BEN TÜRK Kore Savaşı’nda Türk Esirler
Dr. Aynur Onur Çifci
TİMAŞ YAYINLARI | 4648
Askerî Tarih | 2 Araştırma Tarih
EDİTÖR
Zeynep Berktaş
KAPAK TASARIMI
Yasin Çetin
İÇ TASARIM
Tamer Turp
1. BASKI
Ocak 2020, İstanbul
ISBN
TİMAŞ YAYINLARI
Cağaloğlu, Alemdar Mahallesi, Alayköşkü Caddesi, No: 5, Fatih/İstanbul
Telefon: (0212) 511 24 24 timas.com.tr [email protected]
timasyayingrubu Kültür Bakanlığı Yayıncılık
Sertifika No: 45587
BASKI VE CİLT
Sistem Matbaacılık Yılanlı Ayazma Sok. No: 8 Davutpaşa-Topkapı/İstanbul
Telefon: (0212) 482 11 01 Matbaa Sertifika No:16086
YAYIN HAKLARI
© Eserin her hakkı anlaşmalı olarak Timaş Basım Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’ne aittir.
İzinsiz yayınlanamaz. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
DR. AYNUR ONUR ÇİFCİ
2006 yılında ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2008’de Fulbright Bursu’nu kazanarak eğitimine Amerika Birleşik Devletleri’nde devam etti. Indiana Üniversitesi’nin Antropoloji Bölü- mü’nde yüksek lisans (2012) ve doktorasını (2017) tamamladı ve aynı üniversitede dört yıl süreyle savaş, şiddet, askerî kültür ve toplumsal cinsiyet alanlarında dersler verdi. Aynı zaman zarfında Indiana Üniversitesi’nde
“Geleceğin Eğitimcisi” (2014-2015) ve “Yılın Eğitimcisi” (2016-2017) ödüllerine layık görüldü. Bununla beraber, üç yıl boyunca Türkiye’nin batı ve doğu bölgelerinde erkek-kadın askerî personel ve asker aileleriyle katılımcı gözlemcilik ve mülakatlar yaparak saha çalışması yürüttü. Bilimsel araştırmaları, TÜBİTAK ve ABD Ulusal Bilim Vakfı (National Science Foundation) tarafından desteklendi. Erich von Ludendorf’un Der Totale Krieg adlı kitabını Topyekûn Harp adıyla Türkçeye tercüme eden Aynur Onur Çifci (Erhan Çifci ile beraber), halen askerî antropoloji alanındaki çalışmalarını sürdürmektedir.
İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR / 10 ÖNSÖZ VE TEŞEKKÜR / 11
BİRİNCİ BÖLÜM
KORE SAVAŞI VE ESİRLER SORUNU / 21 GİRİŞ / 23
İDEOLOJİK SAVAŞ: ESİRLER SORUNUNUN ARKA PLANI / 33 HUMRRO RAPORLARI / 37
KÜLTÜR VE ESARET PERFORMANSI İLİŞKİSİ / 49
İKİNCİ BÖLÜM
TARİHTE BÜYÜK TAHRİFAT / 57
HUMRRO RAPORLARININ ABD’DEKİ YANKILARI / 60 KONUYA İLİŞKİN TÜRK KAYNAKLARI / 71
“BEN TÜRK”E DAİR… / 75
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ÖLÜM YÜRÜYÜŞÜ VE ÖLÜM VADİSİ / 79 ÖLÜM YÜRÜYÜŞÜ / 83
ÖLÜM VADİSİ, HOFONG / 101
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
5’İNCİ KAMP’TA (PYOKTONG’DA) HAYATTA KALMA MÜCADELESİ / 119 KAMP HİYERARŞİSİ VE GÜNLÜK RUTİN / 123
KAMPTA ORMAN KANUNLARI / 130
“DÜNYASINDAN GEÇME” SENDROMU / 134 TÜRK ESİR BÖLÜĞÜ / 141
22-23 NİSAN 1951 MUHAREBELERİ’NDE ESİR OLAN TÜRKLER / 151 İMJİN GRUBU 5’İNCİ KAMP YOLUNDA / 161
KUNU-Rİ VE İMJİN GRUPLARININ BULUŞMASI / 172
BEŞİNCİ BÖLÜM
ESİRLERİN SİYASİ ENDOKTRİNASYONU, 2’NCİ KAMP (Pİ-CHONG-Nİ) / 179 EĞİTMENLER: MALİK, YOLDAŞ, VANİ / 184 BARIŞ DİLEKÇESİNE ATILAN İMZA / 188
