müşteri önceliklerinin önem kazanmaya başlaması, üçüncü aşaması ürün geliştirmeden önce müşteri tercihlerinin dikkate alınarak müşteri ile uzun vadede birliktelik oluşturmasıdır.

Dördüncü aşamada ise müşteri sadece mal veya ürün satılan bir birey olmaktan çıkarak pazarlama süreçlerinin içerisinde yer alan ve farklı deneyimleme yaşayan bir konum almıştır.

Bu değişim İslami finans hizmeti veren bankalarda da görülmeye başlamış müşteri ile hem şube bankacılığı ve mobil banka hizmetlerinde başarılı bir deneyim oluşturmak için ürün geliştirme ve pazarlama süreçlerine dâhil edildiği uzun dönemli ve çok yönlü bir ilişki kurmaya başlamışlardır.

Bu araştırmanın konusu Türkiye’de 2021 yılında faaliyet gösteren18-55 yaş aralığında ki katılım bankası mobil uygulama kullanan müşterilerin, müşteri deneyimini etkileyen faktörleri anlamak amacıyla, hizmet sektöründe müşteri deneyimini ölçmek için Klaus (2010) oluşturduğu literatürde güvenirlik ve geçerliliği kabul görmüş EXQUAL ölçeği kullanılarak anlamaya çalışılmıştır.

Araştırma sonucunda yapılan istatistiksel analizler de normal dağılım gösteren ve iki grup mukayesesinde Student t testi, üç ve üzeri grubu mukayesesinde Anova testi kullanıldı.

Gruplar arası farklılık olduğu durumlarda ise Bonferroni düzeltmesi tesit kullanıldı. Çalışma sonucunda EXQUAL ölçeğinin alt boyutları olan içsel huzur boyutu, sonuç odağı, karar anı ve ürün deneyimi boyutunun; cinsiyet, gelir durumu, mobil uygulama kullanım sıklığı, mobil uygulama kullanım amacı ve müşterisi olduğu bankaya göre incelendiğinde kullanıcıların deneyiminin oluşmasında alt boyutların farklılık gösterdiği görülmüştür.

Anahtar Kelimeler: Müşteri Deneyimi, İslami Banka, Katılım Bankası, Mobil Uygulama

(4)

ABSTRACT

The concept of the customer is that the product produced before the customer with mass production comes out the foreground, which is the fihrist stage of modern marketing. The second stage is that the product mantinse its importance and customer priorities start to gain importance. The third stage is to create a long-term relationship with the customer by taking into account customer preferences before developing the product.

In the fourth stage, the customer is no longer an individual that is being sold goods or products, but has taken a position that is involved in marketing processes and is living different experiences. This change has also started to be seen in banks providing Islamic financial services. They have started to establish a long-term and multifaceted relationship with the customer in which they are incorporated into product development and marketing processes to create a successful experience in both branch banking and mobile bank services.

The subject of this research is to understand the factors affecting the customer experience of customers between the ages of 18-55, who use the participation bank mobile application operating in Turkey in 2021, by using the EXQUAL scale, which has been accepted in the literature by Klaus (2010) to understand the customer experience in the service industry.

Student t test was used in statistical analyses and two groups with normal distribution, and Anova test was used in group comparisons of three and above. In cases of differences between groups, Bonferroni correction test was used. As a result of the study, the internal peace dimension, result focus, moment of decision and product experience dimension, which are the subdivisions of the EXQUAL scale. ender, income status, frequency of mobile application usage, mobile application usage purpose and customer bank were examined and it was seen that the sub-dimensions differed in the formation of the experience of the users.

Keywords: Customer Experience, Islamic Bank, Participation Bank, Mobile Applicatio

(5)

TEŞEKKÜR

Eğitim hayatım boyunca desteğini esirgemeyen kıymetli ailem, yüksek lisans eğitimimde sürece destek olan halam Yeşim Polat ve kardeşim Esra Yavuz’a teşekkür ederim. Araştırma sürecinde bilgi ve birikimi ile çalışmaya yön veren danışmanım Doç. Dr. Adnan Veysel Ertemele’e şükranlarımla.

(6)

İÇİNDEKİLER

ÖZET ... iii

ABSTRACT ... iv

İÇİNDEKİLER ... vi

TABLOLAR ... viii

ŞEKİL LİSTESİ ... ix

KISALTMALAR ... x

BİRİNCİ BÖLÜM ... 3

1. İSLAMİ FİNANSMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ ... 3

2. KATILIM BANKASININ TANIMI ... 10

3. KATILIM BANKACILIĞININ TEMEL İŞLEYİŞ PRENSİPLERİ ... 11

3.1 Faiz Yasağı ...11

3.2 Kar-Zarar Paylaşım ...12

3.3 Garar(Belirsizlik) İlkesi ...12

3.4 Haram Mal ve Hizmetlere Yatırım Yasağı ...12

3.5 İşlemlerin Reel Olması ...13

4. KATILIM BANKALARINDA KULLANILAN FON TOPLAMA YÖNTEMLERİ ... 13

4.1. İslami Finansı Destekleyen Kuruluşlar ... 15

4.1.1. İslam İşbirliği Teşkilatı ...15

4.1.2 İslam Kalkınma Bankası ...16

4.1.3 İslam Ülkeleri İstatistiksel, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi ...16

4.1.4 İslami Finans Muhasebe ve Denetim Örgütü ...17

4.1.5 İslami Finansal Hizmetleri Kurulu ...17

4.1.6 Uluslararası İslami Derecelendirme Ajansı ...17

4.1.7 İslami Araştırmalar ve Eğitim Merkezi ...18

4.1.8 Uluslararası İslami Finans Piyasayı ...18

4.1.9 İslami Finans Kalifikasyon Kurumu ...18

4.1.10 Türkiye Katılım Bankları Birliği ...19

4.1.11 Merkez Bankası Katılım Bankacılığı Müdürlüğü ...19

4.1.12 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Katılım Finans Dairesi ...19

(7)

4.2. Dünyada İslami Finansın Genel Görünümü ...20

4.3. Türkiye’de İslami Finansın Genel Görünümü ...22

İKİNCİ BÖLÜM ... 25

2.1 Müşteri Kavramı ve Değişimi ...25

2.2 Müşteri Deneyiminin Tanımı ve Önemi ...27

2.3 Müşteri Deneyimin Boyutları ...32

2.4 Müşteri Deneyiminin Tasarlanması ...33

2.5 Müşteri Deneyimin Ölçülmesi ...36

2.5.1 EXQUAL Ölçeği ...38

2.5.3 EXQUAL ve SERVQUAL Ölçeklerinin Karşılatırlması ...40

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ... 42

3.1 Mobil Uygulama Tanımı ve Gelişim Süreci ...42

3.2 Mobil Uygulamanın Katılım Bankacılığında Kullanılması ...44

3.3 Mobil Uygulamada Müşteri Deneyimin Tasarlanması ...44

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM ... 46

KATILIM BANKASI MOBİL UYGULAMADA MÜŞTERİ DENEYİMİ ETKİLEYEN DEMOGRAFİK ETKENLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA ...46

4.1 Araştırma İzlenen Süreci ...46

4.2 Araştırmanın Amacı ve Önemi ...46

4.3 Araştırmanın Yöntemi ...47

4.3.2 Araştırmada Kullanılan Anket Formu ve Veri Toplama ...48

4.3.3 Araştırma Ölçeği ...49

4.3.4 Araştırma Hipotezleri ve Araştırma Modeli ...49

4.3.4 Verilerin Analizi ...51

4.4 Araştırmanın Bulguları ve Yorumları ...51

4.4.1 Katılımcılara Ait Ana Karakteristik ve Demografik Bulgular ...51

Tablo 4.9: EXQ Ölçeğine İlişkin Soruların Dağılımı...56

4.4.2 Araştırmada Kullanan Ölçeklere Ait Bulgu Değerleri ...61

4.4.3 EXQ Ölçeği ...61

4.4.4. Araştırma Hipotezlerini Gösteren Bulgular ...65

SONUÇ ... 75

KAYNAKÇA ...79

(8)

TABLOLAR

Tablo 1.1: Küresel İslami Finansın Ülkelere Göre Dağılımı…... 20

Tablo 1.2: Küresel İslami Fintek Endeksi ... 21

Tablo 1.3: Katılım Bankaları Teknik Karşılaştırmaları ... 22

Tablo 1.4:Bankaların Dijital Hizmetlerinin Karşılaştırılması ... 23

Tablo 2.1: Geleneksel ve Deneyimle Pazarlama Arsındaki Farklar ... 30

Tablo 4.1: Cinsiyet Demografik Verileri ... 49

Tablo 4.2: Eğitim Verileri… ... 50

Tablo 4. 3: Cinsiyet Verileri ... 50

Tablo 4.4: Mesleklere Demografik Verileri ... 51

Tablo 4.5: Hangi Tür Mobil Bankacılığı Kullandıkları Duruma Göre Dağılımı ... 51

Tablo 4.6: Hangi Katılım Bankası Müşterisi Olma Durumuna Göre Dağılımı ... 52

Tablo 4.7: Mobil Bankacılığı Kullanım Sıklığına Göre Dağılımı ... 52

Tablo 4.8: Mobil İşlemi Yapmak İçin Kullanılma Durumuna Göre Dağılımı………..53

Tablo 4.9: EXQ Ölçeğine İlişkin Soruların Dağılım ... 55

Tablo 4.10: KMO ve Bartlett’s Test Results… ... 59

Tablo 4.11: Faktör Analizi Sonuçları… ... 60

Tablo 4.12: Ölçek Puan Ortalamaları… ... 62

Tablo 4.13: Yaşa Göre Mobil Bankacılık Kullanım Düzeyleri ... 63

Tablo 4.14: Cinsiyete Göre Mobil Bankacılık Kullanım Düzeyleri……….64

Tablo 4.15: Gelir Durumuna Göre Mobil Bankacılık Kullanım Düzeyleri ... 65

Tablo 4.16: Kullanılan Mobil Bankacılık Türüne Göre Mobil Bankacılık Kullanımı……..66

