• Sonuç bulunamadı

Tekirdağ’daki Bazı Toprak Siliyatlarının (Protista, Ciliophora) morfolojik ve Morfometrik Özellikleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Tekirdağ’daki Bazı Toprak Siliyatlarının (Protista, Ciliophora) morfolojik ve Morfometrik Özellikleri"

Copied!
34
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

NKUBAP.00.10.YL.14.04

Tekirdağ’daki Bazı Toprak Siliyatlarının (Protista, Ciliophora) morfolojik ve Morfometrik Özellikleri

Yürütücü: Naciye Gülkız ŞENLER 2016

(2)

i ÖN SÖZ

Doğal bir zenginlik olan çeşitlilik, biyolojik sistemlerin en temel özelliklerinden biridir. Sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir parçasıdır. İnsanlar tarım ve teknolojide sahip olduğu bugünkü seviyeye biyolojik çeşitlilik ve zenginlik sonucunda ulaşmıştır.

Bununla birlikte yaşam alanını giderek genişleten insan, bilinen ve bilinmeyen canlı türlerinin hızla yok olmasına neden olmaktadır. En küçük mikroskobik canlıdan makroskobik canlılara kadar bütün tür populasyonları birlikte evrimleşerek günümüze kadar gelmişlerdir. Bu nedenle biyolojik çeşitlilik ekosistem dengesinin korunmasında önemlidir.

Biyoçeşitlilik genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği ve doğal alanların (habitatların) çeşitliliğidir. Dünya üzerindeki biyoçeşitlilik, coğrafik bölgelerin varlığı ile ilgilidir.

Ülkemiz sahip olduğu coğrafik konum sayesinde biyolojik zenginlik açısından dünyadaki en zengin ve en şanslı ülkelerden biridir. Bu zenginliğin bilim dünyasına tanıtılması yararlı olacaktır. Bu konuda yapılan çalışmalar artan bir hızla çoğalmaktadır.

Çoğu canlının yaşam istekleri ve toleransları birbirinden farklı olduğu için farklı habitatlarda değişik canlı gruplarına rastlanmaktadır. Biyolojik zenginliğin önemli bir elemanı olan serbest yaşayan protistler uzun yıllar genel biyolojik çalışmalar kapsamında değerlendirilmiştir. Küçük boyutlu olmaları, özellikle uzman eksikliği ve protistlerle ilgili spesifik çalışma yöntemlerinin zaman alıcı ve uğraştırıcı olması bu grubun biyoçeşitlilik çalışmalarında ihmal edilmesine neden olmuştur. Bu nedenle bu genel çalışmalar tür çeşitliliğini ve sayısını tespit etme yönünden yetersiz kalmıştır.

Yapılan çalışmalar mevcut protist sayısının çok daha fazla olduğunu, bu alanda yapılan çalışmaların değişik coğrafik bölgelere yayılması gerektiğini ve yeni tür sayısının artmasının kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. Serbest yaşayan protistlerin önemli bir grubunu siliyatlar oluşturmaktadır. Ülkemiz biyolojik çeşitlilik bakımından zengin olmasına rağmen siliyat prototistlerle ilgili çalışmalar yeni ve istenen düzeyde değildir. Siliyat taksonlarının çöl gibi çok sıcak bölgelerden kutuplar gibi çok soğuk bölgelere kadar dağılış göstermiş olması bizi de farklı ekolojik özelliklere sahip habitatlarda ve coğrafik bölgelerde çalışma yapmaya yönlendirmiştir.

Proje olarak teklif edilen bu çalışma ile toprak siliyatlarının çeşitliliğinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır.

Bu çalışmayı NKUBAP.00.10.YL.14.04 numaralı proje olarak destekleyen NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ KOORDİNASYON BİRİMİ’ne teşekkür ederim.

(3)

ii İÇİNDEKİLER

ÖN SÖZ ... i

İÇİNDEKİLER ... ii

ÇİZELGELER LİSTESİ ... iii

ŞEKİLLER LİSTESİ ... iv

ÖZET ... v

ABSTRACT ... vi

GİRİŞ ... 1

GEREÇ ve YÖNTEM ... 5

Araştırma alanının özellikleri ... 5

Toprak örneklerinin alınması ... 5

Toprak örneklerinin kurutulması ve saklanması ... 6

Toprak örneklerinin fiziksel ve kimyasal analizi ... 6

Siliyat kültürlerinin hazırlanması ... 6

Vital incelemeler ... 7

Postfiksasyon incelemeler ... 7

Morfolojik ve morfometrik özellikler ... 7

BULGULAR ... 8

Toprak Örneklerinin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri ... 8

Türlerin Deskripsiyonu ... 8

TARTIŞMA ... 22

SONUÇ... 24

KAYNAKLAR ... 24

(4)

iii ÇİZELGELER LİSTESİ

Çizelge 1. Toprak örneklerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri ……….14 Çizelge 2. Spathidium sp.nin morfometrik karakterizasyonu ………...16 Çizelge 3. Spathidium muscicola’nın morfometrik karakterizasyonu ……….24

(5)

iv ŞEKİLLER LİSTESİ

Şekil 1. Spathidium sp.nin in vivo morfolojisi ... 11

Şekil 2. Spathidium sp.’e ait canlı fotomikrograflar ... 12

Şekil 3. Spathidium sp.’e ait ekstruzomlar.. ... 13

Şekil 4. Spathidium sp.nin siliyatürü. ... 14

Şekil 5. Spathidium sp.’de dorsal fırçanın görünüşü. ... 15

Şekil 6. Spathidium sp.nin nüklear apareye. ... 16

Şekil 7. Spathidium muscicola’nın in vivo morfolojisi.. ... 19

Şekil 8. Spathidium muscicola’nın makronukleusu ve oral sepeti. ... 20

Şekil 9. Epispathidium sp.’nin genel vücut biçimi.. ... 21

Şekil 10. Epispathidium sp.’nin oral yapısı... 22

(6)

v ÖZET

Bu çalışma Aralık 2014 – Ocak 2015 arasında Tekirdağ topraklarından alınan örneklerde bulunan spathid siliyatlar üzerinde gerçekleştirildi. Toprak örneklerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlendi. Spathid siliyat çeşitliliğini araştırmak için toprak örneklerinden “non—flooded Petri dish” yöntemi ile toprak kültürleri hazırlandı.

Siliyatların ayrıntılı sitolojik yapıları canlı gözlem, gümüş boyama, morfometri kullanılarak incelendi. Elde edilen bulgular orijinal tanım ve literatürdeki mevcut tanımlarla karşılaştırılarak benzerlik ve farklılıklar tartışıldı.

Çalışmada Spathiidae familyasına ait 3 tür belirlendi. Spathidium muscicola ülkemiz için yeni kayıttır. S. muscicola’nın ekstruzomları hariç, genel özellikleri literatür bilgisi ile uyumludur. Çalışmada tespit edilen Spathidium cinsine ait diğer bir populasyon bilinen herhangi bir türe dahil edilememiştir. Bu populasyon tanımlanmamış bir tür olabilir. Epispathidium cinsine ait populasyonun teşhisi için ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Anahtar Kelimeler: Toprak siliyatları, Spathidler, Spathidium, Epispathidium, Tekirdağ, Türkiye.

(7)

vi ABSTRACT

The present study was carried out between December-2014 – January-2015 on the spathidiids ciliates in soil samples taken from Tekirdağ lands. Physical and chemical parameters of the soil samples were determined. Soil samples were cultured to investigate the spathidiids ciliates diversity. The detailed cytological structures of ciliates were investigated using live observation, silver impregnation, and morphometry. The obtained data were compared with original descriptions and available literature, and the differences and similarities were discussed.

In this study, three species were identified belonging to Spathidiidae.

Spathidium muscicola is the first record for our country. Except for extrusomes of S.

muscicola, general characteristics are consistent with the literature. Another population belonging to genus Spathidium was not included in any known species and further work is needed for the diagnosis of population of the genus Epispathidium.

Key Words: Soil ciliates, Spathidiids, Spathium, Epispathidium, Tekirdağ, Turkey.

(8)

1 GİRİŞ

Tek hücreli, ökaryotik organizmaların önemli gruplarından birini heterotrofik protistler oluşturur. Bu grubu tanımlamak için, filogenetik bir anlam taşımadığı halde, onların beslenme stratejileri göz önüne alınarak “protozoon” terimi yaygın olarak kullanılmaktadır. Protozoon türleri uzun yıllar sadece insanlara verdikleri zarar düşünülerek, parazitolojik açıdan ele alınmış, serbest yaşayan protozoonlar ihmal edilmiştir. Birçok tür insan, hayvan ve hatta bitkilerde parazit, kommensal, mutualist olarak, daha geniş anlamda simbiyotik olarak yaşar.

Sucul ortamlarda protozoonların besin zincirindeki rolü ve önemi anlaşıldıktan sonra, karasal ortam protozoonlarına olan ilgi artmıştır (Wilbert ve Pomp 1988, Schönborn 1992, Foissner 1993, Foissner 1996, Foissner 1997, Foissner 1998, Petz ve Foissner 1997, Foissner 1999a, 1999b, Foissner 2000, Acosta-Mercado ve Lynn 2002, Li ve ark. 2010). Önceleri toprakta aktif olarak yaşayan protozoon türü bulunmadığı, burada tespit edilen türlerin de tatlı su ve hatta aktif çamur komünitelerine ait oldukları düşünülmüştür. Ancak toprak zerrecikleri etrafındaki su filiminde aktif olarak yaşayan, toprağa ait dikkate değer bir protozoon faunasının olduğu saptanmıştır (Petz ve ark. 1985, Foissner 1987, Sleigh 1989). Toprak protozoonları çıplak amipler, kabuklu amipler, flagellatlar, siliyatlar ve sporozoonlar olarak gruplandırılır (Foissner 1999a). Sporozoa sadece parazitik organizmaları içeren bir gruptur ve toprak omurgasızlarını ve siliyatlarını enfekte eder. Karasal ortam siliyat türlerine ait çalışmaların büyük bir çoğunluğu toprağa aittir. Siliyatlar toprak ve ağaç kabuğu gibi karasal habitatlar için spesifik adaptasyonlara sahiptirler ve sucul habitatlara göre karasal habitatlarda daha fazla çeşitlilik gösterirler (Foissner 1999a). Özellikle Colpoda cinsi olmak üzere, kolpodit siliyatların düzenli ve bol olarak karasal biyotoplarda bulunmasından dolayı Foissner (1987), toprak siliyat komünitesini “Colpodetea” olarak tanımlamıştır.

