KONYA OVASINDA SU KALİTESİ VE TOPRAK TUZLULUĞU
İsmail TAŞ* Yusuf Ersoy YILDIRIM**
Fatma ÖZKAY***
İsmail ARAS****
ÖZET
Sürdürülebilir tarımsal üretimde, su kalitesi ve toprak tuzluluğu dikkate alınması gereken en önemli konulardandır. Son yıllarda, su kaynakları gerek iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle gerekse artan taleplerden kaynaklı olarak büyük baskılara maruz kalmaktadır. Su kaynakları içerisinde önemli bir yere sahip olan yeraltı su kaynakları gün geçtikçe hem nitelik hem de nicelik açısından bozulmaktadır. Söz konusu bozulma özellikle Konya Kapalı Havzası gibi havzalarda daha belirgindir. Bilindiği gibi sulamayla birlikte toprağa çözünmüş tuzlarda iletilir. Su kaynağının özelliğine bağlı olarak sulanan alanlarda tuzluluk ve alkalilik problemleri zaman içerisinde meydana gelerek, önlem alınmadığı durumlarda tarımsal üretimi kısıtlayacak ya da ortadan kaldıracak düzeylere ulaşabilir.
Konya Ovası Projesi (KOP) kapsamında en büyük ova Konya ovasıdır. Toprak tuzluluğu ve alkaliliğinin en belirgin görüldüğü alanlarda bu bölgede yer almaktadır. Hazırlanan bu çalışmada, Konya Ovasında sulamada kullanılan suların kaliteleri ve ova genelindeki toprakların tuzluluk problemlerine ilişkin çözüm önerilerine yer verilmiştir. Söz konusu öneriler aynı zamanda KOP içinde geçerlidir. Sürdürülebilir bir tarımsal üretim için anahtar role sahip bu önerilerin bir an evvel hayata geçirilmesiyle KOP bölgesi üretkenliğinin devamlılığı sağlanabilir.
Anahtar Kelimeler: Konya, Su Kalitesi, Tuzluluk, Sürdürebilirlik 1. GİRİŞ
Sulama ve gübreleme, topraklarda elde edilen ürün miktarını önemli ölçüde arttıran tarımsal uygulamalardır. Ancak bilinçsiz ve yanlış yapılan söz konusu uygulamaları, topoğrafya ve iklim koşullarının da uygun olması durumunda, toprakta tuzluluk, alkalilik ve drenaj sorunlarının yanı sıra erozyona da sebep olabilmektedir.
Tarımda su, en önemli girdilerden birisidir. Bitki için gerekli nemin toprakta bulunması ancak sulamayla mümkündür. Aynı zamanda sulama verim artışı sağlamanın yanında, üretimi iklim şartlarından bağımsız kılmaktadır. Buda elde edilen gelir açısından son derece önemlidir.
Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre, sulu tarım ile gayri safi milli tarımsal gelir altı kat artmaktadır. 2012 yılı verilerine göre sulama öncesi projesiz durumda ortalama gayri safi milli tarımsal gelir 113.6 TL/da iken, sulama sonrası projeli durumda bu değer 675.6 TL/da’a kadar çıkabilmektedir (Anonim, 2012).
Toprakların tuzlanmasında tehlikeli olan doğal tuzlanma değildir. Tehlike arz eden sonradan yapılan hatalı sulama ve gübreleme uygulamaları sonucu oluşan tuzlanmadır. Topoğrafik koşullar, toprak özellikleri ve bitkinin su isteği dikkate alınmadan yapılan düzensiz sulamalar, yarı kurak iklimlerde toprak tuzluluğunun oluşmasında en önemli kaynaklardandır (Taş ve Kırnak, 2001).
Sulu tarım arazilerinde, bitki kök bölgesindeki fazla suyun uzaklaştırılmasını sağlayacak bir drenaj sistemi yoksa, devamlı yükselen taban suyu, toprak yüzeyinden buharlaşır ve toprakta yalnız tuz kalır. Böylelikle topraklarda tuzlanma olayı meydana gelir. Sulama, süreklilik gösteren bir eylem olduğundan suyun içerisinde çok az miktarda dahi tuz olsa, drenaj sisteminin olmadığı koşullarda, toprak devamlı suyla birlikte tuzla da beslenecektir. Oluşacak birikim sonucunda toprakta bitki yetişmesi olanaksız hale gelecektir.
Bitkilerin büyük bölümü yüksek tuz konsantrasyonuna karşı duyarlıdırlar. Tuzluluk verimliliği sınırlayan en ağır çevresel faktörlerdendir. Tuzluluğun ABD tarımına maliyeti yıllık 12
* Yrd. Doç. Dr. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü, Çanakkale.
** Prof. Dr. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü, Ankara
*** Çevre Yük. Müh. Toprak Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü, Ankara
**** Ziraat Yük. Müh. Mevlana Kalkınma Ajansı, Konya.
milyar dolar olup gün geçtikçe de bu artacaktır (Gnassemi ve ark., 1995). Tuzluluğun tarımsal üretim maliyetini yükseltmesinin yanında; altyapı, su kaynakları, toplulukların sosyal yapısı ve istikrarı üzerine de ciddi etkiler gösterir (Pitman and Lauchli, 2002).
