• Sonuç bulunamadı

Klasik Türk Şiirine Ait Bir Mecmua-i Eşar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Klasik Türk Şiirine Ait Bir Mecmua-i Eşar"

Copied!
540
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

NĠĞDE ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

TÜRK DĠLĠ VE EDEBĠYATI ANA BĠLĠM DALI

KLASĠK TÜRK ġĠĠRĠNE AĠT BĠR MECMŪèA-İ EŞèÁR

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

Hazırlayan Tufan TAġ

Niğde Haziran, 2013

(2)
(3)

T.C.

NĠĞDE ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

TÜRK DĠLĠ VE EDEBĠYATI ANA BĠLĠM DALI

KLASĠK TÜRK ġĠĠRĠNE AĠT BĠR MECMŪèA-İ EŞèÁR

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

Hazırlayan Tufan TAġ

DanıĢman

Yrd. Doç. Dr. Nevin GÜMÜġ

Niğde Haziran, 2013

(4)
(5)

i

ÖN SÖZ

Klasik Türk edebiyatının altı yüzyılı aĢan görkemli tarihi içerisinde Ģairlerin eserleri çeĢitli kaynak ve adlar altında toplanmıĢtır. ĠĢte bu kaynakların en önemlilerinden biri de hiç Ģüphesiz mecmÿèalardır. Mecmÿèalar, bir dönemin Ģiir zevkini yansıtması bakımından önemlidir. Ayrıca Ģairin divanında yer almayan bir Ģiirine mecmÿèalar vasıtasıyla ulaĢabilmenin mümkün olması mecmÿèaların önemini artıran bir özelliktir. Bundan dolayı mecmÿèalar, edebiyat tarihinde büyük bir boĢluğu doldurur. Hatta bazen edebiyat tarihinin asıl kaynaklarına yardımcı olur. Bu nedenle özellikle edebiyat tarihi açısından mecmÿèaların değeri yadsınamaz. Mecmÿèalar, içinde barındırdığı Ģiir ve Ģairle dönemin okuyucu zevkini ve Ģairin okunurluğunu da ortaya koymaktadır. Edebiyat tarihinin birinci dereceden kaynakları olan tezkirelere yansımamıĢ birçok Ģair, Ģiir, tür ve belgede de edebiyat tarihinin vazgeçilmez kaynakları durumundadır.

ÇalıĢmamıza konu olan bu mecmÿèa, 06 Mil Yz A 7125 arĢiv numarası ile Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonunda kayıtlıdır. Mecmÿèanın muhtevası ve bu muhtevanın değerlendirilmesi bu çalıĢmanın problem alanıdır. Söz konusu metnin transkripsiyonlu metni verilerek Mecmÿèaların Sistematik Tasnifi Projesi Kapsamında mecmÿèada yer alan Ģairler ve Ģiirler nazım biçimlerine, Ģiirlerin kalıplarına göre matla beyitleri yazılarak sınıflandırılmıĢtır.

Mecmÿèa-i EĢèÀr adlı bu eserde 73 Ģaire ait gazel, kaside, mesnevi, müstezad, murabba, muhammes, tahmis, müseddes, tesdis, müsebba, muèaĢĢer, terkib-i bend ve terci-i bend olmak üzere toplam 381 Ģiir bulunmaktadır. Ayrıca nesir olarak hicri 1265-1288 yılları arasında doğum tarihi kaydı da vardır. Mecmÿèada bazı Ģiirlerin farklı varaklarda tekrar edildiği de görülmektedir. Mecmÿèada yer alan Ģiir ve Ģairlerden hareketle bu mecmÿèada 16 ve 19. yüzyıllar arasında yaĢamıĢ Ģairlere yer verildiği söylenebilir. Bu tez çalıĢmasında Ģiirlerin transkripsiyonlu metni verilerek genel bir değerlendirme yapılmıĢ ve mecmÿèayı hazırlayan sanatçının edebi zevki belirlenmeye çalıĢılmıĢtır.

ÇalıĢmalarım esnasında özellikle tez aĢamasında desteğini ve bilgisini benden bir an olsun esirgemeyen bilgisinden fazlasıyla faydalandığım çalıĢma süresince ilgisini de eksik etmeyerek tezi en iyi Ģekilde hazırlamama yardımcı olan değerli hocam Sayın Yrd. Doç. Dr.

Nevin GÜMÜġ‟e sonsuz Ģükranlarımı sunarım.

Haziran 2013

Tufan TAġ

(6)

ii

ÖZET

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

KLASĠK TÜRK ġĠĠRĠNE AĠT BĠR MECMŪèA-İ EŞèÁR TAġ, Tufan

Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Tez DanıĢmanı: Yrd. Doç. Dr. Nevin GÜMÜġ

Haziran 2013, 530 sayfa

Klasik Türk ġiiri‟nin altı yüzyılı aĢan görkemli tarihi içinde, Ģairlerin estetik zevkini ortaya koyan birçok eser verilmiĢtir. Bu eserlere genellikle divan veya tezkireler aracılığıyla ulaĢılmaktadır. Edebiyat tarihinin temel kaynakları olan tezkire ve divanların dıĢında diğer önemli kaynaklarımızdan biri de mecmÿèalardır. Mecmÿèalar, manzum ya da mensur birçok edebi eserin günümüze kadar gelmesini sağlayan önemli kaynaklardır. Klasik Türk ġiiri‟mizde daha çok Ģiir alanında eser verilmesi Ģiir mecmÿèalarının önemini biraz daha artırmıĢtır. ġiir mecmÿèaları, unutulmuĢ veya tezkirelere çeĢitli sebeplerle girmemiĢ Ģairlere yer vermesi ve bazı divan sahibi Ģairlerin divanında yer almayan Ģiirleri ihtiva etmesi açısından edebiyat tarihimizin önemli kaynaklarındandır. Üzerinde çalıĢılan bu mecmÿèa, 06 Mil Yz A 7125 arĢiv numarası ile Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonunda kayıtlıdır. Mecmÿèa-i EĢèÀr adlı bu eserde 73 Ģaire ait gazel, kaside, mesnevi, müstezad, murabba, muhammes, tahmis, müseddes, tesdis, müsebba, muèaĢĢer, terkib-i bend ve terci-i bend olmak üzere toplam 381 Ģiir bulunmaktadır. Ayrıca nesir olarak hicri 1265-1288 yılları arasında doğum tarihi kaydı da vardır. Mecmÿèada yer alan Ģiir ve Ģairlerden hareketle bu mecmÿèada 16 ve 19. yüzyıl arasında yaĢamıĢ Ģairlere yer verildiği söylenebilir. Bu tez çalıĢmasında amaç, bir mecmÿèayı tanıtmak ve onun içeriğini ortaya koymaktır. Bu sebepten metin karĢılaĢtırması yapılmamıĢ, Ģiirlerin transkripsiyonlu metni verilerek genel bir değerlendirme yapılmıĢtır ve mecmÿèayı hazırlayan sanatçının edebi zevki belirlenmeye çalıĢılmıĢtır.

Anahtar Sözcükler: Mecmÿèa-i EĢèÀr, ġiir, ġair, Divan, Edebiyat Tarihi

(7)

iii

ABSTRACT MASTER THESIS

A JOURNAL OF POEMS BELONG TO CLASSĠCAL TURKISH POETRY TAġ, Tufan

Depertmant of Turkish Language and Literature Supervisor: Assistant Professor Nevin GÜMÜġ

June 2013, 530 pages

During the magnificient six hundreds years of Classical Turkish Poetry, so many poem which reflects the esthetic values of poets has been written. These pieces can generally be reached from divans or tezkires. Beside the tezkires and divans which are the basic source of literature history journals are also the other source of it. Journals, which makes poetry and prose come through nowadays are very important sources. The fact that the number of poems are more than proses in our Classical Turkish poetry increaser the importance of poem collections. Poem collections are important sources of our literature history because they include poems forgotten or not include in tezkires for various reasons. The collection we study on is registered in the archieve with the location number 06 Mil Yz A 7125 in the collection of manuscripts in Ankara National Library. The work entitled journal of poems includes 381 poems belongs to 73 poets with the forms of gazel, kaside, mesnevi, müstezad, murabba, muhammes, tahmis, müseddes, tesdis, müsebba, muèaĢĢer, terkib-i bend, terci-i bend. Also as a prose there is a birth date registation between the year of hegira 1265 – 1288.

It can be said that the poets lived between the 16th and 19th centruy has been included in this journal. The aim of this thesis is introducing a journal and expressing it. For this reason comparision of different text is not done and a general evaluation of poems has been done by giving its transcipted text. The literature value of the artist who prepared the journal has been tried to be defined.

