• Sonuç bulunamadı

AFET ALANINDA ÇALIŞAN PROFESYONELLERİN PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK VE İKİNCİL TRAVMATİK STRES DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "AFET ALANINDA ÇALIŞAN PROFESYONELLERİN PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK VE İKİNCİL TRAVMATİK STRES DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ"

Copied!
130
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Sosyal Hizmet Anabilim Dalı

AFET ALANINDA ÇALIŞAN PROFESYONELLERİN PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK VE İKİNCİL TRAVMATİK STRES DÜZEYLERİNİN

İNCELENMESİ

Melis ERDENER

Yüksek Lisans Tezi

Ankara, 2019

(2)
(3)

Melis ERDENER

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı

Yüksek Lisans Tezi

Ankara, 2019

(4)
(5)
(6)
(7)

TEŞEKKÜR

Öncelikle tez yazma sürecimde bana yol gösteren ve her ihtiyacım olduğunda zaman ayıran değerli hocam ve tez danışmanım Doç. Dr. Ercüment ERBAY’a teşekkürlerimi sunuyorum.

Veri toplama sürecimde bana destek olan, yardımlarını esirgemeyen Arama Kurtarma Dernekleri Federasyonu Başkanı Adem DEMİREL’e, Gönen Doğal Afetler Arama ve Kurtarma Derneği Başkanı Kadir AKBULUT’a ve Ünsal ACAR’a, Türk Kızılay Afet Koordinatörü Dr. İlhan ÖZTÜRK’e, Ankara Kurtuluş İtfaiyesi Bölge Amiri Nevzat KALELİ’ye, Arama Kurtarma ve Araştırma Derneği’nden Mehmet HATUNOĞLU’na, Afet ve Acil Durum Başkanlığı’ndan Ali ÇOBAN’a ve Acil Yardım ve Afet Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çağatay KADİRSOY’a gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.

Araştırmama katılmayı kabul eden, zaman ayıran ve formumu içtenlikle dolduran afet çalışanlarına ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.

Tez jürimde yer alan, yapıcı eleştirileri ve önerileriyle çalışmamı daha iyi hale getirmeme yardımcı olan değerli hocalarım Prof. Dr. Tarık TUNCAY’a ve Prof. Dr. Elif GÖKÇEARSLAN ÇİFCİ’ye teşekkür ederim. Tez yazma sürecimde önerileriyle bana yol gösteren Başkent Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı, değerli hocam Prof.

Dr. Arzu İÇAĞASIOĞLU ÇOBAN’a teşekkür ederim.

Kişisel Bilgi Formumdaki sorularımla ilgili öneride bulunan, Türk Kızılay’dan Sosyal Hizmet Uzmanı İrem TUFAN’a teşekkür ederim.

Tezimi yazmaya çalıştığım bütün bir yıl boyunca bana katlanan, maddi ve manevi her türlü desteği sağlayan, her zaman yanımda ve arkamda hissettiğim, bu dünyadaki varoluş sebeplerim biricik anneme ve babama sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Destekleriniz olmasaydı bu çalışma tamamlanamazdı…

Melis ERDENER 30.06.2019 / ANKARA

(8)

ÖZET

ERDENER, Melis. Afet Alanında Çalışan Profesyonellerin Psikolojik Dayanıklılık ve İkincil Travmatik Stres Düzeylerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019.

Bu araştırma, afet alanında çalışan profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeylerini bazı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır.

Bu doğrultuda; afet alanında çeşitli kurum ve kuruluşlarda çalışan 190 profesyonelden alınan bilgiler değerlendirilmiştir, sahada çalışan profesyoneller araştırmaya dahil edilmiştir.

Profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeylerini ölçmek için Şerife IŞIK tarafından geliştirilen “Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği”, ikincil travmatik stres düzeylerini ölçmek için ise Ayla KAHİL tarafından Türkçe’ye çevrilen ve geçerlilik güvenirlik analizleri yapılan

“İkincil Travmatik Stres Ölçeği Türkçe Formu” kullanılmıştır. Profesyonellerin bireysel ve mesleki bilgileri araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” ile toplanmıştır. Araştırma, nicel yöntemde ve ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır.

Veriler SPSS 20 programında analiz edilmiştir.

Elde edilen bulgulara göre profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeyi yüksek, ikincil travmatik stres düzeyi düşük çıkmıştır. Profesyonellerin yaşı ile psikolojik dayanıklılık düzeyi arasında pozitif yönlü, ikincil travma düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Kadınların ikincil travmatik stres düzeyi daha yüksek çıkmıştır.

Profesyonellerin meslekleri ile psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yönetici / Sorumlu olarak çalışanların en yüksek psikolojik dayanıklılığa, arama-kurtarma çalışanlarının ise en düşük psikolojik dayanıklılığa sahip olduğu bulunmuştur. Sağlık çalışanları ise en yüksek ikincil travmatik stres düzeyine sahiptir. Hizmet içi eğitim alma durumu ve süpervizyon desteği alma durumu ile iki ölçek puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Hizmet içi eğitim ve süpervizyon desteği alanların psikolojik dayanıklılık düzeyi daha yüksek, ikincil travmatik stres düzeyi daha düşük çıkmıştır. Profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile ikincil travmatik stres düzeyleri arasında ise negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre psikolojik dayanıklılık arttıkça ikincil travmatik stres düşmektedir ya da tam tersi ikincil travmatik stres arttığında psikolojik dayanıklılık düşmektedir.

(9)

Araştırma sonuçları ikincil travmatik stresin ortaya çıkmasında psikolojik dayanıklılık kişilik özelliğinin önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca ikincil travmatik stres belirtilerinin önlenmesinde ya da azaltılmasında hizmet içi eğitimlerin ve süpervizyon desteği almanın önemi de ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, bulgular doğrultusunda afetlerde çalışan profesyonellerin ruh sağlığının korunmasına ve psikolojik dayanıklılıklarının arttırılmasına yönelik önerilerle sonlandırılmıştır.

Anahtar Sözcükler

Afet alanında çalışan profesyoneller, psikolojik dayanıklılık, ikincil travmatik stres, afetlerde sosyal hizmet

(10)

ABSTRACT

ERDENER, Melis. Examination of Psychological Resilience and Secondary Traumatic Stress Levels of Working Professionals in Disasters, Master’s Thesis, Ankara, 2019.

This study was conducted to investigate the psychological resilience and secondary traumatic stress levels of disaster professionals in terms of some variables. For this purpose, the information obtained from 190 professionals working in various institutions and organizations in the field of disaster were evaluated. Professionals working in the field are included in this research.

“Psychological Resilience Scale” developed by Serife ISIK and “Secondary Traumatic Stress Scale” developed by Ayla KAHIL was used to measure the level of psychological resilience and secondary traumatic stress of professionals. The personal and professional knowledge of professionals was gathered by the “Personal Information Form“ prepared by the researcher. The research was designed in quantitative method and in relational screening model. The data were analyzed in SPSS 20 program.

According to the findings, psychological resilience level of the professionals was high and secondary traumatic stress level was low. A positive correlation was found between the age of professionals and psychological endurance level, and a negative correlation was found between secondary trauma level. Secondary traumatic stress level was higher in women. A significant relationship was found between profession and psychological resilience. A significant relationship was also found between profession and secondary traumatic stress levels. It has been found that Manager / Responsible employees have the highest psychological resilience and search and rescue workers have the lowest psychological resilience. Health workers have the highest secondary traumatic stress level. A significant relationship was found between the two scale scores and the status of receiving in-service training and receiving supervision support. Professionals who received in-service training and supervision support had higher psychological resilience and lower secondary traumatic stress. A negative and significant relationship was found between the psychological resilience levels and secondary traumatic stress levels of the professionals. According to this, secondary traumatic stress decreases when psychological resilience increases, or psychological resilience decreases when secondary traumatic stress increases.

(11)

The results of the study reveal the importance of psychological resilience personality trait in the development of secondary traumatic stress. In addition, the importance of receiving in-service trainings and supervision support in preventing or reducing secondary traumatic stress symptoms has emerged. According to the findings, this study was concluded with suggestions for the protection of mental health of the professionals working in disasters and increasing their psychological resilience.

Keywords

Professionals Working in Disasters, Psychological Resilience, Secondary Traumatic Stress, Social Work in Disasters.

