• Sonuç bulunamadı

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi"

Copied!
20
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ISSN: 1309 4173 (Online) 1309 - 4688 (Print) Volume 5 Issue 5, p. 19-38, September 2013

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi

The Resolution of Straits Question After the Lausanne Treaty:

Montreux Straits Convention

Yrd. Doç. Dr. Figen ATABEY Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi - Ağrı

Öz: Bu çalışma 1936 tarihli Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesinin tarihi sebeplerini ve bu sözleşmenin getirdiği sonuçları incelemektedir. Türkiye'nin boğazlardaki egemenlik haklarını sınırlandıran 1923 Lozan Barış Antlaşması Almanya ve İtalya’nın 1930larda silahlanma yarışına girmesi ile Türkiye’nin güvenliğini sağlamaktan uzak kalmıştır. Türkiye’nin talebi ile Lozan Boğazlar Sözleşmesi'ni imzalayan devletler İsviçre'nin Montreux şehrinde biraraya gelerek Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını kısıtlayan Boğazlar Komisyonunu kaldırmış, Türkiye’ye Boğazlarda asker bulundurma ve Boğazları silahlandırma hakkı tanımış;

boğazlardan savaş ve ticaret gemilerinin geçiş esaslarını belirlemiştir. Lozan Anlaşmasına dahil olmayan Almanya’nın bu sözleşmede Alman isteklerinin aksine Sovyetler Birliği’nin Boğazların Karadeniz’e sahildar olan devletlerin harp gemilerine tamamen açık olması önerisi kabul görmüş ve Rus savaş gemilerinin Akdeniz’e inmelerinin önü açılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Lozan Barış Antlaşması, Boğazlar Sorunu, Montreux Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye, İngiltere, Sovyetler Birliği

Abstract: This study examines the causes and consequences of 1936 Montreux Convention. The Lausanne Treaty of 1923 limited the Turkish control of straits and made Turkey vulnerable as Germany and Italy entered into an arms race. At Turkey’s invitation, all signatories of Lausanne Straits Convention met in Montreux, Switzerland and ended the Straits Convention that limited Turkish sovereignty on the straits. They also allowed Turkey to militarize the straits and regulated the passage of war and commercial ships. Because Germany was not one of the signatories to the Lausanne Straits Convention, it could not participate in the Montreux Convention and despite its wishes, the Soviet Union’s suggestion to keep the straits open to the war ships of states bordering the Black Sea was accepted, allowing Russia an easy access to the Mediterranean.

Keywords: Lausanne Peace Treaty, the Straits Question, Montreux Straits Convention, Turkey, England, Soviet Union

Giriş

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması‟nda yer alan Boğazlar Sözleşmesi Türkiye‟nin egemenlik haklarını kısıtlayan hükümler içermiştir.1 Bahse konu

1 Lozan Boğazlar Sözleşmesi‟ne göre, Barış zamanında Boğazlardan geçiş serbest olacaktı. Çıkacak herhangi bir savaşta Türkiye tarafsız ise, geçiş yine serbest olacaktı. Türkiye savaşa girmiş ise, tarafsız gemilere ve uçaklara, düşmana yardım etmemek koşulu ile geçişin serbest olması, ancak düşman gemileri ve uçakları ile ilgili olarak, Türkiye istediği kararı alabilmesi kararlaştırılmıştır. Barış zamanında, Karadeniz „e sınır devletlerden en güçlü donanmaya sahip olanından daha fazla gemi ve

(2)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 20 sözleşme ile Boğazlar bölgesi silahtan arındırılmış ve Boğazlardan geçişi denetlemek üzere

“Uluslararası Boğazlar Komisyonu” kurulmuştur. Boğazların bu sözleşme ile tespit edilen statüsü 1936 yılına kadar yürürlükte kalmıştır. Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile kabul edilen Boğazlardan geçiş serbestliği ve gayri askerî hâle getirilen bu bölgenin güvenliği Milletler Cemiyeti‟nin güvencesi altına alınmıştır.2 Türkiye, Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nin söz konusu hükümlerini kabul ederken, Milletler Cemiyeti'nin, uluslararası barış ve güvenliği korumada etkin rol oynayacağına inanmış ve genel bir silahsızlanmaya gidileceğini değerlendirmiştir.3 Ancak yıllar geçtikçe olaylar, Türkiye'nin bu konudaki beklenti ve umutlarını boşa çıkarmıştır.

1. Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi’ne Giden Yol

Türk Hükûmeti, 1933'ten sonra Avrupa'da siyasal gerginliklerin başlaması üzerine Lozan Boğazlar Sözleşmesi‟nin günün koşullarına uyarlanması ve Türkiye‟nin güvenliğinin tam olarak sağlanması gerekçeleriyle çeşitli girişimlerde bulunmuş, ancak bir sonuç alamamıştır. İlk olarak Almanya'nın Ren bölgesini yeniden silahlandırması nedeniyle 23 Mayıs 1933 tarihinde Londra'da toplanan Milletler Cemiyeti Kurulu özel oturumunda, Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nin tekrar gözden geçirilmesini gayri resmî olarak dile getirmiştir.

