• Sonuç bulunamadı

Direnişi büyütmeye, saflara!

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Direnişi büyütmeye, saflara!"

Copied!
24
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

K

orku nedir? Önünde secde ettikçe büyüyen şeydir korku, üstüne yürüdükçe de küçülen bir şey.

Korku, başa gelince geçen bir şeydir hem de. İşsizlik, gözaltına alınmak, hapse düşmek, cop yemek... Hepsi birer korku sebebi olabilir ama olduktan sonra niye korksun insan? İşsiz kalınca, gözaltına alınınca, hapse

atılınca yerini başka bir şeye bırakmaz mı?

Bir Alman atasözü, ‘korku ruhu kemirir’ der. Korkuy- la ruhlarımız kemirilmek, insani ne varsa öldürülmek isteniyor. Egemenlerin korkusu ise başka bir şey. Dün- yada ki cenneti kaybetmek korkusudur bu.

Yerine bir şey koyamazlar.

Her yılın başında yeni yıldan umutla bahse- dilir, beklentiler sıralanır, iyi dilekler dilenir.

Aslında herkes bunun sembolik bir durum olduğunun farkındadır. Yılların kendi kendine bir şeyleri değiştirme ya da düzeltme gücüne sahip olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama yine de bir umut!

2021 yılından beklentileri olanlara maalesef ki kötü haberlerimiz var. Gelen yıl gideni aratacak

gibi duruyor. Daha kötüsü olur mu demeyin.

Olur. Buyurun tabloya beraber bakalım...

Asgari ücrete zam değil, kesinti yapıldı Evet yanlış duymadınız. 2021 yılı asgari ücretine zam yerine kesinti yapılmış oldu. Hani şu kapı dışarı edilen damat bakan, zamanında

“maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz” demişti ya;

işte 2020 yılı asgari ücreti ocak ayında dolara çevrildiğinde 392 dolar ediyordu.

2'de

3-4-5'te Fiyatı: 3 TL ISSN: 1303-9040 Aylık Siyasi Gazete

Belediye işçisi köle değildir

İşçi direnişleri devam ediyor

16'da

Onlar yağmaya devam dedi, biz direnişe!

Sisteminiz çürüyor

7'de

PTT direnişçisi işçilerle röportaj

BU SAYIDA

17'de 12-13'te

Biraz cesaret, biraz emek...

Direnişi büyütmeye, saflara!

2 bin 427 işçi hayatını kaybetti 6 Dünyadan eylemler ve grevler 10-11

"Uçan" ekonomiden manzaralar 14-15

İşçi sözlüğü 19 Daha fazla tekel 20

Kitap: Gölgeler Ordusu 23

Sayı: 187 20 Ocak-20 Şubat 2021

(2)

2

İŞÇİ GAZETESİ

|

20 Ocak-20 Şubat 2021

O nedenle tüm topluma korku salmalılar ki düzenleri devam etsin.

Gezi sürecinde, çeşitli ke- simlerden yüzbinlerce insan

‘yeter artık’ diyerek bir ara- ya gelmiş, orantısız zeka ve cesurca eylemleriyle örülen korku duvarına gedik açmıştı.

Tüm saldırılarına rağmen bu gediği kapatmayı başaramadı- lar. Gezi bugün her yerde. Bir gün Maden işçilerinin yürü- yüşünde, Cargill, Trelleborg, 3. Havalimanı, PTT, Ekmekçi- oğlu işçisinin direnişinde, bir gün tacize, kadın cinayetlerine karşı mücadele eden kadınların eylemlerinde, yaşam alanları için direnen köylülerin eylem- lerinde ortaya çıkıveriyor. En nihayet, Boğaziçi öğrencileri olup dikiliyor karşılarına “ne sen rektörsün, ne de biz terö- rist” diyerek.

Nafile saldırılar

Her direniş yayılma, büyüme eğilimi gösteriyor. Polis gücü, medya ve sendika mafyası bu direnişleri yalıtmak, olduğu yerde boğmak için harekete geçiyor. Direnişi yaymanın yo- lunun örgütlülükten geçtiğini biliyoruz, devlet de biliyor ve her saldırı mutlaka örgütlen- meyi kırmayı hedef alıyor.

Eyyyy diye başlayan nu- tuklar, biat etmeyen herkese terörist demek, sokak ortasında muhalifleri dövdürmek, yetmi- yor.Kürt halkının direnişine karşı on binlerce tutuklama, evlere köpekle girme, helikopterden insanları atma, işkencenin her türünü uyguluyorlar. Aydın- lara, gazetecilere, sosyalistlere gece yarısı, ev baskınları, kapı kırma, hatta artık duvar yıka- rak eve girmek, sıradan bir hal alıyor.

Böyle olunca operasyonlar nafile operasyon haline geliyor.

İşçilerin her eylemi suç unsuru haline gelmiştir. Cargill işçileri yanmayan soba nedeniyle gö- zaltına alınıp, sokağa çıkma ya-

sağı saatinde salıveriliyor, sonrada ya- sağı ihlalden işlem yapılı- yor. Ne güç ama değil mi?

Pusu geleneği yaşatılıyor.

Ekmeğine, işine sahip çıkan işçilere saldırmak, ücreti-tazmi- natı gasp edil- miş işçileri korkutmaya

kalkmak nafile değil de nedir?

Patrona kıyak, işçiye vergi-ceza

2021 yılı, işçi sınıfına dönük saldırıların artarak süreceği bir yıl olacak. Asgari ücretin sefa- let ücreti olarak devam etmesi, emeklilere yapılan ‘günlük iki ekmek parası zammı’, ve mec- liste kabul edilen bütçe bunun göstergesi.

Bütçenin iki gelir kalemi var.

Birincisi işçi ve emekçilerden alınan vergiler, ikincisi ise ce- zalar. Patronlar vergi ödemiyor artık, bunu hepimiz biliyoruz.

5'li çetenin son 10 yılda tam 128 defa vergi borçları silinmiş.

Ama sadece onlar da değil, Koç'u, Sabancı'sı sermayenin bütün kesimleri bundan fay- dalanmış. Trafik cezaları artık vatandaşı canından bezdirecek boyutta. 2020 yılında bütçenin verdiği açık, 172 milyar TL oldu. 2021 bütçesi daha başla- madan 245 milyar TL açık ola- rak öngörüldü. Açığın yükünü işçi ve emekçiler omuzlayacak, kemer sıkma, yeni zam ve ver- giler vb. ile.

Enflasyon oranının bir resmi olanı, birde gerçeği var. Resmi enflasyon TÜİK tarafından yüzde 14.6 olarak açıklandı.

Çeşitli kurumların çalışmaları gerçek enflasyonu yüzde 35-40 civarında gösteriyor. Gelirinin büyük bölümünü gıdaya harca-

yan işçiler için enflasyon yüzde 50-60'ı bulabiliyor.

İşsizlik; onun da bir resmisi, bir de gerçeği var. İş aramaktan umudunu kesenleri, ücretsiz izin yoluyla işten çıkarılanları işsizden saymayan TÜİK'e göre işsiz sayısı her geçen gün azalı- yor. Oranı 12.7.

Buna karşılık DİSK-AR, işsiz- lik oranını yüzde 27, işsizlerin sayısını da 9.7 milyon olarak hesapladı.

Devletin kasası boşalmış.

Merkez Bankası ekside. Erdo- ğan’ın başında olduğu Türki- ye Varlık Fonu’nda toplanan kamu kurumları rehine veril- miş durumda. Yabancı sermaye gelsin diye işçiliği ucuzlatıp, sendikaları etkisiz kıldık- tan sonra, şimdi de adeta bir reklam kampanyası başlatıldı;

‘ucuz işgücü bizde, hem de kalifiye’ diyerek.

Topyekûn direnişe!

Bir ülkenin yer altı, yer üstün- de ne varsa yağmaya uğruyor- sa, emek-gücünün değeri pul olduysa, insan onuru ayaklar altına alınmak isteniyorsa, örgütlenmek, karşı çıkmak suç haline geldiyse, orada direnmekten başka bir seçenek kalmamış demektir.

Saldırı ne kadar büyükse, o kadar doğru yoldayız demektir.

O halde direnişi büyütmeli, bir- leşik, topyekûn bir direniş hattı

örgütlemeyi esas almalıyız.

Bizim kaybedecek tek şeyi- miz bize vaadedilen esaret;

kazanacağımız ise özgür, güzel bir gelecek olacaktır. Biraz cesaret, biraz emek, kendinden olana güvenmek, örgütlü mü- cadeleye inanmakla başlayalım işe.

Yarın çok geç olabilir ve sen yoksan bir kişi eksiğiz de- mektir, haydi saflara, direnişi büyütmeye!

MANŞET

Birleşik Emek Cephesi İçin İleri!

1. Sayfa’dan devam...

B

azı şeyler vardır ki bulaşıcıdır. Çürüme böyledir mesela. Herkesin çürük olduğu yerde, kimsenin burnu koku almaz.

Kapitalizm, sermayenin egemen olduğu bu sistem insanı çürüterek var olabiliyor.

Düşünsenize, ne kadar çok mala sahipsen o kadar değerli olduğunuzu hissetmeniz isteniyor. Bu mallara, paraya nasıl sahip olursan ol. Bunun bir önemi yok.

Dün Fethullah ile iş pişirip, bugün Saray’ın çanağından yalanır durursunuz.

Yapmanız gereken şey insani tüm değer- lerden arınıp, bir nesne haline gelmenizdir.

Herkes çürümeli ki, kimse ‘bu kokuda ne’

dememeli.

Diziler, toplumda ki çürümenin normal- leşmesi için yapılıyor, her meslek gru- bundan öyle adamlar buluyorlar ki, itibar mitibar kalmasın.

Saray rejimi, kendi deyimiyle rant üret- menin merkezidir bugün. Rant demek aynı zamanda yağma demektir. Yağmalanan öyle babalarının malı da değil. Ülkenin tüm kaynakları, yer altında, yer üstünde ne varsa. Her yağmadan pay alıyorlar. En üstten en alta, giderek azalan paylar. En alttakilere kemikler kalıyor.