“YENİDEN EĞİTİM” VEYA KOMÜNİST ENDOKTRİNASYON / 193 ENDOKTRİNASYONA MUKAVEMET / 204
“SİZ EZENLER DEĞİL, EZİLENLERSİNİZ!” / 210 BİR ÇİFT ÖKÜZÜN ETTİĞİ / 216
DERİN ŞÜPHE / 219
ALTINCI BÖLÜM
VE SAHNE TÜRK ESİRLERİN…” / 231 YÜZBAŞI YÜKSEL’İN İTİBARI / 234 TÜRK İŞ BİRLİKÇİLER / 239
ERBAŞ VE ER KAMPINDA KURULAN DİVAN-I HARP / 247
“ECNEBİ” DOSTLAR VE RAMAZAN KUTLAMASI / 250
5’İNCİ KAMP KARABORSASINDAKİ TÜRK PARMAĞI / 257 EVDEN HABER VAR! / 262
İSPİYONCULAR / 265
“1 NUMARALI BELA” VE TOPLU DİRENİŞ / 269
ZİYARETÇİLER… VE NAZIM HİKMET ESİR KAMPINDA / 275 KAMP OLİMPİYATLARI / 278
BARIŞ SAVAŞÇISI ÇAVUŞ H. Ö. / 281 YÜZBAŞI SERİM’İN KAMPTAN KAÇIŞI / 282 MALİK TÜRK ESİRLERİ SORGULUYOR / 286 BAKTERİYOLOJİK SAVAŞ / 295
YEDİNCİ BÖLÜM EY ÖZGÜRLÜK! / 299 KÜÇÜK TAKAS / 302
ÖZGÜRLÜK KÖYÜ, PANMUNJOM / 306
“SUSKUN TÜRK” / 314
ATEŞKESE RAMAK KALA ESİR DÜŞENLER VE ÖZGÜRLÜK KRİZİNE GİRENLER / 316 BÜYÜK TAKAS / 318
KOL KIRILIR, YEN İÇİNDE KALIR MI? / 322 DÖN(E)MEYENLER / 333
ÜSTÜN HİZMET MADALYASI (LEGİON OF MERİT) / 337
SON SÖZ / 339 KAYNAKÇA / 341 EKLER / 347 DİZİN / 363
KISALTMALAR
ABD: Amerika Birleşik Devletleri A.g.e.: Adı Geçen Eser
A.g.h.: Adı geçen Hatırat A.g.m.: Adı Geçen Makale A.g.r.: Adı Geçen Rapor A.g.t.: Adı Geçen Tez
ATASE: Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Daire Başkanlığı Arşivi Amerikan DP: Amerikan Deniz Piyadeleri
Amerikan HK: Amerikan Hava Kuvvetleri Amerikan KK: Amerikan Kara Kuvvetleri BM: Birleşmiş Milletler
ÇHC: Çin Halk Cumhuriyeti ÇHGO: Çin Halk Gönüllü Ordusu DP: Demokrat Parti
HumRRO: İnsan Kaynakları Araştırma Ofisi (Human Resources Research Office)
JIBP: Müşterek İstihbarat Değerlendirme Heyeti (Joint Intelligence Processing Board)
KC: Kore Cumhuriyeti (Güney Kore)
KDHC: Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) KHO: (Kuzey) Kore Halk Ordusu
NARA: ABD Millî Arşiv ve Kayıtlar İdaresi (National Archives and Records Administration)
NA: İngiliz Millî Arşivi (National Archives)
AI9: Büyük Britanya İstihbaratı Kore’den Dönen Esirler Birimi SERE: Hayatı İdame, Sorguya Mukavemet, Kaçma ve Kurtulma (Survival, Evasion, Resistance and Escape)
SSCB: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği TBMM: Türkiye Büyük Millet Meclisi
WRAIR: Walter Reed Kara Kuvvetleri Araştırma Enstitüsü (The Walter Reed Army Institute of Research)
ÖNSÖZ VE TEŞEKKÜR
2017 Baharı’nda, Indiana Üniversitesi’ndeki yoğun bir aka- demik yılı daha atlattıktan sonra, eşim Erhan Çifci ile birlikte bir kaçamak yapıp Maryland’deki Millî Arşiv ve Kayıtlar İdaresi’ni (National Archives and Records Administration - NARA) ziyaret ettik. Erhan ne aradığını biliyor, odaklanmış bir biçimde ve hızla çalışıyordu. Ben ise katlar arasında geziyor, ilgimi çeken dosyaları aç gözlülükle kurcalıyor, güler yüzlü ve yardımsever arşiv uzman- larına ilgilendiğim konular hakkında sorular soruyordum. İşte ilgimi çeken o dosyalardan biri bu kitaba hayat verdi.
