GEZİ NOTLARI GEZİ NOTLARI
Bu sayımızda girişte dünyanın ilk coğrafyacısı Amasyalı Stra - bon’un satırlarında anlattığı Ege Bölgesi’ndeki Peribaca la - rı’nın ve volkanitlerin görmek üzere büyük bir merakla Kula ilçesine doğru yol alıyoruz. Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu bö- lümünde, Manisa ili sınırları içinde, Anadolu’yu Ege Böl ge -
si’ne bağlayan İzmir-Ankara karayolu üzerinde yer alan Kula ilçesine “Yanık Bir Ülkenin” izlerini sür- meye gidiyoruz. İzmir’e 147 km, Mani sa merkezi- ne ise 118 km uzaklıkta bulunan ilçe, deniz seviye- sinden 720 metre yükseklikte, etrafı tepelerle çev- rili, çanak şeklinde volkanik bir arazi üzerinde ku- rulmuştur. İlçenin kuzeyinde Demirci ve Selendi, güneyinde Alaşehir, doğusunda Uşak- Eşme, batı- sında Salihli ilçeleri yer almaktadır.
Kula’nın 7-11 yüzyılları arasın- da Bizans askeri ve idari bölge- lerinden biri olan Opsikion ol- duğu sanılmaktadır. Bizans dö- neminde ülke, idari ve daha çok savunma amaçlı Thema adı verilen ve sayıları önceleri 4 ve daha sonraları 40 olan ve birer komutan tarafından yö-
Yanık Ülke: Katakekaumene
K K U U L L A A
“Daha sonra Katakekaumene denen ve uzunluğu 500 stadion (9 km.) , genişliği 400 stadion (7 km.) olan arazi gelir.
Buraya hem Mysia hem de Maionia (Gökçeören-Menye) denmektedir. Kalite bakımından rakiplerinden hiç de geri kalmayan Katakakekaumene şarabının üretildiği bağlar dışında, her taraf çoraktır. Ovanın yüzü küllerle kaplanmıştır.
Dağlık ve kayalık olan arazinin simsiyah oluşu buradaki yangınlara bağlanmıştır ama şimdi bazıları bunu yeraltında meydana gelen patlamalar sonucu ortaya çıkan ateşle açıklarlar ve ardından Typhon masalını anlatırlar. Ama bütün bölgenin bu tür nedenlerle bir defada bu hale geldiğini düşünmek doğru değildir. Bunun asıl nedeni yeraltından ge- len ateştir ve bu ateşin çıktığı kaynak şimdilerde yok olmuştur. Burada üç tane, birbirinden 40 stadion mesafede “kö- rük” dedikleri çukur bulunmaktadır. Bunların herbirinin yanı başında birer tepe yükselir. Haklı olarak, bunların yeral- tından püsküren sıcak cisimden oluştuğu düşünülmektedir.’’ Strabon
netilen bö lümlere ayrılmıştır.
Bi zans kaynaklarına göre Bi - zans tarihçilerinden Pachy me - res, Ku la’nın Türklerle-Bi zans - lılar arasında sık sık el değişti- ren müstahkem bir mevki ol- duğundan söz etmektedir. Ku la nın Türk dönemi tarihi, özellik- le Germiyan Beyliği’nden baş- layarak açıklığa kavuşmuştur.
Yıldırım Beyazıt tahta geçtik- ten sonra, Germiyanoğlu Bey - liği’ni, Osmanlı topraklarına katmıştır. 1402 Ankara savaşın- dan sonra Timur, beyliğin top- raklarını Yakup Bey’e vermiştir.
Osmanlı kaynakları, II. Yakup Bey’in 1428’de başkent Edirne ye gelerek Germiyan oğul ları Bey liği’ni Sultan II. Murat’a va- siyet ettiğini ve 1429’da vefat ettiğini yazmaktadır. Osmanlı yönetimi altında Kütahya san- cak merkezi olmuştur. Kula, Kü tahya sancağına bağlı bir ka- za merkezi olarak yönetilmiş- tir. İzmir valisinin önerisi üzeri-
ne 1852 yılı Mart ayından başlamak üzere Kula kazasının Saruhan Sancağı’na bağlanması uygun görülmüştür.