Artık, AKP ve MHP büroları (parti olarak bir varlıkları kalmadığından) birer İŞKUR bürosu, her iş için ‘adamını bulma’ bürosu olarak çalışıyor. Kimine hanlar, hamamlar, saraylar, kimine kırıntılar.

Yağmalanan, ülkenin bugünü, geleceği.

İş öyle bir boyuta gelmiştir ki sermaye ve saray, işçinin kanını, alın terini pazarlama- ya, yabancı sermayeye ‘gel sermaye geeeel, en ucuz işçi bizde’ dercesine başlamıştır.

Neyseki bulaşıcı olan başka şeyler de var bu hayatta. Direniş meselâ. Bir çoban ateşi gibi ülkenin dört bir yanında süren işçi direnişleri. Haksızlığa, aşağılanmaya karşı giderek daha fazla insan direnişe geçiyor.

Dün sessiz kalanlar, bugün işten atılmaya, ücretsiz izine, maaşlarının ödenmemesine karşı direniyor.

Her maden sahası, her boktan bir baraj inşaatı, köylülerin, yaşam alanlarını koru- mak isteyenlerin mücadele alanı haline ge- liyor. Kadınlar daha fazla sesini çıkartıyor;

onurunu, yaşamını korumak için direniyor.

Öğrenciler, geç de olsa çıktıkları sahnede tüm topluma umut aşılıyor.

Cesaret de bulaşıcı. Korkunun önünde diz çökmemeyi insan beraber yürüdüğü arkadaşından öğreniyor.

Gezi Direnişi ve 7 Haziran korkusu Saray muktedirlerinin iliklerine işlemiş. İktidar- larını kaybetmek korkusu hayli derinlere işlemiş olmalı. Ondandır ki, atasözüne uyup korkulu rüya görmektense, uyuma- mayı, sabah akşam Kürtlere, devrimcilere, kendilerine biat etmeyen kim varsa ona saldırmayı sürdürüyorlar.

Hâkim onlar, savcı onlar, jüri satılmış, ga- zeteci borazan, din adamı sahtekar, zarlar hileli, gene olmuyor, gene olmuyor. Hala ve gün geçtikçe daha fazla insan “ortalık çürük kokuyor” diyor.

Biz kazanacağız!

Galip Yolaşan

Ortalık çürük kokuyor!

(3)

3

20 Ocak-20 Şubat 2021

|

İŞÇİ GAZETESİ

Ekonomik kriz, salgın hastalık, doğanın talanı, artarak süren baskılar, saldırılar, insan havsalasını zorlayan yalanlar...

Sömürü rant ve savaş ekonomisine dayalı Saray Rejiminin politikaları, işçi- emekçilerin, yoksul halkın boğazını her geçen gün daha fazla sıkmaya devam ediyor.

Yeni yılı yine zam sağanağı ile karşıladık.

Marketlerde neredeyse tüm etiketler değişti. BİSAM’ın araştırmasına göre Aralık ayında 4 kişilik bir ailenin sağlıklı

beslenmesi için aylık yapması gereken gıda harcama tutarı (Açlık sınırı) 2.478 lira, Yoksulluk sınırı ise 8.570 lira oldu. Asgari ücrete yapılan zam daha şimdiden geri alınmaya başladı bile.

İşçi-emekçilerin bu soygun düzenine karşı direnmek dışında bir çaresi yok. İşçi sınıfı henüz bu pervasız saldırılara yanıt verecek birleşik örgütlü bir mücadele hattına sahip değil. Buna karşılık yurdun dört bir yanında, toplumun hemen her kesiminden direnişler artarak devam ediyor. Direniş

öğretiyor, direniş kazandırıyor.

Bugün acil ihtiyaç, başta işçi direnişleri olmak üzere, her türden direnişin

birleştirilmesi, mevzilerin büyütülmesidir.

Her eylem, her direniş saraya sıkışmış

‘muktedirlerin’, sermaye sınıfının

uykularını kaçırıyor. Her eylem bir çoban ateşidir. Çoban ateşlerini büyütmenin, yaymanın zamanıdır.

Aralık ve Ocak ayı sürecindeki ‘Çoban Ateşleri’ derlediğimiz kadarıyla şöyledir:

İŞÇİ HABERLERİ

Esir Değil İşçiyiz, Yarının Sahibiyiz!

Çoban ateşlerini büyütmeye, Çoban ateşlerini yaymaya!

H

ükümetin yüksek enflasyon rakamlarına rağmen kamu çalışanlarının maaşlarına yılın ilk 6 ayı için yüzde 3 oranında maaş uygun görmesi üzerine Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) üyeleri sokağa çıktı.

TÜİK tarafından açıkla- nan enflasyon verilerine de tepki gösterilen eylem- ler ülke genelinde birçok merkezde gerçekleştirildi.

Eylemlerde yapılan açık- lamalarda, “Milyonlarca kamu emekçisi, işçi, emekli çarşıda pazarda yaşanan gerçek enflasyonu TÜİK’in perdeleyen rakamlarıyla, sahte verilerle açlığa mah- kûm edilmek isteniyor”

denildi.

“Acı reçete yine emekçile- rin, yoksullaştırılan halkın payına düşüyor” diyen emekçiler, “Sıra emekçilere gelince ‘kaynak yok’ diyor- lar. Ama 5’li çeteye vergi muafiyetleri ve istisnalar adı altında bütçeden devasa paralar aktarırken kaynak sıkıntısı çekmiyorlar. Varlık

affı, prim destekleri vb.

adlarla sermayeye kaynak bulmakta zorlanmıyorlar.

‘İtibardan tasarruf olmaz’

diyerek Saray’a günlük 59 milyon TL bütçe ayırırken işini kaybedene günlük 39 TL’yi reva görüyorlar”

ifadeleriyle Saray Rejiminin politikalarına tepki göster- di.Örgütlenme çağrısının ya- pıldığı açıklamalarda; “Sen- dikalı, sendikasız, KESK üyesi olsun ya da olmasın, tüm kamu emekçileri adına çağrıda bulunuyor, kamu emekçilerini hayat pahalılı- ğına, adaletsiz vergi siste- mine, yoksulluk, yolsuzluk ve israf düzenine karşı aşağıdaki asgari talepleri- miz etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz”

denilerek talepler sıralandı.

Eylemler, iktidara yö- neltilen üstünde “Artık yeter” yazılı kırmızı kart- ların gösterilmesi ve maaş bordrolarını yakılmasıyla sonlandırıldı.

15 Ocak 2021

Kamu emekçileri sokağa çıktı;

“Sefalet ücretini kabul etmiyoruz”

Yılın ilk 6 ayı için maaşlarına yüzde 3

oranında zam reva görülen KESK üyesi kamu emekçileri birçok merkezde sokağa çıkarak maaş bordrolarını yaktı, “Sefalet ücretini kabul

etmiyoruz” dedi. Ç

orum’da Ekmekçioğlu Metal

Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş Fabrikası’nda çalışırken, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası’na üye oldukları için işten çıkarılan 90 işçinin direnişi, 43‘üncü gününde devam ediyor.

Çorum Barış Meydanı'nda bir araya gelen yüzlerce işçiye ses- lenen Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, işçilerin sendika üyesi olarak iş yerlerine dönmelerini sağlamak için eylemlerini sür- düreceklerini belirtti. İşçilerin direnişinin 43’üncü gününe girdiğini hatırlatan Serda- roğlu, “Buradan fabrikaya kadar yürüyüp hakkımızı savunacağız. Daha sonra işçi kardeşlerimizle Ankara'ya, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına gideceğiz"

dedi.

17 kilometre yürüdüler

Ardından DİSK Genel Başkanı Arzu Çer- kezoğlu öncülüğünde, yüzlerce işçi “Aç- lıktan ölmeyiz, yolumuzdan dönmeyiz”,

“Ölüm olsa sonumuz, Ankara'dır yolu-

muz” sloganları eşliğinde eksi 10 derece soğuğa rağmen Organize Sanayi Bölgesin- deki fabrikaya doğru 17 kilometre yürüyüş gerçekleştirdi. İşçiler ardından otobüslerle Ankara'ya doğru yola çıktı.

Bakanlıkla görüştüler

Tüm engellemelere rağmen Ankara’ya otobüslerle giren DİSK yöneticileri ve işçilerden oluşan bir heyet, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilileri ile görüştü. Görüşmesi sonrasında Birleşik Metal-İş Anadolu Şubesinde bilgilendirme ve değerlendirme toplantısı yapıldı. İşçile- rin Çorum’a geri döneceği öğrenildi.

18 Ocak 2021

Ekmekçioğlu Metal işçileri Ankara’da

Sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan Ekmekçioğlu Metal

işçileri, direnişlerinin 43’üncü gününde 17 kilometre yürüdükten sonra otobüslerle Ankara’ya doğru yola çıktı.

T

ek-Gıda İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan işçiler, direnişlerinin 1000. gününde Ankara’da Tarım Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak

istedi. Polislerin eyleme engel olması üzerine sendikanın Ankara şubesinde sabahlayacaklarını söyleyerek sendikanın bahçesine geçen işçiler soba kurmak isteyince bunu suç sayan polis, işçileri gözaltına aldı.

İşçiye ‘gücünü göstermek’ isteyen po- lisin, “Biz devletin gücüyüz, size orada neler yapabileceğimizi gösteririz, merak etmeyin” sözleri dikkat çekti.

Emniyet Müdürlüğünde haklarında 2911'e muhalefetten işlem yapılan işçiler akşam saatlerinde serbest bırakıldı. Serbest bırakıldıktan sonra polisler tarafından önü kesilen işçilere, hakkında sokağa çıkma ya-

sağını ihlalden işlem yapılarak para cezası kesildi.

Uygulamaya tepki gösteren işçiler baskı- ların mücadelelerini engelleyemeyeceğini vurgulayarak ertesi gün Karaman'da bulu- nan Döhler işçilerine ziyaret için yola çıktı.