Bulduğum dosya, Kore Savaşı’nda komünist kuvvetlere esir olan Türk askerlerinin esaret hayatlarını inceleyen 18 sayfalık bir rapordu.1 Rapor, Amerikan Kara Kuvvetleri’nin (Amerikan KK’nın) George Washington Üniversitesi’nde kurduğu İnsan Kaynakları Araştırma Ofisi (Human Resources Research Office - HumRRO) tarafından hazırlanmıştı. Bu çalışma, HumRRO’nun Kore’den dönen Amerikan KK esirlerinin esaret davranışları üzerine yaptığı araştırma kapsamında gerçekleştirilmişti. HumRRO’nun bulguları Kore Savaşı’nda esir düşen Amerikan KK esirlerinin yaklaşık olarak yarısının esir kamplarında hayatlarını kaybettiği-
1 Milton Kovner, A Study of the Internment Experience of the Turkish Prisoners of War in Korea, George Washington University, Human Resources Research Office (HumRRO), 1955.
11
ni ve %15’nin düşman ile iş birliği yaptığını gösteriyordu. Öte yandan, Kore’den dönen Amerikalı esirler ve gaziler arasındaki yaygın inanışa göre, aynı esir kamplarında ve aynı koşullarda yaşayan Türk esirler tek bir kayıp dahi vermemişlerdi ve bir iki istisna dışında düşmanla iş birliği yapan olmamıştı. Bu nedenle, Amerikan KK HumRRO’dan Türk esirlerin esaret davranışlarını yakından incelemesini istemişti.
Amerikan KK’nın Kore’deki Türk esirler hakkında bu tür bir araştırma yapması bende büyük merak uyandırmıştı. Fakat konunun gerçek önemini arşivdeki uzmanlar ve araştırmacılarla -ki bunların bazılarının askerlik ve muharebe geçmişi vardı- yap- tığım sohbetler sonrasında kavrayabildim. Arşiv arkadaşlarım bu sohbetler esnasında sık sık “Türk askerleri [Kore Savaşı sonrası]
bir dönem Amerika’da çok konuşuldu”, “Sizinkiler gerçekten çetin çocuklardı”, “Kore’de çok havalıydılar” gibi yorumlar yaparak, benimle yeni bir bilgi daha paylaştılar:
HumRRO’nun Amerikan KK esirleri ve Türk esirler hakkında yaptığı bu çalışmalar 1955’te yayınlanan ve ABD Ordusu’nun bugün halen kullandığı ABD Muharip Kuvvetleri İçin Davranış İlkeleri Rehberi’nin (The Code of the U.S. Fighting Force) şekillen- mesinde ve sonraki yıllarda “Hayatı İdame, Sorguya Mukavemet, Kaçma ve Kurtulma” (SERE, Survival, Evasion, Resistance and Escape) eğitiminin oluşturulmasında rol oynamıştı.
Kore’de esir düşen Türk askerleri Türkiye’ye iade edilmeden önce ABD Ordusu tarafından sorgulanmışlardı. Bu tutanakların bir kısmı NARA’da bulunuyordu. Bu kitap için yaptığım 2 yılı aşkın araştırma ve ön hazırlığın en heyecanlı kısmı Türk esirlerin dosyalarını tek tek alıp açmak oldu. Artık HumRRO raporunun bahsettiği Kore’deki Türk esirler isimsiz askerler değillerdi; ete kemiğe bürünmüşlerdi.
12 BEN TÜRK
Türk esirlerin ifade tutanaklarının altına attıkları imzalardan çoğunun okuma-yazma bilmediği anlaşılıyor, kendi isimlerini bile güçlükle yazdıkları görülüyordu. Yanya göçmeni Üsteğmen İsmail Oknas Kunu-ri Muharebeleri’nde (26-30 Kasım 1950) esir düşmüş, hem kamplara intikal sırasında hem de kamplarda sayıları 100’ü aşkın Türk askerine liderlik etmişti. Çok sayıda Türk esir Veli Atasoy adında Kırıkkaleli bir sıhhiye onbaşıdan övgü ve minnetle bahsediyordu. Söylediklerine göre Sıhhiye Onbaşı Atasoy sayesinde esir kamplarında aralarından tek kişi bile ölmemişti. Türk esirler arasında Kerim Ergün adında Adana Kozanlı bir er vardı.
