• Sonuç bulunamadı

ORGANÝK TARIM. GELÝÞÝMÝ ve ÝLKELERÝ. Ziraat Y. Müh. Aþkýn Sürmeli

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ORGANÝK TARIM. GELÝÞÝMÝ ve ÝLKELERÝ. Ziraat Y. Müh. Aþkýn Sürmeli"

Copied!
46
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ORGANÝK TARIM

GELÝÞÝMÝ ve ÝLKELERÝ

Ziraat Y. Müh. Aþkýn Sürmeli

(2)

tarafýndan desteklenen “MADENCÝLÝK FAALÝYETLERÝNÝN ÇEVREYE VE ÇEVREDE YAÞAYAN TOPLUMA OLUMSUZ

ETKÝLERÝNÝN ÖNLENMESÝ, GÝDERÝLMESÝ ÝÇÝN PÝLOT ÇALIÞMA” kapsamýnda yayýnlanmýþtýr.

KIRSAL KALKINMA PROGAMI EÐÝTÝM DÝZÝSÝ No.1

KAPAK FOTOGRAFI: Özcan YURDALAN (Gökçesu Direniþi, 2002)

DÝZGÝ ve TASARIM: DEV.MADEN-SEN Yayýn Kurulu YAYIN TARÝHÝ: Haziran 2003

ISBN: 975-92283-0-0

DEV.MADEN-SEN

Necatibey Cad. Sezenler Sok. No:2/9 Yeniþehir/ANKARA Tlf: 229 77 06

Faks: 229 47 92

e-posta: [email protected] internet adresi: www.devmadensen.org

(3)

SUNUÞ ... 5

BÖLÜM I Dünya Tarýmýnýn Tarihçesi... 7

1.1 Avcýlýk, Toplayýcýlýk dönemi ... 7

1.2 Hayvanlarýn Evcilleþtirilmesi ve Bitki Yetiþtiriciliðinin Baþlamasý ... 8

1.3 Tarýmsal Üretimde Girdi Kullanýmý ve Yetiþtirme Tekniklerindeki Geliþmeler ... 10

1.4 Tarým ve Çevre Kirliliði ... 10

1.5 Tarýmsal Ürünlerdeki Yetiþtiricilikten Kaynaklanan Riskler ... 15

1.5.1 Gübre ... 15

1.5.2 Pestisit... 16

1.5.3 Sulama Suyu ... 19

1.5.4 Yetiþtirme Teknikleri ... 19

BÖLÜM II Organik Tarým ... 22

2.1 Organik Tarýmýn Tarihçesi ve Geliþimi ... 22

2.1.1 Dünyada Organik Tarým Hareketinin Baþlamasý, Doðuþu ve Geliþmesi ... 22

2.1.2 Dünyada Ýzlenen Politikalar ... 22

2.1.3 Türkiye’de Ýzlenen Politikalar ... 23

2.1.4 Organik Tarým Organizasyonlarý, Prensipleri ve Çalýþmalarý ... 23

2.1.5 Dünyada Sürdürülebilir Tarým Hareketinin Baþlamasý, Doðuþu ve Geliþmesi ... 24

2.1.6 Sürdürülebilir Tarým Organizasyonlarý, Prensipleri ve Çalýþmalarý. ... 25

2.2 Organik Tarým ... 26

2.2.1 Organik Tarýmýn Temel Ýlkeleri ... 26

2.2.2 Organik Tarýmda Temel Yöntemler ... 26

2.2.2.1 Tohumluk Seçimi ... 26

2.2.2.2 Bitki Besleme ve Toprak Islah Maddeleri ... 27

2.2.2.3 Tarýmsal Savaþým Maddeleri ... 30

2.3 Sürdürülebilir Tarým ... 33

2.3.1 Toprak Ýþleme Prensipleri, Aletleri ve Topraðýn Ýþlenmesi ... 33

2.3.2 Tarýmsal Sulama Prensipleri, Teçhizatý ve Sulama ... 36

2.3.3 Ekim ve Dikim Prensipleri ve Uygulamalarý ... 39

2.3.4 Ekim Nöbeti, Önemi ve Uygulamalarý ... 42

2.3.5 Bitki Besleme Maddeleri ... 43

2.3.5.1 Azot Kaynaklarý ve Uygulamasý ... 43

2.3.5.2 Fosfor Kaynaklarý ve Uygulamasý ... 45

2.3.5.3 Potas Kaynaklarý ve Uygulamasý ... 46

(4)
(5)

SUNUÞ

Sendikamýz, 70'li yýllardan bu yana, sendika kadrolarýnýn yanýnda üyemiz olsun ya da olmasýn maden iþçilerinin ve maden iþletmeleri ile yakýn iliþkide olan, çoðunlukla köylü insanlarýmýzýn; örgütlenme, çalýþma yaþamý, ilgili mevzuat ve hukuki durum, madencilik sektörü, kalkýnma ve çevre gibi konularda eðitimi, bilgilenmesi ve duyarlýlýk kazanmasý için çaba harcýyor.

Madencilik havzalarýnda, madencilik faaliyetleri sonucunda ortaya çýkan sorunlarýn araþtýrýlmasý ve giderilmesi için örnek programlar geliþtirilmesi ve uygulanmasý da temel çalýþma konularýmýzdan birisi.

Kütahya'nýn Tavþanlý Ýlçesi sýnýrlarý içinde yer alan Tunçbilek kömür havzasýnda yürütmekte olduðumuz çalýþma da; bu iki çalýþma biçiminin birbirini izlediði, 1999 yýlý ve sonrasýnda yörede yapýlan eðitim ve araþtýrma çalýþmalarýnýn ve geliþen iliþkilerimizin ortaya koyduðu sonuçlar üzerinde; giderek derinleþen, kapsamý ve uygulama alaný geniþleyen deneysel bir toplumsal, ekonomik ve çevre rehabilitasyonu programý olarak sürüyor.

Bu program, kendi özgül niteliklerinin gerektirdiði biçimde ve katýlan tüm taraflarýn yardýmlaþma, dayanýþma ve güç birliði anlayýþlarý sayesinde; TTB (Türk Tabipleri Birliði), ÇMO (TMMOB Çevre Mühendisleri Odasý), JMO (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odasý), UYD (Ulaþýlabilir Yaþam Derneði), STKKD (Sürdürülebilir Tarým ve Kýrsal Kalkýnma Derneði) ile ortaklaþa yürütülüyor.

Temel düsturumuz; madenciliðin toplumsal kalkýnma ve ülke ekonomisinin geliþimine katkýda bulunacak biçimde yapýlmasýdýr.

Ancak bu faaliyetlere karþý tepkilerin artmasýna neden olacak biçimde; kamusal denetimin dýþýnda kalarak çevreye ve çevrede yaþayan topluma geri döndürülmesi olanaksýz zararlar veren, gelecek nesillerin, çocuklarýmýzýn refahýný tehlikeye atar biçimde sürdürülen bir madencilik faaliyetinin de karþýsýndayýz. Çünkü, madencilik sektörünün sürdürülebilir geliþiminin insan ve çevre faktörleri gözardý edilerek gerçekleþtirilmesi olanaklý deðil.

Tavþanlý'da uygulamakta olduðumuz deneysel program; reha- bilitasyon çalýþmalarýnýn, çoðu durumda, sanýlandan çok daha küçük maliyetlerle baþarýlabileceðinin ipuçlarýný þimdiden veriyor.

(6)

Elinizdeki broþür, sözü edilen çalýþmanýn bir parçasý olarak; istimlak edilmiþ alanlarýn ve yöredeki iþsiz insanlarýmýzýn üretime yeniden kazandýrýlmasý amacýyla yürütülmekte olan tarýmsal üretim çalýþmasýnda katýlýmcý köylülerimizin eðitiminde kullanýlmak üzere UYD ve STKKD uzmanlarýnca hazýrlandý.

Organik tarým alanýnda ilklerden biri olarak eksikler ve hatalar içerebilecek olan bu dokümanýn, ancak siz okuyan ve deðer- lendirenlerin katký ve uyarýlarý ile geliþtirilebileceðine inanýyoruz.

Programa destek sunan tüm kuruluþlarýn yöneticileri ve çalýþmalara fiilen katýlanlarla birlikte özellikle bu broþürün hazýrlanmasýnda büyük emeði geçen M. Aþkýn Sürmeli ve Yekbun Uzun dostlarýmýza, tüm çalýþma grubu adýna, teþekkür ediyoruz.

Yararlý olacaðýna olan inancýmýz ve saygýlarýmýzla,

Yönetim Kurulu

(7)

BÖLÜM I

Dünya Tarýmýnýn Tarihçesi

Yeryüzünde yaþama baþlayan ilk insan beslenme ve gýda tüketme iþlemlerine de baþlamýþtýr. Yaþayan her canlý gibi insan da canlý organlarýnýn hayati fonksiyonlarýný devam ettirebilmek için, enerjiye ve bu enerjiyi saðlayabilmek için beslenmeye ihtiyaç duymuþtur.

Günümüz insanýnýn günlük kalori ihtiyacý 2000-3500 kilokalori civarýndadýr. Bu kalori ihtiyacý miktarý þüphesiz ilk insanlarýn sahip olduklarý bilim, teknoloji ve yaþam koþullarý dikkate alýndýðýnda daha fazla olacaktýr. Ýlk insanlar bu kalori taleplerini günümüzde otçul ve etçil hayvanlarýn karþýladýðý gibi karþýlamak zorunda kalmýþlardýr.

Ancak sindirim sistemleri doðrudan selüloz sindirimi yapamadýðý için, ot yerine yabani meyve ve sebzeler, yumru kökler vb. tüketirlerken çevrelerindeki bitkilerin hangilerinden hoþlandýklarýný ve zarar görmediklerini öðrenmeye baþladýlar ve týpký, günümüz hayvanlarý gibi, bitkileri seçerek yediler. Bu dönemin adýna avcýlýk ve toplayýcýlýk dönemi diyebiliriz.

1.1 AVCILIK, TOPLAYICILIK DÖNEMÝ

Çevrelerindeki yabani hayvanlarý izleyebilme ve taklit edebilme yeteneðine sahip olan ilk insanlar, bu hayvanlarý taklit ederek yenilebilecek bitkileri tanýdýlar ve bu bitkiler içinden kendi ihtiyaçlarýna göre seçimler yaparak otçul beslenme ile etçil hayvanlarý taklit ederek küçük hayvanlarý yakalayýp öldürüp yemeði yani etçil beslenmeyi öðrendiler. Her yeni nesil bu konuda genetik olarak daha ileri bir teknik geliþtirerek, bitkilerin mevsimlere göre olgunlaþma süreçlerini, hayvanlarýn geliþimine göre avlama dönemlerini belirlediler. Nüfusun az doðal gýda kaynaklarýnýn çok olmasý bu sürecin binlerce yýl sürmesini saðladý. Bu süreç içinde insanlar sürekli göç ederek gýda kaynaklarýnýn bulunduðu alanlarda gezdiler. Ancak gýda kaynaklarýna ulaþýmda zorlanmaya ve özellikle mevsimsel geliþimi takip edememe noktasýna geldiklerinde, gýda kaynaklarýnýn peþinde koþmaktansa bu kaynaklarý kendi bulunduklarý yörelerde yetiþtirmek gibi bir fikri kazandýklarýnda, av hayvanlarýný doðal korunaklar içine sürmeye ve burada hapsederek, ihtiyaçlarýný gidermeye baþladýlar. Ancak kýsa bir süre sonunda hapsedilen hayvanlarýn susuzluk ve açlýktan ölmesi

(8)

üzerine, bu hayvanlarýn da beslenme ihtiyaçlarý olduðunu anladýlar ve hayvanlarýn beslenebilmesi için, otun ve suyun hayvanlarýn hapsedildiði yerlere taþýnmasýna baþladýlar. Bu oldukça zor ve meþakkatli bir uðraþtý ve her mevsimde de istenilen otun bulunamamasý riski vardý. Bunun üzerine otu çevrelerinde yetiþtirmenin yollarýný aradýlar. Doða bu konuda da onlara yardým etti, kargalarýn yemedikleri tohumlarý topraða gömdüklerini ve buradan bir süre sonra bitki çýktýðýný gördüler ve bunu taklit etmeye baþladýlar. Ýþte bu sürecin sonunda hayvanlarýn evcil-leþtirilmesi ve bitki yetiþtiriciliði baþladý. Milattan önce yaklaþýk 12000 yýllarýnda baþlayan bu süreç, milattan önce 7000 yýllarýnda köy, kerpiç yapý ve hayvanlarýn evcilleþmesine kadar sürmüþtür. Tabi bu geliþme dünyanýn her yerinde ayný zamanda olmamýþtýr.

