2013 YILI 2013 YILI Faaliyet R a p o r u Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
2013 YILI
Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
DANIŞMA MECLİSİ (01.01.2013 - 31.12.2013) DÖNEMİ FAALİYET RAPORU 12.01.2013 TARİHLİ TOPLANTI
GÜNDEM
1- Bilgilendirme,
2- Mesleki Taleplerimizi Karşılamayan Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin değerlendirilmesi, 3- Dilek ve Temenniler
12.01.2013 tarihinde Odamız’da gerçekleştirilen Da- nışma Meclisi toplantısında gündem ve bilgilendirmenin ardından, Kamu Gözetim Kurumu’yla ilgili olarak görüş ve değerlendirmelerde bulunuldu. En önemli konu olan Bağımsız Denetimin geleceği üzerine gerçekleştirilen ko- nuşmalarda yapıcı çözüm önerileri ve eleştiriler sunuldu.
TOPLANTI METNİ
İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan:
Sayın meclis başkanı, değerli meclis üyeleri, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sizinde ifade ettiğiniz gibi top- lantıyı biraz erken bitirebilirsek iyi olacak. Saat 13:00’de Galatasaray’da toplanılıp Taksim’e yürüyüş var. TMMOB ile ilgili, oynanan oyunlarla ilgili meslek odalarının dayanışma eylem süreci var. Ayın 9’da İstanbul’da 7 akademik meslek odası olarak Baro’da yapılan bir toplantıda destek verdiğimizi, vereceğimizi, yanlarında olduğumuzu ifade ettik. Bu anlamda da bugün ki eylem sürecinde de arkadaşlarımızın yanında yer almak istiyoruz. Birkaç tane bilgilendirmede bulunmak istiyorum. Daha sonra gündem konularına geçeceğim.
Geçtiğimiz günlerde de ifade ettik, muhtemelen bugün, yarın, en geç pazartesi günü web sayfamıza koyulacak.
Haksız rekabetle ile ilgili bir dizi çalışmalarımız var. Bunlardan bir tanesi yazılım konusu. Hem bu yazılım mesleki çalış- malarımızı kolaylaştıracak. Hem de haksız rekabete destek verecek bir çalışma. Nedir bu çalışma? Önce, ücret hesapla- ma pusulası geliyor müşteri ile ilgili. Bugüne kadar birçok arkadaşımız önüne tarifeyi alıyor. Gerçekten bu tarifedeki al- dığı ücret onlarca yaptığı işin karşılığı mı değil mi, bir yorumlamasını yapamıyor. Bu anlam da, önce müşteri ile ilgili bir hesaplama yapmanızı sağlıyor. Ücretin, asgari ücretin altında alınamayacağı açıklamasında bulunuyor. Buna rağmen asgari ücretin altında ücretle yoluna devam ettiği takdirde bu bilgiler oda web deposunda birikiyor, odanın da doğal olarak bununla ilgili soruşturmayı yapması gerekiyor. Ama ben meslektaşlarımızın bunu dikkate alacaklarını bilerek de- vam etmek istiyorum bu sürece. Daha sonra bu ücret hesaplama pusulasını tamamladığınız zaman program otomatik olarak sözleşmenizi düzenliyor. Uzun vadedeki hedefimiz, sözleşeme düzenlediği andan itibaren gerek odaya, gerek bir çok yere bildirimlerde bulunuyorduk. Bu sözleşme düzenlendiği anda ilgili yerlere bu bilgilerin aktarılmasını sağlamış olacağız. Programın bir başka özelliği asıl haksız rekabet boyutu burada başlıyor. Müşteri gittiği zaman ki sürecin takip boyutu. Hemen bir ihtarname düzenleye biliyor program. Neden feshettiğinizi ortaya koyuyorsunuz. Müşteriyi niçin bıraktığınızı yazdığınız zaman bir başka meslek mensubunun önüne geldiği zaman fesih nedenini görüyor. Fesih ne- deni örneğin bir önceki meslektaşın ücretini ödememişse sistem uyarıyor. Meslektaşın ücretini ödemeden alma diyor.
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
reel duruma gelmesini sağlıyor. Zannediyorum, bugün ya da pazartesi günü TÜRMOB’un hazırlamış olduğu bu yazılım özellikle web tabanı olan odalarımızda kullanılmaya başlanacak.
Oda bünyemizde kurumsallaşmayla ilgili bir birim oluşturmaya karar verdik. Bizim açımızdan önemsediğimiz bir konu. Ay sonuna kadar bu alt yapı tamamlanmış olacak. Size danışmanlık yapacak bir heyet olacak. Özellikle güçleri birleştirmek isteyen, kurumsallaşmak isteyen arkadaşlarımıza danışmanlık yapacak bir birim olarak hizmetinize sun- muş olacağız. Son olarak TTK. TTK ile ilgili olarak TÜRMOB eğitim sürecinde bilgilendirmeler yaptık. O gün ki süreçte sadece bilgilendirmenin dışında bir şey yoktu. Ortada ne tebliğ ne de yönetmelik vardı. İkinci düzenlemeleri bekledik.
Fakat hala iki tane önemli konu yayınlanmadı. Bir tanesi sicil tasdiknamesi ile ilgili bir yönetmelik var. Bu yayınlana- madı. Aslı önemlisi tüm bu yayınlanan yönetmeliklerin uygulama tebliği var. Bu da Başbakanlığa gitmesine rağmen yayınlanmamış durumda. Kısa sürede yayınlanacaktır muhtemelen. Biz de İstanbul TESMER olarak eğitmen kadromu- zu güçlendirerek, yaklaşık 90-100 kişilik bir ekiple tamamen uygulamaya yönelik bir eğitim amaçlayan, özellikle yeni TTK’ya göre müşterimize bildirimleri anlatan hususlardan bir eğitim çalışması olacak. Kuruluşlardan tutun, tavsiyelere varıncaya kadar artık işin hikaye kısmından ziyade uygulama kısmının geldiğine inanıyoruz. Bu anlamda Ocak ayında yaygın eğitimleri yapacağımızı söylememize rağmen, bu iki tane tebliğ, yönetmelik yayınlanmadığı için bizde açıkçası bu çalışmalara başlayamadık. Kimse artık işin edebiyat kısmında değil, uygulama kısmında. Bunu merak ediyorlar.
Umut ediyorum yayınlarlar ve bizde çalışmalarımıza başlarız. Baktığımızda, bize gelir sağlayacak işler olarak görmemiz gerekiyor. Yani her yapacağımız işi bedeli var. Bunları doğru şekilde bildiğimiz takdirde meslek camiamızın gelir elde etmesi mümkündür.
Sayın başkan bu bilgilendirmeden sonra müsaadenizle bugün ki gündem maddesine gelmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, son iki, üç yıldan beri bu konu tartışılıyor. Özellikle TTK gündeme geldiği andan itibaren, bağımsız denetim olgusu hiç gündemimizden düşmeyen bir konu oldu. Ben sizlere bir süreç önünüze koyacağım. Başta Kamu Gözetim Kurumu olmak üzere oluşturdukları yapının AB yönergelerine uygun olduğunu iddia ediyorlar. Sizden ricam, 2006 yı- lında yayınlanan 8. Yönergeyi incelemenizdir. Şimdi bu yönergeyi incelediğiniz zaman, bu işi siyaseten konuşmuyorum sevgili arkadaşlar, burada en azından meslek mensubu olarak renk ayrıma herkesin sahip olduğuna inanıyorum. İnce- lediğiniz zaman, sadece bir şeyini okuyacağım sayfa 13’te; “Madde 6 eğitime ilişkin koşullar” diyor, “Madde 11’e aykırı olmamak koşuluyla bir gerçek kişinin yasal denetiminde bulunabilmesi için önce üniversiteye giriş ya da eşit düzeyde eğitim veren bir eğitim kurumuna girmiş olması, daha sonra teorik bir eğitim programını tamamlamış olması, konuyla ilgili bir pratik eğitimi tamamlamış olması, üye ülke tarafından düzenlenen ve resmen tanınan üniversite, final ya da eş değer düzeyde bir mesleki yeterlilik sınavı vermiş olması gerekir” diyor. şimdi, başından beri ifade ettiğimiz konu.
Burada uymayan tek bir şey var, 3 yıl bir denetçi yanında deneyim için pratik eğitimi görmesi boyutu var. Hatta bölge toplantılarında bir geçiş dönemi olduğunu bu sürelerin yumuşatılması gerektiğini ifade etmiştik. 2006 yılında direktif yayınlanıyor. Yine 2008 yılında 6. ayda meclise bir tasarı sevk ediliyor. Bu tasarıyı mutlaka, özellikle kanaat önderi olan arkadaşların okuduklarını inanıyorum. Ama ben izninizle, tasarının iki maddesini size okuyacağım. Yani hükümet tara- fından verilen bu tasarı o gün ki itibarıyla 8. Yönergeye uygun olarak hazırlanan bir tasarıdır. Hala meclisin web sayfa- sında bu tasarı mevcuttur. İsteyen arkadaş hemen indirebilir. Bir çıktı verebilirim. Diyor ki, “Bağımsız denetçi, bağımsız denetimi yapmak üzere kurumun gözetimi altında TÜRMOB tarafından meslek mensupları arasından özel denetçi ve iş- lem denetçileri dahil yetkilendirilen kişileri ifade eder”. “Madde 9- kurulu yetkileri şunlardır; bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarına yönelik olarak TÜRMOB tarafından yapılan sınav, yetkilendirme, tescil sürekli eğitim faaliyetleri, mesleki etik kurallarının belirlenmesi, inceleme ve denetim sonuçlarında aykırılık saptanan bağımsız denetçilerinin fa- aliyet işlemlerinin askıya alınması veya iptali, disiplin ve soruşturma işlemleri ile bunlara yönelik oluşturulacak güvence sistemini gözetlemek ve bu alanlardaki eksiklik ve aksamaların düzeltilmesi için TÜRMOB tarafından gerekli tedbirin
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
sağlanması” demiştir sevgili arkadaşlarım. Yani o gün 2008 yılında meclise sevk edilen tasarı bu. Bizim de başından beri olması gerekli olduğunu ifade ettiğimiz, farklı bakmamız gerektiğinin temel nedeni bu kurumun asli görevinin gözetle- mek olduğunu açık bir şekilde ifade ediyor. Hal böyleyken 2011’e geliyoruz. Kasım ayında farklı bir anlayışla sadece bizimle ilgili değil, bir çok meslek odasıyla ilgili, onları işlevselliğini kırmak adına gerek meclis, gerek meslek örgütlerini devre dışı bırakan bir anlayışla karşı karşıya kaldık. Türkiye Muhasebe Standartlarının Başkanı, bu ülke de öyle yerlere hizmet vermiş insan dahi, kurumun kapatıldığını Resmi Gazeteden öğrendi arkadaşlar. Biri doğru biri yanlış. 2008 yılında meclise gelen tasarı neye göre hazırlandı, 8. Yönergeye göre hazırlandı. Ne oldu da, meclis ve meslek örgütleri devre dışı bırakılarak bir kararname ile bu uygulamayı yapmayı ihtiyaç duydunuz! Biz açıkçası bunun hukuka aykırı olduğunu ifade ettik. Hatta konunun Anayasa Mahkemesine götürülmesini sağladık. Kasım 2011’den bu yana 4 meclis toplantısı, 4 başkanlar kurulu toplantısı,5 televizyon, 15 duyuru, 3 makale her yerde bu oluşan yapının ne 8. Yönergeye uygun olduğunu ne de ülkemizin koşullarına uygun olmadığını ifade ettik. Bunu meslektaşın anlayacağı üslupla da kırmızı çizgilerimiz olarak ifade ettik.