Key Words: Journal of poems, poem, poet, divan, history of literature

(8)

iv

ĠÇĠNDEKĠLER

ÖN SÖZ ... ii

ÖZET ... iii

ABSTRACT ... i

İÇİNDEKİLER ... iv

KISALTMALAR ... v

ÇEVİRİYAZI İŞARETLERİ ... vi

I. BÖLÜM ... 1

GİRİŞ ... 2

1. ÇALIŞMANIN AMACI VE KONUSU ... 2

2. MECMŪèA ... 3

2.1. Mecmÿèa Türleri ve Mecmÿèa-i EşèÀr ... 4

2.2. Mecmÿèa-i EşèÀrın Şekil ve İçerik İncelemesi ... 5

2.3. Şairlerin Divanında Yer Almayan Şiirler ... 8

3. MECMŪèA’DA ADI GEÇEN ŞAİRLER ... 10

4. MECMŪèA’DA KULLANILAN NAZIM BİÇİMLERİ ... 27

5. ARAP HARFLİ METNİN LATİN HARFLİ METNE AKTARILMASINDA İZLENİLEN YÖNTEM ... 29

6. MESTAP TABLOSU ... 31

II. BÖLÜM ... 65

MECMŪèA-İ EŞèÁRIN ÇEVİRİYAZILI METNİ ... 65

SONUÇ ... 523

KAYNAKÇA ... 524

EKLER ... 526

ÖZ GEÇMİŞ ... 529

YEMİN METNİ……….530

(9)

v

KISALTMALAR

age.: Adı geçen eser agm.: Adı geçen makale Ank.: Ankara

bkz.: Bakınız bs.: Baskı, basım Böl.: Bölüm C.: Cilt d.: Doğum hzl.: Hazırlayan Ġst.: Ġstanbul Ktp.: Kütüphane ME.: Mecmÿèa-i EĢèÀr

MEB.: Milli Eğitim Bakanlığı ö.: Ölümü

s.: Sayfa S.: Sayı

SBE: Sosyal Bilimler Enstitüsü TTK : Türk Tarih Kurumu TDK : Türk Dil Kurumu Ü.: Üniversite

vd.: Ve devamı, ve diğerleri Yay.: Yayını, yayınları Yz.: Yazma

(10)

vi

ÇEVĠRĠYAZI ĠġARETLERĠ

ÇEVİRİYAZI İŞARETLERİ

ا - آ a, À ش ş

ا - أ a, e ظ ã

ء è ؼ ê, ø

ب b,p ط ù

پ p ظ ô

ت t ع è

ث å غ à

ج c ف f

چ ç ق ú

ح ó ك k,g

خ ò ك ň

د d ل l

ر õ و m

ر r ٌ n

ز z ٔ v(o,ö,u,ü,ÿ)

ژ j ِ h(a, e)

ش s ٖ y(ı, i, ì)

Farsça sözcüklerde bulunan “ vÀv-ı maèdÿle”, “ ˇ ” işareti ile gösterilmiştir.

(11)

1

I. BÖLÜM

(12)

2

GĠRĠġ

1. ÇALIġMANIN AMACI VE KONUSU

Klasik Türk ġiirine Ait Bir Mecmÿèa-i EĢèÀr adlı yüksek lisans tezinde, 73 Ģaire ait gazel, kaside, mesnevi, müstezad, murabba, muhammes, tahmis, müseddes, tesdis, müsebba, muèaĢĢer, terkib-i bend ve terci-i bend olmak üzere 381 adet Ģiir mevcut olup mecmūèanın h.1265 (m.1848/1849) ile h.1288 (m.1871/1872) yılları arasında tertip edildiği söylenebilir.

Bu mecmÿèanın, içinde yer alan Ģairlerin yaĢadığı dönem göz önüne alındığında; XVI, XVII, XVIII ve XIX. yüzyıllarda yaĢamıĢ Ģairlerin Ģiirlerinden oluĢtuğu görülmektedir. Eserin 169 ve 170. varaklarında mürettibe ait üç adet doğum kaydı bulunmaktadır.1 Buradaki kayıtlara göre Mecmÿèanın 1848-1872 tarihleri arasında tertip edildiği düĢünülmektedir. Bu kayıtlardaki tarihlerden, kaydı düĢenin Muhammed ZiyÀüddin olduğu ve Ahmed FÀ‟iz adında bir oğlu ile ÂyiĢe Fıtnat adında bir kızı olduğu anlaĢılmaktadır. ġayet bu kayıtlar mürettibe/müstensihe ait ise mecmÿèanın emektarı olarak bu isim zikredilebilir.

Yapılan bu çalıĢmayla; mevcut Ģiirlerin okunup çeviriyazılı bir Ģekilde Latin harflerine aktarılması, mecmÿèadaki tasnif özeliklerinin ortaya çıkarılması, mütekerrir Ģiirlerin tespit edilmesi ve dönemin edebi zevkinin belirlenmesi amaçlanmıĢtır.

Ġncelenmek üzere bekleyen birçok mecmèÿanın varlığı, araĢtırmacılar için hem bir çalıĢma alanı hem de tezkirelere girmemiĢ yeni Ģairlerin ve Ģiirlerin bulunması için bir fırsattır. Bu çalıĢmayla da “Mecmÿèaların Sistematik Tasnifi Projesi” kapsamında mecmÿèada yer alan Ģairler ve Ģiirler nazım biçimlerine, Ģiirlerin kalıplarına göre matla beyitleri yazılarak bir tablo halinde sınıflandırılmaya çalıĢılmıĢtır. Böylelikle daha disiplinli ve derli toplu bir Ģekilde çalıĢma tamamlanarak araĢtırmacıların kolaylıkla ulaĢabileceği bir tarzda hazırlanmıĢtır.

1 Lillahi‟l-hamd bin iki yüz altmıĢ beĢ senesi Ģehr-i rebîü‟levvelün yigirmi üçüncü cum‟a ertesi gicesi saat dörtde kerîm-zâde oğlum Ahmed Fâ‟iz Beg dünyaya teĢrif itmiĢdür. Heman Cenâb-ı Vâcibü‟l-Vücûd Hazretleri cümle ümmet-i Muhammed‟in evladlarıyla beraber tûl-ı ömr ile muammer eyleyüp âlim ü fâzıl u kâmil ü sâlih buyursun, âmin. Bi-hürmetihi seyyidü‟l-mürselîn sene 1265. el-mal‟ûm Muhammed Ziyâüddîn. (varak 169) ĠĢbu yetmiĢ altı senesi ġa‟bân-ı Ģerîfin on birinci günü sabah saat bir buçukda Vâcibe hanımın kerimesi dünyaya teĢrif itmiĢdür. Hak Te‟ala Hazretleri tûl-ı ömr ile muammer eylesün. Âlim ü kâmil ü sâlih buyursun, âmin. Sene 21 ġubat 1275 (Rûmî) (varak 169)

ĠĢbu bin ikiyüz sekizinci Zilkade senesinin on dördüncü ve Kânun-ı sânisinin on üçüncü penç Ģenbe günü dokuz buçukda kerimem ÂyiĢe Fıtnat Hanım dünyaya geldi. Mevlâ-yı Te‟ala tûl-ı ömr ve cümle ümmet-i Muhammed evladlarıyla muammer buyursun, âmin. Sene Zilkade 1288, Muhammed Ziyâüddin. (varak170)

(13)

3

2. MECMŪèA

Mecmÿèa, “Arapça bir kelime olup cem„ kökünden gelir. Mecmÿ„ kelimesinin müennesi olan mecmÿèa, sözlüksel anlam olarak “Toplanmış, biriktirilmiş ve düzenlenmiş şeylerin tamamı”(Parlatır, 2011: 1033). demek olup edebiyatta terim olarak “Defter, çeşitli konuların bir araya getirildiği yazıları ihtiva eden kitap, şiir defterleri”(Kut, 1986: 170).

anlamlarında kullanılmıĢtır. Mecmÿèalar, yazıldığı dönemde okuyucunun estetik zevkinin tespiti, edebiyat tarihine çeĢitli nedenlerle girmemiĢ yeni belgeleri içermesi, dil çalıĢmalarına katkısı, Ģairin edebi kiĢiliğinin belirlenmesine ıĢık tutması yönüyle araĢtırmacılar açısından önemli baĢvuru kaynaklarındandır.

Ġlk olarak Arap ve Fars edebiyatlarında yazılan Ģiir mecmÿèaları “ Türk edebiyatında ilk kez XV. asırda karşımıza çıkmaktadır.” ( Banarlı, 2001: 504). ġiir mecmÿèaları, ilk yazıldığı yüzyıldan itibaren klasik Türk edebiyatında sevilen bir alan olmuĢ o yüzyılın sevilen, halk tarafından beğeni kazanmıĢ Ģöhret sahibi Ģairlerin yanında, belli bir Ģöhreti olmayan hatta divanı olmayıp tezkirelerde bile adı geçmeyen Ģairlere yer veren önemli edebiyat tarihi kaynaklarından olmuĢtur.

ġairler genel olarak Ģiirlerinin mecmÿèalara girmesini istemiĢlerdir. Ayrıca Ģairlerin çoğu mecmÿèaya girmeyi bir üstünlük kabul ederken bazılarının ise bu konuda farklı istekleri olmuĢtur. Mesela XV. yüzyılın önemli Ģairlerinden olan Necati Beg, mecmÿèaya girmek istemektedir, hatta bunu açık açık talep de etmektedir; ama bu konuda bir korkusu vardır bu durumu da şöyle anlatmaktadır:

Benim Ģiirlerimi mecmuaya yazmayın, her bir Ģiirimi ayrı kâğıtlara yazıp rulo hâlinde taĢıyın; çünkü gemiyle inci taĢıyan zarar eder derken, mecmuaya sefine de denildiğine iĢaret eder. Nasıl ki gemi batınca içindeki inciler denize düĢüp giderse, onun Ģiirlerinin yazıldığı mecmua da kaybolunca bütün Ģiirleri bir anda yok olacaktır.

ġiirler ayrı ayrı kâğıtlarda olursa, sadece kaybolan kâğıttaki Ģiirler zarar görecektir.

(Kurnaz, 2013: 29).

Bunun yanında her ne pahasına olursa olsun mecmÿèada yer almayı çok isteyen ve bunu bir üstünlük, seçilmiĢlik olarak gören Ģairler de vardır. Bunlardan biri olan Ahmet PaĢa, mecmÿèada yer almak isteyiĢini Ģöyle anlatmıĢtır: “Güzelliğin doğuş yeri veya güzellik güneşine benzeyen sevgili, eğer mecmuasında şiirlerimin mahlası olmasa adımı anmazdı der.