Yine Türkiye'nin 17 Nisan 1935 tarihinde Milletler Cemiyeti'ne bu yolda yaptığı müracaat İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri tarafından benimsenmezken, Sovyet Rusya'nın desteğini görmüştür.4 Ancak Versay (Versailles) Barış Antlaşması‟nın Almanya tarafından bozulması ve İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ile Milletler Cemiyeti prensiplerinin çiğnenmesi, aynı zamanda Alman silahlı birliklerinin Ren askersizleştirilmiş bölgesini işgal etmesi uluslararası konjonktürü değiştirmiştir. Bu durum, Türkiye‟nin bu karışık ortamdan yararlanma ve Lozan Boğazlar Sözleşmesi‟nin tekrar ele alınması talebini gündeme getirmesinde etkin rol oynamıştır.5 Bu kapsamda Türkiye, İngiltere'yi bilgilendirdikten6 ve Sovyetler Birliği ile birtakım temaslarda uçak geçmemesi öngörülmüştür. Bahse konu sözleşme ile Boğazların savunması Birleşmiş Milletlerin güvencesi altında alınmış, Boğazların iki yakası silahtan arındırılmıştır. Boğazlardan geçişleri düzenlemek üzere uluslararası bir komisyon kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-II (Ankara, Atatürk Araştırma Merkezi, 2004), 448.

2 Mehmet Gönlübol ve Cem Sar, Olaylarla Türk Dış Politikası (1919-1973), C.I, VI.Baskı, (Ankara:

Ankara Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Matbaası, 1987), 120 ; Oral Sander, Siyasi Tarih 1918- 1994,(Ankara, İmge Kitabevi, 2010), 105.

3 Fahir Armaoğlu, 20 nci Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1980), (Ankara:Alkım Yayınevi, 2005), 343;

Jivkova,age, 34.

4 İngiliz arşiv belgelerinde İngiliz Savunma Bakanlığının 5 Ekim 1935 tarihli memorandumunda;

“Mayıs 1933‟te Türkiye‟nin bağımsız bir devlet olarak kendisini güvende hissetmediği, güvenliği için Boğazları tahkim etme isteğinde bulunduğu, ancak o zaman İngiltere‟nin böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirttiği, fakat 1935 yılına gelindiğinde Almanya‟nın Versailles Antlaşması‟nı bozması, İtalya‟nın adaları silahlandırmaya başlaması, Bulgaristan‟ın silahlanması gibi olaylar üzerine şartların değiştiğini, Türkiye‟nin bu talebinin olumlu değerlendirilebileceğinden bahsedilmektedir. The National Archives NA, FO 371/19038 E- 6070/G.

5 Ludmila Jivkova, İngiliz-Türk İlişkileri (1933-1939) (Çev: F.Muharrem-F.Erdinç) (İstanbul: Habora Kitabevi, 1978), 90.

6 Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras 24 Mart 1936 tarihli İngiliz Dışişleri Bakanlığına göndermiş olduğu bir yazı ile; Revizyonist devletlerin uluslar arası hukuk kurallarını ihlâl eden davranışları karşısında, Türkiye‟nin, Lozan'da Boğazlara ilişkin olarak kabul edilen ilkelerle çıkarlarını koruyamayacağını ileri sürmüş ve Türkiye‟nin Milletler Cemiyeti sistemine aykırı hareket etmeksizin, legal yollarla Lozan Konferansı'na katılan devletlere birer nota vererek, Boğazlar sorununun bir konferansta görüşülmesini talep edeceğini bildirmiştir. NA FO 371/20072/E-1654/26/44.

(3)

21 Figen ATABEY bulunduktan sonra 11 Nisan 1936 tarihinde Lozan Konferansı‟na katılmış olan bütün ülkelere ve ayrıca Milletler Cemiyeti‟ne yeni bir uluslararası konferansın toplanması ve bahse konu sözleşmenin hükümlerinin revize edilmesi isteğine ilişkin bir nota göndermiştir.7

Türkiye bu isteğini uluslararası hukuk açısından “Rebus sic Stantibus” yani “şartlar değişince kaideler değişir,” prensibine dayandırmıştır.8 Türkiye‟nin 11 Nisan 1936‟da gönderdiği nota özetle şöyledir: 1) Lozan Boğazlar rejiminin kabulünden bu yana Karadeniz‟de durum tamamen değişmiş ve Akdeniz‟de de bir kararsızlık belirmiştir. Deniz silah ve gemileri ile birlikte hava sahasında bu süre zarfında çok gelişme yaşanmış ve silahlanma hızla artmıştır. 2) Kolektif güvenlik sistemi artık işlemez hâle geldiği için Türkiye‟nin güvenliği açısından Boğazlar bölgesi üzerindeki egemenliğinin etkili, işlevsel ve pratik bir garanti içermesi gerekir. 3) Boğazlar Sözleşmesi, sadece barış ve savaş durumunda uygulanabilecek hükümler içermekte, oysa Türkiye‟ye yasal savunma hakkı da tanıyacak olan “pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi”

durumuna ilişkin hükümler de içermelidir. 4) Lozan‟a imzacı ülkelerin inisiyatifinden bağımsızca beliren koşullar, iyi niyetle oluşan anlaşma hükümlerini işlevsiz hâle sokmuştur.9

Türkiye‟nin bu talebi karşısında, ilgili devletlerin tutumu şu şekilde olmuştur: Lozan‟dan memnun olmadığı ve yeni yapılacak sözleşmede kendi lehinde değişiklikler yapabileceğine inandığı için Sovyetler Birliği, Türkiye‟nin Boğazların silahlandırılması ve güvenliğinin sağlanması talebini olumlu karşılamıştır.10 Sovyetler Birliği 14 Nisan 1936 tarihli karşı notası ile

“Türk Hükûmetinin duyduğu endişeleri tamamen haklı bulduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti‟nin Boğazlar rejimini gerektiği gibi değiştirme yoluyla kendi toprak güvenliğini sağlama isteğini doğal saydığını” açıklamıştır.11