Başkanlar kurulu sonucu itibariyle ilgili kuruma aktarıldı. Hepinizin bildiği gibi demokratik bir toplumda süreç itibariy- le meslek örgütlerinin taleplerinin değerlendirilmesini bekledik doğal olarak. Ama sonuçta görüşlerin hiç birisine itibar verilmedi. Bildiğiniz gibi yönetmelik yayınlandı. Yapılacaklar ile ilgili meclisi ertesi gün toplamamız gerekiyordu. Tabii pratik olarak mümkün değil. Araya yılbaşı girdi. Bu süreç içerside toplantıya kadar reflekslerimizi ortaya koymaya çalıştık.
TÜRMOB’un temsilcisi tarafından ilgili yönetmeliğe meslek örgütü muhalefet şerri konulmuştur. Aynı anlattığım gerek- çeleriyle. TÜRMOB, doğal olarak gazete ilanı refleksinin arkasından, başta İstanbul odası olmak üzere diğer odalarımızda bu sürece destek verdi. İşin geç olmadığını, sayın Başbakana aktaralım dedik. Mektuplar gönderildi. Sonucu bekliyoruz.
Bizim meclisten talebimiz şudur; bir kere biz bu yönetmeliği tanımıyoruz. Meslek örgütünün taleplerini yerine getiren bir yönetmelik değil. Bir adım daha ileriye gidiyoruz, bu kurum kendini meslek örgütünün yerine koyarak yoluna devam eden bir kurumdur. Siyasallaşan bir sürece giden bir kurumdur. Bu anlamda da meslek örgütlenmemizin yapacakları olduğuna inanıyorum. Meclisten bu konuda ne yapacaklarımızın olduğuna dair yanıtları almak istiyoruz. Bizim sorunumuz itiba- riyle hukuksal hakkımızı kullanmayacağımız konusunda hiçbir arkadaşımızın şüphe etmemesi gerekiyor. Başta TÜRMOB olmak üzere, Yeminli odaları başta aradıklarını bulduklarını zannettiler. Sakarya Üniversitesinde dersleri iptal edilince bu eğitimlere katılmayıp beklemeyi tercih ediyorlar. Bu yönetmelik tümüne karşı. Dolayısıyla eğitimle kalacak olan bir durum söz konusu değil. Hukuksal süreci TÜRMOB ve 80 SMM odası sonuna kadar kullanacaktır. Hukuk sürecinde ciddi sonuçlar elde edileceğine inanıyorum. Meslek örgütü olarak demokratik haklarımız vardır. Bugün, TMMOB’ yapılanlar bu anlamda da 13 Haziranda meslek mensupları yürüyerek haklarını nasıl dile getirdiyse bugün de meclisimizden ne yapılmasını dile getirmesini bekliyoruz. Bizim eksiğimizi söyleye bilirsiniz, TÜRMOB’un eksiğini söyleye bilirsiniz ama ortada bir mal var arkadaşlar. Sonuç var. Bu sonuç bizim. Taleplerimizi karşılıyor mu karşılamıyor mu! Bu sonuca karşı ya dolaylı olarak bu kuruma destek vereceksiniz, açık açık söylemeden. Ya da mücadele edeceksiniz. Bu anlamda bizim meclisten beklentimiz önümüze net bir hedef koymanızı diliyoruz. Şuanda denetim sürecinde bir Pazar yok. Ama bu konuya uzun vadeli bakıl- ması gerekiyor. Denetim herkesin hakkıdır derken, kimse de şunu sulandırmasın, oturup herkesi denetçi yapacak bir kural söz konusu değil. Herkesin hakkıdır ama denetimi kalite yapıp kontrol etmekte bu kurumun görevi olması gerektiğini savunduk. Meclisten net bir düşünce ortaya çıkar umarım. Genel tablo ortada. Sayın başkan aktaracağım hususlar bunlar.
Tarihi sürece karşı önemli katkıların gelmesini bekliyorum. Meclis üyelerine saygılar diliyorum.
Oktay YeşilYurt:
Sayın başkan, değerli meclis üyeleri hepinizi saygıyla selamlıyorum. Aslında bugün buraya çıkarken her zamankinden isteksiz bir şekilde çıktım. Yani arkadaşlarımız artık birbirimizi tanıyoruz. Benim yapımı, tavrımı az çok bilirler. Ben olmaz- lardan bile olmazların çıkarılabilmesi için uğraşan bir yapıya sahibim. Onu her toplantıda her vesile de sizlerle paylaşmaya
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
gayret ediyorum. Ancak üzüntüm şu, sayın başkan çok açık ve net bir şekilde meclisin bir yol haritası çizmesi gerektiğini söyledi. Bence de meclisin asli görevi budur. Hangi konuda olursa olsun elbette yöneticilerimizin idari tasarruflarına müdahale etmeye kalkışmaksızın kendi görev sahası içersinde önüne koyulan gündemle ilgili olarak bir yol haritası çizmekle görevli olan bu meclisin çizeceği yol haritasının da yöneticilerimiz ve ilgililer tarafından hayata geçirilmesini beklemek meclis mensuplarının da en tabii hakkı olması gerekir. Meclis mensupları da burada söylediklerinin hayata geçirilmesi konusunda takip yapması gerekmektedir.
Bugüne kadar yapılan bütün meclis toplantılarına arkadaşlarımızın aşağı yukarı eksiksiz ve yoğun katılımla geldik- leri ortadadır. Burada söylenenler ortadadır, kayıttadır. Üzüntüm şudur, bugüne kadar mecliste ortaya konan görüşler ve yöneticilerimize tayip edilen istikametler yöneticilerimiz tarafından uygulanmamıştır. O nedenle isteksizim. Buna rağmen tarihe not düşmek adına ve sayın başkanında net ifadelerle bize bir yol gösterin, bize bu konuda istikamet tayin edin nedeniyle burada söz almış bulunuyorum. Elbette konuya ilişkin hazırlığımız var. Ancak ondan önce bir başka hu- susu dile getirmek istiyorum. Arkadaşlar, hepinize gelmiştir, benim telefonuma da geldi. Denilmektedir ki, yaptığımız görüşmeler sonucu bağımsız denetim ücretleri 2500 liradan 250 liraya düşürüldü. Bunu diyen bir meslek grubumuz.
Böyle bir şey olmaz arkadaşlar. Bu meslek grubumuz aynı zamanda muhtelif odalarımızda yönetimde ama aynı şekilde İstanbul Odasının da, TÜRMOB’unda yönetim ortağı. Grup olmasına rağmen muhatap kabul eden devlet organları ne adına böyle tasarrufların sağlanmasına icazet verebiliyorlar. Bu gurubumuz ne adına kalkıp da kendi başına yöneti- minde ortak olduğu odalarla, üst yönetimle paylaşmadan yapma girişiminde bulunabiliyor. Biz burada doğruları ko- nuşacağız arkadaşlar. Onun için bazen adımız başka anlamlara çekilebiliyor. Başka bir üzüntümü belirtmek istiyorum arkadaşlar. Bağımsız denetimi konuşuyoruz bugün, ancak bağımsız denetim meselesiyle ilgili yine yönetim ortağı olan grubumuz tamamen kamu gözetim kurumunun paralelinde görüş ortaya koyuyor. O zaman gözetim kurumu doğru yapıyormuş, bizim burada en azından konuşmamızı gerektirecek bir şey yok bu arkadaşlara göre.
Şimdi geliyorum konuya ilişkin sunumumuza. Arkadaşlar, bu mesele de başından itibaren ilgili ve sorumlularımız yanlış yapmıştır. Her söylediğim kimseye şahsen bir gönderme yapmak maksadını taşımıyor. Bunun altını özellikle çiz- mek istiyorum. niye yanlış yapıldığına girmeyeceğim. Uzun konu. Bunun yerine sonuç almak istiyorsak, ki sayın baş- kanda olayı bana göre doğru noktasından gözler önüne serdi. Cümlesinde bence altı çizilmesi gereken husus şuydu, bağımsız denetim yönetmeliğini tanımıyoruz. Anahtar cümle budur. Buradan yola çıkarak kıymetli vakitlerinizi fazla almamaya dikkat ederek, size doğru mücadelenin nasıl olması gerektiğine dair görüşlerimizi aktaracağım. Sonuç ala- caksak doğru mücadele tarzını belirleyip öyle yol almalıyız.
“Danışma Meclisimizin değerli üyeleri, İş olanaklarımızın gittikçe daraldığı,denetçilik hakkımızı alamadığımız ve denetlenecek şirket sayısının YOK mertebesine indirgendiği koşullarda bir büyük hücumla karşı karşıyayız..Durum cid- didir.Bu hücum mesleğimizin ve meslektaşlarımızın geleceğini tehdit etmenin ötesinde bizleri yok etmeye ve köleleş- tirmeye yöneliktir.Bu hücum aynı zamanda kurumlarımızı daha da etkisizleştirerek ayrı birlikler kurulmasını ve gönüllü üyelik gibi yöntemlerle herkesin kendine yeni yeni mahalle’ler oluşturmasını sağlamak içindir.
Bu büyük hücum karşısında sessiz kalmanın kaybetmeye ve dağılmaya giden yol olduğunu anlamaz isek daha çok bedeller öderiz.
Öyle ise; Bağımsız Denetim Yönetmeliği gündeminden hareketle yapılması gerekenlerden önemlileri şunlardır:
1-Öncelikle yöneticilerimiz ezberlerini bozmalıdır. “Dünya gelişmelerinin dışında kalamayız “ vb. beylik argüman- lardan vazgeçilmelidir. Bunun yerine ulusal çıkar merkezli söylemler esas alınmalıdır.