Şairin şiirleri sevgilisi tarafından beğenilip mecmuaya kaydedilmiştir. Bu sayede sevgili onun adını anmıştır.”(Kurnaz, 2013: 33).

Mecmÿèa Türk edebiyatında, XV. yüzyıldan itibaren yazılarak son yüzyıllarda kabul gören derleme kitaplardan olmuĢtur. Ġlgi ve çalıĢma alanı günümüzde artarak devam eden mecmÿèlar sağladığı fayda açısından göz ardı edilemez kaynaklardandır; ancak her mecmÿèanın doğru ve eksiksiz olduğunu düĢünmemek gerekir; çünkü bazı mecmÿèaların mürettibi belli değildir, belli olsa bile o kiĢilerin bu alana yatkınlıkları çok önemlidir. Bu alan hakkında fazla bilgisi olmayan biri de eser derleme yoluna gitmiĢ olabilir. Bu nedenle

(14)

4

mecmÿèalar incelenirken bu husus göz önünde bulundurulmalı ve bu konuda biraz Ģüpheci olunmalıdır.

2.1. Mecmÿèa Türleri ve Mecmÿèa-i EşèÀr

Mecmÿèalar çeĢitli konuların derlenmesiyle oluĢan eserlerdir. Yani derleme türü eserlerdendir ve her konuda mecmÿèa oluĢturulabilmektedir. Her mecmÿèa mürettib veya müstensihinin gözünden belirli bir tarihsel sürece, zaman dilimine ıĢık tutar. Bu nedenle mecmÿèalar sadece edebiyatı değil; sosyoloji, tarih, felsefe, coğrafya vb. birçok alanı yakından ilgilendiren birer çalıĢma alanı ve belgedir.

Mecmÿèalar tek bir konuda yazılacağı gibi birden fazla konuyu da ihtiva edebilmektedir. Bazen yalnızca manzum eserlerden oluĢurken bazen sadece mensur eserlerden oluĢur. Hatta bazen de manzum ve mensur eserlerin bir arada bulunduğu derleme kaynaklar olarak karĢımıza çıkmaktadır.

Mecmÿèalar, amaçları bakımından; farklı tarikatların müntesipleri tarafından tarikat mensuplarının ihtiyaçları gözetilerek hazırlanan mecmualar, geniĢ halk kitlelerine hitap eden mecmualar, belli bir standardın üzerinde estetik zevki bulunan kimseler için hazırlanmıĢ mecmualar, mürettibinin Ģiir zevki için hazırlanmıĢ mecmualar, sipariĢ üzerine hazırlanmıĢ mecmualar, tematik mecmualar vb. Ģeklinde tasnif edilebilir. ( Kurnaz, 2013: 51).

Bu çalıĢmamızda Yukarıda bahsedilen ve birçok bilim dalını doğrudan ya da dolaylı bir Ģekilde etkileyen mecmÿèalardan, çalıĢma alanı gereği sadece Ģiir mecmÿèalarından bahsedilecektir. En geniĢ kapsamlı derleme eserlerden olan Ģiir mecmÿèaları iĢlenilen konuları bakımından Ģöyle tasnif edilebilir:

I. Nazire mecmÿèaları

II. Seçme Ģiir mecmÿèaları (Mecmÿèa-i EĢèÀr, mecmÿèa-i devavin)

III. Aynı konuyla ilgili eserlerin bir araya gelmesiyle oluĢan mecmÿèalar (mecmÿèa-i edviyye, mecmÿèa-i tevÀrih, mecmÿèa-i muammeyÀt, mecmÿèa-i münĢeÀt gibi.) IV. KarıĢık mecmÿèalar, bu tür mecmÿèalar nazım-nesir karıĢık olabileceği gibi Arapça, Türkçe ve Farsça gibi değiĢik dillerde de yazılmıĢ olabilir.

V. TanınmıĢ kiĢilerce veya derleyeni belli kiĢilerce hazırlanmıĢ mecmÿèalar. (Kut, 1986: 170).

ġiir mecmÿèaları için yukarıda yapılan beĢ maddelik tasnife göre, çalıĢmamıza konu olan mecmÿèa, ikinci maddede seçilmiĢ Ģiirleri içeren sınıflandırmaya girmektedir. Mecmÿèa, daha önce bahsettiğimiz gibi önce Arap ve Ġran edebiyatlarında görülmüĢ, Türk edebiyatında ise ilk kez XV. yüzyılda yazılmıĢ, kullanılmıĢ ve ilerleyen dönemlerde de önem kazanmıĢ bir türdür. “ Mecmualar, edebiyat tarihinde büyük bir boşluğu doldurur. Bazen edebiyat tarihinin asıl kaynaklarına yardımcı olur, bazen yegâne kaynak olarak işlev üstlenir.” (Aydemir, 2007:

123).

(15)

5

Edebiyat tarihi açısından, müstensih ya da mürettiblerinin gözüyle geçmiĢe ayna tutan ve çok önemli bir yer tutan mecmÿèalar bize birçok imkan sunmaktadır. Sunduğu imkanları Ģu Ģekilde sıralayabiliriz:

a. Mecmualar, içinde barındırdığı Ģiir ve Ģairle dönemin okuyucu zevkini ve Ģairin okunurluğunu, popüleritesini verir.

b. Edebiyat tarihinin birinci dereceden kaynakları olan tezkirelere yansımamıĢ birçok Ģair, Ģiir, tür ve belgede de mecmualar edebiyat tarihinin vazgeçilmez kaynakları durumundadır.

c. Bugün üslup çalıĢmalarının önemli bir bölümünü teĢkil eden bazı kavramların, unsurların; sevgilinin güzellik unsurları gibi, farklı Ģairlerden örneklerle mecmualarda yer aldığını görürüz.

d. ġairin edebî kiĢiliğinin tespitinde de mecmuaların önemli ölçüde katkısı vardır.

Nazire mecmuaları baĢta olmak üzere, birçok mecmuada benzer Ģiirler peĢ peĢe sıralanmıĢtır. Bu Ģiirlerin nazire olup olmadığı mecmuaların bir kısmında belirtilmiĢ, bir kısmında buna gerek görülmeden benzer Ģiirler arka arkaya verilmiĢtir. Buradaki bilgilerden hareketle bir Ģairin üslubunu oluĢtururken kimlerden etkilendiğini veya kimlerin Ģiirlerini meĢk edip egzersiz yaptığını, kimleri etkilediğini tespit mümkün hâle gelmektedir. (Aydemir, 2007: 123).

Edebiyat tarihi açısından sağladığı imkanlar maddelerle kısıtlanamayacak kadar çok ve nitelikli olan mecmÿèalar sayesinde belirli bir döneme ıĢık tutulmakta ve o dönemin baĢta edebi olmak üzere çeĢitli yönlerle incelenmesine imkan verilmektedir.

2.2. Mecmÿèa-i EşèÀrın ġekil ve Ġçerik Ġncelemesi

Milli Kütüphanede 06 Mil Yz A 7125 arĢiv numarası ile Yazmalar Koleksiyonunda kayıtlı bulunan mecmÿèa-i eĢèÀrın özelliklerini Ģöyle belirtebiliriz: Türkçe talik ve rika yazıyla, 207x150 – 120 x 95 mm. kitap boyunda, değiĢik satırlı, çift sütunlu, 169 yaprakta sarımtırak saykallı kağıda yazılmıĢtır. 1b‟deki mihrabiye müzehheb mülevvendir. Cedveller yaldız, sözbaĢları, mahlaslar ve nakaratlar kırmızıdır. Kırmızı meĢin sırtlı eski kağıt kaplı karton bir cilt içindedir. Mecmÿèada; Ábdi, Kethüda-zÀde Árif, Ásım, BahÀi, CelÀlì NizÀmoğlu, CinÀni, Esèad, Enver, EsrÀr Dede, Faèik Enderÿni, Fasih, FÀzıl Enderÿni, Fehim, Ferid Enderÿni, Fıtnat, FigÀni, Fikri, Fuèad, Fuzÿli, Furÿgi, GÀlib, Gurbi, Hakiki, HaĢmet, Hatayi, Hilmi, Hüseyni, Kadri, Kaygusuz, Lebib, Lebid, MisÀli, Muharrem, Müfidi, NÀbi, Nahifi, NakĢi, Nedim, Nesimi, Neşéet, Neyli, RÀgıb, Rahmi, Rami, RÀmiz PaĢa, Pertev, RÀsih-i Enderÿni, Rasim, RâĢid, ReĢid ġemèi zade, Rÿhi, Sakib, Sabık Enderuni, Sabit, Sadi-i Enderÿni, Saèid, Sami-i Enderÿni, Saydi, Seherabdal, Selami, Sena’i, Seyfi, Sezayi, Sÿzi, Sürÿri, Şemèi, ġÀhidi, TÀlib, Ulvi, Vahdeti, VÀsıf, VirÀni, Yemìni, 169. yaprakta h. 1265- 1288yılları arasında doğum tarihi kaydı vardır.

ġiir Mecmÿèasında 73 Ģaire ait 381 Ģiir bulunmaktadır. AĢağıdaki tabloda mecmÿèada yazılı bulunan 381 Ģiirin nazım biçimlerine göre dağılımı verilmiĢtir.

