Đktisadi Analizin Disiplinlerarası Uygulamalarında
Durum ve Öngörüler
Mehmet Baç
Sabancı Üni ve rsitesi (bac@ sabanciuni v. edu)
Öz
Fizik ve biyoloji’den aldığı yöntemlere kattığı değerle özellikle 1960lardan sonra hızlı gelişme gösteren iktisat, kuramsal yaklaşıml arını son kırk yıllık dönemde diğer sosyal bilimlere “ih raç ” eder olmuşt ur. Çevre
ekonomisi, sosyo-iktisat, hukuk ve iktisat gibi yeni alanlar do ğmuş, iktisadi anali z ve temel prensiplerinin kültü r, siyaset ve toplum bili mlerine
uygulamal arı gidere k yaygınlaşmıştır. Bu gelişmelere karşı çeşitli tepkiler olsa da, önümüzdeki onbeş yıl boyunca iktisadi yaklaşı mın diğer sosyal bilimleri artarak etkilemeye devam edeceğine kesin gözüyle bakılabilir. Yazımda bu süreci ve ona Türkiye çıkışlı katkıları değerlendi ri yor, yakın gelecekte ekonomi-(diğer)sosyal bilimler etkileşiminde olası gelişmeler ışığında bazı girişimler öneriyorum.
Araştı rma kon uları yla disiplinler arasında bire bir bağ ku rma, bu bağlamda iktisat bilimine de, iktisatçılarımı z dahil, dar bir kapsam biçme eğiliminde yiz. “Đleri kuşak” iktisat profesö rü X’in, genç meslekdaşı Y’nin eşleşmeler
üzerine olan kuramsal araştırmalarına “bu bir mühendisl ik kon usu olabili r ancak” tepkisi bu eğilime, benim de şahit olduğum, iyi bi r örn ektir. Đşveren-işçi, alıcı-satıcı, öğr enci-okul ilişkileri ve sosyal yaşamın çekirdeği aile birer eşleşme örneğidi r. Eşleşmelerden değer d oğar; değeri n doğd uğu yer de
paylaşım, etkinlik, bil gi eksikli ği, bire yle rin stratejik davranışları gi bi konular ortaya çıkar ve iktisat bilim alanı na geçmiş olur uz. X’in tepkisi ve iktisadi analizi n hukuk, çevre, siyaset, toplum ve kültü r bilim lerine
uygulanabili rli ği nin sosyal bilim çevremi zde büyük ölçüde yo ksanması bir gelenek ya da bilgi eksikli ği olabili r. Gelişmiş ülkelerin hatırı sayılır bir bil gi ve kavram birikim i oluşturdu kları ikti sat-sosyal bilimle r alışverişi konusun da ye rli - yabancı sosyal bilimcilerden “patoloj ik, ” “marj inal, ” ve “yakın zamanda geçecek bir hastalık” değerlendirmelerini du ymu şumdur.
Ka nımca önümüzdeki onbeş yıl bo yunca iktisadi analiz di ğer sosyal bilimlere artarak uygulanmaya ve etki alanını geliştirme ye de vam edecektir. Yazımda bu gen işleme ve kapsama sürecine Türki ye çıkışlı ( ge nelde cılız
sayı labilecek) katkıl arı değe rlendi ri yor, son olarak da iktisat-di ğer sosya l bilimler etkileşimi nde olası gelişmeler ışı ğı nda bazı stratej ik adımlar öneri yorum. Yer yer kuramsal katkıla rın t oplum sal faydalara dönüşüm
örnekle rini de ve receği m. Đktisat-sosyal bilimler etkileşimin den yeni bilim sel alanlar do ğduğun un i şaretleri olarak ya yınlanan makale sayısı, SSCI, AHC I
ve SC I’ ye giren dergi sayısı, ve alanın kazandı ğı önemin göster geleri olara k da bu dergilerin atıf indeksle rindeki sıralamaları ile üniversit elerde konuyla il gili açılan ders sayı ve içeriklerini kullanacağım.1
Đki bilim dalı arasınd aki fikir ve yöntem alış-ve rişi olsa olsa her iki bilim dalına da zengi nlik ve üretkenlik kazandır ır; zi ra, farklı yak laşım, yöntem ve analiz, uygulama buldukları alanlarda yeni bakış açılarının oluşmasına ve yen i kuramlar ın geli ştirilmesine yol açabilir. Rekabet halindeki kuram sayı sının artması da çok iyi bil diğimi z gi bi arzulanan bi r olgudur. Buna karşın, bir bilim dalı nın di ğer bi r bilim d alını etkilemesini olumsu z,
önlenmesi gereken bir süreç olarak de ğerl endirenle r olabilir. Đktisat bilimini n di ğer sosya l bilimler i etkilemesi sürecinin bilim dün yası nda baskın dur umdaki ülkeri n ve düşünce okulları nın bi r dayatm ası oldu ğu nu öne sür en görüşle r va rdı r. Ancak nesnellik, ifade ve araştırm a özgür lüğü gi bi özel likleri, bilim dünyası nın dayatmalar (varsa eğe r) so nuc u eğri yi uzun süre doğru görmesi ni engelle r.
Đktisadi bakış açısının iki ana özelliği vardır. Bunlar, (i) fayda cı yaklaşım, yan i, kaynakların kullanımı ile ilgili bire ysel ya da toplumsal kararlarda ( ya da kararların ol uşturulacağı toplumsal kur gunun tasarımı nda ), alternatif kullanım olanakla rın dan sağlanabi lecek net f aydaların belirleyici oldu ğu yak laşım; (ii ) rasyonellik varsayımı, yani, bireylerin kara rları nı, içinde bulun dukları kısıtla r çerçevesinde, amaç-f aydala rını ençoklaya cak şekilde ve rdikleri varsa yımı. Bu iki ana özelli ğin eleştirilir çok yanı ol makla beraber, kuramsal tuta rlılık ve basitlik ilkeleri düşünül düğünde birçok avantaj ları va rdı r. “Mekanik” ve aşırı derecede basite indirge yici gö zükseler de, matematiksel yönte mlerin u ygulanabilm esini, dolayıs ıyla, geliştiri lecek kuramların kendi içl erinde tutarlı, yani çıkarımla rı açık ve birbiri yle çelişmeyen özellikte olmalarını sa ğlar lar.
Fa ydacılık va rsa yımı nın çarpıcı bir uygul aması hukuk -iktisat literatür ünde görülür. Bu literatür ün “aşırı” sayılabilec ek temel normatif varsayımla rından biri, f aydacılı ğı n öze l bir hali olan servet ençoklamasıdı r (wealth
maximizati on ). Buna göre, hukuk sistemi ve topl umsal ku rallar toplum servetini ençoklama amacına hizmet etmeli, zira daha çok servet (ge rekli servet da ğılımı kur guları yla desteklendi ğinde) daha çok toplu msal ve bire ysel olanak ve daha çok refah demektir. Her mülk, hak ve değeri n bir arz f i yatı (sahibin satmaya hazır olduğu en düşük fiyat ), bir de talep f iyatı (alıcıların ve rebilece ği en yüksek fiyat) olduğu düşünülürse, ençoklanm ış toplam servet her birim mal, hizmet veya hak için arz ve talep fiyatlarını n en bü yükle ri alınarak hesaplanabilir. Bir iş kazası sonucu orta ya çıkan zararın tazminin in hangi tarafın (işçi ya da işveren) yüküml ülü ğü old uğu konusunu düşünelim. Servet ençoklaması kriteri bu rada taraf ların bire ysel tedbi r alma maliyetlerine göre bir ku ral gelişti rilmesini öneri r. Bir restoranın uyarı işareti bulunma yan ıslak zemininde kayı p düşen müşteri nin zararını n işletme sahibi taraf ından karşılanmasını etkin, ya da servet ençoklayan, bir kural olarak gör ür ken,
1
Anılan indekslerde yer alan dergilerde yapılan yayınların araştırma düzeyinin tam bir göstergesi olmadığı, ama arada yadsınamayacak bir bağlantı olduğu da malumdur. Bu dergilerdeki yayınlar ülkemizde TUBA ve belli başlı üniversitelerce özellikle son on yılda teşvik edilmeye başlanmıştır. Araştırmada yeni dünya düzeni, iyisiyle kötüsüyle, budur.
işletme sahibinin ço k az bir maliyetle kaza olasılığını ol dukç a düşürecek bir uyarı levhası koya bil eceğini göz önüne alır. Servet ençoklaması, faydacılığın özel bir hali olurken aslında yapt ı ğı tek şey ençoklanacak f ayda’nın ye rine ölçülebili r bir büyük lük olan ser veti yerl eştirmekti r. Ko lay uygulanabil irli ği nedeni yle cazip bir varsayım olarak gözü kmekle beraber, servete dayalı bu krite rin aşırı ya da kabul edilemez çıkarımları va rdı r. Örne ği n Ali’n in Veli’ye kölelik yapmak için istediği arz f iyatı Vel i’ni n Ali’ yi köle edinmek için ve rebilece ği talep f iyatı ndan düşük ise, çoğumu zun kabul edemeyeceği bu işlemi servet ençoklaması kriteri ona yla r. Di ğer bi r de ğişle, herşe yin bi r fiyatı vardır.