Martinez-Beltran and Manzur’in (2005) FAO/UNESCO ve bazı diğer kaynaklardan bildirdiğine göre dünyada 831 milyon ha alanda farklı seviyelerde tuzluluk ve sodiklik bulunmaktadır. Dünyada tarım yapılan alanın yaklaşık 1.4 milyar ha olduğu kabul edilirse tarım alanlarının yarısından fazlası tuzluluk ve sodyumluluk etkisindedir.
Ülkemizin kalkınması için önemli bölgesel projelerden biri de Konya Ovaları Projesidir (KOP). Proje başta Konya olmak üzere Karaman, Aksaray ve Niğde illerini kapsamaktadır.
Türkiye yüzölçümünün %8’ini kapsayan proje, aynı zamanda sulanabilir tarım arazilerinin de
%13’ünü içinde bulundurmaktadır. KOP kapsamında özellikle Konya ve Karaman Ovalarının sulanması hedeflenmektedir. Ayrıca proje bünyesinde Konya, Karaman ve Aksaray şehir merkezlerinin içme, kullanma, sanayi suyu ihtiyaçlarının karşılanması ve hidroelektrik enerji üretimi de bulunmaktadır. Türkiye’nin ilk sulama projesinin gerçekleştirildiği bu havzaya GAP’tan sonra en büyük sulama yatırımı yapılmaktadır. KOP, 14 adedi sulama, 1 adedi hizmet ve 1 adedi de enerji projesi olmak üzere toplam 16 projeden meydana gelmektedir (Anonim 2013).
Bazı tuza dayanıklı bitkilerin yetiştirilmesine imkan veren hafif tuzlu toprakların kapladığı alan 614657 ha ile tüm arazilerimizin % 0.8’ini oluşturmaktadır. Üretime imkan vermeyen tuzlu topraklar 504603 ha ile % 0.6, sodik topraklar 8641 ha ile % 0.01, hafif tuzlu- sodik topraklar 123863 ha ile % 0.2, tuzlu sodik topraklar 264956 ha ile % 0.3 olmak üzere toplamı 1518722 ha olup % 2 düzeyindedir. Hafif tuzlu ve tuzlu toprakların kapladığı alan 1119260 ha’dır. Bunlar drenaj hendekleri açıldıktan sonra su ile yıkanarak ıslah edilebilirler.
Bunun için yıkama suyu ve yıkamadan dönen suyun akıtılacağı boşaltma alanı bulmak sorun yaratmaktadır. Boşaltma yeri sağlanamayan durumlarda İsrail’de başarı ile kullanılmakta olan tuzları kök bölgesinin hemen altına indirmek yöntemi uygulanabilir. Verilecek suyun miktarı ve şeklinin hesabında, arazi veya laboratuvar testleri veya her ikisi ile birlikte kükürt ve jips gibi ıslah maddelerinin de kullanılması gerekmektedir. Sodik topraklar 8611 ha’lık nispeten küçük bir yayılma alanına sahip olmakla birlikte, bitki gelişmesini en fazla engelleyen ve ıslahı en güç olan topraklardır. Bunlar da tuzlu sodik toprakların ıslahında olduğu gibi ıslah maddelerinin ilavesi olmaksızın ıslah edilemezler. Ülkemizde ıslah edilip tarıma açılabilecek sodik topraklı arazi yükü 3360 ha kadardır (Anonim, 2004).
2. MATERYAL VE YÖNTEM 2.1 Çalışma Alanı ve Toprakları
Türkiye’nin yüzölçümü 78 milyon hektar (783577 km2 ) olup, tarım arazileri bu alanın yaklaşık üçte biri yani 28 milyon hektar mertebesindedir. Yapılan etütlere göre ekonomik olarak sulanabilecek 8.5 milyon hektar alanın 2012 yılı sonu itibari ile toplam 5.733 milyon hektarı (%67.5’i) sulamaya açılmıştır. Bu miktarın 3.443 milyon hektarı DSİ tarafından inşa edilmiş modern sulama şebekelerinden hizmet almaktadır. 1.3 milyon hektarı mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM) ve İl Özel İdareleri tarafından işletmeye açılmıştır. Ayrıca, yaklaşık 1 milyon hektar alanda da halk sulaması yapılmaktadır. 2023 yılında ekonomik olarak sulanabilir 8.5 milyon hektar arazinin bugün itibarıyla sulanmayan 2.766 milyon hektarlık kısmının da işletmeye açılması planlanmaktadır (Anonim, 2012).
Konya Kapalı Havzası Konya, Karaman, Aksaray ve Niğde illerini kapsayan bir havzadır (Şekil 2.1). Hali hazırda bölgenin geliştirilmesi için KOP adında bir proje hayata geçirilmiştir.