Diğer bir olumlu yanıt ise İngiltere‟den gelmiştir. İngiltere, İtalya‟nın Akdeniz‟deki tehdidine karşın Akdeniz‟e iniş yolarının güvenliği açısından Boğazlarda Türk egemenliğinin sağlanması isteğine sıcak bakmıştır. Nitekim 16 Nisan 1936 tarihli notayla İngiliz Hükûmeti, Türkiye‟nin antlaşmaların yeniden gözden geçirilmesi yolunda legal yolu seçmiş ve yeğlemiş olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir.12 Fransa, genel olarak Versailles Andlaşması ile kurulan düzenin değiştirilmek istenmesine karşı olmuştur. Buna rağmen Fransa, Sovyetlerle imzalamış olduğu İttifak Antlaşması dolayısıyla bu devletle ters düşmek istememiş ve Türkiye‟nin bu talebine olumlu cevap vermiştir.13

Balkan Antantı dolayısıyla Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya, Türkiye‟nin Boğazları yeniden silahlandırma talebini olumlu karşılamışlardır. Balkan Antantı üyesi olmayan ancak Karadeniz‟e sahildar bir devlet olan Bulgaristan ise Türkiye‟nin talebini biraz çekingenlikle

7 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi görüşmelerine katılan Devletler İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Sırp-Hırvat ve Sloven Devleti, Romanya, Bulgaristan, Türkiye ve Sovyetler Birliği idi.

Bunlardan Sovyetler Birliği, Sırp-Hırvat ve Sloven Devleti Lozan bağıtlarını imzalamamıştır. İsmail Soysal, "Türkiye'nin Batı İttifakına Yönelişi (1934-1937)", Belleten, 177 (TTK, Ocak 1981), 123 .

8 Kamuran, Gürün. Türk-Sovyet İlişkileri 1923-1950, 2.Baskı, (Ankara: TTK Basımevi, 2010), 148.

9 Sezen Kılıç, “Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili Almanya‟nın Görüş ve İtirazları (1936-1941)”, Akademik Bakış Dergisi, 33, (Kasım-Aralık 2012), 2.

10 Sovyet Birliği, Lozan görüşmeleri sırasında Boğazların silahsızlandırılması ve Boğazlar üzerinde Türk egemenliğinin sınırlanmasına karşı çıktığını, Lozan Boğazlar Sözleşmesi‟ni Sovyet Rus delegesinin imzalamış olduğunu, ancak Sovyet Hükümeti‟nin bu antlaşmayı hiçbir zaman tanımadığını belirtmiştir. (NA, FO 371/ 20072, E-1969, 227)

11 NA, FO 371/ 20072, E-1969, .227. (Moskova‟dan gönderilen 14 Nisan 1936 tarihli Sovyetler Birliği Notası Ek‟te sunulmuştur).

12 NA, FO 371/ 20072, E-1970, .232.(Londra‟dan gönderilen 16 Nisan 1936 tarihli İngiliz Notası Ek‟te sunulmuştur.)

13 Mehmet Gönlübol ve Cem Sar, age,122.

(4)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 22 karşılamıştır. Türkiye‟nin Boğazlar üzerinde mutlak egemenlik kurmasını esas itibariyle istemediği hâlde, 1919 yılında imzaladığı Neuilly Barış Antlaşması‟nı bu sayede değiştirebileceği düşüncesiyle Türkiye‟yi desteklemiştir.14 İtalya ise, Habeşistan‟a saldırısı sonucu Milletler Cemiyeti‟nin kararları çerçevesinde uygulanan yaptırım önlemlerine Türkiye‟nin de katılmasından dolayı Boğazlar rejiminin değiştirilmesine muhalefet etmiştir.15

Nisan ayı sonuna kadar Türkiye‟nin Boğazlarla ilgili nota göndermiş olduğu bütün devletler, İtalya hariç, Boğazlar rejiminin yeniden gözden geçirilmesi için bir konferans yapılmasına razı olduklarını bildirmişlerdir.16 Bu suretle Türk Hükûmetinin, Almanya ve İtalya gibi Milletler Cemiyeti sistemine aykırı hareket etmeksizin, legal yollarla hareket etmesi birçok batılı yetkili tarafından takdirle karşılanmıştır.17

2. Konferansın Toplanması

Boğazların 1923 yılındaki Lozan Barış Antlaşması'na göre belirlenmiş olan statüsünü değiştirecek olan konferans, 22 Haziran 1936 tarihinde İsviçre'nin Montreux şehrinde toplanmıştır.18 Konferansa İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya, Japonya ve Avustralya temsilcileri katılmıştır.

Konferansta Boğazlar bölgesinin silahlandırılmasını ve Boğazlar Komisyonu‟nun kaldırılmasını talep eden Türkiye‟nin tezine karşılık Sovyetler Birliği ile İngiltere birer tez sunmuşlardır. Konferansın ikinci günü, Türkiye için en önemli ve ivedi konu olan Boğazların silahlandırılmasında görüş birliği kolaylıkla elde edilmiştir. Uluslararası Boğazlar Komisyonunun görevlerinin Türk Hükümeti‟ne devredilmesinde de kısa bir duraksamadan sonra anlaşmaya varılmıştır. Sovyetler Birliği, Türkiye‟nin Boğazları silahlandırmasını kabul etmiş, ancak Karadeniz‟e kıyısı olmayan devletlere ait savaş gemilerinin Karadeniz‟e girişinin yasaklanmasını talep etmiştir. İngiltere ise bütün devletler için tonaj sınırlaması getirilmesini istemiştir. Bu iki farklı görüş konferansta yoğun tartışmalara yol açmıştır. Türkiye ise Sovyetler Birliği ile İngiltere‟nin tezlerini uzlaştırmaya yönelik bir tutum izlemiştir. İki ay kadar süren konferans görüşmeleri sırasında özellikle Boğazlardan savaş gemilerinin geçiş rejimi ile ilgili konularda İngiliz ve Sovyet tezleri çatışmıştır. İki heyet arasındaki fikir ayrılığı o kadar bariz ve derin bir şekilde meydana çıkmıştır ki; bir anlaşma zemini bulmak maksadı ile çalışmalara iki kez ara verilmek zorunda kalınmıştır.19 Bu durumda Tevfik Rüştü Aras başkanlığındaki Türk temsilci heyeti bir taraftan Sovyetlerle dostluğun onarılmaz biçimde sarsılmaması için uğraşmış, diğer taraftan Türkiye'nin ulusal çıkarlarına ve güvenliğine en