Çevre ve iktisat alanında da yukarıda sözünü ettiğim iktisadi yak laşımın olumsuzl uklarına bir çok örnek verilebilir. Đktisatçının çekinmeden sordu ğu, yokol ma tehlikesiyle karşı karşı ya olan bir canlı türünü gere ken kaynakları kullanıp kurta ralım mı sorus u, çevre bilimcilerden büyük tepki alır. Đktisatçı cevaba ulaşmak için toplum un bu türün k orunmasına verdi ği d eğer i ölçmeye çabalarken, çevre bilimcinin tepkisi, “boşuna uğraşma, kimse bilemez” olur. Pek de haksız değil dir: Bir türün yok olm ası insanlı ğı sonsuza dek o canlının geneti k malzemesinden, çevre ve diğe r türlerle olan her türl ü etkileşiminden yoksun bırakacaktı r. Ayrıca, bir canlı türüne paha biçme giri şi minde ye r alamayacak gelecek nesillerin adına bi zlerin karar yetki si olab ilir mi? Bu eleştiriler geçerli ol makla birlikte, toplu mun konu yla il gili bi r karar verme zorunluluğun da olduğu, ve iktisat bilimin in de bu sorulara dik kate değer cevaplar sunduğu gerçeğini de ğiş tirm iyor.
Đktisat bilim inin nesnelli ğe ve dolayısı yl a “ölçülebilirli ğe” diğe r sosyal
bilimlere göre daha büyü k önem atf ettiği söylene bilir. Uygulama alanına bağlı olarak önemli değişkenlerin ölçülebili rli kleri f arklılıkla r gösterir. Đkti sadi yak laşım bizi mutlak doğru ya ulaştı rmasa da, verilecek toplum sal kararlara ışık tutacak veri leri orta ya çıkardı ğı ölçü de geçerlili ği ni ko ru yacaktı r. Ölçme ve nesnellik ko nusundaki vurgusu, belki de iktisat yöntemle rinin di ğer sosyal bilimlere ya yılması nı sağla yan başlıca özelliktir.
1.
Çevre Sorunları, Doğal Kaynaklar ve Đktisat
Đktisadi analiz ve ya klaşımın çevre sorunları ve doğal ka ynak kullanımı na öncü uygulaması, yaklaşık 75 yıl önce Hotellin g’in 1931 ’de ya yınladı ğı “The Economics of Exhau stible Resources” makalesidir. Hotelling bu çalışmasında, tükenebili r doğal kaynakları n optimal ku llanımı konusunda bu gün de mihren k taşı kabul edilen ve kendi adıyla anılan kuralı gelişti rmişti r. Özelli kle
1970 ’lerdeki enerji krizi ve gün ümüze doğru gelindiği nde ağı rlaşan çevre ve do ğal ka ynak sorunları bu alandaki literatüre çığ etkisi yaratm ıştır. Son derece yaygın ku llan ıma erişen sürdürülebilirlik (su stainabili t y) ka vramı bu literatü rünün ürünü dür.
Çevre ve doğal ka yn ak yönetim inin ikti sat biliminin temel alt dallarında n biri olarak günümüzde erişti ği büyük önem, konu yla ilgili her yıl üretilen
bilimsel makale ve düzenlenen konferans sayı ların dan açıkça görül ür. Güncel ve acil önemi olan bu alana ulusal ve özellikle uluslara rası re smi/özel birçok
kuruluş araştı rma f onları ayı rmakta ve pr oj eler kapsamında kullanıma sunmaktadı r. A vr upa Birli ği çatısı altında en çok önem verilen ve kayna k ayrılan araştırma alanlarından birisi, (6. ve 7. çerçeve programlarından da görülebilece ği gi bi ) çevre ve doğal kayna k yönetimidi r.
1. 1 Yükse kö ğreni mde Çevre ve Doğal Kaynak E kono mis i
Çevre ve doğal ka yn ak yönetim i dersleri günüm üzde iktisat, çevre ve tarım iktisadı programları n ın sıradan seçmeli dersleri arası ndadı r. Ders programı açısından bakacak olursak Tü rkiye’de lisans sevi yesinde de durum bö yledi r: Yükse kö ğretimde önde gelen kur umları n iktisat programlarınd a da çevre ekonomi si dersleri sıkça yer almaktadır. Lisansüstü se vi yede ise, hem ders içeriği ve sa yısı, hem program sayı sı olarak, gelişmiş ül kelerin oldukça ge risinde yiz. Bu alanda başı çeken Kuze y A vrupa ve Đskandi nav ülkele rinde, çok sayı da ve yüksek sevi yede eği tim ve ren çevre ekonomis i yüksek lisans ve dokto ra programla rı vardı r.
Tür ki ye ’nin çevre ekonomi si eğitimindeki perf ormansı iktisat program müfredatları açısından olumlu gibi gö zü kse de, ders içerikleri ve yetkin öğretim elemanı açısından bakıldı ğında tablo f arklıdı r. En az 24
üniversitemi zde çevr e ekonomisi dersi seçmeli ders statüsünd e programlarda ye r alırken, bunları n hangi ölçüde faal oldukları konus unda nesnel verile re ulaşmak zordur. Gözlemlerim, bu derslerin süreklili k göste rmedikleri, iktisat içerikleri nin çoğu kez za yıf kaldığı ya da dengeli bir çevre-i kti sat
içerikleri nin olmadı ğı, ve konu ya ö ğrencil erden yo ğu n talep olmasına rağmen öğretim elemanı yete rsizli ği nedeniyle açılamadıkları yön ünde dir.
Çevre ekonomisi, temelde, kamu malları ve dışsallıklar alanındaki iktisat kuramı nın çevre soru nlarına uygulanmasıdır. Ayrıca, çevre u ygulamalarında kullanılan ileri de ğer biçme teknikleri ve fayda- mali yet analizl eri yeterl i derecede ekoloji, biyoloj i, yerine göre de j eoloji bilgisi ve rilm esini ge rekti rir. Bir çevre ekonomisi dersi ideal olarak en az üç disiplini (iktisat, ekoloj i ve mühendi slik dalları ) içerecek şekilde tasarlanmalıdı r. Bu çokdisiplinlilik özelliğine ulaşmak, çevre ekonomisi eğitim ve araştırmalar ınd a en önemli zorluklardan bi ridir.
1. 2 Çevre ve Doğal Kayn ak Araştır mal arı nda Dur um
Çevre ve doğal ka yn ak ekonomisi odaklı ulusla rarası hakemli der gile rin SSCI’deki yerleri ve sayı ları bu alanın önemi hakkında bazı ip uçları
ve recektir. Ecological Econo mics ve Jou rnal of Environment al Economics and Management dergiler i, 2003 yılı SSCI ’de ye r alan 170 iktisat sınıf ı dergi arasında impact f actor’e gö re ilk 30 sırada yer almakta, bu iki dergi dı şında listede 9 dergi daha bulun maktadı r. Genel kapsamlı ve ya kamu ekonomisi alanına odaklı der gil erde, ve ayrıca SSCI’de ye r almayan ama özellikle fizik, çevre mühendisli ği ve enerj i alanlarında ya yın yapan uluslararası der gile ri de eklersek, ortaya çok bü yü k bir ya yın sa yısı çıkar.
Bu derece faal bir uluslararası araştırma ortamına Türk üni ve rsitelerini n katkısı nedir sorusuna cevap pek de iç açıcı değildir: son on yı lda 36 değişi k
dergide, önemli bir b ölümü ikti sadi içeri ği zayıf ya da hiç olmayan, 76 makale.2 Üniver site araştırmala rındak i bu kıtlık, uygulamalı araştırma ve proj elerine katlanara k yansı mıştır. Örne ğin 32 Mil yar dolarl ık GAP proj esi kapsamında iktisadi analiz içeren tek bir çevre de ğerlendi rme çalışması yoktu r. Yapılmış ola n yetersiz sa yıdaki araştırma da iktisadi bo yut tan ve fayda-mali yet nicelemesinden yoksun, biyoloj i, jeoloj i, coğrafya ve ya mühendi slik bilimle ri ağırl ıklıdır. Oysa, çevre ekonomisi ul usl ararası araştırma ka ynakla rının en cömert olduğu alanlardan biridir. Bir-iki örnek ve rmek gereki rse, Avru pa Birli ği fonlarından GAP çevresi kü ltürel varlı kları n korunması proj esine 12 mil yon Eu ro, çevre dostu kentsel gelişme programı na da 22 milyo n Euro sağla nmıştı r. Ka ynak bol, ama arayıp bulup değe re
dönü ştürecek araştırmacı sayısı kıtdır.
Akademik nitelik li araştırmalar bir yana, karar ve gi rişim bekl eyen i vedi çevre so runlarımı za ayı racağı mız ka yna k miktarlarını daha sağlıklı belirlemek için iktisadi yönteml ere çok daha f azla itibar göstermeliyi z. 2005
Tür ki yesi nde, örneği n Van göl ündeki X balık türün ün ko runm asının toplu ma net faydasını araştıracak, ya da Çoruh havzasında inşaatına devam edilen baraj ların çevresel m aliyetini ortaya çıkaracak yetkin bir ekip yoktu r. Durumu n vehameti, özünde yet kin beşeri kaynak yok luğuna dayanmaktad ır. 1. 3 Gelecek?
Artan dü nya nüf usu, yoksulluk, kirlenen çevre, iklimsel etkiler ve sınırlı enerj i kaynakları ön ümü zdeki yüzyıl da da çevre ve do ğal ka ynak yönetimini araştırma alanları listenin tepesinde tutacaktır. Araştı rmalar, “çevre pahasına geli şme” politikaları ndan gelişmenin de zarar gördüğünü o rta ya çıkarmış, “gelişme veya çevre” yaklaşımı yeri ni “ge lişme ve çevre, birlik te” sloganına bırakmı ştır. Gelişmekte olan ülkelerde çevre korumasını n ancak iktisadi geli şme pahasına olabileceği, bu pahayı geçmişte ödemeyen batılı ülkelerin çevre yi mahve derek geli ştikle ri, az gelişmiş ülkelere dayatıla n ya da önerilen maliyetl i çevre dostu gelişme politi kalarının aslında geli şmiş ülkelerin
çıkarına hizmet ettiği, ve dolayısı yla bunl ara gelişmekte olan ülkelerin pek de itibar etmemeleri ger ekti ği tür ünden pol it ik savla r ileri sürülmektedir. Ancak, tarım ağı rlıklı ekenomileri ile çevre soru nlarına daha hassas olan gelişmekte olan ülkelerde çevre hayati öneme sahiptir. Gelişmekte olan ülkelerdeki çevre sor unlarının gelecekte daha büyük bo yutlara ulaşacak global yansımaları olduğu bir gerçekti r. Ülkeleri Kyoto prot okolü gibi ortak kara rlar almaya iten ol gu, yerel çevre sorunları nın sü rdürülem eyecek boyuta ulaşan küresel
yan sımalard ır.
