T.C.
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
YENİ MADEN YASASININ MADENCİLİK SEKTÖRÜNE ETKİLERİ
Nuray TEKÖZ DENGİZ
Danışman: Prof. Dr. Saim SARAÇ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
MADEN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI ISPARTA - 2008
Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğüne
Bu çalışma, jürimiz tarafından MADEN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİMDALI'nda oybirliği/oyçokluğu ile YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.
Başkan : Prof. Dr. Fuzuli YAĞMURLU
Üye : Prof. Dr. Saim SARAÇ
Üye : Prof. Dr. Tarık ÖZKAHRAMAN
ONAY
Bu tez, 11.06.208 tarihinde yapılan tez savunma sınavı sonucunda, yukarıdaki jüri üyeleri tarafından kabul edilmiştir.
... / .... / 2008
Prof. Dr. Fatma KOYUNCU Enstitü Müdürü
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER ... i
ÖZET ... iv
ABSTRACT... v
TEŞEKKÜR... vi
ŞEKİLLER DİZİNİ... vii
ÇİZELGELER DİZİNİ ...viii
1. GİRİŞ ... 1
2. KAYNAK BİLGİSİ ... 8
2.1. Türkiye’de madenciliğin tarihçesi...8
2.2. Yeni yasanın getirdiği temel değişiklikler………...……….10
2.3. 3213 ve 5177 sayılı kanunlar arasındaki farklılıklar... 12
2.3.1. Madde 2 ... 12
2.3.2. Madde 3 ... 17
2.3.3. Madde 7... 18
2.3.4. Madde 9 ... 24
2.3.5. Madde 10... 25
2.3.6. Madde 12... 27
2.3.7. Madde 13... 28
2.3.8. Madde 14... 30
2.3.9. Madde 15... 34
2.3.10. Madde 16... 35
2.3.11. Madde 17... 38
2.3.12. Madde 24... 39
2.3.13. Madde 29... 43
2.3.14. Madde 30... 45
2.3.15. Madde 31 ... 46
2.3.16. Madde 32... 50
2.3.17. Madde 35... 52
2.3.18. Madde 36... 53
2.3.19. Madde 37... 55
2.3.20. Madde 46... 56
2.3.21. Madde 47... 59
2.3.22. Ham madde üretim izni………...……….60
2.4. Yasada yer alan ek ve geçici maddeler ... 61
2.4.1. Ek Madde 1 ... 61
2.4.2. Ek Madde 2 ... 63
2.4.3. Ek Madde 3 ... 63
2.4.4. Ek Madde 4 ... 63
2.4.5. Ek Madde 5 ... 63
2.4.6. Geçici Madde 1 ... 63
2.4.7. Geçici Madde 2 ... 66
2.4.8. Geçici Madde 3 ... 67
2.4.9. Geçici Madde ... 67
2.4.10. Geçici Madde 5 ... 68
2.4.11. Geçici Madde 6 ... 68
2.4.12. Geçici Madde 7 ... 68
2.4.13. Geçici Madde 8 ... 68
2.5. Yasanın diğer kanunlarda değişiklik yapan maddeleri ... 69
2.5.1. Madde 26... 69
2.5.2. Madde 27... 69
2.5.3. Madde 27... 69
2.5.4. Madde 29... 70
2.5.5. Madde 30... 70
2.5.6. Madde 31... 71
2.5.7. Madde 32... 71
2.5.8. Madde 33 ... 72
2.6. Yasa ile kaldırılan hükümler ve gerekçe... 72
2.6.1. Madde 37 ... 72
2.6.2. Madde 38... 72
2.6.3. Taş ocakları nizamnamesinin yürürlükten kaldırılması ... 73
2.6.4. Yasa değişikliğinin genel gerekçeleri ... 75
3. MATERYAL VE YÖNTEM ... 77
3.1. Materyal ... 77
3.2. Yöntem... 78
4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA ... 80
4.1. Ruhsat sayılarının değişimi... 81
4.2. Devlet hakkı ödemelerindeki değişim... 84
4.3. İhale miktarları ve ihale bedellerinin değişimi... 88
4.4. Maden ihracatındaki değişim ... 90
4.5. Maden İhracatının Toplam İhracat İçindeki Payına Etkisi ... 96
4.6. Madenciliğin GSMH İçindeki Payına Etkisi ... 97
4.7. Fenni nezaretçi sayısının değişimi ... 99
4.8. Üretim miktarlarının değişimi... 102
4.8.1. Enerji hammaddeleri üretimi ... 102
4.8.2. Çimento ve inşaat hammaddeleri üretimi ... 103
4.8.3. Metalik maden üretimi ... 104
4.8.4. Endüstriyel hammadde üretimi ... 105
4.8.5. Doğal taş üretimi... 106
4.9. MTA faaliyetlerindeki değişimler... 107
4.10. İş kazaları ve hastalıklarındaki değişimler... 110
4.10.1. Meslek hastalığı olan işçi sayısı... 111
4.10.2.İş kazası sayısı... 112
4.10.3. İş göremezlik sayıları ... 113
4.10.4. İş kazaları ve meslek hastalıkları sonucunda oluşan ölüm sayıları... 114
4.11. Değişimlerin istatistiksel olarak test edilmesi... 114
4.11.1. Hipotez–1 ... 115
4.11.2. Hipotez–2 ... 117
4.11.3. Hipotez–3 ... 118
4.11.4. Hipotez–4 ... 119
4.11.5. Hipotez–5 ... 120
5. SONUÇ ... 122
6.KAYNAKLAR ... 126
ÖZGEÇMİŞ ... 127
ÖZET
Yüksek Lisans Tezi
YENİ MADEN YASASININ MADENCİLİK SEKTÖRÜNE ETKİLERİ Nuray TEKÖZ DENGİZ
Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Maden Mühendisliği Anabilim Dalı
Jüri : Prof. Dr. Fuzuli YAĞMURLU Prof. Dr. Saim SARAÇ (Danışman)
Prof. Dr. Tarık ÖZKAHRAMAN
Tüm madencilik çalışmaları maden yasası ve ilgili yönetmelikleri ile düzenlenmektedir. Bir başka deyişle, madencilik sektörünün işleyişi ve gelişmişliği üzerinde maden yasası hükümlerinin çok büyük bir etkisi bulunmaktadır. Madencilik sektörünü canlandırmak amacıyla 1985 yılında 3213 Sayılı maden kanunu çıkarılmış, yasa 25.6.1987 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yasa uzun yıllar boyunca yürürlükte kalmış ve madencilik çalışmalarını yönlendirmiştir.
Bu yasanın güncel gereksinimlere cevap vermede yetersiz kalması nedeniyle 3.6.2004 tarihinde 5177 sayılı maden yasası Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiştir. Resmi Gazetede yayınlanarak işlerlik kazanan yasa, 3213 sayılı yasanın değiştirilmiş bir biçimidir.
Bu çalışma ile yasanın değiştirilme sebepleri ve bu sebeplerin meydana getirdiği sonuçlar değerlendirilmiştir. Yasa ile birlikte getirilmiş olan düzenlemeler araştırılmış, 5177 sayılı maden kanununun madencilik sektörü açısından olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir.
ANAHTAR KELİMELER: 3213 sayılı maden kanunu, 5177 sayılı maden kanunu 2008, 127 Sayfa
ABSTRACT
M.Sc. Thesis
IMPACTS ON MINING SECTOR OF NEW MINING LAW Nuray TEKÖZ DENGİZ
Süleyman Demirel University
Graduate School of Applied and Natural Sciences Mining Engineering Department
Thesis Committe : Prof. Dr. Fuzuli YAĞMURLU Prof. Dr. Saim SARAÇ (Supervisor)
Prof. Dr. Tarık ÖZKAHRAMAN
All the mining studies are arranged according to the mining law and its related regulations. In other words, the mining law and judgements have very important and huge effects on the processing and performance of mining sector. For improving the sector a new law has been formed in 1985 year and it was pressed to the official journal to make it precise in 25.6.1987. This law was in force for too many years and judged on mining works. Because of the law couldnt give response to the new expectations and needs of the growing sector, the 5177 numbered mining law have been formed in 3.6.2004 and accepted by the turkish grand nationals .By given to the offical journal the law started to work and this was a changed form of the 3213 numbered law.
In this study, the changing reasons of mining law and the results of the new law was discussed. Moreover the arrangments for the new law shows the bads and the brides sides of the 5177 numbered law in mining world.
Key Words: 3213 numbered mine law,5177 numbered mine law 2008, 127 pages
TEŞEKKÜR
Bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde ve sonuca ulaştırılmasında yardımlarını esirgemeyen ve yön gösterici olan tez danışmanım Sayın Prof. Dr. Saim SARAÇ’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Bu araştırmanın gerçekleşmesinde katkılarından dolayı, Yrd.Doç.Dr. Servet DEMİRDAĞ’a ve Arş. Gör. Nazmi ŞENGÜN’e şükranlarımı sunarım.
Bu çalışmada, tecrübeleri ile bana yol gösteren iş arkadaşlarım, Maden Mühendisi Metin ASLAN’a, Jeoloji Mühendisi Duygu SUSAMAZ SAĞLAM’a teşekkürlerimi sunarım.
Bu çalışmanın gerçekleşmesinde manevi desteğini esirgemeyen, her zaman yanımda olan aileme ve sevgili eşim Maden Mühendisi Hakan DENGİZ’e içtenlikle teşekkürlerimi sunarım.
