• Sonuç bulunamadı

Da Klt, Eren Klt ve enliklerinin Mula'daki Yansmalar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Da Klt, Eren Klt ve enliklerinin Mula'daki Yansmalar"

Copied!
13
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Dağ

Kültü, Eren Kültü ve

Şenliklerinin Muğla'

daki

Yansımaları

Yard. Doç Dr. Mehmet Naci ÖNAL

Özet:Dağkültü ile ilgiliinanışlar dünyanınpek çok yerinde görü-lür.Muğla'da dağkültü ile ilgili gelenek devam etmektedir. Dağ kültü, yerini pek çok bölgede eren kültüne bırakmıştır. ıslam önce-si inanç ve ritüeller ıslam sonrasına taşınmıştır. Bu erenlerin me-zarlandağların doruklarındadır. Muğla'daSandraz Dağının zirve-sinde yer alan Çiçek Baba mezarı etrafındaki gelenek canlılığını sürdürmektedir. Dağların doruklarında yapılanerenşenlikleri bay-ram havasındadır. Törenler belirli zamanlarda yapılır. Bu zaman dilimleri bölgelere göredeğişmektedir.Eski törenleri.yazınve gü-zünyapılantörenlerden, yıldasekiz ayn zamanda yapılan törenIe-re kadar götürmek mümkündür. Günümüzde deyapılmayadevam edenşenlikler,eski Türk dininin birer kalıntısıdır.

Anahtar Kelimeler: Azerbaycan, Kur'an. Tefsir, Tercüme. Giriş

Dünyanın ve Türkiye'nindeğişikbölgelerindedağlarlailgiliinanışlarve bunlara bağlı ritüeller

görülür.

Dağlar kutsal kabul edilir ve yöre halkı

için dünyanın merkezi olarak görülür. 'Bu inanışlarçerçevesinde halk kültürünün zengin, zenginolduğukadargeleneğe dayalı yapısıile karşı­ laşırız.

Muğla'da dağ kültüne bağlı inanışlar,eren kültü ile iç içe girerek varlı­ ğını sürdürmüştür. Dağkül tü ve eren çerçevesindeoluşturulmuş gelenek-lerdenMuğlamerkezine bağlıMeke köyü yakınındaki Sığın Dağı ve zir-vesindeki Koca Eren ile ilgili törenler unutulurken Köyceğiz sınırlarında yer alan Sandraz Dağı ve Ağla köyü ereni ile Çiçek Baba doruğundaki Çiçek Baba ziyaretietrafındakilergünümüze kadar bütün canlılığı ile

de-*

Muğla Üniı'ersiı<:si Fen-Edebiyar FaktilresiTürkDiliI'eEdebimilBöliiıııiilMUG!.-1

onaci@nıu.edu.tr

hilig +Buhar? 2003+sayı 2:;:l)<)-12-ı

(2)

vam ettirilmiştir.Benzer gelenekler Türkiye'nin farklıbölgelerinde gö-rülmektedir. Bunlardan birkısmı Muğla'dakikaderi paylaşmışve

unu-tulmuştur.

Muğlalıkaynakkişilerkutsal saydıklarımezarlarda veya türbelerde yatan zatlara erel,

ermiş,

yaran, baba, dede, evliya veya veli demektedirler. Bunlararasında"eren" kelimesi dahasık söylendiğiiçin, biz de "eren"

ta-nımlamasını kullandık.

Dağlar niçin kutsaldır,erenlerin mezarlarıniçin dağların doruğunda yer

alır, niçin belirli zamanlarda dağlara çıkılır,hangi inanışlarve rütüeller görülür, Muğla'dave Muğla'nın dışında dağlarda yapılan şenliklerin tari-hi ve kültürel dokusu nedir. gibi soruların cevaplarının aranmasıbu çalış­ manı konusunuoluşturmaktadır.

DAG

ÜZERİNE İN~NIŞLAR

İnançtarihi içinde, çeşitlimilletlerin kutsal saydığı dağları olmuştur. Kut-sal dağ inanışları Çinlilerde (Eberhard 2000), lranhlarda, Mısırlılarda, Finlerde, Japonlarda da görülür (Eliade 1994). Mitolojikdağlardanolan KafDağı'nın dünyayı çevrelediğirıe,öteki dağların KafDağı'nın dalları

ve damarları olduğuna, Kaf Dağı'nınyeryüzündeki bütün dağların anası olduğuna inanılırdı(Gökyay 1997).

Semavi dinlerde de dağlar,önemli bir yere sahiptir. Tur-i Seynadağı, Mu-sa Peygamberin Medyen ile Eyle yakınlarındaAllah'la konuştuğuyerdir (Gökyay 1997).Hıristiyanlariçin Golgotha (İsa'nın çarmıha gerildiği yer)

dünyanınmerkezi sayılır; aynızamanda Adern'inyaratıldığıve

gömüldü-ğü yer olarak bilinir (Eliade 1999). HiraDağıHz. Muhammed'e

peygam-berliğin geldiği dağdır.

Musa peygamberin Allah ile konuşmasını hatırlatan Tur Dağı'nda ateş

görmesine benzer bir olay, Türklerin ulu atası Yafes'in oğlu Türk'te de görülür. Türk doğuyagider. lsıkKöl denen yere gelir (Ebulgazi Bahadır

Han 1996). Ötüken Dağının tepesinde ateş görür. Oraya tırmanır(Esin 1976).

Eski Türk inancınagöre, evrendeki ruhlar veya iyeler üçe ayrılırlar. Bun-lar gökyüzünde. yeryüzünde ve yer alundadırlar.Gökyüzünün yani ışık

ülerninin büyük tanrısı"Han Ülgen" veya"KayraHan"dır.En büyük ruh veya tanrı, Kayra Han'dır. Gök Tanrı inanışı Türklerde ortaktır(Inan 1995). Yer alıının sahibi "Erlik Han"dır. Yeryüzünün iyeleri "yer-su"

ilahlarıdır. Bütü~

bu ruhlara veya iyelere

çeşitli

dualar edilir ve kurbanlar sunulur. Altay kavimleri, çevrelerindeki dağa,kayaya, nehre, göle iyele-rin adlarını vermişlerdir (İnan 1968).

Prota-Türkler döneminden başlayarakdevam eden doğaile ilgili inanış­

lar, doğagüçlerine ve atalara ibadet etme şeklindeizah edilebilir. "Gök" ve "yer" ikili sistem içinde evrensellik ve evrensekilik anlayışıgörülür (Esin 200 I).

Yeryüzü ruhlarınıntamamen müstakil oldukları düşünülür. Bunların ne Erlik'le ne de Ülgen'le ilgisi vardır. Yeryüzü ruhları dağ ruhlarına bağlı­

dır. Dağ ruhlarınıninsanlara iyilikyaptıklarına,onlara saadetdağıttıkları­

na,

hayvanlarının çoğalmalarına yardımcı oldukları:na, sağlık

ve emniyet verdiklerine, bütünavcılaraav verdiklerine ve onların sürülerini kötülük-lerden koruduklarına inanılır(Alekseyev i980).Şayetbu ruhlara bir

say-gısızlık yapılırsa, dağ ruhları kızabilirvesaygısızlık yapanı cezalandırabi­

lir. Okişi veyakişilere hastalıkgönderebilir.

Altaylarda dağlarbirercanlı varlıkolarakdüşünülür. Dağlarda evlenebi-lir ve çolukçocuğa karışabilir. Dağlar, insanların dualarınacevap verebi-lir. Herdağruhu kendi bölgesine hakimdir.Diğerbölgelerdeki dağlarla il-gileri yoktur. Altay kavimleri göllerin, ırmakların, kayalarınve dağların

kendi soylarının koruyucuları olduklarına inanırlar. Dağ ruhuna tapınma,

ona dua etme, ondan yardımdileme, kurban sunımı geleneğiçok eski bir gelenektir(İnan1968).Dağlara tırmanıporada ibadet etmek, tanrıyadaha

yakınolmakanlamınagelir. Dağlardaduaedildiğizaman, tanrının

duala-rı daha iyi işiteceğine inanılır(Roux 1994).

