TMMOB SOMA ÇALIŞMA GRUBU İÇİN
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI TARAFINDAN HAZIRLANAN RAPOR
26. 06. 2014
1
İÇİNDEKİLER
1. AFET YÖNETİMİ, AFET YÖNETİM BİLGİ SİSTEMİ VE MABİS……….2 2. MADENCİLİKTEN KAYNAKLANAN RİSKLER AÇISINDAN MADENCİLİK TASMANI, TASMAN GÖZLEMLERİ VE KESTİRİMLER………9
3. YER ALTI MADENCİLİĞİ İÇİN OCAK YANGINLARININ BELİRLENMESİNDE MABİS VE InSAR TEKNİĞİNİN KULLANILMASI……….13 4. MANİSA İLİ SOMA İLÇESİ EYNEZ / KARANLIKDERE YER ALTI KÖMÜR OCAĞINDAKİ KAZA İÇİN GELİŞTİRİLEN ÖNERİLER………..17 KAYNAKLAR………..21
2
1. AFET YÖNETİMİ, AFET YÖNETİM BİLGİ SİSTEMİ VE MABİS
Afet yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararların azaltılması amacıyla bir afet olayının zarar azaltma, önceden hazırlık, kurtarma ve ilk yardım, iyileştirme ve yeniden inşa safhalarında yapılması gereken çalışmaların yönlendirilmesi, koordine edilmesi ve uygulanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla kaynaklarının bu ortak amaç doğrultusunda yönetilmesini gerektiren çok geniş bir kavramdır. Bu yönetim biçimi;
Afet öncesi faaliyetler, risk yönetimi, riski azaltma önlemleri,
Afet anı ve sonrası yapılan faaliyetler, kriz yönetimi, müdahale önlemleri
gibi birlikte planlamayı gerektiren bir yönetimsel anlayışı gerektirir. Dünyada afet önleme sistemleri incelendiğinde, ABD ve Japonya’daki iki farklı yapıdan yola çıkılarak benimsenen yeni bir anlayışın ideal bir sistem olarak ön plana çıktığı görülmektedir. ABD’de ileri düzeyde hazırlıklı olma faaliyetleri, Japonya’da ise yüksek düzeyde zarar azaltma faaliyetleri ön görülmektedir, bu iki görüşü de içine alan ideal sistem ise ileri düzeyde zarar azaltma ve dengeli afet yönetimi (Entegre Afet Yönetim Sistemi) ilkesini benimsemektedir.
Afetlere karşı ileri düzeyde zarar azaltma eylemlerinden en önemlisi ise afet tehlikesi ve riskinin makro ve mikro ölçekte yeniden belirlenmesi, geliştirilmesi ve tehlike haritalarının hazırlanmasıdır. Böyle bir uygulama için Coğrafi Tabanlı bir Bilgi Sitemine şiddetle gereksinim vardır. Afet öncesi, afet sırasında ve afet sonrasında kullanılacak tüm bilgi sistemlerinin bütününe Afet yönetim bilgi sistemleri adı verilmektedir. Böyle bir sistem bize “nerede ?” ve ne büyüklükte?
Sorusunun cevabını en etkin ve analiz edilebilir şekilde sunar ve karar vericileri yönlendirmede etkin ve hızlı destek sağlar. Bu durum, maden işletmeleri açısından ele alındığında ise Maden Bilgi Sistemi-MABİS bu görevi üstlenir. Madencilik faaliyetleri kapsamında, karar vericilerin ve uygulayıcıların üretim planlamasında, uygulamaların takibinde ve iş güvenliği denetiminde en önemli desteği; nitelikli, hızlı, doğru, güvenilir ve sürdürülebilir bilgi ve görsel kaynaklara sahip coğrafi tabanlı bilgi sistemlerinden sağladığı bilinmektedir.
MABİS ile afet öncesi; varlıkların madene ait mevcut kullanımları, örneğin kuyular, yer altı yapıları, yer altı açıklıkları, lağımlar, tavan-taban yolları, üretim panoları, depolar, sığınaklar, barajlar, elektrifikasyon ve haberleşme tesisleri, havalandırma tesisleri, ilk yardım istasyonları vb.
tesislerin kullanım yerlerinin tespitini, yeryüzü ve yapıları ile ilişkisini, jeolojik yapı unsurları ile ilişkisini sağlamaktadır. Bu kullanım yerlerinin kapasiteleri ve bu kullanım yerlerinin diğer önemli kullanım yerleri ile ilişkilerini çıkarabilmekte, 3B modeller üzerinden görsel olarak da sunabilmektedir (Akçın, H., vd, A. S. 2008).
MABİS ile afet anında ise bu kullanımların potansiyelini ve ölümcül olaylarda yaşam alanları olarak kullanılabilir yapısını ve de bu mekânlara ulaşımı kolaylaştırmaya yönelik alternatif yolların tespitini ve analizini olanaklı kılar (Şekil 1). Üretici kuruluşlar;
Sayısal Maden İmalat Haritası (MİH) verilerinden,
Sayısal Jeolojik harita ve kesitlerden,
Değişik ölçek ve türden sayısal tematik haritalardan (havalandırma, nakliyat, tasman vb.),
Değişik ölçek ve türden topoğrafik veri, mülkiyet verisi, hidrografik harita ve uydu görüntülerinden,
Sondaj verilerinden, gaz ve toz sensör takip sistemi verilerinden, Kömür analiz verilerinden, kaya mekaniği verilerinden ve ocak raporları ile saha gözlem verilerinden
oluşturdukları bir Maden Bilgi Sistemi (MABİS) yardımıyla planlanan ve/veya uygulamadaki eylemelerine yönelik analiz ve değerlendirmeleri gerçekleştirebilirler (Şekil 2 ve 3).
3
Şekil 1. Bir yer altı üretim panosu ve ulaşım yollarına ilişkin MABİS uygulamaları. Üretime ilişkin analizler ve sorgulamalar, pano üzerindeki gaz sensörlerinin ortofoto harita üzerinde online
sorgulanması, sensörlerin aktif durumlarının belirlenmesi.
4
Şekil 2. MABİS yapısı ve uygulamaları (Zonguldak’ta TTK-MABİS uygulaması) .
5
Şekil 3. Kağıt atlık üzerinde 2,5 boyutlu Maden imalat haritası ve aynı haritanın MABİS ile ele alınmış 3B uygulamaları; Üretim damarının senklinal yapısının çıkartılması, fay ile
ilişkilendirilmesi, panoların ayrılarak rezerv hesapları, 3B yol planlaması.