Nuray TEKÖZ DENGİZ Isparta, 2008
ŞEKİLLER DİZİNİ
Şekil 4.1. Ruhsat sayılarının yıllara göre değişimi ... 82
Şekil 4.2. Toplam ruhsat sayılarının yıllara göre değişimi ... 84
Şekil 4.3. Devlet hakkı ödemelerinin yıllara göre değişimi (cari fiyatlar) ………...86
Şekil 4.4. Devlet hakkı ödemelerinin yıllara göre değişimi (indirgenmiş fiyatlar)..86
Şekil 4.5. İhale sayıları ve gelirlerinin yıllara göre değişimi ... 89
Şekil 4.6. İhale gelirlerinin (reel fiyatlar) yıllara göre değişimi………...90
Şekil 4.7. İşlenmemiş maden-mermer ihracatının yıllara göre değişimi…………..90
Şekil 4.8. İşlenmiş maden-mermer ihracatının yıllara göre değişimi ………..92
Şekil 4.9. Toplam ihracat değerlerinin yıllara göre değişimi... 93
Şekil 4.10. Maden ihracatının Türkiye toplam ihracatı içindeki payı………..97
Şekil 4.11. GSMH içindeki payın yıllara göre dağılımı ... 98
Şekil 4.12. Saha ve nezaretçi sayılarının yıllara göre dağılımı ... 100
Şekil 4.13. Saha ve teknik nezaretçi sayılarının yıllara göre dağılımı ... 100
Şekil 4.14. Saha ve daimi nezaretçi sayılarının yıllara göre dağılımı... 101
Şekil 4.15. Enerji hammadde üretiminin yıllara göre değişimi………103
Şekil 4.16. Çimento ve inşaat hammadde üretiminin yıllara göre değişimi ... 104
Şekil 4.17. Metalik maden üretim miktarlarının yıllara göre değişimi………105
Şekil 4.18. Endüstriyel hammadde üretim miktarlarının yıllara göre değişimi…...106
Şekil 4.19. Doğal taş üretim miktarlarının yıllara göre değişimi... 107
Şekil 4.20. MTA faaliyetlerinin yıllara göre değişimi ... 109
Şekil 4.21. MTA tarafından yapılan analiz sayılarının yıllara göre değişimi ... 110
Şekil 4.22. Meslek hastalıklı işçi sayısının yıllara göre değişimi...…112
Şekil 4.23. Meydana gelen iş kazası sayısının yıllara göre değişimi………113
Şekil 4.24. İş göremez işçi sayılarının yıllara göre değişimi………114
Şekil 4.25. Kaza ve hastalık sonucu ölüm sayılarının yıllara göre değişimi………114
ÇİZELGELER DİZİNİ
Çizelge 4.1. Yıllara göre ruhsat sayıları... 81
Çizelge 4.2. Müracaat edilen ve verilen ruhsat sayıları ... 82
Çizelge 4.3. Yıllara göre devlet hakkı ödemeleri... 85
Çizelge 4.4. İhale edilen ruhsat sayıları ve gelirleri... 88
Çizelge 4.5. Yıllara göre işlenmemiş maden-mermer ihracat değerleri... 91
Çizelge 4.6. Yıllara göre işlenmiş maden-mermer ihracat değerleri ... 92
Çizelge 4.7. Yıllara göre maden-mermer ihracat değerleri... 93
Çizelge 4.8. Maden ihracatı, enflasyon ve dolar kuru artış oranları ... 95
Çizelge 4.9. Maden ihracatının Türkiye toplam ihracatı içindeki payı... 96
Çizelge 4.10. GSMH ‘ın yıllara göre değerleri... 98
Çizelge 4.11. Nezaretçi sayılarının yıllara göre değerleri... 99
Çizelge 4.12. Enerji hammadde üretiminin yıllara göre değerleri ... 103
Çizelge 4.13. Çimento ve inşaat hammadde üretim miktarları... 104
Çizelge 4.14. Metalik maden üretim miktarları ... 105
Çizelge 4.15. Endüstriyel hammadde üretim miktarları ... 106
Çizelge 4.16. Doğal taş üretim miktarları ... 106
Çizelge 4.17. Yıllık MTA faaliyetleri... 108
Çizelge 4.18. MTA tarafından yapılan analiz sayıları ... 109
Çizelge 4.19. Hasta sayısının yıllara göre dağılımı... 111
Çizelge 4.20. İş kazası sayısının yıllara göre dağılımı... 112
Çizelge 4.21. İş göremez işçi sayılarının yıllara göre dağılımı... 113
Çizelge 4.22. İş kazaları ve meslek hastalıkları sonucunda oluşan ölüm sayılarının yıllara göre dağılımı ... 114
Çizelge 4.23. Eşleştirilmiş örneklemler istatistikleri ... 116
Çizelge 4.24. Eşleştirilmiş örneklemler ilişkisi ... 116
Çizelge 4.25. Eşleştirilmiş örneklemler testi ... 116
Çizelge 4.26. Eşleştirilmiş örneklemler istatistikleri ... 117
Çizelge 4.27. Eşleştirilmiş örneklemler ilişkisi ... 117
Çizelge 4.28. Eşleştirilmiş örneklemler testi ... 117
Çizelge 4.29. Eşleştirilmiş örneklemler istatistiği ... 118
Çizelge 4.30. Eşleştirilmiş örneklemler ilişkisi ... 118
Çizelge 4.31. Eşleştirilmiş örneklemler testi ... 119
Çizelge 4.32.Eşleştirilmiş örneklemler istatistiği ... 119
Çizelge 4.33.Eşleştirilmiş örneklemler ilişkisi ... 120
Çizelge 4.34.Eşleştirilmiş örneklemler testi ... 120
Çizelge 4.35. Eşleştirilmiş örneklemler istatistiği ... 121
Çizelge 4.36. Eşleştirilmiş örneklemler ilişkisi ... 121
Çizelge 4.37. Eşleştirilmiş örneklemler testi ... 121
1. GİRİŞ
Kalkınma; insan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları tüketmeden, gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına ve kalkınmasına imkân verecek şekilde bugünün ve geleceğin yaşamını ve kalkınmasını programlama anlamını taşımaktadır. Kalkınma sosyal, ekolojik, ekonomik, mekansal ve kültürel boyutları olan bir kavramdır.
Ülkelerin kalkınmasında, sahip oldukları doğal kaynakları üretme ve yararlanma derecelerinin katkısı büyüktür. Tarih boyunca güçlü devletler kendi topraklarında olmayan doğal kaynakları sömürgeler edinerek sağlamışlar, sömürgelerini korumak ve geliştirmek adına savaşmışlardır. Günümüzde dahi, maden ve petrol kaynakları zengin ülkeler üzerinde egemenlik kurma savaşları yaşanmaktadır.
İnsanlık tarihinin en önemli kilometre taşlarından birisi, on sekizinci yüzyılın sonlarında yaşanan sanayi devrimidir. Sanayi devriminin temel itici gücü, kömürün yakılarak elde edilen buhar enerjisinin motorlarda ve fabrikalarda kullanılması olmuştur. Bu sayede fabrikalarda seri üretime geçilebilmiş, verimlilik artmış, icatlar birbirini izlemiş, buharla çalışan gemilerle okyanuslar çok daha kısa sürelerde aşılabilmiştir. Sanayi devriminin temel hammaddesi kömür ve demirdir.
Sanayi devrimini gerçekleştirerek, maden kaynaklarını iyi kullanan ve sahip oldukları sömürgelerin yerüstü ve yeraltı kaynaklarını etkin bir şekilde kullanmaya başlayan ülkeler hızla zenginleşerek gelişmiş, dünyadaki mal üretimi, ticaret ve siyasette belirleyici güç olmuşlardır. Birinci dünya savaşından da galip çıkan bu ülkeler hızla dünyaya hükmeder hale gelmişlerdir. Kısaca özetlemek gerekirse insanlık tarihi, yerüstü ve yeraltı kaynaklarına hakim olma mücadelesidir. Bu mücadelede geri kalan ülkeler ise kendi kaynaklarını değerlendirmede etkisiz kalan, yeraltı kaynaklarının sömürülmesini önleyemeyen ülkeler olmuştur. Bir başka deyişle, maden kaynaklarını kullanabilme yeteneği ile ülkelerin gelişmişlik düzeyi arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır.
Gelişmekte olan bir ülke durumundaki Türkiye, bir yandan nüfus artışını besleyebilecek yatırım ve üretimi sağlamak, diğer yandan kişi başına düşen milli geliri artırarak halkın refah düzeyini yükseltmek zorundadır. Bunu sağlayacak en önemli kaynaklardan biri madenciliktir. Madencilik sektörü yapısı gereği katma değeri çok yüksek olan ürünlerin üretildiği, dış kaynağa fazla gerek göstermeyen, önemli istihdam olanakları yaratabilen, kırsal kesime destek veren bir sektördür.
Cumhuriyetin ilk yıllarında bu durum çok iyi tespit edilerek genç Türkiye Cumhuriyetinin hızla kalkınabilmesi için gerekli girişimler başlatılmış, ETİBANK, MTA gibi kamu kuruluşları kurulmuş, yurtdışına maden mühendisi yetiştirmek üzere gençler gönderilmiş, maden aramaları hızlandırılmış, bütçeden maden yatırımları için önemli ödenekler ayrılmıştır. Bu devrede Türkiye'deki madencilik çalışmaları büyük bir ivme kazanmış, Gayrı Safi Milli Hasıla içinde madenciliğin payı önemli oranlara yükselmiştir.