Ural-Altay halkının inancınagöre, Altın Dağ (Sumeru) dünyanın merke-zidir. Abakan Tatarlarıise, bu dağa "Demir Dağ" demektedirler (Eliade ı994; Öğel 1994). Kutsalolarak addedilen dağlar,yerle gök arasındaki

bağlanııyıkurarlar. Dağ iyesi en büyük iye olan Gök-Tanrıik bağ kurar

(İnan ı995). Dağlar, göğün kapısı sayılır(Esin ı97R). Dağların şekilleri

(3)

biliK,Bahar / 2003.sayı2_5 _

Eski Çinkaynaklarında,Türkhanedanlarınınkendilerine ait birerdağı

ol-duğubelirtilir (Eberhard ı996). Dağlarhemtanrıya ayrılmış olan

mekan-lardır,hem de güç ve hakimiyetin birernişanesiolarakhükümdarların sal-tanat sürdükleri yerlerdir (Ögel i994). Göktürklerde dua, öğüt,ses

anla-mınaJelen ötükerı adı, ormanlıbir dağın adıdır(Roux 1994; Bonnefoy 2000). Orhunyazıtlarında,devletin yönetildiğiyerin ÖtükenDağı olduğu belirtilir. HakanÖtükerı Dağı'ndaoturur.Yazıtlarda:"Kutsal Ötükendağ­ lar.," denir (Tekin ı988). Eski Türkinanışlarının hatıralarını taşıyan dağ adlarındanbiri de, Tanrı dağlarıdır (İnan 1976). Çılay Dağı, Gök Dağ, AğarupDuran Gök Dağ,DokuzDağ, Karadağ,Boz Dağ (Öğel i995)

di-ğer kutlu dağlardan bazılarıdır.

Dağlar hakkında çeşitliefsaneleroluşturulmuştur.Türklerin bir boyunun

dağlardantürediklerineinanılır(Eberhard ı996). Uygur Türklerinin

des-tanıarındaBuku Kagan Akdağ'a çıkarve orada buluştuğu kızdan

dünya-yı fethedeceğini öğrenir(Cüveyni 1998). Uygur Göç destanındaise, kut-lu dağın parçalanması üzerine, kıtlık ve yoksulluğun başladığı görülür

(Banarlı1987).Moğolistan'dakiErdene-Ula (MutlulukDağı)için de ben-zer efsaneleranlatılır (İnan ı995). Ahmet Yesevi'rıinçocukluk dönemin-de gösterdiği olağanüstÜıüklerden biri de Kara-cuk dağı ile ilgilidir. Hü-kürndarın avlanamadığı dağ,AhmetYesevi'rıinkeramet göstermesi sonu-cu ortadan kalkar (Köprülü 1981). Dede Korkut Hikayelerinde. Kazılık

Dağıhem hayatın,hem de yenidendoğuşun kaynağıdır. Kazılık Dağı'nın

yıkılışı, dünyanınsonu anlamınagelir. Dede Korkut hikayelerinde. dağ­

larla konuşulur(Ergin 1989).

Kutsaldağlarave taşlara yakınolmak,onların oluşumunu sağlayan tanrıya

yakınolmakanlamınagelir. Dağlarınkutsal kabul edilmeleriyanında, yük-sekliklerinden dolayıda her zaman saygı gösterilmiştir(Seyidoğlu1995).

DAGLARDAKİ RİTÜELLER

İslamiyet'tenönce Türkler,yılın beşincive sekizinciayındakurbanlar ke-ser, atalarınıanal', dini ayinler düzenlerlerdi. Güz bayramına "Sağan Sa-ra" (ak ay) bayramıda denirdi. 28 Ağusıosta güz bayramı yapılırdı (Inan

ı995). Ecdat makamında taşoyar ve şimaldencenuba doğrugöç ederler-di (İnan 1976).

M.Ö. !OOO'liyıllarda,bir Türk boyu olan Çu döneminde tören günleri se-kiz ayrı tarihteyapılıyordu.Bunlar: Kışdönümü (22 aralık),ilkbahar ba-şı (5 şubat), ilkbahar ekinoksu (22 mart), yaz başı (6 mayıs), yaz gündö-nümü(22 haziran), sonbahar başı (8 ağustos),sonbahar ekinoksu (24 ey-lül),kış başı (8 kasım) idi. Çu ayinlerindeateşeüstünlük veriliyordu. Yer ve göktannlarına,yaz ve kışgündönümlerindeyıldabirer kez; insan

ruh-larına ve yer-su ruhlarına dört mevsim başında törenler düzenlerlerdi (Esin 2001).

Hsiung-rıuayinleri, devlet töreni niteliğindeidi. Hükümdarabağlı beyler hükümdaretrafında toplanır, şölenyapar, sadakat andıiçerlerdi. Hsiurıg­

nular birinci, beşincive dokuzuncu aylarda olmak üzereyılda üç kez tö-renler yaparlardı. Hsuing-nu ve Tabgaç ayinleri, tepesinde "gök gölü" olan kutsaldağlarda yapılırdı.Buna "gökayini"denirdi (Esin 200I). Hun-lar eskivatanıarıolanŞan-din-şan sıradağlarındakiHan-yoandağında,her yıl Gök-Tanrı'yakurbanlar keserlerdi (İnan 1976).

Çinkaynaklarında, Kağnılı boyunun "gök ayini" düzerılendikleri

kayde-dilmiştir(Esin 2001). Göktürkler yılın beşinci ve dokuzuncu aylarında

ruhlara kurban sunarak "gök ayini" yapar, böylece göktanrıya tapınırlar­

dı (Esin 200i;İnan 1976; Tekin 1988). Uygurlar yaz döneminde toprağa kurban sunartardı. (İzgi ı989) XI. yüzyıldaTülgeç, ÇiğilTürkleri yakın­

larındaki dağları tanrının makamlarıolarak sayar ve onun üzerine ant içer-lerdi(İnan i976). Abakankıyılarında yaşayanBeitirler, mukaddesdağlar­ da, bayram arifesinde veya bayram sabahı kurbanlar sunarlardı (İnan

1995).

Kamlar ayinlerini dağlardayaparlar, buralarda dua ederlerdi. Ayin sonun-da dağlarda kurban kesilirdi. "Ürlilmeyeliıııtanrı\'ar,tasalannıayalım Al-tay var!Altayıın!.."diyetapınırlardı.Çin kaynaklarında hakanabağlıolan

başbuğlarınheryıl kutludağlardaayin yaptıklarıve kurban kestikleri be-Iirtilir(İnan 1976). ŞamarıTürkler, heryıl önce at üzerindedağın etrafın­ da döner, sonradağa çıkıp göğekurbansunarlardı(Roux 1994).Şamarıü ç

kayın ağacınaon dokuz parça beyaz. mavi. kızıL.bezler asar; kayın ağ'II,'­ larını birbirine iplerle bağlar;kurban etini kayın ağaçlarındanbirinin altı­ na koyupdoğudan hatıyadönerek dolaşırdı ılnnn 1(95).

(4)

Kaşgarlı Mahmut, Türklerin büyükdağlara diğerulu görünen her şeye ta-pındıklarını söyler (Atalay i986). Kutlu dağların koruyuculuğunainanıl­ dığı için, Türkler ölülerini yüksek yerlere göınerlerdi (MoğollarınGizli Tarihi i995). Burasıebediyete kadar uyumak için, en uygun yerdi (Roux ~.99~t Kötü ruhun dışında,atalara kurban sunulmasıeski bir gelenekti. Gleninadınabiryılsonra, hayvan kesilir ve ziyafet verilirdi. Dualarla yal-varmalarla bir anma günü oluşturulur,bu ölülere tapılması anlamına ge-lirdi (Roux 1999).

MUGLA'DA EREN

ŞENLİKLERİ Sığın Dağı

ve Koca Eren

Unutulan şenliklerdenbiri Muğla merkezine bağlı Meke köyüne yakın olan Marçal Dağıile ilgilidir. Halkarasında dağın adı Sığın Dağı'dır.

Da-ğın doruğundabir erenin mezarı vardır.Bu erene SığınDede veya Koca Eren denilmektedir ve

hakkınd~ menkıbeler anlatılmaktadır.

