• Sonuç bulunamadı

Abdurrahman ATEŞ Yüksek Lisans Tezi Malatya 2014 (3)i KABUL VE ONAY Emine ARIKAN tarafından hazırlanan “KUR’AN-I KERİM’DE EBEVEYN EVLAT İLİŞKİLERİ” başlıklı bu çalışma, 22

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Abdurrahman ATEŞ Yüksek Lisans Tezi Malatya 2014 (3)i KABUL VE ONAY Emine ARIKAN tarafından hazırlanan “KUR’AN-I KERİM’DE EBEVEYN EVLAT İLİŞKİLERİ” başlıklı bu çalışma, 22"

Copied!
77
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

IV T.C.

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI TEFSİR BİLİM DALI

KUR’AN-I KERİM’DE EBEVEYN EVLAT İLİŞKİLERİ

Hazırlayan:

Emine ARIKAN

Danışman:

Doç. Dr. Abdurrahman ATEŞ

Yüksek Lisans Tezi Malatya 2014

(2)

V T.C.

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI TEFSİR BİLİM DALI

KUR’AN-I KERİM’DE EBEVEYN EVLAT İLİŞKİLERİ

Hazırlayan:

Emine ARIKAN

Danışman:

Doç. Dr. Abdurrahman ATEŞ

Yüksek Lisans Tezi

Malatya 2014

(3)

i

KABUL VE ONAY

Emine ARIKAN tarafından hazırlanan “KUR’AN-I KERİM’DE EBEVEYN EVLAT İLİŞKİLERİ” başlıklı bu çalışma, 22. 09. 2014 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda başarılı bulunarak jürimiz tarafından Yüksek Lisans Tezi olarak kabul edilmiştir.

Başkan: Prof. Dr. Abdurrahman KASAPOĞLU

Üye: Doç. Dr. Abdurrahman ATEŞ

Üye: Yrd. Doç. Dr. Ahmet KÜÇÜK

Yukarıdaki imzaların adı geçen öğretim üyelerine ait olduğunu onaylarım.

Enstitü Müdürü

Prof. Dr. MEHMET KARAGÖZ

(4)

ii ONUR SÖZÜ

“Doç. Dr. Abdurrahman Ateş’in danışmanlığında yüksek lisans tezi olarak

hazırladığım KUR’AN-I KERİM’DE EBEVEYN EVLAT İLİŞKİLERİ başlıklı bu çalışmanın, bilimsel ahlak ve geleneklere aykırı düşecek bir yardıma başvurmaksızın tarafımdan yazıldığını ve yararlandığım bütün yapıtların hem metin içinde hem de kaynakçada yöntemine uygun biçimde gösterilenlerden oluştuğunu belirtir, bunu onurumla doğrularım.”

Emine ARIKAN

(5)

iii ÖNSÖZ

İnsan haklarının hiçe sayıldığı bir dönemde şifa olarak gelen Kur’an, insanı tekrar yüceltmiş ve ona hak ettiği değeri kazandırmıştır.

Her insan ebeveyn evlat sürecinin bir parçasıdır. Bu çalışmada ebeveyn evlat süreci incelenerek tarafların yapması gerekenler anlatılırken, peygamberlerin ve örnek şahsiyetlerin görevlerini nasıl yerine getirdikleri üzerinde durulacaktır. Bu amaçla birinci bölümde, ebeveyn evlat ilişkilerinin nasıl olması gerektiği anlatılacaktır. Ebeveynin hak ve ödevlerinin neler olduğu, evlat yetiştirirken nelere dikkat etmesi gerektiği incelenecektir. Cinsiyetinden dolayı ayrıma uğrayan, hatta öldürülen kız çocuklarının nasıl cennet vesilesi haline dönüştüğü anlatılacaktır. Ayrıca geçmişte yapılan hataların günümüzde halen devam ettiği üzerinde durulacaktır.

İkinci bölümde ise gerek peygamberlerin gerekse örnek şahsiyetlerin ebeveyn ve evlat ilişkisi sürecini kendi hayatlarında nasıl yaşadıkları anlatılacaktır. Onların, gerek ebeveyn gerek evlat olarak nasıl duygusal bir süreç geçirdikleri Kur’an-ı Kerim çerçevesinde ele alınacaktır.

Aile içi inanç uyuşmazlıklarında tarafların birbirlerine karşı tutumlarının ne olması veya olmaması gerektiği peygamberlerin hayatı üzerinden incelenirken, peygamberlerin beşeri olmalarından ötürü yaşadıkları üzerinde durulacaktır.

Kur’an-ı Kerim odaklı olan bu çalışmada ilgili ayetlerin mealleri verilirken Mustafa ÖZTÜRK’ün (Kur’an-ı Kerim Meali Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri, İstanbul 2011) isimli mealinden yararlanılmış, ancak bazı yerlerde çeşitli değişiklikler yapılmıştır.

Bu çalışmanın hazırlanması sırasında yapıcı eleştirileriyle destek olan değerli Hocam Doç. Dr. Abdurrahman ATEŞ’e teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim. Çalışmanın başta Kur’an-ı Kerim’i anlama ve öğrenme arzusu olanlara, ayrıca bu sahada çalışan ve emek veren herkese faydalı olmasını temenni ediyorum.

Emine ARIKAN (Malatya, 2014)

(6)

iv ÖZET

Kur’an-ı Kerim’in toplumlara şifa olabilmesi için O’nun toplumun temeli olan aile ilişkilerine, özelde ebeveyn evlat ilişkilerine nasıl baktığı çok önemlidir. Evladın, ebeveyn için ne ifade ettiği, ebeveynine karşı vazifeleri aynı zamanda ebeveynin de evladına karşı mesuliyetleri toplumların bekası için ehemmiyet arz etmektedir. Diğer önemli husus ta peygamberlerin ve örnek şahsiyetlerin bu durumu nasıl yaşadığıdır. Zira her insanın yaşadığı zor anları peygamberler de yaşamıştır. Onlar da bazen babaya karşı çıkmıştır, bazen evladını çok özlemiştir, kimi zaman evladı kendisine karşı çıkmış, kimi zaman da hayal kırıklığına uğramışlardır. Her insanın yaşayabileceği bu durumlarda doğru kararlar verebilmek için peygamberlerin ve örnek şahsiyetlerin ebeveyn evlat ilişkilerini bilmek çok önemlidir.

Anahtar kelimeler: Kur’an-ı Kerim, Ebeveyn, Evlat, Şefkat, Asi

(7)

v ABSTRACT

In order to be the cure of community it is important to understand how the Quran looks at the family relationships especially the relationship with parents and their children. The meaning of children for parents and both responsibilities of children and parents are important for the life of community.Another important point is how prophets and famous characters live this sutiation. All prophets had difficult life .Also they had quarrel with their parents and children, they missed their children. Sometimes they were dissapointed. Knowing the prophets and model personages’s relationship with parents-childs is important to make right decision for every human that live similar situation.

Keywords: the Quran, parents, children, compassion, rebel

(8)

vi

İÇİNDEKİLER

KABUL VE ONAY ... i

ONUR SÖZÜ ... ii

ÖNSÖZ... iii

ÖZET ... iv

ABSTRACT ... v

İÇİNDEKİLER... vi

KISALTMALAR ... viii

GİRİŞ ... 1

1.1. ARAŞTIRMANIN KONUSU VE KAPSAMI ... 1

1.2. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ ... 1

1.3. ARAŞTIRMANIN YÖNTEM ... 2

I. BÖLÜM KUR’AN’A GÖRE ÇOCUKLAR 1.1. EBEVEYN İÇİN ÇOÇUKLARIN KONUMU ... 4

1.1.1. Övünç Kaynağı ... 4

1.1.2. Dünya Hayatının Süsü ... 5

1.1.3. Fitne ... 6

1.1.4. Sakınılması Gereken Düşman ... 7

1.2. ALLAH’A TERCİH EDİLEN ÇOCUKLAR ... 8

1.3. ALLAH’A ADANAN ÇOCUKLAR ... 9

1.4. ÇOCUKLARLA İLGİLİ KUR’AN’IN YASAKLADIĞI OLUMSUZ ANLAYIŞ VE DAVRANIŞLAR ... 11

1.4.1. Cinsiyet Ayrımı ... 11

1.4.2. Çocukların Öldürmesi ... 15

1.5. EBEVEYNİN ÇOCUKLARINA KARŞI SORUMLULUKLARI ... 19

1.6. EVLADIN EBEVEYNE KARŞI SORUMLULUKLARI ... 23

II. BÖLÜM EBEVEYN EVLAT İLİŞKİLERİNE KUR’AN-I KERİM’DEN ÖRNEKLER 2.1. İMAN NOKTASUNDA BULUŞ(A)MAYAN EBEVEYN VE EVLATLAR ... 31

2.1.1. Hz Nuh ve Oğlu ... 31

2.1.2. Hz. İbrahim ve Babası ... 33

(9)

vii

2.2. İMAN NOKTASINDA BULUŞANLAR ... 37

2.2.1. Hz İbrahim ve Oğulları ... 37

2.2.2. Hz. Yakub ve Oğulları ... 41

2.2.3. Hz. Musa ve Annesi ... 50

2.2.4. Hz. Şuayb ve Kızları ... 53

2.2.5. Hz. Meryem ve Annesi ... 56

2.2.7. Hz. Lokman ve Oğlu ... 61

SONUÇ ... 64

KAYNAKÇA ... 65

(10)

viii

KISALTMALAR AÜİF : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

AÜİFD : Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi

b. : İbn

Bkz. : Bakınız

ter. : Tercüme eden

FÜİFD : Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi HÜİFD : Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi

s. : Sayfa

S. : Sayı

ss. : Sayfa sayısı

ts. : Tarihsiz

yy. : Yayın yeri yok

(11)

1 GİRİŞ

1.1. ARAŞTIRMANIN KONUSU VE KAPSAMI

Araştırmamızın temelinde Kur’an-ı Kerimde ebeveyn ve evlat ilişkileri yer almaktadır.