(12)

İÇİNDEKİLER

KABUL VE ONAY……….i

YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI………..ii

ETİK BEYAN………....iii

TEŞEKKÜR………..iv

ÖZET………..v

ABSTRACT……….vii

İÇİNDEKİLER………..ix

KISALTMALAR DİZİNİ………...xiii

TABLOLAR DİZİNİ………xiv

GİRİŞ………...1

1. BÖLÜM: GENEL BİLGİLER...……….……….4

1. 1. ARAŞTIRMANIN PROBLEMİ………..4

1.2. ARAŞTIRMANIN AMACI………...5

1.3. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ………...6

1.4. SINIRLILIKLAR………6

1.5. VARSAYIMLAR………6

1.6. TANIMLAR………7

2. BÖLÜM: KURAMSAL ÇERÇEVE………8

2.1. PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK………8

2.1.1. Psikolojik Dayanıklılık Kavramı………..8

2.1.1.1. Psikolojik Dayanıklılığı Yüksek Bireylerin Özellikleri…..11

2.1.1.2. Psikolojik Dayanıklılık ve Stresle Başa Çıkma…………..12

2.1.2. Psikolojik Dayanıklılığın Boyutları………13

(13)

2.1.2.1. Kendini Adama (Bağlanma)……….13

2.1.2.2. Kontrol………14

2.1.2.3. Meydan Okuma………14

2.1.3. Psikolojik Dayanıklılığı Etkileyen Faktörler………..15

2.1.3.1. Risk Faktörleri………..15

2.1.3.2. Koruyucu Faktörler……….16

2.1.4. Afet Çalışanlarında Psikolojik Dayanıklılık………...18

2.2. İKİNCİL TRAVMATİK STRES……….20

2.2.1. İkincil Travma Kavramı………..20

2.2.2. İkincil Travmatik Stresi Açıklayan Yaklaşımlar………21

2.2.3. İkincil Travmatik Stresin Belirtileri………..22

2.2.3.1. Yeniden Yaşantılama………..23

2.2.3.2. Kaçınma………..23

2.2.3.3. Artmış Uyarılmışlık………..24

2.2.4. İkincil Travmatik Stresin Oluşumunu Etkileyen Faktörler……….24

2.2.4.1. Bireysel Faktörler……….25

2.2.4.2. Mesleki Faktörler………..27

2.2.5. İkincil Travma ve Psikolojik Dayanıklılık İlişkisi………...29

2.2.6. Afet Alanında Çalışan Profesyonellerde İkincil Travmatik Stres Belirtileri……….30

2.3. AFETLERDE SOSYAL HİZMET………..32

2.3.1. Afetlerde Sosyal Hizmet Uygulamaları………32

2.3.2. Kriz Müdahalesi……….34

2.3.3. Güçlendirme Yaklaşımı………...36

2.3.4. Afet Çalışanlarına Yönelik Destek Hizmetleri………37

2.4. KONU İLE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR………..39

2.4.1. Türkiye’de Yapılmış Araştırmalar……….40

2.4.2. Uluslararası Düzeyde Yapılmış Araştırmalar……….43

(14)

3. BÖLÜM: YÖNTEM………...46

3.1. ARAŞTIRMANIN MODELİ………...46

3.2. EVREN VE ÖRNEKLEM………..47

3.3.VERİ TOPLAMA YÖNTEMLERİ VE ARAÇLARI……….47

3.3.1. Kişisel Bilgi Formu………..48

3.3.2. Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği………...48

3.3.3. İkincil Travmatik Stres Ölçeği Türkçe Formu………..49

3.4. VERİ TOPLAMA SÜRECİ………50

3.5. VERİLERİN ANALİZİ………....52

3.6. SÜRE VE OLANAKLAR………..53

4. BÖLÜM: BULGULAR VE YORUM………....54

4.1. Profesyonellerin PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarına İlişkin Bulgular ve Yorumlar………54

4.2. Profesyonellerin Bireysel Özellikleri ile PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanları Arasındaki Farklara İlişkin Bulgular ve Yorumlar……….57

4.3. Profesyonellerin Mesleki Özellikleri ile PDÖ ve İTSÖ Puanları Arasındaki Farklara İlişkin Bulgular ve Yorumlar………..66

4.4. Profesyonellerin PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanları Arasındaki İlişkiye Dair Bulgular ve Yorumlar………82

5. BÖLÜM: SONUÇ VE ÖNERİLER………..85

5.1. SONUÇLAR………85

5.1.1. Profesyonellerin PDÖ ve İTSÖ’den Aldıkları Ortalama Puanlara İlişkin Sonuçlar………...85

5.1.2. Profesyonellerin Bireysel ve Mesleki Özellikleri ile PDÖ ve İTSÖ Puanları Arasındaki Farklara İlişkin Sonuçlar………86

5.1.3. Profesyonellerin PDÖ ve İTSÖ Puanları Arasındaki İlişkiye Dair Sonuçlar………87

5.2. ÖNERİLER………...88

(15)

KAYNAKLAR………..90

EKLER………....103

EK 1: ORİJİNALLİK RAPORU………...103

EK 2: ETİK KOMİSYON İZNİ………..105

EK 3: GÖNÜLLÜ KATILIM FORMU………..106

EK 4: KİŞİSEL BİLGİ FORMU………....107

EK 5: PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK ÖLÇEĞİ……….110

EK 6: İKİNCİL TRAVMATİK STRES ÖLÇEĞİ TÜRKÇE FORMU………111

ÖZGEÇMİŞ……….112

(16)

KISALTMALAR DİZİNİ

ACAT – Acil ve Afet Derneği

AFAD - Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı AKA – Arama Kurtarma Araştırma Derneği

AKDF - Arama Kurtarma Dernekleri Federasyonu İTSÖ - İkincil Travmatik Stres Ölçeği

PDÖ - Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği TSSB - Travma Sonrası Stres Bozukluğu UMKE – Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri

(17)

TABLOLAR DİZİNİ

Tablo 1. Profesyonellerin PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanları………...54 Tablo 2. Profesyonellerin PDÖ’nün Meydan Okuma, Kendini Adama ve Kontrol Alt Boyutlarından Aldıkları Ortalama Puanlar………...56 Tablo 3. Profesyonellerin İTSÖ'nün İstemsiz Etkilenmeler, Kaçınma ve Artmış Uyarılmışlık Alt Boyutlarından Aldıkları Ortalama Puanlar………...57 Tablo 4. Profesyonellerin Yaşları ile PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanları Arasındaki İlişkiye Dair Pearson Korelasyon Analizi Sonuçları………..58 Tablo 5. Profesyonellerin Cinsiyetlerine Göre PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Bağımsız Örneklem T Testi ile Karşılaştırılması………60 Tablo 6. Profesyonellerin Eğitim Durumlarına Göre PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Kruskal Wallis H Testi ile Karşılaştırılması………62 Tablo 7. Profesyonellerin Medeni Durumlarına Göre PDÖ Ortalama Puanlarının Tek Yönlü Varyans Analizi ile Karşılaştırılması……….64 Tablo 8. Profesyonellerin Medeni Durumlarına Göre İTSÖ Ortalama Puanlarının Kruskal Wallis H Testi ile Karşılaştırılması………64 Tablo 9. Profesyonellerin Çocuk Sahibi Olma Durumları ile PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Bağımsız Örneklem T Testi ile Karşılaştırılması………..65 Tablo 10. Profesyonellerin Mesleklerine Göre PDÖ Ortalama Puanlarının Kruskal Wallis H Testi ile Karşılaştırılması………..66 Tablo 11. Profesyonellerin Mesleklerine Göre İTSÖ Ortalama Puanlarının Tek Yönlü Varyans Analizi ile Karşılaştırılması………...67 Tablo 12. Profesyonellerin Mesleklerine Göre İTSÖ Ortalama Puanları Arasındaki Farka İlişkin Post Hoc Tukey Testi Sonuçları………..68 Tablo 13. Profesyonellerin Afetlerde Çalışma Sürelerine Göre PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Tek Yönlü Varyans Analizi ile Karşılaştırılması………70 Tablo 14. Profesyonellerin Bir Hafta İçerisindeki İş Yüklerine Göre PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Tek Yönlü Varyans Analizi ile Karşılaştırılması………..73

(18)

Tablo 15. Profesyonellerin Bir Ay İçerisindeki İş Yüklerine Göre PDÖ Ortalama Puanlarının Tek Yönlü Varyans Analizi ile Karşılaştırılması………74 Tablo 16. Profesyonellerin Bir Ay içerisindeki İş Yüklerine Göre PDÖ Ortalama Puanları Arasındaki Farka İlişkin Post Hoc Tukey Testi Sonuçları………..74 Tablo 17. Profesyonellerin Bir Ay İçerisindeki İş Yüklerine Göre İTSÖ Ortalama Puanlarının Kruskal Wallis H Testi ile Karşılaştırılması………...75 Tablo 18. Profesyonellerin Çalıştıkları Afet Alanı ile PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Bağımsız Örneklem T Testi ile Karşılaştırılması……….76 Tablo 19. Profesyonellerin Psikososyal Destek Alma Durumlarına Göre PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Bağımsız Örneklem T Testi ile Karşılaştırılması………77 Tablo 20. Profesyonellerin Hizmet İçi Eğitim Alma Durumlarına Göre PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Bağımsız Örneklem T Testi ile Karşılaştırılması………78 Tablo 21. Profesyonellerin Aldıkları Eğitim Türlerinin Dağılımı……….79 Tablo 22. Profesyonellerin Süpervizyon Alma Durumlarına Göre PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanlarının Bağımsız Örneklem T Testi ile Karşılaştırılması……….80 Tablo 23. Profesyonellerin PDÖ ve İTSÖ Ortalama Puanları Arasındaki İlişkiye Dair Pearson Korelasyon Analizi Sonuçları………..82 Tablo 24. PDÖ Alt Boyutları ile İTSÖ Arasındaki İlişkiye Dair Pearson Korelasyon Analizi Sonuçları………..83

(19)

GİRİŞ

Afetler dünyanın pek çok yerinde meydana gelen ve toplumları olumsuz yönde etkileyen durumlardır. Afetler bir anda meydana gelebilmekte, hayatın olağan akışını sekteye uğratmakta ve mağdur bir insan kitlesi ortaya çıkarmaktadır. Afetler çoğu zaman can ve mal kayıpları, sosyal kayıplar, psikolojik kayıplar gibi çoklu kayıplara sebep olmaktadır, bu nedenle afet bölgesinde hızlı ve etkin müdahalelerin yapılması gerekmektedir. Afetler en temelde doğal afetler ve insan kaynaklı afetler olarak 2’ye ayrılmaktadır. Deprem, sel, heyelan, tsunami, fırtına/hortum olayları gibi kendiliğinden meydana gelenler doğal afetler; yangın, savaş, terör saldırısı, patlamalar, maden kazaları, göç durumları gibi insan eliyle oluşturulan afetler ise insan kaynaklı afetler olarak adlandırılmaktadır.

