• Sonuç bulunamadı

Çerkez Ethem'in itibarı gündemde:Alan kim, veren kim, isteyen kim?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Çerkez Ethem'in itibarı gündemde:Alan kim, veren kim, isteyen kim?"

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

R

esm i tarihin sorgulanm aya başlaması ile birlikte iade-i iti­ bar ve m ezarların T ürkiye'ye taşınması olayları da gündeme gelm eye başladı. Son Padişah Vahdet- tin'in. Nazım Hikmet’in ve Adnan Men­ deres ile iki arkadaşının ve nihayet Enver Paşa’nın itibarlarının iadesinden sözedil- di. Enver Paşa'nın itibarı da iade edildi, mezarı da. Gerçi yedi yerde mezarı oldu­ ğu ileri sürülen Enver Paşa'nın kemikle­ ri doğru yerden mi getirildi henüz kanıt­ lanabilmiş değil ama rahmetlinin yakın­ lan bu işten yine de çok memnun oldular. Adnan M enderes'in itiban hatırlana­ cağı gibi büyük törenlerle iade edilmiş, mezarı da Imralı adasından getirtilmişti.

A L A N K İM ,

V E R E N K İM , İS T E Y E N K İM ?

Çerkeş Ethem’in itiban gündemde

V ahdettin’im S uriye’de olan m ezarının getirtilm eside bu furyada dile getirilen bir başka iade-i itibar meseiesiydi. G el­ g eld im , Osmanlı Hanedanı mensupları dedelerinin mezarının Türkiye’ye getiril­ mesine karşı. Gerekçeleri ise çok açık: “ Suriye zaten dedemizin vatan toprağıy­ dı!” Vahdettin’in itibarının iadesi konu­ sunda söylenen ise daha da çarpıcı:“İti- barı yokolmadı ki iade edilsin!” Nazım H ikm et'in itibarı ise D Y P-SH P(C HP) koalisyonu sırasında koalisyonun yalnız­ ca sosyal dem okrat kanadı tarafından dikkate alındı.

İade-i itibar meselesi gündeme geldi­ ğinde sözü geçen şahsiyetlerin şüphesiz en önemlilerinden biri de Çerkeş Ethem. Hani, ilkokullardan itibaren tarih kitapla­ rında “ hain” olarak dam galanan, A ta­ tü rk 'ü sırtından “ hançerleyerek" Yu- n an'a sığınıp “kalleşlik” eden Çerkeş Et­ hem. A nadolu'daki tüm isyanları teker teker bastırıp İstiklal Savaşı’nın kazanıl­ m asında çok büyük bir paya sahip olan Ethem’in adının başına “Çerkeş” tanımı­ nın getirilmesi de Kurtuluş Savaşı’nın di­ ğer simalarının neden kökenleriyle anıl- madığı sorusunu da gündeme getiriyor.

GERİ DÖNMEYİ REDDEDEN BİR KOMUTAN: ÇERKEŞ ETHEM!

“Bir tek kardeşin kanını dökmedim”

K u rtu lu ş S av aşın ın b aşla tıc ıla rın d a n olan Ç erkeş Et-

h em 'in K uvva-i Seyyare birlikleri kısa sürede Milli M üca­ delede dayanılan en büyük güç haline gelir. İç isyanların bastırılm asında ve cephede olağanüstü başarılar kazanm ak­ ta iken İzm ir eski valisi Rahm i B ey’in oğlunu fidye karşılı­ ğı kaçırm ası, B alıkesir m utasavvıfını para ödem eye m ah­ kum etm esi. K urtuluş Savaşı yararına da olsa bir çok zengi­ nin m allarına el koym ası A nkara ile ilk çelişkilerinin ortaya çıkm asına neden olur. Bu noktaya kadar tüm kom utanların anılarında ve değerli yazarların araştırm alarında adeta M us­ tafa K em al P aşa’nın 2 M ayıs 1920 de E th em ’e çektiği şu telgrafla fikir birliği vardır.

“ Başarıları ve hizm etleri kurtuluş tarihim izin en parlak satırlarını işgal edecektir."

Bu sırada kazandığı başarılar üzerine Büyük M illet M ec­

lisi’nin ısrarı ile A nkara’ya çağırılır ve büyük bir coşku ile karşılanır. Ali Fuat Cebesoy anılarında ilk hata olarak bunu nakletm ektedir.

“ Ethem Bey A nkara’da Büyük M illet Meclisi salonunda dinley iciler locasına girdiği zam an kaim en selam lanm ış- tı.B u ve buna benzeyen h ad iseler kendisini büsbütün şı­ m artm ış ve şaşırtm ıştı. Ethem Bey gibi milletin içinden ye­ tişm iş, o günkü şöhret ve m uvaffakiyetlerini hakkiyle ka­ zanm ış olanlar, başka türlü ta ltif edilselerdi, kurulm asına bütün kudret ve cesaretleriyle çalışm ış oldukları milli idare­ ye karşı hain durum a düşm ezlerdi.”

