• Sonuç bulunamadı

Gebelikte venöz tromboemboli ve hemşirelik bakımı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Gebelikte venöz tromboemboli ve hemşirelik bakımı"

Copied!
7
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

DERLEME / REVIEW Hemşirelik / Nursing

Gebelikte venöz tromboemboli ve hemşirelik bakımı

Rukiye HÖBEK AKARSU*, Ümran OSKAY**

Geliş tarihi: 24.12.2014 Kabul tarihi: 24.04.2015

*Bozok Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı

**İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı

Yazışma adresi: Araş. Gör. Rukiye Höbek Akarsu, Bozok Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu, Erdoğan Akdağ Kampüsü, Yozgat/Merkez e-mail: [email protected]

GİRİŞ

Venöz tromboemboli, venöz dolaşımda oluşan tüm patolojik trombozların genel adıdır. En sık olarak alt ekstremite derin venlerinde görülür ve derin ven trombozuna (DVT), üst ekstremite, pelvis ve diğer venlerde görüldüğünde ise pulmoner emboliye (PE) neden olabilir. Venöz tromboembolitik olayların

%80’ini DVT, %20’sini PE oluşturmaktadır (1). Venöz tromboemboli pek çok ülkede gebelik ve doğum sonrası dönemin en önemli mortalite ve morbidite ne-

denlerindendir. Gebelerde, tüm maternal mortalitenin yaklaşık %10’una venöz tormboemboli neden olmak- tadır. Venöz tromboemboli insidansı bin doğumda iki, venöz tromboemboliye’ye bağlı ölüm oranı ise yüz bin doğumda bir olarak belirtilmektedir (2).

Gebelikte plazma fibrinojen düzeyi %50 civarında yükselmekte ve bu nedenle gebelik trombojenik özel- liktedir (3,4). Gebelikte koagülasyon faktörlerinin art- masıyla birlikte doğal antikoagülanlar ve fibrinolitik aktivitede azalma olmaktadır. Ayrıca büyüyen uterus nedeniyle venöz dönüşün artması, artmış östrojen ve

ÖZET

Venöz tromboemboli pek çok ülkede gebelik ve doğum sonrası dönemin en önemli mortalite ve morbidite nedenlerinden biridir.

Gebelikte koagülasyon faktörlerinin artmasıyla birlikte doğal an- tikoagülanlar ve fibrinolitik aktivite de azalma olmaktadır. Ayrıca büyüyen uterus nedeniyle venöz dönüşün artması, artmış östrojen ve progesterone nedeniyle oluşan venöz atoni ve mobilizasyo- nun azalması tromboz eğilimi arttıran yeni bir hemostatik denge oluşturmaktadır. Gebe bir kadında derin ven trombozu tanısı için doppler ultrasonografi, kompresyon ultrasonografi veya kontrast venografi; tedavide ise yaygın olarak fraksiyone olmayan hepa- rin ve düşük molekül ağırlıklı heparin kullanılmaktadır. Hemşire- lik bakımında Tromboz Risk Faktörü Tanılama Aracı kullanılarak risk altında olan gebelerin erken tanılanması, fetal ve maternal sağlığın korunmasında, aktivite-egzersiz programının oluşturul- ması, solunum egzersizleri, antiembolik çorap kullanımı, antiko- agülan tedavinin etkileri ve olası komplikasyonları, yaşam biçimi değişiklikleri yer almalıdır.

Anahtar kelimeler: Derin ven trombozu, hemşirelik bakımı, gebelik

SUMMARY

Venous thromboembolism in pregnancy and nursing care Venous thromboembolism is one of the most important causes of mortality and morbidity during pregnancy and the postpar-tum period in many countries. Natural anticoagulants and fibri- nolytic activity are decreased with the increase of coagulation factors in pregnancy. Moreover, increasing venous return caused by the growing uterus, venous atony caused by increasing estro- gen and progesterone levels and tendency to thrombosis caused by the decreased mobilization create a new hemeostatic balan- ce. Doppler ultrasonography, compression ultrasonography or contrast venography are used to diagnose deep vein thrombosis (DVT), Unfractionated heparin (UH, and low-molecular weight heparin (LMWH) have been widely used in the treatment of a pregnant woman. The nursing approaches should include early detection of pregnant women who are under risk by using the Thrombosis Risk Factors Diagnostic Tool, formulation of activity- exercise program, breathing exercises, anti-embolism stocking, determineation of the effects and possible complications of anti- coagulant therapy and lifestyle changes for the protection of the feto maternal health.