Türkiye doğal afetler ve insan kaynaklı afetler açısından risk altındadır. 1999’da meydana gelen Marmara ve Bolu-Düzce depremleri, 2011 Van depremi ve meydana gelmiş daha pek çok doğal afet Türkiye’nin risk altında olduğunu göstermektedir.

Bunun yanı sıra Türkiye jeopolitik konumu sebebiyle sıklıkla göçlere maruz kalmaktadır. Özellikle Ortadoğu ülkelerinde ve komşu ülkelerde meydana gelen savaşlar ve sonrasında yaşanan göçler Türkiye’yi etkilemektedir, Suriye krizi bunun bir örneğidir. Bu durum Türkiye’nin insan kaynaklı afetler açısından da risk altında olduğunu göstermektedir.

Afetler sonrasında bireyler evlerini, mallarını, yaşadıkları ortamları ve yakınlarını kaybedebilmektedirler. Afetlerin beklenmedik bir şekilde meydana gelmesi bireylerin psikolojisinde bir kırılmaya yol açmaktadır. Her bireyin çocukluk döneminde kazandığı, dünyaya ilişkin belirli varsayımları bulunmaktadır. Bunlar; dünyanın yaşanabilir bir yer olduğuna, insanların iyi ve güvenilir olduğuna, bireyin kendisinin incinmezliğine ilişkin inançlardır. Aniden meydana gelen travmatik olaylar ise bu temel inançların sarsılmasına sebep olur, bu nedenle afetler travmatik olaylar olarak nitelendirilir. Temel inançların sarsılması bireylerin çeşitli psikolojik sorunlar yaşamasına sebep olabilir.

Afetin travmasından mağdurlar kadar afet bölgesinde çalışan veya afet sonrasında mağdurlarla çalışan profesyoneller de etkilenebilir. Pek çok kaynakta afet çalışanlarının da afetten doğrudan etkilenenlerle benzer psikolojik belirtiler gösterdikleri ifade edilmiştir. Afet çalışanlarında en çok travma sonrası stres, ikincil travma ve dolaylı travmatizasyon belirtileri görülmektedir. Bunların yanı sıra depresyon, anksiyete bozukluğu, alkol ve madde bağımlılığı gibi başka psikolojik rahatsızlıklar da eşlik

(20)

edebilir. Travmatik vakalarla çalışanların yani travmadan dolaylı olarak etkilenenlerin yaşadığı belirtiler daha çok ikincil travma olarak ifade edilmektedir.

Travmatik durumlardan her birey farklı etkilenir. Bazı bireyler çok etkilenmez veya daha kolay toparlanabilir, bazı bireyler ise çok daha olumsuz etkilenir ve toparlanması zaman alır. Bu farklılaşma yaşanan olayın büyüklüğü ile ilgili olabileceği gibi, bireyin olayı nereye koyduğu ve nasıl anlamlandırdığı ile de ilgilidir. Bireylerin geçmiş psikiyatrik öyküleri, çocukluk travmaları, kişilik özellikleri, baş etme stratejileri, genetik yatkınlıkları etkilenme düzeylerini farklılaştırabilir. Özellikle kişilik özellikleri bireylerin olayları birbirinden farklı anlamlandırmasına sebep olabilmektedir. Bu durum ikincil travmatik stres belirtilerinin ortaya çıkmasında kişilik özelliklerinin önemli bir rol oynayabileceğini akla getirmektedir. Bu nedenle bir kişilik özelliği olan psikolojik dayanıklılık kavramına stresle ilişkili konularda yer verilmesi oldukça önemlidir.

Çalışanlar travmadan ikincil olarak etkilendikleri için gösterdikleri belirtiler ikincil travmatik stres belirtileri olarak ifade edilmektedir. Yeniden yaşantılama, artmış uyarılmışlık ve kaçınma ikincil travmatik stresin en önemli belirtileridir. Psikolojik dayanıklılık ise stresli durumlar karşısında kendini kolayca toparlayabilme ve yaşamına devam edebilme olarak bilinen bir kişilik özelliğidir. Travmatik durumlardan etkilenme düzeyi kişiden kişiye değiştiği için afet çalışanlarının psikolojik dayanıklılık düzeyleriyle ikincil travmatik stres düzeylerinin karşılaştırılması oldukça anlamlıdır.

Afetlerde ve acil durumlarda çalışan meslek elemanlarının ruh sağlığının korunması ve iyileştirilmesi noktasında uygulamalara ihtiyaç vardır. Afet çalışmaları öncesinde psikolojik içerikli eğitimlerin verilmesi çalışanların kendilerindeki psikolojik tepkilerin farkına varmalarını sağlayacaktır. Aynı zamanda afet çalışmaları öncesinde psikolojik dayanıklılığı arttırıcı çalışmaların yapılması, afet çalışmaları sırasında ve sonrasında ise düzenli olarak psikolojik bilgilendirme toplantılarının yapılması ve destek gruplarının yapılması yararlı olacaktır. Bu desteklerin sağlanmasında afet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları da rol almalıdır. Krize müdahale ve güçlendirme odaklı grup çalışmaları yapılabilir, çalışmalarda psikodrama tekniklerinden yararlanılabilir. Ayrıca afet çalışanlarının ruh sağlığının korunmasına yönelik sosyal politikaların ve mevzuatın oluşturulması da yararlı olacaktır.

“Afet Alanında Çalışan Profesyonellerin Psikolojik Dayanıklılık ve İkincil Travmatik Stres Düzeylerinin İncelenmesi” başlıklı bu araştırmada, afetlerde çalışan çeşitli meslek elemanlarının psikolojik dayanıklılık ve ikincil travma düzeyleri ile bireysel özellikleri ve

(21)

mesleki özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Aynı zamanda afet çalışanlarının psikolojik dayanıklılık ve ikincil travma düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı da incelenmiştir.

(22)

1. BÖLÜM: GENEL BİLGİLER

Bu bölümde araştırmacıyı bu araştırmayı yapmaya yönelten sebepler, araştırmanın amaçları, önemi ve alana katkısı gibi bilgilere yer verilmiştir. Bu bölüm 6 ana başlık altında toplanmıştır;

1. Araştırmanın Problemi 2. Araştırmanın Amacı 3. Araştırmanın Önemi 4. Sınırlılıklar

5. Varsayımlar 6. Tanımlar

1. 1. ARAŞTIRMANIN PROBLEMİ

Doğal ve insan kaynaklı afetler afeti doğrudan yaşayan bireyleri etkilediği kadar afet alanında çalışan profesyonelleri de etkilemektedir, bu nedenle önemsenmesi gereken bir konudur. Afet bölgelerinde çalışan çeşitli meslek elemanları ölümlere, yaralanmalara, zehirleyici maddelere, enkazlara, ceset kokularına, aşırı derecede yorgunluğa, açlığa, uykusuzluğa, ağlayan insanlara, travmatik öykülere maruz kalmaları nedeniyle akut stres bozukluğu, ikincil travma, travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklar açısından risk altındadır. Ancak her meslek elemanı afetin travmasından aynı şekilde etkilenmeyebilir. Profesyonellerin travmadan etkilenme durumlarının farklılaşması olayı algılama ve anlamlandırma biçimlerinden kaynaklanıyor olabilir. Bazı bireylerin travmalardan çok daha olumsuz etkilenmesi, bazı bireylerin ise travmanın etkilerini daha kolay atlatması travma ile baş etmede kişilik özelliklerinin önemli bir rol oynadığını düşündürmektedir. Bu noktada strese sebep olan durumlar karşısında direnç gösterebilme kişilik özelliği olarak bilinen psikolojik dayanıklılık kavramının incelenmesi önem kazanmaktadır. Bu nedenle afetlerde çalışan profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeylerinin bireylerin bireysel ve mesleki özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı, psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile ikincil travmatik stres düzeylerinin birbiriyle ilişkisinin olup olmadığı incelenmelidir.

(23)

Yapılan literatür taraması sonuçlarına göre çeşitli afet ve acil durumlarda çalışan profesyonellerin ikincil travmasına ilişkin araştırmalar bulunmaktadır ancak ikincil travmanın psikolojik dayanıklılıkla karşılaştırıldığı bir araştırma bulunmamaktadır.

Ayrıca bu ve benzeri konuların çalışıldığı disiplinler içerisinde sosyal hizmetin sınırlı kaldığı görülmüştür. Sosyal hizmet disiplininde afet odaklı araştırmalar da oldukça azdır. Afetin travma boyutunun araştırmacının özel ilgi alanına girmesi ve bu konuyla ilgili eksikliklerin fark edilmesi bu araştırmanın yapılma nedenleridir. Afet alanında çalışan meslek elemanlarına yönelik psikososyal destek hizmetlerinin ve sosyal hizmet müdahale modellerinin yetersiz olması bu araştırmanın problemlerindendir. Dolayısıyla afet çalışanlarına yönelik koruyucu-önleyici ve iyileştirici hizmetlerin geliştirilebilmesi için bilimsel verilere ihtiyaç duyulmaktadır. Başka bir ifade ile bu araştırmanın problemi afetlerde çalışan profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeylerinin belirli değişkenler açısından incelenmesi, afet çalışanlarının psikososyal destek hizmetlerine ihtiyaç duyduğunun ortaya koyulması ve buna yönelik geliştirilebilecek çözüm önerilerinin belirlenmesidir.