6
Bu sistem sayesinde, üretimlerin ve galeri ilerlemelerinin takibinden, jeolojik yapı unsurları ilişkilerinin belirlenmesine, havalandırma analizlerine kadar bir seri uygulama, analiz ve sorgulama gerçekleştirilebilmektedir. Risk değerlendirme çalışmalarında güncel topoğrafik ölçü ve kayıtların, standartlara uygun, doğru, güvenilir veri olarak kayıt altına alınmasıyla (Şekil 4) üretim panoları ve yeraltı açıklıklarının geometrisine ve konumuna ilişkin en doğru ve güvenilir stratejik bilgiye bu sistem sayesinde ulaşılabilmektedir. Günümüzde gelişen yazılım teknolojileri sayesinde yeraltının ayrıntılı 3B modelleri üretilebilir hale gelinmiş ve bir CBS altlığı olarak kullanılmasına olanak sağlanmış durumdadır.
Özellikle derin madencilik uygulamalarında birçok bilinmeyenle karşı karşıya kalınmaktadır. Bu bilinmeyenlerin çözülmesinde, görselleştirilmesinde ve sorgulanmasında bir yeraltı bilgi sisteminin kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Erken uyarı ve takip amaçlı çalışmalar için de bu sistemin ne kadar gerekli olduğu uygulamaya geçildiğinde anlaşılmaktadır. MABİS içinde üç boyutlu verinin kullanılması, yeraltının karmaşık geometrisinin çözümlenmesini ve yorumunu daha güvenilir kılmaktadır (Akçın, H., Sargınoğlu, S., Can, E. 2010).
Şekil 4. Yeraltında standartlara uygun güncel topoğrafik ölçü verilerinin elde edilmesi; arın ilerlemeleri ve kuyu insetleri içinde topoğrafik uygulamalar (TTK Zonguldak Taşkömürü üretim
alanlarında uygulamalar)
7
MABİS uygulamaları sayesinde; üretim alanındaki fiili metan gazı (CH4) ve karbon monoksit (CO) emisyon değerleri takip edilebilmekte ve sorgulanabilmektedir. Yer altı telekomünikasyon yapısı da ayrıca etkileşimli harita üzerinden görülebilmektedir. Bu durum sayesinde, yönetici konumundaki çalışan karar vericilerin gereksinimlerine uygun bir CBS kullanımı sağlanmaktadır. Örneğin kömürün hava ile teması sırasında oluşan kızışma durumunda ortamın karbon monoksit (CO) değeri yükselmektedir. Ocak ortamında CO değerindeki bu yükselişe bağlı olarak, yangın tedbirlerinin en kısa sürede yeraltının hangi konumunda, hangi seviyede ve yaklaşma mesafesinde alınacağı, havayla temasının hangi barajlar ve kapılar ile kesileceği ve devreye sokulabileceği, hatta duvar örülerek tamamen tecrit edileceği planlanarak uygulamaya sokulabilir hale gelinmiştir.
Çalışanlar ve üretim araçları üzerindeki çipler ile MABİS üzerinden etkin bir takip sistemi oluşturulabilmektedir. Bu sayede yeraltında nakliyat planlaması ve tehlike anında çalışanların anlık konumları belirlenebilmektedir. Bu bağlamda tehlike anında yeryüzü ile bağlantılı olarak çalışanlara en kısa sürede ve en kısa mesafeden etkili bir acil müdahale ve kaçış sistemi geliştirilebilmektedir. Şekil 4’te Zonguldak Kozlu Kömür Havzası üretim panosundaki bir tehlikeye karşı MABİS üzerinden yeryüzü bağlantılı ulaşım planlaması ve konum belirlemesi görülmektedir.
Belirlenen konumun GPS (GNSS) ile jeodezik aplikasyonu ile (cm altı doğrulukla konum belirleme ve aplikasyon) yeryüzünden sondaj ile müdahale yapısının belirlenmesi görülmektedir. Üretim panosundaki örneğin bir göçüğe ve göçük içinde kalan işçilere ocak içi sondajla mı yoksa yeryüzünden sondajla mı en kısa sürede nasıl acil yaşam müdahalesinin yapılması gerektiğinin planlaması doğru ve etkin bir biçimde yapılabilmektedir. Ele alınan tüm uygulamalar, gerekli tüm belgeler (örneğin imalat haritaları, kesitler, jeolojik veriler, veri tabanına kayıtlı bilgiler vd.) veri tabanından ve sistemden kurumsal internet yapısı üzerinden çekilerek ve sunumu yapılarak gerçekleştirilebilmektedir.
Şekil 4. MABİS üzerinden Şekil 1ve 2’de verilen üretim panosuna ilişkin tehlike durumunda acil müdahale planlaması.
8
MABİS ile bir üretim panosundaki üretimin miktarı, üretim hızı, üretimin yöntemi ve geometrisi, havalandırma şekli sorgulanabilir ve analiz edilebilir (Şekil 5 ve 6).
Şekil 5. Bir dönümlü uzun ayak panosu üretiminin MABİS üzerinden takibi.
Şekil 6. Yer altı 3B modeli üzerinde iş güvenliğine yönelik barajlar, kapılar, sensörler vd. bilgilerin sorgulanması
9
2. MADENCİLİKTEN KAYNAKLANAN RİSKLER AÇISINDAN MADENCİLİK TASMANI, TASMAN GÖZLEMLERİ VE KESTİRİMLER
Yer altı maden üretimlerinin yerin yakın alt katmanlarında ve yeryüzünde yarattığı deformasyon oluşumuna madencilik literatüründe tasman adı verilmektedir. Tasman büyüklüğünün kestirimine ve yeryüzünde gözlemlenmesine yönelik değişik yöntemler geliştirilmiştir. Tasman kestiriminin uygulanışında değişik parametreler kullanılmaktadır. Bu parametreler; üretim alanının geometrik bilgileri, üretim alanının yeraltındaki konum bilgileri, diğer üretimlerle konumsal ilişkileri, jeolojik bilgiler vb. gibi veri ve veri guruplarından oluşmaktadır.
Günümüzde, yeraltı kömür madenciliği nedeniyle oluşan tasmanın tahmini, izlenmesi ve kontrol altına alınması oldukça önem taşımaktadır. Şehir altı madencilik çalışmalarının yapıldığı yerlerde bu olgu daha da önem kazanmaktadır. Bundan dolayı, tasman oluşumu ve etkileri nedeniyle yeryüzünde ve yeryüzü yapılarında meydana gelen duraysızlık problemleri ve bunların işçi sağlığı ve güvenliği üzerindeki etkileri yaşamsal önem taşımaktadır. Tasman aynı zamanda yeraltındaki ocak yangınlarının da en önemli etkenlerden birini oluşturmaktadır. İlerleyen bölümlerde tasman ocak yangını ilişkisi detaylı olarak ele alınacaktır.
Yeraltı madenciliğinin uygulandığı bölgelerde, üretim yapılan yeraltı katmanlarında oluşan boşlukların ya doldurularak üstündeki katmanların göçmesi engellenir ya da oluşan bu boşluğun üretim alanına zarar vermemesi için kısa sürede göçmesi beklenir veya göçertilmesi gerekmektedir.