14 Soysal, agm, 102.

15 İsmail Soysal, Tarihçeleri ve Açıklamaları ile Türkiye’nin Siyasal Antlaşmaları (1920-1945), C.1, (Ankara, TTK Basımevi, 2000), s.502.

16 İngiliz “Daily Herald” gazetesinin 14 Mayıs 1936 tarihli sayısında “Türkiye‟nin Boğazlar Sözleşmesi‟nin yeniden gözden geçirilmesine ilişkin talebinin İngiltere ve Sovyetler Birliği tarafından desteklenmesine karşın bu talebe İtalya ve Fransa‟nın sıcak bakmadıklarından” bahsedilmektedir. TNA, FO 371/19038.

17Türkkaya Ataöv; Turkish Foreign Policy 1939-1945, (Ankara, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1965), 3.

18 Konferansa Türk Heyeti olarak Hariciye Vekili Dr.Tevfik Rüştü Aras‟ın başkanlığında Dışişleri Genel Sekreteri Numan Menemencioğlu ve Genelkurmay II.Başkanı Korgeneral Asım Gündüz iştirak etmişlerdir.(Detaylı bilgi: Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA), Fon No: 030 18-01, Kutu No:65, Dosya No: 48, Sıra No: 14).

19 Boğazlar Meselesine Dair Notlar, agm, 10.

(5)

23 Figen ATABEY yakın tutum içindeki İngiltere ile gelişmekte olan işbirliğini korumaya büyük özen göstermiştir.20

Sovyet tezi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği Baş Temsilcisi Maxime Litvinoff tarafından savunulmuş ve genellikle Karadeniz'de kıyısı olan diğer ülke temsilciklerince desteklenmiştir. İngiliz tezi ise, Birleşik Krallık Baş Temsilcisi Lord Stanley başta olmak üzere Karadeniz dışında bulunan ülke temsilcileri tarafından ileri sürülmüş ve desteklenmiştir.21

Konferansta Litvinoff, Rus tezini; "Biliyorsunuz ki; bu Boğazlar yalnız kapalı bir deniz olan Karadeniz'e geçit verdiğinden ve başka memleketlere transit için istifade temin etmeyeceklerinden diğer milletlerarası kanallar veya boğazlarla kabili kıyas olmayıp, hususi bir mahiyeti haizdirler. Bu Boğazların kapatılması yalnız Türkiye için değil, fakat bütün Karadeniz devletleri için emniyet bakımından çok büyük bir ehemmiyeti haizdir. Hiç şüphe yok ki; bu emniyeti garanti etmek için de, en iyi usul bu denize sahili olmayan devletlerin harp gemilerine Boğazları tamamen kapamaktır” sözleriyle ifade etmiştir. İngiliz baş delegesi Lord Stanley ise buna: "Karadeniz milletlerarası bir denizdir. Buraya yalnız nezaket ziyareti yapan harp gemilerinin girmesini talep etmek çok basit bir şey olur. Mademki Karadeniz milletlerarası bir denizdir, buraya talim ve saire maksadı ile bir filoya mensup harp gemilerinin girmemesi için sebep göremiyorum” beyanatıyla karşılık vermiştir. 22 İngiltere, Karadeniz‟e kıyıdaş olmayan devletlere ait savaş gemilerinin bu denize geçmelerinde sınırlamaya gidilmesini protesto etmiş, Karadeniz‟e kıyıdaş olan ve olmayan devletler için aynı koşulların uygulanmasında ısrar etmiştir. Bir yandan Türkiye'nin güvenlik kaygıları, öte yandan Sovyet Baştemsilcisi Litvinoff'un ısrarla savunduğu Karadeniz deniz kıyıdaşı devletlerin hak üstünlüğü ve ona karşı İngiltere'nin korumak istediği eşitlik ve karşılıklı ilkeleri konusunda bir uzlaşma aranırken çetin tartışmalar çıkmıştır. Özelikle Türkiye'nin katılmadığı bir savaşta, Boğazların tarafların savaş gemilerine açık tutulmasını isteyen İngiltere'ye karşılık, Sovyetler Birliği, geçişin Karadeniz kıyıdaşı olmayan ülkelerin savaş gemilerine yasaklanmasında ısrar etmiş ve bunda Fransa ile Balkan devletlerinin desteğini sağlamıştır. 23 Sovyetler Birliğinin kendi çıkarlarına uygun olmayan bir anlaşmayı imzalamayacağını belirten kesin tutumu üzerine, İngiliz Hükûmeti birçok isteğinden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Fransa ve Balkan devletlerinin de Sovyet görüşünü desteklemelerinden dolayı, İngiltere görüşünde fazla ısrar etmemiş, bu sayede konferans çalışmalarını kısa bir zamanda bitirebilmiştir.

