• Sonuç bulunamadı

The Use of Suicide Probability Scale in High School and University Students in Turkey

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "The Use of Suicide Probability Scale in High School and University Students in Turkey"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ÖZET

Ýntihar araþtýrmalarýnda ergenlik döneminde intihar, bugün en önemli konulardan biridir. Bu araþtýrmanýn amacý lise ve üniver-site öðrencilerinde intihar olasýlýðýný belirlemektir. Araþtýrma grubu 1400 öðrenciden oluþmuþtur. Lise grubunda 600, üniver-site grubunda 800 öðrenci vardýr. Demografik özellikleri belir-lemek için bir soru formu ve Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði (ÝOÖ) uygu-lanmýþtýr. Öðrencilerin sýnýflarýnda grup uygulamasý yapýlmýþtýr. Lise ve üniversite öðrencilerinin ÝOÖ'den aldýklarý puan oldukça yüksektir. Lise öðrencileri için X: 65.33, üniversite öðrencileri için X: 59.51'dir. Cinsiyet açýsýndan deðerlendirildiðinde her iki grup-ta da erkek öðrencilerin intihar olasýlýðý ölçeðinden aldýklarý ortalama puan kýzlardan daha yüksek olarak saptanmýþtýr. Alt ölçekler açýsýndan deðerlendirildiðinde grubun en yüksek puaný umutsuzluk alt ölçeðinden aldýðý görülmektedir. Elde edilen bul-gular lise ve üniversite öðrencilerinin intihar olasýlýðý açýsýndan risk grubunu oluþturduðunu göstermektedir.

Anahtar Sözcükler: Ergenlik, intihar olasýlýðý ölçeði, intihar fikri.

KLÝNÝK PSÝKÝYATRÝ 2003;6:217-224

SUMMARY

The Use of Suicide Probability Scale in High School and University Students in Turkey

There is a growing concern for identifying individuals at risk for suicidal behaviors. This study aimed to explore the suicide

prob-ability in high school and university students in Turkey. Subjects were 600 high school and 800 university students. The Suicide Probability Scale (SPS) was given to the students in their classes. The mean of the SPS in high school students is 65.33 and uni-versity students is 59.51. The sample scored significantly higher than the Cull and Gill's normative and the Turkish standardiza-tion sample. Also the subscale scores of the groups are higher than the Cull and Gill's normal and inpatient group. Findings suggest the need for additional research regarding the instru-ment's efficacy in distinguishing between normal and suicidal adolescents.

Key Words: Adolescence, suicide probability scale, suicidal ideation.

GÝRÝÞ

Ýntihara etik, felsefi, dinsel, toplumbilimsel, ruhbilim-sel ya da biyolojik bakýþla yaklaþýlabilir. Bütün bu yaklaþýmlarýn paylaþtýðý ana soru hangi etkenlerin, temel amacý yaþamak olan bir canlýnýn, kendi isteði ile yaþamýna son vermesine yol açtýðýdýr. Týp alanýnda çalýþanlar olarak hedeflerimiz intihar davranýþýný erken tanýmak ve önleyebilmek olmalýdýr. Ýntiharýn umutsuzluk, yalnýzlýk, psikosomatik ve psikotik belir-tiler ve depresyonla iliþkileri göz önüne alýndýðýnda intihar olgusu daha da belirginleþmektedir. Ýntihar davranýþýna yönelik risk faktörlerinin saptanmasý yolu ile risk gruplarýnýn belirlenmesine çalýþýlmak-tadýr. Bu risk faktörlerinin belirlenmesi baþarýlý bir koruma programý için ön þarttýr (Freumouw ve ark. 1990).

Olasýlýðýnýn Deðerlendirilmesi

Ayþe Gülsen CEYHUN*, Birsen CEYHUN**

* Uz. Dr., Ankara Üniversitesi Týp Fakültesi Aile Hekimliði Anabilim Dalý, ANKARA

(2)

