• Sonuç bulunamadı

MOR ÇATI KADIN SIĞINAĞI VAKFI ERKEKLERİN ŞİDDETİNE KARŞI DUR! YAŞAMI DEĞİŞTİR!

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "MOR ÇATI KADIN SIĞINAĞI VAKFI ERKEKLERİN ŞİDDETİNE KARŞI DUR! YAŞAMI DEĞİŞTİR!"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

MOR ÇATI KADIN

SIĞINAĞI VAKFI

ERKEKLERİN ŞİDDETİNE

KARŞI DUR!

YAŞAMI DEĞİŞTİR!

(2)

Bu broşür Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonun finansal desteği ile yürütülen ‘Kadına karşı şiddeti önlemek için köprüler kurma’ projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçeriğinden yalnızca Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı

Kadına cinsiyeti nedeniyle ev içinde ve dışında uygulanan sistematik şiddet davranışıdır.

Erkeklerin şiddetinin ardında, toplumun her alanında görülen egemenlikleri ve cinsler arasındaki eşitsizlikler yatar. Şiddetin amacı güç göstermek, kontrol etmek, cezalandırmak ya da öfke boşaltmaktır. Fiziksel, duygusal, ekonomik, dijital şiddet biçimlerinin tümü bu amaca yöneliktir. Nitekim şiddet kadının korku, çaresizlik ve güvensizlik ortamı içinde yaşamasına yol açar.

Fiziksel şiddet: Bedensel güç veya üstünlük bir araç olarak kullanılıyorsa “fiziksel şiddet”ten söz ederiz. Fiziksel şiddet temas içerebilir, eşya ile uygulanabilir ya da kadını sindirmek amacıyla fiziksel üstünlüğünü kullanabilir. Yumruk, tokat, ısırma, boğma, tekmeleme fiziksel temas içeren şiddet biçimlerine örnektir. Eşya ile uygulanan fiziksel şiddet biçimleri arasında bıçakla yaralamak, iple boğmak, sigara ile yakmak, kafasına sandalye fırlatmak yer alır. Bağırmak, yumrukla tehdit etmek, korkutucu bakmak, kapıyı tekmelemek ise sindirmek amacıyla fiziksel üstünlüğün kullanıldığı şiddet biçimleridir.

Duygusal şiddet: Duygusal güç veya ihtiyaçlar şiddet aracı olarak kullanılıyorsa “duygusal şiddet” söz konusudur. Fiziksel şiddetin aksine duygusal şiddeti ayırt etmek daha güçtür.

Aşağıdaki ipuçları duygusal şiddeti daha yakından tanımamızı sağlar:

• Duygusal ihtiyaçlar (sevgi, ilgi, destek gibi) kadını şekillendirmek ve kontrol etmek için keyfi şekilde karşılanır veya karşılanmaz.

• Şiddet uygulayan kişi istediğinin olmadığını hissettiği durumlarda kadını cezalandırıcı, küçük düşürücü, yaralayıcı, tehdit edici duygusal tutumlar sergiler.

• Duygu sömürüsü, suçlu hissettirme, kıskançlık, utandırma, küsmek, surat asmak, alay etmek sıklıkla kullanılan araçlardır.

• Evdeki evcil hayvanlar da kadını cezalandırmak ve kontrol etmek amacıyla şiddete maruz kalabilir.

• Duygusal şiddetin olduğu her ilişkide fiziksel şiddet yoktur ama fiziksel şiddetin olduğu her ilişkide duygusal şiddetin bazı öğeleri bulunur.

Kadına karşı şiddet nedir?

Şiddet Biçimleri

(3)

Dijital şiddet: Teknolojik araçlar kadınlar üzerinde cezalandırma, kontrol etme, öfke boşaltma, güç gösterme amacıyla kullanılabilmektedir. Dijital ortamda kadının 7/24 saat gözetlenmesi ve denetlenmesi, son 10 yılda sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla yaygınlaşan eril şiddet biçimleri, “yeni kuşak şiddet” olarak da adlandırılır. Aşağıdaki örnekler dijital şiddeti daha yakından tanımamızı sağlar.