İlk anlaşm azlık Y ozgat isyanının bastırılm ası sırasında ortaya çıkar. Ethem Bey A n k ara’yı üzerine düşeni yerine getirm em ekle suçlar. M ustafa K em al’in siyasi gücüne kar­ şılık E th em ’in askeri gücü bulunm aktadır ve tehlikeli bir

Bir itibar furyasıdır aldı başını gidiyor. Nedir

itibar denen şey? Öyle istendiği gibi verilir

alınır mı? Kim alır,kim verir? Arada bir

satıldığı da olur mu? Meraklısı var mıdır?

Neyle ölçülür? Tarihe baktığımızda binlerinin

durmadan bazı insanların itibarlarını

çarşıda satılan mal misali alıp alıp geri

verdiğini görüyoruz. Aslında bu bilileri pek de

yabancı sayılmaz. Ya bir gün diğerlerinin

itibarlannı istedikleri gibi alanların kendi

itibarları sorgulanmaya başlanıverirse?

Ne de olsa herkesin kendince bir itibarı var.

Öyle ya, Kemalist değerler sistemi her ne

kadar sınıfsız ve kaynaşmış bir toplum olduğumuzu vurgulasa da Kurtuluş Sa­ vaşı kahramanlarına baktığımızda Arna­ vut, Boşnak, Gürcü, Laz, Kürt ve Libya­

lI Araplar dahil birçok isim görüyoruz. Türkiye’de yaşayan milyonlarca Çer- kesi yıllardan beri üzen bu “hain” sıfatı

da bugünlerde yeniden gündem e geldi. Yirmiüç Kafkas kökenli derneğin birara- ya gelerek oluşturm aya çalıştıkları üst kurulun Ekim ayı başlarında gerçekleş­ tirmeyi planladığı sempozyumun da gün­ dem maddelerinden biri olarak yer alıyor Çerkez E them ’in iade-i itibarı. Bandır- m a’da başlayıp A nkara’da geliştirilmesi

düşünülen sem pozyum da Çerkeş E t­ hem ’in itibarının iadesi de bir kam pan­ yayla im zaya açılacak. Sözkonusu der­ neklerin üst kuruluşu olan K af-D er’in Başkan Yardımcısı ve Başbakanlık Aile Planlama Kurulu Genel Müdürü Süley­ man Yançotaral’a göre sorun iade-i itibar da değil. Onları esas rahatsız eden “Hain Çerkeş” sözü.

I

* ade-i itibar niçin? rın ortasından bu yana T ürkiye’de “ Seksenli yılla­ itibar geri alma ve itiban geri verme modası başlatıldı.Tabulan yıkalım sloganıyla başlatılan bu akım, sistemli bir senaryonun son halkasını oluşturmak- tadır”diyen Çerkeş Ethem ’in yeğeni Gü- ner Kuban ise böyle düşünmüyor. Gerç­ ekten de resmi ideoloji, “iade-i itibar”la tarihin bir döneminde olan anlaşmazlık

-hal alm aya başlam ıştır.

Düzenli orduya geçilm e kararı alınırken,K uvva-i Seyya- r e ’nin dağıtılm asına karşı çıkan Ethem ve kardeşleri İsmet P a şa ’nın idaresi altına girm eyi reddederler. Y azar Cem al K u ta y 'a göre İsm et P aşa’yı askeri bir deha olarak görm e­ m ektedir ve hainlik sürecini başlatan bu kişisel sürtüşm edir. Bugün İnönü zaferlerinin tartışm a konusu olduğu göz önü­ ne alınırsa tek am acı m ücadeleyi sürdürm ek olan Ethem da­ ha iyi anlaşılabilir. A slında birlikleri de salt Ç erkeslerden oluşm ayıp Ç erkeş Ethem adını çok sonradan alm ıştır. Gizli örgütlerle ilişki kurduğu iddialarını tüm üyle red ederek İs­ m et P a ş a ’nın birliklerini dağ ıtm a p la nlarını h ab e r alınca m eclise ağır bir telgraf çeker. Bu telgraf ihanetin gösterge­ si olarak kabul edilir.

