AVRUPA BİRLİĞİ ÜYESİ OLMAYAN ÜLKELERDE KIYI KULLANIM POLİTİKALARI
Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda; sahil şeridi olarak belirli genişlikte alanların bir kuşak olarak belirlenmesi ile, kamunun kıyıya erişiminin sağlanması, kıyı manzarasına açık olmak ve kıyı erozyonunun önlenmesi amaçlanmaktadır. Aslında göz önünde bulundurulması gereken en önemli nokta kamuya ayrılmış olan kuşağın tanımlanmasının ötesinde, kıyıdan kamunun geniş ölçüde yararlanmasına yönelik düzenlemelerin oluşturulmasıdır ve bu da bütünüyle bir yönetim işidir (State Coast Office of Spain, 1993). Aşağıda Tablo 1’de AB üyesi olmayan çeşitli ülkelerdeki sahil şeridi genişlikleri verilmiştir (Sorensen, 1995).
Daha önce, AB üyesi ülkelere ilişkin kıyı alanlarındaki kullanım politikalarına ilişkin bilgiler verilmişti. Bu kısımda ise gelişmiş ve gelişmekte olan çeşitli ülkelerde mevcut kıyı kullanım politikalarına değinilecektir.
Hafta-14
Meksika BKAY Uygulamaları
2 Aralık 1970 tarihinde kurulan, Meksika Çevre Koruma Ajansı, federal düzeyde araştırma yapma, araştırmaları izleme, standartlar belirleme ve yaptırım uygulama faaliyetlerini üstlenmektedir. Ana görevi insan sağlığını ve çevreyi korumak olarak belirlenen ajansın, görevi kapsamına giren konularda federal yasaların adil ve etkili şekilde uygulanması, çevresel riskleri mevcut en son bilimsel bilgiler doğrultusunda azaltmak gibi amaçları mevcuttur. Ekosistemin sürdürülebilirliğini temel alan kıyı yönetimi, gelecek nesillerin kullanımı adına kaynak kısıtlamasına da gitmektedir.
Meksika, kıyı alanları konusunda bazı önemli kurumlar, üniversiteler ve özel kuruluşların desteğini de almaktadır. 3 Ocak 2006’da Ulusal Oşinografik Araştırmalar Komitesi, kıyı alanları yönetimini düzenleyen, inceleten, koordine eden federal bir kurum olarak kurulmuştur. Ulusal Deniz Bilimi Araştırmaları Programı, beşeri kaynakların kullanımı ve deniz alanlarının korunmasına yönelik farklı araştırmalar yürütmektedir. UNESCO verileri ile uluslararası standartlarda araştırmalar yapmaktadır. Meksika hükümetinin kıyı alanlarının korunmasında bilgilendirme, koruma ve yürütme gibi görevleri bulunmaktadır(İstanbullu Dinçer vd., 2018).
Çin BKAY Uygulamaları
Çin’de, insanların yaklaşık %60’ı 12 kıyı şehrinde yaşamaktadır. Büyük Çin şehirlerinin %70’inden fazlası kıyı bölgelerinde bulunmaktadır. Bununla birlikte; hızlı nüfus artışı, artan ekonomik kalkınma ve devam eden kentleşme ve altyapı geliştirme, kıyı ekosistemindeki bozulmayı ve çevresel bozulmayı daha da şiddetlendirmiştir. Çin’deki sürdürülebilir kıyı gelişimi tehdit altındadır. Çin Kıyı Kullanım Alanları Mevzuatı yönetmeliğinde, kıyı alanları yönetiminin uygulanmasında yasal ve düzenleyici çerçeveye giderek daha fazla ilgi duyulmakta olduğu saptanmıştır. Ayrıca BKAY’nin uygulanması ve sürdürülebilir kıyı gelişimi için daha güvenilir ve etkili bir yasal ve düzenleyici çerçeve hem sosyal hem de fizik bilimci araştırmacılar tarafından önemli kabul edilmiştir. Mevzuatta bir yönerge şu şekildedir: “Bütünleşik kıyı alanlarının hedeflerini gerçekleştirmek için yasal olmayan araçlar bile, kıyı alanlarının yönetimi ve kullanımı ile ilgili birçok kamu ve özel paydaşın yetkilerini ve görevlerini önceden belirleyen yasal bir çerçeve içerisinde işlev görmek zorundadır.
