• Sonuç bulunamadı

MÂTURÎDÎ’NİN MUTEZİLE’YE BAKIŞI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "MÂTURÎDÎ’NİN MUTEZİLE’YE BAKIŞI"

Copied!
173
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ (İSLAM MEZHEPLERİ TARİHİ) ANABİLİM DALI

MÂTURÎDÎ’NİN MUTEZİLE’YE BAKIŞI

Doktora Tezi

Kıyasettin KOÇOĞLU

Ankara-2005

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ (İSLAM MEZHEPLERİ TARİHİ) ANABİLİM DALI

MÂTURÎDÎ’NİN MUTEZİLE’YE BAKIŞI

Doktora Tezi

Kıyasettin KOÇOĞLU

Tez Danışmanı Prof.Dr.Sönmez KUTLU

Ankara-2005

(3)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ (İSLAM MEZHEPLERİ TARİHİ) ANABİLİM DALI

MÂTURÎDÎ’NİN MUTEZİLEYE BAKIŞI

Doktora Tezi

Tez Danışmanı : Prof. Dr. Sönmez KUTLU

Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı İmzası

Prof. Dr. Sönmez KUTLU (Danışman) ...

Prof. Dr. Hasan ONAT ...

Prof. Dr. Recep KILIÇ ...

Prof. Dr. Ahmet AKBULUT ...

Doç. Dr. Osman AYDINLI ...

Tez Sınavı Tarihi : 12.01.2005

(4)

ÖNSÖZ

İslam düşüncesine önemli katkıları olan ve Maturidiyye’nin kurucusu kabul edilen İmam Ebû Mansur el-Mâturîdî diğer mezheplere bakışı ve özellikle Mutezile ile tartışmaları hakkında Türkçe de kendi eserlerinden hareketle yeterli çalışmanın olmadığı bilinen bir husustur. Mâturîdî’nin kendi dönemindeki etkisi ve diğer mezheplerle ilişkisinin aydınlatılabilmesi sebebiyle “Mâturîdînin Mutezile’ye Bakışı”’nı doktora tez konusu olarak araştırmak istedik.

Mâturîdî’nin mezheplere, özellikle de Mutezile’ye bakışının aydınlatılması, yaşadığı dönemde Maveraunnehir bölgesindeki siyasi ve kelami ekollerin anlaşılmasına önemli katkıda bulunacaktır. Mâturîdi’nin Mutezile ile girdiği tartışmalar Te’vîlât’u’l-Kur’an ve Kitabu’t-Tevhîd’den hareketle tespit edilmesi son derece önemlidir. Çünkü Mâturîdî’nin bu iki eseri Mutezili şahsiyetler üzerinden ya da anonim Mutezili fikirler üzerinden Mutezile’yi pek çok yerde eleştirmektedir.

Mâturîdî’nin fikirlerinin anlaşılmasına önemli katkılar sağlayacağına inandığımız bu araştırmamız, aynı zamanda o dönemin Maveraunnehr bölgesindeki Mâturîdî’nin şahsında Mutezile’ye ve diğer mezheplere karşı ortaya konan tavır da belirlenmiş olacaktır. Bunu yaparken Mezhepler Tarihi araştırma usûlerine, bilimsel objektifliğe bağlı kalmaya özen gösterilecektir.

Konunun tespitinde ve çalışmanın her aşamasında desteklerini ve eleştirilerini esirgemeyen danışman hocam Prof.Dr. Sönmez KUTLU’ya, teşvik ve katkılarından dolayı hocam Prof.Dr.Hasan ONAT’a teşekkürü ediyorum.

Kıyasettin KOÇOĞLU ANKARA 2005

(5)

KISALTMALAR

age : Adı geçen eser

agm : Adı geçen makale

agt : Adı geçen tez

AÜİFD. : Ankara Üniversitesi İlahiyata Fakültesi Dergisi

AÜİFİİED : Ankara Üniversitesi İlahiyata Fakültesi İslâmi İlimler Enstitüsü Dergisi

AÜSBE. : Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Bkz : Bakınız

C : Cilt

Çev. : Çeviren

DFİM : Darulfünun İlahiyat Fakültesi Mecmuası

Ed. : edit

Hzr : Hazırlayan

İAD : İslam Ansiklopedisi Diyanet .Yay İAM : İslam Ansiklopedisi Meb. Yay.

M.Ü.İ.F.V : Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı

nşr. : Neşreden

r.a. : Radiyallahu anhü

S. : Sayı

Trc :Tercüme eden.

thk. : Tahkik

tlk. : Ta’lik

trz. : Tarihsiz

v. : Varak

(6)

GİRİŞ ... 8

1. METOD VE KAYNAKLAR HAKKINDA ... 8

1.1. İzlenecek Metod... 8

1.2. Kaynak Değerlendirmesi... 14

I.2.1. Mâturîdî’nin Eserleri... 14

1.2.2. Mâturîdî’ye Atfedilen Eserler ... 19

1.2.2. Diğer Kaynaklar... 23

I. BÖLÜM ... 30

MÂTURÎDÎ’NİN MEZHEPLERE BAKIŞI... 30

1. MÂTURÎDÎ’NİN MEZHEBİ ARKA PLANI... 30

2. MÂTURÎDÎ’YE GÖRE MEZHEPLER ... 32

2.1. Hariciler ... 32

2. 2. Mürcie: ... 40

2.2.1. Kerramiyye... 45

2.2.2. Neccâriyye... 47

2.3. Şia... 49

2.3.1.Ravâfıza ... 49

2.3.2. Karamita (Karmatiler)... 55

2.3.4. Batıniye ... 57

2.4. Cehmiyye ... 58

2.5. Cebriyye ... 58

2.6. Müşebbihe... 59

2.7. Ashâbu’l-Hadis ... 63

2.8. Kaderiyye ... 66

2.9. Mücessime ... 69

II. BÖLÜM ... 71

MÂTURÎDÎNİN ESERLERİNDE GEÇEN MUTEZİLİ ALİMLER... 71

1. MUTEZİLE VE KADERİYYE’NİN TANIMI ... 73

2. MÂTURÎDÎ’NİN ESERLERİNDE BAHSETTİĞİ MUTEZİLİ ALİMLER .... 76

2.1.Hasan Basrî ... 76

2.2. Ebû Huzeyl el-Allâf ... 76

2.3.İbrahim b. en-Nazzâm... 77

2.4. Ebû Ali el-Cübbâî ... 79

2.5.Cafer b. Harb... 82

2.6. Ebû’l-Kasım el-Ka’bi el-Belhî... 82

2.7.Ebû Îsâ el-Verrâk ... 86

2.8.İbnu’r-Râvendî ... 86

2.9.Ebû Bekir el-Asamm... 89

2.10.Muhammed b. Şebîb: ... 90

2.11. Ahmed b. Sehl Ebû Zeyd el-Belhî (ö. 322/934) ... 92

2.12. Ömer el-Bâhilî... 92

III. BÖLÜM... 93

MÂTURÎDÎ’NİN ELEŞTİRDİĞİ MUTEZİLİ FİKİRLER ... 93

1. VARLIK... 93

2. TEVHÎD... 97

(7)

2.1. Sıfatlar Meselesi... 97

2.2. Şefaat... 104

2.3. Ecel... 108

2.4. Ru’yetullah... 112

2.5. Salah... 116

3.İMAN ... 122

3.1. İman ... 122

3.2.İmanda İstisnâ ... 127

3.3. Amel-İman ... 129

4. EL-MENZİLETÜ BEYNE’L-MENZİLETEYN ... 130

5. VA’AD-VA’İD ... 138

6. KADER VE KULLARIN FİİLLERİ ... 141

6.1. Fiiller Konusu ... 141

6.2. Kudret ve İstita’at... 144

7. NÜBÜVVET... 150

SONUÇ...Hata! Yer işareti tanımlanmamış. BİBLİYOGRAFYA ... 159

(8)

GİRİŞ

1. METOD VE KAYNAKLAR HAKKINDA

1.1. İzlenecek Metod

Mâturîdî’nin kendi kaynaklarından hareketle, onun Mutezile ve diğer mezheplerle olan tartışmalarını inceleyen müstakil bir çalışma yapılmamıştır.

Mutezile dışındaki mezhepler ve fikirleri bütün boyutlarıyla incelek konumuzun sınırlarını aşacağından Mâturîdî’nin Mutezile’ye bakışı ve onlara yönelttiği eleştirileri onu eserlerinden hareketle daha iyi kavranabilmesi açısından Mâturîdî’nin diğer mezheplere bakışı da kısaca incelenecektir.

Araştırmalarda doğru sonuçlara ulaşabilmek için Mezhepler Tarihi Usûlnün temel prensiplerine bağlı kalınacaktır. “Mâturîdî’nin Mutezile’ye Bakışı” konulu araştırmamızda sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek için kullandığımız bazı hususları ele almak istiyoruz.

Kelime olarak gidilen yol anlamına gelen mezhep,1 ıstılahta İslam düşünce ekolleri denilen,2 sosyal, siyasal, ekonomik, coğrafi, insan kaynaklı ve bizzat vahyin kendisinden kaynaklanan, bir kelimenin pek çok anlamının olması, müteşabihat, nasih-mensuh ve dinin akletmeye verdiği önem gibi faktörler sonucu din’in ana meselelerindeki farklılaşmanın, zamanla sosyal hayatta taraftar bularak

1 Ez-Zemahşer, el-İmamu’l-Kebîr Carullash? Ebû’l-Kasım Mahmud b. Ömer (ö. 538h.) Esâsu’l- Belâğa, Tahk: el-Üstazu Abdu’r-Rahîm Mahmûd, Dâru’l-Mârife, Beyrut-Lübnan, s. 146;

Feyrûzabâdî, el-Allâme el-Lüğavî Mecdi’d-Dîn Muhammed b. Yakub (ö. 817H.) Muessesetü’r- Risâle, Beyrut 1987/1407, s. 111;İbn-i Manzûr, el-Allame Ebi’l-Fazl Cemâleddîn Muhammed b.