Askerlere seslenerekonlarınkendisine sığınmasınıisteyendağınaskerlerikoruduğu

için, "Siğın" adını aldığınadair bir efsane anlatılır(Önal 2002). Erenin günlükyaşamamüdahale edebilecekolağanüstülüklergösterdiğineinanı­ lır. Eren, mezarının yakınında yatanları,içki içenleri uzaklara fırlattığına dair efsaneleranlatılmaktadır.Dağın kutsallığı,dağın doruğundaki mezar-da yattığına inanılanereninkutsallığına dönüşmüştür.

Meke köyününyaşlıları.çocuklukyıllarındavar olup ve günümüzde unu-tulmuşolan geleneği anlatırlarkenerenegidişinhaziran veya temmuz

ay-larında olduğunu belirtmişlerdir. Eskiden heryıl düzenliyapılantoplu zi-yaretler, yerini düzensiz ziyaretlere bırakmıştır.

Ağla

Köyü Ereni ve Mahya

Şenlikleri

Günümüzde bütün canlılığı ile devam eden eren şenlikleri, Muğla'nın Köyceğizilçesi sınırlarındayer alan Gölgeli Dağlarının devamıolan

San-dıraz Dağı'nda yapılmaktadır.Eren şenlikleri hem dağın batısındayer alanAğlaköyünde, hem de Sandıraz dağının zirvesindeyapılır. Ağla kö-yündeyapılan şenliklere"Mahya" (halkarasındamaya) ve bu güne "eren günü" denir. Mahya için heryıl ağustos ayınınikinci perşernbesi Ağla

(di-ğer adı Yuyla) köyüne gidilir.

Yılladırsüregelen biralışkanlıklaçevre köy, kasaba ve şehirlerdeoturan herkes bu özel günehazırlıkyapar.Şenlikiçin yörehalkındanyüzlerce in-san, önceden sözleşmişgibi erene gider. Burada adak kurbanlarıkesilir. Kurban eti, kesenlertarafındayenir. Ziyaretçilerçeşitlidileklerdebulunur ve dua ederler. Şenlik akşamadek sürer(Karaağaç 1977). Ağla'daki tür-beye "eren kavak" da denir. Aslındaburada bir erene ait mezarolmayıp

kutlu birağaç vardır.Çiçek Baba adlıeren hakkında anlatılan menkıbede

bu ağaçönemli bir yere sahiptir. Ereninduasısonundaağaç eğilirve göl-ge yapar.Köyadınıefsanede geçen olaydan sonraalır.Çiçek Babaasası­ nıyere vurur"ağla"der ve yerden su çıkar. Bunu üzerine köyün adı "Ağ­

la"kalır (Başlaran1999; Belgrat 1999).

Sandıraz Dağı

ve Çiçek Baba

Şenlikleri i

Muğla'dakien canlı ve en geniş katılımlı eren ziyaretleri. Batı Torosların son uzantısıolan Gölgeli Dağlarının Sandıraz doruğunda yapılır.

Köyce-ğizilçesi ile Denizli'yebağlıTavas ilçesinin Beyağaçbeldesiarasında ka-lan Sandıraz dağının zirvesinde Çiçek Baba olarak bilinen erenin mezarı bulunmaktadır.Mezarınboyu otuz dört metre yirmi santimuzunluğunda­ dır.Eni ise, üç metre on santimgenişliğindeolupbaş tarafındabulunan

ta-şın yüksekliğiseksenbeşsantim, ayak ucu tarafındaki taşın yüksekliği

alt-mış beşsantimdir. Mezarın baş tarafı kıbleye doğrudur. Mezarın

kenarla-rında !ayrıca büyükçe taşlaryer almaktadır.Bu taşların sayısı do~uzdur. Göğüsleri hizasından kıbleye doğru yöneldikleri göz önüne alındığında

dokuz mezarın olma ihtimali düşünülebilir.Aksi halde bir erenin otuz metreden daha uzun olan ve kıbleye uymayan görünümü ilekarşılaşılır.

Çiçek Baba ziyaretleriyüzyıllardırsüren bir gelenektir. Kimse bu ziyaret-lerin ve şenliklerin ne zamandan beri yapıldığınıbilmemektedir. Şerıliğe

gelenler, babalarınınve dedelerinin de bu şerılikle katıldıklarını, kendile-rinin ise çocukluklarından beri geleneğin içinde olduklarını belirtmişler­

dir.

Yakın zamanlara kadar yololmadığı için. halk ziyaret mahalline atla.

eşekleveya yaya olarakçıkarlanrus.Son yıllarda değişiknoktalardan

(5)

bilig,Bahar120m.sayı25

Çiçek Baba için yapılan şenliklerheryıl ağustos ayınınson perşembesin­ de gerçekleştirilir.Bu güne "Eren Günü" denilir. Ziyaretçiler, birbirleriy-lehaberleşmeksizin gelirler. O gün erene çıkılacağı bilinir ve onagöre

ha-zı;vklar yapılır. .

i994 yılından beri Denizli'nin Beyağaç Belediyesi ile Kaymakamlığı "Geleneksel Eren Günü, Kartal Gölü YörükŞenlikleri"adı altında şenlik­ ler düzenlernektedir. Denizli ili, Tavas ilçesi ve Beyağaç beldesi civarın­ dan gelen ziyaretçilerin kimi bir hafta, kimi üç gün, kimi bir gün öncesin-den Sandıraz Dağı'na çıkarlar. Erene yaya yaklaşıkolarak bir saatlik me-safede bulunan Kartal Gölü'ne gelirler. Çadır ve yatak yerleri hazırlanır. Köyceğiz tarafındangelen ziyaretçilerin bir kısmı çarşambagünü, yani

şenlikleriri düzenlendiğigünden bir gün önce dağa çıkarlar.Gece erenin etrafında geçirilir. Çarşamba akşamı diğer çadırlarave obalara ziyaretler

yapılır. Akşam eğlenilii.

Her

şeyağustosayının

son

perşembesindeyapı­

lan şenlikleregöreayarlanır. PerşembegünüBeyağaç tarafındangelenler, şafak vakti Kartal Gölü'nden hep birlikte erenin bulunduğu zirveye yürür-ler. Bu yürüyüşe"erenyürüyüşü"denir. ÇiçekBaba'nın mezarı etrafında hem Denizli

tarafından,

hem

Köyceğiztarafından,

hem

~e diğer

yerlerden gelenlerbuluşurlar. Çiçek Baba mezarının etrafında üç .veya yedi kez dö-nülür. Kimiziyaretçiler adaklarla (kurban edilecekoğlakve keçilerle) bir-likte, kimi ziyaretçilerkucaklarındakibebeklerle dönerler. Dönülürken bi-\er dilek tutulur. Bu

dileğin kabulolacağına inanılır.

. " Çiçek Baba ziyaretleriçeşitliyerlerden gelenlerle bir şenliğe dönüşür. Kartal Gölü'nden gelenler adak kurbanlarınıda beraberlerinde getirirler. Kurbanıyedi kez Çiçek Babamezarının etrafında dolaştırmadan kesmez-ler. Yaklaşıküç dört metregenişliğindeocaklar kurulur ve ateşler yakılır. Adaklar kesilir, kanı toprağa akıtılır.Daha sonra kesilen kurban sırıklara geçirilir ve ocaklarda çevrilerekpişirilir.Etin kokusu ile dumanı havaya savrulur. Adak olan bu kurbanlar, ziyaretçiler tarafından afiyetle yenir. Tanıdık tanımadıkherkes sofralara davet edilir. Ziyarete gelemeyenlere adak etindenayrılır.

Erenin etrafında isteyenler gün boyunca tek veya toplu olarak üç kere dönmeye devam ederler. Dileklerde bulunurlar. Genç yaşlı, kadınerkek, coluk cocuk herkes bu zivaretlere katılırlar.Erenin mezarındanavuc avuc

Önal. Dag Kültü, ErenKii/ıüve~~"I;kler;ninMuglu'dakiYansıml/larl

toprakalınır.Toprak evin birköşesine,ambara, tarlaya veyaarabanınbir

köşesine, hayırbereket getirmesi için konur. Alınantoprakparçası, aske-re gidecek gençlerin boyunlannal

4stıkları

muskalara da konur. Sebebi "toprak çeker"

şeklinde açıklanır. ~A'skere

giden gencin erenin de

himme-i

tiylesalimen geri döneceğine inanılır. Kimi ziyaretçiler çocuk çorabı,

mendil veya herhangi bir

eşyasını: mezarın

içinde bulunan küçük

taşl~fin

altınadua ve dileklerlebırakırlar.ÇiçekBabanınmezartaşına baş örtüle-risarılıp düğümler atılırken dilekler tutulur.