KOP’a ilişkin bazı bilgiler Tablo 2.1’de verilmiştir. Proje alanı Türkiye yüzölçümünün %8.3’üne karşılık gelen 65322 km²’yi kapsamaktadır. Genel olarak nüfusa bakıldığında ülke nüfusunun
%4’ü (yaklaşık 3 milyon) KOP bölgesinde hayatlarını sürdürmektedirler. DSİ verilerine göre bölgede yaklaşık 3 milyon ha tarıma elverişli arazi bulunmaktadır. Mevcut su kaynaklarına ilişkin projelerin tamamen geliştirilmesi ve suyun tasarruflu kullanılması koşulunda ancak bu arazinin 1/3’ünden (1.1 milyon ha) biraz fazlasının sulanabilmesi hedeflenmektedir. Tarıma elverişli arazinin tamamen sulanabilmesi için ise en az 7 milyar m3 daha suya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sebepten dolayı bölgede yapılacak sulu tarım faaliyetlerinin mutlaka suya göre yapılması önemlidir. Konya ovası jeolojik formasyonlara bağlı olarak farklı toprak tiplerine sahiptir. Ovanın güneydoğu ve doğusundaki volkanik kökenli arazi üzerinde kalkersiz kahverengi topraklara;
ovanın kuzey ve güneyindeki kalkerli sahalarda kırmızı-kahverengi topraklara rastlanır. Ova tabanında ise akarsuların getirmiş olduğu periyodik karakterli alüvyon üzerine alüvyal topraklar;
killi ana materyal üzerinde ise yaygın vertisoller; bataklık sahalarda ise yaygın şekilde hidromorfik alüvyal topraklar sıklıkla yer almaktadır (Anonim, 2012).
Şekil 2.1 Konya Kapalı Havzası Tablo 2.1 KOP’a ilişkin bazı bilgiler
Bölge Konya Niğde Aksaray Karaman
Yüzölçümü (km²) 63880 39559 7400 7997 8924
Rakım (m) - 1 016 1208 980 1 025
Yıllık ortalama yağış (mm) 398.4 397.9 356.7 336.6 449.6
Ortalama akış verimi (l/s/km²) 3.1 2.5 3.3 1.6 6.8
Ortalama akış/yağış oranı 0.24 0.20 0.29 0.15 0.47
2.2 Su Varlığı
Çok sayıda kaynak dünyadaki su miktarının toplam 1.4 milyar km3 olduğunu bildirmektedir. Bunun yaklaşık %97.4’ü okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak bulunurken
%2.6’sı ise tatlı su olarak adlandırılmaktadır. Bu değerin yaklaşık %90’lık bölümü de kutuplarda buzul şeklinde bulunmaktadır.
Türkiye’de yıllık ortalama yağış yaklaşık 643 mm olup, yılda ortalama 501 milyar m3 suya tekabül etmektedir. Bu suyun 274 milyar m3’ü toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönmekte, 69 milyar m3’lük kısmı yeraltı suyunu beslemekte, 158 milyar m3’lük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalmaktadır. Yeraltı suyunu besleyen 69 milyar m3’lük suyun 28 milyar m3’ü pınarlar vasıtasıyla yerüstü suyuna tekrar katılmaktadır. Ayrıca komşu ülkelerden ülkemize gelen yılda ortalama 7 milyar m3 su bulunmaktadır. Böylece ülkemizin brüt yerüstü suyu potansiyeli 193 milyar m3 olmaktadır. Yeraltı suyunu besleyen 41 milyar m3 de dikkate alındığında, ülkemizin toplam yenilenebilir su potansiyeli brüt 234 milyar m3 olarak hesaplanmıştır. Ancak günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde, çeşitli maksatlara yönelik olarak kullanılabilecek yerüstü suyu potansiyeli yurt içindeki akarsulardan 95 milyar m3, komşu ülkelerden yurdumuza gelen akarsulardan 3 milyar m3 olmak üzere, yılda ortalama toplam 98 milyar m3’tür. Yeraltı suyu potansiyeli olarak belirlenen 14.7 milyar m3 ile birlikte ülkemizin
kullanılabilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 milyar m3 olup, bunun 44 milyar m3’ü kullanılmaktadır. Yüzey suyunun ekonomik olarak kullanılmasının uygun olmadığı veya yetersiz olduğu alanlarda sulama suyu talebi yeraltı suyundan karşılanmaktır. Ülkemizde 14.7 milyar m3 yeraltı suyu rezervi bulunmakta ve mevcut rezervin 13.56 milyar m3/yıl tahsisi yapılmıştır. KOP kapalı havzasının yıllık yağış ortalaması 398 mm olup Türkiye ortalamasından yaklaşık %40 daha eksik yağış almaktadır. Bu da önemli miktarda su açığını ortaya çıkarmaktadır (Anonim, 2012).
Tablo 2.2 KOP’un Su Kaynakları Potansiyeli
Bölge Konya Niğde Aksaray Karaman
Yerüstü suyu (hm3/yıl) 5949 2939 764 432 1814
Yeraltı suyu (hm3/yıl) 2404 1508 394 258 244
Toplam Su Potansiyeli 8353 4447 1158 690 2058
Konya Ovası’nda yeraltı suları yağışlarla, yüzey akışları sonucu veya doğal yollardan oluşan göllerdeki sızmalarla, sulamalarla ve barajlardaki kaçaklardan beslenmektedir. Yeraltı suyunun akımı genellikle güneybatıdan-kuzeydoğuya doğrudur. Sahanın güney ve batında bulunun Kretase ve Neojen kalkeri ile marnlar geçirimli oldukları için yüzey sularının yeraltı suyuna inmesini kolaylaştırmaktadır. Ovada yeraltı suyu seviyesi aylara göre değişmektedir. Kasım-Ocak dönemlerinde yağışların artması ve buharlaşmanın azalması ile yeraltı suyunda yükselme görülür.