Dolgulu üretimin yüksek maliyetli olması nedeniyle genellikle göçertmeli sistemin uygulandığı madencilik bölgelerinde yeryüzünde büyük çaplı yüzey deformasyonları meydana gelir ki bu oluşum mekanizmasına “tasman” adı verilir (Şekil 7). Tasman, yeryüzünde geniş bir alanı etkisi altına almakta, bu durumda çeşitli sorun ve zararları da gündeme getirmektedir.
Yeraltı kömür madenciliğinin uygulandığı bölgelerde tasman etki alanı içerisindeki gerek doğal yaşam gerekse de kentsel alandaki yaşam tehlike altındadır. Bu bağlamda tehlike; insana zarar veren, yapılara hasar veren, iş kaybına yol açan, çevre veya bölge üzerinde olumsuz etkiye sebep olma potansiyeli olan her şeydir. 29.11.2012 tarih ve 25812 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğine göre ise tehlike, iş yerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı ve iş yerini etkileyebilecek zarar ve hasar verme potansiyeli olarak tanımlanmaktadır.
Şekil 7: Yeryüzünde madencilikten kaynaklanan tasman oluşumu.
Yeraltı maden üretiminin; yeryüzündeki tasman etki alanı içerisinde nasıl bir deformasyon etkisi yaratacağı bir takım geometrik, jeolojik ve mekanik bilgilerden yararlanarak kestirilebilir.
Yeraltında üretim yapılan alanın geometrisi, üretim damarının kalınlığı, damarın eğimi, üretimin
10
yeryüzünden derinliği, üretim katmanı ve üzerindeki katmanların mekanik özellikleri ve petrografik özellikleri bu tür bilgi guruplarını oluşturmaktadır. Bu faktörler ile tasman arasında ilişki için;
• Cevherin damar kalınlığıyla tasman arasında doğru orantılı bir ilişki söz konusudur,
• Üretim boyutları ile tasman arasında, zamanla hızlı bir artış ve daha sonra azalarak sabit hale gelen bir çökme ilişkisi vardır,
• Üretim şekli ve hızına bağlı olarak ise, üretim derinliği ile tasman arasında ters orantılı bir durum söz konusudur ve derinlik arttıkça tasman boyutu azalmakta, oluşum süresi
artmaktadır. Örneğin 100m derinlikteki bir üretimin şiddetli etkisi 10-30 gün içerisinde, 400m derinlikteki bir üretimin kısmi etkisi ise yeryüzüne 5-6 ay içersinde etki etmesi beklenir. Eğer zemin daha önceki bir üretimden hasara uğramışsa, bu süre daha da kısalabilir veya zemin bakir ise bu süre 9-10 aya çıkabilir.
Tasmanın ve dolayısıyla düşey yönlü deformasyonların yeryüzü seviyesinde etkilediği alanın belirlenmesi, gerek deformasyon gözlemleri ve gerekse yüzeyde etkilenecek yapıların belirlenmesi açısından önemlidir. Eğer etki alanı belirlenebilirse bu alan içindeki yapıların, kesinlikle tasman profili denilen çökme havuzu içinde yatay yer değiştirmeye, bükülmeye veya gerilmeye bağlı deformasyona uğraması söz konusu olacaktır (Şekil 8).
Şekil 8. Yeryüzünde Tasman küvetine ilişkin profiller.
Şekil 9’da görüleceği gibi, özellikle kömür madenciliğinden kaynaklanan tasmanın mekanizmasını ortaya koymak ve bütünleşik bir sistematikte modellenebilmesi için, bir veya birkaç tekniğin beraberce kullanılması ile tasman oluşumunu karakterize edecek parametrelerin belirlenmesi ve elde edilen bulguların gözlemlerle doğrulanması gerekmektedir.
Madencilikle ilgili kuruluşlar ve işverenler; İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 5. maddesi gereği, çalışma ortamının güvenliğini sağlama, sürdürme ve geliştirme amacıyla risk değerlendirmesi yapar ya da yaptırır. Bu durum, madencilik tasmanı açısından 23.01.2010 tarih ve 27471 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Madencilik Faaliyetleriyle Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği Ek 1’deki 3.1.ç fıkrasında belirtilen
“yeraltı madencilik faaliyetleri kapsamında oluşacak tasmanlara karşı işveren güvenlik önlemlerini alır” hükmü gereği de tasman risk değerlendirmesinin yapılma zorunluluğunu ortaya koymaktadır.
YÜZEY ÇATLAKLARI
11
Şekil 9. Tasmana ilişkin bütünleşik bir sitemde risk belirleme.
Bir objenin herhangi bir dış ya da iç etkiye maruz kalması sonucu yapısında, büyüklüğünde ve konumunda meydana gelen değişimlere deformasyon denilmektedir. Madencilik Tasmanı ise madencilik faaliyetleri sonucu yeryüzünde ve yerin yakın altında meydana gelen yapısal ve konumsal değişimleri ifade eder. Madencilik tasmanı nedeniyle oluşan deformasyonların geometrik (konum ve şekil değişimi) ve fiziksel durumunun (etkiyen kuvvet ile deformasyon ilişkisi) belirlenmesi için Çizelge 1’de verilen ölçme yöntemleri kullanılmaktadır.
Çizelge 1. Yüzey deformasyonlarını ölçme yöntemleri (Bawden 2005’den değiştirilerek).
Yöntem Deformasyon Bileşeni (Boyutu)
Çözünürlük (mm)
Ölçüm ya da Örnekleme Yoğunluğu
Mekânsal Ölçek
Nivelman Düşey 0,1 - 1 10 - 100 Baz – ağ
Total Station Yatay 1 10 - 100 Baz – ağ
Düşey kuyu ekstensometresi
Düşey 0,01 - 0,1 1 - 3 Nokta
Çelik Şerit Metre Yatay 0,3 1 - 10 Baz – dizi
İnvar tel Yatay 0,0001 1 Baz
Kuartz tüp Yatay 0,00001 1 Baz
GPS Düşey - Yatay 20 - 5 10 - 100 Ağ - baz
InSAR Menzil 5 - 10 100000 -
10000000
Görüntü pikseli
Gerek örnekleme yoğunluğu ve gerekse çözünürlük açısından en etkin yöntem olarak InSAR ön plana çıkmaktadır. Interferometrik Yapay Açıklıklı Radar-InSAR tekniği özellikle deprem, volkanik hareketler, buzul hareketleri, madencilik vb doğal veya yapay etkenlerden kaynaklanan
12
yüzey deformasyonları (tasman)’nın periyodik olarak gözlemlenmesinde etkin bir tekniktir. Bu uygulamalarda bir uydu yada hava aracından alınan iki farklı periyot arasındaki radar görüntülerinin faz farklarından interferogramlar üretilerek yüzeydeki düşey yönlü hareket büyüklükleri saptanabilmektedir. Radar görüntüleme sistemi aktif bir sistemdir. Yani görüntüleme için ihtiyaç duyduğu enerjiyi kendisi üretmektedir. Bu nedenle güneş ışığından bağımsız olarak her türlü hava şartlarında yeryüzünü görüntüleyebilmektedir. Yeryüzü topografyasını ve morfolojisini, deniz ve kara ortamlarındaki morfolojik değişimleri çok hassas algılayabilmektedir.