Kula civarındaki volkanik bölgeye antik devir- de Ka takekaumene adı verilmiştir. “Yanık, yan- mış ara zi” anlamına gelen bu söylem, antik ya- zarlar Strabon, Vitruvius, Bizanslı Stephanos ve Eustha tios’un eserlerinde görülmüştür.
Kula volkanitleri, yaklaşık 30-35 km uzunlukta ve 10-15 km genişlikteki bir alanda, ilçe merkezi çev- resindeki bu ilginç volkanizma Türkiye’nin ku va - ter ner yaşlı genç volkanitlerinin ender olarak gö- rüldüğü alanlardan biri olup, volkan konileri, kra- terler, lav akıntıları ve tefra örtüsü şeklinde ve ak- tüel volkan görünümündedir. Kula ilçe merkezin- den başlayarak, Demirköprü barajının batısına ka- dar uzanan volkanik alan, 600-700 metre yüksek- likteki bir yayla üzerinde yer alıyor. Bu yayla, ku- zeyde Gediz nehri ve güneyde Alaşehir- Salihli gra- beni ile sınırlanmıştır. Alan da volkan konileri, Ala - şehir-Salihli grabeninin (Gediz grabeni) uzanımına uygun olarak kuzeybatı-güneydoğu yönünde irili ufaklı bir şekilde dizilmektedirler ve graben kırık sistemi ile ilgilidirler. Volkan konileri “sinder” ve
“spatter” tiptedirler ve yaşları ile aşınma derecele- ri bakımından bazı farklılıklar gösterirler. Sayıları
yetmişi bulan bu konilerin çev- relerinde, çıkardıkları siyah bazaltik lav akıntıları görül- mektedir. En genç koniler gün- cel koni görünümündedirler ve halk bunlara “div lit” adını ver- mektedir. Bazı volkan konile- rinde ise kraterler çifttir. Çalış- ma alanında yapılan araştırma- lar sonucu Ku la volkanitlerinin aralıklı üç ayrı evrede etkin ol- dukları saptanarak Bur gaz vol- kanitleri, Elekçitepe vol ka nitleri ve Div lit tepe volka nitleri ola- rak adlandırılmışlardır.
Burgaz volkanitleri, saptanan ilk evre olup, altlarındaki daha yaşlı kaya birimleri üzerinde plato-bazaltları şeklinde tepe- lerde yer alırlar. Daha genç olan ikinci ve üçüncü evre lav- larından daha yüksektedirler ve volkan konileri zamanın et- kisiyle bozulmuş ve şekilleri yuvarlaklaşmıştır. Lavlar genel- likle 30-40 metre yükseklikteki şev leri içeren yüksek platolar oluştururlar. Burgaz volkanitle- ri için 1,1 milyon yıllık bir de- ğer bulunmuştur.
Peri bacalarının yer aldığı; Bur - gaz Volkanit bölgesi kuzeydo- ğuda Burgaz köyü ile Ge diz nehrinin iki yanında yer alıyor.
Bu platoda yüzeydeki bazalt lavlarının kalınlığı yer yer 30- 40 metreye ulaşmaktadır. Flüv - yal kökenli çökeller üzerinde akan lavlar killi siltli bölümler- de kırmızı renkli bir pişme zonu oluşturmuştur. Plato 100 metre- ye varan bir diklikle çepeçevre kuşatılmıştır. Bu dik zonun al-
GEZİ NOTLARI
GEZİ NOTLARI
GEZİ NOTLARI GEZİ NOTLARI
tında peribacaları ve badlands şekilleri yer almaktadır. Gediz 1 köprüsünü geçtikten 100 metre sonra sola kıvrılan patika yol ile başlayan alan, Ege Bölgesi’nde hiç rastlanmayan bu coğrafik oluşumla insanı şaşırtıyor. Peri - ba calarının içinde yer aldığı 37,5 hektar alan doğal sit ilan edilmiş ve korunuyor. Perib a ca - ları en altta yaşlı çökelleri ve onların üzerinde ilk patlamanın ürünü bazaltların yer aldığı peyzaj mimarlığının adeta gör- sel bir şölen sunduğu bir alan görünümündedir.