Nisan-Haziran dönemleri yeraltı suyu seviyesinin en yüksek olduğu dönemlerdir. Bu dönemden sonra yağışın azalması ve buharlaşmanın artması nedeni ile yeraltı suyu seviyesinde Eylül ve Ekim aylarında önemli bir alçalma gözlemlenir (Anonim, 1975).
Konya Kapalı ve Tuz Gölü Havzasının kirletici yük parametrelerinin, matematiksel modeller oluşturularak istatistiksel değerlendirilmeleri yapılmıştır. Bu değerlendirmelere göre;
deterjan, azot, yağ ve gres, organik madde, serbest kükürt, nitrat, florür, fosfor ve cıva gibi parametrelerin Tuz Gölü’nde kirlenmeye yol açtıkları sonucuna varılmıştır. Kurşun, çinko, demir, kadmiyum, arsenik ve bor gibi parametrelerin de gölün kirlenmesinde önemli bir rol oynadıkları belirlenmiştir (Anonim, 2004).
3. BULGULAR VE TARTIŞMA
Konya Ovası toprakları için yapılan en kapsamlı çalışma Driessen tarafından gerçekleştirilmiş olup 1970’de yayımlanmıştır. Çalışmanın sonuçları kısaca iki başlık altında aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3.1 Ovanın Su Kaynakları ve Kalitesi
Konya ovasının en önemli akarsu kaynağı Çarşamba nehridir. Diğer kaynaklar çok düşük debilere sahiptir. Tuz konsantrasyonu bakımından en yüksek değer Çamurluk kaynağında 320 ppm olarak belirlenmiştir. Ovanın en önemli yüzey suyu kaynaklarından biri olan Çarşamba nehri ortalama 260 ppm’lik tuz konsantrasyonuna sahiptir. Tablo 3.1’de Konya ovasının önemli su kaynakları ve bunların tuzluluk açısından önemli bazı parametreleri verilmiştir. Sodyum açısından en yüksek risk SAR değeri Çarşamba kaynağındadır.
Ovadaki yeraltı su kaynaklarından alınan örneklerde yapılan analizler sonucunda Richards (1954) ve Wilcox (1955) kriterlerine göre yapılan SAR sınıflamaları ve bunların havzada kapladıkları alan oranları Tablo 3:2’de verilmiştir. Ovadaki yeraltı sularının durumu kısaca aşağıdaki gibi özetlenebilir;
Havzanın batısındaki Çarşamba nehri çevresinde birkaç noktada yüksek SAR’dan kaynaklı problemli alanlar bulunmaktadır.
Karapınarın kuzey ve doğusunda, taban suyunun buharlaşması ve karbonatlı veya sülfatlı kalsiyumun çökelmesi nedeniyle SAR değerleri çok yüksektir. Ancak bu durum sodyumluluğu temsil etmez.
Ovadaki yeraltı sularının %86’sının SAR değeri 4.5’den düşüktür. Diğer bir ifadeyle sodyumluluk potansiyeli düşüktür.
Ovadaki yeraltı sularının %2.3’ün de SAR değeri 17’yi aşmakta olup buda kuvvetli sodyumluluk tehlikesini göstermektedir.
Tablo 3.1 Konya Ovası önemli su kaynaklarının bazı özellikleri
Kaynaklar EC (dS/m)
Yıllık Debi (106 m3/Yıl)
Na+ (meq/l)
Ca2+ + Mg2+
(meq/l) SAR
Çarşamba 0.40 400 0.60 3.59 0.45
Selereki 0.40 - 0.25 4.23 0.17
Zanopa 0.30 168 0.21 3.00 0.17
Sille 0.45 3.5 0.38 4.40 0.26
Ayrancı 0.30 31.7 0.17 3.23 0.13
Çamurluk 0.50 17.6 0.43 4.70 0.28
Tablo 3.2 Ovadaki yeraltı sularının SAR sınıfları ve bunların dağılım oranları Sınıf SAR Ovadaki dağılım oranı (%)
1 0 —-4.5 86.2
2 4.5—- 8.5 7.4
3 8.5—17 4.3
4 >17 2.3
Havzada kullanılan sulama suları yüksek tuz konsantrasyonuna sahip ancak alkalilik tehlikesi düşük sular olarak nitelendirilebilir (Şekil 3.1). Karapınar’ın kuzey ve güney doğusu ile güneydeki Zengen bölgesinde yüksek tuz içeriği ve SAR değeri birlikte belirlenmiştir.
