BURSA ULUDAĞ ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ
ARKEOLOJĠ ANABĠLĠMDALI ARKEOLOJĠ BĠLĠM DALI
ĠZNĠK (NIKAIA) YENĠġEHĠR KAPISI YAKININDA KAYIP KULE KAZISI SERAMĠK BULUNTULARI
(YÜKSEK LĠSANS TEZĠ)
Sevilay DEDEAĞA
BURSA 2021
T.C.
BURSA ULUDAĞ ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ ARKEOLOJĠ ANABĠLĠM DALI
ARKEOLOJĠ BĠLĠM DALI
ĠZNĠK (NIKAIA) YENĠġEHĠR KAPISI YAKININDA KAYIP KULE KAZISI SERAMĠK BULUNTULARI
(YÜKSEK LĠSANS TEZĠ)
Sevilay DEDEAĞA 0000-0001-9779-2419
DanıĢman:
Prof. Dr. Mustafa ġAHĠN
BURSA 2021
Yüksek Lisans Tezi olarak sunduğum “ Ġznik (Nikaia) YeniĢehir Kapısı Yakınında Kayıp Kule Kazısı Seramik Buluntuları ” baĢlıklı çalıĢmanın bilimsel araĢtırma, yazma ve etik kurallarına uygun olarak tarafımdan yazıldığına ve tezde yapılan bütün alıntıların kaynaklarının usulüne uygun olarak gösterildiğine, tezimde intihal ürünü cümle veya paragraflar bulunmadığına Ģerefim üzerine yemin ederim.
Tarih ve Ġmza
Adı Soyadı: Sevilay DEDEAĞA Öğrenci No: 701747003
Anabilim Dalı: Arkeoloji Programı: Arkeoloji Statüsü: Yüksek Lisans
iii
Üniversite : Bursa Uludağ Üniversitesi Enstitüsü : Sosyal Bilimler Enstitüsü Anabilim Dalı : Arkeoloji
Bilim Dalı : Arkeoloji
Tezin Niteliği : Yüksek Lisans Tezi Sayfa Sayısı : ix+209
Mezuniyet Tarihi : ……/……./20....
Tez DanıĢmanı : Prof. Dr. Mustafa ġAHĠN
ĠZNĠK (NIKAIA) YENĠġEHĠR KAPISI YAKININDA KAYIP KULE KAZISI SERAMĠK BULUNTULARI
Tezin çalıĢma konusunu oluĢturan seramikler ve seramik parçaları, günümüzde Bursa ili Ġznik ilçesinde yer alan ve antik dönemde Nikaia antik kentinin güney sınırını oluĢturan YeniĢehir Kapısı yakınlarındaki „„Kayıp Kule‟‟ den ele geçmiĢtir. Kayıp Kule açması, Kültür ve Turizm Bakanlığı‟nın izniyle Ġznik Müze Müdürlüğü tarafından 27 Mart 2017 tarihinden 12 Nisan 2017 tarihine kadar sürdürülen 5 adet sondaj projesi kapsamında kazılan 2. sondaj açmasıdır.
ÇalıĢma çerçevesinde Kayıp Kule Sondaj 2 açmasından çıkarılan 214 adet seramik ve seramik parçası değerlendirilmiĢtir. Buluntular kil ve katkı maddeleri ile yoğrularak ĢekillendirilmiĢ ve ateĢ kullanılarak sertleĢtirilmiĢ seramik kap parçalarıdır.
PiĢmiĢ toprak kaplar malzeme, tipoloji ve kronolojik olarak gruplandırılarak incelenmiĢtir.
Ġznik YeniĢehir Kapısı Surları üzerinde bulunan ve günümüze kadar bilimsel tespiti yapılmamıĢ. Kayıp Kule kazısında yoğun miktarda seramik ele geçmiĢtir.
Buluntular alanın yaĢamıĢ olduğu süreç hakkında birçok veriyi bizlere sunmuĢtur. Bu tezde piĢmiĢ toprak kapların yardımıyla, Kayıp Kule‟nin baĢından geçen dönemsel sürece yanıt aranmaya çalıĢılmıĢtır.
Anahtar Sözcükler: Nikaia, YeniĢehir Kapı, Sur Duvarı, Kule, Sondaj Kazısı, Seramik, Helenistik Dönem, Roma Dönemi, Bizans Dönemi, Osmanlı Dönemi.
iv
University : Bursa Uludag University
Institution : Social Science Institution
Field : Archaeology
Branch : Archaeology
Degree Awarded : Master
Page Number :ix+209
Degree Date : …../….../20….
Supervisor/s : Prof. Dr. Mustafa ġAHĠN
THE CERAMĠC FAUNDS OF THE LOST TOWER EXACAVATĠONS NEAR THE YENĠġEHĠR GATE AT ĠZNĠK (NĠKAĠA)
The ceramics and ceramic pieces that constitute the study subject of the thesis have been discovered from the "Lost Tower" near YeniĢehir Gate, which is located in today's Iznik district of Bursa province and formed the southern border of the ancient city Nikaia which is from ancient times. The Lost Tower trench is the second drilling trench excavated within the scope of 5 drilling projects carried out by Iznik Museum Directorate from 27 March 2017 to 12 April 2017, with the permission of the Ministry of Culture and Tourism.
214 ceramic and ceramic pieces extracted from the Lost Tower Drilling 2 trench were evaluated within the framework of the study. The finds are pieces of ceramic vessels shaped by kneading with clay and additives and hardened using fire. Terracotta pots were examined by grouping them according to material, typology and chronology.
In the excavation of the Lost Tower, which has not been scientifically determined until today, a large amount of ceramics was found on the Iznik YeniĢehir Gate Walls. The finds have provided us with a lot of data about the process the area has lived through. In this thesis, with the help of terracotta pots, an answer has been sought for the periodic process of the Lost Tower.
Key Words: Nikaia, YeniĢehir Gate, City Wall, Tower, Drilling Excavation, Ceramic, Hellenistic Period, Roman Period, Byzantine Period, Ottoman Period.
v
Yüksek Lisans tezimin konusunun belirlenmesinde, oluĢmasında ve geliĢme sürecinin her adımında desteğini esirgemeyen saygı değer hocam, Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü‟nün BaĢkanı ve Tez DanıĢmanım olan Prof. Dr. Mustafa ġahin‟e teĢekkürlerimi sunarım. Bu yoldaki rehberliği ve hoĢgörüsüne minnettarım.
Ayrıca Arkeoloji Yüksek Lisans programımda bilgi ve deneyimlerini paylaĢarak bana ders vermiĢ olan Prof. Dr. Derya ġahin‟e, Prof. Dr. Ġbrahim Hakan Mert‟e, Dr.
Öğretim Üyesi Reyhan ġahin‟e, Dr. Öğretim Üyesi Serkan Gündüz‟e ve Krems Donau Üniversitesi Arkeoloji bölümünden Dr. Alexander Vacek‟e müteĢekkirim.
Lisans ve Yüksek Lisans öğrenimim boyunca idari konularda bilgilerini benden esirgemeyen Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü AraĢtırma Görevlilerinden Hazal Çıtakoğlu, Nur Deniz Ünsal, Gonca Gülsefa, Serap Ala Çelik‟e ve Bölüm Sekreteri Canan Tiryaki Küskü‟ye teĢekkür ederim.