Karasal siliyatların taksonomisi ile ilgili yapılan ilk çalışmalar, 1929-1956 yılları arasında, M. Shibuya, J. Lepsi, R. Šrámek-Hušek, F. Wenzel, J. Gellért, J. Horváth trafından yayınlandıktan sonra, bu konu bir süre için ihmal edilmiş (Wilbert ve Pomp 1988), çalışmalar topraktaki mikrofaunanın fonksiyonu ve önemi üzerinde yoğunlaşmıştır. Protozoonlar karasal mikrobiyal komünitenin önemli elemanlarıdır.

Biyosferde temel biyojeokimyasal çevrimlerin önemli süreçleri toprakta gerçekleşir.

Toprak organizmaları, özellikle küçük ve mikroskobik protozoonlar, bu oluşumları kolaylaştırırlar. Tür zenginliği ve biyomaslarının yüksek olmasından dolayı, insan etkisi altındaki topraklar da dahil olmak üzere, hemen hemen tüm toprak tiplerinde, toprak protozoonları karbon ve nitrojen döngülerinde ve hem ayrıştırma oranını hem de spesifik metabolik yolları düzenleyerek, enerji transformasyonunuda önemli rol oynarlar (Schönborn 1992, Li ve ark. 2010). Protozoonlar ekolojik rollerini, esas olarak bakteriyel kommünitenin büyüklüğü ve niteliğini düzenleyerek gerçekleştirirler (Acosta-Mercado ve Lynn 2002). Böylece, organik madde dönüşümünde ve humus oluşumunda, besin zincirinin önemli bir halkasını oluştururlar. Buna ilaveten, bulundukları çevrede yaşamlarını sürdürürlerken fagositik aktiviteleri ile çözülebilir besin salgılayarak toprağın verimliliğini artırırlar (Stout 1967, Foissner ve Adam 1980, Bamforth 1988, Anderson 2000). Protozoa topraktaki zararlı bakteri ve fungusların sayısını azaltır. Özellikle mikofaj kolpodit siliyatlar olan grossglokneridlerin hem patojen hem de patojen olmayan funguslar üzerinden beslenerek, patojen bitki funguslarının biyolojik kontrolünde yer alırlar (Foissner 1999a). Vegetasyon, hava etkili değişimler, podzolizasyon, toprak işlemleri ve diğer çevresel değişimler gibi dış

(9)

2

etkenler toprak siliyat fauna özelliğini etkiler (Foissner 1987). Toprak siliyatları çevresel koşullara son derece duyarlıdırlar. Kommünite yapısı ve dinamiği doğal ve insanın etkisindeki çevreler için önemli olduğundan biyoindikatör olarak önerilmişlerdir. Böylece toprak protozoonlarının kommünite yapısı ve dinamiği ile ilgili çalışmalar doğal ve insan etkili çevreleri değerlendirici ve denetleyici değişimler için güçlü anlamlar taşır. Ancak, yöntem ve taksonomik problemlerden dolayı, şu anda karasal habitatlarda protozoonların biyoindikatör olarak kullanımı sınırlıdır (Foissner 1999a). Bu bilgilerden de anlaşılacağı gibi protozoonlar bütün büyük ekosistemlerde önemli bir organizma grubudur. Bununla birlikte bu tip çalışmalarda araştırma için uygun yöntemlerin bulunmaması ve protozoonların çoğunun bilinmemesi önemli problemler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu noktada, protozoon türlerinin tayin edilmesi ve toprak siliyat faunasının ortaya çıkarılması önem kazanmaktadır.

Karasal mikrofaunanın önemi ile ilgili çalışmalar, bu ortamlardaki siliyat faunası ile ilgili çalışmaları canlandırmıştır. Yapılan çalışmalara göre, serbest yaşayan siliyat türlerinin muhtemelen yarıdan fazlasının sadece karasal habitatlarla sınırlı olduğu ileri sürülmektedir (Foissner 1987, Foissner 1993, Foissner 1995, Foissner 1996, 2000, Foissner 1997, Foissner ve ark. 2003).

Topraktan yaklaşık 1000 siliyat türü kaydedilmiştir (Foissner ve ark. 2002), fakat istatiksel analizler taşkın ova gibi yarı karasal habitatlar da dahil edildiğinde, küresel çeşitliliğin daha da fazla olduğunu (tahmini 1928 siliyat türü) göstermektedir (Chao ve ark. 2006). Chao ve ark. (2006) başlangıç noktası olarak Foissner ve ark.nın 2002 yılındaki monografını kabul etmişler ve çeşitli çalışmalardaki türlerin dağılış frekanslarını incelemişlerdir. Araştırıcılar analiz sonuçlarını şu şekilde ifade etmişlerdir: 5 kıta ile ilgili tutarlı bulgu, tür çeşitliliğinin en azından yarısının hala keşfedilmemiş olmasıdır.

Tanımlanmış toprak siliyatlarının çoğunluğu Orta Avrupa, Afrika ve Antartika’ya aittir. Amerika, Avusturalya ve Asya’ya ait bilgi düzenli değildir. Yerel ve genel biyoçeşitlilik, değişik coğrafik bölge ya da habitatlardan dikkatli bir şekilde hazırlanmış tür listelerinden elde edilen verilere dayanır. Bundan dolayı, yerel çeşitliliğe dayanarak, genel çeşitliliğin tahmin edilmesi doğru değildir (Wilbert ve Pomp 1988, Foissner 2000).

Ülkemiz karasal habitatlarla ilgili çalışmaların çoğunluğu toprağa aittir (Foissner 1993a, Foissner ve ark. 2002, Kaya ve Şenler 2012, Şenler ve Yıldız, 2009, Arslanargun 2011, Çapar 2012). Ayrıca yarı karasal ortamlar olarak kabul edilebilecek olan taşkın ovalarda bulunan siliyat türlerine ait iki çalışma Çapar (2007, 2008) ve ağaç kabuklarındaki siliyat türleri ile ilgili bir yüksek lisans tezi mevcuttur (Çınar 2011). Türkiye topraklarındaki siliyat taksonlarına ait ilk veriler Foissner ve arkadaşlarına aittir. Şimdiye kadar 9 kolpodit türü (C. cucullus, C. inflata, C. maupasi, C. aspera, C. eliotti, C. tripartita, C. steinii, C. orientalis, Trihymena terricola) (Foissner 1993, Çınar 2011, Kaya ve Şenler 2013), bir hypotrich (Anatoliocirrus capari) (Foissner ve ark. 2002), 4 haptorid siliyat türü (Pseudoholophrya terricola, Paraenchelys wenzeli, Armatoenchelys geleii, Enchelyodon nodosus) (Şenler ve Yıldız 2009), bir spathid tür (Spathidium spathula) ve bir alt tür (Arcuospathidium muscorum muscorum) (Aslanargun 2011) ve bir kolpodit tür (Bresslauides pratensis) (Çapar 2012) rapor edilmiştir. Bu çalışmalarda Colpoda orientalis, Anatoliocirrus capari ve Bresslauides pratensis yeni tür olarak ilk kez ülkemiz topraklarından tanımlanmıştır.

(10)

3

Toprak siliyat taksonlarına ait morfolojik ve taksonomik çalışmalar önemli bir yol almış olmasına karşın, Türkiye toprakları ile ilgili bilgi yok denecek kadar azdır.

Bu açıdan ülkemiz toprak siliyat faunasının belirlenmesi, tanıtılması ve değişik coğrafi alanlarda gerçekleştirilmiş çalışmalarla karşılaştırılması gerekmektedir. Çalışmanın amacı, Tekirdağ topraklarında bulunan, özellikle Türkiye için yeni kayıt ve/veya az bilinen türlerinin morfolojik ve sitolojik yapılarını inceleyerek, literatür bilgisi ile karşılaştırmak, benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla özellikle karasal ortamlarda yaygın olarak yaşayan ve besin zincirinin önemli bir halkasını oluşturan spathid siliyat türleri (Protista, Ciliophora, Haptoria) seçilmiştir. Lynn (2008) spathid siliyatları Litostomatea Small ve Lynn, 1981 sınıfı, Haptoria Corliss, 1974 alt sınıfına dahil etmiştir.

Spathidler haptorid siliyatlar arasında en fazla çeşitliliğe sahip olan ve en iyi bilinen gruptur. In vivo olarak yaklaşık 60 x 10 µm’dan 400 x 50 µm büyüklüğe sahiptirler. Bununla birlikte çok küçük (10-30 µm), küçük (30-60 µm), az çok küçük (60-90 µm), orta büyüklük (90-150 µm), büyük (150-300 µm), az çok büyük (300-500 µm), çok büyük çok büyük (> 500 µm) olmak üzere 7 kategoriye ayrılabilirler (Foissner ve Xu 2007). Spathid ismi bu grubu tanımlamak için oldukça sınırlıdır.