Richards’ın (1954) sınıflamasına göre yapılan değerlendirme ve ovadaki bulunma oranı Tablo 3.3’te verilmiştir. Ova yeraltı sularının %86.8’i orta ve yüksek oranda tuzluluk göstermektedir. Yeraltı sularının %13.2’si sodyum açısından sorunludur. Ovanın büyük bölümünde özellikle Çumra yakınlarındaki kumlu tepe civarlarında ve Karapınar’ın güney doğusundaki marl topraklara sahip alanlarda sulamada pompajla çıkarılan yeraltı suları yoğun şekilde kullanılmaktadır. Yeraltı suyu kalitesinin, özellikle havzanın ortasında Karapınar’ın güney ve doğusundaki volkanik kökenli tuzluluk içeren sığ taban suyunun buharlaşmasından büyük ölçüde etkilenmektedir. Karapınar’ın güneyindeki volkanik bir dağ olan Meke dağı yakınlarındaki yeraltı sularının iletkenlik değerleri 50 dS/m’yi aşmakta ve SAR açısından da son derece yüksek değerlere sahiptir. Krater gölünde ise durum daha da kötüdür. Havzanın batı bölümündeki yeraltı sularında artan tuz konsantrasyonuyla birlikte durum daha da kötüleşmektedir. Özellikle Konya’nın doğusunda bu daha da belirgindir.
Tablo 3.3 Konya Ovası yeraltı sularının Richards’a (1954) göre sınıfları ve dağılım oranları
Uygunluk Sınıfı Sodyum İçeriği Tuzluluk Tehlikesi Havzada Kapladığı Alana (%)
1 Düşük Orta 30.0
2 Düşük Yüksek 56.8
3 Düşük ve Orta Çok Yüksek 9.0
4 Yüksek Çok Yüksek 2.3
5 Çok Yüksek Çok Yüksek 1.9
Simge 1 2 3 4 5 Sınıf C2S1 C3S1 C4S2 (C4S1) C4S3 C4S4
Şekil 3.1 Konya Ovası yeraltı sularının Richards (1954) sınıflamasına göre dağılımı 3.2 Ovada Toprak Tuzluluğu
Konya Ovasında yapılan tuzluluk ve alkalilik etütlerine göre; toprağın ilk 40 cm’lik bölümünde hafif tuzluluk söz konusudur. Havzanın doğusu ve Karapınar ilçesinin kuzeyi dışındaki alanlarda toprakların elektriksel iletkenlik değerleri oldukça yüksektir. Havzanın batısındaki tuzlu toprakların dağılımı çok daha karmaşıktır. Bunun nedeni batı bölümdeki dağlardan doğan yeraltı ve yer üstü su kaynaklarıdır. Özellikle Çumra’nın kuzeyinde Çarşamba nehri ve yeraltı suları vasıtasıyla sulanan alanlara önemli miktarda tuz akışı olmaktadır. Ova toprakları 5 farklı tuzluluk sınıfında toplanmış ve dağılım oranlarıyla birlikte Tablo 3.4’de gösterilmiştir. Çok şiddetli tuzluluk gösteren ve ikincil kaynaklardan kaynaklanan tuzluluğun olduğu bölgelerdeki en önemli ikincil tuzluluk kaynağı taban suyunun buharlaşması sonucu oluşan tuzluluktur.
Tablo 3.4 Ova topraklarının tuzluluk değerleri ve bunların dağılımı Tuzluluk Sınıfı
Toplam Alandaki Yüzdesi (%)
Kendinden Solonchaks
İkincil Kaynaktan Solonchaks
0—2 mmho/cm (Tuzsuz) 61.0 - -
2—4 mmho/cm (Az Tuzlu) 15.0 7.0 8.0
4—8 mmho/cm (Orta Derecede Tuzlu) 8.5 4.0 4.5
8—16 mmho/cm (Şidetli Tuzlu) 7.0 2.0 5.0
> 16 mmho/cm (Çok Şiddetli Tuzlu) 8.5 0.5 8.0
Konya ovasındaki tuzların kökeni farklıdır. En büyük grubu deniz tortularından, volkanik yataklardan ve kayaların aşınmasından meydana gelen tuz grubu oluşturmaktadır. Tüm havzanın altı eski deniz tortularıyla kaplıdır. Bu nedenle de ovada yüksek oranda çözünmüş tuz, jips ya da her ikisi birlikte bulunmaktadır. Jipsli topraklar özellikle Ereğli’nin doğusunda yer alan Bahçeli Köy civarındadır. Söz konusu köyün toprakları ağırlıklı olarak saf jips ve kahverengi topraklardan oluşmaktadır. Ovada, toprakların tuzlanmasıyla doğrudan ilişkili olan ve aynı zamanda da volkanik aktiviteye sahip olan fay hatları Bor ilçesindeki Kara Dağa doğru uzanmaktadır. Ova volkanik tuzlu krater göllerine sahiptir. Yüksek tuz içeriğine sahip kül ve pomza ile çevrili olması nedeniyle bu bölgedeki topraklar yüksek oranlarda tuz içerirler. Benzer durum Karapınar bölgesi
yakınlarında bulunmaktadır. Özellikle volkanik göl sınırları boyunca uzanan tuz kabukları söz konusu alanda yüzeyde rahatlıkla görülmektedir. Akhüyük yakınlarındaki volkanik aktiviteler sonucu oluşan ve elektriksel iletkenlik değeri 49.6 dS/m’yi bulan sular bulunmaktadır. Bu sular bikarbonat bakımında zengindir. Ova toprakları solonetzic özellikler göstermektedir. Özellikle ovanın uzak doğusunda volkanik birikintilerde toksik seviyede bor elementi bulunmaktadır. Konya ovasında sadece yüksek alkalilik gösteren alan hemen hemen yok denecek kadar azdır. Ancak düşük kottaki bölgelerde az miktarlarda da olsa bulunabilmektedir. Sönmez ve arkadaşları, (1980) Çumra ovasında gerçekleştirdikleri çalışmada alkaliliğin eser miktarda olduğunu ve ıslahının da sadece yıkama suyuyla mümkün olabileceğini dile getirmektedirler.
