ETKILI VE GÜZEL KONUŞMA DERS:2
Gaye, bugünkü ve yarınki Türk’ün medeniyetini kucaklayacak en
güzel ve en ahenkli Türkçe'dir…
MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK
DİYAFRAM
Uyurken, kahkaha atarken,
hıçkırırken, korkuyla çıkardığımız
seslerde, çiçek koklarken, ‘h’ sesini
çıkarırken devreye giren bir
organımızdan yani diyaframdan
kısaca söz etmek istiyoruz.
Ama önce diyaframın
kıymetini anlayabilmeniz için
bol ‘H’ li bir-iki tümceyi
dikkatle okuyalım.
Hahamhanede hahambaşı hahamı homur
homur homurdanır görünce, hemencecik
heyecanlandı, hızlandı, hoşnutsuz, hırçın hırçın
giderken birdenbire karşısında beliriveren
Hôllândalı Helga’ya: Hah tamam! Haydi, hohla,
hemen hoh de bakayım! Dedi.
Hayrabolulu hamamzade Hamitle,
Hayrettin’in hanımı Halide Harputlu, has
undan hamur açıp Halâskârgazi’de hassa
alayından müteakit hamurkâr Hüsnü
Hayrettin ile halası Hayrünisa Hanım’ın hem
hayretine sebep oldu, hem de hayranlığını
kazanıp hayır duasını aldı.
Sesin oluşumu, tonun yoğunluğu ve sürekliliği doğruca soluk alıp vermeye dayanmaktadır.
Böylece; rahat, doğru ve etkili
konuşmanın gerekli kıldığı özel
bir soluk alıp verme biçiminin
varlığı kendiliğinden ortaya
çıkmış oluyor.
Bu biçimler arasında göğsün üst kısmını
kullanarak ya da alt kısımdan, yani
sadece karın boşluğu ve diyafram yolu
ile soluk alıp vermeden ayrı olarak bir
de göğüs, karın boşluğu ve diyaframla
birlikte soluk alıp verme vardır ki, en
işlevsel olanı da budur.
Tuhaf ve yorucu bir şey sanmayın. Asla değil. Çünkü siz de yeni doğduğunuz
sırada bu şekilde nefes alıyordunuz.
Doğru soluk alma konusunda en iyi örnek bebeklerdir.
Dikkat edin! Bebekler, sürekli karın
hareketleriyle nefes alıp verirler.
Siz de günün önemli bir bölümünde bu şekilde nefes alıyorsunuz.
Geceleyin yatağınıza girip sırtüstü yattığınızda serbest, doğal ve düzgün nefes alırsınız.
Yani diyafram kullanarak solunum yaparsınız.
Bu biçimde yattığınız zaman başka bir tarzda nefes
alıp vermeniz son derece güçtür.
O halde yapmamız gereken,
sırtüstü yattığınız zaman
gerçekleşen soluk alıp vermeyi,
ayakta durduğumuz zaman da
kullanmaktır.
Yapacağınız ilk alıştırma; sırtüstü yatarak derin nefes almaktır.
Bu şekilde soluduğunuz zaman, özellikle diyafram bölgeniz çalışacaktır.
Omuzlarınızı yükseltemediğinizi göreceksiniz.
Diyaframla solumayı, akşam yatağa
girdiğinizde beş dakika, sabahları yataktan çıkmadan beş dakika yineleyin.
Bu, uyku öncesinde sizi rahatlatacak, gevşemenizi sağlayacaktır.
Sabah uyandığınızda, aynı alıştırmayı yinelemeniz ise belirgin bir canlılık
kazandıracaktır.
Sandalyenin ucuna oturup
bacaklarınızı açın ve bacaklarınızın arasına bütün vücudunuzla eğilin.
Bu şekilde nefes almaya
çalıştığınızda yalnızca diyaframınızı
kullanabildiğinizi göreceksiniz.
Soluk alırken karnımızı ve göğsümüzü genişletir verirken sıkıştırırız.
Soluk, zorunlu kaldığınız durumlar dışında burundan alınır ve burundan veya ağızdan verilir.
Başlangıçta bir zorluk veya hava açlığı
hissederseniz bir-iki kez istediğiniz gibi
solunum yapıp tekrar burnunuzdan nefes
alın.
Hala zorlanıyorsanız, burun deliklerinizin birini sırayla kapatarak, açık olandan
ciğerlerinizi tamamen doldurana kadar nefes almaya çalışın.
Zamanla bu soluk alıp verme biçiminin günlük yaşamınıza nasıl girdiğine
inanamayacaksınız.
Hem konuşurken hem de bir metni
okurken konunun anlaşılabilmesi ve
soluksuz kalmamanız için uygun olan
yerlerde yani; paragraf başlangıç ve
bitişlerinde, nokta ve virgüllerde ya da
belirteç ve bağlaçlarda ara verip soluk
alabilirsiniz
.
