Bergama köylüleri eylem ve hukuksal kazanımlarına rağmen üretimine devam eden Ovacık Altın Madeni’nin rehabilitasyonunu tartışıyor. Yerli ve yabancı bilim insanları madenin yakınlarındaki Narlıca köyünde yapılan toplantılarda yörenin rehabilitasyonu ile ilgili görüşlerini köylülerle paylaştı.
Köy kahvesindeki toplantıya Narlıca köylülerinin yanı sıra, çamköy, Pınarköy, Ovacık, Tepeköy köylüleri ile Dikili ve Bergamalılar katıldılar. Sabah saatlerinde köye gelen misafirlere köy peyniri, zeytin ve ekmek ikram eden köylülerin ikramlarının ardından araçlarla madenin çevresinde dolaşılarak madenin son hali gözlemlendi. Araçlarla yapılan bu gezi sırasında bilgi veren madenin eski Kamu İlişkileri Müdürü Hasan Gökvardar, atık havuzunun dolması üzerine havuzun yüksekliğinin artırıldığını belirterek, bunun da çözüm olmaması nedeniyle şirketin yeni bir atık havuzu yapmak için girişimlere başladığını dile getirdi. Madende kullanılan siyanürün, diğer ağır metallerle birlikte yer altı sularına ve havaya karıştığını aktaran Gökvardar, bunun insan ve canlı yaşamı için son derece tehlikeli olduğuna dikkat çekti.
Madenciler protesto edildi
Madenin çevresinde yapılan gezi sırasında köylülerin “cehennem çukuru” adını verdikleri açık ocak çukurunun devasa boyutlara ulaştığı, buradan ve kapalı ocaktan çıkarılan toprakların oluşturduğu atık tepelerinin ise çok geniş bir alana yayılmaya devam edildiği gözlemlendi. Araçlardan inerek madenin atık havuzuna bakan kısmındaki ağaçlık alana giden bilim insanları ve köylüler buraya madeni protesto eden dövizler bıraktılar.
Bilim insanları maden işletmelerine yapılan gezinin ardından düşüncelerini köylülerle paylaştılar. Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Erdem, Bakırçay Havzası’nın öneminden bahsederek, Bakırçay gibi “ekolojik hassas bölgeler” sayılan yerlerin mutlaka korunması gerektiğini işaret etti. Küresel ısınma, su sıkıntısı ve diğer çevresel sorunlara dikkat çeken Erdem, “bu altın madeni ile yörede yapılan yanlışı nasıl doğru hale getirebiliriz onu
konuşacağız. Bize gelen bu talebi bilimin ışığı ile aydınlatmaya çalışacağız” diye konuştu. Bergamalılar gibi yıllardır tehlikeli maden atıklarının yarattığı çevre felaketi ile uğraşan Kıbrıs Lefke’den gelen çevre Derneği Başkanı Enver Bıldır, maden çevresindeki ağaçlık alanda yapılan gözlemler sırasında bölgede kuş ve böceklerin olmadığını gördüğünü belirterek, kuş ve böcek olmayan bir bölgede ağır metallerin yarattığı zehirli etkiden rahatlıkla bahsedilebileceğini dile getirdi.
Bölge uranyum yatağı
Nükleer Enerji Mühendisi Prof. Dr. Mehmet Kumru, yörenin bir uranyum yatağı olduğunu belirterek, altın madeninin ekonomik olmamasına rağmen işletilmeye devam edilmesinin kafalarda soru işaretleri yarattığını söyledi. Kumru, “Burada sadece altın değil başka şeyler götürülüyor gibi. Uranyumu da alıyorlar buradan biz farkında olmadan. Onun kirliliği kalıyor geride bize” dedi. Altın madencisi şirketin Kozak Yaylaları’nda da altın madeni açmak için sahalar satın aldığına dikkat çeken Kumru, 1985-90 yılları arasında Kozak Bölgesini karış karış incelediğini ve burada Sarıcaoğlu bölgesinde bulunan uranyum rezervi ile ilgili MTA’ya bilimsel bir rapor sunduğunu dile getirdi.
Almanyalı Prof. Dr. Hans Günter Bart, hükümetin buraya sadece ekonomik kazanç gözü ile baktığını, yöre insanını bu nedenle pek önemsemediğini belirterek, Almanya’daki linyit madenleri ve rehabilitasyonu konusunda bilgilerini paylaştı. Prof. Dr. Nur Sözen ise madenin verdiği zararlar noktasında bir an önce somut bir takım girişimlerde bulunulması gerektiğine dikkat çekerken, Yard. Doç. Dr. Suavi Tuncay, altın madeni nedeniyle birbirine iyice yabancılaşan köylüler yeniden arasında sağlıklı bir iletişimin yaratılması noktasında görüşlerini dile getirdiler. Bilim insanlarının konuşmaları sırasında söz alan köylüler 15 yıldır çektikleri sıkıntıları, madenin kendilerinde yarattığı tahribatları, tarımsal ürünlerde gözlemlenen üretim kayıplarını ve tüm karşı çıkmalarına rağmen madeni ısrarla çalıştıran devlete olan sitemlerini anlattılar.
11/06/2007