Er Ergün esir kampında Çinlilere o kadar çok sorun çıkarmıştı ki, Çinli komutan ona “1 Numaralı Bela” adını takmıştı. 22-23 Nisan 1951 Muharebeleri’nin ardından esir düşen Ermeni kökenli Türk vatandaşı Onbaşı Jan Andronikyan Türk esirleri, adına “beyin yıkama” denen komünist endoktrinasyondan korumuş, elinden geldiğince Er Ergün gibilerinin ağır ceza almalarına engel olmaya çalışmıştı. Aynı günlerde esir edilen Ispartalı Yüzbaşı İhsan Serim sarı saçları ve yeşil gözleri yüzünden Amerikan pilotu sanılarak çok defa darp edilmişti. Konyalı Üsteğmen Ali Büyükkirişçi ise düşman askerleri tarafından esir alındığında botlarını kaybettiği için aylarca yalın ayak yaşamak zorunda kalmıştı. Son olarak, Türk esirler arasında düşmanla iş birliği yapan kimsenin olmadığı söyleniyordu. Fakat bir çavuş ve bir er Türk devleti ve ordusu aleyhine bir konuşma yaptıktan sonra diğer Türk esirler tarafın- dan ağır şekilde darp edilmiş ve esaretlerinin sonuna kadar göz hapsine alınmışlardı…
Kore’de esir olan Türk askerlerinin başlarından geçenler, bir Amerikalı muhabirin hasta ve yaralı esirlerin takası (Küçük Takas) sırasında onları teslim alan Hâkim Yüzbaşı Muzaffer Kıran’a söy- lediği gibi, en heyecanlı romanlara ve filmlere konu olacak kadar
13
Önsöz ve Teşekkür
zengin bir hikâyeydi.2 Fakat benim okumayı (ve izlemeyi) çok istediğim bu hikâye henüz baştan sona ve detaylıca yazılmamıştı.
Benim için ne büyük bir şans ve gurur ki Kore’deki Türk esirlerin hikâyesini anlatmak bana düştü.
Kore’de savaşan Türk tugayları hakkında yeterli yayın olma- makla birlikte, Kore’deki Türk esirler konusunu ele alan çalışma- ların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bunun temel sebep- lerinden biri Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Daire Başkanlığı Arşivi’nde (ATASE) yer alan Kore Savaşı’na ilişkin belgelerin yakın zamana kadar araştırmacılara açılmamış olmasıydı.
Bununla birlikte Genelkurmay’ın Kore Savaşı hakkında askerî belgelere dayanarak hazırladığı çalışmalar zengin ve güvenilir bilgi içermekle beraber, “resmî” ve “soğuk” bir dille yazıldıkları için Türkiye’deki genel okuyucu kitlesine hitap etmiyorlar. Bazı kaynaklar ise askerî belgeleri temel almadan hamasi bir tonla yazılmışlar ve yer yer asılsız iddialar barındırıyorlar.
Kore’deki Türk esirler özelinde yazılmış yalnızca bir-iki kitap ve tezin olması konunun Türkiye’de hak ettiği değeri görmediği gerçeğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bu konu hakkında yapı- lan ilk yayınlar, Hâkim Yüzbaşı Kıran’ın kaleme aldığı Hürriyet Kapısı (1957) ve Esirler (1958) başlıklı iki kitaptır.3 Fakat Kore’deki Türk esirler konusu, dönemin Türkiye’sinde Yüzbaşı Kıran’ın uyandırmak istediği tarzda bir ilgi ve değer görmedi.
Öte yandan, 1950’li ve 60’lı yılların ABD’sinde onlarca askerî ve sivil akademisyen Kore’deki Türk esirler hakkında yazıp çiziyor ve hatta çok satan dergiler Türklerin komünist düşmana karşı gösterdikleri esaret performansından bahsediyordu. Vietnam Savaşı ABD’de Kore Savaşı’nı gölgede bırakınca konu uzun zaman
2 Muzaffer Kıran, Hürriyet Kapısı, Yıldız Matbaacılık ve Gazetecilik T. A.Ş., Ankara, 1957, s. 67.
3 Muzaffer Kıran, Hürriyet…; Muzaffer Kıran, Esirler, Ayyıldız Matbaası, Ankara, 1958.
14 BEN TÜRK
unutuldu. Ancak 1990’lı ve 2000’li yıllarda Kore Savaşı ve esirler konusunun Batı literatüründe yeniden uyanmasına eş zamanlı ola- rak Anne Fanning, Burçin Erlevent, Ali Denizli, Bülent Ruscuklu gibi araştırmacılar Kore Savaşı’nın Türk esirleri hakkında önemli ve kapsamlı çalışmalar yaptılar.