Amerika n Đktisatçılar Birliği (AEA) üyeleri arasında yap ılan bir anket
araştırması, 21. yü zyılda çevre ve doğal k aynak lar kon usu nda bazı ön görüler
2 2006 Ocak ayı itibariyle bunların dağılımı şöyledir (kaynak: web of science): Energy Sources (14), Energy
Conversion and Management (6), Environmental Geology (4), Renewable Energy (3), Environmental
Management (3), Energy (2), Energy Policy (2), Renewable Sustainable Energy Reviews (2), Water Science and Technology (2), ve Journal of Environmental Economics and Management, Journal of Environmental
Management, Natural Resources Forum, Oxford Economic Papers, Review of International Political Economy, The World Economy, Environmental and Resource Economics, Journal of Environmental Biology’de birer makale.
üretmişt ir.3 Bu araştır manın hammadde ve enerj i fiyatları ile doğal ki rlilik sevi yesin de beklenen degişme yle il gili ol an iki sonucu, kısaca, şunlardır:
(i) Reel hammadde ve yakıt f iyatları nın 2025’e kadar olan döne mde nasıl bir se yir izle yeceği sorusu na AEA ü yele rinin %5. 7’si çok artacağı, %29. 3’ü bir az artacağı, %31. 8’i aşağı yu karı aynı seviye de kalacağı cevabın ı ve rmişti r. Bu f iyatların düşeceğini ön gö ren
azımsanma yacak sayıda iktisatçı olması dikkat çekicidir. Ankete katılanlardan %27. 4’ü fiyatların biraz düş eceği, % 5. 7’si oldukça düşeceği yönü nde görüş belitmişlerdi r. Bu iyimserliğin başlıca nedeni, teknoloj ik ge lişmelerin verimliliği arttıracağı ve yeni enerji kaynaklarının gelişti rilmesine yol açacağına du yulan inançtır. Bununla beraber, genelde tahmin ibresini n haf içe kötümser yönde olduğu da görülmekt edir. Amerikalı meslektaşlarımı z, öyle
anlaşılıyor ki, enerj i ve hammadde taleplerindek i bü yüme ye ayak uydu racak arz genişl emesi olacağı gö rü şündeler.
(ii ) AE A üyelerini n büyü k çoğunluğu, yakın gelecekte su ve hava
kirlil i ğini n bugünkü sevi ye lerde kalacağı na, ancak daha uzun vadede bir miktar artı ş göste receği ne inanı yorlar. Hem yakın hem uzu n vadede kü resel ısınm anın bir miktar artac ağı nı düşü ndükleri, ancak alarm verici bi r değişimi beklemedikleri de görülmekte dir.
Pryor ’un anket çalışmasından orta ya çıkan tablonun AB D dışı ndaki ülkelerde de geçerli olacağını söylemek güç olsa da, ankete katılanların en önemli iyimserl ik ka ynağı, teknoloj ik geli şmelere duyulan güvenin yanında, ABD ekonomi sinin çe vre ve do ğal kaynak sorunlarını tespit ve bert araf etme kapasitesi ve bu sorunlara ayı rabileceği geniş maddi ve beşeri kaynaklardır. Çevre du yarlılı ğı yüksek Kıta Avrupası ve bu kaynaklardan yoksun olan ülkelerin akdemisye nlerin den bu denli yüksek bir i yim serli k bekle yemeyiz. Tür ki ye ’nin sosyal bilimleri destekleme politikası nda, çevre ve doğal kaynaklar ekon omisi programlarına verd i ği a ğı rlığı yü kseltmesine gerek olduğu açıktır. Büyük kentlerimi zde hava kirlili ği ölçümle ri yapılsa bile, kirlil i ğin (sa ğlık, ve r imlilik düşüşü) parasal maliyeti konu sunda bilimsel ve riler orta ya henüz çıkarılmamıştı r. Bir dönem med yanın da ilgi oda ğı olan Bergama altın işletmelerinde ve rilen onca yar gı kararı han gi f ayda-mali yet analizine da yalıdı r, bilmi yo ru z. Bu bilgi eksikliği nde çevre soru nları yla mücadeleye ayı raca ğımız kaynak miktarını sağlıkl ı bir biçimde belirlememiz mümkü n deği ldi r.
Yükse kö ğrenimde çevre ekonomi si alanında bazı olumlu gelişmelerden söz edilebilir. So n on yı l içinde çevre ekono misini uzmanlık alanı olarak seçmiş bir çok genç öğretim üyesi aramıza katıl mış, bunların arasın da uluslararası düzeyde literatüre ka tkı yapanla r olmuşt ur. Bu arkadaşlar çevre ekonomisine ülkemizdeki il gisi zli kten etkilenip başka alanlara kaymadıklar ı takdirde, yeti ştirecekleri öğrenci ve öğretim üyele ri ile bir sıçrama yap mamızı
sağla ya bili rler. Uluslararası açılımlar da artmaktadı r. Nisan 20 05’de temeli atılan (MENANEE ) Orta -Do ğu ve Kuze y Af rika çevre ekonom isi araştırma
3
Pryor, Frederic L. (2000), “The Millennium Survey: How Economists View the U.S. Economy in the 21st Century,” American Journal of Economics and Sociology, 59: 3-33.
ağı nın 2006’dan itibaren bölgede araştır ma proj elerine kayna k aktarımına başlaması öngörülme ktedir.4 Daha önce Güneydoğu Asya ve Doğu Af rika’da başlatılan çevre ekon omisi araştırma-p roj e ağlarına eklenecek olan bu üçüncü ağ, yakı n gelecekte Tür ki ye, Đsrail, Mısır , Irak, ve Filistin böl gele rinde
seçilecek akademik araştırma projelerine kaynak aktarmaya başlayacaktı r. MENANEE ’ni n Aralık 2005 ’de düzenlenen ilk eğitim semineri ne Türki ye’den de—il gi alanlarından bu vesile ile haberdar oldu ğum—birkaç genç
araştırmacını n katıld ığını bili yor ve bu açılımlardan azami ölçüde ya rarlanacakları nı umuyorum.
Tür ki ye ’nin yetişmiş uzman araştırmacı kıtlı ğı sorununu kısa vadede aşması mümkü n olmasa bile, bazı yardımcı girişi mler düşünülebili r. Birincisi, ve daha uzun vadeli olanı, özellikle YÖK yu rt dışı dokt ora bu rsla rını n eksikli ği hissedilen bu alanlar da önemli sayıda artt ırılması dır. Kısa vad ede ise, TÜBA ve TUB ĐT AK gi bi ku rumların araştı rma fonları nın çevre iktisadı üzerine yo ğu nlaşması genç iktisatçıların konuyla ilgilenmele rini teşvi k edecektir. Daha veri mli bir yak laşım ise, çevre ekonomisini n değişik alt dallarında n uluslararası uzmanların (örne ğin, haftalık) programla r çerçevesinde Tür ki ye ’de eğitim se minerleri vermelerini sağlamaktı r. Geçmişte UNDP-Beij er Institute (Đsveç) ortaklı ğı, bu tür eği tim seminerle ri kapsamında geli şmekte olan ülkelerden araştır macıları birara ya geti rmiş ve çok olumlu sonuçlar ü retmişti r. O seminerlere katılan Af rika, Asya ve Or ta Doğu ülkelerin den birço k araştırmacı, daha sonra kurdukla rı araştır ma ağlarında faal göre vler almışla rdı r. Ülkelerinde çevre ekonomisinin geli şmesine katkıda bulun ma ya devam etmektedirle r.
2. Hukuk ve Đktisat
2. 1 Yeni Bir Disipli nAdam Smit h’e göre bir nesil genç olan Jer emy Bentham ’ın Introduction to the Principles of M orals and Legisl ation kita bı ile tanışanlar, onun hukuk ve iktisat alanının yolu nu günümü zden ikibuçuk yüzyıl önce açtığını ve başlıktaki “ yeni” sıfatının pek de yerin de olmadığını düşünebi lirler. Bu kısmen doğru olsa da, gerçek anlamda hukuk ve iktisat bilim d alının doğuşu 1960 ’lı yılla rda, Journal of Law and Economics dergisi nin yayı na
başlamasıyla olmuştur. Yakın tarihte bir milat seçmek gerekir se, Nobel ödüllü Ronald Coase ’un iktisat alanında tüm zamanların en çok atıf alan makalesi “The Problem of Social Cost”un Journ al of Law and Economi cs’de
ya yınlaması akla gelen ilk tarih olacaktır. Mekan, Universit y of Chicago ’dur. Huk uk ve iktisat alanını ikiye ayı rmak mümkündür: Adam Sm ith’ den de ge riye uzanan, toplu msal düzenin ikt isad i kuralları nın analizi ne odaklanmış “geleneksel” diye nit eleyeceğim bir alan, ve Jerem y Bentham ’ın öncülük ettiği, iktisat-dışı toplumsal ku ralların (kazalar, suçlar, medeni hukuk, çevre huku ku gibi) iktisat bilimini n yöntemle ri yle incelenmesinin oluşturdu ğu bi r alan. Değineceğim, özellikle bu ikinci alandır.