Mekrem el-Afrîkî el Mısrî, Lisânu’l-Mîzân, C.I, Dâru’s- Sadr, Beyrut, 1414H./1993M, s. 393-

2 El-Bağdâdî, Ebû Mansûr Abdulkaahir, Mezhepler Arasındaki Farklar, eserin önsözüde Fığlalı, bu 395.

konudan bahsetmektedir. Çe E.Ruhi Fığlalı, TD Yay. 1. Baskı, Ankara 1991.s. XIII., Fığlalı, E.Ruhi, Çağımızdaki İtikadi İslam Mezhepleri Tarihi, Selçuk Yay. 6. Baskı, Ankara 1993, s. 15.

(9)

kurumsallaşması sonucu oluşan dini-siyasi- fikri akımlar olarak tanımlanmaktadır.3 Dilimizde ameli ve itikadi mezheplerin her ikisi de mezhep kavramı ile isimlendirilmesine rağmen, bizim konu ettiğimiz, kaynaklarda fırka (fırak) ve nihle (nihal) olarak isimlendirilen itikadî sahadaki mezheplerdir.4 Hiçbir şekilde dini bütün yönleriyle temsil ettikleri söylenemeyen mezheplerin, İslam’la özdeşleştirilmeleri de mümkün değildir.5 Dolayısıyla mezhepsel hareket veya fikirler incelenirken hiçbir zaman din yerine konulmayacak ve temelinde beşer anlayışının bir sonucu olduğu kabulünden hareket edilecektir. Araştırmamızda insan faktörünün ağırlıklı etkisi altında ortaya çıkan mezhepleri dinleştirmeden, ortaya çıktıkları ve yaşadıkları ortamın sosyal-siyasal-ekonomik, coğrafi vb. gibi şartlarından tecrit etmeden inceleyeceğiz.6

İslam Mezhepleri Tarihi araştırmalarının ana gayesi bir fikri doğrulamak veya yanlışlamak olmadığından, kendi metinlerinden hareketle, tarafsız bi şekilde, mezheplerin ortaya çıkışı, ameli- fikri yapıları ve tesirlerinin slüetini çıkarmaktır.

Çünkü klasik İslam Mezhepleri Tarihi eserlerine bakıldığında, mezhebin ortaya çıkış şartları göz ardı edilmiş ve bir süreçten ziyade bir kişi veya bir fikirle başlatmışlardır.

Eserlerin pek çoğu karşıt gördüğü mezhep yada fikre bir reddiye veya kendi görüşlerini savunmak amacı gütmüştür.7 Bu sebeple içerdikleri veriler, tarafgir bir tavrın nakilleri konumundadır. Mâturîdî’nin Mutezileye bakışında da zaman zaman

3 Onat, Hasan, Türkiye de Din Anlayışında Değişim Süreci, Ankara Okulu Yay., Ankara 2003, s. 128

4 Fığlalı, “Önsöz”,s. XIII., Fığlalı, Çağımızdaki İtikadi İslam Mezhepleri Tarihi, s. 15; Onat, Hasan, Türkiye de Din Anlayışında Değişim Süreci, s. 128.

5Onat, Hasan, Yirminci Asırda Şiilik ve İran İslam Devrimi, Ankara 1996, s. 1; Onat Hasan, “Din Anlayışımızın Kaynakları Üzerine Bazı Düşünceler, Türk Yurdu, Cilt 13, 75 (1993), s. 48.

6 Hizmetli, Sabri, “İtikadi İslam Mezheplerinin Doğuşuna İctima Hadiselerin Tesiri Üzerine Bir Deneme”, AÜİFD, XXVII, 1983, s. 653.

7 İlk dönem Mezhepler Tarihi özellikleri için Bkz. Bağdadi, el Fark, s. XXII-XXVI.

(10)

bu tür tavır görülmektedir. Araştırmamızda tarafsızlığı esas alan betimleyici bir metod izleyeceğiz 8

Tarihsel araştırmalar, geçmişte yaşanılan olaylardan geriye kalan kalıntılar, vesikalar ve materyaller üzerinden yapılmaktadır. Yaşanılan pek çok olaydan günümüze aktarılan veriler, zaman içerisinde kayda değer görülen veya etkileri zamana karşı direnmeyi başarabilen ama çoğunlukla insanların elemelerinden geçerek varlıklarını sürdürebilmişlerdir.9 İslam Mezhepleri Tarihi özellikle ciddi bir düzeyde öznelleştirilmiş bir tarih alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sahanın kaynakları da bundan yeterince nasiplenmiştir. İsimleri temel kaynaklarda yer almasına rağmen günümüze ulaşamamış pek çok eserle birlikte Mâturîdî’nin de özellikle de mezheplerle alakalı eserleri günümüze ulaşamamıştır.10 Özellikle de Mutezile ile ilgili eserlerini olmaması bizi elimizdeki iki temel eserinden hareket etmeye mecbur bırakmaktadır. Bu eserlerdeki bilgiler, özellikle Tevilât’ın içerdiği bilgiler diğer nüshalarla karşılaştırarak ve doğrulanarak kullanılacaktır.

Sosyal bir realite olan mezhepler, yaşadığı dönemin coğrafi, ekonomik, siyasi ve fikri ortamında neşet etmiştir ve ister reddiye amaçlı, isterse doğrulamak içerikli fikirleriyle olsun, onların özelliğini taşımak durumundadır. Yani bulunduğu ortamın dönemin şartlarından bağımsız olarak ortaya çıkmış değildir.11 Tarih içersinde

8 Kutlu, Sönmez, “İslam Mezhepleri Tarihinde Usül Sorunu”, İslam Mezhepleri Tarihi

Metodolojisinde İhtisas Toplantıları, 27-28 Ekim 2003, İSAV, İstanbul. (İsav Tarafından Basımı Yaılacak), s.45.

9 Kılıçbay, Mehmet Ali, “Bir “Tarih Okuma” Tarzı Olarak Gelenek”, Doğu-Batı, Yıl:I,Sayı:III, 1998, s. 21-22.

10 Mâturîdî’nin kaynaklarda ismi geçipte günümüze ulaşamayan mezhepler tarihiyle ilgili eserlerin bazıları şunlardır: Reddu Evâili’l- Edille li’l- Kâbî, Reddu Tekzibi’l-Cedel li’l-Kâbî, Reddu Usûli- Hamse li’l-Bâhili, Reddu Kitâbi’l- İmâme li ba’dı’r- Ravâfız, Er- Redd ‘ala’l- Karâmıta, Reddu Kitâbi’l- Ka’bî fi Va’îdi’l- Füssâk, Beyânu Vehmi’l-Mu’tezile.

11 Yörükân, Yusuf Ziya, “Şehristânî”, Daru’l-Fünûn İlahiyât Fakültesi Mecmuası, Yıl II, Sayı, 5-6, Ankara, 1926, s. 259; “Hizmetli, Sabri, “İtikadi Mezheplerin Doğuşuna İctimai HâdiselerinTesirleri Üzerine Bir Deneme”, AÜİFD, S. XXVI, s. 653.

(11)

oluşum sürecine etki eden faktörlerin önceliği ve ağırlığı akımların özelliklerinde de belirgindir. Büyüyüp yayılmasında veya yok olmasında, fikirlerindeki sertlik, yada yumuşaklığın nedenlerini yaşadığı dönem şartları içerisinde aramak durumundayız.

Mâturîdî dahi Mutezile’ye yönelik zaman zaman kendi fikir sistemiyle çelişecek ithamlarda bulunmaktadır. Bu tepkilerin anlamlandırılabilmesi için sebeplerinin bilinmesi gerekmektedir. Araştırmamızda Mâturîdî döneminin şartları, özellikle de mezhepsel ve Mutezile açısından incelenerek, Mâturîdî’nin bakış açısının arkasındaki etkenlere ulaşılmaya çalışılacaktır.

Mezhepler Tarihi araştırmalarında karşılaşılan en önemli problemlerden birisi de tarihin belli bir döneminde kendi sosyal-kültürel şartlar içerisinde oluşan ve anlam yüklenen kavramların zaman içerisinde anlam daralması, genişlemesi hatta tam zıt anlamların değişmesi veya bugünün kavramlarıyla tarihi olayların anlamlandırılması anlam bozulmalarına sebep olmaktadır.12 Aynı kavram kullanılmasına rağmen taşıdığı anlamda farklılıklar meydana gelmektedir. Bu durum özellikle de mezheplerin isimlendirilmesinde ciddi bir problem olmaktadır. Dolayısıyla kavramlardaki bu anlam değişimi her mezhepsel fikir-hareketin kendi dönem şartları içerisinde ele alınacaktır. Mâturîdî’nin eserlerinde kullandığı kavramların tartışmalarda kazandığı anlamsal içeriğin tespiti araştırmamız açısından son dere önemlidir. Mezheplerin isimlendirilmesinde, isimlerle kastedilen içeriğin diğer kaynaklardan zaman zaman farklılık arz ettiği, hatta aynı isme kendi eserlerinde birbirine zıt anlamlar verdiği tespit edilmiştir.13 Mâturîdî’nin eserlerinden hareketle,

12 Kutlu, Sönmez, Türklerin İslamlaşma Süresinde Mürcie ve Tesirleri, TDV Yay. Ankara 2000, s.

13 Kutlu, “İslam Mezhepleri Tarihinde Usül Sorunu”, s.50; Kaderiyyenin kaderi reddedenler 26.

şeklinde değil de Mâturîdî bunları kaderi kabul edenler anlamında Cebriye olarak kullanmaktadır.

Bu husus I. Bölüm, “Kaderiyye” başlığında incelenmektedir.

(12)

anlam bütünlüğünü sağlayarak bu anlam ve içerik değişimini yakalamaya çalışacağız.

İslam Mezhepleri Tarihi kaynaklarında verilen bilgiler zaman zaman abartılmış veya bazen uydurulmuş olabilir. Bu durumda fikirlerin tarihi gerçeklerle karşılaştırılarak test edilmesi gerekmektedir. Bir fikrin veya inancın varlığının ve sosyal, siyasî, ekonomik ve dinî hadiselerde bu fikrin tezahürlerinin “zaman-mekan bağlamı” göz önünde bulundurularak tespit edilmesi olarak tanımlanabilen fikir- hadise irtibatı Mezhepler Tarihinde her hangi bir mezhebin tarih sahnesine çıkmasında etkili olarak gösterilen hadiselerle, o mezhebi diğer mezheplerden farklı kılan ilk fikirlerini ve onun etkilerini araştırılarak bu ikisi arasında bir ilişkinin var olup olmadığını, ya da fikrin o hadisenin sebebi olup olmadığını ortaya koymak demektir. Fikirden-hadiseye veya hadiseden fikre işleyen iki yönlü bir müşehadedir.