1.2. ARAŞTIRMANIN AMACI

Araştırmanın genel amacı; afet alanında çalışan profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeylerinin belirlenmesi ve bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Ayrıca profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya koyulmasıdır.

Araştırmanın alt amaçları;

Afet alanında çalışan profesyonellerin;

1. Psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve ikincil travmatik stres düzeyleri nedir?

2. Psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeyleri ile yaşları, cinsiyetleri, eğitim düzeyleri, medeni durumları ve çocuk sahibi olma durumları gibi bireysel özellikleri arasında anlamlı bir farklılık var mıdır?

3. Psikolojik dayanıklılıkları ve ikincil travmatik stres düzeyleri ile meslekleri, afet durumlarında çalışma süreleri, çalıştıkları afet alanı, afet çalışmalarında bir hafta ve bir ay içerisindeki iş yükleri, psikososyal destek alma durumları, hizmet içi eğitim alma durumları ve süpervizyon desteği alma durumları gibi mesleki özellikleri arasında anlamlı bir farklılık var mıdır?

(24)

4. Psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile ikincil travmatik stres düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki var mıdır?

1.3. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

Sosyal hizmet literatürü incelendiğinde afet odaklı çalışmaların oldukça sınırlı olduğu, afet çalışanlarına ilişkin araştırmanın ise bulunmadığı görülmüştür. Sosyal hizmet mesleğinin nihai hedefi bireyin refahının ve iyilik halinin sağlanması olduğu için afet çalışanlarına ilişkin böyle bir araştırmanın yapılmasının gerekli olduğu düşünülmüştür.

Afet durumlarında çalışanların yaptıkları işe alışmış oldukları düşünülerek onların da travmatize olabileceği çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Bu araştırmanın afet çalışanlarının ikincil travmatizasyonu ve psikososyal destek ihtiyaçları konusunda farkındalık oluşturacağı düşünülmektedir.

Bu araştırmanın afet çalışanlarının travması konusunda var olan bilgi birikimine, bu alanda çalışan meslek elemanlarına ve akademisyenlere katkı sağlaması ve psikososyal destek hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik bilimsel veri sağlaması beklenmektedir.

Araştırma sonuçlarının afet alanında çalışan kamu kurumlarına ve sivil toplum kuruluşlarına afet çalışanlarının durumlarının anlaşılması ve onlara yönelik hizmetlerin geliştirilmesi konusunda kaynak oluşturacağı düşünülmektedir.

Ayrıca bu araştırmanın afet çalışanlarının ruh sağlığının korunmasına ve iyileştirilmesine yönelik sosyal politikaların oluşturulmasına da katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

1.4. SINIRLILIKLAR

Araştırmanın tamamlanması için zamanın kısıtlı olması ve veri toplanan kurum ve kuruluşlardan tahmin edilenden daha az verinin toplanmış olması bu araştırmanın sınırlılıklarıdır.

1.5. VARSAYIMLAR

1. Katılımcıların kişisel bilgi formunu ve ölçekleri tarafsız ve samimi bir şekilde doldurduğu varsayılmıştır.

2. Örneklemin evreni doğru bir şekilde yansıttığı varsayılmıştır.

(25)

1.6. TANIMLAR

Afet Alanında Hizmet Veren Kurumlar: Araştırmanın veri toplama sürecinde destek alınan Türk Kızılay, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Afet ve Acil Durum Başkanlığı, Arama Kurtarma Dernekleri Federasyonu ve diğer kurumlardır (ACAT, AKA ve UMKE).

Afet Alanında Çalışan Profesyoneller: Doğal afetlerde veya insan kaynaklı afet ve acil durumlarda çeşitli kurum ve kuruluşlar bünyesinde afet bölgesinde hizmet veren arama kurtarma personellerini, itfaiye çalışanlarını, sağlık çalışanlarını, afet yöneticileri ve sorumlularını, afet müdahale çalışanlarını, psikologları ve sosyal hizmet uzmanlarını ifade etmektedir.

Psikolojik Dayanıklılık: Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ile ölçülen, kendini adama, kontrol ve meydan okuma olmak üzere üç alt boyuttan oluşan, afet alanında çalışan profesyonellerin stresli durumlar karşısında direnç gösterebilme durumunu ifade eden kişilik özelliğidir.

İkincil Travmatik Stres: İkincil Travmatik Stres Ölçeği Türkçe Formu ile ölçülen, tek boyuttan oluşan, afet alanında çalışan meslek elemanlarının afetin travmasından dolaylı olarak etkilenmesini açıklayan kavramdır.

(26)

2. BÖLÜM: KURAMSAL ÇERÇEVE

Çalışmanın bu bölümünde konuyla ilgili literatür taraması sonucu elde edilen kuramsal bilgilere yer verilmiştir. Bu bölüm 4 ana başlık altında toplanmıştır;

1. Psikolojik Dayanıklılık 2. İkincil Travmatik Stres

3. Afetlerde Sosyal Hizmet 4. Konu ile İlgili Araştırmalar

2.1. PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK

Bu bölümde psikolojik dayanıklılık kavramına, psikolojik dayanıklılığın boyutlarına, psikolojik dayanıklılığı etkileyen faktörlere ve afet çalışanlarında psikolojik dayanıklılığa yer verilmiştir.

2.1.1. Psikolojik Dayanıklılık Kavramı

Her birey hayatının çeşitli dönemlerinde zorlayıcı yaşam olaylarıyla karşılaşabilir. Bu olayların üstesinden gelebilmek ayakta kalabilmek için oldukça önemlidir. Her birey yaşadığı zorlayıcı olaylar sonrasında farklı tepkiler gösterir. Kimi bireyler travmatik olayların üstesinden kolayca gelemez, çok daha olumsuz etkilenir ve bu bireyler psikopatoloji geliştirmeye daha yatkındır. Kimi bireyler ise değişen şartlara daha kolay uyum sağlar, daha çabuk toparlanır hatta travmatik olaylardan yeni kazanımlar elde eder. Bireylerdeki bu farklılaşmanın bireylerin olayları yorumlama biçimleri ve kişilik özellikleriyle yakından ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Literatürde bireylerle ilgili araştırmalara bakıldığında 2000’li yıllardan önce bireylerin daha çok olumsuz yönlerini inceleyen ve bunlara çözüm arayan araştırmaların yapılmış olduğu görülmektedir. Bireylerin güçlü yönlerini inceleyen araştırmalar ise 2000’li yıllardan sonra yapılmaya başlanmıştır. Bireyin sağlıklı ve mutlu olması, bunu devam ettirebilmesi ile ilgili çalışmalar artmıştır ve bu kapsamda pozitif psikoloji ön plana çıkmıştır (Tümlü ve Recepoğlu, 2013, s. 206; Gable ve Haidth, 2005, s. 104).

Pozitif psikoloji, bireylerin yaşama en iyi şekilde adapte olmalarına, olumlu yönlerini geliştirmelerine, psikolojik sağlıklarını korumalarına yönelik çalışmalar yapan bir alandır

(27)

(Eryılmaz, 2013, s. 2). Pozitif psikolojide bireylerin zayıf yönleri yerine olumlu ve güçlü yönlerine odaklanılır (Seligman, 2002, s. 3). Psikolojik dayanıklılık da bireyin stresli durumlar karşısında direnç gösterebilme özelliğini açıkladığı için pozitif psikoloji alanı içerisinde ele alınmaktadır.

Psikolojik dayanıklılık kavramı Latince “Resiliens” kelimesinden türemiştir, esnek ve elastik olabilme, eski haline kolaylıkla dönebilme olarak ifade edilmektedir (Doğan, 2015, s. 94). Psikolojik dayanıklılık; zorlayıcı yaşam olayları karşısında kendini kolaylıkla toparlayabilme gücü, yeni duruma uyum sağlayabilme ve psikopatoloji geliştirmeme kapasitesidir. Travmatik bir olay sonrasında bireyin travma sonrası stres belirtileriyle başa çıkmasında ve günlük yaşama adapte olmasında oldukça önemli rol oynadığı ifade edilmektedir (Zara, 2011, s. 107). Kobasa (1982), psikolojik dayanıklılığı stres verici veya travmatik bir olay sonrasında kendini toparlayabilen bireylerin kişilik özelliği olarak tanımlamıştır. Bunu varoluşçu yaklaşım temelinde açıklamıştır.

Varoluşçu yaklaşımın felsefesine göre her şeyden önce insan vardır, hiçbir düşünce veya kuram insandan önce gelmez. Bireyin var oluşu kendisi dışında oluşturulmuş bir plana göre şekillenmez. Bireyin varoluşu kendi yaşamına, davranışlarına ve tercihlerine göre şekillenir. Yaşam bireylerin aldığı kararlarla doludur, kimliğini kendisi geliştirir, kendi varoluşunu oluşturur dolayısıyla birey özgürdür, davranışlarından ve seçimlerinden sorumludur. Bireyin bu sorumluluğu üzerine alması yaşamına anlam katar. Psikolojik dayanıklılığı yüksek bireyler hayatlarında ne yapmak istediğini bilen ve kolayca belirleyen, sorunları engelleyebileceklerine ya da çözebileceklerine ilişkin inançları olan bireyler oldukları için psikolojik dayanıklılıkla varoluşçu yaklaşımın temelleri birbirine oldukça benzerdir.