Tablo 4.17: Banka Müşterisi Olunan Bankaya Göre Mobil Bankacılık Kullanımı………..67

Tablo 4.18: Kullanım Sıklığına Göre Mobil Bankacılık Kullanım Düzeyleri………..69

Tablo. 4.19: Kullanım Amacına Göre Mobil Bankacılık Kullanımı………70

Tablo 4.20: Hipotez Özetleri……….72

(9)

ŞEKİL LİSTESİ

Şekil 2.1: Ekonomik Değer Gelişimi ... 25

Şekil 2.2: Pazarlama Değişim Süreci ... .26

Şekil 2.3: Müşteri Deneyimi Yol Haritası… ... .33

Şekil 2.4: Müşteri Kalitesi Ölçekleri ... 36

Şekil 2.5: Müşteri Davranışı Açıklamada Ölçeklerin Karşılaştırılması… ... 39

Şekil 2.6: Müşteri Deneyimi Ölçeğinin Karşılaştırılması… ... 39

Şekil 3.2: Mobil İhtiyaçlar Hiyerarşisi ... 41

Şekil 4.1: Araştırma Modeli ... ..48

(10)

KISALTMALAR

AAOIFI: İslami Mali Kuruluşlar Muhasebe ve Denetleme Kurumu ABD: Amerika Birleşik Devletleri

EFT: Elektronik Fon Transferi IFC: Uluslararası Finans Kurumu

ISDB: İslam Kalkınma Bankası

İİT: İslami İşbirliği Teşkilatı

SESRIC: İslam Ülkeleri İstatistiksel Araştırma ve Eğitim Merkezi TBB: Türkiye Bankalar Birliği

TKBB: Türkiye Katılım Bankalar Birliği

vd.: Ve Diğerleri

www: Dünya Genelinde Web

(11)

GİRİŞ

İnsanlık tarihi kadar eski olan ticaret ve ödeme sistemleri, insanlık tarihinde ilk olarak insanların toplu olarak yaşamaya başladığı Ortadoğu coğrafyasında takas sisteminin ortaya çıkması ile başladığı varsayılmaktadır. İnsanlık tarihi gelişip ticaretin artmaya başlaması ile değişen ödeme sistemleri bankacılık açısından bakıldığında M.Ö 5 yy’ da Mezopotamya’da arazi ipotek karşılığı kredi verilmesi ile ortaya çıktığı görülmektedir. İnsanların toplu yaşamaya başlaması ile üretim faaliyetlerinin yaygınlaşması ile ticari faaliyetler arttıkça bankalar açısından da müşteri kavramı değişmeye başlamış ve Sümer ve Babil toplumlarında nakit kredinin ilk örneklerine rastlanmaya başlanmıştır. Sonraki dönemlerde Roma imparatorluğu

’da düzenli bankacılık kayıtları tutulmaya başlanırken, modern anlamda ise ilk defa Hollanda’da kurulan Amsterdam Bankası ve Amerika Merkez Bankası modern bankacılığın ilk örneklerini teşkil etmektedirler.

İslami esasları dikkate alıp kurumsal olarak kurulan ilk örneklerinden biri olarak İstanbul’da 1456 tarihinde Fatih Sultan Mehmet’in yeniçerilerin et ihtiyacını karşılamak için 24.000 altın sermaye ile kurduğu vakıftır. İslami bankacılık sonraki dönemde petrol fiyatlarında yaşanan ani değişimlerin ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlar ile 1972 yılında Mısır’da kurulan İlk özel İslami banka olan Nasır Sosyal Bankası kurulmuştur. Kamusal anlamda ise 1975 senesinde Müslüman nüfusa sahip 43 ülkenin ortak kararıyla İslam Kalkınma Bankası kurulmuştur. İslam Kalkınma Bankası kurulurken, Türkiye Cumhuriyeti’nde ise İslami bankacılığın ilk örneği 1982 yılında Albaraka Katılım Bankası finansal faaliyetlerine başlamıştır.

Türkiye’de 2021 yılı itibariyle bankacılık kurallarına uygun olarak toplamda üçü özel sektör; üçü kamuya ait olmak üzere altı adet katılım bankası faaliyetini sürdürmektedir. Bu bankaların Türkiye’deki toplam bankacılığın içindeki payı ise % 6,54 olarak görülmektedir.

Bu aktif büyüklük araştırmanın örneklemi olan katılım bankalarında toplamda 6 milyona yaklaşan mobil bankacılık kullanan müşteri sayısına tekabül etmektedir.

Bu çalışma inceleme alanı olarak modern anlamda bankacılık sisteminin kurulmaya başlaması ile müşteri kavramı ve müşteri beklentisi de değişmeye başlamış olması ile birlikte

(12)

Tezin ana konusu, katılım bankası mobil uygulama kullanan müşterilerinin mobil uygulamada müşteri deneyimini etkileyen demografik faktörlerin araştırılmasıdır. Ancak araştırma konusunu incelemeye başlamadan önce İslami bankacılık sektörü ve müşteri kavramının doğuşu, gelişimi ve mevcut varlığı incelemede bulunulmuştur.

Birinci bölümde, İslami bankaların tanımı hem dünyada hem de Türkiye’de ortaya çıkış nedenleri ve tarihsel gelişim süreci ve bugünkü mevcut durumu üzerinde durulmuştur.

Ayrıca İslami bankaların mevcut pazar büyüklükleri ve bankacılık alanındaki teknoloji gelişmeleri takip etme durumu örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.

İkinci bölümde, müşteri kavramının ortaya çıkışı tarihsel süreçteki değişimi ele alınarak müşteri deneyiminin tasarlanması süreci ve müşteri deneyimi konusunda ulusal ve uluslararası alanda yapılan akademik çalışmalar ortaya konularak müşteri deneyiminin rekabetin yüksek olduğu bankacılık sektöründeki önemi açıklanmaya çalışılmıştır.

Üçüncü bölümde ise, mobil cihazlarda kullanılan mobil uygulamalarının geliştirilme süreçleri, bu mobil uygulamaların katılım bankasında kullanım durumları ve mobil uygulamada müşteri deneyim sürecinin tasarlanması açıklanmaya çalışılmıştır.

Dördüncü bölümde ise, araştırmanın konusu olan, katılım bankası mobil uygulama kullanan müşterilerin mobil uygulamada müşteri deneyimini etkileyen demografik faktörlerin araştırmak üzere, araştırmanın amacı, araştırmanın yöntemi, araştırma kapsamı ve sınırlılıkları, araştırma hipotezi, araştırma modeli, araştırmada kullanılan veri toplama yöntemleri, araştırmaya yönelik bulgular ve ele alınarak incelenmiştir. Son olarak ise beşinci bölümde yapılan tez çalışmasında elde edilen bulgular ile araştırmanın değerlendirilmesi yapıldıktan sonra sonuç ve öneriler ile araştırma tamamlanmıştır.

(13)

BİRİNCİ BÖLÜM

1.

İSLAMİ FİNANSMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Müslümanların İslamiyet’in ilk yıllarından günümüze kadar aktif ticari hayatın içinde bulunması Müslüman tacirlerin sermayelerini değerlendirmesi, savaş ganimetlerinin paylaşılması ve ortaya çıkan mali ihtiyacının karşılanması gibi finansal düzenlemeleri gerektirecek ticari durmalar ortaya çıkarmıştır. Müslümanlar İslamiyet’in ilk yıllarında fetih edilen topraklarındaki ganimet paylaşımları ve vergilerden elde edilen gelirleri paylaşımda

“Humus dört parçaya bölünür. Dörtte biri kısmı; Allah’a, Hz. Peygamber’e (sav) ve akrabalarına aittir. Parçamın ikinci dörtte bir kısmı yetimlere, parçanın üçüncü dörtte bir kısmı yoksullara, parçanın dördüncü dörtte bir kısmı Müslümanlara konuk olan fakir yolculara aittir.”

(Koç, 2019 s.104) şeklinde ifade edilmiştir.

Hz. Ömer döneminde İslamiyet’in yayılması ve yeni toprakların fetih edilmesi ile birlikte yeni mali düzenlemelere ihtiyaçların ortaya çıkmasıyla İslam dinine uygun ilk mali örgütlenme görülmeye başlamıştır. Bu örgütlenme fetih topraklarının savaşlara katılanlar arasında paylaşmaktan vazgeçip sadece toprak kullanım hakkının savaşa katılanlara verilmesi uygulamasına geçilmiştir. Bu konuda Hz. Ömer “Bu sizden sonraki Müslümanlar için paylaştırılmayacak zira böyle olması sizden sonraki Müslümanları için hiçbir şeysiz bırakamamaktır.” (Belazuri,1940 s.64) Bu uygulama toprakların bölünerek işlevini yetirmesinin önüne geçerek toprağın bütünlüğünün sağlanmasını ve işlevinin koruyarak tarım ve ekonomiye kazandırılmasının sağlamıştır.