Mezhepler tarihçisi, araştırdığı mezheple ilgili fikirleri, olayları ve davranışları ortaya koyarken fikir ve hadise irtibatını kurmaya ve bu ilişkileri zaman ve mekan bağlamını da katarak derinlemesine analiz etmeye dikkat etmelidir. Bu yöntem başarıyla uygulandığı takdirde mezheplerin ideolojik tarih kurguları çözülebilecektir.

Fikir-hadisi irtibatı prensibi, Watt, Fığlalı ve Onat tarafından kullanılmış ve son derece önemli sonuçlar elde edilmiştir. 14

Klasik mezhepler tarihi kaynaklarında fikirlerin doğup ve geliştiği tarihi süreç irdelenmeden, ne zaman kim tarafından ortaya atıldığı üzerinde gerekli hassasiyet gösterilmeden “Mutezile dediki, Havâric dediki, Ravâfıza dediki vb ifadelerle umumlaştııılarak bir mezhebin fikri olarak sunulmaktadır. Bu tavır da mezhebin kendi içerisinde ki farklılaşmayı göz ardı edip, tâbi olanlarını tek tipleştirirken, fikrin

14 Geniş bilgi içib bkz. Onat, Hasan, Emeviler Devri Şii Hareketleri ve Günümüz Şiiliği, Ankara 1993, s. 12-20; Kutlu, Türklerin İslamlaşma Sürecinde… s. 26-27; Bağlıoğlu, Ahmet, İnanç Esasları Açısından Dürzilik, Ankara Okulları Yay., Ankara, 2004, s.14

(13)

ortaya çıktığı, şartları ve çıkaran olay ve kişileri gizlemiş olmaktadır. Dolayısıyla fikrin geçirdiği evrim ve anlam değişmeleri tespit edilemez olmaktadır.

Fikirler üzerinde derinleşme ve menkulde makulun aranılması ilkesiyle, fikirlerin tarihlendirilmesi ve gelişim süreçleri ortaya konularak, nakledilenler arasında en makul olana ulaşmayı hedeflenmektedir. Bu durum araştırmamız için oldukça önemlidir. Çünkü Mâturîdî çoğu zaman fikirleri direk mezheplere atfederek, tarihlendirmeden nakletmektedir. Bu da konuyla alakalı görüşlerinde anlamayı zorlaştırmaktadır.

Araştırmamızda, tarih bilinciyle hareket ederek fikirleri tarihsel, toplumsal, psikolojik ve dini bağlamıyla analiz etmeye özen gösterip, klasik kaynakların düştüğü genelleme ve indirgeme yanlışlıklarına düşmekten kaçınılacaktır. 15

Mâturîdî eserlerinde kişi isimlerini baze tam künyeyle zikrederken, bazen ise

“Ebû Muaz, Ebû Bekir... şeklinde çok kısa olarak vermektedir. Ayrıca bu kişiler arasındaki bağlantılardan, mezhebsel anlayışlarından vs. bahsetmemesi, kişiler ve fikirler arasındaki tarihsel bağı koparmaktadır. Bu bağların ve ilintilerin kurulması fikir örgüsü içerisindeki ağı ortaya çıkararak fikirlerin yayılım ve gelişimini ortaya çıkaracaktır. “Kişiler üzerinde derinleşme” olarak formulleştirilen metodla kişilerin doğumundan başlayarak yetiştiği kültürel ve sosyal yapı, fikrî ve siyasî bağlantıları, eserleri ve itikadi siyasi zümrelerle olan ilişkilerinin oluşturduğu tarihsel kişiliği ile sonradan kendisine yüklenilen menkabevî kişiliğini ayrı ayrı incelemeye çalışarak16 Mâturîdînin eserlerindeki kişilerin kimlikleri ve fikirlerinin daha doğru anlaşılmasına çalışılacaktır.

15 Kutlu, “İslam Mezhepleri Tarihinde Usül Sorunu”, 48.

16 Kutlu,Türklerin Müslümanlaşması Sürecinde, s. 27-28; Kutlu, “İslam Mezhepleri Tarihinde Usül Sorunu”, s. 56.

(14)

1.2. Kaynak Değerlendirmesi

Yapılan araştırmalarda kullanılan kaynaklar, araştırmada sağlıklı verilere ulaşmak, ulaşılan sonuçların doğruluğu ve değeri açısından oldukça önemlidir.

Mezheplerle alakalı eserlerin zaman zaman karşıt fikirli insanlar tarafından yazılmış olmaları taşıdıkları bilgilerin doğruluğuna şüpheler düşürmektedir. Dolayısıyla muhaliflerin söyledikleri/tanımlamaları önemli olmakla birlikte mezheplerin, kendi müntesiplerinin kendilerini nasıl değerlendirdiği daha önemlidir. Bu bağlamda temel olarak kullanılan kaynakların bir değerlendirilmesinin yapılması araştırmanın sağlıklı yürütülmesi açısından gereklidir.

I.2.1. Mâturîdî’nin Eserleri

Kaynaklarda kendisine pek çok kitap atfedilmesine rağmen, elimizde sadece bir kaç tanesi mevcuttur. Mezheplerle alakalı, araştırmamız açısından da önemli sayılabilecek eserleri maalesef günümüze ulaşamamıştır.17 Dolayısıyla araştırmamız Kitâbu’t-Tevhîd ve Tevilâtu’l-Kur’an ve kendisine atfedilen eserlerden yapılan alıntılar esas alınacaktır.

1.2.1.1.Kitâbu’t- Tevhîd:

17 Kitabu’t- Tevhîd, Risale fi’l- Akâid, Şerhu’l- Fıkhu’l Ekber, Reddu Evâili’l- Edille li’l- Ka’bî, Reddu Tekzibi’l-Cedel li’l-Ka’bî, Reddu Usûli- Hamse lil Umer el-Bahili, Reddu Kitâbi’l- İmâme li ba’dı’r- Ravâfız, Er- Redd ‘ala’l- Karamıta , Reddu Kitabi’l- Ka’bî fi Va’idi’l- Füssak, Beyânu Vehmi’l-Mu’tezile, Kitab el- Makalât, Kitabu’t- Tefsîri’l- Esmâ ve’s- Sıfat, Akîde Risalesi ve Şerhi, Me’hazu’ş- Şerai fi Usûli’l- Fıkh, El-Cedel fi Usûli’l- Fıkh, Ed- Dürer fi Usûli’d-Din, El-Usûl, Te’vilâtu’l- Kur’an, Risale fi ma lâ Yecûzu’l- Vakfu aleyhi fi’l- Kur’an, Vasâya ve Münecaat Bkz. Kutlu, Türklerin Müslümanlaşması Süreci, s. 272-273. Koçoğlu, Kıyasettin, Mâturîdî’ye Göre Mürcie, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, A.Ü.S.B.E. Ankara 2000, s. 17-20;Topaloğlu, Bekir, Ebû Mansur el-Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd Tercümesi, Ankara 2002.

“Önsöz”,s. XXV-XXXIV;

(15)

Ebû’l-Muîn en-Nesefî ve Ebû’l-Yusr el-Pezdevî tarafından “Kitâbu’t-Tevhîd”

olarak isimlendirilen eser, Keşfü’z-Zünûn ve Hediyyetü’l-Ârifîn’de ise “Kitâbu’t- Tevhîd ve İsbâtü’s-Sıfât”18 şeklinde geçmektedir.19

Daniel Gimaret, kitabın Mâturîdî’ye ait olduğunu, fakat kitabın metni sadece Kitâbu’t-Tevhîd’den ibaret olmadığı görüşündedir.20 J. Meric Pessagno ise eserin Mâturîdî’nin bir takipçisi tarafından öğretmeninin daha küçük ölçekli eserlerinden bir araya getirilmiş bir kitap olarak görme eğilimindedir.21 Yine kitaptaki “Mâturîdî diyor ki” “Fâkih Mâturîdî diyor ki”22 gibi ifadeler, kitabın bizzat Mâturîdî’nin kaleminden çıkmamış, talebeleri veya takipçileri tarafından kaleme alındığı gibi bir intiba vermektedir.

Mâturîdî’nin en önemli eseri olarak kabul edilen Kitâbu’t- Tevhîd’ in bilinen tek nüshası Cabridge Üniversitesi Ktb., nr. Add.3651 de bulunmaktadır. 1970 yılında bu ilk nüsha, Fethullah Huleyf tarafından yaklaşık 58 sahife gibi geniş bir ön sözle neşredilerek, ilim dünyasına, özellikle bu alanda çalışan araştırmacılara büyük bir hizmet sunulmuştur.23 Huleyf’in basımını yaptırdığı bu eserin içerdiği hatalarla alakalı ciddi eleştiriler yapılmaktadır.24 Bu eser Hüseyin Sudi Erdoğan tarafından Türkçe’ye tercüme edilerek 1981 yılında basılmıştır. Fakat zaten üslup olarak zor

18 Katip Çelebi, Keşfü’z-Zünûn, C.II. s. 1406; İsmail Paşa el Bağdadî, Hediyyetü’l-ârifin, C. 6, s. 36

19 Topaloğlu, Bekir, “Önsöz” Kitâbu’t-Tevhîd, B.Topaloğlus. xıx-xx.

20 Gimaret, Daniel; Theories De’l’ Acte Humain Enthcologie Musûlmane, Paris, 1980, s. 175-176.

21 Pessegno, J.Meric, “Mâturîdî Düşüncede Kötülük (Kavramının) Kullanımları”, Çe Arş.Gör.Fethi, Kerim Kazanç, (Studia İslamica (c.LX. 1984, s. 5982) den alınmış “The Uses Evil in Mâturîdîan Thought” makalesinden çeviri); Ondokuz Mayıs Un İlahiyat Fakültesi Dergisi, C.10, Samsun, s.

22 Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd, Neşreden: Fethullah Huleyf, Terc., Hüseyin Sûdi Erdoğan, Er-458.

Matbaası, İst- 1981, s. 160,162,167,173, 177, 179, 161…

23 Yeprem, a.g.e. s. 259 - 260 ve ilgli dipnot ( Dipnot:36); Kemal, Işık, Mâturîdî’nin Kelam Sisteminde İman Allah ve Peygamber Anlayışı, s. 17-18; Yeni Türk Ansiklopedisi, Ötiken Yayınları, cilt: 6, “Mâturîdî” Maddesi, s. 2233; İslam Ansiklopedisi, , “Mâturîdî” Maddesi, C. 7, Maarif Basımevi, İstanbul, 1957.

