YECDER KiTAPLARI 3
. . .
CAMI MERI<EZLI HAYAT
YECDER III. ULUSAL DİN GÖREVLİLERİ
SEMPOZYUM TEBLİGLERİ
(13 MAYIS 2012 -İSTANBUL)
Copyright© Yecder, 2013
Bu eserin tüm yayın haklan Yunus Emre Camii Külliyesi Eğitim ve Kültür Derneği'ne aittir. Eserde yer alanmetin ve resimlerin Yunus Emre Camii Külliyesi Eğitim ve Kültür Derneği'nin önceden yazılı izni olmaksızzn elektronik, mekanik, fotokopi ya da herhangi bir kayıt sistemi ile çoğaltzlması, yayımlanması ve depolanması yasaktır.
Kitabın Sahibi
Mehmet Keskin 1 Sarıgazi Yunus Emre Camii İmam Hatibi Yayma Hazırlayan
Şadettin Göksu /DKAB Öğretmeni Redaksiyon
Ayşe Umurbek/DKAB Öğretmeni Görsel Tasarım
Yüksel Yücel
ISBN: 978-605-62091-1-6
Yayın Numarası: 3
Basım Tarihi: Mart 2013
Basım Yeri: Pelikan Basım
· Gümüşsuyu Caddesi Odin İş Merkezi No:28/l Topkapı 1 İstanbul
Tel.:0212 613 79 55
http://www.pelikanbasim.com
Sarıgazi Yunus Enıre Camii Külliyesi Eğitim ve Kültür Derneği
Meclis Mahallesi, Cemal Gürsel Caddesi, Yunus Sk. No: 2 Sarıgazi - Sancaktepe / İSTANBUL
Tel: 0216 621 17 57
www.yecder.org - [email protected]
24 Cami Merkezli Din Eğitimi
haline getirmek durumunda değiliz. Caminin mimarisinden tutun her şeyi değişıniştir bugüne kadar. Yani Peygamber Mescidi'nin benzeri olsun diyen hiç kimse kalmamıştır. Yani üstü açık olsun diyen yok, üstü ağaç dallanyla örtülü olşun diyen de yok. Üzerinde kubbe olsun diyen de yok. Çok şeyler değişmiştir. Demek ld bir medeniyet kendisini kurarken, camisine de şeldl vermiştir. Bu bakımdan cami konusunu konuşurken haldl<aten dikkat etme- miz gerekiyor, pek çok özellik olduğunu hatırlamarruz icap ediyor. Onun için
caınileriınizin mimarisi de son derece önemlidir. Bunu da konuşmal< lazım.
Sadece hizmet alanı olarak böyle bir cami mantığı dışında, işte fonksiyonlar diyoruz, onlar açısından camileri ele aldığımızda, mimarisi ona göre şeldl
lenmeli. Bunu da konuşmalıyız diye düşünüyorum. Zaten arkadaşlarımız da gerekli şeyleri bu konularda sizlere söyleyeceklerdir. Ben zamanı geçirmeden sözü Milirab Minher Kürsü Eksenli Din Hizmetleri konusunda konuşmalarını
yapmal< üzere Prof. Dr. Ramazan Altıntaş arkadaşıma bıralayorum.
2. MİHRAB MİNBER KÜRSÜ EKSENLi DİN HİZMETLERİ:
"MAHİR İZ HOCA ÖRNEGİ"
Prof. Dr. Ramazan ALTINTAŞ
Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
GİRİŞ
Bu tebliğde, "Mahir İz" Hocamızın mihrab, minher ve kürsü bağlamında
önerdiği cami odaklı din hizmetleri nasıl olmalıdır? sorusuna cevap arana-
caktır.
Bir din hizmetleri gönüllüsü olan hocamızın cami odailli din hizmetleri projesi, hala güncelliğini korumal<tadır. Hocamızın önerileri, camiyi haya-
tın merkezine taşımaya katkıda bulunacak, cami-toplum ilişkilerine yeni
açılımlar getirecektir, diye düşünüyorum
A. DİNİ HAYATIN MERKEZi: "CAMİ"
Mürninleri toplayan, bir araya getiren ve birleştiren manasma gelen cami, hayatın merkezidir. Bilindiği gibi cami, Asr-ı Saadet'ten başlayaral< 14
asır, bütün İslam diyarında, Müslümanların ibadet, ilim ve meşveret durağı olmuştur. ibadet için toplanan cemaat, din ilmini de orada öğrenir, dün- ya işlerini de orada görür çözümlerdi. Müslümanların hayatında cami, çok fonksiyonlu işlem gören bir dini müessese haline gelmiştir.