(16)

6

Eğer mecmūèanın 169 ve 170. varaklarında doğum tarih kaydını yazan kiĢi mecmūèanın mürettibi ise mecmūèa Muhammed ZiyÀüddin tarafından oluĢturulmuĢtur. Yoksa Ģiir mecmūèasının mürettibi/müstensihi belli değildir. Yani mecmūèanın mürettibi/müstensihi hakkında kesin bir bilgimiz yoktur. Bu belirsizlik sadece mürettib için değil mecmÿèanın düzenlendiği tarih için de geçerlidir. Eserin yazıldığı tarihe ait kesin bir bilgi yoktur. Sadece 169 ve 170. varaklardaki doğum tarihi kaydından hareketle eserin h.1265 (m.1848/1849) ile h.1288 (m.1871/1872) yılları arasında tertip edildiğini söyleyebiliriz. II. Mahmut‟a sunulan bir kasidenin de mecmuada yer almıĢ olması da bu mecmuanın hangi yüzyıllarda derlendiğine dair bir ipucu vermektedir. Ayrıca Mecmÿèadaki Ģairlerin yaĢadıkları dönemlerden yola çıkarak mecmÿèanın en geç XIX. yüzyılda oluĢturulduğu söylenebilir.

Üzerinde çalıĢılan mecmÿèa; XVI, XVII, XVIII, XIX. yüzyıllarda yaĢayan Ģairlerin Ģiirlerinin derlenmesiyle oluĢturulmuĢtur. Bu Ģiirlerin yazımında belli bir sıra gözetilmemiĢtir.

Bazen aynı Ģairlerin Ģiirleri peĢ peĢe verilirken bazen de farklı varaklarda verilmiĢtir. Bazı Ģiirler ise aynen tekrar edilmiĢtir.

ġiir Mecmÿèası çok fazla zarar görmemiĢ olup bazen Ģiirlerde bazı sözcüklerin çeĢitli sebeplerle boĢ bırakıldığı tespit edilmiĢtir. Bazı mısralar ise mecmÿèada derkenar olarak verilmiĢ, bu mısraların o Ģiire ait olduğu Ģiirin kalıbından ve anlamından hareket edilerek anlaĢılmıĢtır.

ġiir Mecmÿèasında 56b, 83b, 163b, 164a varaklarında yer alan gazellerde mahlas olmadığı için bu Ģiirlerin kime ait olduğu belli değildir.

Ayrıca Ģiir mecmuası 169 sayfa olmasına rağmen 69b – 70a, 70b – 71a, 99a, 100b – 101a, 109b – 110a, 110b – 111a, 165b – 166a, 166b – 167a, 167b – 168a, 168b sayfaları boĢtur.

KULLANILAN NAZIM BĠÇĠMĠ SAYISI

Gazel 239

Kaside 1

Mesnevi 3

Müstezad 1

Murabba 9

Muahammes 12

Tahmis 56

Müseddes 17

Tesdis 22

Müsebba 1

Muèaşşer 2

Terkib-i Bend 8

Terciè-i Bend 10

Toplam 381

(17)

7

Mecmuanın içerik ve tasnifsel özelliklerine baktığımız zaman Ģu özellikleri sıralayabiliriz. ġiir mecmÿèasında yer alan Ģairlere göz attığımızda Enderun‟da yetiĢmiĢ Ģairlere çok yer verildiği dikkat çekmektedir. Bunun yanında tespit edilen diğer önemli husus ise mürettibin Hz.Muhammed, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve On Ġki Ġmam sevgisidir.

Mecmÿèada Kerbela olayını anlatan birçok Ģiir olup bundan duyulan üzüntüyü dile getiren mersiyelere yer verilmiĢtir. Bu durum bize Ģairin dünya görüĢünü verdiği gibi o dönemin edebi beğenisi hakkında da önemli ipuçları vermektedir.

Ayrıca mecmÿèada nazirelerin çokça yer alması, tahmis baĢta olmak üzere tesdis, müsebba ve muaĢĢere yer verilmesi mürettibin edebiyatın bu alanına ilgi duyduğunu gösterebilmektedir. Mecmÿèada 113b‟ye kadar tüm nazım biçimleri karıĢık halde verilirken bu varaktan sonra sadece gazellere yer verilmiĢtir. Genel olarak da divan Ģiirinde en çok kullanılan ve sevilen nazım biçimi olan gazel yer almıĢtır.

ġiir Mecmÿèları birbirinden farklı birçok Ģairi ve bu Ģairlerin farklı nazım biçimleriyle yazılmıĢ Ģiirlerini içermektedir. Mecmÿèalar dönemin edebi zevkini estetik anlayıĢını bize gösterdiği gibi bu estetik zevke ulaĢmamızı sağlayan mürettibin de edebi anlayıĢını bize göstermektedir. Mecmÿèa vasıtasıyla mürettibinin eğitim durumu, bilgisi, beğenisi, kültürü gibi birçok alanda bilgi sahibi olabilmekteyiz.

Bazen mecmÿèanın farklı varaklarında aynı Ģairin aynı Ģiirine rastlamak mümkün olabilmektedir. Bunu birçok farklı sebebe bağlamak mümkündür. Mürettib, o Ģairin o Ģiirini çok beğenmiĢ olabilir, birkaç farklı kiĢi tarafından mecmÿèa oluĢturulmuĢ olup daha önce yazıldığını görmemiĢ olabilir, mecmÿèayı yazmayı çok uzun bir zaman dilimine yaydığı için daha önce yazdığını unutmuĢ olabilir. Bu ve bunun gibi birçok nedenden, derleme eserlerde bu tarz tekrarlara bilinçli ya da farkında olmadan yer verilmiĢtir.

Üzerinde çalıĢtığımız Ģiir mecmÿèasında mükerrer olarak iki Ģair yer aldığı için bu konu ayrı bir baĢlık olarak ele alınmamıĢ ve bu konuya burada yer verilmiĢtir. ÇalıĢmamızda tespit edilen mükerrer Ģiirler Furugi‟ye ait bir teci-i bend ve Fikri‟ye ait bir tahmistir:

Furugi: 1b – 71b

BaĢ äubó-dem irdi nesìm-i feyø-i elùÀf-ı ÓudÀ İètidÀl üzre cemìè èÀlem úılub kesb-i ãafÀ

Son Es-selÀm ey server-i èÀlem Muóammed MuãtafÀ Es-selÀm ey zübde-i Ádem èAliyyüél-MurtaøÀ

Fikri: 5a – 88b

(18)

8

Baş Degil misün èaceb meftÿn ey dil şÀh-ı òÿbÀnuñ Zihi èaşúında bir dem çÀk çÀk olmaz girìbÀnuñ Alub ùaşlar dögünmezsin nedür bu cism-i èüryÀnuñ Bugün mÀh-ı Muóarrem’dür úanı feryÀd u efġÀnuñ Niçün virmez cihÀna seyl eşk-i çeşm-i giryÀnuñ

Son Yazub mÀtem ser-encÀmuñ cihÀn òalúuñ cünÿn itdüñ Aña èÀşıúların Àh-ı derÿnuñ hep füzÿn itdüñ

Bu Fikrì derd-mendüñ eşk-i çeşmüñ lÀle göz itdüñ Yeter úan aġla Rÿóì KerbelÀ’yı ġarú-ı òÿn itdüñ Gider seyle mezÀrı úorúarum şÀh-ı şehìdÀnuñ

2.3. ġairlerin Divanında Yer Almayan ġiirler

“Mecmÿèaların Sistematik Tasnifi Projesi” kapsamında ulaĢılmak istenen hedeflerden biri de Ģairlerin divanlarında çeĢitli sebeplerden yer almayan Ģiirlerin tespit edilmesidir.

Bilindiği gibi Ģairlerin tüm Ģiirleri divanlarında yer almayabilir. Bunun gerekçelerinden bazıları ise Ģairin o Ģiirlerini beğenmemiĢ olması, müstensihin gözünden kaçması ya da bilinçli bir Ģekilde yazmamasıdır. Hatta bazı Ģairlerin divanı mecmualardaki Ģiirler derlenerek oluĢturulmuĢtur.

Edebiyat tarihi açısından bu kadar önem teĢkil eden mecmuaların faydası yadsınamaz.

Bu sebeple incelenen bu mecmua vasıtasıyla Ģairlerden divanlarına ulaĢılabilenler karĢılaĢtırılmıĢ ve Ģairin divanında yer almayıp mecmuada yer alan Ģiirler tespit edilerek bu baĢlık altında verilmesi uygun görülmüĢtür.

XVI ve XIX. yüzyıllardaki Ģairlerin Ģiirlerini ihtiva eden Ģiir mecmuasında 73 Ģair bulunmaktadır. Bunlardan bazıları devrinin birinci sınıf Ģairiyken bazılarının ise ismine tezkirelerde bile yer verilmemiĢtir.