Zaman mekan farkı gözetilmeden dünyaya gelen her insanın ne yapması gerektiğini Kur’an, detaylı bir şekilde anlatmıştır. Kur’an, bir taraftan eşlerin çocuk sahibi olmadan önce nasıl dua edeceklerini, çocuğun dünyaya gözlerini açtığında anne babanın çocuğuna cinsiyetinden terbiyesine kadar hemen hemen her bakımdan nasıl davranacağını anlatırken, diğer taraftan evlatların anne babasına ne şekilde muamele etmesi gerektiğini ayrıntılı biçimde belirtmiştir.

Buna ilaveten model insan olarak gönderilen peygamberlerin de evlat bekleme sürecini ve sonrasında evlatlarıyla nasıl diyalog içinde olduğunu Kur’an göz önüne sererken, onların evlatları arasında cinsiyet ayırımı yapıp yapmadıklarını, kızlarını nasıl yetiştirdiklerini, onlara karşı nasıl muamele ettiklerini, Hz. Şuayb modelinde olduğu gibi onları nasıl evlendirdiklerini Kur’an’dan öğreniyoruz.

Biz bu çalışmamızda peygamberlerin nasıl birer evlat olduklarını, ebeveynlerine karşı nasıl muamele ettiklerini, onlarla çatışma halinde ebeveynlerine ne tür tepkiler verdiklerini inceledik. Diğer taraftan peygamberler ve örnek şahsiyetlerin nasıl ebeveynler olduğunu, bazen nasıl evlat hasreti çektiğini, bazen de asi olan evladı karşısında peygamber olmasına rağmen nasıl çaresiz kaldıklarını anlatmaya çalıştık.

1.2. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

Aile içi çatışmalar her devirde olduğu gibi günümüzde de var olan bir durumdur.

Peygamberler de bu süreci yaşamıştır. Onlar da, evlat beklemiş, onları özlemiş, bazen inancı ile evladı ya da ebeveyni arasında bir tercihte bulunma durumunda kalmış, kimileri evladı tarafından kimileri de ebeveyni tarafından hayal kırıklığı yaşamıştır. Onların başlarından geçenler, hem insanlara hem örnek olması hem de moral vermesi açısından oldukça önemlidir.

Aile, bir toplumun ilerleyebilmesi ve güçlü olabilmesi açısından en önemli unsurdur.

Aile bu kadar önemliyken aile içi ilişkilerin de aynı öneme sahip olması pek tabiidir. İlk insanla başlayıp anne rahmine düşen bütün bireyleri kapsayan bu ilişkilere Kur’an oldukça yer vermiştir. Bireylerin ne yapması veya yapmaması gerektiğini detaylandırmış, bunu da peygamberlerin ve diğer örnek şahsiyetlerin hayatlarıyla örneklendirmiştir.

(12)

2

Kur’an, tarihin her devrinde toplumların ve ailelerin düştükleri yanlışları gözler önüne sermiştir. Özellikle kız erkek evlat ayrımı neredeyse her toplumda var olan bir durumdur.

Kur’an bunu net bir dille eleştirmiş, yapılan yanlış uygulamanın yerine olması gerekenin ne olduğunu açıkça ifade etmiştir.

Kur’an, anne-babaya saygıyı hep ön planda tutmuş, öyle ki çoğu ayette ebeveyne itaat Allah’a imandan sonra gelmiştir. Yaşlılık halinde değil onları ihmal etmek, onlara surat asmayı bile yasaklamıştır. Diğer taraftan ebeveynlerin, evlatlarına nasıl davranmaları gerektiğini, onları yetiştirirken nelere dikkat etmeleri gerektiğini de açıklamıştır.

Kur’an insana her durum da değer vermiştir. Toplumların güçlü olabilmesini de buna bağlamıştır. Kur’an’ın insana biçtiği değer hayata geçtiğinde O’nun şifa yönü de ortaya çıkacaktır.

1.3. ARAŞTIRMANIN YÖNTEM

Toplumun temeli olan ailede ebeveynin ve evladın birbirleri için ne ifade ettiği veya etmesi gerektiği hayati önem arz etmektedir. Bu anlamda Kur’an’ın her iki tarafa ne gibi anlamlar yüklediğinin bilinmesi gerekmektedir. Anne baba için evladın konumu ne kadar önemliyse evlat için de anne babanın yeri bir o kadar önemlidir. Evladın, anne baba için ne anlamlara geldiğinin, onu yetiştirirken nelere dikkat etmesi gerektiğinin belirlenmesinden sonra ebeveynlerin, çocuklarına karşı yaptıkları hataların neler olduğu incelenmelidir. Anne babanın hak ve ödevleri anlatıldıktan sonra bu sefer de evladın anne babaya karşı sorumluluklarının neler olduğu araştırılmalıdır. İkinci çocukluk evresinde evladın neleri nasıl yapması gerektiği üzerinde durulmalıdır. Evlat üzerinde anne baba hakkının neden bu kadar önemli olduğu vurgulamalıdır.

Evladın ve ebeveynin hak ve ödevlerinin neler olduğunu anlatmak tek başına yeterli değildir. Peygamberlerin ve örnek şahsiyetlerin bunları hayatlarına nasıl uyguladıkları da çok önemlidir. Onların evlat bekleme sürecinde neler yaşadıklarının, nasıl evlatlar istediklerinin bilinmesi gerekir. Özellikle aile içi inanç uyuşmazlıklarında onların nasıl tepki verdikleri incelenmelidir. Ayrıca evlatlarına karşı duyguları ve bu duyguların sonuçları üzerinde durulmalıdır. Gerek kız evlada gerekse de erkek evlada nasıl muamele ettikleri, onları nasıl yetiştirdikleri incelenmelidir.

Bu araştırmada daha çok tarama yöntemi takip edilecektir. Başlangıç aşamasında bazı kavramların tahlili yapıldıktan sonra ebeveyn evlat ilişkilerinin nasıl olması gerektiğinin

(13)

3

sınırları Kur’an’ı Kerim çerçevesinde belirlenecektir. Bu çerçeve belirlenirken hadis kaynaklarına da başvurulacaktır. Elde edilen veriler günümüz şartlarıyla kıyaslanacaktır.

İkinci aşamada ise peygamberlerin ve örnek şahsiyetlerin bu durumu hayatlarında nasıl yaşadıkları incelenecektir. Değerlendirme ve karşılaştırmalar yapılırken de klasik tefsir kaynakları, günümüz tefsir kaynakları taranacaktır. Müfessirlerin ilgili ayetlere ne gibi yorumlar yaptığı araştırılacaktır. Ayrıca konuyla ilgili makale ve eserlere müracaat edilecek, sahada yapılan araştırmalardan faydalanılacaktır.

(14)

4 I. BÖLÜM

KUR’AN’A GÖRE ÇOCUKLAR 1.1. EBEVEYN İÇİN ÇOÇUKLARIN KONUMU

Toplumu oluşturan en temel unsur olan aile kurumu, içindeki bireyler ve bu bireyleri birbirlerine karşı hak ve ödevleri bakımından çok geniş bir yapıya sahiptir. Bu geniş yapı içerisindeki evlat kavramı Kur’an’ı Kerim’de türevleriyle birçok yerde kullanılmıştır. Arapça evlat “ دلو ” sözcüğünün çoğuludur. “ دلو ” sözcüğü: doğan çocuk anlamına gelmektedir. Kız ve erkek çocuk için aynı kavramın kullanılması ile beraber evlatlık alınan çocuk için de bu kavram kullanılmaktadır.1

Kur’an’ı Kerim’e baktığımızda ebeveyne bahşedilen evlat için farklı konumlar karşımıza çıkmaktadır. Evlat, övünç kaynağı, güç simgesi, dünya hayatını tatlı gösteren süs, fitne, düşman ya da zor imtihan olarak nitelendirilmiştir. Genel anlamda söz konusu nitelikler açıklanırken evladın geçici olduğu vurgulanmış ve akabinde dikkat çekici ikazlar gelmiştir.

1.1.1. Övünç Kaynağı

Kur'an-ı Kerim’de evladın konumlarını anlatan ayetleri incelediğimizde görüyoruz ki :Bazen evlat, maddi servetlerle yan yana anılmıştır.

ُّبُح ِساَّنلِل َنِّيُز َمَّوَسُمْلا ِلْيَخْلاَو ِةَّضِفْلاَو ِبَهَّذلا َنِم ِةَرَطْنَقُمْلا ِريِطاَنَقْلاَو َنيِنَبْلاَو ِءاَسِّنلا َنِم ِتاَوَهَّشلا

َكِلَذ ِثْرَحْلاَو ِماَعْنَلأاَو ِة

ِبآَمْلا ُنْسُح ُهَدْنِع ُ َّاللََّو اَيْنُّدلا ِةاَيَحْلا ُعاَتَم

“Kadınlar, erkek evlatlar, yığınla biriktirilmiş altınlar, gümüşler, soylu atlar, koyun, keçi, deve gibi sağmal hayvanlar, bağlar-bahçeler dünyaperest insanlara çok cazip gelir.