Key word: Deep vein thrombosis, nursing care, pregnancy

(2)

progesterone nedeniyle artan venöz atoni ve mobili- zasyonun azalması ile birlikte tromboz eğilimini arttı- ran yeni bir hemostatik denge oluşmaktadır. Meydana gelen hiperkoagülasyon, anneyi doğum ve sonrasında kanamaya karşı korur iken, gebelik ve 6-8 haftalık postpartum dönemde DVT riskini 5-6 kat arttırmak- tadır (3,5-7). Gebelikte DVT sıklığı %0.05-1.8 olup, se- zaryen ile doğum yapan gebelerde bu oran %2.2-3’e kadar yükselmektedir (8).

Venöz tromboemboli riski gebelik boyunca var olmak- la birlikte, üçüncü trimesterde bu risk daha yüksektir.

Venöz tromboemboli riski özellikle doğum sonu dö- nemde gebelik dönemindekinden daha yüksektir (9-11). DVT’nin altında yatan etiyolojik faktörler kısaca

“Virchow triad”ı olarak belirtilen üç temel hazırla- yıcı faktör olarak tanımlanmaktadır. Bu faktörlerden birincisi cerrahi girişimler, intravenöz girişimler, en- dotel yırtıkları, lokal travma veya doğrudan vasküler hasara bağlı ortaya çıkan lokal damar hasarıdır. Cerra- hide anestezi, sempatik sinir sistemini deprese ederek periferal damarlarda dilatasyona bağlı endotel hasarı- na neden olur. Virchow triad’ının ikinci bileşeni olan hiperkoagülasyon, dehidratasyon, pıhtılaşma sorunla- rı veya malign hastalıklara bağlı ortaya çıkmaktadır.

Virchow triad’ının üçüncü bileşeni ise alt ekstremite venlerinde intima hasarı ve yırtıklar oluşturarak trom- büs gelişme riskini artıran venöz stazdır (12,13).

Bu derleme de, gebelikte derin ven trombozunun risk faktörleri, tanı, tedavi ve hemşirelik bakımına ilişkin Türkçe literatürdeki bilgi eksikliğini gidermek ve hemşirelik bakımında güncel verileri aktarmak amaç- lanmıştır.

GEBELİKTE VENÖZ TROMBOEMBOLİ İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ

Trombofilik hastalığı bulunan gebelerin DVT’ye ya- kalanma oranları daha yüksektir. The American Col- lege of Chest Physicians (ACCP) kılavuzuna göre, gebelikte görülen DVT vakalarının hastaların yakla- şık %50’sinde kalıtımsal trombofili bulunmaktadır (9). Yapılan bir çalışmada ise primigravida, sezaryen do-

ğum ve aile öyküsünde DVT olan gebeler DVT açı- sından yüksek riskli olduğu belirtilmektedir (14). Tablo 1’de gebelikte tromboemboli için risk faktörleri yer almaktadır (15-17).

GEBELİKTE VENÖZ TROMBOEMBOLİ BELİRTİLERİ ve KOMPLİKASYONLARI DVT olgularının yaklaşık %90’ı asemptomatik sey- retmekle birlikte, belirtiler venöz tıkanma olduğun- da ortaya çıkmaktadır. Venöz tıkanmanın ilk belir- tisi olan solukluk, yüzeysel tromboflebit geliştikten sonra yerini periferal eriteme bırakır. Sonraki süreçte ise ven tıkanıklığı ve dilatasyonu nedeniyle etkilenen ekstremitede sıcaklık hissi, renk değişimi, düşük de- receli ateş, şişlik, ödem, lokal kızarıklık, hassasiyet ve ağrı gelişir. DVT ağrı genellikle baldır, popliteal fossa, ön uyluk ya da kasık bölgesinde olur (18,19). Ge- belikte binde 0.61 ile 0.13 oranında derin ven trom- bozu alt ekstremitelerde oluşur (20). Ekstremite ağrı- sı özellikle ayağın dorsofleksiyonu ile ortaya çıkar.

Venöz enflamasyonun az olduğu olgularda ağrı çok

Tablo 1. Gebelikte tromboemboli için risk faktörleri.

