T. C.
BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
İŞLETME ANABİLİM DALI İŞLETME BİLİM DALI
“BASEL KRİTERLERİ VE BANKACILIK SEKTÖRÜNE UYGULANMASI:
BİR BANKA ÖRNEĞİ”
(YÜKSEK LİSANS TEZİ)
Cansu PALABIYIK
BURSA-2022
T.C.
BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
İŞLETME ANABİLİM DALI İŞLETME BİLİM DALI
BASEL KRİTERLERİ VE BANKACILIK SEKTÖRÜNE UYGULANMASI: BİR BANKA ÖRNEĞİ ÖRNEĞİ
(Yüksek Lisans Tezi)
Cansu PALABIYIK
Danışman:
Prof. Dr. Ali ILDIR
BURSA -2022
ÖZET
Yazar Adı ve Soyadı: Cansu PALABIYIK Üniversite: Bursa Uludağ Üniversitesi Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü Anabilim Dalı: İşletme
Bilim Dalı: İşletme
Tezin Niteliği: Yüksek Lisans Tezi Sayfa Sayısı: xi + 79
Mezuniyet Tarihi:
Tez Danışman(lar)ı: Prof. Dr. Ali ILDIR
“BASEL KRİTERLERİNİN BANKACILIK SEKTÖRÜNE UYGULANMASI: BİR BANKA ÖRNEĞİ”
Uluslararası finansal krizlerin ve globelleşmenin artış göstermesi sonucu bankacılık sektörünün de içinde bulunacağı krizleri önlemek, güvenilirliği ve şeffaflığı arttırmak ve bankacılık sektöründe ortak bir standardizasyon sağlamak amacıyla 1974 yılında Basel Komitesi oluşturulmuştur. Basel Komitesi, finansal piyasalarda ve bankacılık sektöründe istikrar ve düzeni sağlamak için dönemin ihtiyaçlarını karşılamalarına göre sırasıyla; Basel 1, Basel 2 ve Basel 3 kriterlerini çıkarmıştır.
Literatüre bakıldığında, Basel kriterleri ve Türk bankacılık sistemine olası etkilerini inceleyen çalışmalar yapılmıştır. Fakat bu çalışmalarda, Basel kriterleri çerçevesinde likit ve daha az likit (hantal) bilançoya sahip firmaların kredilendirme ölçüm yöntemleri kullanılarak karşılaştırıldığı bir çalışmanın yapılmadığı görülmüştür. Bu çalışma ile birlikte literatürdeki bu boşluğun doldurulması ve sonraki araştırmalar için bir giriş teşkil etmesi amaçlanmaktadır.
Bu çalışmada, öncelikle Türk Bankacılık Sistemi, Basel kriterleri ve Basel kriterlerinin Türk bankacılık sistemine olan etkileri incelenmiştir. Çalışmanın son kısmında Basel kriterlerinin, bankacılık sektöründeki etkilerini gösteren bir örnek oluşturması adına Türkiyede faaliyet gösteren bir bankanın kredilendirme süreci baz alınmıştır. Bankadan kredi talep eden iki firmanın kredi taleplerinin Basel kriterleri çerçevesinde nasıl değerlendirileceği gösterilmiştir.
Anahtar Kelimleler: Finansal Krizler, Basel kriterleri, Bankacılık Sistemi, Basel Komitesi, BIS.
ABSTRACT
Name and Surname: Cansu PALABIYIK University: Bursa Uludag University Institution: Social Science Institute Field: Business Administiration Branch: Business Administiration Degree Awarded: Master Thesis Page Number: xi + 79
Degree Date:
Supervisor(s): Prof. Dr. Ali ILDIR
“APPLICATION OF THE BASEL CRITERIA TO THE BANKING SECTOR: THE CASE OF A BANK”
The Basel Committee was established in 1974 in order to prevent crises in the banking sector as a result of the increase in international financial crises and globalization, to increase reliability and transparency, and to provide a common standardization in the banking sector. The Basel Committee, respectively, according to meeting the needs of the period in order to ensure stability and order in the financial markets and banking sector;
Basel 1, Basel 2 and Basel 3 criteria have been issued. When the literature is examined, studies examining the Basel criteria and their possible effects on the Turkish banking system have been carried out. However, in these studies, it has been observed that there is no study in which companies with liquid and less liquid (cumbersome) balance sheets are compared using credit measurement methods within the framework of Basel criteria.
With this study, it is aimed to fill this gap in the literature and to constitute an introduction for further research.
In this study, first of all, the Turkish Banking System, Basel criteria and the effects of Basel criteria on the Turkish banking system were examined. In the last part of the study, the crediting process of a bank operating in Turkey is taken as an example in order to set an example showing the effects of Basel criteria in the banking sector. It is shown how the loan demands of two companies requesting a loan from the bank will be evaluated within the framework of Basel criteria.
Keywords: Financial Crises, Basel criteria, Banking System, Basel Committee, BIS.
ÖNSÖZ
Tez çalışması süresince bilgi ve tecrübelerini benimle paylaşan ve desteğini esirgemeyen danışman hocam Prof. Dr. Fehmi Ali ILDIR’a ve tüm değerli hocalarıma teşekkürlerimi sunarım.
Yüksek lisans öğrenim süresince birçok konuda destek olan müdürüm Mehmet ÇANDAR’a teşekkürü borç bilirim. Ayrıca tez sürecinde desteklerini esirgemeyen Finansal Yönetim Müdürü Coşkun ERŞAHİN’e ve arkadaşım Fatih TATAR’a teşekkür ederim.
Cansu PALABIYIK Bursa, 2022
İÇİNDEKİLER
TEZ ONAY SAYFASI ... II
BURSAULUDAĞÜNİVERSİTESİ ... İ
SOSYALBİLİMLERENSTİTÜSÜ ... İ
ÖZET ... III ABSTRACT ... V ÖNSÖZ ... VII İÇİNDEKİLER ... VIII KISALTMALAR ... X
GİRİŞ ... 1
BİRİNCİ BÖLÜM TÜRK BANKACILIK SİSTEMİ ... 3
TÜRKBANKACILIKSİSTEMİVETARİHSELGELİŞİMİ ... 3
Osmanlı Döneminde Bankacılık ... 3
Cumhuriyet Dönemi Bankacılık ... 5
İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Özel Bankacılık ... 6
Planlı Dönem Bankacılık ... 7
1980 Sonrasında Bankacılık Alanındaki Gelişmeler ... 9
2001 Yılı Bankacılık Kesimi ve Yeniden Yapılandırma Dönemi ... 12
GÜNÜMÜZTÜRKBANKACILIKSİSTEMİ ... 13
İKİNCİ BÖLÜM BASEL KRİTERLERİ’NİN GENEL YAPISI ... 16
BASEL’İNTARİHSELGELİŞİMİ ... 16
BASELKOMİTESİVEFAALİYETLERİ ... 17
BASELKOMİTESİBANKACILIKDENETİMPRENSİPLERİ ... 19
BASELKRİTERLERİ ... 20
Basel 1 Sermaye Yeterlilik Uzlaşısı ... 20
Basel 1 Kriterleri Ortaya Çıkma Nedenleri ...20
Basel 1 Kriterleri Temel Özellikleri ...22
Basel 1 Kriterlerine Yönelik Eleştiriler ...27
Basel 2 Sermaye Yeterlilik Uzlaşısı ... 28
Basel 2 Kriterlerini Ortaya Çıkaran Nedenler ...28
Basel 2 Uzlaşısının Yapısal Blokları ...30
Basel 2 Kriterlerine Yönelik Eleştiriler ...36
Basel 3 Sermaye Yeterlilik Uzlaşısı ... 38
Basel 3 Kriterlerini Ortaya Çıkaran Nedenler ...38
Basel 3 Kriterlerinin Temel Özellikleri ...39
Basel 3 Kriterlerine Yönelik Eleştriler ...43
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM BASEL KRİTERLERİ’NİN TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNE ETKİSİ ... 45
BASEL1KRİTERLERİ’NİNTÜRKBANKACILIKSİSTEMİNEETKİLERİ ... 45
BASEL2KRİTERLERİ‘NİNTÜRKBANKACILIKSİSTEMİNEETKİLERİ ... 47
BASEL3KRİTERLERİ’NİNTÜRKBANKACILIKSİSTEMİNEMUHTEMELETKİLERİ... 51
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM UYGULAMA: BASEL KRİTERLERİNİN BANKACILIK SEKTÖRÜNE UYGULANMASI; BİR BANKADAN TALEP EDİLEN KREDİNİN BASEL KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ ... 54
UYGULAMAİLEİLGİLİBİLGİLER ... 54
UYGULAMANIN AMACI ... 54
UYGULAMANIN KISIT VE VARSAYIMLARI ... 54
UYGULAMADA KULLANILAN YÖNTEM VE KAVRAMLARA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR ... 55
Uygulamada Kullanılan Kredi Türüne İlişkin Bilgiler ...55
Uygulamada Firma Değerlendirmelerinde Kullanılan Yöntemlere İlişkin Bilgiler ...55
UYGULAMAÖRNEĞİ ... 57
X A.Ş. FİRMASININ DEĞERLENDİRİLMESİ ... 57
Y A.Ş. FİRMASININ DEĞERLENDİRİLMESİ ... 62
SONUÇ VE ÖNERİLER ... 68
KAYNAKÇA ... 72
KISALTMALAR
AB Avrupa Birliği
ABD Amerika Birleşik Devletleri A.g.e. Adı Geçen Eser
A.g.k. Adı Geçen Kaynak A.g.m. Adı Geçen Makale
A.ş Anonim Şirket
ATM Otomatik Vezne Makinesi
BCBS Basel Bankacılık Denetleme Komitesi
BDDK Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BIS Uluslararası Ödemeler Bankası
Çev. Çeviren
DİBS Devlet İç Borçlanma Senetleri
FWF Adil Giyim Vakfı
IMF Uluslararası Para Fonu
I-REC Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası ISO Uluslararası Standartlar Teşkilatı
KB Davranış Notu
KİT Kamu İktisadi Teşebbüsü
KKB Kredi Kayıt Bürosu
KOBİ Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler
OECD Ekonomik Kalkınma ve İşbiriliği Örgütü OPEC Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü
QIS Sayısal Etki Çalışmaları
TMSF Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu
Vd. Ve Diğerleri
GİRİŞ
Teknolojik gelişmelerin hızlı değişimiyle birlikte, finansal piyasalar ve bankacılık sektörü karmaşıklaşmaya başlamıştır. Bununla birlikte en önemli finansal sistemlerden biri olan bankalar, riskli alanlara ve yeni faaliyet alanlarına yönelmeye başlamıştır. Bu duruma paralel olarak, bankacılık sektörünün ürün çeşitliliğine yönelmesi, bankaların katlanmak zorunda olduğu riskleri de arttırmıştır. Küreselleşme ve globalleşen ekonomik politikalar sonucu risklerin boyutu artmış ve etkisi genişlemiştir.