Bu tezi yazarken profesyonel ve manevi destekleriyle yanımda olan sevgili arkadaĢlarım Nivine AL Rihawi, Özgür UlaĢ, Sena Acar, Minel Çavdar ve Ebru Erez‟e, hayatım boyunca arkamda duran, motivasyonumu arttıran ve destekleyen; babam Muhtes Dedeağa ‟ya, annem Reyhan Dedeağa „ya, kardeĢim Özlem Dedeağa „ya, anneannem Gayat Bagaç‟a, kuzenlerim Ġmran Ahıskalı, Sidal Ahıskalı ve Nilüfer Mirza‟ya teĢekkürü bir borç bilirim…
Bursa 2021 Sevilay DEDEAĞA
vi
ÖZET ... iii
ABSTRACT ... iv
ÖNSÖZ ... v
ĠÇĠNDEKĠLER ... vi
GĠRĠġ ... 1
I. AraĢtırma Tarihi ... 1
II. ÇalıĢmanın Amacı ve Önemi ... 5
III. ÇalıĢmanın Kapsamı ve Yöntemi ... 5
BĠRĠNCĠ BÖLÜM ... 7
1.ĠZNĠK (NIKAIA) KENTĠ VE SURLARININ, KONUMU ve PLANI, SURLARIN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ ... 7
1.1 Ġznik (Nikaia) Kenti Konumu ve Planı ... 7
1.2 Ġznik (Nikaia) Kenti Surlarının Tarihsel GeliĢimi ... 8
ĠKĠNCĠ BÖLÜM ... 13
2. KAZI ALANI... 13
2.1 Sondaj 2 (Kayıp Kule) ... 13
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ... 17
3. TĠPOLOJĠ ... 17
3.1 Ġnce Seramikler ... 19
3.1.1 Helenistik Dönem Seramikleri ... 19
3.1.1.1 Gri Hamurlu Seramikler ... 19
3.1.1.1.1 Tabak ... 20
3.1.1.1.2 Kâse ... 20
3.1.1.2 Helenistik Formlu Seramikler ... 20
3.1.1.2.1 Kâse ... 20
3.1.1.2.2 Tabak ... 21
3.1.1.2.3 Kalıp Yapımı Kâse ... 21
3.1.2 Roma Dönemi Seramikleri ... 21
3.1.2.1 Kırmızı Astarlı Seramikler ... 22
3.1.2.1.1 Afrika Kırmızı Astarlı Seramiği ... 23
vii
3.1.2.1.2 Kırım Dalgalı Firnisli Seramiği ... 25
3.1.2.1.2.1 Kâse ... 26
3.1.2.1.2.2 Tabak... 26
3.1.2.1.3 Foça Kırmızı Astarlı Seramiği ... 27
3.1.2.1.3.1 Kâse ... 27
3.1.2.1.4 Kıbrıs Kırmızı Astarlı Seramiği ... 28
3.1.2.1.4.1 Kâse ... 29
3.1.2.1.4.2 Tabak... 29
3.1.2.1.5 Bölgesi Tespit EdilememiĢ Geç Roma/Bizans Dönemi Seramikleri ... 29
3.1.3 Bizans Dönemi Seramikleri ... 30
3.1.3.1 Tek Renk Sırlı Seramikler ... 30
3.1.3.1.1 KuĢlu Kâse ... 30
3.1.3.1.2 Amorf ... 32
3.1.3.2 Çok Renk Sırlı Seramikler ... 33
3.1.3.2.1 Kâse ... 33
3.1.3.2.2 Tabak ... 33
3.1.3.2.3 Amorf ... 34
3.1.4 Osmanlı Dönemi Seramikleri ... 35
3.1.4.1 Ġznik Çinisi ... 35
3.1.4.1.1 Tabak ... 35
3.1.5 Sınıflandırılamayanlar ... 36
3.2 Kaba Seramikler ... 36
3.2.1 Mutfak/TaĢıma/Depo Kapları ... 37
3.2.1.1 Çömlek ... 37
3.2.1.2 Çanak ... 38
3.2.1.3 Tava ... 38
3.2.1.4 Testi/Sürahi ... 38
3.2.1.5 Kapak ... 39
3.2.1.6 Kadeh/Bardak... 39
3.2.1.7 Amphora ... 39
3.3 Kandiller ... 41
viii
KATALOG ... 47
1 Ġnce Seramikler ... 47
1.1 Helenistik Dönem Seramikleri ... 47
1.1.1 Gri Hamurlu Seramikler ... 47
1.1.1.1 Tabak ... 47
1.1.1.2 Kâse ... 47
1.1.1 Helenistik Formlu Seramikler ... 48
1.1.2.1 Kâse ... 48
1.1.2.2 Tabak ... 48
1.1.2.3 Kalıp Yapımı Kâse ... 48
1.2 Roma Dönemi Seramikleri ... 49
1.2.1 Kırmızı Astarlı Seramikler ... 49
1.2.1.1 Afrika Kırmızı Astarlı Seramiği ... 49
1.2.1.1.1 Kâse ... 49
1.2.1.1.2 Tabak ... 50
1.2.1.2 Kırım Dalgalı Firnisli Seramiği ... 50
1.2.1.2.1 Kâse ... 50
1.2.1.2.2 Tabak ... 51
1.2.1.3 Foça Kırmızı Astarlı Seramiği ... 52
1.2.1.3.1 Kâse ... 52
1.2.1.4 Kıbrıs Kırmızı Astarlı Seramiği ... 53
1.2.1.4.1 Kâse ... 53
1.2.1.4.2 Tabak ... 53
1.2.1.5 Bölgesi Tespit EdilememiĢ Geç Roma/Bizans Dönemi Seramikleri ... 54
1.3 Bizans Dönemi Seramikleri ... 60
1.3.1.Tek Renk Sırlı Seramikler ... 60
1.3.1.1.KuĢlu Kâse ... 60
1.3.1.2 Amorf ... 60
1.3.2 Çok Renk Sırlı Seramikler ... 61
1.3.2.1 Kâse ... 61
1.3.2.2 Tabak ... 62
ix
1.4.1 Ġznik Çinisi ... 64
1.4.1.1 Tabak ... 64
1.5 Sınıflandırılamayanlar ... 64
3.2 Kaba Seramikler ... 72
3.2.1 Mutfak/TaĢıma/Depo Kapları ... 72
3.2.1.1Çömlek ... 72
3.2.1.2 Çanak ... 80
3.2.1.3 Tava ... 85
3.2.1.5 Kapak ... 89
3.2.1.6 Kadeh/Bardak... 90
3.2.1.7 Amphora ... 94
3.3 Kandiller ... 99
3.4 Unguentariumlar ... 104
KISALTMALAR VE KAYNAKÇA ... 106
GRAFĠK LĠSTESĠ ... 120
RESĠM LĠSTESĠ ... 120
LEVHA LĠSTESĠ... 120
GRAFĠKLER ... 130
RESĠMLER ... 133
LEVHALAR ... 136
1 GĠRĠġ
I. AraĢtırma Tarihi
Ġznik kenti 1331 yılında Osmanlı Ġmparatorluğu tarafından alındıktan sonra bölge ve surlar hakkındaki veriler, gezginler ve araĢtırmacılar aracılığıyla öğrenilmektedir1.
1333 yılında Ġbn Battuta‟nın Ġznik‟i ziyareti sırasında Ģehri tamamen gölün çevrelemesi sebebiyle, giriĢ için köprü kullanılması gerektiğinden bahsetmiĢtir. Kentin etrafının tamamen göl ile çevrili olması da hendeğin kullanıldığının göstergesidir2. Battuta ayrıca, surların içinde tarla ve bahçelerin bulduğundan söz etmiĢtir3.
Besbek ile Dernschwam 1553 ve 1555 yıllarında kente uğrayarak surların büyük ölçüde tahrip olduğundan, kale temellerine bakıldığında heykel kaidelerinin görüldüğünden ve hendeklerin kapandığından bahsetmiĢlerdir.
Yıl 1588‟e geldiğinde R.Lubenau, surların bütünlüğünü koruduğunu üzerinde yürünürse kentin çevresinin dolaĢılabileceği yorumuyla belirtmiĢtir, 124 adet kule olduğunu ve göl tarafında yer alan surların sağlamlığını koruduğunu belirtmiĢtir4.
Polonyalı Simeon, 1609 yılında Ġznik‟i ziyaretinde burçların bakımsız durduğunu aktarır5. ġehrin iç kısımlarının tıpkı kilisede görülen aziz betimleriyle süslü, kenti çevreleyen burçların ve surların olduğundan söz etmiĢtir. Simeon, kulelere girdiğini ve girdiği her kulede fresklerin bulunduğunu anlatmıĢtır6.
Ġznik‟e gelen Covel, Peyssonel ve Fellows, YeniĢehir Kapı üzerinde yer alan yazıtlı kapının çizimlerini yapmıĢtır. Çizimlerde kapının arĢitravının orta kısmının 17.
yüzyıldan beri yıkık olduğu görülür. Peyssonel, surlarda bol miktarda devĢirme malzemelerin kullanıldığını ve Ġstanbul Kapı‟da bulunan kabartmaların tahrip olduğunu iletmiĢtir7.
1 Yalman 2006: 135.
2 ErmiĢ 2009: 277 - 295.
3 ErmiĢ 2014: 207 - 208.
4 Yalman 2006: 135.
5 ErmiĢ 2014: 213 - 215.
6 ErmiĢ 2009: 277 - 295.
7 ErmiĢ 2014: 213 - 215.
2
1675‟te John Covel, Göl Kapı‟nın sadece tuğladan örülü ve hiçbir süsü olmayan sade kemerli bir kapı olduğunu iletmiĢtir. Ayrıca, YeniĢehir Kapı ve Göl Kapı arasındaki Ġmparator III. Mikhael‟in isminin geçtiği kitabelerin bulunduğunu söylemiĢtir. Covel, Fellows ve Kinneir, Ġstanbul Kapı ve Top Kapı arasında Theodoros Laskaris‟in adının geçtiği ancak günümüze ulaĢmayan bir kitabenin bulunduğundan bahsetmiĢtir8.Covel, Ġstanbul Kapı‟nın üzerinde bulunan Aziz Nikolaos‟a ait freskten görmüĢtür9. Mekânın kubbesinde aziz resimlerinin yer aldığını sonraki dönemlerde Peyssonel ve Texier de söz etmiĢlerdir 10.
A.Domenico Sestinis, surları 1719 yılında görmüĢ ve Lefke Kapı‟nın kitabesini okumaya çalıĢarak kapıları incelemiĢtir11.
1735 yılında kente gelen Richard Pococke, bilhassa sur kapılarından bahsetmiĢ ve kentin genel planını çizmiĢtir12. Pococke, Göl Kapı‟nın yanında bulunan biri yuvarlak ve diğeri sekizgen olan burçların bulunduğunu ve Ġstanbul Kapı‟da bulunan Medusa baĢı ve kabartmalarından bahsetmiĢtir13.
1745‟te Ġznik‟e gelen Charles de Peyssonel surları detaylı olarak gezerek birçok kitabeyi not etmiĢtir.
19. yüzyıla gelindiğinde Ģehre Kinneir ayak basarak, devĢirme kullanılmıĢ parçalar, ana kapılar ve surlardaki kitabelere kadar pek çok Ģeyden bahsetmiĢtir14. 1813‟te yapılara, tütün tarlalarını ve üzüm bağlarını geçerek ulaĢabildiklerini ayrıca surların içinin nar ağaçlarıyla dolu olduğunu betimlemiĢtir15.
