• Sonuç bulunamadı

Gülersoy'a yakışan ödül

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Gülersoy'a yakışan ödül"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Gülersoy’a Yakışan Ödül

MuhsinÜlELİMOĞLU YAVUZ

~

K

ültür Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü bu yıl Çelik Gü­

lersoy’a verildi. Bu çok haklı ve

yerinde seçim için seçiciler ku­ rulunu kutlamak gerekir. Ödül

töreninin mayıs ayında, Fenerbahçe Parkı’nda halkın da katılımıyla yapılması düşünülmek­

tedir.

Çelik Gülersoy, babasının asker olması ne­ deniyle H akkâri’de doğan bir çocuk, İstan­ bul’a tutkun bir sevdalı, öğrencilik yıllarında iş ortamına adım attığı Turing’i saygın bir ku­ ruluş olarak günümüze kadar getiren bir ‘Rö­

nesans insanı’ ve bir yaşam bilgesidir. Dost­

luk çemberlerimiz, zaman denen sonsuzlu­ ğun bir noktasında keşiştikten sonra, onun bir masal büyücüsü gibi sihirli değneğini dokun­ durarak, nice ‘viraneleri kâşaneye’ dönüştür­ düğüne tanıklık ettim. Bu kâşanelerde otu­ rurken, seçici olan pek çok insan gibi ben de bunca olumsuzluğa karşın, yine de dünyanın yaşanmaya değer olduğunu düşünürüm. Ye­ şil Ev’in bahçesindeki, yekpare mermerden ya­ pılmış havuzun fıskiyesinden taşan su sesini dinleyip, hafiften çalan klasik müzik eşliğin­ deki kuş sesleri arasında, önünüzdeki taze kahvenin dayanılmaz kokusuyla gözlerinizi ka­ pattığınızda ‘iyi ki yaşıyorum’ duygusu, içi­ nizi baştan ayağa sarıp, insanı esrikleştirir. Buradan çıktıktan sonra adım atacağınız so­

kak cehennemini bile düşünemez hale gelir­ siniz. Büyükada’daki Kültür Evi’nin bahçesin­ de yapılan akşamüstü söyleşileri ise başka bir

‘Haşini iklimi’dir.

Bu güzel ortamlarda, kültür sanat olayları­ nın yanı sıra çokça da toplumsal sorunlar ko­ nuşulur. Bunların başında da, çocuklara ve gençlere verilen eğitimin kalitesizliği ve bu­ nun doğal sonucu olarak ortaya çıkan acına­ sı toplum yozlaşması gelir elbette.

En son Yeşil E v’deki bayram görüşmemiz­ de Çelik Bey, tam bir Aziz Nesin öyküsü ola­ bilecek olan şu olayı anlattı: Yanında çalışan ve iyi bilgisayar kullanabilen Van Lisesi m e­ zunu bir gençle Büyükada’da giderlerken “Bak

çocuğum, bu TYoçki’nin kaldığı ev” demiş.

Genç “Tnoçki kim” diye sormuş. Bunun üze­ rine Çelik B ey’in “Hani Rus Devrimi oldu

ya” diye sözüne başlamasıyla birlikte de ço­

cuk bir telaş içinde “Rusya’da devrim mi ol­

du” diye sormuş. İçinden bir “lahavle” çeken

Çelik Bey, büyük bir sabırla “Telaş etme ev­

ladım, dün gece olmadı” deyip sözünü Staün’e

getirmeye kalmadan, delikanlı bu kez de “Sta-

lin kim?” demesin mi. Ve Çelik Bey susmuş.

Daha doğrusu bir adım sonra çocuğun Rus­ ya da nedir diye sormasından korkarak, bu ce­ halet karşısında, Fuzuli'nin deyişiyle “Me­

yus u mahzun guşe-i uzletine” çekilmiş. Bu eği­

tim trajedisi karşısında duyduğu hayret ve

üzüntü, Çelik Bey’in yüzünden okunuyordu. O anda onu ve Sami B ey’i (Karaören) daha fazla üzmemek için, liseler şöyle dursun, üni­ versitenin edebiyat bölümündeki çoğu öğren­ cinin, Çehov ve Sait Faik’ten bir öykü olsun okum adıklarını, en azından dört yıl İstan­ b u l’da okudukları halde bir kez olsun bir ope­ ra veya bale izlemediklerini, konser salonla­ rının yerlerini bile bilmediklerini, sınıfta ‘Kü­

çük Prens’i sorunca “Tanımıyoruz, hangi ül­ kenin prensi” dediklerini, onun bir kitap ol­

duğunu söyleyip, okumalarını zorunlu kılın­ ca da “Aman bu ne güzel bir kitapmış, çok sev­

dik, ama okumakta çok geç kalmışız” diyerek

ellerinden bırakamadıklarını, bu çaresiz üni­ versite öğrencilerini zaman zaman, tütün de­ posundan bozma sınıflarından alıp, dış dün­ yadaki sanat ve kültür ortamlarına, yani gü­ neşe ve ışığa çıkarmak için Don K işot’ça gi­ rişimlerde bulunulduğunda ise, ‘müderris’ bölüm başkanının “Ders yalnızca sınıfta yapı­

lır, öğrencileri sınıf dışına çıkarmak dersi kay­ natmaktır” gibi, çağdışılık simgesi ‘veciz’

sözlerinin, ‘yetki’ duvarlarına çarpıldığım söy­ lemeyi, bu yazıya bıraktım. Çünkü bu bir bay­ ram yemeğiydi ve her şeye karşın güzel şey­ ler konuşulup, Bach eşliğinde, duyabi lene çok şey söyleyen, ‘sessizliğin sesi’ dinlenmeliydi.

Hani Memduh Şevket Esendal, bir öyküsün­ de “Ev Ona Yakıştı” der ya... İyi ki varsınız Sevgili Çelik Gülersoy ve bu ödül size çok ya­ kıştı...

T T

-Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

It is frequently seen that in the Byzantine period sarcophagi and hypogeums were used as a family sepulture for generations, and bore diverse inscriptions, also

“ Bu işin ucunu bırakmayacağım, sonuna kadar gideceğim” diyen tavrı bana bir fotoğrafı anımsatıyor: 1950’- den kalma, sararmış bir fotoğraf: Nâ­ zım Hikmet’in

Öyle bir yer ki Agora, hem zaman dışı, hem de bütün za manian içinde barındırıyor: Narçiçeği renkli fesi nazar bon­ cuklu, ince bıyıkları badem

Daha çok robot güreşlerinde kul- lanmak için geliştirilen Robomaster’ın 499 dolarlık fiyatı biraz pahalı olsa da bu tür ürünlere ilgi duyanlar için uy- gun bir

İznik: 5 Günlük İstanbul- İznik-Bursa Kültür Gezisi.. Birinci

Fikret’in bıraktığı kültür mirasında tek insandan ka­ labalıklara, bireyin özgürlüğünden toplumsal özgür­ lüğe ulaşma savaşımının tüm dalgalanmalarını

Gnathopod 2 (Figure 4b): basis without setae on anterior ma rgin, 4 setae on inner face and with 4 long setae on posterior ma rgin; carpus/propodus long rate 0.38, carpal

Suppurative acinetobacter baumanii thyroiditis with bacterem ic pneum onia: C ase report and review.. A Case of Botulism due to an infected traumatic