• Sürekli SMS mesajı göndermek, kadından göndermesini istemek,

• Sürekli olarak cep telefonundan arayarak takip etmek, denetlemek,

• Çıplak fotoğraflarını çekmek veya çekmekle tehdit etmek, gizli kamera ile kayıt almak, bu kayıtları internet üzerinden yaymak veya yaymakla tehdit etmek.

• Chat/sosyal paylaşım siteleri üzerinden arkadaşlık kurup kimlik bilgilerini almak, sonra da bu ilişkiyi sömürmek.

• Sosyal paylaşım sitelerini karıştırmak ve buradaki bilgilerle kadını denetlemek, tehdit etmek.

• Sosyal paylaşım sitelerinde kadını küçük düşüren, hakaret, nefret içeren yorumlarda bulunmak.

Cinsel şiddet: Cinsellik kadını kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, cezalandırmak amacıyla bir araç olarak kullanılıyorsa bu durum “cinsel şiddet” olarak adlandırılır. Cinsel şiddeti açıklamak çok zordur. Kadınlar sıklıkla fiziksel şiddet sonrası tecavüze uğrar. Ancak utandığı ve kendini suçlu hissettiği için çoğu kez cinsel şiddeti açıklayamaz. Kısacası evlilik içinde ve evlilik dışında cinsel şiddet çok yaygındır.

Hoyratça ve acıtarak cinsel ilişkiye girmek, tecavüz etmek, eşya ile tecavüz etmek,

istemediği şekillerde istemediği zamanlarda cinsel bölgelere dokunmak, cinselliği bir ceza/

ödül yöntemi olarak kullanmak, kadının bedenini ve cinselliğini aşağılamak, istemediği cinsel pozisyonlara zorlamak, sadistik cinsel davranışlarda bulunmak, kadını başkaları ile olmaya zorlamak, başkaları ile olurken seyretmeye zorlamak, pazarlamak, sıklıkla aldatmak en yaygın cinsel şiddet biçimleridir.

Ekonomik şiddet: Maddi güç ve üstünlük kadını kontrol etmek ve denetlemek maksadıyla kullanılıyorsa bu durum “ekonomik şiddet” olarak tanımlanır. En yaygın ekonomik şiddet biçimleri arasında kadının çalışmasına veya işinde yükselmesine engel olma, gelirine ve birikimine el koyma, para biriktirmesine ya da hesap açmasına, yatırım yapmasına engel olma, çok küçük miktar harçlıklarla günlük yaşamı sürdürmesini isteme, bu olmadığında fiziksel ya da duygusal şiddet uygulama, para için yalvartma, maddi ihtiyaçları kadını denetlemek adına keyfi ve tutarsız bir şekilde karşılama, kadının maddi gelirini sömürme yer alır.

(4)

Çocuklar da aile içinde (ensest) veya aile dışında çok yaygın bir şekilde cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Çocukları cinsel olarak taciz eden kişiler genellikle çocukların tanıdığı ve aralarında bir güven ilişkisinin olduğu kişilerdir. Çocuklar cinsel şiddete uğramaları ile ilgili yalan söylemezler. Bu bakımdan açıklamaya çalıştıklarında dinlemek ve destek olmak gerekir.

Çocuklara yönelik cinsel şiddet:

Çok sayıda genç kızın, yaşıtı olan erkek arkadaşları tarafından şiddete maruz kaldığı ama çoğunlukla yaşadıklarını anlamakta, anlamlandırmakta, şiddetin belirtilerini tanımakta zorluk çektiği biliniyor. Flört şiddeti, korkutucu ve kafa karıştırıcı bir deneyimdir. 2 kişinin birbirini “çift” olarak tanımlamasının ardından erkeğin kızı kontrol etmeyi, denetlemeyi