Kanun yoluyla ülkeyi yönetmek, Çin’de temel bir devlet stratejisidir ve ulusal ve yerel düzeylerde deniz ve kıyı konularıyla ilgili bir dizi kanun ve yönetmelik bulunmaktadır.
Bu kanun ve yönetmelikler, kıyı yönetimi planları ve uygulamaları için yasal rehberlik ve gerekçe sunmaktadır. Çin’de, Deniz Çevre Koruma Kanunu (1982), deniz ve kıyı bölgesi yönetimi için en önemli yasadır. Başlangıçta deniz çevresini iyileştirmek ve deniz kullanımı için bir yetki sistemi oluşturmak için ilan edilmiştir. Son yıllarda Deniz Çevre Koruma Kanununun (1982) uygulanması, deniz çevresinin korunmasının güçlendirildiğini; uygulamanın etkililiğinin arttığını ve deniz hukuk sisteminin iyileştirildiğini göstermektedir.
Tayland BKAY Uygulamaları
Tayland kıyı alanları, 23 bölgeyi kapsamaktadır ve doğal kaynakların bolluğu açısından önemli ekonomik alanlar olarak düşünülmektedir. Günümüzde Tayland’ın kıyı alanlarında insani eylemler, iklim değişikliği, şiddetli rüzgârlar, uygunsuz alan kullanımı; kıyı alanlarının tahribatına ve erozyonuna sebep olmuştur.
Kıyı alanları yönetimi projesi Tayland’da 1986 yılında beri kaynakların korunması amacıyla uygulanmaktadır. Bu planı geliştirmek için Phuket, pilot alan seçilmiştir. Turizmin önemli bölgelerinden biri olan Phuket’te suların kalitesi, mercan koruması, kıyı turizmi, deniz parkları, enstitü analizleri gerçekleştirilmiştir. Pilot bölge olarak seçilen Phuket’ten hareketle ulusal kıyı alanları eylem planı belirlenmiş ve Ulusal Çevre Birimi ve Kabinesi tarafından organize edilen bir dizi plan geliştirilmiştir. Son yıllarda Tayland, iki büyük doğal tehlikeden büyük ölçüde etkilenmiştir. Bunlardan biri 2004 tsunamisi diğeri 2011 selidir. Her iki olay da kıyı alanları ve nehir yataklarını etkilemiş, yerel halkın çok büyük ölçüde zarar görmesine sebep olmuştur. 2011 seli dünyanın en zarar verici doğa olaylarından biri olarak kabul edilmiş, Kuzey Tayland ve Bangkok şehrinin tamamını etkilemiştir. Büyük ölçüdeki can ve mal kaybı kıyı alanlarının nitelikli yönetimi ve kontrolünü oldukça önemli kılmıştır (İstanbullu Dinçer vd., 2018).
Amerika Birleşik Devletleri (ABD)
Kıyılarının uzunluğu 19924 km olan ABD, kıyı bölgesi yönetiminin bir aracı olarak, mevzuatın kullanımına öncülük etmiştir. Ayrıca ICZM (Bütünleşik Kıyı Alanı Yönetimi) konusunda en ileri ülkelerden biridir. Aşağıda, ABD için kıyı alanları ile ilgili en önemli kanun ve programlara değinilmiştir.
1972 Kıyı Alanı Yönetimi Kanunu: 1972 yılında, o zamandan beri değişik zamanlarda ıslah edilmiş olan federal Kıyı Alanı Yönetimi Kanunu, Kongre tarafından yasalaştırılmıştır. Bu kanun, federal hükümet ve kıyı eyaletleri arasında gönüllü işbirliği kurar ve katılımlarını cesaretlendirmek için, teşvikler sağlar.
Mevzuat, deniz ile karanın karşılıklı etkisi üzerine temellenmiş, kıyı alanının geniş bir tanımlamasını içerir. Bu genellikle, kıyıdan 3 mil uzaklıktaki kıyısal suları içerir, ancak karaya doğru olan sınır daha esnektir ve denizi arazi tabanlı aktivitelerin etkisinden korumak için gerekli alanlara uygulanır veya deniz seviyesinin yükselmesinin sonuçlarıyla ilgilenir.