Zaman Aralığı Önceden var olan

Obstetrik Yeni başlangıçlı / gebelik / lohusalık /

Cerrahi

Faktörler

Önceki venöz tromboemboli Trombofili:

Kalıtsal (Antitrombin eksikliği, Protein C, S eksikliği, Faktör V Leiden, Protrombin gen G20210) Edinsel (antifosfolipid sendromu)

Eşlik eden tıbbi durumlar (örn. kalp ya da akciğer hastalığı, SLE, kanser, enflamatuvar durumlar, ne- frotik sendrom, intravenöz ilaç kullanım) Yaş >35 yıl

Obezite (VKİ >30 kg/m2) (gebelik öncesi veya erken gebelikte)

Parite ≥ 3 Sigara içme

Varis (flebit ile ilişkili, semptomatik, ödem/cilt değişiklikleri) parapleji

Çoğul gebelik, yardımcı üreme tedavisi preeklampsi Sezaryen

Uzamış eylem, müdahaleli doğum Ölü doğum

Preterm doğum transfüzyon gerektiren pospartum kanama

Potansiyel reversibl Hiperemezis, dehidratasyon Over hiperstimülasyon sendromu

Hareketsizlik (≥ 3 gün yatak istirahati)

Sistemik infeksiyon (Antibiyotik veya hastaneye kabul gerektiren örn. pnömoni, piyelonefrit) Postpartum yara infeksiyonu

Uzun mesafeli seyahat (> 4 saat)

(3)

hafif iken, ileofemoral venlerde ileri enflamasyon olgularında ağrı belirgin düzeyde artmaktadır (13). Normalde, DVT %55 oranında sol alt ekstremitede görülürken, gebelerde bu oran %80-90’a çıkmaktadır

(21,11). Bu durumun nedenin sağ iliak arter ve ovarian

arter ile büyümüş uterusun sol iliak vene bası yap- masına bağlı olduğu düşünülmektedir. Gebe olmayan kadınlarda DVT %9 oranında iliyofemoral bölgede gelişirken, gebe DVT’lerde bu oran % 70’dir (21). Ve İliyofemoral DVT’ler kopmaya ve kan yoluyla hare- ket etmeye daha yatkın olmaları nedeniyle PE riskini daha da artırmaktadır (21). DVT’nin en önemli komp- likasyonu PE’dir. PE gelişen olgularda en sık rastla- nan semptomlar dispne, kollaps, taşikardi, hemoptizi, solukluk veya siyanoz solunum sıkıntısı, derin solu- num ve öksürme ile göğüste rahatsızlık hissidir. Bazı hastalarda ayrıca anksiyete, sinirlilik ve/veya bayılma ortaya çıkabilir. Puls oksimetre ile SpO2 sonucu de- ğerlendirildiğinde düşük olduğu görülmektedir (13). GEBELİKTE VENÖZ TROMBOEMBOLİ TANI ve TEDAVİSİ

Gebe bir kadında DVT tanısı için doppler ultrasonog- rafi, kompresyon ultrasonografi veya kontrast venog- rafi kullanmak yararlı olabilir (22,23). PE şüphesi var- lığında ise tanı testleri olarak ventilasyon-perfüzyon dopleri, akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi (BT), pulmoner anjiyografi, göğüs radyografisi kullanılabi- lir (24). Özellikle fetüsün radyasyona duyarlılığının en fazla olduğu 6.-12. haftalar arasındaki gebeliklerde, PE tanısı için seçilecek ilk tanısal testin Manyetik Rezonans (MR) olması uygun olacaktır. Alternatif tanıların değerlendirilmesi için akciğer grafisi çekil- melidir. Akciğer grafisi normal olan olgularda, venti- lasyon sintigrafisi yapılmadan, yarı radyoaktif madde dozu ile yapılacak perfüzyon sintigrafisi tetkiki, pul- moner tromboembolinin görüntülenmesi için uygun ve nisbeten güvenli bir testtir. Akciğer grafisinde sintigrafik sonucu etkileyebilecek (KOAH, amfizem vb) patolojileri olan olgularda ise öncelikle spiral BT anjiografi çekilmesi uygundur. Spiral BT anjiografi- de en önemli sorun fetusun maruz kaldığı radyasyon dozudur. Ancak, yapılan çalışmalarda, fetus koruyucu teknikler kullanılarak ve düşük dozla çekilecek spiral

BT anjiografide, fetusun maruz kaldığı radyasyon do- zunun sintigrafiden daha düşük olduğu gösterilmiştir

(22). Gebelikte radyasyona maruz kalmanın anne ada- yında meme kanseri, fetusta sonraki yıllarda maligni- te, postpartum hipotiroidi ve körlük riski oluşturacağı bilinmeli, olgular bu yönden uyarılmalı, bilgilendiril- meli ve izlenmelidir.

Gebe olmayan hastaların klinik değerlendirilmesinde D-Dimer testi etkili olarak kullanılmaktadır. Fakat gebelik ve postpartum dönemde D-dimer düzeyleri yüksek seyredeceği için DVT değerlendirilmesinde önerilmemektedir (25).