Dünyada ve Türkiye’de günümüze kadar birçok bankacılık krizleri yaşanmıştır.
Bu yaşanılan krizler pek çok bankanın batmasına neden olmuştur. Küreselleşmeyle birlikte, bankacılık krizleri sadece ortaya çıkan ülkeyi etkilemekle kalmayıp dünyaya yayılmıştır. Yaşanılan krizlerle birlikte risk yönetimi gibi konular önem kazanmıştır.
Bankacılık sistemi ve finansal piyasalarda istikrarı sağlamak, krizleri önlemek veya krizlerin etkilerini azaltmak amacıyla BIS (Uluslararası Ödemeler Bankası) tarafından ‘’
Basel Komitesi’’ oluşturulmuştur. Basel Komitesi çıkardığı Basel Kriterleri aracılığıyla bankacılık sektöründe ortak kurallar oluşturmayı, bankaların sermaye yapısını güçlendirmeyi, denetim kalitelerini arttırmayı ilke edinmiştir. Komite ilk olarak 1988’de yayınlanan ve Türkiyede 1989’da uygulanmaya başlanan Basel 1 kriterlerini çıkarmıştır.
Fakat kriterler, hassas risk ölçümlerinde yetersiz kaldığı için Komite, 2004 yılında Basel 2 kriterlerini geliştirmiştir. Basel 2 kriterlerinden kısa bir süre sonra meydana gelen küresel krizle birlikte yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmuş ve bu nedenle Basel 3 kriterleri çıkarılmıştır.
Çıkarılan tüm düzenlemeler, bankacılık sektörüne yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Bununla birlikte bankalar risk yönetimi ve sermayeye yeterliliği gibi kavramlar üzerinde yoğunlaşmaya başlamıştır. Bu durum bankaların en önemli gelir kaynağı olan krediler üzerinde de etkisini göstermiştir. Bankalar, BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu)’nın hazırladığı genel çerçeveye göre, kendi kredilendirme süreçlerini oluşturup, çıkan sonuçlara göre kredi kararları almaya başmıştır. Ancak bankalar, müşterin bireysel kredi talepleri için ortak KKB(Kredi Kayıt Bürosu) raporlarını kullanabilse de, ticari müşterilerin kredi talepleri için aynı şeyler geçerli değildir. Ticari kredi talepleri için ortak bir standart bulunmamakta, bu talepler için bankalar farklı puanlama sistemleri kullanmaktadır. Bu tez çalışmasında ise, ele aldığımız bankanın kredilendirme süreçlerine göre değerlendirme yapılmıştır.
Tez çalışmasının birinci bölümünde, Türk Bankacılık Sistemi ve tarihsel gelişimi hakkında kronolojik sıralamaya göre genel bilgiler verilmiştir. Daha sonra ikinci bölüme geçilmiş ve bu bölümde, Basel’in tarihsel gelişimi, Basel Komitesi ve faaliyetleri, prensipleri hakkında bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte, Basel kriterleri, ortaya çıkış nedenleri ve özellikleri detaylandırılarak irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Basel kriterlerinin Türk bankacılık sektörüne etkilerinden bahsedilmiştir. Bu bölümde sırasıyla Basel 1, Basel 2, Basel 3 kriterlerinin Türk Bankacılık Sistemine ne derece uyum sağladığına, Türk bankacılık sisteminde hangi kriterler üzerinde durulması gerektiğine değinilmiştir. Tez çalışmasının dördüncü ve son bölümünde ise, Basel kriterlerinin uygulanmasıyla reel bankacılık sektöründe kredi taleplerinin nasıl değerlendirildiği, uygulamada seçilen bankanın kredilendirme süreci baz alınarak gösterilmiştir. Basel kriterleriyle birlikte gündeme gelen likidite riskinin banka ve müşteriler açısından önemini vurgulayan iki örnek firma seçilmiş ve bu firmalara kredi değerliliği ölçüm kriterleri çerçevesinde kredi kullandırılmıştır.
Yapılan bu tez çalışması ile, Basel kriterleri kapsamında likit ve hantal bilançoya sahip firmaların kredilendirme süreçlerinin karşılaştırıldığı bir çalışmanın literatüre kazandırılması ve araştırmalara örnek oluşturması amaçlanmıştır.
.
BİRİNCİ BÖLÜM
TÜRK BANKACILIK SİSTEMİ
TÜRK BANKACILIK SİSTEMİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ
Kaynakların dağılımını ve kullanımını sağlayan en önemli unsur finansal sistemlerdir. Finansal sistemlerde etkinliği en fazla olan kuruluş ise bankalardır.
Bankalar fon fazlası ile fon ihtiyacı olan tarafları bir araya getiren kurumlardır.
Ekonomide aracı kuruluş olarak yastık altında tutulan tasarrufları sermayeye dönüştürerek verimliliği arttırır ve kaynakların etkin kullanılmasında yardımcı olurlar.
Sermaye sahiplerini bir araya getirerek yatırımların hayata geçirilmesini kolaylaştırırlar.
Fon ihtiyacı olan taraflara kredi sağlayarak tüketime teşvik ederler. Bu önemli katkılarıyla da ekonomiye dinamizm katmaktadırlar1.
Aşağıda Bankacılık Sisteminin Osmanlı döneminden başlayarak günümüz çağdaş bankacılık dönemine kadar olan tarihsel gelişimi ele alınacaktır.
Osmanlı Döneminde Bankacılık
Ülkemizde bankacılık sisteminin gelişmesi Avrupa Ülkelerine göre yavaş ilerlemiştir. Osmanlı Devleti’nde bankacılık faaliyetinde bulunan bir banka dahi bulunmamaktaydı. Halkın büyük bir kısmı tarım alanında çalışmakta olup kırsal bölgelerde yaşamaktaydı. Komisyonculuk, poliçe ticareti, para değişimiyle uğraşan sarraflar daha çok kasaba ve şehirler de olup Ermeni, Rum ve Yahudi cemaatinden oluşmakta, Türk nüfusu ise dinsel inançları ve sosyal yapısı nedeniyle bu faaliyetlerden uzak durmaktaydı2.
19. Yüzyılın ortalarında Osmanlı pazarına girmeye çalışan Avrupalı iş adamları, sanayi ürünlerini satmak için İstanbul’da para ve sermaye piyasalarını oluşturmaya başlamışlardır. Aynı dönemlerde Osmanlı Devleti de cari giderlerini ve ordunun temel gereksinimlerini karşılamak ve önemli ölçüde bütçe açıklarını kapatmak amacıyla 1841 yılında “Kaimei Muteberei Nakdiye” isimli ilk kağıt parayı basmaya karar vermiştir.
Ancak piyasaya sürülen kağıt banknotlarda meydana gelen sürekli değer düşüşleri, devleti tedbir almaya yöneltmiş ve önde gelen Galata Bankerleri ile anlaşmalar
1 Pınar Pehlivan, Hatice Yurtsever, Türk Bankacılık Sektörü ve Mali Yükümlülükleri, İstanbul:
Legal Yayıncılık, 2016, s.5.