2-Elbette Bağımsız denetim meslek mensupları tarafından yapılmalıdır.Bundan vazgeçilemez.Bu hak meslek ya- samızla meslektaşlara tanınmıştır.Diğer düzenlemeler hem hakkaniyete uygun değildir,hem de gereksizdir.Buradan hareketle 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve buna dayalı Bağımsız denetim tebliği tüm hükümleri ile açık ve
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
net bir biçimde reddedilmelidir.Olumlu yönler-olumsuz yönler bulmaya çalışarak meşrulaştırıcı anlayışlar geliştirmenin hiçbir şeyi çözmediği görülmelidir.
3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 400.madde ile getirdiği lehte hüküm merkez alınarak bu yasayı yüceltme tutumundan vazgeçilmeli, 6102’nin esas olarak Çok Uluslu Şirketler ile onların yerli işbirlikçilerinin çıkarlarını düzenle- diği, içerdiği birçok hükümle ve ceza uygulamaları ile milli sermayeyi saha dışına sürdüğü kavranmalı ve kamuoyuna kavratılmalıdır.
4-Şu anda yaşadıklarımızdan hoşnut olan tek çıkar grubu Yabancı Denetim Şirketlerinin karar vericileridir. Çünkü bu iş onlara yaramıştır. Denetim alanındaki tekellerini sürdüreceklerdir. Bu nedenle bizim için işbirliği yapılacak yerler de- ğillerdir. Bir olgu olarak kabul edilmeleri ise onlara teslim olmak demektir. Bu nedenle Ülkemizin ve meslektaşlarımızın çıkarlarına ters düşen yabancı denetim şirketlerine karşı çıkılmalıdır.
5- TÜRMOB tek otoritedir. Bu gerçek mücadelenin merkezine konulmalı ve ana tema olmalıdır. Meslek mensubu ile ilgili her türlü yasa ve yönetmelik TÜRMOB’un onayı alınarak çıkarılmalıdır.
6-Meslek mensubunu yalvarma ve medet umma anlayışından uzaklaştırmak gerekmektedir. Dolayısıyla Başba- kandan medet uman, Başbakanın olan bitenden haberi yokmuş veya bürokrasisini aşamıyormuş ya da Başbakan ayrı, bürokrasi ayrıymış gibi yanlış ve yanıltıcı izlenimler yaratan basın ilanları ve mektupların sonuç getirmeyeceği artık kavranmalıdır. (Denetlenecek şirketleri daraltan Bakanlar Kurulu karar taslağının Başbakandan habersiz hazırlanama- yacağını lütfen dikkatlerden kaçırmayalım.)Basın ilanları ve demeçleri hak arama ve alma kararlılığımızı ifade etmeli- dir. Başbakanı kurumlarımızla görüşmeye zorunlu kılacak bir muhtevada olmalıdır.
7-Hak mücadelesi verilirken işbirliği çağrıları yapmanın ve bunu biraz da uyumluluğun göstergesi olarak sunmanın pratik bir değeri ve önemi yoktur. Hak mücadelesinde;
- Kerameti kendinden menkul bir bilenlerin, -“Devletle kavga edilmez” saptırmalarının,
-“Siz yürüseniz biz daha çok yürürüz” çarpıtmalarının,
-“14 şubat sevgililer gününde sevgililerimize ve eşlerimize vakit ayıramıyoruz. Bu yüzden son G.V.kalksın” sulandır- malarının, yeri yoktur. Bu türden yanlışlıklar bir kenara bırakılarak basın ve televizyonlar etkin olarak kullanılmalıdır.
Ayrıca meşru kitlesel eylemler organize edilmelidir.
8-“Yaparız “Bütün meslek mensupları bu inanca sahip kılınmalıdır. Başarının anahtarı bu inanç ve azimde saklıdır.
Aynı zamanda ısrarcı olunmalıdır. Önderlik görevi yapanlar bütün program önerilerini buna tabi kılmalı,palyatif (geçici veya geçiştirici) söylem ve önerilerden özenle kaçınmalıdır.
9- Genel’le birleşmeyen, genele kavratılamayan ve genelin sorunlarını paylaşmayan hiçbir mücadelenin kalıcılığı ve başarı şansı yoktur. Bu yüzden başarının anahtarı
a- önce tüm meslek camiasını birleştirmekten b-Sorunları Milletimize kavratmaktan c-Mesleki sorunları
Ülkenin sorunlarına tabi kılarak Ülke ve meslek mücadelesini birlikte yürütmekten geçmektedir.
10-Eylemlilik esastır. Ancak eylemlerde (bir büyük mücadele önderinin deyişiyle )başarının önemli anahtarların- dan birisi de; “Haklı zeminde, başarıyı amaçlayan, demiri tavında döven,duracağı yeri iyi bilen,başka deyişle gerektiği an ateşkesler yapan bir eylem çizgisi izlemektir”.
Değerli arkadaşlar bizim bütün bu sorunlarda sonuç alabilmemiz için formül budur. Bunun dışında yapılacak her şey, sorunlarımızı kronikleştirmekten ya da ötelemekten başka bir anlam taşımaz. Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum.
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Fehmi Soyakça:
Sayın meclis başkanı, değerli meclis üyeleri hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, bağımsız denetim ile ilgili gelinen son durumla ilgili söz almış bulunuyorum.
Yeni TTK ile gelişmiş ekonomilerdeki uygulamalara paralel olarak, ülkemizdeki bütün sermaye şirketlerinin Bağım- sız Denetçiler eliyle denetlenmesi gerektiği, aynı zamanda denetim işlerinin tarafsız bir gözlemci tarafından da göze- tilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu çerçevede, 2 Kasım 2011 tarihli RG de yayınlanan 660 sayılı kararname ile “Kamu Gözetimi, Muhasebe Ve Denetim Standartları Kurumu” teşekkül ettirilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, Yeni TTK Geçici 2.maddesi ile “ Kamu tüzel kişiliğini haiz Türkiye Denetim Standartları Kurulu kuruluncaya kadar, 397 nci maddede belirtilen Türkiye Denetim Standartları; Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşa- virler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) ile ilişkili bir Kurul tarafından uluslararası denetim standart- larıyla uyumlu olarak belirlenir. Kurulun, hangi kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşacağı ile çalışma usul ve esasları, TÜRMOB tarafından hazırlanacak ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.” hükmü ile TÜRMOB’ a yetki verilmiş olmasına rağmen bu süre zarfında yetkisini kullanmamış ve takip eden süreçte de mesleki örgüt olmanın gerektirdiği etkinliği gösterememiştir.
660 sayılı KHK’nin amacı ‘’Uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak ve yayım- lamak, bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak, denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim kuruluşlarını yetkilendirmek ve bunların faaliyetlerini denetlemek ve bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak yetkisini haiz Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu- nun kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.’’ şeklinde belirlenmiştir.
Kamu Gözetimi Kurumu bu çerçevede Bağımsız Denetim Yönetmeliğini 26.12.2012 tarihinde RG’ de yayınlayarak kamuoyuna sunmuştur.
Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin Uluslararası Uygulamalarla Değerlendirilmesi ve Önerilerimiz;
Bağımsız Denetimin uluslararası uygulamasında baz alınan kriterler, Avrupa Birliği 8 No’ lu direktifidir. Kamu Gö- zetimi Kurumunun teşekkülü ve bu kurumun yayınlamış olduğu Bağımsız Denetim Yönetmeliği bu kriterler dikkate alınarak oluşturulmuştur.
Yönetmelik ile;
• TTK’ ya uygun olarak Bağımsız Denetim yetkisinin sadece SMMM ve YMM’lere verilebileceği,
• Denetim yetkisi verilecek kişilerin en az lisans mezunu olması,
• Meslek mensupları arasında özel bir ayırım yapılmaması,
• 3 yıllık uygulamalı eğitim (staj şartı)
• Geçici Madde ile 15 yıllık deneyime sahip meslek mensuplarına sınavsız olarak Denetçilik lisansı verilmesi, Koşullarının 8 no’ lu direktife uygun olarak belirlendiği gözükmektedir.
Ancak;
• 15 yıllık tecrübeye sahip meslek mensuplarına Geçici Madde de olduğu gibi kalıcı maddelerde de sınavsız olarak denetçi lisansı verilmesinin 8 no’ lu direktife daha uygun olacağını,
•Bağımsızlık ve Bağımsızlığın Korunması başlıklı 22. maddenin 5. Fıkrasında düzenlenen ‘’..tasdik, vergi danışman- lığı ve vergi denetimi dışında danışmanlık veya başka bir hizmet veremez..’’ ifadesinin, defter tutma dışında kalan SMMM’ lik hizmetlerini de kapsaması gerektiğini,
• Eğitimlerin meslektaşlarımız için cazip bir hale getirilmesi, katılımın arttırılması ve başarı sağlanabilmesi için
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
alınacak olan eğitim ücretlerinin, bütçe kalemlerinden karşılanması veya hizmet bedeli ve mühür ücretinden mahsup edilmesini belirtmeliyiz.
Yönetmeliğin yayımını müteakiben İSMMMO ve TÜRMOB gazetelere ilan vererek şikâyetlerini dile getirmiş ve bazı taleplerde bulunmuşlardır.
Oysa KGK, 17.07.2012 tarih ve 1102 sayılı yazısı ile TÜRMOB’ tan 660 sayılı KHK’ nın 9 ve 27’nci maddelerinde yer alan hükümler uyarınca hazırlanan “Bağımsız Denetim Yönetmelik Taslağı” hakkındaki görüşlerini Kuruma iletilmesini talep etmiştir. TÜRMOB toptancı bir yaklaşım anlayışıyla ön şart ileri sürerek görüş ve öneride bulunmamıştır.
TÜRMOB Cevabi yazısında
‘’Yönetmelik taslağına “TÜRMOB ile istişare halinde ve işbirliği içinde denetçiler sicilinin ve kütüğünün oluştu- rulması, mesleki etik ilkelerin belirlenmesi ve takibi, denetçilerin disiplin işlemleri ve soruşturmaları, denetim asgari ücret tarifesinin belirlenmesi, denetçilerin temel ve sürekli eğitimlerinin ve denetim sınavlarının yapılmasına yönelik bir madde hükmü eklenmesini, bu Yönetmeliğe maddeler bazında ilave görüş verebilmek üzere temel şart olarak gör- mekteyiz.
Yönetmelik taslağında bu temel yapısal değişikliğin yapılmaması halinde ise, Birliğimiz ve Odalarımızca taslağa maddeler bazında bir görüş vermenin herhangi bir anlam ve önem taşımadığını düşünmekteyiz.’’ demişlerdir.