Gebe bir kadında, klinik olarak PE’den kuşkulanıl- dığında, antikoagülan tedavi hemen başlanmalı, ob- jektif testlerle tanı dışlanıncaya kadar bu tedavi sür- dürülmelidir (22). Antikoagülan tedavi gebe olmayan hastalarda DVT için standart tedavi olarak kullanıl- maktadır. Gebelikte de, fraksiyone olmayan heparin (UFH) ve düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) yaygın olarak kullanılmaktadır. DMAH, PE ve akut venöz tromboz tedavisinde UFH kadar güvenli ve etkili olduğu gösterilmiştir. Hızlı antikoagülan etkisi gerektiğinde ise DMAH tercih edilmelidir. UFH ve DMAH ana yan etkisi kanamadır. Kanama dışındaki yan etkilerden olan heparin kaynaklı trombositopeni ve osteoporoz DAMAH’de daha az görülür. Tedavide çabuk etki etmesi istendiğinde başlangıcında antiko- agülan tedavi intravenöz yoldan verilmelidir. Damar içi uygulama daha hızlı etki göstermektedir fakat te- davi edici olarak deri altına uygulama daha güveni- lirdir. Bununla birlikte, damar içi uygulamaya uzun süre devam etmek zordur. DMAH güvenli, etkili ve kullanışlı olmakla birlikte hastalar ayaktan günlük subkutan uygulama ile tedavi edilebilmektedir (23). Antikoagülan tedavi alan hastalar terapötik etkinliğin yanı sıra yan etkiler açısından gözlemlenmelidir. Ka- nama ile ilgili komplikasyonlar klinik olarak değer- lendirilmelidir. UFH, DMAH ve warfarin alan hasta- lar rutin sırasıyla APTT, anti-Xa aktivitesi ve INR ile takip edilmelidir (23). Antikoagülan tedavi sırasında, DVT olasılığına karşı bacak elevasyonu ve varis ço- rabı giydirilmesi de ihmal edilmemelidir (11). Doğum-

(4)

dan 12-24 saat önce heparin kesilmeli, sezaryenden 12 saat, normal vajinal doğumdan ise altı saat sonra kanama yok ise heparin tekrar başlanmalıdır. Doğum sonrası antikoagülan tedavi warfarin ile sürdürülebi- lir (22).

GEBELİKTE VENÖZ TROMBOEMBOLİNİN HEMŞİRELİK YAKLAŞIMI

DVT’nin önlenmesi, erken dönemde tanılanması, tanılama sürecinde fetal ve maternal sağlığın ko- runması, tedavi ve bakım giderlerinin azaltılması ve ortaya çıkabilecek komplikasyonların önlenmesinde hemşirelik bakımı ve eğitimi önemli yere sahiptir.

Hemşireler DVT gelişimini önlemeye yönelik uygun girişimlerin planlanması ve erken dönemden itibaren ayrıntılı tanılama sürecinde önemli rol ve sorumlu- luklar üstlenmektedir (12).

DVT tanılanmasında kullanılmak üzere “Tromboz Risk Faktörü Tanılama Aracı” (Thrombosis Risk Fac- tor Assessment Tool) geliştirilmiştir. Tromboz risk faktörü tanılama aracı ile hastanın demografik özel- likleri (yaş, cinsiyet), sağlık durumu (DVT öyküsü, kardiyovasküler veya kronik pulmoner hastalıklar), dolaşım (yatak istirahati süresi, obezite, bacakta ödem, ülserasyon ve lokal dolaşım stazı), kan damar- larının durumu ve kan pıhtılaşma durumu [hiperkoa- gülasyon, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, gebelik/

postpartum hormon tedavisi] sorgulanmaktadır (13). Özellikle birinci basamakta çalışan hemşireler gebe- nin ilk gebelik tesbitini yaptığı zamanda kapsamlı bir hasta öyküsü alınmalı, fizik muayeneleri ve laboratu- var testleri yapılmalıdır. İlk karşılaşmada alınan öykü ve yapılan testler sonucunca hemşireler ya da diğer sağlık personelleri tarafından DVT için risk altında olan gebelere “ Tromboz Risk Faktörü Tanılama Ara- cı” uygulanabilir ve bu sayede gebelikte DVT’nin er- ken tanılanmasına katkı sağlanabilir.

Hemşireler yüksek risk grubunda olan gebeleri DVT belirti bulguları yönünden izlerken kan testleri ve gö- rüntüleme sonuçlarını da takip etmelidir. Ayrıca tanı koyulabilmesi için yapılacak testler hakkında bilgi- lendirmelidirler. DVT’de tanı testi olarak kullanıla-

cak testlerin neler olduğu, bu testlerden hangilerinin gebelikte kullanımın uygun olduğu konusunda gebe- ler bilgilendirilmelidir ve DVT gelişimini önlemeye yönelik yapılacaklar açıklanmalıdır. Ayrıca hemşire- ler bakım planı süreçlerinden olan fiziksel muayene yaparken gebelerde her iki alt ekstremitede ödem, ağrı, hassasiyet, venöz distansiyon, siyanoz, mental durum kontrolü yapmalıdır (26).