Sandıraz Dağı'naÇiçek BabaDağıda denir. Kimilerine göre, Çiçek Ba-ba Dağı, tanrıların etrafı gözetlediği yerdir. Bu inanış, eski Türk dini ina-nışının devam ettiği anlamına gelir. '

i

Kimi ziyaretçilere göre, erençiçekhastalığınayakalandığıiçin, Çiçek

Ba-ıba adını almıştır;kimilerine göre ise, erenin çiçekleri çok sevrnesi sebe-'biyle kendisine bu ad verilmiştir. ;

Ziyaretçilerinanlattıklarınagöre, yüzlerce yılönce, Horasan'da bir med-resede okuyanyetmişiki eren ellerindeki asaları fırlatırlar.Bunlardan

be-şinin asası Köyceğizyöresindeki ldağlara düşer. Bu dervişler asalarını Sandıraz, Ölemez, Aygır, Atkuyruksallamaz ve Şimşir dağlarında bulur-i .

lar ve buralara yerleşirler.Erenlerdağların ululuğuile aynileştirilir. Gü-nümüzde erenlerinadıgeçendağların doruklarındabirermezarı olduğuna

inanılır. Bunlarınen meşhuru, adına şenliklerdüzenlenen ÇiçekBaba'dır.

~

Çiçek Baba hakkındapek çok efsane anlatılır.Bunlardan biri Dağların kişileştirilmesi ve dağın adının oluşumu ile ilgilidir, Efsaneye göre, Çi-çek BabaDağıile karşısındaki AtkuyruksallamazDağı kavgaya tutuşur­

lar. Birbirlerine top atarlar. Atkuyruksal1amazDağıtopu Sandıraz Dağı­

naulaştıramaz. OysaSandıraz dağı attığıtoplarla Atkuyruksallamaz

Da-ğınıntepesini uçurur. Bunun üzerine Atkuyruksal1amazDağısen büyük-sün anlamında,"Sendırazsın!"der.Daha sonradağın adı "Sarıdıraz" ola-rak kalır.

Çiçek Baba hakkında anlatılanbirdiğer menkıbedini motiflerle süslerı­ miştir. Menkıbeözetleşöyledir:Çiçek Babahanımınaevindekiyiyeceğin

nasıl geldiğini kimselere söylememesini ister. Aksi halde öleceğini bildi-rir. Çiçek Babanınevine her gün sofra hazırgelir. Bir gün hanımı

(6)

komşu-bllig, Bahari2003. sayı25

su ekmek pişirirkenevinin sımnı söyleyiverir. Akşam Çiçek Baba eve

geldiğindeyiyecek bulamaz.Hanımı sırlarını açıkladığıiçin, bir rivayete göre, duvarda asılıolan ok ve yay kendiliğindenkurulur ve hanımını

vu-~. Diğerrivayetlerşişinveyabıçağın kendiliğindengidiphanımının kal-6ine saplandığı şeklindedir.

Kısa bir zaman sonra zaptiyeler Çiçek Baba'yı yakalarlar. Giderlerken, yol üzerindekiAğlaköyüne gelirler. Zaptiyeler: "Madem kiermişsinbize göster marifetini," derler. Önce ağacı eğmesini,sonra sofra getirtmesini, daha sonra da su çıkarmasınıisterler. Çiçek Babasırasıylaönceağacı eğ­

dirip ağustos sıcağında gölgelik yapar. Daha sonra hazırsofra gelir ve zaptiyeler karınıarınıdoyururlar. Eren en sonunda da su çıkarır. Köyün adıeren "ağla" dediğive su çıkardığı için "Ağla" kalır. Bütün bunlardan sonra, sım açığa çıkan Çiçek Baba zaptiyelere döner, benim mezarımı asamı bulduğunuzyereyapınder veasasını fırlatır.

o

an Çiçek Baba kay-bolur (Bilgi 1999).

Bölgede, dağların birbirleriyle akraba oldukları inancı vardır. Gölgeli

DağlarınınDalaman ilçesindeki uzantısındaÇal Dağı'nınzirvesinde, Çal Baba adlıbir erenin olduğuna inanılır. DalamanlılarÇal Baba'nınÇiçek Baba'dan daha üstün bir eren olduğu görüşündedirler.Çal Baba ile Çiçek Baba dağlarının kardeş olduklarına inanılır. Dağlar arasındakimücadele Çiçek Baba ve Çal Dağı arasındada anlatılır(Önal 2002).

i

Türkiye'nin pek çok yerinde anlatılan dağdaki dervişile şehirdeki dervi-şin birbirlerini ziyaretleri hakkındakimenktbe (Önal 2002). Çiçek Baba ve Ula'daki Saraç Molla (Hüsameddin Efendi) hakkında da anlatılır. Menkıbeyi anlatan malılarSaraçMolla'yıüstün görme gayretindedirler.

Dağdanmendiliyle buz getiren ÇiçekBaba'dır.Mendiline kar koyup asan ve mendilindeki kar damlamayan Çiçek Baba'dır.Birhanımın topuğunu

görüp niyetini bozunca, ÇiçekBaba'nın getirdiğikar damlar. Saraç Mol-la:"Dağda dervişlik kolaydır,"der.

Erenler arasındakiüstünlük anlayışı,yöre insanının bakış açısını ortaya koyar. Herkes kendi bölgesindeki erenin daha üstün vasıf1arasahip

oldu-Önal. Dar.Kiilıü,ErenKiilıii ı-e Şenliklerinin Mıığta'ılaki Yansınıaları

---_._----~---Çiçek Baba hakkında anlatılan diğerrivayetlerşöyledir. Mezarına yakın

bir yerde içki içen biri olursa, onu kardımve bir zarar vermedenaşağı in-dirir. Savaşlarda erenin harbe gitmesi gerektiğinde,ereninmezarı etrafın­ da top sesleri duyulur(Eroğlui937). Halka göre, erensavaşçi olduğuiçin,

silahı çok sever. Bu yüzden eren şenliklerindebol bol sıkı (silah) atı­ !ır."(Tilki200 I).

TÜRKİYE'DE

DAG KÜL TÜ VE EREN

ŞENLtKLERİ

Orta Asya'da her boyun, heroymağınkendine ait kutlu bir dağının

olma-sı inancı,Anadolu'ya göçlerle birlikte getirilen birinanıştır.Türkler Tür-kiye'ye göç ettikten sonra, Orta Asya'dakullandıkları adları yerleştikleri

yerlere tekrar vermişlerve oralarda birer kült oluşturmuşlardır. Pek çok tepedeermişlerinkutsalmezarıbulunur. Buevliyaların veya erenlerin

ço-ğu

meçhuldür.

Dağları kişileştirmiş,

eski Türk

inanışlarını,İslam

dini içi-ne nüfuz ettirme gayretleriyle, inanışlar dönüşüme uğratılmışve

güncel-leştirmişlerdir(Bonnefoy 2000).

Anadolu'da evliya veya ermişlerin adlarını taşıyan pek çok dağ vardır. Muğla'dadadağlar hakkında anlatılanefsaneler, zamanladağda yattığına inanılaneren veya erenlerle aynileştirilmiştir. Dağ adları ilginç olmaları

yanında, mitolojik dönemin hatırasınıda yaşatırlar. Yörükler Torosların sivri tepelerini kutsal saymışlardır.Her bir tepeye birer eren adı vermiş­ lerdir (Yalman 1993)Muğla'daYörüklerdağlardan, şehirlereinip bir tür-be gördüklerinde

şaşırırlar:

,IYörük'ün ereni

dağ başında

olur," derler. Türkiye'nin pek çok yerindedağlarya da dağlardakierenler. belli zaman-larda ziyaretedilmiştirveya edilmektedir. Bunlardanyazıya geçmiş olan-ları doğudan batıya doğru şöyle sıralanabilir:

1- Büyük Ağrı Dağı: Dağın bağrındaYakup Peygamberin türbesi vardır. Her yıl temmuz-ağustos aylarında ziyaretler yapılır, kurbanlar kesilir. adak adanır. Namazkılınıpibadet edilir (Onk 1972).