Kobasa ve Maddi (1987 aktaran: Terzi, 2005, s.18) psikolojik dayanıklılığın gelişmesinde çocukluk dönemi yaşantılarının oldukça önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Buna göre, anne-babalar her çocuğun tek ve biricik olduğunu kabul etmeli ve çocuklarının davranışları konusunda sorumluluk almalarını sağlamalıdırlar.

Psikolojik dayanıklılığın erken çocukluk dönemindeki gelişimi Erikson’un Psikososyal Gelişim Teorisi’nde bulunan “Bağımsızlığa Karşı Kuşku ve Utanç” gelişim döneminin özellikleriyle açıklanabilir (Pollock, 1989). Bu dönemde çocuk yürümeyi, konuşmayı ve bazı etkinlikleri kendi başına yapmayı öğrenir. Bağımsızlık ve özgüven kazanmaya başlar. Eğer anne-baba bu dönemde çocuğunu desteklerse çocukta kendine güven duygusu gelişir, ancak anne-baba çocuğun davranışlarını onaylamazsa veya aşırı koruyucu davranırsa çocuk davranışlarından utanç duyar ve kendiyle ilgili kuşkuya

(28)

düşer. Bu nedenle erken çocukluk döneminde bağımsızlık duygusu kazanmış bireyler karar verme, problemlerle baş etme, kendine güvenme ve çevrelerini kontrol altına alma gibi psikolojik dayanıklılık kişilik özelliklerine sahip olabilmektedirler (Kobasa ve Maddi, 1987 aktaran: Terzi, 2005, s.18; Pollock, 1989).

Psikolojik dayanıklılığın gelişmesinde önemli olan bir başka nokta ise aile içinde ihmal edilmiş çocukların yaşadıkları güçlüklerdir. Bu çocukların kendilerine daha iyi bir hayat kurma yeteneklerinin olabildiği ifade edilmektedir. Khoshaba ve Maddi (1999) yaptıkları araştırmada dayanıklılığı yüksek ve düşük bireyleri karşılaştırmışlardır, buna göre çocukluk dönemlerinde aile üyelerinden birinin kaybı, düşük sosyo-ekonomik düzey, hastalık geçirmek gibi stres verici olaylar yaşamak dayanıklılık kişilik özelliğinin gelişiminde rol oynamaktadır; çünkü birey stres verici olaylar karşısında dayanıklılık özelliğini ortaya çıkarmakta ve üstesinden gelmek için çaba göstermektedir.

Bireylerin travmatik olaylar yaşamasına rağmen psikososyal sağlıklarını korumuş olmaları psikolojik dayanıklılık boyutu içerisinde düşünülmelidir (Öz ve Yılmaz, 2009).

Yapılan araştırmalara göre bireyler ancak fiziksel veya ruhsal olarak stres altında hissettikleri zaman psikolojik dayanıklılık özelliklerini bu stres durumuyla orantılı olarak ortaya çıkarabilmektedirler (Galea ve diğerleri, 2003).

Psikolojik dayanıklılık kişilik özelliğinde baş etme söz konusudur, psikolojik dayanıklılığı yüksek bireyler daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürme eğilimindedir (Güngörmüş ve diğerleri, 2015, s. 9-10). Dolayısıyla psikolojik dayanıklılığın psikolojik rahatsızlıklara karşı koruyucu olduğu söylenebilir (Sakarya ve Güneş, 2013, s. 26). Koruyucu etki yapan şeyin, stresli durumları tehdit olarak algılamak yerine yeteneklerin geliştirilmesi ve güçlenmek için bir fırsat olarak algılamak olduğu belirtilmiştir. Buna göre psikolojik dayanıklılık kişilik özelliğine sahip olmak hastalık riskini %50 azaltmaktadır (Maddi, 1999a).

Psikolojik dayanıklılıkla ilgili araştırmalar 1970’li yıllarda ağırlık kazanmıştır, psikolojik dayanıklılığın araştırmalarda yer edinmeye başlamasında Kobasa (1979, s. 64)’nın yaptığı bir araştırma etkili olmuştur. 1979 yılında Kobasa psikolojik dayanıklılık kavramını ortaya koymak amacıyla İllinois belediyesinde idareci konumundaki 40-49 yaş aralığındaki 670 erkekle bir çalışma gerçekleştirmiştir. Bireylerden son 3 yıl içerisinde başlarından geçen stresli olayların ve geçirmiş oldukları hastalıkların listesini yapmalarını istemiştir. Stres düzeyi ve hastalık puanı yüksek olan bireylerle stres düzeyi yüksek ama hastalık puanı düşük bireyleri iki gruba ayırarak karşılaştırmıştır.

(29)

Araştırma sonucuna göre; stres düzeyi yüksek ancak hastalık puanı düşük olan bireylerin psikolojik dayanıklılığın boyutlarını oluşturan yükümlülük, kontrolü elinde tutma ve mücadelecilik özelliklerine sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Böylece Kobasa (1979) stres verici veya travmatik durumlarla karşı karşıya kalındığında bir direnç mekanizması olarak ortaya çıkan kişilik özelliğini “psikolojik dayanıklılık” olarak ifade etmiştir. Kobasa (1979)’ya göre strese dirençli kişiler bazı ortak tutumlara sahiptir.

Bunlar; değişime açık olma, yapılan işe kendini verebilme ve olayların kontrolüne sahip olduğuna inanmadır.

Başlarda psikolojik dayanıklılığın kişiye ait bir özellik olduğu ve doğuştan geldiği düşünülmüştür ancak zamanla bunun öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir olgu olduğu da anlaşılmıştır. Yapılan çeşitli araştırmalarda kalıtımın, çocukluk yaşantılarının ve sonraki öğrenmelerin psikolojik dayanıklılığın geliştirilmesinde etkili olduğu bulunmuştur.

2.1.1.1. Psikolojik Dayanıklılığı Yüksek Bireylerin Özellikleri

Strese direnç gösterebilen bireylerin değişime açık olmak, yapılan işe kendini verebilmek, olayların kontrolünü elinde tuttuğuna inanmak gibi bazı ortak tutumları vardır (Kobasa, 1979).

Psikolojik dayanıklılığı yüksek bireyler; mücadeleden kolayca vazgeçmez, direnir ve sonuç alana kadar çaba gösterir. Karşılaştığı güçlükleri birer fırsat olarak değerlendirir.

Zorlu bir yaşam olayıyla karşılaşsa bile kısa zamanda hayatını düzene koyup kaldığı yerden devam eder (Kavi ve Karakale, 2018, s. 57). Olumsuz durumlarla daha kolay savaşır, kötü ruh halinden daha kolay çıkar (Doğan, 2015, s. 93). Stres verici bir durumla karşılaştığında üzüntü, öfke gibi duygularını kontrol edebilir ve var olan durumu pozitif bir şekilde yeniden değerlendirerek stresli durumları yönetir (Gentry ve Kobasa, 1984). Buna göre, dayanıklı bireyler stres yaratan durumların kurbanı değil, bu durumlara etki eden ve durumun sonuçları üzerinde belirleyici olabilen, çözüm odaklı bireylerdir (Funk, 1992). Dayanıklı birey yaşadığı olumsuz durumlardan kendini kurtaramadığında ise yeni duruma adapte olur, farklılaşan düzene uyum sağlamakta zorluk yaşamaz (Doğan, 2015, s. 94). Sakin ruh hali, uyum, esneklik, mizah anlayışına sahip olma, iç kontrol odağına sahip olma, alternatif bakış açılarına sahip olma ve dini inanç psikolojik dayanıklılığı yüksek bireylerde bulunan ortak özelliklerdendir (Masten, 1986; Werner ve Smith, 1982).

Buna göre aile içi çatışma ve şiddet, boşanma, sevilen birinin veya ebeveynlerden birinin ölümü, terk edilme, ebeveynlerden birinin cezaevine girmesi, cinsel istismar,

(30)

göç, yoksulluk, bir afete maruz kalma, kaza geçirme gibi stres verici durumlar sonrasında kendini daha kolay toparlayabilen, belli bir süre sonra hayatına devam edebilen, hayatındaki değişimleri kendisi için bir fırsat olarak görebilen, zor durumlarda umutsuzluğa kapılmak yerine mücadele eden, problem odaklı baş etme stratejilerini kullanan ve yaşamı üzerinde kontrol sahibi olduğunu hisseden bireylerin psikolojik olarak dayanıklı bireyler olduğu söylenebilir.

Literatürde yapılan araştırmalarda çoğunlukla psikolojik dayanıklılığın stres, ruh sağlığı, iş doyumu, sosyal destek, benlik saygısı, kontrol odağı, tükenmişlik ve depresyon ile ilişkisinin incelendiği görülmektedir.

2.1.1.2. Psikolojik Dayanıklılık ve Stresle Başa Çıkma

Stres kavramı; bireye zor gelen, baskı, engellenme ve çaresizlik hissi oluşturan, bireyin çıkar yol bulmada zorluk yaşadığı, acı verici, mutsuzluk ve huzursuzluk duyduğu yaşam olaylarının birey üzerindeki etkisi olarak tanımlanabilir (Süzen, 2015). Stres, bireylerin tam iyilik halini tehdit eden bir durum ile karşı karşıya kaldıklarında yaşadıkları duygu durumudur da denilebilir (Lazarus, 1966). Buna göre bireyler hastalık, kaza, sevilen birinin kaybı, işten ayrılma, boşanma, afet gibi durumlar karşısında stres yaşayabilirler. Buna benzer durumlar aynı zamanda travmatik yaşam olayları olduğu için bireylerde görülen belirtiler çeşitli travmatik stres belirtileri olabilir.