Fanning’in (1993) yüksek lisans tezi genel olarak Batılı kay- naklardan ve İngilizce literatürden beslendiği için çalışma Türk askerî belgelerinde yer alan bazı kritik bilgileri içermiyor ve daha da önemlisi çalışmada Türk esirlerin kendi sesleri işitilmiyor.4 Öte yandan, Erlevent’in (2014) yüksek lisans tezi ile Denizli’nin (2015) ve Ruscuklu’nun (2012) kitapları büyük oranda Türk esirlerin sözlü anlatımlarına ve yazılı hatıralarına dayandıkları için kaçınılmaz olarak bazı eksik veya hatalı bilgiler de içeriyorlar.5
Ben, bu çalışmayı, yukarıda bahsettiğim kıymetli çabalar ve çalışmalar üzerine inşa ederken onların yukarıda bahsettiğim eksikliklerini elimden geldiğince giderebilmek adına özellikle şu dört hususa dikkat ettim:
Öncelikle bu çalışma için ATASE’nin yaklaşık iki sene önce araştırmacıların kullanımına açtığı Kore Savaşı dosyalarını incele- yerek Türk esirler hakkındaki belgeleri temin ettim. Bugüne kadar Kore’de esir düşen Türk askerlerinin toplam sayısı bile net olarak bilinmezken, Tokyo’daki Türk İrtibat Heyeti ile Genelkurmay Başkanlığı arasındaki şifreler iade edilen esirlerin sayısını (244) ve
4 Anne Katherine Fanning, “Turkish Military in the Korean War”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Texas Tech University, History, 1993.
5 Burçin Erlevent, “1950-1953 Kore Savaşı’nda Esir Kamplarında Türkler”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı, İstanbul, 2014;
Ali Denizli, Kore Savaşı (1950-1953): Esirler - Beyin Yıkama, Psikolojik Harp - Propaganda, Pelikan Kitabevi, Ankara, 2015; Bülent Ruscuklu, Kore Savaşı:
Unutulan Savaş ve Gazi Faruk Pekerol’un Anıları, Arvo Yayınları, İzmir, 2012.
Bu kitap, KDHC’deki esir kamplarında tutsak olan Sıhhiye Er Faruk Pekerol’un esaret hatıralarını içermekte olup, hatıraları derleyen Bülent Ruscuklu’nun adıyla yayınlanmıştır.
15
Önsöz ve Teşekkür
tamamı olmasa da çoğu esirin kimliklerini gün yüzüne çıkarmış oldu. Bunların yanı sıra, ATASE’den edindiğim Hâkim Yüzbaşı Kıran’ın ve Türk İrtibat Heyeti Başkanı Korgeneral Vedat Garan’ın Türkiye’ye gönderdikleri raporlar Türk esirlerin esaretleri ve iade edildikleri süreçte yaşadıklarına ışık tuttu.
İkinci olarak, 90 Türk esirin 1953’te iade edilmelerinden sonra oluşturulan dosyalarını NARA’dan temin ettim. Bu sayede aradan uzun zaman geçmesini müteakiben yapılan sözlü mülakatların ve yazılan hatıraların sunduğundan daha doğru ve detaylı bilgiye (tarih, yer ve kişi adları gibi) ulaşmış oldum. Türk esirlerin hikâ- yesini 90 kişinin ağzından yazmak hiç kolay olmasa da, ortaya çıkan sonucun gösterdiğim çabaya fazlasıyla değdiğine inanıyorum.
Dünya genelinde savaşa ve esarete dair tarih anlatımı tarihçi- ler, rütbeliler ve eli kalem tutan askerler tarafından yazılır. Çok sayıda ve her rütbeden Türk esirin dosyasını incelemem yalnızca rütbelilerin değil aynı zamanda er ve erbaşlar arasında hem beş dil okuyup-yazanın hem de hiç okuma yazması olmayanların esaret yaşantılarına, deneyimlerine, duygu ve düşünce dünyalarına ışık tuttu. Dosyalardan elde ettiğim bu bulguları bir yapbozun par- çaları gibi birleştirirken geleneksel tarih yazınının seslerine kulak vermeyeceği bazı Türk esirlerin kendi hikâyelerini kendi bakış açılarıyla anlatmalarını istedim. Yine çok sayıda ve her rütbeden esirin kendi ağızlarından anlattıkları olaylar bazı tartışmalı konular hakkında (örneğin iş birlikçiler konusunda) daha objektif bilgi sahibi olmamı ve aktarmamı sağladı. Bunun yanında, savaşın ilk yılından sonra esir kampları subay-astsubay kampı, çavuş kampı, er ve onbaşı kampı olmak üzere üç grubu ayrıldıkları için çeşitli rütbelerden Türk esirlerin esaret anlatılarını ayrı ayrı ele almak bu grupların yaşadıkları farklı esaret deneyimlerini gün yüzüne çıkardı.
Ben Türk’ün Kore’deki Türk esirler hakkında ülke ve dünya lite- ratürlerine yaptığı üçüncü ve en önemli katkı ise Türk, Amerikan
16 BEN TÜRK
ve İngiliz arşivlerinden edindiğim belge ve kaynakları mukayeseli olarak ele almasıdır. Batıda Türk esirler hakkında üretilen litera- tür genel olarak Amerikalı ve Türk esirlerin esaret performans- larının karşılaştırmasına odaklansa da Londra’daki İngiliz Ulusal Arşivi’nden (National Archives – NA) temin ettiğim İngiliz esirlerin dosyaları ve diğer askerî belgeler aynı kamplarda ve aynı koşullar- da yaşayan İngiliz esirlerin bu iki grup hakkında üçüncü bir göz olarak verdikleri bilgilere ulaşmamı sağladı. Bu anlamda, Türk, Amerikalı ve İngiliz esirlerin sorgu tutanaklarını çapraz okuyarak ve kesişme noktalarına odaklanarak daha dengeli ve adil bir tablo ortaya koymaya çalıştım.