ÇalıĢmanın bu bölümünde divanına ulaĢılan Ģairlerin divanları ile mecmua karĢılaĢtırılarak divanda yer almayan Ģiirler aĢağıda verilmiĢtir. Yapılan çalıĢmalar sonucu ulaĢabildiğimiz ve karĢılaĢtırabildiğimiz divanlar neticesinde divanında yer almayan Ģiirlerin olduğu tek Ģair XVI. yüzyılda yaĢamıĢ olan Seyyid Nesimi‟dir. Seyyid Nesimi‟nin divanında yer almayıp mecmuada yer alan beĢ Ģiir bulunmaktadır. Bunun yanında divanlardaki ve mecmuadaki aynı Ģiirlerde de farklı özellikler görülmüĢ bazılarında bu farklılık sadece

(19)

9

kelimelerde iken bazılarında ise beyitlerin veya dizelerin sıralanıĢında olmuĢtur. ÇalıĢmada bu farklılıklar belirtilmemiĢ olup sadece mecmuada hasarlı kısımlarda divanlardan yararlanılmıĢ dipnotlarla bu eksiklik giderilmeye çalıĢılmıĢtır. Nesimi‟nin divanında olmayıp mecmuada yer alan Ģiirler Ģunlardır:

Nesimi: 95b – 96a

Baş Çeşme-i laèl-i lebüñdür dil-berÀ mÀ-i muèìn TÀ äırÀù […….]2 ruòuñdur óÿr-ı èayn

Ruòlaruñ evãÀfıdır çün kim seniñ òuld-ı berìn èÁúıbet miréÀt-ı Óaúú’dır ol durur lilmutteúìn Hazihi cennÀt-ı èAden fedòulÿhÀ òÀlidìn3

Son Ey Nesìmì zinde eyler mürdeyi güftÀr-ı èaşú Çeşm ü dilden bir naôar olmaz cüdÀ dìdÀr-ı èaşú On sekiz biñ èÀlemi rÿşen ider envÀr-ı èaşú Cilve-gÀh-ı èÀşıú-ı şÿrìdedir dil-dÀr-ı èaşú “Hazihi cennÀt-ı èAden fedòulÿhÀ òÀlidìn”

116a – 116b

Baş áazÀdan bir gice nÀ-gÀh èaceb sırr-ı ÒudÀ gördüm Açıldı zübde-i bÀùın semekden tÀ semÀ gördüm

Son Nesìmì ãÀà-ı luùfuñdan bugün nÿr-ı tecellÀdır Beni mest eyleyen dÀéim o meyde MuãùafÀ gördüm

118a

2 Bu kısım okunamamıĢtır.

3 işte Adn cennetleri ebedi olarak kalmak için oraya girin

(20)

10 Baş Bu fenÀ dÀrına ey dil èuzlet itmişlerdeniz Biri ãanmañız aña kim èizzet itmişlerdeniz

Son Ey Nesìmì òÀk-pÀy ol gel èAlìnüñ yolına ŞÀh-ı Óüseyn’iñ úullarına òıdmet itmişlerdeniz

119a

Baş Anuñ kim dünyada bir yÀrı yoúdur CihÀn mülki anuñsa varı yoúdur

Son Nesimìden olursa yÀr bì-zÀd Anuñ yÀrinden hìç bì-zÀrı yoúdur

123b – 124a

Baş Cennet u óÿrì menim kevåer-i ÙÿbÀ menim NÀrı vü nÿrı menim hem ãusuzam hem FırÀt

Son Kendi vücÿduñda gör ey Nesimì sen seni Bildi yaúìn kendidir maôhar-ı envÀr-ı õÀt

3. MECMŪèA’DA ADI GEÇEN ġAĠRLER

Mecmÿèada adı geçen Ģairlerin kısa biyografileri aĢağıda verilmiĢtir. XVI ve XIX.

yüzyıllar arasında yaĢayan bu Ģairlerden hakkında kesin bilgi sahibi olduklarımızın hayatlarının tespit edilmesi zor olmamıĢtır. Üzerinde çalıĢma yapılmayan ya da hakkında

(21)

11

kesin bilgi sahibi olunmayan Ģairlerin biyografilerinin tespit edilmesi çok zor olmuĢ; hatta bazılarının biyografileri tespit edilememiĢtir. Bu sorun mecmÿèanın yazıldığı yüzyıllar arasında yaĢayan aynı isimdeki Ģairlerin tamamının biyografileri verilerek aĢılmaya çalıĢılmıĢtır.

Abdî: (ö. 943/1536) Bursalıdır. Asıl adı Abdulvahhab olup Ġsli Abdi (Ġsli Sırık) sanıyla tanındı. Ayrı bir mahlas kullanmadı. Kadiri Efendi‟den mülazım oldu. Bursa‟da Hamza Beg medresesine yirmi akça ile müderris tayin edildi. Ebussuud Efendi‟ye Ġstanbul kadılığı sırasında kadılık yaptı. YetmiĢ akçe ile Menemen kadılığına atandı. Zevk ehli, rind, ayyaĢ ve güzeller peĢinde koĢan biriydi. Bursa‟da sultan vakıflarını denetlerken öldü.4

Abdî: (ö. 954/1547/48) Hemedanlıdır. Asıl adı Abdulvahhap olup Sabuni sanıyla tanındı. ġah Tahmasb zamanında suni mezhebindekilere yapılan baskı sonucu Anadolu‟ya bir baĢka söylentiye göre de Mısır‟a gitti. ġeyh Abdulcelil‟e intisap etti. ġeyhinin ölümü üzerine teklif edilen Ģeyhlik makamını kabul etmedi. Mekke‟de öldü.5

Abdî: ( ö. 1054/1644-45) Ankara‟da doğdu. Lütfullah Bey-zâde sanıyla tanındı.

BektaĢi tarikatine mensup olup ömrünü seyahatlerle geçirdi. Kırım Hanı Bahadır Giray‟ın nedimi oldu ve Kırım‟da öldü.6

Abdî: ( ö. 1071/1660-61) Ġstanbul‟da doğdu. Sarı Abdullah sanıyla tanındı. Kâtiplik yaptı. Halil PaĢa‟ya tezkireci sonra da reisülküttap oldu.7

Abdî: ( ö. 1078/1667-68) Tophane‟de doğdu. Tophane Kılıç Ali PaĢa Camii Ġmamı Mehmet Efendi‟nin oğludur. Ali-zâde Hüseyin Efendi‟den mülâzım ve müderris oldu.

Süleymaniye medresesinde mederreslik, Halep ve ġam‟da kadılık yaptı.8

Abdî: ( ö. 1086/1675-76) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Abdullah‟tır. ġamlı Yusuf Beg tarafından yetiĢtirildi. ġiir mecmuası vardır.9

Abdî: ( ö. 1102/1690) Anadoluhisarı‟nda doğdu. NiĢancı Abdurrahman PaĢa‟nın mahlâsıdır. IV. Mehmet‟e niĢancı, sadaret kaymakamı oldu ve Basra eyalet kadılığı yaptı.

Kandiye adası muhafızı iken öldü.10

Abdî: ( ö. 1102/1690) Edirne‟de doğdu. Halveti tarikati Ģeyhlerinden Saçlı Ġbrahim Efendi‟nin oğlu olup asıl adı Abdülhayy‟dır. Edirne‟de ve Ġstanbul Aziz Mahmut Hüdayi tekkelerinde Ģeyh oldu.11

Abdî: Asıl adı Abdullah‟tır. Subhi-zâde sanıyla tanındı. Feyzullah Efendi‟nin oğludur.

Sadrazam kethudalığı yapmıĢtır.12

4 Haluk ĠPEKTEN vd.; Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı Ġsimler Sözlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 942, Ank. 1988. s. 1.

5 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 1.

6 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 2.

7 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 2.

8 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 3.

9 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 3.

10 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 3.

11 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 3-4.

(22)

12

Abdî: ( ö. 1180/1766-67) Aıl adı Abdullah‟tır. Mühürdarlık ve reisülküttaplık yaptı.

Güzel Ģiirleri vardır.13

Abdî: Mühürdar Abdî sanıyla tanındı.I. Mahmud zamanında birçok görevde bulundu.

1168/ 1754-55 yılında azledildi. Sonra Girit‟te bulunan Resmi‟ye daha sonra da Gelibolu‟ya nakledildi. Bursa‟ya sürüldü.14

Abdî: Geliboluludur. Ġmam oğlu olup Kanuni devri Ģairlerdendir. Genç yaĢta öldü.15 Abdî: Kınalı-zâde sanıyla tanındı.16

Abdî: ġam‟dan azledildikten sonra öldü. ġiir mecmuası vardır.17 Abdî: Harem-i has hazinesinde çalıĢtı.18

Abdî: MaraĢ‟ta doğdu. Hayatı hakkında baĢkaca bilgi verilmemiĢtir.19

Abdî: Kara Halil Efendi‟nin damadı Tezkireci Abdullah Efendi‟nin mahlasıdır.20 Abdî: Ġstanbul‟da doğdu. Altunî-zâde sanıyla tanındı.ÇeĢitli medreselerde müderrislik yaptı.21

Arif: Asıl adı Mehmet olup Kethüda sanıyla tanındı. Öğrenimi sırasında memur oldu.

Arapça ve Farsça Ģiirleri olup divanı da vardır.22

Arif: Asıl adı Mehmet olup Halil Ağa‟nın Kethüdası Ahmet Efendi‟nin oğludur.23 Âsım: (ö. 1122/1710-11) Bosna‟da doğdu. Asıl adı Yusuf Efendi‟dir. Bosna‟da mahkeme kâtibi iken öldü. Divanı vardır.24

Âsım: (ö. 1150/1737-38) Asıl adı Mehmet‟tir. Kadı Arif Efendi‟nin oğlu olduğundan Arif-zâde sanıyla tanınır.25

Âsım: (ö. 1160/1747-48) Bursa‟da doğdu. Asıl adı Mustafa‟dır.Talik yazısı güzeldir.26

12 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 4.

13 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 5.

14 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 5.

15 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 5.

16 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 5.

17 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 5.

18 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 5.

19 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 5.

20 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 5.

21 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 6.

22 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 37.

23 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 38.

24 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 45.

25 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 45.

26 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 45.

(23)

13

Âsım: (ö. 1173/1759) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Ġsmail‟dir. Mehmet Efendi‟nin oğludur. Küçük Çelebi-zâde sanıyla tanındı. ġeyhülislam Feyzullah Efendi‟den mülâzım oldu.

Birçok medreselerde müderrislik yaptı. Vakanüvisliğe atandı. Kadı ve Ģeyhülislam oldu.27 Âsım: (ö. 1235/1819-20) Antep‟te doğdu. Asıl adı Ahmet‟tir. Babası mahkeme baĢ kâtibi Cenânî Efendi‟dir. Çoğunlukla Mütercim Âsım olarak tanınır. Vakanüvislik yaptı.