Simge SAR Değeri ve Derinliği Simge SAR Değeri ve Derinliği
1 < 4.5 6 8.5-17 (40 cm’den daha yukarıda)
<4.5 (40 cm’den daha derinde) 2 < 4.5 (40 cm’den daha yukarıda)
4.5-8.5 (40 cm’den daha derinde)
7 < 8.5-17 (40 cm’den daha yukarıda)
> 17 (40 cm’den daha derinde) 3 < 4.5 (40 cm’den daha yukarıda
8.5-17 (40 cm’den daha derinde)
8 > 17
4 4.5-8.5 9 > 17 (40 cm’den daha yukarıda)
< 4.5 (40 cm’den daha derinde)
5 8.5-17 10 > 17 (40 cm’den daha yukarıda)
> 8.5-17 (40 cm’den daha derinde) Not: Dikkate alınan toprak derinliği 40 cm’dir.
Şekil 3.2 Konya ovası alkalilik haritası
Karapınar’ın güney ve doğusundaki volkanik konik bölgelerdeki derin yapıdaki topraklar, tuzluluktan etkilenmemiştir. Yüksek oranda Na içeren bu tuzlar toprak yüzeyinden sızarak 2 m derinlikte Değişebilir Sodyum Yüzdesi (DSY) yüksek değerlere çıkarabilmektedir. Bunun nedeni de yüksek geçirgenlik ve gözenekliliktir. Olası çökelmeler yüksek ve geniş gözeneklilik nedeniyle yüzeyde görülemeyebilir. Kolüviyal yamaç topraklarda 60 cm veya daha derinde volkanik materyale sahip topraklar çok yüksek SAR değerine sahip olmalarına rağmen alkalilik belirtisi göstermemektedirler. Ovadaki alkaliliğin dağılımı Şekil 3.2’de gösterilmiştir. 1970 yılında hazırlanmış bu alkalilik haritasına göre SAR değerinin 17’yi aştığı ve DSY değerlerinin %15’in üzerinde olduğu alanlar; Karapınar’ın doğusu ve kuzeyidir. Ayrıca Konya’nın kuzeyinde ki Ashm bataklığında ve Çumra’nın doğusundaki Ürünlü köy yakınlarında ki küçük alanlardır.
Alkali toprakların belirlendiği alanlar son derece tuzlu alanlardır. Demirkent – Hotamış hattının kuzeyinde alkalilik eğim boyunca belirgin bir şekilde bulunmaktadır. Bu hat boyunca, DSY 15’i geçmemekte ve orta derecede alkalilik eğilimi sergilemektedir. Ovanın iyi drene olmuş güney, kuzey ve batı bölümünde ise az miktarda alkali alan bulunmaktadır. Konya’nın batısında, Çumra’nın kuzeyinde sulama nedeniyle alkalilik karmaşık bir yapı sergiler. Konya ovasındaki alkalilik sınıfları ve bunların dağılım oranları Tablo 3.5’de verilmektedir. Yaklaşık %22’lik bir oranda 120 cm’nin üstünde ki yani yüzeye yakın bölüm, ciddi bir şekilde tuzluluktan etkilenmiştir.
Söz konusu bu toprakların ıslahı için kimyasala ihtiyaç bulunmamaktadır. Bunun nedeni de bünyelerinde yüksek oranda jipsin bulunmasıdır.
Tablo 3.5 Konya Ovası topraklarının alkalilik sınıfları ve dağılım oranları Sınıf Derinlik (cm) SAR Değer Havzadaki Oranı (%)
1 0-120 > 4.5 69.7
2 < 40
> 40
< 4.5
4.5 - 8.5 5.7
3 < 40
> 40
< 4.5
8.5 - 17 0.3
4 0-120 4.5 - 8.5 2.7
5 0-120 8.5 - 17 8.4
6 < 40
> 40 8.5 - 17 1.3
7 < 40 8.5 - 17 3.5
8 0-120 > 17
9 < 40
> 40
> 17
< 4.5 7.1
10 < 40
> 40
>17
8.5 - 17 1.0
Toplam 100.0
Havzanın batısında Çarşamba sulama sisteminin 1912 yılında kurulmasından sonra bitki verimi başlangıçta yükselerek dalgalanma sergiledikten sonra kademeli bir şekilde azalma göstermiştir. Şu an durum sulanan alanların dışında daha kötüdür. Sulanan alanlardaki yanal sızmalar toprak profilinde tuzların birikmesine ve sığ taban sularının oluşmasına neden olmuştur.