11 Ocak 2021

Cargill işçilerine 1000. gününde gözaltı saldırısı

Sendikaya örgütlendikleri için işten atılan 14 Cargill işçisinin,

direnişlerinin 1000. gününde Tarım Bakanlığı’nın önünde yapmak

istedikleri eylem polisin gözaltı saldırısıyla sonuçlandı.

(4)

4 İŞÇİ HABERLERİ

İŞÇİ GAZETESİ

|

20 Ocak-20 Şubat 2021

Direnerek Öğreneceğiz, Örgütlü Güçle Kazanacağız!

D

İSK’e bağlı Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 1 No’lu Şube üyesi Kadıköy Belediyesi işçileri, tıkanan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine ilişkin belediye önünde eylem yaptı. Tüm birimlerden yüzlerce işçinin katıldığı eylemde, “Hak verilmez alınır, zafer sokakta kazanılır”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Ya sözleşme masası ya grev halayı” sloganları atıldı.

Eyleme, Ataşehir ve Kartal belediye işçilerinin yanı sıra DİSK’e bağlı Dev Yapı İş sendikası destek verdi.

‘Greve giden taşları siz döşüyor- sunuz!’

İşçiler adına açıklamayı Şube Yö- netim Kurulu Üyesi Tahsin Aydın okudu. Taleplerinin 6 aydır beledi- ye yönetimi ve şirketinin masasında olduğunu söyleyen Aydın, “Tüm iyi niyetli çabalarımıza rağmen sadece üç oturum yapabildik. Bu oturumlarda 81 maddeden sadece 27 tanesini tutanak altına alabildik”

dedi. Yasal olarak grev aşamasına

geldiklerini ifade eden Aydın, “Son safhada hâlâ diyalog, masa ve uz- laşı diyorsak kimse bizi art niyetle suçlamasın. Biz böyle yaklaşırken belediye yönetiminden aynı hassa- siyeti göremiyoruz” diye konuştu.

Tahsin Aydın, “Greve giden taşla- rı bizler değil belediye olarak sizler döşüyorsunuz. Biz emeğimizin karşılığını, haklarımızı istiyoruz.

Bu hakları vermezseniz grev sizin yüzünüzden olacak. Eğer hak etti- ğimizi alamazsak emekten doğan gücümüzü kullanıp greve gidece- ğiz” dedi.

Açıklama sloganlar eşliğinde son buldu

06 Ocak 2021

Kadıköy Belediyesi işçilerinden uyarı:

‘Ya sözleşme ya grev!’

DİSK Genel-İş üyesi işçiler Kadıköy Belediyesi’nde TİS görüşmelerinin tıkanmasına ilişkin yaptığı açıklamada sorunlar giderilmezse greve çıkılacağını duyurdu.

İ

şçiler, mobbing, düşük ücret ve insanca çalışma talepleriyle DGD-Sen'e üye oldu. Migros Depo yönetiminin cevabı, ücretsiz izin yoluyla işçileri yıldırmak oldu. Buna karşılık başlayan direniş yöneticilerin ahlaksızca yaklaşımlarına rağmen sürüyor.

Pandemi koşullarında doğru dürüst bir önlem alınmayan iş yerinde birçok pozitif vaka çıkar- ken, işçilerin iddiasına göre her gün ambulanslarla işçiler hastaneye kaldırılıyor.

İşçilerin depolardan paylaştığı görüntülerde depoların pisliği ve sağlıksız görüntüsü dikkat çekiyor.

Direniş kararlılıkla devam ediyor.

MİGROS depo işçileri direnişte

Sendikaya üye oldukları için ücretsiz izin adı altında işten çıkarılan işçiler iş yerleri önünde direniş başlattı. Gebze Şekerpınar'da bulunan Migros Depo işçilerinden sonra, Çayırova'daki Migros Depo işçileri de direniş başlattı.

B

irleşik Metal İş Sendikası geçtiğimiz yılın Temmuz ayında fabrikada üye

çoğunluğu sağlayarak yetki almış, yetkiyi tanımayan patron 5 işçiyi işten atınca fabrika önünde direniş başlamıştı. Sendika, toplu sözleşme çağrısını yanıtsız bırakan patrona karşı ilgili yasalar gereği grev kararı alarak 25 Aralık'ta uygulamaya koymuştu.

Baldur grevi, Gebze ve Kocaeli bölgesindeki sendikalar, KESK’e

bağlı kamu emekçileri ve devrimci kurumların dayanışma ziyaretlerin- den de aldığı moral güçle kararlılık- la sürüyor.

Baldur grevi sürüyor

Gebze Şekerpınar'da bulunan İspanyol sermayeli Baldur Süspansiyon Fabrikasında, Birleşik Metal İş üyesi İşçilerin 25 Aralık 2020 tarihinde başlattığı grev devam ediyor.

P

atronlardan Vedat Akgiray'ın ders verdiği Boğaziçi

üniversitesi önünde sık sık eylem yapan işçiler, yılbaşı günü de gözaltına alındı.

Boğaziçi üniversitesine kayyum atanması nedeniyle yapılan eylem- lerde kendilerini yalnız bırakmayan öğrencilere destek veren BİMEKS

işçileri, sınıf dayanışmasının altını çizdi.

İşçiler, haklarını ararken yaptık- ları eylemler nedeniyle açılan ve 2911'e (gösteri ve yürüyüş) muhale- fette dayandırılan mahkeme salon- larında haykırıyor: “Yasa çiğneyen patronlar villada, bizler duruşma- da!”

BİMEKS işçileri gaspçı patronun peşinde!

Beş yıldan bu yana tazminatları ve ücret alacakları

ödenmeyen BİMEKS işçileri, alacaklarının üzerine yatan gaspçı patronun peşini bırakmıyor.

Ö

zellikle pandemi sürecinde iş yükleri artan, mobbing ve baskıya maruz kalan işçiler insanca çalışma ve insanca yaşayabilecek bir ücret istiyor. Bir taraftan direniş sürerken, diğer taraftan da çalışan

işçilere istifa dayatmaları devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde şikayetler üzerine PTT Genel Müdürlüğünden görevlendirilen müfettiş, iş yerlerinde çalışanlarla görüşmeler yaparak bir rapor

hazırladı. Alınan bilgiye göre taşeron iş yerlerinde sendika çalışmalarının engellendiği ve işçilere baskı kurulduğu işçilerin anlatımıyla raporlaştırıldı.

Diğer taraftan da atılan işçi- lerin işe iade davaları devam ediyor. Dayanışma ziyaretlerinin de eksik olmadığı direniş karar- lılıkla devam ediyor.

14 Ocak 2021

PTT işçilerinin direnişi sürüyor

Kendi çabalarıyla kurdukları PTT Sen ve PTT Kargo Sen sendikasına üye oldukları için işten atılan işçilerin

İstanbul, İzmir, Bursa’daki PTT merkezleri önünde başlattığı

direnişler sürüyor. Ü

lkenin çeşitli yerlerinden

gelerek İnşaat-Sen

öncülüğünde haklarını arayan işçiler daha önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmüş, “tüm alacaklarınız iki ay içinde ödenecek” sözü almışlardı. Ancak aradan dört ay geçmesine rağmen bir sonuç alınamadı.

Eylemlerinin ikinci gününde, Holding patronu Coşkun Yılmaz'a 24 saat veren işçiler, üçüncü gün Coşkun Yılmaz'la bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede daha önce söylediği şeylerden farklı bir şey söylemeyen patron bir kez daha işçilere, “ben de hacizlik oldum, mallarımı satıp paralarınızı ödeye-

ceğim” dedi.

İşçilere destek veren CHP Mil- letvekili Mahmut Tanal, dışişleri bakanı yardımcısı ile bir görüşme gerçekleştirdi ve konunun takipçisi olacağı sözünü aldı.

‘Buradayız, haklarımızı almadan gitmiyoruz’ diyen işçiler eylemleri- ni kararlılıkla sürdürüyor.

13 Ocak 2021

İnşaat işçileri: ‘Buradayız, haklarımızı almadan gitmiyoruz!’

Kayı Holding’in Cezayir'de yürüttüğü inşaat projelerinde

çalışan ve yaklaşık bir yıllık ücretleri ödenmeyen 250 inşaat

işçisi şirketin bulunduğu İstanbul’daki Plaza önünde eylem

yaptı.

(5)

5

20 Ocak-20 Şubat 2021

|

İŞÇİ GAZETESİ

İŞÇİ HABERLERİ

Direnerek Öğreneceğiz, Örgütlü Güçle Kazanacağız!

İstanbul Finans Merkezi inşaatında çalışan işçiler yemeğin bozuk ve böcekli olması nedeniyle şantiye- de eylem yaparak yemek- haneyi kullanılamaz hale getirdi

Salgın koşullarında işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşulları giderek ağırlaşıyor. Ölümle burun buruna çalışan işçiler aynı zamanda insan onurunu hiçe sayan uygulamalar maruz kalıyor.

Bu tablo işçi ve emekçiler arasında hoş- nutsuzluğu ve öfkeyi büyütüyor. Bunun son örneği, İstanbul Finans Merkezi inşaatında çalışan işlerin gösterdiği tepkiye yansıdı.

Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası

Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında ça- lışan işçiler, yemeğin bozuk ve böcekli olması nedeniyle eylem yaparak yemekhaneyi bastı.

İşçiler yemekhane camlarını ve masalarını kırarak tepkilerini gösterdi.

Direnişteyiz/19 Ocak 2021

Böcekli yemek verilen yemekhaneyi kullanılamaz hale getirdiler;

“Bundan sonra adalet böyle olacak”

U

zel işçilerinin Nakliyat İş sendikasının öncülüğündeki direnişi kapalı olan fabrika önünde sürüyor.

Yıllardır alamadıkları tazminatları için çadır kuran

işçiler bir taraftan patronlardan haklarını isterken diğer taraftan da haklarının yenilmesine göz yuman Türk Metal sendikasını da protesto ediyor. Direniş 5. ayına girdi.

Sendikanın örgütlenme faaliyeti yürüttüğü taşımacı- lık işkolundaki TÜVTÜRK Muayene İstasyonlarında sendikaya üye oldukları için işten atılan işçilerin işe geri dönme mücadeleleri sürüyor.