ġehrin planını ilk kez 1833 yılında Charles Texier, surları gezerek çıkarmıĢtır.
Texier, Ģehir surlarının kalıntılarının IV. yüzyıla ait olduğunu belirtmiĢtir. Lysimachos ve Hadrian dönemine ait kalıntıların olmadığını da bildirmiĢtir16.
Texier, YeniĢehir Kapı‟daki kitabenin tahrip olup, yalnızca bir kısmının günümüze ulaĢabildiğini anlatarak eski Ġznik yapılarındaki malzemelerin yeni inĢalarda
8 ErmiĢ 2014: 213 - 215.
9 ErmiĢ 2009: 277 - 295.
10 ErmiĢ 2014: 213 - 215.
11Yalman 2006: 135.
12 ErmiĢ 2009: 277 - 295.
13 ErmiĢ 2014: 213 - 215.
14 ErmiĢ 2009: 277 - 295.
15 ErmiĢ 2014: 207 - 208.
16 Yalman 2006: 135.
3
kullanıldığını ve böylece eski yapıların büyük ölçüde tahrip olduğunu aktarmıĢtır17. Ayrıca surlar, kapılar, kitabeler ve burçlardaki freskleri detaylı bir Ģekilde anlatmıĢtır.
Bahsettiği eser ve yapıların tümünü çizmiĢtir. Ek olarak doğudaki surlarda bulunan güney kulede büyük bir oda olduğunu, 1834 yılına kadar kapalı duran bu kulenin açıldığını ve kulenin üst katındaki odada 12. yüzyıla ait din adamlarının, azizlerin ve at üzerinde Aziz Georgios‟un olduğunu iletmiĢtir18. Texier, 20 numaralı burçta karĢımıza çıkan aziz Mikhael freskinin iyi durumda olmadığını ancak anlaĢılabildiğini belirtmiĢtir19.
M. Baptistin Poujoulat, 1837‟de Ġznik‟i ziyaret ettiğinde yapılardan eser kalmadığını her yerin dutluk, bağ ve tarla haline geldiğini görmüĢtür20. Poujoulat, göle bakan kısım dıĢında surların gayet iyi korunduğundan ve kentin, göl kısmı hariç bir hendekle çevrili olduğundan söz etmiĢtir21.
1838 yılında Charles Fellows, surlarda bulunan delikten kente girdiğini, 1.5 km boyunca tarlalar ve dut ağaçları arasında ilerlediğini, sonunda ise Ġznik Köyü‟ne vardığını belirtmiĢtir22. Fellows, kenti gezerken yaptığı gözlemlerde, surlarda devĢirme parçalar ve kitabelerin kullanıldığını ifade etmiĢtir 23.
Andreas David Mordtmann, 1852‟de Ġznik‟i ziyaret ettiğinde bölgenin, sebze bahçelerinden, terk edilmiĢ evlerden, mısır tarlalarından, dut ağaçlarından bahsederek Ġznik‟in bu dönemde bir köy yerleĢimi olduğunu aktarmıĢtır.
1861 yılında Georges Perrot, sur kapılarından içeri girildiğinde Ģehre ulaĢabilmek için bahçe ve tarlaların arasında ilerlendiğini belirtmiĢtir24.
1891-1892 yılları arasında Ġznik‟i gezen Freiherr Von der Goltz, Ģehir surlarının Helenistik döneme ait olduğunu ileri sürmüĢtür25.
Alfred Körte, 1893-1895‟de Helenistik döneme ait 6 burç olduğundan bahseder26. Körte, Lefke Kapı yazıtlarını okumayı baĢarmıĢtır. Kapı üzerindeki ilk sunu
17 ErmiĢ 2014: 213 - 215.
18 ErmiĢ 2009: 277 - 295.
19 ErmiĢ 2014: 213 - 215.
20 ErmiĢ 2014: 207 - 208.
21 ErmiĢ 2009: 277 - 295.
22 ErmiĢ 2014: 207 - 208.
23 ErmiĢ 2009: 277 - 295.
24 ErmiĢ 2014: 207 - 208.
25 Yalman 2006: 135.
4
yazıtının friz yazıtında olduğunu söyleyerek kır taraftaki yüzü ve Ģehir yazıtlarının tamamen özdeĢ olduğunu fark edememiĢtir. Körte, yazıtı Flavienler Dönemi‟ne tarihlemiĢtir27.
Barnier, 1910 yıllarında Ġznik‟in hava fotoğraflarını çekerek bölgenin yerleĢim alanının oldukça küçüldüğünü tespit etmiĢtir28.
Louis de Launay, 1913 yılında Ġznik‟i terk edilmiĢ bir kent görünümünde, mısır tarlalarının, dut ağaçlarının dolu olduğu bir alan olarak bahsetmiĢtir29.
Knut Olof Dalman, Lefke Kapı yazıtlarını 1930 ve 1931‟de tekrar kontrol ederek birkaç kısmı düzeltmiĢtir. Dalman‟ın vefatından sonra Alfons Maria Schneider tekrar yazıtları kontrol ederek kır yüzü arĢitravında bulunan yazıtın 2. satırını tamamlamıĢtır.
Louis Robert, Lefke Kapı yazıtlarını, Körte ve Schneider‟ın yazdıklarına göre tekrar ve son olarak incelemiĢtir30.
1930 yılında Schneider ve Walter Karnapp‟ın yapmıĢ olduğu araĢtırma Ġznik surları hakkında ilk detaylı bilimsel çalıĢma niteliğindedir. Ġstanbul Kapı‟nın doğusunda ve Lefke Kapı‟nın Ģehre bakan kısmındaki niĢlerde ayrıca bazı burçlarda fresk kalıntılarını tespit etmiĢlerdir31.
Sencer ġahin 1975 yılında Ġznik‟i ziyaretinde Lefke Kapı Ģehir yüzü yazıtlarının yan kısımlarının önceden Osmanlı duvarlarıyla kapatıldığını fakat duvarlar uzaklaĢtırılınca yazıtların göründüğünü fark etmiĢtir. Görünen iki adet yazıt Plancius Varus onurunadır ve Plancius Varus kapının yapımı için maddi yardımda bulunmuĢ olmalıdır. ġahin, Ġstanbul Kapı üzerindeki, zamanında orijinali metal harflerle yazılmıĢ olan yazıttan günümüze kalan çivi deliklerini inceleyerek tam metni kavrayabilmiĢtir32.
Bedri Yalman 2006 yılında Ġznik hakkında yayınladığı eserinde surların bulunduğu yüzyıldaki durumlarını incelemiĢ ve kuzey yönünden baĢlayarak alfabetik
26 Yalman 2003: 135.
27 ġahin 1978: 76 - 77.
28 ErmiĢ 2014: 207.
29 ErmiĢ 2014: 207 - 208.
30 ġahin 1978: 77.
31 ErmiĢ 2014: 213 - 215.
32 ġahin 1978: 77 - 80.
5
düzende dört grup oluĢturacak Ģeklide numaralandırma yaparak kulelerin ayrıntılı biçimde durumlarını ortaya koymuĢtur33.
II. ÇalıĢmanın Amacı ve Önemi
Ġznik (Nikaia) Kenti‟nin stratejik olarak, hatırı sayılır ölçüde bulunduğu bölgede üstünlükler elde etmesinin yolunu açan ve Türklerin eline geçene değin, savunmada güç sağlayan, sur yapısı hakkındaki çalıĢmalar arasında, sur duvarları üzerinde ilk defa bilimsel arkeolojik kazı yapılmıĢtır. YeniĢehir Kapısı sur hattı doğrultusunda bulunan, kentin güneyinden doğuya doğru ilerlendiğinde yıkılmıĢ duvar hattının yer aldığı alanda gerçekleĢtirilen kazı çalıĢması sonucu temel seviyesinde kule tespit edilmiĢtir. Yapılan çalıĢmalarda yeri iĢaretlenmediği için bilinmediği anlaĢılan kulede gerçekleĢen kazılarda ele geçen seramikler çalıĢmamızın konusunu oluĢturmaktadır.
„„Ġznik (Nikaia) YeniĢehir Kapısı Yakınında Kayıp Kule Kazısı Seramik Buluntuları‟‟ konulu tezimizi yapmamızdaki amaç, buluntuların tipolojik özellikleri, üretim teknikleri, iĢlevleri, tarihleri ve üretildiği yerleri tespit etmektir. Bu yol izlenerek kayıp kulenin hangi tarihler arasında kullanıldığı ve ne zaman kullanım dıĢı kaldığı konusunda önemli bilgilere ulaĢılmak istenmektedir.
III. ÇalıĢmanın Kapsamı ve Yöntemi
2017 yılında yapılan Ġznik (Nikaia) YeniĢehir Kapısı Yakınında Kayıp Kule Kazısı Sondaj 2 açmasından ele geçen seramiklerden toplamda 214 adet seramik ve seramik parçası değerlendirilmeye alınarak kataloglanacaktır.
ÇalıĢma üç ana bölüme ayrılmıĢtır. Ġlk olarak çalıĢmanın konusunu kapsayan Ġznik Kenti ve sur duvarları hakkında literatür araĢtırması yapılarak, bölgenin stratejik önemi ve kenti çevreleyen surlar hakkında bilgiler derlenecektir. Bu bölümün yapılmasının amacı kazılan alanın dönemsel süreçte nasıl ve ne Ģeklide yıkıldığını tarihi olayları da göz önünde bulundurarak değerlendirebilmektir.