Son olarak, Kore’deki Türk esirlerin hikâyelerini anlatırken bilimsel metot ve akademik güvenilirlikten taviz vermemek adına Birinci Bölüm’de onların esaret hayatları ve performansları üze- rine ABD’de yapılmış akademik çalışmalara yer verdim. İkinci Bölüm’de ise bu çalışmaların Türk esirler hakkındaki bulgularının bazı Amerikalı yazarlar tarafından Amerikan prestijini onarmak maksadıyla nasıl tahrif edildiğini açıkladım. Türk ve Amerikan resmî ve yarı-resmî kaynaklarından yararlanarak ürettiğim bu tartışma, Üçüncü Bölüm’de Kunu-ri’de esir düşen Türk askeleri- nin kamplara nakil süreçleri ile başlayan ve Yedinci Bölüm’de esir takasları ile son bulan Kore’deki Türk esir hikâyelerinin temel- lerini oluşturuyor. Amacım Türk esirleri ve onların hikâyelerini erişebildiğim en geniş okuyucu kitlesine anlatmak olduğu için genç-yaşlı, kadın-erkek demeden her okuyucunun severek ve kolayca okuyacağı bir dille yazmaya çabaladım.
Kore Savaşı’nın Türk esirlerden Er Kadir Yılmaz, iade edildikle- ri sırada kendilerini teslim alan Hâkim Yüzbaşı Kıran’a “Yüzbaşım;
üç senedir katlandığımız hayat bir romandan beterdir. Okuyanı hem ağlatır hem güldürür” demişti. Bu kitaptaki tüm kişi ve olaylar gerçek olmakla beraber, ben de askerî belgelere dayanarak kaleme
17
Önsöz ve Teşekkür
aldığım Kore’deki 244 Türk esirin hikâyesini okuyanı hem ağlata- cak hem güldürecek bir belgesel-roman tadında anlatmak istedim.
Bununla beraber, barış ortamında dahi bireylerin doğru veya yanlış tercihler yapabildiklerini göz önünde bulundurursak, bazı Türk esirlerin de savaşın ve esaretin ağır koşulları altında toplu- mun büyük bölümünün onaylamayabileceği bir takım davranışlar sergilediklerini tahmin etmek zor olmayacaktır. Bu nedenle, bazı Türk esirlerden bahsederken, ad ve soyadlarının sadece ilk harfle- rini vererek, kimliklerini gizli tutmayı tercih ettim.
Yaklaşık iki buçuk yıl süren yorucu ve bir o kadar zevkli bu çalışmada pek çok değerli kişinin yardımlarını gördüm. Öncelikle Kore’de esaret hayatı yaşamış olan Sayın Veli Atasoy (Kore’de sıh- hiye onbaşı) ve Sayın İbrahim Altınok’a (Kore’de er) gönülden bir teşekkürü borç biliyorum. Bununla beraber Sayın Veli Atasoy’un değerli eşi Sayın Şöhret Atasoy’a, kızları Sayın Dilber Atasoy ve Zübeyde Belenlioğlu ile torunları Sayın Emrah Özyürek’e; yine esirlerimiz arasından beni ve eşimi evlerine davet eden, ilgilerini ve güler yüzlerini benden esirgemeyen, ellerindeki tüm belge ve bilgileri benimle paylaşma nezaketini gösteren Sayın İbrahim Altınok’un kızı Sayın Hülya Altınok Küçükoğlu’na; Yüzbaşı Hamit Yüksel’in kaleme aldığı hatıraları ile fotoğraflarını benimle paylaşma inceliğini gösteren oğlu Sayın Ergin Yüksel’e; Yüzbaşı İhsan Serim hakkında önemli bilgiler ve fotoğraflar paylaşan, hoş sohbetlerine nail olduğum çok değerli yeğenleri emekli Uzman Çavuş Sayın Halil Serim ve Sayın Duygu Serim’e; Üsteğmen İsmail Oknas hakkında yazdıklarımı gözden geçirerek bazı yanlış bilgileri düzeltmemi sağlayan kızı Sayın Zehra Oknas’a; Üsteğmen Fevzi Gürgen hakkında bilgi, belge ve fotoğraf paylaşan değerli kızı Sayın Prof. Dr. Füsun Varol’a; Üsteğmen Ali Büyükkirişçi hakkında önemli bilgiler veren oğlu Sayın Mustafa Mete Büyükkirişçi’ye;
Kore Savaşı döneminde korgeneral rütbesiyle Tokyo’daki Türk İrtibat Heyeti Başkanı olarak görev yapan merhum Orgeneral
18 BEN TÜRK
Vedat Garan hakkında bilgi, belge ve fotoğraf paylaşan oğlu Sayın Ömer Garan ve torunu Sayın Giray Garan’a; Üsteğmen Gürgen ile yaptığı mülakatın ses kayıtları ile birlikte çok değerli görüş ve önerilerini paylaşan Doç. Dr. (E.) Kurmay Albay Sayın Ali Denizli’ye en içten şükranlarımı sunarım.