İsm et Paşa kuvvetleri ve Y unan ordusu arasında kalan Ethem için kardeş kardeşe vuruşm ayı önlem ek am acıyla Y unanlılardan silahını bırakm adan geçiş hakkı istem ekten başka çare kalmaz. Kuvvetlerini dağıtıp küçük bir gurupla dağlara çıkarsa da hastalığı nedeniyle korunam ayınca kar­

d e şle rin in ard ın d an Y unan ta ra fın a g e ­ çer. Fakat orada kal­ m ayarak iyileşir iy i­ leşm ez Y u n an is­ ta n ’dan ayrılır.

Bu sırad a İstiklal M ahkem eleri h ak la­ rında idam kararı al­

m ıştır. A lm a n y a ’da b u lu n d u ğ u y ılla rd a C u m h u riy e t’in 10’uncu yılı dolayısı ile 150’liklerle ilgili a f çıkınca kardeş­ leri Reşit ve T evfık geri döner. Ethem ise affın ancak bir suç söz konusu ise olabileceğini savunup suçsuz olduğunu ilan eder ve geri dönm eyi reddeder.

A nılarında şöyle d em ektedir kendisi “ B eni ihanetle it­ ham ed enlere soruyorum . Ben ne zam an,hangi tarihte ve m evzide esasen m üdafaa ettiğim cepheden bir adım dön- m üşüm dür de bir tek kurşun atm ışım dır? B ir tek kardeş ka­ nı dökm üşüm dür?”

(2)

TARIH-TOPLUM

Mustafa Kemal, siyasi basmına karşı soylu davranışlarıyla tarih önünde bir kez daha tartışılıyor. Ama, ülkenin yetişmiş insan malzemesini yok ettiği için de eleştiriliyor.

“Bırakın, amcam

Çerkeş Ethem

hain kalsın!”

Çerkeş Ethem’in kardeşinin kızı Gti­ ner Kuban Nokta’ya şu açıklamayı yaptı:

“İtibarı geri istenenler kimlerdir? Kendi aralarında kanlı bıçaklı olmalana rağmen,çıkarlarının selameti açısın­ dan,bugüne kadar Türkiye yöneticileri­ nin her iki kutbu tarafından öldürülmüş veya vatandaşlıktan atılmış kişiler.

Bunlann belli başlıları, Çerkeş Et­ hem ve kardeşleri, Nazım Hikmet, Deniz Gezmiş ve Yılmaz Güney’dir.

Bu kahramanların ortak yönü emper­ yalizmden nefret etmeleri, ulusal ve ev­ rensel eşitsizliklere tahammül etmeyişle­ ridir. Bence bu kişilerin itibarlarını geri almak mücadelesine katılmak onlara ya­ pılacak en büyük hakarettir.

Örneğin Çerkeş Ethem’i ele alalım. O günlerin Türkiye’sinde kendilerini lider olarak tanıtanlar ciddi bir savaş tecrübesine sahip olmadıkları, zafer kazanamadıkları halde kendilerine PAŞA Unvanını layık görmüşlerdi. Yöneticilerin bütün karalamalarına rağmen hal­ kın Çerkeş Ethem’e verdiği paye ise ulusal kahraman’dır.

Günümüzde uygulanmasına çalışılan yöntemin asıl amacı da budur. Halkın gerçek kahramanla­ rını önce öldürüp veya onları yaşa­ dıkları müddetçe amansız bir takip altında tutup, öldükten sonra da ni­ şan verip halktan soğutmak ve be­ yinleri karıştırma yöntemidir bu.

Bilinçli veya bilinçsiz, ne türlü olursa olsun, itibar dilencilerinin yaptıkları Türkiye yöneticilerinin senaryosuna kat­ kıda bulunmaktan başka birşey değildir. Hain Çerkeş Ethem bir halk kahramanı­ dır. Yetmiş küsur yıl sonra hain olmadı­ ğı hatırlanan Çerkeş Ethem ise Türkiye yönetenlerinin nazarında itibar sahibi olacaksa, istemez eksik olsun. Bu neden- | le ben amcamın hain kalmasını istiyo­

rum.

Bu dünyada baskı ve sömürüye karşı çıkmak kadar saygın, güzel ve değerli hi­ çbir şey yoktur. Şayet tabuların gerçek­ ten yıkılmasını isteyenler varsa, gelin ta­ bular böyle yıkılsın, halk kahramanlan hain kalsınlar.”

lann bir bölümü ile uzlaşmak istiyor gibi. Beş milyon kilometrekarelik bir impara­ torluğu batıran ve üzerinde yirmiiki dev­ let kurulm asına neden olm a başarısını

Çerkeş Ethem ’in yeğeni Güner Kuban, Kemalist sistemin, amcasını

yargılam aya yetkili olmadığını be­ lirterek sert çıkıyor. Kuban, "İtibarını kim aldı ki, kim verecek?" diye soruyor.

gösteren Enver Paşa’nm kemiklerini ge­ tirmek bu olsa gerek. Daha önce de bu­ nun örnekleri görüldü. 27 Mayıs 1960’da Y assıada’da hiçbir hukuka dayanmayan bir mahkeme ile asılan bir başbakan ve i- ki bakanı ve yaş haddinden asılmaktan kurtulan cum hurbaşkanının da itibarları iade edilmişti.