Reysaş TÜVTÜRK Kastamonu, Muğla TÜVTÜRK, TÜVTÜRK Şanlı Urfa Kolçak, iş yerlerinde direnişler kararlılıkla sürüyor. Muğla direnişi 30. ayını geride bıraktı.

Nakliyat İş’in örgütlü olduğu Samsun-Çorum Nakli- yat Ambarında sendikanın muhatap alınması ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını isteyen işçilerin grevi ise bir yılı geride bıraktı.

Milas'ta kurulu Kömürcüoğlu Çınartaş işçileri de sen- dikaya üye olmalarının ardından işten atılmıştı. İşçile- rin işletme önündeki direnişi 9. ayına girdi.

Nakliyat İş Sendikası

öncülüğünde süren direnişler

T

oplu sözleşmesiz, sefalet ücretleriyle çalıştırılmalarına son verilmesi için örgütlenen Sarıyer Belediyesi İşçileri, CHP’li belediye yönetimi ne ve kendilerine sahip çıkmayan sendika yöneticilerine tepkilerini eylem ve açıklamalarla sürdürüyor.

İşçiler, geçtiğimiz haftalarda ilçe merke- zinde kitlesel bir eylem yaparak, beledi- yenin sendika yetkisine yaptığı art niyetli itirazı geri çekmesini, sendikacıların daha mücadeleci bir tutum almasını ve bir an önce toplu sözleşme masasına oturularak mağduriyetlerinin giderilmesini istemişti.

Gazetemize yazan işçiler bir kez daha için- de bulundukları zorlukları ve taleplerini dile getirdi...

“Aylardır şunu talep ediyoruz; itiraz geri çekilsin, haklarımız ve hukukumuz en iyi bir şekilde verilsin. İşçiler olarak ailemize getir- diğimiz ekmeğimiz bir lokma olsun büyüsün istiyoruz. Ama şu ana kadar belediye bunun için net bir adım atmamıştır” diyen işçiler, belediye yönetiminin yetkiye itirazını geri çekerek sendikaları Genel-İş ile en kısa za- manda masaya oturacaklarına dair aldıkları

duyumu/iddiaları paylaştılar.

Duyum ve iddiaları esas almadıklarını, so- mut adım atılmasını istediklerini ifade eden işçiler, “Haklarımız yoksa iş barışı da olma- yacağını beyan ederiz. Aylardır tek bir tale- bimiz var; yetkiye itiraz geri çekilsin, insan onuruna yaraşır ücret ve sosyal haklarımız verilsin ve iş barışı en iyi şekilde sağlansın istiyoruz. İddia edilen protokol yapılır somut adımlar atılmaz ise iş barışının sağlanamaya- cağını ve mücadelemize kaldığımız yerden devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.”

07 Ocak 2021

Sarıyer Belediyesi işçileri:

‘Haklarımız yoksa barış da yok!’

Y

aklaşık 4 yıldır fabrikada örgütlenme faaliyeti sürdüren Tek Gıda İş, iş yerinde yeterli çoğunluğu sağlayarak yetkili sendika olmaya hak kazanmış, ancak patron yetkiye itiraz etmişti. İşçiler, patronun arada geçen süreyi sendikayı güçten düşürmek için kullanmak istediğini belirtti.

Tek Gıda-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Suat Karlıkaya, işçilerle yaptıkları toplantı sonrasında direniş kararı aldıklarını açıkla-

yarak, kamuoyuna dayanışma çağrısında bulundu. Üyeleriyle yaptıkları toplantıda, 17 Ocak tarihinde fabrika önünde direniş başlatma kararı aldıklarını belirten Karlıkaya, işe geri alınma taleplerinin kabul edilmemesi halinde direnişlerini şirketin İstanbul'daki genel merkezi önüne taşıyacaklarını söyledi.

13 Ocak 2021

Döhler işçileri direniş başlattı

Ü

cretsiz izin patronların sopası haline getirildi.

Artık sayılamayacak kadar çok işyerinde işçiler kendilerine tebliğ edilen uydurma bir form ile günde 39 lirayla yaşamaya mahkûm ediliyor.

Bu işyerlerinden biri de İzmir Işıkkent’te bulunan nakliyat-lojistik şirketlerinden NAK Kargo oldu. 16 Ocak’ta 5 işçi mesai bitiminde ücretsiz izin kağıtları zorla imza attırılarak işten uzaklaştırıldı.

"Pandemi ve mevsimsel dönemlere bağlı olarak işlerin azalması" gerekçesine dayandırılan ücretsiz izin uygulaması gerçeği yansıtmıyor. İşçiler, bu izin da- yatmasının Ocak zamları ve kölece çalışmaya yönelik tepkilerden dolayı gerçekleştiğini ifade ediyor.

İşçiler, NAK Kargo depolarında, çalışma sınırlarını zorlayan mesailer, sağlıksız çalışma koşulları, mob- bing, yetersiz yemekler, düşük ücret gibi birçok soru- nun bir arada yaşandığını anlattı.

Ücretsiz izine çıkarılan işçiler işe geri dönmek, insan- ca ve güvenceli çalışmak talebiyle haklarını aramaya devam edeceklerini ve 18 Ocak Pazartesi günü şirket önünde direnişe başlayacaklarını belirttiler.

16 Ocak 2021

NAK Kargo'da ücretsiz izin dayatması ve işçi kıyımı

İzmir Işıkkent'te NAK Kargo'da çalışan işçilere ücretsiz izin dayatmasıyla işçi kıyımı yaşanıyor.

Karaman'da bulunan Döhler

fabrikasında, Tek-Gıda İş sendikasına üye 12 işçi pandemi sürecinde

patronların silahı haline gelen 25/2

maddesi ile işten atıldı. İşçiler direniş

kararı aldı.

(6)

6 İŞÇİ CİNAYETLERİ

İŞÇİ GAZETESİ

|

20 Ocak-20 Şubat 2021

Sermaye Vampirdir İşçi Kanı Emmektedir!

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Mec- lisi’nin (İSİG), yüzde 66’sı ulusal basından, yüzde 34’ü ise iş güven- liği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından der- lediği 2020 iş cinayetleri raporu- nun temel verileri şöyle:

İş Cinayetlerinin aylara göre dağılımı:

Ocak ayında en az 114 işçi, şubat ayında en az 132 işçi, mart ayın- da en az 113 işçi, nisan ayında en az 223 işçi, mayıs ayında en az 166 işçi, haziran ayında en az 190 işçi, temmuz ayında en az 164 işçi, ağustos ayında en az 218 işçi, eylül ayında en az 211 işçi, ekim ayında en az 232 işçi, kasım ayın- da en az 308 işçi ve aralık ayında en az 356 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

İş Cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı:

Tarım, Orman işkolunda 442 emekçi (224 çiftçi ve 218 işçi)...

İnşaat, Yol işkolunda 355 işçi...

Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolun- da 330 işçi... Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 296 emekçi...

Taşımacılık işkolunda 248 işçi...

Belediye, Genel İşler işkolunda 141 işçi... Metal işkolunda 106 işçi... Savunma, Güvenlik işkolun- da 79 işçi... Madencilik işkolunda 61 işçi... Tekstil, Deri işkolunda 54 işçi... Enerji işkolunda 54 işçi...

Gıda, Şeker işkolunda 44 işçi...

Petro-Kimya, Lastik işkolunda 44 işçi... Konaklama, Eğlence işkolun- da 43 işçi... Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 26 işçi... Ağaç, Kâğıt işkolunda 23 işçi... Çimento, Toprak, Cam işkolunda 14 işçi...

İletişim işkolunda 8 işçi... Basın, Gazetecilik işkolunda 7 işçi...

Banka, Finans, Sigorta işkolunda 5 işçi... Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 47

işçi yaşamını yitirdi.

İş Cinayetlerinin

nedenlerine göre dağılımı:

Covid-19 nedeniyle 741 işçi...

Trafik, Servis Kazası nedeniyle 388 işçi... Ezilme, Göçük nede- niyle 296 işçi... Yüksekten Düşme nedeniyle 237 işçi... Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 190 işçi... Şiddet nedeniyle 105 işçi...

Elektrik Çarpması nedeniyle 104 işçi... Zehirlenme, Boğulma nede- niyle 87 işçi... İntihar nedeniyle 73 işçi... Patlama, Yanma nedeniyle 53 işçi... Nesne Çarpması, Düş- mesi nedeniyle 27 işçi... Kesilme, Kopma nedeniyle 21 işçi... Diğer nedenlerden dolayı 105 işçi haya- tını kaybetti.

22’si çocuk işçi

Raporda, 2020 yılında iş cinayet- lerinin cinsiyetlere göre dağılımın- da 148 kadın, 2279 erkek işçinin öldüğü belirtildi. İş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımında ise, 14 yaş ve altı 22 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 46 genç işçi oldu- ğuna dikkati çekilirken “18-27 yaş arası 258 işçi, 28-50 yaş arası 1079 işçi, 51-64 yaş arası 708 işçi, 65 yaş ve üstü 159 işçi ve yaşını bilmedi- ğimiz 155 işçi hayatını kaybetti”

diye belirtildi.

Mülteciler arasında Suriyeli çoğunlukta

2020 yılında 101 mülteci/göçmen işçinin öldüğü belirtilen raporda,

“48 işçi Suriyeli; 28 işçi Afganis- tanlı; 5 işçi Türkmenistanlı; 4’er işçi Gürcistanlı ve Özbekistanlı;

2’şer işçi Azerbaycanlı, İranlı, Rusyalı ve Ukraynalı; 1’er işçi Bulgaristanlı, Iraklı, Nepalli ve Pakistanlı” bilgileri yer aldı.