4
Bu gün, Uni ve rsity of Chicago Press’in yayı nladı ğı Journal of Law an d
Econo mics ve Journ al of Legal Stu dies’i n yanı sı ra SSCI’de ye r alan Journal of Law, Economics and Organization, Int ernatio nal Review of Law and Econo mics, American Law and Economics Review ve European Journal of Law an d Economics, huku k ve iktisat alanına odaklı belli başlı dergi lerdi r. Ayrıca, genel içerikli ve özellikle Endüstri yel Or gani zasyon alanındaki dergilerde (örne ğin RAND Journal of Econo mics, Journal of Regulat ory Econo mics) hukuk ve iktisat makalelerine sıkça rastlanmaktadır. Yukarı da saydığım der gilerden ilk üç’ü oldukça saygı n bir konumdad ır: etki katsayıla rı (impact factor) 1. 3’ün ve makalelerin etkilerinin de vamlılı ğını göste ren “cited half life” göster ge si 10 yı lın üze rindedir. Amerika ve Avr upa kıtasından sonra Asya’da da 2004 yı lında bir Hukuk ve Đktisat konferans grubu kur ulmuş ve düzen li senelik akademik konf eranslar dü zenleme ye başlamıştır. Kısaca, huku k ve iktisat, büyük ve hızla bü yüyen bir alandır. Öncü isimleri arasında 2006 yılı nda “World’s Foremo st Auth orit y” ödülüne aday gösterilen ve son otuz senede önemli katkıları bulunan Richard Posner, Nobel ödüllü
iktisatçılar Gar y Becker ve Ronald Coase, Guido Calebresi, Richard Po linski, Oliver Williamso n ve Steven Sha vell gösterilebili r.
2. 2. Hukuk ve Đ kti s at E ğit imi
Uni versit y of Chicago lisans iktisat pro gr amına bakacak olursak, hukuk ve iktisada giriş ve suç ekonomisi seçmeli derslerinin yanında öğrencilerin huku k f akültesinden alabilecekleri daha bir çok ders göze çarpar. Hukuk fakültesinde bulu nan John M. Olin Hukuk ve Đktisat programı huku k
öğrencile rine iktisadi düşünebilme yetisi nin kazandırılmasını n önemini şö yle açıklıyor : “Đktisat, hukuk kuralların ın insan davranışlarına olan etkisini araştı rmak için önemli bir araçtır. Dolayı sıyla iktisat bilimi nin hukuk sorunları nın analizine getireceği yaklaşım ve çözümleri öğrenmek hukuk eğitiminin önemli bir parçasıdır. ”5 Yale Law School ’un ders pr ogramı nın zen gi nliği bu gö rü şü pekişti ri yor: Borç ve kazalar hukuk unda l iteratüre önemli katkıları olan Guido Calebresi, iktisadi yaklaşımı da içeren ve Bruce Ackerman ’ın verdi ği adalet dersi, yols uzl uklar ve demokrasi konusunda Susan Rose Ackermann, kontrat ve borçlar hukukunda Alan Schwar tz, ve ortak ve rilen beş hukuk ve iktisat başlıklı dersi n dışında, iktisadi hayatla dola ysız il gili olan rekabet hu kuku, bankalar huk uku ve düzenlemeleri, iş hukuku, ve rgilendir me, maliye hukuku, sigor ta hukuku, vs. dersleri. . . Sa ymadı ğım bir çok di ğer ders içeriklerinde hukuk ve iktisat literatürü nden alıntılar old uğunu eklersek, ve dur umu ülkemizde önde gele n bir huku k f akültesinin, sözgelimi Đstanbul Üni ve rsitesi’nin eğitim p ro gramı ile karşılaştırırsak, orta ya çıkan fark çarpıcı olur. Durum, diğer huk uk fakültelerimi z için de hiç farklı değildir.
Đstanbul Üni ve rsitesi hukuk fakültesi lisans öğrencisi program daki ilk ya rıyıl ında iki kredilik iktisat dersi alır ve iktisat defterini kapatır. Tür ki ye ’de diğer bir çok hukuk f akültesin de olduğu gibi, ver gi hukuku
dersler inde anayasal prensi pleri, ve rgi usul hukuku, ver gi ceza hukuku, vergi uyuşma zlıkları, ver gi icra hukuku ve Türk ver gi sistemini n ana çizgile rini
5
öğrenir, ver gi tür leri ni ve vergi dışında alınan harçlar ve beled iye gelir lerini belleği ne kazır. Di ğe r huku k fakültelerind e olduğu gibi, ticaret hukuku, iş huku ku, ekonomik suçlar, rekabet hukuku ve si go rta hukuku de rsleri nde, kuralların altında aranması ge reken iktisadi temellerden zi yade kuralları nasıl uygulayacağını öğrenir. Her ne kadar yöneticiler f akülte web sayfalarında “Artık hukuk fakültesi öğrencisi, eski dar kabuğu nu değişti rmek zorundadır. Çağdaş hukuk öğreni mi, aktarılan tüm bil gilerin sorgula nması olanağı nın varlığın a dayalıdı r. Bunun için de, sizler, bilgiler aktarılırken, bunların gerçeklik derecesini araştı rmalı ve sorgulamalı sını z” deseler de, öğrenci kendisi ne önemli bir eleştirel araç ve f arklı bakış kazanımı sunacak olan, örne ğin, iktisat eğitiminden yoksundur.6 Bir trafik kazasında maddi-manevi yüküm lülükleri n sürücü ve ya ya arasın da paylaşımı konusundaki hukuk kuralı nın uygun olu p olmadığını yargılarken hangi prensi pten
ya rarlanacaktı r? Silah taşıma mevzuatı nda serbestlik getiren b ir değişikl i ğe ön ya rgıları yla ve diğe r ülkelerdeki dur uma ve kültüre bakıp, olası
değişikli ğin o rta ya çıkaracağı sosyal fayda ve maliyetleri gö z ardı ederek mi tepki verecektir?
Avrupa ’da huku k ve iktisat master pro gra mları yeşe rir ken, ABD’ de eşzamanlı ekonomi doktorası ve hukuk yükseklisans derecesi veren programlar
oluşturulurken, ve iktisadi yaklaşım Tür k hukuk fakültelerinin kapısından geçememişken, acaba hukuk Türki ye ’deki iktisat programları nda nasıl
işlenmektedi r? Ceva p kısadır: Đktisat lisa ns ö ğrencisine sunul an hukuk, tıpkı bir MBA ö ğrencisi ne verilen ikti sat eğiti minde oldu ğu gibi, hukuk
fakültelerindeki seçme bazı derslerin sul andırıl mış biçimidi r. Öğrenci ye iş akitlerini ve işçi-işv eren ilişkileri nde doğan anlaşmazlıkla ra hukuki
çözümle rin neler olduğu gösterilir. Ku ral ların insan davran ışl arına olan etkileri konusunda gelişmiş iktisadi ku ra mları bilen ö ğrenci, edinmiş oldu ğu yetene ği hocası ile birlikte hukuk ku rallarını so rgulamak için kullanamaz, zira hocası huk uk pr of esörüdür. Đktisat derslerinde basit ve indir gen miş firma modelleri ni incelerken varo lan iş hukuku düzenini de sor gulayamaz, zira hocası iktisat profesörü dü r. Sabancı üniversitesinde son üç yı ldır müfredata gi ren ve kendi geliştirdi ğim hukuk ve ikti sat dersinin dışı nda Tür ki ye ’de iktisat programlarınd a bu iki alanın birlikte irdelendi ğin i gösterecek bir işaret bildi ği m kadarıyla, bazı maliye böl ümlerimizdeki cılı z çabaları bir kenara ko yacak olur sak, yok tur.7
Çokdisiplinli eğiti m konusun da önünde d aha çok mesaf eler bulunan Türk eğiti m sisteminde, hukuk ve iktisat alanında durum (ö zellikle alanın yurt dışındaki geli şmişli k düze yi göz önüne alındığı nda) genelden kötüdür. Đl ginçtir, iki disiplin arasındaki etkileşim ders düzeyi nde yok denecek
sevi yede kalmasına karşın, iktisat lisans pro gramları ndaki hu kuk dersi sa yısı oldukça kabarık tır. Bir huku kçunun kaleminden bunun biri nci nedeni, iktisat mezunla rını n yerleşebilecekleri “kamu kurumla rının gi riş sına vla rında
(denetçilik, müfettişl ik, idari yargı hakim li ği gibi ) hukuk derslerine ilişkin
6
Bakınız: http://www.istanbul.edu.tr/hukuk/dekanin_mesaji.htm
7
Eskişehir Anadolu Üniversitesi maliye bölümünde Recai Dönmez’in yerli literatüre katkıları hukuk ve iktisat alanının Türkiye’de tanınmasına, şimdilik vergi hukukuyla sınırlı kalsa da, öncü niteliktedir. Konuyla ilgili insan kaynakları sorunumuzun ciddiyetini ortaya koyması açısından, Kocaeli Üniversitesi hukuk fakültesi mali hukuk ve iktisat bölümü olarak görülen birimin, tek bir öğretim üyesinden (Hamdi Korkmaz) oluştuğunu ekleyelim.
sor uların önemli bir yer tutması, diğer nedeni ise, ilgili alanlardaki sosyal bilimleri n özü ne ilişkin bil gi üretme k ve ö ğretmeni n zorluğun dan kaçılarak, mevzuata da yalı hukuk ö ğretiminin kola ylı ğına sığınıl masıdı r. ”8 Yukarıda değindi ğim gibi, ikti sat lisans öğrencisini n aldığı hu kuk e ğiti mi bü yük ölçüde huku k f akültelerinde n seçilip pro gramlara iliştirilen dersle rde n oluşmaktadır.