Yapay Açıklıklı Radar (SAR), uzayda faklı yörünge seviyelerinde hareket eden uydular üzerinden yada hava taşıtlarından yeryüzünün görüntüsünü oluşturan mikrodalga sinyalleri gönderen ve yeryüzünden yansıyıp geri dönen bu sinyallerdeki zamansal gecikmeyi ve dayanımı ölçen bir donanımdır (Şekil 10). Farklı iki uydu konumunda ise sinyallerin faz dayanımları farklılaşır ve oluşan sinyal yolu uzunluk farklılıkları faz kayıklıkları meydana getirir. Bir uydunun iki konumunda oluşan faz kayıklıkları ile SAR görüntülerinde piksel gri renk tonları arasında değişim meydana gelir ve sonuçta yeryüzü deformasyon haritası elde edilmiş olur (Şekil 11ve12).
Şekil 10. Uzay radar uydularından aktif algılama.
Şekil 11. İki farklı zamanda alınan radar görüntülerinden Diferansiyel InSAR tekniği ile deformasyon haritası elde edilmesi.
13
Şekil 12. ERS-1 uydusundan DInSar tekniği ile elde edilmiş yüzey tasmanı ve 3B görünümü (Bawden G. W. 2005).
3. YER ALTI MADENCİLİĞİ İÇİN OCAK YANGINLARININ BELİRLENMESİNDE MABİS VE InSAR TEKNİĞİNİN KULLANILMASI
Kömür madenciliği faaliyetleri kapsamında önemli tehlikelerden biri ocak yangınlarıdır. Kömürün kendiliğinden yanmasına ilişkin pek çok faktör olmasına karşın, bu faktörlerin biri ya da birkaçını ele alarak üretim alanındaki genel duruma ilişkin bir değerlendirme ve analiz yapılması gerçekçi olmamaktadır. Bu yangınların oluşumunda üretim panosunun 3B konumu ve geometrisi de diğer parametreler kadar önemlidir. Bununla birlikte, göçük kısmındaki hava hızı ve kömür tane boyutu ocak yangınlarının oluşumu için önemlidir. Ayrıca, pano ilerlemesine bağlı olarak ayak arkasındaki göçüğün tasman mekanizması da ayaktaki havanın kaçması ve azalması açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Tüm bunlar değerlendirildiğinde, ocak yangınlarının proaktif ve reaktif risk analizleri için imalat haritalarının yatay konum, düşey konum ve zaman boyutu ile birlikte 3 boyutlu modellenmesi, gaz ve toz veri tabanının oluşturulması ve bir maden bilgi sistemine entegrasyonu orta ve büyük boyutlu işletmeler için kaçınılmaz bir uygulama olarak görülmektedir.
Genel olarak ocak yangınlarının oluşumu incelendiğinde Çizelge 2’de verilen risk faktörlerinin ön plana çıktığı görülmektedir. Bu faktörler havzadan havzaya değişebilir, ancak kendiliğinden yanmanın gözlem ve deneysel çalışmalarından elde edilen ve genel kabul gören faktörler bu kategorilerde değerlendirilebilir. Faktörler incelendiğinde jeolojik ve Madenciliğe ilişkin faktörler sayısal 3B maden imalat haritalarından, 3B sondaj veri tabanından ve sayısal imalat kesitlerinden elde edilebilmektedir. Çevresel faktörler saha gözlemlerinden ve meteorolojik verilerden, kömüre ilişkin veriler ise analiz ve gözlemlerden elde edilmektedir. Bu verilerin bir veri tabanında toplanarak proaktif risk değerlendirmeleri ve ocak ortamındaki gaz verilerine dayalı olarak da reaktif risk değerlendirmeleri yapılabilir.
Kömür hava ile temas halinde reaksiyona (kimyasal tepkimeye) girerek oksidasyon (kızışma) meydana gelmekte, bunun sonucunda da ortamda değişik gazlar açığa çıkmaktadır (Didari, V., 1986). Bunlardan en önemlileri; karbondioksit, karbon monoksit, metan ve azottur. Ancak bu reaksiyonun hızla gelişmesi ve bir ocak yangınına dönüşmesi için birçok faktörün birlikte bu oluşuma etki etmesi gerekir (Şahin, N., Didari, V. 2002). Bu faktörler sınıflandırıldığında iç faktörler ve diş faktörler olarak iki şekilde ele alınmaktadır. İç faktörler kömürün bünyesinden
14
kaynaklanan faktörlerdir. Dış faktörler ise üretim alanı, jeolojik yapı ve atmosferik koşullardan meydana gelmektedir. Yeraltında bir üretim
Çizelge 2. Ocak yangınları için olası risk faktörleri (Uludağ ve Eroğlu 2001).
Kömüre İlişkin Faktörler Jeolojik Faktörler Madenciliğe İlişkin Faktörler Çevresel Faktörler
Kömür reaktivitesi
Kalorifik değer
Yoğunluk
Kül içeriği
Uçucu madde içeriği
Nem içeriği
Pirit içeriği
Hidrojen ve Karbon içeriği
Vitrinit, Eksint, İnertinit
Gevreklik, gözeneklilik
Faylanma
Damarın derinliği
Damar içerisinde ara kesmeler
Damar
üzerindeki örtü tabakası
Yakınındaki diğer damarlar
Kırılgan ve bozulmuş tabakalar
Üretim yöntemi
Arın ilerleme hızı
Kazı yöntemi
Göçüklerde terk edilen yüksek kayıplar
Kalın damarların göçertmeli çalışması
Damarların kısmi çalışması
Tabaka hareketlerinden dolayı aşırı kırılma(basınç rahatlama zonu)
Havalandırmada dengesizlik
Engeller, yüksek basınç farkları
Pano geometrisi
Lağım topuklarını alma
Yıllık ortalama sıcaklık ve yağış
Yeraltı suyu
Tasman
Yüzeye yakın terk edilmiş ocaklar
Obruklar
Sıcak su çıkışı, su kaynakları
Etkileşimde olan diğer kömür yangınları
panosundaki kömür üretimi için ocak yangının gelişimindeki dış faktörler analiz edildiğinde özellikle göçertmeli uzun ayak sistemi ile çalışma sonucunda, üretim panosu ile yeryüzü arasında tabakalarda üretim göçüğüne doğru kırılma ve çökme meydana gelmekte ve bu durum yeryüzünde final yapmaktadır. Üretim boşluğu üzerinde oluşan çatlaklar ve göçük kömür üretim ortamında bir baca görevi görmekte ve kızışmayı yangına çevirmektedir (Şekil 13 ve 14). Kömürün ocak havasının nemini tutması (absorpsiyon) sıcaklık artışına neden olan, dolayısıyla kızışmayı hızlandıran bir olaydır. Nemli kömürlerin genelde oksidasyona daha yatkın oldukları ileri sürülmektedir. Yeryüzündeki tasman alanındaki gerilme çatlaklarından aşağıya hava ve su girişi olmakta ve kömürün yanması için nemli bir ortam oluşturmaktadır. Bununla birlikte çalışılan olan ortamın yeryüzünden derinliği arttıkça kömür üzerinde kütlesel arazi basıncı ve jeotermal sıcaklık artmakta kömürün yanmasını hızlandırmaktadır. Üretim panosunun geometrik şekli hava akışı açısından önemli olup yanmayı hızlandırıcı etki yamaktadır. Ayrıca faylar ile kömür damarının kontak noktalarında yine hava kaçışları söz konusu olmakta yangını hızlandırmakta ve özellikle kalın damarlarda katlı üretimde çalışmada ikinci kattan sonra ocak yangın riskinin arttığı bilinmektedir.