Her ne olursa olsun, İslam'da cami, hayatın merkezidir. İslam tarihin- de bu manada Mekke, Medine ve Kudüs eksen şehir hüviyetini korumuş,
Müslümanlar için model şehir olmuştur. Buradan hareketle ortaya çıkan
İslam şehir geleneğinin merkezinde, cami vardır. Cami aynı zamanda bir olan Allah'ı temsil eder; saraydan bedestene, medreselerden harnarnlara
varıncaya kadar diğer bütün müesseseler, caminin etrafında kurulmuştur.
Bu bir külliye biçimidir. Başta yönetim merkezleri olmak üzere, medrese- ler, bedestenler, şifahaneler, hanlar-hamamlar vb. hepsi de ruhen camiden
kopmamışlardır.
Mahir İz Hocamızında ifade ettikleri gibi dünya işleri çoğalıp dağıldıkça, cami, ancak ibadet ve ilim merkezi olarak kalmıştır. Özellikle Asr-ı Saadet'te camide yürütülen hizmetlerin her biri, daha sorıra ayrı bir müessese haline
gelmiştir. Bu da doğal olaral< şartların getirdiği bir sonuçtur. Burada Mahir İz Hocamızın işaret ettikleri bir husus var. O şöyle diyor: "Dünyaya ait bilgi- ler genişleyip, ihtisasa doğru gittikçe, camiye bağlı eğitim kurumları işlevi
ni kaybetıniş, fenni tedrisat için ayrı mektepler açılmıştır. Eğer bu ayrılık ya-
pılmayıp fen dersleri medrese programına girmiş olsaydı, "Tevhid-i Tedrisat Kanunu" dinin lehinde yürürlüğe girmiş olacak, böylece din-dünya işleri
bir arada öğretilecekti". Mahir Hoca'ya göre, eskilerin iyi niyetle yaptıkları
bu hata, beraberinde tedrisatta ayrılığı getirmiştir. Bu sebeple bugün cami- lerimiz; ibadet, va'zü nasihat, mukabele ve mevlid okuma gibi hizmetlerle
sınırlandırılriııştır.
B. CAMİDE BULUNAN MAKAMLAR
Camide üç mal<am vardır: Mihrab, Minher ve Kürsü.
Bu üç makam, cami eksenli yürütülen din hizmetlerinin uygulama ala-
nıdır. Her birisi, eğer al<tif hale getirilirse hala önemli hizmetler verınede vasıta olmaya devam edecektir.
26 Cami Merkezli Din Eğitimi
a.Mihrab
-Mihrab, ilirnde mütebahhir, muktedabih, yani otorite olan "imamın" gö- rev yaptığı mekandır. Burada hizmet yapan kimse, nefis, şeytan ve heva ile mücadele etineli ve manevi bir önder olarak dünya meşgalelerinden ve dü-
şünce dağınıklığından tamamen soyutlanmalıdır.