1.2 HAYVANLARIN EVCÝLLEÞTÝRÝLMESÝ VE BÝTKÝ YETÝÞTÝRÝCÝLÝÐÝNÝN BAÞLAMASI

Yabani hayvanlarýn, doðal ortamlarda hapsedilmesi ve bunlarýn gýdalarýnýn insanlar tarafýndan verilmesi ile hayvanlarla insanlar arasýnda av ve avcý iliþkisini aþan bir yakýnlýk baþlamýþtýr. Kaçabilecek yeri olmayan hayvanlar insan kokusuna ve insan davranýþlarýna alýþmýþ, insanlar da bu hayvanlarý sürekli gözleyerek hayvan davranýþlarý konusunda bilgi ve tecrübe sahibi olmuþlardýr. Günümüz evcil hayvancýlýðý bu süreç içinde baþlamýþ, hayvanlarýn beslenme, üreme bakým ve hastalýklarý konularýnda ilk veriler bu dönemden itibaren geliþmiþtir.

Baþlangýçta çevrilen hayvanlarýn beslenmesi için yapýlmaya baþlanýlan bitki üretimi, geniþletilerek insanlarý tükettikleri bitkilerin üretimini de kapsamýþtýr. Arkeolojik kazýlarda sürekli olarak özel kaplar içinde saklanmýþ yabani buðday, arpa, yulaf tohumlarýnýn bulunmasýnýn temelinde de bu gerçek vardýr. Yem bitkileri üretimi ile baþlayan bitkisel üretim süreci zaman içinde kazanýlan bilgi ve deneyim sayesinde geliþmiþ, tek yýllýk bitkilerin yaný sýra çok yýllýk bitki yetiþtiriciliðine geçilmiþtir. Özellikle asma yetiþtiriciliði, asmanýn verim yüksekliði, çeþitliliði, üzümün taze, kurutulmuþ, üzüm suyu þýrasý, pekmez ve sonunda fermente edilmiþ üzüm suyundan yapýlan þarap olarak tüketilmesi bu konudaki geliþmelere öncülük etmiþtir.

Günümüzde Anadolu’da yapýlan her eski yerleþim yeri kazýsýnda

(9)

karþýlaþýlan ana tema þarap küpleri, testileri, kupalarý ve þarap imalatýnda kullanýlan malzemelerdir. Üzüm salkýmý bereketin, þarap kutsallýðýn sembolü olarak kullanýlmýþtýr.

Arkeolojik buluntulara baktýðýmýzda Milattan Önce 12000’li yýllarda (EPÝPALEOLÝTÝK dönemin baþlarý) Avcýlýk ve Toplayýcýlýðýn hakim olduðunu, PROTO-NEOLÝTÝK dönemde evcil köpek, çiftçilik, kerpiç yapý malzemesi kullanýmýnýn görüldüðünü ve dokumacýlýðýn baþladýðý ilk yerleþim olan köylerin de bu dönemlerde kurulduðunu görmekteyiz.

Milattan önce 7000 (NEOLÝTÝK) döneminde ilk toprak iþleme aleti olan sabanýn kullanýldýðýný, ilk sulamalarýn baþladýðýný, Milattan önce 4000 ile 3000 yýllarý arasýnda yük hayvaný olarak eþeklerin kullanýldýðýný, taþýmacýlýkta önce kýzak ve sonra da tekerleðin keþfedilerek kullanýldýðýný görüyoruz. Milattan önce 3000- 2500 (ERKEN BRONZ ÇAÐI) yýllarýnda önce develerin ve sonra da atlarýn taþýmada kullanýldýðýný ve bu yýllarda yaþanan tufanla birlikte tarýmsal sulama kanalý inþaatýnýn geliþtiðini görmekteyiz. Milattan Önce 2000- 1000 yýllarýnda (ORTA VE GEÇ BRONZ ÇAÐI) atýn araba çekiminde kullanýlmaya baþlanýldýðý ve tavuðun evcil-leþtirildiðini, besinlerin soðuk muhafazasýnýn yapýldýðýný görebiliriz.

Milattan önce 300 yýlýna geldiðimizde, buðdaygillerle birlikte sulu tarým gerektiren pamuk üretiminin de baþladýðý, atýn yük ve taþýmacýlýk dýþýnda, su iletiminde ve toprak iþlemede kullanýldýðýný görürüz. Bu dönemlere ait arkeolojik buluntulardan insanlarýn yedikleri etlerin 10’da 9’unun evcilleþtirilmiþ sýðýrlardan geldiði, köpeðin tam olarak evcilleþtirildiði, yabani hayvanlarýn derilerinin iþlendiði, einkorn kýzýl buðday, emmer buðdayý, çýplak altý sýralý arpa ve altý sýra kromozomlu ekmeklik buðday yetiþtirildiði, milattan önce 6100 yýllarýnda yaðýþý yetersiz olan tarým topraklarýnda bitkisel üretim için uzun sulama kanallarýnýn yapýldýðý anlaþýlýyor. Bu dönemde buðday ve arpaya ek olarak mercimek, burçak, nohut ve keten yetiþtirilmeye baþlanmýþtýr.

Baðcýlýðýn geliþmesi, farklý bað çubuklarýndan kültür baðcýlýðýna geçilmesi ve meyve aðacý ekimi de bu dönemlerde geliþmiþtir.

Tarýmýn geliþmesi ilk kentleþme olgusunu yaratmýþ ve küçük tarým pazarlarý baþlangýçta belirli günlerde belirli yerlerde kurulmaya baþlamýþtýr. Yýlýn belli günlerinde ürün fazlalarýný pazara getiren

(10)

çiftçilerin bu ürünlerini kendilerinin sahip olmadýðý tarým ürünleri ile deðiþtirerek takas yöntemi ile ticarete baþladýklarýný görüyoruz.

Geliþen üretim, günü geldiðinde pazara sunulan malýn tamamýnýn pazarda tüketilmemesine yol açýnca, bu pazar yerlerinde kalan ürünleri emanete alan ilk tüccarlar oluþmaya baþladý. Baþlangýçta kalan malý depolayarak bir sonraki pazarda sahibine geri veren bu tüccar sýnýfý, bu hizmeti karþýlýðý edindiði mallarla depoculuða ve nihayet günümüz ticaretine geçiþe baþlamýþtý. Mal takasý, deðiþ tokuþ büyük miktarlarda malýn alým satýmýný zorlayýnca da ilk para kavramýný bu tüccarlar geliþtirdiler ve para ticaretin vazgeçilmez deðiþim aracý oldu.

Çiftçilerin pazara sunduklarý ürün miktar ve kalite olarak sürekli artýþ göstermeye baþlayýnca, çeþit geliþtirme, aþýlama ve bakým önem kazandý. Bu dönemden sonra tarýmda yetiþtirme tekniklerinin geliþtiðini, bunun için basit aletlerin kullanýldýðýný ve ilk defa hayvan gübresinin tarýmsal amaçlý kullanýmýna geçildiðini görmekteyiz.

Göçebe hayvancýlýk, kuru tarým ürünleri, iþlenmiþ (kurutulmuþ) et, süt, yoðurt ve un üretimi ticari bir ürün haline ancak milattan önce 300 yýllarda geçebilmiþtir. Halbuki þarap ve zeytin yaðý ticareti Akdeniz kýyýlarýnda 2000 yýl önce baþlamýþtý. Tarýmdaki bu geliþmeler kent yaþamýna geçiþi hýzlandýrmýþ ve kent yaþamý ile birlikte sanat, bilim ve ticaret te geliþmeye baþlamýþtýr.

1.3 TARIMSAL ÜRETÝMDE GÝRDÝ KULLANIMI VE YETÝÞTÝRME TEKNÝKLERÝNDEKÝ GELÝÞMELER

Tarýmsal üretimde ilk girdilerin doðadan (tohum, fide, fidan) toplanýlmasý ile baþlamýþ, suyun kullanýmý ile devam etmiþ ve en sonunda hayvan gübresi kullanýmýnýn geliþmesi ile duraklamaya baþlamýþtýr. Bu duraklama baðcýlýkta kükürt, bakýr sülfat ve kirecin kullanýlmasýnýn keþfi ile milattan önce 800 lü yýllarda, ciddi bir sýçrama yapmýþ, bu maddelerle birlikte toprak veriminin artýrýlmasý düþüncesi geliþmeye baþlamýþtýr. Önce doðadaki verimli topraklar taþýnarak, toprak verimliliðinin artýrýlmasý ve arkasýndan verimli topraðýn akmamasý için meyilli alanlarda teraslama, kuru taþ duvarla çevirme iþlemleri geliþmiþtir. Bu dönemlerde aðaç diplerinin havalandýrýlmasý, çapalama ve yabancý ot mücadelesinin yapýldýðýný arkeolojik kazýlarda elde edilen tarýmsal el aletlerinden anlamaktayýz.

(11)

1.4 TARIM VE ÇEVRE KÝRLÝLÝÐÝ

Toprak iþleyerek baþlayan tarýmla birlikte çevre tahribatý da baþlamýþtýr. Baþlangýçta sadece tarým alanlarýný kapsayan ve bu alanlarda kültür bitkilerinin yetiþtirilmesini saðlayan tarým sadece bu alanda yetiþen yaban bitkilerinin azalmasýna neden olmuþtur.

Tarýmda at gücünün kullanýlmaya baþlamasý, tarým alanlarýnýn süratle artmasýna neden olmuþ ve tarýmsal üretim birden bire 4 kat artmýþtýr.

Ancak artan dünya nüfusu ve gýda maddelerine olan talep bu süreci hýzlandýrmýþ ve geniþ otlak ve mera alanlarýnýn sürülerek tarýma açýlmasýna neden olmuþtur. Geniþ otlak ve meralarýn sürülerek tek yönlü ürün ekimleri ve bu kültür ürünlerinin tarlada korunmasý, bu otlaklarda yaþayan otoburlarýn yaþam þanslarýný azaltmýþtýr. Otlak ve meralarda yaþayan otoburlar daha yüksek alanlara kaçmýþ ve bu hayvanlarýn avcýlarý da yüksek alanlara yönelmiþtirler. Deniz, göl ve dere kenarlarý ilk tarým alanlarý olarak bu alanlarda yaþayan canlýlarý yukarý bölgelere kovmuþ, geliþen tarým teknikleri ile tarým alanlarý yükseldikçe, canlýlar daha yüksek alanlarda yaþamak zorunda kalmýþlardýr.

