• Sonuç bulunamadı

Idiyopatik Epilepsilerde Antikonvülzif Tedavi Kesiminden Sonra Nöbet Tekrarı İle EEG Bulguları Arasındaki İlişki

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Idiyopatik Epilepsilerde Antikonvülzif Tedavi Kesiminden Sonra Nöbet Tekrarı İle EEG Bulguları Arasındaki İlişki"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Idiyopatik Epilepsilerde Antikonvülzif

Tedavi K e s i m i n d e n S o n r a Nöbet Tekrarı İle E E G Bulguları Arasındaki İlişki

THE RELATIONSHIP BETWEEN EEG FINDINGS AND RECURRENCE OF SEIZURES AFTER DISCONTINUING ANTIEPILEPTIC MEDICATION IN IDIOPATHIC EPILEPSY

Rıdvan A K I N * . Vedat O K U T A N * . A.Hmin KÜREKÇİ*, Ahmet K A R A N * * , Erdal G Ö K Ç A Y * * *

* Yrd.I.)oe.Dr..GATA Ç o c u k Sağlığı ve Hastalıkları A D ,

** U z m . D r . , G A T A Ç o c u k Sağlığı ve Hastalıkları-AD.

*** Prof.Dı..GATA Ç o c u k Sağlığı v e Hastalıkları A D , A N K A R A

Ö z e t

llıı çalışma, idivopalik epilepsili çocuklarda antikonvülzif tedavi kesiminden sonra oluşabilen nöbet tekrarı ile EEG bul­

guları arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla yapılmıştır.

Ayrıca nöbet tekrarı üzerine etki edebilecek nöbet sıklığı, nöbet süresi, ilaç başlamadan önceki nöbet sayısı, nöbet kontrolü için geçen süre, ilaç kesim süresi, ilaç kesim şekli ve teıhıvi şek­

li gibi diğer risk faktörleri de incelenmiştir.

Çalışma grubunu, pri/ner tidiyopatik) epilepsi tanısı alınış ve aııtikonviilzi/' tedaviye hoşlanmış, 4.2-14.5 yaşları arasındaki 145 hasla oluşturmuştur. İlaç kesim anındaki EEG bulgusunun nöbet tekrarı üzerinde etkili olmadığı, ancak nöbet süresinin 10 dakikadan uzun sürmesinin, ilaç başlamadan önceki nöbet sayısının üçten daha kazla olmasının ve ilaç kesi­

minin hekim gözetimi olmadan yapılmasının nöbet tekrarı sık­

lığını arttırdığı saplanmıştır. Hastaların nöbet sıklığı, nöbet kontrolü için geçen süre, ilaç kesim süresi ve tedavi şeklinin ise nöbet tekrarı üzerine etkili olmadığı bulunmuştur.

Hu bulgu lanla ıı hareketle ııüks olasılığım azaltmak için nöbet süresi 10 dakikadan uzun süren ve nöbet sayısı üçten fazla olan hastalarda aııtikonviilzif ilaç kesiminin mutlaka hekim gözetimi altında yapılmasını ve tedavi kesiminden sonra hastanın en az bir yıl süre ile izlenimi önermekleyiz.

Anahtar Kelimeler: Epilepsi, Nöbet tekrarı, İlaç kesimi, E E G

T K l i n Pediatri 1998. 7:121-125

Geliş Tarihi: 02.12.1 997

Yazışma Adresi: Dr.Vedat O K U T A N G A T A Ç o c u k Sağlığı ve Hastalıkları AD 06018 Etlik. A N K A R A

S u m m a r y

The purpose of the present study was to investigate the re­

lationship between EEG findings and recurrence of seizures al­

ter the discontinuation of anticonvulsant drug therapy. In ad­

dition, other risk factors (seizure frequency, seizure duration, number of seizures before beginning of anticonvulsant therapy, the duration ol seizure control, the duration and mode of dis­

continuation of medication and mode of 'therapy) for recurrent seizure have been Included in this study.