Hâlbuki bütün bunlar fâni hayatın gelip geçici nimetleridir. Asıl nimetler ve güzellikler Allah katındadı.”2

Ayet, aynen mal gibi evladın da güç ve kuvvet kaynağı olduğunu, bu sebeple övünme, hatta aldanma vesilesi olabileceğini de dile getirmiştir. Bu aldanış, inanç farkı gözetmeksizin bütün insanlara has bir zaaftır.3 Bunun zaaf olması, arzu duyulan şeylere karşı itidalli bir

1 Isfahani, Râğıb, el-Müfredât fî Garîbi’l-Kur’an, ter. Abdulbaki Güneş, Mehmet Yolcu, İstanbul, Çıra Yayınları, 2010, 1180.

2 AIi İmran 3/14.

3 Canan, İbrahim, “Kur’an’da Çocukla İlgili Meseler”, AÜİFD, 1998, Sayı 8, s. 5.

(15)

5

sevgiyi engellemek demek değildir. Yasak olan, arzulara aşırı bağlı kalmak, bunlarla haddi aşmak, akide ve dine baskın gelip ahireti ihmal edinceye kadar meşgul olmaktır.4

Diğer bir ayet ise mal ve evlat çokluğunun insanları şımarttığını, hatta peygambere karşı gelmeye dahi sebep olduğunu bildirir:

لاِإ ٍريِذَن ْنِم ٍةَيْرَق يِف اَنْلَسْرَأ اَمَو َنوُرِفاَك ِهِب ْمُتْلِسْرُأ اَمِب اَّنِإ اَهوُفَرْتُم َلاَق

َنيِبَّذَعُمِب ُنْحَن اَمَو اًدلاْوَأَو لااَوْمَأ ُرَثْكَأ ُنْحَن اوُلاَقَو

“ Biz hangi memlekete peygamber gönderdiysek, oradaki halkın ileri gelen şımarık kesimi [tıpkı bu Mekkeli müşrikler gibi] hep şöyle demiştir: “Biz sizin getirdiğiniz/tebliğ ettiğiniz şeylere inanmıyoruz. Hem sonra biz gerek mal mülk gerek oğul-uşak itibariyle sizden daha güçlüyüz. Bizde bu güç varken azaba falan uğramayız.” 5

Şu ayette ise mal ve evladın çokça verilmiş olmasının, Allah'ın lütfuna kesin bir delil olmayacağı ifade edilir:6

َنيِنَبَو ٍلاَم ْنِم ِهِب ْمُهُّدِمُن اَمَّنَأ َنوُبَسْحَيَأ َنوُرُعْشَي لا ْلَب ِتاَرْيَخْلا يِف ْمُهَل ُعِراَسُن

“Ne o, yoksa onlar bolca verdiğimiz mal-mülk ve evlatlara bakarak kendilerine iyilik yapmanın gayreti içinde olduğumuzu mu sanıyorlar?! Yoo! Onlar işin sonunun nereye varacağının farkında değiller!” 7

1.1.2. Dünya Hayatının Süsü

Kur’an, evlatların konumunu açıklarken, onları dünya hayatının süsü olarak ta nitelemektedir.

Mal-mülk, çoluk-çocuk dünyadaki hayatın gelip geçici güzellikleridir. Asıl kalıcı olan hayırlı işler ise rabbinin nezdinde hem mükâfat yönünden daha değerli, hem de ümit bağlamaya daha layıktır. 8

Ayet, mal ve çocukların dünya hayatının süsü olduğunu bildirirken aynı zamanda onların geçici olduğuna da vurgu yapmıştır. Bu durum, mal ve çocukla övünmenin hata olduğunu ve söz konusu ziynetlere aldanmanın da cahillik olduğunu kanıtlar.9 Zira mal ve evlat süstür, ama değer

4 Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, ter. Hamdi Aslan, Ahmet Efe, Beşir Eryarsoy, İbrahim Kutlay, Nurettin Yıldız, İstanbul, Risale Yayınları, 2005, II,153

5 Sebe 34/34-35

6 Canan, a.g.m s. 5

7 Mü'minün 23/55-56

8 Kehf 18/46

9Râzî, Fahreddin Ebû Abdullah Muhammed b. Ömer, Mefâtihu’l-Ğayb, ter, Suat Yıldırım, Lütfullah, Cebeci, Sadık Kılıç, Sadık Doğru, 1993, Akçay Yayınları, Ankara, XV,190-191; Sabuni, Muhammed Ali, Saffetü’t- Tefasir, ter. Sadreddin Gümüş, Nedim Yılmaz, İstanbul 1995, III, 443

(16)

6

değildir. Temelde gerçek değer, hareket tarzı, söz ve ibadet gibi geride bırakılan yararlı ve kalıcı şeylerdir10.

1.1.3. Fitne

ٌمي ِظَع ٌر ْجَأ ُهَدْنِع َ َّاللَّ َّنَأ َو ٌةَنْتِف ْمُكُدلا ْوَأ َو ْمُكُلا َوْمَأ اَمَّنَأ اوُمَلْعا َو

“İyi bilin ki gerek malınız mülkünüz gerek evlatlarınız aslında sizin için birer imtihan vesilesidir. Kaldı ki en büyük mükâfat Allah katındadır.”11

Ayet, malın ve evladın bazen de bela olarak karşımıza çıkabileceğini söylerken12 aynı zamanda dünya malı ve çocukların genellikle kişiyi münafıklığa, ihanete ve yanlış davranmaya yönelten eğilimlerin en büyük sebebi olduğunu söylemektedir. Hatta bazen kişiyi sevaptan alıkoyup hayır işlemekten geri bırakarak azaba götürmektedir. Ayrıca Allah, para ve çocuk sevgisinin aşırılığına karşı uyarırken, bu dünyanın büyük bir imtihan sahası olduğunu, çocukların ve malların ise imtihan sorumluluğu olduğunu hatırlatmaktadır. Yine ayete göre bu sorumluluklar verilirken amaç; kişilerin onların haklarına uyup uymadığı ve konulan sınırları aşıp aşmadığını sınamaktır. Aynı zamanda mal ve çocukların tesiri ile yanlış davranışlarda bulunmaya eğimli nefsin, onların cazibesine kapılıp kapılmadığını denemek içindir.13

“Ey Müminler! Malınız mülkünüz ve çoluk çocuğunuz dünyayı tercih ve ahireti ihmal hususunda sizin için gerçekten zor bir imtihan vesilesidir. Ancak şunu unutmayın ki asıl büyük mükâfat Allah katındadır. O’nun katında mallarınız ve çocuklarınızdan çok daha değerli nimetler vardır.” 14

Ayette evladın, imtihan vesilesi olabileceği vurgusu yapılırken, insanların sahip olduğu maddi manevi imkanlar ve bunlara duyulan bağlılık hissinin var edilme sebebinin imtihan olduğu bildirilmiştir.

10 Kutup, Seyyid, Fizılal-il Kur’an, ter. Bekir Karlığa, M. Emin Saraç, İstanbul, Hikmet Yayınları, 1968, IX, 427

11 Enfal 8/28

12 Mukatil, bin Süleyman, Tefsîru Mukâtıl b. Süleyman, Beyrut 2003. II, 13

13 Taberi, Ebu Cafer Muhammed b. Cerir, Tefsirul Taberi Camiul Beyan an Te’vilul Kur’an, Kahire,

2001,XI,126-127 ;Zemahşerî, Mahmud b. Ömer, el-Keşşâf an Hakâiki Ğavâmidi’t-Tenzîl, Riyad, 1998 II, 574 ; Mevdûdî, Ebu’l-A’la, Tefhimu’l-Kur’an, ter. Muhammed Han Kayani, Yusuf Karaca, Nazife Şişman, İsmail, Bosnalı, Ali Ünal, Hamdi Aktaş, İstanbul, İnsan Yayınları, 1991 II, 165

14 Teğabun 64/15

(17)

7 1.1.4. Sakınılması Gereken Düşman

ُحَف ْصَتَو اوُفْعَت ْنِإَو ْمُهوُرَذْحاَف ْمُكَل اً وُدَع ْمُكِدلاْوَأَو ْمُكِجاَوْزَأ ْنِم َّنِإ اوُنَمآ َنيِذَّلا اَهُّيَأَي ميِحَر روُفََ َ َّاللَّ َّنَِِف اوُرِفَْْتَو او

“Ey Müminler! Eşlerinizden ve evlatlarınızdan bilerek veya bilmeyerek size düşmanlık edenler olabilir. Bu yüzden onların tavır, tutum ve talepleri hususunda dikkatli olun. Aksi hâlde eş ve evladınıza derin sevgi ve bağlılığınız yahut aile fertlerinizin kimi istek ve arzuları Allah’ın emirlerine aykırı işler yapmanıza yol açabilir. Bununla birlikte, onların yanlış tutum ve davranışlarını affeder, hoş görür ve hatalarını yüzlerine vurmazsanız, Allah bu davranışınızı sever. Çünkü Allah çok affedici, çok merhametlidir.” 15

Ayet, dünyanın süsü imtihan vesilesi olan evlatların bazen de günah olan şeyleri isteme suretiyle düşman olabileceği uyarısında bulunmuştur.16 Çünkü doğasına dünya sevgisi yerleştirilmiş olan insanın buradaki sınavda başarılı olabilmesi için önemli bir ölçü verilmektedir. Bu ölçü ise Allah’a kul olma bilincini daima zinde tutmaya çalışarak her davranışında dünya hayatının icapları ile ahiret mutluğunu dengeleyen bir itidal çizgisi tutturmak, bunu başarabilmek için de özverili davranmayı içine sindirmektir.