Ayrıca; Sadece Bağımsız Denetim şirketlerine gönderdiği yazıda TÜRMOB;
IFAC (Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu)’ın Bağımsız Denetim Şirketleri ve Bağımsız Denetçiler adına yerine getirilmesi ile Avrupa Birliği 8. Direktifine uygun olarak Denetim yetkilerinin tanınması için IFAC ve FEE (Avrupa Muha- sebeciler Birliği) nezdinde gerekli çalışmaları başlattığını belirtmektedir.
Herkese Bağımsız Denetim yetkisi verilmesi isteminde bulunan TÜRMOB’un IFAC ve FEE nezdinde yaptığı girişimle- rin 90.000 meslek mensubuna ilan etmeden sadece Bağımsız Denetim Yetkisi almış denetçiler adına yürütüyor olması, TÜRMOB’un popülist söylemleri açısından malumun ilanıdır.
Her platformda sınava karşı olduklarını ilan eden İSMMMO ve TÜRMOB, KGK’ na görüş bildirmek için denetim sınav- larının ortak yapılmasını ön şartlardan biri olarak ileri sürmüşlerdir. Kamu Kurumu Niteliğindeki TÜRMOB ve İSMMMO’
un bu yaklaşımı, Kamu ve Meslektaş nezdinde itibar kaybı oluşturmaktadır.
Genel olarak değerlendirmek gerekirse; şikâyet olarak ele alınan konular, yeterli dayanak olmaksızın ileri sürülmüş iddialar olup;
1- Yukarıda da değerlendirdiğimiz gibi yönetmelikteki temel kıstasların 8 no’ lu direktife uyduğu açıktır. Aksine,
‘’Birlik ve Oda’’nın talep ettiği ‘’Denetim yetkisi nin TÜRMOB tarafından ruhsatlandırılmış tüm meslek mensupları için geçerli olması’’ ifadesi meslek mensupları nezdinde ilk anda sempati ve heyecan uyandıran ifadeler olmakla birlikte yaptıklarıyla çelişmekte ve ne yazık ki bu söylem,meslek mensubuna değer katan, itibarını yükselten, gelirini arttıran bir yaklaşım değildir.
2- Talep edilen denetim yetkisinin zaten meslek yasamızda var olduğu ve KGK’ nın bu varsayımla hareket ederek bütün TÜRMOB üyelerine denetçi lisansı vermesi gerektiği söylemi, Denetim Lisansını değersizleştirmekten öte bir an- lam taşımaz.
3- 23 yıllık geçmişinde, “denetim” yetkisini sadece meslek mensuplarının çok az bir kısmına kullandıran, sayısı 80 bine yaklaşmış SMMM unvanlı meslek mensuplarının ise sadece “defter tutma” ya mecbur bırakılmaları konusunda bu- güne kadar gerçek ve ciddi bir itiraz ve öneri geliştirmeyen bir kurumun, bir gecede herkesin “Denetçi” yapılması talebi gerçekçi değildir. Bu talep hayatın olağan akışına uygun değildir. Sadece şov amaçlı seçim yatırımıdır.
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
4- Bağımsız Denetim hizmeti uluslararası standartlara uygun olarak yapılması gereken ciddi bir bilgi birikimi, de- neyim, sermaye, kurumsallık, yetişmiş insan kaynağı, bağımsız davranabilme kültürü ve sorumluluk taşıma bilinci ile yapılabilecek bir meslek olarak korunmalı ve geliştirilmeli iken, bu hizmeti basit bir iş gibi göstererek meslektaş yan- lış yönlendirilmektedir. Diğer yandan TTK ve SPK’da uluslararası uygulamalara paralel olarak yapılan düzenlemelerle Bağımsız Denetim Kuruluşlarına ve Bağımsız Denetçilere çok ciddi sorumluluklar yüklenmiş olup, bu konuda meslek camiası meslek örgütleri tarafından doğru bilgilendirilmemektedir.
5- Kendi organizasyonu güven vermeyen, demokratik teamüllere uymayan bir kurumun başkalarından adalet, ka- tılımcılık ve saydamlık talep etmesi uygun düşmez.
6- İSMMMO ve TÜRMOB’un gazetelere verdikleri ilanların yaptıklarıyla çeliştiğini, seçim yatırımı olduğunu, biz mes- lek mensupları ve Meslekte Birlik Grubunun görüşünü yansıtmadığını ifade etmek isteriz.
DEĞERLENDİRMELERİMİZ
Türk Ticaret Kanunu hazırlıkları ve kanunlaşma süreci boyunca meslek mensuplarını yakından ilgilendiren “dene- tim” konusu bütün meslek mensuplarının ilgisine mazhar olmuştur. Özellikle TTK 400. maddesi ile yapılan düzenleme meslek camiası için temel belirleyici konumdadır. Bu düzenleme ile denetim yetkisinin SMMM ve YMM unvanlı meslek mensuplarınca kullanılabileceği tereddütsüz bir şekilde yasalaşmıştır.
TÜRMOB ve Odalar bir taraftan tüm meslek mensuplarının denetçi olacakları popülizmini yaparken diğer yandan planlanmamış, bütçelenmemiş, alt yapısı hazırlanmamış bir eğitim politikası yürütmüştür.
Prensip olarak eğitim faaliyetlerini desteklemekle birlikte, eğitim kadrosunun Bağımsız Denetim ve Türkiye Muha- sebe Standartları konusunda yeterli eğitim ve tecrübeye sahip olmayan kişilerden oluşturulması, adeta bir kadrolaşma gayreti görüntüsü vermiştir. Verilen eğitim süreleri nin de yetersiz kaldığını düşünmekteyiz.
Ayrıca Tam Set TFRS eğitiminin gerekliliği göz ardı edilerek, KOBI- TFRS bazında eğitim verilmiştir. Her şeye rağmen asgari düzeyde de olsa verilen eğitimlerin katkısı göz ardı edilemez. Ancak Türkiye Denetim ve Muhasebe Standartları yetkili kurum tarafından yayınlanmadan eğitimlerin başlatılması, KGK tarafından kabul edilebilirliğini ortadan kaldır- mıştır. Aynı şekilde TTK ile ilgili son düzenlemeler yapılmadan, verilen TTK eğitimleri de yetersizliğe neden olmuştur.
Popülist ve dayatmacı bir çıkış ile meslek mensupları nezdinde denetçi olma algısını yükselten Birlik ve Odalar, meslek mensubundan tahsil edilen kaynakları sorumsuzca heba etmişlerdir.
Sonucu hesaplanmadan girişilen bu faaliyetler neticesinde eğitimler KGK tarafından yetersiz olarak değerlendiril- miş, meslektaşın denetçi olma beklentisi de karşılanmamıştır. Nitekim Gazetelere verilen ilanları bu açmazın bir sonucu olarak değerlendirmek gerekir. Kaos ortamı oluşturularak bundan önce olduğu gibi bugün de kavgacı, uzlaşmadan uzak, popülist bir yaklaşımla taraflar arasındaki iletişim yolları kapatılmış ve bu süreçteki başarısızlığın üzeri örtülmeye çalışılmıştır.
Kuruluş amacı meslek mensuplarının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mes- leğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmesini sağlamak olan İSMMMO ve TÜRMOB’un, Yeni TTK ile birlikte gün- demimize giren Bağımsız Denetim sürecinde üstleneceği rolle mesleğimize, meslektaşımıza ve ülkemize ciddi katkılar sağlamasını beklerken içerisinde bulunduğu bu popülist söylemler neticesinde kendisi ile birlikte biz meslektaşlarını da değersizleştirmektedir.
Odamızın ve Birliğimizin söylemleri ile mesleğimize, meslektaşımıza ve ülkemize değer katmasını beklemekteyiz.
Saygılarımızla.
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
Erol Çelen:
Sevgili divan, arkadaşlar. Herkesi sevgi saygıyla selamlıyorum. Herkesin yeni yılını kutluyorum. Umarım bu yıl hem ülkemiz hem mesleğimiz açısından çok iyi olur. Yani TÜRMOB eğitimleri beğenilmedi ama beğenmeyen kim, kim be- ğenmeyen! Meslektaş. Hiçbir eğitim vermemiş, buna dair çalışma yapmamış bir kurumun bunu beğenmemesi ente- resan geliyor arkadaşlar. Ben bir eğitimci olarak söylüyorum bunu. 14 yıldır üniversitede eğitimci olarak bunu söylü- yorum. Şimdi biraz demokrasi anlatmak lazım. Haziruna sorsam demokrasiye kimse karşı çıkmaz. Herkes demokrasi hakkında söylemde bulunur. Biraz da ben söyleyeyim. Batı tipi demokrasi var. Temsili demokrasi. Üç tane temel kıstası var, yasama, yürütme, yargı. Artık batı tipi demokrasi dünya da pek ilgi görmüyor. Artık katılımcı demokrasi ilgi görüyor.
Gerçi bazıları bu üç kuvvet ayrılığına da karşı ama. Temsili demokrasi yönetilenlerin yönetime katılması arkadaşlar. 660 sürecinde bu oldu mu? Yasama çalıştı mı? Yasama çalışmadı. Kanun hükmünde kararname adındaki ucubeyi çıkartılar, yetkinin son günü . Bu sizin onurunuza dokunmuyor mu? Anlayamıyorum. Benim mesleğimi ilgilendiren bir karar- name son saniyede çıkarılıyor ve ben meslektaş olarak buna tepki göstermeyeceğim. Çok güzel okudu, çok sağ olsun.
Aydınlattı bizi de. Kurumun bir yetkilisi gibi kararnameyi okudu. Ben meslektaşım arkadaşlar. Kurum yetkilisi değilim.
Ben 30 yıldır meslektaşım. Üstadım var orada Erol Demirel, orada. Ayrı yerlerdeyiz şimdi o aydı, o benim ağabeyimdir.
30 yıldır bu işi yapıyorum ve iyi yapmaya çalışıyorum. Bir gurubun temsilcisinin burada konuşmaya hakkı yok. Hiçbir gurubun yok. Alındım. Bir kişi çıkacak, kuvvetler ayrımını dikkate almayacak. 90 bin insanı dikkate almayacak, bir gece kararnameyi çıkartacak. Bazı şeyleri konuşmak meşrulaştırıyor. Bu konuları konuşmamak lazım biliyor musunuz. 8 nolu direktifi aldım, üniversitede buna çalıştım. Bizlerde bunu düşünebiliriz. 8 nolu direktiften sonra ABD deki olaydan sonra binlerce olay meydana geldi. Sistem tıkandı. Bir tanesi kurban edildi ama onlarcası battı. Yani bu direktiflerle, yönet- meliklerle sistem organize edilemez. Gözetim yapan bir kurum olmalı, hatta bu kurum meslektaştan bağımsız olmalı.