Sıralanan bu durumlar evrensel stres kaynaklarıdır ancak kişilik farklılıkları da stresin etkisinin azalıp çoğalmasında etkilidir. Stres aslında bireylerin olayları algılama ve değerlendirme şekliyle ilişkilidir. Bireylerin olayları nasıl değerlendirdiği ve düşünme tarzı stresi azaltmakta veya çoğaltmaktadır (Cüceloğlu, 2016). Bazı bireyler strese karşı daha dayanıklı iken bazıları kolaylıkla etkilenebilmektedir, örneğin bir birey işini kaybettiğinde endişe duyarken bir başka birey bunu daha iyi fırsatlar için bir şans olarak değerlendirebilir, çünkü bireylerin olayları algılayış biçimi farklılaşmaktadır.

Dolayısıyla kişilik özellikleri en önemli bireysel stres kaynaklarıdır.

Literatürde psikolojik dayanıklılığın stres üzerinde tampon etkisinin olduğu ifade edilmektedir. Bu konuda Kobasa ile Folkman ve Lazarus farklı yaklaşımlar ortaya atmıştır ancak her iki teori de birbirini destekler niteliktedir. Buna göre psikolojik dayanıklılığın stres üzerindeki etkisi bilişsel değerlendirme ve başa çıkma yoluyla olmaktadır.

(31)

Bilişsel değerlendirmede dayanıklı bireylerin stres verici durumları dayanıklılığı yüksek olmayan bireylere göre daha olumlu bir bakış açısıyla değerlendirdikleri ifade edilmektedir (Kobasa, 1979). Stresi değerlendirme 3 kategoride ifade edilmektedir. 1) Tehdit edici değerlendirme: Bireye zarar verebilecek bir durumu ifade eder. 2) İkincil değerlendirme: Bireyin çevresiyle olan ilişkisini değiştirmek için çeşitli kaynakları kullanmasını ifade eder. 3) Meydan okuyucu değerlendirme: Umut ve heyecan verici durumları, bireyde gelişimin olması için gerekli değişimleri ifade eder (Lazarus ve Folkman, 1984). Bu teorilere göre psikolojik dayanıklılık ile stresli durumları tehdit edici olarak algılamamak ilişkilidir (Kobasa, 1982).

Aynı zamanda dayanıklılığın başa çıkma yollarıyla da ilişkili olduğu belirtilmektedir.

Başa çıkma, bireyin çevresinden ve kendisinden gelen istekleri ve çatışmaları kontrol etmek için kullandığı bilişsel ve davranışsal çabalarıdır (Lazarus ve Folkman, 1984).

Stresle başa çıkabilen, dayanıklılığı yüksek bireylerin genellikle problem odaklı baş etme stratejilerini kullandığı bilinmektedir. Bu tür baş etme stratejilerini kullanan bireyler önce stres verici durumu bilişsel olarak değerlendirirler ve sonrasında bu durumu ortadan kaldırmak, var olan durumu değiştirmek için harekete geçerler (Lazarus ve Folkman, 1984).

Özetle, psikolojik dayanıklılık kişilik özelliği stresli durumlara karşı direnç gösterebilme ve ruh sağlığının korunması açısından oldukça önemlidir. Psikolojik dayanıklılığı yüksek bireyler stres verici olayları olumlu bir bakış açısıyla değerlendirerek ve işlevsel baş etme yöntemlerini kullanarak ruh sağlıklarını korumaktadırlar.

2.1.2. Psikolojik Dayanıklılığın Boyutları

Psikolojik dayanıklılık Kendini Adama (Bağlanma), Kontrol ve Meydan Okuma olmak üzere 3 boyuttan oluşmaktadır. Bu alt bölümde bu boyutlara yer verilmiştir.

2.1.2.1. Kendini Adama (Bağlanma)

Kendini adama; bireyin günlük aktivitelere katılımıyla oluşan bir amaç ve anlam duygusu olarak ifade edilebilir (Sezgin, 2012, s. 490-491). Aynı zamanda bireyin kendini anlamasını, ailesine, çevresine, insanlarla olan ilişkilerine, belirli inanç ve değerlere bağlanmasını da ifade eder. Bunlar bireyin stresle baş etme sürecinde ihtiyaç duyduğu gücü kazanmasını sağlar (Terzi, 2008, s. 2). Kobasa (1982)’ya göre kendini adama, bireyin ailesine, işine ve sosyal ilişkilerine kendini tam anlamıyla dahil etmesini ve bireyin yaşamın çeşitli alanlarıyla ilgilenmesini ifade etmektedir.

(32)

Yani bireyin çocuğunun, sevdiği insanların, dahil olduğu grupların, belli bir yaşam amacının, dini inançlarının ve değerlerinin olması, belli bir konuda bilgisinin, becerisinin ve deneyimlerinin olması, kısacası bireyin güçlü yönleri psikolojik dayanıklılığın bağlanma boyutu içerisinde düşünülebilir; çünkü bireyin maddi ve manevi olarak sahip oldukları, travmatik olaylar sonrasında bireyi hayata bağlayan ve tekrar yaşamına devam edebilme gücünü sağlayan şeylerdir.

2.1.2.2. Kontrol

Kontrol; stresli durumlarla karşılaşıldığında bu durumdan olumsuz etkilenmek yerine olaylara istenen şekilde yön vereceğine inanma ve bu doğrultuda davranma olarak tanımlanabilir (Sezgin, 2012, s. 490-491). Buna göre birey hayatındaki durumları değiştirebilecek gücü kendinde bulur ve sonuçları etkileyebileceğine inanır (Terzi, 2008, s. 2). Bireyin yaşamının kontrolü elindedir ve çaresizliği kabul etmez. Birey seçimlerini özgürce yapar, motivasyonu yüksek bir şekilde yaşamına devam eder (Kayacı ve Özbay, 2016, s. 129). Kobasa (1982), kontrol boyutunu varoluşçu yaklaşımın bir parçası olarak görür; çünkü varoluşçu yaklaşıma göre her şeyden önce birey vardır ve bireyin yaşamı kendi seçimlerinden ibarettir. Bu nedenle bireyin olayların sonuçlarını etkileyebileceğine dair kontrol duygusunun olması da varoluşçu yaklaşım ile açıklanmaktadır. Kontrol boyutu öz disiplini, başarı yönelimli olmayı, motivasyonu, cesareti, güdülenmeyi, karar vermeyi ve seçim yapabilmeyi içerir (Maddi, 2004). Bu nedenle psikolojik dayanıklılığın kontrol boyutunun özgüven duygusuyla da ilişkili olduğu söylenebilir.

2.1.2.3. Meydan Okuma

Meydan okuma; değişimin hayatta olması gereken bir durum olduğuna ve ilerlemenin sağlanması için gerekli olduğuna inanmaktır (Sezgin, 2012, s. 490-491). Buna göre başarılı olabilmek için değişim şarttır, birey değişimden ve yeni şeyler denemekten korkmaz (Terzi, 2008, s. 2), karşısına çıkan güçlükleri yaşanması gereken hayat tecrübeleri olarak görür (Kobasa, 1982). Bireyler değişimi tehdit edici bir durum olmaktan ziyade gelişim için bir fırsat olarak görürler (Maddi ve Khoshaba, 1994 aktaran: Kurt, 2011, s.68). Kobasa (1982)’ya göre meydan okumada değişimle gelen yeni duruma uyum sağlamak ve bu süreci verimli geçirmek esastır. Dayanıklı bireyler değişim ile birlikte tehdit hissetmek yerine olumlu veya olumsuz deneyimlerden yeni bilgilerin öğrenilmesine önem verirler (Maddi, 1999b). Çünkü değişim, bireylerin

(33)

çevresiyle etkileşim halinde olmasını, yaşama aktif katılımı, yeni bakış açılarının kazanılmasını ve esnekliğin artmasını sağlar (Maddi, 2004).

Psikolojik dayanıklılığın bağlanma, kontrol ve meydan okuma boyutları bireyin yaşadığı durumlara karşı algısını değiştirir, olumlu bir bakış açısı geliştirilmesini destekler ve stresin etkilerinin azalmasını sağlar (Sezgin, 2012, s. 491). Yaşama karşı bağlılık hissetmeyen, olaylar karşısında kendini çaresiz ve güçsüz hisseden, değişimden korkan bireyler travmatik stresin etkileriyle baş etmede sorun yaşayabilirler.

2.1.3. Psikolojik Dayanıklılığı Etkileyen Faktörler

Psikolojik dayanıklılığı etkileyen bazı faktörler bulunmaktadır, bunlar risk faktörleri ve koruyucu faktörler olmak üzere iki başlık altında açıklanmaktadır.

Risk faktörleri olması muhtemel olumsuz sonuçları ve olumsuz yaşam şartlarını ifade eder. Dolayısıyla bu faktörler olumsuz bir durumun ortaya çıkma ihtimalini arttıracak ya da var olan olumsuz bir durumun devam etmesine sebep olacak faktörlerdir (Kirby ve Fraser, 1997 aktaran: Süzen, 2015, s.19). Koruyucu faktörler ise bir problemi ortaya çıkmadan önlemeyi ve var olan bir problemin etkisini azaltarak bireyin güç durumlar karşısında ayakta kalabilmesini sağlamaktadır (Tümlü ve Recepoğlu, 2013, s. 206).

Yani koruyucu faktörlerin psikolojik dayanıklılık düzeyini arttırdığı, risk faktörlerinin ise psikolojik dayanıklılık düzeyini düşürdüğü söylenebilir.