2- Erzurum'un Şenkayailçesi Bardız yaylası: Bardiz köyünün yaylasırıa her yıl temmuz ayınınikinci haftası çıkılır. Çıkış zamanı çayırların biçil-mezamanıdır. Yaylada ÇakırBaba adlı bir ereninmezarı vardır.Yanrdan

(7)

narılır. Güreş ve at yarışıarı yapılır. Kur'an okunur, namaz kılınır.Genç

yaşlı,çoluk çocuk ziyaretlere katılır. ÇakırBaba'yaçıkmadan çayır biçil-mez (Dinç 1997).

3- ErJurum 'un Narman ilçesinde TecirekDağı: i930'Iuyıllarda,Tecirek Dağfna her ilkbaharda, erkek ve kadınlar çıkarlar. Dağda herhangi bir zi-yaretgüh yoktur. Dağı ziyaret edenler, büyüklerinden böyle gördükleri söylerler(İnan 1930).

4- Erzurum'da Dumlu beldesindeki Dumlu Dağı:DumluDağı'nın zirve-sinde Dumlu Baba'nın mezarıheryıl ziyaret edilir. Allah rızasıiçin kur-ban kesilir. Sütkaymağıile un karışımından yapılanyöreye ait yemekler-den kuymakla beraber kurban eti yenir (Seyidoğlu1985).

5- Diyarbakır'da Imarnakil ziyareti: Batıkarakoçköyündeki şehitler, ilk-baharda ilk perşembeleriüstü üste ziyaret edilir. Dileklerde bulunulur. kurban kesilir,pişiriliporada dağıtılır(Yavuz 1993).

6-Fırat Havzasındaki Akdağ: Birer efsanekahramanıolan Şankile Şivan adlı iki çobanvardır.Mekanaşarak (tayy-ımekanla) dağakoyunlarla bir-likteçıkarlar.Onlannçıktığı Akdağ'ayaza gelen dini bayramlardaçıkılır.

Ibadet edilir veeğ1enilir(Alptekin 1993).

7- Malatya-Elazığ arasında Fıratnehrinindoğusundakitepenin zirvesinde Tümentepe ziyareti: Herhanlgi bir mezar

olmamasınarağmen,

ziyarete cu-ma ve cucu-martesi günü çıkılır, Yağmur duası yapılır.Tepede şenlikler

ya-pılır. Yemekler yenir (Alptekin 1993).

8- Sivas Suşehri'nde Kösedağzirvesi: Kösedağ Savaşı'nda(1246) şehit düşenler yatmaktadır. Yığma taşlardanbir mezarvardır.Her yıl temmu-zun üçüncü cumartesi Köse Baba türbesi ziyaret edilir. Taşkonur, dilek-lerde bulunulur (Özen 2001).

9- Bolu'da Akşemseddin'ianma günü: Mayıs ayınınüçüncü haftasında

kutlanır(Tütüncü 1998).

10- Bolu Mengen'de Baba Hızıranma günü: Mengen'de haziran ayının

son pazar günü yapılır.Baba Hrzır'm türbesi camiavlusundadır(Tütüncü (ı qq~)

i1- Bolu'da Şehriman (Şeyh'ül İmrarı) yatın:Tepede mezarı vardır.Her yıl temmuzayınınilk pazarı kalabalıklarhalinde kutlanır.Pilav, göz.lcme yenir. Mevlit okutulur, vaazlar verilir (Tütüncü 1998).

12- Bolu'daElmalıkköyü: Köysınırlarıiçinde türbesi olan eren için tem-muz ayınınilk cumartesi anma günü yapılır(Tütüncü 1998).

i3- Sakarya HendekŞeyhlerköyü: Köyde Şeyh İzzettin İsmail türbesi bu-lunmaktadır.Köyhalkıheryıl6Ağustosıa şeyhi ziyarete gidilir. Pilav ye-nir, ayran içilir. Kutlama yapılır. Eğer6Ağustostauygulama yapılmazsa, o yıl kıtlık olacağına inanılır(Türkbay 1997).

14- Yalova: Denizermişi ile dağ ermişinin ağustos ayının ikinci haftasın­ da buluştuğuna inanılır. Dağdan gelen cebinden kar topunu çıkarır, kaya-nınüzerine koyar. Denizden gelen cebinden birbalık çıkarır kayanın üze-rine koyar. Yedi güri sohbet eder, yedinci günün sonunda,

ayrılırlar.

Ay-rılırken dağdan gelen kar topunu tekrar cebirıe koyar; denizden gelen ba-lığı alırsuya atar. Balıkyüzüp gider.Eğer ermişlerbir senebuluşmazlar­ sa kışın ağır, yazın kurak geçeceğinc inanılır (Taner 1995).

15- Balıkesir'de bulunan Kaz Dağı: Balıkesir'in Gökçeörerıköyünün te-pesindeSarıkız adlı bir errnişin bulunduğunainanılır(Akyalçın 1998). Sa-rıkızefsanelerinin muhtelifvaryantıarı vardır.Herağustos ayının ortasın­ da Sarıkız ziyaret edilir. Türbe, üstü açıkbirodacık şeklindedir(Karadağ 1996). Kazdağına çeşitlidilekler için gidilir (Burdurlu 1966)·1

! '

16-İstanbul Büyükada. Büyükada'da bulunan Aya Yorgi Kilisesi'ne ada-nıntepesindekiayazmasına,heryıl 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde, her dine mensup insanlar ziyarete çıkarlar. Bu tarihlerde dileklerin gerçekle-şeceğine inanılır.Tepeye çıkmadanönce, yol kenarında bulunan bodur ağaçlarabezlerbağlanır.Bu çıkış sırasında bir makara iplik dolaya dola-ya tepeye çıkılır. Yol kenarlarında taştan yapılmış evlere ve bebeklere rastlanır. Kimileri dileklerini kağıtlara yazıp ağaçların üzerlerine asarlar. Kiliseye varıncahangi dinden olursa olsun herkes, Hıristiyan inançlarına göre hareket eder. Mum yakılırve paralar yapıştmlır. Ayaımanın suyu-nun şifah olduğuna inanılır. Bu su içilir ve cl yüzyıkanır. Adaklarıkabul olanlar ertesi yıl. aynıgün birşişe sıvı yağgetirirler. Kiliseyeyakınhir

(8)

ye-bilig,Bahar12003.sayı25

Sonuç

Her yüksekdağ,gölgesindeyaşayaninsanlarcaidolleştirilir. İnsanlar dağ­ lan yenmeden önce, dağlarinsanlan yenilgiye uğratmışlardır(Boorstin 1996). Eskiçağlarda dağlar erişilmezliğinsembolü olarakalgılanır. Dağ­ ı,tdaancak üstünkişiler barınabilir.Öte yandan insanlarda, herşeyi ken-disi gibi görme, yakından tanıdığıve bildiği özellikleri her nesneye kay-dırma eğilimi görülür (Freud 1998). Bu yüzden dağlarinsanlar gibikişi­ leştirilmiştir. Dağlar hakkındakiefsanelerde,dağlarınbirer ruh taşıdığı ve canlıbirervarlıkolduklan görülür.Diğer dağların Kaf,Dağı'nınkollarıve

bacaklarıolmainanışıileSığın Dağı' nınuzanarak askerlerin kendisinesı­ ğınmasını sağlaması arasındaki anlayışuzak geçmişten,günümüze taşı­ nan kültürel dokudur. Bu bakış, animistik düşünce yapısınındevam

etti-rildiğini gösterir. . . ,

Orta Asya'daki gelenekler ve

inanışlar

Anadolu'ya

taş~nır.