Şim di de N azım H ikm et’in, Deniz G ezm iş’in, Çerkeş Ethem ’in itibarlarını iade etm eyi düşünüyorlar. Bu devlette her zaman iade-i itibar yine yönetenler tarafından verilen kararlarla oluyor.

Ama, acaba bu insanların yakınlan veya inananları ne diyor? Bunu anlam ak zor,çünkü itibar denen şeyin istenildiği zaman alman istenildiği zaman verilen bir lütuf olmadığını düşünenlerin sayısı az değil.

Bu konuda söz sahibi olması gerekti­ ğini düşünerek aradığım ız Türk Tarih Kurum u’ndan aldığımız yanıt çok ilginç­ ti. Türkiye Cum huriyeti’nin bu kuruntu­ nun konu hakkında fikri bile alınmamış­ tı. Başkan Yardımcısı Ö zerErgenç, sade­ ce Enver Paşa’nm cenazesinin nakli sıra­ sında Başbakanlığın isteği üzerine cena­ zeyi alm aya giden heyete bir tem silci

İsmet Paşa, sert ve tavizsiz bir tutum gös­ terdiği için suçlanıyor.

(3)

BlR ANEKDOT

Soyluluk parayla satın alınmıyor

Muhittin Ü nal’ın kitabında Çerkeş E them ’e ilişkin son derece ilginç bir anek­ dot da yeralıyor. Çerkeş E them ’in V iyana’ya gidişinden sonra yaşanan bir olay, birbirine düşman da olsalar, M ustafa Kemal ve Çerkeş Ethem ’in tavırlarındaki, olaylara yaklaşımındaki soyluluğu, devlet adamı niteliğini açıkça ortaya koyuyor.

Olay, Çerkeş E them ’in hastalanm ası üzerine am eliyat m asasına yatm asıyla başlıyor. Beş parasızdır. Kendisine asık suratlı başhemşire Foilan Brunhilde’ın yardım etme teklifini de reddetmiştir. Bu arada doktorlar, Çerkeş E them ’in kalbi­ nin olağandan daha büyük olmasını hayretle karşılayıp, o sıralarda parasız kalan Ethem ’e “Kalbinizi incelemek istiyoruz. Eğer bize bağışlarsanız tedavilerinizi üc­ retsiz yaparız” diyorlar. Ethem bunu derhal kabul ediyor. Takipteki E them ’le il­ gili bu bilgi önce V iyana’daki Türk Büyükelçisi Behiç Erkin’in kulağına gidiyor. Oradan da M ustafa K em al’e aktarılıyor. M ustafa Kemal, eski silah arkadaşı, şim ­ diki düşmanı hakkında hem en karar verip ona elçi kanalıyla beş bin lira gönderi­ yor. Mesajı şöyledir: “Ethem, bizim vatandaşımızdır. Tedavileri için ne kalbini bağışlamasına ne de ele güne muhtaç olmasına gerek vardır. Bu parayı tedavi gi­ derleri için kabul etsin” şeklindedir. Ancak Çerkeş Ethem, elçi tarafından getiri­ len parayı elinin tersiyle itip “ M ustafa Kemal bu parayı, benim hakkımda kendi­ sine yalan yanlış bilgi veren, tezviratta bulunan, çevresindeki kifayetsizlere dağıt­ sın. O beni bu yalancılar yüzünden vatanım dan etti.” diyor.

Eski dost ama sonra düşman olmuş iki komutanın, devlet adamının karşılıklı jestleri ve tavırları, Türkiye’de özlenen, aranan politikacı ya da devlet adamı tip­

lerinin ipuçlarını vermiyor mu? Ne dersiniz?

gönderdiklerini, bunun dışında konu ile hiçbir ilgilerinin bulunm adığını söylü­ yor.

Aslında şanslı olanlar da var. Yaşadı­ ğı sırada itibarı “elinden alınan” siyasetç­ ilerden M andela’ya apartheid politikala­ rıyla ünlü ırkçı Güney Afrika hükümeti tarafından zam an zaman bazı teklifler

götürüldü. Mandela bu teklifler uyarınca, şartlan kabul ettiği taktirde itibarı iade edilecek ve serbest bırakılacaktı. Mande­ la tüm bu “ahlaksız teklifleri” reddetti ve “kaybolmuş itibarım” büyük bir mücade­ le sonucu “egale ederek” geri aldı. Man­ dela şu anda Güney Afrika Cumhuriye- ti’nin Cumhurbaşkanı.