15
Şekil 13. Bir üretim panosunda ocak yangının gelişimi (Ide S. Taku,. Orr Jr. F.M. 2011).
Şekil 14. ABD’deki yer altı kömür üretim bölgelerinde yüzeyde oluşan tasman ve gaz-su buharı çıkışları
Üretim açısından; günlük arın ilerleme hızı ve üretim yönteminin kendiliğinden yanma üzerine önemli etkisi vardır. Özellikle uzunayak madenciliğinde ayak arkasında bırakılan kömür nedeniyle ayaktan geçen hava miktarında optimum havalandırma sağlanamazsa ve Şekil 4’de gösterilen göçük tam olarak kapanmazsa bu durumun ocak yangınlarının artışında önemli bir etkiye sahip olduğu deneysel ve model çalışmalarından bilinmektedir.
Buraya kadar açıklanan dış nedenler toplu olarak ele alındığında her üretim panosu için ayrı ayrı ele alınmalı, dış nedenlere ilişkin bilgilerin sağlanması için maden imalat haritalarının kullanımı, yeryüzünde ve yeraltında üretimle senkronize topoğrafik ve jeodezik ölçümlerin yapılması ve birinci bölümde detaylı olarak ele alınan MABİS’in kurularak MABİS’ten alınacak veriler ile yeraltında yangın tehlikesine karşın öncesinde risk değerlendirmelerinin, anında ve sonrasında ise stratejik planlamaya yönelik analizler ile destek sağlanması gerekmektedir.
Kömürün bünyesinden kaynaklanan özellikleri laboratuar ortamında her üretim panosundan alınan numuneler üzerinde analiz edilerek kömüre ilişkin faktörler belirlenmeli ve bu veriler bir veri tabanına aktarılarak grafik verilerle ilişkilendirilmek suretiyle MABİS ortamında sorgulanarak risk analizlerinde kullanılmalıdır.
Ocak yangınlarının oluşumu sırasında 927oC’ye varan sıcaklıkların meydana geldiği özellikle linyitler üzerinde yapılan sayısal modellerden belirlenebilmektedir (Şekil 15). Bu bağlamda yeryüzünde tasman bölgeleri içinde su buharı şeklinde açığa çıkan ısı ya da ısınan zemin yapısı ile oluşan ısı değişimi termal band uydu görüntüleri kullanılarak uzaktan algılama teknikleri ile belirlenebilmektedir (Elick, J. M. 2013).
Günümüzde 60m’den 1.1 km mekansal çözünürlüğe değişen uydu görüntüleri mevcuttur. NOAA, ESR-1, MODİS, TERRA, Rus RESURS, Alman yangın uzaktan algımla uydusu BIRD, Japon ASTER, ABD’nin Landsat-5 Tematik Mapper band 6 ve Landsat-7 Tematik Mapper band 6, yer altı kömür yangınlarının yüzeyden tespitinde kullanılacak uydular ve görüntüleridir. Günümüzde
16
gerçekleştiren test çalışmalarından yüzeyde ölçülen termal sıcaklıkların, termal band uydu görüntülerinden yüksek korelasyonlu olarak elde edilebildiğini göstermiştir (Şekil 16).
Şekil 15. Linyit damarında sayısal çözümleme ile elde edilen kendiliğinden yanma durumu.
Şekil 16. Çin’in Wuda Bölgesindeki kömür ocaklarında oluşan yer altı kömür yangınlarının, yersel termal ölçümleri ve Landsat7 Temati maper compozit renkli uydu görüntüsü üzerinde mono-
window algoritması ile elde edilmiş sıcaklık haritası (Jianzhong Zhang 2004).
Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, termal uydu görüntüleri ile elde edilen yüzey sıcaklık haritaları ile Radar uydu görüntülerinden elde edilen tasman haritaları aynı datumda çakıştırıldıklarında yüksek sıcaklık değişimi saptanan tüm bölgeler tasman etki alanları içinde oluşmaktadır (şekil 16).
17
Şekil 16. Çin’in Wuda bölgesinde, DInSAR tekniği ile elde edilmiş tasman alanları içinde yüksek sıcaklık bölgeleri (Zhou L vd. 2013).
4. MANİSA İLİ SOMA İLÇESİ EYNEZ / KARANLIKDERE YER ALTI KÖMÜR OCAĞINDAKİ KAZA İÇİN GELİŞTİRİLEN ÖNERİLER
Ruhsat hukuku TKİ’ye ait olan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş tarafından hizmet alım yolu ile işletilen Manisa İli Soma İlçesi Eynez / Karanlıkdere yer altı kömür ocağında, 13 Mayıs 2014’te meydana gelen olay sonucunda, aralarında 5 maden mühendisinin de bulunduğu 301 madencinin yaşamını yitirdiği facia ile ilgili TMMOB Raporu hazırlamak üzere oluşturulan Soma Çalışma Grubu için aşağıda belirtilen çalışmaların yapılması öngörülmektedir:
1. Kömür işletmesinin genel bir incelemesi yapıldığında şu özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir:
8-25o eğime sahip15-35m gibi çok kalın bir kömür damarı içerisinde yer altı dönümlü uzunayak yöntemi ile katlı gerçekleştirilen üretimde kayıplar meydana gelmektedir.
Jeolojik açıdan çok faylı bir bölgedir ve faylar arası mesafeler 300-1km olup bu faylar kömür damarını kesmektedir.
İç faktörler olarak Kömür damarı yüksek oranda kendiliğinden yanmaya yatkınlığa sahiptir.
Havalandırma yapısı problemlidir.
Damarı çevreleyen tavan ve taban yapıları marn ve kil serilerinden oluşmakta olup kırılgan ve plastik özelliğe sahiptir.
Geçmişte pek çok ocak yangını meydana gelmiştir. Örneğin 1998-2002 yılları arasında en uzunu 24 gün süren on ocak yangını oluşmuştur.