YeniĢehir‟de öldü.28

Âsım: (ö. 1254/1838-39) Amasya‟da doğdu. Asıl adı Ġbrahim‟dir. Yeğen-zâde sanıyla tanındı. ÇeĢitli görevlerde bulundu.29

Bâhâyi: (Ö. 1064/1653-54) Ġstanbul‟da doğdu. Soyu anne tarafından Ebussuud Efendi‟ye ulaĢır. Müderrislik yaptı. ġehzâde müderrisliğinden Selânik kadılığına atandı. Ġki kez Ģeyhülislam tayin edildi. Devrinin önde gelen bilgin ve Ģairlerinden olup divanı vardır. 30

Bâhâyi: (Ö. 1071/1660-61) Ġstanbulludur. Devrinde müneccimbaĢı olduğu ve çok hiciv söylediği için Küfrî sanıyla tanındı.31

Celâlî: (Ö. 1233/1817-18) Asıl adı Ebubekir Celâleddin‟dir. Abdullah Efendi-zâde diye tanınır. Anadolu‟da kadılık yaptı. Halep muvakkıtı iken ölen Süleyman Molla‟nın büyük kardeĢidir. Divan tertip etti.32

Celâlî: Buhara‟da Mahdum Celâl diye tanınan bir Ģairdir.1234/1818-19 yılında hayatta olan genç bir Ģairdir. Mîr Haydar‟ın talebelerindendir.

Cinânî: Osmanlı asırlarının en mühim kültür merkezlerinden biri olan Bursa‟da dünyaya gelen Mustafa Cinani, 16. asrın ikinci sınıf Ģairleri arasında en önde gelen Ģahsiyetlerden biridir. O, gerek nazım ve nesirdeki kabiliyeti, gerekse latifeleri devlet adamları ile olan münasebetleriyle devrinde oldukça alaka görmüĢ ve edebi kaynaklara mevzu teĢkil etmiĢtir.33

Esèad: Esèad mahlaslı şairin şiirlerinden hareketle Gâlib olduğu tespit edilmiştir. Bkz.

Gâlib.

Enver: İstanbul’da doğdu. Muhasebe kaleminde yetişti. Defterdar mektupçusu oldu.

Sonra maliye mektupçusu sınıfına girdi. Son olarak tahrirat kâtipliği görevi ile Şam’a gitti.34 Esrâr Dede: (ö.1211/1796) İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mehmet’tir. Küçük yaştan itibaren tasavvuf muhitinde bulundu. İyi bir öğrenim gördü. Mevlevi tarikatına girdi. Galata Mevlevihanesinde Şeyh Gâlib’in yakın dostu oldu. Genç denecek bir yaşta ölümü üzerine

27 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 45.

28 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 46.

29 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 46.

30 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 63.

31 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 63.

32 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 85.

33 Cihan OKUYUCU, Cinani Hayatı, Eserleri, Divanının Tenkidli Metni, TDK yayınları: 570, Ank., 1994 s.

III.

34 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 114-115.

(24)

14

Gâlip onun için ünlü mersiyesini yazdı. Galata Mevlevihanesi bahçesine gömüldü. Divanı ve Mevlevi şairlerini içine alan “Tezkire-i Şuarâyı Mevleviyye” adlı bir tezkiresi vardır.35

Fâik: (Ö.1198/1783-84) Sakız‟da doğdu. Asıl adı Süleyman‟dır. Hafız Ali PaĢa‟nın oğludur. Mektupçuluk ve hocalık yaptı. Ayrıca muhasebecilikle de uğraĢtı.36

Fâik: (Ö.1230/1814-15) Bağdat‟ta doğdu. Asıl adı Süleyman‟dır. Belgrad muhafızı Hakkı PaĢa-zâde Ġzzet PaĢa‟nın kâtipliğini yaptı. Daha sonra Irak ordusu hümayunu kâtipliğine tayin edildi.37

Fâsih: Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Ahmet‟tir. Dukakin-zâde lakabıyla tanındı.Divan kâtipliği yaptı. Köprülü Fazıl Ahmet PaĢa‟ya intisap etti. Ġltifat ve himayesini kazandı.

Tasavvufa meyledip Galata Mevlevihanesine girdi. Mevlevi oldu. DerviĢ Ahmet sanıyla tanındı. Mürettep divanı vardır.38

Fâzıl Mìr: Akkâ kalesinde doğdu. Asıl adı Hüseyin‟dir. Enderun‟dan yetiĢtiği için Enderunlu Fâzıl diye anılır. Rodos‟a hâcegân rütbesiyle atandı. Daha sonra Halep defterdarlığında bulundu. Divanı ve Hubanname ile Zenanname adlı eserleri vardır.39

Fehim: Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Mustafa olup Uncu-zâde lakabıyla tanındı. Mısır valisi Eyüp PaĢa‟ya bağlanıp Mısır‟a gitti. DönüĢünde Ilgın‟da öldü.40

Fehim: (1194/1780) Adana‟da doğdu. Asıl adı Mehmet‟tir. Nalbant-zâde veya AkĢehir Müftüsü diye tanındı. Öğrenimini tamamladıktan sonra çeĢitli görevlerde çalıĢtı.

Adana‟da öldü. Fârig mahlası ile de Ģiirler yazdı divan tertip etti.41

Fehim: (d.1203/1788-89) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Süleyman‟dır. Divan-ı hümayun kalemine girdi, bir taraftan da öğrenim gördü. Birçok memuriyetlerde bulundu. “Sefinetü‟Ģ- ġuara” adında bir tezkiresi ve divançesi vardır.42

Fehim: (d.1220/11805-06) Tekirdağ‟da doğdu. Asıl adı Mahmut‟tur. Anadolu‟da defterdarlık ve kaymakamlıklarda bulundu.43

Fehim: (d.1248/1832-33) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Ġbrahim olup Kahire‟de vazife yaptı, Ġstanbul‟a geldi Bir süre sonra Mısır Valisi Mehmet Ali PaĢa‟nın kethüdalığı görevinde bulundu.44

Ferid: Çağında tanınmıĢ Ģairlerden olduğu zikredilir. Hayatı hakkında bilgi verilmez.45

35 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 118-119.

36 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 122.

37 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 122.

38 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 129.

39 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 130-131.

40 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 133.

41 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 134.

42 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 134.

43 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 134.

44 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 134.

(25)

15

Fıtnat: Ġsmail Efendi-zâde Esad Efendi‟nin kızı, ġerif Efendi‟nin hanımıdır. Nezaket, ilim ve kemal sahibi olup divanı vardır.46

Figânî: (ö. 938/1531-32) Trabzon‟da doğdu. Asıl adı Ramazan‟dır. Tıp öğrenimi gördü.Tabib ġah Mehmet‟in öğrencisi oldu. Karabâlîzâde aracılığıyla Ġskender Çelebi‟ye tanıtıldı. Yazdığı bir beyit yüzünden vezir Ġbrahim PaĢa tarafından idam ettirildi.47

Figânî: (ö. 938/1531-32) Karamanlıdır. Sultan Bayezid‟in Ģehzadelerinden Sultan Abdullah‟a divan katibi oldu. Divanı ve Ġskendername adlı eseri vardır.48

Fikrî: (ö. 1030/1621) Asıl adı Ġzzettin olup Bülbül-zâde Abdullah Efendi‟nin oğludur.

Bilgisi ve cömertliği ile tanındı. Babası Filibe kadısı iken orada öldü.49

Fikrî: (ö. 1063/1652-53) Aksaray‟da doğdu. Asıl adı Ahmed‟tir. DerviĢ Ģairlerdendir.50

Fikrî: Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı DerviĢ olup MaĢi-zâde sanıyla tanındı. Babası MaĢi ġemseddin Amasya müftüsü idi. Öğrenimini tamamladıktan sonra Edirne kadısı Pirî PaĢa- zâde‟den mülâzım oldu. Kadılıklarda bulundu. Tercüme ettiği bir eserin beğenilmesi üzerine Yanbolu‟ya kadı olarak atandı.51

Fikrî: Bağdat‟ta doğdu. Kanunî döneminde sarayda hizmet eden Tavil Sinan‟ın oğludur. Ağalık görevi ile saraydan çıkıp Bağdat‟a babasının ölümü üzerine sancak beyi olarak atandı.Farsça ve Türkçe Ģiirleriyle tanındı.52

Fuâd: Asıl adı Mehmet‟tir. Askerî doktor olarak Trablusgarp‟a gitti. Hacegân rütbesini aldı. Londra elçisi oldu. Ayrıca Petersburg‟ta da elçilik görevinde bulundu.53

Fuzûli: (ö. 963/1555-56) Bağdat‟ta doğdu. Doğuda Ģiir söyleyenlerin üstadıdır.

Ölünceye kadar Ģiirle uğraĢtı. Kanunî Bağdat‟a gelince kasideler sundu. Nevaî tarzında belli bir üslubu vardır. Büyük bir Ģairdir. ġiirleri sağlam, nazik ve renklidir. Türk diliyle yazılmıĢ hamsesi vardır. Özellikle Leyla vü Mecnun mesnevisi çok tanınmıĢtır. Hüseyin Vaiz‟in Ravzatü‟Ģ-ġühedasını çevirip Hadikatü‟s-Süeda adını vermiĢtir. Ancak tam çeviri değildir.

Rind ü Zâhid, Beng ü Bâde, Sıhhat ü Maraz, Arapça, Farsça ve Türkçe divanları vardır.54 Fürûgi: Kayseride doğdu. NakĢibendi tarikatına girmek üzere Ġstanbul‟a geldiyse de vazgeçip ilim öğrenmeye baĢladı ve daniĢmend oldu. Farsça ve Türkçe Ģiirleri vardır.55

45 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 139.

46 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 149.