Ayetteki anlatım ve uyarıya göre en güçlü sevgi bağlarıyla birbirine bağlanmış bireyler olan, eşler, ebeveyn ve çocuklar da her zaman amaç birliği içinde ol(a)mayabilirler. Mümin bir kişi bu yakınlarından da bilerek veya bilmeyerek ahiret mutluluğunu zedeleyecek zararlar görebilir, öneriler ve teşvikler alabilir.

“Ey Müminler! Malınız mülkünüz ve çoluk çocuğunuz sakın sizi Allah’ı anmaktan, O’nun emirlerine uymaktan alıkoymasın. Bilin ki mal mülk ve çoluk çocuk sevdasına düşüp Allah’ın emirlerini savsaklayanlar hüsrana uğrarlar.” 17

Kur'an'da yer yer dünyaya aşırı düşkünlük göstermenin tehlikelerine ve dünya hayatının varlık sebebi olan sınavın icaplarından olarak insana bazı şeylerin cazip gösterildiğine sık sık değinilir. Ayetten açıkça anlaşıldığı üzere burada kişiye yüklenen ödev: onun ailesiyle ilgilenmemesi, kazanç sağlayıcı işlerle meşgul olmaması değil; hayatın tabiî akışı içinde ve insanın doğasının bir gereği olarak zaten gösterilmekte olan bu ilgi ve meşguliyetin, hayatın

15 Teğabun 64/14.

16 Mukatil, III, 369.

17 Münafikun 63/9.

(18)

8

gerçek anlamını unutturacak ve Allah'a kul olma bilincini yitirmeye yol açacak bir sapmaya yol açmamasıdır.18

1.2. ALLAH’A TERCİH EDİLEN ÇOCUKLAR

İnsan, hayatının her safhasında ya ebeveyndir ya evlattır veya hem ebeveyn hem de evlattır. Bu kimlik ya da kimlikleri taşırken oldukça hassas olmak gerekmektedir. Aksi taktirde bu konudaki hassasiyetsizlik, bazen telafisi mümkün olmayan ve bedeli çok ağır ödenen hatalara neden olabilir. Bu sorumlulukların hakkı verildiği vakit ise toplumları hatta devletleri yücelten çok güzel tablolar meydana getirebilir. Var olan her kişiyi ilgilendiren bu kaçınılmaz durum için tabii olarak Kur’an, bize en doğru yolu göstermektedir.

Kur’an, ebeveyn evlat ilişkilerinin ilk aşaması olan, evlat istemeye dair iki tablo sunmaktadır. Bunlardan ilki çocuğunu Allah’a tercih eden ebeveyn modelidir.

َح ْتَلَمَح اَهي ّٰ شََْت اَّمَلَف اَهْيَلِا َنُكْسَيِل اَهَجْوَز اَهْنِم َلَعَجَو ٍةَدِحاَو ٍسْفَن ْنِم ْمُكَقَلَخ ى ٖذَّلا َوُه ًفي ٖفَخ ًًْم

َلَف ٖهِب ْتَّرَمَف ا ّٰ اللَّ اَوَعَد ْتَلَقْثَا اَّم

َني ٖرِكاَّشلا َنِم َّنَنوُكَنَل اًحِلاَص اَنَتْيَتّٰا ْنِئَل اَمُهَّبَر

“O, sizi bir özden yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın ve aynı zamanda insan nesli çoğalsın diye aynı özden eşinizi de yarattı. Erkek eşini sarıp bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi, hamile kaldı. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca her ikisi de Rab’leri olan Allah’a yönelip "Eğer bize sağlıklı, kusursuz bir evlat verirsen mutlaka Sana şükreden kullarından oluruz" diye yalvardılar.” 19

Ayetiyle eşlerin sağlıklı bir evlat isteği vurgulanmaktadır. İstenilen evladın zikredilen sıfatı olan “sâlih” kavramının buradaki kullanımına, yaratılış itibariyle düzgünlük, eksiksizlik, kusursuzluk anlamları yüklenmiştir.20 Sağlıklı evlat sonrasındaki şükür sözü dile getirilmektedir. Ve bu sözün akabinde doğan çocuğun sağlıklı olması fakat ailelerin sözlerinde durmaması, hatta verilen evlatla şirke düşme durumlarını, Kur’an şu şekilde dile getirmektedir.

َنوُكِرْشُي اَّمَع ُ ّٰ اللَّ ىَلاَعَتَف اَمُهيّٰتّٰا اَميٖف َءاَكَرُش ُهَل ًََعَج اًحِلاَص اَمُهيّٰتّٰا اَّمَلَف

18 Taberi, XXII, 670 ; Ebu’l-Fida İsmail İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, ter, Bekir Karlığa, Bederttin Çetiner, İsatanbul, Çağrı, 1993, 14/7921-7923, Karaman, Hayrettin Çağrıcı, Mustafa Dönmez, İbrahim Kafi Gümüş, Sadreddin, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Ankara, Diyanet İşleri Başkanlığı, 2007, V, 366. Bu eserin yazarları bundan sonraki dipnotlarda “Komisyon” diye belirtilecektir.

19 A’raf 7/189.

20 Mukâtil I, 429; Cassâs, Ebu Bekir Ahmed er-Razî, Ahkamu’l-Kur’an, Beyrut, 1993, III, 58; Begavi, Ebû Muhammed Hüseyin b. Mes’ud, Meâlimü’t-Tenzil, Riyad, h. 1409, III, 311, 313,; Zemahşerî, II, 541, Kurtubi, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed, El-Cami’ li Ahkâmi’l-Kur’an, Beyrut 1996, IX, 410; Beyzavi, Abdullah b. Ömer, Envaru’t-Tenzil ve Esrâru’t-Te’vîl, Beyrut 1988, 45.

(19)

9

”Fakat Allah kendilerine kusursuz bir çocuk verince, annesi de babası da ölçüyü kaçırıp verdiği çocuk sebebiyle şirke bulaştılar. Tuttular, Allah’ın kendilerine lütfettiği çocuğun dünyaya gelişinde başka varlıkları ve unsurları pay sahibi yapmaya kalkıştılar.

Halbuki Allah onların yakıştırdıkları her türlü ortaktan münezzehtir.” 21

Kur’an’ın, ailelerin sergilediği bu tavrı net bir şekilde kınadığını görüyoruz. Zira aileler çocuğa sahip olunca; Allah’ın rablığını unutup: ”Bu bir tabiat olayıdır.”22 diyerek, tabiatı Allah’a ortak koşmak suretiyle ya da sevgide aşırıya giderek şirke düşmüşler. Kur’an, anne-babanın evladını sevmekte aşırı giderek onları tanrılaştırmanın yanlış olduğu bilgisini vermektedir.23 Zira sevgideki bu aşırıya kaçma, çocukları ebeveyn hayatının merkezine koymakta ve imtihan sebeplerinden biri olan evlat, hayatın amacı haline gelmektedir. Kur’an, bu durumu eleştirmektedir.

1.3. ALLAH’A ADANAN ÇOCUKLAR

Evlat isteği ile ilgili diğer tablo ise Allah’a adanan çocuklar modelidir. Kur’an, çocuklarını Allah’a adayanların durumunu halis kulların tavrı olarak bize bildirmektedir.

ِا َنيٖقَّتُمْلِل اَنْلَعْجاَو ٍنُيْعَا َةَّرُق اَنِتاَّيِّرُذَو اَنِجاَوْزَا ْنِم اَنَل ْبَه اَنَّبَر َنوُلوُقَي َني ٖذَّلاَو اًماَم

“Ve o kullar: Rabbimiz! İman ve ibadetiyle sevinç ve mutluluk kaynağımız olacak eşler ve evlatlar bize lütfeyle. Sen bizi şirkten sakınıp tevhide sarılan kullarına örnek ve öncü eyle.” 24

Ayette geçen( ٍنُيْعَا َةَّرُق)deyimi şu anlamlara gelmektedir:1) Gözlerde sevinç ve gülme esnasında akan yaş sonucunda oluşan serinlik. 2)Gözlerin uyumasıdır. Zira göz uyuduğunda, hüzün ve acılar gider.3)Allah rızasına nail olmadır.25

Kur’an’da övgüyle bahsedilen halis kullar için sunulan evlat isteme modeline baktığımızda istenilen evlat için; bizi salih geçmişimize uyanlardan kıl ki bizden sonra gelecekler de bize uysun26 derken, maddi şeyler değil de dini bakımdan göz aydınlığı olacak nesiller istenmiştir. Ayrıca anne babaya mutluluk ve ferahlık veren evlatlar istenmiştir.27 Aynı

21 A’raf 7/190.

22 Yazır, Elmalılı Muhammed Hamdi Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul, Eser Yayınları, İstanbul, 1979, III, 2353.

23 Bayraklı, Bayraktar, Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri, Bayraklı Yayınları, İstanbul, 2003, VII, 429- 433.