2 Tezer Öcal, Türk Banka Sistemi, Ankara: Emel matbaacılık, 1973, s.4-6.
yapılmıştır. Bu durum 1847 yılında ülkemizde ilk banka olan İstanbul Bankasının kurulmasına da vesile olmuştur. Söz konusu banka “kaimelerin” değerlerinin sabit tutulması yönünde önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak bankanın faaliyeti kısa sürmüştür. Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin asıl bankacılığa geçişinin 1856 yılında kurulan Osmanlı Bankasıyla başladığı söylenebilir. Osmanlı bankasını diğer bankalardan ayıran özelliği, banknot çıkarma ayrıcalığına sahip olmasıdır. Ülkemizde kurulan ilk emisyon bankası olmakla birlikte, bankanın kurulmasında özellikle Tanzimat Fermanıyla beraber devletin harcamalarında meydana gelen artışlar, devletin kaynak ihtiyaçları, Kırım Savaşı sonrası yapılan antlaşmayla dış borç alma olanaklarının artması, önemli etkenlerdir. Osmanlı Devleti ile yabancı sermaye sahiplerine aracılık sağlanması için yabancı sermayeler de bankaya dahil olmuştur. Fakat kaimeler halk tarafından yeteri kadar benimsenememiş, ekonomide kredi hacminin belirlenmesi ve likidite sağlanmasında başarı elde edilememiştir3.
1863 yılında Osmanlı Bankası ile Osmanlı Devleti arasında bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmaya göre, Osmanlı Devleti tüm harcama ve gelirlerini Osmanlı Bankası aracılığıyla yapmayı, tahvilleri Osman bankası aracılığıyla çıkarmayı, her yıl bütçesinin bir örneğini bankaya vermeyi, bütçedeki harcamaların üstünde harcama yapmamayı kabul etmiştir. Devlet, bütçesini denetleme yetkisini Osmanlı Bankası’na vermiştir. Osmanlı Bankası ise bunların karşılığında, devlete belirli bir teminat karşılığı avans vermeyi kabul etmiştir. Ayrıca Osmanlı Bankası haricindeki diğer yabancı bankaların temel işlevi Osmanlı Hazinesi için iç ve dış borçlanmada aracılık yapmak olmuştur. Bu yüzden, bu dönemin bankacılığı ‘’Borçlanma Bankacılığı’’ olarak nitelendirilmiştir 4.
Osmanlı Devleti giderek borçlarını ödeyemez hale gelmiş ve Düyun-u Umumiye5’nin kurulmasıyla dış borçlar bu kuruluşa devredilmiştir. 2. Meşrutiyetin ilanına kadar ki dönem içinde yabancı sermayeli çok sayıda banka kurulmuştur. Ancak Meşrutiyet ilanıyla beraber milliyetçilik ön plana çıkmış, Milli sermayeli bankaların kurulma süreci Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla hız kazanmıştır. Böylelikle ülkede biriken sermaye yine ülkedeki ticaretin geliştirilmesi için kullanılmaya çalışılmıştır6.
3 Öcal, a.g.e., s.3-14.
4 Tuncay Artun, İşlevi, Gelişimi, Özellikleri ve Sorunlarıyla Türkiye’de Bankacılık, İstanbul: Tekin Yayınevi, 1983 s.22.
5 Osmanlı Devleti’nin dış borçlarının denetlenmesi için 2. Abdülhamit Dönemi’nde kurulan bir kurumdur.
6 Türk Bankalar Birliği, 50.yılda Türk Bankalar Birliği ve Türkiye’de Bankacılık Sistemi, İstanbul:
Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, 2008, s.1.
1863 yılında çiftçilere uygun tarım kredisi vermeyi teşvik etmek amacıyla memleket sandıkları kurulmuştur. Osmanlı Devleti döneminde kurulan ve başlangıçta imece usulünü kullanan memleket sandıkları, Cumhuriyet döneminde Ziraat Bankası’na dönüşmüştür. Ancak devlet teşvikiyle kurulan birçok ulusal banka, yabancı bankaların rekabetine karşı koyamamış ve uzun soluklu olamamıştır7.
Cumhuriyet Dönemi Bankacılık
Cumhuriyet döneminden önce yabancı sermayeli bankalar ağırlıktaydı. 1923 yılında Cumhuriyetin ilan edilmesi ile birçok yeni kararlar alınmıştır. Liberal bir bakış açısıyla ve özel sektörün destekleriyle ekonomik kalkınma amaçlanmıştır. Ekonomi açısından da önemli kararlar alınmasını sağlayan 1923 İzmir İktisat Kongresi M. Kemal Atatürk’ün de katılımıyla gerçekleştirilmiş olup, bu kongrede dönemin ekonomik sorunlarına yön veren kararlar alınmıştır. Bu dönemdeki ekonomik durum, özel kesim bankacılık faaliyetlerini yürütebilecek güçlü bir yapıya sahip değildi. Bu durum, Ulusal bankaların kurulmasını ve devlet teşviklerini zorunlu hale getirmiştir8. Kongreye katılan tüccarların da önerisiyle ilk özel ve milli bankamız olan İş Bankası kurulmuştur. İş Bankası, ekonomik sorunlarla mücadele etmiş ve tasarrufların ekonomiye kazandırılmasına yardımcı olmuştur9. 1925 yılında sanayicilerin de önerileriyle ilk KİT (Kamu İktisadi Teşebbüs) olan Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. Ülkemizde ilk Kalkınma Bankası olarak da geçmektedir. Sanayi ve madencilik alanında krediler sağlaması amacıyla kurulmuş olsa da yeterli olamamış ve ilerleyen yıllarda Sümerbank’a devredilmiştir. 1926 yılında ise yurttaşları konut sahibi yapmak, konut kredisi vermek amacıyla Emlak ve Eytam Bankası kurulmuştur10.
1930’lu yıllara gelindiğinde ise Planlı Devletçilik dönemine geçilmiş, karma ekonomik model uygulanmaya başlanmıştır. Bu dönemde bankacılık adına atılan en önemli adımlardan biri 11 Haziran 1930 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kurulması olmuştur. Merkez bankası, ekonominin likiditesini ayarlamak, paranın istikrarını sağlamak, paranın değerini korumak gibi önemli görevlere sahip bir emisyon
7 Öcal, a.g.e., s.10-14.
8 Öztin Akgüç, 100 Soruda Türkiye’de Bankacılık, İstanbul: Gerçek Yayınevi, 1989, s.19.
9 Avni Zarakolu, Cumhuriyet’in 50. Yılında Memleketimizde Bankacılık, Ankara: Türkiye Bankalar Birliği Yayını, 1973, s.28.
10 Akgüç, a. g. e., s.47
bankasıdır. 1931 yılında faaliyete geçen merkez bankasına, TBMM adına para basma yetkisi verilmiştir11.
Buhranın getirmiş olduğu krizi aşmak için çalışmalar başlatılmış, Birinci ve İkinci Sanayi Planları belirlenmiştir. İktisadi devletçilik anlayışı benimsenen bu dönemde, büyük teknolojik yatırımların devlet teşvikiyle sağlanabileceği anlaşılmıştır.
Sınai tesislerinin kurulması amacıyla 1933 yılında Sümerbank, maden yataklarını işletecek işletmelerin finansmanını oluşturmak, yönetmek için Etibank,1937 yılında limanların işletilmesini teşvik etmek amacıyla Denizbank, 1938 yılında küçük esnafı teşvik etmek, küçük esnaflara finansman kolaylığı sağlamak amacıyla Halkbank ve alt yapı sorunlarını çözmek amacıyla İlbank kurulmuştur12.
1933-1944 döneminde, sanayileşme için gerekli olan ancak özel sektör tarafından yapılamayan yatırımlar, devlet aracılığıyla veya zorunlu tasarruf imkanlarına başvurarak karşılanmıştır. Bu dönemde Merkez Bankası reeskont oranından yararlanılmış, munzam karşılık oranı %20’ye yükseltilmiştir. Munzam karşılık oranının tamamını devlet iç borçlanma senetlerine yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Aynı zamanda savaş döneminin getirmiş olduğu ekonomik sorunlar, savunma harcamalarındaki artışlar, işletmelerin finansman ihtiyaçlarındaki artışlar gibi nedenlerden dolayı kredi ihtiyaçlarına olan talep artmış ve uzun vadeli iç borçlanmaya gidilmiştir13.
İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Özel Bankacılık
Yabancı sermaye girişimleri için ilk yasal düzenlemeler bu dönemde çıkarılmıştır.
Bu dönemin en belirgin özelliği iktisadi devletçilik politikası yerine özel sektör desteğiyle kalkınma politikasına geçilmesidir. Savaşların da etkisiyle oluşan yüksek enflasyon ortamı, özel kesimi güçlendirmiştir. Özel kesimin birikimi, makineleşmenin artmasıyla daha da artış göstermiştir. Bu artışlar, özel bankacılığın gelişiminde önemli rol oynamıştır14. Yatırım ve sanayi faaliyetlerinin artması, milli gelirin ve nüfusun artış göstermesi, piyasanın hareketlenmesi gibi faktörler yine bu dönemdeki kredi ihtiyaçlarında artışa neden olmuştur. Bu durum özel bankacılığın hızla yaygınlaşmasını ve öneminin artmasını sağlamıştır.1944 yılında Yapı ve Kredi Bankası, 1946 yılında Garanti Bankası, 1948 yılında Akbank, 1950’de Türkiye Sınai Kalkınma Bankası gibi
11 Türk Bankalar Birliği,50.yılda Türk Bankalar Birliği ve Türkiye’de Bankacılık Sistemi, s.4.
12 Zarakolu, a. g. e., s.53.
13 Türk Bankalar Birliği,50.yılda Türk Bankalar Birliği ve Türkiye’de Bankacılık Sistemi, s.5.
14 Banka-kredileri.org
birçok özel bankalar kurulmuştur15. Türkiye Sinai Kalkınma Bankası, yabancı ülkelerden ve kuruluşlardan kredi alma olanaklarının artış gösterdiği, batı ülkelerle iyi ilişkiler kurduğumuz bir zamanda kurulmuştur. Banka özellikle özel imalat sanayiyi finanse etmekte ve enerji, ulaştırma gibi önemli sektörlere kredi vermektedir16. Özel kesimin yeterli olmadığı yerlerde ise yine kamu tarafından teşvikler yapılmaya devam edilmiştir17.Bu dönemde, döviz işlemleri yetkisi sadece Merkez Bankasına verilmiştir.