İstanbul birinci sırada

Türkiye'nin 81 şehrinde ve yurt- dışında birçok ülkede iş cinayeti

gerçekleştiğini tes- pit edilen raporda, en fazla ölümlerin yaşandığı kentler şöyle sıralandı:

325 ölüm İstan- bul’da; 111 ölüm İzmir’de; 99 ölüm Kocaeli’de; 80 ölüm Ankara’da; 79 ölüm Bursa’da; 67 ölüm Antalya’da; 66 ölüm Konya’da; 65 ölüm Aydın’da; 61’er ölüm Denizli ve Samsun’da; 60 ölüm Adana’da; 58 ölüm

Gaziantep’te; 57 ölüm Sakarya’da;

54’er ölüm Manisa ve Şanlıur- fa’da; 52 ölüm Mersin’de; 46 ölüm Van’da; 45 ölüm Muğla’da; 41’er ölüm Diyarbakır ve Hatay’da; 40 ölüm Kayseri’de; 38 ölüm Kah- ramanmaraş’ta; 34 ölüm Zongul- dak’ta; 29 ölüm Malatya’da; 28 ölüm Tekirdağ’da; 27 ölüm Trab- zon’da; 26 ölüm Ordu’da; 25 ölüm Sivas’ta; 24 ölüm Kastamonu’da;

23 ölüm Balıkesir’de; 22 ölüm Osmaniye’de; 20’şer ölüm Elazığ, Isparta ve Mardin’de; 19 ölüm Şır- nak’ta; 18’er ölüm Bolu ve Çanak- kale’de; 17’şer ölüm Afyon, Edirne ve Erzurum’da; 16 ölüm Kara- man’da; 15’er ölüm Ağrı, Çorum ve Kütahya’da; 14’er ölüm Adı- yaman, Eskişehir ve Nevşehir’de;

13 ölüm Uşak’ta; 12’şer ölüm Aksaray, Bilecik, Karabük, Niğde ve Tokat’ta; 11’er ölüm Batman, Çankırı, Düzce ve Erzincan’da;

10’ar ölüm Burdur, Kırklareli ve Rize’de; 9’ar ölüm Artvin, Giresun, Gümüşhane ve Kırıkkale’de; 8’er ölüm Kırşehir ve Yalova’da; 7’şer ölüm Amasya, Bingöl, Hakkari ve Siirt’te; 6’şar ölüm Bartın ve Kilis’de; 5’er ölüm Bitlis, Sinop ve Yozgat’ta; 4’er ölüm Bayburt ve Kars’ta; 3’er ölüm Muş ve Tun- celi’de; 2’şer ölüm Ardahan ve

Iğdır’da; 48 ölüm ise yurtdışında.

İş Cinayetlerinde ölenlerin örgütlülük durumu

2020 yılında iş cinayetlerinde ölenlerin 109’unun (yüzde 4,49) sendikalı işçi, 2318’i ise (yüzde 95,51) sendikasız işçiler olduğuna dikkat çeken İSİG raporunda şu değerlendirme yapıldı:

“Sendikalı işçiler tarım, gıda, madencilik, kimya, tekstil, ileti- şim, büro, eğitim, ticaret, cam, metal, inşaat, enerji, taşımacılık, sağlık, güvenlik ve belediye işkol- larında çalışıyordu. Diğer yandan ölen başka sendikalı işçiler de olabilir. Ancak kâğıt üzerinde olan sendikal üyeliklerinin ger- çek bir örgütlülük olmaması ve birçok sendikanın ölen üyelerini sahiplenmemesi sonucu net bir bilgi verme şansımız olmadığını da belirtelim. Bu durum özellikle kamu çalışanı/memur sendikaları açısından daha da tespit edemedi- ğimiz bir husus…”

İşçi kanıyla beslenen sermaye sınıfının daha fazla kâr için katlet- tiği tüm işçi-emekçilerin anısına saygıyla...

İşçi Cinayetlerini durdurmak için örgütlü mücadeleye!

İşçi Gazetesi / 13 Ocak 2021

2020 yılında 2 bin 427 işçi hayatını kaybetti

İSİG, 2020 yılındaki iş cinayetlerini raporlaştırdı. Açıklanan rapora göre 2020 yılında, 741'i Covid-19 salgını nedeniyle olmak üzere en az 2 bin 427 işçi hayatını kaybetti.

M

araş'ta çalıştığı fabrikada kafası pres makinesine sıkışan metal işçisi Mahmut Doğru hayatını kaybetti. İş cinayetiyle ilgili 4 kişi gözaltına alındı.

DHA'da yer alan habere göre iş cinayeti, Maraş Kavlaklı Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet yürüten bir metal fabrikasında mey- dana geldi. Pres bölümünde çalışan 41 yaşın- daki Mahmut Doğru adlı işçinin başı, henüz belirlenemeyen bir nedenle pres makinesine sıkıştı. Olayı gören arkadaşlarının ihbarı üze-

rine fabrikaya sağlık ekipleri sevk edildi.

Ağır yaralanan Mahmut Doğru, ilk müdaha- lesi olay yerinde yapıldıktan sonra ambulans- la Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. 2 çocuk babası Doğru, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Mahmut Doğru'nun ölümüyle ilgili başla- tılan soruşturmada 4 kişi gözaltına alındığı kaydedildi.

İşçi Gazetesi /19 Ocak 2021

Kafası pres makinesine sıkışan işçi hayatını kaybetti

(7)

7

20 Ocak-20 Şubat 2021

|

İŞÇİ GAZETESİ

İŞÇİ DERSLİĞİ

Dünyayı İstiyoruz Kırıntı Değil!

Belediye işçisi köle değildir!

S

on zamanlarda takip

etmişsinizdir, belediyelerde toplu iş sözleşmeleri yapılıyor.

Kimi belediyeler görece yüksek zam oranlarına imza atarken kimi yerlerde süreç tıkanmış durumda. Örneğim komünist belediye başkanına sahip Dersim’de ücretlere ortalama 30,19 zam

yapılırken İstanbul’daki birçok belediye halen toplu sözleşmeleri imzalamış değil. Hatta Sarıyer belediyesinde olduğu gibi toplu iş sözleşmesi sürecini uzatmak için yetkiye itiraz gibi yöntemleri kullanan belediyelerde yok değil.

İsterseniz süreci biraz başından inceleyelim.

696 nolu KHK’ın doğurduğu mağdurluk

15 Temmuz darbe girişiminin ar- dından ülke OHAL ve KHK’lar (ka- nun hükmünde Kararnameler) ile yönetilmeye başladı. KHK deyince hemen aklımıza işten çıkarılan ar- kadaşlarımız geliyor fakat KHK’lar çok daha fazla düzenlemeyi içe- ren yönetim araçlarına dönüşmüş durumda. Yayınlanan bu KHK’lar- dan biri de 696 nolu KHK idi. Bu KHK ile taşeronda çalışan Belediye işçileri taşerondan alınıp kadroya geçirildi. Kadroya geçirildi kelimesi sizi yanıltmasın, bildiğimiz kadrolu işçiler gibi maaşları kısmen daha iyi, sosyal hakları daha fazla olma- dı, aksine taşerondaki haklarından bile daha geriye düştüler. İşçiye müjde diye duyurulan haber eziye- te dönüştü.

Örneğin milli eğitime bağlı taşe- rondan kadroya geçen işçiler okul- ların kapalı olduğu yaz aylarında ücretsiz izine çıkarılıyorlar ve o süreçte maaş alamıyorlar. Tüm işçi- lere geriye dönük alacaklarını talep etmeyeceklerine yönelik dilekçe imzalattılar. Ancak bu şartla kad- roya geçebildiler. İşçiler kadroya geçirildi fakat toplu iş sözleşmesi hakkı kazanamadılar. Kadroya geç- tikleri 2018 yılında var olan toplu sözleşme hükümleri ne ise ona tabi tutuldular.

İşçiler üç yıldır %4 zamlara mahkûm bırakıldı. Nerdeyse hiçbir sosyal hakları yok. Günde 6 TL, 7 TL gibi komik bile olmayan yemek ücretleri veriliyor. Mesailer olmasa aç kalacak olan işçilerin mesaileri

de yanlış hesaplanıyor. Vergi dilimi karmaşası nedeni ile mesaileri vergi dilimine girmiş ve doğalında düş- müş olan günlük maaşları üzerin- den hesaplanıyor.

Bunlar bizlerin az çok bilebildiği- miz sorunlar. Eminiz ki bundan çok daha fazlasını tüm işçiler yaşıyor ve biliyor. Maalesef ki bu KHK nedeni ile işçiler 3 yıldır hiçbir hak talep edemediler. Devlet resmen işçilerin elini kolunu bağladı.

Temmuz 2020: Yeni TİS süreci başladı

696 KHK ile kadroya geçen işçiler hem taşeronda bulundukları iş kol- ları nedeni ile, hem de yürürlükte olan sözleşmeye tabi olmaları şartı nedeni ile Temmuz 2020’ye kadar yeni TİS imzalayamadılar. Yürür- lükte olan sözleşmelerin bitmesi ile birlikte Yargıtay’a açılan davaların da lehte sonuçlanması TİS’in önünü açmış oldu. Daha önce belediyeye bağlı iştiraklerde çalışan işçilerin iş kolları birbirinden farklı gözüktüğü için üye olabilecekleri sendikalar da farklı gözüküyor ve bu nedenle toplu iş sözleşmesi masasına otur- maları gayet zorlaşıyordu. Fakat Yargıtay’ın aldığı karar neticesinde alt iş kollarında çalışan işçilerin üst işveren hangisi ise onun işçisi sayıl- ması ve o iş koluna bağlı sendikaya üye olmaları gerektiği yönünde ki karar sonucu tüm işçiler aynı sen- dikaya üye olabildiler. Bu sayede belediyelerde TİS süreci başlamış oldu.

İşten çıkarma var mı?

696 KHK ile kadroya geçen işçile- rin en büyük beklentilerinden biri de iş güvenceleri oldu.

696 Sayılı KHK ile iki temel ay- rıma gidildi. Merkezi bütçeye tabi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan taşeron işçiler 657 Sayılı Kanun’un 4-D Maddesi kapsamın- da sürekli işçi kadrosuna geçirildi.

Belediye, il özel idareler ve mahalli idare birliklerinde çalışan taşeron işçiler ise, mevcut şirketler ya da yeni kurulan şirketler bünyesinde istihdam edilmiştir.