24 Furkan 25/74.

25 Razi, XVII, 289.

26 Mukatil, II, 444.

27 Zemahşeri, IV, 374.

(20)

10

zamanda dünyevi anlamda kendilerine yardımcı olacak evlatlar da istenmiştir. Allah’a taate sarılma hususunda, o çocukların da kendileriyle birlikte olmaları ve cennette de kendileriyle bir arada olmaları istenmiştir. Zira sevinçlerinin tam olması için, Allah Teâlâ’dan cennette çocuklarını da kendilerine katmayı istemişlerdir.

Razi (Ö.606), bu dua için şu yorumu yapmıştır: “Kendileri sayesinde gözlerimizin aydın olacağı taat ve salah gibi şeyleri o çocuklarımız tarafından bize bağışla.” Sonuçta, çocuk vasıtasıyla bir mutluluk ve sürur istenmiştir.

Ebeveynlerin çocuklarında olmasını istedikleri bir diğer özellik olan, önderlik ise ancak ilim ve amel ile olur. Hatta bazı âlimler, çocuk için din hususunda riyaset ve önderliğin talep edilmesini gerekli görmüşlerdir.28 Diğer taraftan çocuk için istenilen öncülük talebinin sebebi bir üstünlük ya da büyüklük kompleksi değil, ebeveynin Allah yolunu izlemek isteyenleri kendisi etrafında toplandıklarını görme arzusudur.29

Kur’an’a baktığımızda çocuğu adama örneğini Hz. Meryem’in annesinde de görüyoruz. Zira kendisi hamile kaldığında doğacak olan çocuğunu mabede yani Allah yolunda hizmete adamak istemiştir30. Bu istek doğrultusunda şu duayı etmiştir.

ُميِلَعْلا ُعيِمَّسلا َتْنَأ َكَّنِإ يِّنِم ْلَّبَقَتَف اًرَّرَحُم يِنْطَب يِف اَم َكَل ُتْرَذَن يِّنِإ ِّبَر

"Rabbim karnımdaki çocuğu sırf sana hizmete adayacağıma söz veriyorum. Benim bu adağımı kabul buyur şüphesiz sen işitensin bilensin.”31

Hz. Meryem doğduktan sonra annesi evladının ismini koymuş ve sonraki nesiller için örnek olacak olan şu duayı yapmıştır.

“Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum.”32

Hz. Meryem’in annesinde olduğu gibi peygamberler de evlatları için Allah’a dua etmiştirler. Bu dua örneklerinin bir kaçını şöyle sıralayabiliriz.

28 Râzî, XVII, 289 ; Zuhayli, X, 100.

29 Kutup, X, 569.

30 Komisyon, I, 547, 548.

31 Ali İmran 3/ 35.

32 Ali İmran 3/36.

(21)

11

Hz İbrahim: “Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver.”33 Hz Zekeriyya: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet.”34

Hz Zekeriyya: “Rabbim! Ben çok yaşlandım; artık gücüm-kuvvetim kalmadı, saçım- sakalım ağardı. Rabbim! Bu zamana kadar sana kaç kez el açıp yakardıysam eli boş döndüğüm hiç olmadı. Ben bu fâni dünyadan göçüp gittikten sonra yakınlarımın yanlış işler yapmasından endişe duyuyorum. [Bu yüzden isterdim ki hayırlı bir evladım olsun da benden sonra onlara rehberlik etsin. Ama gel gör ki ben çok yaşlıyım;] üstelik karım da kısır.

Rabbim! Sen bana [yakınlarımdan] bir halef lütfeyle. Bu öyle bir halef olsun ki hem benim hem de Yakub ailesinin manevi mirasına sahip çıksın. Rabbim! Onu kendisinden razı olduğun kullarından eyle.”35

Kur’ân’ın söz konusu ettiği evlat için yapılan dua örneklerinde, anne-babanın çocuk için talebi, cinsiyet veya sayı gibi maddi şeyler değil; çocuğu Allah’ın rızasına ulaştıracak özellikler olduğu görülmektedir.

1.4. ÇOCUKLARLA İLGİLİ KUR’AN’IN YASAKLADIĞI OLUMSUZ ANLAYIŞ VE DAVRANIŞLAR

1.4.1. Cinsiyet Ayrımı

Cinsiyet ayırımı, gerek günümüzde gerekse önceki dönemlerde var olan toplumsal bir olgudur. Kur’an öncesi dönemde de var olan bu ayrım, kız çocuklarının diri diri gömülmesiyle vücud bulmuştur. Kur’an var olan geleneği önce net bir şekilde eleştirmiştir.

ْتَلِتُق ٍبْنَذ ِّىَاِب ْتَلِئُس ُةَدُءْوَمْلا اَذِاَو

“ Diri diri gömülen kız çocuğuna, hangi suçtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman.” 36 İlk bakışta sorunun muhatabı ihtiyaç veya utanmadan dolayı canlı olarak gömülen kız çocuğu olarak görünse de aslında bu soru katile veya defnedene sorulan bir sorudur. Sorunun öldürülen kız çocuğuna yöneltilmesi, katile duyulan aşırı öfkeyi dile getirir. Bu soru katile yönelik bir kınama ve azarlama içermektedir. İşlenen suçun Allah katında ne kadar günah olduğunu ve cezasının ne derece büyük olduğunu anlatmaktadır. Kız çocuğunu canlı bir

33 Saffat 37/100.

34 Ali İmran 3/38.

35 Meryem 19/ 5.

36 Tekvir 81/8-9.

(22)

12

şekilde gömene karşı duyulan öfke o kadar büyüktür ki muhatab alınmayı hak etmediği için soru sorulmaya dahi layık görülmez. Bu yüzden gömülen üzerinden kınanır, azarlanır ve soru gömülene sorulur. "Hangi suçtan dolayı" diye muhataba yöneltilen ve "Hiçbir günahı olmadan" şeklinde cevaplandırılacak olan bir sorudur.37 Bu şekildeki kınama Kur’an’da Allah Tealâ' nın Hıristiyanları azarlamak ve kınamak için İsa (a.s.)'ya “Sen mi insanlara söyledin?”

38 şeklinde sorduğu gibidir.39

Müfessirler, Mev’ûde için; küçükken diri diri toprağa gömülen kız40 anlamı vermişlerdir. Kur’an öncesi toplumda böylesi bir kavramın var olması bu olayın o toplumda yaygınlığına dalalet eder. Yine aynı âyette kullanılan “zenb” ( ٍبْنَذ) ifadesinin asıl anlamı bir şeyin kuyruğunu tutmaktır. Bu kelime sonu kötü olan her fiil için de kullanılır.41 Cahiliye döneminde kızlar, açlık korkusuyla, kendilerine ar getirir diye, savaşlarda düşmana esir düşüp köle olarak satılır korkusuyla öldürülürdü. Her ne kadar sonları kötü olur korkusuyla öldürülmüş olsalar da Kur’an bunu kesin bir dille kınamıştır.

Aynı konuda inen ayetler, ailelerin kız çocuğu haberi aldıklarında takındıkları tavrı bize haber vermektedir.

َبَرَض اَمِب ْمُهُدَحَا َرِّشُب اَذِاَو مي ٖظَك َوُهَو اً دَوْسُم ُهُهْجَو َّلَظ ًًَثَم ِن ّٰمْحَّرلِل

“O müşriklerden her biri, Rahman’a yakıştırdığı kız çocuğunun dünyaya geldiği haberini alınca, birden yüzü mosmor kesilir, kederinden yutkunur durur.”42

Kızları kendilerine yakıştırmamakla birlikte onları Rahman’a isnad etmeleri müşriklerin ne derece bencil olduklarını da göstermektedir. Doğan çocuğun kız olduğunu anladıkları andaki ve sonrasındaki halet-i ruhiyelerini Kur’an bize şöyle resmetmektedir;

ُب اَم ِءوُس ْنِم ِمْوَقْلا َنِم ى ّٰراَوَتَي مي ٖظَك َوُهَو اً دَوْسُم ُهُهْجَو َّلَظ ىّٰثْنُ ْلااِب ْمُهُدَحَا َرِّشُب اَذِاَو ىِف ُهُّسُدَي ْمَا ٍنوُه ىّٰلَع ُهُكِسْمُيَا ٖهِب َرِّش

َنوُمُك ْحَي اَم َءاَس َلاَا ِباَرُّتلا

“Onlardan birine bir kızının dünyaya geldiği müjdelenince, öfkesinden ve üzüntüsünden, yüzü mosmor kesilir. Müjdelendiği bu kötü haberin etkisiyle utanıp eşinden dostundan saklanmaya çalışır. Şimdi ne yapsın: Hor, hakir, itilip kakılan bir bela olarak onu

37 Şevkani, Muhammed b. Ali b. Muhammed, Fethü’l-Kadîr el-Câmiu beyne Fenniyi’r-Rivayeti ve’d-Dirayeti min Ilmı’t-Tefsirul Şevkani, Beyrut,1993, V, 517;Kasapoğlu, Abdurrahman, Kur’an’a Göre Çocuklar Arasında Cinsiyet ayrımcılığı”, FÜİFD, 2005, Sayı 10, s. 84

38 Maide 5/116.

39 Zuhayli, XV, 382.

40 Mukatil, III, 455; Begavi, VIII, 348, Kurtubi, XXII,102, ;İbn-i Kesir, XV, 8325-8328; Elmalılı, VIII, 5604.

41 Isfahani, 402-403.

42 Zuhruf 43/17.

(23)

13

hayatta mı bıraksın, yoksa toprağa mı gömsün, ne yapsın? diye kara kara düşünür! Dikkat ediniz, ne fena hükümlerdi verdikleri bu hükümler!” 43

Ayette geçen “hûnin”( ٍنوُه) kelimesinin anlamlarından biri de; güçlü, kendisini hafife alan birine karşı zilleti kabul etmektir. Bu da kişinin kendisiyle yerildiği bir davranış kalıbıdır.44 Müfessirlere göre, bahsi geçen zillet için iki durum karşımıza çıkmaktadır. Bu sıfat

_ Ya doğmuş olan kız çocuğunun vasfıdır. Buna göre mana, “O adam, bu kız çocuğunu, gözünde hor ve hakir olarak yanında mı tutacak?” şeklinde olacak.