“hak” olarak görmesi, kararları vermek istemesi ile başlar. Bu dönemde eski erkek arkadaşın da artan tehdit ve şiddeti söz konusu olabilir. Geleneksel bakış açısı nedeniyle kızlar sıklıkla kendilerini erkek arkadaşlarına itaat etmek, onun dediklerini yapmak zorunda hissederler. Bu durum diğer sosyal aktivitelerden ve arkadaşlardan vazgeçmesine, erkeğe öncelik vermesine ve ciddi bir yalıtıma yol açar. Kimi arkadaş gruplarında “mutlaka kız veya erkek arkadaşın olmalı” baskısının yaşandığı, genç kadınların terk edilme korkusu nedeniyle erkek arkadaşlarının şiddetine boyun eğdikleri görülür. Bazı durumlarda da aile ya da çevre baskısı nedeniyle “erkek arkadaşın” varlığının saklanması gerekir. Genç kadın yaşadığı şiddeti açıklayacak kişi ve ortam bulmakta zorluk çeker, yaşadıkları karşısında ne düşüneceğini, ne hissedeceğini bilemez. Flört şiddeti ve yetişkinlikte yaşanan şiddet arasında bir erken uyarı bağlantısı olduğu düşünülmektedir.

Flört Şiddeti (13-20 yaş arası)

Bu şiddet biçimlerine eşlik eden ve kadını çaresizlik, güçsüzlük, suçluluk ve korku duyguları içinde yaşatmayı hedefleyen bazı psikolojik mekanizmalardan da burada kısaca bahsetmek gerekir.

• Çocukların kadını suçlu hissettirmek için kullanılması, çocukların kaçırılacağı, gösterilmeyeceği, elinden alınacağı ile ilgili tehditler, çocuklara şiddet uygulanması.

• Kendisinin, çocuklarının, yakınlarının zarar göreceği ile ilgili tehditler.

• Kadını yalnızlaştırma, yani maddi ve manevi destek alabileceği bütün kişi ve kuruluşlarla arasını bozma ve ulaşımını engelleme.

• Denetleme; nereye gittiğini, kiminle görüştüğünü, ne yaptığını, ne konuştuğunu yakından takip etme.

• Erkek egemenliğini kullanarak kadını küçümsemek, karar mekanizmalarına dahil etmemek, bireysel haklarını yok saymak, kendine ait bir eşyaymış gibi davranmak.

• Aşırı kıskanmak.

• Sürekli olarak kadını suçlamak.

• Takip etmek, yoluna çıkmak, korkutmak, telefonla veya teknolojik araçlarla rahatsız etmek, huzursuz etmek, “rahat bırak” uyarılarına aldırmadan ısrarla peşinden gitmek, toplum içinde küçük düşürmek.

Kadınları güçsüzleştiren psikolojik mekanizmalar:

(5)

Şiddetin kısa ve uzun vadeli etkileri bulunur.

Psikolojik Sonuçları

Kronik depresyon: Korku, suçluluk, utanç, güçsüzlük ve çaresizlik duyguları, kendine ve başkasına çok düşük özgüven.

Kronik endişe: Çok yoğun olarak yaşanabilen sürekli tetikte olma, endişeli ve gergin olma hali, kolay irkilme hali, kötü birşeyler olacakmış duygusunu taşıma.

Bunların yanı sıra uyaranlara aşırı duygusal reaksiyonlar verme, genelleşmiş duygusal uyuşma, panik ataklar, obsessif – kompulsif davranış, fobiler, tekrar eden kendine zarar verme davranışları (kesme, jiletle doğrama, yaraları koparma), intihar düşünceleri ve teşebbüsleri, alkol ve madde bağımlılığı, yeme bozuklukları, cinsel bozukluklar, uyku bozuklukları, öfke patlamaları şiddetin psikolojik sonuçları arasındadır.