Çoğunluğu az ya da çok meyilli anteriyor ucu ve yuvarlak posteriyoru olan az genişden genişe kadar değişen bursiform (torba, kese) biçimine sahiptirler. Bazıları silindirik, kurt biçimli, çomak, balta vs. biçimlidir. Görüldüğü gibi vücut biçimi oldukça değişkendir; vücut uzunluğunun genişliğine oranı yaklaşık 1:1- 30:1’dir. Çoğu tür lateral olarak az ya da çok - belirgin oranlarda yassılaşmıştır. Hatta bazıları yaprak gibidir, genel olarak toprak organizmaları için tipik olduğu gibi, küçük ve/veya daha incedir (Foissner 1987). Genellikle korteks esnektir ve böylece biçim beslenmemiş/beslenmiş duruma göre değişiklik gösterir. Oral aparey vücudun anteriyor ucunda lokalize olmuştur, belirgin bulge (dudak) mevcuttur. Sadece Rhinothrix cinsinde posteriyor vücut ucuna kadar uzanır. Anteriyör uç ve ilişkili bulge az ya da çok meyillidir. Bu anlamda üç kategori oluşturulmuştur: az oblik (< 30°);

oblik (30-60°); kuvvetli oblik ( > 60°) (Foissner ve Xu, 2007). Spatidler tek bir makronukleus ve mikronukleusa sahiptirler ya da fazla sayıda nodul ve birkaç mikronukleusa sahiptirler. Makronukleusun biçimi küresel, uzun, eğri büğrü iplik şeklinde olabilir. 16 makronukleus ve 10 mikronukleus biçim ayırt edilmektedir. Bu yüksek çeşitlilik nuklear apareyin, tür tanımı için önemli bir özellik olmasına neden olur. Çoğu spathid, posteriyor uçta tek bir kontraktil vakuole sahiptir; bir kaçı ikinci kontraktil vakuole sahiptir. Sitopig sadece birkaç türde bilinir, posteriyör kontraktil vakuolun açıklığının yakınında konumlanmıştır. Oral bölgeye tutunmuş ve sitoplazmada dağılmış halde bulunan ekstruzomların biçimi, büyüklüğü ve düzenlenmesi yüksek derecede çeşitlilik gösterir ve böylece türün esas diagnostik özelliğidir. Predatördürler, toksisitlere sahiptirler. Ayrıca, en azından bir çeşit mukosiste sahiptirler, bunlar “kortikal granüller” olarak ortaya çıkarlar. Bütün spathidler renksizdir. Bununla birlikte, yüksek derecede refraktif besin ve/veya lipid damlaları ve/veya kristal benzeri inklüzyonlar, onların küçük aydınlık-alan büyütmesi altında koyu ya da siyah görünmesine neden olurlar. Besin vakuolleri büyük olabilir çünkü av bazen bir bütün olarak alınır; kısa zamanda, böyle vakuoller granüler içeriği olan birkaç daha küçük vakuole ayrılırlar. Esas olarak, spathid’ler, limnetik ve karasal habitatlarda çamur partikülleri üzerinde ve arasında, yavaş ile hızlı bir şekilde, kayarak ve sürünerek hareket ederler. Bununla birlikte, serbest su ile karşılaştıklarında, esas vücut ekseni etrafında dönerek yüzerler. Büyük, hacimli türler genellikle, heybetli bir şekilde süzülerek hareket ederler. Uzun, daha ince türler ise,

(11)

4

nematodlar ve daha ince hypotrich’ler gibi kıvranarak kurt-benzeri hareket ederler.

Çok az sayıda istisna olmakla birlikte (cins Spathidioides), spatid’ler çok esnektirler ve küçük boşluklar boyunca sıkışırlar. Belirgin kasılma yoktur. Spathidid’ler dorsal, ventral, sağ ve sol lateralden bakıldığında asimetrik vücut organizasyonu gösterirler.

Somatik siliyatür meridyonal olarak düzenlenmiş sil sıralarından oluşur. Bütün sil sıraları benzerdir, monokinetidlerden meydana gelir. Sil sırası sayısı genellikle az değişir, türün tanınması için en önemli özelliklerden biridir. Aralarında geçişler olmasına rağmen 4 temel siliyatür tipi belirlenmiştir: Protospathidium model, Arcuospathidium model, Spathidium model, Epispathidium model. Dorsal ve/veya sol lateral sil sıralarının anteriyor bölgesi, “dorsal fırça” olarak isimlendirilen alanı oluşturmak için farklılaşmıştır. Bu alan, genellikle alışılmış somatik sillere göre belirgin bir şekilde daha kısa kıl-benzeri siller ile özelleşmiş, dar aralıklı (sıkı şekilde paketlenmiş) mono- ve dikinetidlerden meydana gelir. Dorsal fırça dikkate değer bir çeşitlilik gösterir ve böylece cins ve tür taksonomisinde yüksek derecede önemlidir.

Fırçanın sil sırası sayısı ve konumu genellikle değişmez, 3 sıradan meydana gelir.

Fakat bazı tür gruplarında iki (Schmidingerophrya) ya da üçten daha fazladır (Semibryophyllum). Genellikle sıralar dorsal ya da dorsolateral olarak uzanırlar.

Bununla birlikte, Cultellothrix ve Latispathidium’da fırça sıraları sol lateral olarak yer değiştirmişlerdir. Fırçanın sil sıraları benzer uzunlukta (isostichad), farklı uzunlukta (heterostichad), çok farklı uzunlukta (belirgin heterostichad) olabilir. Genellikle, dorsal fırça isomorfiktir, yani, boylu boyunca kılsı uzantılardan (bristle) meydana gelmiştir;

nadir olarak, heteromorfiktir, yani, normal sillerle karışıktır. Fırça sıralarının her biri dikinetid olarak başlar ve sonlanır (kuyruksuz durum). Çoğunlukla sil taşıyan monokinetal kısa bir “anteriyor kuyruk” ile başlar. Fırça sıralarının posteriyor ucu ya dikinetidal, ya da fırçanın en soldaki 3. sil sırası belirgin olmayan monokinetal

“posteriyor kuyruk” (heteromorfik) ile devamlılık gösterir. Posteriyor kuyruk genellikle vücudun orta kısmına kadar ya da vücudun arka ucuna kadar uzanır. Fırçanın sil sıraları, alışılmış sil sıraları olarak vücudun posteriyor ucuna kadar devam eder.

Spathid oral apareyi (ağız) tüm anteriyor vücut ucunu işgal eder. Oral aparey oral bulge, oral sepet, sitostom ve sirkamoral kinetiden (sil sırası) ibarettir. Predatör yaşam tarzına uygun olarak oral aparey ekstruzom taşır. Oral bulge proksimal olarak sirkumoral kineti ile sınırlanmış, oral alan boyunca giderek artan bir şekilde obliktir.

Dikinetid düzenlenme gösteren sirkamoral kineti, bazı gruplarda somatik dikinetidlerden farklı ve devamlı kinetozom sırasından meydana gelirken, bazılarında somatik kinetilerin anteriyor uçlarının farklılaşmasıyla oluşan fragmentli yapıdadır.

Sirkamoral kineti oral bulgenin proksimal kenarını belirler. Sirkamoral kineti birçok cinsde kapalı halka şeklindedir. Bununla birlikte, Apertospathulidae’ de ventral uç açıktır. Dikinetid kinetozomlarından orijinlenen ve sitoplazmanın derinliklerine doğru ilerleyen mikrotübüller oral sepeti oluşturur (Foissner ve Xu 2007).

Spathid siliyatlarla ilgili pek çok faunistik ve taksonomik araştırma yürütülmüştür. Bu araştırmaların bazılarında yeni coğrafik kayıtlar verilirken, bazılarında yeni türler tanımlanmış, bazılarında ise daha önceden tanımlanmış türlerin redeskripsiyonları verilmiştir. Kahl (1930) bazıları yeni tür olmak üzere çok sayıda spathid tür tespit etmiş, deskripsiyonlarını vermiştir. Ancak sadece canlı gözleme dayandığı için burada tespit edilen türler teyide muhtaçtır. Yaklaşık 100 türe ait hemen hemen 150 populasyondan elde edilen detaylı morfometri mevcuttur (Foissner ve ark. 2002, Foissner ve Xu 2007). Dünya çapında çalışmalar devam etmektedir (Foissner 1981, 1984, Szabó 2000a, Foissner 2003a, b, c, Foissner ve ark. 1991, 1999, 2008, Vd’ačný ve ark. 2006, Vd’ačný ve Tirjakova 2007, Foisner ve

(12)

5

Oertel 2009, Foissner ve ark. 2014). Ülkemizde ise daha önce de belirtildiği gibi, Van Kalesi sulak alan topraklarında spathid siliyatlar ile ilgili bir çalışma mevcuttur (Aslanargun 2011).

Bu çalışmada toprak örnekleri “non-flooded Petri dish) yöntemi ile kültüre alınmış, başarılı kültürlerdeki spathid siliyat populasyonları canlı gözlem ve gümüş boyama yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Bu çalışma Tekirdağ topraklarında gerçekleştirilen siliyat taksonları ile ilgili ilk çalışmadır. Sunulan çalışmanın Türkiye toprak siliyat çeşitliliğinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağı ve konu ile ilgili yapılacak diğer araştırmalara temel oluşturacağı düşünülmektedir.

GEREÇ ve YÖNTEM

Bu çalışmanın Tekirdağ il merkezi (kampüs) çamlık alanları, Ganos Dağı, Istranca Dağları ve Şarköy Kızılçam Ormanı’ndan alınan toprak örnekleri ile yapılması planlanmıştı. Ancak başarılı kültür çalışmaları, sadece iki istasyondan alınan toprak örnekleri ile elde edildi. Bu nedenle çalışmaya kampüs çamlık alanları ve Istranca Dağlarına ait toprak örnekleri ile devam edilmiştir.

Araştırma alanının özellikleri

Tekirdağ İli, Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara Denizi’nin kuzeyinde, Trakya Bölgesinde, 40°36' ve 41°31' kuzey enlemleri ile 26°43' ve 28°08' doğu boylamı koordinatları arasında yer almaktadır. İlin kuzeydoğusunda Istıranca Dağları’nın doğu etekleri uzanır. Istrancalar ve Ganos Dağı dışında Tekirdağ İli ovalıktır.

Toprak örneklemelerinin yapıldığı İstranca Dağları veya Yıldız Dağları, Trakya'nın Karadeniz kıyılarına paralel olarak, Bulgaristan'dan İstanbul iline kadar yaklaşık 300 kilometrelik bir dağ zincirinden oluşmaktadır (41° 46′ kuzey enlemi ve 27° 37′doğu boylamı). Orta yükseklikte bir dağ sırası olan Yıldız Dağları'nın en yüksek bölümü Kırklareli ile Demirköy arasındadır. İstrancalar (Yıldız Dağları) Çerkezköy’de başlar ve kuzeye gittikçe yükselir.