Bir taraftan bu geliþmeler olurken diðer taraftan, madencilik ve maden iþleme sanatý geliþmiþ, baþlangýçta sert aðaç sabanlar kullanan çiftçiler, giderek demir sabanlar kullanmýþlardýr. Atlarýn çeki hayvaný olarak kullanýmýyla güç artmýþ ve topraðý yýrtarak iþleyen sabanlarýn yerini topraðý devirerek iþleyen pulluklar almýþtýr.

Pulluðun tarým topraklarýnda kullanýmýna baþlanýlmasý ile çevre felaketi boyut deðiþtirmiþtir. Sadece toprak yüzeyindeki canlýlarý hedef alan toprak iþleme artýk toprak altý canlýlarda hedef almýþtýr. Bu yeni toprak iþleme aleti, tarýma yeni açýlan topraklarýn artýþýný saðlarken, tarým topraklarýnýn süratle verimsizleþmelerine de neden olmuþtur.

Bu verimsizliðin giderilmesi için 1700 lü yýllarda baþlayan ve 1800 lü yýllarda geliþen kimya sanayinin ürettiði kimyasal gübre kullanýmý dünyada süratle artmýþtýr. Buhar gücünün icadý ve yürüyen makinelerde kullanýmý, tarým alanlarýnýn daha güçlü, topraðý daha fazla parçalayan ve alt üst eden toprak iþleme tekniklerini geliþtirmiþ, topraðýn doðal verimliliði süratle düþmüþ ve kimyasal gübre kullanýmý süratle artmýþtýr. Zaman zaman ve yer yer sürekli kullanýlan kimyasal gübreler, fiziki ve biyolojik dengesi bozulan topraklarýn kimyasal

(12)

dengelerinin de bozulmasýna neden olmuþtur. Biyolojik dengesi bozulan tarým topraklarýnýn üzerinde yetiþtirilen bitkilerin de biyolojik dengeleri bozulmuþ, hastalýk ve zararlýlara karþý mukavemetleri azalmýþtýr.

Bu geliþme üzerine, kimya sanayii hastalýk ve zararlýlar için kimyasal preparatlar geliþtirmeye baþlamýþtýr. Baþlangýçta bu kimyasallarýn kullanýmý ile tekrar bitkisel ürün verimleri artýrýlmýþ ve tarým süratle bu kimyasallarý kullanmak zorunda olan bir sektör haline gelmiþtir.

Bir taraftan bu kimyasallarý kullanarak kitlesel üretim yapabilen geliþmiþ ülkelerle, diðer taraftan imkansýzlýklarý nedeniyle geleneksel tarým yapan ülkeler arasýnda ciddi boyutta tarým ürünleri üretim miktarý ve verim farklýlýklarý ortaya çýkmýþtýr. Düþük maliyet ve kitle üretimi ile dünya pazarlarýna giren kimyasal girdilerle üretilmiþ ürünlerle rekabet edemeyen üreticiler de kimyasal girdi kullanmaya baþlamýþlardýr.

Bundan daha önemli bir deðiþiklik, sýrasý ile 1830,1833 ve 1836 yýllarýnda Ýspanya, Amerika ve Ýngiltere’de köleliðin yasaklanmasý ile ilgili yasalarýn çýkartýlmasý olmuþtur. Araplar, Ýspanyollar ve Hollandalýlarýn ve daha sonra Ýngilizlerin ellerinde tuttuklarý, köle ticareti yerine sömürge ülkelerdeki tarýmsal üretim kaynaklarýnýn sözleþmeli çiftçilik, iþ karþýlýðý barýnma ve beslenme ihtiyacýnýn karþýlanmasý, yerli halkýn zorunlu olarak beyazlarýn iþletmelerinde çalýþtýrýlmasý gibi yasal düzenlemelerle, ucuz iþ gücü ve ucuz kaynaklarýn kullaným haklarý beyazlarýn kullanýmýna sunulmuþtur.

Kaliteli besin talebi ve alým gücü yüksek ülke þirketleri, bu eski sömürge ülkelerde büyük ölçekli monokültür tarým çiftlikleri kurarak, ürün bazýnda üretim ve ürün pazarlarýný kendi kontrolleri altýna almýþlardýr.

Kahve, þekerkamýþý, kauçuk, tütün gibi sanayii iþlemleri isteyen tüm ürünlerden sonra, buðday, pirinç gibi temel gýda maddelerinin üretim ve pazarlamasý da bu dev þirketlerin monopollerine dahil edilmiþtir.

Tarýmsal üretim alanlarýndaki bu baský, geleneksel üretim kültürlerini yok ederek, bu gün üçüncü dünya ülkeleri olarak tanýmladýðýmýz, eski sömürge ülkelerin, kendi beslenmeleri için de bu dev þirketlerin ürettiði ürünlere baðýmlý olmalarýna yol açmýþtýr. Kýsýtlý da olsa doðayý koruyarak yapýlan geleneksel tarýmýn yerine doðayý sömürerek üretim baþlatýlmýþtýr.

(13)

Dünya tarýmýnýn nasýl bir gerileme içinde olduðunun en güzel açýklamasý, birim alana üretim için verilen enerji miktarý ile birim alandan hasat edilen enerji miktarýnýn geliþiminin izlenmesidir.

Tablo 1’de; 1700 yýlýndan 1980 yýlýna kadar mýsýr üretiminde her bir hektar için harcanan kazanýlan enerjinin (kcal cinsinden) deðiþimi verilmiþtir.

Tablonun dikkatlice incelenmesinden anlaþýlacaðý gibi 1700’lü yýllarda birim alana verilen 718 kcal girdi karþýlýðýnda 7520 kcal çýktý alýnmaktadýr. 1980 yýlýnda 10 084 kcal girdiye karþýlýk 26 000 kcal çýktý alýnabilmektedir. Yani birim alan verimliliði artmýþ gibi görülürken, birim alan için kullanýlan enerji ve bu alandan elde edilen enerji

(14)

oranýnda 4.2 kat negatif geliþme olmuþtur. Tarýmda ilerleme deðil gerileme olmuþtur.

Tablo 2’de ise 1910-1980 yýllarý arasýnda, ABD’de mýsýr bitkisinin girdi ve verim deðerleri verilmiþtir.

Tabloyu incelediðimizde girdi kullanýmýnda insan gücü ve hayvan gücünün yerini makine gücünün aldýðý, hayvan gübresinin yerini ise

kimyasal gübrelerin aldýðý görülmektedir. Bütün bu deðiþikliklerin gerçekleþtiði 70 yýl içinde verimde ancak 3.4 kat artýþ saðlanabilmiþtir.

Bir önceki tablo ile mukayese ettiðimizde ise birim alanda kullanýlan enerji miktarý 14.5 kat artmýþken, verim ancak 3.4 kat artýrýlabilmiþtir.

Açýkça insanlar daha çok enerji harcayarak, nispi olarak daha az

(15)

enerji üretebilmektedirler. Harcanan enerji Dünyadaki enerji stoklarýndan tüketilmekte ve gelecek için enerji rezervlerini riske atmaktadýr. Bu iki tablodan anlaþýldýðý gibi bu yeni tarýmla, tarýmcýlar Dünya enerji stoklarýný daha hýzlý ve verimsiz tüketmektedirler.

Sanayii sektörü belli ve sýnýrlandýrýlmýþ bir alanda üretim yapar ve yakýn çevresi üzerinde kirlilik yaratýrken, geniþ tarým alanlarýnda yapýlan monokültür tarým, kirlenmenin geniþ alanlarda yay- gýnlaþmasýna neden olmuþtur. Dünyada kullanýmý 1960 yýlýnda yasaklanan DDT’nin kuzey kutbuna yakýn yerlerde yaþayan memelilerin vücudunda ortaya çýkmasý tarým ilaçlarýnýn yayýlýþýna en güzel örnektir. Günümüzde Avrupa kýtasýnda tarýmdan kaynaklanan yer altý suyu nitrifikasyonu, ülkemizde Mogan ve Eðmir gibi sulak alanlardaki fosfor birikimi, Aral gölünün kurumasý, Assuan Barajý sulama alanlarýndaki çevre felaketleri ve son yýllarda Güney Doðu Anadolu Bölgesindeki Harran ve Suruç tarým topraklarýndaki tuzlanmanýn temelinde bu yeni tarým yöntemlerinin çevre üzerindeki olumsuz etkisi yatmaktadýr.

1.5 TARIMSAL ÜRÜNLERDEKÝ YETÝÞTÝRÝCÝLÝKTEN KAYNAKLANAN RÝSKLER

Tarýmsal üretim toprak iþleme ile baþlamaktadýr. Toprak iþleme topraðý devirerek yapýlan bir iþlem olduðu anda toprak canlýlarý için risk baþlamaktadýr. Toprak mikroorganizmalarý, toprak içinde kendileri için en uygun olan ortama yerleþerek burada üremeye devam ederler.

Bu organizmalar güneþ isteyen, istemeyen, sýcaktan hoþlanan, hoþlanmayan, rutubet seven, sevmeyen, üst toprakta yaþayan, alt toprakta yaþayan, tek hücreliden, omurgalýlara kadar deðiþik organizmalara sahip canlýlardýr. Topraðýn altüst edilmesi ile bu canlýlarýn büyük bir bölümü ölmekte ve yaþayabilenler de uygun olmayan ortamlara taþýnmaktadýr. Uygun olmayan ortamlarda üreme ve çoðalmalarý durmakta toprak canlýlýðý ve verimliliði için faaliyetleri aksamaktadýr. Bu aksamadan dolayý topraða kimyasal besin maddeleri verilmesi zorunlu hale gelmektedir.

1.5.1 Gübre

Toprak Üzerine Etkileri: Toprak reaksiyonu ve yapýsý, toprak canlýlarý üzerine zararlý etkileri ve toksik maddelerce zenginleþme.

(16)

Su Üzerine Etkileri: Yüzey sularýnýn ötrifikasyonu ve yeraltý sularýnýn mineral maddelerce zenginleþmesi, yeraltý suyu nitrifikasyonu.

Hava Üzerine Etkileri: Hava kalitesinin bozulmasý, havadaki zararlý madde miktarýnda artýþ ve azotmonoksitin ozon tabakasý üzerindeki olumsuz etkileri.

Tüketici Üzerindeki Etkisi: Özellikle azotlu gübrelerle aþýrý beslenmiþ taze tüketilen tarým ürünlerinin nitrit yükü nedeniyle akut zehirlenmelere yol açtýðý, kanserojen ve mutajen etkisi olduðu ispatlanmýþtýr. Aþýrý azotlu gübre uygulamasýnýn yapýldýðý yerlerde yer altý su kaynaklarýnda oluþan nitrifikasyonun, bu suyu içme suyu olarak kullanan tüketicilerde mutajen ve kanserojen etki yaptýðý da gözlenmiþtir. Bu nedenle özellikle Avrupa Birliði ülkelerinde tüketiciler yer altý suyu içmemekte, kaynak ve maden suyu tüketmektedirler.

Gübre tarýmsal verimliliðin artýrýlmasýnda en önemli girdilerden biridir.

Kullanýmýndan vazgeçilemeyecek bu girdinin, zamanýnda, yeterli ve bitki istekleri ile toprak yapýsýna uygun kullanýmý için toprak istekleri toprak tahlilleri ile belirlenip, gübre miktar ve kullaným zamanýnýn buna göre tayin edilmesi gerekmektedir.