24 Ebû Mansur el-Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd, thk ve takdim Dr. Fethullah Huleyf, Daru’l-Camiatu’l- Mısriyye,

(16)

anlaşılan eser ciddi tercüme hataları da eklenince daha da anlaşılmaz hale gelmiştir.25 Kitâbu’t-Tevhîd yeni bir tahkik ve tashihle Bekir Topaloğlu ve Dr. Muhammed Aruçi tarafından tahkik edilrek 2003 yılında basılmıştır.26 Bu tahkikten harketle eseri Bekir Topaloğlu tarafından Türkçe’ye Tercüme edilerek 2002 yılında yayınlanmıştır.27

Türk araştırmacılar için çok ciddi bir istifade imkanı sunan Kitâbu’t Tevhîd’in bu Türkçe tercümesi Mezhepler Tarihi araştırmalarında dikkatli olunması gereken bazı olumsuzluklar içermektedir. Örnek olarak asıl metinde Mâturîdî tarafından Ehl-i Sünnet kavramı kullanılmazken, eserdeki “Müslümanlar dedi ki” veya “onlar”

şeklindeki birkaç ifade “Ehl-i Sünnet” olarak çevrilmiştir.28

Kitâbu’t-Tevhîd, alışılmamış dağınık üslûbu dolayısıyla, muğlak ve takibi zor olarak kabul edilmiştir.29 Böyle zor bir üslûpla kaleme alınmasının kökeninde, Mâturîdî’nin değişik fikir gruplarına karşı verdiği mücadelenin etkilerinin varlığı kabul edilmelidir. Mâturîdî’nin ifade tarzının kapalı ve zor anlaşılır olması, sadece telifte takip ettiği bu usûldan kaynaklanmamaktadır. Bu birazda o devre ait ilmî bir üslûbun henüz teşekkül etmemiş olması ile de yakından ilgilidir.30 Eserdeki bu anlaşılma zorluğunun sebeplerinden birisi olarak da Gimaret, Mâturîdî’nin Arapça’yı iyi bilmemesine bağlamaktadır.31 Üslûptaki bu muğlaklık Fethullah Huleyf

25 İmam Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd, Yay.Haz. Fethullah Huleyf, Türkçeye Terc. Hüseyin Suudi Erdoğan, İst. 1981.

26 Ebû Mansur el-Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd, Yay. Haz. Prof Dr. Bekir Topaloğlu-Dr. Muhammed Aruçi, İSAM Yay, Ankara, 2003.

27 Ebû Mansur el-Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd Tercümesi, Terc: Prof.Dr.Bekir Topaloğlu, TDVİSAM Yay, Ankara, 2002

28 Krş: Kitâbu’t-Tevhîd, B.TopaloğluA s. 309, 310, 317, 319, 321, 323, 333, 386, 388, 397, 400, 403, 405, 423.

29 Michel, Allard, ,S.J. Le Proble’me Des Atributs Divins, Editions De L’imprimerie Cathologue, Beyrouth 1965, s. 421.

30 Yazıcıoğlu, Kelam Ders Notları, s. 119-120

31 Gimaret, a.g.e. s. 178.

(17)

tarafından neşredilen Kitabu’t-Tehîd’deki küçümsenmeyecek hatalar da ilave edilince, Mâturîdî’nin kelâma dair elimizde mevcut bulunan bu tek eserinin değerlendirilmesi de o nispette zorlaşmaktadır. Dünya da sadece bir tek yazma nüshasının bulunması, bu tür hataların yapılmasını kaçınılmaz kılmaktadır.32

Kitapta ele alınan konuların tasnifinde kendi dönemi içerisinde oldukça orijinal kabul edilmesine rağmen, konuların işlenişinde ise aynı başarı görülmemektedir. Akli ve nakli deliller ışığında meselelerin ele alındığı eserde, Havâric, Rafıza, Mutezile, Haşeviyye, Cehmiyye, Mürcie, Kaderiyye, Müşebbihe, Kerramiyye, Karmatiler, Neccariyye, Batıniyye, Dehriler, Sümeniler, Sofistler, Seneviyye, Menaniler, Deysaniler, Markiyuniler, gibi konular incelenmiş bazen de bu fırkalardan önde gelen kişilerine ait görüşler incelenerek eleştirilmiştir.33

Araştırmamızda Kitâbu’t-Tevhîd’in nüshalarından Bekir Topaloğlu’nun tercüme ettiği nüshayı anlaşılmasının kolaylığı ve en son yapılan tahkikli nüshası olmasından dolayı tercih ettik ancak, bazen diğer nüshalarla mukayese yoluna başvurduk.

1.2.1.2. Te’vilâtu’l-Kur’an

İmam Mâturîdî’nin bir çok yazma nüshasıyla günümüze intikal eden eseri Te’vilâtu’l-Kur’an adını taşıyan tefsiridir.34 Bazı kaynaklarda Tevilâtu’l-

32 Yazıcıoğlu, a.g.e. s. 120

33 Bkz. 3. Bölüm İlgili Yer

34 Te’vîlât’ın yazmalarının bulunduğu kütüphaneler şunlardır: Atıf Efendi, No.76; Atıf Efendi, No.77; Berlin (Tubingen), No. Or. Fol. 4156; Beşir Ağa, No.9; British Museum, No. Or. 9432;

Kahire (Daru’l- Kütüb), No. 47; Çorlulu Ali Paşa, No. 10; Feyz, No. 16; Halit Efendi. No.22;

Hamidiye, No. 30; Hamidiye, No.31; Carullah (Velieddin), No. 47; Carullah (Velieddin9, No. 48;

Carullah (Velieddin), no. 49; Karaçelebizade (Hüsameddin), No.5; Köprülü, No. 47; Köprülü, No.48; Laleli, No. 100; Mihrişah, No. 8; Murad Buhari (Tekkeler Mura?d), No. 14; Nuru Osmaniye, No. 122; Nuru Osmaniye, No. 123; Nuru Osmaniye, No. 124; Nuru Osmaniye, No.

125; Ragıp Paşa, 35; Ragıp Paşa, 36; Ragıp Paşa, 37; Reşîd Ef. (Kayseri) No. 47; Revan Odası(Topkapı Sarayı) no. 182; Ahmed III. Sarayı (Topkapı), No. 28/1; Ahmed III. Sarayı (Topkapı), No. 28/2; Medine Sarayı, No. 180; Selim Ağa, No. 40; Selim Ağa, No. 140; Şehid Ali,

(18)

Mâturîdîyyeti fi Beyânî Usûl-i Ehl-i Sünneti ve Usûli’t-Tevhîd şeklinde35 bazı kaynaklarda da sadece Tevilât’u- Ehlu’s- Sünne”36olarak da geçmektedir.

Tefsir tarihinin üçüncü safhası olan “Tedvin Devri” ne ait müstakil dirayet tefsirlerinden biri olan Te’vilât ile İmam Mâturîdî daha çok ayetleri ayetlerle tefsir etme, bir başka ifadeyle Kuran’ı bizzat kendisiyle anlama metodunu uygulamıştır.

Müellif bu eserinde gerektiğinde İlm-i Kelâm bahislerine de temas etmiş ve başta Mutezile olmak üzere Havâric, Ravfıza, Mürcie, Mücessime, Müşebbihe, Haşeviyye, Ehl-i Hadis, Cehmiyye gibi İslam içerisinde kabul edilen mezheplerin yanı sıra Batıniye, Zanadıka, Batıniye, Seneviyye gibi ekollerden ve diğer dinlerin görüşlerinden de bahsetmektedir.37

İmam Mâturîdî’nin hemen hemen bütün kelâmi görüşlerinin, ilgili ayetlerin açıklamasında yer aldığı bu eser, Alauddin Ebû Bekr Muhammed es- Semerkandî (ö.

533/1158) tarafından şerh edilmiştir. Bu şerhin bazı nüshaları İstanbul kütüphanelerinde mevcuttur.38 Te’vilât, Mâturîdî’nin ders takrirleri sırasında tutulan talebe notlarının daha sonra toplanıp birleştirilmesiyle meydana gelmiş bir eserdir.

Bu durum, Te’vilât’ın daha kolay anlaşılmasını sağlamıştır.39

Tevilât’ın pek çok kişi tarafından istinsah edilmesi, onun çok rağbet gören bir eser olduğunu göstermektedir. Kütüphanelerimizde bulunan Te’vilât yazmalarının varak ortalaması 500’dür. Bir varak iki sayfadan ibaret olduğuna göre, eserin yazma bir nüshası aşağı yukarı bin sayfayı bulmaktadır. Eser üzerinde, İstanbul

No. 53; Taşkent , No. 5126; Taşkent , No. 5127; Yusuf Ağa (Konya), No. 5552; Zahiriyye, (Daru’l- Kütüp, Dımeşk), No. 495 (Tefsir, 99). Bkz. er-Rahman, a.g.e. s. 24-25

35 Katip Çelebi, Keşfüz-Zünûn, C. I.336

36 Katip Çelebi, Keşfüz Zünûn, C. 1 s. 335; el-Bağdâdî, İsmail Paşa, Hediyyetü’l-Arifin, C.6, s. 36.

37 Bkz.Mâturîdînin mezheplere Bkzışıyla ilgili bölüm

38 Süleymaniye Kütüphanesi , Şehit Ali Paşa, nr. 229; Topkapı Sarayı ktp. nr. 179.

39 Bkz. Muhammed b. Ahmed Ebû Bekr Alauddîin es-Semerkandî, Şerhu Te’vîlâti’l-Mâturîdî, Süleymaniye Ktb (yazma) Hamidiye, No.176 Vr. 1b ; Özdeş, a.g.e. s. 34 ; İmamoğlu, a.g.e. s. 21.