Özellikle demokrasiye geçiş sürecinden sonra Türkiye madenciliğinin bu yüksek ivmesi tersine bir gelişim göstermiş, madencilik sektörüne yapılan yatırımlar her geçen yıl azalarak, milli gelir içinde madencilik sektörünün payı giderek azalmış ve
%1'lik oranlara kadar gerilemiştir. Son yıllarda özelleştirme uygulamalarına hız verilmesi, kamu kuruluşlarının madencilik yatırımlarından tasfiye olması ve yeni yatırımların gerçekleşmemesi bu olumsuz havayı daha da perçinlemiştir. Madencilik alanına özel sektör yatırımları sadece çok karlı görülen alanlarda ve endüstriyel hammaddeler ve doğal taşlar sektörlerinde gerçekleşmiştir. Günümüzde de, gelişen madencilik alanları olarak doğal taşlar ve endüstriyel hammaddeler sektörleri göze çarpmakta, madenciliğin ana iskeletini oluşturan enerji madenleri konusunda ise büyük bir çöküş yaşanmaktadır.
Ülkemizin kalkınmasının sağlanabilmesi açısından madenciliğimizin geliştirilmesi, mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanımı, kaynakların atıl durumda bırakılmaması ve bilinmeyen kaynakların belirlenerek üretilmesi ile ülke sanayisinin gelişmesine hız verilmesi gerektiği tartışılmaz bir gerçektir. Madenciliğin, ülkeye döviz sağlaması, istihdam yaratması, hizmet ve yan sanayi sektörlerini teşvik etmesi, özellikle bölgesel kalkınmayı ön plana çıkarması açısından ayrı bir önemi vardır.
Madenciliğin yapıldığı bölgeler sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan oldukça hızlı kalkınmaktadırlar. Madencilik faaliyetlerinin yol, su, elektrik, haberleşme gibi alt yapı gereksinmelerine ihtiyacı vardır. Bu alt yapılar kalkınmanın da temel unsurlarıdır. Sektör, belirli bir yerde faaliyete başlandığında etrafında yan sektörler oluşur. Madenciliğe önem veren ülkeler incelediğinde modern, sanayi ile iç içe birçok kasabanın o bölgede faaliyete geçen maden işletmeleri ile kurulduğu ve bu bölgelerin zamanla teknoloji üretir hale geldiği görülmektedir.
Madencilik faaliyetleri ülkemizde genellikle kırsal alanlarda yapılmaktadır. Son yıllarda kırsal kesimlerden büyük yerleşim bölgelerine sürekli bir göç yaşanmaktadır.
İstihdam ağırlıklı bir sanayi dalı olan madencilik bu özelliği ile de, sosyal sorunların çözümünde bir araç konumundadır. Madencilik sektörüne gereken önem verilmesi ile bu göçün azaltılması mümkündür.
Madencilik sektörü, sanayi başta olmak üzere, ekonominin diğer sektörlerinin temel hammadde gereksinimlerini sağlar. Madencilik sektörü ekonomik kalkınmayı başlatan “öncü sektör” konumundadır. Madencilikte yer seçme şansı yoktur, madenin bulunduğu yerde üretilmesi zorunludur. Madenciliğin her aşaması riskli, yatırımın geri dönüş süreci uzundur.
Madencilik sektörüne yön verirken uzun vadede bir madencilik politikası oluşturulmalıdır. Bu politikanın kalıcı olması yanında, zaman içinde değişip, yeni koşullara uyacak esnekliği de göstermesi zorunludur. Ayrıca bu politika tespit edilirken maden potansiyelimiz sağlıklı bir şekilde belirlenmeli ve doğal kaynaklarımızın tükenebilirliği göz önüne alınmalıdır. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, sektörün alt yapısını oluşturan doğal kaynakların aranıp bulunmasının, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi devlet tarafından yapılmasının zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Madencilik sektörümüzün gelişmiş ülkeler düzeyine gelmesi ve ekonomimizde olması gereken yere ulaşması için sektördeki belirsizliklerin en aza indirilmesi gerekmektedir.
Madenler, milyonlarca yılda oluşan ve tüketildiklerinde yenilenemez kaynaklardır.
Madenciliğin önemi, madenleri üretip kendi ülke sanayisinde kullanıldığı ve uç ürün üretildiği ölçüde artar. Bunun için de madencilik sektörünün; sanayi, enerji, kimya, tarım ve inşaat gibi diğer sektörlerle entegrasyonu şarttır. Ekonomik gelişme, sosyal gelişme ve çevrenin korunmasının, sürdürülebilir gelişmenin birbirine bağlı ve karşılıklı olarak birbirlerini destekleyen bölümlerdir
Çevre faktörü göz ardı edilerek madencilik faaliyetlerinin yürütülmesi, içinde bulunduğumuz yüzyılda mümkün değildir. Kalkınma kavramı içerisinde ya madencilik ya çevre dayatması bulunmamaktadır. Madenciliğin çevreye etkilerini yadsımak mümkün değildir. Ancak, madencilik sektöründe, çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması, madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin korunmasına ya da yenilenmesine yönelik önlemlerin alınması, sektörün gelişimini engellemeyecek, aksine genel anlamda sektörün gelişimine yönelik katkıyı yapacaktır. Bu çerçevede, sektörde, atıkların değerlendirilmesi, görüntü kirliliğinin önüne geçilmesi ve çalışılan alanların yeniden düzenlenerek doğaya geri kazandırılması önemlidir. Ancak, ortak çözüm bulmak yerine, üretim yapmayı engelleyecek şekilde gelişen faaliyetlerin, sonuç olarak ülkemize zarar verdiği de göz ardı edilmemelidir. Çevre Kanunu'nda çevreyi koruyucu önlemler alınırken, aynı zamanda üretim yapılmasının yolları da hep birlikte bulunmalıdır. Bu konu, özü itibarıyla bir mühendislik problemi olup, ilgili disiplinlerin ortak çalışmaları ile çözümlenebilecektir.
Madencilik sektöründe aramadan nihai ürüne kadar her aşamada ileri teknoloji kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Gerek üretim ve kaynak performansının iyileştirilmesine, gerekse yeni ürünlerin elde edilmesine yönelik olarak gelişmiş teknolojilerin kullanımı, sektörün ülke kalkınmasına katkısı bakımından önemlidir.
Sektörde yüksek teknoloji kullanımı ve üretilmesine yönelik araştırma-geliştirme çalışmalarına öncelik verilmelidir. İleri üretim teknolojilerinin geliştirilmesi ve kullanımı, daha temiz ve daha etkin madencilik süreç ve ürünlerinin temini bakımından önkoşuldur. Madencilik sektöründe, bilim ve teknolojiyi süratle ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürebilme mekanizmaları hayata geçirilmeli,
araştırma ve geliştirme faaliyetleri teşvik edilmelidir. Bu çerçevede, üniversite-sektör işbirliğini, sektörün gereksinimleri doğrultusunda geliştirmek önemlidir. Sektörün kullanabileceği bilim ve teknoloji üretimine yönelik araştırma-geliştirme faaliyetleri için, üniversite-sanayi ortak araştırma merkezleri, teknoloji geliştirme bölgeleri kurulmalıdır.
Gelişmiş teknoloji kullanımı ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi, sektöre önemli katkılar yapacak yeni fırsatlar yaratacaktır. Bu çerçevede söz konusu teknolojilere uyum sağlayacak ve bunları kullanabilecek iyi eğitilmiş işgücünün varlığı önemlidir.
Madencilik faaliyetlerinin kaynak kaybına yol açmadan, çevreyle barışık, akılcı ve ekonomik kurallara göre ve iş güvenliği ve işçi sağlığı esasları çerçevesinde yürütülmesi bilimsel ve teknik bilginin kullanımı ile mümkündür.
Toplumsal, ekonomik ve çevresel bakımdan sürdürülebilir bir madencilik sektörünün gelişimi; devlet, sektörde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar ile demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin yapıcı işbirliği ile mümkündür. Söz konusu tarafların doğrudan katılımları olmaksızın hazırlanacak herhangi bir sektör planının ya da plan uygulamasının başarılı olması mümkün görülmemektedir.
Ülkemizdeki bürokrasi ve mevzuat konusunda karşılaşılan güçlükler ile kurumlar arası yetki karmaşası diğer sektörler gibi madencilik sektörünü de olumsuz yönde etkilemiş, yatırımcıların sektöre olan ilgisini daha da azaltmıştır. Bu nedenlerle geçmişte ülkemiz madencilik sektörüne yabancı sermaye akışı da yeterince sağlanamamıştır.
Madencilikteki tıkanmayı aşabilmek, madencilik sektörünü canlandırabilmek adına çeşitli dönemlerde, çeşitli hükümetler tarafından çeşitli önlemler alınmaya çalışılmıştır. Bu önlemler, üretimi ve ihracatı teşvik edici uygulamalarla madencilik çalışmalarını düzenleyen mevzuatın iyileştirilmesine yönelik tasarruflardan oluşmaktadır.
Bilindiği gibi anayasamızın 168. maddesi "Tabii servetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı devlete aittir.