Bilinçli olarak soluk almıyorsak, bu işi bilinçaltımız yapar.
Böylesi bir durumda da kimi sorunlar yaşanabilir.
Sözgelimi, tümceye başladınız ve
bitirecek kadar havayı depoladınız, ama bilinçaltınız devreye girip size tümcenin ortasında nefes aldırabilir.
Bu da tümcenin anlamını ikiye bölecektir.
Dinleyici, anlamı toparlayana kadar siz ikinci tümceye geçtiniz, belki de yine
bilinçaltınızın uyarısıyla yine olmayacak bir yerde soluk aldınız.
Böylece dinleyenlerle aranızda bir
kopukluk yaşanacak; dinleyici, tümce anlamlarını derlemekte güçlük
çekeceğinden yorulacak ve sizi
dinlemekten vazgeçecektir.
Ya da tersi gerçekleşecek, tümce başında soluk almanız gerektiği halde bilinçaltınız devam etmenizi isteyecektir.
Böylece tümce sonuna doğru soluğunuz kesilecek ve sesiniz duyulmaz olacaktır.
Oysa Türkçemizde tümce sonları, yüklem
yani eylem bildiren sözcükler son bölümde
yer aldığı için çok önemlidir.
Ayağa kalkın ve ellerinizi başınızın üzerine koyun.
Ardından kürek kemiklerinizin çevresindeki kasları kullanarak ellerinizi yanlara indirip kaldırın.
Rahatça yapabiliyorsanız doğru duruyorsunuzdur.
Yani, karnınız içeri çekilmiş, göğsünüz yükselmiştir.
Omuzlarınızı kaldırmayın ve göğsünüzü
olabildiğince yükseltene kadar derin nefes almaya çalışın. Gözlerinizi kapayın.
Derinden ama yavaşça burnunuzdan nefes alın.
Omuzlarınızı kaldırmayın ve ciğerlerinizi üstten büyütmeyin.
Göğsünüzü yüksek tutarak nefes alın ve bedeninizin ortasındaki genişlemeyi
hissedin.
Unutmayın ciğerlerinizin yalnızca üst
kısmından nefes almak yarı nefes almaktır.
Sağlıklı bir insanda solunum kolay, sessiz ve
ağrısız olmalıdır.
Langton Hughes’un ‘Kara Palyaço’ adlı şiirini; önce her sözcüğü söyledikten sonra soluk alın, gürültüsüzce
soluk verirken diğer sözcüğe geçin.
Sonra iki dizede bir, sonra üç ve dört dizede soluk alarak okuyun.
Ardından şiirin başında ve tam ortasında birer soluk alarak okumayı tamamlayın.
Önceleri zorlanabilirsiniz. Keyfiniz kaçmasın.
Şiiri bu yöntemle birkaç kez okuduktan sonra başardığınızı göreceksiniz.
Okurken, şiire herhangi bir anlam
yüklememeye bakın. Buradaki amacımız
soluk alıp verme çalışması yapmak, güzel
şiir okumak değil.
Ben bir kara palyaço
O hiç yüz vermedi bana
Tuttum kimse görmeden karıştım geceye.
Gece de karaydı nasıl olsa.
Ben bir kara palyaço
O hiç yüz vermedi bana
Tuttum şafak söksün diye bekledim ağlaya ağlaya.
Seherin tepeleri kanadığında, Yüreğim de kanlıydı nasıl olsa.
Ben bir kara palyaço
O hiç yüz vermedi bana
Baktım benim cıvıl cıvıl yüreğim Havası kaçmış balona dönmüş.
Çıktım sabah sabah
Yeni bir kara sevda aramaya.
Mikrofonda soluk burundan alınıp ağızdan verilmelidir, böylece soluk sesiniz
duyulmayacaktır.
Olabildiği kadar fazla soluk depolamalı, kullanırken mümkün olduğu kadar idareli davranmalısınız.
Bunu kolaylaştırmak için soluk denetimi adını
verdiğimiz alıştırmaları yapmanız gerekecektir.
Çenenizi serbest bırakın, gırtlağınızda bir esneme hissedene değin
düşmesine izin verin.
Sonra ağzınızdan köpek solumasına
benzeyecek şekilde kısa soluklar alıp
verin. Giderek hızlandırın.
Soluma sesi, damağınızın sert bölümüne çarpan soluğun sonucu olmalı, gırtlağınızı olabildiğince daraltmalısınız.
Bu solumayı yalnızca diyafram
hareketleriyle gerçekleştireceksiniz…
Diyafram kasını kullanarak soluk alma, diyaframın alçalıp yükselmesiyle gerçekleşir.
Çoğunlukla erkekler bu tarz soluk almayı daha kolay başarırlar.
