• Sonuç bulunamadı

OPTİMUM PARA ALANI TEORİSİ VE EKONOMİK PARASAL BİRLİK “TÜRKİYE ANALİZİ”

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "OPTİMUM PARA ALANI TEORİSİ VE EKONOMİK PARASAL BİRLİK “TÜRKİYE ANALİZİ”"

Copied!
205
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER ANABİLİM DALI

ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ

OPTİMUM PARA ALANI TEORİSİ VE EKONOMİK PARASAL BİRLİK

“TÜRKİYE ANALİZİ”

Yüksek Lisans Tezi

HAZIRLAYAN Feride PUSAT

Ankara-2013

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER ANABİLİM DALI

ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ

OPTİMUM PARA ALANI TEORİSİ VE EKONOMİK PARASAL BİRLİK

“TÜRKİYE ANALİZİ”

Yüksek Lisans Tezi

HAZIRLAYAN Feride PUSAT

TEZ DANIŞMANI Doç. Dr. Filiz ELMAS

Ankara-2013

(3)
(4)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

Bu belge ile, bu tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim.(……/……/2013)

Feride PUSAT

(5)

i İÇİNDEKİLER

KISALTMALAR ... viii

TABLO LİSTESİ ... x

GRAFİK LİSTESİ ... xi

EK LİSTESİ ... xi

GİRİŞ ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM OPTİMUM PARA ALANI TEORİSİ A. Teorinin Gelişimi ... 4

1. Geleneksel Aşama (1960 – 1970)... 4

a. Fiyat ve Ücret Esnekliği ... 6

b. Üretim Faktörlerinin Mobilitesi... 7

c. Asimetrik Şoklar... 7

d. Finansal Piyasalarda Bütünleşme ... 8

e. Ekonomik Açıklık... 9

f. Ürün Çeşitliliği ... 10

g. Enflasyon Oranı... 10

h. Mali ve Siyasal Bütünleşme ... 10

2. Fayda Maliyet Yaklaşımı (1970 – 1980)... 11

(6)

ii

a. Para Birliğinden Sağlanacak Kazançlar ... 12

i. Ekonomik Etkinlikte Artış... 12

ii. Ekonomik İstikrar ve Büyüme... 12

iii. Spekülatif Sermaye Hareketleri... 13

iv. Döviz Rezervi... 13

b. Para Birliğine Üyelik Nedeniyle Katlanılacak Maliyetler... 13

i. Geçiş Maliyetleri ... 13

ii. Para Koordinasyon Maliyetleri... 14

iii. Phillips Eğrisi... 15

iv. Şokların Türü ve Benzerliği... 15

v. Entegrasyon Derecesi ... 16

3. Yeni Teoriler Yaklaşımı (1980 – 2000) ... 18

a. Para Politikasının Uzun Dönemde Etkinliği... 18

b. Kredibilite Olgusu ... 20

c. Esnek Kur Rejiminin Etkinliği ... 21

d. Tek Para ve İşgücü Piyasaları... 21

B. Teoriye Yönelik Ampirik Çalışmalar ... 22

1. Şoklarla İlgili Çalışmalar ... 22

2. Ekonomilerin Dışa Açıklık Derecesini Dikkate Alan Çalışmalar... 28

C. Türkiye İçin Yapılan Ampirik Çalışmalar ... 30

(7)

iii İKİNCİ BÖLÜM

AVRUPA PARA SİSTEMİ VE AVRUPA MERKEZ BANKASI

A. Avrupa Parasal İşbirliği Girişimleri ………..41

1. Avrupa Kömür Çelik Topluluğu, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ... 42

2. Werner Raporu... 46

B. Avrupa Para Sistemi... 47

1. Avrupa Tek Senedi Öncesi ... 48

a. Tüneldeki Yılan Sistemi ... 48

b. Avrupa Tek Senedi’nin Kabul Edilmesi ... 49

2. Avrupa Para Sistemi’nin Ortaya Çıkışı ... 50

a. ECU ... 51

b. Avrupa Parasal İş Birliği Fonu ... 52

c. Döviz Kuru Mekanizması... 52

i. Zorunlu Müdahale Sınırları (Parite Izgarası)... 52

ii. Sapma Eşiği ... 53

d. Kredi Mekanizması... 54

i. Çok Kısa Vadeli Finansman... 54

ii. Kısa Vadeli Finansman ... 54

iii. Orta Vadeli Finansman ... 54

3. Maastricht Antlaşması ... 54

a. Ekonomik Parasal Birlik Aşamaları... 55

i- Birinci Aşama... 55

ii- İkinci Aşama... 56

(8)

iv

iii- Üçüncü Aşama ... 56

b. Parasal Birliğe Giriş Kriterleri ... 57

4. İstikrar ve Büyüme Paktı... 59

5. Avrupa Para Enstitüsü ... 61

6. Kopenhag Zirvesi ... 61

a. Siyasi Kriterler... 61

b. Ekonomik Kriterler... 62

c. Üyelik Yükümlülüklerini Üstlenebilme Yeteneği ... 62

7. Lizbon Stratejisi ... 62

C. Avro Sistem ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi ... 64

1. Avro Sistem ... 64

2. Avrupa Merkez Bankaları Sistemi ... 65

a. Temel Görevleri ... 66

b. Diğer Görevleri ... 67

i. Resmi Döviz Rezervlerini Yönetmek ... 67

ii. Döviz İşlemlerini Yürütmek ... 67

iii. Döviz Kuru Politikasını Uygulamak...68

iv. Topluluk İçindeki Ödeme Sisteminin İşleyişinin Sağlanması ... 68

c. Döviz Kuru Mekanizması II ... 69

i. Hukuki Çerçeve ... 70

ii. Temel Özellikleri ... 71

d. Finansal Gözetim ... 72

e. Avrupa Merkez Bankasının Araçları ... 72

i. Açık Piyasa İşlemleri ... 73

(9)

v

ii. Merkez Bankası İmkânı ... 73

iii. Zorunlu Karşılıklar ... 73

f. Avrupa Merkez Bankasının Kurumsal Yapısı ... 74

i. Yürütme Kurulu ... 74

ii. Yönetim Komitesi ... 74

iii. Genel Konsey... 74

iv. Komiteler ... 75

g. Avrupa Merkez Bankasının Nitelikleri ... 75

i. Bağımsızlık ... 75

ii. Hesap Verilebilirlik ... 77

iii. Şeffaflık ... 77

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM AVRUPA BİRLİĞİNİN GENİŞLEME SÜRECİ VE AVRUPA PARA BİRLİĞİNE KATILIM A. Genişleme Süreci ... 79

1. Birinci Genişleme Süreci ... 80

2. İkinci Genişleme Süreci ... 82

3. Üçüncü Genişleme Süreci ... 82

4. Dördüncü Genişleme Süreci ... 83

5. Beşinci Genişleme Süreci ... 84

6. Altıncı Genişleme Süreci ... 87

B. Avrupa Para Birliğine Katılım ... 88

C. Ekonomik ve Parasal Birliğe Katılan Ülkelerin Ekonomik Göstergeleri ... 89

(10)

vi

1. İlk Dört Genişleme İle Katılan Ülkelerin Ekonomik Göstergeleri ... 90

2. Beşinci ve Altıncı Genişleme İle Katılan Ülkelere Ait Ekonomik Göstergeler a. Enflasyon Oranı ... 93

b. Bütçe Dengesi ... 95

c. Kamu Borcu ... 97

d. Faiz Oranı ... 98

e. Döviz Kuru ... 100

D. Aday Ülkeler ve Ekonomik Göstergeler... 101

1. Hırvatistan ... 101

2. İzlanda ... 102

3. Makedonya, Karadağ, Sırbistan ... 103

4. Türkiye ... 104

a. Ankara Anlaşması ve Katma Protokol... 104

b. 1999 Helsinki Zirvesi’ne Kadar Yaşanan Gelişmeler ... 106

c. Türkiye’nin Aday Ülke Statüsü ... 108

d. Brüksel Zirvesi ... 110

e. Müzakere Süreci ve Katılım ... 111

5. Aday Ülkelere Ait Ekonomik Göstergeler ... 112

a. Enflasyon Oranı ... 113

b. Bütçe Dengesi ... 114

c. Kamu Borcu ... 115

d. Döviz Kuru ... 117

e. Faiz Oranı ... 119

(11)

vii DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

TÜRKİYE’NİN AVRUPA PARA BİRLİĞİNE KATILMASININ OPTİMUM PARA ALANI TEORİSİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ

A. Veriler ... 122

B. Yöntem ... 122

C. Ekonometrik Model ... 125

D. Analiz ... 128

1. Durağanlık Testi ... 132

2. Gecikme Uzunluğu ... 135

3. Etki-Tepki Fonksiyon Grafikleri ... 137

E. Analiz Sonuçları ... 138

SONUÇ ... 151

KAYNAKÇA ... 164

ÖZET... 171

ABSTRACT... 172

EKLER... 173

(12)

viii KISALTMALAR

AAET : Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu AB : Avrupa Birliği

ADF : Augmented Dickey Fuller (Genişletilmiş Dickey Fuller) AET : Avrupa Ekonomik Topluluğu

AEA : Avrupa Ekonomik Alanı

AIC : Akaike Information Criterion (Akaike Bilgi Kriteri) AKÇT : Avrupa Kömür Çelik Topluluğu

AMB : Avrupa Merkez Bankası

AMBS : Avrupa Merkez Bankaları Sistemi APB : Avrupa Para Birliği

APİ : Açık Piyasa İşlemleri

APİF : Avrupa Parasal İşbirliği Fonu APE : Avrupa Para Enstitüsü

APS : Avrupa Para Sistemi ATS : Avrupa Tek Senedi AT : Avrupa Toplulukları BW : Bretton Woods

DKM : Döviz Kuru Mekanizması

EFTA : European Free Trade Association (Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi) EPB : Ekonomik ve Parasal Birlik