_ Ya da Atâ’nın rivayetine göre, İbni Abbas (r.a), bu kelimenin babaya ait bir sıfat olduğunu söylemiştir. Buna göre de mana, “O baba, bu kızı kendisinin zelil ve utanç içinde olmasına rağmen, isteyerek onu tutabilecek mi?” şeklinde olur.45

Yine ayette geçen “yedussu”( ُّسُدَي) kelimesinin manası: bir şeyi başka bir şeye bir tür zorlamayla sokmaktır46. Burada kızların toprağa gömülmesi söz konusu olsa da, uygulama sadece bununla sınırlı değildir. Rivayetler Arapların farklı yollar da takip ettiğini söylemektedir. Kimi çocuğunu yüksek bir yerden atar, kimi suda boğar, kimi de boğazlamak suretiyle keserek öldürürdü.47

Durumun geneline baktığımızda kız çocuğundan hoşlanmama konusundaki tavırlar doruk noktasına varmıştır. Zira kız çocuklarının doğduğu haberiyle yüzlerinin renginin değişmesi ve toplumdan uzaklaşmaları bunu gösteriyor.48 Fakat devamındaki ayetler bu tür vahşice ve cahilce yapılan uygulamalara son verme niteliğindedir.

َروُكُّذلا ُءاَشَي ْنَمِل ُبَهَيَو اًثاَنِا ُءاَشَي ْنَمِل ُبَهَي ُءاَشَي اَم ُقُلْخَي ِضْرَ ْلااَو ِتاَو ّٰمَّسلا ُكْلُم ِ ّٰ ِلِل

ٖدَق ميٖلَع ُهَّنِا اًميٖقَع ُءاَشَي ْنَم ُلَعْجَيَو اًثاَنِاَو اًناَرْكُذ ْمُهُجِّوَزُي ْوَا ري

“Göklerin ve yerin hâkimiyeti Allah’ındır. O dilediğini yaratır. Dilediğine kız evlat, dilediğine erkek evlat verir, yahut kızlı oğlanlı olarak her iki cinsten karma yapar. Dilediğini de kısır bırakır. O her şeyi mükemmel bilir, her şeye kadirdir.” 49

43 Nahl 16/ 58-59.

44 Isfahani, 1126.

45 Razi, XIV, 254.

46 Isfahani, 382.

47 Râzi, XIV, 254.

48 Râzi, XIV, 254.

49 Şura 52/49-50

(24)

14

Ayetteki: “yehebu”( ُبَهَي) fiili, hibe etmek, bağışlamak50 anlamlarına gelirken, mülkte tek söz hakkının Allah’a ait olduğu vurgusu da dikkati çekmektedir.

Ayetin devamında gelen: “yuzevvicuhum” ( ْمُهُجِّوَزُي) kelimesi ise bir araya gelmeyi ifade eder. Yani Allah Teâlâ kız ve erkek çocuklarını birlikte verir ve onları çift kılar. Biri diğeri ile beraber olan iki şey bir birine eş sayılır.51 Ayrıca kelimenin kullanım alanlarına baktığımızda; canlı varlıklardan eşleşen erkek ve dişi çiftlerin her birisine zevc denir ve mest ya da ayakkabı gibi ister benzer, ister zıt olsun başka biriyle beraber olan her şeye de zevc denir.52 Verilen tanımlara baktığımızda eş sayılanların aynı durumda olmaları ve birbirlerine alternatif olmamaları karşımıza çıkmaktadır. Yani Kur’an, kız ve erkek çocukları cinsiyet bakımından eş tutmaktadır.

Hadislerde kız evlat sahibi olmak cenneti kazanmak için bir avantaj, kişiyi ateşten koruyan bir perde olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira Rasûlullah şöyle buyuruyor:

“Kimin üç kızı olur da onları barındırır, ihtiyaçlarını karşılar, kendilerine merhamet ederse, elbette Cennet ona vacib olmuştur.” Hazır bulunanlardan biri: “İki kız olsa da mı ya Rasûlallah?” dedi. Peygamber: “İki kız da aynı hükümdedir.”53 buyurdu.

Konuyla alakalı başka bir hadisi Hz. Aişe naklediyor: "Yanıma bir kadın girdi.

Beraberinde iki kız çocuğu da vardı. Bir şeyler istedi. Aksi gibi, yanımda bir hurmadan başka bir şey yoktu. Onu verdim. Kadın aldı ve ikiye bölerek kızlarına taksim etti. Kendine pay ayırmadı. Çıkıp gittiler. Arkadan Resûlullah girdi. Durumu ona anlattım. Dedi ki:

"Kim bu şekilde kızlarla imtihan edilir, o da onlara iyi davranırsa, kızlar, onun için ateşe karşı perde olurlar."54

Gerek cahiliye devrinde tatbik edilen haliyle olsun gerekse güncel şekliyle olsun, cinsiyet ayırımı yapmak yani kız çocuğunu istememek ya da hakir görmek İslam ve insanlığın asla hoş görmeyeceği bir davranıştır.55 Kur’an’ın ve hadislerin bize çizdiği tabloya baştan sona baktığımızda karşımıza şöyle bir durum çıkmaktadır: Kızlar, diri diri toprağa gömülmekten, utanç vesilesi olmaktan kurtarılmış, cennet vesilesine dönüştürülmüştür.

50 Isfahani, 1100.

51 Zuhayli, XIII, 90.

52 Isfahani , 464.

53 Tirmizi, “Birr” 13.

54 Buhari,” Zekat”, 10; Tirmizi, “Birr” 13.

55 Duman, M. Zeki,Kur’an’ı Kerim’de Adab-ı Muaşeret, İstanbul, İpek Yayınları, 2002, 138.

(25)

15 1.4.2. Çocukların Öldürmesi

Kur'an-ı Kerim’in çocuklarla alakalı yasakladığı hususlardan biri de çocukları öldürmektir. Söz konusu olgu herhangi bir zaman dilimine ya da coğrafyaya mahsus bir durum değildir. Geçmişte var olmuş ve günümüzde de devam etmektedir.

Hz. Musa zamanında Firavun tarafından erkek çocuklarının öldürüldüğünü,56cahiliye döneminde ise Arapların kız çocuklarını öldürdüğünü kaynaklar bize bildirmektedir.57

Kur’an, gerek maddi, gerekse başka sebeplerden dolayı ailelerin çocuklarını öldürmesini şiddetle yasaklar.

اًريٖبَك ًاْطِخ َناَك ْمُهَلْتَق َّنِا ْمُكاَّيِاَو ْمُهُقُزْرَن ُنْحَن ٍق ًَْمِا َةَيْشَخ ْمُكَد َلاْوَا اوُلُتْقَت َلاَو

“Fakirliğe düşme endişesi ile evlatlarınızı öldürmeyiniz! Onların da sizin de rızkınızı veren Biz’iz. Şüphesiz ki onları öldürmek büyük bir suçtur.”58

Ayet hem çocuğun hem de ebeveynin rızkının Allah’ın teminatı altında olduğunu açıkça vurgulamıştır. Aynı zamanda çocukların rızkının ebeveynin rızkından önce dile getirilmesinin muhtemel sebebi ise ailelerin çocuklarının rızkı kaynaklı yaşadıkları fakirlik korkusudur.59 Diğer taraftan eğer çocuğun öldürülme sebebi fakirlik endişesi olursa, bu Allah hakkında su-i zan olmuş olur. Oysa ki çocuklara iyilik, onlar son derece zayıf, güçsüz ve ana- babalarından başka bakıp gözetenleri olmadığı için vaciptir.

Kur’an’da çocukları öldürme sebepleri şu şekilde verilmiştir;

1- Cinsiyetinden dolayı kız çocuklarını öldürme: Damat sahibi olma utancı, savaşlarda düşmanın eline düşme ya da kendilerine ar getirme korkusuyla öldürülürdü.

2- Ekonomik kaygılar: Bakım ve besleme yükünün çekilmez hale gelmesini istemedikleri için öldürülürdü.

3- Tanrılarını memnun etmek için kurban edilirdi

4- Siyasi kaygılar: Firavun döneminde erkek çocukların öldürülmesi.60

56 Bakara 2/ 49; A'raf 7/127,141; İbrahim 14/ 6; Kasas 28/4.

57 Razi, XXII, 527-528;İbni Kesir, XV, 8318-8325; Komisyon, V, 563.

58 İsra 17/ 31.

59 Zuhayli, VIII, 60.

60 Bayraklı, VI, 531-534.

(26)

16

Kur’an, uydurma tanrılara çocukların feda edilmesini bize şu ayetle haber vermiştir.