1.5.2 PESTÝSÝT

Bitkisel üretim sürecinde çeþitli aþamalarda; zararlýlar, hastalýk etmenleri ve yabancý otlarla mücadele ile çiçeðin döllenmesi, bitkinin hýzla geliþmesi, zamanýndan önce hasat edilmesi amaçlarýyla Dünyada her yýl yaklaþýk 3.7 milyon ton pestisit kullanýlmaktadýr.

Türkiye’de bilinen yaklaþýk 500 zararlý türünden 200 kadarýnýn tarýmsal alanlara ekonomik eþik düzeyi üstünde zarar verebildiði, 300 kadar hastalýk etmeninin ise 50 kadarýnýn ekonomik zarar açýsýndan etkili olduðu tespit edilmiþtir. Türkiye’de görülen bu zararlý ve hastalýk etmenlerine karþý her yýl etkili madde bazýnda 12-13 bin ton pestisit tüketilmektedir. Kullanýlan ilaç miktarý, bazý yýllar küçük azalmalar göstermesine raðmen yýllar itibari ile artmaktadýr. 1982’den 1994 yýlýna kadar geçen 12 yýllýk süre içinde kullanýlan ilaç miktarý aktif madde bazýnda yüzde 40.7 oranýnda artmýþtýr.

Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý 1960'ýn ikinci yarýsýnda baþlattýðý entegre mücadele çalýþmalarý’ný 1970’li yýllarda geliþtirmiþ ve günümüzde özellikle meyve, sebze ve pamuk üretiminde entegre mücadele

(17)

yöntemlerini talimat haline getirmiþ ve yayýnlamýþtýr. Ancak kullanýmýnýn yaygýnlaþabildiði gözlenmemiþtir. Türkiye’de pestisitlerden kaynaklanan sorunlar ve çýkýþ nedenleri, Ulusal Çevre Eylem Planýnda aþaðýdaki þekilde sýralanmýþtýr;

• Yüksek dozda ilaç kullanýmý

• Tavsiye dýþýnda kullaným

• Belirlenen son ilaçlama tarihinden sonra yapýlan ve kalýntý riskini artýran hasat öncesi ilaçlamalar

• Alet kalibrasyonlarýnýn doðru yapýlmamasý

• Ýlaçlamalarda uygun tekniklerin kullanýlmamasý ve deneyimli elemanlarla yapýlmamasý

• Üretici ve tüketicilerin üründeki kalýntý düzeyi konusundaki bilgisizliði.

Pestisitlerin Toprak Üzerine Etkileri: Toprak reaksiyonu ve yapýsý, toprak canlýlarý üzerine etkileri ve toksik maddelerce zenginleþme yaptýðý bilinmekle beraber Türkiye’de bu konuda yapýlmýþ bir araþtýrma yoktur. Ancak; quistozen ile bazý bakýrlý ve kalaylý preparatlarýn toprakta uzun süre kaldýðý ve verimliliði olumsuz etkilediði bilinmektedir.

Su Üzerine Etkileri: Yüzey sularýnýn ötrifikasyonu ve yeraltý sularýnýn mineral maddelerce zenginleþmesi, yeraltý suyu nitrifikasyonundan daha önemli olarak suda yaþayan hayvanlarý etkilediði, kullaným sularý aracýlýðýyla ürünlerinden yararlanýlan hayvanlara ve sonunda insanlara ulaþabildiði bilinmektedir.

Hava Üzerine Etkileri: Hava kalitesinin bozulmasý, havadaki zararlý madde miktarýnda artýþ ve azotmonoksitin ozon tabakasý üzerindeki olumsuz etkilerinin yaný sýra hava hareketleri ile taþýnmakta ve serpinti olarak yeryüzüne dönmektedir. Atmosferdeki bu kalýntýlar solunum yolu ile insanlara ulaþmakta ve çeþitli solunum rahatsýzlýklarý ve alerjik reaksiyonlar meydana getirmektedir.

Tüketici Üzerindeki Etkisi: Özellikle hasada yakýn tarihlerde ilaçlanmýþ taze tüketilen tarým ürünlerinin taþýdýðý kimyasal kalýntýlar nedeniyle akut zehirlenmelere yol açtýðý, kansorojen ve mutajen etkisi olduðu ispatlanmýþtýr. Aþýrý pestisit uygulamasýnýn yapýldýðý yerlerde yer altý su kaynaklarýnda oluþan bulaþmanýn bu suyu içme suyu olarak

(18)

kullanan tüketicilerde zehirlenme, mutojen ve kanserojen etki yaptýðý da gözlenmiþtir. Bu nedenle özellikle Avrupa Birliði Ülkeleri‘nde tüketiciler yer altý suyu içmemekte, kaynak ve maden suyu tüketmektedirler.

Doðal Düþmanlar Üzerinde Etkisi: Kullanýlan pestisitlerin büyük bir bölümü geniþ spektrumlu bileþiklerdir. Zararlý populasyonunu baský altýna alan, onlarýn aþýrý çoðalmalarýný önleyen en önemli faktör olan doðal düþmanlar kullanýlan pestisitlerden en fazla etkilenen canlýlardýr. Genellikle avcý böcekler olan doðal düþmanlar fazla hareketlilikleri nedeniyle daha fazla pestisit bulaþmasýna uðramakta ve bu uygulamadan çok zarar görmektedirler bu nedenle ,bunlarýn baský altýnda tuttuðu ikinci dereceden bazý zararlýlar zararlý konumuna geçmektedirler.

Kalýntý sorunu: Pestisit uygulamasýndan sonra, uygulanan bitki üzerinde, sulama suyunda, havada ve toprakta uygulanan pestisitin parçalanma süresine baðlý olarak bazen kýsa, bazen uzun bir süre ilaç artýklarý kalmaktadýr. Kalýntýnýn tolerans sýnýrýnýn altýna inebilmesi için belirli bir sürenin geçmesi gerekmektedir. Bu süre hasattan önceki son kullaným tarihini belirlemektedir. Üreticinin bu tarihe uymamasý sorunu arttýrmaktadýr.

Kalýntýnýn Besin Zinciri ile Dolaþýmý: Kalýntý süresi uzun olan pestisitlerde, kalýntýyý veya parçalanmasý ile oluþan kimyasal ürünleri deðiþik ortamlardan alan canlýlardan besin zinciri iliþkisi içinde birinden diðerine artan miktarlarda kalýntý geçiþi olmaktadýr.

Biyomagnifikasyon olarak adlandýrýlan bu geçiþ olayý, balýklar, kuþlar, sürüngenler ve av hayvanlarý gibi canlý gruplarýný da etkilemektedir.

Bunun en tipik örneði fare mücadelesi için kullanýlan ilaçlý buðday tohumunu yiyen farelerle beslenen tilkiler ve bu tilkilerle beslenen kartal, atmaca, þahin gibi avcý kuþlarýn bu zehirden etkilenmeleridir.

Direnç Sorunu: Doðada her canlýda var olan yaþama içgüdüsü nedeniyle pestisitlerin yoðun uygulandýðý tarým alanlarýnda dirençli zararlý populasyonlarý oluþabilmektedir. Bu durumda bir yandan pestisit kullaným yoðunluðu diðer yandan ise daha güçlü pestisitlerin kullanýmý artmaktadýr. ABD’de yapýlan bir araþtýrmada belli alanda kullanýlan pestisitin beþ yýl içinde ayný etkinliðini devam ettirebilmesi için kullaným miktarýnýn iki katýna çýkarýlmasý gerektiði tespit edilmiþtir.

(19)

Ýnsan Saðlýðýna Etkileri: Pestisitlerin insanlar üzerine etkisi iki yönden incelenebilir. Birincisi Aktif Zehirlenmeler: Üretim, daðýtým, satýþ ve kullaným sürecinde yapýlan hatalardan meydana gelen bu zehirlenmelerle ilgili kesin kayýtlar bulunamamakla beraber her yýl basýna yansýyanlarýndan ortalama 276 vaka olduðu bilinmektedir.

Kronik Zehirlenmeler; ortamdan ve besi zinciri ile yüklenilen küçük dozlu zehirlenmelerdir. Semptomlarý çok geç ortaya çýktýðýndan elde belirlenmiþ bir veri tabaný oluþmamýþtýr.

1.5.3 SULAMA SUYU

Tarýmda bitkisel üretimde en önemli girdi sulama suyudur. Gerek ürünün bünyesinde yer almasý ve gerekse bitkinin kuru madde üretimi için kullandýðý su, yaðýþlarýn yeterli olmadýðý yerlerde sulama suyu olarak insanlarca karþýlanmalýdýr. Türkiye su kaynaklarý bakýmýndan yeterli, suyun kullanýmý bakýmýndan yetersiz bir ülkedir. Türkiye 8.5 milyon hektar sulanabilir tarým alaný potansiyeline sahip olmasýna karþýn bu alanýn ancak 1/2'si sulanabilmektedir. Halk ve devlet sulamalarýnýn kapsadýðý alan 4.3 milyon hektara ancak ulaþabilmiþtir.

Elimizde bu konudaki en geçerli veri DSÝ tarafýndan her yýl yayýnlanan

“Mahsul Sayýmý Sonuçlarý” dýr. Bu raporlarý incelediðimizde Devlet Su Ýþlerince iþletilen sulama tesislerinde sulama randýmanýnýn yüzde 64.9 olduðunu görmekteyiz. Bu deðer Türkiye’de sulama yapan üreticinin su kullanýmýný bilmediðini göstermektedir. Fazla su verme gelenek haline gelmiþtir. Sulamaya açýlan tüm alanlarda fazla su kullanýmýnýn doðurduðu; taban suyu yükselimi ve tuzlanmadan kaynaklanan çoraklaþma baþlamýþtýr. Çukurova, Suruç, Söke ovalarýnda bu sorunlar yaþanmaktadýr.

Diðer önemli konu sulama suyunun kalitesidir: Yerüstü sularýnda sanayi kirliliði; Menderes, Ergene, Sakarya’nýn bir bölümü bugün bu sorunu yaþamaktadýr. Yeraltý sularýnda kireç, tuz, sodyum ve bor kirliliði sorunlarý vardýr. Sulama suyu kalite sýnýflarýna göre mevcut sulama sularýnýn % 67’si T 2 kalitesinde % 19’u T 3 kalitesindedir.

Ancak üreticinin bilgi yetersizliði, drenaj sularýnýn bile sulamada kullanýlmasý, fazla sudan oluþan yalancý klorozun su ile giderilmeye çalýþýlmasý sulama yatýrýmlarýnýn randýmanýný düþürmekte ve çevre kirliliði yaratmaktadýr.

(20)

Önümüzdeki yüzyýl içinde en kýsýtlý doðal kaynak haline gelecek olan temiz su kaynaklarýmýzýn, rasyonel ve verimli kullanýmý zorunludur.

Bunun için en az su kaybý ile sulama imkaný saðlayan kapalý sulama sistemlerinin yaygýnlaþtýrýlmasý gerekmektedir.

1.5.4 YETÝÞTÝRME TEKNÝKLERÝ

Çevre kirliliði yaratýlmasý bakýmýndan girdiler kadar ve bazen onlardan daha önemli olan yetiþtirme teknikleridir. Yetiþtirme teknikleri sadece çevre açýsýndan deðil verimlilik, maliyet ve ürün kalitesi açýsýndan da çok önemlidir.

Meyve Yetiþtiriciliði: Genellikle küçük alanlarda emek yoðun yetiþtiricilik yaygýndýr. Ekolojisine uygun olmayan alanlarda yetiþtirilen meyvelerde hastalýk ve zararlý sorunu çýkmaktadýr. Zirai Mücadele bilgisiz ilaç satýcýlarýnýn tavsiyeleri doðrultusunda yapýlmaktadýr.