33 Yalman 2003: 135.
6
Ġkinci bölümde Sondaj 2 açmasının arkeolojik kazı çalıĢma raporlarına bakılarak alanın bölümleri ve katmanlardaki seramik yoğunlukları tespit edilecektir. Kazılan seviyelerde katmanların içindeki buluntulara bakılarak alanı kapatan toprağın potansiyeli anlaĢılacaktır. Buna binaen kazılan alanla alakalı stratigrafi söz konusu ise seramikler, yapının düzenine göre iç ve dıĢ mekân buluntuları olarak iki ayrı gruba ayrılacaktır. Bölge toprağı değerlendirildiğinde katmansal düzen bulunmayan dolgu toprak olarak görülürse seramikler bulundukları katman grubu olarak değil tek tek benzer örnekler ile karĢılaĢtırılarak tarihlenebilmesi adına üçüncü bölüm için hazırlanacaktır.
Seramik buluntular üçüncü bölümdeki kataloğun hazırlanması amacıyla:
öncelikle yıkanıp kurutulduktan sonra, gerek görülen seramikler restoratör tarafından birleĢtirilecektir. Restorasyon ve konservasyonu biten seramikler fotoğraflanacaktır. El çizimi yapıldıktan sonra Adobe Photoshop CC 2019 ve Adobe Illüstratör CC 2018 bilgisayar programları kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılan seramikler, Munsell renk kataloğu kullanılarak hamur, yüzey, varsa astar, bezeme, sır renkleri belirlenerek katalog bilgileri yazılacaktır. Belgelenmeleri tamamlanan seramikler, atölyeleri tespit edilmiĢ diğer bölgelerin piĢmiĢ toprak kapları ile karĢılaĢtırılacak, yapılıĢ, malzeme, hamur yapısı, varsa bezeme tekniklerine bakılarak hangi form ve tipte üretildikleri hakkındaki bilgileri benzer örneklerle karĢılaĢtırılarak tespit edilmeye çalıĢılacaktır.
Toplanan tüm bilgiler derlenerek sonuç bölümünde sentezlenecektir. Bu çalıĢmada ele geçen seramik buluntuların iĢlevi ve tarihi nedir? Sur duvarlarının bugüne kadar kayıp olan kulesi ne zaman inĢa edildi? Kule hangi tarihlerde kullanıldı ve kullanım amacında değiĢiklikler oldu mu? Yapı ne zaman kullanım dıĢı kaldı? gibi sorulara cevaplar aranacaktır.
7
BĠRĠNCĠ BÖLÜM
1.ĠZNĠK (NIKAIA) KENTĠ VE SURLARININ, KONUMU ve PLANI, SURLARIN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ
1.1 Ġznik (Nikaia) Kenti Konumu ve Planı
Bursa merkezinden yaklaĢık 90 km kuzeydoğuya gidildiğinde Ġznik (Nikaia) Kenti karĢımıza çıkmaktadır34. ġehrin kurulduğu bölge, eski dönemlerde Askania Limne (Askania Gölü) olarak isimlendirilen gölün doğu kenarındadır35. Verimli bir ovada kurulan kentin etrafı Derbent Dağı, AyvaĢ Dağları ve uzantılarıyla çevrelemiĢtir.
Gemlik körfezi ile Ġznik gölünü, Karsak Suyu ve vadisi birbirine bağlamaktadır 36. Strabon Ġznik hakkında, „„Bithynia‟nın iç kesimlerinde, bölgeye bağlı bulunan bir metropol ‟‟ olduğunu belirtmiĢtir37.
Kentin planına bakıldığında, Strabon ‟un da belirttiği üzere, Helenistik dönemde örneklerine birçok yerde rastlanılan Hippodamik kent planı Ģeklinde düzenlenmiĢtir.
Kent çevresi antik ölçüm birimi ile on altı stadion yani yaklaĢık 3 km‟dir38. Kent dört köĢeli plandadır. Düz bir alanda yer alan kentin caddeleri birbirini dik keser ve bu da Gymnasion‟un yakınında bulunan bir taĢtan izlendiğinde, dört tarafa açılan kapıların görülmesini sağlamaktadır39. Bu anlatıya bakıldığında Gymnasion‟un kentin merkezinde yer aldığı anlaĢılmaktadır. Antik dönemden günümüze kapılar ve surlar büyük ölçüde ulaĢabilmiĢtir. Kent planı Helenistik Dönemden sonra değiĢim geçirse de kentin ana hatlarıyla planı halen yansımaktadır40.
Kent surlarının geç Roma döneminden sonra 2.960 metre olan çevresinin 4.970 metreye kadar ulaĢtığı eldeki verilere dayanarak görülmüĢtür41. Günümüzde Ġznik surlarına bakıldığında çokgen ve düzgün olmayan biçimde kenti çevrelediği görülmektedir.
34 Yalman 2006: 28.
35 ġahin 2004: 3.
36 Yalman 2006: 28.
37 ġahin 2004: 3.
38 Mert 2010:173 - 174.
39 ġahin 1987: 45 - 46.
40 Mert 2010: 173 - 174.
41 ġahin 2004:3.
8
Sur kapılarına bakıldığında, kuzeyde Ġstanbul kapısı, güneyde YeniĢehir kapısı doğuda Lefke kapısı ve batıda Göl kapısı yer almaktadır. Günümüze Göl kapısı ve buradaki sur duvarları ulaĢamamıĢtır. Bununla beraber Batı-Güney köĢede bataklık olan bir alanda ikinci bir Göl kapısı daha olduğu düĢünülmektedir. Surların içerisinde ana kapılar haricinde küçük boyutlu giriĢler yer almaktadır42(Resim 1).
1.2 Ġznik (Nikaia) Kenti Surlarının Tarihsel GeliĢimi
Ġznik kent surlarının Ģimdiye kadar kaynaklarda ulaĢılabildiği en erken devir Helenistik dönemdir. Bu dönemde surların dörtgen Ģeklinde, yüz altmıĢ beĢ stadion uzunluğunda ve dört kapısının olduğu aktarılmıĢtır43. Antik kaynaklarda geçen Helenistik dönemde yapılan sur kalıntılarının izleri günümüzde mevcut değildir44.
ġehrin doğusunda Lefke Kapı ve kuzeyinde Ġstanbul Kapı olarak bilinen sur kapılarının, 78-79 yıllarında Ġmparator Vespasianus ile oğulları Titus ve Domitianus onuruna kent sınırlarını belirlemek amacıyla surdan bağımsız yapılmıĢ iki zafer takı olduğu, sonraki dönemlerde savunma amaçlı geniĢletilen surların içine katıldığı düĢünülmektedir. Ayrıca Lefke Kapı takı üzerinde Ġmparator Hadrianus için adanmıĢ bir yazıt ele geçmiĢtir. Bunun sebebinin ise 123 yılında gerçekleĢen büyük depremden sonra kentin ikinci kurucusu olarak da söz edilmesine neden olacak kadar onarımına destek vermesidir45.
AraĢtırmacılara göre Hadrianus döneminde (117-138) bahsedilen zafer takları birbirine surlar ile bağlanmıĢtır. Bu dönemde yapılan surlar 258 yılında gerçekleĢen Got saldırıları nedeniyle yıkılmıĢ olmalıdır. Bu tahribat sebebiyle Ġmparator Gallienus döneminden (253-268) baĢlayarak Claudius Gothicus döneminde (268-270) bitirilen yeni surlar inĢa edilmiĢ ve bu esnada güneyde YeniĢehir Kapısı ile batıda Göl Kapısı eklenmiĢ olmalıdır46.
Bu inĢadan sonra surlar Ġznik Kenti‟nin simgesi haline geldi. Surların Claudius Gothicus döneminde (268-270) inĢasının bitirildiğini ise, Göl Kapısı ve YeniĢehir
42 Eyice 1988: 15.
43 Strabon:60.
44 Foss 2004:249.
45 Foss 2004:250.
46 ErmiĢ 2009:275.
9
Kapısı üzerinden yazılmıĢ yazıtlar iĢaret etmektedir. Göl Kapısı üzerinde Ġmparator Marcus Aurelius Claudius‟un (Claudius Gothicus) yapılan surları kente hediye ettiği aktarılmıĢtır. YeniĢehir Kapısı üzerindeki yazıtta ise Ġmparator Marcus Aurelius Claudius onuruna „„en Ģöhretli, en büyük ve en ihtiĢamlı kent‟‟ Ģeklinde ifadeler yazıtta yer almıĢtır47.
Kenti kuĢatan 5 km uzunluğundaki duvarlar, 9 metre yüksekliğinde sur duvarları arasında 13 metrelik 80 tane burç ile düzenlenmiĢtir48.
AraĢtırmacılar III. Leo (717- 741) zamanında 727 yılına kadar önemli bir inĢaat faaliyeti görülmediğini vurgulamıĢlardır, ancak bu tarihte gerçekleĢen Arap saldırıları altında kalması ve surların aĢılmazlığı sebebiyle bu taarruzun püskürtülmesinden sonra surlarda yapım çalıĢmalarının baĢladığı yazıtlarda belirtilmiĢtir49.
Bu tarihten sonra surların onarıldığını ve yeni burçlar eklendiğini Ġstanbul ve Göl Kapıları arasında yer alan 69. kulenin kente doğru bakan kısmında yer alan yazıtta:
“DüĢmanın küstahlığının, tanrının desteğiyle hezimete uğratıldığı bu bölgede, dindar krallarımız III. Leo ve oğlu V. Constantin, galibiyet kulesi inĢa ettirdiler…”
Ģeklinde anlatılmaktadır50.