Ama 8 nolu direktif yanlış yorumlanıyor. Bizim 3568 sayılı yasanın 4. Maddesi mesleğe giriş olarak genel şartları verir- ler. 8 nolu direktife uygundur. 5.,6.,7.,8.,9. lara özel şartları verirler. Bunlarda uygundur. Çok zorlamaya gerek yok. Bu kompleks nedir! Bilgiye güvenmemek nedir. Eskiden üniversitenin tekelindeydi, şimdi herkeste var. Güvenin kendinize biraz. Çıkıp burada bir kurumun sözcüsü gibi konuşmanın anlamı yok. Bizi bağlayan hiçbir kurum yok. Bizler bağımsızız.
Bizim aklımızın kimsenin kullanmasına ihtiyacımız yok. Bunu biz geliştirelim. 3568 sayılı yasayı konuşmayız, geliştir- meliyiz. Bununla ilgili komiteler oluşturmalıyız. Biz geliyor burada böyle garip, anlamsız. Bu konuda net dava açılmalı.
60 günlük süre var. Ne olmak lazım. Ben genel konuşuyorum. Bence pazartesi günü ilk iş olarak dava konusu yapılmalı arkadaşlar. Bir ekmek mücadelesi. Üretimden gücü kullanalım. Sonra başka bir kurum başka bir işimizi daha engelleye- bilir. Tepeden inmeci zihniyet bizim her şeyimizi engelleyebilir. Teşekkür ederim.
Hasan Hüseyin Kırmızıtoprak:
Arkadaşlar merhaba. Erol arkadaşım bir çok boyutuyla ortaya koydu ama eksik kaldığını düşündüğüm bir iki ko- nuya değinmek istiyorum. Tablo aslında içler acısı. Yönetimde olan iki grubumuz birbirini suçlar boyutta. Ortada sorun duruyor. Erol arkadaşımda ifade etti. Ben bir meslek örgütünün yönetiminde olacağım, azınlıkta, çoğunlukta hiç fark etmez. , Sorumluluklarım olacak. Bir yasa ile belirlenmiş mesleğimin altı oyulacak. Hem de yetkisi olmadığı halde gayri meşru bir kurumun benim yasa ile belirlenmiş haklarımın hiçleştirilmesini ben savunacağım. Valla bunu nasıl ifade edeceğimi şaşırdım. Kelime bulamıyorum. Arkadaşlar, empati yapalım. Empati şu, yani farklı bir kurum bunu yaptığın- da ve siyasi olarak benden uzak olduğunda ben bu meseleye, nasıl bakarım. Ekmeğini yediğim bir mesleğin göz göre göre can çekişmesine seyirci kalamam. Hangi boyutta darbe getiriyor ve ihanette bulunuyor onu da sorgulamam lazım.
Arkadaşlar ifade etti, TÜRMOB yöneticilerimiz bu sürece ilişkin edilgen, seyirci kaldı, atak davranamamıştır, müdahil olamamıştır. Buna katılabiliriz. Ama bu başka haksızlığın, başka gaspı, vahşeti onaylamamız anlamına gelmez. Meslek
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
örgütlerimizin alaylı süreciyle başlamıştır bu durum. Bu sürece dahil olamadık. Seyirci kaldık. Gene aynı noktada uluslar arası güçler, tekeller tarafından oluşturulan süreçte geri planda kalmış olduk. Bu süreçte hepimizin sorumluluğu var.
Herkes buradan kendisine pay çıkartarak özeleştirisini vermek zorundadır. Gelinen noktada gayrı meşru bir kurumu meşrulaştırarak tartışmalara girilmesinin anlamı yok. Okunan metin, meşrulaştırmak üzerine bir metindir. Reddediyo- rum. Ne yapıyoruz ya! Aynaya bakıp kendimizi sorgulayalım. Biz kanun hükmünde kararnamenin gayrı meşru olduğunu söylüyoruz. Öyle bir yazmışsınız ki sanki yönetmeliği siz yazmışsınız gibi. Böyle bir şey olabilir mi! Gerçekten çok üzü- cü. Mesleki sorunlara ilişkin arkadaşlarımızın önerileri var. Ama bu sürece ilişkin başka bir pencereden bakarak, yarın pişman olabileceğiniz yaklaşımlardan derhal kaçınmanız gerektiğini düşünüyorum. Herkesin kendine göre demokrasi anlayışının geçerli olmadığı günümüzde kanıtlanmıştır. İçinde boğulacağımız bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor.
Toplantılarda geldiğimiz aşamada, bu yönetmeliğin tek bir maddesine öneri sunmak, diğer boyutuyla kararnameyi meşrulaştıracağı için böylesi önerilerden sakınıyoruz. Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açılan bir kurumun oluş- turacağı yönetmeliğin meşru olabileceğini düşünenler varsa bu mesleği değil, başka bir şeyi yapıyor diye düşünmek lazım. Tümden reddediyorum. Bir sürü mevzuat kanun okuyoruz. Biraz da Anayasa’nın birkaç maddesine bakmak ge- rekir. Kamu da kurum oluşturma kararname ile oluşturulmaz. 149. Madde, 148. Madde, 91. Madde bunlara bir bakın arkadaşlar. Çalışma hakkımız gasp ediliyor hem de yetkisi olmayan bir kurum tarafından. Meclis açıkken milli iradeden bahsediliyor, milli irade görev başındayken, ona saygısızlık yapılarak paçavraya çevrilerek, bilmem kaç bakanın im- zasıyla kurul oluşturuluyor. Biz buna seyirci kalacağız ve meşru kılacağız. TÜRMOB genel kurulu yaşadık, biz de liste çıkarttık. Yönetici arkadaşlarımız bizim çıkarttığımız listeleri kabul etmediler. O paralelde bir yönetmelik oluşturdular.
Böyle yönetmelik olmaz dedik. Lütfen bunu geçirmeyelim dedik. Bakın biz o yönetmelikleri de dava edeceğiz. Çünkü demokrasi anlayışı sakat burada. Orası da sakat burası da sakat. Bu meseleleri enine boyuna tartışabileceğimiz, sağlıklı sonuçlar çıkartabileceğimiz yaklaşımları derhal bulmamız gerekiyor. Kararname böyledir. Bunu şiddetle reddediyoruz.
Yönetmeliklerini, maddelerini tartışmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Bu vesileyle biz bu sürece ilişkin dü- şüncelerimizi ifade ettik. Bu toptancı bir anlayış değil arkadaşlar. Benim mesleğim göz göre göre elden giderken seyirci kalmamamız gerektiğini, inkarcı politikadan vazgeçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Derhal bu yaklaşımlardan uzak- laşılmalıdır. Hepinize sevgi saygı sunuyorum. Taksimde buluşmak üzere.
İsmail Serkan Gezmiş:
Sayın divan. 8. Direktifle ilgili bir rapor hazırlanmıştık. O yüzden de bununla ilgili bize getirdiği tehditleri izah etmek istiyorum. Bir takım gizli tehditler var. 3568 sayılı kanunumuz ve daha önceden kurulmuş olan standartlar ile alakalı kurumumuz, bu 8 nolu direktiften çok uzak değil aslında. Uygulanabilir durumları var. Bunlar varken bir anda gözetim kurumu bildiğiniz üzere bir günde meşrulaştırıldı. Bu bize ne getirdi, ne götürdü. 8 nolu direktifte, gözüken en önemli tehdit, mevcutta bulunmuş olan büyük denetim firmaları bu paralelde Türkiye’de tanınması vasıtasıyla bizim mesleki olarak yurt içinde yapabileceklerimizin birçoğunu birinci elden terk etmemiz anlamına gelecek tehdit içeriyor. Çünkü onlar zaten bunlara hazırlıklılar. Biz otomatik olarak hiçbir eğitime tabii olmadan devre dışı çıkmış oluyoruz. Bunun haricinde gözetim kurumu mesleki bir kurum değildir. Ama 8 nolu direktifi incelediğimizde denetim mesleğinin muha- sebe mesleği olmadan, pratik tecrübe olmadan bunu denetleyemeyeceği açıktır. Burada gerçekten absürt bir şey var.
Mesleki ehliyeti verebilecek kabiliyeti olmayacak bir kurumun kalkıp bunu denetleme yetkisini kendinde bulması düşü- nülemez herhalde. Yetkiyi ben vermiyorum ama bununla ilgili şeyleri yapmıyorum. Mesleğin ana faktörü olmayan bir kurumun oldu bittiyle yukarıdan gelerek mesleğimde etmesi kabul edilemez. Anayasa Mahkemesinde konu edilecektir.
Zaten kanaat önderlerimiz var, en ufak bir şüphem yok. Odamızın mesleki anlamda ne kadar demokratik bir kurumuz ki ifade edebiliyoruz. Karşımızda ifade edebileceğimiz bir politika yok. Benim önerim iradenin daha önce nasıl mücadele
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
de basın, hukuk yollarını kullandıysa her türlü çabayı göstereceğine inanıyorum. Bizler denetim yapmayacağız, uzmanı da olmayacağız. Herkes olamayacak ama en azından sorumlu olduğumuz müşterilerimiz var. Onlara nasıl denetlene- ceklerini kim söyleyecek! O yüzden biz bunu yapmasak da, bu meslekten çıkanın yapması gerekiyor. Benim babam ve o gün orada olanlar olmasalardı, bugün ki mücadeleyi yapamazdık. Ben hepsinden de saygıyla eğiliyorum. Bugün mücadele etmezsek yarın bizim evlatlarımızda bir yerlere gelemeyecekler. Yoksa ABD’liler, Avrupalılar gelip ekmek yi- yecekler ve sizin evlatlarınızdan çalacaklar. Son olarak bugünlere gelirken, Rosh raporu ile ilgili konuyu zamanın maliye bakanı Unakıtan bile reddetmişti. Bugün geldiğimiz nokta tuhaf. Arkadaşların okuduğu sabırla dinlemeye çalıştım, şok oldum. Yani arkadaşların önünde de eğiliyorum. Nasıl bu kadar sabırlı olabildiler. TTK in niye eğitim verilmiş. Bu eğitim verilmesiydi müşterilerimize ne anlatacaktık. TTK eğitimi verildi, yasamadan geçirip yüz tane kanun değiştirdiler. Diğer konular varken neredeydiniz. Bugün memurlar bile kanunları bilmiyorlar. İlgili bakanlıklarda neyi nasıl uygulayacakla- rını bilmiyorlar. Saygılar sunuyorum.