Sıcaklık ortalamaları ve genel nemlilik indisleri göz önüne alınırsa Tekirdağ ili iklimi ılıman yarı nemli olarak nitelenir. Kıyı kesiminden iç kesimlere girildikçe denizden uzaklığın ve yükseltinin etkisiyle Sıcaklık ve yağış değerlerinde küçük farklılaşmalar görülür. Marmara Denizi kıyısı boyunca yaz mevsimi sıcak ve kurak kış mevsimi ise ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin özellikleri görülür. Ancak Karadeniz ikliminin etkisiyle yaz kuraklığı hafiflemiştir. Kış mevsiminde kar yağışları olağandır. İç kesimlere girildikçe yaz mevsimi daha kurak kış mevsimi daha soğuk geçen yarı karasal iklim özellikleri belirginleşir. Tekirdağ’ın kuzeyinde Saray'a doğru uzanan Istranca kütlesinin kuzey yamaçları daha fazla yağış alması nedeniyle kayın ormanları ile kaplıdır. Bu kesimde ormanaltı örtüsünü orman gülleri (Rhododendron) oluşturur. Güney yamaçlara ve daha güneye doğru inildikçe yağışın azalmasına bağlı olarak kayının yerini meşe ve gürgenin aldığı görülür.

Toprak örneklerinin alınması

Toprak örnekleri Aralık 2014 – Ocak 2015 tarihleri arasında, yukarıda belirtilen örnekleme alanlarından yapılmıştır. Toprak mikroorganizmalarına enerji sağlayan substratlar ve anorganik besin maddeleri büyük ölçüde toprak yüzeyine yakın olarak bulunur ve toprak biyokütlesi ve bağımsız mikroorganizma gruplarının sayısı toprak

(13)

6

profili boyunca derinliğe bağlı olarak azalır (Haktanır ve Arcak 1997, Szabó 2000b).

Bu durum dikkate alınarak toprak örnekleri rastgele yöntem ile yüzeye yakın (0–10 cm) kısımdan kompozit olarak alınmıştır. Toprak örnekleri ile birlikte mikroorganizmalara besin oluşturması için ortamda bulunan yaprak, kök, dal gibi döküntü tabakası da alınmıştır. Toprak örnekleri ve döküntü tabakasından alınan örnekler ayrı ayrı temiz naylon torbalara konularak sıkıca paketlenmiştir.

Toprak örneklerinin kurutulması ve saklanması

Laboratuvara getirilen toprak örnekleri oda sıcaklığında, direkt güneş ışığı almayan bir odada 1 ay boyunca kurutuldu. Kurutulan örneklerin bir kısmı toprak analizlerinde kullanılmak üzere ayrıldıktan sonra, geri kalan kısım 4-5 mm göz açıklığına sahip elek ile elenerek kaba taşlardan arındırıldı. Araştırma alanlarından alınan döküntü tabakasına ait bitkisel materyal porselen havanda dövülerek küçük parçalara ayrıldıktan sonra elenmiş örneklere ilave edildi. Elde edilen materyal daha sonra yapılacak olan siliyat kültürlerinde kullanılmak üzere plastik poşetlere yerleştirilerek alındığı istasyonlara ait bilgiler etiketlendi.

Toprak örneklerinin fiziksel ve kimyasal analizi

Toprak analizi için ayrılan örnekler tokmak ile dövüldükten sonra 2 mm’lik elekten geçirilerek, analiz yapılıncaya kadar naylon poşetlerde muhafaza edildi.

Analizler (tekstür, pH, tuzluluk, kireç, organik madde, azot, K2O) Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü’nde gerçekleştirildi.

Siliyat kültürlerinin hazırlanması

Oda sıcaklığında kurutulan ve siliyat kültürü için ayrılan toprak örneklerinden Daha önce hazırlanan toprak örneklerinden “non-flooded Petri dish” yöntemine göre kültür yapıldı. Bu amaçla 150 X 20 mm boyutundaki petri kaplarına 10–15 mm yükseklikte olacak şekilde toprak yayıldı. Siliyatların asıl besinini oluşturan bakteri, fungus, flagellat ve amip gelişimini uyarmak amacıyla, kırık pirinç tanesi, irmik ile otoklavlanmış ve parçalanmış kuru yonca karıştırıldı. Ayrıca toprak örneklerinin alındığı bölgelerden toplanan yaprak ve ot gibi döküntüler de kültür ortamına ilave edildi. Ortamdaki besin artışı mikrobiostasisi engelleyerek, siliyatların gelişimini olumlu yönde etkiler (Foissner 1997). Petri kaplarının bir kısmına saf su, bir kısmına çeşme suyu ilave edilerek, taşmayacak şekilde toprak örnekleri su ile doyuruldu.

Kültür ortamında gaz değişimini sağlamak için, petri kapları küçük bir aralık kalacak şekilde kapatıldı. Hazırlanan kültürler siliyat türlerinin gelişmesi için direkt güneş ışığı almayan aydınlık ortamda gelişmeye bırakıldı. Kurumayı engellemek amacıyla, kültürler her gün kontrol edilerek püskürtme şeklinde sulama işlemi yapıldı. Spathid siliyatlar predatör oldukları için diğer siliyat ve flagellatları besin olarak kullanırlar. Bu nedenle kültürün ilk günlerinde ortaya çıkmazlar. İlk günlerde flagellat ve kolpodit siliyatlar ağırlıklı olarak görülürler, spathid siliyatlar 5-6. günden sonra ortaya çıkarlar. Kültür yapıldıktan 12-14 günden sonra, mikrobiyostasisin (siliyatostasis) artması ve siliyat predatörleri olan metazoon ve diğer protozoonların çoğalması sonucunda siliyat populasyonları küçülerek yok olurlar. Gelişen siliyat türlerin teşhisi ilk olarak canlı örneklerde, daha sonra protargol ve gümüş boyama uygulanmış bireylerde yapıldı.

(14)

7 Vital incelemeler

Toprak kültürlerinin hazırlanmış olduğu petri kapları 45° kadar eğilerek kültür sıvısının petri kabının bir kısmına süzülmesi sağlandı. Süzüntüden alınan 1–5 ml alt örnekler, temiz saat camlarına aktarılarak Euromex marka stereomikroskopta incelendi. İlk canlı inceleme stereomikroskop ile gerçekleştirilmiş olup, siliyat türlerinin hareket, yüzme ve beslenme davranışları gözlendi. Daha ayrıntılı canlı gözlemler için, siliyatlar stereo mikroskop altında mikropipet yardımı ile seçildi.

Türlere ait incelemeler, araştırma mikroskobu (Olympus) ile immersiyon objektifi kullanılarak yapıldı. Canlı örneklerin çeşitli vücut karakterlerine ilişkin (hücre şekli ve büyüklüğü; kontraktil vakuolun sayısı ve konumu; sitoplazmanın rengi ve granül durumu; besin vakuollerinin şekli, içeriği ve sitoplazmadaki konumu; vücut üzerindeki sillerin dağılımı ve boyutu vb.) yapılar gözlendi ve kaydedildi.

Postfiksasyon incelemeler

Siliyatların doğru ve güvenilir teşhisleri için çeşitli canlı özelliklerin yanı sıra siliyatür, nüklear aparey, gümüş çizgiler sistemi (silverline system) gibi önemli taksonomik karakterlerin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu sebepten dolayı canlı ve postfiksasyon incelemeler birlikte yürütülmüştür. Oral ve somatik siliyatür, infrasiliyatür ve gümüş hatlar sistemi gibi ayrıntılı sitolojik gözlemler için postfiksasyon incelemeler yapıldı. Bu amaçla Bouin tespit solüsyonu, Champy tespit solüsyonu ve %4’lük form aldehit kullanılarak tespit edilen siliyatlara Fernádez- Galiano’nun gümüş karbonat ve Cahatton-Lwoff’un gümüş nitrat boyama teknikleri uygulandı.

Morfolojik ve morfometrik özellikler

Canlı ve gümüş boyama uygulanmış bireylere ait karakteristik özelliklerin incelenmesi, ölçümleri ve fotoğraflanması CX41 Olympus araştırma mikroskobu ile uyumlu SC30 Olympus dijital kamera ile Cell Software mikro görüntü ve ölçüm sistemi ile yapıldı. Elde edilen ölçüm sonuçları µm olarak verilmiştir. Sayılabilen karakterlere ait değerler, canlı ve gümüş boyama teknikleri uygulanmış preparatlardan X400-1000 büyütmede, mikroskop ile gerçekleştirildi. Hücre ölçümleri ve sayısal değerlere ait tanımlayıcı istatistik SPSS 15.0 paket programı ile yapıldı, sonuçlar çizelgeler halinde özetlendi. Canlı örneklere ait diyagramlar kaba el çizimleri, canlı fotomikrograflar ve video görüntü kayıtlarına göre çizildi. Fotoğrafların işlenmesi asıl ölçüler ve oranlar dikkate alınarak bilgisayar ortamında (Photoshop CC2014) gerçekleştirildi. Ölçülere uygun olarak çizilen şekiller ve fotomikrograflar, hücrelerin anteriyör uçları sayfanın başına gelecek şekilde yerleştirildi.

Terminoloji için Foissner ve Xu (2007)’den yararlanıldı. Spathid siliyatların teşhisi Kahl (1930), Lynn (2008) ve bu alanda yaygın kullanılan kitap, atlas ve makalelere göre yapıldı.

(15)

8 BULGULAR

Toprak Örneklerinin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

Ganos dağı ve Şarköy kızılçam ormanlarından alınan toprak örneklerinden başarılı kültürler elde edilememiştir. Bu örneklerde siliyat türleri için çalışılabilecek yeterli populasyon büyüklüğü sağlanamamıştır. Bu nedenle toprak analizi sadece Istranca Dağları ve Kampüs çamlık alanlarından alınan toprak örneklerinde yapılmıştır.

Toprak analizi sonucunda belirlenen fiziksel ve kimyasal özellikler Çizelge 1’de verilmiştir.