Psikolojik sonuçları değerlendirirken, birçok kadın için şiddetin ilk travma olmadığı, geçmişten de gelen çoğul travmalar söz konusu olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Fiziksel sonuçlar

Yaralanmalar, kalıcı sakatlıklar, ölüm, yaşla artan kronik ağrılar ve sağlık sorunları, düzenli olarak doktora gidilmesinin ve sağlığı için gerekenlerin yapılmasının engellenmesi, düzenli beslenememe, sağlık sorunlarının ihmal edilmesi, ruhsal sıkıntıların bedene yansıması, mide, sırt, baş ağrıları, bayılma atakları, geçici felçler, artan düşük ve ölü doğum oranları, düşük ağırlıklı bebeklere sahip olmak.

Toplumsal sonuçlar

Toplumsal izolasyon, erken evlilik, erken annelik, anne ve bebek kaybı, ciddi iş

devamsızlıkları ve iş kayıpları, ekonomik zarar (iş göremez durumda olmak), yoksulluk (sebep olarak değil, sonuç olarak), bozulan aile ilişkileri, çocukların fiziksel, duygusal ve toplumsal ihtiyaçlarına yeterli düzeyde cevap verememek.

Erkeklerin şiddeti kadınları nasıl etkiler?

Her ilişkide olmasa bile şiddet içeren ilişkilerin önemli bir bölümünde kadınları etkilemeye yönelik bir döngü bulunur. Bu döngü aracılığıyla kadınların ilişkide kalmaları ödüllendirilir.

Bu döngüyü tanımak kadın olarak yaşadıklarımızı anlamlandırmamızı sağlar.

1. Gerginliğin tırmanması aşaması: Fırtına öncesi sessizlik dönemi. Gerginlik artar, küçük küçük tartışmalar yaşanır.

2. Şiddet aşaması: İç veya dış sebeplerle erkeğin öfkesi birdenbire tırmanır. Erkek öfkesini kontrol etmez. Şiddet yaşanır ve kadının bu öfkeyi yatıştırabilmesi mümkün değildir. Tek yapabileceği kendisinin ve çocuklarının o durumdan en az zararla çıkmasını sağlamaktır.

3. Balayı aşaması: Erkek şiddeti için pişmanlığını dile getirir, özür diler, değişme sözleri verir, hediyeler alır, ilgili ve sevecen bir tutum sergiler. Kadın inanmak ister, yeni bir şans verir ve bir süre sonra ilk aşamaya dönülür.

“Şiddet döngüsü” terimi şiddetin kuşaktan kuşağa öğrenme ve model alma yoluyla aktarıldığını anlatmak için de kullanılır. Her türlü şiddet, öğrenilmiş, seçilmiş,

denetlenebilen bir davranış biçimi olmasına rağmen hem şiddet uygulayan kişi hem de toplum tarafından yaygın bir biçimde “kontrol edilemeyen ve irade dışı” bir davranış gibi gösterilmeye çalışılır.

Şiddetin Döngüsü

(6)

1. Çocuklar doğrudan şiddete maruz kalabilir

2. Şiddete tanık olabilir (görmek, duymak veya sonrasında yaşananlarla baş etmek zorunda kalmak)

Kadına karşı şiddetin olduğu ortamlarda çocukların fiziksel, duygusal, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalma ihtimalinin ortalama 15 kat daha fazla olduğu düşünülür.

Şiddete uğrayan anneler, depresif, çaresizlik ve ümitsizlik duyguları içinde, enerjisiz, başka bir bireyin ihtiyaçları ile sınırlı şekilde ilgilenebilecek duygusal enerjiye sahip olabilirler.

Şiddet uygulayan babalar daha az ilgili, daha az sevgi ve şefkat gösteren, daha az zaman ayıran, daha katı ve sert bir mantığa sahiptir.

Fiziksel sonuçları

Yaralanmalar, kalıcı sakatlıklar, ölme veya öldürme, sağlık sorunları, düzenli sağlık kontrolleri ihmali, beslenme yetersizlikleri, intihar teşebbüsleri.

