Anlatı Türleri
Dua- Beddua (Alkış-Kargış)- Atasözü- Deyim- Tekerleme- Bilmece
ATASÖZLERİ
Yeryüzünde tüm milletlerin atalarından kalmış, yol, yöntem gösteren, öğüt veren sözleri vardır. Bu sözler Türkiye Türkçesinde atasözleri adıyla isimlendirilirler.
Her atasözü, toplumsal yaşantı içindeki bireyin uyması
beklenilen ya bir genel kural ya da bir düstur niteliğindedir.
Bu nedenle de, atasözleri, milletlerin karakterlerini, hayat karşısındaki tavır ve zihniyetlerini ifade eden özlü sözlerdir.
Muhtemelen, ulusların küçük topluluklar halindeki öncü nüvelerinin ormanlarda bitki kökleri ve meyveleri
devşirerek geçimlerini sağladıkları toplayıcılık
dönemlerinden veya dilin ortak bir anlaşma sistemi haline gelmesinden itibaren; kısaca insanlık tarihinin en erken çağlarından beri atasözleri var olmalıdır.
Farklı milletlerin kanatlı söz, nasihat, cevherli söz, ibret verici söz, altın söz, dilin gülzarı, halk mektebi, halk hikmeti, ruhun tabibi, aklın gözü ve benzeri anlamlar içeren sözcüklerle karşıladığı Türkiye Türkçesindeki atasözü, diğer Türk boyları ve devletlerinde de atalar sözü, eskiler sözü, xhoono, takmak, ülgercomak, takpak, söspek, tabma, makalı, nakılı, samahı (Elçin 1988: 335) şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Atasözleri, genellikle tek cümle halindedirler.
Formal sanat varlıkları olarak dikkati çeken, geleneksel ifadelerin en kısa şekilleri arasında yer alırlar. Sözlü kültür ortamında yaratılmaları nedeniyle kolayca ezberlenip hatırlanabilmek ve zamana karşı durabilmek maksadıyla ölçü, ikili yapıyla dengeli ve ayarlı ifade, kafiye, uyum ve aliterasyon, kısalık, benzetme ve devrik cümle gibi şiir sanatıyla bağdaştırılan bütün vasıtaları kullanırlar.
Atasözlerinin Dil ve Üslup Özellikleri:
Türk atasözlerinde kullanılan edebi sanatlar, Aydın Oy’un (1972) çalışmasından hareketle şu şekilde sıralanabilir:
Ahenk sanatı: Şık şık eden nalçadır, iş bitiren alçadır.
Akis sanatı: Ay ayakta çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta.
Aliterasyon sanatı: El el ile, değirmen yel ile.
Cinas sanatı: Balcının var bal tası, oduncunun var baltası.
İntak sanatı: Tilkiye, “Tavuk kebabı yer misin?” demişler,
“Adamın güleceğini getiriyorsunuz” demiş.
Kinaye sanatı: Can boğazdan gelir.
Mecaz sanatı: Üzüm üzüme baka baka kararır.
Mübalağa sanatı: Sağ olana her gün bayram.
Seci sanatı: Bilmedik aş ya karın ağrıtır ya baş.
Tenasüp sanatı: Dereyi tepeyi sel bilir, iyiyi kötüyü el bilir.
Teşbih sanatı: Söz gümüşse sükut altındır.
Tevriye sanatı: Karakış alemin yüzünü ağartır.
Tezat sanatı: Gök ağlamayınca, yer gülmez.
Ayrıca, icaz, belagat, fesahat sanatları da kullanılmaktadır.
DEYİMLER (TABİRLER)
Deyimler genellikle atasözleri ile karıştırılmaktadır.
Deyimler ya da tabirler “asıl anlamlarından uzaklaşarak yeni kavramlar meydana getiren kalıplaşmış sözlerdir” (Elçin 1993: 642).
Aksoy’a göre: “Çekici bir anlatım kılığı taşıyan ve
çoğunun gerçek anlamından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük topluluklarıdır.”
Şükrü Elçin deyimleri, yaygınlıklarına ve kullanım durumlarına göre dört gruba ayırır:
a. Genel olanlar (Sözlü kullanıştakiler ve yazıya geçenler), b. Bölge karakteri gösterenler
c. Türkiye dışındaki Türk lehçelerinde yaşayanlar,
d. Eskiden kullanılan ve bugün unutulanlar (Elçin 1993:
644).
Deyimlerin Biçim ve Anlam Özellikleri ile Fonksiyonları hakkında şunları söylemek mümkündür:
Deyimler, atasözleri gibi, kalıplaşmış sözlerdir. Birçoğu mastar halindedir (başvurmak, göze girmek, vb.). Deyimlerdeki
kelimeler değiştirilip yerlerine aynı anlamdaki başka kelimeler konulamaz: “Tanrı misafiri” yerine “Allah misafiri” ya da “Ayıkla pirincin taşını” yerine “Temizle pirincin taşını” demek gibi.
Deyimler her zaman fiil kalıplarıyla kullanılırlar: “Kaş yaparken göz çıkarmak/ çıkaracaksın/ çıkarma”, vb.
Deyimlerdeki bazı kelimeler isim ve fiil çekimlerine girer:
“Ağaca çıksa (çıksan) pabucu (pabucun) yerde kalmaz” vb.
Hiçbir fiil kipi taşımadıkları için cümle halinde bulunmayan deyimler vardır: “Kel başa şimşir tarak”, “gündüz feneri”, vb.
Cümle halinde olmayan deyimlerin bir kısmında da kelimelerin bazıları çekime girerler: “İki eli (elim) kanda olsa”, “darısı
başına (başıma)”, vb.
Deyimlerin bazıları iyelik ekleri ile kurulurlar: “Göz-ü açık”,
“baldır-ı çıplak”, vb.
Deyimler atasözlerinde olduğu gibi genel kural niteliğinde sözler değildirler. Bu yönleriyle
atasözlerinden ayrılırlar.
Deyimlerin amacı, bir kavramı özel kalıp içinde ya da çekici, hoş bir anlatımla belirtmektir. Atasözlerinin
amacı ise yol göstermek, ders ve öğüt vermek, ibret almamız için gerçekleri bildirmektir.