Bunun yanında Hz. Ömer, diğer mali düzenlemeler olarak toprakların gelir durumu ve kullanım amacına göre sınıflandırılması, Sasani ve Bizans devletlerinin mali yapılarından yola çıkarak ilk divan teşkilatının temellerini atmıştır. Bu konuda “Hz. Ömer, İslami dönmede, Araplar arasında ilk divan teşkilatını teşekkül ettiren kişidir.” (Cehşiyari,1938 s.16) ifadeleri yer almaktadır. Ayrıca Hz. Ömer yerel kurumların ıslah edilerek daha düzenli bir yapıya kazandırılması ve İslamiyet’te yer alan cizye ve haraç vergileri almaya devam etmiştir. Bu dönemde bir sikke basmak yerine “İslâm coğrafyasının batı kısmında Bizans, doğusunda ise Sâsânî sikkeleri kullanıldı.” ( Şahin, 2019 s. 46)

(14)

Emevi Devleti döneminde, Hz. Ömer döneminde kurulan idari yapı ve buna bağlı olarak mali yapının devamı niteliğinde bir sistem inşa edilmiştir; Bu sistemde merkezi bütçenin ana gelirlerini haraç ve cizye vergileri oluşturmaktaydı. Ancak değişen zaman ve şartlara bağlı olarak bu mali sistemde aksaklıklar görülmeye başlamasıyla Hz. Ömer döneminde farklı olarak Emevi Devleti dönemimde âdemi merkeziyetçilik ilkesinin var olması, valilere çeşitli yetkilerin tanınmış olması ile Emevi Devleti’nde farklı mali uygulamaların görülmesine sebep olmuştur. Bu mali uygulamalar her vilayetin yerel farklılıklara dayalı ayrı bir mali sisteminin oluşudur.

Bu sitemin kavranabilmesi için Emevi Devleti’nde yer alan farklı vilayetlerdeki mali sistem incelmesi yapıldığında Irak, Şam, Mısır ve Horasan vilayetleri arasında mali sistemde farklılıklar Irak ve Şam diğer vilayetlerden farklı olarak Nevruz ve Mihregan “Bunlar bayramlarda Sasani hükümdarlarına hediyeler adıyla insanların sunmayı adet edindiği vergilerdir. Bu vergiler Muaviye’den itibaren yeniden alınmaya başlandı’’ (Koç,2019 s.143).

Muaviye adına alınan istisna vergiler bulunmakta iken Horasan’da ise yerli soylular olan Dihkanlardan alınan vergilerden imtiyazlar tanınarak ‘‘ Dihkanlar ilk İslam asrında elde ettikleri sosyal ve iktisadi imtiyazlara karşılık siyasi önemlerinin kaybolmasına göz yumdular’’(Barthold,1942 s.65). Müslüman halktan vergiler alınırken Mısır’da ise diğer vilayetlerden farklı olarak verginin daha fazla alınması ve ruhban sınıfında vergiye dâhil edilmesi ‘‘Haracın bir kırat miktarı ( yaklaşık %4,5) artırılması ve bazen ruhban sınıfından vergi alınması.’’ (Koç,2019 s.154) gibi özel mali uygulamalar görülmektir.

İslam devletlerinde paranın bir güç ve bağımsızlık sembolü olarak kullanılmaya başlaması Emevi Devleti döneminde başlamıştır. Bu dönemde “Gerçek anlamdaki ilk İslâm sikkeleri ise Emevî Devleti padişahı Abdülmelik b. Mervan’ın Hicri 697 tarihinde gerçekleştirdiği sikke ıslahıyla darp edilmeye başlandı. Bu döneme kadar basılan sikkelerde tasvirler yer alırken bundan sonra basılanlarda tasvire yer verilmeyip sikkenin her iki yüzünde de sadece yazılar yer aldı. Basılan sikkelere ölçü getirilerek ‘‘İslâmî tarzdaki dinar (altın sikke) 4,30 gr. ağırlığında idi.” (Şahin, 2019 s. 46)

Abbasi Devleti’nde mali gelirlerin ana kaynağını vergiler oluşturmaktaydı. Bu vergilerin önemli olanlarında bir tanesi Haraç bir tanesi ise Cizye vergisidir. Haraç, Abbasi Devleti’nde Sevad tarım ürünü bulunsun veya bulunmasın tarım topraklarından peşin alınan vergi çeşididir.

(15)

Bu uygulama Hz. Ömer dönemimdeki uygulamayla benzerlik gösterirken Mehdi zamanında mali yapının iyileştirilmesi ve haracın toplamının kolaylaştırılması amacıyla yeni düzenlemelere gidilmiştir. Çiftçiye toprak mukayese sistemini, “Sulama masraflarının aksi oranı dikkate alarak ürün belirlenmiş bir kısmı (akarsudan sulanandan yarım, dönme dolaptan sulanandan üçte bir, bahçe bostan dolaplarıyla sulanandan dörtte bir) almaktan ibarettir.”

uygulamaya başlayarak yeni düzenlemeler getirmiştir (Belazuri, 1936 s.280-281).

Bununla beraber cizye; “Zimmet ehlinin baş vergilerini toplayanlara mallarının durumuna, sahip olduğu zanaatlara, yaygın sınıflara, sorumlu oldukları çerçevede vergi alınması emredildi. Ancak kadınlar ve ergenlik çağına, gelmemiş çocuklar bundan istisna tutuldu.” şeklinde tanımlanmaktadır (es-Sabi, 1898 s.112).

Diğer mali gelirler olarak ülkede yer alan madenlerin işlemesinden alınan beşte bir vergileri, geliri olan vakıf mallarından alınan vergiler, genellikle gemi ticaretinden ve yabancı tacirlerinden alınan gümrük vergileri ve kamu görevlilerin ihanetleri dolayısıyla var olan mallarına el konulmasıyla aldıkları müsadere cezalarından oluşmaktadır. Abbasi Devleti döneminde ticari hayata, vergi tahsili ve devlet tarafından verilen cezaların ödenmesinde kullanılan sikkeler ‘‘tam, yarım, çeyrek dinarın yanında çifte dinar, inam ve atiyye olarak veya bazı olayların hatırası için birkaç miskal ağırlığında madalya sikkeler de bastırıldı (Sahillioğlu, 1994 s.353).

Selçuklu Devleti’nde, mali gelirlerin temelini oluşturan toprak ve bu topraklardan alınan vergilerden oluşmaktadır. Topraklar mülkiyeti devlete ait olup kullanım amacı ve alınan vergi miktarına göre sınıflandırılarak toprak kullanım hakkı, halka verilmiştir. Eski Türk devlet geleneği ve İslam hukukunun birleşimi üzerine kurulan ancak askeri yapısı, önceki Türk devletlerinden farklı olarak köleler ve ücretli askerlik uygulamasına rastlanmaktadır. Bu uygulama hem askeri idarede hem de mali idarede değişliğe sebep olmuştur. Bu uygulamada devlete ait topraklarda üzerindeki vergilerin bütününün veya bir bölümünün bir hizmetin bedeli olarak görevli askere bırakılan ikta topraklarıdır.

Selçuklu Devleti’ni Türk devlet tarihinde görülmeyen bu ikta uygulamasına başlamasını ‘‘Birinci neden, toprak yönetim ve hukukundaki Selçuklu ananeleridir. İkinci mühim neden ise, Anadolu coğrafyasının fethedilmesini hazırlayan tarihsel ve toplumsal

(16)

İkta sistemin kurulma sebepleri olarak açıklanabilir. Selçuklularda yıllık toplanan vergi miktarı ‘‘yıllık vergi geliri 21. 500 kırmızı altın (Zer-i surh) ve haraç toplanan senelik vergi miktarı ise 20. 000 miskal altındır’’ (Kafesoğlu, 1972 s.154).

Bunun yanında Selçuklu dönemimde bankacılık faaliyetlerine ilişkin olarak ‘‘Selçuklu Devleti’nden evvel Irak bölgesinde var olan bankacılık (cehbeze), Selçuklu döneminde genişliyor, bankerler (cehbez) varlıklı kimselere ve üst düzey devlet görevlilerine ait meblağları kâr (faiz) karşılığı işletmişlerdir. İhtiyaç duyulduğu zaman devlete borç para temin ediyor, borç paranın bedeli olarak da vilayetlerin vergilerini iltizam yöntemiyle gelirine tasarrufta bulunabiliyorlardı. Borç işlemlerinde çek, havale senetleri (süftace) %10 kâr payı alarak, sermaye ve hazineleri ülkeler arası naklinde muhtemel gelebilecek tehlikelere karşı muhafaza vazifesini üsleniyorlardı.’’ (Turan, 1999 s.294-296).

Bununla beraber Selçuklu Devleti’nde faaliyette bulunan üç toprak çeşidinden biri olan Vakıf topraklarıdır. Vakıf toprakları, özünde İslamiyet’e yardımlaşma ve toplum yararına çalışma düşüncesinden yola çıkarak miri topraklardan toplumun sosyal, kültürel imar ve ihyası gibi çeşitli toplumsal konularda Selçuklu padişahları tarafından toplumdaki din ve ilim adamlarına toplumsal fayda için kullanılmak üzere verilerek onların şahsi mülkü olurdu.

İçtimai hayatta toplum yararına sosyal yardım, dini hizmetler gibi alanlarda kullanırdı.

Padişah tarafından miri topraklardan verilen bu vasfa sahip topraklar vakıf sahibinin mülkü olurdu. Kendilerine padişah tarafından vakfedilen bu arazi parçaları vakıf sahibinin yaptıracağı han, kervansaray ve medrese gibi toplumsal yapıların ihtiyaçlarını karşılanmasında kullanılırdı. Vakıf sahibinin vefatı sonrasında aynı amaçla kullanılmak üzere varsa aile üyelerine yoksa vakıf senedince uygun görülen kişiye bırakılırdı’’ (Atçeken ve Yaşar s.104).