Psikolojik sonuçları:

Travma sonrası stres bozukluğu, öfke, ölmekten ya da bir ebeveynin kaybından aşırı korku, suçluluk duygusu (“koruyamadım”, “engelleyemedim”, “sebep oldum” vb),

depresyon-kronik-düşük özgüven, endişe-kronik, intikam duyguları, davranış problemleri, dikkat dağınıklığı, uyuşma ve ait olmama duyguları, kabuslar, uyku bozuklukları, empati düşüklüğü-kişilik bozuklukları-sosyopati, obsesif - kompulsif davranışlar, fobiler.

Ebeveynlerinden veya onlara bakmakla yükümlü kişilerden yeterli duygusal desteği alamayan çocukların gelişmeleri ciddi olarak sekteye uğrayabilir. Toplumsal yaşamdan çekilip içlerine kapanabilir ve hayatları boyunca insanlarla ilişkilerde zorlanabilirler.

Şiddetin çocuklar üzerindeki etkileri

Kadınlar ilişkilerinin bitmesini değil, şiddetin bitmesini istiyorlar. 7-8 kere ayrılmayı denemelerine karşın, daha sonra ilişkiye geri döndükleri oldukça sık görülüyor. Birçok kadın ayrılma kararı verirken “son noktaya geldiğini” belirtiyor. Bu noktaya gelmiş bir kadın için de ekonomik zorluk gibi dış faktörlerin belirleyici olmadığı ve ayrılma kararlılığı gösterildiği biliniyor.

Kadınlar için en tehlikeli dönem ayrılmaya çalışma dönemi. Ayrılmaya çalışan kadınların yüzde 70’i bu aşamada öldürmeye kadar varan ağır şiddete maruz kalıyorlar. Üstelik bu şiddet sadece eşle sınırlı değil, eşin ailesi (kaynana, kayınpeder, kayınbirader) hatta kendi ailesi kadına şiddet uygulayabiliyor.

Kadınlar aşağıdaki etkenler nedeniyle şiddet yaşasalar bile kendilerini ilişkide kalmak zorunda hissediyorlar:

Ekonomik nedenler

• Ekonomik bağımsızlığa sahip olamamak.

• Kendine ve çocuklara bakacak bir gelire sahip olmama.

• Parasızlık ve parasızlık korkusu.

• Kalacak yerin olmaması

• Kira ödeyememek.

• İş bulsa bile gelirin geçimine yetmemesi

• Hem çocukların, hem de kendisinin masrafını ödeyemeyecek durumda olmak.

Çoğu zaman aile ve arkadaşların kadına destek olmadıkları, destek olmaya korktukları, hatta kimi durumlarda engellemeye çalıştıkları görülüyor. Yakınlarının “sen gel ama çocukların gelmesin, onlar o adamın çocukları” gibi sözleriyle karşılaşan kadınların sayısı hiç de az değil.

Kadınlar neden ilişkide kalıyorlar?

(7)

Şiddeti minimize etmek: Bütün erkeklerin şiddet uyguladığı, bunun normal olduğu ve çok önemli olmadığına yönelik savunmalar.

Toplumsal nedenler

• Ailevi, kültürel ve dini kısıtlamalar, baskılar. Ayrılmamasının, dayanmasının, buna katlanmasının, böylece doğru olanı yapmış olacağının telkin edilmesi ve kendisinin de bunu içselleştirmesi.

• Adli, hukuki ve toplumun diğer birimlerinden çekinme, yeterli desteği görememe, hatta köstek olan tavırlarla karşılaşma.

• Boşanmanın getirdiği maddi manevi zorluklardan korkma. Boşanma ile yeni şiddet ve taciz alanlarının açıldığı düşüncesi. Toplumun beklenenin tersine zor durumda bir insana yardım etmek yerine onun zaaflarından yararlanmaya ve kendi çıkarları için kullanmaya eğilimi.

Çocuklarla ilgili nedenler

• Kaçırır, velayeti alır korkusu

• Zarar verir, taciz eder korkusu

• Tek başına çocuklara bakamayacağı korkusu

• Çocukların babasız kalacağı korkusu.