İslam literatüründe imam, hem namazda ve hem de topluma din ve dün- ya işlerinde yol gösteren, mürşit ve önder demektir. Bu bağlamda Mahir İz Hocamız, imam, sadece camide değil, cami dışı din hizmetlerinin de ön- deri ve öncüsü olmaP-dır, der. Geleneğimizde bu işleri yürüten ldmselere
"hademe-i hayrat" denir. Hayrın hizmetkarları manasma gelir. Mahir İz Ho-
camızın tasavvur ettiği gönüllü din hizmetleri görevlisi, salt caminin içiyle yetinniemeli, geniş yelpazeli
din
hizmetlerini caminin dışındaki insanlara da götürmelidir. Bir nevi o, bulunduğu alanda sosyal nafilelere ağırlık veren bir ldmse olınalıdır. Çünkü önder konumunda bulunan imam, çok önemli bir kamu hizmeti görmektedir. Yerine göre o, hastanın ilacını, fakirin odun ve kömürünü tedarik etmeli, sokal<ta engeliiierin sorunlarıyla yalrmdan il- gilenmeli, düğün salonlarında ahlak konulu konuşmalar yapmalı ve çev- reye duyarsız olanların öğretmeni olınalıclır. İmam, bütün bu sosyal aktivi- telere öncülük yapan yüc~ bir şahsiyettir. Sorumluluğu bu kadar çok olan bir maneviyat önderinin insanlardan maddi anlamda gelecek her şeye kar-şı müstağni bir edatakınması gereldr. Toplumumuz için bir güven unsuru olan din görevlilerirnizin, Mahir Hocamıza göre, maddi durumları da çok iyi
düzerılenmelidir.
Mihra}Jta hizmet verecek olan imarrılarırnız her yönüyle "örnek bir mo- -del" olmalıdır. Mahir İz'in vurguladığı gibi, mihrab hizmetlerinde bulu- nacaiz imamlar, mürşit makamında olduldarı için üstün nitelilderle do-
nanmalıdırlar. Bu konuda O, şu teldiflerde bulunmuştur: Özellilde selatin
canıilerin ve büyük şehirlerde ulu camiierin imarnet görevini ifa edecelderin seçiminde azami itina ve titizlik gösterilmelidir. Buralarda imamlık yapacak olan ldmselerde şu özellilder aranmalıdır:
"İmamlar, sesi gür ve güzel, kıraat ve tecvidi düzgün, bilgili, giyim-ku-
şam ve temizliğe özen gösteren, valmr bir duruş sergileyen vasıflardald ehil ldmseler arasından seçilmelidir."
"Din ve Cemiyet" adlı eserindeMahir İz Hocamız "mihrabiye" terimi üze- rinde durur. Ona göre, mihrabiyeden maksat, alıkam-ı Kur'aniyeyi hatırlat
maktır.
İmamlarımız, iş vakitlerinin dışındaki namazların sonunda, ahlak ve sosyal konulara dair ayetlerden oluşan bir aşr-ı şerif okumalıdırlar. Bu ayet- ler sadece metin olarak okunmamalı, arkasındcin mutlaka meali verilmeli ve kısa bir açıklaması yapılmalıdır. Böylece cemaatin Kur'an kültürü artmış
olacaktır.
· Bir diğer önemli husus da, tilavet ve açıklama, bir mihrabiye okunacal<
zamanı aşmamalıdır. İmamlarımız, cemaatine bıkkınlık ve sıkıntı getirecek davramşlardan uzal< durmalıdır. İşte, eğer, okunan ayetlerin manası anlatı
lırsa, amel, arnel-i salih olur.
imarnet vazifesi ile görevli zat, caminin temizliğinden sorumludur. Bu ifadeden kastedilen şey, illa temizlik iş!ni imarnın yapacağı anlamına gel- mez .. Bu konuda farklı çözüm önerileri ve.projeleri geliştirilebilir. O, koordi- natörlük yapabilir. Mahir İz Hocamıza göre, imamlarımız, temizliğe riayet etmeyen cemaati, kavl-i leyyin ile ıslah etmelidir. Bu konuda takip edeceği
metot, aşağıdald mısralarda dile getirildiği gibi olmalıdır:
"Rağbet-i mal iledir cami-i İslamın da Mescid-i köhne-i bi-val<fa cemaat gelmez."
Camide okunan mevlitlerde, mevlidin metni ile Kur'an-ı Kerim dışında halkı heyecanlandıracal< başka şeyler okunmamalıdır. Hocamızın bu tavsi- yesi de dild<at çeldcidir. O, imamlarımızı, özellilde camirıin ruhani havasını
bozabilecek her türlü beşeri kattan salrmdırmal<tadır.