47 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 149.

48 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 150.

49 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 150.

50 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 150.

51 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 150.

52 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 151.

53 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 152.

54 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s. 152-153.

55 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.153.

(26)

16

Fürûgi: Asıl adı Hibetullah olup seyit ailesinden gelmektedir. II. Selim‟in hocası Abdullah Efendi‟den mülâzım oldu. Kadılık yaptı. Muammalarıyla tanındı.56

Fürûgi: Kırımlıdır. Sadece Ramiz tezkiresinde yer alan Ģair hakkında dönem Ģairlerindendir ifadesinden baĢka bilgi bulunmamaktadır.57

Gâlib: (d. 1171/1757-1758; ö. 1213/1799) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Mehmet Esat‟tır. Mustafa ReĢit Efendi‟nin oğludur. Bir süre Divan-ı hümayun kaleminde bulundu.

Sonra Mevlevî tarikatına girdi. Konya‟ya gitti. Üç yıllık çilesini Yenikapı Mevlevîhanesinde tamamladı. Galata Mevlevîhanesinde Ģeyh oldu. Ġlk mahlası Es‟at‟tı. Esrar Dede‟nin arkadaĢıdır. Türk edebiyatının son büyük divan Ģairlerinden biridir. Divanı vardır. Hüsn ü AĢk adlı çok tanınmıĢ bir mesnevisi bulunmaktadır.58

Gurbî: Gurbi’nin yaşamı konusunda ayrıntılı bilgi bulunmuyor. Yalnız bir şiirinde divanını 1157(1744) yılında düzenlediğini bildirdiğine göre 18. yüzyıl ortalarında yaşamıştır.

Yine bir şiirinde Bosnalı olduğunu söyler. Gerçek adının Ahmed olduğunu (S. Nüzhet) söyler.

Gurbi’nin, “Derviş Ahmed” takma adıyla söylediği şiirler de vardır. Gurbi, başlangıçta Nakşibendi tarikatına girdiğinden kimi şiirlerinde bu kuruluşun anlayışına uygun bir söyleyiş vardır. Buna karşın Alevi-Bektaşi görüşüne bağlandığı o geleneği sürdürdüğü açıktır. Gurbi, On İki İmam konusunu uzun uzadıya işler, şiirlerinde aruz ölçüsünü yeğler.59

Hakîkî: Bağdat‟ta doğdu. Asıl adı Mustafa olup Osman PaĢa‟nın oğludur. Bağdat kolağası iken Bağdat Valisi Hızır PaĢa‟yla geçinemeyip 963/1555-56 yılında Hindistan‟a gitti.

Güzel Farsçası ve kalabalık sayıda da Türkçe Ģiirleri vardır.60

HaĢmet: (ö. 1182/1768) Ġstanbul‟da doğdu. YeniĢehirli Abbas Efendi‟nin oğludur.

Öğrenimini bitirdikten sonra müderris oldu. Ġstinye, Bursa ve Ġzmir‟de ikamete mecbur edildi.

Medine‟de öldü. 61

Hatâyî: (ö. 930/1524) Safevî hükümdarı ġah Ġsmail‟in mahlasıdır. Tezkirelerimiz içinde yalnız Faizî‟de kayıtlı olan bu Ģair hakkında verilen bilgi ölümüne düĢürülen tarihten ibarettir.62

Hilmi: Asıl adı Abdulhalim idi. Sultan Mahmud‟a cülusiye sundu.63

Hüseynî: (ö. 985/1577) Bağdat‟ta doğdu. Asıl adı Emir Hüseyin Havani idi. Ailesi Bağdat‟ın ileri gelenlerinden olup Ahdî‟nin akrabasıdır. DerviĢ yaratılıĢlı, sürekli gezen biriydi. Kerbelâ‟da öldü. Farsça ve Türkçe Ģiirleri vardır.64

Hüseynî: Rumeli‟de doğdu. Abdal ve derviĢlerdendir. ġiir yeteneği fena değildi.65

56 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.153-154.

57 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.154.

58 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.155.

59 Ġsmet Zeki EYUBOĞLU, Alevi-BektaĢi Edebiyatı, Der yay., Ġst., 1991. s. 243

60 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.171.

61 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.191.

62 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.192.

63 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.211.

64 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.221.

(27)

17

Kadrî: (ö. 1004/1596) Asıl adı Mehmet Kadrî olup Sudî‟nin oğludur. Hoca Sadeddin Efendi‟den mülâzım oldu. Mihrimah Sultan‟da müderrislik yaptı. Genç yaĢta öldü. Mimar Sinan mescidi bahçesine gömüldü. Özellikle kasideleriyle tanındı.66

Kadrî: Horasan‟da doğdu. Ölümü 1240/1824‟ten sonradır.67

Kadrî: Asıl adı Mîr Kadrî‟dir. ġirvan‟da doğdu. ÇeĢitli yerleri gezdikten sonra Ġstanbul‟a geldi. Oradan Halep‟e gitti. DeğiĢik konularda bilgisi vardı. Muammada yetenekliydi.68

Kadrî: Asıl adı Abdulkadir‟dir. Hasan Çelebi‟nin akrabalarından Ģiire yeni baĢlamıĢ bir gençtir.69

Kaygusuz: Hayatıyla ilgili bilgi olmayıp “Kaygusuz Abdal” da olabileceği tahmin edilmektedir.

Lebîb: (ö. 1182/ 1768-69) Diyarbakır‟da doğdu. Asıl adı Hüseyin‟dir. Sultan Ahmet döneminde Ġstanbul‟a geldi. Salim Efendi‟den mülazım oldu. Döneminin tanınmıĢ Ģairlerinden biridir.70

Lebîb: (ö. 1185/ 1771‟den sonra) Diyarbakır‟da doğdu. Asıl adı Abdulgafur‟dur.

Diyarbakır‟da müftülük yaptı.71

Lebîb: (d. 1203/ 1788-89) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Mehmet‟tir. Mustafa Efendi‟nin oğludur. Bir süre rûznâmecilik yaptı. Daha sonra hacegân rütbesi aldı.72

Lebîb: (d. 1160/ 1747; ö. 1220/1805-06) Ġstanbul‟da doğdu. Abdullah PaĢa‟nın oğludur. Asıl adı Sadık‟tır. ÇeĢitli görevlerde bulundu. Anadolu muhasebecisi iken öldü.73

Lebîb: Asıl adı Abdullah‟tır. Vâsıf-zâde sanıyla tanındı. 1213/ 1798-99‟da öğrenime baĢladı. Kudüs, Bursa ve Mekke mevleyiyetlerinde bulundu. Taif‟te öldü.74

Lebîb: Edirne‟de doğdu. Asıl adı Ahmet‟tir. Mustafa Efendi‟nin oğludur. Ġstanbul‟a gelerek Ebe-zâde Abdullah Efendi‟den mülâzım oldu. ÇeĢitli yerlerde müderrislik yaptı.75

Lebîb: Diyarbakır‟da doğdu. Mülâzım zümresindendir. HoĢsohbet ve nazik bir kiĢidir.76

Lebîb: Asıl adı Ahmet‟tir. Dâye-zâde sanıyla tanındı.77

65 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.221.

66 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.239.

67 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.239.

68 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.239.

69 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.239.

70 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.263.

71 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.263.

72 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.263.

73 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.264.

74 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.264.

75 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.264.

76 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.264.

(28)

18

Lebîd: Hakkında bilgi bulunmayıp yazmıĢ olduğu tahmisten hareketle Enderunlu Rasih‟ten sonra yaĢadığı tahmin edilmektedir.

Misâlȋ: (ö. 1016/ 1607) Edirne‟de doğdu. Asıl adı Hasan Çelebi‟dir. Geçimini esnaflıkla sağladı. Bu arada devrindeki bilginlerle düĢüp kalktı. Ġstanbul‟da öldü ve Yenikapı Mevlevihanesi bahçesine gömüldü. ġiirleri döneminde çok tanınmıĢtı. Muammaları da güzeldir.78

Muharrem: Tezkirelerde hakkında herhangi bir bilgi yoktur.

Müfidî: Asıl adı Ġbrahim‟dir. ġiirleri güzel değildir.79

Nâbî: (ö. 1124/1712) Urfa‟da doğdu. Asıl adı Yusuf‟tur. Sultan IV. Mehmet devrinde Ġstanbul‟a gelip musahip Mustafa PaĢa‟ya divan kâtibi ve musahip oldu. Hacca gitti. Uzun bir süre Halep‟te yaĢadı. Baltacı Mehmet PaĢa Halep valisiyken ona nedim oldu. Yeniden Ġstanbul‟a davet ederek baĢ muhasebecisi tayin edildi. Ġstanbul‟da öldü. 90 yaĢından fazla yaĢamıĢtır. Nâbî, çağının Ģairler sultanıydı. Divan, Tuhfetü‟l harameyn, Zeyl-i Siyer-i Veysi, Gazâ-nâme ve Hayriyye adlı eserleri vardır.80

Nahîfî: (ö. 1151/1738-39) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Süleyman‟dır. Öğrenimini bitirdikten sonra yeniçeri kaleminde kâtip oldu. II. Sultan Mustafa zamanında Ġran‟a elçi gönderilen Mehmet PaĢa‟nın maiyetinde bulundu. Damat Ali PaĢa‟nın kaymakamlığı sırasında kalem efendisi oldu. Nemçe sulhu için elçi tayin edilen Ġbrahim Ağa ile birlikte bulundu.Bu hizmeti için baĢ mukataacı tayin olundu. Divan‟ı, Hayretü‟l-Envâr‟ı üç dilde Kaside-i Bürde tahmisi, manzum mesnevi tercümesi gibi eserleri vardır. ġiirleri âĢıkânedir.81

NakĢî: (ö. 1114/ 1702) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Ġbrahim‟dir. Halvetî tarikatına girip Koca Mustafa PaĢa zaviyesi Ģeyhi Alâattin Efendi‟ye bağlandı. ġehzade camiine Cuma Ģeyhi oldu.82

NakĢî: Ġstanbul Ahırkapısı‟nda doğdu. Asıl adı Ahmet‟tir. NakkaĢlıkta usta olduğu için bu mahlâsı aldı. Astronomiyle uğraĢtı ve bu konudaki geniĢ bilgisinden dolayı Süleymaniye camiine Muvakkit tayin edildi. ġiirle de ilgilendi. Özellikle hicivleriyle tanındı.83

Nedîm: (ö. 1143/ 1730) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Ahmet‟tir. Mülakkab-zâde diye anılmıĢtır. Sultan Ġbrahim devrinde Rumeli kazaskeri olan Mustafa Efendi‟nin oğludur. Ana tarafından soyu, Tarihçi Kara Çelebi‟ye çıkar. Öğrenimini tamamlayıp Ebezâde‟den mülazım ve müderris oldu. Divan Ģiirinin büyük isimlerinden biri olan Nedim, lâle devrini anlatan

77 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.264.