ٖد ْمِهْيَلَع اوُسِبْلَيِلَو ْمُهوُدْرُيِل ْمُهُؤاَكَرُش ْمِهِد َلاْوَا َلْتَق َني ٖكِرْشُمْلا َنِم ٍريٖثَكِل َنَّيَز َكِل ّٰذَكَو اَمَو ْمُهْرَذَف ُهوُلَعَف اَم ُ ّٰ اللَّ َءاَش ْوَلَو ْمُهَني

َنوُرَتْفَي

“ Yine bunun gibi, onların, Allah’a ibadette ortak saydıkları putlarının hizmetçileri, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi iyi bir iş gösterdiler ki hem onları mahvetsinler, hem de dinlerini bozup karıştırsınlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurdukları yalanlarla baş başa bırak!”61

Uydurma tanrılar, müşriklerin kalpleri üzerinde etkili oldukları ve müşrikler de onlara karşı bir sevgi besledikleri için müşriklerden bir çoğuna çocuklarını öldürmeleri ve tanrılarına yaklaşmak için onları kurban olarak sunmaları süslü gösterildi.62 Dikkati çeken hususlardan bi نَّي َز) ) “süslü gösterme” fiilinin manasıdır. Zira bu fiili cansız varlıklar yapamaz yani bahsi geçen tanrılar o cahiliye toplumunun önde gelenleridir. Bunu yapmaktaki maksatları ise dini karma karışık hale getirmektir.63 O halde çocuklarını, uydurma tanrılarını memnun etmek, onların buyruklarını yerine getirmek ve tanrıları ile aralarındaki o muhabbeti arttırmak adına çocuklarını feda etmek ebeveyni şirke götürmektedir.

Çocuklarını öldürenler arasında özellikle tabiat insanları diye adlandırılan bir kabile zikredilir. Onlar, sakat, hastalıklı veya gayrı meşru dünyaya gelen ya da annesi doğum sırasında ölen bebeği öldürüyorlardı. Nüfus artışının sınırlandırılması amacıyla birçok kabilede, talihsiz sayılan şartlar altında doğan çocuklar öldürülüyordu. Göçebe kabileler de, uzun yürüyüşlerde kendilerine yük olduklarına kanaat getirdikleri yeni doğan çocuklarını öldürüyorlardı. Kimi kabileler ise açlık tehlikesi baş gösterdiği zaman yeni doğan çocukları öldürür ya da pişirip yerlerdi. Bu durumda en fazla öldürülenler ise kız çocuklarıydı.64

Gerek ilkel kabilelerde gerekse cahiliye döneminde çocukların öldürülmesi için ailelerin kendilerine makul gösterdikleri farklı sebepleri vardı. Sebeplerin farklı olması yanında öldürülme şekilleri de farklıydı. Cahiliye döneminde Araplar kız çocuklarını gömme konusunda çeşitli usûller bulmuşlardı. Kimileri kız çocuğu altı yaşına gelince çölde onun için bir kuyu kazar ve kız çocuğunu kuyunun yanına götürürdü. Ona “göğe bak” dedikten sonra kızı kuyuya itip üzerine toprak serperlerdi. Kuyu toprağın seviyesine gelinceye kadar üstünü

61 En’am 6/137.

62 Tabataba-i, Allame Muhammed Hüseyin,”El-mizan fi Tefsir’il Kur’an” ter. Vahdettin İnce, İstanbul, Kevser Yatınları, 2003, VII, 525.

63 Bayraklı, VI, 531-534.

64Demircan, Adnan, “Cahiliye Araplarında Kız Çocuklarını Gömme Adeti”, HÜİFD, 2004, Sayı 3, s. 11.

(27)

17

doldururlardı. Bazılarının da karısının doğumu yaklaştığında, bir kuyu kazar ve kuyunun başında beklerdi. Kadın kız çocuğu doğurursa çocuğu kuyuya atardı. Erkek çocuğu doğurursa çocuğu sağ bırakırdı.65

Makul hiçbir izahı olamayan çocuk öldürme fiilini gerçekleştirenler için Kur’an’ın kullandığı üsluba baktığımızda ise durumun vehametinin boyutları daha da netleşmektedir.

: َني ٖدَتْهُم اوُناَك اَمَو اوُّلَض ْدَق ِ ّٰ اللَّ ىَل َع ًءاَرِتْفا ُ ّٰ اللَّ ُمُهَقَزَر اَم اوُمَّرَحَو ٍمْلِع ِرْيَِْب اًهَفَس ْمُهَد َلاْوَا اوُلَتَق َني ٖذَّلا َرِسَخ ْدَق “Bilgisizlik ve düşüncesizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine ihsan ettiği rızkı Allah’a iftira ederek haram sayanlar, elbette tam hüsrana uğradılar. Saptılar bunlar, doğru yolu da bulamadılar!”66

Ayetteki “sefeha” (اهَفَس ) kelimesi, akıl eksikliğinden dolayı kişinin hafifliğini anlatır.

Din-dünya işleri için kullanılır ve genel anlamda aklın ermemesi ve beyinsizlik anlamları yüklenilir.67 Çocuğun fakirlik korkusuyla öldürülmesi beyinsizlikle nitelendirilmiştir. Çünkü her ne kadar fakirlik bir zarar gibi görünse de, çocuğu öldürmek çok daha büyük ve kapsamlı bir zarardır. Diğer taraftan çocuğu öldürme peşin bir zararken; fakirlik, olup olmayacağı belli olmayan bir durumdur. Şu halde kesin olmayan bir zarardan sakınmak için, kesin ve çok daha büyük bir zarar üstlenmiş olunur ki, bu da akılsızlığın ve beyinsizliğin ta kendisidir. Ayet çocuğunu öldürenlerin sıfatlarını anlatırken onları ilimsizlikten dolayı cahil ve akılsız olarak nitelerken aynı zamanda onların hüsran içinde olduğunu da bize haber vermektedir. Zira çocuk, yaratanın kuluna verdiği çok büyük bir nimettir. Doğum sebebi ile meydana gelen akrabalık, en büyük sevgi vesilesiyken anne-babanın o çocuğa en büyük zararı vermesi en büyük günaha dolayısıyla en büyük azaba götürür.68 Yani durum hüsranla sonuçlanır.

Çocukları öldürmek kat’i bir şekilde yasaklandıktan sonra bu yasak, Allah tarafından indirilen ve belli bir şeriatla sınırlı olmayan evrensel emir ve yasaklarla da açıklanıyor.

Evrensel olduğunun kanıtı ise: 69

O, "Dini doğru anlayıp hükümlerini uygulayın ve o hususta tefrikaya düşmeyin!" diye, din esasları olarak Nuh’a emrettiğini, hem sana vahyettiğimizi, keza İbrâhim’e, Mûsâ’ya, Îsâ’ya emrettiğimizi sizin için de din kıldı. Senin insanları dâvet ettiğin esaslar, müşriklere

65 İbni Kesir, XV, 8325-8328.

66 En’am 6/140.

67 İsfahani, 500.

68 Râzi, X, 210-211.

69 Tabatabai, VII, 544.

(28)

18

çok ağır gelmektedir. Halbuki Allah dilediği kullarını bu din için seçer ve gönülden Kendine yöneleni doğru yola iletir.70

: ْمُهاَّيِاَو ْمُكُقُزْرَن ُن ْحَن ٍق ًَ ْمِا ْنِم ْمُكَد َلاْوَا اوُلُتْقَت َلاَو اًناَسْحِا ِنْيَدِلاَوْلاِبَو اًپْيَش ٖهِب اوُكِرْشُت َّلاَا ْمُكْيَلَع ْمُكُّبَر َم َّرَح اَم ُلْتَا اْوَلاَعَت ْلُق َّلا َسْفَّنلا اوُلُتْقَت َلاَو َنَطَب اَمَو اَهْنِم َرَهَظ اَم َشِحاَوَفْلا اوُبَرْقَت َلاَو

َنوُلِقْعَت ْمُكَّلَعَل ٖهِب ْمُكي ّٰ صَو ْمُكِل ّٰذ ِّقَحْلاِب َّلاِا ُ ّٰ اللَّ َمَّرَح ىٖت

De ki: "Gelin Rabbinizin size neleri olmazsa olmaz dolayısıyla farz kıldığını söyleyeyim: Allah’a hiçbir şeyi eş ve ortak koşmayın. Ana babanıza iyi davranın. Fakirlik yüzünden bakıp büyütemeyiz endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Zira sizin de onların da rızkını veren biziz. Çirkin ve utanç verici fiilleri açıkça ya da gizli işlemekten uzak durun.

Haklı bir sebep bulunmadıkça, Allah’ın kutsal, dokunulmaz saydığı cana kıymayın.” İşte Allah size bütün bunları emrediyor ki düşünüp ders alasınız, yanlış yola sapmayasınız.71

Âyetteki, çocukları öldürmekle ilgili ifade İsra 31. âyetteki ile aynı gibi görünse de aralarında ince farklar vardır. İsra Suresinde, gelecekte ortaya çıkma ihtimali olan, açlık korkusu olduğu için önce çocukların rızkı anılmış iken; burada ise hali hazırda var olan açlıktan bahsedildiğinden babanın rızkı öne alınmıştır. Zira fakirlikten etkilenen önce babadır.