Turan Korkmaz:
Detaya girmeyeceğim, sabah sabah demokrasi dersi aldık arkadaşlardan. Benim yeğenim ODTÜ mezunu dedi ki dayı bankada sıkıldım dedi. Mali müşavirlik nasıl dedi, ben de gelme dedim, bu mali müşavirlik ODTÜ’lü kaldıracak ma- liyette olmadı. Arkadaşım mücadele diyor. Dönüyorum düşünüyorum, nedir? Mali müşavirlik mesleği defter tutmaktan bir adım ileriye gidebilmiş midir? 90 bin arkadaşım denetçi olsun. Onu bırak 5 bin liralık KDV raporuna bakma yetkisi yok. Bunun mücadelesi verilmiyor. Bu kurum demokrasiyi bilmiyor. 80 bin adamın başkan olma hakkının, hukukunun olmadığı yerde kimse bana demokrasi dersi vermesin. Alternatif bir başkan çıkartmadığı sürece kimse bana demokrasi demesin. Onu geçin. Hocam İstanbul Üniversitesinde bir şeyler yapıyorum dedi. Türkiye’nin YMM ayıbı vardır. Sistem nasıl kurulduğunu nasıl olduğunu biliyoruz. Bugün mali müşavir toplumun gözünde neyse, kamu oyununda gözünde öyle görülmekte. Gözetim kurumu şöyle ya da böyle iyi ya da kötü. Şimdi benim çocuğum denetçi olacaksa iyi bir üni- versiteyi bitirdikten sonra bu mesleğe girecekse saygın bir kurumun üyesi olmak esastır. Aksine üç kuruşu bir yerlerden kazanıyoruz bir şekil. Demokratik kültüre sahip olmanın karşılığı böyle bir şeydir. Siz ucube bir kurumun üyesisiniz.
Kusura bakmayın böyle bir tabiri kullanıyorum, beyanınızı çıkar söylersiniz. Peki ağır kaçtıysa özür diliyorum. Söyle- mek istediğim şudur; bu kurum 80 bin kişinin kurumu olmadı. Bunu niye anlamıyorsunuz. Siz defter tutan adamdınız, gene defter tutan adamsınız. Bunun üstüne yetki koymuş mudur? TÜRMOB bugüne kadar kamu oyuna sunulmuş yazı, görüş, öneriler talebi var mıdır? Niye denetim yapmasını ön gördüğünüz kişiye al şu kadar işi yap diyememiştir. Yarın ilan istiyorum, 15 yıllık mali müşavirler yeminli müşavir olabilir. Evet, ben bunun arkasında durayım, çünkü bu benim için. Diyorsunuz ki gözetim kurum, 90 bin kişiye ruhsat versin. Ya arkadaş kendi üyene bunu hak vermemişsin. Müca- dele onur mücadelesi olmalıydı. Kanun olsa ne olur olmasa ne olur. Ne yapıyoruz, düşünüyorum kanun olmasa bizim mesleğimiz ne olurdu, hiç bir şey olmazdı. Kanunsuz zamanda da insanlar itibar etmiyorlardı. Bugünde boş yere itiraz ediyoruz. Onun için demokrasi dersi vermeye kalkmayın. Önce kendi kurumunuz içinde demokrasiyi büyüteceksiniz.
Sizi sadece defter tutan olarak gören bir kurum. Ben tarlada domates yetiştiriyorum, hariçten konuşuyorum. Defter tutmaya mahkum edilmiş bir adamsın. Hiç bir şeye mücadelen yok. Mücadeleniz bunadır. Teşekkür ediyorum.
Hasan Akdemir:
Sayın meclis saygılarımı sunuyorum. Saat bir de mühendis arkadaşların eylemleri var. Onlara saygı duymamız gere- kiyor. Biz de burada bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Buna da saygı duyulması gerekiyor. Bu nedenle meclisinde süresini kısa tutmamız gerekiyor. Sermayeler içersinde de farklı gruplar var. Anadolu sermaye var, uluslar arası sermeye var.
Anadolu sermayesi biraz kayıt dışılıkla besleniyor. Uluslar arası sermaye de kendi güveni için denetimin yaygınlaştı-
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
rılmasını istiyor. Biz bunlara taraf değiliz, biz kendi cephemizdeyiz, emek cephesindeyiz. Bu açıdan olaya bakmamız gerekiyor. Bizim içinde işe ihtiyaç var. Öyle oldu, böyle oldu yarın ben denetçi oldum. Olayın bu penceresinden bakma- mız lazım. Meslek çıkarımız burada yatıyor. Meslek camiamızın buradan bakmasını rica ediyorum. Saygılar diliyorum.
Mülayim Dinçsoy:
Saygıyla selamlıyorum. Çok enteresan bugün ki konuşmalar, mesleğin defter çalan meslektaşımız gibi. Ondan çala- rım, daha iyi yaparım dediği gibi. Kötülüye kötülüye geldiniz buraya kadar. Hangi hakla şikayet ediyorsunuz. Tabanınız- dan haberiniz yok. Yüzünüze söylüyorum, ilçe temsilcileriniz eğitimlere katıldı beğenmedik diyorsunuz. Bütün eğitim- lere katıldı ayrılmadı. Ya tabanınızdan haberiniz yok ya da maşa oldunuz. Siyaset götürdü sizi. Dönün geldiğiniz noktaya iyi bakın. Ya mesleğimiz elden gidiyor, ya yabancı sermaye gelecek. Almanya’da bütün mali müşavirler denetim yapar rapor yapar. Bu da mı size yetmez? Orada kimse meslek mensubu için söylediğinizin tekini söylemiyor. Şahsiyetinize bir şey demeyeceğim. Şüphelerim olmaya başladı bu konuşmalardan sonra. Şöyle bir silkinin, meslektaş olun, bürokrat olmayın. Ya mesleğinize sahip çıkın ya da yapamıyoruz deyip çıkın.
Şahin Kandıralı:
Sizleri saygıyla selamlıyorum. 24 kasım cumartesi danışma meclisi toplantısında SMM kimliğimden arınarak taraf- sız kimliğimle dinlemek istedim ama yapamadım. Anladığım tek şey, çözüm üretmedikleri ve hiçbir şey anlamadıkla- rıydı. Hele de meslekte birlik gurubu beni iyicene halay kırıklığına uğrattı. Şimdi de yeni bir moda çıkarttılar. Geçenlerde telefonlara mesaj geldi, meslekte birlik defter tasdiklerine ilişkin tebliği çıkartı diye. O mesajın doğrusu meslekte birlik kadroları ayın 17’sine kadar bir tebliği çıkartmayı beceremedi olsaydı daha doğru olmaz mıydı! İki gün önce yine bir mesaj. Meslekte birlik denetim ücretini 200 TL’ye indirdi. O mesajın doğrusu da meslekte birlik kadroları o denetimin ücretini 1250 yapmıştı şimdi tahkiye yaparak 250’ye düşürüp biz yaptık diyoruz, olsaydı daha doğru olmaz mıydı! Mes- lekte birlik gurubundan iki mesaj daha bekliyorum. Gözetim kurumunun çabalarımızı ve kazanımlarımızı yok sayan yönetmeliği meslekte birliğin katkılarıyla çıkartılmıştır. İkincisi de meslekte birlik grubunun adı mesleği mahveden grup olarak değiştirilmiştir. Bu mesajları gönderin, dünya da imkansız ama vallahi meslekte grubuna gireceğim. Teşek- kür ederim.
Numan Sağ:
Sayın meclis başkanım, sayın oda başkanım, değerli TÜRMOB genel sekreterim, değerli oda yöneticilerim, değerli meclis üyeleri hepinizi saygıyla selamlıyorum. Topluca taksime gideceğiz, başkanında dediği gibi bölme parçalama ya- salarını uygulamaya çalışanlara karşı destek olmaya gideceğiz. Burada Mevlana’nın bir cümlesini söyleyeceğim. “Dert varsa derman aranır” diyor. Burada grubumuz, onlarca meclis toplantısı, grup toplantısı, TÜRMOB’un toplantıları, baş- kanlar toplantısı… Eğer bu toplantıları yok sayacaksak ve bu tebliğin hala daha çıkartılmasını düşünüyorsak hayal gö- rüyoruz demektir. Bu meclisin İstanbul mali müşavirler odası meclisinin bir karar almasını öneriyorum. Topluca bugün renkleri görmek adına bu tebliğin iptali, diplomasi devam ederken, yok sayılması hükmünde bir karar alıyor muyuz almıyor muyuz? Bana göre bu meclisin vereceği en önemli kara budur. Saygılar sunuyorum.
Mehmet Eren:
Sayın başkan, değerli arkadaşlar saygıyla selamlıyorum. Bu mecliste yaklaşık 10 seneden fazla elden geldiğince bütün gruplarla birlikte toplantı yapmaya gayret gösterdik. Bunu yaratan başta sevgili Arıkan olmak üzere yönetici arkadaşlara teşekkür ediyorum. Tabii ayrı düşüncelerimiz olabilir. Fikir çatışmaları olabilir. Yaşamda bundan doğal hiç
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
bir şey olamaz. Ama meclisten döndüğünü biliyorum, Turan arkadaşım herhalde kendi kişiliğiyle bir sorunu var. Nasıl olabilir ya! 5 seneden 15 seneye, 40 seneye bu mesleğe ister defter tutarak, ister danışmanlık yaparak ekmek parasını kazanan arkadaşlar var. Yani bunun kişiliksiz, yeteneksiz demenin bir anlamı olabilir mi? İroni falan yapmıyorsun Turan!
Arkadaşlar en son Numan söylediği için oraya girmiyorum. Belki arkadaşlarım TÜRMOB’un İSMMMO’nun yaptıklarını hiç yapmamış gibi görebilirler. Ama TÜRMOB bu tebliğin, kararnamenin çıktığı günden bu yana önce Çağdaş insanlar gibi uzlaşmacı tavrıyla bu sorunla nasıl uğramaya başladı, tepkilerini her şeyini koydu. Sayın Arıkan basına, oda toplan- tılarında anlatmaya çalıştı. Eğer bunlar hala hiç ciddiye alınmıyorsa geriye bir tek şey kalıyor, sonuna kadar yapılması gereken mücadele neyse onun yapılması gerekiyor. Bu meslek bu hale giderken şey geliyor arkadaşlar, bu şey gelirken sadece çağdaş demokratları, diğerlerini değil, meslekte birlikçiler sizi de alıp götürecek. Saygılar sunuyorum.