(13)

ix GSYİH : Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla

GSMH : Gayri Safi Milli Hâsıla GB : Gümrük Birliği

HQ : Hannan-Quinn Information Criterion (Hannan-Quinn Bilgi Kriteri) KOB : Katılım Ortaklığı Belgesi

MA : Maastricht Antlaşması

MDAÜ : Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri OGT : Ortak Gümrük Tarifesi

OPA : Optimum Para Alanı

RTGS : Real-Time Gross Settlement (Gerçek Zamanlı Bire Bir Mutabakat) SC : Schwarz-Information Criterion (Schwarz Bilgi Kriteri)

SDK : Sabit Döviz Kuru

TARGET : Trans-European Automated Real-Time Gross Settlement Express Transfer (Avrupa Gerçek Zamanlı Tam Otomosyana Sahip Bire Bir Mutabakata Dayalı Hızlı Mutabakat ve Transfer)

VAR : Vector Autoregression

(14)

x TABLO LİSTESİ

Tablo.1. On Beş Üye Ülkenin Ekonomik Göstergeleri... 91

Tablo.2. Parasal Birliğe Katılan Ülkelerin Avro Dönüşüm Oranları ve Tarihleri .... 93

Tablo.3.A. Üyelik Öncesi Enflasyon Oranları ... 94

Tablo.3.B. Üyelik Sonrası Enflasyon Oranları ... 95

Tablo.4.A. Üyelik Öncesi Bütçe Dengesi ... 95

Tablo.4.B. Üyelik Sonrası Bütçe Dengesi ... 96

Tablo.5.A. Üyelik Öncesi Kamu Borcu Oranı ... 97

Tablo.5.B. Üyelik Sonrası Kamu Borcu Oranı ... 98

Tablo.6.A. Üyelik Öncesi Uzun Vadeli Faiz Oranları ... 99

Tablo.6.B. Üyelik Sonrası Uzun Vadeli Faiz Oranları ... 99

Tablo.7.A. Üyelik Öncesi Ülkelerin Avro Karşısında Döviz Kurları ... 100

Tablo.7.B. Üyelik Sonrası Ülkelerin Avro Karşısında Döviz Kurları ... 101

Tablo.8. Aday Ülkelerin Enflasyon Oranları ... 113

Tablo.9. Aday Ülkelerin Bütçe Dengesi ... 114

Tablo.10. Aday Ülkeler Kamu Borcunun GSYİH’ye Oranı ... 115

Tablo.11. Aday Ülkelerin Avro Karşısında Döviz Kurları ... 117

Tablo.12. Aday Ülkelerin Uzun Vadeli Faiz Oranı ... 119

Tablo.13. APB Ülkeleri ve Yunanistan İçin Seçilmiş Verilere Ait Ortalamalar .... 129

Tablo.14. Ülkelerin Seçilmiş Verilerinin Birim Kök Test Sonuçları... 133

Tablo.15. VAR Modellemesine Göre Ülkelerin Gecikme Uzunlukları ... 135

(15)

xi GRAFİK LİSTESİ

Grafik 1. Ülkelerin Bütçe Dengelerine Ait Etki-Tepki Fonksiyon Grafikleri ... 138 Grafik.2. Ülkelerin Kamu Borcu Oranına Ait Etki-Tepki Fonksiyon Grafikleri... 142 Grafik.3. Ülkelerin Enflasyon Oranlarına Ait Etki-Tepki Fonksiyon Grafikleri... 144 Grafik.4. Ülkelerin İşsizlik Oranlarına Ait Etki-Tepki Fonksiyon Grafikleri ... 147

EK LİSTESİ

Ek.1. Roma Antlaşması’nda Yer Alan Ekonomik Hükümler... 167 Ek.2. Ekonomik Parasal Birlik Üyesi Ülkeler ve Türkiye’ye Ait Seçilmiş

Ekonomik Veriler... 172 Ek.3. Hipotez Testi Sonuçları ... 173

(16)

1

GİRİŞ

Uluslararası iktisatta parasal birlik olgusunu açıklamaya çalışan Optimum Para Alanı Teorisi R. Mundell tarafından ortaya konulmuştur. Teori temelde, bir grup ülkenin ulusal para birimlerinin değerinin, belirlenen kurlar üzerinden sabitlenmesi ve üye ülkelerin para birimlerinin değerinin, birlik dışı ülkelerin para birimleri karşısında serbest dalgalanmaya bırakılması esasına dayanmaktadır.

Mundell, bir para sahasında optimaliteyi sağlamak için fiyat ve ücret esnekliği, üretim faktörlerinin mobilitesi, asimetrik şoklar, finansal piyasalarda bütünleşme, ekonomik açıklık, ürün çeşitliliği, enflasyon oranlarının benzerliği ve mali, siyasal bütünleşme gibi koşulların olması gerektiğini belirtmiştir.

McKinnon ve Kenen Teoriye yönelik olan çalışmalarında, Fayda ve Maliyet analizini ortaya koyarak, herhangi bir bölgede oluşturulan parasal bir birliğin fayda ve maliyet analizi sonucunda optimalliğinin ortaya konulabileceğini belirtmiştir. Para birliğinden sağlanacak kazançlar, ekonomik etkinlikte artış, ekonomik istikrar ve büyüme, spekülatif döviz hareketlerinin optimum kaynak dağılımındaki olumsuz etkilerin azalması, yüksek miktarda döviz rezervine gereksinimin azalmasıdır. Ortak para biriminin basılması ve piyasaya sürülmesi için gereken idari, yasal ve donanım maliyetleri, bağımsız bir para politikası izleme olanağının ortadan kalkması, ekonomik entegrasyon derecesine bağlı olarak diğer ülkelerden kaynaklanan

(17)

2 ekonomik olumsuzluklara katlanma zorunluluğu ise para birliği nedeniyle katlanılan maliyetler olarak belirtilmiştir.

Tek bir para birimi ve tek bir ekonomi politikasının uygulanması açısından Avrupa Birliği önemli bir parasal birliktir. Avrupa Birliği’nin, ekonomik bir birliğe dönüşerek tek para sistemine geçmesi, Optimum Para Alanı Teorisi’ne yönelik çalışmaları hızlandırmış ayrıca Teoriye yönelik analiz çalışmalarına da büyük katkı sağlamıştır.

Çalışmanın amacı, aday ülke olan Türkiye’nin Avrupa Para Birliği’ne girmesinin, Birliğin bir optimum para birliği olması açısından katkılarının neler olacağını ortaya koymaktır. Bu amaçla çalışmada öncelikle optimum para alanının tanımı yapılarak bu alandaki teorik gelişimler ve ampirik çalışmalar özetlenecektir.

İkinci bölümde, Avrupa Birliği ve Avrupa Para Birliği’nin gelişimi, Avrupa Merkez Bankaları Sistemi, kurumları ve işleyiş mekanizması anlatılacak, üçüncü bölümde parasal birliğe giriş için Maastricht Antlaşması ile belirlenen kriterlere uyan ülkelerin Avrupa Para Birliği’ne dâhil olduğu genişleme süreci ele alınacaktır. Dördüncü bölümde, parasal birlikte yer alan ekonomilerin benzer olmasından hareketle arz şoklarının etkisi incelenecek ve bu çerçevede Vector Otoregressive (Vector Autoregression-VAR) yönteminin kullanıldığı model sonuçlarına yer verilecektir.

(18)

3 BİRİNCİ BÖLÜM

OPTİMUM PARA ALANI TEORİSİ

Parasal birlik, üye ülke ulusal paraları arasında konvertibiliteyi sağlamak için Sabit Döviz Kuru (SDK) sisteminin uygulandığı, cari işlemler ile sermaye hareketleri üzerindeki tüm engellerin kaldırıldığı ve sonuçta tek para biriminin geçerli olduğu ekonomik bütünleşme şeklidir. Parasal birlik, üye ülkeler arasında kişilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin serbestçe dolaştığı, ulusal paralarının sabit kurlarla birbirine bağlandığı ve tek bir para biriminin kullanıldığı ekonomik yapıdır. Parasal birliğin etkin işleyebilmesi için birliğe üye ülkelerin para ve döviz kuru politikalarını uyumlaştırarak tek bir politika ile yönetilmesi gerekir. Bu nedenle ortak para ve döviz kuru politikası parasal birliğin önemli iki unsurudur.1

Avrupa Birliği’nin temelleri 1951 yılında kömür ve çelik sektöründe ortak pazar oluşturma amacını taşıyan Avrupa Kömür Çelik Topluluğu’nu (AKÇT) kuran Paris Antlaşması’yla atılmıştır. Birlik zamanla ortak para politikasının uygulandığı başta maliye politikası olmak üzere birçok alanda üye ülke yetkilerinin Birliğe devredildiği bir yapı haline gelmiştir. Avrupa’da bir parasal birlik oluşturulması fikri esas olarak 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulduktan sonra gündeme gelmiştir.

1 Hamza Şimşek, “Optimum Para Sahası Teorisi Altında Türkiye’nin Avrupa Para Birliğine Uyumu”, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Bahar 2005, s. 53–60.

(19)

4 Optimum Para Alanı (OPA) Teorisi’ne yönelik tartışmalar, Bretton Woods (BW) Sisteminin geçerli olduğu ve uluslararası ticareti artırmak için uygun döviz kuru sisteminin ne olması gerektiği konusunda tartışmaların yaşandığı 1960’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. Temelde dış ticarette esnek veya SDK uygulanması tartışmalarından kaynaklanan OPA Teorisi, bir para birliğinin fonksiyonlarını en iyi şekilde yerine getirebilmesi için ortak para biriminin uygulanacağı bölgenin ekonomik özelliklerinin ne olması gerektiği sorusuna yanıt aramaktadır. Çalışmada OPA Teorisi bağlamında Avrupa Para Birliği (APB) ele alınmıştır, bu çerçevede öncelikle Teorinin gelişimi incelenmiştir.