Türklerin

İs­

Him öncesi günlük yaşamlannda, bayramlarındave ayinlerinde dağların önemli bir yeri vardır. Hep birliktedağlara çıkılırve bayramlar bu kutlu mekanlardakutlanır.

Asya Hunları,Tabgaçlar, Kök-Türkler, Uygurlar, İlhanlılardöneminde, mevsimbayramlarınınyapıldığıbiliniyor. Bu bayramlar, yılınbirinci,

be-şinci ve dokuzuncuaylarında yapılmaktaydı(Çay 1993). Mevsimlere da-yalı bayramlar, "Nevruz", "Hıdırellez"ve "Ak Ay"

yani

sonbahar

bay-ramlarıdır. Dede Korkut hikayelerinde, Bayındır Han'ınpiryazın bir de

güzün boğayladeveyisavaştırdığı anlatılır(Ergin i989). Biryazınbir de güzün olarakanılanbu günler muhtemelen bayram günleridir.

Muğla'da dağların doruklarında yapılmışveyapılmaktaolan ziyaret tarih-leri biri dışındabellidir. Ziyaretzamanlarını hatırlayanlar, SığınDede zi-yaretlerinin temmuz veya ağustos aylarında yapıldığındansözetmişlerdir. Ağlaköyündeki ziyaretlerağustos ayınınikinciperşembesinde,Çiçek Ba-ba ziyaretleri ise, ağustos ayının son perşembesinde gerçekleştirilir. Tür-kiye'nin on beşayn yöresinde benzer geleneklerlekarşılaşılır.Bu günler genellikle ilkbahara veya sonbahara denk gelir.

Coğrafikonum ve iklimşartlanbu şenliklerin yapılma zamanınıetkiler.

Es-ki

bayram veya ayinlerin Anadolu coğrafyasına taşınma zamanısôvledir:

Önal.DaRKUlıil, E'~nKül/UV~ Ş~nlikl~rininMuRIQ'dakiYamımalan

A-tıkbaharda:

1- ilkbahar (Erzurum)

2-

tıkbaharda, ilk perşembe (Diyarbakır) 3-Mayıs ayının üçüncühaftası(Bolu) B- Yazın:

1-Haziran

a- Son pazar (Bolu) 2- Temmuz

a- İkincihafta (Erzurum) b- tık pazar (Bolu) c-

tık

cumartesi (Bolu)

!

ç_

Üçüncü cumartesi (Sivas) C- Sonbaharda: 1-Ağustos a-Ortasında (Balıkesir) b-Altısında(Sakarya)

c- ıkinci perşembe (Muğla

i

Yalova)

i ,

ç-

SonPerşembe (Muğla)

i

2-Temmuz-Ağustos (Ağrı)

Ç_ Dini bayramlarda: (Fırat Havzası) 0- Tarihi kesin bilinmeyenler:

i -

Heryıl.(Erzurum)

2- Cuma-cumartesi(Elazığ-Malatya)

Geleneklerin

yapılığı

günler:

Perşembe Muğla

dahil 4 yerde, cuma 1 yer-de cumartesi 3 yeryer-de, pazar 2 yeryer-de geçmektedir.

Diğer

yerlerde gün

adı

ve~lmemiştir. Perşembe

ve cuma günü geleneklerin

gerçekleşt~~lmesi,

İslam'rn

kabulünden sonra, dini kutsal bir gün olarak

düşünülebılır.

Cu-martesi ve pazar günü ise, hafta sonu tatilinde toplucaçıkılabilecek

(9)

bilig, Bahari20(J3.sayı25

Türkiye'dedeğişikzamanlarda yapılantörenler,Hsiung-rıu,Çu, Hun dö-neminden itibaren devam edegelen törenlerdir. Geçmişien az yirmi bin

yıla dayanan şenliklerdir.Türklerin şıları, şölen veya toyadını verdikleri kurban törenleridir(Köprülü i98i) Bu törenler en eski Türk dininin kalın­

tıları'r.Bir dönemin mevsimbayramlarındandır.

Kutsal dağ inanışları,mitolojik dönemden başlar.Animistikdüşünce

ya-pısı,sernavi dinler döneminde yerini dini düşünce yapısına bırakırken ar-kaik döneme ait törenler de devam ettirilmiştir. Yaşadığımızyüzyılda bi-limsel düşüncesisteminin yaygın olmasının yanı sıra, hem dini, hem de animistikdüşünce yapısı"erenkültü"etrafında yaşatılmaktadır. İslam ön-cesi din veya dinlerindenİslam sonrasına taşınan birtakım inanışlarve ge-lenekler,dağ ve eren kültü çerçevesinde devam ettirilmektedir.

Erzurum' un Narman ilçesinde ve MalatyaElazığ arasındagörülen şenlik­

lerde dağ kültil açıkça görülür. Dağ başlarındaeren yoktur. Gelenek, Şa­ manizrn inancının atalardan kalan yalınlığıile yaşatılır. Diğer yörelerde

yapılmış araştırmalardadağ başındabirer ereninolduğugörülür.

Gelene-ğinsürdürülmesindehatırı sayılırbir din adamı aracı konumundadır.

Balıkesir'deki Kaz Dağı'nınönceki adı İda Dağı'dır.Antik döneme ait ge-lenelderin üzerineşaman inancı ve "eren kültü" yerleştirilerekgelenek bir anlamda eldeğiştirmiştir. Antik dönemdenHıristiyanazizlerine, oradan

Sa-rıkızveyaFatrnaadıile Hz, Peygamberin kızıFatma'ya telmihleryapılarak

İslamibir hatırlatma yapılmıştır(Roux 1994) Anadolu' nun Türkleşmesin­ den önceki dağ kültü ile Aha Asya'dan getirilen dağ kültü örtüştırkenbu inanışiara bir de İslamirenkkarıştırılaraksürdürüldüğüsöylenebilir. Büyükada'da yapılan kutlamalarıntarihleri belirlidir. Hıristiyan gelenek-leri çerçevesinde süren kutlamalara ve ritüellereHıristiyanolmayanlar da

katılırlar. Burada da tüm insanlığıilgilendiren gelecekten iyi şeyler bek-leme gayretleri görülür. Bu anlayış dini düşünceninde ötesinde bir görü-nüm arz eder. Kilise merkezli olan bu günler,Hıristiyanlıköncesi çok

tan-rılı bayramların, Hıristiyanlık sonrasıazizlere bağlanankutsal günlere

dö-nüşümünden başkabirşey değildir(Elinde ı993; Boswell 1962)

,

Sandıraz Dağı'nın doruklarında"Kartal Gölü"bulunmaktadır.Eren yürü-yüşü gölden mezarlığa doğru yapılır. Dağ basındacölün h"IıınJlı'lç, "cl-;

Önal.Dal!Kiilıü.Eretl Kül/iiı'e Şenliklerinin Mıı.~/a·daki

Yans/l.n_al_ar_'-Türk

inanışlarında

görülen kutsal

dağ

ve "gök gölü"

anlayışıylaöltüşmek­

tedir.

Arkaik-mitolojik dönemlerde kahramanlann

olağanüstülükleriolağanüstü

vücut ölçüleri ile

vurgulanırdı.Oğuz Kağan

(Köprülü 1981), Dede

Kork~t

(Gökyay2000) bu tür

kahramanlardandır.

Dini edebiyatta da benzer

etkı­

ler görülür. San Saltuk (Ebu'1-Hayr-1 Rümi 1988),

Hacı Bektaş-ı

Veli

(Gölpınarlı

1990) gibi evliyalan n

olağanüstü

fiziki özellilikleri ve yete-nekleri üzerinde

oluşmuş anlatılar,

günümüze

olağanüstü

büyük mezarlar biçiminde

ulaşmıştır.

Modem veya

yalın

mitoloji döneminde ise,

k~hra­

manlann

olağanüstülükleri

manevi güç biçiminde

vurgulanmıştır.Mıtolo­

jik

anlatıların

bu tür özellikleri mezar

uzunluklarında

görülür. Türkiye'nin pek çok yerinde

olduğu

gibi,

Muğla'daki

Çiçek Baba ve Koca Eren

me-zarlarının

uzunluklan inananlar için, büyük evliya veya

~ren kavramının

nasıltahayyül edildiğiniortayakoymaktadır.