(19)

kütüphanelerinde bulunan muteber nüshalara dayanarak Muhammed Eroğlu tarafından yapılmış, yalnızca Fatiha ve Bakara surelerini ihtiva eden tahkikli metni 360 daktilo sayfası tutmuştur. Öte yandan Te’vilâtü’l- Kur’an’ın yine sadece bu bölümlerinin, biri, İbrahim ve Seyyid Avazeyn (Kahire-1971) kardeşler, diğeri de Muhammed Müstefizü’r- Rahman tarafından (Bağdat- 1983) yapılmış iki tahkikli neşri bulunmaktadır. Ayrıca Tevilât’ın Fatiha, Bakara, Âyetü’l-kürsi, Haşr Suresi’nin son dört ayeti, Fîl; Kureyş, Mâûn, Kevser, Kafirûn, Nasr, Tebbet, İhlâs, Felâk ve Nasr surelerinin Arapça’sının tahkiki Ahmet Vanlıoğlu, kaynakları ve Türkçesi Bekir Topaloğlu tarafından yapılarak neşredilmiştir.40 Bu konudaki çalışmaların devam ettiğini ancak yaklaşık 15 cilt olacağı tahmin edilen çalışmanın zaman ve destek gerektirdiğini ifade etmektedir.41 Ülkemizde de son dönemde Te’vilât’ı konu edinen ilmi çalışmalar yapılması sürur vericidir.42

Araştırmamızda Tevilât’ın Medine 18043, Hamidiyye 3044, nüshaları esas alınmış olup, anlaşılması zor noktalarda Semerkandi Şerh’ine45 müracaat edilmiştir.

1.2.2. Mâturîdî’ye Atfedilen Eserler

1.2.2.1. İslâm Akâidine Dair Eski Metinler-I

40 Mâturîdî, Ebû Mansur el-Mâturîdî, Te’vîlâtû’l-Kur’andan Tercümeler, Terc.Bekir Topaloğlu, İmam Ebû Mansûr el-Mâturîdî Araştırma Vakfı, İstanbul 1995

41 Topaloğlu Bekir, “Önsöz” Mâturîdî, Ebû Mansur el-Mâturîdî, Te’vîlâtû’l-Kur’andan Tercümeler, Terc.Bekir Topaloğlu, İmam Ebû Mansûr el-Mâturîdî Araştırma Vakfı, İstanbul 1995, s. XVII;

Te’vîlâtın İslam ülkelerinde basımının yapıldığı bilgileri gelmesine rağmen henüz esere ulaşılamamıştır.

42 Örnek olarak, Muhammed Eroğlu, Ebû Mansur el-Maturîdi ve Te’vilâtu’l- Kur’an, İstanbul- 1971, Doktora Tezi; Ragıp İmamoğlu, Mâturîdî ve Te’vilâtu’l- Kur’an’da ki Tefsir Metodu, Ankara- 1973, (Doktora Tezi); Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nce 15 Mart 1986 tarihinde düzenlenen İmam Mâturîdî Kongresi’nde de Te’vilâtu’l- Kur’an’ı ele alan tebliğler sunulmuştur.

Te’vîlât’ın baslmış oduğuna dair bilgilr olmasına rağmen araştırmamızın son döneminde elde edilen bu bilgiye rağmen esere ulaşılamamıştır.

43 Topkapı Sarayı ; Medine Bölümü, Yazma No: 180

44 Süleymaniye Ktp. Hamididyye no: 30

45 Ebi Mansur Muhammed b. Muhammed b. Mahmud el-Mâturîdî es-Semerkandi, Te’vîlât, Topkapı Sarayı, Medine Kısmı, Rakam 179, C. 2 (542b-1062b).

(20)

Ebû Mansur Mâturîdî’ye isnad edilen Tevhîd Kitaı” ve Akâid Risâlesi adlı iki Risâle, Yusuf Ziya Yörükhan tarafından Türkçe’ye tercüme edilerek İslâm Akâidine Dair Eski Metinle” ismiyle yayınlanmıştır.46 Bu iki risale hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.

1.2.2.1.1. Tevhîd Kitabı:

Orijinali Arapça, 4 sahife (Türkçesi 5 sahife)’den oluşan küçük bir risale olan bu eser Allah’ın isimleri, sıfatları vb. on konunun teferruata girilmeden özet olarak konuların işlenmektedir. Bu risale hakkında Mütercim ön sözde şu bilgilere yer vermektedir:

Kitabu’t- Tevhîd adlı eseri, İstanbul Fatih Millet Kitaplığı, Feyzullah Efendi kısmında (2155) numaralı mecmua içinde buldum. Eser, mecmuada İbrahim b.

İsmail Haltari’nin Fıkhu’l- Ebsat şerhini takip eden sahifelerdedir. Kitabın baş tarafında “İmam-ı Ebû Mansur-i Mâturîdî’nin Kitâbu’t-Tevhîdi” denildiği gibi, ilk satırlarında da ayrıca bu cihet açıklanmaktadır. Kitapta istinsah tarihi yoktur. Ancak mecmua içinde 876/1471 tarihinde yazılmış olduğu belirtilen İmam Ebû Hanife’nin meşhur el-Vasiyye’si ve 873’/1468de yazılmış diğer bir nüsha bulunduğuna göre nüshanın İstanbul’un fethi sıralarında yazılmış olduğu anlaşılıyor. Eserin ikinci bir nüshasını diğer kitaplıklarda bulamadım. Nüshada anlaşılmayacak yerler yoktur.

Yalnız on ikinci fasılda bir kaç kelime bozuktur...”47 1.2.2.1.2. Akâid Risalesi

Risalenin başlangıcındaki şu ifadelerle “Bu Akaid Risalesi Peygamber’in ve arkadaşlarının yolunu güdenlerin (Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatın) başkanı, İslâm

46 Yörükân, Yusuf Ziya, İslam Akaid Sisteminde Gelişmeler, Yayına Haz. Turhan Yörükân,T.C.

Kültür Bkzanlığı Yay. Ankara 2001. s. 245-293.

47 Yörükân, a.e., s. 245-246.

(21)

Dini’nin hükümlerini açıklayan, müslümanların öğütçüsü, bilgin, önder, Şeyh Ebû Mansur-i Mâturîdî’ye mensuptur.”48 İmam Mâturîdîye isnat edilen metin 43 konunun özet olarak incelendiği, yaklaşık 13 sahifeden oluşmaktadır. İçerdiği konuların bazıları şunlardır: İlmin vasıtaları, Allah’ın varlığı delili, Allah’ın isimleri, sıfatları, Kur’an ezelidir, İnsanın gücü, hürriyeti, fiilleri, imanın mahiyeti, şartları, iman- İslâm, mukallidin imanı, amel imana dahil midir? Ka’bir azabı, Cennet-Cehennem, melekler...

Mütercim her iki risalenin İmam-ı Mâturîdî’ye ait olup olmadığı konusunda da şunları söylemektedir: “...Metnin birinde “ Bu Akîde İmam Mâturîdî’ye mensuptur.” diğerinde Tevhîd Kitab’ı İmam-ı Mâturîdî tarafından”dır, deniliyor. Bu tabirler, yazıların İmam’ın kaleminden olduğu hakkında tam bir kanaat vermeyebilir;

ancak içindekilerin tamamıyla onun fikirleri olduğunda veya onun yazlarından derlenip toplanmış bulunduğunda hiç şüphe yoktur. Bu bakımdan her iki eserin İmam Mâturîdî’ye ait olduğuna kanaatim tamdır.”49

Yukarıda bahsettiğimiz Fethullah Huleyf’in neşrettiği Mâturîdî’nin

“Kitabu’Tevhîd” isimli kitabının belli konularının özeti mahiyetinde olan eserler hakkında bu kadar bilgi ile yetinmek istiyorum.

1.2.2.2. Mâturîdî’nin Akîde Risâlesi ve Şerhî

Kelâm ilminin temel konularını içeren, şerhini, Şafii ve Eş’arî alimi olan Subki’nin es-Seyfu’l-Meşhur fi şerhî Akîdeti Ebi Mansur adıyla yazdığı kitabın Türkçe tercümesi ve bazı ilaveleri ile birlikte Dr. Saim Yeprem tarafından 1989 yılında yayınlanmıştır. Yeprem’in, “Yörükhan’ın “Kitâbu’t-Tevhîd” diye neşrettiği

48 Yörükân, a.g.e. s. 257.

49 Yörükân, a.e., s. 247.

(22)

ve ikinci bir nüshasını bulamadığını söylediği küçük risaleyi Seyyid Ali Paşa, 1717 numarada kayıtlı bir mecmua içerisinde, “ Akîdetü İmam Ebû Mansur el-Mâturîdî”

ismiyle tespit ettik…”50 dediği bu eserin muhtevası hakkında şunları söylemektedir:

“Eser kelâmi konuların özetini yapmış durumdadır. Kısa olması için özen gösterilmiştir. Kullanılan ifadelerin öz ve veciz olması üslup ve konuları ele alış şekli, Mâturîdî’ninkine çok yakındır. Mâturîdî’nin kullandığı bazı terimlere burada da yer verilmesi benzerliği artırmaktadır.51

Ancak “Akîde’nin bazı yerleri, müellifi hakkında bir takım tereddütler uyandırmaktadır; “Bu akîde Şeyh İmam…’a nispet edilmektedir”, “ İman ve İslâm’ın terminolojik münasebetleri işlenirken, bu konudaki farklı görüşleri verdikten sonra,

“ancak doğrusu Ebû Mansur el-Mâturîdî’nin söylediğidir” gibi ifadeler eserin Mâturîdî tarafından değil de, başkaları tarafından kaleme alındığını göstermektedir.52

Ayrıca Ebû’l- Mu’ın en-Nesefî, diğer kitaplarının tamamının ismini verdiği halde bu eserden hiç bahsetmemiş olması ve eserde, tekvîn bahsi işlenirken Kaderiyye’nin yanında Eş’ariyye de nakledilip tenkit edilmektedir. Mâturîdî ve Eş’arî’nin vefat tarihleri birbirlerine çok yakın olması ve özellikle Eş’arîlik’in kendisinden sonraki büyük imamlarla (Bakillani, Cüveyni, vd.) teşekkülünü tamamlamıştır. Eş’arî hayatta iken mezhep ismi teşekkül etmiş olsa bile yukarıda verilen konularda mezhep doktrinin teferruatıyla belirgin hale gelmesi mümkün değildir. Dolayısıyla eserin Mâturîdî’nin mezhep görüşlerini toplamak isteyen ve

50 Yeprem, Saim, Mâturîdî’nin Akîde Risâlesi ve Şerhi, M.Ü.İ.F. Yay. İstanbul 2000.s. 43.

51 Yeprem, Mâturîdî’nin Akîde Risâlesi…, s. 45-46.

52 Yeprem, Mâturîdî’nin Akîde Risâlesi…, s. 46

(23)

bunları Mâturîdî’nin Akîdesi diye sunan Mâturîdî bir başka müelifine ait olabileceğini belirtmektedir.53

Temel kaynak olarak Mâturîdî’nin kendisine aidiyeti kesin olan Kitâbu’t- Tevhîd ve Tevilau’l-Kur’an isimli eserleri olmakla birlikte, Mâturîdîye atfı şüpheli olan Ebû Mansur Mâturîdî’ye isnad edilen Tevhîd Kitabı ve Akaîd Risâlesi adlı iki Risâle, ve Mâturîdî’nin Akîde Risâlesi ve Şerhi, isimli kitaplar ve Mâturîdî düşüncesinin önde gelen isimlerinden Nesefî, Semerkandî ve Pezdevî’nin eldeki eserlerinden de Mâturîdî’nin fikirlerinin doğru anlaşılması noktasında ihtiyatlı bir şekilde faydalanılacaktır.