Kula volkanitlerinin ikinci evre- si olan Elekçitepe volkanitleri olasılıkla 200 ile 300 bin yıllık olup, volkan konileri ve krater- ler daha az aşınmış ve daha iyi korunmuşlardır. Bu ikinci evre- de, birinci ve üçüncü evredeki volkanizmada bulunmayan ba- zı özel erüpsiyon ürünü olu- şumlar izlenmiştir. Volkan ko- nileri ve kraterler, birinci evre-
ye kıyasla daha az aşınmış ve daha iyi korunmuş- lardır.
Kula volkanitlerinin üçüncü ve en yeni evresini oluşturan Div lit tepe volkanitlerine ilişkin volkan konileri, kraterler ve lav akıntıları tamamen gün- cel görünümdedirler. Vadi içlerinde eski alüvyon çökelleri üzerinde akarak kilometrelerce yol ka- tetmişlerdir. Sanki yeni meydana gelmiş gibi taze görünümleri vardır. Sert ve sivri şekillerinden do- layı halk tarafından “divlit” adı ile diğer eski vol- kanitlerden, ayıklanmışlardır. Kraterlerden püskü- ren lavlar, koyu siyah renkleri ile diğer evrelerden ayırt edilirler ve son derece akıcı bazaltlardan oluşmuşlardır. Bu nedenle çok uzun mesafeler kat edebilmişler, lav şelaleleri oluşturarak vadileri aş- mışlar ve aktıkları vadilerin bütün girintilerine so- kulmuşlardır. Lav akıntıları içinde biriken gazlar yer yer yüzeyde kabartılara neden olmuşlar ve gazlarını kaybederek katılaşıp, kabuklaşan bazı lavların altında lav tünelleri oluşmuştur. İlkel in- sanlar, binlerce yıl önce bazı kraterleri doğal bir kale olarak kullanmış ve içlerinde yerleşip yaşa- mışlardır. Bugün bazı kraterlerde eski ilkel bina ve eşya kalıntıları bulunmaktadır. Ayrı ca Demir köp rü Baraj Gölü yakınlarında yine bu evreye ait bazal- tik tüfler üzerinde ilkel insan ayak izleri, zamanı- mıza kadar korunarak kalabilmişler ve alınan ör-
nekleri dünyadaki çeşitli müze- leri süslemişlerdir. Bu ayak izle- ri, dünyadaki dördüncü bulun- tu olup, 12 bin yıllıktırlar.
Bu volkanit oluşum aşamaları yeryüzünde oluşturduğu Pe ri - bacaları ve konilerin haricinde termal su kaynaklarını da ilçe- ye kazandırmışlardır. Gediz nehrinin 5 km. uzağında ve 59 C sıcaklıkta “Emir Hamamları”
adı verilen kaplıcalar, Roma - lılar döneminde dini ve tedavi merkezi olarak kullanılmıştır.
Su kaynağının bulunduğu yerin çevresi, antik döneme ait bü- yük taşlarla çevrilidir. Büyük bir kısmı şiddetli yer sarsıntıla- rında yıkılarak toprak altında kalmış, güney kısmında, dağ eteğinde antik oymalı kabart- malar bulunmuştur. Bu kabart- malarda Romalılar ve Hititler serpuşunu giymiş ve arkasında mabude işareti olan hilal kon- muş bir çerçeve tasvir edilmiş- tir. Kap lıca alanında iki adet sondaj kuyusu bulunmaktadır.
Birinci sondaj kuyusu 33 metre derinlikte 40 litre /sn ile 63 oC sıcaklıktadır. İkinci sondaj ku- yusu 162 metre derinlikte 100 litre/sn ile 59 oC sıcaklıkta ter- mal su içermektedir. Emir Ha - mam ları Kula-Selendi yolu üze- rinde, Kula ilçesinin 18 km ku- zeydoğusunda, Gediz nehrinin yakınında bulunan Şehitlioğlu köyünün güneyinde Ilıca ha- mam deresi (Gerençayı) kena- rındadır. Emir Hamamları için- de belediye tarafından yaptırı- lan 37 aparttan oluşan konak- lama tesisi mevcuttur.