Çiçek Baba

adı ayrıca

çiçek

hastalığını çağrıştırmaktadır.

1968

yılında

Orta Asya'da

yapılan

bir

araştırmada,

Koray bölgesinde

yaşayanlar

çi-çek

hastalığından

çokça söz ederler.

Aralarında

gözükmeden

dolaşan

ve çiçek

hastalığını dağıtan

bir

adamın varlığına inanırlar.

Bu

hastalığı.

an-cak

akıllı

bir

şamanın durdurabileceğinidüşünürler

(Erden i998)

Çıçek

Baba bir dönemde çiçek

hastalığını

iyi eden bir

ermiş

olarak

düşünüle-bilir.

Prof. Dr. Ahmet

Yaşar OCAK'ın

bir

çalışmasında,

genellikle

dağ başların­

daki

mezarların

hayali veli veya eren olabileceklerini belirtilir. Bu tür eren-lerin daha çok

Buğday

Dede, Çitlenbik Dede,

Çınar

Dede gibi yiyecek, madde,

ağaç

vb. isimlerle

anıldığı

görülür.

Muğla'da

da Çiçek Baba

adı

bu

anlayışa

uygun bir isimlendirmedir. Bu gibi veliler

dağ

kü\tü ile

ilişkilidir.

Dağlarda

ve yüksek tepelerde var

olduğuna inanılan birtakım

tablarüstü ruhlar ve güçler

İslami

devirde

kimliği

meçhul velilere

dönüştürülmüştür

(Ocak 1992) Erzurum'un

Şenkaya

ilçesinde

Çakır

Baba'ya

çıkılmadan

ekin biçilmez

inanışı,

eski Türk dini

inanışlarının

bir

kalıntısıdır. Dağ

ba-şındaki

ritüeller bir erene

dayandırılır.

Böylece kültler

yaşatılır.

(10)

______ _ __ _ __ _ __ _ _ ___ _ _~~~ig, Bahar 12003, sayı25

maz kılmave adak kurbanısunma yer alır. islam öncesi var olan "ıdık" veya "ıdhuk" geleneği (Atalay 1986; Inan 1968) İslam sonrasında "adak"a dönüşür. Bu dönüşüm sadece isimlendirıneyleilgilidir. Zira MUğla'd'}kurbanınetinden kurban sahipleri de yerler. İslamiyet'teadak

kurbanınınetinden kurban sahibi ve yakınları ancak bedelini bir fakire ödeyerek yiyebilir, aksi halde kendine ait kurbanınetinden yi yemez (Ilmi-hal 1999) Mezaretrafındadönme, eksi Türk inançlarındaki tapınmaların sürdüğünüortayakoymaktadır. Sandıraz Dağında yapılan şenliklere, Ale-vı-Sünni ayrımı yapılmaksızınherkes katılır. Bu manzara İslam öncesi

inanışları

ve ritüelleri

hatırlatır; İslamiyet'in

kabul edilmesinden

yaklaşık

bin yıl geçmesine rağmen,eski inanışve davranışların gelenekselolarak

sürdürüldüğü anlamınagelir.

Kaynakça

AKY ALÇIN, Necmi (1998), BalıkesirYöresiilde YatırEfsaneleri Üzeri-ne BirAraştırma, Balıkesir.

ALEKSEYEV, N.A. (1980),Türklerin Eski Inanç Şekilleri,Novosibirsk. ALPTEKiN, Ali Berat (1993), Fırat HavzasıEfsaneleri (Metinler),

An-takya.

ATALAY, Besim (1986),Divanü Lügat-itTürk Tercümesi,TDK Yay., i.

ATSIZ (1 Q92),

Aşık Paşaoğlu Tarilıi,

MEB Yay. lstan'bul.

BANARLı,

Nihad Sami (1987),Resimli Türk

Edebiya;ı

Tarihi, Milli

Eği­

tim Bakanlığı Yay., İstanbul.

BONNEFOY, Yves, (2000), Antik Dünya ve Geleneksel Topluııılarda

Dinler ve MitolojilerSözlüğü,(hzl. Levent Yılmaz)Dost Kitapevi Yay., Ankara, 2. Cilt.

BOORSTIN J. Daniel (1996), Keşiflerve Buluşlar Insanın Kendini ve Dünyayı Araştımıasının Öyküsü, (çev. Fatoş Dilber) Türkiye İş BankasıYay., Ankara.

BOSWELL. W. George ve J. Russell Reaver (1962), Fundaıneııtals (~L

FolkLiıeraıure,Anthropological Publications, Oosıerhout.

CÜVEYNİ, Alaaddin Ata Melik (1998), Tarilı-i Cihangüşa, (çev. Mürsel Öztürk), KB Yay., Arıkara.

ÇAY, Abdulhalük (1.993), Türk Ergenekoıı Bayramı Nevruz, 5.bs., Türk Kültürünü AraştırmaEnstitüsü Yay., Ankara.

DINÇ, Abdulkerim (1997), "Bardız Yaytası'nda Çakır Baba'ya Çıkma Törenleri," V.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Gelenek Görenek Inançlar Seksiyon Bildirileri, KB Yay., Ankara, 125-134. EBERHARD, Wolfram, 2000, Çin SimgelerSözlüğü,(Çev. Prof. Dr.

Ay-kut Kazarıcıgil- Ayşe Bereket), Kabalcı Yay. İstanbul.

EBERHARD, Wolfram (1996), Çin 'in Şimal Komşuları, (çev. Nimet

Uluğtuğ),2.bs, TTK Yay, Ankara.

EBULGAZl BAHADIR HAN (1996), Şecere-i Terakiıne, Türkmenlerin Soy Kütüğü,(hzl. Zuhal KargıÖlmez), Simurg Yay., Ankara. EBU'L-HAYR-I RUMI (1998)Saltuk-name, (hzl. Şükrü HalUk Akalın),

Kültür ve Turizm BakanlığıYay., Ankara.

ELlADE, Mircea (1994), Edebi Dönüş Mitosu, (çev. Ümit Altuğ)Imge Yay., Ankara.

ELlADE, Mircea (1993),Mitlerin Özellikleri, (çev. Sema Rifat), Semavi

Yay.,

İstanbul. i

EllADE, Mircea (1999), ŞaınanizmIlkel Esrime Teknikleri, (çev. İsmet Birkan), Imge Kitapevi, Yay., Ankara.

ERDEN, Resmiye (1998),Türk Kiiltiiriinde Şamanitm ve Şaman Efsane-leri, (Lisans Tezi) Muğla.

ERGIN, Muharrem (1989), Dede Korkut Kitabı

i

Giriş-Metin-Faksimile, TOK Yay., Ankara.

EROGLU, Zekai (1937), Muğla Tarihi, İzmir.

ESIN, Emel (1978) ıslamiyet'teli Önce Türk Kültür Tarihi \'elslônı'a

Gi-riş, İstanbul.

(11)

bilig,Bahar12003,sayı25

ESİN, Emel (2001), Türk Kozmolojisine GirişToplu Eserler J,Kabaıcı Yay., İstanbul.

FREUD, Sigmund (1998), Totem ve Tabu, Dünya Klasikleri, (çev.

Niya-zi ,Yerkes) Cumhuriyet Yay., (Baskıyeri yok), 2. Cilt.

GÖKYAY, Orhan Şaik,(2000), Dedem KorkutKitabı, MilliEğitim Ba-kanlığıYay.,İstanbul.

GÖKYAY, OrhanŞaik(1997),

Kôtip

Çelebi'den Seçmeler, MilliEğitim

BakanlığrYay.,İstanbul,3. Cilt.

GÖLPINARLI, Afkulbaki (1990),

Menaksb-ı Hacı Bektôş-ı

Veli

"Vila-yet-name",İnkılapKitapevi Yay.,İstanbul.

Ilmihal (1999), Türkiye Diyanetİşleri VakfıYay., İstanbul, 2 Cilt. tNAN, Abdulkadir 0/976), Eski Türk Dini Tarihi, Kültür

Bakanlığı

Yay.,

İstanbuL.. .

tNAN, Abdulkadir (930), BirinciİlmiSeyahate Dair Rapor,İstanbul.