The subjects were 145 children aged 4.2-14.5 years with a diagnosis of pnlniarv epilepsy and who were started anticon­

vulsant therapy. In our study, although EEG findings during anticonvulsant discontinuation failed to predict the recurrence of the seizures, there were statistically significant increases in liie frequency of seizures, in case of a duration longer than HI minutes, a number of more than 3 seizures be/ore starling an­

ticonvulsant therapy and of a discontinuation of the drug not under supervision of physician. It has been found thai seizure frequency, seizure duration before being controlled, drug dis­

continuation period and therapy mode do not influence on seizure recurrence.

Given these findings, we may advise discontinuation of anticonvulsant therapy to be under supervision of physician and a follow-up at least one year in patients having a seizure lasting longer than 10 minutes and in patients having had more than 3 seizures before the beginning of anticonvulsant therapy in order to decrease seizure recurrence.

K e y Words: Epilepsy, Recurrence of seizures.

Cessation o f therapy, E E G

T K l i n J Pcdiatr 1998, 7:121-125

Epilepsi çocuklarda en sık görülen nörolojik rahatsızlıktır. Hastaların uzun süre antikonvülzif ilaç kullanmaları ve bu ilaçların istenmeyen yan etkilerinin olması bazı sorunları da beraberinde ge­

tirmektedir (1). Antikonvülzif ilaçların ne zaman

/' Klin 4 I'ediulr IV9X. 7 121

(2)

Rıdvan A K I N ve Ark. İDİYOPATİK EPİLEPSİLERDE ANTİKONVÜLZİE TEDAVİ KESİMİNDEN S O N R A NÖBET T E K R A R I İLE

kesileceği konusunda görüş birliği olmamakla bir­

likte genellikle iki yıllık nöbetsiz geçen süre sağ­

landıktan sonra ilaçlar azaltılarak kesilir.

İlaç kesiminden sonraki dönemlerde nöbet tekrarı sıklığı ve nöbet tekrarı üzerine etki edebile­

cek faktörler birçok çalışmada araştırılmıştır (2-7).

Yapılan çalışmalarda epilepsili olgularda antikon­

vülzif tedavi kesildikten sonra nöbet tekrarının

%11.8. ile %52 arasında değiştiği bildirilmektedir (8-12).

Bu çalışma, idiyopatik epilepsili çocuklarda antikonvülzif tedavi kesiminden sonra oluşabilen nöbet tekrarı ile elektroensefalografı ( E E G ) bulgu­

ları arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla yapıldı.

Ayrıca nöbet tekrarı üzerine etki edebilecek cin­

siyet, nöbet başlama yaşı, nöbet sıklığı, nöbet süre­

si, nöbet tipi, ilaç başlamadan önceki nöbet sayısı, nöbet kontrolü için geçen süre, ilaç kesim süresi, ilaç kesim şekli ve tedavi şekli gibi diğer risk fak­

törleri de incelendi.

G e r e ç v e Y ö n t e m

Bu çalışma 1994 ile 1997 yılları arasında G A - TA Çocuk Nörolojisi Polikliniği'nde epilepsi tanısı ile izlem ve tedavi edilen çocuk hastalarda gerçek­

leştirildi.

Her olgu için bir form düzenlendi. Formlarda hastanın cinsi, yaşı, nöbetin tipi, başlama yaşı, süresi, sıklığı, tedavi başlayana kadar geçirdiği nö­

bet sayısı, elektrofizyolojik ve nöroradyolojik sonuçlar, kullanılan antikonvülzif ilaçlar, tedaviye alman yanıtlar ve nüks oluşup oluşmadığına ait bil­

giler vardı.

Çalışma grubunu primer (idiyopatik) epilepsi tanısı almış ve antikonvülzif ilaç tedavisi başlanmış 145 hasta oluşturdu. Mental ve motor gerilik, nörolojik defisit ve anormal beyin görüntüleme bulgusu olan hastalar çalışmaya alınmadı.

Hastalara ilk başvurularında, antikonvülzif ilaç tedavisi süresince 6-12 ayda bir, ilaç kesilmeden önce ve nüks durumunda E E G çekildi.

Elektrofizyolojik değerlendirme G A T A Nöroloji Kliniği Elcktrofızyoloji Laboratııvarı'nda standart

16 kanal San-ei 1A97 model E E G aygıtı ile yapıldı.