78 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.293.

79 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.307.

80 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.311.

81 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.313.

82 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.317.

83 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.317.

(29)

19

Ģiirleri, özellikle de Ģuh mizacına uygun bir tarz olan Ģarkılarıyla tanındı. Divanı vardır.

Ayrıca inĢâda da ustadır.84

Nesimî: Bağdat yakınındaki Nesim kasabasında doğdu. Asıl adı Ġmadüddin‟dir.

Peygamber soyundan geldiği için Seyyid Nesimî sanıyla tanındı. Fazlullah Hurufî‟den el aldı.

Sultan Murat zamanında Anadolu‟ya geldi. ġiirleri Ģeriata uygun olmadığından Halep‟te öldürüldü. Arapça, Türkçe ve Farsça divanı vardır.85

NeĢ’et: Asıl adı Süleyman Ağa‟dır. Dergâh-ı ali gediklilerindendir.86

NeĢ’et: (d. 1148/1735-36; ö. 1222/1807) Asıl adı Süleyman‟dır. Bursalı nakĢibend Ģeyhi Emin Efendi‟den el aldı. Tufan-ı Marifet‟i ve divanı vardır.87

Neylî: (d. 1084/1673-74; ö. 1171/ 1757-58) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Ahmet‟tir.

Mirza Mehmet Efendi‟nin küçük oğludur. Mülâzımlık, müderrislik ve kadılık yaptı. ġiir ve inĢada ustadır. Divanı vardır.88

Râgıb: (ö. 1096/1685) Eğriboz‟da doğdu. Asıl adı Mehmet Çelebi‟dir.89

Râgıb: Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Mehmet olup Kösec Halil PaĢa tarafından korundu. Muhasebe halifelerinden oldu. Reisü‟l-küttüp tayin edildi. Divanı vardır.90

Râgıb: Bursa‟da doğdu. Asıl adı Ali‟dir. Öğrenim gördükten sonra mülâzım ve müderris oldu. Nemçe‟ye elçi gönderildi. Gelibolu‟da öldü.91

Râgıb: (d. 1207/1793) Bursa‟da doğdu. Asıl adı Ahmet‟tir. Ġstanbul‟da öğrenim gördü. Trabzon ve ġam‟da kadılık yaptı.92

Rahmî: Salim, Kırım Bahçesaray‟da; Ramiz, Akkirman‟da; Fatin, Kırım‟da doğduğunu söyler. Mehmet PaĢa‟ya mühürdar oldu. Tersane-i Amire‟de kâtiplik yaptı. ġiirleri ve sefaret-namesi vardır.93

Râmî: (ö. 1049/ 1639) Asıl adı Mucip‟te, Abdurrahim; diğer kaynaklarda Abdurrahman olup Rumeli kazaskeri Sünbül Ali Efendi‟nin oğludur. Öğrenim gördükten sonra mülâzım ve kadı oldu. Ġstanbul‟da öldü.94

Râmî: (ö. 1119/ 1707-08) Ġstanbul Eyüp‟te doğdu. Asıl adı Mehmet‟tir. Öğrenim gördükten sonra divan kâtibi oldu. ġair Nâbî tarafından korunup yetiĢtirildi. Musahip Mustafa PaĢa‟ya masraf kâtibi oldu. Beylikçi ve reisülküttap tayin edildi. Nemçe (Avusturya-

84 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.332.

85 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.335.

86 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.335.

87 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.336.

88 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.338.

89 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.360.

90 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.360.

91 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.360.

92 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.360.

93 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.360.

94 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.365.

(30)

20

Macaristan) ile yapılan barıĢ müzakerelerini yürüttü. II. Mustafa‟ya vezir oldu. Müftü olayında Edirne‟ye kaçtı. Kıbrıs, Kahire ve Rodos‟ta bulundu. Rodos‟ta öldü.95

Ramiz: (ö. 1223/ 1808) Abdullah PaĢa‟nın mahlasıdır. Kırım‟da doğdu. Babası Kırım kazaskeri Feyzullah Efendi‟dir. 1211/ 1796-97 yılında öğrenime baĢladı. Bir süre Mahmut PaĢa Mahkemesinde baĢkâtiplik yaptı. Sonra Mısır seferinde ordu kadısına naiblik yaptı.

Hacegân zümresine katıldı. Alemdar Mustafa PaĢa ile Ġstanbul‟a gitti. Kaptan PaĢa oldu.

1223/ 1808 yılında meydana gelen faciadan canını zor kurtardı. Ġsyan çıkardı. Rusya‟ya kaçtı, affedildiyse de askerler tarafından öldürüldü.96

Pertev: (ö. 1253/ 1837-38) Darıca‟da doğdu. Ġstanbul‟a gelip kâtip oldu. Mısır ve Edirne‟de bulundu. Divançesi vardır.97

Pertev: (d. 1241/ 1825-26) Erzurum‟da doğdu. Asıl adı Ġbrahim olup Ġbrahim Edhem sanıyla tanındı. Gençliği Trabzon‟da geçti. Valilik, kâtiplik yaptı. Ġstanbul‟a gidip sadr-ı âli odasında halife ve kaptan-ı derya Halil PaĢa‟ya divan kâtibi oldu.98

Pertev: Ankara‟da doğdu. Asıl adı Mustafa olup Ankara bilginlerinden Sadullah Efendi‟nin oğludur. Öğrenimini tamamladıktan sonra Ankara nüfus defterdarı kayıt memuru, ardından Ankara kazası mal kâtibi oldu. Zabtiye baĢkâtipliğine getirildi.99

Râsih: (ö.1253/ 1837-38) Enderun‟da mehterbaĢı Osman Ağa‟nın oğludur. Saraya girdi ve Çuhadar ağası oldu.100

Râsim: (ö. 1130/ 1718-19) Bursa‟da ġahabettin mahallesinde doğdu. Asıl adı Mustafa olup babasının adı da Mustafa‟dır. Öğrenim görüp Erzurum kadısı Mehmet Efendi‟den mülâzım ve kadı oldu. Döneminin dikkate değer Ģairlerindendir.101

Râsim: (ö. 1169/ 1755-56) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Yusuf veya Mehmet‟tir.

Yazısının güzelliğinden dolayı sarayın yazı hocalığına atandı. 70 yaĢında iken öldü. Divançesi vardır.102

Râsim: (ö. 1189/ 1775-76) Ġstanbul‟da doğdu. Asıl adı Mehmet olup, Eğrikapılı Çelebi sanıyla tanındı. Saray-ı Amire hocalığına getirildi. Ardından hattatların reisi tayin edildi.103

Râsim: ( ö. 1192/ 1778) Ferecik‟te doğdu. Asıl adı Ömer olup Mehmet Efendi‟nin oğludur. Ġstanbul‟a geldi. Hacegân sınıfına katıldı. Rumeli ve Anadolu‟da bazı yerlerde çalıĢtı.104

95 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.365-366.

96 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.366.

97 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.357.

98 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.357.

99 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.357.

100 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.367.

101 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.368.

102 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.368.

103 Haluk ĠPEKTEN vd.; age., s.368.

Referanslar

Benzer Belgeler

Ticari bir akvaryum işletmesinden temin edilen palamut balıklarının karaciğer, dalak ve böbrek gibi iç organlarının yanı sıra vücut yüzeyindeki ülserli bölgelerinden

dilimizdeki “müjde” kelimesinin tam karşılığıdır. Çoğulu da تﺎﻳﺮﺸﺑ gelir.. Bu kelime fiil olarak ailevi münasebet anlamında kullanılmıştır. 71 Allah,

La Porte etait passee dans la defensive, mais la Republique Polonaise avait elle - meme cesse de compter comme une puissance, "Le spectre de l'aneantissement menaçant depuis

[r]

Bir markanın geliştirdiği sanal nesneyi nerede ve nasıl satacağı, satın alınan nesnenin farklı sosyal medya ortamlarında veya oyunlarda nasıl kul- lanılacağı

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Ebussuûd Efendi’nin fetvalarında zımmilerle ilgili olarak müslüman oluşları, kiliseleri, haklarındaki kısıtlamalar, şahitlikleri…

Biñ ķırķ tārįħinde dārü’s-salŧanatü’l-Ǿaliyye belde-i Ķosŧanŧıniyye’ye ķudūm ve devr-i mecālis-i Ǿulemā-yı Rūm itdükden śoñra elli senesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 4 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 26 Aral ık 2006 tarihli yazısına göre hamamın, tarihi eser