“Kıyı Bölgesi” terimi, birbirinden önemli ölçüde etkilenen kıyısal sular (içindeki ve altındaki karaları da içeren) ve komşu kıyı arazileri (içindeki ve altındaki suları içeren) manasına gelir ve adaları, gelgitler arası alanları, tuz bataklıklarını, sulak alanları ve sahilleri içerir.
Kanun, kıyı yönetiminin 10 ulusal politika amacını tanımlar:
Doğal kaynakların korunması,
Kıyı gelişiminin yönetimi,
Kıyı savunma kullanımları için, öncelikli düşünme,
Kıyıya, dinlenme ve eğlence amaçlı halk erişimi,
Kötüleşen kent rıhtım ve limanlarının tekrar gelişimine destek,
Prosedürlerin koordinasyon ve kolaylaştırılması,
Federal temsilcilerle işbirliği ve danışma,
Karar vermede kamu ve yerel hükümetin katılımı,
Kapsamlı planlamayı, korumayı ve yaşayan deniz kaynaklarının yönetimini desteklemek için yardım,
Arazi çökmesi ve deniz seviyesi yükselmesinin karşıt etkilerini belirlemek için planların gelişimi ve çalışması.
ABD parlamentosuna göre kıyılara yönelik belirli bazı ulusal politikalar şu şekildedir:
* Ulusal kıyı kaynaklarını korumak, sürdürmek, geliştirmek ve mümkün olan alanlarda iyileştirmek ve arttırmak, kıyı kaynaklarını yeni nesillere aktarmak,
* Eyaletleri sorumluluklarındaki kıyı uygulamalarında daha etkin kılmak ve yönetimi programların uygulanmasına teşvik edip destek olmak,
* Kıyılarda ekonomik, ekolojik, kültürel, tarihsel ve estetik değerlere önem vermek,
* Önemli doğal kaynakların korunması için özel alan yönetim planlarının hazırlanmasına teşvik etmek,
* Halkın katılımını sağlamak ve eyaletler arası ile diğer bölgesel ajanlar arası iş birliğini sağlamak,
* İlgili federal, eyaletsel, yerel ve uluslararası kurumlar arasında KAY hakkındaki bilginin toplanması, analizi, sentezi ve dağıtımı, sonuçların araştırılması, teknik desteği konularında koordinasyon ve iş birliğini teşvik etmek ve denetimini desteklemek,
* Kıyı çevresini ve kıyı kaynaklarının kullanımını etkileyen koşulların değişimine cevap vermek ve eyaletleri bu sorunlarla ilgilenmeye teşvik etmektir.
Ticaret Bakanlığına göre yönetim programları aşağıdaki niteliklere sahip olmalıdır.
* Konusu geçen kıyı bölgesinin sınırları tam olarak saptanmalıdır.
* Kıyı suları üzerinde önemli arazi ve su kullanımının nasıl yapılacağı tanımlı olmalıdır.
* Kıyı bölgesi içinde özel önem taşıyan alanların tespiti ve envanteri çıkarılmalıdır.
* Kıyı üzerinde eyaletin kontrol sağlamak için önerdiği yöntemler tanımlanmalıdır.
* Belirli alanlardaki kullanım öncelikleri ile ilgili geniş yönergeler bulunmalıdır.
* Önerilen bir yönetsel yapının tarif edilmeli ve kurumsal tanımı yapılmalıdır.
* Planlama sürecinde, kıyının tarihsel, estetik, ekolojik ve kültürel değeri korunmalıdır.
* Kıyı bölgesini etkileyebilecek muhtemel enerji tesisleri etkileri sürece dahil edilmelidir.
* Kıyı alanı erozyonunu inceleme, kontrol ve hasarı azaltma ile kötü etkilenmiş alanları kurtarmak için bir planlama süreci oluşturulmalıdır.