Hemşire DVT tanısı konulan gebenin bakımını plan- larken, (inflamasyon sürecine bağlı) ağrı, (antikoagü- lan tedaviye bağlı) kanama riski, (venöz staz, kanın pıhtılaşma yeteneğinde artmasına bağlı) doku perfüz- yonunda bozulma, (ödem, kızarıklık, sıcaklık, hassa- siyete bağlı) deri bütünlüğünde bozulma, (fetal sağ- lığın bozulacağı ya da fetal kayıp düşüncesine bağlı) anksiyete, (hastalık nedeni, tedavi ve önleme konula- rını bilmemeye bağlı) bilgi eksikliği gibi hemşirelik tanılarını koyabilir. Bakım ise ana hatlarıyla aktıvite- egzersiz programları, doğum sonu erken mobilizas- yon, antiembolitik çorap kullanımı, antikoagülan te- davi, etki ve yan etki ve profilaksisi, yaşam biçimi değişiklikleri oluşturmalıdır (27).

Venöz geri dönüşün desteklenmesi için Range of Mo- tion (ROM) egzersizlerinin uygulanması hemşire ta- rafından yapılmalıdır. Literatürde gebelikte DVT için ROM egzersizleri ile ilgili çalışma bulunmamaktadır.

Ancak, nöroloji yoğun bakımda yatan hastaların ayak ve ayak bileklerine ROM egzersizlerinin yaptırıldığı bir çalışmada, çalışma boyunca yoğun bakımda DVT gelişme oranında anlamlı bir düşüş olduğu ve ROM egzersizlerinin, DVT insidansını azaltmada umut ve- rici bir role sahip olduğu belirtilmektedir (28).

Hemşireler gebelere özel egzersiz-aktivite-dinlenme programı oluşturmalıdır. Aktivite-egzersiz programı kapsamında, alt ekstremitelerde kan dolaşımını hız- landırmaya ve staza bağlı emboli gelişimini önlemeye katkı sağlayan yürüme egzersizlerine yer verilebilir.

Dinlenme sürelerinde ise alt ekstremite elevasyo- nunun sağlanması gerekmektedir. Ayrıca gebelere, solunum sisteminin optimal düzeyde işlevlerini sür- dürmesine katkı sağlayan derin solunum ve öksürme egzersizleri yaptırılmalı ve bu konuda teşvik edilme-

(5)

lidirler. Yaşam biçimi davranışları açısından gebelerin alkol, kafein ve gazlı içecekler kaçınmaları gerektiği söylenerek, bol su içmeleri önerilebilir (26,29).

DVT tedavisinde nonfarmakolojik tedavi olarak an- tiembolik çoraplar, dereceli kompresyon çorapları ve aralıklı pnömatik kompresyon gibi araçlar kulla- nılmaktadır. Bu araçlar kasların damarlar üzerindeki basıncına benzer olarak ayak bileğinden yukarı doğru alt ekstremite boyunca venler üzerinde basınç oluştu- rarak venöz dolaşımı kolaylaştırır (30).

Gebelikte dereceli kompresyon çorapların kullanımı ile ilgili çalışmalar sınırlıdır fakat derin ven trombo- zuna bağlı semptomların giderilmesinde kullanımı önerilmektedir. Akut bacak derin ven trombozu olan gebelerde dereceli kompresyon çoraplarının kullanı- mı semptomları rahatlatmada kullanılabilir (kanıt dü- zeyi III-C) (31).

Gebelikte aralıklı pnömatik kompresyon araçlarının kullanımına ilişkin çalışma yoktur. Fakat kanama, trombositompeni, heparin alerjsi gibi farmakolojik tedavinin olası olmadığı durumlarda aralıklı pnö- matik kompresyonun iyi bir alternatif olduğu belir- tilmektedir. Heparin postpartum kontrendike olduğu durumlarda aralıklı veya sıralı pnömatik kompresyon cihazları kullanılabilir (kanıt düzeyi III-B) (31). Hemşirelerin antikoagülan tedavinin olası kompli- kasyonları olan kanama, trombositopeni ve lokal re- aksiyonların (lokal iritasyon, ağrı, hematom, ekimoz) önlenmesi ve tedavinin etkinliğinin sürdürülmesinde önemli rolleri vardır. Lokal reaksiyonların önlenmesi için hemşire antikoagülanların uygulanması sırasında enjeksiyon bölgesinin seçimine, iğne ve enjektörün boyutuna, deri hazırlığına, enjektörün açısına, hava kilidi tekniğinin uygulanmasına, aspirasyon uygula- ma durumuna, enjeksiyonunun hızına ve enjeksiyon sonrası basınç ve masaj uygulanmamasına dikkat etmelidir (32). Yapılan çalışmalarda antikoagülan ilaç uygulamasının 30 sn sürmesi ve enjektörün 10 sn bekletilip uygulamaya son verilmesi gerektiği öneril- mektedir. Otuz sn süren ilaç uygulamasında 10 sn sü- ren ilaç uygulamasına göre daha az ve küçük morluk,

daha az ağrı ve zedelenme olduğu belirtilmektedir.