Maalesef bugün camilerimiz, gerek farldı insanların ve gerekse hayır kurumlarının yardım istediği mekanlar haline gelmiştir. Buramn manevi
havasından istifadeyle, mürninlerde potansiyel halde bulunan paylaşma duyguları, fiili hale gelmektedir. Aym zamanda camide verilen din eğitimiy
le beslenen cemaatin merhamet ve şefl<at duyguları daha çok gelişmekte
dir. Bütün bunlara rağmen, caminin manevi şahsiyetirıi korumada Mahir İz Hocamız titizlil< gösterilmesi gerektiğini ifade bağlamında, "İmam, cami
28 Cami Merkezli Din Eğitimi
içinde veya cami kapısında dilenmeyi engellemelidir" demektedir. O, bu hususta şöyle bir çözüm önerisinde bulunur. Umum Müslümanlar, eğer di- lenen kimse, gerçekten ihtiyaç sahibi ise, dilenen kimseye iş bulmcılı, bunu kabul etmezse, yardım yapılmamalıdır. Çünkü işi kabul etmeyen bu kimse, asalaldığı bir alılal< halirıe getirmiş anlamına gelir. Bu da İslam'ın izzetine gölge düşürür.
Mahir İz Hocamız, cami dışı din hizmetleri konusunda imamlarımıza sosyal alanda bazı önerilerde bulunınal<tadır. Burılardan bazıları şurılardır:
İmam, mahallesine hakim olmalı ve oralarda olup biten sosyal ve alılak içe- riiili problemlere karşı duyarlı olmalıdır. Hocamıza göre imam, cemaatine gelen ya da gelemeyen, semtindeki zengin ve yoksul Müslümanların bir lis-' tesini çıl<arıp birbirleriyle tanıştırmalıdır. Camiden kopmadan cami dışı din hizmetleri içerisine giren bu sosyal hizmet, ferdi nafile ibadet sevalıının kat kat fevkindedir. Görüldüğü gibi, sankiMahir İz Hocamız, Asr-ı Saadet'te en- sar ile muhacir arasında gerçeldeştirilmiş olan kardeşliğin çağdaş dünyada yeni bir versiyonu bağlamında bir muahat projesini hayata geçirmeye çağrı yapmal<tadır. Bu tür girişimler, hiç kuşkusuz toplumun birlikteliğine hizmet edecektir.
b. Minher
Mahir İz Hocamız, cuma ve bayram namazlarında ırıinberde okunacal<
hutbelerin içeriğinin kalitesi üzerinde de durmal<tadır. Ona göre, hutbeler mahalli sorurılardan yola çıkarak hazırlanmalıdır. Bir mahalle veya semtin sorunu olmayan bir konuda okunacal< hutbeler, ahalinin konuya Fransız/
yabancı kalmasına sebebiyet verecektir. Onun için hutbe, bir hafta içinde bizzat yaşanılan muhitte görülen İslam'a mugayir işlerin önüne nasıl geçi-
leceği konularım içermelidir. Hutbelerin muhtevası ancak böyle olursa, işte
o zaman okunan hutbeler amacına ulaşmış ve cemiyet hayatımn iyi yönde
gidişine katla sağlamış olurlar.
Mahir İz Hocamız, hutbelerin içeriği konusunda çok önemli bir nokta- ya da değirıirler. O da, hutbelerde, nafilelerden değil, yaşanılan valaadan, hayattan bahsedilmesi meselesidir. Ona göre, Müslümanların sahipsiz ve hamisiz kalmaları sebebiyle, nafile kapısı kapanalı bir asır olmuştur. Eğer
hutbelerde nafile ibadetlerden bahsedilecekse, sosyal nafilelerden bahse- dilmelidir. Nafile ibadetler, aricak başkasına yapılacak maddi-manevi yar-
dımlada anlamlı ve sosyal yaralara merhem olabilir. Halka hizmeti bıralap
kendi nefsini kurtarmaya, mertebe kazarımaya çalışmak, kimseyi sorumlu- luktan kurtaramaz.
Bir diğer önemli husus da din dilini kullarımakta ortaya çıkar. Hatip ce- maatine, aniayacakları bir dil ve üslupla konuşmalıdır. Mçıhir İz Hocamızın bu önerisi de son derece ehemmiyet arz etmektedir. Din görevlilerimiz, açık,
seçik ve son derece anlaşılır bir dil kullanmalıdır. Ağdalı ve uydurma dilden
kaçınmalıdır. Dini terminolojiye çok dil<kat etmelidir. Hz. Peygamberden
· gelen bir rivayette: "Şüphesiz Id, sihir tesiri yapan hitabet tarzı vardır" buy- rulur. (Acluni, Keşfu'l-Hafa, Mısır, 1951, I, 258).