Nihayetinde İngiliz Hükûmeti Sovyetler Birliği‟nin imzası olmadan Boğazlar konusunda bir anlaşmaya varılamayacağını kavramış ve Sovyetler Birliğinin temel isteklerini kabul etmek zorunda kalmıştır. 24

3. Konferansta Alınan Kararlar ve Sözleşmenin İmzalanması

İki ay süren görüşmeler sonunda 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montreux Sözleşmesi ile Türkiye‟nin, Boğazlarda asker bulundurma ve Boğazları silahlandırma

20 Soysal,agm,127.

21 Meray L.Seha ve Osman Olcay; Montreux Boğazlar Konferansı, Tutanaklar, Belgeler, (Ankara, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1976), 5.

22 Genelkurmay Başkanlığı, IX. Şube. “Boğazlar Meselesine Dair Notlar”, Donanma Dergisi, Sayı.388, 9.

23 BCA, Fon No: 030 10, Kutu No:63, Dosya No: 424, Sıra No: 14, (Tevfik Rüştü Aras‟ın Türk Dışişleri Bakanlığına gönderdiği Konferansın gidişatı ve Sovyet Rusya‟nın Boğazlardan serbestçe girip çıkmak isteğine ilişkin 26.6.1936 tarihli yazısı, Ekte sunulmuştur).

24 Jivkova, age,103.

(6)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 24 konusunda yapılmasını istediği önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Böylece, bahse konu sözleşme ile Boğazların askerden arındırılmasına ilişkin hükümlerin yanı sıra Uluslararası Boğazlar Komisyonu da kaldırılmış, bölgenin güvenliği Türkiye‟ye bırakılmıştır. Bahse konu sözleşme ile Boğazlardan savaş ve ticaret gemilerinin geçiş esasları yeniden belirlenmiştir.25 Bu esaslara göre barış zamanında ya da Türkiye‟nin taraf olmadığı bir savaş durumunda ticaret gemilerinin Boğazlardan serbestçe geçebilmeleri kabul edilmiştir. Türkiye‟nin taraf olduğu bir savaşta ise, Türkiye‟nin savaş hâlinde olmadığı devletlere ait ticaret gemilerine belirli koşullar altında serbest geçiş hakkı tanıması öngörülmüştür.26 Savaş gemileri için ise geçiş serbestisi sınırlanmıştır.

Türkiye‟nin kendisini yakın bir savaş tehdidine maruz saydığı durum, sözleşmede ayrıca belirtilerek, Türkiye‟ye bu dönemde hareket serbestisi tanınmıştır. Boğazlarda transit geçişte bulunabilecek yabancı savaş gemilerinin toplam tonajının 15 bin tonu aşmaması öngörülmüştür. Ancak, Karadeniz‟e sahildar olan bir devletin, önceden izin almak ve refakatında başka gemi bulundurmamak şartı ile 30 bin tona kadar olan bir gemisini Boğazlardan geçirebilmesi konusunda düzenlemeler yapılmıştır. Bunun dışında Karadeniz‟e sahildar bir devletin her iki istikamette geçirebileceği gemi tonajına bir sınırlama getirilmemiştir. Diğer yandan Karadeniz‟e sahildar olamayan devletlerin bu denizde bulundurabilecekleri savaş gemilerinin tonajının 30 bin tonu aşmaması ve bu gemilerin Karadeniz‟de en çok on beş gün kalabilmesi uygun görülmüştür. Savaş zamanında Türkiye tarafsız olduğu takdirde savaş gemilerinin yukarıda belirtilen esaslar dâhilinde Boğazlardan serbestçe geçebilmeleri öngörülmüştür. Türkiye "savaşan" ise ya da kendisini yakın bir savaş tehlikesi içinde görüyorsa savaş gemilerinin geçişinin onun isteğine göre olmasına karar kılınmıştır. Türkiye‟nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini yeniden düzenleyecek olan bu hükümler, Karadeniz‟e sahildar olmayan devletlerin gemilerinin bu denize girmesini önemli bir şekilde sınırlandırması bakımından Sovyetler Birliği tarafından da prensip olarak desteklenmiştir. 27

Montreux'de 23 Haziran'da görüşülmeye başlanılan Türk tezi ve daha sonra onun değiştirilmiş bir biçimi olan İngiliz tasarısı üzerindeki tartışmalar, özellikle savaş gemilerinin geçiş rejimi konusu Sovyetler Birliği ile İngiltere arasındaki çıkar ayrılıklarını ortaya çıkarmıştır. Konferansın davetçisi olan Türkiye ise, bir yandan ülkesinin Lozan'da açık bırakılmış bulunan güvenliğini ve Boğazlardaki egemenlik hakkını sağlamakla birlikte, diğer taraftan bölge ve dünya barışını koruyabilmek için ilgili ülkelerce ileri sürülen farklı görüşlerin bağdaştırılabilmesinde bir denge unsuru olmak gayreti içinde çalışmıştır. Bahse konu görüşmelerde Türkiye Cumhuriyeti doğu-batı arasında kıymetli bir denge ve dünya siyaset arenasında itibarlı bir kuvvet unsuru olarak dikkatleri üzerinde toplamıştır. Nitekim, konferansa katılan devletlerin hiç birisi, Türk tekliflerinin tam karşısına çıkmamış, böyle bir davranıştan daima uzak kalmıştır. Söz konusu konferansta Türkiye'nin önemle üzerinde durduğu Boğazları silahlandırılması hakkı elde edilmiş, Boğazlar Komisyonunun kaldırılarak, yetkilerinin Türkiye'nin denetimine alınması temin edilmiştir. Boğazlardan geçiş serbestliği yalnız ticaret gemilerine ait olup, havadan geçişler tamamıyla Türk devletinin inisiyatifine bırakılmıştır.