Komisyon ve faiz oranlarının devletin belirlediği şekilde gerçekleşmesi kararı alınmıştır.
Emisyon hacmi sürekli genişlemiştir.
1950’li yıllara gelindiğinde enflasyon artışı dış borçları etkilemiş, döviz yetersizliği ithalatta zorluklar yaşanmasına neden olmuş ve Türk lirası değer kaybı yaşamıştır.1958 yılındaki istikrar programıyla, Türk lirası devalüasyonu, dış ticaretin serbestleşmesi, ekonomik politikalarda kısıtlamaların olması, dış borçlanmaların ertelenmesi, kamu iktisadi teşebbüs fiyatlarının serbestleşmesi gibi faaliyetlerde IMF (Uluslararası Para Fonu ) ile anlaşmaya gidilmiştir. 1950’lerin sonlarında yatırımların finansmanında zorluklar yaşanmış, Hükümet, finansman ihtiyacını Merkez Bankası kaynaklarına başvurarak karşılamaya başlamıştır. Haksız rekabetin önlenmesi, dayanışmanın sağlanması, bankacılığın gelişmesi gibi amaçlarla Türk Bankalar Birliği kurulmuştur18.
Planlı Dönem Bankacılık
1958’de uygulanan istikrar programı ekonominin içinde bulunan durgunluğu çözmeye yardımcı olamamış, istenilen sonuçlara ulaşılamamıştır. 1960’lara gelindiğinde ise, liberal ekonomiden karma ekonomiye geçilmiş, beş yıllık kalkınma planları oluşturulmuştur19.
‘‘İthal İkameci’’ politikalar izlenmiş, ithal edilen malların kendi ülkemizde de üretiminin gerçekleşmesi hedeflenmiştir. Ekonomideki enflasyonist ve deflasyonist eğilimlerin önlenmesi, para ve sermaye piyasalarının geliştirilmesi gibi hedefler kalkınma planlarında yer almıştır. Küçük işletmelerin gelişmesi için dışa kapalı ekonomi
15 Emrah Yılmaz, Türk Bankacılık Sektörünün Sermaye Yeterliliği ve Basel Standartları, (Yüksek Lisans Tezi), İstanbul: Kadir Has Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bankacılık ve Finans Bölümü, 2006, s.9.
16 Akgüç, a. g. e., s.47.
17 Banka-kredileri.org
18 Akgüç, a. g. e., s.48- 49.
19 Artun, a. g. e., s.59.
benimsenmiştir. İthal girdilerin minimuma düşürülmesi için Türk lirasının değerini arttıran politikalar izlenmiştir20.
Bu dönemde bankacılık sektörü devletin etkisi altında kalmış, yatırımların finansmanlığını yapmak, bankaların en önemli görevleri arasında olmuştur. Faiz ve komisyon oranları politikalar doğrultusunda belirlenmiştir. Yabancı bankaların kurulmasına izin verilmemiştir. Şube bankacılığı bu dönemde de devam etmiş olup, kalkınma ve yatırım bankacılığına öncelik verilmiştir. Türk bankacılığı oligopolistik yapıya dönüşmüştür21.
Negatif reel faiz politikası uygulanıp maliyetler düşürülmüş, mevduatlar arttırılmaya çalışılmış, şube açma faaliyetleri desteklenmiş ve küçük bankalarda birleştirilmeye gidilmiştir. Kalkınma planlarındaki yatırımların finansmanını uzun vadeli kredilerle sağlamak amacıyla 1963 yılında Kalkınma bankası olan, Sınai Yatırım ve Kredi Bankası kurulmuştur. 1964 yılında kamu iktisadi girişim planındaki yatırımların finansmanı için kamu bankası niteliğinde olan Devlet Yatırım Bankası kurulmuştur. Bu banka, enerji, ulaşım, madencilik gibi sektörlerin projelerini kredilendirmiştir. 1976 yılında yurt dışında çalışan Türklerin birikimlerinin değerlendirilmesi amacıyla Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası kurulmuş olup, yurtdışındaki Türk işçilerinin Türkiye’deki girişim projelerini desteklemiştir. Daha sonra ismi Türkiye Kalkınma Bankası olarak değiştirilmiştir22.
1970’lerde meydana gelen petrol krizi ekonomide darboğaza neden olmuş, artan petrol fiyatları borçlanmayı arttırmıştır. 24 Ocak kararlarıyla istikrarlı ve yapısal değişim yapılmış, karma ekonomi terkedilerek serbest piyasa dönemine geçilmiştir. Devletin etkinliği azaltılarak yabancı sermayelerin aktif rol oynaması desteklenmiştir. 24 Ocak kararlarında belirtilen düşük faizli kredi politikası özellikle bankacılığın gelişiminde önemli rol oynamış ve yabancı sermayelerin ülkeye girişinde etkili olmuştur. Faiz oranları piyasadaki arz ve talebe göre şekil almaya başlamıştır23.
Bu dönemin de en önemli sorunları, artan sanayileşmeye karşı iç tasarrufların yaratılamaması olmuştur. Bu dönemde ekonomimiz tasarrufları özendirip, yöneltecek bir yapı içinde olmadığı için bu görev kamu kesimi tarafından sağlanmıştır. Kamu kesiminin
20Hakan Yazarkan, Basel Kriterleri ve Basel 2’nin Türk Bankacılık Sistemine Muhtemel Etkileri, (Yüksek Lisans Tezi), Erzurum: Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008, s.10.
21İsmailakara1.blogspot.com
22 Artun, a. g. e., s.59.
23 Hüseyin Yılmaz, Kamu Yönetimi Açısıdan Basel Kriterlerinin Değerlendirilmesi ve Türk Bankacılık Sektörü Üzerine Etkileri, (Yüksek Lisans Tezi), Niğde: Niğde Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009, s.78.
kaynak sağlamada Merkez Bankası kredilerine başvurması, enflasyonist kaynaklara bağlılığını arttırmıştır. Kamunun Merkez Bankasından kullandığı kredilerin amaca hizmet etmek yerine borç ödemelerinde kullanılması, parasal genişlemeyi ve enflasyonu tetiklemiştir24.Bu dönemde orta vadeli kredilerin artması için teşvikler yapılmış, bankalar kullandığı kredilerin en az %10’unun orta vadeli kredi olması zorunluluğu getirilmiştir25. Planlı dönemde artan sanayileşme faaliyetlerinin yanında enflasyonu tetikleyen yöntemler de kullanılmıştır. İthal ikamecilikle beraber dış satımdan ziyade içe yönelimin olması dönemin sonlarına doğru ekonomide sıkıntılar yaşanmasına neden olmuştur.
1980’lerin başlarında ise, artık dış piyasalara da açılımı benimseyen stratejiler hedeflenmiştir.
1980 Sonrasında Bankacılık Alanındaki Gelişmeler
‘’İthal ikamecilik’’nedeniyle meydana gelen durgunluk, ödemeler dengesindeki bozulmalar, dövizde yaşanılan kıtlıklar yeni bir stratejinin belirlenmesi kararını oluşturmuştur. Bu dönemde dış piyasaların da dikkate alındığı, dışa açılmaya yönelik politikalar benimsenmiştir26. Bu politikalarla birlikte bankacılık sektörü de dışa açılma eğilimleri göstermiştir. Milli sermayeli bankalar yurtdışında şubeler kurmuş, bankacılık sektörü örgütlenmeye başlamıştır. ‘’Interbank’’piyasası Merkez Bankası bünyesinde oluşmuştur. Interbank, bankaların daha etkin kaynak kullanmalarına imkan tanıyarak ekonomide likidite dengesinin kurulmasını sağlamıştır. Sermaye piyasaları kurulu, altın piyasaları kurulu, efektif ve döviz piyasaları, bankalar arası para piyasası gibi birçok piyasalar bu dönemde kurulmuştur. Uluslararası Bankacılık Standartlarının oluşması ve uluslararası gözetim ve denetimin sağlaması için 3182 sayılı Bankalar Kanunu yürürlüğe girmiştir27.