2. 3 Hukuk ve Đ ktis a t Araştır mal arı
Huk uk ve iktisat alanındaki araştı rmalarda Türk akademisini n eli, özellikle uluslararası alanda, neredeyse boşt ur. Bu bölümün girişi nde sayd ığım dergilere son on yıld a Türki ye çıkışlı sadece iki yaza r altı makale ile katkı yap mıştı r.
Huk uk ve Đktisat araştırmalarında ABD üstünl üğü başka hiçbi r iktisat
alanında bu kadar çarpıcı de ğildi r. Avrupa ünive rsiteleri her n e kadar hızlı bir geli şme içinde olsalar da, hukuk-iktisat ar aştırmaları n hukuk fakültelerinde dahi ya ygın tartışı ldı ğı, çok sayı da araştırmacının okud uğu der gi lerin ya yınlandığı, yü ksek hakimlerin öğretim ü yesi olarak huk uk -i ktisat
literatü rüne katkıda bulun dukları AB D ortamına ulaşamamışlardı r. ABD işte bö yle bir akademik o rtamda hukuk politi kalarını, örne ğin serb est silah bulun durma yasaları nda değişikli k yapı p yapmamayı, tartışı yo r. Ko nu yla il gili, ileri düze y ek onomet rik tekniklerin ve hukuk-iktisat kavramları nın kullanıldı ğı, sayıs ız makale yayınlanı yor. Bir f ikir vermesi açısından, geni ş okuyucu kitlesi olan ve atıf indekslerinde yüksek sıralarda yer alan Journal of Legal Stu dies’ in Hazi ran 200 4 sayı sına bakalım: Đlk çalışma, ABD’de idam cezasına çarptırılan mahkumların inf az edilme süre ve olasılı klarını
mahkumlar ın ırk, din , cinsi yet, bulundukları eyalet ve birço k başka değişkene bağlı olarak tahminine çalışıyor. Bulgular arasında, özellikle mahkumu n ırkının, cinsi yetinin ve eyalet valisin in si yasal görüşlerini n inf az süresini belirle yici ro l oynadıkları gö ze çarpı yor. Đdam cezasının caydı rıcılığını ölçmeye çalışan ikinci makale, “Ne tür cinayetle r caydı rılı yor ? Đnfaz
süresi nin uzunl uğu ya da kısalığının cayd ırıcılık üzeri ne etkisi nedir? ” gibi idam taraftarı ya da karşıtı herkesin mera k etmesi gereken sor ulara cevap arı yo r. Makelenin ekonometrik teknikler kullanıla rak ulaştı ğı sonuç ilginç: her bir idam, ortalama üç cinayeti caydı rı yor, idam inf az süresindeki her 2. 75 yı llık kısalma, ortalama bir cinayeti caydı rı yo r. Üçüncü makale, kazanan davacı ile kaybeden davalı arasın da kaynak transf eri nasıl olmalı sorusuna cevap arayan kurams al bir çalışma. Dördüncü makale sigo rtacılık konu sunu il gilendi ren, sigor talanan tarafında “kötü niyet” saptanması takdir de ödenecek tazminatları belirle yen düzenlemelerin gerçekte ödenen bedelleri nasıl
etkiledi ğin i inceleyen bir uygu lama. Bu soruların akademik or tamlarda bilimsel yöntemle r ve nesnellik ilkesi altında araştırılıp tartışıldığı bi r toplum un gelişme düze yi elbette faklı olacaktır.
Seneler önce görüp k aynağını not etmedi ğim bir makale özetinde ABD
ekonomi si için şu gö zlem ye r alıyordu: “Perf ormansı mız yüksek, çünkü daha iyi ölçebili yo r ve da ha iyi ölçmeye çalışıyoruz. ” Ölçmeye yel tenmeyen ve
8
Akay, Cevdet, (tarihsiz), “Hukuk öğrenimi ve hukukçu eğitimine bakış.” http://www.barobirlik.org.tr/yayinlar/makaleler/cevdetatay.doc
ölçemeyen topl um, çalışanını i yi perf or mans için ödüllendi remez, doğru kararlar verebilmek i çin veri ve daya naktan yoksundur, kendisini en iyi yönetebilecekleri iş başına geti remez, vs. Yukarıda sa ydı ğım makale konularına benze r konularda ulusal düze yde yo ğun tartışmalar yaşarı z. Örne ğin, 2004 yılını n Avrupa Birli ği ’nden müzakere tarihi bekledi ğimi z döneminde zina suç olsun mu olması n mı sorusunu, nesnel ve bilimsel araştırmalardan yoksun bir şekilde tartışt ık. Zina’yı suç yapma k bu ülkenin refahına ne katkı ya da zarar veri r, zina sayısını azaltı r mı, ne kadar azaltır, boşanan çif t sayısını nasıl etkiler, bu etki olumlu yönde mi olur, gibi soru ları soramadı k. Örne ğin, işçi-işve ren ilişki ve uyuşma zlıklarının tartışma forumu olan sektörel ve mesleki dergilerde yayınl anan yazıla rın tamamının salt iktisat ya da salt hukuk bakış açılı oldu ğu gö zlenmektedi r. Taraf lar, nesnel ve rilerle desteklenen, özgü n, ve sektör so runla rı yla örtüşen çözümle r ileri sürmek yer ine, genelde dünya uygulamala rından seçtikle ri örn ekler ile
savla rını desteklemeye yönelmektedirler. Yasal düzenlemelerl e ilgili etkinli k analizini yetki n bir şekilde yapılab ilecek bilgi donan ımında n yoksu n
olund uğu için, paylaşım odaklı ve etkinli ği um ursama yan yakl aşım süre gelmektedir.
Güncel hukuk ve ikti sat araştırma konula rına bir iki örnek daha vere yim: Hakimleri mizin gelir düze yin de senelik her bin YT L’lik artı ş mahkeme kararlarının hı zına, doğrulu ğuna nasıl etkir? TCMM’nin dü zenl i aralıklarla kabul etti ği ö ğrenci afları ile öğrenci başarısı arasındaki ilişk i nedir? Tutuke vleri ne ve mahkumlara yapılan her birim harcamanın ülkeye getir isi nedir? Ülkemizde yeni yeni gelişti rilme ye başlanan suç, ceza ve infaz istatistikle ri kullanıc ılarını, kullanıcılar da konuyla il gilenen akademisyen sayı sının belli bir kritik eşiği geçmesini beklemektedir. Umuyorum, ve rimli bir akademik ortam oluşması için şart ol an bu kritik sayı ya en kısa zamanda ulaşılır. Belki de istatistiksel-uygulamalı huku k konusun daki büyük açı ğımı zı kapatmanın en iyi yolu, yöntem konusunda yetkin olan iktisatçılara hukuk öğretmekte n zi yade, akademisyen huku kçularımı za yöntem becerileri kazandı rmak olacaktır. Öncü kurum lar: aranı yor.
Önüm üzdeki onbeş yıl içinde dünyada hukuk ve iktisat alanında ne gelişmeler beklemeliyi z? Birincisi, toplumsal ve hukuksal sistemleri n ikti sadi temellerini çok daha iyi ka vradı ğı mız bi r nokta ya geleceğiz. Örne ğin kar şılaştırmalı huku k alanı ile “serbest piyasa sistemi – özel hukuk – kamu hukuku” üçgen inde iktisat biliminin önemli katkıları olacağı beklenti sindeyim.
Đkinci si, hukuk ve iktisat alanı diğer mik roiktisat alt dallarına göre çok daha zen gi n bir da vranış ve karar verme kuramı gelişti rilmesi ne katkıda
bulunabilir. Kurumsal-hu kuksal deği şkenl erin göz önüne alınacağı, daha yüksek bi r öngö rü po tansi yeline sahip da vranış ku ramı, bu davranışla rın sonucu ortaya çıkan toplum sal olgular ı daha iyi kavrayacaktı r. Üçüncüsü, ve toplum bili mleriyle ortak bi r proj e olarak düşünülebilecek olanı, hukuki kurum ve ku ralları n u ygulamalı analizle ri nin büyük ölçüde art acağı ve bu alanlarda önemli bir bilgi bir ikim olu şacağı dı r. Sonuncusu ve belki de en önemlisi, hukuk ve iktisat araştırmala rı mikr oikti sat kuramının temel
zayıflıkla rını n (ör ne ğin sını rsı z rasyonell ik varsa yımı ) en bariz f arkedildi ği alanlardan biri olara k yeni bir paradi gma yaratılması na katkı sağla ya bili r.
3. Siyasal bilimler ve iktisat
Đktisat bilim inin güçlü formel bir altyapı üzer ine oturma ya baş ladığı elli yıl öncesine kadar, etkileme yönü a ğır lıklı ol arak siyasal bilim ler den iktisat bilimine do ğrudur. Başlangıcı Plato ’ya uzanan ekonomi-polit i k araştırma alanı, iktisadi ve siyasi değişkenleri bi r arada değe rlendi rerek, bugün ün standartlarında yarı - bilimsel denebilecek yöntemle rle genel sentezlere ulaşma yı amaçlar. Son elli yılda gelişen bir akım ise, ters yönde, iktisat yöntemler inin siyase t bilimi konula rına uygulanması dı r. Bugün ABD’nin bazı önde gelen (C hicago, Northwestern, Stanf ord, Rochester, Minn esota, New York, Texas) üni ver sitelerinde si yasal bilimler lisansüstü pr ogramları, gi riş bölüm ünde belirt ti ğim f aydacılık ve rasyonel bire y da vranışı yak laşımı yla si yasal süreçlerin pozitif ve normatif analizine yo ğunlaşm ıştır . Siyaset bilimleri nde “rasyon el tercih modelleri” (rational choice models) olarak adlandırı lan edilen akım, ülkemizde araşt ırma alanını siyaset bilimi olarak tanımla yan bilim insanlarından—isti snalar bir yana—pek ra ğb et
görmemekte dir. Anc ak matematiksel iktisat çalışma grupla rın ın si yasal ve sosyal bilimle re önemli kuramsal katkıla rı oldu ğunu kı vançla belirtebiliriz. Sosyal bilimleri n bir başka alanında pek de rastlamadığımız bu uluslararası başarılara aşağı da deği neceği m.