Çizelge 1. Toprak örneklerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri İstasyonlar Tekstür pH

(1/2.5)

Kireç (%)

Organik Madde(

%)

Tuzluluk (1/25)

Azot % K2O Kg/da Istranca

Dağları

Kili Tın 5,72 1,88 8,58 167 0,42 44,34

Çamlık alanlar (kampüs)

Killi Tın 6,82 6,84 7,23 520 0,36 93,17

Analiz sonuçlarına göre, araştırma alanlarının toprağı organik madde, azot, potasyum oksit bakımından yüksek, hafif asit reaksiyonlu, tuzsuz, Istranca Dağları az, kampüs çamlık alan toprakları orta derecede kireçlidir. Hem Istranca Dağları toprakları (%33,96 kil, %28,67 kum, %37,37 silt), hem de kampüs çamlık alan toprakları (%34,51 kil, %35,96 kum, %29,53 silt) killi tın özellik göstermektedir.

Türlerin Deskripsiyonu

Kültür çalışmalarından sonra toprak örneklerinden Spathidiidae Kahl, in Doflein Reichenow, 1929 familyasına ait 3 tür izole edilmiş ve morfolojik ve morfometrik özellikleri incelenmiştir: Spathidium sp., Spathidium muscicola Kahl, 1930, Epispathidium sp.

Spathidium Dujardin, 1841 cinsi Spathidiidae familyasının tip cinsidir. Küçük ve büyük türleri içeren bu cins bakteri ve diğer protistler üzerinden beslenen predatör siliyatlardır.

Spathidium sp. (Çizelge 2; Şekil 1, 2, 3, 4, 5, 6)

Hücrenin anteriyör ucu ileri derecede sivrilmiş, posteriyor ucu ise yuvarlak hatlıdır. In vivo olarak hücre yaklaşık 128 µm uzunluğundadır. Hücrenin en geniş yeri yaklaşık 32 µm genişliğindedir, posteriyor yarımdadır, hücre uzunluğunun yaklaşık % 25’i kadardır. Hücrenin en dar kısmı ise oral apareyin proksimalinde yer alır, hücre uzunluğunun yaklaşık % 17’si kadardır, belirgin bir boyun bölgesi oluşturur. Bu değerler tespitli örneklerde az bir değişiklik gösterir. Uzamış spatula biçimlidir; belirgin bir şekilde daralmış boyuna sahiptir. Anteriyor kısım dorsale doğru eğimlidir, dorsal taraf konkav, ventral ise konveksdir. Oral aparey anteriyorde, ventraldedir. Oldukça büyük bir alan kaplar, oral bulge yelpaze gibi genişlemiştir, in vivo yüksekliği ortalama 3,17 µm, genişliği ise 26,93 µm’dur. Vücudun ana eksenine kabaca 45° eğimlidir, hücrenin en dar kısmından daha geniştir. Üstten bakıldığında dambıl biçimli ve bulgenin uzun eksenine doğru kıvrılır ve 8-rakamına benzer (Şekil 1 f, g). Protistin

(16)

9

beslenme tarzı ile ilintili olarak çok sayıda yaklaşık 14 µm uzunluğunda, 1 µm genişliğinde çubuk biçimli ekstruzom oral bulgeye dik olarak tutunmuşlardır. Bu durum protistin beslenme tarzı ile ilintilidir. Oral bulge ekstruzomlarına ek olarak hemen hemen aynı büyüklük ve biçimde, ancak daha az sayıda ekstruzom sitoplazmada da gözlenmiştir. Patlamış ekstruzomlar davul tokmağı gibidir (Şekil 3d). Oral sepet ayırt edilememiştir. Hücre bütünüyle yassılaşmıştır, ancak boyun ve bulge daha belirgin bir şekilde yassılaşmıştır. Yassılaşma hücrenin çok veya az beslenmesine göre de değişiklik gösterir. Por açıklığı daha az olan topraklardan hazırlanan kültürlerden izole edilen bireylerde yassılaşma çok daha fazladır. Bu durum habitatlarında gösterdikleri adaptasyondan ileri gelir. Posteriyorde terminal olarak konumlanmış tek kontraktil vakuole sahiptir, birkaç tane boşaltım açıklığı posteriyor uçta yer alır (3 adet) (Şekil 3b). Makronukleus oldukça değişik biçimlerde gözlenmiştir. Temel olarak uzun kurt biçimlidir. Kıvrılmış olduğu için uzunluğu tespit edilememiştir. Ancak makronukleus bazı örneklerde şerit gibi, çok uzun ve aşırı katlanmıştır. Bazı örneklerde ise fragmentli ve katlanmış bir görünüme sahiptir (Şekil 6a, b, c, d). Hücre bölünmesi ile ilintili olabileceği düşünülen oldukça küresel, 2, 4, 6 parçalı makronukleusları olan bireyler de gözlenmiştir. Birden fazla küresel mikronukleusa sahiptir. Mikronukleus sayısı tam olarak belirlenememiştir. Çünkü sitoplazmada aynı büyüklükte ve aynı şekilde boyama reaksiyonu veren sitoplazmik inklüzyonlür da mevcuttur. Canlı durumda sitoplazma renksizdir, çok sayıda lipid damlası içerir (Şekil 2, 3). Korteks oldukça esnektir. Çok sayıda mukosist olabileceği düşünülen kortikal granül bulunur (Şekil 4c).

Hücre yüzeyi bütünüyle sillerle kaplıdır (holotrich). Somatik siliyatür eşit aralıklarla düzenlenmiş, monokinetid olan, çoğunluğu bipolar sil sıralarından oluşur. Sil sırası sayısı yaklaşık olarak 16’dır. Bu sil sıralarından ikisi uçlara ulaşmaz, hücrenin orta kısımlarında üst üste çakışır (Şekil 3b). Sil sıraları posteriyor uçta birbirlerine yaklaşarak sona ererler. Sirkamoral siliyatür cins için tipiktir. Sirkamoral siliyatür eliptik yapıda olup, sıkıca paketlenmiş dikinetidlerden oluşur. Aralarında çok küçük boşlukların bulunduğu oral fragmentlerdir. Her bir fragment bir somatik sil sırasının anteriyor ucunun farklılaşması sonucunda meydana gelir. Sağ taraf sil sıralarının anteriyor kısımları dorsal olarak, sol taraf sil sıralarının anteriyor kısımları ventral olarak yönelirler (Şekil 2b, c, d; Şekil 4a, b, c, d, e). Dorsal fırça 3 sıralı ve çok belirgin değildir. Çünkü hücrenin yaklaşık %12’ni işgal eder. Fırçanın sil sıraları hemen hemen benzer uzunluktadır (isostichad). Bu nedenle ölçüm sonucu total olarak verilmiştir.

Fırçanın sil sıraları monokinetidal olarak düzenlenmiş anteriyor bir kuyruk ile başlar; 1.

sıra dikinetidal olarak sonlanırken 2. sıra monokinetidal olarak sonlanır. En soldaki 3.

sıra oldukça geniş boşluklu monokinetidlerle hemen hemen hücrenin posteriyor ucuna kadar devam eder (Şekil 5a, b, c).

Stereomikroskop altında yapılan kültür sıvısı incelemelerinde, protistlerin sıvı fazda serbest yüzdükleri, anteriyor yönde ilerlerken uzun vücut eksenleri etrafında döndükleri gözlenmiştir. Kültür kabının dibinde ise sürünerek hareket ederler.

(17)

10

Çizelge 2. Spathidium sp.nin morfometrik karakterizasyonu (N= örnek sayısı; X

=aritmetik ortalama; Min-Max=ekstrem değerler; SD= standart sapma; SE= standart hata; CV= varyasyon katsaysı)

Karakterler N X Min Max SD SE CV

Hücre uzunluğu µm 28 118,12 101,00 159,50 14,80 2,80 12,65 Hücre genişliği minimum

µm

28 12,30 7,30 16,60 2,08 0,40 16,91 Hücre genişliği maksimum

µm

28 25,41 17,60 33,30 4,97 0,94 19,55 Hücre genişliği minimum/

Hücre uzunluğu (%)

28 11,72 6,97 15,85 1,98 0,73 16,89 Hücre genişliği maksimum/

Hücre uzunluğu (%)

28 24,26 16,81 31,81 4,73 0,90 40,35 Oral bulge yüksekliği µm 27 2,82 1,10 3,90 0,59 0,11 20,92 Oral bulge genişliği µm 27 20,10 12,30 24,50 2,92 0,56 14,52 Somatik sil sırası sayısı 22 16,32 14,00 19,00 1,62 0,34 0,09 Dorsal fırça sil sırası sayısı 7 3,00 3,00 3,00 0,00 0,00 0,00 Dorsal fırça uzunluğu (1-3) 7 14,68 10,60 26,70 5,6 2,12 38,14 Hücre uzunluğu µm in vivo 11 127,52 104,20 154,40 15,61 4,71 12,25 Hücre genişliği minimum

µm in vivo

11 21,83 16,70 28,30 3.40 1,02 15,59 Hücre genişliği maksimum

µm in vivo

11 31,58 23,10 37,50 3,81 1,15 12,06 Oral bulge yüksekliği µm in

vivo

11 3,17 2,70 3,90 0,34 0,10 19,03 Oral bulge genişliği µm in

vivo

11 26,93 20,40 37,40 5,62 1,7 0,06

Hücre genişliği minimum/

Hücre uzunluğu (%) in vivo

11 17,49 10,82 25,43 4,17 1,26 23,84 Hücre genişliği maksimum/

Hücre uzunluğu (%) in vivo

11 25,24 18,42 32,63 4,01 1,21 15,88 Ekstruzom uzunluğu, µm in

vivo

13 13,76 8.20 23,70 5,55 1,54 40,33 Ekstruzom genişliği, µm in

vivo

13 1,00 0,50 2,10 0,56 1,15 56,00

(18)

11

Şekil 1. Spathidium sp.nin in vivo morfolojisi. a. canlı hücrenin sol taraf diyagramı; b, c, d, e. genel morfoloji. f, g. oral bulgenin üstten görünüşü (ok başları). BV= besin vakuolu; OB= oral bulge; DF= dorsal fırça; OE= oral ekstruzom; KV= kontraktil vakuol; Ma= makro nukleus; Mi: mikronukleus; S= sil; SE= sitoplazmik ekstruzom; ok başları (a) kontraktil vakuol açıklığı; ok başları (f, g)= oral açıklık.