Selçuklu Devleti Anadolu coğrafyasında İlk Müslüman Türk devleti olarak kurulmuştur. İslam hukuku ve ondan önce yakın coğrafya Ortadoğu’da kurulan Müslüman devletlerin etkisiyle para birimi olarak bakır, gümüş ve altından sikke kullanmaya devam etmiştir. Basılan bu sikkeler ‘‘İslami gelenek sürdürülmekle birlikte bu farklı unsurlarla kurulan siyasî, içtimai ve iktisadî temas sonucu meydan gelen kültürel etkileşimde sikkelere yansımıştı. Nitekim sikkelerde görülen profilden tasvir edilmiş büstler, tahtta oturan figürler de bu etkinin bir neticesidir’’ (Şahin, 2019 s. 49).

(17)

Anadolu coğrafyasında Türk- İslam değerlerinin bir sentez medeniyeti olan Anadolu Selçuklu Devleti mirası üzerine kurulan Osmanlı Devleti’nde ekonomik bakış açısının genel ifadeyle toplumun refahını arttırmak, toplumda ihtiyaç sahibi insanlara yardım etmek ve gelecek nesillerin refahı için yeni kaynak teşkil etmektir. Osmanlı Devleti’nin gelir kaynakları ve mali sistem incelendiğinde devletin temel gelir kaynağı olarak toprak varlığına ve işletilmesine dayalı olarak kurulan vergi sisteminin işletilmesi ile elde edilen vergi gelirleri ve fetih yoluyla elde edilen savaş tazminatları ve tacir sınıfından alınan vergilerden oluşmaktadır.

Osman Gazi dönemine alınmaya başlayan rüsüm vergisi ve fetih ganimetlerinin zapt alınmaya başlaması ve yeni fethedilen topraklardan ilk vergilerin konulmaya başlaması ve şeri vergilerin alınması ile Osmanlı Devleti’nin mali sisteminin ilk örnekleri oluşmaya başlamıştır.

Osmanlı Devleti’nde fetihlerin devamlılığı ile toprakların genişlemesi sağlamıştır.

Genişleyen toprak yapısı yeni idari, mali ve askeri düzenlemeleri gerekli kılmaya başlamıştır.

Bu düzenlemeler Orhan Gazi dönemine Osman Bey adına okunan ilk hutbe ve ilk sikkenin basımı ve günümüz idari yapısının ilk örneği olarak beylik topraklarını idari birimler olan sancak ve alt idari birimlere ayırılmıştır.

Bu birilerin toprak büyüklüğü, hane sayısı ve merası gibi çeşitli özellikleri kaydedilerek bu topraklar; büyüklüğüne göre has, tımar, zeamat, ocaklık ve evkaf toprakları büyüklüklerine göre sınıflandırılarak bu topraklardan alınacak olan vergi gelirler miktarı ve bu gelirin harcanacağı yerler belirlenmiştir. Bu topraklar, içerisinde tımar ve zeamat toprakları, Osmanlı devletinde toprağın işlemesine ve üretimin sürdürülmesine dayalı askeri sistem olan dirlik sisteminin temelini oluşturmaktadır.

Diğer bir toprak çeşidi olan evkaf toprakları, geliri toplumsal fayda gözetilerek dini, ilmi, içtimai vb. amaçla kurulan vakfın giderlerini karşılamak amacıyla sahibi tarafından vakfa verilen topraklardır. Bu topraklardan elde edilen gelirler Osmanlı Devleti’nde faizsiz bankacılığın ilk örnekleri olan para vakıflarını oluşturmaya başlamıştır. Para vakıfları, Osmanlı Devleti’nde, ilk defa ‘‘Fatih Sultan Mehmet’in yeniçeri askerlerinin yiyecek ihtiyacı olan etin mali sıkıntıların gidermek amacıyla 24.000 bin altınla kuruduğu para vakfıdır’’(Döndüren, 2008 s. 4). İstanbul’da kurulan et vakıfları Kanuni Sultan Süleyman döneminde toplam mali büyüklükleri 698 bin akçeye ulaşarak İstanbul kasaplarının çeşitli ortaklık yöntemleri ile sermaye desteği vermektedirler.

(18)

Para vakıflarında İslam dininde ticaretin helal kılınması ancak faizin yasaklanması nedeniyle kuruluş konusuna uygun olarak kadı siciline kaydedilirlerdi. Mütevelli adı verilen vakıf yönetim kurulun idaresindedirler. Kadının daimi denetimine açık ve şeri vakıf hükümlerine uygun olarak piyasa rayiç bedelinin dikkate alındığı (Bu rayiç bedelleri Osmanlı Devletinde Mecelleye uygun olarak uzun süreli olarak gayrimenkul değerlerde % 20 hayvan ticaretinde % 10 ve menkul değerlerde ise % 5 olarak gerçekleşmiştir.) ticari hayatın içinde yer almaktadırlar.

Kârz, Mudaraba, Murabaha ve Bidâa gibi ortaklık yöntemleri ile ticari birlikteliğin geliştirildiği kurumlar olarak temel amacı kuruluşta vakfe edilişi kabul edilen menkul ve gayrimenkul varlığın işletilerek gelir elde edilmesi ve bu gelirin kuruluş senedinde yazılan amaca uygun olarak harcanmasıdır.

Para vakıfları Osmanlı Devleti’nde İslam hukuki açısından İslamiyet’e uygun olup olmadığı konusunda kuruluşundan itibaren çeşitli tartışmalara konu olmuş Kanuni Sultan Süleyman döneminde bir süreliğine yasaklanmıştır. Ancak ‘‘Şeyhülislam Ebussuûd para vakıflarının işletilmesinin caiz olduğu yönünde fetva yayınlayarak para vakıfları Hanefî mezhebine göre varlıklarını devam ettirmiştir” (Özsaraç, 2019 s 51) .

Osmanlı Devleti’nde para vakıfları kuruluş amacı olarak mabetlerin imar ve inşası, ilmi müesseslerin giderlerinin karşılanması, çeşitli zanaat erbabına sermaye desteği ve yoksul, ihtiyaç sahibi kimselerin ihraçlarının görülmesi gibi temel konularında kurulmaktadırlar.

Kurulan vakıf Nazır unvanına sahip vakfın idari ve denetim işlerinden sorumlu kişi, mütevelli yönetiminin yer aldığı heyet ve vakfın çeşitli idari işlerine bakan kâtip, cabi gibi çalışanların oluşturduğu yapıda kurumlardır.

Para vakıfları kuruluş sermayelerini işletilmesinde İslam hukuku esas alındığından ticari alışverişler ve borç verirken tabi olması gereken şeri muameleler bulunmaktadır. Bu muameleler, İslam hukukunda var olan ortaklık çeşitlerinden emek-sermaye ortaklığı, karşılıksız borç verme, vadeli satışlar gibi ticari ortaklıklar kurarak vakfa gelir getirici faaliyetlerde bulunmaktadırlar.

(19)

Bu faaliyetler hem kurulan vakfın faaliyet alanında sürekli olarak giderlerin karşılanmasını sağlarken hem de reel ekonomiye kaynak oluşturmak ve ticari ve sosyal hayattaki faaliyetin devamını sağlaması noktasında önemli bir yeri bulunmaktadır. Para vakıfları Osmanlı Devleti’nde ekonomin üç temel öğesi olan halkın refah düzeyini arttırmak, ekonomide sahip olunan geleneksel yöntemlerin korunması ve devletin sahip olunan ekonomik düzeyinin yükseltilmesi amacına kuruluşulardır. Osmanlı Devleti’nde 15. yüzyılın ortalarından 19. yüzyıla kadar ekonomik istikrarın sağlanması ticari hayatın sürekliliği için ekonomik hayata önemli sübvansiyon desteği sağlamışlardır.

Osmanlı Devleti’nde klasik dönemde kurulan para vakıfları kadının denetiminde varlıklarını sürdürürken ıslahat çalışmaları ile birlikte 1839 yılında yayımlanan lâyiha birlikte yeni bir düzenleme getirilmiş, denetimleri Evkâf Hazinesine bırakılmıştır. Sonraki dönemde ise para vakıfları 1912 yılında yayınlana nizamnameyle birlikte Terekât ve Nukûd-ı Mevkûfe Müdüriyeti olarak varlık göstermişlerdir. Kanuni düzenlemelerle birlikte kurumsallaşan bu yapı ve değişen siyasi ve ekonomik şartlarında etkisiyle para vakıfları modern anlamda bankacılık faaliyetlerinde bulanması ‘‘1913 senesinde Evkâf Bankası kurulmuştur. Gelişen süreçte 1954 senesinde Türkiye Vakıflar Bankası kurulmuşken, 2015 senesinde yeni bir bakış açısıyla Vakıf Katılım Bankası; vakıfların öz sermayelerini işletmek adına kurulmuş bankadır.’’

(Özsaraç, 2019 s 346).

Anadolu coğrafyasında Osmanlı devletinin siyasi, ekonomik ve idari birikimi ve devlet tecrübesi üzerine yeni bir yönetim şekli ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti’nde Şura-yı Devlet’in devamı olan Danıştay kurulmuştur. İrade-i Seniyye’nin devamı olarak kurulan Sayıştay ve vakıfların idaresinden sorumlu olan Evkâf-ı Hümâyûn Nezâreti önce 1922 yılanda Vakıf Umum Müdürlüğü kurulmuştur. Sonraki dönemde Medeni kanunun düzenlemesi ile birlikte vakıfların işleyişi, görev alanları ve denetimi gibi konuları düzenleyen kanun 1935 yılında uygulamaya başlanması ile vakıflar bu hukuki çerçevede faaliyetlerine devam etmişleridir.