A- Teorinin Gelişimi

Uluslararası iktisatta bir parasal birliğin iç ve dış ekonomik dengeyi sağlaması (optimalliği) için ekonomide olması gereken kriterleri inceleyen OPA Teorisi’nin temelleri, Robert Mundell tarafından 1961 yılında ortaya konulmuştur.2 OPA Teorisi Mundell, McKinnon ve Kenen’in çalışmaları ile gelişmiştir. Teori’nin gelişimi optimallik için belirlenen ekonomi kriterlerinin değerlendirilmesi temelinde üç aşamada ele alınabilir.

1- Geleneksel Aşama (1960 – 1970)

Mundell 1961 yılında yayınladığı “Optimum Para Alanları Teorisi”

makalesinde “optimalliği” belirli bir bölgede ekonomik istikrarı sağlayan sistem olarak tanımlanmıştır. OPA Teorisi ile üye ülkeler arasında SDK ve üçüncü ülkelerle

2 R. Mundell, “A Theory of Optimal Currency Areas”, American Economic Review, No: 51, 1961, s.

657-660.

(20)

5 ticari ilişkilerde esnek döviz kuru sisteminin geçerli olduğu bir para sahasında optimalliğin ve parasal istikrarın koşullarını ele almıştır.3

OPA Teorisi’ni Mundell, ABD ve Kanada’yı esas alan ve esnek döviz kuru sisteminin geçerli olduğu iki ülkeli bir modelle açıklamıştır. Modelde ülkeler kendi içinde doğu ve batı bölgesi olarak ikiye ayrılmış ve her iki ülkenin doğusunun sanayi mallarında (otomobil), batısının ise doğal kaynak ürünlerinde (kauçuk ürünleri) uzmanlaştığı varsayılmıştır. Talepte meydana gelen bir değişiklik sonucu, doğu bölgesinde işsizlik batı bölgesinde ise enflasyon sorunu ortaya çıkacaktır. Böyle bir durumda, iki ülkenin merkez bankası doğu bölgesinde işsizlik sorununu çözmek için para arzını genişletici, batı bölgesinde enflasyon sorununu çözmek için de daraltıcı para politikası izleyecektir. Ancak daraltıcı para politikası, batı bölgesinde enflasyon sorununu çözmeye yardımcı olurken, doğuda işsizlik sorununu artıracak aynı şekilde genişletici para politikası da doğuda yaşanan işsizlik sorununu çözmeye yardımcı olurken, batıda enflasyon sorununu artıracaktır.

Mundell, bu durumda ABD ve Kanada arasında SDK, iki ülkenin doğu ve batı bölgeleri arasında ise esnek döviz kuru sisteminin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Böylece ülkelerin batısında enflasyon sorunu, doğusunda işsizlik sorunu yaşansa bile iki ülkenin bölgeleri arasında geçerli olduğu varsayılan esnek döviz kurunun çalıştıracağı doğal uyum mekanizması sayesinde batıda enflasyon, doğuda ise işsizlik sorunu çözülebilecektir. Esnek döviz kuru sisteminde, sermayenin enflasyonun düşük olduğu alanlara, işgücünün ise işsizliğin yüksek olduğu alanlara doğru hareket ederek ekonomik dengeyi sağlamasına doğal uyum mekanizması denilmektedir. Mundell, Kanada ve ABD’ye ilişkin ortaya koyduğu model ile benzer

3 Ibid, s. 660-680.

(21)

6 ekonomik yapı ve faktör hareketliliğine sahip ülkelerin kendi aralarında SDK, üçüncü ülkelerle ekonomik ilişkilerinde esnek döviz kuru sistemi uygulanmasıyla optimum bir para alanı oluşturabilecekleri sonucuna ulaşmaktadır.4

Modeli açıklarken Mundell, bir para sahasında optimaliteyi sağlamak için belirli ekonomik koşulların olması gerektiğini belirtmiştir. Bunlar fiyat ve ücret esnekliği, üretim faktörlerinin mobilitesi, asimetrik şoklar, finansal piyasalarda bütünleşme, ekonomik açıklık, ürün çeşitliliği, enflasyon oranlarının benzer olması, mali ve siyasal bütünleşme gibi koşullardır.

a- Fiyat ve Ücret Esnekliği: Milton Friedman, 1953 yılında yayınladığı “Pozitif Ekonomi Üzerine Denemeler” makalesinde, parasal birlik kuran ülkelerde nominal fiyat ve ücret esnekliği varsa ekonomik şokun olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için uygulayacağı politikaların diğer ülkelerde enflasyon sorununa yol açmayacağını belirtmiştir.5

Mundell’in 1961 tarihli makalesinde fiyat ve ücretlerin esnek olduğu ülkelerde döviz kuru ayarlamasına gerek olmadığını belirterek aynı görüşü desteklemektedir. Para birliği oluşturmayı amaçlayan ve aralarında SDK sistemi bulunan bir grup ülkede yaşanan talep değişimi sonucu oluşan fiyat/ücret düşüşü ile işsizlik artışı, diğer grupta fiyat/ücret yükselişi sorununa neden olacaktır. Bu durumda işgücü, fiyat ve ücretlerin esnek olması nedeniyle ücretin yüksek olduğu alanlara kayacak ve böylece enflasyon sorunu olan bölgede fiyat/ücretlerin düşmesini sağlayacaktır. Sonuç olarak döviz kuru ayarlamalarına gerek kalmadan fiyat ve ücret esnekliği sayesinde ekonomik denge sağlanacaktır.

4 Ahmet Samsar, Optimal Para Alanı Teorisi Çerçevesinde Türkiye Analizi, TCMB, Ankara, Ekim 2003, s. 19–22.

5 M. Friedman, “Essays in Positive Economics”, University of Chicago Press, 1953, s. 7–16.

(22)

7 b- Üretim Faktörlerinin Hareketliliği: Mundell, para birliğinin başarısı için üretim faktörlerinin hareketliliğinin yüksek olması gerektiğini belirtmiştir. SDK sisteminde, işsizliğin yüksek olduğu bölgelerden düşük olduğu bölgelere hareket eden işgücü sayesinde, işsizlik ve ücret farklılıkları ortadan kalkacak ve dış dengesizlikler giderilecektir.

Mundell, faktör hareketliliğini açıklarken öncelikle emek faktörünü ele almıştır. Emek faktörünün bölge içinde mobilitesinin sağlanması, para alanı içindeki ülkenin karşılaşabileceği ödemeler dengesi açığı ve yüksek işsizlik sorununu çözeceğini belirtmiştir. SDK sisteminde, işsizliğin yüksek olduğu bölgelerden düşük olduğu bölgelere hareket edebilen işgücü sayesinde, işsizlik ve ücret farkları ortadan kalkacak, dış ödemeler dengesizlikleri giderilebilecektir.6 Böylece üretim faktörlerinin mobilitesiyle rekabet gücünün artırılması ve dış dengesizliklerin giderilmesi için esnek döviz kuru sistemine duyulan ihtiyaç azalmaktadır.7

c- Asimetrik Şoklar: Ekonomide yaşanan şoklar arz ve talep kaynaklı olabilir.

Talep şokları, parasal ve parasal olmayan şoklar şeklinde ikiye ayrılır. Parasal talep şokları, para arzı üzerinde gözlenen dolaylı ya da dolaysız değişimler sonucunda oluşan şoklardır. Parasal olmayan talep şokları, para arzı değişmeden sadece harcama ve vergi politikalarından kaynaklanabileceği gibi tüketim ve yatırım davranışlarının değişmesiyle de oluşabilir. Arz şokları ise teknoloji düzeyinde değişmeler sonucunda üretim düzeylerini etkileyen ya da üretim faktörlerinin maliyetlerindeki artışların sebep olduğu şoklar olarak tanımlanmaktadır.

6 Mundell, op.cit., 1961, s. 657-660.

7 Itır Özer, “Optimum Para Alanları Teorisi”, Sosyo Ekonomi Dergisi, Haziran 2007, s. 147–166.

(23)

8 Uluslararası iktisatta birbirleriyle ticari ilişki içinde olan ülkeleri etkileyen durgunluk olarak tanımlanan asimetrik şok OPA Teorisi’nde, talep kayması sonucu ekonomide meydana gelen istikrarsızlık anlamında kullanılmıştır. Ekonominin işleyiş sürecinde kamu otoritesinin uyguladığı ekonomi politikalarının dışındaki bir nedenden, örneğin bireylerin davranışlarında veya beklentilerinde meydana gelen değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan talep şokları, toplam talep eğrisinde meydana gelen kaymalar nedeniyle yaşanan ekonomik dalgalanmalardır. Mundell’e göre parasal birliğe katılmış ülkelerin benzer üretim yapılarına ve simetrik dalgalanmaya sahip olmaları birliğin optimalliği için gerekli koşullardan biridir.8 Parasal birliğin benzer ekonomik yapıya sahip ülkelerden oluşması karşılaşılan ekonomik şokların etkisini azaltmak için uygulanacak ortak ekonomi politikalarının etkinliğini de artıracaktır.

d- Finansal Piyasalarda Bütünleşme: Ingram, parasal birliğin optimum büyüklüğünün belirlenmesinde bir ekonominin sadece reel değil, finansal özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.9 Yüksek derecede finansal bütünleşme, ülkeler arasındaki nispi maliyet ve fiyat değişimlerini azaltacaktır. SDK sisteminin uygulandığı bir bölge ortaya çıkan dış ödemeler dengesizlikleri, finans piyasalarında bütünleşme sonucunda sermayenin serbestçe hareket etmesiyle

8 Mundell, op.cit., 1961, s. 657-660.

9 J. C. Ingram, “Comment: The Currency Area Problem” R. A. Mundell and A.K. Swoboda (Ed.), Monetary Problems of the International Economy, Chicago: University of Chicago Press, 1961, s.

95-100.