Epilcptik anormalliğin derecesi, keskin ve diken dalga komplekslerinin miktarı, paroksismal ak- tivite vc zemin aktivitesinde oluşan değişiklikler

saptandı. E E G ' l e r aynı kişi tarafından d e ğ e r ­ lendirildi. Buna göre E E G ' l e r fokal, jeneralize vc normal biyoelektriksel aktivite gösterenler olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Antikonvülzif ilaç tedavisine tek ilaç ile başlandı. Nöbetlerin kontrol altına alına­

madığı olgularda tedaviye ikinci bir antikonvülzif ilaç eklendi (politerapi). Ortalama iki yıllık nöbet­

siz periyodu takiben ilaç kesimine başlandı. İlaç kesimi sırasında veya sonrasında nöbet gözlenmesi durumu nüks olarak değerlendirildi.

Çalışmanın verileri "SPSS for Windows 5.0.1"

istatistik paket programı kullanılarak değerlendiril­

di. Analizlerde olguların çeşitli özelliklerinin nöbet tekrarı yönünden farklılığının araştırılmasında k i - kare testi ve uygun olan yerlerde Fisher'in kesin k i - kare testi uygulandı.

B u l g u l a r

Çalışmaya alınan 145 olgunun 77'si (%53) erkek, 68'i (%47) kız olup, erkek/kız oranı 1.13'tü.

Çalışma grubunun ortalama yaşı 12.5 (minimum 4.2, maksimum 14.5 yıl) olarak saptandı.

Olguların ortalama nöbet başlama yaşı 63.2±42.2 ay (minimum 1.5 ay, maksimum 156 ay) olduğu bulundu.

145 olgunun 21'inde (%14.5) nöbet tekrarı (nüks) gözlendi. Erkeklerde nüks sıklığı %I2.3 (10 olgu) iken kızlarda bu oran %16.2 olarak (11 olgu) saptandı. Erkek hastalar ile kızlar arasında nüks sıklığı yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05).

Olguların nöbet tipleri 87 hastada tonik-klonik (%60), 19 hastada atonik (%13), 13 hastada basil parsiyel (%9), 12 hastada kompleks parsiyel (%8), 7 hastada tonik (%5), 4 hastada infantil spazm (%3) ve 3 hastada absans (%2) şeklinde idi.

Nöbeti tekrarlayan hastaların nöbet tiplerine göre dağılımı ise tonik-klonik tipte %13.8 iken, atonik tipte %11, basit parsiyel tipte %8, kompleks parsiyel tipte %25 olarak b u l u n m u ş t u r . D i ğ e r tiplerdeki olgu sayıları nispeten daha az olduğu için nöbet tiplerine göre nüks sıklıklarını istatistiksel olarak karşılaştırmak m ü m k ü n olmamıştır.

İstatistiksel karşılaştırma yapabilmek için nö­

bet tiplerini iki gruba ayırarak incelediğimizde (Grup 1: tonik -klonik tip : 87 olgu, Grup 2: diğer nöbet tipleri: 58 olgu); tonik-klonik tipte olanların

122 T Kİ in Pediatri IWX, 7

(3)

İDİYOPATİK EPİLEPSİLGRDI: ANTİKONVÜLZİF TEDAVİ KESİMİNDEN SONRA NÖBET TEKRARI İLE... Rıdvan AKİN vc Ark.

T a b l o 1. Olguların çeşitli özelliklerine göre nöbet tekrarlama sıklıklarının karşılaştırılması