Belediye şirketleri, Yargıtay 22.

Hukuk Dairesi’nin 13.06.2017 tarihli kararına göre özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kuruluşlardır.

Yargıtay’ın ilgili kararında “(…) Belediyelerin hissedarı ol- duğu şirket- ler ise, Ticaret Kanunu hükümlerine tabi, beledi- yeden ayrı ve bağımsız özel hukuk tüzel kişiliğine sahip oldu- ğundan, bu

şirketlerin belediyeye bağlı teşekkül sayılması mümkün değildir (…)”

denilmektedir.

Bu kararla açıkça belediye şirket- lerinin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar olduğu belirtilmiş- tir. Bu nedenle belediye şirket işçi- lerinin kamu işçisi gibi değerlendi- rilmesi söz konusu değildir. Burada belediyelerin kadrolu işçileriyle şirket işçilerini ayrı tutmak gerekir.

Belediyelerin kadrolu işçileri, diğer kamu kurumlarındaki kadrolu işçi- ler gibi değerlendirilmedir.

Ancak belediye şirket işçilerinin kadrolu işçiler gibi değerlendiril- meyecek olması, bu işçilerin gerek- çesiz olarak işten çıkarılabilecekleri anlamına gelmez. Haksız işten çıkarmalara karşın işçilerin 4857 Sa- yılı İş Kanunu’ndan doğan hakları söz konusudur.

Yani belediye şirketlerinde çalışan işçilerin iş güvenceleri tamamen güvence altına alınmış olmasa da işveren sebepsiz yere işten çıkara- mıyor. Bu sebeplerin ne olduğu il- gili kanunda uzun uzun anlatıldığı için buraya koymadık. Sadece şunu bilmek bile yeterli olacaktır.

İş sözleşmesinin feshinin geçerli bir

sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir.

Hak verilmez alınır.

Gelinen aşamada başta da be- lirtiğimiz gibi birçok belediye TİS sürecinde. Birçok yerde bu süreç tıkandı. Tıkanmayan yerlerde ise sendikalar işçiyi düşük ücrete razı etmiş durumda. İşçinin beklentisi çok net. Güvenceli iş ve insanca yaşamaya yetecek kadar ücret.

Bunun dışında sosyal hakların neler olacağı gibi konular da var.

Belediye işçilerinin durumu he- men hemen her yerde aynı. Birçoğu bir tanıdık aracılığı ile işe girmiş veya siyasi bağlantılar devreye sokulmuştur. Hal böyle olunca hak arama sürecinde bu tanıdıklar veya siyasi müdahaleler devreye giriyor.

Hatır gönül ile hak mücadelesinin önüne geçilmeye çalışılıyor. Veya- hut korkutulmaya çalışılıyor.

Belediye işçilerinin çoğu sendika ile yeni tanışmış durumda. Sendi-

kalı olmak ne demek, sendikaya sahip çıkmak ne demek, ya da sendikanın işçiyi satması nasıl olur bilmiyorlar. Direne direne öğre- niyorlar fakat. Kadıköy belediye işçilerinin dedikleri gibi kimsenin kölesi olmadıklarını yavaş yavaş anlıyorlar.

Belediye işçilerinin önünde zorlu bir yol var. Birinci aşama TİS masa- sına oturmak. Henüz yetki süreci tamamlanmamış yerlerde sendika- nın yetkiyi kazanmasını sağlayıp TİS masasına oturmak birinci hedef olarak duruyor. Bunun için hangi sendikaya üye olunacağı belirlenip o tüm işçilerin üye olmasını sağla- mak gerekiyor.

İkinci ve daha zor olan görev ise TİS maddelerinin geçirilmesi.

Masaya işçiler adına yetkili sen- dika otururken, karşı tarafta ise patron sıfatıyla belediye yetkilile- ri veya onların temsilcileri (CHP belediyelerinin kurduğu ve işve- ren sendikası olan SODEM-SEN, yani sosyal demokrat belediyeler sendikası) oturuyor. İşçi temsilcisi olan sendikanın her zaman işçinin haklarını koruduğunu düşünmek maalesef ki saflık olur. İşçi hakkını tam anlamıyla koruyan sendika sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Bu nedenle işçilerin uyanık olması şart. Kendi örgütlülüklerini sıkı bir şekilde kurmaları gerekiyor.

Birim birim örgütlenmeleri, düzenli toplantılar almaları, işçinin talebi- nin ne olduğunu net belirlemeleri gerekiyor. Birim temsilcileri seçme- leri, temsilcilerin bir araya gelerek her birim yaşadığı sorunu, talep- lerini tartışmaları ve sendikanın bu taleplerin arkasında durmasını sağlamaları gerekiyor. İşçileri bil- melidirler ki sendika dediğimiz şey onlardır. Onlar olmadan sendika da olmaz. İşçinin gazını alacak, onları yoracak, umutsuzluğa itecek eylem biçimlerinden kaçınıp, büyük söz- ler söylemek yerine net eylemler ortaya koyacak adımlar atılması gerekiyor. İşçiler bu süreçte kendi göbeklerini kendileri kesecekler.

Sendikalara üşüşmüş olan asalakla- rı indirip sendikalarını gerçek birer işçi sendikası haline getirecekler.

İşçiler bilmelidir ki hak verilmez alınır, zafer ancak ve ancak sokakta kazanılır.

(8)

8 GÜNCEL

İŞÇİ GAZETESİ

|

20 Ocak-20 Şubat 2021

Susma Seyretme Örgütlen; Örgüt Özgürlüktür!

Yabancı sermayeye çağrı: ‘Bizde işçi bedava!’

İ

TO, yabancı sermayeyi ülkeye davet ettiği raporda işgücünün ucuz olduğunu itiraf etti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), ‘Mülk Edinme Rehberi’ hazırladı. Rehberde yabancı sermayedarlara İstanbul’a ya- tırım yapma çağrısında bulunulurken Türkiye’deki işgücünün nitelikli ama ucuz işgücü olduğu belirtildi. İşçi ma- liyetlerinin Almanya’nın yaklaşık 9 kat altında olduğu belirtilen raporda, ucuz işgücünün cazibesi verilerle desteklendi:

“İmalatta saatlik işçi maliyeti Türkiye’de 5,6 Amerikan dolarıyken, Almanya’da bu maliyet 47,2 Amerikan dolarıdır.”

Asgari ücretin daha hızlı eridiği başka ülke yok

DİSK’in ‘Asgari Ücret Gerçeği Rapo- ru’na göre bütün ücretli çalışanların

yüzde 38,3’ünü oluşturan 7,5 milyon kişi asgari ücret ve altında bir ücretle yaşa- mını sürdürmek zorunda kalıyor. Tüm ücretli çalışanların yüzde 64’ü olan 12,5 milyon işçi asgari ücretin altı ile asgari ücretin bir buçuk katı arasında bir ücret elde ediyor.

Avrupa’nın resmi istatistik bülteni Eu- rostat verilerine göre Türkiye, asgari ücret uygulaması olan 27 Avrupa ülkesi içinde 23’üncü sırada yer alıyor. Toplam ücretli istihdamı içinde asgari ücretli çalışanların oranının en yüksek olduğu ülke de Tür- kiye. Başka bir ifadeyle Türkiye’de hem asgari ücretlilerin istihdam içindeki payı çok fazla, hem de asgari ücret seviyesi son derece düşük. Durum böyle olunca, yabancı yatırımcılar için Türkiye ucuz bir işgücü cenneti haline geliyor. 2016’nın

ikinci çeyre- ğinde 513 Euro olan asgari ücret, 2020’nin ikinci çeyreği- ne kadar geçen sürede 383 Euro’ya kadar düşerek yüzde 25 ucuzladı.

2021 yılı ocak ayı itibarıyla net asgari ücret ise 252 Euro...

BirGün/ 28 Aralık 2020

GSS borçlusu 6 milyon kişi sağlık hizmeti alamayacak

A

ile, Çalışma ve Sosyal

Hizmetler Bakanlığı, 6 milyon kişinin Genel Sağlık Sigortası (GSS) borçlarını 31 Aralık 2020 tarihine kadar ertelemişti. Sürenin sona ermesi üzerine bakanlık, 2020 Ağustos ayı ve öncesi dönemlere ait kesinleşmiş tüm prim borçları yeniden yapılandırıldı. Buna göre borcunu yapılandıranlardan ancak ilk taksiti ödeyenler ve cari dönemde 60 günden fazla borçları olmayanlar ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler sağlık

hizmetlerinden yararlanabilecek.

İzmir Tabip Odası ise 6 milyon vatandaşın sağlık hizmetlerin- den yararlanamama riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek; “Daha önce hiç gelir testi yaptırmamış GSS sigortalılarının, 31 Mart 2021 tarihine kadar gelir testine başvur- maları istenmektedir. Sosyal güven- cesi olmayan, hane içindeki gelirleri asgari ücretin brüt tutarının üçte birinden fazla olanlar aylık 107,32 TL GSS primini kendileri ödeye- ceklerdir. En kısa sürede kararna-

me yayımlanarak, primini ödeyeme- yen vatandaşların sağlık hizmetinden yararlanmasını sağ- layacak düzenleme gerçekleştirilmeli- dir” açıklamasında bulundu.

Gazete Duvar/ 18 Ocak 2021

İzmir Tabip Odası, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi borcu bulunan ve 1.192 liranın üzerinde geliri olan 6 milyon vatandaşın mart ayından itibaren prim borcunu ödemezse

sağlık hizmetlerinden yararlanamayacağını açıkladı. S

algın döneminde işsizlik ödeneğine başvurular rekor seviyelere çıktı. İŞKUR’un verilerine göre 2020’nin ocak- şubat döneminde 281 bin 540 kişi işsizlik ödeneğine başvururken 153 bin 821 kişi bu haktan

faydalanabildi. 2020’nin 11 ayında ise başvuranların sayısı 1 milyon 392 bin 799’a yükseldi. Aradan geçen 9 ayda işsizlik ödeneğine başvurular yüzde 395 oranında arttı. 1 milyondan

fazla kişinin başvurduğu işsizlik ödeneğini yalnızca 477 bin 66 kişi almaya hak kazandı.