(24)

9 dengeye gelecektir.10 Tavlas, SDK sisteminin uygulandığı bir bölgede faiz oranları arasındaki farkların finansal bütünleşme ile giderilebileceğini belirtmiştir.11

e- Ekonomik Açıklık: McKinnon, “Optimum Para Alanları” adlı makalesinde bir para alanının optimal olmasını “tam istihdam, ödemeler dengesi ve fiyat istikrarı hedeflerine en düşük maliyetle ulaşmak” olarak tanımlamış ve para alanının optimum olabilmesi için üye ülke ekonomilerinin dışa açık olması gerektiğini belirtmiştir. Ülke ekonomisinin dışa açıklığını dış ticarete konu olan malların, toplam üretim mallarına oranı ile ölçen McKinnon, oran arttıkça ülkenin dışa açıklık seviyesinin artacağını belirtmiştir.12 Esnek döviz kuru sisteminde dış ödemeler bilançosu dengesizliği, daha fazla fiyat istikrarsızlığına neden olacağı için dışa açık bir ekonomide talep değişikliği sonucu oluşan dış ticaret dengesizliği ile ülke parasının değerinde artış/azalış meydana getirecektir. Dolayısıyla dışa açık ülkelerde dış ticaretten kaynaklanan fiyat istikrarsızlıklarının ekonomiye yansıması hızlı olacak ve döviz kuru ayarlamaları ile yapılacak müdahalelerde beklenen etkiyi sağlayamayacaktır. SDK sisteminin geçerli olduğu bir parasal birlikte ise döviz kuru istikrarlı olacağından dış fiyatlardaki belirsizlik de ortadan kalkacaktır.13

10 Y. Ishiyama, “The Theory of Optimum Currency Areas: A Survey”, IMF Staff Papers, 1975, s.

344-360.

11 G. S. Tavlas, “The New Theory of Optimum Currency Areas”, The World Economy, No: 16, 1993, s. 663-685.

12 R. I. McKinnon, “Optimum Currency Areas” American Economic Review, No:4, 1963, s. 717- 725. http://www.jstor.org/stable/1811021 ( 08.01.2010)

13 Emin Ertürk, Uluslararası İktisadi Birleşmeler: Teori ve Türkiye’nin içinde bulunduğu İktisadi Birleşme Hareketleri, İstanbul, Alfa Aktüel, 2006, s. 193-194.

(25)

10 f- Ürün Çeşitliliği: Kenen, bir ülkenin üretim/ihracatındaki ürün çeşitliliğinin fazla olmasının optimum para alanına katılmanın maliyetini düşüreceğini öne sürmüştür.14 Üretim, tüketim ve ihraç mallarında ürün çeşitliliği fazla olan ülkelerin ödemeler bilançosu dış talep kaynaklı istikrarsızlıklardan etkilenmeyecektir. Dış ticaret dengesi açık veren ya da dış talep dengesizliği sonucu ihracatı azalan bir ülkede ürün çeşitliliği düşük ise bu ülke istihdam düzeyini yükseltmek için döviz kuru ayarlamalarını tercih edecektir. Birliğe üye ülkeler üretim ve tüketim malları çeşitliliğinin fazla olması sayesinde, istihdamı diğer alanlara yönelterek döviz kuru ayarlamalarına gerek kalmadan dış ticaret açıklarını kapatabilecektir.

g- Enflasyon Oranı: Haberler15 ve Fleming16 ödemeler dengesindeki açıkların ülkelerin enflasyon oranlarındaki farklılıklardan kaynaklandığını belirtmiştir. Parasal birlik oluşturacak ülkelerin enflasyon ve işsizlik karşısındaki tutumlarının uyumlu olması dış ticaret hadlerini istikrarlı kılarak para alanının optimal olmasını sağlayacaktır.

h- Mali ve Siyasal Bütünleşme: Kenen, mali bütünleşmenin para sahasının optimalliği için gerekli olduğunu savunmuştur.17 Böylece bir ekonomik şokla karşılaşılması durumunda ödeme güçlüğüne düşen üye ülke, birliğin sağladığı fon

14 Peter B. Kenen, “The Theory of Optimum Currency Areas; An Eclectic View” In; Mundell R. A.

and A. K. Swoboda (Ed.), Problems of the International Economy, Chicago and London: The University of Chicago Press, 1969, s. 41-54.

15 G. Haberler, “The International Monetary System: Some Recent Developments and Discussions”, G. N. Halm (Ed.), Approaches to Greater Flexibility of Exchange Rates: the Bürgenstock Papers, Princeton N.J., Princeton University Press, 1970, s. 115-123.

16 M. J. Fleming, “On Exchange Rate Unification”, Economic Journal, 1971, No: 81, s. 467- 488.

17 Kenen, op.cit., 1969, s. 55-60.

(26)

11 imkânlarını kullanarak şokun etkilerini kolayca atlatabilecektir. Mongelli ise kredi mekanizmasına sahip bir parasal birlikte üye ülkelere, ihtiyaç duyduklarında finansal destek sağlanarak, ekonomik şokların yarattığı olumsuzlukları atlatmak için döviz kuru ayarlamalarına duyulan ihtiyacın azalacağını belirtmiştir.18

Mintz19 parasal birliğin optimallik koşulunun ancak siyasi isteklilik ile sağlanabileceğini söylemiştir. Parasal birlikte bölgesel olarak farklı ekonomik özelliklere sahip ülkelerin tamamı tek bir otorite altında ve aynı ekonomik politikalarla yönetilir. Bu nedenle siyasi bütünleşmede, üye ülkelerin kamu otoritelerinin desteği önemlidir.

2- Fayda Maliyet Yaklaşımı (1970 – 1980)

1970’li yıllarda OPA Teorisi’nde para sahasının optimalliğini, belirli kriterlere göre değerlendiren Geleneksel Yaklaşım yerini bir ülke ya da bölgenin para birliğine katılmasının ülke ekonomisine getireceği fayda ve maliyet karşılaştırmasına dayandıran Fayda-Maliyet Yaklaşımına bırakmıştır. Bu yaklaşıma göre, parasal birliğe katılan ülkelerin sağlayacağı kazanç ya da katlanacağı maliyetler, ülkelerin ulusal para politikası ve araçlarından vazgeçmesinin ülke ekonomisinde meydana getireceği etkiler dikkate alınarak analiz edilmelidir.

Bir ülkenin parasal birliğe girişi ile elde edeceği kazanç ve maliyetler aşağıda belirtilmiştir.

18 F. P. Mongelli, “New Views on the Optimum Currency Area Theory: What is EMU Telling Us?”

ECB Working Paper Series, No: 138, 2002, s.1-52.

19 N. N. Mintz, “Monetary Union and Economic Integration”, The Bulletin, New York University, 1970, s.33.

(27)

12 a- Para Birliğinden Sağlanacak Kazançlar

i- Ekonomik Etkinlikte Artış: Tower - Willet ve Mongelli SDK sisteminde ortak para birimi kullanılmasının, ulusal paraların birbirlerine dönüşüm maliyetini ortadan kaldıracağını, böylece mal fiyatlarına paranın dönüşüm maliyetinin eklenmesinin engelleyerek aynı malı üreten piyasalar arasında rekabeti artıracağını belirtmiştir.

Parasal birlik içinde ulusal paraların dönüşüm maliyetinin ortadan kalkmasıyla sağlanan sermaye transferi, sermaye piyasalarının entegrasyonunu artıracağından, piyasalar arasındaki rekabeti artıracak ve maliyeti azaltacaktır.20 Maliyetlerin azalmasının üretim faktörleri açısından anlamı ise optimum kaynak dağılımının sağlanmasıdır.

ii- Ekonomik İstikrar ve Büyüme: Ülkeler parasal birlik ile faiz ve enflasyon oranlarının düşük, döviz kuru riskinin az olduğu bir ekonomik ortam oluşturmayı amaçlamaktadır. SDK sistemi ile sağlanan döviz kuru istikrarı, ödemeler bilançosu açıklarını azaltarak, enflasyonun kontrolünü sağlayacak ve makroekonomik bir istikrar yaratacaktır.

Fiyat istikrarının sağlanması ekonomiye duyulan güveni artırır, piyasalarda belirsizlik azalır ve kamu borçlanmasındaki risk primi düşer. Borçlanma risk primi düşük ise faizler düşük olacağından, yatırım ve üretim kararları olumlu etkilenir ve ekonomik istikrar ve büyüme sağlanır. Birlik içi ticari ilişkilerde tek paranın kullanılması piyasada rekabet ve şeffaflığı artırarak, finans piyasalarının güçlü olmasını ve düşük faizli dış borç imkânı sağlayacağından, borçlanma maliyetini azaltacak ve güçlü ekonomiye duyulan güven sonucunda döviz kuru riski de ortadan

20 Orhan Tur, Avrupa Para Birliği: Sermaye Hareketlerinin Serbestleştirilmesi, İstanbul: Beta, 2000, s.17-23.

(28)

13 kalkacaktır. Finans piyasalarında likidite sıkıntısının olmaması finansal yapının güçlü olduğunun göstergesidir. Böyle bir ortamda ise üretim ve istihdam düzeyindeki dalgalanmalar daha az olacaktır.21

iii- Spekülatif Sermaye Hareketleri: SDK sisteminin bulunduğu parasal birlikte döviz kuru sabitleneceğinden kurlara ilişkin istikrarsızlık ve belirsizlik ortadan kalkacaktır. Böylece döviz kurlarındaki dalgalanmaların yatırım ve uluslararası ticaret üzerindeki olumsuz etkileri bir başka deyişle spekülatif döviz hareketlerinin optimum kaynak dağılımındaki olumsuz etkileri azalmış olacaktır. SDK sistemi ile sermayenin parasal birlik içinde serbest dolaşımı sağlanır ve sermaye faktörünün mobilitesi ile ekonomik entegrasyon hızlanır.

iv- Döviz Rezervi: Ishiyama, parasal birlikte SDK uygulamasının üye ülke dış ödemeler dengesizliklerinde ülkelerin döviz kuru ayarlamalarına duyacağı ihtiyacı ortadan kaldıracağını ve yüksek miktarda rezerve gerek kalmayacağını belirtmiştir.22 Ayrıca para birliğine katılan üye ülkelerin rezervlerinin ortak bir fonda toplanması uluslararası rezerv kullanımında da optimalite sağlayacaktır.23

b- Para Birliğine Üyelik Nedeniyle Katlanılacak Maliyetler

i- Geçiş Maliyetleri: Corden, parasal birlikte ülkelerin bağımsız para politikası uygulama imkânının ortadan kalkmasına ve bu nedenle oluşacak kaynak kullanım maliyetine dikkat çekmiştir. Tek para kullanımına geçişte ortaya çıkan maliyetler, ortak para biriminin basılması ve piyasaya sürülmesi için gereken idari, yasal ve

21 Utku Utkulu, “Avrupa Parasal Birliği Gerçekten bir Optimum Para Sahası mıdır?”, ESİAD, Yıl:1, Sayı:1, Güz 2005, s. 10.