Sos yolo ji ve Siyas al Bilimlere Đktis adi Ya klaşı m
Sosyal bilimler de formel-matematiksel ya klaşımın gördü ğü ve giderek artan itibarı n en önemli göstergesi, si yaset ve özellikle ulusla rarası ilişkile r alanlarında en ya ygı n ve prestijli der gile rde bu yak laşımı ben imseyen kuramsal makale sayısıdı r. Đktisadi ilkeler üzerine oturm uş, matematiksel modelleri n kullanıld ı ğı, sebep-sonuç ilişkileri açık, kesin çıkarımlı makalelere sıkça rastlayabileceğimi z öne mli dergiler arasın da American Political Science Review, Internati onal S tudies Qua rterly, International Organization, Journal of Conflict Resolution gö ze çarpar. ABD’ de siyaset bilimleri alanında en iyi beş pro gramdan biri olarak gö sterilen Rochester Üni versitesi lisansüstü programın ın internet sayf asında, Rochester’ı n siyaset bilimleri nde nesnel veri kullanımın ın ve formel-ikti sadi model ler içeren yak laşımın doğum yeri olduğuna işaret edilir9 ve şö yle denir: “Si yaset bilimleri nde önde gelen der gilere--Ameri can Political Science Review ve American Journal of Political Science--ka baca bir bakış, bu gelişmenin si yaset bilimini nasıl değişti rdiğini gösterecektir.” Harva rd Üni versitesi Ke nnedy School of Gove rnment ’daki kar ma “political economy and
go ver nment” dokt ora programı ise iki disiplinin en üst eğit im sevi yesinde ge rçek bir evl ili ği dir. Programın zo ru nlu dersler i hem gelenek sel siyaset bilimi hem iktisat doktora pro gramları nda yer alan ve matematiksel
modelleri n üst düze yde kullanıldı ğı dersl eri içermektedir. Ke nnedy School of Gove rnment ’ın inter net sayfasında si yase t bilimleri alanındaki makale
çalışmalarına bakıldı ğında aynı ortak yanl ar göze çarpar: si yasal konularla il gili hipo tezlerin ekonomet rik yöntemlerle sınanması ve kura m gelişti rmede formel model kullanı mı. Amerikan üniversitelerinin çoğunda, özellikle
9
lisansüstü si yaset bilimi programları nda bu yaklaşıma yer veren en az bir ders bulmak mümkünd ür.10
Yeni yak laşım tepkisini de doğurm uştu r: önemli akademik si yaset bilimi dergileri dönem dönem özel sayıla rını formelleşme akımının zıt görüşlü makaleler aracılığıyl a tartışılmasına ayır maktadırla r. Tepkilerden en kayda değer olanı, siyasal-t oplum sal olguları n üç-beş denkleme indir geneme yecek, hatta modellenemeye cek kadar karmaşık oldukla rı savı dı r. Buna göre,
matematiksel modelleme girişi mi, bir litr e suyu bir çay f incanına doldurma gi riş imi kadar bile akılcı değildir. Si yasal-toplumsal ol guları n altyapısı nın çok karmaşık ve devi ngen bir sistem oldu ğu yad sınamaz. Ancak tartışılması ge reken husu s, bu derece karmaşık bir sistemin büyük ölçüde bağımsı z
davrand ı ğı varsa yı labilecek bileşenlere ayrılı p ayrılamayacağı, mümkünse bu bileşenleri n ayrı ayrı incelenip incelenemeyece ğidir. Karl Pop per’ı n
deyimi yle, sistem tamamen ratlantısal bir “bulut” mudur yoksa “saat gibi işleyen, ” kestirilebilir elemanlar içeriyor olabilir mi? Matematiksel
modelleme gi rişimle ri bulut görünümü nd eki bu toplumsal ol gu içinde düzenli, kestirilebilir alt siste mler arayı şlarıdır.
Ka nımca, rasyonel tercih modelleri ne olan tepkilerin çoğu, pek de dayanaklı olma yan haykı rışlard ır. Örne ğin, ve bi r örnek oluşturmanı n ötesinde bir atıf değeri olma yan, Uni versit y of San Fransi sco, Japan Policy Research
Insti tute’da ya yı nlan mış Stephen C. Clemons imzalı bi r çalışmada şöyle denir:11 “AIDS hastalı ğı nın al yuvarları mıza saldırıp bizi enfeks iyonla ra karşı korumasız kılması gibi, gittikçe ya yılan r asyonel tercih model leri Amerikan üniversiteleri ne zarar ve rmektedi r. Tarihsel ve kültürel f aktörl erin önemini kavra yamamış olan r asyonel tercih kuram cıları. .. ” Clemons’un yazısında şimdilik do ğru çıkan tek unsur, rasyonel tercih modellerinin gi derek
ya yıldığıdı r. Yayılm a olgusunu n AI DS etkisi mi yo ksa çapraz dölleme etkisi mi yaratacağını zaman gö sterecektir gerçi ama, Clemons’u n 1994 tarihli ya zısı ndan bu yana geçen oniki sene içindeki gelişmelerden memnun olduğunu sanmı yorum. Rasyonel tercih kuramcıları nın tarihsel ve kültü rel faktörlerin açıklayıcı olabilecek özelliklerinin farkında olmadı kları sa vına da katılmak mümkü n deği ldi r; bir kuramda bazı deği şkenle rin eks ik olmasından o değişkenleri n öne msenmediği çıkarımı zaten yapılamaz.
Si yaset bilim inin ha ngi boyutları f ormel- matematik yaklaşıma açıktır? Ulusla rarası ilişk iler de karşımıza çıkan, sonlu sayıda ülkeni n stratejik etkileşiminden d oğa n uluslara rası dengenin oluşumu, karakterizasyon u, bu denge yi değişti recek unsurla rın incelenm esi gibi konula r, örneği n oyun
kuramı nın uygulanmasına çok uygund ur. Thomas Sc helling’in öncü kitabı The Strategy of Conflict ’ten (1960) beri oyun kuramı nın uluslarara sı ilişkiler literatü rüne katkısı çok önemli bo yu ta ulaşmıştı r. Si yaset bili mlerinde ise seçim sistemi tasarımı, birey tercihlerini n toplumsal tercihle rde temsil
edilebilme koşullarının araştırılması gi bi teknik kon ular, f ormel modellemeye yat kın konulardır. 19 50-65 arasında, Ken neth Arrow’ un (1 951) “Social
10
Örneğin Western Michigan gibi bir üniversitenin lisansüstü programında yer alan PSCI 6900-Đleri Siyasal Analiz semineri, zaman serileri analizi, oyun kuramı ve diğer formel yöntemleri içerir.
11
Clemons, S.C., (1994) “Japan Studies under Attack. How Rational Choice Theory is Undermining America’s Understanding of the World,” University of San Fransisco, Japan Policy Research Institute Working Paper.
Choice and Indivi dual Values, ” James Buchanan ve Gordon T ullock ’un ( 1962) “The Calculus of Consent, The Logical Foundations of Constitutional
Democracy,” ve Mancur Olso n’ un (1 965) “The Lo gic of Collective Action” eserleri, bu gün aynı adla anılan önemli bir süreli akademik yayı nı da bulunan Public Choice araştır ma alanının temellerini atmıştır. Fo rmel yak laşımın başarı ö ykülerin in en yo ğun olduğu ve kimi siyaset bilimcile r in “iktisat emperyali zmi” di ye andı ğı bu alanlara aralarında Nobel ödü ll ü olanların da bulun duğu ge niş bir iktisatçı grubu önem li katkılar yapmıştır.