Bütün Niiks Niiks etmeyenler X2 p#

olgulaı edenler

Sayı %* Sayı % Sayı %

Nöbet sıklığı

Haftada birden az 98 67.6 16 16.3 82 83.7

Haftada birden fazla 47 32.4 5 10.6 42 89.4 0.83 - 0.05

Nöbet süresi

10 dakikadan kısa 101 77.7 9 8.9 92 91.1

10 dakikadan uzun 29 22.3 12 41.4 17 58.6 17.5 < 0.05

İlaç başlamadan önceki nöbet sayısı

< .1 109 75.2 12 11.0 97 89.0

> 3 36 24.H 9 25.0 27 75.0 4.28 < 0.05

Nöbet kontrolıı için geçen süre **

< 2 ay 13 19.7 3 23.1 10 76.9

> 2 av 53 NO. 3 9 17.0 44 83.0 0.26 0.05

İlaç kesim süresi

3 aydan kısa 92 65.3 14 15.2 78 84.8

3 aydan uzun 49 34.7 7 14.3 42 85.7 0.02 > 0.05

İlaç kesim şekli

Kendiliğinden 14 9.9 5 35.7 9 64.3

Hekim gözetiminde 127 90.1 16 12.6 111 87.4 3.65 < 0.05

Tedavi şekli ***

Monoterapi 120 84.5 16 13.3 104 86.7

Politerapi 22 15.5 5 22.7 17 77.3 1.30 > 0.05

# Değerlendirmelerde ki kare testi kullanılmış, aygını olan yerlerde Fis/ıer 'in kesin ki-kare testi uygulanmıştır.

* Sütun yüzdesidir.

** Çalışma sırasında henüz kontrol altına alınmamış olan 79 olgu karşılaştırma dışında bırakılmıştır.

*** Tedaviye iki ilacın beraber başlandığı iııfantil spazııılı 3 olgu karşılaştırmaya alınmamıştır.

niiks oranı (12 olgu, %13.8) ile diğer tiplerdeki niiks oranı (9 olgu, % 15.5) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı (p>0.05).

Nöbet başlama yaşı ile niiks arasındaki ilişki araştırıldığında; nöbet başlama yaşı 2 yaş altında olan 35 olgudan 5'inde (% 14.3) nöbet tekrarı görülürken, nöbeti 2 yaşından sonra başlayan 110 olgunun 16'sında nüks saptanmış olup aradaki fark istatistiksel olarak anlamsız idi (p>0.05).

Tablo l'dc olguların çeşitli özelliklerine göre nöbet tekrarlama sıklıkları karşılaştırılmıştır. Buna göre: Nöbet sıklığı, nöbet kontrolü için geçen süre, ilaç kesim süresi vc tedavi şeklinin nüks sıklığında etkili olmadığı bulunmuştur (p>0.05).

N ö b e t süresi 10 dakikadan kısa olanlarda nüks oranı % 8.9 iken 10 dakikadan uzun olanlarda nüks oranı % 41.4 olarak bulunmuştur. Bu fark istatistik­

sel olarak anlamlıdır (p<0.05).

İlaç başlamadan önceki nöbet sayısı 3 ve daha az olanlarda nüks oranı %11 iken, 3'ten fazla olan­

larda nüks oranı %25 olarak bulunmuştur. Bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05).

Tedaviyi hekim gözetimi olmadan kendiliğin­

den sonlandıran olgularda nüks oranı %35.7 iken hekim gözetiminde tedaviyi sonlandıranlarda nüks oranı %12.6'dır. Bu fark istatistiksel olarak anlam­

lıdır (p<0.05).

Tablo 2'de çalışmaya alınan olguların ilaç ke­

sim anındaki E E G bulgularına göre nöbet tekrarla­

ma durumları karşılaştırıldı. İlaç kesim anında EEG'sinde fokal bulgusu olanlarda nüks oranı

% 14.3 iken, jeneralize bulgusu olanlarda % 15.4 olarak bulunmuştur. Normal biyoelektriksel ak- tivite gösteren olgularda ise %14.3 nüks oranı sap­

tanmıştır. İlaç kesim a n ı n d a k i E E G bulguları arasında nüks yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05).

(4)

Rıdvan A K I N ve Ark. İDİYOPATİK E P t L f i P S t l . E R D E ANTİKONVÖLZİF TEDAVİ KESİMİNDEN S O N R A NÖBET T E K R A R I İLE.

Tablo 2. Çalışmaya alınan olguların ilaç kesim anındaki E E G bulgularına göre nöbet tekrarlama durumla­

rının karşılaştırılması

Son E 0 ( i bulgusu Nöbeti tekrarlayanlar Sayı %

Nöbeti tekrar Sayı

anlayanlar

"Âl X2 P

Fokal X 14.3 4S 85.7

Jeucrali/.c 4 15.4 22 H4.6

Normal <; 14.3 54 85.7 0.02 > 0.05

T a r t ı ş m a v e S o n u ç

Değişik çalışmalarda epilepsili olgularda an- tikonvülzif tedavi kesildikten sonra nüks oranı

%11.8 ile %52 arasında bildirilmektedir (6, 8-12).