Nakdi desteğin 3 katı işverene verildi

Salgın dönemin- de İşsizlik Sigor- tası Fonu (İSF), işveren teşvik ve

desteklerine daha çok kullanıldı.

2020’de işveren teşvik ve destek ödemelerine İSF ‘den ayrılan kay- nak 18 milyar TL. iken nakdi ücret desteğine ayrılan miktar 6 milyar TL oldu. DİSK-AR’ın raporuna göre işçilere yapılan nakdi ücret desteğinin 3 katı ödeme destek ve teşvik ödemeleri olarak işverenlere yapıldı.

Birgün / 17 Ocak 2021

İş de yok işsizlik maaşı da

Salgın döneminde işsizlik sigorta fonu adeta işveren destek fonuna döndü. Salgının 10’ncu ayında işten çıkarma yasakları ve kısa çalışma ödeneği süreleri uzatılırken, süresi 10 ayı kapsayan işsizlik maaşı ile ilgili ise hiçbir adım atılmadı.

T

ürk Tabipleri Birliği (TTB) Çin’li Sinovac firmasından alınan CoronaVac aşısının sağlık çalışanlarına öncelik tanınarak vurulmaya başlanmasının ardından zirveye ulaşan aşı

güvenilirliği tartışmasını değerlendirdi.

Yapılan açıklamada; aşıla- rın etkililik ve güvenilirlik verilerinin kamuoyu ve ba- sınla paylaşılmasının katılım sağlamak için

önem taşıdı- ğına dikkat çekilirken, ge- linen aşamada Acil Kullanım Onayı verilen aşının hangi bilimsel kurul tarafından ve hangi verilerle değerlendiril- diğinin belir-

sizliği vurgulandı.

6 ayda 120 milyon doz Ayrıca toplum bağışıklığı- nın sağlanabilmesi için %80 etkili olan bir aşıda toplu- mun %75-90’ının aşılanması gerektiği, bu değerlendirme ışığında Türkiye’de uygu- lanacağı söylenen aşının toplum bağışıklığı sağlaması için 6 ay içerisinde yakla- şık 120 milyon doz olması gerektiği belirtildi.

Ajanslar / 15 Ocak 2021

TTB: Toplum bağışıklığı için 6 ayda 120 milyon doz aşı yapılmalı

Aşılamanın başlamasıyla ilgili bir açıklama

yayımlayan TTB Merkez Konseyi, Sağlık

Bakanlığı’nın süreci yönetme şekline bir dizi

eleştiri getirerek, toplum bağışıklığı sağlaması

için 6 ay içerisinde yaklaşık 120 milyon doz

uygulanması gerektiğini vurguladı.

(9)

9

20 Ocak-20 Şubat 2021

|

İŞÇİ GAZETESİ

V

an’ın Çatak ilçesinde 11 Eylül 2020’de askerler tarafından alıkonulan Osman Şiban ve yaşamını yitiren Servet Turgut’un helikopterden atılarak, işkenceye maruz bırakılmasını gündeme getirdikten sonra Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Adnan Bilen ve Cemil Uğur ile Jinnews muhabiri Şehriban Abi ve Gazeteci Nazan Sala, 6 Ekim 2020’de yapılan ev baskınlarında gözaltına alınarak tutuklandı. “Devlet aleyhine toplumsal olayları haber yapmak”

gerekçesiyle tutuklanan gazeteciler 100 günü aşkın süredir cezaevinde

tutuluyor.

100 günlük tutukluğu değerlen- diren gazeteciler, cezaya dönüşen uzun tutukluğun son bulması ve bir an önce gazetecilerin serbest bıra- kılması gerektiğini söyledi.

Sendika.Org /17 Ocak 2021

GÜNCEL

Susma Seyretme Örgütlen; Örgüt Özgürlüktür!

U

ygulama nedeniyle İzmir Şakran Kapalı Cezaevindeki 3 kadın tutuklu, 9 Ocak’ta cezaları bitmesine rağmen tahliye edilmedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi yaptığı açıklamada, keyfiliğin yaratacağı sonuçlar konusunda uyarılarda bulundu.

Açıklamada, yönetmelik kıstasla- rının anayasal mevzuata ve ulus- lararası hukuka uygun olmadığı vurgulanarak, “kriterler belirtil- mediği için cezaevi idaresinin ya da savcısının hoşuna gitmeyen bir eylem ve faaliyette bulunduğunuz durumunda ‘iyi halli’ olmadığınız değerlendiriliyor ve cezanızı yatsa- nız bile tahliyenin önüne geçiliyor”

ifadelerini kullandı. Uygulamanın insanlardan ‘yaptığım eylemler- den dolayı pişmanlık duyuyorum’

söylemini duymak için onursuzluk dayatan bir düzenleme olduğu vurgulandı.

Artı Gerçek/ 15 Ocak 2021

Hapishanelerde mahpuslara onursuzluk dayatması

İşkenceyi haberleştiren gazeteciler 100 gündür hapiste

1 Ocak 2021’de uygulanmaya başlayan yeni infaz düzenlemesi yönetmeliğe göre, tutukluların denetimli

serbestlikten yararlanması “iyi hale” bağlandı. Uygulamayla, tutukluların durumu hapishane yönetimlerinin inisiyatifine bırakıldı.

A

İHM, eski HDP eş

başkanı Selahattin Demirtaş’ın ifade, özgürlük ve güvenlik, serbest seçim haklarının ihlal edildiğine hükmetmiş ve derhal serbest bırakılmasına karar vermişti.

Kararın ardından

hazırlanan ‘Kobanê soruşturması’

kapsamında Demirtaş, Kobanê olaylarında yaşamını yitiren 37 kişinin ölümünden sorumlu tutuldu. Demirtaş’ın 37 kez ömür boyu, olayları azmettirdiği için 31 kez ömür boyu, “devletin birliğini bozmak” suçundan 1 kez ömür boyu olmak üzere toplam 69 kez ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilmesi talep edildi.

İddianamede, bu suçlamalar dışında 29 ayrı suçtan hapis cezası istendi. Bu suçlamalar arasında yağma, alıkoyma, mala zarar ver-

me, hırsızlık, bayrak yakma gibi suçlar da bulunuyor. İddianamede, Demirtaş hakkında 3 bin 300 yıldan 15 bin 51 yıla kadar hapis cezası istendi.

Toplam 1 milyon 610 bin yıl hapis istemi

Figen Yüksekdağ, Ayhan Bilgen başta olmak üzere toplam 108 siyasetçi hakkında 37’şer kez adam öldürme, 31’er kez azmettirme, 1’er kez de devletin bütünlüğüne karşı eylemlerden toplam 69’ar kez ömür boyu hapis cezası talebi yer aldı.

Artı Gerçek/ 8 Ocak 202

AİHM’in Demirtaş kararı

sonrasında hazırlanan Kobanê iddianamesinde 1 milyon 610 bin yıl hapis istemi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş için verdiği tahliye kararının ardından ‘Kobanê soruşturması’ kapsamında hazırlanan iddianamede 108 sanık için rekor cezalar istenildi.

Van’da 2 köylünün helikopterden atılarak işkenceye maruz bırakılmalarını haberleştirdikleri için tutuklanan 4 gazeteci hakkında 100 günü aşkın süredir iddianame hazırlanmadı.

D

iyarbakır’da 2017

Newroz’unda üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’u

“olası kastla öldürmekten”

yargılanan polis memuru Yakup Ş.’ye verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı. Gerekçeli

kararda, “cezalandırılmasına yeter nitelikte her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği” ileri sürüldü.

‘Sanık polisin silahından çıkan kurşunla ölmedi’

Mahkemenin kararında, Kur- kut’un vücudundaki 3 mermi giriş-çıkışı yaralanmasının “tek silahla mı birden çok silahla mı”

gerçekleştiğinin tespit edilemediği belirtildi. Ulusal Kriminal Bü-

ro’nun Kurkut’un polis Yakup Ş.

tarafından vurulduğu yönündeki ilk raporunun hatalı olduğu savu- nuldu.

Kararda, Kemal Kurkut’un “He- pinizi patlatacağım, yaklaşmayın ulan” dediği iddia edildi. Oysa, olay yerinde silahından çıkan 8 mermi kovanı bulunan polis me- muru Onur M., Kurkut’un böyle bir ifadesini duymadığını söylemiş- ti.

Artı Gerçek/ 9 Ocak 2021

Mahkeme Kemal Kurkut’un

öldürülmesinde delil bulamadı!

Ulusal Kriminal Büro, Kriminal Polis Laboratuvarı ve

kamera kayıtlarına rağmen mahkeme, polis memuru Yakup Ş.’nin üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’u öldürdüğüne dair delil bulamadı.

İ

htiyaç sahiplerine dağıtılması gereken on binlerce adet mont, kazak, pantolon gibi giysileri semt pazarlarında satmakla suçlanan ve aralarında Kızılay’ın eski yöneticisi Emrah Aytar’ın da bulunduğu 13 kişi hakkında dava açıldı.

İddianamede, tutuklu bulunan Türk Kızılayı Sancaktepe Şubesi’nin eski koordinatörü Emrah Aytar’ın giysi dolu 100’ü aşkın yardım TIR’ını, pazarcı olan babası ile birlikte kiraladığı depolara

yönlendirdiği kaydedildi.

İhbarda, Emrah Aytar'ın yardım giysilerini İsmail Hakkı Aytar eliyle semt pazarlarında sattığı bilgisi yer aldı.

4 trilyon zarar

Duruşmada avukatlar, müvek- killerinin mal varlıkları üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasını iste- yince, mahkeme başkanı “4 trilyon zarar var. Vicdanınız kabul ediyor mu?” diyerek, talebi reddetti.

Ajanslar/ 09 Ocak 2021

Eski Kızılay Koordinatörü’nden 4 trilyon liralık vurgun!

Kızılay’ın eski yöneticisinin de aralarında olduğu 13 kişi

hakkında, yardım için toplanan giysileri pazarda sattıkları

suçlamasıyla dava açıldı. Yaşanan olayın 4 trilyon zarara

neden olduğu kaydedildi.