Yapılan başka bir çalışmada ise subkutan heparin uy- gulamasının aspirasyon olmaksızın, hava kilidi yön- temi kullanılarak enjeksiyon sonrası iki dakika soğuk uygulama yapılması, morarma oluşumu ve enjeksi- yon ağrısı algısı azalttığı vurgulanmıştır (33-35).

Ayrıca aldığı tedavinin gebelikte ve doğum sonu dö- nemde gidişatı hakkında gebeler bilgilendirilmelidir.

Tedavinin fetal sağlığa etkileri ve yan etkileri hakkın- da gebenin endişeleri giderilmelidir. Gebenin tedavi- ye uyumunun sağlanması için tedaviye aktif katılımı sağlanmalıdır. Ayırıca birey enjeksiyon uygulaması- nı evde devam ettireceği için uygulama yönteminin eğitimi yapılmalı ve geri bildirimler alınmalıdır (12,36). Yapılan bir çalışmada, hastaların yaklaşık 1/3’i sözlü, yazılı, görsel materyal ve araçlarla destekli, uygula- malı ve tartışmalı eğitimler istedikleri belirtilmiştir

(37). Bu nedenle venöz tromboembolizm riski altında olan gebelere verilen eğitimin ve tedavinin etkinliği- ni artırmak için hemşire tarafından VTE’ye yönelik verilen sözlü eğitim yanında yazılı bilgi formları da verilmelidir. Gerektiğinde bilgi alabileceği bir telefon numarası verilerek evde bakımına destek olunabilece- ği söylenmelidir. Gebe ve ailesinin eğitiminde gebe- nin klinik durumu, DVT profilaksisi, antitrombolitik çoraplar, antikoagülan tedavi, yaşam biçimi değişik- likleri ve fiziksel egzersizin önemine değinilmelidir

(12,29,36).

Yüksek riskli grupta olan gebelerin profilaksi teda- visinde hasta ve aile eğitimi önemli rol oynamakta- dır. Gebeler ve aileleri profilaksi tedavisi hakkında bilgilendirilmelidir. DVT profilaksisi doğum sonra- sı özellikle sezaryen doğum sonrası erken dönemde mobilizasyon, ROM egzersizleri, profilaktik amaçlı mekanik (elastik basınçlı çorap kullanımı ve aralıklı pnömatik kompresyon) ve farmakolojik (antikoagü- lan tedavi) uygulamaları kapsamaktadır.

SONUÇ

Hemşireler gebelikte derin ven trombozu geçirme olasılığının gebe olmayanlara göre 5-6 kat fazla ol- duğunun bilincinde olmalıdırlar ve gebelere gebelik

(6)

tesbitinde risk tanılaması yapmalıdırlar. Bu nedenle derin ven trombozunun erken tanılanması, yöneti- mi ve komplikasyonların önlenmesinde hemşirelere önemli sorumluluklar düşmektedir. Gebenin hastalı- ğına ve tedaviye uyumuna katkı sağlayabilmesi için bilgi gereksinimleri karşılanmalıdır. Gebe eğitiminde hastalığın belirti ve bulguları, antikoagülan ilaçların subkutan uygulama becerisi, komplikasyonları, prof- laksisi, nefes egzersizleri, aktivite-dinlenme program- ları, antitrombolitik çorap kullanımı yer almalıdır.

KAYNAKLAR

1. Segal JB, Eng J, Janckes MW, et al. Diagnosis and treat- ment of deep venous thrombosis and pulmonary embolism.

Agency for Healthcare Research and Quality Publication No.

03-E016, 2003:1-169.

2. James AH, Jamison MG, Brancazio LR, et al. Venous thrombo-embolism during pregnancy and the postpartum pe- riod: incidence, riskfactors, and mortality. Am J Obstet Gyne- col 2006;194:1311-1315.

http://dx.doi.org/10.1016/j.ajog.2005.11.008

3. James AH. Prevention and management of venous thrombo- embolism in pregnancy. Am J Med 2007;120:26-34.

http://dx.doi.org/10.1016/j.amjmed.2007.08.011

4. Taşkın L. Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği. 11. Baskı.

Sistem Ofset Matbaacılık, Ankara, 89, 2012.