1.2.2. Diğer Kaynaklar 1.2.2.1.Mutezili Kaynaklar

Mutezili kaynaklar araştırmamızda Mâturîdî-Mutezile ilişkisini ortaya çıkarması açısından önemli olmamakla beraber, Mâturîdî’nin bahsettiği Mutezili fikir ve kişiler hakkında içerdikleri bilgiler dolayısıyla araştırmamıza kaynaklık etmektedirler. Mâturîdî’nin yaşadığı döneme en yakın tarihli, ve Mutezili kişiler tarafından yazılmış eserlerin kullanılmasını Mezhepler Tarihi’nin usulû açısından son derece önemlidir.

Mâturîdî’nin özellikle Kitâbu’t-Tevhîd’de kendisinden oldukça bahsedip tartıştığı Ebû’-Kasım el-Ka’bî’nin elimizde bulunan Makâlât isimli eserinin Babu Zikri’l-Mutezil’si ve Kadı Abdulcebbâr’ın Fazlu’l-İtizal ve Tabakatu’l-Mutezile isimli eseri ve Hakîm el-Cûşemî’nin eseri dedir. Bu eser itizal ekolünden ve mensuplarından bahseden temel kaynaklardan biri sayılır. Bu üç eserden İmam Ebû’l-Kâsım Abdullah el-Belhî’nin kaleme aldığı Makâlâtu’l-İslâmiyyin’in Mutezile

53 Yeprem, Mâturîdî’nin Akîde Risâlesi…, s. 46-47

(24)

ile ilgili kısmı Mutezile’nin doğuşu ve simlendirilmesini, mezhebin teşekkülünü ele almaktadır. Kadı Abdulcebbâr (415/1020)’ın Fazlu’l-İ’tizâl ve Tabakâtu’l-Mu’tezile adlı eseri ise Mu’tezile’nin 10 tabakasında yer alan şahısları ele almaktadır. Hakim el-Cüşemi’nin Şerhu Uyunu’l-Mesail kitabında ise Kadı Abdulcebbâr (öl.415/1020)’ın incelediği 10 tabakaya Mu’tezile’nin son iki tabakası da eklenerek 12 tabakaya tamamlanmıştır.54 İbn Murtaza (840/1436) da Mu’tezile’yi bu esere dayanarak 12 tabaka olarak ele almıştır. Esasen İbn Murtaza, Kadı Abdulcebbâr ile Hakim el-Cüşemî’in eserlerini özetlemiştir.55 Bu sebeple Fadlu’l İtizâl, İbn Murtaza’nın el-Münye ve’l-Emel veya Tabakâtu Mutezile56 adıyla basılan eserlerinin ana kaynağı57 olma özelliğindedir.

Mu’tezile’ye özgü fikirlerin ve beş esasın günümüze kadar ulaşmasında etkili olan en eski Mu’tezili müellif Hayyat (300/912) ve Kadı Abdulcebbâr (415/1020)’dır. Bu sebeple bu iki şahsın eserlerine ulaşma ve onlardan yararlanma araştırmamız açısından önem arz etmektedir. Hayyat’ın eseri Kitabu’l- İntisâr; İbn Ravendi’nin, Cahız’ın Fadıletü’l Mu’tezile (Mutezilenin seçkinliği) eserine cevap olarak yazdığı Fadihatü’l Mu’tezile (Mutezilenin Saçmalıkları) adlı eseri eleştirel bir eserdir.58 Bu meşhur eser büyük oranda VI. Ve IX yüzyıllarda yaşayan öncü Mu’tezilîlerin doktrinlerine ışık tutmuştur. Çünkü İbn Hayyat ve İbn Ravendi IX yüzyılın son yarısında yaşamışlar ve dönemin farklı din ve mezheplerinin takipçileriyle kişisel temasta bulunmuşlardır. Dolayısıyla bu eser hem Ebû’l-Hüzeyl ve hem de Mu’tezile ile ilgili önemli bilgiler içermektedir.

54E.Fuad Seyyid -A.Fuad Seyyid, Fad’lü’l İtizal ve TaBkzatu Mutezile, Önsöz, 5.

55Fad’lü’l İtizal, s. 35.

56Osman, Şerhu Usulu Hamse, Mukaddime, 22.

57Yurdagür, Metin, “Son Dönem Mutezilesinin En Meşhur Kelamcısı Kadı Abdulcebbâr Hayatı ve Eserleri”, MÜİFD, IV(1986), İstanbul, 134.

58El-Hayyat, Ebû’l-Hasan Abdu’r-rahim b. Muhammed b. Osman, Kitabu’l-İntisar ve’r-Reddü Ala İbn-i’r-Râvendî, Muk. Thk ve Tal. Niyberc, Daru’n-Nedveti’l İslamiyye, Beyrut/ Lübnan 1987- 1988.

(25)

Kadı Abdu’l-Cebbâr, el-Münye ve’l-Emel fi Şerhî Milel ve’n-Nihâl eseri de Mutezili kişiler ve fikirleriyle alakalı bilgileri edinmemizde önemli bir kaynak olmaktadır. Kadı Abdulcebbâr (415/1020)’ın Şerhu’l-Usûli’l-Hamse adlı eseri Abdulkerim Osman tarafından tahkik edilmiş ve basılmıştır. Bu eserin kime ait olduğu hususu tartışılmış ve konu ile ilgili bazı tezler öne sürülmüştür. Eserin muhakkiki Abdulkerim Osman bu tezleri önsözde ele almıştır. Buna göre bu eserin Ebû’l-Hüzeyl (227/841)’in Kitabu Usulü’nün (Kitâbu Usûlü Hamse) şerhi olduğu iddiası da öne sürülmektedir. Bunun yanısıra el-Kasım er-Ressî’nin usulûnun şerhi olduğu, Ca’fer b.Harb’in Kitâbu Usûlü Hamse adlı eserine, Kadı’nın eserinin nakli ya da şerhi olduğu, İbn Hallad’ın veya Kadı’nın iki öğrencisinin şerhi olduğu tezleri öne çıkmıştır. Bu iddiaları tek tek ele alan Abdulkerim Osman bu eserin er-Ressi’nin Usûlu’l- Adl ve’t Tevhîd’inin şerhi olduğu iddiasını elimizdeki eserin buna delalet etmediği ve elimizde bulunan Kasım’a ait küçük risalelerin buna ihtimal vermediğini ifade ederek reddeder. Ca’fer b. Harb’e ait olduğu iddiasını da onun Bağdat Mu’tezilesine mensup olduğu, Kadı Abdulcebbâr (415/1020)’ın ise Basra Mu’tezilesinden olduğu gerekçesiyle kabul etmemektedir. Ayrıca Kadı’nın kitabı Ebû Ca’fer’in kitabından iktibas, yorum veya şerhi olsaydı, kitabla ilgili cereyan eden münakaşalardan bunun anlaşılması mümkün olurdu.59 Öğrencilerine aittir iddiası da öğrencileri Manekdim adıyla bilinen Ahmed b. Ebi Haşim el-Hüseynî el- Kazvinî (425/1034) ve Ferzazi’nin üstadları Kadı’ya İmamet konusunda muhalif olduklarından dolayı geçersiz sayılmaktadır. Bu eserin şerhine Ebû Ali b. Hallad el- Basri’nin başladığı ve tamamlayamadan öldüğü için Kadı tarafından tamamlandığı

59Osman, Şerhu’l-Usuli’l-Hamse, 27.

(26)

fikri ise, İbn Hallad’ın irca’ya meyilli olduğu gerekçesiyle reddedilmektedir. Sonuç itibariyle, kitabın Kadı Abdulcebbâr’a aidiyeti fikri daha doğru görünmektedir.60

Mâturîdînin bahsettiği Mutezili isimlerle alakalı bilgiler için temel kaynaklardan biri olarak Ahmed b. Yahya b. el-Murtaza el-Yemenî’nin (ö. 840H.) el-Münye ve’l-Emel fi Şerhi’l-Milel ve’n-Nihal isimli eseri ve Tabakatu’l-Mutezile isimli eserler kullanılmıştır

Araştırmamızda ayrıca Ebû Reşid en-Nisâbûrî61 (400/1009)’nin Mesail fil Hilaf beyne’l Basriyyin ve’l Bağdiyyin ve Fi’t-Tevhî” adlı eserlerinden yararlandık.

Bu eserde Ebû Reşid, Bağdat ve Basra ekolleri arasında siyasi, fıkhî, dini bir çok sorun bulunmasına rağmen, daha çok her iki ekolün Dakiku’l Kelâm hususundaki ihtilaflı meselelere ve özellikle de Tabiat ve insan konusuyla alâkalı hususlara değinmiştir.62 Nisâbûuî’nin kitabı Mu’tezile arasındaki güçlü tartışmalardan bahseder ve birbirlerini tekfir ettikleri hususları aksettirir. Müellif kitabında sadece Belhî’nin ve ekolünün hı Ebû Hâşim’i reddetmez; aynı zamanda onun babası Cubbâî’yi, Nazzâm’ı, Ebû’l-Hüzeyl’i ve diğer Basra Mu’tezililerinin görüşlerini eleştirir.63

1.2.2.2. Mezhepler Tarihi Temel Kaynakları

Mezhepler tarihi temel kaynaklarının Makalat türü eserlerin pek çoğu parça parça veya küçük olmaları, savaş, yangın, istila, Emeviler dönemindeki siyasi

60 Osman, Şerhu’l-Usuli’l-Hamse, s. 28.

61Ebû Reşîd Nisâbûrî, Bağdat Mu'tezile'sinin fikirlerinin egemen olduğu Nisâbûr'da yetişmiş, daha sonra Rey'e giderek Basra Mu'tezile'sinin reislerinden Kadı Abdulcebbâr'dan ders almıştır.