Kişisel nedenler

Korku: Şiddet uygulayan kişinin kendisine, çocuklara, ailesine daha çok zarar vereceğinden, intikam alacağından, çocukları göstermeyeceğinden korkma, yalnız, güçsüz, çaresiz kalacağı için endişelenme.

İzolasyon: Maddi ve manevi destek alabileceği bütün kişi ve kurumlarla bağlarının sistematik bir şekilde koparılmış olması. Kanuni haklarından ve gerçek alternatiflerinden haberdar olmama, hayatta kalma ve çocukları hayatta tutma çaba ve stratejilerinin bütün yaşam enerjisini çekmesi. An ve an, gün ve gün hayatta kalmaya çabalamaktan daha geniş tablo ve alternatifleri görememe.

Utanç: Yaşadığı şiddetten ve seçtiği ya da sahip olduğu eşten utanma.

Acıma: Şiddet uygulayanın kendisine ihtiyacı olduğunu, kendisi olmadan intihar edeceğini, kendisine bakamayacağını, aç kalacağını düşünme, ona acıma.

Suçluluk: Kendi suçu olduğunu, başarısız olduğunu düşünme.

Ümit (patolojik): Her şeyin zamanla düzeleceği, şiddetin duracağı, geçici oldu inancı.

Şiddetin sorumluluğunu üstlenme eğilimi. Her şeyin her zaman kötü olmadığını, bazen de güzel günler, mutlu anlar olduğunu tekrarlama.

Stockholm Sendromu: (Travmatik Bağlanma)

Adını 1973 yılında İsveç’in Stockholm kentinde bir banka soygunu sırasında soyguncular ve rehineler arasında gözlemlenen ilişki durumundan alır. Yoğun psikolojik ve fiziksel şiddet ortamlarında oluşabilen psikolojik bir savunma ve baş etme yöntemidir. Güç dengesizliğinin çok belirgin olduğu, şiddetin gelişigüzel uygulandığı durumlarda saldırıya uğrayan kişi belirsizlik ve kontrolsüzlük duyguları içinde yaşar, kaçamayacağı, çaresiz olduğu inancı geliştirir. Şiddetin kesildiği anlar, bir ödül, bir hediye, bir iyilik, bir lütuf gibi algılanır. Bu nedenle de şiddeti uygulayan kişiye empati, şükran, sempati gibi olumlu duygular gelişir, kişinin gitmesi zorlaşır. Şiddet sonucu oluşan bu durumun geriye döndürülmesi, şiddetin durması ve yeni gerçekliklerin oluşturulmasıyla mümkün olabilir. Günümüzde Stockholm sendromu, kadınların şiddet yaşadıkları ilişkiden uzaklaşmalarını zorlaştıran önemli psikolojik sebeplerden biri olarak kabul edilmekte.

(8)

Eğer bir avukatınız yoksa barodan bir avukat atanmasını isteyebilirsiniz. Böylelikle hem kendinizi yalnız hissetmezsiniz, hem de işlemlerin usulüne uygun ve eksiksiz yapılması sağlanır. Bağlı bulunduğunuz ilin barosuna başvurabilirsiniz. Birçok baro bu konularda ücretsiz danışmanlık sağlamaktadır.

Avukat ihtiyacınız için...

• Polis merkezleri, jandarma karakolları

• Sağlık kuruluşları

• Cumhuriyet Savcılığı

• İl ve İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlükleri

• Alo 183 (Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı)

• Belediyelerin Kadın Danışma Merkezleri

• Baroların Kadın Danışma Merkezleri ve Adli Yardım Kurulları

• Kadın örgütlenmeleri

Acil telefonlar

• Polis imdat - 155

• Jandarma - 156

• Ambulans - 112

• Sosyal Hizmetler - 183

• Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı - 0212 656 96 96

Başvurabileceğiniz kuruluşlar

Şiddet yaşadığınızda bulunduğunuz yerdeki en yakın polis merkezine başvurmalısınız.