Devlet bu hakkını belli bir süre için gerçek ve tüzel kişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin devletin gerçek ve tüzel kişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılacağı, kanunun iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve devletçe yapılacak denetimin usul ve esasları ve uygulanacak müeyyideler kanunda gösterilir." hükmünü getirmektedir. Bu maddeye göre madenlerin gerçek sahibinin devlet olduğu, madenlerin aranması ve işletilmesi hakkının kanun çerçevesinde gerçek ve tüzel kişilere devredilebileceği belirtilmekte, Maden Yasasına gönderme yapılmaktadır.
Tüm madencilik çalışmaları maden yasası ve ilgili yönetmelikleri ile düzenlenmektedir. Bir başka deyişle, madencilik sektörünün işleyişi ve gelişmişliği üzerinde maden yasası hükümlerinin çok büyük bir etkisi bulunmaktadır. Madencilik sektörünü canlandırmak amacıyla 1985 yılında 3213 Sayılı maden kanunu çıkarılmış, yasa 25.6.1987 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yasa uzun yıllar boyunca yürürlükte kalmış ve madencilik çalışmalarını yönlendirmiştir.
Bu yasanın güncel gereksinimlere cevap vermede yetersiz kalması nedeniyle 3.6.2004 tarihinde 5177 sayılı maden yasası Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiştir. Resmi Gazetede yayınlanarak işlerlik kazanan yasa, 3213 sayılı yasanın değiştirilmiş bir biçimidir.
5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, sektörde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının katılımı ile hazırlanan Maden Kanunun uygulanmasına ilişkin esasları belirleyen “Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği” ve “Maden Kanununun I (a) Grubu Madenler Uygulama Yönetmeliği” 03.Şubat.2005 tarihli Resmi Gazetede; “İzne Tabi Alanlarda Madencilik Faaliyetlerinde Uygulanacak Esasları Belirleyen Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği” de 21.Haziran.2005 tarihinde Resmi Gazetede, Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 21.04.2007 tarihli Resmi Gazetede, Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ise 18 Temmuz 2006 tarihli ve 15 Temmuz 2007 tarihli Resmi Gazetelerde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelikler ile madencilik faaliyetlerinde uygulanacak esaslar yeniden belirlenmiş, izinlerin alınmasında yaşanan bürokratik engeller kaldırılarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinatörlüğünde alınması esası getirilmiş, 7. madde ile ilgili izinlerden işyeri açma ve çalışma ruhsatının (GSM izni) alınması işlemlerinde özellikle yerel yönetimlerden kaynaklanan çeşitli problemler nedeniyle nihai izin olan işletme izninin verilmesi işlemlerinde yaşanan sıkıntılar “Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği” ve “Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği”nde yapılan yeni düzenlemelerle ortadan kaldırılmıştır.
Yeni düzenlemeler ile madencilik faaliyetleri için ÇED izinlerinin alınması işlemleri bir disiplin altına alınmış, süre kısaltılmış, bu konuda karşılaşılan güçlükler ortadan kaldırılmış ve sektör yatırımcılar için daha cazip bir hale getirilmiştir.
Ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasının sağlanabilmesi açısından madenciliğimizin mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanımı, kaynakların atıl durumda bırakılmaması ve bilinmeyen kaynakların belirlenerek üretilmesi ile ülke sanayisinin gelişmesine hız verilmesi, madenciliğimizin ülkeye döviz sağlaması, istihdam yaratması, hizmet ve yan sanayi sektörlerini teşvik etmesi, özellikle bölgesel kalkınmayı ön plana çıkarması, ülkemizin hammadde üretip satan bir kaynak ülke olmaktan çıkartılıp sanayi ile entegre olmuş, dünya pazarlarında katma değeri yüksek, uç ürünlerde söz sahibi bir ülke konumuna getirilmesi önceliklidir.
Gerek 5177 sayılı Kanun ve gerekse yönetmelikler ile hem bölgesel kalkınma hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağlanması hedeflenmiştir.
2. KAYNAK BİLGİSİ
2.1. Türkiye’de madenciliğin tarihçesi
Madenciliğimizin tarihsel sürecinde, Osmanlı İmparatorluğunun madenleri, ordunun silah ve cephane gereksinimini karşılamak ve para basmak amacı ile işlettiği, ekonomik kazanç amaçlanan büyük işletmelerin oluşmadığı görülmektedir. Devletin tasarrufu altındaki bu kaynakları işletenler, bazı vergi ve yükümlülükler dışında bırakılmış ve ürettiklerinin beşte biri kendilerine verilmiştir. Bu uygulama 19 uncu yüzyıla kadar devam etmiştir.
19 uncu yüzyılda Batılı ülkeler, Osmanlı topraklarında maden ruhsatı alarak ekonomik anlamda madenciliğe başlamışlardır. Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya gibi ülkeler bakır, krom, kurşun, bor ve kömür madenleri işletmişlerdir. 1820'lerde Madenciyan olarak isimlendirilen kişiler Zonguldak Bölgesinde kömür ocakları açmışlardır. 1860 yıllarında buhar makinelerinin sanayide yerini alması ve gemilerde kullanılmaya başlaması ile Zonguldak Bölgesinde bulunan taşkömürü stratejik önem kazanmıştır.
1848 tarihinde kurulan bir heyet, 1829 tarihinde Zonguldak Bölgesinde bulunan taşkömürü havzasının sınırlarını belirlemiş, havza Cumhuriyet kuruluncaya kadar, İngiliz, Fransız, Alman ve İtalyanlar tarafından işletilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk yasal düzenleme 1858 yılında çıkarılan Arazi Kanunu’dur. 1906 yılına kadar bu kanun yürürlükte kalmış, 1906 yılında Maden Nizamnamesi yürürlüğe girmiştir. Madenler ile ilgili düzenlemelerin yanı sıra, 1901 yılında taşocakları ile ilgili "Taşocakları Nizamnamesi" yürürlüğe girmiştir.
1954 yılında "6309 Sayılı Maden Kanunu" ile madencilikte yeni bir devir açılmıştır.
Bu yasa ile yabancı şirketlerin madencilik alanında ruhsat alarak faaliyette bulunması sağlanmıştır. 14.10.1978 tarih ve 16431 sayılı Resmi Gazete'de Devletçe İşletilecek Madenler Hakkındaki 2172 Sayılı Yasa yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu hukuki
düzenleme ile "Belirli bölgelerde belirli cins madenlerin Devletçe aranmasına ve işletilmesine, bu madenler ile ilgili olarak daha önce gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine verilmiş arama ruhsatnameleri ve işletme haklarının geri alınmasına karar vermeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.
13.06.1983 tarih ve 18076 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2840 Sayılı Yasa ile Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesi, Linyit ve Demir Sahalarının bazılarının iadesi kabul edilmiştir. Bu yasa ile 1978 yılında Devletin hüküm ve tasarrufuna geçen sahaların bir kısmı eski sahiplerine iade edilmiştir. 15.06.1985 tarihinde 3213 Sayılı Maden Kanunu yürürlüğe girmiştir. 12.06.1987 tarihinde 3382 sayılı yasa ile Maden Kanununun 2. maddesinde değişiklik yapılmıştır.
17 Şubat - 3 Mart 1923 tarihleri arasında yapılan İzmir İktisat Kongresinde liberal ekonomi benimsenmiş, alınan ekonomik kararlar doğrultusunda 1925 yılında maden işletme ve madencilik sektörüne kredi sağlama amacı ile Sanayi Maadin Bankası kurulmuştur. Cumhuriyetin kurulmasından sonra havzanın ulusal çıkarlar doğrultusunda işletilmesine özen gösterilmiş, Zonguldak'ta 1924 yılında Maden Mühendisi yetiştirmek için Maadin ve Sanayi Mekteb-i Alisi kurulmuştur.
Cumhuriyetin ilk dönemlerine kadar madencilik ile ilgili aramaya yönelik ciddi bir çalışma yapılmamıştır. Ülkemizdeki madenlerimizin aranarak açığa çıkarılması için 1935 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, bu Enstitü ile aynı tarihte madencilik, enerji üretimi ve dağıtımı alanlarında faaliyet göstermek üzere Etibank kurulmuştur. Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü ve Etibank'ın kurulması ile Cumhuriyet Tarihimizde madencilik ile ilgili önemli bir sayfa açılmıştır. Günümüze dek süren tarihi süreç içinde başta demir-çelik sektörü olmak üzere, bor, ferrokrom, bakır, kurşun gibi madencilik sektörü, sanayi altyapısı içindeki yerini almıştır.
16.02.1994 tarihinde Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit MadenIeri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunun bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 3971 sayılı Yasa
yürürlüğe girmiştir. 3971 sayılı Yasa ile 2840 sayılı yasanın ikinci maddesi değiştirilerek" Bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet eliyle yapılır" hükmü getirilmiş, trona ve asfaltit madenlerinin özel sektör tarafından aranması ve işletilmesine imkân sağlanmıştır.
05.06.2004 tarihinde 5177 sayılı yasa yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 5177 sayılı Kanun, 15.06.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanununun bazı maddelerini yürürlükten kaldırmış, bazı maddelerini değiştirmiştir.
5177 sayılı kanunla değiştirilen 3213 sayılı Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği ve I (a) grubu madenler ile ilgili Yönetmelikle birlikte 03.02.2005 tarihinde 25716 sayı ile resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ülkemizdeki madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği alanlar ile ilgili hususları düzenleyen Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği ise Bakanlar Kurulu Kararı olarak 21.06.2005 tarihinde 25852 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin bazı maddeleri 18.07.2006 ve 15.07.2007 tarihlerinde değiştirilmiştir.