Yasin Yılmaz:
Sayın başkan, değerli arkadaşlar hepinizi saygıyla selamlıyorum. Buraya gelmeden önce bağımsız denetim yönet- meliğine kafa yoralım, değerlendirecek uzmanlar bizler değiliz ama gelinen nokta ve bu konuda yapılmış ciddi anlamda akademik çalışmalar var. Denetim mesleğinin Avrupa da nasıl uygulandığı, ABD’de nasıl uygulandığı ve ülkemizde nasıl uygulandığı ile ilgili karşılaştırmalar yapıldı. Bunlara baktığımda önerilen durumlarda ister istemez referans noktası alınıyor. Genelde AB’nin 8. Direktifi alınıyor. Ama TÜRMOB’un genel başkanının, odamızın sayın başkanının daha önce bu konularda yapmış olduğu konuşmaları özden geçirmenizi tavsiye ediyorum. Yapılan konuşmalarda mesleğimizin Avrupa standartlarını yakalaması ile ilgili çalışmalar, eğitimler yapılması noktasında ve 8. Direktife atıfta yapılmış ol- duğunu göreceksiniz. TÜRMOB’un genel başkanının 7. Muhasebe Denetim Formunda 660 sayılı kararname ile ilgili ne söylediğini konuşmasından size okuyorum: “660 sayılı kamu denetim ve standartları kurumu teşkilat ve görevleri akın- daki kanun hükmündeki kararname mesleğimiz açısından önemli bir düzenlemeler gerektiren bir gelişme olmuştur.
660 sayılı kanunun hükmünde kararname, denetim standartları, kamu gözetimi olmak üzere üç denetimli düzenleme getiren ve bu alanda tek yetkili bir düzen amaçlayan özellik taşımaktadır. Bu açıdan bakıldığında bağımsız denetim alnındaki parçalı, çok başlı ya da bölüntüleşmiş pozisyona sona ermesi nedeniyle kanun hükmünde kararname sevin- dirici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir”. Bu sayın Sanlı’nın formda yapmış olduğu bir konuşmadan alıntı. Şimdi, önce karşı çıkılan şeyler hep sınav yönetmeliği ile ilgiliydi. Ama bugün geldiğimiz noktada yönetmeliği saymıyoruz.
TÜRMOB’un basın ilanının başlığında ne yazıyor dikkat ettiniz mi? Yönetmeliğe karşı çıkıyoruz yazmıyor, yönetmeliği düzenlenmesi yazıyor. Düzeltilmesi yazıyor. Dolayısıyla kendinize bir bakıp çelişkilerinizi ve ne istediğinizi iyi ortaya koymanız lazım. Bir şeye karşı çıkıyorsanız alternatifini koymak zorundasınız ki, bizde sizin ne kadar doğru şeyler dile getirdiğinizi, doğru projeler oluşturduğunuzu anlayalım. Görelim ve karşı çıkalım. Benim, derdim de bu meslek. Ben de mesleğimin itibarını, namlı bir meslek olmasını istiyorum. 8. Direktifte 4. Maddesinde denetçi namlı meslek men- subu olacak diye dile getiriyor. Ama bu konularla ilgili gerçekler ifade edildiği zaman karşı çıkılıyor. ABD’de Colins’te bir akademisyen araştırma yapıyor. Kurumların bu hale nasıl geldiğini, vasat durumların karşılaştırılmasını yapıyor ve oradaki başarıları ortaya koymaya çalışıyor. Sebeplerini ortaya çıkartmaya uğraşıyor. Sebeplerinden bir tanesi kendi gerçekleriyle yüzleşirlermiş. Bizler kendi gerçeklerimizle yüzleşmeden bir adım daha öteye götüremeyiz. Hepimiz aynı davaya sahip çıkıyor. Bu noktada kimsenin şüphesi yok, insanlar eleştiride yapabilir. Birileri de gerçekleri ortaya koy- duğu zamanda her türlü siyasi düşünceden sıyrılmış olarak kendi hakikatlerimizi, düşüncelerimizi görmek zorundayız.
Bunu görmediğimiz sürece de başarılı olma şansımız yok. Saygılar sunuyorum.
Adem Çalışkan:
Sayın divan, sayın genel sekreterim, sayın İSMMMO başkanı, meclisimizin değerli üyeleri hepinizi sevgi ve saygıyla
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
selamlıyorum. 2013 yılının mesleğimize meslek camiamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Sayın başkanın konuşmasında haksız rekabetle ilgili TÜRMOB en son toplantısında İSMMMO’ya devrettiğini ifade etti. Onunla ilgili çalışmaların devam ettiğini söylediler. En son böyle bir bilgi gelmişti, Denizli toplantısında. İSMMMO olarak böyle bir çalışma yapıyoruz demiştiniz. Haksız rekabetle ilgili son derece yerinde bir çalışma olduğunu ifade etmek istiyorum. Bir diğer konu, kurumsallaşma ile ilgili İSMMMO bünyesinde bir biri oluşturulmasıyla ilgili bir değerlendirme yaptı sayın başkan. Biz kurumsallaşma konusunu TÜRMOB öncülüğünde öncelikli olarak kanunun gerektirdiği çalışmaya bir yol haritası oluşturulmasıyla başlanması kanaatindeyim. Üçüncü konu gündemimizde değerlendirme yapılırken aslında 16 mayıs 2010 yılında seçimin akabinde yaptığımız ilk danışma meclisi toplantısından bu yana tüm toplantılarda vur- guladığımı ifade ettiğim aslında sayın başkanında bununla ilgili ara ara konuşmalarımızda değerlendirdiğimiz bütçe komisyonuna sevk edilen kanun tasarısında temel mantığının mutlaka uygulanması gerektiğini danışma meclisi tutak- larında göreceğiniz gibi ifade ettim. Ne yazık ki süreçle ilgili şeffaflık şeffaflık vurgum budur. Bu şeffaflığın TÜRMOB’un ve odalar nezdinde önce yönetim kurullarının akabinde tüm kurumların şeffaf bir şekilde haberdar edilmesi bu sürecin böyle gruplar arasında sanki bir konunun temsilciler arasında algılanmasına sebebiyet verilmektedir. Onun için şeffaf bir yaklaşımla konunun değerlendirilmesini, katma değer yaratılmasında olumlu sonuçlar çıkaracağı kanaatindeyim.
Bir diğeri daha önce de vurguladık. Ben meslekte birlik gurubu adına İSMMMO ‘da görev almış, 4000’nin üzerinde oy almış ve 35 bin meslektaşın hak ve menfaatlerini düşünerek söylemleri ifade etmek istiyorum. Hiçbir zaman hiçbir konuşmamda gözetim kurumu penceresinden mesleği ve meslektaşlarımız ile ilgili konuyu değerlendirebilmemiz mümkün değildir. Bunu en son danışma meclisi toplantısında ifade ettik. Ancak yönetimlerin şekilsel olarak, üslup ola- rak, ortaya konana stratejiler olarak farklılıklar gösterebileceğini, hemen sonra yönetim kurulu toplantısında da bunu ortaya koydum. Nedir o, itiraz ettiğimiz yönetmelikle alakalı konunun bütünsel bir bakış açısı yerine detaylandırılarak, varsa bir eksiklik bunun üzerinde gerekirse hukuki zemin üzerinde bir çalışma yapalım dedim. Tabii bizim bu mesleğe hizmet ederken bakış açımız şu, biz yönetim anlayışı olarak kavga ederek değil sonuna kadar iletişim yolunu hiçbir zaman kapatmadan, sonuç alınabilene kadar mücadele edilmesi gerektiğine inandık. Bir diğer konu, biz tabii gözetim kurumunun meslekte birliğin değerlendirmesi ile ilgili birazdan ifade edeceğim, hiçbir maddesinde gözetim kurumu tarafından, onların ağzıyla böyle bir şey söylemeye üç kere okudum, tekrar okudum böyle bir şeye rastlamadım. Teknik olarak konunun değerlendirildiğini gözlemledim. Bizim itirazımız oluşan bu sürecin gelinen bu noktanın gerek İSM- MMO olarak gerek TÜRMOB olarak bir yönetici penceresinden bakarak değerlendirilmesi. Yoksa grup penceresinden bakarak mı değerlendirmemiz gerekiyor. Bence bunu net belirlememiz gerekiyor. Değerli meslektaşlarım, sevgili Oktay bey, hatırlattı. Olumlu eleştiriler kayda değerdir. Ancak 2500 liralık ücretin 250 TL düşürüldüğünü mesaj olarak iletil- diğini ifade etti. Ben bunu öğrendim ve buradan sizlerle paylaşıyorum. Şuanda direksiyonun başında TÜRMOB’umuz bura sevgili Mehmet ağabeyimiz burada, inşallah pazartesi günü 250 lirayı da kaldırttırılacak. Aslında meclisteki de- ğerlendirmelerim böyle polemiğe konu edilmesinden ziyade, kişiselleştirilmesinden ziyade, ben bütün söylemlerin sağlıklı, kayda değer değerlendirilmesi gerektiğini bunun böyle olması gerektiğini görüyorum. Bir kardeşiniz olarak böyle algılıyorum. Sevgili Turan Beyi ifadelerinde, üslubunda eleştirilmesi gereken konuları bir tarafa koymakla bera- ber, şu kalbinden konuştuğuna şahit oldum. Bu meslek mücadelesini farklı bir perspektiften değerlendirilmesine ihti- yaç var. Bu yönleriyle, sadece lokal olarak bulunduğumuz konum itibariyle değil, bütün yönleriyle bakabilmeliyiz. Bu bağlamdaki değerlendirmesini son derece katkı sağlayıcı bulduğumu ifade etmek istiyorum. Sevgili Yasin Bey, gözetim kurumu değerlendirmesinde doğrusu çok da fazla söyleyebilecek bir şey bırakmadı. Her şeyi söyledi. Gözetim kurumu ile ilgili ben 2008 yılındaki plan bütçe komisyonundaki tasarıdaki TÜRMOB’un bireysel olarak eğitimlerin yeterli olup olmadığını meslektaş değerlendirse bile, bir yönetici olarak her eğitimin katkı sağladığına inanan biri olarak ben bu süreçte TÜRMOB’un daha etkin olması gerektiğini, meslektaşın örgütünün bu anlamda çok daha sürecin, mutfağın
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
Danışma Mec lisi Raporu
içersinde olması gerektiğine inanan birisiyim. Arkadaşlarım, az önce de ifade ettim. Meslekte Birliğin teknik olarak ele aldığı değerlendirmesinde konuyu birkaç kare okuyup değerlendirdim, bununla ilgili Meslekte Birlik ne beklemektedir, beklentisi nedir kendi kendime bu soruyu sordum ve notlar aldım sizlerle paylaşmak istiyorum. Meslekte Birlik bütün paylaş odaklarla, gözetim kurumu, hukuki eksikliği, oluşması, kurullarının durumunu ayrı tutarak paydaş taraflarla kavga değil, çözüm odaklı bir yaklaşım yaratmaktadır. Meslekte Birlik meslek mücadelesini gazete ilanlarıyla sayın Başbakan mektup ile değil, konuların çok yönlü değerlendirilerek uluslar arası perspektifte değerlendirilmesinde yapıl- masını önemsemektedir. Meslekte Birlik 3568 sayılı yasamızdaki denetçi unvanın sözde değil, özde uygulanmasının alt yapısının oluşmasını önemsemektedir. Meslekte Birlik meslektaşların saygın, standartların belirlemiş, kıstası belirlemiş bir ortamda mesleğini icra edebilmelerine öncelik vermektedir. İSMMMO’nun ve TÜRMOB’un üyelerimizden sağlamış oldukları kaynakları verimli, hakkaniyet ölçüsünde değerlendirmesi gerektiğini düşünür. Meslektaş adına haklı talep- leri seçim arifesinde değil, her zaman düzeyli bir çalışmanın bütün platformlara yayılarak yapılmasını incelemektedir.