“O tam bir

gerillaydı, öyle ki

o gün,bugündür

eşi yok”

G örüşlerine bavurduğum uz Ç er­ keş E them hakkında k i derin araştır­ m aları ile tanınan ünlü tarihçi y a ­ zar C em al K u ta y’ın görüşleri şöyle:

“ M illi m ücadele tarihim izin ha­ kiki yapısıyla kitaplaşm ası m üm kün değildir. M illi m ücadelenin gerçek k ah ra m an la rın ın h an g isin in ism i bugün e v latlan m ıza o kutm akta o l­ d u ğ u m u z k ita p la rd a g eç m e k ted ir. Ben E nver P aşa’nın d a kabrinin g el­ m esine bütün gönlüm len karşı çık ­ tım. K eşke E nver P aşa’m n yedi yer­ de m ezarı devam etseydi. H angi ta­ rih yoksununun aklına gelm iştir bu? O nun yerine dünyada otuzyedi yer­ de olan T ürk şe h itliklerinden birer av u ç to p ra k g e tirse le rd i T ü rk iy e C um huriyeti’ne.

Y ani polem ik m i y apılm ak iste­ niyor? M em lek et zaten b ölük p ör­ çük oldu. B ıraksınlar zam anlarında k ıy m e tin i b ilm e d iğ im iz in sa n la rı yerlerinden oynatm ayalım . İnsanla­ rın hayatı banka bilançosu değildir. M em leketini sevenler E th e m ’in n e­ den ih an ete yönlen d irild iğ in i araş­ tırsın la r. M e sele b u d u r, k e m ik le ri geri getirm ek değil.

Bilinçli bir oyun oynanm aktadır. Bu A ra p c a m ia sın ın p eşin e ta k ıl­ m aktır. Ç anakkale şehitliğine baktı­ ğ ın ızd a bu g ü n P K K dedik lerin izin çoğunun ded esi orad a y atm ak tad ır am a bir tane A rap kökenli bulam az­ sınız. B u n lar y a k ın d a D a m a t F e ­ r i t ’in, V a h d e ttin ’in m e za rla rın ı da getirm eye kalkacaktır.”

“Çerkeş Ethem hain değildir.”

Tarih ve Toplum dergisinden görüşlerine başvurduğumuz Fahri Aral şöyle konuş­ tu:

Çerkeş Ethem resmi tarihin söylediği gibi bir hain değildir, bunlar ilk kez mücade­ leye yürüyen insanlardır. İade-i itibar ise iyice ayağa düştü. Bu idban verecek merci ne­ dir? Devlet kalkıp da ben iade-i itibar ediyorum deyince ne olacak yani? Menderes’i as­ tı bu devlet ve ondan sonra da ben iade-i itibar ediyorum dedi. Ne oldu sonuçta, önem­ li olan onun tarihteki gerçek yeri. Deniz Gezmiş’i asan devlet şimdi kalkıpta yanlış mı yaptım diyecek? Aynı yanlışı devlet yarın yine yapabilir.

Tarihe bu şekilde bakmak bence yanlış. Ama Çerkeş Ethem’i ait olduğu gerçek ye­ re oturtmak gerekir. Milli mücadeleye büyük katkısı vardır. Hainlik çok kolay bir şey­ dir. Son tahlilde bir savaş, altta kalan tabii tarih sahnesinden silinmek istenir. Bütün top­ lumsal olaylarda böyledir. Fransız devriminde de böyle olmuştur, Sovyet devriminde de böyle olmuştur. Bizim Milli Mücadelede de başı çekenler öne çıkmış ama o arada gerçekten Milli Mücadeleye emek verenler haksız yere suçlanmıştır.

Bu iade-i itibar laflan filan genel anlamda tarihi açıklayacak sözler değil ama ma­ alesef günlük politikada bir araç olarak kullanılıyor. Enver Paşa’yı getirdiler ne oldu? Enver Paşa’nın gerçekten tarihteki yerini bilen var mı? Şimdi onu suçlayanlara gözün­ de şu anda bir kahraman. Aslında tarihe objektif bakmak çok zor. Yetmiş yıl geçti bel­ ki ama tarih açısından çok uzun bir süre değil”.

(4)

■ TARÍH-TOPLUM

Ethem ’in “ hain " olmadığına inananlardan hin de Celal Bayar. “Ben devreye girseydim, bunlar olm azdı ” diyerek hayıflandı hep...