Yine Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı maddeleri 21.04.2007 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilmiştir. Ayrıca 5686 sayılı “Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu” da 13.06.2007 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun Uygulanmasına dair yönetmelik çalışmaları ise devam etmektedir.
2.2. Yeni yasanın getirdiği temel değişiklikler
05.06.2004 tarihinde 5177 sayılı yasa yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yeni yasa, 3213 sayılı Maden Kanununun bazı maddelerini yürürlükten kaldırmış, bazı maddelerini değiştirmiştir. Yeni yasanın getirdiği temel değişiklikler aşağıdaki maddeler halinde özetlenebilir;
• Bu kanun ile Taşocakları Nizamnamesi, Havza-i Fahmiye ve Maden Kanunu tek bir yasal çatı altında toplanmıştır. Böylece sektörün arzuladığı tek mevzuat gerçekleşmiştir. Bu kapsamda madenler beş grup altında ruhsatlandırılarak uygulamadaki sorunların giderilmesi öngörülmüştür.
• Kanun ile kum ve çakıl ruhsatları, il özel idareleri tarafından ihale yolu ile valiliklerce verilmiştir. Kum ve çakıl üretiminin belirli bir düzen içinde sürdürülmesi ve faaliyetlerin etkin şekilde denetlenmesi sağlanmıştır.
• Yatırımcıya mevcut kanundakinden daha fazla ruhsat güvencesi getirilmiştir.
Bu kapsamda gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve haksız surette hak elde eden ruhsat sahiplerinin teminatları irat kaydedilerek iki katına çıkarılmıştır. Bu fıkranın ikinci kez ihlali halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanacak, ruhsat iptali ancak beş yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlal edilmesi halinde yapılacaktır.
• Devlet hakkı; bilânço brüt karı yerine ocak başı satış bedeli üzerinden ödenecektir. Bu kapsamda devlet hakkı olarak; I.grup ve V.grup madenler ile mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddelerinde ocak başı satış tutarının %4’ü, diğer grup madenlerde
%2’si alınacaktır.
• Madencilik faaliyetlerinin yapıldığı illerin özel idarelerine, devlet hakkının belirli bir oranının aktarılması öngörülmüş, böylece mahalli idarelerin maddi yönden güçlendirilmeleri sağlanırken valiliklerce madencilik faaliyetlerinin takibi için ortam hazırlanmıştır.
• Alan sınırlaması, arama ruhsatı dönemi sonrası işletmeye geçiş için getirilen uygulamalarla, madenciliğin kurumsallaştırılması, daha ciddi, mühendisliğe ve bilimsel esaslara dayalı madencilik yapılması için ortam oluşturulmuştur.
• Büyük ruhsat alanlarında maden bulunmayan ya da arama yapılamayan alanların, diğer madencilik faaliyetlerine kazandırılması için gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda beş yıl içinde ruhsat sahipleri tarafından görünür rezervlerin ortaya çıkarılması öngörülmüştür.
• İşletme ruhsatlarının üretim yapılmadan atıl bekletilmemesi için getirilen düzenleme ile faaliyette bulunulmayan ve üretim yapılmayan yıllar için ruhsat sahibi belirli miktarda devlet hakkı ödeyecektir.
• Ön işletme dönemi kaldırılmış, arama dönemi süresi yeniden düzenlenmiş, madencinin vereceği belge sayısı azaltılmış, böylece kanun bürokratik işlemlerden önemli ölçüde arındırılmıştır.
• Anayasa Mahkemesince iptal edilen Maden Kanununun 46 ncı maddesinin son fıkrası, bozma gerekçesine uygun olarak yeniden düzenlenmiş, kamulaştırma yapılamaması nedeniyle tıkanan sektörün önü açılmış, mülk sahiplerinin hakları da korunmuştur.
2.3. 3213 ve 5177 sayılı kanunlar arasındaki farklılıklar
Bu bölümde, çıkartılan yeni yasanın eski yasaya göre getirmiş olduğu yenilikler ve her iki yasa arasındaki farklılıklar ortaya konmuş, değişiklik yapılmış olan maddeler tek tek ele alınarak, bu değişikliklerin amaçları ve gerekçeleri yorumlanmıştır.
2.3.1. Madde 2
"Yer kabuğunda ve su kaynaklarında tabii olarak bulunan, ekonomik ve ticarî değeri olan petrol, doğal gaz, jeotermal ve su kaynakları dışında kalan her türlü madde bu Kanuna göre madendir.
Madenler aşağıda sıralanan gruplara göre ruhsatlandırılır:
I. Grup madenler
a) İnşaat ile yol yapımında kullanılan ve tabiatta doğal olarak bulunan kum ve çakıl.
b) Tuğla-kiremit kili, Çimento kili, Marn, Puzolanik kayaç (Tras) ile çimento ve seramik sanayilerinde kullanılan ve diğer gruplarda yer almayan kayaçlar.
II. Grup madenler
Mermer, Dekoratif taşlar, Traverten, Kalker, Dolomit, Kalsit, Granit, Siyenit, Andezit, Bazalt ve benzeri taşlar.
III. Grup madenler
Deniz, göl ve kaynak sularında eriyik halde bulunan tuzlar, Doğal gaz, jeotermal ve petrol alanlarının dışında bulunan karbondioksit (CO2) gazı, Kömür, linyit, turba ve bataklık kökenli metan gazı,IV. grup madenleri eriyik olarak içeren ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu kapsamına girmeyen çeşitli amaçlarla kullanılan gaz ve sular."
IV. Grup madenler
a) Kaolen, Dikit, Nakrit, Halloysit, Endellit, Anaksit, Bentonit, Montmorillonit, Baydilit, Nontronit, Saponit, Hektorit, İllit, Vermikülit, Allofan, İmalogit, Klorit, Sepiyolit, Paligorskit (Atapuljit), Loglinit ve bunların karışımı killer, Refrakter killer, Jips, Anhidrit, Alünit (Şap), Halit, Sodyum, Potasyum, Lityum, Kalsiyum, Magnezyum, Klor, Nitrat, İyot, Flor, Brom ve diğer tuzlar, Bor tuzları (Kolemanit, Uleksit, Borasit, Tinkal, Pandermit veya bünyesinde en az %10 B2O3 içeren diğer Bor mineralleri), Stronsiyum tuzları (Selestin, Stronsiyanit), Barit, Vollastonit, Talk, Steattit, Pirofillit, Diatomit, Olivin, Dunit, Sillimanit, Andaluzit, Dumortiorit, Disten (Kyanit), Fosfat, Apatit, Asbest (Amyant), Manyezit, Huntit, Tabiî Soda mineralleri (Trona, Nakolit, Davsonit), Zeolit, Pomza, Pekştayn, Perlit, Obsidyen, Grafit, Kükürt, Flüorit, Kriyolit, Zımpara Taşı, Korundum, Diyasporit, Kuvars, Kuvarsit ve bileşiminde en az %80 SiO2 ihtiva eden Kuvars kumu, Feldispat (Feldispat ve Feldispatoid grubu mineraller), Mika (Biyotit, Muskovit, Serisit, Lepidolit, Flogopit), Nefelinli Siyenit, Kalsedon (Sileks, Çört). Radyolarit
b) Turba, Linyit, Taşkömürü, Antrasit, Asfaltit, Bitümlü Şist, Bitümlü Şeyl, Radyoaktif Mineraller (Uranyum, Toryum, Radyum). Leonardit
c) Altın, Gümüş, Platin, Bakır, Kurşun, Çinko, Demir, Pirit, Manganez, Krom, Civa, Antimuan, Kalay, Vanadyum, Arsenik, Molibden, Tungsten (Volframit, Şelit), Kobalt, Nikel, Kadmiyum, Bizmut, Titan (İlmenit, Rutil), Alüminyum (Boksit, Gipsit, Böhmit), Nadir toprak elementleri (Seryum Grubu, Yitriyum Grubu) ve Nadir toprak mineralleri (Bastnazit, Monazit, Ksenotim, Serit, Oyksenit, Samarskit, Fergusonit), Sezyum, Rubidyum, Berilyum, İndiyum, Galyum, Talyum, Zirkonyum, Hafniyum, Germanyum, Niobyum, Tantalyum, Selenyum, Telluryum, Renyum.
V. Grup madenler
Elmas, Safir, Yakut, Beril, Zümrüt, Morganit, Akuvamarin, Heliodor, Aleksandirit, Agat, Oniks, Sardoniks, Jasp, Karnolin, Heliotrop, Kantaşı, Krizopras, Opal (İrize Opal, Kırmızı Opal, Siyah Opal, Ağaç Opal), Kuvars kristalleri (Ametist, Sitrin, Neceftaşı (Dağ kristali), Dumanlı Kuvars, Kedigözü, Avanturin, Venüstaşı, Gül Kuvars), Turmalin (Rubellit, Vardelit, İndigolit), Topaz, Aytaşı, Turkuaz (Firuze), Spodümen, Kehribar, Lazurit (Lapislazuli), Oltutaşı, Diopsit, Amozonit, Lületaşı, Labrodorit, Epidot (Zeosit, Tanzonit), Spinel, Jadeit, Yeşim veya Jad, Rodonit, Rodokrozit, Granat Minarelleri (Spesartin, Grosüllar Hessanit, Dermontoit, Uvarovit, Pirop, Almandin), Diaspor Kristalleri, Kemererit.