Serbestleşme politikası ile ihracata teşvik faaliyetleri, esnek döviz kuru politikası, ithalatın serbestleştirilmesi, teknolojik faaliyetlerin kullanımının yaygınlaşması, standardizasyonu sağlamak amacıyla döviz piyasaları ve Türk lirası piyasalarının kurulması gibi gelişmeler küçük ölçekteki banka sayılarında artışa neden olmuştur28. Artan rekabetle beraber bankalar leasing, forfaiting, swap, factoring, kredi kartları gibi
24 Artun, a.g.e. s.68-69.
25 Türk Bankalar Birliği, 50.yılda Türk Bankalar Birliği ve Türkiye’de Bankacılık Sistemi, s.8.
26 Ekrem Keskin, “Türkiye Ekonomisi ve Bankacılık Sistemi’’, Finans Dünyası Dergisi, S.35, (1993), s.8.
27 Hüseyin Yılmaz,a.g.t., s. 80-87.
28 Yazarkan, a.g.t., s.12.
ürünlerle ürün yelpazesini genişletmiştir. Yurtdışında banka kurma ve şube açma faaliyetleriyle Türk bankacılığı da dışa açılmaya başlamıştır.29.
Hızlı gelişen teknolojik gelişmeler, bilginin ulaşılabilirliğini kolaylaştırmış ve haberleşme maliyetlerinde önemli düşüşler meydana getirmiştir. Banka harici finansal kuruluşlar için önemli fırsatlar sağlanmış, sektördeki bilginin toplanmasında ve değerlendirilmesinde oluşan maliyetleri minimize edip yatırımcılar için etkinlik ve verimlilik artışı sağlanmıştır30.
1990’lara gelindiğinde ise, maliyeti yüksek olan yurt dışı borçlanmalara vergi getirilmiş ve bu durum repo ve vadeli döviz işlemlerinde talep artışına neden olmuştur.
Bankacılık sektöründeki mevduatların çoğu repoya yönelmiştir. Piyasalardaki baskının azaltılmasına yönelik tedbirler alınmış ama bu tedbirler baskının hafifletilmesinde yeterli olamamıştır. 1990’ların sonlarında siyasi piyasalarda gerilim artmış, hükümet değişikliğine gidilmiştir. Denk bütçe ve bütçe disiplini benimsenmiştir. Dolaylı vergiler arttırılmış, borçlanma programı ve bütçe hedefleri açıklanmıştır. Faizlerdeki yükseliş Türk lirasına olan talebi arttırmıştır. Körfezde yaşanan kriz ise döviz rezervlerinin yükselmesine neden olmuştur. Kısa vadeli faiz oranlarının düşmesiyle repo yerini tekrar vadeli mevduata bırakmıştır. 1990’ların sonlarına doğru IMF ile yapılan anlaşma gereğince, bankaların vadeli işlemlerine ve açık pozisyonlarına sınırlandırma getirilip, vergi taslağının yasalaşacağı belirtilmiştir. Fakat bu sınırlamalar yabancı yatırımcılarca tedirginlikle karşılanmıştır. Erken seçim uygulamaları da mali piyasaları olumsuz yönde etkilemiştir. Bununla birlikte, sermaye çıkışları da başlamış olup, ekonomi de küçülmeler meydana gelmiştir31.
Kamu borçlanmalarının ciddi boyutlara ulaşması, yurt dışı borçlanmalarına neden olmuştur. Bankalar fonlarını kamu borçlanma kağıtlarına yöneltmiş, kredi tutarlarında daralmalar meydana gelmiştir. Merkez bankası, kamu kesimi borçlanmalarına yönelik avans kullandırmıştır32. Bu durum Kamu bankalarının yapısında bozulmalara yol açmış, kamu bankalarının bu dönemdeki işlevi finansal hizmetler sağlamaktan ziyade devlete fon sağlamak olmuştur. Türk bankacılık sistemi enflasyonist ortamda sağlıksız
29 İlker Parasız, Türkiye Ekonomisi: 1923’ den Günümüze Türkiye’de İktisat ve İstikrar Politikaları, Bursa: Ezgi Kitabevi yayınları,1998, s.124-127.
30 Seda Şenyüz, Basel Kriterleri Çerçevesinde Türkiye’de Bankacılık Alanındaki Yapısal Regülasyonların Değerlendirilmesi, (Yüksek Lisans Tezi), Kırıkkale: Kırıkkale Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2010, s. 13-14.
31 Hüseyin Yılmaz, a.g.t., s.80-87.
32 Devrim İlhan Mercan, Basel II Kriterleri Çerçevesinde Türk Bankacılık Sektöründeki Sermaye Yeterliliği Sorununun İncelenmesi, (Yüksek Lisans Tezi), İstanbul: Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü,2006, s. 4.
büyümelere devam etmiş, uygulanan yanlış ekonomik politikalar ile döviz açıkları artış göstermiş, küçük bankalar batma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum bankacılık sistemine olan güveni azaltmış, kredi risklerinde artışa neden olmuştur.
Kanundaki yeterlilik koşullarına uymayanların da yeni bankalar açabilmesi ve bu bankaların denetimindeki yetersizlik sektördeki kırılganlığı daha da arttırmıştır. Denetim otoritesinin, siyasi etkilerden arındırılamamış kararlar alması sektörel riskin daha da artmasına neden olmuştur. Uluslararası bankacılık düzenlemelerine uyum sağlanamayıp, şeffaflıktan uzak kalınmıştır. Bu durum bankacılık sektöründe ciddi zararlara yol açmıştır33.
Bankaların etkinliğini arttırmak amacıyla Bankalar Kanun’da değişikliklere gidilmiş, yeni bir bankanın kurulması, yeni bir şubenin açılması için gereken özellik ve şartlar arttırılmıştır. Özel ve kamu kesimi bankalarda meydana gelen rekabet eşitsizlikleri, giderilmeye çalışılmıştır. Kredi tanımı getirilerek Avrupa Birliği düzenlemelerine yaklaştırılmaya çalışılmıştır. Kanunda ilk kez ‘’konsolide bazda bilanço hazırlama zorunluluğu’’ yer almıştır. Denetim otoritesinin müdahale alanı genişletilmiş, bankanın alabileceği tedbirlere ilişkin kararlar objektif kriterlere dayandırılarak karar sürecini hızlandıran değişiklikler yer almıştır. Mevzuata aykırı davranışlara ilişkin yaptırımlar arttırılmıştır. 1999 yılında bankalar kanunu yasalaşmış, krizlerin alt yapısında kurumsal yapının olmaması sorununa çözüm olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu faaliyete geçmiştir. Yine bu dönemde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kurulması kararı verilip, 2000 yılında faaliyete geçirilmiştir. Demirbank, Etibank, Bank Kapital yıl sonunda fona devredilmiştir. Kıbrıs Kredi Bankası ve Park Yatırım Bankası’nın faaliyetleri durdurulmuştur34.
Bu dönemde alınan pek çok tedbire rağmen yeterli sonuca ulaşılamamıştır.
Özellikle 2000’li yılların başlarında giderek artan cari açıkların ve artan enflasyonun önüne geçilememiş ve bu durum 2001 yılında finansal kriz ile sonuçlanmıştır. Bankacılık sektöründeki zararlar ise %70’in üzerine çıkmıştır. Kamu bankalarının görev zararları nedeniyle özel bankalar da kur ve faiz riski taşımaya başlamıştır. Bu dönemdeki sıkıntılara çözüm bulabilmek amacıyla ‘’Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’’
uygulamaya konulmuştur35.
33 Türkiye Bankalar Birliği, “Türkiye Bankalar Birliği’nin 2004 Türkiye İktisat Kongresi Raporu:
Türk Bankacılık Sektörü”, Türk Bankacılar Dergisi, S.49, (2004), s. 71.
34 Türk Bankalar Birliği,50.yılda Türk Bankalar Birliği ve Türkiye’de Bankacılık Sistemi, s.11.
35 Hüseyin Yılmaz, a.g.t., s. 85.
2001 Yılı Bankacılık Kesimi ve Yeniden Yapılandırma Dönemi
2001 yılı itibariyle yaşanılan bankacılık krizleri beraberinde birçok ekonomik sorunlar getirmiştir. Piyasadaki istikrarsızlığı düzenlemek, dalgalanmaları azaltabilmek adına ‘’Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’’ uygulanması kararı alınmıştır. Bu program, ekonomiyi yeniden yapılandırma adına bir alt yapı çalışması olarak nitelendirilmektedir.
Program, kamu finansman dengesini sağlamak, kamu bankalarının görev zararını kapatmak, bankaları güçlü bir yapıya kavuşturmak, cari açığı kapatmak, faiz dışı fazla vermek, kamu şeffaflığını sağlamak, enflasyon hedeflemesini gerçekleştirmek gibi amaçlara sahiptir36.
Bu dönemde kronik enflasyonu düşürmek için sıkı maliye politikası uygulanmaya başlanmıştır. Bankalar kaynaklarını kısa vadeli döviz cinsinden, kullanımlarını ise uzun vadeli Türk lirası cinsinden yapmıştır. 2001 Şubat’ta esnek kura geçilmesiyle beraber Türk lirası değer kaybetmiş, bankalar ciddi boyutlarda kambiyo zararlarıyla karşılaşmış ve mali yapılarında bozulmalar meydana gelmiştir. Sermaye yetersizliği çeken bankalar birleşme yoluna gitmiş ya da TMSF (Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu) bünyesine alınmış, zararları ise hazine tarafından karşılanmıştır. Bununla beraber bankacılık sektörü artık piyasa, faiz riskinin yanında kur riskiyle de karşı karşıya kalmıştır37. Kullandırılan kredilere belirli oranda karşılık ayrılması zorunluluğu getirilmiştir. Bankalar, kredilerini daha çok devletin fon kaynaklarının finansmanı için kullandığından sermaye uzlaşısı modeli uygulanamamıştır38.
Bankacılık mevzuatı 2005 yılında yenilenerek, kamu bankaları yeniden yapılandırılmaya gitmiştir. Bankaların risk yönetim anlayışı güçlendirilmiş, gözetim ve denetim işlevi kamusal yapıya kavuşturularak, uluslararası prensiplere önemli ölçüde yaklaştırılmıştır39.
36 Yazarkan, a.g.t., s.15.
37 Şenyüz, a.g.t., s.14-16.
38HüseyinYılmaz, a.g.t., s. 80-87.
39 Türk Bankalar Birliği,50.yılda Türk Bankalar Birliği ve Türkiye’de Bankacılık Sistemi, 13-15.
GÜNÜMÜZ TÜRK BANKACILIK SİSTEMİ
Bankalar, diğer sektörlere göre daha hızlı değişim gösteren ve bu değişimlere daha hızlı yanıt veren bir finans sektörüdür. Globelleşmeyle beraber ticaretin gelişmesi, teknolojik ilerlemeler finans ve bankacılık sektörünün gelişiminde etkili olmuştur.
Dünya finans ve bankacılık anlayışındaki değişimler Uluslararası bankacılık faaliyetlerini ön plana çıkarmıştır. Yasal kısıtlamaların kaldırılmasıyla beraber uluslararası büyük bankalar farklı ülkelerde şubeler açmaya başlamıştır40. Uluslararası kısıtlamaların kalkması, aynı zamanda finans sektöründeki ticari, mevduat, yatırım bankaları ve finansal kurumlar arasındaki piyasa bölümlerini ortadan kaldırmıştır.
Teknolojik gelişmelerin bankacılık sektöründe aktif kullanılması, ülkeler arasındaki fiziksel engelleri kaldırarak sektöre girişleri kolaylaştırmıştır41.
Teknolojik gelişmeler, finansal yenilikleri de beraberinde getirmiştir. Yeni finansal araçlar modern anlamda çeşitlenmiştir42. ATM bankacılığı, POS cihazları, digital ve mobil bankacılık gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Bu kavramlar, bankacılık sektöründe işlem maliyetini azaltarak, zaman ve emek tasarrufu sağlayarak, 7/24 bankacılık hizmetleri sunarak devrim niteliğinde bir gelişme olarak gösterilmiştir43.
Teknolojik gelişmelerle beraber digitalleşme süreci başlamış, birçok bankacılık işlemi mobil bankacılığa taşınmıştır. Meydana gelen değişimlere kılavuzluk etmek amacıyla Uluslararası Ödeme Bankası, ödeme güvencesi sağlayan bir üst yapı oluşturmuştur. Globelleşen finansal sistemler ve uluslararası piyasaların eş zamanlığı sayesinde döviz ve altın piyasaların anında alım satım yapılması sağlanmıştır44. Türk bankacılık sistemi bu gelişmelerden faydalanarak, ürün ve hizmetlerini digital ortamlara taşıyarak bankaların performanslarını arttırmasında olumlu etki göstermiştir. Bankacılık sektöründe daha kaliteli ürün ve hizmetlerin sunulması rekabet üstünlüğünün oluşumuna katkı sağlamıştır45.
40 İsmail Cem Ay, Basel Kriterleri Çerçevesinde Türk Finans ve Bankacılık Sektörünün Yeniden Düzenlenmesi, (Doktora Tezi), İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2010, s.10.
41 Yener Altuntaş, Ayhan Sarısu, Avrupa Birliği Sürecinde Türk ve Avrupa Bankacılık Sistemlerinin Karşılaştırılması, İstanbul: Türkiye Bankalar Birliği Yayını, 1996, s.1.
42 Filiz Yetiz, Ayşe Ergin Ünal, ‘’ Finansal Yeniliklerin Gelişimi ve Türk Bankacılık Sektörüne Etkileri’’, Kastomonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C.20, S.4, (2018), s. 119.
43 Gülçin Arslan, Kıymet Yavuzaslan, ‘’ Bankacılık Sektöründe İnovasyonun Yeri ve Önemi:
Türkiye Örneği’, Busıness & Management Studıes: An Internatıonal Journal, C.7, S.2, (2019), s. 952.
44 Okan Fettahlıoğlu, Seçil Fettahlıoğlu, “Bilişim Sistemlerinin Bankacılık Sektörü Üzerindeki Etkileri”, Banka ve Para Teknolojileri Dergisi, S.4, (1999), s.75.
45 Lan Spero, Merlin Stone, “Agents of Change: How Young Consumers Are Changing The World Of Marketing”, Qualitative Market Research: An International Journal, Vol: 7 Issue: 2, (2004), s.153-159.
https://doi.org/10.1108/13522750410530057
Bilişim teknolojileri bankacılık ve finans alanında da etkisini göstermeye başlamış ve bankacılık sektörünün iş yapısını belirlemesinde önemli etkileri olmuştur46. Bilişim teknolojilerinin kullanılmasıyla bankacılık sisteminde merkezi otomasyon sistemine geçilerek standardizasyon sağlanmaya çalışılmıştır. Otomasyon sistemi gelişmeye başladıkça bankalar sadece fon toplayan veya kredi kullandıran kurumlar olmaktan çıkarak sermaye piyasalarının tüm işlevlerini yerine getiren kuruluşlar olmuştur47. Ülkelerin gelişmişlik seviyelerinde belirleyici olan bilişim teknolojilerinin Türk bankacılık sisteminde kullanılmasıyla bankaların işlem sayılarında ve işlem maliyetlerinde olumlu bir etkiye neden olmuştur48.
Bankacılık kavramı genişletilerek farklı platformlara taşınması, beraberinde pazarlama stratejilerinde de değişiklikler getirmiştir. Geleneksel bankacılık geride bırakılarak, modern bankacılık faaliyetleri kullanılmaya başlanmıştır. Modern bankacılık ile artık bankaların önceliği müşterilerinin talebini en iyi şekilde karşılayacak hizmetler sunmak ve rekabeti avantaja dönüştürecek ortamlar yaratmak olmuştur. Bankacılığın geleceği, müşterilerin değişen ihtiyaçlarına hızlı bir şekilde cevap verebilme yeteneğine bağlı olmuştur. Artık müşteriler, bankacılık ürünlerini veya bankalarını seçerken daha çok seçici ve daha dikkatli davranıp kendilerine en fazla fayda sağlayan, katma değerini en çok arttıran bankaları seçmektedirler. Bu durum bankaların müşteri kazanmalarının yanında, müşterileri elde tutma koşullarını da değiştirmekte ve bankalararası rekabeti de arttırmaktadır. Tüm bu gelişmeler, bankaların kaynaklarını ve sermayelerini en iyi şekilde kullanmaya, verimliliklerini arttırmaya ve etkin bir risk yönetim sistemi geliştirmeye yöneltmiştir49.
Türk bankacılık sisteminin günümüz verilerine bakacak olursak, BDDK 2021 Ağustos ayı verilerine göre; Türkiye’de 53 banka faaliyet göstermektedir. Bu bankaların yurt içinde toplam şube sayısı 11.080, yurt dışı toplam şube sayısı ise 76’dır. Bankacılık alanında 201.667 personel çalışmaktadır. Alternatif dağıtım kanalları açısından baktığımızda ise, sisteme kayıtlı 48.713 ATM, 260.943 milyon kredi kartı mevcuttur.
46 Gamze Kübra Akata, Seda Dikdak, İbrahim Kırbaş, “Bilgi Teknolojilerinin Toplum ve İşletmeler Üzerindeki Etkileri”, İnet-Tr’15, XX. Türkiye'de İnternet Konferansı, İstanbul Üniversitesi, (2015).
47 Franklin R. Edwards, Frederic Mıshkın, “The Decline of Traditional Banking: Implications for Financial Stability and Regulatory Policy”, Federal Reserve Bank of New York Economic Policy Review, , Vol:1, Issue:2, (1995), s.27.
48 Emre Pala, Burak Kartal, “Banka Müşterilerinin İnternet Bankacılığı İle İlgili Tutumlarına Yönelik Bir Pilot Araştırma”, Yönetim ve Ekonomi: Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C.17, S.2, (2010), s.57.
49 Ay, a.g.t. s.13.
Sermaye yeterlilik oranı ise %17’dir. Bu verilerden de yola çıkarak, günümüzde Türk bankacılık sistemi, finansal sistemde önemli bir yere sahiptir ve ekonomik kalkınma ve büyümede kritik bir rol oynamaktadır.
Gelinen bu noktada, Türk bankacılık sistemi güçlü bir mali yapıya sahiptir.
Denetim mekanizmalarını etkin olarak kullanmasıyla, çağdaş bir bankacılık anlayışıyla, nitelikli personelleri, üstün teknoloji ve hizmet kalitesiyle Dünya ve Avrupa bankalarını aratmayacak seviyeye ulaşmıştır50.
50 Gökhan Sümer, ‘’Türk Bankacılık Sektörünün Tarihsel Gelişimi ve AB Bankacılık Sektörü İle Karşılaştırılması’’, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C.18, S.2, (2016), s.492.
İKİNCİ BÖLÜM
BASEL KRİTERLERİ’NİN GENEL YAPISI
BASEL’İN TARİHSEL GELİŞİMİ
BIS (Uluslararası Ödemeler Bankası), Basel ismini İsviçre’nin önemli bir finans kenti olan Basel şehrinden almıştır. Dünya’nın en eski finans kuruluşu olan BIS, 1930 yılında İsviçre’de bankacılık alanında ortak bir standartın oluşturulması amacıyla kurulmuştur51.
BIS, İkinci Dünya Savaşı sonrasından 1970’li yıllara kadar Bretton Woods Sistemini uygulamıştır. 1973 yılında sabit kur terk edilip, Bretton Woods sözleşmesi sona erdirilmiştir. 1974 yılında ise OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü)’in petrol fiyatlarını 4 katına çıkarmasıyla finansal piyasalarda karışıklıklar artmaya başlamıştır.
Buna bağlı olarak birçok bankada döviz kayıpları yaşanmıştır52. Bu durumun en somut örneği ise, yabancı döviz piyasalarında yaptığı işlemlerden kaynaklı zararlar yaşayan Bankhaus Herstatt’ın döviz riski sermayesinin 3 katını aşması ve bankacılık lisansı iptal edilmesi olmuştur. ABD bankalar arası ödemeler sisteminde ise geçici olarak çöküş gerçekleşmiştir53. Bankacılık ve finans sektöründe meydana gelen bu kargaşalar, uluslararası bankacılık faaliyetlerinin düzenlenmesi ihtiyacını doğurmuştur. 1974 yılında G-10 ülkeleri (ABD, İngiltere, İspanya, Almanya, Fransa, Kanada, Japonya, İsveç, Hollanda, İtalya) katılımıyla bankacılık sektöründe gözetim standartlarını sağlamak amacıyla BIS bünyesinde Basel Komitesi kurulmuştur54.
Finans piyasalarında yaşanan krizler bağlantılı ülkelere de yayılarak ciddi zararların yaşanmasına neden olmuştur. Bankaların sermayeleri üzerindeki borçlanmalarının herhangi bir yaptırıma ve düzenlemeye tabi olmaması, özensizliğe ve tedbirsizliğe yol açmış ve bu durum finans alanında düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmıştır. Bunun üzerine BIS, asgari sermaye oranına ilişkin birtakım düzenlemelerde bulunmuş ve yapılan düzenlemeler konusunda ülkeleri bilgilendirip, düzenlemelere
51 Eşref Yıldız, Basel II’nin Türk Bankacılık Sistemine Olası Etkileri, (Yüksek Lisans Tezi), İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007, s.6.
52 İlker Parasız, Para, Banka ve Finansal Piyasalar, İstanbul: Ezgi Kitabevi, 2005, s.79.
53 Hasan Candan, Alper Özün, Bankalarda Risk Yönetimi ve Basel II, İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2006, s.8.
54 Şenyüz, a.g.t., s.43.
uyulması konusunda hassasiyet gösterilmesini istemiştir. Birçok ülke de risklerin kendilerine de sıçramalarını engellemek için bu kurallara uymaya başlamıştır55.
BASEL KOMİTESİ VE FAALİYETLERİ
Basel Komitesi, petrol krizi ve uluslararası döviz ticaretleri sonucu yaşanan banka iflaslarından sonra, BIS bünyesinde Gelişmiş 10 ülkenin (G-10) katılımıyla 1974 yılında Basel kentinde kurulmuştur56.
Küreselleşen ekonominin etkisiyle bankacılık sektöründeki en önemli konulardan biri de risk yönetimi olmuştur. Hızla büyüme gösteren bankacılık sektörü, büyümenin kontrol altına alınabilmesi için etkin bir risk yönetiminin kullanılması gerekliliğini anlamıştır57. Uluslararası bankacılık sisteminin de etkisiyle, bir piyasada yaşanan kriz hızlı bir şekilde diğer piyasaları da etkileyebilmektedir. Bu durum ise risk çeşidini arttırmakta ve durumun kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle uluslararası tarafsız bir kuruluş tarafından ortak bir bakış açısıyla standart yaklaşımların geliştirilmesi ihtiyacı duyulmuştur. Bu alanda yapılan en büyük düzenlemeler Basel Komitesi tarafından alınan Basel kararları olmuştur. Bu kararlar, bankacılık sektörünün kurumsallaşmasında önemli rol oynamış, farklı bölgelerde faaliyet gösteren bankalar arasında bir uzlaşı sağlanmasına ve ortak bir uygulama standardının oluşmasına katkı göstermiştir58.
BIS asıl olarak, uluslararası bankaların görüşleriyle bankacılık sektörünün belirlenmesini ve uygulanmasını amaçlamaktadır. Basel Komitesi, resmiyette kural koyma yetkisine sahip değildir. Sektördeki düzenlemeler, uygulamalar hakkında tasarı ve teklifler üretebilmektedir. Komite, kararların uygulanmasını zorunlu kılmasa da kararlara uymayan ülkelerin bankacılık sistemleri dışlanmakta ve bu durum, uymayan bankaları olumsuz etkilemektedir59. Ancak komisyonda alınan kararlar, uzlaşmayı imzalayan ülkelerce de aynı derecede uygulanamamıştır.
Komite, gözetimini Dünya Bankası’nın yaptığı uluslararası bir komisyondur.
Komisyonda sermaye ve likidite koşulları konusunda bankalar arasında uyulması istenen
55 https://www.bis.org (20.04.2021)
56 Ebubekir Ayan, Bankacılık Risklerinin Yönetiminde Basel II Uzlaşısı, İstanbul: Beta Basım Yayın, 2007, s.27.
57 Aytekin Keleş, Basel Kriterlerinin İç Kontrol Açısından Türk Bankacılık Sektörüne Etkileri ve Öneriler, (Yüksek Lisans Tezi), İstanbul: Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü, 2009, s.42-43.
58 Nevzat Saygılıoğlu, “Basel II Uzlaşısı Nedir?”, Yaklaşım Dergisi, C.14, S.168, (2006), s.27.
59 Mustafa Atiker, ‘’Basel I ve Basel II’’, Konya Ticaret Odası Bilgi Raporu, C.8, S.41, (2005), s.9. http://www.kto.org.tr/d/file/BASEL_rapor.pdf (12.12.2021)
ortak standartlar belirlenmiştir. Bu dönemlerde yaşanılan banka krizleri nedeniyle asgari sermaye şartlarında yeni ilkeler belirlenmiştir. Komite, iç denetimin oluşturulması amacıyla, problemli bankalara durum analizi yaparak bankaların iç denetim sistemlerini değerlendirmiştir ve uygulanan yöntem ve prosedürlerin kullanılıp yaygınlaştırılması için kılavuzlar oluşturmuştur. Ayrıca, finansal piyasalarda istikrarın sağlanması için etkin rol oynamıştır. Komite, liberalizasyon çalışmaları yerine daha çok genel anlamda bankacılık sektöründe doğabilecek riskleri azaltmak için düzenlemeler yapmıştır60.
Komite, bankacılık alanında etkin gözetim ve denetime sahip olunması için faaliyet izni, bilgi verme yükümlülüğü, yasal yetkiler, sınır ötesi bankacılık gibi ön koşullar sunmuştur61. Basel Komitesi, bu ön koşullar ile ön görülen riskleri sınırlandırarak ve piyasadaki belirsizliği azaltarak bankacılık alanını güvenilir bir ortama ulaştırmayı hedeflemektedir.
Basel Komitesi, her bir katılımcı otoritenin ulusal sistemlerine en iyi uyum sağlayabilecek çalışmaları ülkelerinde uygulayabilecekleri beklentisiyle tavsiye etmektedir. Komite, G-10 ülkeleri merkez bankası guvernörleri komitesine düzenli olarak raporlar sunarak, faaliyetlerle ilgili onay ve destek almaktadır. Komitenin önemli bir amacı da denetim alanında oluşan açıkları kapatmak olmuştur. Bu prensiplere göre bankacılık kuruluşları, denetimden kaçmayıp, denetimi uygun ölçülerde sağlamalıdır.
Komite, 1983 yılında yayımladığı ‘’Bankaların Yabancı Kuruluşlarının Denetimi İçin Temel Prensipler’’ isimli belgenin belirli prensiplerini 1992 yılında standartlar haline getirmiştir. Bu standartları hayata geçirmenin yolları aranmıştır. 1996 yılında açıklanan raporda komite, uluslararası bankaların sınır ötesi faaliyetlerinin denetimi konusunda karşı karşıya kaldıkları engelleri aşmak için birtakım öneriler sunmuştur. Çok yönlü finansal kuruluşların yarattığı riskler üzerine çalışmak amacıyla sigorta denetimcileriyle iş birliği yapılmış, 1999 yılında çok yönlü finansal kuruluşların, sermaye yeterliliğinde kullandıkları teknikler ve iş birliği zeminini oluşturan belgeler komite tarafından onaylanmıştır. ‘’Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi’’, ‘’Uluslararası Muhasebecilik Federasyonu’’, ‘’Uluslararası Ticaret Odası’’ gibi kurumlarla ortak çalışmalar yürütülmüştür62.