Para vakıflarının ise yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde kurumların devamı niteliğinde 1954 yılında kurulan ve vakıfların finansal varlıklarını Türkiye ekonomisine kazandırılması amacıyla konvansiyonel bankacılık hizmeti veren Türkiye Vakıflar Bankası kurulmuştur.

(20)

Türkiye Vakıflar Bankası, vakıf kültürünün yeniden devamı ve Türkiye ekonomisinde katılım finans modeli ile hizmet vermek amacıyla 2015 yılda Vakıf Katılım Bankası kurularak bankacılık sektöründe hizmet vermeye başlamıştır. Ayrıca 2015 yılında Ziraat Bankası’nın alt kuruluşu olarak Ziraat Katılım Bankası ve 1926 yılında kurulan Emlak ve Eytam Bankasının 2018 yılında Türkiye Emlak Katılım Bankası olarak farklı katılım finans modelleri ile tekrar faaliyete başlamıştır.

2.

KATILIM BANKASININ TANIMI

İslami Bankacılık; “İslami finansı, geleneksel bankacılıktan ayıran İslam dininin hükümlerinden kaynaklanan etik, ahlaki ve adil ilkelerden oluşan kapsayıcı ekonomik ve sosyal kurallar bütünüdür.” (Bellah ve Masood, 2013 s.2).

Dünyada İslami Bankacılık olarak adlandırılan faizsiz prensiplere göre işleyen bankacılık sistemi Türkiye’de Katılım Bankacılığı olarak isimlendirilmektedir. Katılım Bankacılığı tanımlanırken ‘‘Katılım bankaları, İslam dinin faizi yasaklamasından ötürü faizsiz prensipleri doğrultusunda her türlü konvansiyonel bankacılık faaliyetlerini yürütmektedir.

Katılım bankaları, İslami esaslara göre kazanç ve riske ortak olma esasına göre müşterilerden sermaye elde edip ticari faaliyet, ortaklık modelleri ve kiralama gibi usullerle müşterilerine fon sağlayan bankacılık modeli olarak tanımlanmaktadır.’’ (www.tkbb.org.tr, 2021).

Katılım bankalarının klasik bankacılıktan en önemli farkın ise “konvansiyonel bankacılık farklı olarak fonların toplanırken de fon sağlarken de ‘‘faiz işlemi oluşmaksızın ekonomik faaliyetlere yönlendirilmesinin yanı sıra başka bankacılık faaliyetlerini de faizsiz yöntemlerle gerçekleştirmesidir.” (Canbaz, 2018 s153).

Faizsiz işlemin esas olduğu katılım bankacılığı finansal varlığını devam ettirmek ve finansal piyasalarda rekabet edebilmek için fon ve para toplama yöntemi olarak “Cari, katılım ve kira sertifika hesapları gibi hesaplar ile toplana finansal varlıkların murabaha ve icare gibi yöntemleri ile müşterilere finans sağlamasıdır. Katılım bankaları kesinlikle para finansmanı sağlamamaktadır. Bunun yerine ihtiyaç duyulan mal ve hizmeti banka müşterisi adına satın almaktadır.” (Orhan, 2020 s 33-34)

(21)

Katılım bankaları müşterilerine finansal hizmet sağlamanın yanı sıra faaliyet alanı olarak müşterilerine fatura ve çeşitli ödeme hizmetleri, döviz, kira sertifikası ve kıymetli maden alım satım işlemleri yapmaktadır. Banka ve kredi kartı işlemleri, havale, gibi EFT sigorta ve bireysel emeklilik gibi müşterilerine ücrete tabi veya ücretsiz bankacılık hizmetler sunarak bankacılık faaliyetlerine devam etmektedirler.

3.

KATILIM BANKACILIĞININ TEMEL İŞLEYİŞ PRENSİPLERİ

İslam hukukuna göre Türkiye’de faaliyet gösteren devlet ve özel bankalar katılım bankası ismi ile faaliyet göstermekte ve fon toplama, tüketiciye kredi sağlama ve kar dağıtımı gibi çeşitli bankacılık işlemlerinde konvansiyonel bankalardan farklı olarak belirli İslam fıkıh kurallarına göre işlem yapmaktadırlar.

3.1 Faiz Yasağı

İnsanlık tarihi kadar eski olan çalışma hayatı, ticaret, ürün ve hizmet değişimi insanların yaşamını devam ettirmek var olan çeşitli insani ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ilk insan topluluklarından, 21. yüzyılın modern dünyasına kadar süre gelerek devam etmiştir. Bu ticari hayatın gelişmesi ve devam etmesi bütün semavi dinlerde olduğu gibi İslam dininde de ticarete Müslümanları teşvik etmiş ve Kuran-ı Kerimde ‘‘ Allah, ticareti helal; faizi ise, men etmiştir.’’ (Yazır, 2009 s 45) ayetiyle ticarette faizi yasaklamıştır.

Faizin ticaret hayatında yasaklanmış olmasının nedeni ise ‘‘çalışan ve üretici sınıf ile zengin sınıf arasında gelir dağılımı farkını arttırması ve bu iki toplumsal sınıf arasında kargaşaya sebebiyet vermesidir’’ (Nursi, 2006 s 421). Bu gelir dağılımının bozulması toplumda adaletsizlik, güven ortamının sarsılması ve sonuç olarak toplumsal barışın bozulmasına zemin hazırlamaktadır.

Katılım bankalarındaki bankacılık işlemlerimde ise faizli işlemlerin yasak olmasından dolayı müşterilere mal ve hizmet sunumunda faizli işlem yerine müşterinin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetin katılım bankası tarafından peşin alınıp müşteriye vade farkı ile satılması veya İslam usullere göre kar- zarar ortaklığı yoluyla işlem yapılmaktadır.

(22)

3.2 Kar-Zarar Paylaşım

Ticari hayatın temel işleyiş kurallarından olan ticari kazanç elde etmek için risk alma ve ticari kar elde etme kuralı konvansiyonel bankacılıkta müşterilere ticari işlem gerçekleştirilmeden taahhüt edilen zarardan kurtulma ve kardan faydalanmaktadır. Katılım bankacılığında ticari işlem gerçekleştirildikten sonra elde edilen kar ve zarara ticari işlem gerçekleşmeden önce yapılan sözleşme oranında kar ve zarara katılma öngörülmüştür. Bu durum tarafların kolay yoldan zenginleşmenin önüne geçerken, kar ve zarar paylaşımının sözleşme taraflarının birlikte ortak olması toplumdaki ticari güven olgusunu geliştirir.

3.3 Garar(Belirsizlik) İlkesi

İslam hukukunda garar belirli olmayan şartlarda alınan mal ve hizmetin riske sokulmasıdır. Katılım bankacılığında garar ilkesinin uygulanması ise ‘‘Ticari sözleşmelerde tarafların ticari anlaşmaya mevzu olan ürün veya hizmetin cins, niceliği, fiyatı, vadesi veya ürün veya hizmetin tesliminin yapılamaması gibi çeşitli konusunda belirsizliğin olmamasıdır.’’

(Kahraman ve Ersoy 2016 s.7) İslam fıkhı belirsizlik durumunda ticari sözleşmelerde taraflar arasında sözleşme yasağı getirmiştir. Bu durumun katılım bankalarında uygulanması ise taraflar arasında yapılan sözleşmenin konusu, kar ve zarar oranları gibi konuların sözleşmede açık ve anlaşılır şekilde yer alması durumudur.

3.4 Haram Mal ve Hizmetlere Yatırım Yasağı

İslamiyet’te Müslümanların inanç ve ibadetiyle birlikte hayat-ı içtimaiye ait konularında düzenlemiştir. Kuran- Kerimde ‘‘Ey insanlar! Kâinatta ki helal ve pak şeylerden yiyin’’ (Yazır, 2009 s 50) ayetiyle günlük hayata ait beslenme, kişi hakları, sağlık ve ticari hayat gibi insan hayatını ilgilendiren konularda hela ve haram sınırları belirlenmiştir. Bu sınırlar katılım bankaları açısından incelendiğinde konusu kumar, uyuşturucu, içki ve domuz eti gibi İslamiyet’çe haram sayılan çeşitli konularda şahıs ve şirketlerle karşılıklı ticari sözleşme yapamaz, yatırım aracı olarak kullanamaz ve finansal kaynak sağlayamaz.

(23)

3.5 İşlemlerin Reel Olması

İslam hukukunda ticari işlemler gerçekleştirirken taraflar arasında yapılan ticari sözleşmenin konusunun İslam hukukunun helal saydığı ticari alanlara yapılarak reel ekonomiye ve toplumsal yaşama destek olunması anlayışına dayanmaktadır. Bu anlayış katılım bankaları açısından değerlendirildiğinde bankalar tüketicilere kullandırdığı finansal desteklerin eğitim, sağlık, enerji, gıda ve teknoloji gibi günlük yaşamın içerisinde yer alan ve spekülatif kazançlardan ayrışıp emek, kazanç olgusuna dayanan farklı ticari alanlarda kaynak kullandırılmasıdır.

4.