Ben bu yapılan teknik çalışmayı bu çerçeveden değerlendirmeyi ifade etmek istiyorum. Bir yöneticiniz olarak tüm bu görüşlere aynen katıldığımı vurgulamak istiyorum. Beni dinleme nezaketinde bulunduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum.
Nadir Hikmet Güneş:
Sayın divan, değerli yöneticilerim, değerli meclis üyeleri hepinizi saygıyla selamlıyorum. Çok konuşma taraftarı değilim. Ama bu biraz önce arkadaşın okumuş olduğu Meslekte Birliğin görüşü, bana göre gözetim kurumunun yap- tıklarını onaylayan görüşünü ve eğitimlere yapmış oldukları eleştirileri görünce ve bu eğitime de ciddi emek vermiş birisi olarak konuşma gereği hissetim. Bu bildiri gözetim kurumunun yaptıklarının doğru olduğunu söylüyor. Benim anladığım bu. İkinci sayfa da diyorsunuz ki TÜRMOB ön şart belirtmiştir. TÜRMOB’un belirttiği ön şartlar benim bildi- ğim kadarıyla üç tane. Sınav olmasın, eğitimler kabul edilsin ve bu geçiş sürecinde herkes denetçi belgesi alsın. Bun- dan daha doğal bir meslek örgütünün isteyebileceği başka bir şart olabilir mi arkadaşlar! Mesleği savunuyorsunuz ve meslektaşlar adına üç tane şart getiriyorsunuz, bununda olmaması gerektiğini, ön şart olarak görüyorsunuz. Hangi meslek ve meslektaşa hitap ettiğinizi de tekrar sorgulamanızı öneriyorum. Gerçi Turan arkadaşımız hangi meslekten bahsettiğini ve nasıl yaptığını söyledi, onun için çok fazla söylenecek bir şey yok. tahkiye yapıyorsunuz ve diyorsunuz ki, 15 yılı dolduranlar geçiş hükümlerine göre alsınlar. Bildiğim kadarıyla yüzde 50 15 yılı tamamlıyor, yüzde 50’de 15 yılı tamamlamıyor. O zaman potansiyel olarak, oy avcılığı olarak bu yüzde 50’yi mi kendinize hedef belirlediniz, yoksa bizim gibi tamamı kapmamak gibi bir politikanız mı var! 400. Madde her şey açık ve net diyorsunuz, ama 400. Madde ile ilgili olarak yapılan ayak oyunlarını biliyorsunuz. Sayın Canikli’yle yapılan şeyler sonrasında bizim tepkimizle düzeltilen şeyleri biliyorsunuz. Dolayısıyla her şey açık ve net. Çok kanıma dokunan diğer durum ise, ben yaklaşık 1 yılımı verdim bu eğitimlere. Eğitimlerin başlangıç safhasından itibaren 1.5 yılımı verdim. Planlanmamış, alt yapısı hazırlanmamış eğitim diyorsunuz. Bu eğitimleri her cumartesi, Pazar bu eğitimleri planladık. Siz de burada yöneticisiniz, buna rağmen burada utanmadan bunu yazabiliyorsunuz. Eğitmenlere söylemiş olduğunuz laf, yeterliliği, iyi olduğu kanıtlanmamış eğitmenler diyerek. Ben de eğitmendim, nereden biliyorsunuz benim yeterli olup olmadığımı? Buradaki diğer eğit- menlere de söylemiş oluyorsunuz. Ben yeterliyim. Sakarya Üniversitesinin çıkartmış olduğu bir tablo varı, 5000 liralık.
O tabloyu hatırlıyor musunuz? Bizim vermiş olduğumuz verdiğimiz eğitimlerle ne farkı vardı. 5000 liralık fark vardı. Sağ olsun Adem üstat da 250 liralıkta katkı armağan etti onun içinde teşekkür ediyoruz. Kadrolaşmanın ne olduğunu gayet iyi biliyorsunuz. Kimin gayet iyi yaptığı belli oluyor. O dönem de üç tane işletmeden bahsediliyor, büyük, KOBİ, mikro işletme. Ülkenin yüzde 98’i KOBİ işletmesi. Böyle bir yerde siz KOBİ eğitimi vermeyip ne eğitimi vereceksiniz. Başka bir eğitim verseydiniz o zaman şunu söyleyecektiniz herhalde, Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorsunuz. Herhalde
2013 YILI Faaliyet R a p o r u
onu satıyorsunuz. KOBİ eğitim vermekten doğal ne olabilir. Ülke, meslek olarak tarihi bir fırsatı kaçıyoruz arkadaşlar.
Böyle bu şekilde davranarak bu fırsatı kaçıyoruz. Bazı arkadaşların söylemleri değiştirmesi gerekiyor. Yıllardan beri si- yasetçilerde, tacirler, tüccarlarda şunu söylüyorlar, kayı dışıyla mücadele edelim. Evet edelimde ama bağımsız denetim geliyor, kayıt dışıyla mücadelenin çok ciddi safhalarından bir tanesi biz bunu yapmayalım ama kayıt dışıyla mücadele edelim deniyor. Son olarak gözetim kurumunu onayladığınızı söylüyorsunuz, lütfen meslek ve meslektaş adına, tarihe not düşmek adına siyasetin arka bahçesi gibi davranmayalım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Erol Demirel:
Sevgili meslektaşlarım bende sizleri saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Aslında söz almayacaktım baktım bugün ki yürüyüşe gecikiyoruz. Çok güzel konuşmalar oldu, özellikle Erol Çelen gerçekten içimizi okudu. İyi ifade etti.
Diğer arkadaşlar öyle. Fehmi arkadaşımızın konuşmasını, yapmış olduğu metni okumuş olmasından mutluluk duydum.
Birkaç gün önce web sayfalarına koymuşlardı bu metni. Hakikatten Meslekte Birlik grubunun inandığı bir görüş mü olduğunu yinede merak ediyordum. Bu anlamda da kendilerine teşekkür ediyorum. Bu metin aslında 2 kasım günü 2011 tarihinde, gözetim kurumunun açıklandığı zaman başlayan sürecin Meslekte Birlik açısından bana göre sonudur.
Bir yığın belirsizlik vardı. Ben vicdanı olan her sorumlu insanın her meslek mensubunun anlayacağı gibi meseleyi ken- dimde düşünüp anlamaya çalışıyorum. Yani nedir? Biz yanlış mı, yapıyoruz, yoksa olayın ardından başka bir şey var mı diye? İki tane noktayı samimiyetle merak ediyorum. Meslekte Birlik tarafından. Buradan cevabının verilmesini istiyo- rum. Biraz önce anlattı arkadaşlar. O zamanlar İSMMMO olarak anlattık sadece bu kurumun kamu gözetimi yapmasına ilişkin açıklamalarımızı. Denetim standartlarını da almaması olması gerekir. Erol’un ifade ettiği gibi gözetim kurumu meslektaşlardan da, devletten de bağımsız olması gereken bir kurumdur öncelikle. Biz her açıdan görüşler meclise gelecek, görüşülecek diye beklerken hepinizin bildiği gibi 2 kasım günü 660 sayılı kararname hakikatten Anayasa’ya aykırı biçimde ve hükümete verilmiş olan yetkinin dolduğu ve aynı günde yetkinin verilmediği o halde çıktı. Değerlen- dirdiğimizde baktık ki, AB sürecinde 8. Yönerge, nerede yetkiler vermişse, bir takım değişiklikler vermişse düzenleme yapmış. Peki, ne oldu baktığımızda düzenlemeye, 4 başlık çok net bir şekilde ortaya çıkmıştı. Bir kere TÜRMOB’u ta- nımıyorlardı. Böyle bir kurumu bağımsız denetim sürecinde yok sayıyorlardı. Bunun kabul edilmesi mümkün değildi.
Hangi görüşten olursa olsun buradaki meslektaşlarımızda kabul etmiyordur bunu. Sınavla alınmış olan, kazanılmış olan, 3568 sayılı yasanında temel olarak yapmamız gereken işlerden biri olarak saydığı yeterliliği almış olduğumuz karar bir günde sınava dönüştürülecektir diye çıktı karşımıza. Sonra oturup tartıştık. Böyle bir şey olamaz diye. Bu olsa olsa kamu yararını ilgilendiren kuruluşları sınav yapacaklardır herhalde dedik. Ama meslek mensuplarının bağımsız denetim yetkisini alamadıkları için, ayrı bir sınav yapmaları kabul edilemez bir şey. Eşit yaklaşılması lazım. Meslek mensubu olmayanların, meslek mensupları arasındaki unvanları gözeterek veya lisans verme de, denetçi yapmada, sü- reçleri belirlemede ayrımcılıkla yaklaşmaması gerekir dedik. Bu da vardı. Siz de bunları kabul ediyordunuz. TÜRMOB’un 5786 yasa ile daha belirginleştirilmiş olan eğitim verme, eğitim yapma, sürecini belirleme noktasındaki yetkilerinin de o kanun hükmünde kararnamede örtülü bir biçimde alındığını gördük. Kısa sürede de Sakarya Üniversitesi açıkla- ma yaptı. 660 sayılı kararnameye ilişkin tebliğ haline gelmeden yönetmelik Sakarya Üniversitesi nereden aldıysa bu bilgiyi bir açıklama yapmıştı ve başvuru aldı. Bunun etik olmadığını söyledik. Kısa sürede geri çekildi. Ardından Ticaret Kanunu geldi. Onunda düzenlemesinde anlaşıldı ki mecliste henüz görüşülmesini beklediğimiz denetim standartları ve gözetim kurumu paralel bir düzenleme yapılmıştı. TÜRMOB’un bağımsız denetimde olan yeri, meslek mensuplarına bağımsız denetimin verilmiş olması paralel bir düzenlemeydi. AB yönergelerine uygun bir tasarısı var iken buna uygun ticari kanunun ilgili hükmü var iken bunlar uluslar arası standartlara uygun iken ne oldu da o gün itibariyle bunların hepsi yok sayılmıştı. Meslekte Birlikteki arkadaşlarımızda benim bildiğim, hatırladığım kadarıyla o süreçte bunun böyle