60 Şenyüz, a.g.t., s.44.
61 Efsane Cengiz, Basel I-II-III Sermaye Uzlaşısı, (Yüksek Lisans Tezi), Ankara: Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,2013, s.6-7.
62 Ay, a.g.t, s. 45- 46.
BASEL KOMİTESİ BANKACILIK DENETİM PRENSİPLERİ
Basel Komitesi, faaliyetlerini gözetim ve denetim otoriteleriyle yaptığı çalışmalar aracılığıyla yürütmektedir. Son yıllarda ise zorunlu olmayan denetimin arttırılması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çalışmalar ışığında,
‘’Bankacılıkta Etkin Gözetim ve Denetime Yönelik Prensipler’’ adında dokümanlar hazırlanmış ve yayımlanmıştır. Dokümanlara ilişkin çalışmalar, G-7 ve G-10 ülkeleri Maliye Bakanlarına sunulmuş ve onaylanmıştır. Bu ülkeler haricinde de Çin, Çek Cumhuriyeti, Meksika, Rusya ülkeleriyle prensiplerin taslak oluşumu hakkında grup çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda büyük titizlikle hazırlanan bankacılıkta etkin gözetim ve denetim prensipleri 25 maddelik ilke olarak sıralanmıştır63. Bu temel prensipler Tablo1’de gösterilmektedir.
Tablo 1. Basel Kriterleri Temel Prensipleri
Amaçlar, Bağımsızlık, Güç, Şeffaflık ve
İşbirliği İzin Verilebilir Faaliyetler
Lisanslama Kriterleri Kayda Değer Hisse Transferi
Büyük Alımlar Likidite Riski
Sermaye Yeterliliği Operasyonel Risk Risk Yönetim Süreci Faiz Oranı Riski
Kredi Riski İç Kontrol ve Denetim
Problem Aktifler, Karşılıklar ve Yedekler
Finansal Hizmetlerin Kötüye Kullanımı Maruz Kalınan Geniş Risk Limitleri Denetimsel Yaklaşım
İlgili Grupların Riskine Maruz Kalma Denetimsel Teknikler Ülke ve Transfer Riskleri Denetimsel Raporlama
Piyasa Riski Muhasebe ve Açıklama
Denetim Otoritelerinin Düzeltici ve
İyileştirici Güçleri Konsolide Edilmiş Denetim Merkez-Ev Sahibi İlişkisi
Kaynak: Basel Bankacılık Denetim Otoritesi, ‘’Etkin Bankacılık Denetimi İçin Temel İlkeler’’ Bankacılar Dergisi, S.59, (2006) s.127-129.
Basel Komitesi’nin oluşturduğu bankacılıkta etkin gözetim ve denetime ilişkin temel prensipler, gerekli görüldüğü durumlarda takviye olarak tedbir ve yükümlülükler ile desteklenebilmektedir. Aynı zamanda bu temel prensiplerin denetim ve kamu otoritelerince başvurulabilecek temel kaynak olması hedeflenmektedir. IMF ve Dünya
63 Basel Comittee on Banking, Supervision, Core Principles for Effective Banking Supervision, Basel:Bank For International Settlements, 2006, s.1.
Bankası gibi organizasyonlar, finansal istikrarın ve denetim sistemlerinin güçlendirilmesinde rol alan prensiplerin benimsenmesi ve tavsiye edilmesinde büyük bir önem taşımaktadır. Aynı zamanda temel prensiplerin uygulanabilir olmasında yasama organlarının da gerekli hassasiyeti göstermeleri gerektiğine inanılmaktadır. Komite, risk taşıyan diğer bölgelere ilişkin de belirli bir standart oluşturup benimsenmesine yönelik çalışmalarını hala sürdürmektedir. Ayrıca komite, G-10 ülkeleri dışında diğer ülkelerle de iş birliğini ve dayanışmayı güçlendirebilecek teknik yardım ve eğitim destekleri sağlayabileceklerini açıklamıştır64.
BASEL KRİTERLERİ
Bankacılık alanında da son yıllarda küreselleşmenin etkileri görülmeye başlanmıştır. Küreselleşmenin bir sonucu olarak bankalar arası rekabet artış göstermiştir.
Risk yönetimi kavramının önemi artmıştır. Buna paralel olarak bankalar, risk oluşturabilecek faaliyetler için çalışmalar yapmaya başlamıştır. Muhtemel kayıpların engellenmesi için bankalar, yetişmiş personel politikası oluşturmaya başlamış, ar-ge ve bilgi sistem faaliyetlerini geliştirmek için yatırımlar yapmıştır. Bu gelişmeleri destekleyen uygulamalardan birisi de Basel Kriterleri olmuştur. Belirlenen kriterler işletme sahipleri ve bankaların alışkanlıklarının değişmesinde rol oynamıştır65. Basel kriterleri ilk olarak Basel 1 düzenlemeleri olarak oluşmuş, daha sonra dönemin ihtiyaçlarını karşılamalarına göre Basel 2 ve Basel 3 düzenlemeleri olarak takip etmiştir.
Basel 1 Sermaye Yeterlilik Uzlaşısı
Bu başlık altında Basel 1 kriterlerinin ortaya çıkış nedenleri, Basel 1 kriterlerinin temel özellikleri ve bu kritere yönelik eleştiriler ele alınmıştır.
Basel 1 Kriterleri Ortaya Çıkma Nedenleri
Petrol krizi sonrasında Dünya çapında yaşanılan ekonomik sorunlar finansal gerilemelere neden olmuştur. Bankalarda özellikle sermaye yeterliliği konusunda birtakım sıkıntılar yaşanmıştır.
64 Ay, a.g.t., 49-51
65 İbrahim Arslan, ‘’Basel Kriterleri ve Türk Bankacılık Sektörüne Etkileri’’, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S.18, (2008) s.50-51.
Sermaye yeterliliğinde meydana gelen azalmalar kredi risklerinde artışa neden olmuş ve bu durum uluslararası bir düzenleme yapılması ihtiyacını doğurmuştur. Belirli kriterler oluşturularak Basel Komitesi adında uluslararası düzenlemeler yapacak bir kurul oluşturulmuştur66. Kurul bu standart çalışmaları ve düzenlemeleri Basel 1 kriterleri olarak yayınlamıştır. Bu kriterlerde yaşanabilecek krizlere karşı bankaları güçlendirme hedeflenmiştir.
Komite, Uluslararası bankacılıkta istikrarı ve güvenliği sağlamak, bankaların karşılaşacağı iflaslara karşı zararları minimize etmek, bankalarda risk kültürlerini oluşturmak, bankaları teknolojik yatırımlara teşvik etmek, banka personellerini eğitimlerle destekleyip niteliklerini arttırmak, bankalardaki haksız rekabeti azaltmak gibi amaçlarla sermaye yeterliliği standart taslağı yayımlamıştır67.
Denetim otoritelerinin bankaların sermaye yeterliliğinin belirlenmesinde uluslararası standart bir yöntem oluşturması amacıyla BIS (uluslararası Ödemeler Bankası) bünyesinde, BCBS (Basel Bankacılık Denetleme Komitesi) kurulmuştur. Bu çalışmalar sonucunda ise tüm ülkelerde uygulanabilecek bir sermaye yeterliliği hesaplama yöntemi ve uluslararası geçerliliği olacak standart yöntemlerin oluşturulması amacıyla Basel 1 adı altında Sermaye Yeterlilik Uzlaşısı yayınlanmıştır. Başta G-10 ülkeleri olmak üzere birçok ülke tarafından onaylanmış ve günümüzde 100’den fazla ülkede Basel 1 temel alınmıştır68.
Basel 1 ‘de bankaların bilanço varlık /alacakları kulüp kuralı olan ülkelerin OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) üyesi olma durumları, mali kurum olması veya alacağın teminatının gayrimenkul olması gibi durumları esas alan yöntemle risk ağırlıklarına tabi olması benimsenmiş, böylelikle aktif kalitelerini arttırmak, banka sermayesiyle ilişkilendirmek mümkün olmuştur. Bankaların ‘’Öz kaynak / Risk Ağırlıklı Varlıklar’’ %8 den fazla olması kabul edilmiştir69.
Basel kriterlerinin temel amacı, sermaye standartlarının uluslararası güvenilirlik ve istikrarını sağlamak olmuştur. Bu standart kriterlerin oluşumunda adalet ve tutarlılık gibi kavramlardan da bahsedilmiştir70.
66 Hüseyin Yılmaz, a.g.t.,, s.109.
67 Ömer Faruk Demirkol, Emel Aba,’’ Basel II Sermaye Yeterliliği Uzlaşısı Süreci İçinde Gelen Ek Düzenlemeler Seti: Basel III Kriterleri’’, Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi, C.5.,S.2, (2012), s.255-256.
68 BDDK, 10 Soruda Yeni Basel Sermaye Uzlasisi (Basel II), Ocak 2005, s. 1.
https://www.bddk.org.tr/contentbddk/dokuman/duyuru_basel_0001_38.pdf (21.03.2021).
69 Basel Comittee on Banking, a.g.k., s.13.
70 Güler Aras, ‘’Basel II Sermaye Yeterliliği Düzenlemelerinin KOBİ’ler Üzerine Etkilei’’ Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (2006), s.11.