I

ade-i itibar kime lazım? nı, iade-i itibarın kamu vicdanında Genel ka­ ve halk nezdinde itibarını kaybetmiş olanlara lazım olduğu yolunda. On­ lara devlet töreni lazım, nutuk lazım, iyi bir m ezar lazım. Buna ihtiyacı olmayan­ lara ise, zaten bulundukları yer yetiyor. Bu insanlar bir tek şey istiyor, yalanı or­ tadan kaldıralım. Çerkeş Ethem 'in yeğe­ ni Güner Kuban amcasının itibarı konu­ sunda çok ağır konuşuyor ve açıkça am­ casının itibarını iade etm eye kim senin

yeltenm em esi gerektiğini haykırıyor ve“ Amcam hain kalsın” diyor. Çünkü

j

Çerkeş Ethem ’in devlet tarafından veri­ lecek hiçbir payeye ihtiyacının olmadığı­ nı söylüyor Kuban:

“Resm i tarih kitapları ne yazarlarsa yazsınlar, ünlü tarihçilerimiz istedikleri­ ni anlatsınlar. Halkın bilinçli evlatlarının nesilden nesile belleklerinde yerleşen, I baskı ve sömürüye karşı olan Çerkeş Et-

hem ’dir.O ’nun T ürkiye’nin yöneticileri I tarafından verilecek itibara ihtiyacı

yok-K U M A N DAN, P O LİTİyok-K ACI V E YA Z A R LA R IN

Prof.Dr.Toktamış A T E Ş :E them , son anda çatışm adan kaçınm aya çalış­ m ıştır. Tarihçilerin farklı yaklaşım ları varsa da geçiş hakkı isteyerek gitm iş­ tir. M ağdur bir insandır.

Tevfik Rüştü A R A S I E ski D ışişle­ ri B akanı): Ben A th em ’in siyasi bir ih­

tirası olduğuna da kani değilim . T ah­ rik edilm iş,, bilhassa büyük iltifat ve itib a r g ö rm ü ş, siy a si fa a liy e t iç in d e bulu n an b ü y ü k ağabeyi R e şit b e y ’in her hareketi ona m aledilm işti. Sam im i o la ra k sö y lü y o ru m , ak ıb etin d en çok üzgünüm .

İsm et B O Z D A Ğ (Y a z a r ): E them

bey son an d a g eç iş hak k ı istey e re k protokol im zaladı ve gitti. O Y unanlı­ lara sığınm ış değildir.

Dr. Vasfi GÜSAR: Ethem bir hain değildir. P olitikadan anlam ayan cahil bir vatanperverdir.

Tarık BUĞRA: Ben hala Ç erkeş E them olayının ö günkü şartlarda ön ­ le n eb ilec eğ in e in an ıy o ru m . B undan

E TH E M H A R K IN D A K İ D Ü ŞÜ N C ELER İ

İsm et P a şa ’nın sert, tav izsiz tutum u-nu n etk isb io ld u ğ u n u d ü şü n ü y o ru m . E them m a ğ ru r b ir insandır. H atasını anlam ıştır am a dönm em iştir.

Celal B A Y A R : Ethem , kardeşleri gibi değil, sessiz ve sakindi, M ustafa

K e m a l’in şahsı ve m akam ı ile katiy- yen alakalı değildi. D aha çok İsm et, R efet ve F ahrettin B eylerle ilgiliydi. İlk günleri çok iyi bilen bizler için E t­ h e m ’in a k ıb etin d en ü zü n tü d u y m a ­ m ak m üm kün m üdür? Bu adam , o ana kadar vargücü ile hizm et etm iş biridir. E th em ’i R eşit baştan çıkarm ıştır. Son­ radan eğer celal bey ile beni görüştür- selerdi bir çözüm bulurduk dem iş. Ben de aynı k an a attay ım . E th em k u rb an gitm iştir. H izm eti de çok büyüktür.

Zeki SARİH AN: Çerkeş E th em ’in tasfiyesi bir zorunluluktu. T asfiye n e­ denlerini de kendisi hazırlam ıştır. O b ir h ain d ir. O nun tu tu m u n u m a z u r gösterm ek, T ürkiye halkının siyasi ge­ leceği bakım ından tehlikeli bir tutum ­ dur. H iç b ir n ed en , d ü şm an ta ra fın a geçerek yurt çıkarları aleyhine faaliyet gösterm eyi m azur gösterem ez. tur. Ona itibarını veren gerçek tarih ve

kütlelerdir.Türkiye’nin yöneticileri tara­ fından iade edilecek itibar onun halkın gönlünde yatan kahraman Unvanını zede­ ler.”