Yani zayıf toprak koşulları ve kuraklık nedeniyle hali hazırda marjinal durumda olan kireçli bölgelerin büyük bölümünde tarımsal üretim ekonomik değildir. Üretimin ekonomik olabilmesi için topraktaki tuzun bitki kök bölgesinin altına düşürülmesi ve burada tutulması gereklidir. Ova genelinde baskın tuzlar zararsız olan kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat ve jipstir. Çumra ovasının %80’ninde yanlış sulamalar ve sızmalardan kaynaklı olarak tuz birikimi sorunu bulunmaktadır.
Konya ovası topraklarının pH’sı ve değişimi Şekil 3.3 ve Tablo 3.6 gösterilmiştir. Ova genelinde sodalı toprakların olduğu alanlar ise Tablo 3.6’da verilen pH sınıflarından sadece 4.
Sınıftır. Diğer bir ifadeyle pH değerinin 8.5’in üzerinde olması gerekir. Bu da ova içinde nadiren görülen bir durumdur. Sodyum karbonatın bulunduğu küçük bir alkali alan Karapınar’ın kuzeyinde ve doğu merkezindedir. Demirkent’in güneyinde toprak pH’sı 7.6’nın üstüne çıkmamaktadır.
Ovanın %92.8’nin pH’sı 8’i aşmaz iken %7.2’sinin pH değeri 8’in üzerindedir. Buradan da anlaşılacağı üzere alkalilik çok az alanda bulunmaktadır.
Tablo 3.6 Konya ovası topraklarının pH sınıflaması ve dağılım oranları pH Sınıfları pH Sınır Değerleri Ovadaki Oranı (%)
1 < 7.6 45.2
2 7.6—8.0 47.6
3 8.0—8.5 5.5
4 >8.5 0.8
5 3 ve 4. Sınıf karışımı 0.9
Şekil 3.3 Konya Ovası pH haritası 4. SONUÇ VE ÖNERİLER
Son yıllarda artan yoğun tarım faaliyetleri ve yoğun gübreleme işlemine ek olarak yetersiz yağışlar ve artan sulamalar tuzluluk sorununu daha da büyütmektedir. Dünyadaki tarım alanlarının %15’i erozyonla birlikte fiziksel ve kimyasal bozulmayı da içeren toprak tuzluluğunun etkisinde bulunmaktadır (Wild, 2003). Bu oran ülkemizde sulanan alanlar içinde %32 civarındadır.
Daha öncede dile getirildiği üzere dünyada tuzluluk ve sodyumluluktan etkilenen alan miktarı toplam alanın yarısından fazladır.
Yüzey ve yeraltı suları Konya ovası topraklarının hem oluşumunda hem de gelişiminde etkilidirler. Dağlardan kaynaklanarak ovaya inen sürekli ya da mevsimlik sular, bol miktarda sediment taşırlar. Ovadaki yeraltı sularının ve göllerin su seviyeleri yağışlara bağlı olarak değişim göstermektedir. Özellikle kuruyan ya da suyu azalan göllerde taşınan sediment killi ana materyal üzerinde vertisol toprakların oluşmasına kaynak teşkil eder. Ovadaki yeraltı sularının özelliklerine bağlı olarak oluşan obruk gölleri, ova topraklarının hem nitelik hem de nicelik açısından zarar görmesine neden olmaktadır.
Türkiye’nin en kurak alanlarından olan Konya il sınırları içinde 454022 ha’lık alan, su fazlalığı nedeni ile tarımsal üretimde kullanılamamaktadır. Bu suretle kuraklık ile fazla ıslaklık gibi ekstrem koşulları arazinin topoğrafik yapısı ve geçirimsiz alt toprak katmanları nedeni ile, yan yana görmek mümkündür (Anonim, 2004).
Konya kapalı havzasında yıllık yağış miktarı ortalama 400 mm civarındayken, su gereksinimi yüksek olan şekerpancarı tarımı ağırlıklı olarak yapılmaktadır. Şekerpancarının yıllık su gereksinimi ova için 800 mm’den fazladır. Su kaynakları açısından özelliklede sulamanın yeraltı suları ile yapıldığı dikkate alınırsa durumun vahameti daha da iyi anlaşılabilir. Hali hazırda bölgedeki yeraltı suyu seviyeleri hızla düşmektedir. Konya ovası nezdinde tüm kapalı havzalar için yapılması gereken çalışmalar aşağıdaki gibi sıralanabilir.
1. Planlama ve projelendirmelerde dikkat edilecek hususlar: Konya kapalı havzasının da içinde olduğu kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde sulama amacıyla yapılacak planlama ve işlemlerde mutlaka su kalitesi ve toprak tuzluluğu dikkate alınmalıdır. Diğer bir ifadeyle sulamada kullanılacak suların kaliteleri uygulanacak toprak ve bitki koşulları dikkate alınarak ayrıntılı bir şekilde birlikte değerlendirilmelidir. Yapılan tarımsal üretimin sürdürülebilirliği buna bağlıdır.
2. Havzanın seri bazlı toprak etütlerinin yapılması: Havza topraklarının en kısa sürede seri bazlı toprak etütlerinin tamamlanması gerekmektedir. Bu durum hem sulama açısından hem de diğer işlemler için gereklidir. Sürdürülebilir bir tarımsal üretim ancak uygun girdilerin gerektiği şekilde sağlandığı sistemlerde mümkün olabilmektedir. Yapılacak etütler sonucunda önemli bir veri tabanı oluşturulmuş olacaktır.