Kadınlarsa genellikle akciğerlerini
kullanmaya eğilimlidirler.
Ardından yine diyafram aracılığıyla ağzımızdan çıkan havayı nasıl kontrol edebileceğimizi görelim.
Bu alıştırma özellikle mikrofon başındaysanız çok işinize yarayacaktır.
Yanan bir muma, ağzınızı alevin ısısını hissedebileceğiniz kadar yaklaştırın.
Biraz önce sözünü ettiğimiz alıştırmayı, bu kez
alevi titretmeden yapmaya çalışın.
Boğazınızı zorlamayın. Unutmayın, tüm hareketleri diyaframınızla gerçekleştireceksiniz.
Ciğerlerinizi tam anlamıyla doldurarak
başlayacağınız bu çalışmanın sonunda kalan
havayla ve yine diyaframınızın tek hareketiyle
mumu söndürün.
Sonra, yukarıda öğrendiğiniz gibi derin bir soluk alın ve tutun. “ah” hecesini, elinizden geldiğince uzun bir süre, fakat düzenli ve
sürekli bir güçle fısıldayın, ardından aynı biçimde fakat bu kez sesli olarak aynı
heceyi tekrarlayın.
Sonra “hop” hecesini, bağırarak söyleyin.
Bu işlemi, aynı biçimde, “hop”ların sayısını kolayca arttırabildiğinizi fark edinceye
kadar yineleyin
Her biri 10–20 sözcükten oluşan bir grup tümce hazırlayın. Her tümceyi bir solukta okuyun.
Okuma sırasında soluk kaybına uğrayıp
uğramadığınızdan emin olmak için ellerinizle denetimi sürdürün.
Sizler için birkaç tümceyi hazırladık.
Ey dibi kara kabuğu kuru kaba kara ağaç beni
gördün de mi kurudun dibi kara kabuğu kuru kara ağaç beni görmedin de mi kurudun?
Biz onlara ders verelim derken onlar da bize ders
vermişler, şimdi gidip onlara bir ders daha verelim
de biz onlara ders verirken gelip bize ders vermek
neymiş görsünler.
Taşlı tarladaki terasta talaşlar tutuşuncu
başlayan telaş, talaşların tamamıyla ve büsbütün tutuşmasıyla artmış. Tutuşan talaşları görüp
tellaklar telaş edince talaşlar tutuşmuş, talaşlar tutuştukça tellaklar telaş etmiş ve terasın
trabzanına tutunmuş Trabzonlu teşrifatçı titiz
Tahsin Tevfik, talaşlar tutuştukça telaş eden
tellaklara boşuna telaş ediyorsunuz, demiş.
Sedat Tınaz’ın bütün tasası suratsız teyzesine rastlamadan önce set üstünde sırtını zerzevat sepetinin pis tepesine sürten sıska sülük tazısını toz tortusu tütsüsüne tutmasıydı.
Düşkün düşündeş düşünselde düşçü düşünsellikle düşünceleme düşselliğini düşünden düşüremez. Düşürürse eğer düşüncelik düşün.
Durdu’yu caddede durdurdum da dedim ki: Şu
dar dünyada delilerle dertli dedeler içinde
didindin durdun da kendi derdini döküp
dereden tepeden dört çift lakırdı edecek bir
hemderdi neden bulamadın.
Kendirlili kemençeci kekeme Kerim, kentlerin
keşmekeşliğine kesinkes karşı çıkıyor ve keşke Keşan’da keşkekçilikle kesmeşekercilik yaparak kereste, kerevet, kereviz, ketenhelva, kendir, kenevir, kemençe, kalem,
kekik, keklik satıp kelepircilik ederek rahatıma baksaydım, diyor.
Güneyli girgin gammaz Galip Gâvurdağı’nda güpegündüz galeyana gelmiş de, Gülgiloğlu Gaziantepli Gazup
gazinocuyu Gölköylü gitaristle birlikte Gümüşhane’ye göndermiş.
Üstü üç taşlı taç saplı üç tunç tası çaldıran mı çabuk çıldırır, yoksa iç içe yüz ton saç kaplı çanı kaldıran mı çabuk çıldırır?
Bu tümceleri olağan duruşlarla okumada, burundan soluk alıp ağızdan vermekte ustalaştığınızı saptayıncaya kadar alıştırmalarınızı yineleyin.
GÜRZAP,C. Söz Söyleme ve Diksiyon/Konuşan İnsan. Remzi Yayınevi. İstanbul 2019
ŞENBAY,N. Söz ve Diksiyon Sanatı. Yapı Kredi Yayınları. İstanbul 2012
ÜNSAL, F., ŞAHİN, H. 80 Yılın Sesi 1927’den 2007’ye Spikerlik. TRT Yayınları. Ankara 2007