5. Sucak GT, Sucak A. Gebelik ve hiperkoagülabilite. İç Has- talıkları Dergisi 2001;8(1):40-47.

6. James AH, Tapson VF, Goldhaber SZ. Thrombosis during pregnancy and the postpartum period. Am J Obstet Gynecol 2005;193:216-219.

http://dx.doi.org/10.1016/j.ajog.2004.11.037

7. Melis F, Vandenbrouke JP, Buller HR. Estimates of risk of venous thrombosis during pregnancy and puerperium are not influenced by diagnostic suspicion and referral basis. Am J Obstet Gynecol 2004;191:825-829.

http://dx.doi.org/10.1016/j.ajog.2004.02.004

8. Kafkas S, Kadıköylü G. Gebelik ve kalıtsal trombofili. ADÜ Tıp Fakültesi Dergisi 2006;(2):43-50.

9. Thromboembolism in Pregnancy. The American College of Obstetricians and Gynecologists Women’s Health Care Physicians. No. 3. 2011: 118.

10. James AH. Pregnancy and thrombotic risk. Crit Care Med 2010;38(2 Suppl):57-63.

http://dx.doi.org/10.1097/CCM.0b013e3181c9e2bb

11. Ray JG, Chan WS. Deep vein thrombosis during pregnancy and the puerperium: a meta-analysis of the period of risk and the leg of presentation. Obstet Gynecol Surv 1999;54:265- http://dx.doi.org/10.1097/00006254-199904000-00023271.

12. Beck DM. Venous thromboembolism (VTE) prophylaxis:

implications for medical surgical nurses. Med Surg Nurs 2006;15:282-87.

13. Akın S, Horasan E. Venöz tromboembolizm ve hemşi- relik bakımı. Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi 2008;5(1):7-11.

14. Gader AA, Haggaz AED, Adam I. Epidemiology of deep

venous thrombosis during pregnancy and puerperium in Sudanese women. Vascular Health and Risk Management 2009;5:85-87.

15. Sultan AA, Tata LJ, West J, et al. Risk factors for first venous thromboembolism around pregnancy: a population- based cohort study from the United Kingdom. Blood 2013;121(19):3953-61.

http://dx.doi.org/10.1182/blood-2012-11-469551

16. James AH. Venous Thromboembolism: Mechanisms, Tre- atment, and Public Awareness Venous Thromboembolism in Pregnancy. Arterioscler Thromb Vasc Biol 2009;29:326-331.

http://dx.doi.org/10.1161/ATVBAHA.109.184127

17. Caprini JA. Update on Risk Factors for Venous Thrombo- embolism. The American Journal of Medicine 2005, 3-8.

18. Royal Collage of Obstetricians and Gynaecologists. Tre- atment of venous thrombosis in pregnancy and after birth.

Published in september 2011 https://www.rcog.org.uk/globa- lassets/documents/patients/patient-information-leaflets/preg- nancy/treatment-of-venous-thrombosis-during-pregnancy- and-after-birth.pdf

19. Royal College of Obstetricians and Gynaecologists. The acute management of thrombosis and embolism during preg- nancy and the puerperium. Green-top guideline No. 37b.

2010. https://www.rcog.org.uk/globalassets/documents/gui- delines/gtg37b_230611.pdf

20. Kieregaard A. Incidence and diagnosis of deep vein throm- bosis associated with pregnancy. Acta Obstet Gynecol Scand 1983;62(3):239-43.

http://dx.doi.org/10.3109/00016348309155799

21. Greer IA. Venous thromboembolism and anticoagulant the- rapy in pregnancy. Gend Med 2005;2:10-17.

http://dx.doi.org/10.1016/S1550-8579(05)80060-9

22. Arseven O, Sevinç C, Alataş F, et al. Tromboembolizm Tanı ve Tedavi Uzlaşı Raporu. Türk Toraks Dergisi 2009;(10):46- 23. Che YCA, Dzarr AA, Ismail AA, et al. Anticoagulant the-48.

rapy for deep vein thrombosis (DVT) in pregnancy. Cochrane Database Syst Rev. 2010.