(10)

10 DÜNYADAN

İŞÇİ GAZETESİ

|

20 Ocak-20 Şubat 2021

Yaşasın Proleterya Enternasyonalizmi!

İran'da sağlık emekçileri: Boş laflara karnımız tok!

H

em kamu hastanelerinde hem de özel hastanelerde çalışan sağlık emekçileri İran’ın egemenlerine “Boş Laflara Karnımız Tok!”,

“Ücretlerimizi Ödeyin”, Protesto Ediyoruz” diyerek seslendi.

Salgın sürecinde iş yükleri giderek artan sağlık işçileri aynı zamanda aylardır ücret ve sosyal haklarda kesintilerle karşı karşıya bırakıldı. İşçiler ödenmeyen ücretlerinin he- men ödenmesini talep ediyor.

Özel hastanelerde söz- leşmeli olarak çalışan işçiler ise kamuda çalışan işçilerle eşit haklara sahip olmaları gerektiğini dile getiriyorlar.

Koronavirüs salgını nedeniyle 87 günlük sözleşmelerle işe alınan yeni mezun birçok sağ- lık emekçisi sözleşme süreleri bitince işlerinden edildi. Çok zor koşullarda çalışan sağlık emekçileri “fedakârlığımızın sonucu işsizlik olmamalı, en zor koşullarda çalıştık, en kötü

koşullara mahkûm edildik”

diyerek Sağlık Bakanlığına tepki gösterdi. Sofralarına yemek koyamadıklarını dile getiren sağlık emekçileri “Ar- tık Yeter!” diyor. İranlı emekçi- ler rejimin baskılarına rağmen hastaneleri eylem alanı ha- linde getirmekten, sokaklara çıkmaktan vazgeçmiyor.

Kaynak: Uidder

Peru’da sağlık emekçileri Covid-19 salgını sürecinde daha iyi çalışma koşulları, ücret, özel ikramiye ve sağlık bakanının istifası talepleri ile ulusal ölçekte sağlık sektörünü kapsayan süresiz genel grev ilan etti.

İranlı sağlık emekçileri pek çok kentte baskıcı Molla rejimine karşı eylemler gerçekleştirerek taleplerini haykırdı.

Peru'da sağlık emekçileri süresiz grev ilan etti

Tarım emekçileri

Hindistanlı tarım emekçilerinin mücadelesi 40 günü aşkın bir za- mandır sürüyor. Çadırlarda kalan ve kötü şartlar altında bulunan binlerce çiftçiden bu süre içerisinde 26’sı yaşamını yitirdi. Bu şartlara rağmen eylem alanlarından ayrıl- mayan tarım emekçileri protesto gösterilerine devam ediyor.

Son olarak eylemlerinin 42. günü olan 7 Ocak’ta 5 bini aşkın traktörle bir otobanı trafiğe kapattılar.

Hükümetle 7. tur görüşmelerinin ardından gerçekleşen eylemde işçi- ler taleplerini bir kez daha haykır- dılar. İşçilerin “kara yasalar” olarak tanımladığı yasalarda hükümet sözde bazı değişiklikler yapma- yı kabul ettiğini açıkladı. Ancak günlerdir mücadeleye devam eden

işçiler yasaların tamamen kaldırıl- masını talep ediyorlar.

Modi hükümeti 2017’den 2022 yılına kadar çiftçilerin gelirlerinin en az iki katına çıkacağını vaat ediyordu. Ancak bırakın gelirlerin iki katına çıkmasını, tarım emek- çilerinin masrafları günden güne arttı, gelirleri düştü. Borç batağına sürüklenen tarım emekçileri arasın- da intiharlar giderek daha da yay- gınlaştı. Tarım emekçilerinin hali bu denli kötüyken hükümet çıkar- dığı son yasalarla çiftçileri ve tarım işçilerini gıda tekellerinin insafına bırakıyor. Ancak Hindistan işçi sınıfı bu saldırıyı kabul etmemekte kararlı! Delhi’ye doğru yürüyüşleri devam eden işçiler bu eylemleri- nin 26 Ocak’ta gerçekleştirecekleri gösterinin sadece küçük bir provası olduğunu duyurdu.

Sağlık emekçileri grevde

Tüm Hindistan Tıp Bilimleri Enstitüsü’nde çalışan 5 binden fazla sağlık işçisi daha iyi ücret ve ba- rınma koşulları talep ederek greve çıktı

Güney eyaletlerinde işçiler eylemde

Apple’ın akıllı telefonlarının üre- timinin yapıldığı Wistron şirketine ait fabrikada 2 binden fazla işçi üretimi durdurarak ücretlerinin ödenmemesine, uzun mesailere, kötü çalışma koşullarına isyan etti. Şirketin koronavirüsü bahane ederek ücretleri %25 düşürmesini kabul etmeyen işçiler, yönetimle

görüşmek istediler fakat talepleri kabul edilmedi. Bunun üzerine pro- testolara başlayan işçiler, gözaltına alınarak suçlu ilan edildiler. Ancak işçiler kendilerine yapılan bu hak- sızlığa boyun eğmeyeceklerini ifade ediyorlar.

Wistron’daki isyandan bir gün önce Karnataka eyalet hükümetine ait dört nakliye şirketinde çalışan on binlerce otobüs şoförü, taşeron- dan çıkarılıp kadrolu çalışmak için bir grev başlattı. Özelleştirmelerin çalışma koşullarını daha da kötü- leştirdiğini söyleyen işçiler, taşeron şirketlerin aradan kaldırılmasını talep ediyor.

Kaynak:Uidder, etha

Hindistanlı emekçiler mücadeleye devam ediyor!

G

reve doktorlar, hemşireler, sosyal hizmet uzmanları, eczacılar ve ve veterinerler katılıyor. Acil servisler, yoğun bakım üniteleri ve hastane koğuşları normal çalışma rutinine devam ediyor. Önceden planlanmış acil olmayan muayeneler ve ameliyatlar ertelendi.

Grevin ilk gününde, başkent Lima’da yüzlerce sağlık çalışanı Sağlık Bakanlığı önünde büyük bir eylem gerçekleştirdi. Sağlık çalışanları, COVID-19 salgını da göz önüne alınarak 2021’de sağlığa ayrılan bütçenin daha da arttırılması gerektiğini belirtti.

2020’de Latin Amerika’nın en çok etkilenen ülkelerinden biri olan Peru’da salgın sonucunda 230’dan fazla doktor öldü. Ülkedeki 4.000’den fazla sağlık profesyoneli uygun bir sigorta kapsa- mı olmadan çalışıyor ve virüs teşhisi konulursa hastalık izni alma hakkına sahip değil.

1 milyar 400 milyon nüfuslu Hindistan’da işçiler ve çiftçiler artan saldırılara, yoksulluğa karşı bir mücadele dalgası başlatmış durumda.

Son yıllarda yüz milyonların katılımıyla dünyanın en kalabalık grevlerinin gerçekleştiği ülkede; fabrika işçilerinden çiftçilere, sağlık çalışanlarından öğretmenlere dek pek çok sektörden işçi ve emekçi özelleştirmelere, sefalet ücretine, kötü çalışma koşullarına “dur!” demek için bir araya geliyor, hakları için mücadele ediyor.

Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) istihdam, ücretlerin artması ve sosyal yardımlar yönünde hükümete ilettikleri talepleri karşılanmayınca ülkenin bir çok bölgesinde bölgesel/kentsel genel grev kararı aldı.

Tunus bölgesel genel grevlere başladı

7

Ocak’ta Gafsa’da hayata geçirilen ilk bölgesel genel grevi 12 Ocak’ta doğu-orta Sfax bölgesi, 26 Ocak’ta Tozeur’da yapılacak genel grev izleyecek. Kasserine bölgesindeki bölgesel genel grev için ise ayrıca tarih belirlenecek

Hali hazırda son on yılın de- neyim ve birikimleri ile birçok

bölge, bu talepler kar- şılanmadığı için böl- gesel genel grevlere başlamıştı. Hükümet,

güneybatı Tataouine bölgesin- de petrol üretimini durduran bölgesel genel grevler sonucu 300 milyon DT(Tunus dinarı) olarak tahmin edilen bir dizi proje uygulanacağını duyur- du. Uzun zamandır sürekliliği

ve sabrı ile ulusal ekonomi- nin girdilerinden olan petrol üretimini durdurarak direnişi örgütlenmesinin kazanım getirmesi bütün bölgelerde mücadele azmini yükseltti.

Kaynak:isyandan.org

Referanslar

Benzer Belgeler

Çoğu posterior boyun bölgesinde sübkutan olarak ortaya çıkmakla birlikte infratemporal fossa, oral kavite, farinks, larinks ve daha seyrek olarak parotis

Sanatçının özel koleksiyonundan derlenmiş yüz­ lerce yağlıboya, suluboya ve deseni içeren toplu ser­ gide kırsal ve kentsel görünümler, günlük yaşam sah­

Tasarı ile mevcut çalışanlar emekliliğe teşvik edilirken PTT personeli, Devlet Memurları Yasası ve diğer yasaların sözle şmeli personel hakkındaki hükümlerine

Do ğanın, dillerin, kültürlerin, halkların çeşitliliği için 2011 genel seçimlerinde Ekoloji Kolektifi olarak Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nu destekliyoruz;

Kot işçileri, Mavi Jeans önünde gerçekleştirdiği eylemde, kaçak atölyelerde gerçekleştirilen "kot kumlama" işinde i şçileri sigortasız ve açlık

Yörsan’da işverenin sendikaya üye oldukları gerekçesiyle hukuksuz bir biçimde işten çıkardığı ve 5 Aralık’tan bu yana karara direnmekte olan işçilerin işe iadeleri

Milas Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Hay- rettin Gönül ve Milas Halk Eğitim Merkezi Müdürü Tu- nahan Bayram, Ülkü Ocakla- rı Spor

Aydın Çakmak, Milli Mücadele Döneminde Giresun’da Yayımlanan Bir Dergi: Işık (1918-1923), Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat