Kırsal Nüfusun Đş Sağlığı Ve Güvenliği Açısından Durumu, Sorunlar Ve Çözüm Önerileri
Orhan ÖZÇATALBAŞ1 Yaşar GÜRGEN2 Zühal TURHANOĞULLARI3
ÖZET
Tüm sektörlerde çalışma koşullarından dolayı çalışanların ekonomik, sosyal, fiziksel ve ruhsal olarak zarara uğrama tehlikesi vardır. Çalışma ortamında karşı karşıya kalınan riskler sadece çalışanlar açısından sorun yaratmamakta, bireyin ailesi, işvereni, yaşadığı toplum ve ülkesi için de fiziksel, sosyal ve ekonomik açıdan büyük zararlara yol açmaktadır. Bu zararların ortaya çıkmadan önlenmesi ve meydana gelen hasarların en aza indirilebilmesi amacıyla çalışanların sağlığını korumak ve onlara emniyetli bir çalışma ortamı yaratmak, iş sağlığı ve güvenliğinin ilgi alanına girmektedir.
Đşçi, işveren, hizmet akdi gibi kavramların ilk olarak sanayi sektörü içinde kullanılmaya başlaması, işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi hususunda verdikleri örgütlü ve yoğun mücadeleler, iş sağlığı ve güvenliği alanında yapılan çalışmaların tüm dünyada büyük ölçüde sanayi ve hizmetler sektöründe çalışanlara yönelik olarak gerçekleştirilmesi sonucunu doğurmuş, tarım sektörü ise önemli ölçüde ihmal edilmiştir. Oysa bu sektörde çalışan milyonlarca insan bulunmaktadır. Bu nedenle, Türkiye’de tarım sektörünün iş sağlığı ve iş güvenliği bakımından bulunduğu durum ve koşullar önemli olmaktadır.
Bu bildiride genel olarak dünyada ve Türkiye’de tarım sektörünün iş sağlığı ve iş güvenliği bakımından mevcut durumu ve sorunlarına yönelik değerlendirmeler yapılmış ve Türkiye için mevcut yapıyı geliştirmeye dönük önlemler tartışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Tarım, iş sağlığı, iş güvenliği, Türkiye
Rural Population’s Situation And Problems In Terms Of Occupational Health, Safety And Suggestion To Solution
ABSTRACT
In all sectors, workers incur economic, social, physical and mental dangers. The risks that workers face with are not only problems for them, but also they cause physical, social and economical damage to their families, employers, societies and states. With the purpose of protecting the worker’s health and building up security work environment, preventing these damages before they occur and minimizing the injuries are work items of the occupational health and safety.
The terms such as employee, employer, labour contract are firstly used in industrial sector. The employees fight intensively for the improvement working conditions in an organized manner.
These factors caused the occupational health and safety studies to have been largely made for industrial and service sector’s workers in the whole world. Agricultural sector has been significantly ignored. Yet, in this sector are millions of workers. For that reason, the present situation and the conditions of agriculture sector are important in terms of occupational health and safety.
In this study, agriculture sector’s situation and problems were generally evaluated in terms of occupational health and safety in the world and in Turkey and than the protections were discussed to develope the present structure for Turkey.
Key words: Agriculture, occupational health, occupational safety, Turkey.
GĐRĐŞ
Đnsan kaynağı, üretimde kullanılan en önemli kaynakların başında gelmektedir.
Đnsan kaynağını en etkin ve verimli şekilde kullanmak üzere yıllar boyunca yatırımlar yapılmaktadır. Aynı zamanda toplumların sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve toplumun devamının sağlanabilmesi için de sağlıklı ve üretimi sürdürülebilir kılan insan kaynağına gereksinim duyulmaktadır.
1 Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü
2 Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü, Emekli Öğretim Üyesi
3 Akdeniz Üniversitesi, Korkuteli Meslek Yüksekokulu, Pazarlama Bölümü
Sağlıklı ve gelişmeye açık toplumların yaratılabilmesi için sağlıklı bireylere ihtiyaç duyulmaktadır. Sağlıklı bireyler ise bireyin doğumundan ölümüne kadar sürekli gelişmesini mümkün kılacak ve hayatının tüm aşamalarında fiziksel, ruhsal, sosyal ve ekonomik sorunları minimum düzeyde yaşayacağı ortamların oluşturulması ile mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla bireyin çalışma dışı yaşam koşulları yanında çalışma hayatındaki koşulları da büyük önem taşımaktadır.
Çalışanlar, çalışma ortamından kaynaklanan risklere bağlı olarak zarar görmektedirler. Bu zararların ortaya çıkmadan önlenmesi ve meydana gelen hasarların en aza indirilebilmesi için çalışanların sağlığını korumak ve onlara güvenli bir çalışma ortamı yaratmak önemlidir ve bu konu iş sağlığı ve güvenliği alanına girmektedir.
Đş sağlığı ve güvenliği alanındaki sorunların en başta gelenleri iş kazası ve meslek hastalıklarıdır. Đş kazası ve meslek hastalıklarının çok çeşitli tanımları yapılmakla birlikte, Türk mevzuatındaki tanımları aşağıda verilmiştir.
Đş kazası; “Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, işverene bağlı olarak çalışan emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay”dır. (Anonim, 2006)
Meslek hastalıkları ise; sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı, geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir. (Anonim, 2006)
Tanımlardan da görüldüğü gibi iş kazası ve meslek hastalıkları sadece sigortalıyı arızaya uğratan olaylar olarak değerlendirilmektedir. Bu tanımlamalar, iş kazası ve meslek hastalıklarını kapsayan iş sağlığı ve güvenliği kavramı açısından dar tanımlamalardır. Artık günümüzde iş sağlığı ve güvenliği ele alınırken tüm çalışanlar kastedilmektedir.
Sosyal sigortalar bireyin karşı karşıya olduğu riske bağlı olarak yaşadığı bedensel ve ruhsal arızaları telafi etmeye yönelik olarak devreye girmektedir. Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yer alan tanımlarda üzerinde yoğunlaşılan yaklaşım iş kazası ve meslek hastalıklarının işletmedeki çalışma koşullarından kaynaklandığıdır. Oysa çalışan bireyin eğitimi, barınma koşulları, beslenmesi, iş dışında yaşadığı çevre vb de çalışanın sağlığını ve işteki durumunu etkilemektedir.
ILO verilerine göre 2008 yılında dünyada 3 milyar kişi istihdam edilmektedir ve bunların %33.5’i tarım sektöründe yer almaktadır(Anonim(c), 2009). Türkiye’de de tarım sektöründe Türkiye Đstatistik Kurumu verilerine göre 2006 yılında 15 ve üzeri yaşta çalışanların sayısı 6 milyon 88 bin olup, toplam çalışan nüfusun %27.26’sına tekabül etmektedir. Tarım sektöründe çocuk çalışmasının yaygın olarak görüldüğü bilinmektedir.
15 yaş altındaki çocuklar da dahil edildiğinde rakam daha da büyümektedir.
DÜNYADA ĐŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIKLARINA BAKIŞ
Đş kazası ve meslek hastalıkları temelde işin niteliğinden ve çalışma koşullarından kaynaklanmaktadır. Bireyin kişisel sağlığı, yaşam koşulları, çalışma hayatı ile ilgili hukuki düzenlemeler de kaza ve hastalıkların meydana gelmesinde etkili olmaktadır. Đş kazası ve meslek hastalıkları fiziksel, sosyal, ekonomik ve psikolojik pek çok kayba neden olmaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü, her yıl 2 milyondan fazla insanın işe bağlı kazalar ve hastalıklardan dolayı öldüğünü bildirmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün hesaplamalarına göre her yıl dünyada 337 milyon iş kazası (ölümle sonuçlanan veya sonuçlanmayan) meydana gelmektedir, 160 milyon insan işe bağlı hastalıklardan zarar görmektedir (Anonim (b), 2009). Bu kaza ve hastalıklara bağlı olarak sadece çalışan birey
değil onun ailesindeki tüm bireylerin çalışma ve yaşam koşulları ve toplumdaki diğer tüm bireyler etkilenmektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün hesaplamalarına göre dünyada yılda GSMH’nın
%4’ü iş kazası ve meslek hastalıklarına bağlı olarak kaybedilmektedir. Đş kazası ve meslek hastalıklarından dolayı işverenler erken emeklilik, kalifiye eleman kaybı, işe devamsızlık, yüksek sigorta primleri gibi maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır (Anonim (b), 2009). Đşçi sağlığını kaybetmekte, gelir kaybına uğramakta veya daha yüksek gelir elde etme şansını yitirmektedir. Đş kazası ve meslek hastalıklarına bağlı olarak hem çalışan, hem işveren hem de devlet büyük mali kayba uğramaktadır.
Avrupa Birliği(AB) ülkelerinde her beş yılda bir tüm sektörleri içine alan ‘Çalışma Koşulları Anketi’ yapılmaktadır. En son 2005 yılında 4.’sü yapılan bu ankete göre;
AB27’de ankete katılanların %35’i işlerinin sağlıklarını etkilediğini hissettiklerini belirtmişlerdir. (Thirion ve ark, 2007)
Tarım, madencilik, inşaat, imalat, hizmet sektörü, oteller, barlar, restoranlar, hızlı yemek sanayi ve temizlik işleri gibi çok çeşitli sektörlerde tehlikeli koşullar altında çalışan, yaşları 5 – 17 arasında değişen tahmini 126 milyon çocuk bulunmaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tahminlerine göre, her yıl yaklaşık 22.000 çocuk iş yerinde yaşamını yitirmektedir (Hurst, 2010). Görüldüğü gibi çalışma hayatı yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar için de büyük bir tehlike arz etmektedir. Hatta çocuklar fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan yetişkinlerden daha çok zarar görmektedirler. Çocuk çalışmasının engellenmesine yönelik olarak atılan adımlar, bu sorunun ortadan kaldırılmasına yetmemiştir. Hala çocuk çalışmasına özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ve belli sektörlerde sıkça rastlanmaktadır.
TARIM SEKTÖRÜNDE ĐŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLĐĞĐ
Đşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılan çalışmalar ve alınan önlemler bakımından tarım sektörüne yönelik çalışmalara yeterince ağırlık verilmemiştir. Bu konu önemli ölçüde ihmal edilmiştir. Bunun yanında işletmelerin genellikle kayıt dışı çalışması da, çalışanların durumlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Tarım sektöründe çalışanlar sadece ücretli işçiler değildir. Kendi hesabına çalışanlar, işveren konumundaki işletme sahipleri ve ücretsiz aile işçileri de istihdamda yer almaktadırlar. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak sektörde yaşanan değişimler, günümüzde üretimin çok daha entansif yapılıyor olması, bu sektörde çalışanların karşı karşıya oldukları riskleri artırmaktadır.
Tarım sektöründe çalışanlara bakıldığında, çoğunluğun kendi hesabına çalışanlardan ve ücretsiz aile işçilerinden oluştuğu görülmektedir. Đşletmelerin yapısının sanayi ve hizmetler sektöründeki işletmelerden farklı olması ve bu sektörde çalışanların büyük bir çoğunluğunun sosyal güvenlik sisteminin dışında yer alması, olayın vehametini daha da artırmaktadır. Bu sektörde iş sağlığı ve güvenliğini etkileyen fiziksel (gürültü, ısı, nem, titreşim vb.), kimyasal (pestisit, çözücü, gaz, hayvanlardan ve çevreden bulaşan hastalıklar vb.), ve psikolojik (stres, motivasyon kaybı vb.) pek çok faktör bulunmaktadır.
Đşlerin büyük bir çoğunluğu fiziksel olarak zorlayıcı ve yorucu işlerdir. Kimyasal veya biyolojik kökenli girdilerle/mallarla temas etmektedirler. Belli dönemlerde çalışma saatleri çok uzundur. Çok çeşitli alet ve makine ile çalışmaktadırlar. Ev ve iş yaşamı birbirinin içine geçmiş durumdadır, çalışma ortamı ile çalışma dışındaki yaşamsal ortamı birbirinden tam olarak ayırmak da mümkün olmamaktadır.
Đşsiz kalmanın yarattığı baskı bireyi çok ciddi düzeyde olumsuz yönde etkilemektedir. Yapılan bir çalışmada iş güvencesini düşük algılayan çalışanların güvenlik motivasyonları ve söylenenlere uyma davranışlarının azaldığı, bunun sonucunda iş kazalarında artışların olduğu gözlenmiştir. Mesleki sağlık psikolojisi dergisinde yer alan bir araştırma sonucu; çalışanların iş güvencesi algılarının düşük olduğu durumlarda, iş yerindeki güvenlik şartlarını çok fazla dikkate almayacaklarını, bunun da dolaylı olarak işyerinde meydana gelen iş kazalarını artıracağını işaret etmektedir (Keser, 2006). Tarım
sektörü de en çok yevmiyeli, mevsimlik ve gezici işçilerin çalıştığı, iş güvencesinin düşük olduğu sektörlerdendir.
Tarım sektöründe yaşanan iş kazası ve meslek hastalıkları ile ilgili yeterli ve güvenilir istatistiki veriler mevcut değildir. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ait veriler konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Gelişmiş ülkelerin yer aldığı Avrupa Birliği’ne (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) ait veriler, tarım sektöründe iş kazası ve meslek hastalıklarının boyutlarının ne kadar ciddi olduğu hakkında veri sağlamaktadır.
ABD çalışma istatistikleri şubesine göre tarım en tehlikeli endüstriler arasındadır.
Tarımda işle ilgili zararların maliyeti ulusal ortalamadan %30 fazladır. Bu ülkede tarımsal çalışma, özellikle eğitimleri ve sağlık sigortaları bulunmayan niteliksiz göçmenler ve belgesi olmayanlar için tehlike arzetmektedir (Mashburn ve ark, 2009).
Tarım sektöründe AB’de her yıl 5500 çalışan iş kazasında ölmektedir. Bunlar genellikle hareket eden araç tarafından ezilme, vurma, araçtan düşme, düşen objeler tarafından ezilme, araçların devrilmesi sebebiyle meydana gelmektedir. Kazalar 50 işçiden daha az çalışanı olan küçük ve ortaboy işletmelerde daha sık görülmektedir (Anonim (f), 2009).
AB-15 ülkelerinde tarım, avcılık, ormancılık alanında 2000 yılında ölümle sonuçlanan kaza oranı 100.000 çalışanda 12.6’dır. Ölümle sonuçlanmayan ancak 3 günden fazla işe devam etmeyi engelleyen kaza oranı ise 100.000 çalışanda 6.000’dir. Bu oranlar bazı endüstri dallarından yüksektir. Yine AB-15’de 1994-2002 yıllarına ait istatistiki verilere göre tarım ve balıkçılık sektöründe çalışanların %1.2’sinin iş kazasından, %3.2’sinin meslek hastalığından kaynaklanan ve uzun süreden beri devam eden sağlık problemi veya sakatlığı bulunmaktadır (Anonim (c), 2009)
Türkiye’de 2006 yılında kayıtlara geçen ve yasal işlemleri tamamlanan iş kazası sayısı 79.027’dir. Bu kazaların 674’ü tarım, hayvancılık, ormancılık, avcılık ve su ürünleri meslek grubunda meydana gelmiştir. Tespit edilen meslek hastalığı kayıt sistemindeki açıklayıcı bilgi yetersizliği nedeniyle de olmamıştır. Sektörde iş kazası sonucu ayakta geçen geçici iş göremezlik süresi 13.515 gün, hastanede yatakta geçen geçici iş göremezlik süresi 628 gündür (Anonim, 2007). Đş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili veriler Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan temin edilebilmektedir. Gelişmiş ülkelerde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin alınan onca tedbire rağmen sektörle ilgili rakamların diğer pek çok sektörün üzerinde olmasına karşın Türkiye’ye ait rakamların bu kadar düşük olması, ülkemizde Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı ve tarım sektöründe çalışanların sayısının azlığına ve kazaların tümünün bildirilmediğine ve meslek hastalıklarının teşhis edilmemesine bağlanabilir. Bu faktörler göz önüne alındığında Türkiye ile ilgili verilerin tam olarak gerçek rakamları içermediği söylenebilir.
Çalışma koşulları ile ilgili 3. Avrupa anketi 2000’e göre; AB-15 ülkelerinde tarım ve balıkçılık sektöründe çalışanların %40’ı iş dolayısıyla sağlıklarının risk altında olduğunu hissetmektedirler (Anonim (c), 2009). Çalışma esnasında yaşanılan risk algısı, bireyin sürekli stres altında kalmasına yol açabilir (Keser, 2006). Çalışanların sürekli stres altında olması ise bir taraftan strese bağlı sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına neden olurken, diğer taraftan çalışanın motivasyonunu kaybetmesine, çabuk yorulmasına ve dikkatinin dağılmasına neden olmakta ve iş kazasına uğrama ihtimalini artırmaktadır.
AB-15 ülkelerinde tarım ve balıkçılık sektöründe çalışanların %15’i zamanlarının yarısında veya daha fazlasında tehlikeli cisimlerle çalışmaktadırlar ve bu oran sadece inşaat sektöründe daha yüksektir. Yine çalışanların %30’u sektördeki risklerle ilgili olarak çok iyi bilgilendirildiklerini ifade etmişlerdir. Bu oran bütün diğer sektörlerin altındadır (Anonim (c), 2009). Çalışanların karşı karşıya oldukları risklerle ve bu risklere karşı nasıl korunabilecekleri ile ilgili bilgi sahibi olmaları meydana gelebilecek kazaların ve rahatsızlıkların asgariye indirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
AB-15 ülkelerinde tarım ve balıkçılık sektöründe çalışanların %20’den fazlası zamanlarının en az yarısında gürültüye maruz kalmaktadır (Anonim (d), 2009). Gürültülü
ortamlarda çalışanların fiziksel sağlık problemlerinin yanı sıra ruhsal sıkıntılar yaşadıkları, daha yoğun kızgınlık hali içine girdikleri ve bu davranışların iş yaşamı dışına da taşındığı bilinmektedir (Keser, 2006).
Aynı ülkelerde çalışanların yaklaşık %30’u çalışma zamanlarının en az yarısında titreşime, %60’ı zahmetli, acı verici pozisyonlara maruz kalmaktadırlar. Yaklaşık %50’si çalışma zamanlarının en az yarısında ağır yük taşımakta, %50’den fazlası tekrarlayan el hareketleri yapmaktadırlar (Anonim (d), 2009).
Tarım ve inşaat sektöründe çalışanlar bel rahatsızlıkları ile ilgili en fazla riske sahip olan çalışanlardır. Tarım, ormancılık, balıkçılık sektörleri üst kol ve bacaklarla ilgili hastalıklar konusunda en büyük risk taşıyan sektörlerdir (Anonim (e), 2009).
Yakın bir araştırmada elde edilen bulgulara göre AB’de çalışanların %16’sı riskli ürünlere elle dokunmakta ve %22’si toksik buhara maruz kalmaktadır. Tehlikeli maddelere maruz kalmaktan kaynaklanan hastalıkların maliyeti çok yüksektir. Örneğin;
mesleki cilt hastalıklarının maliyeti AB’de yılda 600 milyon avrodur. Sadece 2000 yılında AB15’te 3 milyon işgünü kaybı ile sonuçlanmıştır (Anonim (g), 2009).
Tüm dünyada binlerce kimyasal madde tarımsal üretimde kullanıldığı gibi yeni kimyasallar da kullanıma sunulmaya devam etmektedir. Kimyasal maddelerin kullanımı iş sağlığı ve güvenliği açısından kaza ve hastalılara yakalanma riskini artırmaktadır.
Özellikle ekonomisi tarıma dayalı, gelir düzeyi ve eğitim seviyesi düşük olan, ücretsiz aile işgücü kullanımının yaygın olduğu az gelişmiş ülkelerde pestisitlerden kaynaklanan hastalıklar ve ölümler gelişmiş ülkelere göre daha ciddi boyutlardadır. Çocuklar da, yetişkinlere göre bu durumdan daha fazla etkilenmektedirler.
Tarım sektöründe çocuk işçiliği dünyanın tüm bölgelerinde görülmektedir.
Örneğin, ABD cari nüfus araştırması verilerine göre, 1996 yılında tarım alanında yaşları 15-17 arasında değişen tahmini 300.000 çalışanın %75’i ücretli tarım işçisi, %15’i bağımsız çalışan ve %10’u ücretsiz aile işçisi olarak görev yapmaktaydı (Hurst, 2010).
Tarım sektörü ABD’de 100.000 kişi başına en çok ölüm görülen sektörlerden biridir.
Çiftliklerde yaşayan 19 yaş altındaki 2.000.000 çocuktan her yıl 100.000 kadarı üretim ve çiftlikte yapılan işlerle bağlantılı bir sebepten ötürü kazaya uğramaktadır. (Uyan, 2008)
Uluslararası Sosyal Güvenlik Kuruluşu (ISSA) da tarımda ölen çocukların 3’te 2’sinin 5 yaşın altında olduğunu ve en büyük ölüm sebebinin de araçlar olduğunu belirtmektedir. Sektörde çocuklarda ölümle sonuçlanan kazaların diğer sebepleri ise, makine ve aksamları, suda boğulma, nefes yollarının kapanması sonucu boğulma ve hayvanlarla temastır. Aileler ve çocuklar tarafından risklerin idrak edilememesi, yetersiz eğitim ve denetim, güvenlik önlemleri alınmamış oyun alanları kazaya sebebiyet veren etkenlerdir (Anonim(d),2009).
SONUÇ
Yukarıdaki açıklamalarda da ortaya koyulduğu gibi tarım sektörü iş sağlığı ve güvenliği açısından acil önlemlerin alınması gerektiği bir sektördür. Gelişmiş ülkelerde alınan önlemler çalışanların koşullarının iyileşmesini sağlamakla birlikte, yine de sektörü en fazla risk taşıyan sektörler arasında yer almaktan kurtarmaya yetmemiştir. Ülkemizde ise bu konuda tarım sektörüne yönelik önlemler yok denecek kadar azdır. Üstelik bu sektörde yer alanların sayısı gelişmiş ülkelerin oldukça üzerindedir. Sektöre yönelik atılması gereken en büyük adım; iş, sosyal güvenlik ve iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatlarda değişikliğe gidilerek, tarım sektöründeki işletmelerin ve işletmelerde çalışan herkesin kapsama alınmasıdır.
Đş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek mümkündür. Bu konuda yeterli çalışmaların yapılabilmesi için gerekli kaynaklar ayrılmalı, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kurallara uyulması sağlanmalı, tarımsal üretimde bazı kimyasal maddelerin kullanımı yasaklanmalı, kullanımına izin verilen kimyasalların ise kullanımı minimum düzeye indirilmeye çalışılmalı, kimyasalları kullananlar eğitilmeli, koruyucu araç ve gereçlerin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
Ülkemizde bu sektörde çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bazı kararlar Đyi Tarım Uygulamaları’nda (ĐTU) yer almaktadır. ĐTU yönetmeliğine bağlı olarak hazırlanan eylem planında yer alan 14 ana başlığın biri (12.) Đşçi Sağlığı, Güvenliği ve Hakları başlığını taşımaktadır. Bu başlık altında risk değerlendirmesi, eğitim, kuruluş ve ekipmanlar, pestisit kullanımı, hijyen (sağlık) ve haklar-gönenç konularında uyulması zorunlu 7 madde ile uyulması tavsiye edilen 8 madde bulunmaktadır. Bunların dışında da yine eylem planında yer alan toprak işleme, organik gübre veya kompost kullanımı, kimyasalların seçimi, koruyucu giysiler ve ekipmanlar, pestisitlerin depolanması, derim konularında uyulması zorunlu olan veya tavsiye edilen maddelerin de iş sağlığı ve güvenliği ile yakından ilişkisi bulunmaktadır. Đş sağlığı ve güvenliği konusunun ĐTU içinde yer alması sevindirici bir gelişmedir. Ancak ĐTU’yu benimseyen ve ĐTU kapsamında üretim yapan kayıtlı işletme sayısı oldukça azdır ve ĐTU’da yer alan iş sağlığı ve güvenliği önlemleri yetersiz düzeydedir. ĐTU’nun yaygınlaştırılması yönünde yapılan çalışmalara hız kazandırılması, daha çok çalışanın bu konuda bilgi sahibi olmasını, bilinçlenmesini sağlayacaktır. ĐTU’da yer alan güvenlik önlemlerinin artırılması, eksiklerin giderilmesi yönünde yapılacak çalışmalar, ĐTU’yu uygulayan işletmeleri diğer işletmelerden çok daha avantajlı konuma geçirecek, işletmelerin çekiciliğini artıracaktır.
Tarım sektöründe çalışanlar çalışma koşullarının olumsuz olmasından ve gelirlerinin düşük olmasından dolayı çocuklarının farklı mesleklere sahip olmasını istemektedirler. Aynı sebeplerden dolayı çocuklar da başka mesleklere yönelmektedirler ve zorunlu kaldıklarında ailenin işini devralmaktadırlar. Đş sağlığı ve güvenliği konusunda yapılacak çalışmalar koşulları iyileştirerek, bireylerin gönüllü olarak bu alanda çalışmasına önemli katkı sağlayacaktır.
Ayrıca çocuk işçiler konusu da önemli bir alandır. Çünkü çocuk işçilerin vücutları hala büyümekte, zihinleri ve kişilikleri gelişmektedir, ayrıca henüz deneyimsizdirler ve tüm bu sebeplerden dolayı daha büyük bir risk altındadırlar. Bu nedenle, işyerinde sağlık ve güvenliğin korunmasına yönelik tedbirlerin olmaması ya da yetersiz olmasının çocuk işçiler üzerindeki etkisi çok daha yıkıcı ve uzun süreli olabilmektedir. Çocukların yaşadığı duygusal ve psikolojik sorunlar, öğrenme problemleri, bunların ilintili olduğu sosyal ve çevresel risk faktörleri, eğitimin reddedilmesi ve tüm bunların topluma ve ülkelere maliyeti göz önünde bulundurulmalıdır. Gelecekte sağlıklı bir nesile sahip olmanın yolu, tüm sektörlerde çocuk çalışmasının tamamen ortadan kaldırılmasından geçmektedir. Geleceğin güvencesi olarak düşünülen çocukların çalışma hayatında yer alması ve risklerden zarar görmesi, kendimiz için sağlıksız bir gelecek yaratmak anlamına gelmektedir ki bu büyük bir toplumsal sorundur. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlığı sadece bir hastalık ya da zafiyetin bulunmayışı olarak değil kişinin fiziksel, zihinsel ve sosyal anlamda tamamen iyi durumda olması olarak tanımladığı unutulmamalıdır. (Hurst, 2010)
Sonuç olarak tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iş sağlığı ve güvenliği bakımından tarım sektöründe çalışan kırsal nüfusun önemli sorunları bulunmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği konusu oldukça gelişmiştir ancak, gelişmekte olan ülkeler için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Ülkemizde kısa ve orta vadede iş sağlığı ve güvenliği konusu daha fazla tartışılmaya adaydır. Özellikle ĐTU konusundaki çalışmalar bu sürecin üretici lehine gelişmeler sağlamasına yardımcı olacaktır.
KAYNAKÇA
Anonim, 2006. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Anonim, 2007. Đstatistik Yıllığı 2007, Sosyal Güvenlik Kurumu.
Anonim (a) 2009. Global Employment Trends January 2009, International Labour Organization, Đsviçre.
Anonim(b), 2009. Rules of the Game, International Labour Office, Đsviçre
Anonim(c), 2009. Occupational Safety and Health Administration, http://osha.europa.eu/en/sector/agriculture 03.11.2009
Anonim(d), 2009. Occupational Safety and Health Administration, http://osha.europa.eu/en/sector/agriculture/facts_figures/children 03.11.2009 Anonim(e),2009. Occupational Safety and Health Administration,
http://osha.europa.eu/en/sector/agriculture/index_html/msds 03.11.2009
Anonim(f), 2009. Occupational Safety and Health Administration, http://osha.europa.eu/en/sector/agriculture/index_html/workplace 03.11.2009 Anonim(g), 2009. Occupational Safety and Health Administration,
http://osha.europa.eu/en/sector/agriculture/index_html/ds 03.11.2009 Hurst,P., 2010. Tehlikeli Çocuk Đşçiliği,
http://osha.europa.eu/fop/turkey/tr/publications/oshayayin/cv_a_4_cocuk_isciligi.
pdf(17.01.2010)
Keser, Aşkın, 2006. Çalışma Yaşamında Motivasyon, Alfa Yayıncılık, Bursa.
Mashburn, D., Monaghan, P., Harder, A., Israel, G., Irany, T., 2009. Lessons Learned from a Camp Health Aide Safety Program for Farm Workers, Association for International Agricultural and Extension Education, Proceedings of the 25.
Annual Meeting, Puerto Rico
Thirion, A., Macias, E.F., Hurley, J., Vermeylen, G., 2007. Fourth Eoropean Working Conditions Survey, Đrlanda.
Uyan, M.K. 2008. Tarımsal Makinaların Kullanımında Đşçi Sağlığı ve Đş Güvenliği, http://www.isveguvenlik.com/diger-sektorler/ttarimsal-makinalarin-kullanimda-
isci-sagligi-ve-is-guvenligi.html (14.11.2008)