Bu gruplarda yer alan madenlerin özellikleri ile bu maddede yer almayan bir madenin grubunun tespitine ait esas ve usuller Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Bu Kanuna göre verilen ruhsatlar başka amaçla kullanılmaz" (M.M.O., 2007).
Yasanın bu maddesinin kapsadığı değişiklikler şöyle sıralanabilir;
z Yer kabuğunda ve su kaynaklarında tabii olarak bulunan, ekonomik ve ticari değeri olan, petrol, doğalgaz, jeotermal ve su kaynakları dışında kalan her türlü madde maden olarak bu kanun kapsamına alınmıştır.
z Madenler 5 gruba ayrılmış, grupların birbirleri üzerine ruhsat verilebilmesi sağlanmıştır.
z Taşocakları Nizamnamesi kaldırılmış, tüm madenler Maden Kanunu kapsamına alınmıştır.
z Kum ve çakıl ruhsatlarının valiliklerce verilmesi öngörülmüştür.
z Yer kabuğunda ve su kaynaklarında tabii olarak bulunan, ekonomik ve ticari değeri olan, petrol, doğalgaz, jeotermal ve su kaynakları dışında kalan her türlü madde maden olarak bu kanun kapsamına alınmıştır.
z Kuvars Kumlarındaki SiO2 oranı % 90’dan % 80’e indirilmiştir.
Günümüzde başlı başına bir sektör olarak kabul edilen çimento sanayinin ihtiyacı olan kalker, puzolanik kayaç ve marn gibi hammaddeler geçmiş dönemlerde taşocağı ruhsatları ile karşılanmakta, sanayi hammaddesi olarak belgelenmeleri halinde Bakanlar Kurulu Kararı ile Maden Kanunu kapsamına alınmaktaydı. Büyük bir gelişme içinde olan bu sektörde yatırımcılar daha büyük yatırımlar yapabilmek için hammadde ihtiyacını daha güvenilir, sürekli ve büyük rezervli kaynaklardan karşılamak istemektedirler. Kireç sanayi için de aynı durum söz konusudur. Bu nedenle kalker, puzolanik kayaç, marn ve çimento sektöründe kullanılan diğer malzemelerin maden kanunu kapsamına alınması gerekli görülmüş ve kanunun 2’nci maddesine eklenmiştir. Diğer taraftan dekoratif/doğal taşların giderek önem kazanması ve bazı taşların parlatılmadan kullanımının yaygınlaşması nedeni ile kanundaki mermer tanımının yeniden düzenlenmesine ihtiyaç duyulmuş ve kesilip parlatılarak kullanma koşulu kaldırılmıştır. 02.08.2003 tarihinde 3213 sayılı Kanun kapsamına alınmış olan dekoratif taşların kapsamı genişletilerek bu madde kapsamına alınmıştır.
Seramik sektöründe düşük oranlı Al2O3 içeren killerin kullanımının artması göz önüne alınarak bu sektörde kullanılma özelliğine sahip yatakların değerlendirilebilmesi için Al2O3 oranı koşulunun kaldırılması zorunlu hale gelmiş ve tüm sektörlerin kil talebinin karşılanması amaçlanmıştır. Seramik sektöründe, döküm sanayinde ve diğer sanayi kollarında kullanılan kil alanları ile, tuğla-kiremit sanayinde kullanılan kil alanlarının çakışması nedeniyle ortaya çıkan sorunları kaldırmak ve tuğla-kiremit sanayi için gerekli kil ihtiyacının karşılanmasında yaşanan güçlükleri ortadan kaldırmak amacıyla, tuğla-kiremit kili tasarı kapsamına
alınmıştır. Kuvars kumu yataklarını da aynı nedenlere bağlı olarak ekonomiye kazandırmak amacıyla 3213 sayılı Kanundaki SiO2 oranının da % 80'e düşürülmesi uygun görülmüştür.
Diğer taraftan, değişik tarihlerde Bakanlar Kurulu Kararları ile Maden Kanunu kapsamına alınmış olan karbondioksit (CO2), turba, alçı taşı (jips, anhidrit), kalsit ile sanayinin önemli hammaddelerinden olan sepiyolit ve huntit, madde içine alınmış ve 2’nci maddede bilimsel sınıflamalara uygun bir düzenleme getirilmiştir. Taşocakları Nizamnamesi kaldırılarak tüm madenler Maden Kanunu kapsamına alınmış, madenler konusunda mevzuat birliği sağlanmıştır.
3213 sayılı maden kanunu döneminde, maden ve mermer olarak iki grupta ruhsat alınan büyük alanların daha küçük alanlarında madencilik faaliyetlerinde bulunulmaktaydı. Diğer alanlarda işletmecilik yapılmasından kaynaklanan veya bu alanların atıl durumda bırakılmasından ve maden yataklarının işletilememesinden, yeterli arama yapılamamasından dolayı atıl kalan madenlerin ekonomiye kazandırılması amaçlanmış, bu nedenle madenler isimler belirlenerek gruplara ayrılmıştır. Aynı alanda farklı gruptaki madenlerin işletilebilmesinin önü açılmış, alanların küçültülmesi ile de bu alanların madenciliğe, dolayısıyla ekonomiye kazandırılmasının alt yapısı hazırlanmıştır. Ancak günümüz uygulamalarında, bazı maden sahalarında üst üste verilen farklı gruptaki ruhsatların işletilmesinde sıkıntılar yaşanmaktadır.
Madenlerde alan sınırlamasının düşürülmesi genelde olumlu olmuştur. Ancak bu durum I. grupta üretim yapan büyük işletmeciler açısından ilerde sorun oluşturma riski taşımaktadır. Büyük işletmelerin büyük hammadde sahalarına ihtiyaçları vardır.
Çok fazla hammadde ihtiyacına gereksinim duyan bu tür tesisler için alan sınırlaması sıkıntı yaratmaktadır.
I. grupta bulunan madenler genelde kullanım amacı düşünülerek sınıflandırılmıştır.
Diğer gruplar ise madenin cinsine göre belirlenmiştir. Dikkat edilmesi gereken ve
gözden kaçan husus ise gruplandırmada ayrıntıya girilmemiş olmasıdır. Bu nedenle de adaletsizlikler ortaya çıkmıştır. Örneğin tuğla kiremit fabrikasına kil satmak için kapatılan I (b) grubu ruhsat ile IV. grup ruhsat için devlete ödenen devlet hakları hem farklıdır, hem de I(B) grubu için 50 hektarlık alana izin verilirken, IV.grup ruhsat için 2000 hektara izin verilmektedir. Bir diğer sıkıntı ise II. grupta belirtilen ‘…..
benzeri taşlar" ifadesinin yeterince açık olmamasıdır.
2.3.2. Madde 3
Maden Kanununun 3 üncü maddesindeki “ihbar, ön işletme ruhsat, bilânço, bilânço brüt kar” tanımları kaldırılmış, “ilgili daire” tanımı yerine “Genel Müdürlük” tanımı getirilmiş, “teminat” tanımı değiştirilerek aşağıdaki tanımlar eklenmiştir.
Teminat; Madencilik faaliyetlerinde kanun hükümlerine ve tekniğe uygun çalışmayı temin amacı ile alınan nakit para, süre yönünden sınırsız banka ve özel finans kurumu teminat mektubu. Devlet bono ve tahvili olarak alınan geçici ödeme.
Teknik Belge; Maden arama ve işletme faaliyetleri ile Kanunda belirtilen diğer işler için ilgili mühendis ve diğer teknik elemanlar tarafından hazırlanan imalat haritası, işletme projesi, jeolojik, jeofizik, hidrojeolojik etüt, harita, kesitler, raporlar ve bunun gibi teknik içerikli belge.
Satış Bilgi Formu; Şekli yönetmelikte gösterildiği gibi hazırlanan, yıllık üretim miktarı, satış tutan, toplam gelir ve tahakkuk eden Devlet hakkı gibi mali durumu gösteren belge.
Faaliyet Bilgi Formu; Yıllık işletme faaliyetine ilişkin üretim, satış, stok vb. bilgileri içeren şekli ve muhtevası yönetmelikle gösterilecek olan belge (M.M.O., 2007).
3213 sayılı Maden Kanununda bulunan ön işletme dönemi ruhsat sahiplerinin işletmeye hazırlık amaçlı olarak yatırımlarını planlama süresi kazanmaları, gerekli finansman için ön çalışma yapmalarını amaçlamış iken, uygulamada bu dönem
ruhsatların atıl durumda tutulduğu, amaç dışı kullanılan bir dönem haline geldiğinden 5177 sayılı kanunla bu dönem kaldırılmış, arama sürelerinin belirli sürelerde uzatılması ve sonucunda ruhsatların işletmeye geçilmesi, bu şekilde madenlerin hızla ekonomiye kazandırılması amaçlanmıştır.
3213 sayılı Maden kanununun 14. maddesinde Devlet hakkı ve diğer ödentilerin bilânço brüt karı üzerinden alınması hükmü bulunmaktadır. Bu sistem, uygulamada takibinin zor olması ve incelenmesindeki güçlükler nedeniyle birçok sıkıntıya yol açmıştır. Devletin devlet hakkı olarak aldığı miktarlar düşük kalmıştır. Yeni yasa ile uygulaması ve incelemesi daha kolay bir sistem getirilmesi amaçlanmış, devlet hakkı ve diğer ödentilerin cevher üretim miktarına bağlı olarak, yıllık toplam cevher satış tutarı üzerinden alınması hükme bağlanmıştır.