Eklenen yeni kuleleriyle gücüne güç katan Ģehir surları ve kuleleri 740 yılında gerçekleĢen bir depremle çeĢitli hasarlara maruz kalmıĢtır51.
Depremden sonra kesin belgelere ulaĢılmasa da tahmin edildiği üzere zarar gören surlar 838 yılında Ġmparatorluğu yorucu yıllarında dahi bakım görerek faaliyet göstermiĢ olmalıdır. Nitekim bu sebepten dönemde Araplarca ele geçirilen Ankara ve Amorium kalelerinden sonra Doğu Roma Ġmparatorluğu‟nun ana karargâhı olarak Ġznik (Nikaia) kenti seçilmiĢtir52.
47 ġahin 2004: 11.
48 Foss 2004: 250.
49 ġahin 2004: 17 - 18.
50 ġahin 1979: 234a.
51 Yalman 2006: 132.
52 Foss 2004: 253.
10
Ġznik Ģehir savunması kral III. Michael (842-867) zamanına geldiğinde Doğu Roma (Bizans) Krallığının refah seviyesinin yükselmesiyle birlikte tekrar gözden geçirilerek surların onarımı ve yeni kulelerin eklenmesiyle güçlendirilmiĢtir53.
Bu onarım ve yenileme çalıĢmaları kapsamında özellikle surların güney ve güneydoğu tarafında kulelerin geniĢ aralıklarla yer alması sorun olarak belirlenmiĢ ve bu kuleler arasına yeni kuleler eklenmiĢtir. Bu yeni eklenen kuleler ilk bakıĢta mevcutta yer alan kulelere benzerlik göstermekteydi. Kulelere bakıldığında yarım daire Ģekilde, üzeri tuğla ile örülü ve önceki burçlar ile aynı yükseklikte sonlanıyorlardı. Ancak temel kısmına bakıldığında ilk yapılan kulelerin temelinden daha yüksekte bulunan ve devĢirme malzeme kullanılarak örülen masif temelli bir düzendedir. Sonraki dönemlerde yapılan kulelerde tasarım farklılığı oluĢmuĢ ve kuleler güvenliği arttırılmak ve ele geçirilmeyi zorlaĢtırmak üzere artık sur duvarlarından ayrılarak stratejik gücün arttırılmasını sağlayacak forma ulaĢmıĢtır. Kral III. Michael (842-867) döneminde güney ve güneydoğu kısımda surların yenilenmesi ve yeni burçların eklenmesinde görev alan ustalar orijinal mimariye sadık kalsalar da, önceki yıllarda III. Leo (717- 741) döneminde güney batı kanadında bulunan sur yapıları zaten bu plana sadık kalınmadan değiĢim göstermiĢtir54.
Kral III. Michael (842-867) döneminde özgün planına göre yenilenen surlar üzerinde yazıtlar ele geçmiĢtir. Bu sayede kralın surları yenilediği ve yeni burçlar eklediği anlaĢılabilmiĢtir. Bu yazıtlarda:
“Dindar Ġmparator ulu kral Michael kulesi…” yazmakta ve yılı belirtilmektedir.
Bu bilgilerin ıĢığında Ġsa peygamberin doğduğu gün olarak kabul edilen 1.09.5509 tarihine bakıldığında yazıtta yer alan 6336 tarihi günümüz takvimine göre 857/58 yılına tekabül etmektedir55.
Nikaia ilk defa 978 yılında iç isyanlar sonucunda General Bardas Skleros tarafından kuĢatılmıĢ, ancak Ģehir surların güçsüzlüğü sebebiyle değil stratejik oyunlar ile ele geçirilmiĢtir. KuĢatma esnasında surların en güney ucunda bir kule öne doğru eğilecek Ģekilde hasar görmüĢ ve „„ Diz Çöken Kule‟‟ adını almıĢtır56.
53 ġahin 2004: 18.
54 Foss 2004: 253 - 254.
55 ġahin 1979: 238a.
56 Foss 2004: 254.
11
Eylül 1065 yılına geldiğinde kentte yıkıcı sonuçlar doğuran büyük bir deprem meydana geldi. Bu yıldan yenilenen surlarda gizli tuğla tekniği kullanıldı57. Uygulanan bu yeni duvar örgü tekniğinin amacı surların depreme karĢı daha dayanıklı ve esnek olmasıydı58.
Ġznik kenti 1075 yılında Selçuklu Türklerince ele geçirilerek bölgenin 1097 yılında Bizans ve Haçlı ordularınca hücumlarına maruz kalmasına sebebiyet verdi59. AraĢtırmacılara göre bu kuĢatmadan önce Ģehir surları Selçuklu sultanlarınca onarım görmüĢ olmalıdır. Ancak bu dönemden kalan izler tespit edilememiĢtir60. 1097 yılında gerçekleĢen savaĢta Haçlı ordusu „„Diz Çöken Kule‟‟ olarak adlandırılan kuleye düzenledikleri saldırıların sonucunda surların ilk defa düĢman geçirmesine Ģahit olunacakken siyasi anlaĢmalarla bölge Doğu Roma (Bizans) ordularına bırakıldı. Bu durum üzerine Haçlı ordusu pusulasını doğuya yönelterek bölgeden ayrıldı. Bu Ģiddetli kuĢatma sonunda I. Aleksios Komnenos (1081-1118) surlara eklemeler yaparak özellikle „„Diz Çöken Kule‟‟ ve etrafına yönelik olarak çalıĢılmıĢ ve onarımında Selçuklu mezar taĢları kullanılmıĢtır61.
Ġznik kenti Theodor I. Laskaris (1204-1222) döneminde ele geçen yazıttan elde edilen bilgiler ıĢığında Nikaia-Bizans Krallığı olarak görülmektedir. Bu devirde Ġznik en parlak dönemindedir. Ayrıca bu dönemde yazıtlardan elde edilen bilgilerle surları onardığı da aktarılmıĢtır. Bu yazıtlardan yola çıkarak kentin dıĢ surlarının da bu dönemde yapıldığı düĢünülmektedir62. BaĢka bir görüĢe göre dıĢ surlar III. Ioannes Vatatzes döneminde (1222-1254) yapılmıĢ olabileceğidir. Bu konuda yazıtlarda kesin bir bulgu ele geçmemiĢtir63.DıĢ surların eklenmesi ve surların onarılması 1261 yılına kadar sürmüĢtür64
57 ErmiĢ 2009:276.
58 Foss 2004:255.
59 Yalman 2006:135.
60 Foss 2004:256.
61 Foss 2004:257.
62 ġahin 1979:246a.
63 ErmiĢ 2009:276.
64 Yalman 2006:135.
12
Ġznik günümüze kadar son olarak Orhan Gazi‟nin kuĢatmasına maruz kalmıĢtır. Bu dönemde surların daha güçlendirilmesi adına bazı açıklıklar örülerek kapatılmıĢ ve duvarlar yükseltilmiĢtir65.
2 Mart 1331 yılında Ġznik (Nikaia) Nikomedia‟nın batısının da bozguna uğratılmasından sonra kuĢatmaya teslim olarak Türklerin kontrolüne geçmiĢtir66.
65 ErmiĢ 2009: 176.
66 Yalman 2006: 135.
13
ĠKĠNCĠ BÖLÜM
2. KAZI ALANI
Bursa Ġli, Ġznik Ġlçesi‟nde yer alan YeniĢehir Kapı sondaj kazıları, Kültür ve Turizm Bakanlığı‟nın izniyle Ġznik Müze Müdürlüğü tarafından, 27.03.2017-12.04.2017 tarihleri arasında gerçekleĢtirilmiĢtir. Projede 5 adet açma alanı kazılmıĢtır. Tezimizin konusu olan alan, YeniĢehir Kapısı Kayıp Kulesi‟nin bulunduğu alanda düzenlenen 2 numaralı sondaj açmasıdır. Bu kazı çalıĢması sonucunda yoğun seramik ve seramik parçaları ele geçmiĢ olup bölgede, kazı esnasında duvarın çıktığı tarihten itibaren iç mekân ve dıĢ mekân olarak bulunan buluntular ayrı gruplar halinde muhafaza edilmiĢtir.
Tarihsel ve tipolojik olarak bilgi alabileceğimiz parçalar elenerek 214 adet seramik kataloglandırılmıĢtır. Stratigrafik değerlendirme için seramikler çıkarıldıkları düzende incelenmiĢtir. Özellikle iç zemine yakın kısımda ele geçen Osmanlı ve Bizans Dönemi üzerinde yer alan Roma Dönemi buluntuları stratigrafinin söz konusu olmadığını belirlemiĢtir. Açma incelendiğinde, buluntuların kronolojik sıraya uygun olmayan Ģekilde ele geçtiği ve dolgu toprak özelliği taĢıdığı tespit edilmiĢtir. Alan yıkıldıktan bir süre sonra toprakla kapatılmıĢ olduğu anlaĢıldığından seramik parçaları katman gözetmeksizin, tipolojik ve kronolojik açıdan gruplara ayrılarak değerlendirilmiĢtir.