Muharip Gaziler Derneği Ankara şubesine; esirlerimizden Er Ömer Ulu’nun hatıra notlarını benimle paylaşan Sayın Nazmi Karataş’a ve çok değerli Ulu ailesine; Kızılay Arşivi’nden esir mübadeleleri hakkındaki yazılı materyale ulaşmama yardımcı olan Kızılay Genel Müdür Vekili Sayın Dr. Naci Yorulmaz’a teşekkür ederim.
NARA çalışanlarına ve özellikle de araştırma(ları)m için her türlü desteği veren Sayın Huda Dayton, Paul Brown ve Martin Gedra’ya; askerî belgeler konusundaki uzmanlığı ve ordudaki deneyimi ile çok sayıda belge ve bilgiye ulaşmamı sağlayan Sayın Michael Bracey’e; Genelkurmay ATASE Arşivi personeline; rica- mı kırmayıp NA’da İngiliz esirler hakkındaki belgelere ulaşma- ma yardımcı olan Sayın Ali Özkan’a; ABD’nin çeşitli arşiv ve kütüphanelerinden gelen çok sayıda kaynağı gerektiğinde tek tek inceleyip benim için hazırlayan Indiana Üniversitesi Herman Wells Kütüphanesi çalışanlarına; Millî Savunma Üniversitesi Kütüphanesi ve Beyazıt Devlet Kütüphanesi çalışanlarına son- suz teşekkür ederim.
Keza ABD’den bazı önemli kaynaklara erişmeme yardımcı olan Sayın Nazlı Uygun’a ve kitabın fikir aşamasından itibaren desteğiyle beni cesaretlendiren ve metni okuyarak görüş ve eleşti- rilerini benimle paylaşma inceliğinde bulunan Sayın Puna Pamir Endem’e de teşekkürü bir borç biliyorum.
Eşim Erhan ile Timaş Yayınevi’ne yaptığımız ziyaretlerin uzun ve keyifli sohbetlere dönüştüğü dönemde anekdotlar olarak anlat- maya başladığım Kore’deki Türk esirlerin hikâyesinin bu kitapta
19
Önsöz ve Teşekkür
vücut bulmasını sağlayan Timaş Yayınları’nın değerli çalışanlarına ve özellikle de büyük bir sabır ve titizlikle kitabın mizanpajını yapan Sayın Tamer Turp’a; yoğunluğum ve yorgunluğumu anla- yışla karşılayarak desteklerini benden esirgemeyen çok kıymetli editörlerim Sayın Zeynep Berktaş ve Sayın Selim Ahmetoğlu ile Timaş Yayınları Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Osman Okçu’ya minnettarım.
Odama kapanıp metin üzerinde yoğun bir şekilde çalışırken bu durumu anlayışla karşılayarak bana her zaman ve her konuda oldu- ğu gibi bu projede de destek veren değerli aileme (Onur ailesi ve Çifci ailesi); HumRRO raporunu bulduğumuz ilk andan itibaren Kore’deki Türk esirlerin hikâyesinin geniş kitlelere aktarılmasına benim kadar inanan, bu çalışmada kullandığım Türkçe kaynakların neredeyse tamamını temin eden, sonu gelmeyen sorularıma ve özellikle son dönemde Kore’deki Türk esirler dışında başka bir şey düşünemez ve konuşamaz hale gelmeme büyük bir sabır, ilgi ve sevgiyle yaklaşan çok değerli eşim Erhan Çifci’ye teşekkür ederim.
Son olarak, yaklaşık üç yıl boyunca esir kamplarının bütün zorluklarına tahammül edip tek bir kayıp dahi vermeden yurda dönen değerli esirlerimizden ebediyete intikal edenleri rahmet, hayatta olanları ise hürmetle andığımı belirtmek istiyorum. Bu kitabın onları Türk toplumu ve Türk tarihi nezdinde hak ettikleri yere taşıyacak kapıyı aralaması en büyük temennimdir.6
Aynur Onur Çifci İstanbul, 21 Eylül 2019
6 Kore Savaşı’nda esir olan askerlerimiz hakkındaki tüm görüş ve önerilerinizi [email protected] e-mail adresine yazabilirsiniz.
20 BEN TÜRK
BİRİNCİ BÖLÜM KORE SAVAŞI
VE ESİRLER
SORUNU
GİRİŞ
İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan iki kutuplu uluslararası sistemin Uzak Doğu’daki sonuçlarından biri Kore coğrafyası- nın 38’inci Paralel sınır kabul edilerek bölünmesi ve iki egemen devletin ortaya çıkması oldu. 38’inci Paralel’in kuzeyinde Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), güneyinde ise Kore Cumhuriyeti (KC) kuruldu. KDHC, Kim Il Sung tarafından komünist rejim ile yönetiliyor, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) tarafından destekleniyordu. Syngman Rhee’nin devlet başkanı olduğu KC ise komünizmin yayılmasını önlemek isteyen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından himaye ediliyordu.
KDHC ve KC arasında kuruluşlarından itibaren süregelen geri- lim 1950 yılının bahar ve yaz aylarında doruğa çıktı. 25 Haziran 1950 tarihinde KDHC’nin silahlı kuvvetlerini oluşturan Kore Halk Ordusu’nun (KHO’nun) KC’yi işgal etmek amacıyla 38’inci Paralel’i ihlal etmesi sonucu Kore Savaşı resmen başlamış oldu.
Düşman kardeşlerin mücadelesi Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışma- sıydı. SSCB resmen savaşa dâhil olmasa da, ilk defa Kore’de ABD ile karşı karşıya gelecekti. İlerleyen günlerde Çin Halk Gönüllü Ordusu (ÇHGO) da KHO’yu desteklemek amacıyla Yalu Nehri’ni geçecek ve 38’inci Paralel’e doğru inerek Birleşmiş Milletler (BM) Kuvvetleri ile karşılaşacaktı.
23
27 Haziran 1950, BM Güvenlik Konseyi bir ilki gerçekleşti- rerek tüm üyelerine ABD Başkanı Harry Truman’ın uluslararası barışı koruma ve güvenliği sağlama amaçlı “asayiş harekâtı” veya
“kolluk kuvveti harekâtı” olarak tanımladığı müşterek askerî ope- rasyona katılma çağrısı yaptı. Başkan Truman Kore’ye yapılacak askerî operasyonu “savaş” değil “asayiş harekâtı” olarak adlandı- rarak ABD Kongresi’ni devre dışı bıraktı ve yürütmenin doğru- dan kararı ile ABD Kara Kuvvetleri’ne (KK’ne) Kore’ye askerî müdahalede bulunma izni verdi. Bu yüzden Kore’de yaşanan savaştan “Kore Çatışması” veya “Deklare Edilmeyen Savaş” diye de bahsedilir.
BM Güvenlik Konseyi’nin çağrısı karşısında BM üyesi 16 devlet1 KC’yi desteklemek amacıyla askerî kıta, hastane gemisi ve sağlık ekibi gönderdi.2 Türkiye 29 Haziran 1950’de dönemin Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü aracılığıyla yaptığı açıklama ile ABD’den sonra KC’ye asker göndereceğini deklare eden ikinci ülke oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyet Rusya’dan gelen tehdit algısı nedeniyle Türkiye ABD’ye ve BM’ye yönel- mişti. Kore Savaşı Türkiye’de tek parti düzeninden çok partili sisteme geçiş dönemine denk gelmiş, Adnan Menderes liderliğinde iktidara gelen Demokrat Parti (DP) Kore Savaşı’na asker gönde- rerek ABD’nin Marshall Planı ve Truman Doktrini kapsamında Türkiye’ye yaptığı ekonomik ve askerî yardımların devamlılığını garanti altına almayı amaçlamıştı. Başbakan Menderes de tıpkı Başkan Truman gibi hareket ederek konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) taşımadı. Sonuç olarak 25 Temmuz 1950
1 Bu 16 ülke: ABD, Avustralya, Belçika, Filipinler, Fransa, Habeşistan (Etiyopya), Hollanda, İngiltere, Kanada, Kolombiya, Lüksemburg, Porto Riko, Tayland, Türkiye, Yeni Zelanda ve Yunanistan’dır. Bu hususta bkz., H. H. Emir Erkilet, Tevfik Bıyıklıoğlu ve Hayrettin Arun, Kore Harbi’nde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Muharebeleri (1950-1953), Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1953, s. 52.
2 Türkiye Kızılay Cemiyeti, Korede Esir Mübadelesi 1953, Ankara, Güzel İstanbul Matbaası, 1954, s. 3.
24 BEN TÜRK