Gün ümü zde kendisi ni siyaset bilimci olar ak tanımlayıp f or mel yaklaşımı benimsediğini sö yle yecek Türk bilim insanlarını n sayı sı herhal de bir elin parmakları na ulaşmaz. Dünyada, ama özellikle ülkemizde, siyaset bilimi araştırmaları ağı rlık lı olarak nesnel verilere çoğu kez dayanma yan, daya ndığı zaman da değişke nler arasında va rsa yılan bağlantıların hangi t utarlı ku ramsal modelin çıkarımları olduğunu önem semeyen, hangi da vranı şsal varsa yım ları benimsediği belli olmayan bi r yaklaşımı benimser. Bilimselli ği n başlangıç noktası olan nesnelli k, kişisel ve anektodal gözlemlerden zi yade tarafsız, istatistiki verilere dayanma gerekl ili ği gi bi öğele r sosyal bili m
araştırmalarının gü venilirli ği ve sa ygı nlı ğı için önemli kazanı mlar olacaktır. Ancak geçiş dö nemi ya vaş ve sancılı olmaktadır. Bunun önem li bir nedeninin si yasal alanlardaki veri eksikli ği oldu ğu yadsınamaz. Alışıla gelmiş
yöntemlere ba ğlılı ğı n sürmesinin en bü yük nedeni ise gelecek kuşakları n formasyonun da rol oyna yan ve akademik işe alımlarda söz sahibi olan eski kuşa ğın yeni yöntem lere itibar etmemesi, bu yöntemle rin öğrenilmesinin azımsanama yacak bir yatırı m ge rektir mesi ve bu bireysel yatırı mın yapı lması için gereken teşvikten yoksun olunması dı r. Değişi m hiç de kolay de ğildi r. Ancak ulusla rarası araştırma ortamında söz sahibi olmamı z için gere klidi r de. Göre v, burada da yetişecek yeni kuşakla r a ve onları do ğru doktora
programlarına doğru birikimleri yü kle yerek yö nlendi recek eğiti m sistemimize ve onu n tepesindeki YÖK kurumuna düşü yor. Yapılmaması ya da değişmesi ge rekenlere çok basit bir örnek olarak, danışmanlari n siyaset ve sosyoloj i öğrencile rini matematik ve iktisat dersleri nden so ğut malarını gosterebili m. Bu bil gileri n ne derece gerekli oldu ğunu özellik le uluslararası ilişkiler alanında yurt dışına d oktora eğitimi almaya giden öğrencilerim izin büyük bölüm üne iktisat ve matematik hazırlı k dersleri aldırılması açıkça göste riyor. Đktisatçılarımızın özellikle yurtiçine dönük akademik ya yı nlarında si yasi konulara değindi kler ine sıkça rastlasak da, uluslararası düze yde siyaset bilimi dergilerinde iktisadi yak laşımın kulla nıldı ğı makalelere pek rastlamayız. Ancak, bu bölümün başında kısaca sözünü ettiğim önemli bi r başarı ö yküsü va rdı r ki, bunu belki “Murat Sertel rastla ntısı” olarak tanımlamak doğr u olur. Yakın zamanda ve verimli bir çağında yiti rdi ğimi z bu önemli iktisatçımız, kurucusu old uğu ve ulusla rarası dü zeye taşıdı ğı Đkt isadi Tasarım Merkezi ile yoktan bi r ekol ya ratmış, matematiksel iktisat dalında ve özell ikle seçim sistemleri ve sosyal seçim kuramına yapt ığı katkılarla, önaya k oldu ğu ve editörl üğünü yaptığı Review of Economic Design (Black well) der gisi yle
ülkemizin iktisat alanındaki sa ygı nlı ğını yükseltmi ştir. Bu öngörü çalışmasına katkıda bulanan çalışma arkadaşları Semi h Kora y ile aynı zam anda öğrencileri de olan Remzi San ver ve Đsmail Sa ğlam’ı n yazıları nda iktisadi tasarım
4. Kültür ve Đktisat
Wellington Dükü’ne “we always have been, we are, and I hope we always shall be detested in France” dedirten nedenleri iktisatçıları n özel açıklama yeti si olmadı ğını hepimiz kabul ederi z. Tercihlerin, kültürün, norm ların, aile yap ısını n ve iş bölü münün, cins, ırk ve dinsel kökenli da vranı ş farklılıkları nın neden ve sonuçlarını n araştırılmasını biz iktisatçılar—ç ok da geçersiz
sayı lmayacak nedenlerle—di ğe r sosyal bi limcilere bırakmışızdır. Mikroiktisat dersinin tüketici da vranışla rı bölüm üne, açıklamaya yeltenmediğimi z tüketici tercihleri üzerine bi r dizi va rsayımlar yap arak başlarız.
Oysa kültü rü n ve nor mların iktisad i temel nedenleri ve önemli sonuçları va rdı r. Örneği n, toplumdan topluma, devirden de vi re farklılık gösteren “başkalarına gü venmek” davranı şının ikti sadi temellerinden bi risi o
toplum daki ser vet, yani güç da ğılımı olabilir. Bire ylerde ya ygı n ve yüksek gü ven duygusu her alanda alışverişi kola ylaştırı r ve toplum un fayda
üretmesini sağlar. “Servet eşit dağıldığ ı ölçüde bireyler birbirlerine daha çok güvenirler” ve “yaygın ve yüksek güven derecesi bulunan topl umlarda servet dağılı mı daha eşittir” önermeleri sınanabilir ve temel iktisadi prensipler den türetilebilecek önermelerdir. Bu önerme ler büyük ölçüde doğru ise, servet ve geli r dağılımı nı düze ltici politikaları n önemi pekişmiş olur. Keza, kültürel bir kavram olan güven d uygu su ile iktisadi bir davranış olan r üş ve t ve ya
yolsuzl uğun ya ygınlı ğı arası nda bir ba ğla ntı da kurulabili r ve yen i kuramsal yak laşımlar gelişti ril ebilir.
Kültü r, çok yakın za mana kadar egemen iktisat ekollerinde ye ri olma yan bir araştırma alanı ydı. Ancak iktisadi düşünce tarihinde kültü r-i kt isat bağı tam anlamıyla hiç bir zaman kopmamış, neoklasik iktisat akımının genel geçerlik iddiasına yüz ve rme yen Thorn stein Veble n, Max Weber ve özellikle Joseph Shumpeter’in çalışmalarında yer bulmaya devam etmiştir. Bu kurumsalcı gelenek, kültü r ve iktisat alanının kültürel iktisat ve kültürü n iktisadı olarak iki dala ayrılması na katkıda bulunmuştur. Kült ür ün iktisadı, temel iktisadi ilke ve yak laşım ışı ğında kültür sektörlerindeki ka ynak dağılımını ve sonuçlarını inceler. Sanat ve müze ekonomisi bunu n örnekle ri dir. Đktisat alanına komşu olan işletme ve özellikle p azarlama bilimleri nde kültür öğesine ve rilen önem iktisad a göre çok daha büyüktür. Bünyesi nde akademisyenler, üst düze y b ürokratla r, vakıf çalışanları, sanatçılar ve kültü r- sanat
kuruluşla rını n yöneti cilerinin de bulun du ğu ve bu alanda en önemli
uluslararası kuruluşlardan biri olan The Associati on f or Cultural Econom ics Inter national (ACE I), kendisini sanat ve kültü rü n iktisadi boyutların da bil gi alışverişi ni kola ylaşt ıran bir ku rul uş olar ak tanımlar. Önemli araştırma sor uları arasından birkaç örnek şun lar olabilir: Pi yasalar mı daha iyi sanat üreti r, alternatif iktisadi kurumlar mı? Sanatçı ve sanat etkinlikleri özel gi riş im taraf ından mı, kamu taraf ından mı f inanse edilmelidir? Kült ürel iktisat ise, kültür farklılıkla rın iktisadi davranışlar üzerindeki evrim sel etkisini inceler, dolayı sı yla, kültürel mekana bağlı olarak iktisadi
davranışların farklı olabileceğini baştan varsa yar. Bu alanda, kurum salcı gelene ğin dışın da neoklasik ya da f ormel-rasyonel ekon omik yaklaşımı
benimse yen çok sayı da araştırma var dı r. Üze rinde duracağı m ve yenilikçi olan alan, kültürel iktisatdır.12
Đktisadi analizin kültürel değişkenleri de kapsa yacak şekilde genişlemesinin son dönemdeki öncüsü, Nobel ödüllü, Chicago Üni versitesi ekonomi -sosyo loj i bölümleri ortak öğretim üyesi Ga ry Becker, ailenin ekonomik yapısı,
tercihleri n oluşum u ve yol açtıkları da vr anış biçimleri üze rin e 1950’li yı llardan başla yarak bir dizi makale ve kitap ya yınladı. Oyun teorisi ndeki geli şmelerin de katkı sı yla bu gün kültü r adını ve rdi ğimiz da vra nış kuralla rını n ortaya çıkışını bire ysel/toplum sal rasyone l temellere bağlayan bir literatü r do ğd u. Büyük ölçüde iktisatçıların katkıd a bulunduğu bu literatür, American Econo mic Review, Journal of Pol itical Econo my ve Quarterly Journal of Econo mics gibi en saygın der gileri de kapsayan çok geniş bir yayı n alanı bulmu ştur. Bu alana odaklı olan dergile r, Journal of Econ omic Behavior and Organization, Journal of Institution al and Theoretical Economics, Journal of Cultural Economics, American Journal of Econo mics and Sociology’d ir. Görece yeni sayılab ilecek International Review of Economics and Ethics, Econo mics and Philo sophy, Internation al Journal of Socia l Economics,
Rationality and Soci ety dergile ri, kilise bağışların dan de ğişen gı da kültü rünün gı da harcama ve seçimlerine olan etkisine uzanan geniş bir yel pazede
makaleler ya yın lamaktadırla r. Kül tür ve iktisat konul u araştır ma makaleleri uluslararası konferan slarda artan sıklıkta ye r bulmaktadı r. Örn eği n Amerikan Huk uk Fakülteleri Bi rli ği ’ni n (Associatio n of Americal Law Schools)13 2005 Ocak ayı akademik toplantısı nın p ro gramına bakıldığında, iktisat, kültür, huku k, sosyoloj i ve bi yol oj inin etkileşim inin yo ğun biçimde tartışıld ığı görülür. Eğil im, iktisat odaklı konferanslarda da benzerdi r. 2005 Hazi ranında Sabancı Uni ve rsitesi nde düzenlenen CE PR-BRE AD ( Harva rd Üni versitesi ) “kurumlar, gelişme ve geçiş süreçleri” temalı uluslararası ko nf eransına sunum için seçilen 16 makale arasında, güven duygusunun ticarete etkileri, rüşveti n kültü rel boyutları, kadının Güney Hindi standaki iktisadi rolü, Bangladeş’de aile düzeni ile eğitim arasındaki ilişki, tercihleri tüketim den tasarruf a yöneltme çabalarının geniş etkileri gib i kültü rel konula r üzeri ne yoğunlaşan makalelerin bulun masını kültü r-ikti sat etkileşiminin kazandı ğı önemi
göstermesi açısından çarpıcı bulu yor um.