Kıyı yönetim programları için federal tahsisatlar:
Ticaret Sekreteri, kıyısal bölgelerinin yönetim programlarını yönetmek ve geliştirmek için kıyısal eyaletlere finanssal tahsisat sağlaması için güçlendirilmiştir. Eyaletlerden sermayenin bir kısmını karşılamaları istenir. Yönetim programları, Ticaret Sekreteri’nin onayını gerektirir ve şu bileşenleri içermelidir:
Kıyı alanının sınırlarının tanımlaması,
Kıyı alanındaki müsaade edilebilir arazi ve su kullanımlarının tanımı,
Belirli alanlardaki kullanımın öncelikleri üzerine geniş yönergeler,
Yönetim programını uygulamak için önerilen organizasyonel yapının tanımı,
Sahilin tanımı ve kamu sahillerine ve diğer değerli kamu kıyı alanlarına erişimin korunması için planlama işlemi,
Kıyı çizgisi erozyonunun değerlendirilmesi ve kontrolü için bir planlama işlemi ve aşındırılmış alanları geri iade etme.
Federal kararlılık:
Bütünleşik Kıyı Alanı Yönetimi’nde (ICZM) eyaletlerin katılımını cesaretlendirmek için ek teşvikler sağlayan Kıyı Alanı Yönetim Kanunu’nun önemli bir özelliği, “federal kararlılık” prensibidir. Bir eyalet Ticaret Sekreteri tarafından onaylanan bir kıyı alanı yönetim programına sahip olduktan sonra, aktiviteleri kıyı alanını etkileyen federal kurumlar, o programın güçlendirilebilir politikalarına uymalıdır ve eyalete kararlı bir ifade sağlamalıdır.
Diğer Programlar:
1990’daki, Kıyı Alanı Yönetimi Kanunu’ndaki ıslahlar çerçevesinde, onaylanmış kıyı yönetim programları bulunan eyaletler ve bölgeler, kıyısal su kirliliğinin kaynaklarının yayılmasıyla mücadele için,
“Kıyısal Noktasal Olmayan Kirlilik Kontrol Programları”
geliştirmelidirler.
Eyaletler ve bölgeler tarafından uygulama:
Kıyı yönetim programları, 27 eyalet ve 5 ada bölgesi için onaylanmış ve Minnesota ile Ohio’da ise geliştirilmektedir. Kıyı Alanı Yönetimi Kanunu, belirlenmiş bileşenlere uyulduğu müddetçe programların yapısı hakkında zorlamada bulunmadığı için, eyaletler yasal ve yasal- olmayan değişik mekanizmalardan seçme şansına sahiptirler. Bazı eyaletler mevcut kanunların koordine edilmesi için yasal bir çerçeve belirlemiş veya yasal-olmayan metotlara dayanmışken, bazıları da kapsamlı bir ICZM mevzuatını yasalaştırmışlardır.
Kıyı Alanı Yönetimi Kanunu, eyaletlere, yerel durumlarına uyumlu farklı yollarla kıyı alanlarını tanımlamaları için de müsaade etmiştir.
Bundan dolayı, Florida’da, coğrafik sebepler için, kıyı yönetimi programı, kıyısı olan eyaletin tamamını içerir.
1976 Kaliforniya Kıyı Kanunu: Bu kapsamlı ICZM yasası;
Kıyı alanını tanımlar,
Kıyı kaynaklarını planlama ve yönetimi için politikalar belirler,
Kaliforniya Kıyı Komisyonunu oluşturur,
Diğer eyalet acentelerinin fonksiyonlarını düzenler,
Yerel hükümetler tarafından yerel kıyısal programlarının hazırlığını gerektirir,
Liman ve Liman mastır planları için özel şartlar sağlar,
Uygulama ve cezalar için yasal gözden geçirme sağlar (Gibson ve Macalister, 1999).
Massachusetts Kıyı Alanı Yönetim Programı:
Mevcut mevzuatı koordine etme için kullanılan bu yasal- olmayan çerçeve, politikaları formüle eder ve üzerinde
uygulanabilir kanunları tanımlar; Su kalitesi, Liman, ve barınak altyapısı, Habitat, Korunmuş alanlar, Kıyısal riskler, Kamu
(halk) erişimi, Enerji, Okyanus kaynakları ve Gelişim yönetimi, v.b. (Gibson ve Macalister, 1999).