İNAN,

Abdulkadir (1968),Makaleler ve Incelemeler, TTKYay., Ankara.

tNAN, Abdulkadir (1995), Tarihte ve Bugün ŞamanizmMateryaller ve

Araştırmalar,4.bs., TTK Yay., Ankara.

!ZGİ,

Özkan (1989), Çin Elçisi Wang Yen-Te;nin Uygur Seyahatnômesi,

TTK Yay., Ankara.

i

KARAAGAÇ, GünÜf (1977),Köyceğiz, İstanbul.

KARADAG, Metin (1996), "SarıkızEfsanesi Varyantlan ve Karşılaştır­ ması," /. Türk Halk KültürüAraştırmaları SonuçlarıSempozyumu Bildirileri II, KültürBakanlığıYay. (1996) 16-24.

KÖPRüLü, M. Fuad (1981), TürkEdebiyatıTarihi, 3. bs., Ötüken yay.,

İstanbul,

MoğollarınGizli Tarihi (1995), (çev. Ahmet Temir) 3.bs., TTK Yay.,

An-kara.

OCAK, AhmetYaşar(1983),BektaşiMenaktbnômelerindeİslômÖncesi Inanç Motifleri, Enderun Kitapevi, İstanbul,

OCAK, Ahmet Yaşar(1992), Kültür TarihiKaynağıOlarak

Menôktbnô-•.,.,,,,Trv (~,f"",",,",,...,l,,:;l..1'):...'T ... l ..1 ...-v" 'T"T"TT 'lI;rr<o' 4 . L

Önal,Daı Kü/ıa, ErenKüllüveŞenlik/erinin Mul/a'daki Yansımaları

ONK, Nizamettin (1972), "Ağrı DağıEfsaneleri," Türk Kültürü,

(Ocak-1972)S.I11,179-185.

ÖGEL, Bahaeddin (1995), Türk Mitolojisi (Kaynakları ve Açıklamaları

ile Destanlar), 2.bs., TTK Yay., 2 Cilt, Ankara.

ÖGEL, Bahaeddin (1994), Türk Mitolojisi II, Milli Eğitim Bakanlığı

Yay0,İstanbul.

ÖNAL, Mehmet Naci (2002),

Muğla

Efsaneleri

(Araştırma-tnceleme),

Muğla, (Yayımlanmamış Çalışma)

i

ÖZEN, Kutlu (2001),Sivas Efsaneleri, Sivas. \ TANER, Nuri (1995), Yalova Folkloru, İstanbul.,

TEK1N, Talat (1988), Orhun

Yazuları,

TDK Yayl, Ankara.

TÜRKBAY, Nilgün (1997),Hendek Efsaneleri,

rllazığ, (Yayımlarimamış

Yüksek Lisans Semineri)

TÜTÜNCÜ, Zekiye (1998), "Bolu llinde Bayramlar Anma Günleri, Fes-tivaller," II. Türk Halk Kültürü AraştırmaSonuçlan Sempozyum Bildirileri, KB Yay., Ankara, 363-378.

ROUX, Jean-Poul (1994),Türklerin veMoğollarınEski Dini, (çev. Aykut

Kazancıgil)2.bs.,IşaretYay.,İstanbul,

ROUX, Jean-Poul (1999),

Eskiçağ

ve

Ortaçağ A~tay

Türklerinde Ölüm,

(çev. Prof. Dr. AykutKazancıgil),Kabalcı jYay., İstanbul,

SEYlDOGLU, Bilge (1985), Erzurum Efsaneleri (Erzurum'da Belli

Yer-lereBağlıOlarakDerlenmişEfsaneler Üzerinde Birİnceleme) Kül-tür

Bakanlığı

Yay., (2.bs., Erzurum Efsaneleri, Dergah Yay.,

İstan­

bul (1997) Ankara.

SEWOGLU, Bilge (1995),Mitoloji Üzerine AraştırmalarMetinler ve Tahliller, Kayseri.

YALMAN (Yalgın), Ali Rıza (1993), Cenupta Türkmen Oymak/arıI, (hzl. Sebahat Emir) KültürBakanlığıYay., Ankara.

YAVUZ, Muhsine Halime (1993), DiyarbakırEfsaneleriDerleme-Araş­

(12)

bilig, Bahari 2003.s:ıyı25 _

Kaynak

Kişiler

BAŞLARAN,Murat (1952 Köyceğiz doğumlu, üniversite mezunu, muha-sebeci, derleme tarihi 1999).

BELGRi)T, Nebi (1936 Beyobası beldesi/Köyceğiz doğumlu, İlk okul mfzunu, çiftçi. derleme tarihi 1999).

BİLG1,Mehmet Nuri (1931 Çayhisay köyü /Köyceğiz doğumlu. okur-ya-zar değil, konar-göçer yaşamındansonra 1936 yılında yerleşik ha-yata geçmişler şimdiçiftçilikyapmaktadır,derleme tarihi 1999). BULUT, Gülcan (1980İstanbul doğumlu, öğrenci,derleme tarihi 2002).

TİLK1,Mustafa (I 930 Beyobası beldesilKöyceğiz doğumlu,çiftçi, derle-me tarihi 1999).

Çiçek Baba Şenliklerinin Yapıldığı Sandıraz Dağı'nın Yer Aldığı Harita

Resim i:Çiçek Baba yatın ve namazsonrasıdua eden ziyaretçiler.

(13)

bilig,Bahari 2003.sayı25

Resim 3: Çiçek Babaşenliklerine katılanbir grup ziyaretçi.

Resim 4: Çiçek Baba' da kesilen kurbanıocaklarda çeviren ziyaretçiler.

Reflections of the Mountain Cult,

Cult and Festival of Saints in

Muğla

Assis. Prof. Dr. Mehmet Naci ÖNAL

Abstrac:Believes around the mountain cult are seen in many are-as in the world. InMuğlathe traditions related to the mountain cult are still alive. Believes and rituals from the pre-Islamic period con-tinued after Islam.iThe cult of saints replaced the mountain cult in

many areas. The tombs of these saints are on mountain summits. The traditions around the tomb of Çiçek Baba on the Sandraz Mo-untain inMuğlaare still alive. The time of the ceremonies changes from one region to~nother. In some regions these ceremonies are performed during sumrner and autumn; in other regions theyare carried out up to eight times a year. These festivals have the rem-nants of the old Turkish religion.

Key words: The mountain cult, cult of saint, festival of saints, transformation of tradition.

*

MuğlaUniversity Faculty of Science andAm -MUCIA

Referanslar

Benzer Belgeler

Alternatif çalışma düzenlemeleri, bağımlı bakımı düzenlemeleri, izin politikaları gibi konuları içeren ‘aile dostu düzenlemeler’ açısından değerlendirme

Nikel sediment sonuçları yalnız anakollar (a) ve anakol ve yankollar tümüyle (b) olmak üzere şekilde gösterilmiştir.. Sediment yalnız anakollar (a) ve anakol ve

AİYÖS ve AGYÖS yaklaşımlarının kararlılık- larını ve performanslarını test etmek için ilgili öznitelik seçme işlemi eğitim kümesine 1000 kez

Atık lastik katkılı hafif beton üretiminde; agrega olarak Batman ili sınırları içerisinde temin edilen Destar İnş.. ve Kum Ocağı'ndan alınan kırılmış iri ve

7 3. Ekvatorun 3330 km kuzeyinde bulunan ve yerel saati başlangıç meridyeninden 2 saat 12 dakika ileri olan bir yerin koordinatları aşağıdakilerden hangisidir. Aşağıda

N. Kırağlı: Kongrenin kâfi miktarda kalabalık olduğunu, seçimlerin şimdi burda yapılmasını istedi. Özpar: Gelmiyenlerinde oy puslalarını muteber addedelim dedi.

Nowadays he is the editor of Graphic Design Journal, Project Coordinator of Ankara Design Week and Advisor of Visual Branding at Suit.. Also he is a member of

Toplama Piramidinde Verilmeyen Sayıları Bulma Etkinliği 43 - Yunus KÜLCÜ Toplama Piramidinde Verilmeyen Sayıları Bulma Etkinliği 43 -