Gün ümü zde, kültür ve ekonomi alanlarını n kesişiminde yo ğunlaşmış birçok araştırma gr ubu vard ır. Geor ge M ason Üniversitesi nde M ercatus Center din, ekonomi ve kültü r temalı düzenli senelik araştırma konf eransları
düzen lemektedir. Gene Geor ge Mason Ün ive rsitesi nde, James M. Buchanan Center for Poli tical Econom y, ERel (Eco nomics of Religion) ve ASREC
(As sociatio n f or the Stu dy of Religi on, Economics and Cultu re) gibi gru pları n va rlı ğı, dini kurum, inanç ve davranışla rın iktisadi bakış açısı ve yöntemler aracılığıyla incelemesinin ABD’de ne derece yaygınlaştığı na işaret eden geli şmelerdi r.
12
Burada değinmeyeceğim kültürel temelli iktisat ekolleri bulunduğunu belirteyim. Bunlar arasında belki de en önemlisi, iktisat öğretisinin cinsiyet-taraflı bir yaklaşım üzerine oturduğu varsayımından yola çıkan feminist iktisat ekolüdür.
13
4. 1 Bölü m Duvarları
Ka nımca, kültür ve iktisat bilim dallarını n karşılıkl ı etkileşimine en büyü k engelle rden biri, bölüm dedi ğimi z akademik örgütsel ya pıdı r. Bu yapının, ayn ı eğitim sü recind en geçmiş öğretim üyelerinin ku tuplaşt ıkları birer fiki r ve mekan hücrelerine dönüşmeye yatkın ol d uğu görüşünde yi m. Kültü r
araştırmaları ve eğiti mi, üniversiteleri n sosyol oji bölümlerini n uzmanlık alanı olarak gö rülmü ştür; içinde “kültür” kelim esi geçen ders başlıklarının kodları da “SOC” ve ya “SOS ”dur.
Eğitimde kültü r-i ktisat etkileşimine bir ders örneği üzerinden değineceği m. Bir ünive rsitesimi zd e verilen Ekonomi ve Toplum dersin in (it alik harfli) tanımında “Sosyolo ji formasyonun un oluşumu, toplumsal yapının mü mkün olduğ unca fazl a değişkenle açıklanması çabasıyl a paralel git mektedir. Toplumsal yapı, kendisini oluşturan parç alar ve bu parçaların birbirleriyle ilişki ve etkileşimi sonucu ortaya çıkan bi r dengeler sistemi olarak kabul edilirse, bu yapının bütününü ya da parç aları nı açıklamaya kalkışan sosyo loji disipli nini n de geniş bir bakış açısıyla toplum bili mlerin di ğer
disipli nlerin den beslenmesi kaçınılmazdır” kısmı, ders tasarım cısının genel görüşü hakkı nda bazı ipuçları ver mekte. Öncelikle, tanımın ilk cümlesi, sosyoloj i bölümü ö ğr etim üyesi old uğunu varsa ydı ğım ders tasarımcısını n bakış açısının iktisat çı bakış açısından ne kadar farklı oldu ğunu yansı tıyor. Ço ğu iktisatçı için herhan gi bi r yapı nın olabildi ği nce çok deği şkenle
açıklanması amacı sevi msi zdi r, zira bu sayı nın dü şük olması basitlik
açısından olsa olsa bir avantaj olabilir di ye düşünül ür. Ku ramlarımı zın kendi içindeki tutarlılı ğını sağlamak için de olabildi ği nce az değişke n kullanma ya çalışırız, ve sorarı z: ge rçeğin ne kadarını açıklıya bili yoruz? Cevap tatmin edici değilse yeni açıklayıcı deği şkenle r aramak için kurama ge ri döne riz. Öyle anlaşılı yo r ki, duvarı n ötesindeki sosyol oj i dünyasında toplum sal yapı ya ulaşmak için yapılacak ilk iş torbadaki bütün de ğişkenleri bi rden masaya dökmek ve hemen “ormanı görme ye” çalışmak. Ders tanımındaki ikinci cümle ise son derece olumlu: çokdisiplinli yakl aşımın, özellikle top lumsal konular sözkon usu old uğunda, önemi vur gula nı yor, ve şöyle devam edili yor: “Bu dersin kapsamı gereği sosyolojiyi besleyen disiplinlerden biri olarak iktisadın sosyoloj iyle akrabalı k ilişkisi irdelenmeye çalışılacaktır. .. Bu akrabalık
ilişkisi içinden üretil en kuramsal yaklaşımlar kuramcılarıyl a birlikte ele alınacak ve yaklaşımlar arası ndaki farklıl ıklar ideolojik -polit ik ve dönemsel boyutlarıyla irdelene cektir. ” Đktisat bugün yü z yıl kadar önce belki de
köklerinde bir leştiği sosyoloj iden yöntem ve temel kavramlar listesi olarak öylesine kopuktu r ki, dersin “disipli ner akrabalık” ile ilgili böl ümlerin in 20. yüzyıl ortala rından öteye geçmesi oldukç a zordur.
Ekonomi ve toplum konulu bu dersi n kısa tanımı bile iki önemli olgunun ipuçların ı ve rir. Birincisi, kültür araştırm aları alanı ile iktisat alanı kuram geli ştirmede apayrı yöntemler kullanırla r. Kuramları n nesnel sınanmasında bir ayrışım olamaz zira ortak başvu ru adresi miz istatisti k olacaktır. Đkincisi, bu iki alan birbirinden o kadar uzaklaşmıştır ki, özellikle kültür
araştırmacıları nın günümü z iktisat literat ürünü ka vramaları yöntem
faklılıkları böl üm duva rlarını, yükselen bölüm duva rları da zihni yet ve yönelim farkını peki ştirmi ştir.
4. 2 Đktis atçılar, kült ür ve toplum bili mleri
Son otuz yıl içinde, mikr oikti sadın forme l ve tutarlı kuramsal yapısının uf ak tef ek değişikli klerle kültürel ve topl umsa l araştırma konula rına
uygulamala rında bü yük artış olmuşt ur. Bu varsa yım deği şikli klerine yol açan en önemli sebep, iktisat kuramının olağan sayılan bazı varsa yı mlarını n
toplum sal ge rçeklerle taban tabana zıt olmasıdır. Örneğin tam rekabet va rsayımı, neredeyse hiçbir piyasada gerçekleşemeyecek bir üt opya oldu ğu bilinmekle berabe r, basitleşti rici etkisinden dolayı ikti sat ö ğr eti ve
araştırmalarında ya ygı n olarak kullanı lm aya devam edilmektedir. “Sosyal ilişkiler” diye bi r kavram sözkonusu de ği ldir. Zira ge rek de yoktur: tek bilmemiz ve f arkında olmamız ge reken, bütün f iyatların ve bütün
seçeneneklerimizin listesidi r. Gerçek hayatta sosyal ilişki lerin oynad ı ğı iktisadi ve sosyal rol leri tam rekabet vars ayımı ile açıklamamız mümkü n değildir. Yolsuzlukları, kanun ve ya norm dışı davranı şları, cezaların caydı rıcılı ğını, kimin kime niçin gü ven d uydu ğunu, ve hatta tam rekabet va rsayımı nın en uygulabilir dediğimiz ge niş işgücü pi yasaları nda orta ya çıkan sonuçları anlayabil mek, ancak bunlara zemin hazırla yan sosya l ilişkilerin nasıl ve neden oluşt u klarını orta ya çıkararak mümkün olabilir. So syal ve iktisadi a ğlar, özelli kle “kara kutular” diye anılan f irma ve organ izas yonla r gi bi pi yasa dışı orta mlarda perf orman sı etkileyen en önemli unsu rlard ır. Dola yısı yla, örne ğin sosyal ağ şebekeleri nin oluşumu ve ortaya çıkaracağı sonuçları inceleyebilmemiz için yapmamı z ge reken, bu alana katkıda bulunan ya zarla rın yaptı ğı gi bi, ağların değer oluşumun da va zgeçilmez oldu kların ı va rsaymak ve “herkesin herşe yi bild i ği” varsa yımını çöpe atmaktır.
Đktisat bilim inin kü ltür ve toplum bilimle rine katkısına örnek olarak son on yı lda oldukça gelişen ağ ekonomi si litera türü gösterilebilir. Çoğunl uğu iktisat dergilerinde ya yınla nan bu literatür, değer yaratan a ğ düzene klerini n değişik özellik lerini o yun kuramı teknikleri kullanarak incelemekte, bire y sayısı ve her bire y gr ub unun ağ kurarak o rta ya çıkarabileceği değe r ve rildiğinde ne tür ağ oluşumlar ının o rt aya çıkacağını ön gör mektedir. Bu literatür, gün ümü zde yap ısı gere ği ağ özel likleri taşıyan telefon, internet gibi pi yasaların
düzen lenmesine yapt ığı katkıdan öte, geniş bir toplumda orta ya çıkabilecek ağ grupları nın tahmini ve bunların etkinlik düzeylerinin anlaşılmasında önemli faydalar sa ğlamaktad ır. Sosyal a ğların en önemli iktisadi katkı sı, kontrat ilişki ve uygulamalar ını güçlendi rmek, dolayı sı yla gü ven temelli ilişkileri n değere dönüşmesini sağlamakt ır. Etnik ya da hemşeri ağların daki bu fayda, Đstanbul kapıcı pi yasasının büyük bölümüne neden Kastamonu ’luların, Kal if ornia “doughn ut” çörek piyasasının %80’ine neden Kamboçyalı göçmenleri n hakim olduğunu açıklar: bire -bi r ilişkile r bilgi alış- ve riş maliyeti ni düşürmekt e, yeri ne getirilme ye n sözler i cezalandırıl masını
kolaylaştırmaktadı r. Piyasaların ve kamu düzenlemelerini n çözemedi ği han gi problemlere bu ağla r daha etkin çözümler üretirler?
Kültü r, özellikle de kültürün başlıca öğesi olan dil, iktisadi açıdan çok önemli bir ro l o ynar. Ortak kültür ve dilin bire yler arası iktisadi ilişkileri