2. Geçmişte olduğu gibi 13 Mayıs 2014’de de kömürün kendiliğinden yanması sonucu ocak yangını meydana geldiği ilk bulgulara göre değerlendirilmektedir. Bu nedenle kendiliğinden yanma ocak yangılarına yönelik öncelikle işletmenin kaza öncesi detaylı ocak yangını risk değerlendirmelerinin yapılması gerekmektedir. Bu amaçla öncelikle maden imalat haritaları başta olmak üzere detaylı jeolojik harita ve kesitler ele sayısallaştırılarak bir MABİS alt yapısı oluşturulmalıdır. Buna göre;
İşletmenin son on yıllık imalat haritaları,
Jeolojik haritaları
Jeolojik kesitleri
Bölgenin SRTM DEM verileri
Bölgenin Harita Genel Komutanlığından alınacak Sayısal Yükseklik Modeli verileri
Değişik ölçekte Topoğrafik haritaları
USGS’den sipariş verilerek alınacak Landsat5-7 uydu görüntüleri ve diğer uydu görüntüleri, hava fotoğrafları elde edilmelidir.
Bu işletmeye ait pek çok bilimsel araştırma bulunmaktadır. Bu araştırmalardan işletmedeki ocaklardan alınan kömür numunelerine ilişkin veriler toplanarak kül, nem, uçucu madde içeriği, karbon, hidrojen içeriği için veri tabanı oluşturulmalı ve imalat haritasındaki konumları ile ilişkilendirilmelidir.
Bölgenin son 10 yıllık meteorolojik verileri toplanmalıdır.
3. Kaza öncesi işletme için bir proaktif risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Ancak burada;
Yalnızca kömürün iç parametrelerine bağlı kendiliğinden yanma risk değerlendirmesi değil dış parametreleri de içine alacak şekilde bir risk değerlendirmesinin yapılması raporun objektifliğini arttıracaktır. Bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak sonuç kabul edilemez
18
risk olarak elde edilirse ölen 5 mühendis ve 301 madencinin bu riski göze alarak üretim yapılması sonucu öldüğü kanıtlanmış olacaktır.
4. Risk değerlendirmesi için aşağıda genel hatları verilen risk endeksi yöntemi önerilmektedir.
Ocak yangınlarının proaktif risk değerlendirmesi için fonksiyonel ilişki Hu (2009) ve Akçın ve diğerleri (2014) tarafından verilen afet risk endeksi Er’den geliştirilmiş ve Eşitlik 1’de verilmiştir. Bu fonksiyonel ilişkide K; kömüre ilişkin faktörleri, J; jeolojik faktörleri, Ü;
üretim faaliyetlerine ilişkin faktörleri ve Ç; çevresel faktörleri ifade etmektedir. Bu
faktörlerin göstergeleri, risk sınıf değerleri ve ağırlıkları Çizelge 3’de, bu faktör ağırlıklarına göre risk endeksi değerinin hesabı ise Eşitlik 1’de gösterilmiştir.
Er = f ( K, J,Ü, Ç) (1)
Kömüre ilişkin faktörleri için pek çok parametre ele alınabilir, ancak üretilecek kömürün deneysel ortamda kendiliğinden yanma istatistikleri ele alındığında en yüksek ilişki gösteren parametreler değerlendirmelerde kullanılmalıdır. Jeolojik faktörler açısından üretim yapılan damarı kesen süreksizliklerin sayısı, üretim yapılan derinlik, damar kalınlığı, kömür damarı içerisindeki ara kesmelerin sayısı ve diğer damarlardaki yakın üretimler majör etkiye sahipken, damarın üzerindeki örtü tabakasının sertlik değeri de nispeten minör etki göstermektedir. Ancak sertlik değeri tasman oluşumu açısından da ön plana çıkmaktadır. Üretim derinliği jeotermal gradyan artışı ve artan arazi basıncı nedeniyle kendiliğinden yanmaya ortam hazırlamaktadır. Kalın damarlar, düşük ısı iletkenliği, oksitlenmeye çok yatkın bir katman içerme olasılığı ve ayak gerisinde fazlaca kömür bırakılmasının kaçınılmaz oluşu nedenleriyle kendiliğinden yanmaya daha yatkındırlar. Üretim açısından; günlük arın ilerleme hızı ve üretim yönteminin kendiliğinden yanma üzerine önemli etkisi vardır. Özellikle uzunayak madenciliğinde ayak arkasında bırakılan kömür nedeniyle ayaktan geçen hava miktarında optimum havalandırma sağlanamazsa ve göçük tam olarak kapanmazsa bu durumun ocak yangınlarının artışında önemli bir etkiye sahip olduğu deneysel ve model çalışmalarından bilinmektedir (Kaymakçı, E., Didari, V. 2000. Ren vd. 2012). Üretim panoların düzgün bir geometride olması da önemlidir. Ancak arızalar ve süreksizlikler hava akışını sağlayan taban yollarının düzgün sürülmesini engellemektedir. Çok sayıda damarda çalışılan işletmelerde ayrıca damar içerisine dayanımsız yan taşlar nedeniyle hava kaçağı da söz konusu olup, bu da yanmayı kolaylaştırıcı bir faktördür.
Dönümlü uzun ayak üretimi yanmayı azaltıcı bir etken iken dolgulu çalışma sırasında veya başka bir nedenle ayak ilerleme hızının yavaşlaması ayak arkası göçüklerde yanma olayının başlamasına neden olmaktadır. Yağışlara bağlı olarak yeraltına sızan yüzey suları ve yer altı su geliri ocak ortamını nemlendirmekle, kömüründe ocak havasının nemini tutması ile birlikte kömürün kendiliğinden yanma olayının başlamasına ve kömürün kızışmasına neden olmaktadır (Didari 1986, Kaymakçı, E. 1998, Elick 2013). Bu nedenle yıllık ve aylık yağış ortalama verileri ile yer altı su gelirinin izlenmesi ve çevresel faktörler olarak değerlendirilmeye alınması gerekmektedir. Elde edilen işletme verileri tablodaki skalalara yerleştirilerek gösterge puanları hesaplanmalı ve buradan verilen ağırlıklara göre eşitlik 2’de çarpımlar yapılarak risk endeksi hesaplanmalıdır. Tüm bu faktörlerin değerlendirilmesi ile hesaplanacak 1-5 aralığındaki Risk Endeksi Çizelge 4’de verilen kategorilerde değerlendirilerek gerekli önlemler alınıp alınmadığı yönündeki incelemeler yapılmalıdır.
5. Bölgenin arşiv Radar Uydu görüntüleri için bir analiz yapılarak kaza anına en yakın ve 5-10 ay öncesine ait iyi eşleşebilen en az iki görüntü satın alınarak işletme bölgesinin tasman haritası çıkartılmalıdır.