Hem babanın hem de çocuğun rızkı Allah’a ait ise burada insan neslinin korunmasının zorunlu olduğuna işaret vardır. Bu da ebeveyne veya evlada eziyetin haram olmasıyla, onların her birinin korunup gözetilmesinin emredilmesiyle72 ve bu emrin yerine getirilmesiyle gerçekleşir. Şu durumda babanın ve çocuğunun rızkının kefili Allah olduğuna göre aynı şekilde ana-babanın doğan canın hayatta kalması için gayret etmesi ve onun rızkı hususunda Allah’a tevekkül etmesi gerekmektedir.73

Çocuk öldürmek her ne kadar cahiliye Araplarının, ilkel kabilelerin ya da geçmişte yaşayan herhangi bir topluluğun vahşi bir adeti gibi görünse de günümüzde isim değiştirip

“kürtaj” adı altında ceninin katli şeklinde devam etmektedir. Cerrahi tıbbın gelişmesinden önce ilkel yöntemlerle yapılan cenîn katli, günümüzde ameliyat ortamında ve genellikle doktorlar tarafından yapılmaktadır.

Her ne kadar isim ya da yöntem değişmiş olsa da sebepler çok fazla değişmemiştir. En temel sebep ekonomi olmuştur. Bir diğer sebep de ilkel kabile anlayışında olduğu gibi, çocuğun ayak bağı olması ya da sakat doğma ihtimalidir. Yani günümüzde de durum

70 Şura 42/13.

71 En’am 6/151.

72 Zuhayli, IV, 396.

73 Razi, X, 125; Elmalı, IV, 2094.

(29)

19

değişmemiş, gelecek korkusu cenin katlinin en büyük sebebi olmuştur. Hatta bazı ebeveynler cenini katletmenin, onu taşıyan kadının hakkı olduğunu düşünmektedir. Bu düşünceyi de annenin kendi bedeni üzerindeki söz sahibi olmasına dayandırmaktadır. Oysa cenin, annenin bedenine ait bir uzuv değil, birey olmak için gerekli zamanı doldurmayı bekleyen misafirdir.

ِياَبُي ُتاَنِمْؤُمْلا َكَءاَج اَذِإ ُّيِبَّنلا اَهُّيَأَي َنيِتْأَي لاَو َّنُهَدلاْوَأ َنْلُتْقَي لاَو َنيِنْزَي لاَو َنْقِرْسَي لاَو اًئْيَش ِ َّلِلاِب َنْكِرْشُي لا ْنَأ ىَلَع َكَنْع

ُهَل ْرِفَْْتْساَو َّنُهْعِياَبَف ٍفوُرْعَم يِف َكَنيِصْعَي لاَو َّنِهِلُجْرَأَو َّنِهيِدْيَأ َنْيَب ُهَنيِرَتْفَي ٍناَتْهُبِب َّن

ميِحَر روُفََ َ َّاللَّ َّنِإ َ َّاللَّ

Ey Peygamber! Mümin kadınlar sana gelip Allah’a hiçbir şeyi asla ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, [kız] çocuklarını öldürmeyeceklerine, gayri meşru çocuk dünyaya getirip kocalarına nisbet etmeyeceklerine, iyi ve yararlı işlerde sana karşı gelmeyeceklerine dair biat etmek istediklerinde onların bu biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Çünkü Allah çok affedici, çok merhametlidir.74

Müfessirler, âyette kadınlara yönelik çocuk öldürmeme emrinin kürtajı da kapsadığını söylemektedir. Söz konusu ayetle kadının rahmindeki ceninin katli yasaklanmıştır. Çocuk gayrı meşru olsa dahi durum değişmemektedir.75

Geçmişte ve günümüzde bireyleri çocuk öldürmeye iten temel faktör gelecekte yaşanılmasından korkulan muhtemel sıkıntılar olmuştur. Bu korku bir anlamda gaybe imanla da çatışmaktadır.

1.5. EBEVEYNİN ÇOCUKLARINA KARŞI SORUMLULUKLARI

Aile kurumunun çatısı olan ebeveyndir. Ebeveyn genelde anne ve babadan oluşmaktadır. Baba kelimesi Arapça ( با ) “ebun” sözcüğü ile karşılık bulmaktadır. Bir şeyin icat, ıslah veya zuhuruna sebep olan herkese “ با ” denmektedir. Kur’an’da baba farklı anlamlarda da kullanılmıştır. Baba kavramı bazen amca,76 ilimle eğiten alimler77 manasında kullanılmıştır.78 Ebeveyni oluşturan diğer kavram olan anne ise Arapça ( َّ مُأ ) “ümme” sözcüğü ile karşılık bulmaktadır. Babanın mukabili olan bu kavram hem kişiyi doğuran annesi hem de kendisini doğuranı doğuran için kullanılır. Ayrıca yakınında bulunanların kendisine eklendiği

74 Mümtehine 60/12.

75 Mevdudi, VI, 256; Kutup, XIV, 431.

76 Bakara 2/133.

77 Zuhruf 43/ 22, Ahzab 33/67.

78 Isfahani, 59, 60.

(30)

20

şeylere de anne adı verilmektedir.79 Her ne kadar anne ve babaya ebeveyn denilse de amca ile baba beraber, dede de baba beraber ebeveyn sayılmaktadır.80

Kur’an’ın ısrarla üzerinde durduğu hususlardan biri olan sosyal sorumluluğun ilk ve en önemli basamağını şüphesiz aile fertlerinin birbirlerine karşı olan sorumlulukları oluşturmaktadır. Söz konusu sorumlulukların en önemlilerinden biri de ebeveynin çocuklarına karşı sorumluluklarıdır. En temel sorumluluklardan olan, evladı koruyup kollamayı Kur’an bize şu ayetle haber vermektedir;

ةَكِئّٰلَم اَهْيَلَع ُةَراَجِحْلاَو ُساَّنلا اَهُدوُقَو اًراَن ْمُكيٖلْهَاَو ْمُكَسُفْنَا اوُق اوُنَمّٰا َني ٖذَّلا اَهُّيَا اَي َنوُلَعْفَيَو ْمُهَرَمَا اَم َ ّٰ اللَّ َنوُصْعَي َلا داَدِش ظ ًََِ

َنوُرَمْؤُي اَم

“Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun. Onun başında kaba yapılı, sert ve şiddetli melekler olup onlar asla Allah’a isyan etmez ve kendilerine verilen bütün emirleri tam yerine getirirler.” 81

Âyet, müslüman ev idarecisine, ailesini, çocuklarını ve üzerinde tasarruf yetkisi bulunduğu kişileri Allah'ın farz kıldığı şeyleri yapmayı ve nehyettiği şeylerden kaçınmayı, ailesini bu konuda gözetim altında tutmayı ve Allah’a itaat etmedikleri zaman onları cezalandırmakla yükümlü olduğunu belirtmektedir. Âyet, ebeveyne çocuk terbiyesini, onları Allah’a isyandan korumayı ve onlara Allah’tan korkmayı tavsiye etmektedir.82 Aile kavramının kapsamı sosyal yapıya göre farklılıklar taşısa da, burada bir müslümanın manevi mes’uliyetinin sırf kişisel hayatıyla sınırlı olmadığına vurgu yapılmıştır. Aynı konuda Hz.

Peygamber’in "Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz”83 hadisi de ebeveynin evladı üzerindeki sorumluluğunu dile getirmektedir. Böyle bir sorumluluk anlayışı, sadece manevi hedeflerle sınırlı kalmayan, sağlam bağlarla birbirine bağlanmış bir aile yapısını da hedeflemektedir.84

Kur’an, ailenin yerine getirmesi gereken görevleri diğer bir ayette şöyle anlatmaktadır.

ىَوْقَّتلِل ُةَبِقاَعْلا َو َكُقُزْرَن ُن ْحَن اًقْزِر َكُلَأْسَن لا اَهْيَلَع ْرِبَطْصاَو ِةًَّصلاِب َكَلْهَأ ْرُمْأَو

79 Isfahani, 92.

80 Isfahani, 59.

81 Tahrim 66/6.

82 Taberi, XXIII, 103, 104; İbni Kesir, XIV, 7966-7969; Derveze, Muhammed İzzet Et-Tefsiru’l-Hadis, Kahire, 2000, VIII, 537, 538.

83Buhari, “Cuma” 11.

84 Komisyon,V, 406.

Referanslar

Benzer Belgeler

Na ip Mehmet Emin Efendi Aza Naip Efendi Tahrirat Katibi Mustafa Sabri Efendi Aza Müftü Efendi Malmüdürü Mehmet Naci Efendi Aza Malmüdürü Efendi. Aza

Bunun için insanoğlu yalnız O’na ibadet etmek ve her şeyden daha çok O’nu sevmek durumundadır.. Her şeyde bize örnek olan Peygamberimiz Allah’ı sevmede de bize en

Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim

Aylaklıktan, başıboşluktan usanan, bunun çıkar yol olmadığını anlayıp doğru yola gelmeye karar veren mirasyedi bir adam, ülkesinin kralına çıkıp,

Yine bu kaynaklarda Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları üç grupta mütalâa edilir: “Zâtî sıfatlar” (bunlar sübutî ve selbî olarak iki kısma ayrılırlar), “fiilî sıfatlar”,

bırakmama konuları otel statüleri açısından incelendiğinde; arada önemli farklılık olduğu (P < 0.05), beş ve dört yıldızlı otelierin diğer otellerden

Standartlar, yönetimin ve dış denetçilerin iç denetime güven duymaları için gerekli olup iç denetçilerin çalışmalarını yürütmelerine yardımcı olur. Ayrıca

Söz varlığı tespit edildikten sonra konusal (tematik) olarak sınıflandırılmıştır. yüzyıl Türk toplumunun kültürel, sosyal ve iktisadi hayatında nasıl bir hayat tarzına