KATILIM BANKALARINDA KULLANILAN FON TOPLAMA YÖNTEMLERİ

Katılım bankaları ticari faaliyetlerini sürdürülebilir kılmak, maddi birikimlerin kazanca dönüştürülmesi ve müşterilerinin ihtiyaç duyduğu finansal kaynakların karşılanması amacıyla İslam hukukuna uygun olarak çeşitli yollardan bankalara fon toplamaktadır. Bu ticari fonlar şu şekilde tanımlanabilir:

Murabaha; Katılım bankacılığında müşterilerin satın almak istediği, İslam hukukunda ticareti helal kılınan bir ürün, mal veya hizmeti peşin almak yerine, bankanın ticarete konu mal veya hizmeti peşin alarak banka müşterisine taksit ile satışını gerçekleştirerek oluşan vade farkından kar elde ettiği ticari sözleşmelerdir. Başka bir tanımla ise Murabaha; ‘‘ İslam fıkhındaki ana sözleşmelerden emanet sözleşmeleri arasında bulunan ve müşterinin aldığı mal veya hizmeti, satıcının ne kadar fiyata alıp kendisine ne kadar kar ile sattığını bildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşmedeki amaç satıcının ticari tecrübesinden faydalanmaktır.’’

(Kızılkaya,2019 s 125).

Mudarabe; Katılım bankacılığında ticari tecrübe ve isteği bulunan ancak ticari faaliyette bulanacak yeterli sermayesi olmayan müşterilere emek-sermaye ortaklığı ile finansal kaynak sağlayacak ticari sözleşmelerin gerçekleştirilmesi durumudur. Bu ortaklığın tarihsel gelişimine bakıldığında ‘‘Mudarebe, İslamiyet’ten önce Hz. Muhammed’in (sav) dedesi Haşim tarafından ticari faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde ortaya çıkarılmıştır.

(24)

İslamiyet’in gelişiyle birlikte başta Hz. Muhammet (sav) ve halife Hz. Ömer (r.a) olmak üzere birçok sahabe tarafından kullanılmıştır.’’ (Canbaz, 2018 s 203). Bu ortaklık yöntemi ABD ve Japonya gibi ileri teknoloji üreten ülkelerde yeni teknolojiler geliştirmek ve girişimci ekosistemini desteklemek amacıyla risk sermayesi olarak yeniden tanımlaması yapılmıştır.

İcare; Katılım bankacılığında müşterilerin ticari faaliyetlerinde ihtiyaç duyduğu mal ve hizmeti mülkiyeti ile satın almak yerine katılım bankası aracılığı ile kiralayarak hizmet alma yolunu tercih etmesidir. Bu bankacılık hizmeti müşteriye verilirken ‘‘ banka ticarete konu olan malı müşteriye düşük bir fiyattan verebilir veya banka malı doğrudan satıcıdan temin etmek yerine müşteriden satın alarak tekrardan müşterinin kendisine kira bedeli ile vermesidir.’’

(Orhan, 2020 s 49). Bu kiralama yöntemi katılım bankaları tarafından filo hizmetleri, gayrimenkul ve dönemlik ekipman ihtiyacı duyan tarım ve inşaat sektörü gibi alanlarda hizmet veren müşterileri ile yapılan sözleşmelerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Selem; Katılım bankalarında müşteri ile yapılan sözleşmede, sözleşme sırasında mevcut olmayan ancak gelecekte üretilecek bir ürünün sözleşme anında fiyatının peşinen ödenip müşteriden gelecekte sözleşmede vadeliden tarihte teslim alınmasıdır. Bu sözleşme göre

‘‘Mal, değerinin peşin verilerek gelecekte teslim edilecek ticarete konu malın; miktarı, vadesi, teslim zamanı, malın teslim edilebilir mal olması ve teslim yeri belirlenerek taraflar arasında sözleşmenin gerçekleştirilmesidir.’’ (Kızılkaya, 2019 s178)

Müşaraka; Ticari ortaklığa konu olan tarafların belirli olan oranda sermaye desteği vererek beraberce ticari girişimde bulunmaları ve ticari girişim sonucunda elde edilen kar ve zarardan tüm taraflarca sorumlu olmasıdır. Bu sözleşmeye göre ‘‘Taraflar ticari ortaklığa yatırılan sermaye düzeyinde kar ve zarardan sorumludurlar ancak ticari girişimin organizasyonundan sorumlu olan ortak var ise fazladan ücret alınması veya kar ve zararda bu sorumluluğun karşılığı olan maddi ücretin eklenmesi gerekmektedir.’’ (Canbaz, 2018 s 204).

Tekafül; İslam hukukunda toplumsal yardımlaşma ve bireylerin hayat düzenin sürdürülmesi gözetilerek bireylerin günlük yaşamın içerisinde karşılaştıkları maddi zararların karşılanması amacıyla benzer durumdaki bireylerle ortak bir fon oluşturulup oluşabilecek muhtemel zararın bu fon vasıtasıyla karşılanmasıdır. Bu konuda AAOIFI yayımladığı 26 numaralı standardında Tekafül ‘‘Tarafların bir araya gelerek yardımlaşma esasına dayanan bir fon oluşturup doğabilecek muhtemel zararların tanzimi ve fonda biriken maddi varlığın işlenmesi ve gelirin taraflara dağıtılması ile oluşturulan yapıdır’’ ( Aaoıfı, 2015 s 664).

(25)

Sukuk; İslam hukukunda kişilerin alım satımı helal olan maddi bir ticari malın üzerine finansal hakların varlığını gösteren sertifikalar olarak tanımlanabilir. Bu konuda AAOIFI ‘‘var olan mal ve menfaatte kişilerin bunlar üzerindeki birbiriyle aynı değerde hak göstergesini temsil eden pay sertifikalarıdır. Sukuk’a fıkhî kaynak olarak taraflar arasında yapılan akit türünün caiz olması Sukuk ihracını da meşru kılmaktadır’’ (Aaoıfı, 2015 s 482).

Katılım bankacılığı açısından sukuk incelendiğinde halka açık işlem gören şirketlerden ticari konusu İslamiyet’te helal olan ve finansal haraketliliği şeffaf olan şirketlerden belli vadelerle yatırımcıların katılım bankaları aracılığı ile aldığı kira sertifikalardır.

Bu sertifikaları yatırımcılar belirli ve sabit olan miktarlarda kazanç eletmesini sağlarken reel ekonomiye de finansal kaynak sağlamaktadır. Türkiye 2010 yılında yasal mevzuat alt yapısının oluşturulması ile birlikte küresel sukuk pazarında işlem yapmaya başlamıştır.

4.1. İslami Finansı Destekleyen Kuruluşlar

Dünyada Müslüman ülkeler tarafından çeşitli amaçları yerine getirmek, ülkeler arası farklı konularda işbirliğini artırmak ve ulusal ve uluslararası alanda İslami finansı kabul gören standartlara kavuşturmak amacıyla kurulan ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar mevcuttur. Bu kurum ve kuruluşlar doğrudan veya kısmi çalışma alanı olarak İslami finansın dünyada yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yapmaktadırlar.

4.1.1. İslam İşbirliği Teşkilatı

İslam İşbirliği Teşkilatı, 1969 yılında Rabat’ da kurulmuştur. Kuruluş amacı olarak, İslam ülkelerinin siyasi, ekonomik, dini konular gibi çeşitli almalarda arasındaki işbirliğini geliştirmek ve İslam dünyası için mevcut ve gelecekte oluşabilecek fırsat ve riskleri değerlendirerek ortak stratejiler geliştirmektir. Teşkilat aralarında Türkiye’nin de bulunduğu elli yedi üye İslam ülkesinden oluşmaktadır. Bu durum teşkilatı Birleşmiş Milletler teşkilatından sonra dünyanın en büyük uluslararası ikinci organizasyonu haline getirmiştir.

(26)

İslam İşbirliği Teşkilatı faaliyet alanı olarak kendisine belirlediği alanlar ise; İslam ülkeleri arasında sosyal, ekonomik, teknolojik işbirliğini geliştirmek, üye ülkelerin uluslararası alanda hak ve menfaatlerini korumaktır. Üyelerine insani yardım, kalkınma, barışa katkıda bulunma gibi alanlarda destekleme ve farklı ulusların bir arada yaşamını kolaylaştırmak ve dünya barışına katkıda bulunmak olarak açıklanabilir.

4.1.2 İslam Kalkınma Bankası

İslam Kalkınma Bankası 1973 yılında Cidde’de kurulmuştur. Kuruluş amacı olarak dünyadaki Müslüman topluluklar ve kalkınma bankasına üye ülkeler arasında sosyal, ekonomik kalkınmayı yardımlaşma ve süründürülebildik anlayışı çerçevesinde arttırarak ülke toplumlarının hayatın her alanında iş birliği ve karşılıksız fonlama yöntemleri ile refah seviyesini arttırmayı amaçlamaktadır. Kalkınma bankası faaliyet alanı olarak kendisine beş temel hedef belirlemiştir.

Bu hedefler sırasıyla; toplumlarda refah arttırıcı faaliyetler geliştirmek amacıyla kamu ve özel sektör kurutuluşları ile iş birlikleri kurmak, bilgi paylaşımı yolu ile ülke toplumlarına ve ekonomilerine değer katmak, dijitalleşen dünyada Birleşmiş Milletler hedefleri doğrultusunda küresel sorunlara teknoloji odaklı sürdürülebilir çözümler üretmektir. İslami finansta küresel bir aktör olarak yeni ürünler geliştirmek, mevcut sorunlara çözüm üretmek ve siyasal kaygılardan uzak insanlık yaranına iş birliklerini teşvik ermektir.

4.1.3 İslam Ülkeleri İstatistiksel, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi İslam Ülkeleri İstatistik Ekonomik Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi, İslam İşbirliği Teşkilatına bağlı olarak 1977 yılında Trablus’ta kurulan kurum 1978 yılında Ankara’da aktif olarak çalışma hayatına başlamıştır. Kurum faaliyet alanı olarak üç ana konu belirlemiştir.