Hatip, işgal ettiği makamın "Makam-ı Ahmedi" olduğunu bilmelidir.
Orada, sadece mevzu ile ilgili ayet ve hadisler okunınalı dır. Hikmetli de olsa
şiirler okunmamalı, imamlarımız, yerli ve yabancı hükema ve feylesofların
vecizelerinden bahsetmemelidir. Bahsedilirse, mal<ama hürmetsizlil< olur, bu da bidattir. Bunlar anlatılacaksa kürsüden söylenmelidir. Bu görüşleriy
le Mahir İz Hocamız, kürsü ile ıİıinber hizmetlerinin farldı konumuna işaret
etmiş olmal<tadır.
Hutbeler, zemin ve zamana göre ne ç~k kısa ve ne de çok uzun olmalıdır.
Hatipler, cami dışındaki mütecavizlere, minherden yurııruk sıkmamalı,
onlara cevap dışarıda verilmelidir. Onlara cevap vermeye kalkmak, hatip- ten bir ş~y öğrenmek için caırıiye gelen cemaati ihmal edip, asli vazifesi dı
şına çıkmak olur. Şüphesiz hocamızın bu uyarısı mutlaka dil<kate alınma
lıdır. Çünkü bu tip bir dil kullarımak hem itici hem de dışlayıcı olur. İmam,
birleştirici ve cezbedici bir dil geliştirmelidir. Böylece birliğin rnekarn olan camiierin ayrıştırmaya alet edilmesirlin de önüne geçilmiş olur.
Özellikle selatin camileri ile büyük şehirlerdeki ulu camiierin hatipleri ciddi imtihanlar sonucu seçilerek muayyen bir ücretle tayin edilmelidir.
c.Kürsü
Kürsü hizmetleriyle ilişldli olarak Mahir İz Hocamız uygulanabilir şeyler
30 Cami M er kez li Din E ği tirni
öğütler. Bunlardan bazıları şunlardır:
Talim, irşad ve telldn makarnı olan kürsünün asıl sahibi vaizlerdir.
V aizler, güçlü dini bilginin yanı sıra, genel kültür sahibi münevverlerden
farksız olmalıdır.
Hallrm hissine değil, fılaine hitap etmelidir.
Sadece nafile ibadetleri anlatmaya kendisini vakfetmiş vaizlere teşekkür
edilerek emeldiye sevk edilmelidir.
V aiz, içinde yaşadığı toplumun ve çağın sorunlarından bigane kalamaz.
Vaizin din ve dünya için ödev ve sorurrılululdarı vardır. En lüzumlu gün- cel vaaz konuları seçilmelidir.
SONUÇ
Değerli hocamız Mahir İz, yaşadığı dönemin ihtiyaçlarını göz önünde tutarak cami odaklı din hizmetlerinin verirrıli ve üretl<en bir şekilde nasıl yapılması gerektiğini anlatmıştır.
Camide bulunan mihrab, minher ve kürsü vasıtasıyla verilen dini hiz- metlerin birbirini tamamlayan bütünün parçaları olduğuna dikkatlerimizi
çekmiştir.
Ayrıca. o, bu üç makamı dolduran üç görevlinin birbirinden bağımsız,
müstakil şahsiyetler olması gerektiğini vurgulamıştır.
Din hizmetlerinde istihdam edilecek bu şahsiyetlerin ilim-hal ve kal ehli
olmalarının önemi üzerinde şiddetle durmuşlardır.
Bize mesaj olarak verdilderi diğer çok önerrıli bir konu da konuşmaların muhtevasıyla ilişkilidir. O da, konuların güncel ve sosyal problemierin çö- zümüne uygun düşmesidir.
Mahir İz Hocarnızı rahmetle anıyoruz.
NOT: Bu konuşma metni Mahir İz Hocamızın "Din ve Cemiyet" adlı ese- rinden yararlanarak hazırlanmıştır.