Gereksiz ve hatalý ilaç kullanýmý yaygýndýr. Ýlaçlama aletlerinin uygun seçilmemesi nedeniyle ilaçlamadan atmosfer ve komþu tarým alanlarý etkilenmektedir. Entegre Mücadele Programý uygulamasý yok denecek kadar azdýr. Meyveciliðin yoðun olduðu bölgelerimizde, ilaçlama sezonunda ilaç kokusu insanlar tarafýndan hissedilir düzeydedir. Sulama düzensizdir. Fazla su verme eðilimi son yýllarda kapalý sistemlerin yaygýnlaþmasý ile azalmaktadýr. Toprak iþleme çok sýk ve zamansýz yapýlmaktadýr. Aðaç aralarýnda baklagil yetiþtiriciliði, yeþil gübreleme ve organik gübre kullanýmý yapýlmadýðý gibi, iz element eksikliði hat safhadadýr. Kimyasal gübre kullanýmý yaygýnlaþmýþ olup, toprak tahlillerine dayanýlmadan yapýlan gübreleme de, hastalýk ve zararlý riskini artýrmaktadýr.

Sebze Üretimi: Küçük ve yerleþim alanlarý çevresinde yoðunlaþmýþ iþletmelerdir. Mekanizasyon geliþmemiþtir. Gübre, ilaç, su kullanýmý fazladýr. Taze tüketime yönelik yetiþtiricilikte kalýntý riski yüksektir.

Örtü altý yetiþtiriciliði, birim alanda en yüksek gübre ve ilaç kullanýmýnýn olduðu alanlardýr. Girdi kullanýmýnda abonelik sistemi geliþmektedir. Ýlaç ve gübre bayileri abonelerinin tüm ihtiyaçlarýný karþýlamaktadýrlar. Bu karþýlamada teknik gereklerden ziyade ticari menfaat ön plandadýr. Kapalý alan içinde olduðundan çevre üzerine etkisi sýnýrlýdýr. Ancak tüketici üzerinde kronik zehirlenme yaratma riski çok yüksektir.

Tarla Bitkileri : Türkiye toplam tarým alanlarýnýn yüzde 68.4'ünü

(21)

oluþturan tarla bitkileri ekim alanlarý tarým sektörü içinde yayýlým alaný nedeniyle çevre kirliliðini en çok yaratan kesimidir. Toprak iþleme hatalarýnýn, meyile dik sürümün, zamansýz ot mücadelesinin, yanlýþ tohum yataðý hazýrlanmasýnýn, anýz yakmanýn, hatalý gübrelemenin, yanlýþ ilaç kullanýmýnýn en çok yapýldýðý alandýr. Bu hatalý uygulamalar; toprak yüzeyinin çýplak býrakýlmasý, toprak agrelerinin parçalanmasý Türkiye’nin en ciddi çevre sorunu olan toprak erozyonunun temelidir. Birim alanda en az gübre ve ilaç kullanýlan alanlar olmasýna raðmen alanýn büyük olmasý sorunu büyütmektedir.

Ankara, Gölbaþý Mogan gölünün son yýllardaki yok oluþ nedeni çevrede yapýlan tarýmdýr. Özellikle fosfor yükü, sediment dolumu hep bu kaynaktan beslenmektedir. Tarla bitkisi yetiþtiricileri toprak iþlemeyi bilmemektedirler. Bu ciddi hata bir taraftan verimli toprak katmanýnýn erozyonla gitmesine sebep olurken ,diðer taraftan makine iþgücünün ürün maliyeti içindeki payý %50’nin üzerine çýkmaktadýr.

Bu maliyet yüksekliði nedeniyle üretici sermaye birikimi yapa- mamaktadýr. Türkiye’deki alet ve makine üreticilerinin de pazarlama baskýsý nedeniyle topraðý iyice unufak eden makinelerin kullanýmý artmaktadýr. Geliþmiþ ülkelerin 1930'lu yýllarda terk ettikleri toprak iþleme teknikleri Türkiye’de yeni keþfedilmiþ gibi hýzla yayýlmaktadýr.

Zaten organik maddece fakir olan bu topraklarda rüzgar ve su erozyonunun baskýsý her yýl artmaktadýr. Türk çiftçisinin önemli diðer bir eksiði Ortaçað Ýngiliz çiftçilerinin bile bildiði münavebe tekniklerini bilmemeleri ve tek ürün yetiþtiriciliði monopolünden kurtula- mamalarýdýr. Yaðýþa baðýmlý alanlarýn ana ürünü serin iklim tahýllarýdýr.

Nadas-Tahýl en genel uygulanan sistemdir. Son yýllarda bu münavebeye baklagiller ve endüstri bitkilerinin dahil olmaya baþladýðýný görmekteyiz. Bu olumlu geliþmenin diðer taraftan yarattýðý ciddi bir çevre sorunu da vardýr. Bu sorun da yazlýk ekim iþleminin anýz yakmanýn gerekçesini oluþturmasýdýr. Türkiye’de yaklaþýk 8.5 milyon hektar tarým alaný potansiyel anýz yakýlacak alandýr. Ve genellikle de bu alan ve bu alanda yaklaþýk 17 milyon ton bitki artýðý yakýlmaktadýr, bu yanmadan açýða çýkan ýsý miktarý atmosferin ýsýnmasýný, oluþan CO2 de sera gazý emisyonunu artýrmaktadýr.

(22)

BÖLÜM II

2.1 Organik Tarýmýn Tarihçesi ve Geliþimi

2.1.1 DÜNYADA ORGANÝK TARIM HAREKETÝNÝN BAÞLAMASI, DOÐUÞU VE GELÝÞMESÝ

Dünyada 1960’lý yýllara kadar çevre koruyucu, çevre iyileþtirici bir sektör olarak tanýmlanan tarým sektörünün bu özelliði, 1970’li yýllardan itibaren sorgulanmaya, tartýþýlmaya baþlanmýþ ve tarým sektörünün toprak iþleme tekniklerinden baþlayarak, sektörde kullanýlan girdiler, bu girdilerin üretim ve kullaným süreçleri, kullanýldýðý ürünler üzerindeki etkileri ile tarýmsal ürünleri tüketenlerin üzerinde ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri sorgulanmaya baþlanmýþ, araþtýrmalarýn yönünün kirlenme, çevre kirliliði, kalýcýlýk konularýna çevrilmesi ile ortaya çýkan sonuçlar; tarým sektörünün çevre kirliliði üzerindeki etkisinin sanýldýðýndan daha fazla olduðunu ortaya koymuþtur. Dünyada tarýmýn çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin ilk kez belirlenmesinin tarihi ortaçaða kadar gitmektedir. Ýngiliz tarýmcý Henleyli Walter 13. yüzyýlda çift sürmede at kullanýmýnýn giderek yaygýnlaþmasýnýn orman alanlarýnýn azalmasý sonucunu yarattýðýný belirterek, tarýmda iþgücü olarak at kullanýmýna karþý çýkmýþtýr.

Dönemin diðer bir tarýmcýsý Robert Grossetes’in yazdýðý kitaplarda ve yazarý belli olmayan Husbandry adlý kitapta tarým topraklarýnýn nadasa býrakýlmasý, organik gübre ile gübrelenmesi ve tohumluðun mutlaka her yýl deðiþtirilmesi ile münavebenin tarýmsal verim düþüklüðünün önleyebildiði betimlenirken uygun olmayan tarýmýn topraklarý verimsizleþtirdiði belirtilmiþtir.

2.1.2 DÜNYADA ÝZLENEN POLÝTÝKALAR

Geliþmiþ ülkeler sürdürülebilir tarým konusu ile 1900’lü yýllarýn baþýnda ilgilenmeye baþlamýþ, geliþmekte olan Uluslararasý Sürdürülebilir Tarým Birliði ve Uluslararasý Organik Ürün Hareketleri Organizasyonu hareketleri Birinci ve Ýkinci Dünya Savaþlarýnýn araya girmesi üzerine sekteye uðramýþtýr. Ýkinci Dünya Savaþýnýn sona ermesiyle hareket tekrar baþlamýþtýr. Günümüzde merkezi ABD’de olan “Sürdürülebilir Tarým Birliði (SAA)” ve Merkezi Almanya’da olan “Uluslararasý Organik Ürün Hareketleri Ýzleme Organizasyonu (IFOAM)” tarýmsal üretimde

(23)

sürdürülebilir tarým, temiz üretim ve temiz ürün çalýþmalarýný sivil toplum örgütleri olarak yapmaktadýrlar. Türkiye’de 1996 yýlýnda bu konuda çalýþmak üzere uluslararasý statüde kurulmuþ olan

“Sürdürülebilir Tarým Çiftçi Yardýmlaþma Derneði” bilgi üretmekte ve yayým çalýþmalarý ile üye çiftçilerine hizmet vermektedir.

2.1.3 TÜRKÝYE’DE ÝZLENEN POLÝTÝKALAR

Türkiye, özellikle 1960’tan itibaren hýzla geliþmekte, sanayileþmekte ve kentleþmektedir. Bu süreç önümüzdeki dönemlerde de hýzlanarak devam edecektir. 1992 yýlý Haziran ayýnda Brezilya’nýn Rio de Jeneiro kentinde B.M. Çevre ve Geliþme Konferansý yapýlmýþtýr. Konferans sonunda bir eylem planý (Gündem 21) deklere edilmiþtir. Devlet Planlama Müsteþarlýðý Gündem 21‘in getirdiði yükümlülüklerden biri olan “Türkiye Gündem 21 Ulusal Çevre Eylem Planý” çalýþmalarýna baþlamýþ ve 1996 yýlýnda çalýþma tamamlanarak yayýnlanmýþtýr. Bu çalýþmanýn akabinde Çevre Bakanlýðýnca “Türkiye Ulusal Gündem 21 Hazýrlanmasý ve Uygulanmasý Projesi” hazýrlanmýþtýr.

Bütün bu çalýþmalara paralel olarak Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý Türkiye’de üretilen ve A.B. Ülkelerine pazarlanmasý planlanan tarým ürünlerinin sertifikalandýrýlmasý için “Organik Yöntemle Üretilmiþ Ürün Yönetmeliði”ni Aralýk 1994’te Resmi Gazete’de yayýnlamýþ ve Ýzmir’de

“Ekolojik Tarým Organizasyonu (ETO)” kurularak Organik Ürün Sertifikalama hizmetleri Türk ve yabancý ülke firmalarýnca verilmeye baþlanýlmýþtýr.

Türk Standartlar Enstitüsü 1998-1999 yýlý iþ programýna “Ekolojik Yöntemlerle Üretilmiþ Tarým Ürünleri Standardý Hazýrlanmasý”

faaliyetini koymuþ ve bunun için Ekolojik Tarým Ürünleri Hazýrlýk Standartlarý Daimi Komitesini kurmuþtur. TSE “Ekolojik Yöntemle Üretilmiþ Bitkisel Ürünler Standardý”ný yayýnlamýþtýr.