Yaşadığınız olayla ilgili tutanak tutulduktan sonra bir örneğini ya da numarasını mutlaka alın. Karakol darp izi varsa, hatta olmasa bile sizi hastaneye yönlendirecektir. Hastaneden alacağınız belge -henüz ne yapacağınıza karar vermemiş bile olsanız- önemlidir.

Karakol yerine bir dilekçeyle doğrudan Cumhuriyet Savcılığına da başvurmak mümkündür.

Bu durumda harç ödemeniz gerekmez. Eğer koruma tedbir kararının uygulanmasını, yani şiddet uygulayan kişinin evden uzaklaştırılmasını istiyorsanız, yine bir dilekçe ile Aile Mahkemesi’ne başvurmalısınız. Şikâyetinizi evinizin bulunduğu yerdeki kurumlara yapmak zorunda değilsiniz. Bu bir tedbir kararı olduğu için şiddeti kanıtlamanız ya da herhangi bir ödeme yapmanız da gerekmez. Yanınızda kimliğinizin bulunması yeterlidir. Aile Mahkemesi şikâyetinizi hemen işleme koymak ve karar vermek zorundadır

İlk önce hastaneye gitmişseniz şikâyetinizi hastane polisine iletmeniz, sığınakta kalmak istediğinizi söylemeniz yeterlidir. İstemeniz durumunda polis sizi istasyon sığınağa yönlendirmek zorundadır.

Başvurduğunuz karakoldaki memurlara bu talebinizi ilettiğinizde sizi ve çocuklarınızı bir sığınağa yönlendirmekle yükümlüdürler. Ayrıca bulunduğunuz yerdeki belediyelere ya da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu birimlerine ya da belediyelerin kadın danışma merkezlerine, kadın örgütlenmelerinin dayanışma merkezlerine başvurabilirsiniz.

Bu merkezlerin bazılarından hem kendiniz hem de çocuğunuz için hukuksal ve psikolojik destek almanız mümkündür. Ayrıca yapacağınız görüşme sizi güçlendirir. Yalnız olmadığınızı fark edip, alabileceğiniz desteklerle ilgili ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Neler yapabilirsiniz?

Bir sığınağa gitmek istiyorsanız…

(9)

Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Anadolu Sokak No: 23

Beyoğlu / İstanbul

Tel: 0212 292 52 31 - 0212 292 52 32 Faks: 0212 292 52 33

E-posta: [email protected] www.morcati.org.tr

Referanslar

Benzer Belgeler

veremeyecektir. Kolluk amiri ancak üstü aranan kişiden ele geçirilen veya kamuya açık alanda bulunan eşya hakkında el koyma emri verebilir. maddesinde Cumhuriyet Savcısı

a) Arama ve elkoyma için, kural olarak hâkimden arama kararı alınması gerekir. Hâkim kendisine sunulan raporu ve varsa diğer belgeleri inceleyerek ilk hukuki denetimi

2018 yılında kadın danışma merkezimize 415 kadın maruz kaldığı şiddetle mücadele ederken destek almak için başvurdu.. Başvuran 12 kişi Türkiye’de sığınmacı

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, ödeme hizmetleri sunan ya da elektronik para ihraç eden ve bu Kanun kapsamında ihdas edilen ödeme veya elektronik para

Gelişmekte olan ülkelerde erkek işgücünün sektörel dağılımı da kadın işgücüne benzemekle birlikte, erkeklerin istihdam oranları kadınlara göre daha yüksektir..

Kadın Danışma Merkezine başvuran kadınların 62%’si (226 kadın) daha önce başka kurumlara destek almak için başvuru yapmıştı.. Bu başvuruların

Kesinlikle dışarıdan destek alın, çünkü koruyucu olarak yer aldığım Almanya Olimpiyat Spor Federasyonun “Şiddete karşı kalın duvarlarınız olsun: Kızlara ve

Ayrıca kadınların diğer ihti- yaçları için yönlendirme yaptığımız diğer kurumlar arasında kadına yönelik şiddetle mücadele alanında çalışan kadın örgütleri, beledi-