22 Ishiyama, op.cit., 1975, s. 361-383.

23 Özgür Tonus, “AB’de Ekonomik ve Parasal Birlik ve Türkiye”, İKV:163, Ekim 2000, s. 48-70.

(29)

14 donanım maliyetlerinden oluşmaktadır.24 Özellikle güçlü ekonomiye sahip üye ülkeler için ortak maliyetler, parasal birlik nedeniyle katlanılması gereken kaynak transferleridir. Üye ülkelerin birliğe aktaracakları her tür transfer ülke ekonomisinin gücü ve büyüklüğü ile doğru orantılı olacağından, güçlü ekonomiye sahip bir ülke daha fazla kaynak transferi yapacak ve daha fazla maliyete katlanacaktır.

ii- Para Koordinasyon Maliyetleri: Corden, parasal birlik üyesi ülkelerde tek para kullanımının ortak para politikasına uyum zorunluluğu doğurduğunu ve üye ülkeler açısından bağımsız bir para politikası izleme olanağını ortadan kaldırdığını belirtmiştir. Üye ülkeler ödemeler bilançosu dengesini sağlamak için para politikasını belirleme ve döviz kuru ayarlama yetkilerini birlik düzeyinde bir organa aktarmaktadır. Birlik içerisinde uygulanan ortak para politikası ile gerçekleştirilen para arzı artış hızı bazı üye ülkeler için para talebini karşılayacak düzeyde olmayabilir. Bu durum, likidite sıkıntısı çeken ülkede para talebi artışından kaynaklanan yüksek enflasyon nedeniyle ücretlerde düşüş ve işsizlik oranında artışa neden olacaktır.

Ishiyama, parasal birliğe katılan ülkelerin maliye politikası yetkilerini birlik düzeyinde bir organa aktarmalarının optimallik için gerekli olduğunu belirtmiştir.25 Bir üye ülkede ortaya çıkacak ekonomik istikrarsızlığı gidermek için kabul edilen

24 Şimşek, op.cit., s. 57’den W. M. Corden, “Monetary Integration, Essays in International Finance”, International Finace Section, No: 93, Princeton University, Department of Economics, 1972.

25 Ishiyama, op.cit., 1975, s. 657-660.

(30)

15 maliye politikası birlik düzeyinde uygulanacağından tüm ülke ekonomilerini etkileyecektir.26

Parasal birlikte ulusal paraların işlem maliyetlerinin ve döviz kuru riskinin ortadan kalkmasıyla birlik üyesi ülkeler optimum kaynak dağılımını sağlar. Üye ülkelerin piyasa aktörleri ölçek ekonomisinin getireceği potansiyel faydaların yanı sıra bölgesel faktörlerin avantajlarını da kullanarak belirli üretim alanlarında yoğunlaşabilir. Üretimde ortaya çıkan uzmanlaşma, kaynak dağılımında etkinliği artırırken, aşırı uzmanlaşma optimum kaynak dağılımını bozacağından ekonomide olumsuz etkilere neden olacaktır.

iii- Phillips Eğrisi: Fleming her ülkenin işsizlik ve enflasyon oranı arasındaki ilişkiyi gösteren Phillips Eğrisi ile ülkelerin farklı tercihlere sahip olduğunu açıklamıştır.

Para birliğine katılan ülkeler para ve maliye politikası üzerindeki bağımsızlığını yitirdiği için farklı işsizlik-enflasyon oranı ile karşı karşıya kalacaktır.27 Fleming’e göre döviz kurlarının sabitlenmesi enflasyonu belirli düzeyde tutmak için katlanılması gereken işsizlik düzeyini artıracak ve böylece üye ülkeler daha da yüksek enflasyon oranına katlanmak zorunda kalacaktır.

iv- Şokların Türü ve Benzerliği: Tower ve Willet, para birliğine üye olmanın maliyetini ekonominin kaynaklarına, dış şokların türüne ve şiddetine bağlı olarak açıklamıştır. Ekonomik şokların uluslararası ya da iç piyasadan kaynaklanması durumunda elde edilecek kazançlar ya da katlanılacak maliyetler de farklı olacaktır.

Parasal birlikte yaşanan şok sonrası uygulanan ortak politikalar benzer ekonomik yapıya sahip ülkeler için daha etkin sonuçlar doğurur. Ekonomik yapının

26 Okan H. Aktan, Para Birlikleri Kuramı ve Avrupa Sistemi, Hacettepe Üniversitesi İİBF Yayınları, Ankara, 1983, s. 197.

27 Fleming, op.cit., 1971, s. 55-60.

(31)

16 benzer olması, uygulanacak politikanın ülkelerdeki makroekonomik değişkenlerin (faiz, işsizlik oranları gibi) benzer seviyelere ulaşmasını sağlayacaktır. Bunun tersine, uyumsuz ekonomiler arasında oluşturulacak para birliğindeki bir asimetrik şok ise SDK nedeniyle müdahale yapılamayacağı için yaşanan sorunları da farklılaştıracaktır.28

Mundell 197329 yılındaki makalesinde, asimetrik şok kavramını yeni tartışmalar ışığında tekrar ele almış ve parasal birliği oluşturan ülkelerin döviz rezervlerini birleştirerek döviz riskini ve böylece asimetrik şokların etkilerini azaltabileceklerini belirtmiştir.30

v- Entegrasyon Derecesi: Krugman, parasal birliğin fayda ve maliyetlerinin üye ekonomilerin entegrasyon derecesine bağlı olarak artma veya azalma eğilimi gösterdiğini belirtmiştir.31

McKinnon ekonominin dışa açıklık oranı arttıkça uzmanlaşmanın artacağını bunun ise dış ticaret kaynaklı talep değişikliklerinin üretimde oluşturduğu istikrarsızlığı engelleyebileceğini belirtmiştir.32 Parasal birlik üyesi ülkelerin dışa açıklık oranı arttıkça, ekonomiler arasındaki entegrasyon derecesi ve piyasa yapılarında şeffaflık artarak rekabeti teşvik edecek ve döviz kuru riskini azaltacaktır.

28 Tonus, op.cit., 2000, s.61-64.

29 R. Mundell, “Uncommon Arguments for Common Currencies”, In The Economics of Common Currencies, Proceedings ed. Harry G. Johnson and Alexander K. Swoboda, Cambridge, Massachusetts: Harvard University Press, 1973, s.155.

30 Ertürk, op.cit., s.199-205.

31 Paul Krugman, “Lessons of Massachusetts for EMU” In Francisco Torres and Francesco Giavazzi (Ed). Adjustment and Growth in the European Monetary Union, Cambridge University Press, 1993, s.241-269.

32 McKinnon, op.cit., 1963, s. 717-725.

(32)

17 Yüksek rekabet düzeyine sahip ekonomi dış ticaret kaynaklı asimetrik şoklardan daha az etkilenecektir.

Parasal birlik üye ülkelerin yapısal farklılıklarını azaltırken, ekonomilerde aşırı uzmanlaşma sonucu oluşan arz kaynaklı asimetrik şokları artıracaktır. Ülkelerde ekonomik entegrasyon sonucu oluşan uzmanlaşma, ekonomiler üzerinde başlangıçta pozitif etki meydana getirirken, uzmanlaşmanın aşırıya gitmesi ekonomilerin birbirinden uzaklaşması sorununu ortaya çıkaracaktır. Etkin kaynak dağılımının bozulması ise üye ülke ekonomilerinin arz kaynaklı asimetrik şoklara daha fazla maruz kalması anlamına gelecektir. Ekonomik entegrasyonun ilk aşamalarında uzmanlaşma sonucu artan ticaret ile ülkelerin gelir korelasyonları yükselirken, üye ülkelerin aşırı uzmanlaşması sonucu oluşan gelirleri arasındaki korelasyon düşmektedir. Frankel’in “Uzmanlaşma Paradoksu” olarak tanımladığı bu duruma göre aşırı derecede entegrasyon üretimde uzmanlaşmayı ortaya çıkarmakta ve sonuçta parasal birlik üyesi ülkeler arasındaki uyumu bozmaktadır.

Uzmanlaşma Paradoksu ile Frankel,33 OPA Teorisi’nde ekonominin dışa açıklık oranı ve üye ülke gelirlerinin korelasyonunu parasal birliğin getireceği faydalar açısından ele almıştır. Frankel ekonomisi dışa açık ve aralarında gelir korelasyonu yüksek olan ülkelerin parasal birlikten daha yüksek fayda sağlayacağını belirtmiştir.34 Frankel parasal bütünleşmenin uzmanlaşmayı artıracağını ancak aşırı uzmanlaşmanın ölçek ekonomisini bozucu etkisiyle arz şoklarına neden olacağını söylemiştir. Bu durum ürün çeşitliliğinde azalışa yol açarak gelir korelasyonunu

33 Jeffry A. Frankel, “No Single Currency Regime is Right for All Countries or at All Times”, Essays in International Finance, Princeton University, August 1999, s. 23-30.