2.1.4 ORGANÝK TARIM ORGANÝZASYONLARI, PRENSÝPLERÝ VE ÇALIÞMALARI

Baþlangýçta tarým topraklarýnýn korunmasý için baþlatýlan organik yetiþtiricilik, sonradan tüketicilerin saðlýklý beslenmelerine ve devamýnda da organik ürün yetiþtiricilerinin hak ve menfaatlerinin korunmasýna yönelmiþtir. Bu nedenle kapsam geniþletilmiþ ve her yýl ilave edilen yeni kurallarla karmaþýk ve içinden çýkýlamaz hale

(24)

gelmiþtir. Bu konudaki en büyük otorite olan IFOAM her yýl yeni ilavelerle yönetmenliðini zenginleþtirmektedir. Ancak bütün bu karmaþanýn içinde temel olarak belirlenen kurallar þunlardýr;

a) Toprak canlýlarýnýn hayatiyeti devam ettirilecek (toprak iþleme),

b) Bitkinin topraktan aldýðý maddeler dengeli olarak topraða verilecek (bitki besleme),

c) Bitki besleme amacýyla topraða verilen maddelerin, üretim ve tüketim süreçlerinde bitki, hayvan ve insan saðlýðý üzerinde olumsuz etkisi olmayacak,

d) Kullanýlma mecburiyeti olan tarýmsal savaþ preparatlarý doðal preparatlar olacak ve kullanýldýðý zararlý dýþýndaki canlýlar üzerinde zararlý olmayacak,

e) Organik tarým iþletmesinin sahibi ve çalýþanlarýnýn haklarý ve kazançlarý, asgari düzeyde insan haklarý ve yaþam standardýndan aþaðý düzeyde olmayacak,

f)Organik olarak üretilen ürünlerin, sertifika ve etiketi olacak.

Bu koþullarýn en dikkat çekeni “e” maddesidir. Organik iþletme çalýþaný temel hak ve özgürlüklerden yararlanma konusunda koruma altýna alýnmaktadýr.

2.1.5 DÜNYADA SÜRDÜRÜLEBÝLÝR TARIM HAREKETÝNÝN BAÞLAMASI, DOÐUÞU VE GELÝÞMESÝ

Sürdürülebilir tarým kavramý, organik tarým kavramýndan yaklaþýk 60 yýl sonra ortaya çýkmýþtýr. Çýkýþ nedeni; organik tarýmýn katý kurallarýndan biraz kaçýnmak ve üreticilerin bazý kimyasallarý kullanmalarýna olanak vermek üzere, tarýmsal üretimi topraðýn verimliliðini artýrarak devam ettirebilmektir.

Bu amaçla merkezi Amerika Birleþik Devletlerinde bulunan Dünya Sürdürülebilir Tarým Birliði, toprak iþlemeden baþlayarak, doðal toprak ýslah maddeleri, kültürel bitkilerinin birlikte ekimi, münavebe, doðal maddelerle bitki besleme ve doðal preparatlarla tarýmsal savaþým mecbur kaldýkça da kontrollü kimyasal maddelerle besleme ve savaþým tekniklerini geliþtirmiþlerdir. Sadece nihai tüketim ürünü için

(25)

deðil, üretimin her aþamasýnda kalite ve kontrol sistemi ile sanayi üretimindeki “Toplam Kalite Kontrol Standardý”nýn uygulamasýna çalýþýlmaktadýr.

Baþlangýcý 1950 yýlý olan sürdürülebilir tarým hareketi, özellikle Amerika kýtasý ve okyanus ülkelerinde yaygýnlaþmýþ ve geliþmiþtir.

Bu gün 53 ülkede birliðe baðlý araþtýrma enstitüleri ve üye üreticiler, sürdürülebilir tarým teknikleri, birbirleri ile uyumlu bitki yetiþtiriciliði, toprak iþleme teknikleri ve doðal ilaçlar konusunda bilgilerini, açýlmýþ olan bir internet sayfasýnda, paylaþmaktadýrlar. Her sene deðiþik ülkelerde toplanan sürdürülebilir tarým uzman ve yetiþtiricileri bu toplantýlarda teknik ve ilaç bilgilerini paylaþarak yeni uygulama tekniklerini geliþtirmektedir. Aylýk ve yýllýk olarak çýkardýklarý bültenlerle de bu bilgilerin yayýmýný yapmaktadýrlar.

2.1.6 SÜRDÜRÜLEBÝLÝR TARIM ORGANÝZASYONLARI, PRENSÝPLERÝ VE ÇALIÞMALARI

Dünyada sürdürülebilir tarým hareketi, týpký organik tarým hareketinde olduðu gibi sivil toplum kuruluþlarý tarafýndan organize edilmekte ve yaygýnlaþtýrýlmaktadýr. Kurallar ve teknikler bu örgütlerce belirlenmekte ve üye sivil toplum kuruluþlarýna bildirilmektedir. Bu kurallar organik tarým kurallarýnda olduðu gibi katý ve zorunlu deðildir.

Seçim tamamen üreticinin tercihine býrakýlmaktadýr. Bunun sonucu olarak sürdürülebilir tarým teknikleri ile yetiþtirilmiþ gýdalarda herhangi bir sertifikasyon veya etiketleme yoktur. Bu tür bir etiketlenmenin olmamasý nedeniyle de, sertifikasyon ve denetim firmalarý oluþmamýþtýr. Sürdürülebilir tarým prensiplerine baktýðýmýzda da bunun sebebini açýkça görmekteyiz. Sürdürülebilir tarým prensipleri;

a) Doðal kaynaklar korunacak ve geliþtirilecek,

b) Kullanýlan girdiler doðaya ve tüketiciye zarar vermeyecek, yenilenebilir kaynaklar kullanýlacak,

c) Sürdürülebilir tarým iþletmesi, kendi girdilerini kendi iþletmesi içinde, münavebeye uygun olarak üretecek, d) Hayvancýlýk ve bitkisel üretim birbirlerine girdi temin edebilecek dengede olacak, hayvancýlýk atýklarý, bitkisel üretimde girdi, bitkisel üretim atýklarý hayvancýlýðýn girdisi olacak,

(26)

e) Ýþletme dýþa baðýmlý olmadan ve doðal kaynaklarýný azaltmadan üretimini, ekonomik boyutta sürdürebilecek, f)Gerektiðinde iþletme, kontrollü olarak kimyasal girdi kullanabilecektir.

Bu prensiplerin temeli tarýmsal üretimin; doðal kaynaklarý olan Toprak, Su ve Bio çeþitliliðin korunarak, iþletmenin ekonomik olarak sürdürülebilirliðinin saðlanmasýdýr.

2.2 Organik Tarým

2.2.1 ORGANÝK TARIMIN TEMEL ÝLKELERÝ

Organik tarýmýn 4 temel ilkesi vardýr:

1) Genetik deðiþikliðe uðratýlmamýþ tohum kullanmak, 2) Toprakta zararlý etki býrakabilecek kimyasal gübre kullanmamak,

3) Zararlý ve hastalýklarla mücadelede; kalýcý, doðaya zarar veren ve parçalanmayan kimyasallar kullanmamak ve 4) Ürünün sertifikasyon ve etiketlenmesini yaptýrmak.

2.2.2 ORGANÝK TARIMDA TEMEL YÖNTEMLER 2.2.2.1 Tohumluk seçimi

Organik tarýmda, kullanýlacak tohumun organik olarak üretilmiþ ürünlerden, yani organik iþletmeden alýnmasý temeldir. Ancak henüz organik tarým tam olarak yaygýnlaþtýrýlmadýðý için konvansiyonel tarým iþletmelerinden temin edilen temiz tohumlarýn kullanýlmasýna da izin verilmektedir. Dikkat edilecek husus tohumun genetik modifikasyona uðratýlmamýþ olmasýdýr. Yani tohum çekirdeðinin gen yapýsý deðiþtirilmemiþ olmalýdýr. Doðada melezliðin var olmasý nedeniyle tohumun melez olmasý, hibrit olmasý bu tohumun organik olma vasfýný bozmaz. Ancak tohumun toprak altý zararlýlara karþý çevreye ve doðaya zarar veren kimyasal ilaçlarla ilaçlanmýþ olmamasý gerekmektedir. Kullanýmýna müsaade edilen bakýr sülfat v.b. ilaçlarla ilaçlanmýþ olmasýnýn hiçbir mahsuru yoktur. Bulunabildiðince genetik vasýflarý deðiþmemiþ, yöreye has tohumlarýn kullanýlmasý tercih edilmelidir.

(27)

2.2.2.2 Bitki Besleme ve Toprak Islah Maddeleri

Konvansiyonel tarýmda kullanýlan sentetik gübreler nedeniyle topraklardaki bitki besin maddesi dengesi bozulmuþ ve toprak canlýlarýnýn miktarý azalmýþtýr. Türkiye tarým topraklarýnda özellikle organik madde oranlarý %1’in altýna düþmüþtür. Topraðýn tekrar verimlilik kazanmasý için organik tarýmda kullanýmýna müsaade edilen ýslah maddeleri þunlardýr:

1) Ahýr Gübresi Hazýrlanmasý;

Ahýrdan çýkan yaþ gübre düz toprak bir alanda 60-40 cm yükseklikte, 1.5-2 m geniþlikte, alanýn imkan verdiði uzunlukta trapez ( ) þeklinde yayýlýr. Haftada bir ahýr temizleniyorsa çýkan gübre bir seri olarak serilir üç günde bir bu serili yýðýn yana aktarýlýr, aktarma esnasýnda iyice havalandýrýlýr ve bu uygulama 21 gün devam ettirilir sonunda yýðýn kokusuz siyah renkli bir hal alýr ve içinde beyaz, sarý kurtçuklar oluþur bu oluþum gübrenin olgunlaþtýðýnýn belirtisidir.

Olgunlaþan gübre tarlaya yayýlýr ve topraða gömülür.

Büyük baþ hayvan sayýsý 50 baþ hayvandan fazla olan iþletmelerde gübre seperatörü kullanýlabilir. Sulu gübreyi, suyundan ayýrarak gübre içindeki su oranýný %40 düzeyine düþüren bu makinadan çýkan gübre suyu þerbet olarak doðrudan topraklara verilir. Kuru kýsým ise 3 günde bir havalandýrýlarak gübre kompostu 21 gün içinde oluþturulur ve tarým topraklarýnda kullanýlýr. Ýçinde %5 azot, %8 potas ve %3 fosfor olan, iz elementlerle birlikte bazý enzim ve aminoasit gruplarý ihtiva eden bu gübre, bir taraftan toprak canlýlarýnýn artmasýný, topraðýn çabuk ýsýnmasýný ve havalanmasýný, diðer taraftan ihtiva ettiði bitki besin maddeleri ile bitkilerin beslenmelerini saðlamaktadýr.

Diðer bir yöntem sývý ve katý dýþkýlarýn bir beton veya plastik havuz içinde oksijenlendirilerek karýþtýrýlmasý ve elde edilen çorba kývamýndaki sývýnýn topraða karýþtýrýlmasýdýr. Bu sistemin tek mahsuru iyi havalandýrýlmamasý halinde, tarlada ve civarýnda kesif koku yapmasýdýr. Sývýnýn bir enjektör yardýmý ile toprak altýna verilmesi halinde bu sorun ortadan kalkar.

(28)

2) Kompost Hazýrlanmasý;

Ev ile bað, bahçe ve tarladaki bitkisel artýklar 1X1X0.5 m ölçülerinde açýlan toprak çukur içine parçalanarak atýlýr. Her 30 cm kalýnlýkta yýðýn oluþtuðunda üzerine iki avuç toz kireç atýlýr ve her hafta demir bir çubukla karýþtýrýlarak havalandýrýlýr. Kurudukça üzerine su ilave edilir. Çukur tamamen dolunca üzeri kapatýlýr. Hava koþullarýna göre 3-6 ay içinde kompost olgunlaþýr. Olgunlaþan kompost siyah renkte, ele alýndýðýnda yumuþak ve nemli kokusuz görüntüdedir. Olgunlaþan kompost tarým topraklarýna taþýnýr ve topraða karýþtýrýlýr.