Bu faaliyet alanlar sırasıyla; İslam iş birliği Teşkilatına üye ülkelerin sosyal ve ekonomik alanda istatistik durumları hakkında raporlar hazırlamak, yaylamaktır. İslam İşbirliği Teşkilatına üye ülkeleri arasında işbirliğini artırmak amacıyla sosyal ve ekonomik gelişimlerini değerlendirici raporlar hazırlamaktır. İslam İşbirliği Teşkilatına üye ülkelerin ihtiyaç analizi yaparak araştırmalar sonucumda değerlendirilen alanlarda eğitim faaliyetleri düzenlemektir.

(27)

4.1.4 İslami Finans Muhasebe ve Denetim Örgütü

İslami esaslara göre işlem yapan finans kurumları için Muhasebe ve Denetim Örgütü 1990 senesinde Bahreyn’de kuruluşu gerçekleştirilmiştir. Kurum faaliyet amacı olarak Uluslararası alanda İslami finans için muhasebe ve denetim standartları geliştirmek amacıyla faaliyetine devam etmektedir.

Bu standartları temel kapsama alanını sırasıyla; Uluslararası alanda faaliyet gösteren İslami finansa muhasebe, yönetişim ve etik gibi faaliyet alanlarında standartlar geliştirmektir.

İslami finans kuruluşlarının İslam hukukuna uygun olarak faaliyet gösterip göstermediğini denetlemek, denetimini sağlamak ve kuruma üye ülkesellerin ekonomilerinin olası ekonomik risklerden korumak amacıyla İslam hukukuna uygun yeni finansal uygulamalar geliştirmektir.

4.1.5 İslami Finansal Hizmetleri Kurulu

İslami Finansal Hizmetler Kurulu 2002 yılında Malezya’da kurulmuştur. Kurum kuruluş amacı olarak İslami finansın sürdürülebilir bir büyüme sağlamsını amacıyla finans dünyasında mevcut ve gelecekteki ilkeleri İslam hukuk ile uyumlu halde çalışılabilir kılmak, İslami finans kuruluşlarının denetimi, bilanço hesapları gibi benzer konularda danışmanlık hizmeti vererek mevcut ve gelecekte oluşabilecek riskler konusunda çözümler üretmektir.

Uluslararası İslami finansı sündürülebilir kılmak amacıyla yönetilebilir veri tabanları oluşturmak, uluslararası İslami finans hizmeti verirken paydaşlarla işbirliği içinde, sürdürülebilir, şeffaf ve geribildirimi önemseyen anlayışla hizmet vermektir.

4.1.6 Uluslararası İslami Derecelendirme Ajansı

Uluslararası İslami Dereceleme Ajansı 2005 yılında Bahreyn’de kurulmuştur. Kurum kuruluş amacı olarak İslam’da ki adalet kavramımdan yola çıkarak bölgesel ve yerel sermaye piyasalarının finansal standartlara dayalı olarak derecelime yaparak yatırım yapılabilirliği artmak ve yatırımda adil işlemler yapılmasını sağlamaktır.

(28)

Bu amaçla kurum ilkeleri şöyle açıklanabilir; adil bir yatırım oluşturmak amacıyla veriye dayalı finansal derecelendirmeler yaparak yatırımı ve rekabet ortamının artırılmasını hedeflemektir. Kurum işleyiş esası olarak derecelendirme komitesi ve analistlerden oluşan çalışama gurubu ve teknik ortaklardan oluşmaktadır. Komite ve çalışma gurubu prensip olarak adil ve şeffaf bir derecelendirmeyi benimsemektedir.

4.1.7 İslami Araştırmalar ve Eğitim Merkezi

İslami Araştırmalar ve Eğitim Merkezi 1979 tarihinde İslam Kalkınma Bankasına bağlı olarak kurulmuştur. Kurum kuruluş amacı olarak İslam Kalkılma Bankasına üye ülkelerin ekonomisini sürdürülebilir kılmak amacıyla bilgiye dayalı finansal katkılar sunmaktır.

Bu amaçla kurumun faaliyet alanı şöyle açıklanabilir; İslami finans alanında araştırma yaparak yeni finansal stratejiler geliştirmek, İslami finans alanında insan kaynağı yetiştirmek amacıyla personel ve kapasite geliştirme eğitimleri vermektir. İslami finans alanında, raporlar, eğitim katalogları gibi farklı dünya dillerinde yayınlar yaparak İslami Finansın etkinliğini arttırmak ve finansal sektör paydaşlarına çözümler üreterek yol gösterici olmaktır.

4.1.8 Uluslararası İslami Finans Piyasayı

Uluslararası İslami Finans Piyasası 2002 yılında Bahreyn’de kurulmuştur. Bahreyn merkez bankasına bağlı olarak çalışan kurum kuruluş amacı olarak İslami hukuka uygun olarak uluslararası finansal sözleşmeler ve standartlar belirlemek amacıyla çalışma yürütmektedir.

Bu amaçla kurumun faaliyet alanı olarak; Uluslararası kabul gören İslami Finans sözleşmeleri hazırlamak, yıllık belli periyodlarla Sükuk raporları yayınlamak, İslami finans alanında eğitim seminerleri, teknik eğitimler gibi çalışmalar yaparak özel sektöre yol gösterici olmaktır.

4.1.9 İslami Finans Kalifikasyon Kurumu

İslami Finans Kalifikasyonu 2009 yılından İngiltere’de kurulmuştur. Bağımsız bir sertifikasyon kuruluşu olarak kurum İngiltere ve Avrupa Birliğinde kabul gören İslami finansın geliştirmek amacıyla çeşitli faaliyetlerini sürdürmektedir.

(29)

İslami Finans Kalifikasyonunun kuruluş amacını şöyle açıklanabilir; İslami finans alanında uluslararası güvenirlik ve geçerliliği kabul gören sertifikasyonlar geliştirmek ve finansal hizmetler alanında yaşam boyu öğrenmeyi amaçlayarak, finansal hizmetlere bireylerin ve kamunun İslami finansa olan güvenini arttırmak olarak açıklanabilir.

4.1.10 Türkiye Katılım Bankları Birliği

Türkiye Katılım Bankları Birliği 2006 yılında İstanbul merkezli olarak Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuştur. Kurum kuruluş amacı olarak serbest piyasa kuralları çerçevesinde ülkede bulunan katılım bankalarının finansal piyasada sürdürülebilir daha etkin şekilde var olmasını sağlamak olarak açıklanabilir.

TKBB’ inin faaliyet alanı; kamu ve özel sektör paydaşları ile birlikte İslami finansı geliştirecek çalışmalar yapmak, üyelerin arasında ortak hizmet standartları geliştirerek hizmet kalitesini arttırmaktır. Üyelerin rekabet edilebilir bir ortamda hak ve menfaatlerini korumak, yurt içi ve yurt dışında katılım finansı gelişimine katkı sunacak faaliyetlerde bulunmak ve eğitim, seminer ve faaliyet raporları ve sektör istatistik verileri gibi çalışmalar yaparak katılım finansa olan güveni artırmak olarak açıklanabilir.

4.1.11 Merkez Bankası Katılım Bankacılığı Müdürlüğü

Merkez Bankası Katlım Bankacılığı Müdürlüğü 2021 yılında Merkez Bankası kararıyla kuruma bağlı müdürlük olarak faaliyete başlamıştır. Kurum kuruluş amacı olarak yurt içi ve yurt dışında İslami finans kurumlarıyla iş birliğini arttırmak ve finansal istikrara katkıda bulunmak olarak açıklanabilir. Müdürlüğün faaliyet alanı ise; Katılım finans alanında finansal istikrarın sürdürülmesine yardımcı olmak, katılım finans kuruluşları ile işbirliklerini artırmak, katılım finans alanında oluşan fırsat ve tehditleri öngörülebilir kılmaktır.

4.1.12 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Katılım Finans Dairesi

Cumhurbaşkanlığı Katılım Finans Dairesi 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisine bağlı olarak Cumhurbaşkanlığı kararması ile kurulmuştur. Kurum kuruluş amacı olarak ulusal ve uluslararası alanda kamu, akademi, özel sektör gibi farklı paydaşları bir araya getirerek katılım finans alanında öncü çalışmalar yapmaktır. Bu amaçla finans dairesi faaliyet alanı olarak; Katılım finans alanında sektörde koordinasyon çalışmaları yapmak, ulusal ve

(30)

600 500 400 300 200 100 0

4.2. Dünyada İslami Finansın Genel Görünümü

Bireyin yaradılışında var olan “özel mülkiyet sahip olma ve maliki olduğu servette tasarrufta bulunma eğilimi” (Kayhan 2015, s 24). Müslümanların küresel İslami finansın modern anlamda yeniden ortaya çıkışı bağlamında incelendiğinde, ülke ve bireylerin dini, sosyolojik ve ekonomik sebepler başta olmak üzere yeniden İslami finansa yönelme davranışı göstermektedirler. Bu davranışın bir sonucu olarak var olan İslami fıkıh hükümlerin yeniden yorumlanarak küresel ölçekte İslami finansta standardizasyon ve denetim amaçlı finansal kuruluşlar ile yeni finansal ürünlerin geliştirilmesi İslami finans ekosistemi meydana getirmiştir.

