• Sonuç bulunamadı

Atatürk bize geçmişi mi hedef gösterdi, geleceği mi?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Atatürk bize geçmişi mi hedef gösterdi, geleceği mi?"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

M illiyet Pazar 1 0 Kasım 1996

Atatürk bize geçmişi mi

edef gösterdi, geleceği mi?

Atatürk'e ve "Atatürk Türkiyesi"ne

ı bağlılıklarını ifade etmek İçin 10 kası- H mı vesile sayanları anlıyorum. Her 10 kasımda "Atatürkçülüğe dönüş" özlemiyle atılan nutukları, yaptırı­ lan yeni Atatürk büstlerini, takılan Atatürk rozetlerini de yadırgamıyo- I rum. Atatürk'e ve onun koyduğu | ilkelere, hedeflere bağlılıklarını göstermek isteyenlerin alışageldi­

ğimiz davranışları bunlar. Bu davranışların Türkiye'nin A- tatürk'ün belirlediği hedeflere yö­ nelmesine ne ölçüde katkıda bu­ lunduğunu bilmiyorum. Bugün A- tatürk'e bağlılıklarını ifade edenle­ rin bazılarının, onun hedeflerini doğru yorumladıklarından da emin değilim. Türkiye'nin kurtuluşunu "A- tatürkçülüğe dönüş"te arayan, 2000'e beş kala hala Atatürk dönemine dö­ nüşün özlemiyle avunanlar çok önem- iki noktayı unutuyorlar gibi geliyor bana.

Birincisi, Atatürk, Türkiye'nin gelece­ ğini geçmişte arasaydı, "Osmanlıyı ihya etme" ya da "Turan'a dönme" hevesine kapılsaydı herhalde "modern Türki­

ye'nin kurucusu" olarak anıl­ mayacaktı.

İkincisi, Mustafa Kemal'in

A

tatürk’ün atılımcı karakterine sahip bir

liderin Türkiye’ye bugün göstereceği h edef

bilgi çağını yakalamak olurdu her halde

ufku, kurduğu devletin bekasıyla sınırlı kalsaydı, herhalde "çağdaş uygarlık dü­ zeyine erişmek ve geçmek" diye formü­ le ettiği çok iddialı bir hedefi koymaya­ caktı Türkiye'nin önüne. Atatürk Türki­ ye'nin modern ülkeler arasına katılma­ sını ve dünya arenasında kendisini gös­ termesini istiyordu. Gösterdiği hedef ve

yaşamı boyunca önderlik ettiği atılımlar hep bu amaca yönelikti.

Şimdi Atatürk'ün ölümünden nere­ deyse altmış yıl sonra onun gösterdiği hedefi hala geçerli sayanlar, kendi anla­ yışlarına göre "çağdaş uygarlığı" yakala­ ma çabasını sürdürürken neyin peşinde koştuklarını hiç düşünüyorlar mı acaba? Atatürk bu hedefi gösterirken statik (du­ rağan) bir "çağdaş uygarlık" kavramın­ dan mı yola çıkıyordu, yoksa bu kavra­ mın zaman içinde evrime uğrayabilece­ ğini öngörerek hareketli bir hedef mi ko­ yuyordu genç ulusun önüne? 2000'e beş kala, enformatik devrimi belki de yeni bir uygarlığın sinyallerini verirken altmış - yetmiş yıl öncesinin "çağdaş uy­ garlık" anlayışına takılıp kalmak Ata­

türk'ün koyduğu hedefe yaklaştırır mıydı bizi?

Bu soruları sormak zahmetine katlan- mayanlar, dünyanın ve Türkiye'nin ya­

şadığı büyük değişimleri görmezden ge­ lenler Türkiye'nin geleceğini 1920'ler- de, 1930'larda arayabilirler. Küreselleş­ me olgusunu reddeden bir milliyetçilik anlayışını, yabancı sermayeyi reddeden bir ulusal kalkınma özlemini Atatürkçü­ lük adına sürdürebilirler. Devletin kura­

cağı dev fabrikalarla ağır sanayi hamle­ sinin tamamlanmasını, "yurtsever" özel sektörün devletin koruyucu kanatları al­ tında güçlenmesini, Türkiye halkının "imtiyazsız sınıfsız bir kitle"ye dönüş­ mesini bekleyebilirler. Günün birinde kurulacak olan Atatürkçü, otoriter bir yönetimin milli birlik ve beraberliği tam olarak sağlayacağını, şeriat özlemlerine set çekebileceğini düşünebilirler.