Yapılan araştırmalar olumsuz durumlar karşısında bireyi asıl koruyan etkenin koruyucu faktörler olduğunu ortaya koymuştur, çünkü koruyucu faktörler risk faktörlerinin olumsuz etkilerini azaltıcı yetenekleri ve davranışları içermektedir (Oktan ve diğerleri, 2011, s.141). Bu nedenle iki zıt durumu açıklayan koruyucu faktörler ve risk faktörleri psikolojik dayanıklılığı anlamada oldukça önemlidir.

Risk faktörleri ve koruyucu faktörler; bireysel, ailesel ve çevresel faktörler olarak sınıflandırılmaktadır.

2.1.3.1. Risk Faktörleri

Bireysel risk faktörleri; kaza geçirmek, erken doğum, istismara maruz kalmak, kronik bir hastalığa sahip olmak gibi zorlayıcı yaşam olayları, bireyin kendine güvenememesi, kaygılı yapısı, kendini iyi ifade edememesi (Tümlü ve Recepoğlu, 2013, s. 206), psikolojik rahatsızlıklara genetik olarak yatkın olması, şiddet ve çatışmanın olduğu bir ortamda büyümesi, sağlıksız ve parçalanmış bir ailede büyümesi olarak sıralanabilir.

(34)

Ailesel risk faktörleri; aile üyelerinin hastalıkları, boşanma, erken hamilelik, tek ebeveynlik (Gizir, 2007, s. 116), ebeveyn kaybı, aile içi şiddet ve istismar, iletişimsizlik (Tümlü ve Recepoğlu, 2013, s. 206), çocuğa karşı ilgisizlik ve ihmal şeklinde ifade edilebilir.

Çevresel risk faktörleri ise; yoksulluk, savaş, göç, doğal afetler, ihmal-istismar, şiddet (Gizir, 2007, s. 116), çeşitli travmatik durumlara tanık olma, çalışma koşulları, dışlanma, topluma uyum sağlayamama, işsizlik (Tümlü ve Recepoğlu, 2013, s. 206), eğitimsizlik, hizmetlerden yeteri kadar yararlanamama, haklarını kullanamama, çevrede olumlu rol modellerin bulunmaması olarak belirtilmektedir.

Birey psikososyal bir varlıktır bu nedenle mutlaka içerisinde bulunduğu çevreden ve yaşadığı olaylardan etkilenmektedir. Ancak zorlayıcı yaşam olayları bazı bireylerin ilerleyen dönemlerde dayanıklılık geliştirmesini de sağlayabilir çünkü stres verici olaylar bireyin yeni beceriler geliştirmesine ve olgunlaşmasına da katkı sağlayabilmektedir. Bu noktada bireylerin olayı nasıl anlamlandırdığı ya da nasıl başa çıktığı önem kazanmaktadır. Yine de bireylerde sözü edilen risk faktörleri olumsuz bir bilişsel yapının oluşmasına sebep olabilir, bu nedenle risk faktörlerinin psikolojik dayanıklılığı düşürdüğü söylenebilir.

2.1.3.2. Koruyucu Faktörler

Bireyi travmanın olumsuz etkilerinden koruyan faktörlerdir.

Bireysel koruyucu faktörler; zeka, kendini kabul etme, hayata pozitif bakabilme, olumlu mizaca sahip olma, akademik başarı, benlik saygısının yüksek olması, iç denetim odağına sahip olmak, problem çözme becerisi, iyimser olma, sosyalleşebilme, yaş ve cinsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin benlik saygısı düzeyi arttıkça psikolojik dayanıklılığın da arttığı belirlenmiştir;

çünkü bireyin kendine verdiği değer arttıkça yaşamındaki krizlerle baş etmesi kolaylaşmaktadır (Karaırmak ve Çetinkaya, 2011). Benlik saygısının psikolojik belirtilerin yordanmasında en güçlü değişken olduğu da belirtilmektedir (Erol ve diğerleri, 2000).

Sahip olunan olumlu duygular da bireyin iyi oluşunda önemli göstergelerden biridir.

Olumlu duyguların, düşüncelerin ve davranışların çeşitliliğini artırdığı, bireyin sahip olduğu kaynakları güçlendirecek yönde etki yaptığı ve bireye motivasyon gücü

(35)

sağladığı ifade edilmektedir. Ayrıca olumlu duygulara sahip bireylerin daha esnek düşünebileceği belirtilmiştir (Frederickson, 2001).

Denetim odağı, bireyin yaşamındaki olumlu ve olumsuz durumlara neyin sebep olduğuna dair inancı olarak tanımlanmaktadır (Rotter, 1966). İçsel denetim odağı yüksek bireyler, olayların kendi davranışlarından ve eylemlerinden etkilendiğine inanırlar. Dışsal denetim odağı yüksek bireyler ise, yaşamlarındaki olaylar üzerinde başka insanlar, kader, şans gibi dışsal faktörlerin etkili olduğuna inanırlar. İç denetim odağı yüksek olan bireyler var olan durumlar üzerinde daha fazla kontrole sahip olduklarını hissederler ve çabalarının daha fazla başarı getireceğine inanırlar (Karaırmak ve Çetinkaya, 2011).

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki benlik saygısı, içsel denetim odağı, öz yeterlilik, olumlu duygular ve güvenli bağlanma düzeyi arttıkça psikolojik dayanıklılık artmaktadır (Karaırmak ve Çetinkaya, 2011; Terzi, 2006).

Ailesel koruyucu faktörler; anne-babanın destekleyici olması (Gizir, 2007, s. 116), aile bağlarının kuvvetli olması (Haase, 2004), ailenin sağlıklı bir aile olması, okul hayatının ve eğitimin aile içinde desteklenmesi (Tümlü ve Recepoğlu, 2013, s. 206) olarak ifade edilmektedir. Aile ortamı insanın kendisini ait hissettiği, kendisinin farkına vardığı, psikososyal gelişiminin ve öğrenmenin başladığı ilk yerdir. Bu nedenle ailenin sağlıklı aile özelliği gösteren bir aile olması bireyin psikolojik dayanıklılığının gelişmesinde, bireysel koruyucu faktörlerin de oluşmasında önemli rol oynayacaktır.

Çevresel koruyucu faktörler ise; bireyin çevresindeki yetişkinlerle olumlu ilişkisi, akran desteği, arkadaş çevresi, bireyin dahil olduğu bir grubun olması gibi sosyal destek sistemlerinin olması, ulaşılabilir toplumsal kaynaklar (Gizir, 2007, s. 116) olarak sıralanabilir. Örneğin sosyal destekte birey kendisiyle ortak ya da benzer özelliklere sahip bir topluluğun üyesi olur ve bu topluluğun içerisinde sevildiğine inanır. Grubun içerisindeki bireyler bir güven ortamının oluşmasını sağlar ve stres verici durumlarda birey bu gruptan aldığı destekle daha kolay bir şekilde toparlanabilir (Ergun ve diğerleri, 2015, s. 328). Psikolojik dayanıklılığın artmasında sosyal desteğin çok önemli olduğu bilinmektedir. Çevresel koruyucu faktörlerde toplumun bireye sunduğu kaynakların çok ve çeşitli olması da önemlidir. Kaliteli okullar (Masten, 1994), bireyin gelişimine destek sağlayacak kurum ve kuruluşların olması, sanat ve spor faaliyetlerinin olması, mesleki eğitim olanaklarının olması (Wang ve diğerleri, 1994) bu koruyucu faktörlere örnek verilebilir.

(36)

Bu bölümde adı geçen koruyucu faktörlerin bireyin bilişini olumlu yönde etkilediği, hayata daha pozitif bakabilmeyi ve sorunlar karşısında çözüm odaklı olabilmeyi sağladığı, böylece psikolojik dayanıklılığı arttırdığı söylenebilir. Koruyucu faktörler bireyi olumsuz yaşam koşullarından, stres verici durumlardan ya da travmalardan korumaz ancak bu tür durumlarla baş edebilme noktasında güç ve destek sağlar.

2.1.4. Afet Çalışanlarında Psikolojik Dayanıklılık

Afetlerde çalışmak çalışanlar için örseleyici olabilir ancak çeşitli kaynaklarda afetlerde çalışmanın olumlu yönlerinin de olabileceği belirtilmektedir. Kimi bireyler travmatik durumlara maruz kaldıktan sonra psikolojik problemler yaşar ama buna rağmen afetlerde çalışmaya devam edebilir, hatta bireyler belli bir süre sonra duygusal ve mesleki olarak kendilerini daha iyi bile hissedebilirler. Çünkü travmatik ve zorlayıcı deneyimler bireyleri geliştirir, olgunlaştırır ve yaşama bakış açılarını olumlu yönde değiştirebilir. Acının ve travmanın bireyi olgunlaştıracağı ve bilgeleştireceği görüşü çeşitli dinlerde ve felsefi metinlerde ifade edilmektedir (Tedeschi ve Calhoun, 2004).

Varoluşçu psikologlar da bireyin yaşadığı acıların yaşamın anlamını bulmaya yardım edeceğini ifade etmektedirler (Kaya, 2015, s.45).