2.1 Sondaj 2 (Kayıp Kule)
Kayıp Kule‟nin bulunduğu alan, Ġznik‟ten YeniĢehir‟e giden modern asfalt yol doğrultusunda 3 numaralı burç ile ana yol arasında konumlanan iç sur duvarının yıkılmıĢ tarafında belirlenmiĢtir. Sondaj 2 açması olarak isimlendirilen bu sur duvarına bitiĢik alan ilk adımda 5x4 metre ölçülerinde kazılmıĢtır (Resim 2). Açmanın bu alanda belirlenmesindeki baĢlıca neden, sur duvarında iki burç arasında yer alması gereken bir burcun daha olabileceği mesafenin tespit edilmesidir. Açma kazılmaya baĢlandığında yıkılan sur duvarlarının dibinde yer almasından dolayı alanın kuzeydoğu kısmı daha yüksek kotta görülmüĢtür.
Açmanın kuzey doğu bölümü kot eĢitleme adına kazıldığında duvardan düĢen Ģekilsiz taĢlar ve kiremit kırıkları yoğunlukta görülmüĢtür. Alan kazıldığında açmanın orta
14
kısmında yüzeyden 5 cm derinlikte, doğu-batı istikametli iki sıra tuğla dizisi ve güney yönünde harçlı moloz zemin tespit edilmiĢtir (Resim 2). Bulunan zeminin kuzey ve batı yönünde yapılan kazılarda, yüzeyden -150 cm derinlikte evrensel atık, modern hayvan kemikleri, modern metal parçalar, yığın moloz taĢ, kiremit parçaları ve az miktarda seramik parçası bulunmuĢtur.
ÇalıĢmanın devamında -150 cm derinlikten sonra toprağın yapısında incelme ve renginde değiĢmeler görülmüĢtür. Kazı esnasında kuzey kısımda sonradan kapatılan bir kapı olduğu anlaĢılmıĢtır. Bu alanın önünden yüzeyden -180 cm derinlikte harçlı bir tabaka gelmiĢtir. Bu tabakada ara sıra duvardan düĢmüĢ devĢirme malzeme olarak kullanılmıĢ mimari parçalar ve Ģekilsiz taĢlar gelmektedir. Açmanın kuzeyinden -317 cm derinliğe inildiğinde piĢmiĢ toprak zemin keĢfedilmiĢtir.
YeniĢehir kapısı sur duvarlarının üzerindeki burç sıralanma sistemine dikkat edildiğinde, Sondaj 2 açmasının içerisinde yer alan mimari yapı kısımlarının, iki kule arasında olması gereken kayıp kule olduğu düĢünülmüĢtür. Bu nedenle sıralı burçlara bakıldığında, bir burcun piĢmiĢ toprak plakalarla yapılarak içine moloz taĢlar doldurularak dayanıklı hale getirildiği, bir sonraki burcun temeli mermer kesme taĢlar ile inĢa edilen içi odacıklı gözlem kulesi olduğu anlaĢılmıĢtır. Bu bilgiler ıĢığında Ġznik - YeniĢehir karayolunun karĢısı ile S2 açmasının doğu tarafı arasında alt kısmı kesme taĢlar yerleĢtirilerek oluĢturulmuĢ gözlem amaçlı kullanılan burç tespit edilmiĢtir.
Açmanın içerisine bakıldığında kazı çalıĢmaları sonucu burç ile iki sur duvarı arasına açılan bir kapı olduğu ortaya çıkarılmıĢtır. Kule kapısı kullanıldıktan belli bir süre sonra piĢmiĢ toprak plakalar ile kapatılmıĢtır. Bu kısımda kapının iç bölümünde zeminden yaklaĢılan kısımda çini bir tabak ele geçmiĢtir. Kazı çalıĢması sırasında açmanın batı bölümünün darlaĢması sebebiyle yapının dıĢ kısmının anlaĢılması amaçlanarak 1 metrelik batı yönünde geniĢletme çalıĢması yapılmıĢtır. Bu kısımda da kapı zemininin görüldüğü yere kadar kazı çalıĢması ilerlenmiĢtir. KeĢfedilen kapının hemen altında kulenin görülebilen tüm kenarı istikametinde ilerleyen mermer malzemeden döĢeme olduğu tespit edilmiĢtir (Resim 3). Açmanın batı alanında yüzeyden -380 santimetreden sonra deniz kumunu andıran milli toprak yapısı görülmüĢtür. Sondaj 2 açmasının batı kısmında yapılan kazı çalıĢması -480 santimetre derinliğe geldiğinde tamamlanmıĢtır.
15
Sondaj 2 açması kazıldığında bölgenin kullanım özelliklerini anlamak adına iki bölüme ayrılmıĢtır. Ġlk bölüm kuzey tarafta kalan ve duvarın iç kısmı olarak adlandırabileceğimiz bölümdür. Ġkinci kısım ise batıda duvarın dıĢında kalan ve sonradan geniĢletilen alandır. Açmanın kuzey bölümü dolgu toprak haricinde altı katman olarak kazılmıĢtır. Açma toprağının özelliğine bakıldığında -150 santimetreye kadar dolgu toprak yapısının olduğu gelen evrensel atık ve moloz taĢlardan anlaĢılmıĢtır. Dolgu toprak yüzeyden yaklaĢık -150 santimetre derinliğe kadar sürmektedir. Bu kısımdan sonra -185 santimetre derinliğe gelene kadar herhangi bir seramik buluntu ele geçmemiĢtir.
Birinci katman seramiklerin görülmeye baĢladığı -185 cm -213 cm arasıdır. Bir sonraki katmanda -213 cm ile -240 cm seviyesinde yer alan yeĢil sırlı seramik parçaları, -240 cm -268 cm seviyede yer alan seramiklerle birleĢmiĢtir. Bu durum her iki seviyenin karıĢtığını gösterdiğinden, bu seviyelerin malzemesini birleĢtirmeye karar verilmiĢtir. Böylece ikinci katman -213 cm‟den baĢlayarak -268 cm‟ye kadar devam eder. Bu katmanda açmanın kuzeyi ile batısını birbirinden ayıran kapının -240 cm de bittiği anlaĢılmıĢ ve tuğla ile örülü kapının iç kısmının 200 santimetre olduğu görülmüĢtür. Kapının zemin kısmında iç bölümde bir adet çini tabak tespit edilmiĢtir(Resim 4, Resim 5). Üçüncü katman -268 cm ile baĢlayarak - 286 cm‟de son bulur. Dördüncü katman -286 cm‟den -303 cm‟ye kadardır. BeĢinci katman -303 cm‟den -313 cm‟ye ve son olarak altıncı katman -313 cm den -317 cm„ye kadardır.
Altıncı katmandan sonra herhangi bir seramik buluntu ele geçmemiĢtir.
Sondaj iki açmasının batı kısmına geldiğimizde dolgu toprak hariç beĢ katmandır. Bu bölümde -125 cm‟ye kadar herhangi bir seramik buluntu tespit edilmemiĢtir. Bu santimetreden sonra -131 cm‟ye kadar seramik buluntu görülmüĢtür.
Yüzeyden -150 cm‟ye kadar doğru dolgu toprak olarak adlandırılmıĢtır. Açma kazılmaya devam ettiğinde -166 cm‟ye kadar herhangi bir seramik buluntu gözlemlenmemiĢtir. Batı kısmının birinci katmanı -166 cm den baĢlayarak -180 cm‟ye kadar devam eder bu katmandan -185 cm‟ye kadar seramik bulunduğu görülmemiĢtir.
Ġkinci katman derinliği -185 cm‟den -213 cm kadardır. Üçüncü katman -213‟ten baĢlayarak -240‟a kadar devam eder. Dördüncü katman seramikleri -240 - 271 cm‟leri arasında görülürken , -271 cm den -280 cm‟ye kadar buluntu ele geçmemiĢtir. Son katman olan beĢinci katman -280 cm de baĢlar ve -323 cm‟ye kadar devam eder. Bu
16
katmandan sonra seramik buluntu ele geçmemiĢtir. Kazı çalıĢmasında ele geçen buluntular açıklanan düzende katmanlara göre ayrılarak fiĢlenmiĢtir. Kazıya ait veri toplama çalıĢmaları yapıldığında ilk aĢamada buluntular bu katmanlara bakılarak gruplandırılmıĢtır. Sonraki aĢamada seramiklerin dönemleri tespit edildiğinde katmanlar arasındaki buluntuların tarihsel karĢılaĢtırılmalarının yapılmasıyla, açmanın katmanlara ayrılarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıĢtır.
17
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3. TĠPOLOJĠ
ÇalıĢmanın bu bölümünde, Ġznik (Nikaia) YeniĢehir kapısı yakınında bulunan kayıp kule kazısından elde edilen seramiklerin değerlendirilmesi yapılacaktır.
Seramiklerin form, hamur yapısı, hamur rengi, varsa bezeme özelliklerine dikkat edilerek, kronolojik ve tipolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıĢtır. Sondaj kazasından elde edilen ve dolgu toprak malzemesi olduğu tespit edilen buluntular, bölgenin ne zaman kullanılmaya baĢlanıldığını, ne kadar kullanıldığını ve ne zaman terk edildiği konusundaki verileri derlemek amacıyla çalıĢılacaktır. Kapların kronolojik açıdan hangi dönemlerde yoğunluk gösterdiği ve kullanım amaçlarına bakılarak kayıp kule hakkında verilere ulaĢılması hedeflenmektedir. Bu nedenle sondaj 2 açmasından elde edilen seramikler değerlendirilip kataloğu oluĢturulacak ve bu buluntular ıĢığında sözü edilen bölgeden ele geçen seramikler, yerli veya ithal olarak belirlenerek, kronolojik açıdan hangi dönemleri iĢaret ettiğine bakılacak ve böylece alan hakkında bilgi edinmeye çalıĢılacaktır.