(19)

12

Şekil 2. Spathidium sp.’e ait canlı fotomikrograflar. a. Lam-lamel arasında sıkıştırılmış örneğin sitoplazmik yapıları; b. oral bölgenin sol lateral görünüşü; c,d.

oral bölgenin sağ lateral görünüşü ve sil sıralarının oral bulgeye göre konumu. BV=

besin vakuolu; DF= dorsal fırça; E= ekstruzom; KV= kontraktil vakuol; LD= lipid damlası; Ma= makronukleus; Mi= mikronukleus; OB= oral bulge; OE= oral ekstruzom; S= sil; SS= somatik sil sıraları (kineti), SE= sitoplazmik ekstruzom. Ok başları (a ve d) sitoplazmik ekstruzom; ok başları (c) oral ekstruzom.

(20)

13

Şekil 3. Spathidium sp.’e ait ekstruzomlar (ok başları). Fotomikrograflar lam ve lamel arasında sıkıştırılmış örneklerden alınmıştır. a. oral ekstruzomlar; d. patlatılmış ekstruzom.

(21)

14

Şekil 4. Spathidium sp.nin siliyatürü (gümüş nitrat boyama). a,b. somatik siliyatür, ok başı (a) kontraktil vakuol açıklığı; c. kortikal granüller; d,e. oral siliyatür, sağ lateral görünüşü, ok başları, somatik sil sıralarının oral bölgedeki devamlılığı. OB= oral bulge; SS=sil sıraları (kineti); SiK= sirkamoral kineti.

(22)

15

Şekil 5. Spathidium sp.’de dorsal fırçanın görünüşü (a, b, c, d). DF (1-3)= dorsal fırçanın 1., 2. ve 3. sil sırası; Ok başları (c, d)= dorsal fırçanın monokinetal kuyruğu.

(23)

16

Şekil 6. Spathidium sp.nin nüklear apareye (gümüş karbonat boyama). E=

ekstruzom; Ma= makronukleus; OE= oral ekstruzom; SS= somatik sil sıraları; ok başları (a) mikronukleus; ok başları (b, c)=makronukleus fragmentleri; siyah ok başları: ekstruzom (d, e); beyaz ok başları (d, e) mikronukleus.

(24)

17

Spathidium muscicola Kahl, 1930 (Çizelge 3; Şekil 7, 8)

In vivo hücre uzunluğu ortalama 127,77 µm (101,60-144,40), hücrenin dar kısmı ortalama 27,06 µm, en geniş kısmı ise ortalama 40,78 olup posteriyor yarımdadır. Hücrenin anteriyor genişliği hücre boyunun yaklaşık %21, posteriyor yarım genişliği ise hücre boyunun yaklaşık %32’sidir. Hücre boyutları ile ilintili olarak canlı ve boyanmış örneklere ait sonuçlar karşılaştırıldığında, tespit sırasında bireylerin irileştiği gözlenir. Lateral olarak yassılaşmıştır, sağ ve sol lateralden bakıldığında hücre genel hatlarıyla silindirik biçimlidir. Posteriyor kısım genişçe yuvarlak biçimli, anteriyor kısım ise dorsalden ventrale doğru oblik olarak kesiktir.

Oral bulge belirgin, yüksekliği yaklaşık olarak 6 µm, genişliği ise 35 µm’dir; genişliği hemen hemen hücrenin en dar kısmı kadardır; ventrale göre dorsal olarak daha yüksektir, ventrale doğru eğilmiştir. Oral aparey kinetozomlardan sitoplazmanın derinliklerine doğru uzanan nematodezmal fibriller huni biçiminde oral sepet oluşturur (Şekil 8b). Bu yapı gümüş ile boyanmış örneklerde belirgindir. Kontraktil vakuol hücrenin posteriyor gerisindedir; kontraktil vakuol açıklığı tektir ve posteriyor uçta belirgindir. Ekstruzomlar sopa biçimlidir, oral bulgede toplanmıştır, sitoplazmada da bulunurlar. Biçim bakımından benzer, fakat büyüklük bakımından farklılık gösteren 2 tip ekstruzom bulunur; büyükler ortalama 23,22X1,33 µm, küçükler ise ortalama 7,44X0,80 µm boyutlarındadır. Sitoplazma renksizdir; ortalama 3,76 µm (1,90-5,40) çapında lipid damlaları ve besin vakuolleri içerir (Şekil 7b). Ekstruzomlar sopa biçimlidir, oral bulgede toplanmıştır, sitoplazmada da bulunurlar. Biçim bakımından benzer, fakat büyüklük bakımından farklılık gösteren 2 tip ekstruzom bulunur;

büyükler ortalama 23,22X1,33 µm, küçükler ise ortalama 7,44X0,80 µm boyutlarındadır (Şekil 7d, e). Makronukleus bir önceki tür gibi, band şeklinde, bazı bireylerde hücre boyunca uzamış, bazılarında ise ileri derecede olmak üzere kıvrılmıştır. Bazı örneklerde ise birbiri ile ilişkili fragmentler halindedir.

In vivo sil uzunluğu yaklaşık olarak 24 µm uzunluğundadır. Siller bipolar sil sıraları şeklinde düzenlenmiştir. Sil sırası sayısı 18-20’dir. Oral bulgenin kaidesinde somatik sil sıralarının anteriyor kısımlarının farklılaşmasından oluşan sirkamoral kineti bulunur.

(25)

18

Çizelge 3. Spathidium muscicola’nın morfometrik karakterizasyonu (N= örnek sayısı;

X=aritmetik ortalama; Min-Max=ekstrem değerler; SD= standart sapma; SE=

standart hata; CV= varyasyon katsaysı)

Karakterler N X Min Max SD SE CV

Hücre uzunluğu µm 10 160,14 118,20 218,30 12,25 38,75 7,64 Hücre genişliği minimum

µm

10 35,67 30,70 42,10 4,07 1,29 11,41 Hücre genişliği maksimum

µm

10 74,46 55,40 92,00 3,60 11,29 4,83 Hücre genişliği minimum/

Hücre uzunluğu (%)

10 23,58 14,06 33,87 6,66 2,11 28,24 Hücre genişliği maksimum/

Hücre uzunluğu (%)

10 48,02 31,70 59,33 9,01 2,85 18,76 Oral bulge yüksekliği µm 10 6,24 5,40 7,30 0,60 0,19 9,61 Oral bulge genişliği µm 10 34,76 27,20 41,90 5,47 1,73 15,73 Makronukleus figür

uzunluğu µm

7 81,57 69,90 129,90 21,53 8,14 26,39 Makronükleus eni µm 7 8,13 7,40 9,10 0,58 0,22 7,13 Makronükleusun

anteriyörden uzaklığı µm

6 35,50 18,20 68,30 18,23 7,44 51,35 Hücre uzunluğu µm in vivo 10 127,77 101,60 144,40 14,55 4,60 11,38 Hücre genişliği minimum

µm in vivo

10 27,06 21,80 33,20 3,88 1,23 14,33 Hücre genişliği minimum/

Hücre uzunluğu (%) in vivo

10 21,22 17,92 25,50 2,22 0,70 10,46 Hücre genişliği maksimum

µm in vivo

10 40,78 34,80 49,10 4,57 1,44 11,20 Hücre genişliği maksimum/

Hücre uzunluğu (%) in vivo

10 32,07 26,74 39,07 3,10 0,98 9,66 Oral bulge yüksekliği µm in

vivo

10 5,32 4,10 6,50 0,73 0,24 13,72 Oral bulge genişliği µm in

vivo

10 23,50 17,00 30,20 4,28 1,35 18,21 Ekstruzom uzunluğu µm in

vivo (büyük)

16 23,22 15,60 38,00 5,88 1,47 25,32 Ekstruzom genişliği µm in

vivo (büyük)

16 1,33 0,90 2,10 0,36 0,09 27,06 Ekstruzom uzunluğu, µm in

vivo (küçük)

12 7,44 4,30 10,50 2,35 0,68 31,58 Ekstruzom genişliği µm in

vivo (küçük)

12 0,80 0,50 1,10 0,18 0,06 2,25 Sil uzunluğu µm 8 24,84 20,90 32,80 4,37 1,54 17,59 Sitoplazmadaki granül çapı

µm

9 3,76 1,90 5,40 1,12 0,37 29,78

(26)

19

Şekil 7. Spathidium muscicola’nın in vivo morfolojisi. a. canlı hücre diyagramı; b, c genel morfoloji; d. sitoplazmik ekstruzomlar; e. büyük ve küçük ekstruzomlar. KV= kontraktil vakuol; Ma= makronukleus; Mi= mikronukleus; OB= oral bulge; OS= oral sepet; SS= sil sıraları; ok başları (b) lipid damlaları; ok başları (d) sitoplazmik ekstruzomlar.

(27)

20

Şekil 8. Spathidium muscicola’nın makronukleusu (a) ve oral sepeti (OS). Gümüş karbonat boyama.

Epispathidium sp. (Şekil 9, 10)

Spathidiidae familyasına aittir. Epispathidium cinsini, Foissner İlk kez 1984 yılında, 2 Spathidium türünün nov. comb.’unu (Spathidium amphoriforme ve Spathidium papilliferum) ve 1 yeni türün (Epispathidium regium) deskripsiyonunu yaparak tesis etmiştir. Bu cinsin üyeleri Spathidium cinsinden farklı oral siliyatüre sahiptirler (Epispathidium model). Sırkamoral kineti somatik sil sıraları ile devamlılık göstermez, oral bulgenin proksimalinde, oral bulgeyi çevreler. Somatik sil sıralarının anteriyor uçları sağ tarafta dorsal tarafa doğru, sol tarafta ise ventral tarafa doğru eğilirler. Böylece sirkamoral kineti 2 sil sırasından oluşmuş gibi görünür. Bu özellik Epispathidium’u familyanın diğer cinslerinden kolaylıkla ayırır.