19
6. USGS’den sağlanacak Landsat-5 ve 7 uydu görüntüleri ve metorolojik verilerle işletme bölgesinin sıcaklık haritası oluşturulmalıdır.
7. Elde edilen tasman ve sıcaklık haritaları eşleştirilerek işletme bölgesinde damarlarda kendiliğinden yanmaya ilişkin oluşumlar ispatlanmaya çalışılmalıdır.
Çizelge 3. Endeks faktörleri, göstergeler, sınıf değerleri ve ağırlıkları.
Endeks Risk Sınıf değeri
Faktör seviyesi Gösterge seviyesi Çok düşük
Düşük Orta Yüksek Çok
yüksek
Faktörler Fİ
Ağırlık değeri
WF
Göstergeler Gİ
Ağırlık değeri WG
(1) (2) (3) (4) (5)
Kömüre ilişkin faktörler
0.30 1.Uçucu Madde(%) 2. Kül miktarı (%)
3. Karbon(%) 4.Hidrojen(%) 5. Göçükteki Kömürün Tane Boyutu
0.20 0.20
0.20 0.20 0.20 [ ]=1,0
<20
>35
>80 2-2.5
>2mm
20-25 35-25
80-72.5 2.5-3 2-0.5mm
25-30 25-15
72.5-65 3-3.5 0.5-0.1mm
30-35 15-5
65-57.5 3.5-4
0.1- 0.05mm
>35
<5
<57.5 4-4.5
<0.05mm
Jeolojik
faktörler 0.25 1. Damarı kesen Fay Say.
2. Damar Derinliği(m) 3. Damar içerisinde ara kesme sayısı 4. Örtü tabakasının sertliği (σb/100) 5. Yakınında çalışan damar sayısı 6. Damar Kalınlığı(m)
0.20 0.20 0.10
0.10
0.20
0.20 [ ]=1.0
1 0-100
1
<1
1
<2
2 100-200
2
1-3
2
2-2.5
3 200-300
3
4-6
3
2.5-3
4 300-400
4
6-8
4
3-3.5
>4
>400
>4
>8
5
>3.5 Üretim
Faktörü 0.25 1. Günlük arın ilerleme(m) 2. Üretim yöntemi*
3.Damarın Alınması 4.Havlandırma , pano geometrisi, lağım topuklarını alma**
0.20 0.20 0.30
0.30
[ ]=1.0
>0.8
D.U.
=1 Tamam
ı Alınmış
1
0.4
D.D.U.
=2 0,5-1m Bırakılmış
2
0.3
T.Y.D.U.
=4 1,0-1,5m Bırakılmış
3
0.2
İ.U.
=6 1,5-2,0m Bırakılmış
4
0.1
D.U.Y.Y
=8
>2,0m Bırakılmış
5
Çevresel
Faktörler 0.20 1. Mak.
Tasman (m) 2.Yıllık Or.
Yağış(mm/m2) 3. Yeraltı su geliri (m3/gün) 4. Üst kotlarda yapılan üretim
0.30
0.20 0.20
<0.5
<800
<1
0.5-0.10
800-900 1-1.5
0.10-0.15
900-1000 1.5-2
0.15-0.20
1000-1100
2-2.5
>0.20
>1100
>2.5
20 [ ]=1.0
sayısı 0.30
[ ]=1.0
<2 2-4 4-8 8-10 >10
*D.U.: Dönümlü Uzunayak, D.D.U.: Dolgulu Dönümlü Uzunayak, T.Y.D.U: Taban Yolu Dolgulu Uzunayak, İ.U.: İlerletimli Uzunayak, D.U.Y.Y.: Dönümlü Uzunayak Yardımcı Yollar.
**Düzgün Havalandırma: DH, Kötü Havalandırma: KH, Pano Köşe Sayısı: PKS, Topuk Alma: TA, (DH, (PKS=4))=1, (DH, (PKS >4))=2, (KH, (PKS=4))=3, (KH, (PKS>4))=4, (KH, (PKS>4), TA)=5 Kömür Faktörü: FK = GK1 x WGK1+ GK2 x WGK2 + GK3 x WGK3+ GK4 x WGK4+ GK5 x WGK5
Jeolojik Faktörler: FJ= GJ1 x WGJ1+ GJ2 x WGJ2 + GJ3 x WGJ3+ GJ4x WGJ4+ GJ5 x WGJ5 + GJ6 x WGJ6
Üretim Faktörü : FÜ = GÜ1 x WGÜ1+ GÜ2 x WGÜ2 + GÜ3 x WGÜ3+ GÜ4 x WGÜ4
Çevresel Faktörler: FÇ = GÇ x WGÇ1 +GÇ2 x WGÇ2 + GÇ3 x WGÇ3+ GÇ4 x WGÇ4
Risk Endeksi : Er = FK x WFK + FJ x WFJ + FÜ x WFÜ+ FÇ x WFÇ (2)
Çizelge 4. Ocak yangınları değerlendirme kategorileri.
Risk Endeksi Değerlendirme Faaliyet
4 ve 5 Kabul edilemez risk Bu riskle ilgili olarak işveren hemen faaliyete geçmelidir. Gerekli önlemler alınmalı ve ocak gerektiğinde kapatılmalıdır
2 ve 3 Dikkate değer risk İşveren bu riske mümkün olduğu kadar çabuk müdahale etmelidir. Sıkı gözlem ve kontrollü üretim yapılmalı, gerekli tedbirler alınmalıdır.
1 Kabul edilebilir risk Takip altında tutularak daha uzun vadede müdahale edilebilir.
8. MABİS ile elde edilen 3 boyutlu model üzerinden kaza senaryoları hazırlanmalıdır.
9. Kaza sonrası yaşananlar ve gelişmeler 3B model üzerinden analiz edilmelidir.
10. Uygulamadaki eksiklikler ve yanlışlıklar en doğru ve gerçekçi görsel veriye dayalı olarak ortaya konulmalıdır.
Diğer taraftan,
Ülkemizde afet yönetimi ya da kaza yönetimi denildiğinde, öncelikle akla olay olduktan sonra yürütülen kurtarma ve ilk yardım çalışmaları gelmektedir. Başarı ya da başarısızlık olay sonrası yürütülen bu çalışmalara göre değerlendirilmektedir. Bu yanlış bakış açısı bugüne kadar faciaların olmasını önleyememiştir. Bu nedenle uzmanlar, Soma’daki ocakta akılcı ve gerçekçi bir yönetim anlayışı başlangıçta oluşturulmuş, madencilik faaliyeti de buna göre yürütülmüş olsaydı, böyle bir maden faciasının yaşanmayacağını söylemektedirler. Dolayısıyla, olay olduktan sonra yara sarma işleri olarak değerlendirilebilecek çalışmalara değil, olay öncesi yürütülen çalışmalara bakarak Soma faciasında kimlerin ne kadar sorumlu oldukları anlaşılabilecektir.