Bu oranlardan bazıları çalışmamızda saptadığımız

% 14.5 oranındaki nüks sıklığı ile benzerlik göster­

mektedir (6,9,10,12,13).

Cinsiyetin nöbet tekrarı üzerinde etkili olduğunu bildiren birkaç çalışma vardır (2,13).

Diğer ç a l ı ş m a l a r d a ise benzer ilişki saptana­

mamıştır (4,5,14-16). B i z i m çalışmamızda da erkek hastalar ile kız hastalar arasında nöbet tekrarı yönünden bir fark bulunamamıştır.

Jeneralizc tonik-klonık tipte nöbeti olan hasta­

larda nüks oranı, Holowach ve ark.'nın yaptığı çalışmada %8 (17), Elwes ve arlc'ııın yaptığı çalış­

mada %17 (18), Shinnar ve ark.'nın yaptığı çalış­

mada ise %32 olarak bulunmuştur (10). Diğer çalış­

malarda da %8 ile %34 arasında nüks oranı bulun­

muştur (4-6,8,9,15,19). Çalışmamızda saptadığımız jeneralize tonik-klonik tipteki %13.8'lık nüks oranı Elwes ve ark.'nın çalışma sonuçları ile benzerdir.

İstatistiksel karşılaştırma yapabilmek için nö­

bet tiplerini iki gruba ayırarak incelediğimizde (Grup 1: tonik-klonık tip, Grup 2: diğer nöbet tip­

leri); tonik-klonik tipte olanlarda nüks oranı %13.8 iken, diğer tüplerdeki nüks oranı % 15.5 olarak sap­

tanmıştır. İki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamsızdır (p>0.05). Bu sonuç tonik-klonik tipte nüks oranının daha az olduğunu öne süren çalışmalarla uyum göstermemiştir (5,6,17,18),

Değişik çalışmalarda nöbetlerin iki yaşından önce başlaması, nöbet kontrolü sağlanana kadar bir çok nöbet geçirme, mental-motor geriliğin veya nörolojik defısıtlcrin bulunması, nöbet süresinin 15 dakikadan uzun oluşu gibi faktörlerin nöbet nüksü

olasılığını arttırırken, cinsiyet, aile öyküsü, E E G anormalliğinin etkisiz olduğu bildirilmektedir (4,13,14,16,18-22)

Çalışmamızda nöbet süresinin 10 dakikadan uzun sürmesinin ilaç başlamadan önceki nöbet sayısının üçten daha fazla olmasının ve ilaç kesi­

minin hekim gözetimi olmadan yapılmasının nüks sıklığını arttırdığı saptanmıştır (p<0.05). Bu bulgu­

larımız yukarıda sözü edilen çalışmaların bazıları ile benzerlik göstermektedir (14,18-20). Ancak, nö­

bet süresi, ilaç başlamadan önceki nöbet sayısı ve ilaç kesim şeklinin nüks sıklığını etkilemediğini bildiren çalışmalar da vardır (5,11,12,17,23).

Ç a l ı ş m a m ı z d a nöbet kontrolü için geçen sürenin, ilaç kesim süresinin ve tedavi şeklinin (monoterapi-politerapi) nüks sıklığı üzerinde etkili olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Literatürde bizim bulgularımıza benzemeyen sonuçları olan çalış­

malar da vardır (4-6,9,19). Ancak ilaç kesim süresinin nüks sıklığı üzerinde etkili olmadığını id­

dia eden Tennison ve ark.'nın çalışması bizim sonuçlarımızla benzerlik göstermektedir (23).