25 Mehmet Gönlübol ve Cem Sar, age,124.

26 Yapılan hizmet dışında herhangi bir ödeme söz konusu olmadığı gibi kılavuz alma da isteğe bağlı tutulmuştur.

27 Mehmet Gönlübol ve Cem Sar, age, 124; NA, FO 371 20072, E-4058, 2 Jul 1936, Turkey & Straits Convention, 460.

(7)

25 Figen ATABEY Montreux Boğazlar Sözleşmesi 20 Temmuz 1936 tarihinde Türkiye, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya, Japonya ve Avustralya delegeleri tarafından imzalanmıştır. Konferansa iştirak etmemiş olan İtalya ise ancak 2 Mayıs 1938'de Montreux Sözleşmesini imzalamıştır. Kabul edilen sözleşmenin (29) maddesi, (4) eki ve bir de protokolü vardır. 28 Lozan Boğazlar Sözleşmesinin süresiz olmasına karşın Montreux Boğazlar Sözleşmesinin süresi 20 yıl olarak belirlenmiştir. Ancak, bu sürenin bitiminden en az iki yıl önce, sözleşmeye imza atan taraflardan hiçbiri sözleşmenin feshini talep etmezse, sözleşme kendiliğinden yürürlükte kalması öngörülmüştür. Dolayısıyla yürürlülük süresi 1956 yılında sona erdiği hâlde, fesih talebinde bulunulmadığı için sözleşme günümüzde de yürürlüktedir.29

Sonuç ve Değerlendirme

Türkiye, Lozan Konferansı‟nı bir an önce barışla sonuçlandırmak istediği ve Milletler Cemiyeti çerçevesinde oluşturulan kolektif güvenlik sisteminin işleyeceğine inandığı için Lozan Boğazlar Sözleşmesi‟ni, egemenliğini kısıtlayan bir takım hükümlerine rağmen imzalamış ve bu sözleşme ciddi sorunlarla karşılaşılmadan 13 yıl yürürlükte kalmıştır.

Milletler Cemiyeti üyesi ülkelerin 1931‟den sonra yeniden silahlanma yarışına girişmesi üzerine, Türkiye 11 Nisan 1936‟da Lozan Barış Antlaşması‟na taraf ülkelere bir nota göndererek, yeni bir rejim saptanması için bir konferans toplanmasını talep etmiştir.

Türk Boğazlarından geçişi ve bölgenin güvenliğini düzenleyen Montreux Boğazlar Sözleşmesi, 1923‟te imzalanan Lozan Boğazlar Sözleşmesi‟nin yerini almıştır. Türkiye‟nin Lozan Boğazlar Sözleşmesi‟ni değiştirmesindeki başarısının temel nedeni, karmakarışık bir uluslararası bir ortamda, devletlerin oldubittileri ve silah kullanarak ulusal çıkarlarını gerçekleştirmek istedikleri bir zamanda, Türkiye‟nin karşılıklı müzakerelerle, uluslararası bir konferansla ve barışçı bir biçimde, kendisine yapılan bir haksızlığı değiştirmek istemesidir.

Bahse konu sözleşme ile Uluslararası Boğazlar Komisyonu kaldırılmış ve Boğazlar Türkiye‟nin mutlak egemenliğine bırakılmıştır. Yine barış zamanında, devletlerin Boğazlardan geçirebilecekleri gemi sayısı ve tonajı konusunda Montreux, Karadeniz‟e kıyısı olan devletlere (Sovyetler Birliği, Romanya ve Bulgaristan) daha geniş haklar tanımış, kıyısı olmayan devletlerin geçirebilecekleri savaş gemisi sayısını ve Karadeniz‟de kalacakları süreyi kısıtlamıştır. Savaş durumunda Türkiye tarafsız ise, savaşan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesini yasaklanmıştır. Ayrıca Türkiye kendisini yakın bir savaş tehlikesi karşısında görürse, savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi Türkiye‟nin tercihine bırakılmıştır.30

Montreux Konferansı Türk-İngiliz ve Türk-Sovyet ilişkilerinde bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Türk-İngiliz yaklaşması Montreux Konferansı'nda daha belirli bir şekilde ortaya çıkmıştır.31 Montreux Konferansı‟nda İngiltere‟nin Türkiye‟ye destek olması, Türkiye‟nin Boğazlar rejimini bu derece kendi lehine değiştirmesini mümkün kılmış ve iki ülke arasında başlayan yakınlaşma sürecini hızlandırmıştır.32 Bu konferans öncesinde Türk ve Sovyet istekleri paralellik göstermekte iken, konferans süresince beliren yeni Sovyet istekleri iki ülke

28 Hilmi Fırat,“Türk Boğazları ve Önemi”, Donanma Dergisi, 391 (İstanbul: Deniz Basımevi, 1950) 28.

29 Armaoğlu, age, 345.

30 Sander, age,107.

31 BCA, Fon No: 030 10, Kutu No:266, Dosya No: 798, Sıra No: 15.

32 Armaoğlu, 345;Yücel Güçlü; "Turco-British Reapprochment On The Second World War", Belleten, C.LXV, S.242, (Nisan 2001).

