Radikal Eğitim Yaklaşımı
Paulo Freiro
Özgürlükçü Eğitim Anlayışı(Radikal Pedagoji)
19. ve 20 yüzyıllarda kitlesel okul eğitiminin ortaya çıkmasına gösterilen bir tepkidir.
Kitlesel okul eğitiminin amacı, devlet için vatandaşı ve modern sanayi devleti için de işçiyi yetiştirmekti.
Devlet okulunun reddedilmesindeki neden; okulların hâkim bir elit sınıfın çıkarları adına halkın ahlak ve toplumsal inançlarının şekillendirilmesinde kullanılan bir araç olmasındandır.
Radikal eğitim sadece okuldaki geleneksel eğitimi değil, çocuk yetiştirme yöntemlerini ve aileyi de kapsar.
William Godwin, Francisco Ferrer
Godwin, milli eğitimin içeriğinin politik iktidarın buyruklarına uygun düşecek şekilde biçimleneceğini düşünüyordu.
Ülkede yasaları öğreten bir milli eğitime karşı çıkıyordu.
Devlet okulu sistemi var olan toplumsal sistemin bütün adaletsizlik ve eşitsizlikleri ile birlikte sürdürülmesine yarayan güçlü bir araçtır.
Ferrer’e göre okullara hem devlet hem de şirketler için itaatkar
hizmetkarlar üretme sorumluluğu yüklenmiştir. Hükümet, okulların sadık yurttaşlar üretmesini istiyordu, sanayi ise itaatkar ve eğitimli işçiler
ditiyordu.
Ferrer’e göre çocuk devlet okuluna girdiği andan itibaren otoriteye boyun eğmek, doğal olarak başkalarının isteğini yerine getirmek
yönünde eğitilir ve bunun sonucunda yetişkin yaşamda yönetici sınıfın
Stirner
«özgür insan» ile «eğitilmiş insan» arasında bir ayrım yapıyor. Ona göre modern toplumun en önemli sorununun toplumun özgür insanlar yerine eğitimli insanlarla dolu olmasıdır.
Modern devletin gücü, zihne tahakküm etmenin önemini anlamış olmasında yatar. Modern devlette, yasalar bireyde içselleştirilir ve özgürlük sadece kişiye inanması öğretilmiş olan yasalara uyma özgürlüğü anlamına gelmektedir.
Stirner’in memnun olmadığı şey, içselleştirilmiş otoritenin (din, vicdan, kanun, yurtseverlik, milliyetçilik, ideolojiler vs.) kendi kendine sahip olmaya güçlü bir engel oluşturmasıdır.
Paulo Freire (1921-1997)
Eğitim anlayışının temelinde Marx’ın bireysel bilincin gelişmesi ve
modern toplumda yabancılaşma teorisine uzanan bir insanlık kavramı yer almaktadır.
İnsanların kendilerinin farkına varmaları esastır.
İnsanlar çoğu kez sadece öğrenirler; sorulursa cevap verilir, yoksa o bilgiler hiçbir eyleme dönüşmeden atılır.
Öğrenmenin, irade ve toplumsal eyleme bağlanarak düşünce ve eylem ayrımının üstesinden gelinmesi gerekir.
Paulo Freire (1921-1997)
Ezilenlerin okulu incelendiğinde Freire şunların bulunduğunu ifade eder:
Öğretmen öğrenci ilişkisinin temelde anlatı niteliğinde olduğunu ortaya koyar.
Öğretmenin görevi, anlatısının içindekilerle –gerçeklikten koparılmış, onları ortaya çıkarmış olan ve anlam kazandırabilecek bütünlükle bağlantısı
koparılmış içeriklerle- «doldurmak»tır.
Kelimeler somutluklarından boşaltılır ve içi boş, yabancılaşmış ve yabancılaştırıcı bir laf kalabalığı haline gelir.
Anlatı, öğrencilerin anlatılan şeyi mekanik olarak ezberlemelerine yol açar.
Daha beteri, onları öğretmen tarafından doldurulması gereken bidonlara dönüştürmesidir. Öğretmen kapları ne kadar iyi doldurursa o kadar iyi
öğretmendir. Kaplar ne kadar pısırıksa ve doldurulmalarına izin veriyorsa o kadar iyi öğrencidir.
Paulo Freire (1921-1997)
Freire ezilen haline «sessizlik kültürü» diyor. Sessizlik kültürü, basit cehaletin ürünü olabildiği gibi eğitimin de ürünü olabilmektedir.
Bankacı (Yığmacı) eğitim, özgürleştiren değil, ezilenlerin itaatkarlığına ve yabancılaşmasına katkı sunmaktadır.
Amaç, bireyi anlamak değil, yabancı hedeflere uygun olarak değiştirmektir.
Öğrenme, özgürleşme kaynağı, toplumsal değişim için bir araç haline gelmelidir.
Freire, kendini ve dünyayı değiştirmeye girişiş insanileşmiş bireyi
Paulo Freire (1921-1997)
Eğitim, «tasarruf yatırımı» edimi haline gelir. Öğrenciler «yatırım nesneleri», öğretmen «yatırımcı»dır.
Öğretmen iletişim kurmak yerine tahviller çıkarır. Öğrenciler de yatırılanı kabul ve tasnif edip, yığmakla meşguldür. Bu faaliyet «Bankacı Eğitim»
modelidir.
Bankacı eğitim modelinde bilgi, kendilerini bilen sayanların, yine onlar tarafından hiçbir şey bilmez sayılanlara verdiği bir armağandır.
Paulo Freire (1921-1997)
Bankacı eğitimde:
Öğretmen öğretir, öğrenci ders alır
Öğretmen her şeyi bilir, öğrenciler hiçbir şey bilmez.
Öğretmen düşünür, öğrenciler hakkında düşünülür.
Öğretmen konuşur, öğrenciler uslu uslu dinler.
Öğretmen disiplin eder, öğrenciler disipline edilir
Öğretmen seçer ve uygular, öğrenciler uyar.
Öğretmen müfredatı seçer, öğrenciler buna uyar.
Öğretmen bilginin otoritesidir ve bu otoriteyi öğrencilerinin özgürlüğünün karşıtı
KAYNAKÇA
Mustafa Ergün, Eğitim Felsefesi, Pegem A Yay., 3. baskı, Ankara 2011.
Paulo Freire, Ezilenlerin Pedagojisi, Çev: Dilek Hattatoğlu, Erol Özbek, Ayrıntı Yay., İstanbul 1995.