Y azar M uhittin Ünal ise Çerkeş Et­ hem 'in itibarının kanunla Türkiye Büyük M illet M eclisi tarafından alındığını ve 1936’da af çıkarıldığı halde “Ben suç iş­

lemedim ki döneyim” diyerek reddettiği­ ni hatırlatıyor. Bu arada Ethem ’in İsmet İnönü’nün “hırs”ının kurbanı olduğunu da ifade etmeden geçemiyor. Ünal, Çer­ keş E th em ’e tarih kitaplarında “ hain” damgasının vurulmasını büyük bir hak­ sızlık olarak nitelemekle birlikte, en ağır eleştirileri de yine kendisi yapıyor.

“T ü rk iy e’deki 5-6 m ilyon Çerkesin

içinde 500 bini geçm ez E them ’i seven. Hem yaptıkları işe yaramadı hem de in­ sanlarımızı şüphe altında bıraktı. Kitap­ larımızda olsun bilinçaltımızda olsun, ni­ ce Çerkeş aydınının, insanının yokedil- mesi onun yüzündendir. Sadece Düz- c e ’de 53 kişi astı. Sorgu sual olmadan 53 kişiyi astı. Bir harp divanı kuruyor, kar­ deşi harp divanının başkanı, niye karış­

tın, adam boynunu büküyor, suçlu bu gö­ türün asın. Çerkeslerin okum uş, aydın kesiminin büyük bir bölümünü bu şekil­ de astı. Olayın derinine indikçe daha baş­ ka şeyler karşınıza çıkmaya başlıyor. Et­ h em ’i sevm ezler, ben Ethem hakkında yazdığım bu kitaptan çok büyük bir tepki alacağım. Ama doğruların bilinmesini is­

tiyorum.” ■

“Çerkeş Ethem, en büyük kötülüğü Çerkesler’e yaptı”

Yazar Muhittin Ünal, tarihe malolmuş ve Kurtuluş Savaşı des­ tanına imzasını atmış Çerkeş komutanlarıyla ilgili geniş kapsamlı bir araştırma hazırladı. Yakında kitap olarak çıkacak bu çalışma öncesi Muhittin Ünal’dan Çerkeş Ethem’e ve onun “hain" olarak damgalanmasına ilişkin görüşlerini sorduk. Ünal İsmet Paşa’nın Çerkeş Ethem’in teslim olma tekliflerini kabul etmediğinden, Düz­ ce isyanlarının bastırılmasına kadar bir dizi ilginç ve bilinmeyen gerçekleri açıklıyor.

“Çerkesler deyince aklan ilk gelenler Çerkeş Ethem ve Ahmet Anzavur. Biraz da ilaveten Anadolu isyanları, Kurtuluş Savaşın­ daki isyanlar gelir. Bu çağrışımla beraber Ethem Bey’in ve Ahmet Anzavur’un hain damgası yemiş olması gelir, onunla Çerkesler özdeşleştirilir. Çerkeş Ethem, hain Çerkeş Ethem, hain Ahmet Anzavur ve hain Çerkeslerin isyanları. Bu bilinir, bu anlatılır. Bi­ raz da milli tarih kîtaplannda, ortaokul, lise, üniversite olsun bu yönde anlamlan getiren ifadelerin de tesiriyle, maalesef tarih ki- taplanmızda değişiklikleri zamanında yapmıyoruz, geç yapıyo­ ruz, eski dönemde yazılmış kitaplann büyük çoğunluğu halen okunmaya devam ediyor.

28

NOKTA 1-7 EYLÜL 1996

Ahmet Anzavur’da Ethem olayı da bir gerçektir. Ethem hak­ kında bugüne kadar 9 kitap yazıldı. Bu kitaplann anlatamadığı bir şeyi birkaç sayfada anlatmak mümkün değil. Ancak olayların bu­ güne kadar anlatıldığı gibi olmadığını, Ethem’in Kurtuluş Sava­ şımın son aşamasında anlaşmak, teslim olmak için elçi gönderdi­ ğini, kabul edilmediğini, kalma şansının kendine tanınmadığını ar­ tık biliyoruz.

Sivas Kongresi tamamlandıktan sonra Anadolu’daki işgal ha­ reketlerine, Antep, Maraş, Urfa savunmalarına asker verme kararı alındı. O sırada Biga’da Ahmet Anzavur ki kendisi Çerkesdir, jan­ darma binbaşı emeklisidir tarafından çıkarılan bir isyan vardı. İn- gilizlerin ve Damat Ferit Paşa’nın ortak tezgahı olan, Biga isyanı­ nın maksadı Anadolu’nun gücünü kırmak. Arkasından Düzce is­ yanları, Yozgat isyanı. Bu isyanların tümünü bastıran zaten Ethem Bey ’dir ve Ethem Bey’in müfreze komutanlığının büyük çoğunlu­ ğu Çerkeş. Ethem’in arkasındaki güç, 10 bin kişi ve bunun 8-9 bi­ ni Çerkeş. Öyleyse Anadolu’nun örgütlenmesi, Heyet-i Temsili- yesi, meclise giden halka halka oluşturulan bu oluşumun boğul- maması yönünden bu isyanların bastırılması hayati önem taşıyor.