Buluntular stratigrafik açıdan değerlendirilemediği için tarihlemeleri; form, bezeme ve hamur özellikleri ile yapılmıĢtır. Literatür araĢtırması yapılırken öncelikle Ġznik ve çevresinde bulunan kazılar göz önünde bulundurularak benzer parçalar karĢılaĢtırılmıĢtır.
Katalog düzeni yapılırken ince ve kaba seramikler ayrı yöntemlerle değerlendirilmiĢtir. Bunun sebebi ince seramiklerin dönemleri yoğun olarak anlaĢılmıĢken kaba seramiklerin dönemleri çoğunlukla belirlenememiĢtir. Ġnce seramik grubunda buluntular ilk olarak dönemlerine göre ayrılmıĢ, sonrasında malzeme ve tipolojik özellikleri belirlenerek bu dönemler arasında alt baĢlıklar halinde incelenmiĢtir.
Kaba seramikler ise dönem gözetmeden tipolojik olarak gruplandırılmıĢtır.
ĠĢlev farklılıkları sebebiyle ince ve kaba seramik olarak değerlendirilmeye alınmayan kaplar için ayrı ana baĢlıklar oluĢturulmuĢ, sondaj 2 açmasından ele geçen seramikler ince seramikler, kaba seramikler, kandiller ve unguentariumlar olmak üzere dört ana baĢlık altında incelenmiĢtir. Bu ana baĢlıklar altına ince seramikler Helenistik
18
Dönem, Roma Dönemi, Bizans Dönemi, Osmanlı Dönemi ve Sınıflandırılamayanlar olmak üzere beĢ alt baĢlıkta toplanmıĢtır. Helenistik Dönem içerisinde seramikler gri hamurlu ve helenistik formlu olarak iki gruba ayrılmıĢtır. Gri hamurlu seramikler tabak ve kâse Ģeklinde ayrılmıĢtır. Helenistik formlu seramikler baĢlığı altında kâse, tabak ve kalıp yapımı kâse Ģeklinde üç baĢlık değerlendirilmeye alınmıĢtır. Roma Dönemi seramiklerini, Kırmızı Astarlı seramikler baĢlığı altında Afrika Kırmızı Astarlı, Kırım Dalgalı Firnisli, Foça Kırmızı Astarlı ve Kıbrıs Kırmızı Astarlı ve bölgesi tespit edilememiĢ geç Roma/Bizans dönemi seramiklerden oluĢmaktadır. Her baĢlık altında tipolojik sınıflarına göre kâse, tabak Ģeklinde ayrı alt baĢlıklar oluĢturulmuĢtur. Roma dönemi ve Bizans dönemine tarihlenen ancak merkezleri bilinmeyen kaplar „Bölgesi Tespit EdilememiĢ Geç Roma/Bizans Dönemi Seramikleri‟ baĢlığı altında toplanmıĢtır.
Bizans dönemi seramikleri tek renkli sırlı ve çok renkli sırlı gruplara ayrılarak irdelenmiĢtir. Bu baĢlık altında seramikler formlarına göre alt baĢlıklarda değerlendirilmiĢtir. Osmanlı Döneminden ince cidarlı grubuna ait bir adet çini tabak incelenmiĢtir.
Ġkinci sıradaki ana grubu kaba seramikler oluĢturmaktadır. Mutfak / TaĢıma / Depolama kapları baĢlığı altında çömlek, çanak, tava, testi/sürahi, kapak, kadeh ve amphora olmak üzere 7 baĢlık altında incelenmiĢtir. Son kalan iki ana baĢlık ise kandiller ve unguentariumlar olmuĢtur. Kandiller kalıp ile yapıldığı için ayrı bir baĢlık altında incelenmiĢtir. Unguentariumlar ise mezar hediyeleri olarak son ana baĢlığa alınmıĢtır. Sınıflandırılma yapılırken seramiklerin profil ve bezeme özelliği ile tarihlenebilecek parçalar kataloğa alınmıĢtır. Seramikler kendi içlerinde ağız, dip ve gövde olarak sınıflandırılmıĢ, parçalar kronolojik ve tipolojik olarak değerlendirilmeye alınmıĢtır. Bölgenin kullanım amacı anlaĢılması açısında tarihlenememiĢ kaba seramikler de kataloğa dâhil edilmiĢtir.
19 3.1 Ġnce Seramikler
Ġlk ana baĢlık altında, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait seramikler dört grupta toplanmıĢtır.
3.1.1 Helenistik Dönem Seramikleri
Bu alt baĢlık altında ilk olarak Helenistik Dönem Seramikleri; Gri Hamurlu ve Helenistik Formlu Seramikler olmak üzere iki baĢlık altında değerlendirilmeye alınmıĢtır. Katalog içerisinde tipolojik değerlendirme yapıldığından her kap kendi formuna göre konu baĢlığı altında değerlendirilmiĢtir.
3.1.1.1 Gri Hamurlu Seramikler
Gri hamurlu mallar metal kapların taklit edilmesiyle ortaya çıkan ve gösteriĢsiz olmaları sebebiyle kazı araĢtırmalarında geri planda kalan seramik türlerinden olmuĢtur.
Bu konu üzerinde çalıĢma yapan araĢtırmacılar için kaynaklar yetersiz kalmaktadır. Gri hamurlu kaplar hakkında baĢvurulan ana çalıĢmayı Lesbos‟dan ele geçen gri seramikler ile W. Lamb yapmıĢtır. Lesbos ve Mytilene gri malların merkezi olarak düĢünülmektedir. Genel olarak gri hamurlu seramiklerin görüldüğü yerlere bakıldığında Phokaia, Didyma, Milet, Smyrna, Pergamon, Larisa, Troia, Assos, Thasos, Gryneion, Neapolis, Neandria, Rhodos, Samotrake, Samos, Lemnos, Delos, Khios olarak sayabiliriz67. Helenistik Dönemde özellikle ĠÖ 4. yüzyıl ile 2. yüzyıllardan baĢlayarak Erken Roma Ġmparatorluk Dönemi‟ne kadar gri hamurlu kaplar rağbet görmüĢtür68. Erken Helenistik Dönem gri hamurlu seramik örnekleri metalik görünümlüdür69. AraĢtırmacılar geniĢ bir coğrafyada yayılım göstermiĢ bu kapların, Batı Anadolu‟da üretildiğine dair önerilerde bulunmuĢtur70.
Gri hamurlu kapların elde edilmesi için, kaplar piĢirilirken fırın içindeki hava kaynağının sınırlandırılması ile sirkülasyonunun azaltılması sağlanarak hamurun grileĢmesi ve astarın koyu gri veya siyah rengini alması sağlanır71.
YeniĢehir kapısı kayıp kule yapısından yerel varyant olarak düĢünülen ve profil veren toplamda 11 adet gri hamurlu seramik tespit edilmiĢtir.
67 Polat 1996: 2-3.
68 Duman 2010: 78, Mitsopoulos- Leon 1991: 78, Rotroff 2003: 31.
69 Rotroff 2003: 31.
70 Waage 1948: 59; Anderson 1954: 167.
71 Duman 2010: 78.
20
Katalog kapsamında ince cidarlı iki adet piĢmiĢ toprak kap parçası bu baĢlık altında incelenmektedir. Geriye kalan dokuz seramik parçası tipolojik olarak kaba seramik, unguentarium ve sınıflandırılmayanlar baĢlıkları altında değerlendirilmiĢtir.
Gri hamurlu olduğu tespit edilen seramik formları ise; tabak, kâse, kulplu kulpsuz çömlek, çanak ve unguentarium„dur. Ġnce Seramikler grubuna dâhil tabak ve kâse formları bulunmaktadır.
3.1.1.1.1 Tabak
Gri hamurlu seramikler baĢlığı altında bir adet tabak ağız parçası (Levha 1 Kat.1) yer almaktadır. Tabak düz kenarlı bir ağız parçasıdır ve dudak kısmı hafif dıĢa doğru eğilmektedir. Her iki yüzeyi siyah astarlı ve yoğun çark izi görülmektedir. Astarı kalın ve kaliteli durmaktadır. Katalogda yer alan tabak parçası benzer formlara sahip tabaklarla karĢılaĢtırıldığında ĠÖ 4. yüzyıl civarına tarihlemek doğru olacaktır72.
3.1.1.1.2 Kâse
Ġnce seramikler baĢlığı altında gri hamurlu kaplara alınan ikinci form kâse ağız parçasıdır (Levha 1 Kat.2). Yüzeyi sade bırakılmıĢ ve ağız kısmı hafif dıĢarı çıkıntı yapmaktadır. Hamur ve yüzey aynı renktedir. Ayrıca yüzeye sonradan yapıĢmıĢ açık kahve renkte kalıntılar görülmektedir. Kap hamur rengi dolayısıyla Helenistik Dönem‟e tarihlendirilmiĢtir.
3.1.1.2 Helenistik Formlu Seramikler
Helenistik formlu seramikler kapsamı altında dört adet seramik parçası bulunmaktadır. Bunlar kâse, tabak, kandil ve kalıp yapımı kâse parçalarıdır. Kandil bu gruptan ayrı tutularak kendi formu için ayrılmıĢ baĢlıkta değerlendirilecektir. Helenistik döneme ait olduğu düĢünülen ancak formu belirlenememiĢ buluntular
„Sınıflandırılamayanlar‟ baĢlığı altında yer almaktadır.