Kadı'nın vasıtasıyla Basra ekolüne bağlanmıştır. 410/1039'da onun vefatından sonra Nisabur'da Bağdat ekolünün önde gelenleriyle tanışmıştır. Daha sonra eski çevresinden gördüğü baskılar yüzünden tekrar Rey'e dönmüştür. Rey'de bulunduğu dönemlerde vezir Sahib b. Abbad'ın huzurunda düzenlenen ilim meclislerine katılmıştır. Rey'de vefat etmiştir. Bkz. Ebû Reşîd Nisaburi, el-Mesail fi'l Hilaf beyne'l Basriyyin ve'l-El-Bağdâdîyyin, thk.Rıdvan es-Seyyîd, Beyrut 1979, 6-7; Y.Ş.Yavuz, “Ebû Reşîd en-Nisaburi”, TDVİA, X, 212.

62Ebû Reşîd en-Nisaburi, Mesail, 22.

63Ebû Reşîd en-Nisaburi, Mesail, 10.

(27)

baskılar dolayısıyla gizlenmiş olmaları64 vb. nedenlerden dolayı günümüze ulaşamamıştır. Makalat, Fırak ve Milel-Nihal kitapları, genel olarak 73 hadisinden hareketle Mezhepleri sayısal zorlamalarla tasnife tabi tutulmuş, ve doğal olarak birisini hak diğerlerini batıl gösterme gayreti içerisinde olmuşlardır. Ayrıca mezheplerin ortaya çıkışındaki sosyal, siyasal ekonomik, coğrafi vb. nedenleri göz ardı ettiklerinden mezhebin oluşumunu bir süreçte değil de bir kişi, olay veya fikirle ortaya koymuşlar ve fikirlerin ortaya çıkışındaki öncelik-sonralık gibi durumlar göz önünde bulundurulmamıştır.65 Ayrıca savunma yada reddiye amaçlı yaklaşımlar içerdikleri bilgilerin subjektifliğine sebep olmuştur. Araştırmamızda IX asırda yaşaşmış ve hayatının büyük kısmını Mutezili olarak geçirmiş olan el-Eş’arî’nin Makâlâtu’l-İslâmiyyin ve İhtilafi’l-Musallîn objektif olma açısından diğerlerine göre daha sağlam ve fikirleri olduğu gibi aktarmaya çalışmış olsa da bazen kendi görüşlerini ön plana çıkarmaktan uzak kalamamıştır.66 Eş’arinin eserinden sonra ikinci derece kaynak olarak baş vurduğumuz Bağdadi’nin el-Fark Beyne’l-Fırak’ı ise yazarının girişte ortaya koyduğu (Ehl-i Sünnetin Hak diğerlerinin Batıl olduğunu ispat amacı”67 eserde verilen bilgilerin subjektifliğini ortaya koymaya yeterlidir.

Milel ve Nihal kitapları ise sonraki dönemlerde ortaya çıkmış olmalarına rağmen fırak kitaplarındaki özellikleri taşımaktadır.68 Mutezile hakkında subjektif özelliklerde de olsa bilgiler içeren bu eserlerde Mâturîdî ve fikirlerinden hiç söz edilmemektedir. Dolayısıyla bu eserlerinden Mâturîdînin bahsettiği mezhepler ve özellikle de Mutezile ile ilgili değerlendirmelerde, taşıdıkları özellikler göz önünde bulundurularak istifade edilecektir. Çünkü bu eserlerin tümü Mu’tezile’yi veya

64 El-Bağdâdî, el-Fark, s. XI

65 El-Bağdâdî, el-Fark, s. XIV

66 El-Bağdâdî, el-Fark, s. XIX

67 El-Bağdâdî, el-Fark, s. XIX.

68 El-Bağdâdî, el-Fark, s. XVIII.

(28)

herhangi bir akımı ve mezhebi çalışmak isteyenler için en eski kaynaklar olma özelliğini korumaktadır.

1.2.2.3.Biyografik Eserler

Bu tür eserler içerisinde Tabâkât kitapları, Ricâl, Cerh ve’t-Ta’dîl kitapları ve Neseb kitapları yer almaktadır. Bu eserler İtizalî fikirlerin ilk defa kimler tarafından ortaya atıldığı, ne şekilde teşekkül ettiği ve bu fikirlerin kimler tarafından savunulduğu hususunda önemli bilgiler sunmaktadır. Sem’ani’nin el-Ensâb, Zehebî’nin ‘Alâmu’n-Nübelâ adlı eserleri Bağdat ve Basra’da yaşayan Mu’tezili şahsiyetler ve fikri eğilimleri konusunda bize özgün bilgiler vermektedir. Bu sebeple araştırmamızda bu tür eserlerden mümkün olduğu ölçüde yararlanmaya çalıştık.

1.2.2.5. Çağdaş Kaynaklar

Son yıllarda ümit verici derecede Mâturîdî ve fikirlerini daha iyi anlamaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar da Mâturîdî’nin farklı fikirleri konu edilmiştir; Mu'tezile'nin Doğuşu ve Kelâmi Görüşleri69 İrade Hürriyeti ve İmam Mâturîdî70, Mâturîdî ve Nesefi’ye Göre İnsan Hürriyeti Kavramı,71 Ebû Mansur el- Mâturîdî ve Te’vilâtu’l-Kur’an,72 İmam Ebû Mansur el-Mâturîdî ile Te’vilâtu’l- Kuran’daki Tefsir Metodu,73 Mâturîdî Kelâm Sisteminde İman Allah ve Peygamberlik Anlayışı,74 İmam Mâturîdî’nin Te’vilâtu Ehli’s-Sünne Adlı Eserinin

69 Işık, Kemal, Mu'tezile'nin Doğuşu ve Kelâmi Görüşleri, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yay. Ankara 1967

70 Yeprem, İrade Hürriyeti ve İmam Mâturîdî, İstanbul, 1984

71 Yazıcıoğlu, Mâturîdî ve Nesefî’ye Göre İnsan Hürriyeti Kavramı, Ankara, 1988

72 Eroğlu, Muhammed, Ebû Mansur el-Mâturîdî ve Te’vilâtu’l-Kur’an, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü Öğretim Üyeliği Tezi, İstanbul-1971, (Basılmamış)

73 İmamoğlu,Ragıb, İmam Ebû Mansur el-Mâturîdî ile Te’vilâtu’l-Kuran’daki Tefsir Metodu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1971.

74 Işık,Kemal, Mâturîdî Kelâm Sisteminde İman Allah ve Peygamberlik Anlayışı, Fütüvvet Yayınları, Ankara 1980

(29)

Tefsir Metodolojisi Açısından Tahlil ve Tanımı”75 Mâturîdî’de Günah Problemi,76 Mâturîdîd’de Dini Çoğulculuk77 Mürcîe ve Horasan-Maveraünnehir’de Yayılış”78 ve Mürcîe ve İtikadi Görüşler”79 İmam Mâturîdî ve Mâturîdîlik80 “Mâturîdî’nin Fıkhi Yönü ve Metodu Üzerine Bazı Değerlendirmeler”81

Yabancı araştırmacıların konuyla alakalı bazı araştırmalardan da Mustafizur er-Rahman,82 El-Hazelî,83 Ulrıch RUDOLPH84’un eserleri bunların başında gelmektedir.

75 Özdeş, Talip, İmam Mâturîdî’nin Te’vilâtu Ehli’s-Sünne Adlı Eserinin Tefsir Metodolojisi Açısından Tahlil ve Tanımı, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri 1997, Basılmamaış Doktora Tezi

76 Bebek, Adil, Mâturîdî’de Günah Problemi, Rağbet Yay. İst. 1998.

77 Özcan, Hanifi, Mâturîdî’de Dini Çoğulculuk, M.Ü. İlahiyat Fak. Yay. İst. 1999.

78 Kutlu, a.g.t.

79 Kutlu, Sönmez, Mürcîe ve İtikadi Görüşleri, Ankara, 1989. (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi)

80 İmam Mâturîdî ve Mâturîdîlik, Haz. Sönmez Kutlu, Kitabiyât Yay. Ankara 2003.

81 Özdeş,Talip, “Mâturîdî’nin Fıkhi Yönü ve Metodu Üzerine Bazı Değerlendirmeler” C.Ü.İ.F.D.

S.2. Sivas, 1998.

82 Er-Rahmân, Te’vilâtu Ehli’s-Sünne’sine İngilizce Önsöz ve Türkçe Tercümesi, Bağdat 1983 / 1404, İSAM Kütüphanesi , Tsnf. No:297.211 MAT.T

83 el-Hazelî, Ahmed b. Avdullah b. Dahili’l-Heybi?, El-Mâturîdîyye, Daru’l-Asıme, Memleketü’l- Arabiyyeti’s-Su’udiyye, I. Baskı, Riyad- H. 1413 .

84 Rudolph, Ulrıch, E.J. Al-Mâturîdî Und Die Sünnitiache Thelogie in Semerkand, Brill Leiden.

Newyork- Koln. 1997

(30)

I. BÖLÜM

MÂTURÎDÎ’NİN MEZHEPLERE BAKIŞI

1. MÂTURÎDÎ’NİN MEZHEBİ ARKA PLANI

İmam Mâturîdî’nin mezhebi arka planını ortaya koyabilmek için, Mâturîdî’nin yetiştiği fikirî ortam, etkilendiği şahıs ve kaynakları incelemek gerekmektedir.