Kentsel atýklarýn, çöp deðerlendirme merkezlerinde hazýrlanan kompostlar da organik tarýmda kullanýlabilir. Ancak bu atýklarýn aðýr metal, radyoaktif ve týbbi atýklar içermemesi gereklidir. Bu kompostlar çiftlik kompostlarýndan daha fazla ve daha deðiþik maddeler içerdiðinden, verimlilikleri çiftlik kompostlarýndan daha fazladýr. Bu kompostlarýn tek mahzurlu taraflarý içeriklerinin sýk sýk kontrol edilmesi gereðidir. Bu kontrol kompost üreticileri tarafýndan periyodik olarak yapýlmalýdýr.

3) Tarým Kireci

Piyasalarda hazýr olarak satýlan tarým kirecinin, özellikle asidik topraklarla kumlu topraklarda toprak ýslah ve bitki besleme maddesi olarak kullanýmý yaygýndýr. Asit karakterli topraklarýn asitlik derecesini düþüren kireç uygulamasý, ayný zamanda topraðýn çabuk ýsýnmasýný, havalanmasýný ve su tutma kapasitesinin artmasýný saðlar. Kireç içindeki kalsiyum temel bitki besin maddelerinden biri olup, bitki dokusunun güçlenmesini, iletim demetlerinin yapýsýnýn ve meyvenin saðlýklý olmasýný, hastalýklara mukavemetinin artmasýný saðlar.

4) Leonardit

Linyit kömürü yataklarý üzerindeki yanmayan, kömürleþmesini tamamlayamamýþ gri-siyah renkteki toprak katmanýnýn ihtiva ettiði karbon ve huminler topraktaki mikro organizmalar tarafýndan humusa dönüþtürülerek, doðal bir þelatlama maddesi haline gelirler.

Leonarditle toprak yapýsýnda fiziki iyileþmenin yaný sýra, kimyasal ve biyolojik iyileþme de saðlanýr. Günümüzde leonardit kayaçlarýndan elde edilen sývý, toz ve granül formlardaki hümik asitler, leonarditin

(29)

özü olup, hem bitki geliþim düzenleyicisi hem de toprak ýslah maddesi olarak ticari boyutta pazarlanmaktadýr. Hümik asitler topraðýn çabuk ýsýnmasýný, su tutma kapasitesinin, içerdiði mikro organizma sayýsýnýn artmasýný ve topraktaki bitkinin alamayacaðý formdaki bitki besin maddelerinin bitki tarafýndan alýnmasýný saðlarlar. Ayrýca bitki bünyesinde de yararlý etkileri vardýr.

5) Organik atýklar

Tarla, bað ve bahçelerdeki selülozlu bitkisel maddelerin parçalanarak toprak yüzeyine serilmesi ve/veya topraða karýþtýrýlmasýnýn; toprak karakterinin iyileþtirilmesi, toprakta porozitenin artýrýlmasý, topraðýn çabuk ýsýnmasý, su tutma kapasitesinin artmasý ve tohumlar için iyi bir tohum yataðý oluþturmasý bakýmýndan önemi vardýr. Toprak canlýlarýnýn ihtiyacý olan karbonhidratlý madde odun parçalarý ile topraða verilerek topraktaki canlýlýðýn ve buna paralel olarak verimliliðin artýrýlmasý saðlanmaktadýr. Piyasada satýlan parçala- yýcýlarla parçalanan odunsu maddeler toprak yüzeyine doðrudan serilerek toprakta rutubet ve yabancý ot kontrolünün saðlanmasý mümkündür.

6) Pit ve Torflar

Bataklýk alanlarda, su altýnda çürüyerek oluþan pit ve torflar toprak ýslah maddesi olarak yýllardan beri kullanýlmakta ve ticari bir meta olarak pazarlanmaktadýr. Topraðýn su tutma ve çabuk ýsýnma kabiliyetini artýran bu maddeler, özellikle tohum yataðý hazýrlamada çok iyi kullanýlmaktadýr.

7) Perlit

Kuvars mineralinin yüksek ýsýda patlatýlmasý ile elde edilen perlit, aðýr topraklarda topraðýn iþlenmesini, su tutma kapasitesinin artmasýný ve toprakta porozite oluþturmasýný saðlayan bir maddedir.

Ticari olarak pazarlanmaktadýr.

8) Fosfat kayasý

Yüksek tenörlü fosfat ihtiva eden fosfat kayaçlarýnýn deðirmenlerde kýrýlmasý ile elde edilen fosfat çakýlý; fosfor oraný düþük ve aðýr topraklarda ýslah ve bitki besin maddesi olarak kullanýlabilir. Fosfat çakýllarý içindeki erimez formdaki fosfat toprak mikro organizmalarý tarafýndan çözünerek bitkinin kullanabileceði forma sokulur.

(30)

9) Potas Kayasý

Yüksek tenörlü potas ihtiva eden potas kayaçlarýnýn deðirmenlerde kýrýlmasý ile elde edilen potas çakýlý, potas oraný düþük ve aðýr topraklarda ýslah ve bitki besin maddesi olarak kullanýlabilir. Potas çakýllarý içindeki erimez formdaki potas toprak mikro organizmalarý ve bitki köklerince salgýlanan enzimlerle çözümlenerek bitkinin kullanabileceði forma sokulurlar.

10) Kümes atýklarý

Yumurta veya etlik tavuk kümeslerinin gübreleri kireç ile muamele edilerek, asitlikleri düþürülüp, azot kaynaðý olarak topraklarda kullanýlabilirler. Ancak suni yemlerle beslenen kümeslerin gübrelerinde yüksek oranda aðýr metaller ve istenmeyen maddeler olabilir. Bu nedenle bu tür gübrenin kullanýlmadan önce analizinin yapýlmasý þarttýr.

2.2.2.3 Tarýmsal Savaþým Maddeleri

Bitkilerde mantarlarýn ve zararlýlarýn neden olduðu hastalýklar için temiz preparatlar;

1) Bordo Bulamacý

Tohum yataðý, fide yetiþtirme topraðý ve sebze bahçesinde, meyve ve baðlarda mantar hastalýklarý varsa bordo bulamacý kullanýlabilir Yapýlýþý:

Ýki kýsým kireç ve bir kýsým göztaþýnýn karýþýmýdýr. Karýþým hazýrlanýrken önce iki kýsým kireç su içinde eritilir ve bu eriyiðin içine bir kýsým göztaþý katýlarak karýþým tam bir çözelti oluncaya kadar iyice karýþtýrýlýr. Karýþýmýn rengi gök mavisi oluncaya kadar karýþtýrma devam etmelidir.

Hazýrlanan karýþým istenilen doza göre su ile karýþtýrýlarak kullanýlýr.

Sulandýrma suyunun kireçsiz olmasý önemlidir þayet kireçli bir su kullanýlmasý zorunlu ise iki kýsým kireç yerine 1,8 kýsým kireç kullanýlmasý tavsiye edilir.

Tablo 3’teki deðerlere göre üretici istediði miktarda Bordo Bulamacýný hazýrlar ve bu bulamacý kullaným amacýna göre istediði kadar sulandýrarak kullanýr. Hazýrlanan bulamaç madeni kaplarda

(31)

bekletilmemelidir.

Tohumda; tohum %0.75’lik bordo bulamacý solüsyonuna batýrýlarak ekilir ve ilk sulamada süzgeçli kova ile %1’lik bordo bulamaçlý su verilir.

Fidelikten tarlaya þaþýrtýlacak fide yine %1’lik bordo bulamacý karýþýmýna tamamen batýrýlýp 3 saniye içinde tutulur ve çýkartýlýp dikim yerine dikilir. Bu koruyucu bir uygulamadýr.

Sebze yetiþtirilirken, mantari hastalýk belirtileri varsa fide, bitki çiçek öncesi %2 ‘lik bordo bulamacý ile tamamen yýkanýr. Çiçekten sonra hastalýk baþlarsa %0,75’lik bordo bulamacý ile akþam saatlerinde yýkanýr.

2) Arap Sabunu

Hazýrlanan köpüklü su yaprak bitleri, pseron, karýnca, trips gibi yaprak ve gövde parazitlerine karþý kullanýlýr

Yapýlýþý:

Piyasada satýlan potasyum sývý sabunu (arap sabunu olarak bilinir) kilo ile alýnýr. 100 litre su içinde 0.4 Kg arap sabunu eritilir ve bu hali ile kullanýlýr. Önce arap sabunu 4 misli sýcak su içinde eritilir sonra üzerine yeteri kadar su ilave edilir. Karýþtýrma yavaþ yapýlmalýdýr.

Aðaç, fide, bitki zararlýnýn yoðun olduðu yer tamamen yýkanarak temizlenir.

3) Tütün Suyu

Bahçede, tarlada emici ve kemirici böceklere karþý mücadele amacý ile kullanýlýr.

(32)

Yapýlýþý:

Filtreli sigara izmaritleri bir teneke, cam veya plastik kutu içinde toplanýr, toplanan izmaritler kutunun 1/4'üne ulaþýnca kutu temiz su ile tamamen doldurulur ve 24 saat bu karýþým bekletilir. 24 saat sonra temiz bir tülbent ile süzülerek aðzý kapalý bir kaba doldurulur. Bu hazýr sarýmtýrak renkli su saklanýlýr ve 1’e 2 dozunda sulandýrýlarak kullanýlýr. Aðaç ve fidelerin üzerine püskürtülür. Bitkinin her yerine bulaþmasý þart deðildir. Yapraklarýn alt yüzeylerinin ilaçlanmasý yeterlidir.

4) Sarýmsak Suyu

Mantarlara karþý ve testereli arý, koþnil, kýrmýzý örümcek ve iç kurtlara karþý bitki ve meyveleri korur haþereyi uzaklaþtýrýr.

Yapýlýþý:

Beþ baþ kuru sarýmsak alýnýr ve diþleri ayrýlarak tahta havan içinde tahta tokmakla ezilerek suyu çýkarýlýr ve bir cam þiþe içine konulur.

Bu ezilmiþ sarýmsaðýn üzerine 2 litre su ilave edilerek þiþe kapaðý sýkýca kapatýlýr.

Sebze ve baðda yaprak çýktýðýnda ilk uygulama olarak þiþe içindeki sarýmsaklý su 1’e 10 oranýnda sulandýrýlarak bitkiler bu solüsyonla ýslatýlýr. Birinci uygulamadan 15 gün sonra ayný uygulama tekrarlanýr.

Çiçeklenmeden sonra benzer uygulama mevsimin gidiþine göre tekrarlanýr.

5) Sütleðen otu suyu ( Yýlan Otu, Balýk Otu)

Toprak altý kurtlarý, nematodlar, danaburnu vb. toprak haþereler ve kemirici böceklere karþý kullanýlýr.

Hazýrlanmasý:

Baharda çiçek açým dönemi öncesi eldivenle toplanan yaprak ve dallar, bir telis çuvalý içine konulur. Çuval bir su kabýnýn içinde tokaçlanýr ve süt rengi suyu çýkartýlýr. Kabýn içi su ile doldurulur ve ertesi gün, telis sýkýlarak kaptan alýnýr. Süt rengi su aðzý kapalý bir kabýn içine konulur ve 1’e 5 (beþ kat) sulandýrýlarak, toprak altý kurtlarý için bol su ile topraða verilir, kemirici böcekler için bitki bu preparat ile yýkanýr.