3. Toprak tuzluluğunun mekânsal değişiminin belirlenerek izlenmesi: Toprak tuzluluğunun belirlenmesinde Elektro Manyetik İndiksiyon (EMI (EM38 vb.)) aletinden yararlanılarak havzanın en kısa sürede tuzluluk haritası hazırlanmalıdır. Belirlenen sorunlu alanlarda acilen ıslah programları başlatılmalıdır. Ayrıca düzenli olarak ovanın tuzluluk haritaları güncellenmelidir. Bu şekilde yapılacak izlemeler neticesinde oluşması muhtemel sorunlar, oluşma aşamasında tespit edilerek çözüme kavuşturulacaktır. Böylelikle sürdürülebilir bir tarımsal üretimin en önemli engellerinden bir tanesi olan toprak tuzluluğunun olası etkileri ortadan kaldırılacak ya da azaltılacaktır.
4. Su kalitesinin belirlenmesi ve izlenmesi: Havzada yoğun bir şekilde farklı katmanlardan yeraltı suları çekilmektedir. Bölgedeki kuyu sularının kalitesi mutlaka belirlenmeli ve bunların izlenmesi sağlanmalıdır. Özellikle toprak tuzluluğu ve bitki besin elementleri açısından bu durum çok önemlidir. Uygulanan gübreleme programlarının başarısı su kalitesine bağlıdır. Bazı bölgede su kalitesi açısından sakıncalı sular yaygın şekilde sulamalarda kullanılmaktadır. Bu durum sürdürülebilirliği etkileyen en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ovada yapılan basınçlı sulama sistemlerinin kullanıldığı bölgelerde olası tuzlanmaya karşı mutlaka yıkama suyu sulamalarla birlikte uygulanmalıdır. Bu nedenle de sulama yapılan alanlarda drenaj ihtiyacı olan bölgelerin drenaj sistemlerinin kurulması sağlanmalıdır. Ayrıca sulamalarda atıksuyun kullanıldığı bölgelerde hem sulama suları hem de toprak ve bitki birlikte dikkatli bir şekilde izlemeye alınmalıdır. Olası problemlerin önceden belirlenerek gerekli önlemlerin alınması ile sürdürülebilir bir tarımsal üretime önemli katkılar sağlanabilir.
5. Bitki desenin belirlenmesi ve izlenmesi: Bölgede yetişme periyotunda susuzluğa karşı dirençli veya nispeten daha az su isteyen bitkilerin tarımı yapılmalı ve bu da teşvik edilmelidir.
KAYNAKLAR
Anonim, 1975. DSİ, 1975, Konya-Çumra-Karapınar Ovaları Hidrojeolojik Etüt Raporu, Ankara.
Anonim, 2004. Türkiye Çevre Atlası. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğü Çevre Envanteri Dairesi Başkanlığı 2004, Ankara.
Anonim, 2012. Faaliyet Raporu 2012. T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü. Ankara.
Anonim, 2013. Web Sitesi. Adres: www.konya.gov.tr. Erişim Tarihi: 05.10.2013
Driessen P.M., 1970. Soil salinity and alkalinity in the Great Konya Basin, Turkey. Department of Tropical Soil Science, Agricultural University, Wageningen, Netherlands. ISBN 9022003086
Ghassemi, F., Jakeman, A.J., and Nix, H.A. (1995) Salinization of Land and Water Resources.
Univ. of New South Wales Press, Ltd., Canberra, Australia.
Martinez-Beltran J, Manzur CL. 2005. Overview of salinityproblems in the world and FAO strategies to address the problem. Proceedings of the international salinity forum, Riverside, California, April 2005, 311–313.
Pitman M. G. and Läuchli A, 2002. Global Impact of Salinity And Agricultural Ecosystems. A.
Läuchli and U. Lüttge (eds.), Salinity: Environment - Plants - Molecules, 3–20. 2002 Kluwer Academic Publishers. Printed in the Netherlands.
Richards, L. A. 1954. Diagnosis and Improvement of Saline and Alkali Soils, U. S. Department of Agriculture Handbook, Vol. 60, Washington D. C., USA. p.160.
Sönmez, N., Ayyıldız, M., Güngör, Y., Erözel, Z., Baumann, H., Kretzschmar, R., 1980. Çumra Sulama Şebekesindeki Tuzlu ve Sodyumlu Toprakların Islahı Üzerine Bir Araştırma. Türk Tarımının Geliştirilmesi Üzerine Araştırmalar. Göttingen Georg-Agust Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakülteleri Arasındaki Ortaklığın Sonuçları 1966-1980. Türkçe – Almanca Sempozyum. 23 Kasım 1980. Ankara.
Tas İ., Kırnak, H., 2001. Harran Ovasında Sulama Sonrasında Tuzluluk ve Taban Suyu Durumu”
GAP II.Tarım Kongresi, 783-792, Şanlıurfa, 2001.
Wild A., 2003. Soils, Land and Food: Managing The Land During The Twenty-First Century.
Cambridge, UK. Cambridge University Pres.
Wilcox, L.V., 1955. Classification and use of irrigation waters. US. Department of Agriculture Circular No. 969