(8)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 26 ilişkilerine bir takım soğuklukların girmesine neden olmuştur. Zira, Sovyet Rusya, Lozan‟da Boğazların her devletin savaş gemilerine mutlak şekilde kapalı olması ve Boğazların sadece Türk kontrolü altında bulunması tezini korumakta iken bu defa, Boğazların Karadeniz‟e sahildar olan devletlerin harp gemlerine tamamen açık olması tezini savunmuş ve ayrıca Boğazlar üzerinde Türkiye‟nin tek söz sahibi olması düşüncesinden uzaklaştığını da ortaya koymuştur.33 Yine de Türk Hükümeti, kendi ulusal çıkarlarından hareket ederek, Sovyetler Birliği ile dostluk ve işbirliği politikasını sürdürme gereğini duymuştur.34 Fransa ise müttefiki Sovyetler Birliği ve dostu İngiltere'nin uzlaşmasına dayanan bu sözleşmeden memnun olmuştur. İtalya, Türk-İngiliz yakınlaşmasından memnun kalmamış, ancak 2 Mayıs 1938'de sözleşmeyi imzalamak zorunda kalmıştır. Almanya, Lozan'da imzacı devlet olmadığı için davet edilmemiştir. Bu sözleşme Almanya‟da derin memnuniyetsizlik yaratmıştır, çünkü Sovyetler istediklerini kabul ettirmiş, İngiltere ise gerilemiştir. Almanya‟ya göre; “artık bundan sonra Sovyet gemileri başta Akdeniz olmak üzere her tarafta kendilerini gösterebilecektir, çünkü Karadeniz bir Sovyet iç denizi hâline gelmiş ve bu deniz Rusya‟ya saldıracak her devlete karşı kapatılmıştır”.35

Alman Dışişleri Bakanlığı‟nın 5 Ocak 1937 tarihli talimatında açıklanan görüşü,

“Almanya’nın Montreux Sözleşmesi’ni kabul edemeyeceğidir ve bu konudaki görüşlerinin her açıdan ele alınması gerektiğidir. Bunun gerekçesi hak eşitliğinin yanı sıra Rus Karadeniz kıyısı saldırılara karşı güvencede olmasına rağmen Rus Karadeniz donanmasının artık kolaylıkla Akdeniz’e geçebilecek olmasından kaynaklanan Alman deniz politikasında yaşanacak kötüleşmeyle açıklanmıştır. Sonuçta Almanya, katılmadığı bir anlaşmayla Alman gemilerinin hareket serbestîsinin engellenmesine karşı çıkmıştır.” Buna 9 Mart tarihli Türk cevabı ise şöyle olmuştur; ”Almanya 1923 Lausanne’ı imzalayan bir ülke değildir. Montreux Sözleşmesi sadece 1923 Boğazlar Sözleşmesi’nin bir revizyonudur. Türkiye düzenini ve güvenliğini daha iyi sağlayacağı durum elde etmek için bu revizyonu bir amaç edinmiştir”.36

Netice itibariyle Montreux Sözleşmesi, Lozan'ın Boğazlar bölgesinde Türkiye hesabına açık bıraktığı bir boşluğu doldurması ve Türkiye Cumhuriyetine büyük bir güvenlik getirmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu sözleşme iki dünya savaşı arasındaki dönemde başta Atatürk olmak üzere Türk yöneticilerinin en önemli başarılarından biridir.

Bahse konu sözleşmesi ile Türkiye birbirine düşman olan revizyonist ve anti-revizyonist grupların dostluğuna gerek duyduğu bir ülke hâline gelmiştir. Boğazlarda egemenliğini tam anlamıyla kuran Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde ağırlığı daha da artmıştır.37 Montrö sözleşmesinin süresi dolduğu halde, taraflardan hiç birisi değişiklik önerisinde bulunmamıştır.

33 8 Temmuz 1936 günü yapılan oturumda Sovyet Baş temsilcisi Litvinoff şu konuşmayı yapmıştır:”…Karadeniz’e sahildar devletlerden biri savaşan durumuna girecek olursa, bu denizin kapanıp, kapanmayacağını kararlaştırma hakkı Türkiye’ye bırakmaktadır; ayrıca, bu kararın da, ister savaş eylemleri başlamadan, ister savaşın ortasında, ister daha sonra herhangi bir zaman alınabileceği öngörülmektedir. Bu, Türk Hükümetine çok ağır bir sorumluluk yüklemek olmaktadır. Savaşın bir aşamasında, Boğazların ve Karadeniz’in kapatılması, savaşanlardan birinin yararına, diğerinin zararına olabilir. İşte o zaman,Türk Hükümeti’nin savaşanlardan biri yararına davranıp davranmamayı düşünmesi gerekmektedir. Türk Hükümeti’nin böyle bir sorumluluk altına girmek isteyip istemeyeceğini bilmiyorum. Ülkelerimiz arasındaki büyük dostluğa rağmen, özellikle bu gibi durumlarda karar vermekle görevli bir örgütümüz de bulunduğuna göre, bu kadar önemli bir kararı-en iyi dostumuz bile olsa- herhangi bir ülkeye bırakmak hiç hoşuma gitmeyecektir....” . (Meray-Olcay, age,137)

34 Kamuran Gürün, Türk-Sovyet İlişkileri 1923-1950, (Ankara: TTK Basımevi, 1991), 168.

35 Kılıç,agm.,6.

36 Agm.,6.

37 Meray –Olcay, age,3.

(9)

27 Figen ATABEY Bu nedenle günümüzde de geçerliliğini sürdüren bu sözleşme, dünya barışının en önemli dayanaklarından birini oluşturmaya devam etmektedir.