Küresel İslami finans IFC 2020 raporuna göre yaklaşık olarak 3 trilyon dolar finansal büyüklükle % 72.4 bankacılık işlemleri, %22.3 Sukuk işlemleri, % 4.2 İslami fonları ve % 1.1 ise Tekfül işlemleri oluşturmaktadır. Bu finansal büyüklük dünyada ki finansal büyüklüğün

%1’ni oluştururken Türkiye ise İslami finansta %5 büyüklüğünde pay almaktadır. Covid-19 küresel salgının ekonomiye olumsuz etkilerine rağmen İslami finansal varlıkların büyüme eğilimde olduğu görülmektedir.

Tablo 1.1: Küresel İslami Finansın Ülkelere Göre Dağılım (Milyon Dolar)

Kaynak: Islamic Financial Services Board Raporu 2020

IFC 2020 yılı Küresel İslami Finans raporuna göre 2019 yılı itibariyle ülkelerin toplam İslami finansal büyüklüğüne göre sıralanışı Tablo:1.1’ de verilmiştir.

(31)

100 90 80 70 60 50 40 30 20 10 0

Küresel İslami finansın geleneksel İslami bankacılık ürünlerinin yanında dijitalleşmenin etkisi ile yeni finansal ürünler geliştirmek için yapay zekâ, akılı şehirler, çevreci yatırımlar ve finansal teknolojiler gibi yeni alanlara kaynak sağlamaya yönelmiştir. Bu yönelme İslami finansta emek-sermaye ortaklığı olan Mudarebe veya girişim sektöründe kabul gören ismi ile

“Risk Sermayesi” olarak geçekleşmektedir.

Küresel ölçekte 2020 yılında İslami finansla fonlanmış 97 adet fintek girişimi yer almaktadır. Bu oran küresel fintek girişim oranının %6’sını oluşturmaktadır. İslami finansla fonlanmış ‘‘Girişimlerin %40’ının Şer’i standartlara dayalı sertifikaya sahihken, %32’sinin zorunlu olmadığı halde şeri standartlara uygun sertifika almayı düşündüğü’’ (Demirdöğen 2020, s 30) görülmüştür. Türkiye’de 2020 yılında İslami finansal kaynakla 26 girişimi desteklerken katılım bankalarından Albaraka’ nın Garaj programı, Vakıf Katılım ile Bilişim Vadisi sermaye fonlaması ve Kuvvet Türk’ ün Lonca programı ile yeni girişimcilik fikirlerini desteklemektedirler.

Tablo 1.2: Küresel İslami Fintek Endeksi (2020)

Kaynak: Een, B. Ve Topal, B.,Ardahan Üniversitesi İİBF Dergisi (2021) 3(1): 69–75

Ülkelerin İslami fonlalarla finansal destek sağlanarak oluşturdukları fintek ekosistemi dikkate alınarak yapılan puanlama ile oluşturulan İslami Fintek endeks sıralaması Tablo:1.2 ‘de

(32)

4.3. Türkiye’de İslami Finansın Genel Görünümü

Türkiye’ de modern bankacılık anlamlıyla İslami finansın gelişimi 1975 senesinde İslam Kalkınma Bankasının kurucusu olan ülkeler arasında yer alması ile başlamıştır. Kanuni altyapı 1983 senesinden 83/7506 sayılı KHK’nin yayımlanması ile oluşturularak Türkiye’ de İslami finansa dayanan bankacılık faaliyetleri ‘‘Özel Finans Kurumları’’ olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Gelişen süreçte özel sektöre ait 1985 yılında Albaraka Türk, 1989 da Kuveyt Türk ve 2001 yılında Türkiye Finans İslami finans alanında müşterilere hizmet vermeye başlamıştır.

Gelişen bankacılık şartları ve İslami finansı sürdürülebilir bir kurumsal yapıya kazandırmak, bu alana güven ve ilgiyi arttırmak amacıyla 2005 yılında hazırlanan 5411sayılı kanun ile

‘‘Katılım Bankaları’’ ismi ile hizmet vermeye başlamışlardır. Özel sektörün yanı sıra kamu sektörü de 2015 yılanda Vakıf Katılım ve Ziraat Katılım Bankası ile 2019 yılanda tekrarda bankacılık faaliyetlerine başlayan Emlak Katılım Bankası ile katılım bankacılığı alanında hizmet vermektedir.

Tablo 1.3: Katılım Bankaları ve Konvansiyonel Bankacılığın Finansal ve Teknik Karşılaştırmaları (Milyon TL)

Finansal Veriler Katılım Bankaları

Bankacılık Sektörü

Toplam Fonlar 322.017 3.464.221

Kullandırılan Fonlar 240.133 3.675.203

Takipteki Alacaklar 8.713 152.202

Toplam Aktif 437.092 6.107.832

Öz Varlık 27.603 600.804

Net Kar 3.716 59.973

Personel Sayısı 16.849 203.224

Şube Sayısı 1.255 11.189

Kaynak: https://tkbb.org.tr/veri/sektormukayese ( Erişim tarihi 15.10.2021)

(33)

Türkiye’de bankacılık hizmeti veren konvansiyonel bankalar ve katılım bankalarının 2020 yılı bankacılık sektöründeki finansal ve teknik karşılaştırılmaları aşağı kısımda Tablo 3’

de verilmiştir.

Türkiye’de faaliyet gösteren katılım bankaları şube bankacılığı ile birlikte dijital platformlarda da müşterilerine internet bankacılığı ve mobil bankacılık ile hizmet vermeye başlamışlardır. Bu dijital platformların kullanılmaya başlaması ile katılım bankaları için müşteri kavramı, yeni finansal ürün çeşitleri, çalışıma modelleri ve hizmet verme süreçleri yeni anlamlar kazanmaya başlamıştır.

Müşteriler sadece ürün ve hizmet satın alan bireyler olmaktan çıkıp bankacılık ürün ve hizmet geliştirme süreçlerine dâhil edilen uzun vadeli ortaklar halini almaya başlamıştır.

Bankacılık ürün ve hizmetleri ise teknolojik gelişmelerle eş güdümlü olarak banka çalışanlarının yanı sıra robi- asistanlar, whatsaap kanalları, görüntülü hesap açma, Qr kodlu bankacılık işlemleri ve banka mobil uygulamaları gibi müşteriye teknolojik yenilik, hız ve zaman deneyimi yaşatan dijital bankacılık hizmetleri sunmaktadır.

Katılım bankaları müşterilerine yeni dijital yenilikler geliştirmek amacıyla klasik bankacılık hizmetleri ile birlikte dijitalde yatırım yapmaya başlamış bu kapsamda Kuveyt Türk Architech ve Albaraka ise Alone ve Albarakatech teknoloji firmalarını kurulması ile hem verinin ürüne dönüştürülmesi hem de yeni dijital bankacılık teknolojilerin geliştirilebilmesini kolaylaşmıştır.

Bu alanda 2021 yılında hazırlanan yeni kanuni düzenleme ile belirli şatları sağlayan özel kişi ve kuruluşların şubesiz bankacılık hizmeti vermeye başlamasının yasal altyapısı oluşturulmuştur. Bu faaliyet alanına yapılacak yatırımlar ile yeni şubesiz bankaların bankacılık sektöründe hizmet vermeye başlaması beklenmektedir.

(34)

Tablo 1.4: Bankaların Dijital Hizmetlerinin Karşılaştırılması (Bin Kişi)

Dijital Bankacılık Verileri

Katılım Bankaları Bankacılık

Sektörü

Uzaktan Müşteri Edinme 4639 61.000

Dijital Bankacılık Kullanım 6.681.000 67.000.00

Mobil Bankacılığı 4.028.000 68.000.00

İnternet Bankacılığı Çağrı Sayısı

799.341 -

2.000.000 98.000.00

Kaynak: TKBB ve TBB 2021 Haziran istatistiklerinde faydalanılarak yazar tarafından hazırlanmıştır.

Türkiye’de bankacılık sektöründe hizmet veren katılım bankaları ve konvansiyonel bankaların dijital bankacılık yöntemi ile müşterilerine verdikleri bankacılık hizmet sayıları Tablo1. 4’ de karşılaştırılmalı bir şekilde verilmiştir. Katılım bankalarının konvansiyonel bankalara kıyasla dijital bankacılık hizmetlerinde daha az sayıda müşteriye hizmet verdiği gözlenmektedir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Sınırlı denetimimize göre, ilişikteki ara dönem konsolide finansal bilgilerin, Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş.’nin (“Banka”) ve konsolidasyona tabi

Gerçeğe uygun değer farkı diğer kapsamlı gelire yansıtılan finansal varlıkların yeniden değerlendirilmesinden sonra meydana gelen ertelenmiş vergi öncesi 32.582

Kanuni düzenlemelerin yanı sıra, devletin sektöre desteğinin en açık ifadesi olarak, kamu bankası statüsünde Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım Bankaları kurulmuş ve

Cari dönemde gerçeğe uygun değer farkı diğer kapsamlı gelire yansıtılan finansal varlıkların yeniden değerlenmesinden sonra meydana gelen artış bulunmamaktadır

Görüşümüze göre ilişikteki konsolide finansal tablolar, Grup’un 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla konsolide finansal durumunu ve aynı tarihte sona eren hesap

Sınırlı denetimimize göre, ilişikteki ara dönem konsolide finansal bilgilerin, Banka’nın ve konsolidasyona tabi bağlı ortaklıkları’nın (“Grup”) 30 Eylül 2020

Krediler ve diğer alacaklar için ayrılan özel ve genel karşılıklar dışında kalan karşılıklar ve şarta bağlı yükümlülükler Türkiye Muhasebe Standartları’na

Kredi ve alacaklar sabit veya belirlenebilir nitelikte ödemelere sahip olan ve aktif bir piyasada iĢlem görmeyen ve alım satım amaçlı , gerçeğe uygun değer farkı