34 Francesco Paolo Mongelli, “What is Euroean Economic and Monetary Union Telling Us About The Properties of Optimum Currency Areas?”, JCMS, Volume 43, N.3, 2005, s. 624.

(33)

18 düşürecektir. Frankel ikilemden kurtulmanın para alanına yeni üye girişi ve para sahasının genişlemesiyle mümkün olabileceğini belirtmiştir.

3- Yeni Teoriler Yaklaşımı (1980 – 2000)

Ekonomik ve Parasal Birliğe (EPB) ilişkin sürecin hız kazanması ve parasal birliğe geçiş için tarihlerin ortaya konulması ile OPA Teorisi’ne yönelik çalışmalar yeni bir boyut kazanmıştır. Para politikasının uzun dönemde etkinliğinin tartışılması, kredibilite olgusu, esnek kur rejiminin etkinliği ve tek para ile işgücü piyasaları gibi konulara bağlı olarak görülen teorik gelişmeler parasal birliğe katılmanın getireceği fayda ve maliyetlere ilişkin yeni tartışmaları gündeme getirmiştir.

a- Para Politikasının Uzun Dönem Etkinliği: Makro ekonomi konusundaki gelişmeler ışığında teoride enflasyonist bekleyişler ve zaman tutarsızlığı konuları tartışılmaya başlanmıştır. Enflasyonist bekleyişler, uzun dönemde enflasyon ile işsizlik arasında değiş tokuş olup olmadığını sorgulamaktadır. Mc Callum, OPA Teorisi’nde yer alan enflasyon ve işsizlik arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde, ele alınan nominal ücretlerin yerini reel ücretlerin alması gerektiğini belirtmiştir.35 Buna göre Phillips Eğrisi beklenen enflasyonu göz önüne alacak biçimde revize edilmeli ve eğri üzerindeki enflasyon etkisi de ortadan kaldırılmalıdır.

Patterson, parasal birlikte faiz oranları ve döviz kurları gibi iki temel ekonomi politikası aracı üzerindeki yetkinin ulusal otoritelerden alınması nedeniyle, ekonomide yaşanacak herhangi bir asimetrik şok durumunda, ekonomik istikrarın yeniden sağlanması için tek aracın maliye politikası olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca

“ekonomik bütünleşme gerçekleştiğinde oluşacak ücret-fiyat esnekliği ekonomideki

35 Jones Mc Callum, Monetary Economics: Theory and Policy, Macmillan Publishing Company, 1989, s. 195-214.

(34)

19 mevcut asimetrilerin azalmasını sağlar” varsayımına dayanarak, şokların etkilerinden kurtulmak için kısa dönemli istikrar tedbirlerine ihtiyaç olmadığını belirtmiştir.36 Parasal birlik üyesi ülkeler asimetrik şok sonrasında kısa dönemde başvuracakları maliye politikası araçları ile değil, uzun dönemde parasal birliğin getirdiği işleyişin sağlayacağı gelişmelerle ekonomik istikrara kavuşacaktır.

Parasal birliğin en önemli amacı, mali bütünleşme ile desteklenmiş fiyat istikrarının sağlanmasıdır. Bu amacı sağlamaya yönelik olarak parasal birlik içinde uygulanacak para politikasını destekleyecek maliye politikası, mali açıkların ve kamu borçlarının azaltılmasını ve mali disiplinin gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Uygun parasal genişlemenin sağlanması, enflasyon ve işsizlik arasındaki ters yönlü ilişkiyi de ortadan kaldıracaktır.

Ekonomik istikrarı sağlamaya yönelik olarak uygulanan para ve maliye politikalarının ekonomide yer alan tüm aktörlerin anlayacağı biçimde açıkça ortaya konması gerekmektedir. Bu konuda Lloyd, parasal birlikte uzun dönemli büyüme oranını ve istihdam düzeyini gerçekleştirecek güçlü bir ekonomiye sahip olmanın yalnızca iyi tanımlanmış bir politika karması ile mümkün olacağını belirtmiştir.37

Zaman tutarsızlığı sorunu, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla uygulanan politikaların uzun dönemde etkin olmadığı tezine dayanmaktadır. Lucas kendi adı ile anılan Lucas Kritiği’nde zaman tutarsızlığı konusunu ele alarak geleneksel ekonometri modellerinin, kısa dönemli öngörüleri tespit etmede başarılı iken uzun dönemli olanları saptamada başarısız olduğunu açıklamıştır. Lucas, öngörülerin uzun

36 Ben Patterson, European Parliament, The Coordination of National Fiscal Policies in the Context of Monetary Union, DGIV, Economic Series E-6, October 1996, s. 14-17.

37 Micheal Lloyd, European Parliament, Public and Private Investment in the EU, Economic Affair Series, ECON 113 EN, 1999, s. 5-60.

(35)

20 dönemde etkin olmamasını, kısa dönemli öngörülere dayanılarak yapılan simülasyonların uzun dönemli ekonomik konjonktür hakkında doğru bilgi vermediğini söyleyerek açıklamıştır. Öngörülen ve gerçekleşen durum arasındaki uyuşmazlık aktörlerin beklentileri çerçevesinde sergiledikleri davranış değişikliklerinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla Lucas, hükümetin politika simülasyonları yapmak için kullandığı ekonometrik modelleri potansiyel yanlışlık içereceğinden, gerçekleşen ekonomik sorunlar için değil, öngörülebilen ekonomik sorunlar için çözüm ürettiğini savunmuştur. Öngörülerin uzun vadede başarılı sonuca ulaşması politika yapıcıların öngörülerini hazırlarken, bireylerin beklentilerini ve ekonomik konjonktüre verdikleri tepkileri de dikkate almalarıyla sağlanacaktır.38 b- Kredibilite Olgusu: Bir ekonomide enflasyonla mücadelede ortaya konulan politikalardan sık sık geriye dönüş yapılması, ekonomik aktörlerin enflasyonist bekleyişlerinin artmasına neden olur. Giavazzi-Giovannini,39 böyle bir ekonominin yüksek enflasyon tuzağına düşeceğini ve bu durumdan çıkışın ancak düşük enflasyona sahip bir ülke ile oluşturulacak parasal birlik ile mümkün olduğunu belirtmiştir. Tavlas, sorun yaşamayan parasal birlik üyesinin birlik düzeyinde oluşacak ekonomik sorunlar karşısında tek başına politika uygulama özgürlüğüne sahip olmadığı için birliğin uyguladığı ortak ekonomi politikası nedeniyle diğer ülkelerde yaşanan sorunları ithal edeceğini belirtmiştir.40

38 Funda Erdoğan, Para Politikasının Zaman Tutarsızlığı ve Güvenilirlik Problemi; Türkiye Örneği, SPK, Yayın No: 63, Nisan 1997, s. 30-40.

39 F. Giavazzi and A. Giovannini, Limiting Exchange Rate Flexibility: The European Monetary System, Cambridge, Massachusetts: The MIT Press, 1989, s. 327.

40 Tavlas, op.cit., 1993, s. 663-685.

(36)

21 c- Esnek Kur Rejiminin Etkinliği: De Grauwe41 ve Krugman42 esnek kur rejiminde yapılacak müdahalelerin, dış ekonomik dengesizlikler sonucu ortaya çıkan olumsuzlukların giderilmesinde gecikmeli etki göstereceğini belirtmiştir. Esnek döviz kuru sisteminde dış ödemeler dengesizlikleri iç fiyatlara hızla yansıdığından ekonomiye yapılacak müdahalenin etkisi de daha geç ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla parasal birliğe üye ülkelerin SDK nedeniyle bağımsız bir para ve maliye politikası uygulamaktan yoksun oldukları için katlanacakları maliyet, birlik öncesi uygulanan esnek döviz kuru rejiminde yavaş işleyen müdahale süreci nedeniyle katlanılan maliyetten farklı olmayacaktır.

d- Tek Para ve İşgücü Piyasaları: Mongelli, ekonomide benzer şoklar yaşanmasına rağmen, parasal birliğe üye ülkelerin işgücü piyasalarında yer alan kurumların yapısına bağlı olarak fiyat ve ücret farklarının oluşacağını belirtmiştir.43 Örneğin karşılaşılacak bir asimetrik şok durumunda işçi-işveren sendikalarının üye ülkede etkinliği oranında politika kararlarını etkileyebilecekleri için politika sonrasında ortaya çıkacak tablolar arasında da farklılık ortaya çıkacaktır. Bir arz şoku durumunda, sendikaların etkisi ne kadar yüksek ise asimetrik şokun yıkıcı etkileri o kadar az hissedilecek ve ekonomide yaşanan olumsuzluklar da daha kısa süreli olacaktır.

Yeni teoriler yaklaşımı parasal birlikte yer alan ülkelerin, üretim faktörleri mobilitesi yüksek finans ve ticari yapıları uyumlu, dışa açıklık seviyeleri yüksek ve

41 Hüseyin M. Yüceol, Optimal Para Alanı Teorisi Üzerine Bir Değerlendirme: Teori, Uygulama ve Politika. PiVOLKA, 2004, 3(12), s.3-6’dan Paul de Grauwe, The Economics of Monetary Integration, London: Oxford University Press, 1992.

42 Krugman, op.cit., 1993, s. 241-269.

43 Mongelli, op.cit., 2002, s. 39-45.

(37)

22 ürün çeşitliliği fazla ise SDK rejimi altında iç ve dış ekonomik dengesizliklerle mücadelede katlanacakları maliyetlerin o oranda düşük olacağını savunmaktadır.

B- Teoriye Yönelik Ampirik Çalışmalar

OPA Teorisi üzerine yapılan analiz çalışmaları incelendiğinde ağırlıklı olarak iki ölçüte vurgu yaptığı görülür. Bu çalışmalardan birincisi şokların, ikincisi ise ülke ekonomilerinin dışa açıklık derecelerinin etkisini dikkate almaktadır.