24. Women and Newborn Health Servıce. King Edward Me- morial Hospital, Clinical Guidelines Section B: Guideli- nes Relevant to Obstetrics and Midwifery. Perth Western Australia 2013. http://kemh.health.wa.gov.au/development/

manuals/O&G_guidelines/sectionb/1/b1.1.1.pdf

25. Mclintock C, Brighton T, Chunilal S, et al. Recommendati- ons for the diagnosis and treatment of deep venous thrombo- sis and pulmonary embolism in pregnancy and the postpartum period. Australian and New Zealand Journal of Obstetrics and Gynaecology 2012;52:14-22.

http://dx.doi.org/10.1111/j.1479-828X.2011.01361.x 26. Büyükyılmaz F, Şendir M. Ameliyat sonrası bakımda göz

ardı edilen bir sorun: derin ven trombozu (dvt) riskinin ta- nılanması ve hemşirelik bakımı. Sağlık Bilimleri Dergisi 2014;23(1):48-54.

27. İlhan SE. Hemşirelik Bakım Planları. Alter yayıncılık, Anka- ra, 2007, 809-810.

28. Palamone J1, Brunovsky S, Groth M, et al. ”Tap and twist”:

preventing deep vein thrombosis in neuroscience patients through foot and ankle range-of-motion exercises. Neurosci Nurs 2011;43(6):308-14.

http://dx.doi.org/10.1097/JNN.0b013e318234e9f2

29. Bonner L. The prevention and treatment of deep vein throm- bosis. Nursing Times 2004;100:(29):38–42.

30. NSW Government. Policy directive. Prevention of venous thromboembolism. September 2014. 9-10. http://www0.he-

(7)

alth.nsw.gov.au/policies/pd/2014/pdf/PD2014_032.pdf 31. Chan WS, Rey E, MD, Kent NE. Venous Thromboembo-

lism and Antithrombotic Therapy in Pregnancy. Sogc Clınıcal Practıce Guıdelıne 2014;308:534-536.

32. Kuzu N. Subkütan heparin enjeksiyonu:ekimoz, hematom ve ağrı gelişimi nasıl önlenir? C.Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 1999;3(2):40.

33. Zaybak A, Khorsid L. A study on the effect of the duration of subcutaneous heparin injection on bruising and pain. Jour- nal of Clinical Nursing Volume 2008;17(3):378 385.

34. Akpınar RB, Çelebioğlu A. Effect of injection duration on bruising associated with subcutaneous heparin: A quasi- experimental within-subject design. International Journal of Nursing Studies 2008;45(6):812-817.

http://dx.doi.org/10.1016/j.ijnurstu.2007.02.005

35. Avşar G, Kaşıkçı M. Assessment of four different methods in subcutaneous heparin applications with regard to causing bruise and pain. International Journal of Nursing Practice 2013;19:402-408.

http://dx.doi.org/10.1111/ijn.12079

36. Wallis M, Autar R. Deep vein thrombosis: clinical nursing management. Nurs Stand 2001;15(47):547.

http://dx.doi.org/10.7748/ns2001.01.15.18.47.c2969

37. Öztürk H, Çilingir D, Hintistan S. Hastaların dahiliye ve cerrahi kliniklerinde hemşirelerin yaptığı hasta eğitimlerini değerlendirmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yükse- kokulu Elektronik Dergisi 2011;4(4):153-158.

Referanslar

Benzer Belgeler

Bunun yanı sıra kateter bölgesinin pansumanında el hijyenin uygun bir şekilde sağlanması ve pansuman değiştirilmesi sırasında temiz veya steril eldiven giyilmesi,

(7), bildirdikleri bir olguda subklavian kateterizasyon işlemi sırasında kılavuz tel ilerletilirken minimal bir direnç hissedilmiş ve geri çekilirken takılması,

* Ağrının bireyin yaşam tarzındaki etkisi, * Ağrının birey için olan anlamı, * Ağrının bireyin üzerindeki etkisi, *Ağrının giderilmesi için bireyin geçmişte

Olgu, tekrarlayan venöz ülserleri, mezenterik ven oklüzyon hikayesi, arteriyel ve venöz renkli doppler USG incelemede venöz trombüslerin varlığı, hem fibrinojen düzeyi

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Kliniği tarafından evre 1-2-3 (Tablo 1) meme kanseri tanısı konulan ve cerrahi sonrası nüksü önleme amaçlı

Amaç: Akciğer kanseri olan hastalarda venöz tromboem- boli insidansı tespit edildi, venöz tromboemboli ile kan- serin histopatolojik tiplendirmesi, evresi, tedavisi ve eşlik eden

Faktör V Leiden, protrombin gen mutasyonu, protein C ve protein S eksiklikleri dikkate alındığında ilk VTE olaylarında AT-III eksikliği sıklığı daha düşük olup,

Fistüle ikincil venöz anevrizma erişkinlerde olduğu gibi, gelişebilecek komplikasyonların önlenmesi ve yakınma- ların giderilmesi için erken dönem cerrahi yaklaşımla