Hazırlanan toprak kültürlerinde Epispathidium sp.’e ait yeterli sayıda birey elde edilememiştir. Bunun için ayrıntılı olarak incelenememiştir. Epispathidium sp.

vazo şeklindedir, belirgin bir boyun yapısına sahiptir. Oral apareyin lokalize olduğu anteriyor uc, posteriyore göre daha dar, posteriyor ise yuvarlaktır. Oral açıklık oldukça belirgin, gelişmiş oral bulge ile çevrilmiştir. Nuklear aparey 1 makronukleus, birden çok mikronukleusdan oluşur. Makronukleus kurt biçiminde, hücre boyunca uzanır, mikronukleuslar ise küresel biçimlidirler. Kontraktil vakoul posteriyorde terminal olarak yerleşmiş, büyük ve belirgin bir kontraktil vakuol açıklığına sahiptir.

Oral siliyatür cins için tipiktir (Şekil 10 a, b, c). Somatik siliyatür 25-30, bipolar olarak düzenlenmiş sil sıralarından oluşur.

(28)

21

Şekil 9. Epispathidium sp.’nin genel vücut biçimi. a. in vivo, ok başları: oral açıklık; ok başı, kontraktil vakuol açıklığı; b, c. gümüş karbonat. BV= besin vakuolu; E=

ekstruzom; KV= kontraktil vakuol; Ma= makronukleus; Mi= mikronukleus; OB= oral bulge; S= sil; SiK= sirkamoral kineti.

(29)

22

Şekil 10. Epispathidium sp.’nin oral yapısı. a, b, c gümüş karbonat. OB= oral bulge;

OS= oral sepet; SiK= sirkamoral siliyatür; ok başları sirkamoral kineti (a); ok başları (b, c) oral kinetofragmentler.

TARTIŞMA

“Non flooded Petri dish” yöntemi ile yapılan toprak protozoon kültürlerinde Spathidium sp., Spathidium muscicola ve Epispathidium sp. olmak üzere 3 spathid populasyonu gözlenmiştir.

Spathidler oldukça yüksek çeşitlilik gösteren predatör protistlerdir. Kahl (1930) bazıları yeni tür olmak üzere 60’a yakın türün deskripsiyonunu vermiştir. Ancak sadece canlı gözleme dayandığı için güvenirliği azdır. Son yıllarda bu siliyat protistler hem canlı gözlem hem de gümüş boyama yöntemleri kullanılarak redeskripsiyon çalışmaları yapılmaktadır. Sadece Spathidium cinsine ait 186 türün listesi yapılmıştır, bu listede 49 tür sinonim olarak verilmiştir (2016’daki LANDES MUSEUM ZOBODAT kayıtlarına göre). Foissner (1984) ve Foissner ve ark. (2002) spathid cinslerini birbirinden ayıran sınırları belirlemişlerdir, ancak bu sınırlar çok keskin değildir. Yine de çeşitliliği oldukça yüksek olan bu grup içerisindeki tür gruplarının ayrılmasına büyük ölçüde yarar sağlamaktadır. Spathidler genel vücut biçimi ve büyüklüğü, kontroktil vakuol sayısı, ekstruzomun bulunup bulunmaması, biçimi ve büyüklüğü, makronukleus biçimi ve bu karakterlerin kombinasyonuna göre birbirlerinden ayrılırlar.

(30)

23

Literatürde Spathidium sp. ile özdeş olabilecek herhangi bir tür bulamadık.

Büyüklük, biçim, nuklear aparey, kontraktil vakuol, oral ve somatik siliyatür ve ekstruzom özellikleri bireysel olarak ya da kombine halde benzer türler bulunmaktadır (Kahl 1930, Foissner 1981, Foissner 1984, Foissner 2003, Vd’ačný ve Tirjaková, 2007, Foissner ve ark. 2008, Foissner ve ark. 2014). Ancak morfolojik ve morfometrik özellikler bir bütün halinde dikkate alındığında, bu spathid populasyonu yeni bir tür gibi görünmektedir. Özellikle gelişmiş, yelpaze görünümlü oral bölge ile bu tür, kongenerlerinden ayrılır. Protargol boyama uygulanarak sonuçların güvenilir olarak doğrulanması önerilir.

Spathidium muscicola ilk kez 1930 yılında Kahl tarafından tanımlanmıştır (Kahl 1930). Bizim populasyonumuz türün orijinal deskripsiyonu ile uyumludur.

Sunulan populasyon in vivo hücre boyutları bakımından daha küçük olup, 102 X144 µm büyüklüğündedir (Kahl’ın populasyonu: 130-160 µm). Ayrıca çalışılan örneklerde büyüklük bakımından farklı, ancak biçim bakımından aynı 2 çeşit ekstruzom gözlenmiştir. Ekstruzomların orijinal populasyonda sadece ince ve küçük olduğu belirtilmiştir. Foissner’ın (1981) populasyonu genel vüuct biçimi, nuklear aparey, kontraktil vaukuol gibi özellikler bakımından bizim populasyonumuzla uyuşmaktadır.

Bununla birlikte araştırıcının bildirdiği in vivo vücut uzunluğu (200 µm), maksimum değere yakın olmakla birlikte, bizim populasyonumuz daha küçük bireylerden oluşmaktadır. Önceki populasyonlar ile bizim populasyonumuz arasındaki en önemli farklılık ekstruzom ile ilgilidir. Bu populasyonda büyüklük bakımından farklı sopa biçimli 2 grup ekstruzom tespit edilmiştir. Ekstruzom için Kahl (1930) ince ve küçük ifadesini kullanırken, büyüklüğü hakkında bilgi vermemiştir. Foissner (1981) ise ekstruzomların 18 µm uzunluğunda iğ şeklinde olduğunu belirtmiştir. Başka bir çalışmada (Foissner et al. 2014) ise ekstruzomların çubuk biçimli ve 15 µm uzunluğunda olduğu rapor edilmiştir. Spathidlerin taksonomisinde ekstruzomun biçim ve büyüklüğü önemlidir ve diyagnostik karakter taşır. Ekstruzom ile ilgili karışıklığın giderilmesi için birden fazla populasyonun bir arada değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca veriler moleküler yöntemler kullanılarak güvenilir bir şekilde doğrulanmalıdır.

Epispathidium cinsi İlk kez Foissner tarafından 1984 yılında, 2 Spathidium türünün nov. comb.’u (Spathidium amphoriforme ve Spathidium papilliferum) ve 1 yeni türün (Epispathidium regium) deskripsiyonu yapılarak tesis edilmiştir. Bu cinsin üyeleri Spathidium cinsinden farklı oral siliyatüre sahiptirler (Epispathidium model).

Sırkamoral kineti somatik sil sıraları ile devamlılık göstermez, oral bulgenin proksimalinde, oral bulgeyi çevreler. Somatik sil sıralarının anteriyor uçları sağ tarafta dorsal tarafa doğru, sol tarafta ise ventral tarafa doğru eğilirler. Böylece sirkamoral kineti 2 sil sırasından oluşmuş gibi görünür. Bu özellik Epispathidium’u familyanın diğer cinslerinden kolaylıkla ayrırır. Bizim populasyonumuz genel vücut biçimi, ekstruzom ve makronukleus biçimi bakımından Epispathidium papilliferum (Kahl, 1930), Epispathidium amphoriforme (Greef, 1888), Epispathidium regium Foissner, 1984 ve Epispathidium polynucleatum Foissner, Agatha & Berger, 2002’den farklılık göstermektedir (Foissner 1984). Genel vücut biçimi ve makronukleus biçimi Epispathidium claviforme Kahl, 1930, Epispathidium ascendens (Wenzel, 1955) ve Epispathidium terricola Foissner 1984’ya benzemekle birlikte, oral kısım bizim populasyonumuzla karşılaştırıldığında söz konusu türlerde daha geniştir (Foissner 1984, Alekperov ve Sadıkhova 2006). Tür teşhisi için ayrıntılı morfolojik ve morfometrik çalışma yapılması gerekmektedir.

(31)

24 SONUÇ

Sonuç olarak Tekirdağ toprak örneklerindeki siliyat protozoonlarla gerçekleştirilen bu çalışmada spathidlere ait 3 populasyon tespit edilmiştir. Çalışma Tekirdağ topraklarında spathidlerle ilgili gerçekleştirilen ilk çalışmadır. Çalışmada Spathidium cinsine ait bilinen bir tür (S. muscicola) ve mevcut herhangi bir türe dahil edilemeyen, muhtemelen yeni bir tür olabileceği düşünülen Spathidium sp. ve kültür çalışmalarında preparasyon için yeterli populasyon büyüklüğünde elde edemediğimiz Epispathidium cinsine ait bir tür tespit edilmiştir. Spathidium muscicola ülkemiz için yeni kayıttır.

KAYNAKLAR

Acosta-Mercado D, Lynn DH, Apreliminary assesment of spatial patterns of soil ciliate diversity in two subtropical forests in Puerto Rico and its implications for designing an appropriate sampling approach, Soil Biology &Biochemistry, 34:

1517-1520, 2002.

Alekperov I, Sadıkhova J, The little known free-living ciliates from the soils pirgulian state reserve (Eastern Azerbaijan, Turk J Zool, 30: 399-403, 2006.

Anderson O R, Abundance of terrestrial Gymnamoebae at a Northeastern U. S. Site:

A four-year study, including the El Niño winter of 1997-1998, J Eukaryot Microbiol, 47: 148-1155, 2000.

Arslanargun H (2011). Van Kalesi sulak alan topraklarındaki bazı spathid siliyatlar (Protista: Ciliophora: Haptoria) üzerine morfolojik ve taksonomik araştırmalar.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji Anabilim Dalı, Van.

Bamforth SS, Interactions between Protozoa and other organisms, Agriculture, Ecosystems and Environment., 24: 229–234, 1988.

Chao A, Foissner W, Katz LA, Diversty and geographic distribution of ciliates (Protista: Ciliophora), Journal Biodiversity and Conservation, 2: 345-363, 2006.

Çapar S, Checklist for ciliate species (Protozoa, Ciliophora) living in Turkish inland waters and flooded zones, Su Ürünleri Dergisi, (1-2): 207-212, 2007.