Psikolojik dayanıklılık ve travma sonrası büyüme birbiriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık travma sonrası büyümeyi etkilemektedir ancak travma sonrası büyüme yaşandığında da psikolojik dayanıklılık artabilmektedir. Yani bu iki durum birbirini etkilemektedir. Travma sonrası büyüme travma ile mücadele sürecinde ortaya çıkmaktadır ve travma sonrasında bireydeki olumlu değişimleri ifade etmektedir (Tedeschi ve Calhoun, 2008). Travma sonrası büyümenin yaşanması zaman alabilir çünkü bireyler travmadan sonra varsayımlarını sorgularlar ama kimi bireylerde değişim çok daha hızlı olabilir. Tıpkı psikolojik dayanıklılıkta olduğu gibi travma sonrası büyümeyi de etkileyen çeşitli faktörler vardır. Bunlar; bireyin kişisel özellikleri, önceki travma öyküsü, psikiyatrik tanı öyküsü gibi olay öncesinde var olan durumlar, bireyin olayı nasıl anlamladırdığı gibi olaya ilişkin durumlar ve olaydan sonra temel ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmaması, sahip olduğu kaynaklar, sosyal destek sistemleri gibi olay sonrasına ilişkin durumlardır (Freedy ve diğerleri, 1993).

Afet çalışanlarının travma sonrası büyüme ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri yüksek olabilir. Afetlerde çalışmanın olumlu etkileri hem bireysel düzeyde hem de mesleki düzeyde olabilir (Thoresen ve diğerleri, 2009). Afetlerde çalışmak bireysel düzeyde;

insanları kurtarmak ve mağdurlara yardım etmek çalışanlara topluma bir katkı yaptığını

(37)

ve insanlara fayda sağladığını hissettirir. İyi bir şeyler yaptıklarını düşünürler, memnuniyet ve tatmin duygusu oluşur (Bakhshi ve diğerleri, 2014; Shih ve diğerleri, 2002). Hayata ve yaşamaya daha çok değer vermeye başlayabilirler (Shih ve diğerleri, 2002), yaşadıkları topluma daha fazla bağlı hissetmeye başlayabilirler (Berah ve diğerleri, 1984) ve bu hayatta bir amaçlarının olduğu duygusu artabilir (Zinsli ve Smythe, 2009). Bir petrol platformu felaketinden sonra ceset çıkarma ekibinde yer alan polisler, bu çalışma sonrasında elde ettikleri deneyimin özgüvenlerini ve başa çıkma kapasitelerini geliştirdiğini belirtmişlerdir (Alexander, 1993).

Afetlerde çalışmak aynı zamanda bireyleri mesleki olarak da geliştirir. Çünkü bireyler travmatik ve zorlayıcı durumlarda çalışırken baş etme becerilerini geliştirirler, zorlu görevlerde çalıştıkça deneyim kazanırlar. Soliman ve diğerlerinin (1998) yaptığı araştırmada büyük bir sel felaketinden sonra çalışanların %79.7’sinin mesleki gelişimlerinin olumlu yönde etkilendiği bulunmuştur. Benzer şekilde Fukushima felaketinde görev alanların bu çalışmanın profesyonel yeterlilikleri üzerinde olumlu etki yaptığı bulunmuştur (Bakhshi ve diğerleri, 2014).

Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı afet çalışanlarının psikolojik dayanıklılık düzeyi tahmin edilenden daha yüksek olabilmektedir. Bunun yanı sıra çalışanların psikolojik dayanıklılık düzeylerinin yüksek olması bireylerin işleriyle ilgili kendilerini yetkin ve hazır hissetmeleriyle de yakından ilişkilidir. Kendini yeterli hissedenlerin travma sonrası stres belirtisi gösterme eğilimleri daha düşük olmaktadır (Brooks ve diğerleri, 2018).

Newyork’taki 9 Eylül saldırılarında çalışan sosyal hizmet uzmanlarından profesyonellik duygusu daha yüksek olanların daha az travma sonrası stres ve daha az tükenmişlik yaşadığı bulunmuştur (Adams ve diğerleri, 2008).

Afet çalışanlarında psikolojik dayanıklılıkla ilgili 3 temel faktör bulunmaktadır. İlk olarak eğitim, deneyim ve kendini yeterli olarak algılamakla psikolojik dayanıklılık ilişkilidir.

Afetlere ilişkin eğitimler almış profesyonellerin eğitimi olmayanlara ya da gönüllülere göre daha esnek oldukları belirtilmektedir. İkinci olarak sosyal destek çok önemlidir.

Bireylerin ailelerinden, sevdiklerinden ve çalıştıkları ortamdan sosyal destek alıyor olmaları olumsuz belirtileri azaltmaktadır. Üçüncü olarak ise başa çıkma yöntemleri ruhsal sağlığı doğrudan etkilemektedir. Durumun sorumluluğunu almak, var olan durumu kabul etmek ve mantıklı olan davranışları yapmak gibi problem odaklı başa çıkma yöntemleri çalışanlarda esnekliği ve dayanıklılığı arttırmaktadır (Brooks ve diğerleri, 2018).

(38)

2.2. İKİNCİL TRAVMATİK STRES

Bu alt bölümde ikincil travma kavramına, ikincil travmatik stresi açıklayan yaklaşımlara, ikincil travmatik stresin belirtilerine, ikincil travmatik stresin oluşumunu etkileyen faktörlere, ikincil travmanın psikolojik dayanıklılıkla ilişkisine ve afet alanında çalışan profesyonellerde ikincil travmatik stres belirtilerine yer verilmiştir.

2.2.1. İkincil Travma Kavramı

Birey bir kazayı, afeti, istismarı, şiddeti, ölümle karşı karşıya gelmeyi, yaralanmayı ve benzeri travmatik durumları kendisi yaşıyorsa bu durum birincil travmadır. Ancak birey bir başkasının travmasına tanık oluyorsa, travmatik olayla ilgili bilgi sahibi oluyorsa, olayın öyküsünün detaylarını dinliyorsa veya mağdura yardım etmeye çalışıyorsa yani travmatik bir durumdan dolaylı olarak etkileniyorsa bu durum ikincil travmadır.

Örneğin savaşa giden askerin, enkaz altında kalan bireyin, kazada yaralanan bireyin yaşadığı durum birincil travmadır. Yaralılara tıbbi yardım sağlayan sağlık personelinin, enkaz altında kalmış ya da bir yerde mahsur kalmış bireyleri kurtarmaya çalışan arama-kurtarma çalışanı, itfaiye çalışanı gibi meslek elemanlarının yaşadığı durum ikincil travmadır. İkincil travmatizasyon mağdur bireye yardım etmeye çalışırken ortaya çıkar, bu nedenle travma mağdurlarına yardım eden profesyonellerin kendi travmaları açıklanırken ikincil travma kavramı kullanılır.

DSM V’te Post Travmatik Stres Bozukluğu başlığı altında ikincil travmaya yer verilmiştir, yani DSM V ikincil travmayı bir tanı kriteri olarak kabul etmektedir. DSM V’e göre travmatik bir olaya birincil olarak maruz kalmanın dışında, travmatik bir olaya tanık olmak ya da olayı öğrenmiş olmak gibi dolaylı yollarla da bireyler travmatik stresi deneyimlemektedir (APA, 2013, s. 271). İkincil travmatik stres bireylerin mağdurlara yardım etme davranışı sonucunda ortaya çıktığı için “şefkat yorgunluğu” olarak da adlandırılmaktadır (Figley, 1995). Travma mağdurlarına yardım eden, insanla çalışan mesleklerde bireylerle özdeşim ve empatik ilişki kurmanın bir sonucu olarak ikincil travma deneyimlenmektedir.

İkincil travmanın ifade edilmeye başlanması ve yardım veren profesyonellerde araştırılmaya başlanması 1980’lerin başında olmuştur. Bu konunun yardım veren profesyoneller üzerinde araştırılmaya başlanması Vietnam Savaşında ortaya çıkmıştır.

Savaşta görev yapan hemşirelerin sürekli yaralanmalara ve ölümlere tanık olması sonucu birtakım irkilme tepkileri gösterdikleri ve bu tepkilerin kalıcı hale geldiği

Referanslar

Benzer Belgeler

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) yayımladığı 2018 yılı verilerine göre Türkiye, 125 bin 138 öğrenci sayısı ile yükseköğretimde dünyada

Katılımcıların üstlenilmiş travma, ikincil travmatik stres ve tükenmişlik düzeylerinin vaka yüküne göre fark- lılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde TBİÖ, TSSBÖ ve

Uyarılmışlık belirtisi dışında kalan TSSB’nin diğer temel belirtileri ve yardım alma ihtiyacı okul grubundaki erişkinlerde öğrenci ergenlere göre anlamlı olarak daha

ve di~er kuzey Türk boylar~mn ya~amlar~, sava~ç~l~~~, örf ve adetleri, giyim- leri, siyasi ve ekonomik yap~lar~~ ile ilgili pek çok ayr~nt~, Osmanl~lar öncesi genel Türk

Muzaffer ŞEKER’e, Editör, Yayın ve Danışma kurullarındaki değerli hocalarımıza ve meslektaşlarımıza teşekkür eder, bu sayının teknik ve bürokratik işlerini başarı

Araştırma kapsamına alınan sağlık personelinin travmatik olay yaşama durumlarına göre çalışanlar için yaşam kalitesi ölçeği, ikincil travmatik stres ölçeği ve

Kaya (2015) deprem bölgesinde çalışan bireylerle yürüttüğü çalışmada yine travma sonrası stres düzeyinin düşük olduğunu ortaya koymuş, Zara ve İçöz (2015) ise travma

• Öz-saygının geliştirilmesi. Stresle başa çıkmak için başvurulacak yollardan biri, özsaygının geliştirilmesidir. Özsaygının geliştirilmesi, stresle bireysel