1- Şoklarla İlgili Çalışmalar

Mundell OPA Teorisi’ni faktör hareketliliği, McKinnon ülkelerin ekonomik açıklıkları, Kenen mal çeşitlendirme derecesi açısından ele almıştır. OPA Teorisi konusunda bölgelerin optimal para alanı olup olmadığını test etmek için yapılan çalışmalardan bir bölümü ekonomik şokların ülkeler ya da bölgeler üzerindeki etkisini incelemiştir. Bu kritere göre, ülke ya da bölgelerin yaşadığı ekonomik şoklar arasında simetri varsa bir başka ifadeyle, ekonomide ortaya çıkan sorunların nedeni ve etkileri arasında benzerlik varsa bu ülke ya da bölgeler optimal para alanına daha yakındır. Şoklar ülkeler açısından benzer nitelikteyse, aynı tip politikalarla ekonomik kayıplar en aza indirilebilir. Ancak şoklar simetrik değilse yani ülkeler asimetrik şoklara maruz kalıyorsa, ülkeler ortak bir para politikası ile kayıplarını en aza indiremezler. Ek olarak, ülke ekonomilerinin ekonomik şok sonrası uyum sağlama hızı birbirinden farklı ise benzer ekonomik politikalar, kayıpları en aza indirmeye yardımcı olamaz.

Bayoumi ve Eichengreen ile Chadha ve Hudson şoklarla ilgili analiz çalışmalarında, talep ve arz şoku asimetrisini, şokların büyüklüğü ve şoklar sonrası ekonomilerin uyum sağlama hızına bağlı olarak ele alan ampirik çalışmalarında,

(38)

23 asimetrik şokların Avrupa üzerindeki etkilerini Avrupa’yı, Asya veya Amerika Kıtası ülkeleriyle veya ABD ve Kanada ile karşılaştırarak incelemişlerdir.

Bayoumi ve Eichengreen 1993 yılında yaptıkları analizde, toplam arz ve talep şoklarının on bir Avrupa Topluluğu (AT) üyesi ile Amerika kıtasındaki sekiz bölge üzerindeki etkilerini hâsıla ve fiyat verileri kullanarak incelemişlerdir.44 Çalışmada Blanchard ve Quah’ın45 toplam arz ve talep şoklarını tanımlayan yaklaşımı çerçevesinde her ülke için farklı yapısal VAR modeli kullanılmıştır. VAR modeli çalışmada hem şokların ayırt edilmesinde hem de ekonomilerin şoklar karşısındaki uyum hızının tespit edilmesinde kullanılmıştır. AT üyesi ülkeler için 1960 ve 1988 yıllarını kapsayan yıllık reel Gayrisafi Yurt içi Hâsıla (GSYİH) verileri kullanılmıştır. Karşılaştırma yapılabilmesi için Amerika kıtasındaki Mid-East, New England, Great Lakes, Plains, South East, South West, Rocky Mountains ve Far West bölgelerinde 1963 ve 1986 yılları için aynı değişkenler incelenmiştir. Yapılan analiz, arz şoklarının Orta Avrupa’da (Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Danimarka) yer alan AT üyesi ülkeler üzerindeki etkisinin Topluluğun diğer üye ülkeleri üzerindeki etkisinden farklı olduğunu ortaya koymuştur. Bayoumi ve Eichengreen, bu ülkeleri “çekirdek” grup olarak nitelendirmiştir. Arz şoklarının çekirdek grupta yer alan ülkeler için daha küçük olduğu, ayrıca bu ülkeler arasında aynı fiziki sınırı paylaşan ülkelerin daha çok benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir.

Talep şokları da çekirdek grupta yer alan ülkeler için arz şoklarına benzer yöndedir.

44 T. Bayoumi ve B. Eichengreen, “Shocking Aspects of Monetary Unification,” Francisco T. ve Francesco G. (Eds.), Adjustment and Growth in the European Monetary Union, Oxford, New York ve Melbourne: Cambridge University Press, 1993, s.193-229.

45 O. J. Blanchard ve Danny Quah, The Dynamic Effects of Aggregate Demand and Supply Disturbances, 1989, s. 655-673, http://www.jstor.org/stable/1827924 (18.10.2010)

(39)

24 Amerika kıtası bölgeleri için de bir “çekirdek” grup (Mid-East, New England, Great Lakes, Plains, South East ve Far West) bulunmuştur. Bayoumi ve Eichengreen, AT içindeki çekirdek grup ile Amerika Kıtası bölgeleri içindeki çekirdek grubu şokların etkileri bakımından karşılaştırdıklarında, arz şoklarının Amerika bölgeleri içindeki çekirdek grubun ekonomisi üzerinde daha az maliyetli olduğu ve ekonomilerinin arz şokundan sonra uyum sağlamalarının AT ülkelerinden daha hızlı olduğu ve Amerika kıtası bölgelerinin optimal para alanına daha yakın olduğu sonucuna ulaşmışlardır.

Bayoumi ve Eichengreen 1994 yılında yaptıkları çalışmada yıllık reel ve nominal GSYİH verilerini kullanarak toplam arz ve talep şoklarına yine VAR modelini kullanarak analiz etmiştir.46 Çalışmada Batı Avrupa’da on beş ülke, Doğu Asya’da on bir ülke ve Amerika kıtasında on üç ülke olmak üzere üç bölgeden otuz dokuz ülke seçilmiştir. Batı Avrupa için 1960–1990 yıllarını, Doğu Asya ve Amerika için 1969–1989 yıllarını kapsayan veriler kullanılmıştır. Avrupa ve Asya’nın ortalama olarak aynı büyüklükte arz yönlü şoklarla karşılaşırken, Amerika’nın iki kat daha büyük arz şoklarına maruz kaldığı, ayrıca Amerika’nın göreli olarak daha büyük talep şoklarıyla karşılaştığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Asya ülkeleri ekonomilerinin şok sonrası uyum hızlarının daha hızlı olduğu görülmüştür. Uyum sağlama hızı bakımından Asya ülkelerini, Avrupa ülkeleri ve onları da Amerika ülkeleri izlemiştir. Kuzey Avrupa ekonomilerinin ise Güney Avrupa ekonomilerine göre daha hızlı uyum sağladığı ve dolayısıyla parasal birliğin Güney Avrupa ülkeleri için daha maliyetli olduğu görülmüştür.

46 T. Bayoumi ve B. Eichengreen, op.cit., 1993, s. 193-229.

(40)

25 Bayoumi ve Eichengreen 1997 yılında yaptıkları çalışmadaAPB’nin, AT’nin bir alt kümesi olması halinde çok daha iyi yönetilebileceğini savunmuştur.47 Analizde nominal döviz kurunun değişkenliği en az olan ülkelerin optimum para alanı oluşturmada belirleyici olduğu kabul edilmiştir. Yirmi bir ülkenin arz şokları, yıllık döviz kuru verileri, ticaret bağlantıları ve ekonomik büyüklükleri veri olarak kabul edilmiştir. Bayoumi ve Eichengreen arz şokunun göstergesi olarak, ülkelerin ihracat malları kompozisyonu arasındaki farkı almışlardır. İki ülkenin birbirleriyle ticaret bağının göstergesi olarak ülkelerin karşılıklı olarak yaptıkları ihracatın GSYİH'ye oranlarının ortalaması alınmıştır. İki ülkenin ekonomik büyüklüğünün ölçüsü olarak da ABD Doları48 bazında reel GSYİH ortalamasını kullanmışlardır. 49

Çalışmada 1982 ve 1993 dönemini kapsayan veriler kullanılmıştır. Analizde ülkelerin karşılıklı ihracatlarının GSYİH’ye oranı ve ülkenin dolar cinsinden GSYİH ortalamaları bağımsız değişkenler olarak seçilmiştir.

Bayoumi ve Eichengreen döviz kuru değişkenliğini tahmin ederken Almanya’ya ait üç farklı yılı (1987, 1991 ve 1995) referans değer olarak seçmişlerdir. Analizde döviz kuru değişkenliğinin öngörü sonuçlarına “Optimum

47 T. Bayoumi ve B. Eichengreen . “Ever Close to Heaven? An Optimum Currency Area Index for Eurapean Countries,” European Economic Review, 41 (3-5), 1997, s. 761-770.

48 ABD Doları bundan sonra dolar olarak belirtilecektir.

49 Avrupa ülkeleri Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere’dir. Doğu Asya ülkeleri Avustralya, Hong Kong, Endonezya, Japonya, Kore, Malezya, Yeni Zelanda, Filipinler, Singapur, Tayvan, Tayland’dır. Amerika ülkeleri ise Arjantin, Bolivya, Brezilya, Kanada, Şili, Kolombiya, Ekvator, Meksika, Paraguay, Peru, ABD, Uruguay, Venezuella olarak alınmıştır.

(41)

26 Para Alanı Endeksi” (Optimum Currency Area Index) adını vermişlerdir.50 Analizde tüm değişkenlerin işaretleri beklenen yönde ve katsayılar istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu endekse göre Avrupa ülkeleri üç grupta toplanabilmektedir. İlk grup, düşük endeks oranı ve yüksek fayda oranına sahip olan Avusturya, Belçika, Hollanda, İrlanda, İsviçre ve Almanya’nın para birliğini oluşturacağı gruptur. İkinci grup, endeks ve fayda oranı birbirine yakın olan İngiltere, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve Fransa’nın içinde olduğu APB’ye dâhil olmak arzusunda olan ülkelerden oluşmaktadır. Üçüncü grup, yüksek endeks ve düşük fayda oranına sahip İsveç, İtalya, Yunanistan, İspanya ve Portekiz’in içinde olduğu ve APB’ye dâhil olmaktan uzak ülkelerdir.