Kaynaklar Arşiv Belgeleri

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA),

Fon No: 030 18-01, Kutu No:65, Dosya No: 48, Sıra No: 14 Fon No: 030 10, Kutu No:63, Dosya No: 424, Sıra No: 14 Fon No: 030 10, Kutu No:266, Dosya No: 798, Sıra No: 15 The National Archives (NA), (Londra/İngiltere)

FO 371/20072

E- 1969/26/44, p.227, 14 April 1936 (Turkey & Straits Convention) E- 1970/26/44, p.232, 16 April 1936 (Turkey & Straits Convention) E- 1654/26/44 p.179 24 March 1936 (Turkey& the Straits Question) E- 1607 24 May 1936 (Turkey & The Straits Demilitarised Zone) FO 371/ 20093

E-4094, P.38,3 July, 1936, (Remilitarisation of the Straits) FO 371/19038 (Daily Herald, May 14,1936)

Başvuru Eserleri

Armaoğlu, Fahir. 20 nci Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1980.Ankara:Alkım Yayınevi, 2005.

Ataöv Türkkaya; Turkish Foreign Policy 1939-1945, Ankara, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1965.

Erkin, Ferudun Cemal. Türk Sovyet İlişkileri ve Boğazlar Meselesi, Ankara: Başnur Matbaası, 1968.

Genelkurmay Başkanlığı, IX.Şube. “Boğazlar Meselesine Dair Notlar”, Donanma Dergisi. 388 (1949).3-20.

Fırat, Hilmi. “Türk Boğazları ve Önemi”, Donanma Dergisi, 391 (1950). 15-31.

Güçlü, Yücel. "Turco-British Reapprochment On The Second World War", Belleten, C.LXV, S.242, (Nisan, 2001).

Gönlübol Mehmet ve Sar Cem. Olaylarla Türk Dış Politikası. C.I, (1919-1973), VI.Baskı, Ankara: A.Ü.Siyasi Bilgiler Fakültesi Matbaası, 1987.

Gürün, Kamuran. Türk-Sovyet İlişkileri (1923-1950). Ankara: TTK Basımevi, 1991.

Kılıç, Sezen. “Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili Almanya‟nın Görüş ve İtirazları (1936-1941)”, Akademik Bakış Dergisi, 33, (Kasım-Aralık 2012).

Jivkova, Ludmila. İngiliz-Türk İlişkileri (1933-1939). Çev: F.Muharrem-F.Erdinç, İstanbul: Habora Kitabevi, 1978.

Seha L.Meray ve Osman Olcay. Montreux Boğazlar Konferansı Tutanaklar, Belgeler.

Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi, 1976.

Soysal, İsmail. Tarihçeleri ve Açıklamaları ile Türkiye’nin Siyasal Antlaşmaları (1920-1945), C.1, Ankara, TTK Basımevi, 2000.

(10)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 28 Soysal, İsmail. "Türkiye'nin Batı İttifakına Yönelişi (1934-1937)", Belleten, 177, (Ocak 1981):

s.95-155.

Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-II, Ankara, Atatürk Araştırma Merkezi, 2004.

(11)

29 Figen ATABEY EKİ: Montreux Boğazlar Sözleşmesine İlişkin Belgeler

(12)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 30

(13)

31 Figen ATABEY

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA), Fon No: 030 10, Kutu No: 63, Dosya No: 424, Sıra No:14

(14)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 32

The National Archives FO 371/19038

(15)

33 Figen ATABEY

The National Archives FO 371/19038 E- 6070/G

(16)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 34

The National Archives FO 371/20072/E-1654/26/44

(17)

35 Figen ATABEY

The National Archives FO 371/20072/E-1970/26/44

(18)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 36

The National Archives FO 371/20072/E-1969

(19)

37 Figen ATABEY

The National Archives FO 371/20076/E-4058

(20)

Lozan Sonrasında Boğazlar Sorununun Çözümü: Montreux Boğazlar Sözleşmesi 38

The National Archives FO 371/20093/E-4094

Referanslar

Benzer Belgeler

İkinci etkinlik 1 ders saati sürmüş ve öğrencilerin Kaos oyunu ile Sierpinski üçgeni arasında ilişki kurmaları ve oyundaki noktaların hareketleri sonucunda Sierpinski

Ocak, A.Y., , “Türkiye Selçukluları Dönemin- de ve Sonrasında Vefâi Tarikatı (Vefâiyye) (Türkiye Popüler Tasavvuf Tarihine Farklı.. Irak ve Suriye’deki Türkmenler

Bu sebeple bu çalışmada, peynirin kalite özellikleri olan erime, kahverengileşme ve bozunma karakteristiklerinin, değişken ve sabit sıcaklıklar altındaki zamana bağlı

Bunun ardından Rusya ile Osmanlı Devleti arasında 17 Temmuz 1774 tarihinde imzalanan Küçük Kaynarca Barış Antlaşması ile Rusya, Karadeniz’de Osmanlı

Çalışmada, Sakarya Üniversitesi Sürekli Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezinin (SAUSEM) TS EN ISO/IEC 17024 Personel Belgelendirme Standardına göre akredite

Elde edilen veriler doğrultusunda heparin tarafından uyarılan TXNIP ekpresyonundaki artışın, heparin aracılıklı HGF/cMET sinyal ileti yolağı aktivasyonu ile

Our research was carried out by examining the biopsy specimens and pathology reports which was taken from patients admitted to Erciyes University Oral and Maxil-

Mercurio’s 2007 adaptation presents a new interpretation of the novel by introducing a female creator which, in turn, deconstructs the established relationship pattern between