GEZİ NOTLARI GEZİ NOTLARI
Kula-Selendi yolu üzerinde Ku - la’ya 14 km, Emir Hamam la - rı’na 4 km. uzaklıkta Gediz nehrinin yanında Kula Maden Suyu tesisleri de bulunmakta- dır. Kula maden suyu, litresin- de 3 grama yakın toplam mi- neralizasyon bulunduran alka- lik ve toprak alkalik bikarbo- natlı özellik taşımaktadır. Kap - lıcaları ve maden suları ile Kula günümüzde sağlık turizmi için de seçilebilecek merkezlerin ba şında gelmektedir.
İlçenin bir başka doğa harikası ise Kula’nın doğal envanterleri- nin çıkartılması çalışmaları kap- samında tespit edilen Börtlüce Mağarası’dır. Yapılan inceleme- lerde Börtlüce Mağarası’nda oldukça geniş ve önemli mağa- ra figürlerine rastlandığı tespit edilmiştir. Mağaranın teknik ra poru hazırlandıktan sonra Kültür Bakanlığı tarafından tes- cil işlemleri yapılarak, koruma altına alınması ve yatırım planı
ile birlikte turizme kazandırılması bekleniyor. Bu arada yine aynı bölgede tespit edilen aynı özel- liklerdeki ikinci mağaranın da incelenmesinin de- vam ettiğini öğreniyoruz.
Kula çeşitli nedenlerle günümüze kadar bozul- madan gelebilmiş bir anıt kent konumundadır.
İlçe aslında kaleiçi bir yerleşim özelliği taşımak-
tadır. Ev ler iç içe gelecek şekil- de sıkı bir doku oluşturmuş, evlerin çatıları sokakları örtm- üştür. Kula’da yaşam, sokakla direkt ilişkilidir. Her evin soka- ğı gören penceresi ve mutlaka bahçesi vardır. Tarihi Kula ev- leri genellikle iki katlı ve ah- şap olarak yapılmışlardır. Üst katlar sokağa doğru çıkıntılı olup, kiremitle örtülü çatılar bir saçak ile biter. Bu saçakla- rın alt kısmında süslemeler vardır. Pen ce reler tahta ke- penklidir, iç kısmı avlu ya da bahçe ile bir bütün olup, gün- lük yaşam biçimi ile uyumlu bir yapıdadır. Kula’daki kapı tokmaklarının tasvirleri de il- ginç sembollerden oluş mak - tadır. Kapı tokmaklarının üze- rindeki figürler her dönemin sanatçıları tarafından inançla- rı, korkuları, ümitleri ve mes- lekleri doğrultusunda sembo- lik anlamları düşünülerek ya- pılmıştır. Mese la melek sem- bolü inancı temsil ederken, de nizci sembolü ev sahibinin mes leğini işaret etmektedir.
Ay rıca kapı halkalarının bir ip- le ile sıkı sıkıya bağlanması ev- de kimsenin olmadığını, gev- şek bağlanması evdeki kişinin yakın zamanda döneceğini, sadece bir halkanın bağlanma- sı ise evde insan olduğunu gös termektedir.
Kapı tokmakları ve ev süsle- melerinde kendini gösteren ve babadan oğla geçen bir anla- yışla günümüze kadar gelen Kula el sanatları ise keçecilik, halıcılık, ayakkabıcılık, testici-
GEZİ NOTLARI GEZİ NOTLARI
lik, demircilik, bakırcılık, ka- laycılık, semercilik, saraçlık, yorgancılık, dericilik, dokum- cacılık, leblebicilik ve helvacı- lıktan oluşmaktadır.
Yıllarca Germiyanoğullarına baş kentlik ve birçok medeniye- te ev sahipliği yapan Kula, ca- mileriyle, tarihi kiliseleriyle ül- kemizin inanç turizmi kategori- sinde önemli merkezlerinden biridir. Geçmiş dönemlerde Ka - raman Rumlarını da ev sahipli- ği yapan Kula’da toplam 3 adet kilise ve 20 adet tarihi ca- mi bulunmaktadır.