Satış tutarı üzerinden devlet hakkı alınması uygulamasında ruhsat sahiplerinin kar ve zararına bağlı olmaksızın yaptıkları üretim oranında veya proje beyanları doğrultusunda devlet hakkı alınmaktadır. Bu durum, maden işletmelerinin bilançolarında zarar göstererek devlet hakkı ödemekten kaçınmalarını önlemiş, devlet gelirlerinin armasını sağlamıştır.
2.3.3. Madde 7
"Orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, kara avcılığı alanları, özel koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, tarım, mera, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil şeritleri, karasuları, turizm bölgeleri, alanları ve merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, askerî yasak bölgeler ve imar alanları ile mücavir alanlarda madencilik faaliyetlerinin çevresel etki değerlendirmesi, gayri sıhhî müesseseler ile ilgili hususlar dahil hangi esaslara göre yürütüleceği ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.
İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında bu yönetmelik esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur.
Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatının gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır.
İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz.
Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır.
Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madencilik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır.
Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür.
Maden işletme faaliyeti ile Devlet ve il yolları, havaalanı, liman ve baraj gibi kamu yatırımlarının birbirlerini engellemesi, kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarından dolayı maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, kamu ve özel yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik
faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulacak bir kurul tarafından verilir.
Kurulun teşkili, çalışma usulü, karar alma şekli ve diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Kamu yatırımları nedeniyle kurul kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin yatırım giderleri lehine karar verilen tarafça tazmin edilir.
Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş izinler, ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir.
Bu madde hükümlerine aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti halinde, ruhsat teminatı irad kaydedilerek bu alandaki faaliyet durdurulur. Beş yıl içinde üç kez bu maddenin ihlâli halinde teminatın tamamı irad kaydedilerek ruhsat iptal edilir"
(M.M.O., 2007).
Yasanın bu maddesinin kapsadığı değişiklikler şöyle sıralanabilir;
z Madencilik faaliyetleri için gerekli izinlerin alınmasında karşılaşılan sorunların aşılması için ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Bakanlar Kurulunca bir yönetmelik çıkarılmıştır.
z Madencilik çalışmaları sırasında uygun çalışılmadığının tespiti halinde bu durum Maden İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilecek, çevre ve insan sağlığına zarar verildiği tespit edilirse gerekli önlem alınıncaya kadar çalışmalar Maden İşleri Genel Müdürlüğünce durdurulacaktır.
z Diğer mevzuatlar gereğince alınması gereken izinler, ÇED sürecinde en geç üç ay içinde bitirilecektir.
z Madencilik faaliyetleri için gerekli izinlerin alınmasındaki bürokratik işlemlerin azaltılması amaçlanmış, bu izinlerin Bakanlık tarafından alınması öngörülmüştür.
z Arama faaliyetlerinin, Maden Kanununda sayılanlar dışında başka bir izne tabi olmaması serbestisi getirilmiştir.
z Maden işletme faaliyetlerinin yol, havaalanı, liman ve baraj gibi kamu yatırımlarının birbirlerini engellemesi, kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarından dolayı maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulacak bir kurul tarafından verilecektir. Kamu yatırımları nedeniyle kurul kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin yatırım giderleri tazmin edilecektir.
z Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş izinler, ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerli olacaktır.
z Bu madde hükümlerine aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti halinde, ruhsat teminatı irad kaydedilerek bu alandaki faaliyet durdurulacak, beş yıl içinde üç kez bu maddenin ihlâli halinde teminatın tamamı irad kaydedilerek ruhsat iptal edilecektir.
Eski uygulamada maden sahalarında arama ve işletme faaliyetlerine başlanabilmesi için gerekli olan izinlerin alınmasında karşılaşılan güçlükler, madencilik faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemekteydi. Bazı bakanlıklara ait mevzuatlar madencilik faaliyetlerine birçok kısıtlama ve yasaklamalar getirmekteydi. Bu durum, madencilik sektörüne yatırım yapmak isteyen girişimcileri ürkütmekte ve caydırıcı bir etki yaratmaktaydı.
Bu olumsuzlukları gidermek için madencilik faaliyetlerinin hangi izinlere tâbi olacağı, ilgili mevzuatın ne şekilde uygulanacağı, madencilik faaliyetlerinin çevre ve kaynak koruma ilkeleri çerçevesinde ne şekilde sürdürüleceği ve ortaya çıkacak olumsuzlukların nasıl halledileceği konularının ilgili bakanlıkların uygun görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan bir yönetmelik ile çözümlenmesi sağlanmıştır.
Bu düzenleme ile madencilik faaliyet sahibinin izinlerle ilgili bürokratik sorunlarının kısa sürede çözümlenmesi amaçlanmıştır. Madencilik faaliyetleri arama çalışmaları
ile başlar. Eski uygulamada arama faaliyetlerinin ÇED prosedürü kapsamında olması, sektöre yatırım yapacaklar için, yatırım kararında caydırıcı bir rol oynamıştır.
Arama faaliyetleri; prospeksiyon, jeolojik harita yapma, numune alma, jeofizik araştırma, sondaj, küçük yarma, kısa galeri gibi üretim yapılmayan, çevreye kalıcı bir kirlilik ve artık bırakmayan faaliyetleri içerir. Arama faaliyetlerinde ruhsat sahibinin neyi nasıl arayacağı önceden belli değildir. Çalışmalar ulaşılan bulgulara göre yönlendirilir. Bu nedenle ne yapılacağı önceden belli olmayan bir arama faaliyetinin ÇED kapsamında değerlendirilmesi bir anlam taşımaz. Ayrıca, arama yapılacak alanın geniş ve değişken olması nedeni ile belirli bir bölgede yoğunlaşılması söz konusu değildir. Bazen büyük alanlar, arama sonrası değerli bulunmayıp terk edilebilmektedir. Bu nedenle, üretim yapılmadan yürütülecek arama faaliyetleri ÇED prosedürü kapsamı dışına alınmıştır.
Çeşitli nedenler ileri sürülerek zaman zaman madencilik faaliyetlerinin durdurulması nedeniyle, madencilik yatırımları aksamakta, entegre tesisler tümüyle işletilemez hale gelmektedir. Bunun dışında, yeraltı işletmelerinde çökmeler, su basmaları ve başka nedenlerle yeraltı tesisleri kullanılamaz hale gelmektedir. Açık işletmelerde ise heyelan sonucu toprak kayması ile maden ocağı tümüyle kapanmakta ve telafisi imkânsız zararlar meydana gelebilmektedir. Bu tür olumsuzlukların önlenmesi bakımından, ruhsatlara dayalı olarak devletin gözetim ve denetimi altında yürütülmekte olan madencilik faaliyetinin, Bakanlığa verilmiş proje kapsamında yürütüldüğünün tespiti şartıyla Bakanlık dışındaki kurum ve kuruluşlar tarafından, çeşitli nedenler ileri sürülerek engellenmesi durumunda, bu nedenlerin giderilmesi halinde madencilik faaliyetlerinin hiçbir kurum tarafından engellenemeyeceği hükmü getirilmiştir.
Özellikle 7. madde kapsamında alınması gereken izinler konusunda Yönetmeliğin yayınlanmasından sonra ortaya çıkan sıkıntılar nedeniyle bir dizi mevzuat değişikliğine gidilmiştir. “İzne Tabi Alanlarda Madencilik Faaliyetlerinde Uygulanacak Esasları Belirleyen İzin Yönetmeliği” 21.Haziran.2005 tarihli Resmi Gazetede, "Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Yönetmelik" 21.04.2007 tarihli Resmi Gazetede, "Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" 15 Temmuz 2007 tarihli Resmi Gazetede, "Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ise 15.07.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu değişiklikler ile, izinlerin alınmasında yaşanan bürokratik engellerin ortadan kaldırılarak sistematik bir uygulama sağlanması amaçlanmıştır. Yeni düzenlemeler ile madencilik faaliyetleri için ÇED ve GSM izinlerinin alınması işlemleri bir disiplin altına alınmış, süre kısaltılmış, bu konuda karşılaşılan güçlükler ortadan kaldırılmış ve sektör yatırımcılar için daha cazip bir hale getirilmiştir.
7. madde ile ilgili izinlerden İşyeri Açma İzin Belgesinin (GSM izni) alınması işlemlerinde özellikle yerel yönetimlerden kaynaklanan çeşitli problemler nedeniyle nihai izin olan Maden İşletme İzninin verilmesi işlemlerinde yaşanan sıkıntılar
“Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği” ve “Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde” yapılan yeni düzenlemelerle ortadan kaldırılmıştır.
Kaynakların ekonomiye kazandırılması için ekonomik üstünlük ya da faaliyet sırası ile ilgili kararların bilimsel temellere dayanması gerekmektedir. Madencilik sektörü ve yeraltı kaynaklarının aranması ve işletilmesi ile ilgili değerlendirmeler özel uzmanlık gerektiren hususlardır. Bu konuda uzman olmayan kişilerin gerçeği yansıtmayan görüş ve yorumları bazen kaynakların işletilmesini engelleyici yanlış yönlendirmelere neden olmaktadır.