Eğer, olay öncesini, sırasını ve sonrasını birlikte planlayacak şekilde bir yönetim anlayışı Soma’da oluşturulabilmiş olsaydı, yeraltı madenciliğinde olası bir kazadan sonraki en temel iki gereksinimin yer altındaki madencilerle yer üstündeki personel arasındaki çift yönlü iletişimin sağlanmasının ve yeraltında kalan personelin konum bilgilerinin bilinmesinin gerekliliği ta baştan bilinecekti. Ve buna göre de gerekli akılcı tüm çözümler kaza öncesinden üretilebilecekti.
Örneğin: CBS, GPS/GNSS, RFID ve çift yönlü iletişim (Wi-Fi) teknolojilerinin entegre olarak birlikte çalışabileceği bir “konuma dayalı personel takip sistemi” Soma faciasının yaşandığı o maden ocağında önceden oluşturulabilmiş olsaydı, yerin altında insanımızın olup olmadığının ya da
21
kaç insanımızın olduğunun doğru olarak belirlenmesi tartışma konusu olamayacaktı. Ocakta bir insanımız bile kalsa, onun tam olarak nerede bulunduğu ve hatta sağ olup olmadığı yer üstünde kurulacak bir takip ve kontrol merkezinde tespit edilebilecekti.
Gelişmiş ülkeler, yukarıda teknik detaylarına girilmeden anlatılan (haritacılıkta yaygın olarak kullanılan) benzer sistemleri kullanarak, bırakın insanı, köpek balığını okyanusta, aslanı karada, kartalı havada takip edebilmekte, yerlerini gerçek zamanlı olarak tespit edebilmekte, hareket edip etmediklerini anlayabilmektedir.
Maden kazalarının hiç olmaması ve olası maden kazalarında da bir tek insanımızın bile ölmemesi için ülkece önümüzde yapılması gereken işler çokken, Soma’da madenciye dağıtılan gaz maskelerinin son kullanım tarihleri geçmiş basit Çin malı olduklarını öğrenmek üzücüdür. Eğer bu bilgi doğruysa, bu ülkede insana değer verilmediğini söyleyenler bir kere daha haklı olduklarını kanıtlamış olmaktadırlar.
Bilinmelidir ki, maden faciaları, “madenciliğin fıtratında vardır” denilerek, Mühendis-Mimar Odalarının mesleki denetim yetkilerini kısıtlayarak, aşırı kâr hırsıyla akla ve vicdana aykırı uygulamalar yürüterek önlenemez. Kazadır, kaderdir denilerek geçiştirilemez. Türkiye'de maden ocaklarında kazalara sebep olan eksikler bilinmektedir. Aklın ve bilimin yol göstericiliğinde bir an evvel gerçekçi çözümler üretilmesi ve teknolojinin sunduğu tüm olanaklardan yararlanılarak gerekli önlemlerin bir an önce alınması gerekmektedir. Gelişmiş ülkeler bunu başarmıştır. Biz de başarabiliriz. Başarmak zorundayız.
KAYNAKLAR
Akçın, H., Harput, B., Tüfekçi, A. S. 2008. Zonguldak Taşkömürü Kurumuna Yönelik Bir Coğrafi Bilgi Sisteminin Tasarımı ve Örnek Uygulama - TTKMABİS, 16. Kömür Kongresi, Zonguldak.
Akçın, H., Sargınoğlu, S., Can, E. 2010. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessesesi Yeraltı Üretimlerinde Program İlerlemeleri Fiili Durumlarının İncelenmesi, 5. Mühendislik Ölçmeleri Sempozyumu, s. 201-213, Zonguldak.
Bawden G W, Sneed M, Stork S V and Galloway D L 2005. Measuring Human-Induced Land Subsidence From Space. U.S. Geological Survey Fact Sheet FS-069-03, Sacramento, California, USA.
Didari, V., 1986. Yeraltı Ocaklarında Kömürün Kendiliğinden Yanması ve Risk İndeksleri, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Madencilik Dergisi, 25, 4, s. 29-34.
Elick, J. M. 2013. The Effect of Abundant Precipitation on Coal Fire Subsidence and Its Implications in Centralia, PA, International Journal of Coal Geology, 105, pp. 110-119.
Hu, B., Zhou, J., Wang, J., Chen, Z., Wang, D., Xu, S. 2009. Risk Assessment of LandSubsidence at Tianjin Coastal Area in China, Environ Earth Science, 59: pp. 269–276.
Ide S. Taku,. Orr Jr. F.M. 2011. Comparison of methods to estimate the rate of CO2 emissions and coal consumption from a coal fire near Durango, CO, International Journal of Coal Geology,86, 95-107.
Kaymakçı, E. 1998. Zonguldak Havzası Kömür Damarlarına Uygulanabilecek Bir Kendiliğinden Yanmaya Doğal Yatkınlığı Değerlendirme Tekniğinin Geliştirilmesi, Doktora Tezi, ZKÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, 148 s., Zonguldak.
Kaymakçı, E., Didari, V. 2000. Kömür Özellikleri ile Kendiliğinden Yanma Parametreleri Arasındaki İlişkiler, Türkiye 12. Kömür Kongresi, s. 147-156, Zonguldak.
Ren, T., Wang, Z., Nemcik, J., Aziz, N., Wu, J. 2008. Investigation of Spontaneous Heating Zones and Proactive Inertisation of Longwall Goaf in Fenguangshan Mine, 12th Coal Operators' Conference, pp. 212-220, Avustralya.
Şahin, N., Didari, V. 2002. Zonguldak Kömürlerinde Kendiliğinden Yanmanın Erken Saptanması Amacıyla Yanma Ürünü Gazların İncelenmesi, Madencilik Dergisi, 41, 4, s. 37-51.
22
Taraba, B., Slovak, V., Michalec, Z., Chura, J., Taufer, A. 2008. Development of Oxidation Heat of the Coal Left in the Mined-out Area of a Longwall Face – Modelling Using the Fluent Software, Journal of Mining and Metallurgy, 44 B, pp. 73-81.
Uludağ, S., Eroğlu, H. N. 2001. Assessing Spontaneous Combustion Risk in South African Coal Mines Using a GIS Tool, 17. International Mining Congress and Exhibition of Turkey, pp. 243-249, Antalya.
Ünlü, T., Akçın, H., Yılmaz, Ö. 2013. An Integrated Approach for the Prediction of Subsidence for Coal Mining Basins, Engineering Geology, 166, pp. 186-203.
Zhang J. 2004. Spatial and statistical analsis thermal satellite imagery for extraction of coal fire related anomalies, Doktora tezi, Viyana Teknik Üniversitesi. 167 sy.
Zhou L., Zhang D., Wang J.,*, Huang Z. and Pan D. 2013. Mapping Land Subsidence Related to Underground Coal Fires in the Wuda Coalfield (Northern China) Using a Small Stack of ALOS PALSAR Differential Interferograms, Remote Sensing, 5, 1152-1176; doi:10.3390/rs5031152