Yunus Emre’nin Hocası Tabduk Emre’nin Türbesi de Kula’nın Emre Köyü’nde bulunmakta- dır. Emre Köyü, Tabduk Emre tarafından günümüzden 700 yıl kadar önce Saruhan Oğul - ları Beyliği’ne bağlı olarak ku- rulmuş olup, Batı Anadolu’da kurulan ilk Türk köylerinden- dir. Köyün burada kurulması- nın en önemli nedeni türbenin kuzeyinden geçen ticaret yolu- dur. Emre Köyü, uzun yıllar çevrenin merkezi konumunda bulunmuştur. Günü müz de Tab - duk Emre Türbesi olarak anılan yapı mimari unsurlar bakımın- dan Manisa’daki Saru han Bey Türbesi ile büyük benzerlikler taşımaktadır. Türbe içinde or- tada Tabduk Emre’ye, diğerleri ise aile fertlerine ait olduğu söylenen 10 mezar bulunmak- tadır. Türbe kapısının hemen önünde, taşında balta tasviri bulunan mezarın ise Yunus Emre’ye ait olduğuna inanıl-
makta ve her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Yine Emre köyünde bulunan Carullah Bin Süley - man tarafından yaptırılan kendisi ile aynı ismi ta- şıyan caminin, güneyinde bir çeşme, güneydoğu- sunda 16. yy’a ait bir hamam kalıntısı mevcuttur.
Eskiden burada bir külliyenin varlığından söz edil- mektedir. Şehzade Abdurrahman Efendi tarafın- dan yapılan iç süslemelerinde manzara tasvirleri ve 3-6 kat arasında değişen apartmanların resme- dilmiş olması ilginç bulunmaktadır. Camide en yaygın süsleme konusu olarak karşımıza çıkan na- türmortların bazıları ilk bakışta tekrar gibi görün- se de, bu kompozisyonların hiçbiri diğerinin aynı- sı değildir. Natürmortlarda karanfil, lale, gül gibi çiçekler ile nar, armut, üzüm, çam fıstığı kozası, ki- raz gibi meyveler sık olarak kullanılmıştır. Ayrıca cami içerisinde bulunan hat sanatı eserleri de Hattat Banazlı Mehmet Dem ni’ye aittir.
İlçede Kula Minyatür Projesi kap samında başlatılan çalışma- larla yeniden gün yüzüne çıkan tarihi çukur çeşmeler de görül- mesi gereken mimari güzellik- ler arasındadır. Beş Ulalı, Eski Çeşme, Hocacı Çeşme, Paşa Camii Çeşme, Yemişciler Yon - ca sı Çeşmesi, Ağa Çeşme, Gül - mezoğlu Çeşme, Yeni Su Çeş- me, Aşağı Çeşme, Ağabeyoğlu Çeşmesi, Çırçır Çeşme ve Alan Çeşme isimli 12 adet çukur çeş- meden ancak iki tanesi resto- rasyon çalışmalarının ardından gün yüzüne çıkartılabilmiştir.
Tarihi, kültürel ve coğrafik varlıkları ile Kula kendi halin- de sessizce yaşayan bir küçük Ege ilçesi olsa da şimdilerde doğal, kültürel, sağlık ve inanç varlıkları hak ettiği ilgiyi gör- mesini sağlıyor. Kula mutfağı da tipik Ana dolu ilçelerinin hepsinde olduğu gibi ziyaret- çilerinin damağını tatlandır- mayı ihmal etmiyor. Toplam 50 adet yöresel yemek için- den, ön plana çıkan tatları ise kapama, oğlak dolması, kıy- malı su böreği, yuvarlak, su- sam böreği, şekerli pide, dön- dürme ve yöresel pideleridir.
Geçmişte “Yanık Bir Ülke” ola- rak hatırlansa da sürpriz doğa aktivitelerinin oluşturduğu ha- rika volkanitleri ve Periba ca la rı, mağaraları, kaplıcaları, tüm ta- rihi ve kültürel varlıkları ile bu sessiz küçük ilçe şimdilerde me- rakla ziyaretçilerini bekliyor.