Olgularımızın ilaç kesimindeki E E G bulgu­

larını fokal bulgusu olanlar, jeneralize bulgusu olanlar ve normal olanlar olarak grupladığımızda E E G bulguları ile nüks arasında ilişki buluna­

mamıştır. İstatistiksel karşılaştırma yapabilmek amacıyla E E G bulgularını normal olanlar ve anor­

mal olanlar olarak i k i gruba ayırdığımızda da E E G bulguları ile nüks arasında ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Bu sonuç bazı çalışmalarla benzerlik göstermektedir (5,14,18,21,24). Ancak, E E G bul­

gusunun nüks sıklığı üzerine etkisi olduğunu iddia eden çalışmalar da vardır (3,6,9,15,17,23).

Sonuç olarak idiyopatik epilepsilerde antikoıı- vülzif tedavi kesiminden sonra nöbet tekrarı üze­

rinde etkili olabilecek E E G bulguları ve diğer fak­

törleri araştırdığımız bu çalışmamızda, ilaç kesim

124 T Kİ in Pediatri 1998. 7

(5)

i n i Y o ı v v r i K E P İ L E P S İ L I - I R D L A N T İ K O N V Ü L Z U - T I - D A V I K E S I M I N D E N S O N R A N Ö B E T T E K R A R I İ L E Rıdvan AKİN ve A i t

anındaki E E G bulgusunun nöbet tekrarı üzerinde etkili o l m a d ı ğ ı n ı ; ancak nöbet süresinin 10 dakikadan uzun sürmesinin, ilaç başlamadan önce­

ki nöbet sayısının 3'ten daha fazla olmasının, v$ ilaç kesiminin hekim gözetimi olmadan yapılmasının nüks sıklığını arttırdığını saptadık.

Bu bulgulardan hareketle, nüks sıklığını azalt­

mak için nöbet süresi 10 dakikadan uzun süren ve nöbet sayısı üçten fazla olan hastalarda antiepilep- tik ilaç kesiminin mutlaka hekim gözetimi altında yapılması vc tedavi kesiminden sonra hastanın cn az bir yıl süre ile izlcmini önermekteyiz.

KAYNAKLAR

1 . P c d l c y T A , Seheuer M L , Walezak T S . Epilepsy, i n : R o w l a n d L D , ed. Merrit's Textbook of Neurology, 9t h ed.

Baltimore: W i l l i a m s and W i l k i n s C o , 1995: 845-68.

2 . A i l s W F M , Visser L H . Loonen M C B , Tjiam A T , Stroink H , Stuurman P M , et al. F o l l o w - u p of 146 children with epilepsy after withdrawal of anliepileptic therapy. Epilepsia

1988; 29:244-50.

3. Callaghan N, Garret A, G o g g i n T. Withdrawal of anticon­

vulsant drugs in patients free of scziures for two years: A prospective study. N E n g l J M e d 1988; 318:942-6.

4. Emerson R, D'souza B J , V i n i n g EP. Freeman J M . Stopping medication in children with epilepsy . N Engl J M e d 1981;

304:1125-29.

5 . H o l o w a c h J , Thurston D L , H i x o n B B , K e l l e r A J . Prognosis in childhood epilepsy: Additional follow-up of 148 children 15 to 23 years after withdrawal of anticonvulsant therapy. N E n g l J M e d 1982; 306: 831-6.

6. Matricardi M, Brinciotti M, Benedetti P. Outcome after dis­

continuation of anticpileptic drug therapy in children with epilepsy. Epilepsia 1989; 30: 582-9.

7. Sander J W A S . Some aspects of prognosis in the epilepsies:

A review. Epilepsia 1993; 34: 1007-16.

8. Beghi E, Tognoni G. Prognosis of epilepsy in newly referred patients: A multicenter prospective study. Epilepsia 1988;

29: 236-43.

9. Mastropaolo C. Tondi M, Carboni F, M a n c a S, Zoroddu F.

Prognosis of therapy discontinuation in children with epilepsy. Eur Neurol 1992; 32:141-5.

lO.Shinnar S. Discontinuing anticpileptic drugs in children with epilepsy after a seizure free period: Effect of age on outcome. Epilepsia 1991: 32 (Suppl.3.): 69-70.

11 .Shinnar S, Berg A T . Pctix M, M a y t a l J, Mauser W A . R i s k of seizure recurrence f o l l o w i n g a first unprovoked seizure in cfiildhood: A prospective study. Pediatrics 1990; 85:1076- 85.