3.1.1.2.1 Kâse
Helenistik dönemde kullanılan kâse formlarından olduğu tespit edilen bir adet ağız parçası (Levha 1Kat.3)katalog içerisinde yer almaktadır. Kâsenin ağız kısmı içe
72 Mitsopoulos 1991: 17-18.
21
doğru bükülmüĢ Ģekildedir. Ağızdan aĢağı inildiğinde, gövde dirsek yaparak dibe doğru daralmaktadır. Ġç ve dıĢ yüzey kırmızımsı sarı renkle astarlı ancak yer yer astar izleri koyulaĢmaktadır. Ġç dirsek bölümünde halka Ģeklinde kabartma görülmektedir. Parçanın iç ve dıĢ yüzeyinde çark izler ve yivler bulunur. Kâse ĠÖ. 2.yüzyıl ile ĠS. 1. yüzyıl aralığında kullanım görmektedir73.
3.1.1.2.2 Tabak
Helenistik dönem sonlarına doğru ortaya çıkan bir baĢka katalogda yer alan seramik tabak ağız parçasıdır(Lev.2 Kat.4). Ağız dıĢa doğru çıkıntı yapmıĢtır. Ağız üst kısmı süsleme amaçlı birbirine paralel çizgilerle boyalıdır. Yüzey kırmızı renkte içte ve dıĢta astarlıdır. Özellikle iç astarda dalgalanmalar ve renk değiĢiklikleri mevcuttur.
Benzer formdaki kaplar ĠÖ. 1. yüzyıl civarına tarihlemiĢtir74. 3.1.1.2.3 Kalıp Yapımı Kâse
Helenistik Dönemde kullanılan bir baĢka kap formu kalıp yapımı kâsedir. Antik çağlarda özellikle Akdeniz havzasında yaygın olarak görülen kap çeĢididir. Genellikle iki kulplu ve derin gövdeli bir forma sahiptir75. Katalogda yer alan kap örneği günümüze sadece kabartmalı gövde parçasıyla(Levha 2. Kat.5) ulaĢmıĢtır. Ġki tarafı açık kırmızı renkte astarlanmıĢtır. Kabartma da altı yapraklı rozet Ģeklinde bir çiçek, etrafında yaprak ve dallarla betimlenmiĢtir. Ayrıca kabın profilinde aĢağıya doğru bükülme görülmektedir. DıĢ yüzeyde bulunan bitkisel motif, benzer dönem örnekleriyle karĢılaĢtırılarak kap formu tespit edilmiĢtir. Bitkisel kabartmalı gövde parçası Geç Helenistik döneme aittir76.
3.1.2 Roma Dönemi Seramikleri
Ġnce Seramikler, alt baĢlığından ikincisi Roma dönemi seramikleridir. Bu dönem seramiklerine bakıldığında ilk olarak Kırmızı Astarlı Seramikler beĢ baĢlık altında;
Afrika Kırmızı Astarlı, Kırım Kırmızı Astarlı, Foça Kırmızı Astarlı, Kıbrıs Kırmızı Astarlı ve bölgesi tespit edilememiĢ geç Roma/Bizans dönemi seramikler olarak
73 Akıl 2012: 11.
74 Uygun 2011: 182.
75 Atalar Yeter 2019: 57.
76 Duman 2010: 306 - 309.
22
baĢlıklar altında değerlendirilmiĢtir. Bu beĢ grupta yer almayan kâse, tabak formları kendi baĢlıkları altında toplanmıĢtır. Seramikler hangi seramik grubu veya kap formu içinde bulunuyorsa o baĢlık altında kataloğa geçmiĢtir. Formu belirlenememiĢ ancak Roma dönemine ait olduğu anlaĢılan parçalar Sınıflandırılamayan baĢlığı altında toplanmıĢtır.
3.1.2.1 Kırmızı Astarlı Seramikler
Geç Roma Kırmızı Astarlı Seramikleri (Late Roman Ware), Terra sigillata seramiklerine alternatif olarak gösterilmektedir. Afrika Kırmızı Astarlı LRA, LRB ve LRC olarak değerlendirilmiĢtir. Hayes, Geç Roma (Late Roma) A, B terimleri yerine African Red Slip (Afrika Kırmızı Astarlı) terimini kullanmıĢtır77. Afrika Kırmızı Astarlı seramik grubu ĠS. 1. yüzyıl ile ĠS. 7. yüzyıl tarihleri arasında kullanılmıĢtır. Ġlk görüldüğü yer Kuzey Afrika olduğundan bu ismi almıĢtır78. Afrika Kırmızı Astarlı seramik grubunun en yoğun üretimi, ĠS. 2.-3. yüzyıllar arasıdır79.
Afrika Kırmızı Astarlı seramiklerinin ĠS. 3. yüzyılın ortalarında Akdeniz ve Ege‟de yayılımıyla birlikte bu çevrede yeni bir grup olarak Geç Roma C (LRC) seramikleri, ĠS. 4. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıĢtır. Bu seramikler, ĠS. 6. yüzyılda azalıp, ĠS. 7. yüzyılda tamamen kaybolmuĢtur. Buluntular kil yapılarına bakılarak „„Geç Roma A, B, C ‟‟olarak adlandırılmıĢtır80.Hayes, Late Roman C terimini, „„Late Roman Pottery‟‟ adlı kitabında Phocaean Red Slip Ware (Foça Kırmızı Astarlı Seramik) olarak kullanmıĢtır81. Waagé, bu grubu Late Roman A, B olarak adlandırmıĢtır82. Foça Kırmızı Astarlı Seramik (LRC), ĠS. 4. yüzyılda üretilmeye baĢlar83 ve Afrika Kırmızı Astarlı seramiklerinin ĠS. 3. yüzyılda Akdeniz ve Ege‟de yayılmasıyla birlikte var olmuĢtur.
Atina Agorası‟ndaki örnekler, ĠS. 4. yüzyılın sonlarına aittir84. Sonrasında tespit edilen dördüncü gruba Kıbrıs Kırmızı Astarlı seramikleri, Late Roman D (LRD) denmektedir.
Kırmızı astarlı seramiklere bir yenisi Kırım Marble Ware (Kırım Dalgalı Firnisli
77 Erol 2014: 14.
78 Erol 2014: 13.
79 Erol 2014: 74.
80 Waagé 1933: 279-328; AktaĢ 2018: 113.
81 Erol 2014: 15.
82 Erol 2014: 76.
83 Erol 2014: 136.
84 Erol 2014: 84-85.
23
Seramiği) olmuĢtur. Ġlk olarak 2006 „da Kırım‟da görülmüĢtür85. ÇalıĢmamızda kırmızı astarlı olması ve Roma dönemine tarihlenmesi sebebiyle bu grup içerisinde değerlendirmeye karar verilmiĢtir.
3.1.2.1.1 Afrika Kırmızı Astarlı Seramiği
Afrika Kırmızı Astarlı seramiğinin ilk üretiminin ĠS. 1. yüzyılın sonlarında Kuzey Afrika‟da olması sebebiyle bölgenin adı ile anılmaktadır. Afrika Kırmızı Astarlı seramikler hakkında ilk araĢtırmaları C.T. Falbe baĢlatmıĢtır86. Bu seramikleri ilk adlandıran Waagé olmuĢtur. Ġlk olarak tanımlanan gruplar Late Roman A ve B gruplarıdır87. Afrika Kırmızı Astarlı seramikleri ile ilgili çalıĢmalara bakıldığında Lamboglia‟un Terra Sigillata ile benzerlikleri sebebiyle bu gruba Terra Sigillata Chiara A,C ve D olarak adlandırdığı görülmüĢtür. Geç Roma dönemine ait bu seramik grupları hakkındaki karıĢıklığı farkeden Hayes 1972 yılında „„African Red Slip‟‟ adı altında birleĢtirerek bu karmaĢaya son vermiĢtir88. Afrika Kırmızı Astarlı seramiklerin pazara dâhil oluĢu ĠS. 3. Yüzyılın ikinci yarısında DSC seramiklerinin üretiminin sonlanmasıyla hızlanmıĢtır. Bu grubun üretim yeri Tunus olarak düĢünülmektedir.
Afrika Kırmızı Astarlı seramiği özelliklerine bakıldığında, kap formlarında büyük boyutlarda tabak, kâse yoğunlukta görülmektedir. Katkı maddelerinde mika, kuvars ve kireç bulunabilmektedir. Renk olarak, kiremit kırmızısı veya turuncuya yakın kırmızı renkler hâkimdir. Astar rengi, hamur rengine nazaran birkaç ton koyu olmaktadır. Yüzeyine bakıldığında hafif parlak ve pürüzsüz olduğu ancak sigillata seramikler kadar kaliteli olmadığı belli olmaktadır. Yapım tekniği olarak, kapların ağız kısımlarındaki çok farklı formların görülüyor olması, kalıp veya çark kullanıldığına iĢaret etmektedir. Bezeme teknikleri, aplike, rulet, kalıp olarak çeĢitlilik göstermektedir.
Ağız kısmında uygulanan bezemelerde, birbirini tekrar eden veya tek figürlü bezemeler aplike olarak kullanıldığı anlaĢılmıĢtır. Özellikle açık kapların tondo kısmına baskı veya kabın dıĢına baskı tekniği ile rölyef uygulaması da görülmektedir. Tondo kısmına
85 Zhuravlev 2011: 152.
86 Hayes 1972: 2.
87 Waagé 1948: 47.
88 Hayes 1972: 13.