Yasa kapsamına alınan madenlerin kapsamı genişletildiğinden, organize sanayi bölgeleri, yol, baraj, liman, vb. projelerin ve imar planlarının uygulanmasında bazı güçlüklerle karşılaşılabilecektir. Bu tesislerin yapılacağı alanlarda verilmiş ruhsatlar söz konusu olabilecektir. Bu gibi hallerde kamu yararı taşıyan yatırımların engellenmemesi bakımından maddede getirilen düzenleme ile gerektiğinde, maden ve mermer ruhsatlarının taksir edilebileceği öngörülmüştür. Bu gibi hallerde ruhsata konu madenin rezervi, işletme şekli, madenin bulunduğu alan, yapılmış madencilik
yatırımlarının durumu ve bu madenin ülke ve bölge ekonomisindeki yeri, stratejik durumu ile gerçekleştirilmesi düşünülen yatırımın ekonomik ve toplumsal getirileri göz önüne alınarak karar verilebilecektir. Ruhsatların taksir edilmesi halinde ruhsat sahibinin yaptığı yatırım masraflarının tazmin edilmesi öngörülerek, ruhsat sahibinin zararlarının karşılanması amaçlanmıştır.
İzne tâbi yerlerde izinsiz çalışılamayacağı belirtilmiş, ancak çalışıldığının tespiti halinde faaliyetinin durdurulacağı ve beş yıl içinde üç kez bu maddenin ihlâli halinde teminatın tamamının irad kaydedilerek ruhsatın iptal edileceği öngörülmüştür.
2.3.4. Madde 9
"Madencilik faaliyetleri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen teşviklerden yararlandırılır. Ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının % 50'si alınmaz. I. grup madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi yukarıda belirtilen teşviklerden yararlandırılmaz" (M.M.O., 2007).
Yasanın bu maddesinin kapsadığı değişiklikler şöyle sıralanabilir;
z Madencilik faaliyetleri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen teşviklerden yararlanacaktır.
z Ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için devlet hakkının % 50'si alınmayacaktır.
z I. grup madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi yukarıda belirtilen teşviklerden yararlanmayacaktır.
Madencilik, sanayinin hammadde gereksinimini karşıladığından ülke ekonomisinin temelini oluşturur. Mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanımı, kaynakların atıl durumda bırakılmaması ve bilinmeyen kaynakların belirlenerek üretilmesi ile ülke
sanayisinin gelişmesine hız verilmesinin vazgeçilmezliği tartışılmaz bir gerçektir.
Madenciliğin, döviz sağlaması, katma değer yaratması, istihdam yaratması, hizmet ve yan sanayi sektörlerini teşvik etmesi, özellikle bölgesel kalkınmayı ön plana çıkarması açısından ülke ekonomisinde ayrı bir önemi ve yeri vardır.
Madencilik, yatırımcı için riskli ve yatırılan sermayenin geri dönüş sürecinin uzun olduğu hatta bazen geri dönmediği bir sektördür. Son derece riskli bir yatırım alanı olan madenciliğin diğer ülkelerde olduğu gibi desteğe ve teşviğe ihtiyacı vardır. Yeni düzenleme ile madencilik sektörünün desteklenmesi, sektörün yatırımcılara cazip hale getirilmesi amaçlanmıştır.
Tüvenan maden üretiminden çok, uç ürün üretiminin teşvik edilmesi amaçlanmış, kolayca üretilebilen madenler teşviklerden yararlandırılmamıştır. Kendi tesisleri için hammadde üreten firmalara devlet hakkı ödemelerinde %50 indirim uygulanmıştır.
Bu değişiklik, işletmecileri tesis kurmaya heveslendirmiş, yurt dışına çok ucuz fiyata hammadde satışı yapılıp işlenmiş ürünlerin yüksek fiyatlarla ülkeye geri gelmesinin önlenmesini amaçlamıştır. Ancak, yurt içi ekonomisinin temeli olan inşaat sektörü hammaddeleri için yüksek devlet hakkı ödenmesi sıkıntı yaratmaktadır.
2.3.5. Madde 10
Maden Kanununun 10 uncu maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları değiştirilmiş, dördüncü fıkradan sonra bir fıkra eklenmiştir.
"Madencilik faaliyetlerinin bu Kanun hükümlerine göre devamı süresince teknik ve mali konularda yapılan yazılı beyanlar ile yetkili kişilerce tanzim edilen raporlar doğru kabul edilir. Teknik elemanlar sadece ihtisas sahibi oldukları konularda beyanda bulunabilirler ve beyanları ile sorumludurlar. Ruhsat sahipleri ise teknik konular dışındaki tüm beyanlardan sorumludurlar. Beyanlardaki hata ve noksanlıklar, idarenin tespiti ve sorumluların uyarılmasından itibaren iki ay içerisinde düzeltilir.
Bu sürede gerekli düzeltmenin yapılmaması halinde teminat irad kaydedilir.
Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve haksız surette hak iktisabına sebep olan teknik elemanlar uyarılarak Maden Kanunu gereğince yapacakları beyanlar bir yıl süreyle geçersiz sayılır. Fiilin her tekrarında hak mahrumiyeti uygulamasına devam edilir.
Uygulanan uyarı ve hak mahrumiyeti, teknik elemanın bağlı bulunduğu meslek teşekkülüne bildirilir.
Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerinin teminatları irad kaydedilerek iki katına çıkarılır. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. Beş yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edilmesi halinde teminat irad kaydedilerek ruhsat iptal edilir. Gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar yönetmelikte tarif edilir. Tarif edilen bu fiiller dışındaki hallerde bu madde hükümleri uygulanmaz. Bu maddede belirtilen şekilde iktisap edilen haklar geri alınır" (M.M.O., 2007).
3213 sayılı Maden Kanununun uygulanmasında madencilerin beyanları ve teknik elemanların düzenledikleri belgeler, aksi sabit oluncaya kadar doğru kabul edilmekteydi. Bununla beraber, Maden İşleri Genel Müdürlüğü gerek gördüğünde ya da ihbar ve şikâyet bulunması halinde yerinde inceleme yaptırabilmekteydi. Maden ruhsatına başka bir maden eklenmesi halinde ya da işletme ruhsatı vermeden önce de yerinde inceleme yaptırılmaktaydı. 3213 sayılı Maden Kanununun 10’uncu maddesi ile getirilen zorunluluklar ruhsat güvencesini ortadan kaldırarak yatırımı engellemekte ve madencilik sektörüne yatırım yapacaklar üzerinde caydırıcı etki yapmaktaydı.
Bu maddede yapılan değişiklik ile gerçek dışı, yanıltıcı, kanun hükümlerinin icraatını engelleyici, haksız yere hak kazancına yol açıcı beyanlarda bulunan teknik elemanlara para cezası getirilmiş, tekrarında para cezasının iki katına çıkarılması, üçüncü tekrarında ise bir yıl süreyle Genel Müdürlük nezdinde yapacağı beyanların geçersiz sayılması öngörülmüştür. Bu fiilleri işleyen ruhsat sahiplerine ise ruhsatın feshi yerine, her defasında katlanarak uygulanan para cezası ödeme yükümlülüğü
getirilmiştir. Böylece hem teknik elemanlara ikaz sistemi getirilerek cezaları hafifletilmiş, hem de teknik konularda yapılan beyanların sorumluluğu madenci yerine teknik elemana yönlendirilmiş, ruhsat sahiplerinin bilmedikleri/bilmek zorunda olmadıkları teknik beyanlardan sorumlu tutulmaları uygulaması kaldırılarak, yeni yatırım yapacak yatırımcılara ruhsat güvencesi sağlanmıştır.
2.3.6. Madde 12
Maden Kanununun 12 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Üretilen madenin sevk fişi ile sevkıyatı zorunludur. Konveyör ve boru hattı ile sevkıyat, ocak ve tesis mesafesi, nakil güzergahının durumu, cevherin tüvanan, konsantre, yarı mamul ve mamul olarak taşınması göz önüne alınarak sevk fişi kullanımı ile altın, gümüş, platin gibi kıymetli metallerin entegre tesislerinde ve zenginleştirme tesisleri ile bu tesislerden elde edilen ürünlerin sevk fişi kullanımı ve denetimi ile ilgili hususlar yönetmelikle belirlenir. Ruhsat sahibi tarafından sevk fişi olmaksızın maden sevk edildiğinin mülkî idare amirliklerince tespit edilmesi halinde, söz konusu madenin ocak başı satış bedelinin üç katı tutarında idarî para cezası verilir. Denetim ve inceleme sonucunda, yaptığı üretim ve sevkıyatı bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının on katı tutarında idarî para cezası verilir. Ruhsat veya işletme izni olmadan üretim faaliyetinde bulunulduğunun tespiti halinde, üretilen madene mülkî idare amirliklerince el konulur. Bu kişilere, bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve el konulma imkânı ortadan kalkmış olan tüm madenin, ocak başı satış bedelinin beş katı tutarında idarî para cezası uygulanır. Bu şekilde maden çıkartılması ve/veya sevk edilmesi Devlet malına karşı işlenmiş fiil sayılır. Bu fiili işleyenler adlî takibat yapılmak üzere ilgili makamlara bildirilir. El konulan madenler, mülkî idare amirliklerince satılarak bedeli özel idareye aktarılır. Ticarî amaç taşımayan ve köylülerin kendi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak üzere köy muhtarının yazılı izni ile üretilip sevk edilen yapı hammaddeleri için bu madde hükmü uygulanmaz. Harç ve Devlet hakkı alınmaz"
(M.M.O., 2007).