12.Sillanpaa M . Remission o f seizures and predictors o f in­

tractability in long-term follow-up. Epilepsia 1993; 34:

-930-6.

J J . A n n e g e r s JF, Hauser W A , Elveback L R . Remission o f seizures and relapse in patients with epilepsy. Epilepsia

1979; 20:729-37.

14. B e g h i E. Prognosis of epilepsy in n e w l y referred patients.

Multicenter prospective study of the effects of therapy on the long-term course of epilepsy. Epilepsia 1992; 33:45-51.

15.Shinnar S , V i n i n g EP, M e l l i t s E D , D ' s o u z a B J , H o l d e n K , Baumgardncr R A , et al. Discontinuing anticpileptic medi­

cation in children w i t h epilepsy after two years without seizures. N E n g l J M e d 1985; 313:976-80.

16.Suzuki N , Seki T , Y a m a w a k i H . Long-term prognosis o f childhood epilepsy follow-up until adulthood in patients whose age of onset is under 10. The Japan J Psy Neurol

1987; 41:437-9.

17.Holowach J, Thurston D L, O ' L e a r y J. Prognosis in c h i l d ­ hood epilepsy . N E n g l J M e d 1972; 286:169-74.

15. Elwes R D , Johnson A L , Shorvon S D , Reynolds E H . The prognosis for seizure control in newly diagnosed epilepsy.

N E n g l J M e d 1984; 311:944-7.

19.Todt H. The late prognosis of epilepsy in childhood: Results of a prospective follow-up study. Epilepsia 1984; 25: 137- 44.

2().Braathen G , A n d c r s s o n T , G y l j e H . M e l a n d e r H . Comparison between one and three years of treatment m uncomplicated childhood epilepsy: A prospective study. I.

Outcome in different seizure types. Epilepsia 1996; 37:822- 32.

21. Hopkins A , Garman A , Clarke C . Value o f c l i n i c a l features, electroencephalography and computerized tomographic scanning in prediction of seizure recurrence. Lancet 1988;

2: 721-6.

22. Reynolds E H . Changing view of prognosis of epilepsy.

British M p d J 1990; 301:1112-4.

23. Tennisoif M , G r e e n w o o d R , L e w i s D , T h o r n M . Discontinuing antiepileptic drugs in children. A comparison of a six-week and a nine-month taper period . N E n g l .1 M e d 1994; 330:1407-10.

24. Tmuper P, A v o n i P, R i v a R, Provoni F, Lugarcsi E. Baruzzi A. The prognostic value of the electroencephalogram in anticpileptic drug w i t h d r a w a l in partial epilepsies.

Neurology 1996; 47:46-8.

Referanslar

Benzer Belgeler

Fiksasyon kaybı-göz kapama duyarlılığında gözlerin kapanmasıyla veya 1–3 saniyelik latent periyot sonrasında bilateral oksipital bölgelerde belirgin jeneralize deşarjlar

Çalışmada, Mart 2018–Mart 2020 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği’ne ait inme ve

Amaç: Bu çalışmanın amacı, glial tümör tanısıyla ameliyat edilen hastalarda epileptik nöbet insidansının, ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası dönem

yafl›ndan sonra da febril nöbet geçirmeye devam eden ya da alt› yafl›ndan önce febril nöbetlerle bir- likte afebril tonik-klonik, absans, miyoklonik ve- ya atonik gibi

Bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) normal olarak değerlendirildikten sonra yapılan lomber ponksiyonda, beyin omurilik sıvısı (BOS) gluko- zu 40 mg/dL (eş zamanlı

Kenar uzunlukları 120m ve 105m olan dikdörtgen biçimindeki zemin üzerine, yandaki şekilde olduğu gibi kare şeklinde ve eşit büyüklükte fayanslar yerleştirilecektir?.

Eczacı odası veya temsilcisi tarafından eczanelerin bulundukları yerlerin özellikleri ve mevcut eczane kapasitesi göz önüne alınarak eczane çalışma saatleri, nöbet

Hasta 13 için nöbet öncesi dönemlerin tespitine ait işlem karakteristik eğrileri ve eğri altında kalan alan değerleri Şekil 4.27.’de gösterilmektedir.. En yüksek eğri