İsyanlarda çok Çerkeş öldü. Ölenlerin de öldürenlerin de çoğunluğu Çerkesdi. Burada bir nüans var. Olay istesek te istemesek de Et­ hem’e geliyor. Ethem’in son anda geçmek is­ temediği, teslim olmak için hem İnönü’ye elçi gönderiyor Manisa milletvekili Reşat ve Aziz Bey’leri. İsmet Paşa onlan tutukluyor. Anka­ ra’ya derdinizi anlatın diyor, kabul etmiyor. Arkasından Refet Bey’e gönderiyor, Refet Bey’i kabul etmiyor. Ethem karşıya geçme­ mek için bütün mücadelesini yapıyor. Elinde­ ki bütün birlikleri, malzemeyi, hatta sağlık ge­ reçlerini serbest bıraktığına dair on tane kitap .var. Teslim ettiği insanlar bunu söylüyorlar. O zamanın komutanları bunu söylüyorlar.

Ethem’i birileri hain ilan edecekse Çerkes­ lerin daha çok hakkı var ilan etmek için. Çok

Çerkeş kırdı. Gerillacılığındaki prensiplerinden taviz vermemek için çok Çerkeş kırdı. Yoksa gittiği yerde, zaten nam saldı adam, kendisi gitmeden ünü gidiyor. Ortalık kırılıyor, süt liman oluyor.

Böyle bir ortamda kimseyi kumadan da is­ yanları bastırırsınız ama ‘hayır’ diyor bu işin gereği neyse onu yapacağız. Türki­ ye’deki 5-6 milyon Çerkesin içinde 500 bi­ ni geçmez Ethem’i seven. Hem yaptıkları işe yaramadı hem de insanlarımızı şüphe altında bıraktı. Kitaplarımızda olsun bilinç­ altımızda olsun, nice Çerkeş aydınının, in­ sanının yokedilmesi onun yüzündendir. Sadece Düzce’de 53 kişi astı. Sorgu sual olmadan 53 kişiyi astı. Bir harp divanı ku­ ruyor, kardeşi haıp divanının başkanı, niye karıştın, adam boynunu büküyor, suçlu bu götürün asm. Çerkeslerin okumuş, aydm kesiminin büyük bir bölümünü bu şekilde astı. Olayın derinine indikçe daha başka şeyler karşınıza çıkmaya başlıyor. Ethem’i sevmezler, ben Ethem hakkında yazdığım bu kitaptan çok büyük bir tepki alacağım. Ama doğruların bilinmesini istiyorum. Günde­ me getirmemizde ki amaç da zaten bu.”

NO K TA 1-7 EYLÜL 1996

29

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Ta h a To ro s Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu doğrultuda bireylerin örgütlerdeki etkililiklerinin belirleyici bir unsuru olarak farklı değişkenlerin yalnızlıkla olan ilişkisinin ortaya çıkarılması için yapılan

U rart’ta Yunus Ton- kuş’un heykel sergisinde gördüm geçen gün, büyük coşkuyla seyrediyordu hey­ kelleri.. kuruluş yılını böyle bir sergiyle kutlamak

BTTD D:: Bilgisayarlar›n yapay zekây› gerçeklefl- tirmek için uygun bir araç olmad›¤›n› düflünen- ler, bunun nedeni olarak insan beyniyle bilgisa- yarlar›n

Aseptik gevşeme gibi komplikasyon- larda tek aşamalı ve kısa süreli cerrahiyle revizyon ve bir gün- lük hastanede takip gerekirken, protez infeksiyonları birden fazla

delaminasyon içeren eğri eksenli kompozit kirişin, c delaminasyon büyüklüğü ve L toplam kiriş boyunu göstermek üzere delaminasyon oranı (c/L) arttırılarak doğal

Öğretmenlerin Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programıyla ilgili hizmet içi eğitim alma durumlarına göre programın kazanımlarına, temalarına ve

En az yoğuşmanın olduğu duvar yapısını belirlemek için; tüm duvar modellerinde yoğuşmanın söz konusu olduğu Kars ilini inceleyecek olursak en az yoğuşma

Bu araştırma 2009 ve 2010 yılları arasında Trabzon (Hayrat) ekolojisinde yerli ve yabancı orjinli 9 ahududu ( Malling Jevel, Canby, Willamette, Golden Queen,