Chadha ve Hudson AB ülkelerinin optimal para alanı oluşturup oluşturmayacağını test etmek için on dört AB üyesi ülkeyi ve buna ilave olarak Norveç, Japonya ve ABD’yi çıktı, reel döviz kuru ve fiyatlar seviyesi verilerini kullanarak yapısal VAR modeli ile tahmin etmişlerdir.51 Çalışmada yapısal VAR modellemesini kullanarak talep ve arz şokları ayrıştırılmıştır. Bu modelleri talep veya arz şoklarının reel çıktı ve fiyat dalgalanmalarında etkin olup olmadığı, arz şoklarının AB ülkeleri için ne oranda korelasyon içerdiği ve talep - arz şoklarına reel çıktının ve fiyatların hangi oranda benzer tepkiler verdiği sorularına yanıt aranmıştır. Çalışmada, para birliğine katılmak isteyen bir ülkenin Almanya’nın içinde bulunduğu bir birliğe katılmasının o ülke için çok daha kazançlı olacağı varsayımından hareketle, Almanya

50 OCA Index maliyet fayda karşılaştırması yapılarak para birliğine giren ülkelerin sağlayacağı fayda ya da katlanacağı maliyeti gösteren öngörü sonuçlarıdır. Yüksek endeks değeri düşük fayda oranını, düşük endeks yüksek fayda oranını göstermektedir.

51 J. S. Chadha ve S. L. Hudson, “The Optimum Currency Area Case for EMU: A Structural VAR Approach”, University of Southampton Discussion Papers, No: 9815, 1998. s. 1-24.

(42)

27 referans ülke olarak seçilmiştir. Almanya’nın içinde bulunacağı bir birlikte Almanya’nın tercihlerinin, oluşturulacak politikalarda topluluk üyesi ülkeler üzerinde etkili olacağı varsayılmıştır. GSYİH büyüklüğüne ve enflasyona dayalı olarak yapılan analizde birçok topluluk üyesi ülkenin GSYİH büyüklüğü ve enflasyon oranı Almanya ile anlamlı bir korelasyon içermektedir.

Chadha ve Hudson, reel döviz kuru değişmelerini ve enflasyonlarını karşılaştırarak AB üyesi ülkelerin Almanya’dan ekonomik anlamda uzaklıklarını hesaplamıştır. Hesaplanan bu üç seriden en küçük rakamları elde eden ABD, Avusturya ve Fransa’nın ekonomik anlamda Almanya’ya en yakın ülkeler olduğu ve bu ülkeler açısından Almanya ile oluşturulacak parasal birliğin minimum bir maliyet içereceği sonucuna ulaşılmıştır. Chadha ve Hudson son olarak her bir üye ülkenin Almanya ile olan arz şoku korelasyonuna bakmış, Fransa dışındaki bütün yüksek endüstrileşmeye sahip ülkelerin Almanya ile en yüksek korelasyona sahip olduğu sonucuna varmıştır. Ayrıca, çıktı ve reel döviz kuru dalgalanmalarının reel şoklar tarafından şekillendiği düşüncesinden hareketle yapılan analiz sonucunda, Hollanda, Danimarka, Fransa ve Avusturya göreli olarak Almanya’ya yakın çıkmıştır.

Kouparitsas, ABD’nin optimal para alanı olup olmadığını analiz etmek için ABD’den sekiz bölge (New England, Mideast, Great Lakes, Plains, Southeast, Southwest, Rocky Mountains ve Far West) seçmiştir. Ulusal tüketici fiyat endeksinden elde edilmiş olan ve 1969–1998 yılları arasında çeyreklik verileri kapsayan gelir verilerine Baxter-King filtresi uygulanarak bölgesel konjonktürel dalgalanmalar tahmin eilmiş ve ABD’nin bölgelerinin ortak kaynaklara sahip olduğu ve şoklara verdikleri tepkilerin de benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kouparitsas daha sonra ABD para politikası şoklarının ABD bölgeleri üzerindeki toplam etkisini belirlemek ve ölçmek için VAR modeli kullanarak bir

(43)

28 analiz daha yapmıştır. Her bir bölge için oluşturulan VAR modeli, dünya petrol fiyatlarındaki beklenmedik değişmelerin etkilerini, toplam ABD gelirini, bölgesel geliri ve ABD para politikasının bölgelerin faiz gelirinin üzerindeki etkileri 1969–

1998 yılları arasında çeyreklik veriler kullanılarak analiz etmiştir. ABD bölgeleri üzerindeki şokların büyük bir bölümünün ortak nitelikte şoklar olduğu yani aynı kaynaktan geldiği sonucuna varılmıştır. ABD bölgelerinin konjonktürel dalgalanmaları birbiriyle yüksek bir korelasyon içerdiğinden, ABD bölgelerinin optimal bir para alanı oluşturdukları ileri sürülmüştür.

2- Ekonomilerin Dışa Açıklık Derecesini Dikkate Alan Çalışmalar

McKinnon 1963 tarihinde, ülkelerin dışa açıklıkları arttıkça, talep şoklarından kaynaklanan üretim dalgalanmalarının dolayısıyla ülkelerarası uyumsuzluğunun azalacağı hipotezini geliştirmiştir.

Bofinger, AT üyesi ülkelerin (Belçika, Danimarka, Fransa, Yunanistan, İngiltere, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz ve İspanya) sadece 1991 yılı için ekonomik açıklıklarını hesaplamış52 ve AT üyesi ülkelerin birçoğunun yüksek oranda dışa açıklığa sahip olduğu sonucuna varmıştır.53

Frankel ve Rose, daha fazla entegrasyon daha fazla ticaret doğurur ve daha fazla ticaret, daha yüksek korelasyon içeren konjonktürel dalgalanmalara sebep olur yönünde bir hipotez geliştirmiştir.54 Bu hipotezi test etmek üzere yirmi sanayileşmiş

52 Bofinger, ekonomik açıklığı şu şekilde hesaplamıştır: (İhracat + İthalat)/2’nin GSYİH içindeki oranı.

53 P. Bofinger, “Is Europe an Optimum Currency Area?”, Center for Economic Policy Research Discussion Paper Series, No: 915, 1994, s. 24-35.

54 J. A. Frankel ve A. K. Rose. “The Endogeneity of the Optimum Currency Area Criteria,” NBER Working Papers, 5700, Revised Draft, 1997, s. 21-22.

(44)

29 ülke için 1959–1993 yılları arası ikili ticaret ve nominal GSYİH verileri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda ülkelerarası ikili ticaret yoğunluğu derecesi ile ülke ekonomilerinin benzerliği arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca artan ülkelerarası entegrasyonun, yüksek uyum içeren dalgalanmalara sebep olduğu ve dolayısıyla birbirleriyle yakın ticaret bağı olan ülkelerin konjonktürel dalgalanmaları arasındaki korelasyonun daha yüksek olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Mkenda, Doğu Afrika Topluluğu’nun (Kenya, Tanzanya ve Uganda) optimal para alanı oluşturup oluşturmadığını araştırmıştır. Ekonomik açıklığı test etmek üzere 1991–1999 dönemi için, üç ülkenin bölge içi ticaretlerinin GSYİH içindeki payları ve toplam ticaretin GSYİH içindeki payları hesaplanmıştır. Üç ülkenin de GSYİH’si içinde bölge içi ticaretin düşük pay oluşturduğu ve Doğu Afrika Topluluğu içindeki ülkelerin birbirleriyle olan ekonomik açıklıklarının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Daha sonra Mkenda, toplam ticaretin GSYİH içindeki payını kullanarak Doğu Afrika Topluluğu’nun tüm dünya ile olan ekonomik açıklığını incelemiştir. Kenya’nın Tanzanya ve Uganda’ya göre daha fazla dışa açık olduğu sonucuna ulaşılmış ancak, Doğu Afrika Topluluğu’nun henüz para birliği oluşturmaya hazır olmadığı ve OPA Teorisi’nin kriterlerinden sadece birisi olan ekonomik açıklık kriterine bakarak Doğu Afrika Topluluğu’nun optimal para alanı olmadığı değerlendirmesini yapmıştır.55

Yapılan ampirik çalışmalarda, OPA Teorisi’nin kriterlerinden biri olan ülkelerin ekonomik açıklığı için, eğer ülkeler ekonomik açıklığa sahipse para alanı oluşturabilirler veya para alanına dâhil olabilirler sonucuna ulaşılmıştır. Göreli olarak

55 Beatrice K. Mkenda, “Is East Africa An Optimum Currency Area?” Working Papers in Economics, Vol. 41, 2001, s. 4

Referanslar

Benzer Belgeler

Türkiye ile AB arasında kurulan gümrük birliğinin uygulama koşullarının düzenlendiği 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca, Gümrük Birliği'nin

A machine learning based approach for intrusion prevention using honeypot interaction patterns as training data. Explorative techniques and vulnerability assessment

(36) boğalarda tris sulandırıcısında kısa süreli saklamada %10 bal grubunda en düşük canlılık bildirirken en yüksek canlılığı %2.5 bal ilaveli gruplarda

Bu çalışmanın temel amacı, nepotizm (kayırmacılık) ile yenilik ve yetenek yönetimi arasındaki ilişkiyi inceleyerek nepotizmin yenilik ve yetenek yönetimi üzerine

Okul öncesi dönemin erken öğrenme açısından önemi düşünüldüğünde, mahremiyete ilişkin bilgi, beceri ve davranışların bu dönemde kazandırılması,

Tasarım kalitesinin ürün ve süreç kalitesi olmak üzere iki boyutta incelenmesinin sonucunda ta- sarım kalitesini etkileyen faktörler; tasarım or- ganizasyonunda proje

Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Türkiye’de Çalışma Hayatında Kadının Yeri ve Kadın İşsizliği (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul

Kaynak ile kuyunun merkezleri (-2,0) B (2,0) da bulunan Rankine ovalinin etrafında v nin X'e göre değişimi ... Delikli Rankine ovalinin dış cidar potansiyel çizgileri ...