Çapar S, Sulak alan siliyatları (Protozoa: Ciliophora ) ve morfolojik farkları, E.Ü Su Ürünleri Dergisi, 4: 359-364, 2008.

Çapar S, Morphology and morphometry of Bresslauides pratensis n. sp., a new soil ciliae (Ciliophora, Colpodea) from Turkey, Europ J Protistol, 48: 252-265, 2012.

Çınar, 2011. Van’daki Ceviz Ağacı ( juglans regia l.) Kabuklarında Bulunan Kolpodit Siliyat (Protista: Ciliophora: Colpodea) Faunası. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji Anabilim Dalı, Van.

Foissner W, Morphologie und Taxonomie einiger neuer und wenig bekannter kinetofragminophorer Ciliaten (Protozoa: Ciliophora) aus alpinen Böden), Zool Jb Syst, 108: 264-297, 1981.

Foissner W, Infraciliature, Silberliniensystem und Biometrie einiger neuer und wenig bekannter terrestrischer, limnischer und mariner Ciliaten: (Protozoa:

Ciliophora) aus den Klassen Kinetofragminophora, Colpodea und Polyhymenophora, Stapfia, 12: 1-165, 1984.

(32)

25

Foissner W, Neue terrestrische und limnische Ciliaten (Protozoa, Ciliophora) aus Österreich und Deutscland. Österr. Akad. Der Wissenschaften Mathem.- naturw, Kl, Abt, 1, 195, Bd, 6, bis 10, Heft, Wien, 217-268, 1986.

Foissner W, The Myriokaryonidae fam. n., a new family of spathidiid ciliates (Ciliophora: Gymnostomatea), Acta Protozool,42: 113-143, 2003a.

Foissner W, Cultellothrix velhoi gen n, sp n, a new spathidiid ciliate (Ciliophora:

Haptorida) from a Brazilian foodplain soil, Acta Protozool, 42: 145-159, 2003b.

Foissner W, Two remarkable soil spathidiids (Ciliophora: Haptorida), Arcuospathidium pachyoplites sp n and Spathidium faurefremieti nom n, Acta Protozool, 42: 145-159, 2003c.

Foissner W, Soil Protozoa: fundamental problems, ecological significance, adaptations in ciliates and testaceans, bioindicators and guide to the literature, Prog Protistol, 2: 69-212, 1987.

Foissner W, Colpodea (Ciliophora), Protozoenfauna, 4/1: 798p, 1993a.

Foissner W, Tropical protozoan diversity: 80 ciliate species (Protozoa, Ciliophora) in a soil Sample from a tropical dry forest of Costa Rica, with descriptions of four new genera and seven new species, Arch Protistenk, 145: 37-79, 1995.

Foissner W, Terrestrial ciliates (Protozoa, Ciliophora) from two islands (Gough, Marion) in the southern oceans, with description of two new species, Arcuospathidium cooperi and Oxytricha ottowi, Biol Fertil Soils, 23: 282-291 1996a.

Foissner W, Faunistic, taxonomy and ecology of moss and soil ciliates (Protozoa, Ciliophora) from Antarctica, with desciption of new species, including Pleuroplitoides smithi gen n sp n, Acta Protozoologica, 35: 95-123, 1996b.

Foissner W, Soil ciliates (Protozoa: Ciliophora) from evergreen rain forests of Australia, South America and Costa Rica: diversity and description of new species, Biol Fertil Soils, 25: 317–339, 1997.

Foissner W, An updated compilation of world soil ciliates (Protozoa, Ciliophora), with ecological notes, new records, and description of new species, Europ J Protistol, 34:195-235, 1998.

Foissner W, Soil protozoa as bioindikators: pros and cons, methods, diversity, representative examples, Agriculture, Ecosystems and Environment, 74: 95–

112, 1999a.

Foissner W, Notes on the soil ciliate biota (Protozoa, Ciliophora) from the Shimba Hills in Kenya (Africa): diversity and description of three new genera and ten new species, Biodiversity and Conservation, 8: 319–389, 1999b.

Foissner W, A Compilation of soil and moss ciliates (Protozoa, Ciliophora) from Germany, with new records and escription of new and insufficiently known Species, Europ J Protistol, 36: 253-283, 2000a.

Foissner W, Adam H, Abundanz, Vertikal verteilung und Atenzahl der terrestrischen Ciliaten und Testaceen einer Almweide und einer Schipiste auf der Schloβalm bei Bad Hofgastein (Österreich), Zool Anz 205: 11-187, 1980.

Foissner W, Agahta S, Berger H, Soil ciliates (Protozoa, Ciliophora) from Namibia (Southwest Africa), with emphasis on two contrasting environments, the Etosha region and the Namib desert, Denisia, 5: 1–1459, 2002.

Foissner W, Berger H, Schaumburg J, Identification and ecology of limnetic plankton ciliates, Informationsberichte des Bayerischen Landesamtes für Wasserwirtschaft, Heft 3/99, Munich, 793p, 1999.

(33)

26

Foissner W, Berger H, Xu K, Zechmeister-Boltenstern S, A huge, undescibed soil ciliates (Protozoa:Ciliophora) diversity in national forest stands of Central Europe, Biodiversity and Conservation, 14: 617-701, 2003.

Foissner W, Blatterer H, Berger H, Kohmann F, Taxonomische und ökologische Revision der Ciliaten des Saprobiensystems, Informationsberichte des Bayer, Landesamtes für Wasserwirrtschaft, Heft 5/92, 494p, 1992.

Foissner W, Oertel A, Morphology and ontogenesis of some rare haptorid ciliates, with a description of the new family Kamburophryidae (Protista, Haptoria), European Journal of Protistology, 45: 205-218, 2009.

Foissner W, Quintela-Alonso P, Al-Rashed K, Soil ciliates from Saudi Arabia, includung descriptions of two new genera and six new species, Acta Protozool, 47: 317-52, 2008.

Foissner W, Wolf KW, Kumar S, Xu K, Quintela-Alanso P, Five new spathidiids (Ciliophora: Haptoria) from Caribbean tank bromeliads, Acta Protozool, 53:

159-194, 2007.

Foissner W, Xu K, Monograph of the Spathidiida (Ciliophora, Haptoria). Vol. I:

Protospathidiidae, Arcuospathidiidae, Apertospathulidae, Monogr. Biol, 81: 1- 485p, 2007.

Haktanır K, Toprak biyolojisi, Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Teksir No: 132.

75s, 1986.

Kahl A, Urtiere Oder Protozoa I: Wimpetiere oder Ciliata (Infusoria) 1. Allegemeiner Teil und Prostomata. Holotricha Auβer den im 1. Teil Behandelten Prostomata, Tierwelt Dtl, 18: 1-180, 1930.

Kaya Z, Şenler NG, Van İli, Türkiye, topraklarında yaşayan bazı Colpoda türleri (Protista: Ciliophora: Colpodea) hakkında, Erciyes University Journal of the Enstitute of Science and Technology, 28: 183-197, 2012.

Li J, Li MG, Yang J, Ai Y, Xu RL, Community characteristic of soil ciliates at Baiyun Mountain, Guangzhou, China, Zoological Studies, 49(6): 713-723, 2010.

Lynn DJ, The Ciliated protozoa characterization, classification, and guide to the literature, Third Edition University of Guelph, Canada, 605p, 2008.

Petz W, Foissner W, Morphology and infraciliature of some soil ciliates (Protozoa, Ciliophora) from continental Antartica, with notes on the morphogenesis of Sterkiella histriomusconum, Polar Record, 33 (187): 307- 326, 1997.

Petz W, Foissner W, Adam H, Culture, Food selection and growth rate in the mycophagous ciliate Grossglockneria acuta Foissner, 1980: first euidence of autochtonous soil ciliates, Soil Biol Biochem, 17: 871-875, 1985.

Schönborn W, The Role of protozoan communities in freshwater and soil ecosystems, Acta Protozool, 31: 11-18, 1992.

Sleigh MA, Protozoa and other protist, Chapman and Hall, Inc., New York, 342p, 1989.

Stout JD, Reaction of ciliates to environmental factors, Ecology, 37: 178-191, 1967.

Szabó A, A contribution to the Ciliata (Protozoa) fauna of chernozom soils, Miscellanea Zoologica Hungarica, 13: 11–19, 2000a.

Szabó, A, Ciliata (Protozoa, Ciliophora) species in alkaline biotopes of the Hortbógy National Park new to Hungary, Miscellanea Zoologica Hungrarica, 13: 5–10, 2000b.

Şenler NG, Yıldız İ, Morphology and İnfraciliature of some haptorid ciliates (Protista, Ciliophora, Haptoria) in alkaline soil samples of Van (Turkey), with notes on

Referanslar

Benzer Belgeler

Subjects with prolonged exposure to inorganic arsenic from drinking the artesian well water carried a significantly higher risk of hypertension in a dose–response pattern in both

Analiz sonuçlarına göre annenin eğitim düzeyinin gelir üzerin- deki etkisi dağılımın farklı noktaları için önemli bir farklılık gös- termezken, babanın eğitim

中樞神經系統在受傷後軸突再生的能力有限,往往會造成病患神經功能的永久喪失,其中存在於 細胞外間質(extracellular matrix,

Kara Fırın'ın sahibi Orhan Karal'ın o gün için özel olarak pişirttiği Rus ekmeği de harikaydı doğrusu.. S o f r

Bu amaçla; yardımcı silindiri oluşturan silindir kovanı, silindir arka kapağı, kovan flanşı, silindir pistonu, silindir rotu, silindir boğazı ve rot flanşının sonlu

When viewing overall qualitative analysis aspects, Tesch (1990) notes that analysis should be concurrent with data collection or be performed in a cyclical manner and

³ Belirtilen kazanım ilişkileri tavsiye niteliğinde olup, her türlü yasal sorumluluk (izin, onay, sağlık ve güvenlik tedbirleri vb.) uygulayıcılara aittir. Gözlem ve

In conclusion, if a patient with pulmonary mass appearence on chest radiograph, has respiratory tract symptoms, and also has no other findings to suggest malignancy, round