Mâturîdî düşünce sisteminde en önemli kişilerden birisinin, Ebû Hanife olduğunu iki yolla tespit etmek mümkündür.Bu yollardan ilki, Mâturîdî’nin hocalarından hareketle yapılabilir. Onun silsilesi üç yoldan Ebu Hanife’ye ulaşmaktadır.85 İkincisi, Mâturîdî’nin fikirleriyle Ebû Hanife’nin fikirlerinin karşılaştırılmasıyla elde edilebilir. Mâturîdî eserlerinde, Ebû Hanife’den pek çok yerde bahsetmekte ve kendi fikirlerini onun fikirleri ile temellendirmektedir. Diğer mezhep ve fikirlere gösterdiği tepki ve eleştirileri ona karşı yapmadığı görülmektedir.

Ebu Hanife’nin fikirlerini devam ettiren86 Maturîdi bir kaç konuda ondan farklı düşünmekle birlikte, esas itibariyle onu takip etmiş, eserlerini, fikirlerini, akîdelerini şerh ve tefsir etmiştir. Bu sebeple Mâturîdîlik bir kelâm mezhebi olmaktan çok bir akâid mezhebidir ve bu hususta asıl olan Ebû Hanife’nin

85 Kutlu, İmam Mâturîdî ve Mâturîdîlik, s. 131; Rudolf,Ulrich, al-Mâturîdî und Die Sunnitische Theologie in Samarkand, Leiden-New York-Köln 1997, s. 161; Koçoğlu, Mâturîdî’ye Göre Mürcie, Ek-3.

86 Nesefî, Tabsira, s.470, 210, İzmirli, a.g.e.,s. .67; Taftazani, İslam Akaidi, s.35; Çağatay, N.- Çubukçu, İ.A., a.g.e., , s. 209.

(31)

akîdeleridir. Ebû Hanife ve taraftarlarının mezhebini tafsil ve şerh eden Mâturîdî olmuştur.87

Fethullah Huleyf, Maturidî’nin Ebû Hanife’nin fikirlerini takip ettiği konusunda şu tespitleri yapmaktadır: “Mâturîdî Ebû Hanife’nin akaîde dair eserlerini tetkik etti. Fakat, bu risaleler onun elinde yeni bir şekle girmişti. Bu risaleler, delil ve bürhan bahis konusu etmeden, Ehl-i Sünnet’in akîdelerinin açıklanması yolunda yazılmış eserlerdi. Bu akîdeler ve esaslar Mâturîdî’nin elinde akîde olma halinden, kelâm olma haline dönüşmüştür. Zira O, bu akîdeleri ilmi esaslara ve kesinlik ifade eden delillere dayandırmıştır.. Ebû Hanife mezhebindeki mütekellimler, Maveraunnehir’de Mâturîdî ismini almışlardı. Hanefilik deyimi sadece fıkıh konularıyla meşguliyeti ifade ediyordu.”88

Mâturîdî’nin fikirleri incelendiği zaman, Ebû Hanife’ye özgü iman, büyük günah, istisna, iman- amel vb konulardaki fikirlerinin akli ve nakli delillerle delillendirip sistemleştirdiği görülür. Ayrıca Mâturîdî, Ebû Hanife’nin bahsetmediği, daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan, felsefi akımlar ve tercüme faaliyetleriyle birlikte gelen varlık-bilgi problemi gibi fikirleri de işlemektedir.89 Mâturîdî’nin Ebû Hanife’nin görüşlerini en iyi bilenlerden olduğu ve eserlerini onun görüşlerini kesin olarak ispatlamak ve delillendirmek için yazdığı konusu Nesefî tarafından da açıkça belirtilmektedir.90

Mâturîdî Ebû Hanife’nin Mürciliği hakkındaki iddiaları, Mürcieyi,

“Medhedilen Mürcie” ve “Zemmedilen Mürcie” olarak ikiye ayırarak Ebû Hanife’yi

87 Uludağ, a.g.e., s.336, Beyazi, İşâretül Merâm an İbâreti’l-İmân; thk. Yusuf Abdurrazzak, Kahire 1949, s. 23.; İzmirli, Yeni ilmi Kelam II, s.107-108; Taftazani, a.g.e., s.35.

88 Uludağ,, “Mâturîdî Kelamı ve Taftazani Üstüne Düşünceler” s. 331; İzmirli, Yeni İlmi Kelam, Haz. S. Hizmetli, s. 67; Yüksel, a.g.m., s.97.

89Kitabu’t-Tevhîd, Fetullah Huleyf, s. 4-19.

90 Nesefî, Tabsira, s 1.162.

(32)

savunur ve Ebû Hanife’yi Medhedilen Mürcie’den olduğunu ortaya koymaya çalışır.91

Mâturîdî, Ebû Hanife çizgisindeki Mürci anlayışla Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat ekolü arasında bir köprü görevi yapmış olmaktadır.92

2. MÂTURÎDÎ’YE GÖRE MEZHEPLER

Mâturîdî’nin mezhepler hakkındaki görüşlerinin ortaya konması, hem genel anlamda mezheplere bakışını anlamamıza hem de Mutezile hakkındaki fikirlerini daha kolay anlama ve değerlendirmemize yardımcı olması açısından önemlidir.

Mâturîdî Kitâbu’t-Tevhîd ve Te’vîlâtu’l-Kur’ân isimli eserlerinde sürekli olarak mezheplerin önde gelen kişiler ve fikirlerinden bahsetmektedir. Mezhepleri, bazen kişilere nisbetle bazen ise fikirlere nispetle isimlendirmektedir. Bu da tanımlamalarla alakalı netliğe engel olmaktadır. Bazen aynı mezhebi Kaderî veya Cebrî vb. zıt şekilde isimlendirmektedir. Bu Mâturîdî’nin takip ettiği metottan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla Mâturîdî’nin mezhep tasnifi ve sınıflandırılması net olmamakla beraber, görüşlerini değerlendirirken hak veya batıllığı noktasında yorum yapmakta olduğu görülür.

2.1. Hariciler

Mâturîdî, hem Te’vîlâti’l-Kur’an, hem de Kitâbu’t-Tevhîd’de en çok bahsettiği mezheplerden birisi olan Hariciler’i bazen “Havâric”93 şeklinde çoğul, bazen ise “Bazı Havâric”94 şeklinde vererek değerlendirmektedir.

91 Mâturîdî,Te’vîlât, H.S. Erdoğan, s. 93.

92 Kutlu, Sönmez, “Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin Mezhebi Arka Planı,”, İmam Maturdi ve Mâturîdîlik, Haz. Sönmez Kutlu, Ankara 2003, s. 146.

93 Te’vîlât, Medine, vr. 17, 77a, 127b, 128a, 143b, 165b, 165b, 249b, 293a, 347a, 464a, 519b, 519b, 571a, 583a, 589b, 590a, 606a, 622b, 639b, 649a, 687a, 697a, 725a, 728b, 763a.

(33)

Haricileri genel olarak Mutezile ile birlikte ve özellikle de büyük günah dolayısıyla iman, istisna ve şefaat hakkındaki fikirleri sebebiyle konu edinmektedir.

Görüşlerini temellendirmede kullandıkları delilleri değerlendirip eleştirmektedir.

Mâturîdî’ye göre Haricilik Hz. Peygamber hayattayken de zihniyet olarak vardı. Ebû Said el Hudri ’den nakledilen bir habere: ‘Hz. Peygamber ganimet dağıtırken, yanına Ebû zül-Huveysira et-Temîmi gelip Hz. Peygamber’e “adil ol!

Adil ol!” dedi. Buna çok sinirlenen Hz. Ömer onun kellesini vurmak için izin istedi.

Mâturîdî, bu kişinin daha sonra Hariciler yer aldığını söylemektedir.95

Mâturîdî, Haricileri İslam içinde olduğunu kabul etmektedir. O, bu görüşüne:

“Bir topluluk, diğer bir topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yaparak…..”96 ayetin yorumunda yer verir, ona göre bu ayet Hz. Peygamber ve O’nun ashabından sonra Havâric ve dinde ihtilaf çıkaranlar hakkındadır.Çünkü onlar Ehl-i Adl üzerine galip gelecek bir çokluğa ulaştıklarında, güçlerini kullanarak onlarla sözleşme yapanların sözleşmelerini bozmalarını sağlamaya çalışmışlardır. Daha sonra aynı ayetteki “Allah bununla onları imtihan eder.”97 ifadesi onların İslam içerisinde bulundukları şeklinde yorumlar.98

Mâturîdî, Havâric’in büyük ve küçük günah işleyen kimsenin kafir olduğunu ve ebedi cehennemde kalacağı görüşünü benimsediğini belirtmekte ve onların bu görüşlerinin yanlışlığını pek çok açıdan izah etmeye çalışmaktadır.

94 Te’vîlât, Hamidiye, 375b ; Te’vîlât, Medine, 459b.

95 Te’vîlât, Medine, 249b.

96 16.Nahl,92.

97 16.Nahl,92.

98 Te’vîlât, Medine, 347a.

Referanslar

Benzer Belgeler

Yaşama ve evrene sevgi gözü ile bakan Yunus Emre, bu dünyaya kavga için değil, sevgi için geldiğine inanır.. Y u­ nus, insanların kusurlarını hoşgören, onlarla

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunu olan organ nakli için gerekli, ancak yeter- siz sayıdaki organ bağışını arttırmak için halkın

Veri setini toplamak ve daha kesin sonuçlar elde etmek için yemek tarifinde bulunan bileşenlere dayalı bir prosedür öngören araştırmacılar orijinal tarifte

fıkrasında yapılan değişiklik ile, 31.12.2020 tarihinde süresi dolan, genç, kadın ve mesleki belge sahibi olanların istihdamına yönelik teşvik uygulamasının süresinin

Çalışmamızda son 10 yıl içinde Dicle üniversitesi Gastroenteroloji kliniğinde tanı alan pankreas kanserli hastaların genel özellikleri değerlendirilmeye alındı.. Son

4- Hadisi diğer delillerle karşılaştırmak: Pek çok hadisin zayıflığı, aynı konudaki farklı rivayetlerin birbirleriyle muaraza edilmesi suretiyle tespit edilir.. Şâz,

32 Kitâbu’l-Gunye li-Tâlibi Tarîki’l-Hak, Kahire 1375. Abdirrahman, et-Tenbîh ve’r-Red alâ Ehli’l-Ehvâ’ ve'l-Bida‘, thk.. koparılarak verilmesi ya da

gerçekleşeceğini söyleyen Mâturîdî; insan gücünün başka bir isimlendirmeye yetmeyeceğini belirtir. Naklî delil olarak Kur'ân-ı Kerîm ve diğer ilahî kitaplardaki