Dünyayla bütünleşmeyi "emperyaliz­ me teslimiyet" diye yorumlayan, yaban­ cı sermayeyi lanetleyen, devletçiliğe ve ağır sanayi hamlesine umut bağlayan, Avrupa Birliği ile gümrük birliğini "esa­

ret zinciri" diye niteleyen yaklaşım kimi katı Kemalistlerle sıkı solcuları, kimi İs­ lam devleti yandaşlarıyla aynı çizgide buluşturabilir.

Türkiye'nin son yetmiş beş yıllık tari­ hini "kayıp dönem" olarak niteleyen İs­ lamcı kesim de çıkış yolunu dünyadan kopm ada, içe kapanm ada, geçmişe dönmede arıyor. Onların dönmek istedi­ ği geçmiş tabii farklı bir özlemi yansıtı­ yor ama Türkiye'yi dünyadaki gelişme­ lerden soyutlayarak bir yerlere götürme isteğini karşıtları olan Kemalistlerle pay­ laşıyorlar.

Kurtuluşun geçmişte olduğuna ina­ nanlara, dış dünyadan .yalnızca fenalık geleceğini düşünenlere; küreselleşen dünyada yaşanan dönüşümleri, bilgi toplumunun yaratmakta olduğu yeni ü- retim ilişkilerini falan anlatmak çok zor.

Belki de yeni bir uygarlığın doğum san­ cılarının yaşandığı bir ortamda tüm kavramların, tüm değerlerin yeniden ta­ nımlanmasının gerekebileceğini sağdaki ve soldaki katı inanç sahiplerine anlat­ mak çok zor.

Atatürk zoru başarmıştı. Atatürk'ün a- tılımcı karakterine sahip bir liderin bu­ gün Türkiye'ye göstereceği hedef de herhalde "bilgi çağına ulaşmak" olurdu diye düşünüyorum.

Referanslar

Benzer Belgeler

Dünyanın en büyük nükleer felaketi olarak değerlendirilen çernobil kazasının üzerinden 21 yıl geçmesine karşın 7 milyondan fazla insan üzerinde etkilerinin sürdü

ısınmayla dünyanın ikliminin bozulduğu, biyo-çeşitliliğin azaldığı ve ekolojik kirliğinin sağlığı tehdit ettiği bir dünya denk düşüyor." Hukuki mevzuat

İnsanın vejetaryen olduğuna dair görüş ve kanıt bildirilirken en büyük yanılma biyolojik sınıflandırma bilimi (taxonomy) ile beslenme tipine göre yapılan

l~yların sakinleşmesine ramen yine de evden pek fazla çıkmak 1emiyorduk. 1974'de Rumlar tarafından esir alındık. Bütün köyde aşayanları camiye topladılar. Daha sonra

Oysa en birikimli elemanlar yıllardır bizde var; gelip gördüler mi ki uzaktan tahminle yasa hazırlıyorlar?.." Denizle ilişkisi olmayan illerden milletvekillerinin

Solaklı'da süren HES projesine karşı halk direnişini sürdürürken, projenin içinde yer alan Okan Ü;niversitesi'ne karşı da bir kampanya ba şlatıldı: "Tercih Sizin;

Belediye, lodostan etkilenmemesi için yeni teleferi ğin alçaktan geçirileceğini bu yüzden ağaçların kesildiğini söyledi.. Uludağ Milli Parkı'nda teleferik hattını

Su davasında, 10 tona kadar suyun halka ücretsiz verilmesi, belediye çalışanlarına %50 indirimli tarife uygulanması ve su borçlarının gecikme zamlarının iptal edilmesine