(33)

6) Çið Süt

Örtü altý yetiþtirilicilikte koruma amaçlý uygulamalarýn baþýnda, zararlýyý uzaklaþtýran preparatlar gelmektedir. Bozuk çið süt kokusu özellikle beyaz sinek, kýrmýzý örümcek ve yaprak bitlerini uzaklaþtýran etken bir aromadýr. Bire bir sulandýrýlan çið süt pülverizatörle sera içindeki yapraklara püskürtülür. 1000 metre kare kapalý alan için 5 litre süt 5 litre su ile karýþtýrýlarak kullanýlýr. Uygulamanýn 15 gün ara ile tekrarlanmasý uygundur.

2.3 Sürdürülebilir Tarýmýn Temel Ýlkeleri

Sürdürülebilir Tarýmda: temiz ürün, temiz çevre konusunda uluslararasý kurum ve sivil toplum örgütlerinin ortaya koyduðu genel prensipler aþaðýda verilmektedir.

2.3.1 TOPRAK ÝÞLEME PRENSÝPLERÝ, ALETLERÝ VE TOPRAÐIN ÝÞLENMESÝ

Genel Prensipler:

• Yetiþtiricilik için yapýlan her hizmet ve kullanýlan her materyalin kayýtlarý tutulmalý ve kontrol edilmeli

• Toprak fazla çiðnenmemeli, toprak basýlmamalý.

• Toprak horizonlarý bozulmamalý.

• Toprak yüzeyi agreleri bozulmamalý.

• Toprak yüzeyi çýplak býrakýlmamalý.

• Tohum yataðý havadar ve yumuþak olmalý.

• Toprakta organik madde birikimi saðlanmalý.

Topraðý Çiðnemeden Ýþleyebilen Aletler Ve Güç Makinalarý Prensipler:

• Güç makinasýnýn tekerler vasýtasý ile topraða uyguladýðý basýnç az olmalý.

• Güç makinasýnýn tarlaya girme sayýsý azaltýlmalý.

• Güç makinasýnýn aðýrlýðý az olmalý.

(34)

Topraðý Devirmeden Ýþleyen Makine Ve Aletler Prensipler:

• Toprak iþlenirken, toprak horizonlarý bozulmamalý.

• Toprak dipten kabartýlarak iþlenmeli.

• Toprak alt katmanlarýnýn havalandýrýlmasý saðlanmalý.

Toprak Ýþlemede Toprak Yüzeyi Strüktürü Bozulmamalý Prensipler:

• Toprak iþlenirken, toprak yüzeyindeki agreler bozulmamalý.

• Toprak dipten kabartýlarak iþlenirken, yüzeyi daðýtýlmamalý.

• Toprak alt katmanlarýnýn havalandýrýlýrken yüzeydeki kolloidal baðlar korunmalý.

Ýþlemeden Sonra Toprak Yüzeyi Çýplak, Korumasýz Býrakýlmamalý Prensipler:

• Toprak iþlendikten sonra, yüzey baðlayýcý bir materyalle örtülmeli.

• Toprak yüzeyi, rüzgar ve su (yaðmur) erozyonuna karþý korunmalý.

• Toprak alt katmanlarýnýn havalandýrýlmasý ile üst katmanla alt katman arasýnda porozite oluþturulmalý.

Tohum Yataðý Tarla Yüzeðinin Dýþýnda Uygun Hazýrlanmalý Prensipler:

• Tohum yataðý, tarla geneli dýþýnda bitki talebine uygun hazýrlanmalý.

• Tohum yataðý, yumuþak, havadar ve yeterli rutubeti ihtiva etmeli.

• Tohum yataðý yabancý tohumlardan ve yumrulardan arýndýrýlmýþ olmalý.

• Toprak iþlenmeden tohum ekimi yapýlabilmelidir.

(35)

Toprakta Yeterli Organik Madde Birikimi Saðlanýlmalýdýr Prensipler:

• Toprakta organik madde birikimi için, ön bitki artýklarý topraða gömülmeli.

• Gömülen bitki artýklarý kök geliþim hattýnýn altýnda olmalý.

• Çiftlik artýklarý (ahýr gübreleri dahil, kompostlar) topraða uygun ve düzenli karýþtýrýlmalý.

Üreticiye tavsiye edilen uygulama þekli:

Üretici pulluk yerine kaz ayaðý, çizer, dip kazan gibi aletleri kullanmalýdýr veya mevcut pulluðunun devirme kulaðýný sökerek sürüm için kullanabilir. Ancak toprak altý canlýlarýn oksijen ihtiyacýnýn temini için, mutlaka toprak altýna hava vermek zorunluluðu vardýr.

Bunun için kuyruk milinden hareketli kompresörlerin kullanýmý basit ve pratiktir. Üretici bu kompresörün basýnçlý hava çýkýþýndan alacaðý basýnçlý havayý, basýnca dayanýklý bir hortumla toprak iþleme aletinin þasesine uzatýp, buradan da tüm ayaklara birer hortum ile her ayakta ayrý ayrý ayaðýn en ucuna basýnçlý hava verebilir. Ayaklar topraðý yararken ayak ucundaki basýnçlý hava toprak poroziteleri içine

(36)

basýnçla girerek, topraðý kabartýr ve canlýlar için gereken temiz oksijenli havayý toprak altýna verebilir.

Toprak iþlemedeki diðer önemli bir husus toprak iþleme zamaný ve derinliðidir. Toprak iþleme zamaný yörenin hangi iklim kuþaðýnda olduðuna, topraðýn meyline ve yapýsýna, yabancý ot durumuna ve ekilecek bitkinin çeþidine göre deðiþmektedir. Temel prensip, tarlaya mümkün olduðu kadar az girilmesidir. Ýç Anadolu ve Güney Doðu Anadolu iklim kuþaðýnda, kýþ yaðýþlarýnýn toprakta muhafazasý için toprak iþleme sonbahar yaðýþlarýndan önce, meyile dik ve mümkün olduðu kadar derin yapýlmalýdýr. Bahar toprak iþlemesi yüzeysel ve ilk bahar yaðýþlarýndan sonra olmalýdýr. Ege ve Akdeniz Bölgelerinde ise sonbahar yaðýþlarýndan sonra, meyile dik ve derin iþleme, ilk baharda sadece ot yolma ve yüzey iþleme yapýlmalýdýr. Bütün bölgelerde ekim öncesi toprak iþlemede, sadece tohum ekilecek sýra derin iþlenmeli, ara iþleme yüzeysel yapýlmalýdýr. Tohum ekiminde toprak iþlemede önemli kriter, ekilecek bitkinin kök yapýsýdýr, derin ve kazýk köklü bitkiler için ekim sýrasý en az 40 santim derinlikte iþlenmeli ve havalandýrýlmalý, saçak ve yayýlan kök sistemine sahip bitkiler için 20 santim ve geniþ toprak iþleme tercih edilmelidir. Ýlk bahar iþlemesinde yabancý ot mücadelesinin yapýlmasý için ot yolan kullanýlmasý tavsiye edilir. Ot yolan yan sayfadaki þemada görüldüðü gibi, kuyruk milinden ve/veya traktörün ön milinden hareket alan ters dönen, kare profilli bir mildir. Bu mil süratle yukarý doðru dönerken topraktaki yabancý ot gövdelerini üstüne sarar ve köklerinden sökerek alýr. Çalýþýrken zaman zaman durup, mile sarýlan otlarýn mil üzerinden temizlenmesi gerekmektedir. Büyük bir güç istemeyen bu iþlem için, küçük alanlarda traktör yerine elle sürülen 5-7.5 Beygir gücündeki çapa makinelerinin kullanýlmasý topraðýn aþýrý sýkýþmamasý için yerinde olacaktýr.

2.3.2 TARIMSAL SULAMA PRENSÝPLERÝ, TEÇHÝZATI VE SULAMA

Yeryüzündeki tüm bitkilerin týpký diðer canlýlar gibi yaþamak ve geliþmek için suya ihtiyaçlarý vardýr. Bitkiler yaþamak ve büyümek için suyu kullanýrlar. Yaðýþa baðýmlý tarým alanlarýnda sulama suyu kullanýmý bu nedenle çok önemlidir. Bitki kökleri topraktaki bitki besin maddelerini suda erimiþ formda alýrlar, bu nedenle suya olan istekleri diðer canlýlardan daha yüksektir. Su bitki içinde topraktan alýnan ya da yapraklarda hazýrlanmýþ maddelerin bitki içinde taþýnmasýný

(37)

saðlar. Bitki kökleri vasýtasý ile aldýðý suyun % 90‘ýný yapraklarýndan atmosfere geri vererek, bitki bünyesinde sürekli bir negatif iç basýnç oluþturur. Bu negatif basýnçla kökler topraktaki suyu içindeki besin maddeleri ile birlikte bünyelerine çekerler. Bitki köklerinin topraktan besin maddelerini alabilmesi için, bitki yetiþtirilen topraklarda kök bölgesinin sürekli nemli tutulmasý esastýr. Toprakta %30-40 su olmasý yeterlidir. Bunun üstünde suyun bulunmasý toprak boþluklarýnýn su ile dolmasýna ve kök boðulmalarýna, bunun altýnda suyun olmasý kökün su alamamasýna ve daha ileri safhada kökten topraða suyun geçmesine neden olur. Her iki halde de bitki solar, devam etmesi halinde bitki ölür veya kurur.

Bitki sulamanýn temel prensibi, kök bölgesindeki toprakta sürekli %30- 40 rutubetin bulundurulmasýdýr. Vahþi sulama, salma sulama, karýk sulama, tava sulama gibi sulama yöntemleri, belirli süre içinde çok fazla suyun kök bölgesinde olmasýna neden olmaktadýr. Fazla su kökleri boðduðu gibi, suda kolay eriyen bitki besin maddelerinin aþaðýlara sýzmasýna neden olmaktadýr. Özellikle suda kolay eriyen azotlu gübreler, fazla su ile topraðýn alt katmanlarýna inmekte, taban suyuna karýþmaktadýr. Bu azotun boþa gitmesine neden olduðu gibi, yer altý sularýnda azot birikimine neden olmaktadýrlar. Bu sulama sistemlerinin diðer bir mahsuru, bitki gövdelerinin de su altýnda kalmasýna neden olarak, bitkinin mantari hastalýklara mukavemetini

Referanslar

Benzer Belgeler

madde olarak kullanmaktadır. Samsun tesislerinin hammadde ve mamul madde ihtiyaçları olan fosfat kayası. Pirit, sülfat asidi ithal edilmektedir... — Özel Sektör fabrikaları

Tüm bu faktörler birlikte değerlendirildiğinde;  Tarım topraklarımızın verimlilik açısından. sanıldığı kadar iyi durumda

 Toprağın sahip olduğu fiziksel ve kimyasal özellikleri ile tek yanlı ve dengesiz gübrelemeden kaynaklanan beslenme problemleri nedeniyle tarım topraklarımızın

maddesi içeriği diğer hayvan dışkılarına oranla daha yüksek olan çeşitli kanatlı hayvan. dışkılarının yanı sıra, küçük baş

3 Yeşil gübreler esas olarak toprağa organik madde sağlamak amacıyla yetiştirilen bitkilerin gelişmelerinin belirli bir devresinde ve henüz yeşil halde iken

ĠĢlenen birim tarım arazisine göre üretilen ve tüketilen potasyumlu gübre yönünden Türkiye, Avrupa ve Dünya karĢılaĢtırması yapıldığında ülkemizin

 TEZEK yapımında kullanılmayan ve etkili besin maddesi içeriği diğer hayvan dışkılarına oranla daha yüksek olan çeşitli kanatlı hayvan?. dışkılarının yanı

2005 yılına göre %20 oranında artış gerçekleşen NPK gübre tüketimi ise 2015 yılı itibari ile yaklaşık 184 milyon ton olarak gerçekleşmiş olup; Çin 51 milyon tonluk