Ergen intiharlarý, dünyada giderek önemi artan bir halk saðlýðý sorunu olarak kabul edilmektedir. Kuþkusuz, insan için, özellikle de gençler için, intihar sonucu ölüm doðal nedenlerle ölümden çok ayrý ve trajik bir olaydýr. Ergen intihar hýzlarýnda saptanan artýþlar, bu konu üzerinde karamsar yorumlar yapýl-masýna neden olmuþtur. Gençlerin eski yýllardaki yaþýtlarýna kýyasla bugün daha mutsuz olduklan söylenmektedir (Rone 1990). Teknolojik geliþmeler, anababalarýn daha eðitimli olmasý, fizik ve ekonomik koþullarýn iyileþmesi intihardan korunma konusunda bir garanti sayýlmadýðý gibi; alkol ve madde baðým-lýlýðýný, gayrimeþru doðumlarda artýþý, suça eðilim ve saldýrganlýðýn artmasýný beraberinde getirmiþtir. Yaþam kalitesi yükseldikçe ruhsal zorlanmalarýn da kaçýnýlmaz olarak arttýðý öne sürülmüþtür (Lester 1988, Moens ve ark. 1988). Ýntihar 15-24 yaþ grubun-da ölüm nedenleri arasýngrubun-da ikinci sýragrubun-da yer almak-tadýr (Rosenberg ve ark. 1987). Ölümcül olmayan inti-har davranýþý daha da sýk görülmektedir. Ýntiinti-har insi-dansý geç ergenlikte belirgin þekilde artmakta, 20'li yaþlarýn baþýna kadar bu artýþ trendini sürdürmekte-dir (Anderson 2002). Amerika Birleþik Devletleri’nde yapýlan bir araþtýrmada 15-19 yaþ grubunda inti-hardan ölüm 100.000'de 8.2 ile daha genç gruptan 5 kat fazla bulunmuþ, buna karþýn intihar giriþimlerinin 16-18 yaþta en yüksek noktasýna ulaþýp, bu noktadan sonra ani bir düþüþ gösterdiði bildirilmiþtir (Kessler ve ark. 1999). Bu düþüþ eðilimi kadýnlarda daha da belirgindir (Lewinsohn ve ark. 2001). Baþka bir araþ-týrma da lise öðrencilerinin %9'unun intihar giriþi-minde bulunduklarý saptanmýþtýr (Smith ve Crawford 1986). Genç yaþta intihar sýklýðýnýn yüksek olmasý araþtýrmacýlarý intihar olasýlýðýnýn araþtýrýlmasýna yönlendirmiþtir. Ergenlerde intihar öncesi intihara eðilimin konuþulmasýný inceleyen iki araþtýrmada cin-siyet farký bulunamamýþtýr. Önceden var olan intihar davranýþý, kýzlarda erkeklerden daha fazladýr, bu da intihar riskini arttýrmaktadýr (Brent ve ark. 1993, Grøholt ve ark. 1997). Phillips ve arkadaþlarýna göre (1999); göç ve beraberindeki sosyal deðiþimle birlikte aile baðlarý zayýflamakta, bunun sonucunda bireye sosyal destekler azalmakta, aile içi geçimsizlikler ve boþanma oranlarý artmakta, alkol ve madde tüketimi artmaktadýr, göç eden insanlar geçici iþlerde çalýþmak zorunda kalmakta ya da iþsiz kalmakta, farklý gelir gruplarý arasýndaki sosyal ve ekonomik mesafe art-makta, bunun sonucunda bireylerin sosyal ve ekonomik koþullarý ile ilgili memnuniyetsizliði art-makta ve baþta psikiyatrik hastalýklar olmak üzere

saðlýk sorunlarýnýn saðaltým maliyetleri artmakta, sonuçta baþta saðlýk güvencesi olmayanlar olmak üzere, pek çok insan yeterli saðlýk hizmeti alamamak-tadýr. Göçün, alkol ve madde tüketimindeki artýþlarýn, intihar için risk faktörleri olduðunu öne süren çalýþ-malar mevcuttur (Ferrada ve ark. 1995, McClure 2000). Ergenlerin ele alýndýðý çalýþmalarda intihar riskine neden olabilecek deðiþkenler araþtýrýlmýþtýr. Bunlar arkadaþ, anne-baba ya da akrabalarda intihar düþüncesi tehdidi ya da giriþiminin olmasý (Agerbo ve ark. 2002), ebeveynlerden birinin ölmesi ya da ciddi psikiyatrik hastalýðýnýn olmasý, anne- babanýn boþan-masý ya da ayrý yaþaboþan-masý, aile içinde duygusal ya da iletiþim sorunlarýnýn olmasý, kalabalýk aile yapýsý, ya-kýn çevrede stres verici yaþam olaylarýnýn varlýðý, sero-tonin transportunda azalma (Arango ve ark. 2001), depresif bozukluk varlýðý (Shaffer ve ark. 1996), ateþli silahlara ulaþmadaki kolaylýklar, eþcinsel eðilim, cin-sel istismar (Gould 2003) ve fizikcin-sel cezalandýrmadýr. Türkiye'de Ergenleri Temel Alan Ýntihar Araþtýrmalarý Türkiye'de ergenlerde ve genç yetiþkin grupta (15-24 yaþ) tamamlanmýþ intihar oraný gittikçe artmaktadýr. Devlet Ýstatistik Enstitüsü’nün 1996 yýlý verilerinde bu oran 100.000'de 3.5'tur. Türkiye'de tamamlanmýþ inti-harlara iliþkin kayýt tutulmasýna karþýn intihar gi-riþimlerine iliþkin kayýtlar düzenli olarak tutulup bir merkezde toplanmadýðý için gerçek oran bilinmemek-tedir. Sadece çeþitli merkezlerde yapýlan araþtýrmalar mevcuttur. Bunlarda ancak genel bir fikir verebilir. Örneðin; Sayýl ve arkadaþlarý (1993) Ankara'daki tüm acil servislere 1990 yýlý içinde intihar giriþimi ile yapýlan baþvurularý kayýtlardan tarayarak yaptýklarý bir çalýþmada olgular yaþ, cinsiyet, medeni durum, eðitim, meslek, yaþanýlan semt, intihar yöntemi, has-tanenin uyguladýðý terapötik yaklaþým ve intihar zamaný deðiþkenleri açýsýndan incelenmiþtir. Bulgular intihar giriþimlerinin daha çok genç grupta ve kadýn-larda yüksek olduðunu göstermektedir. Yaþ daðýlýmý-na bakýldýðýnda 15-24 yaþ grubunda belirgin yük-selme olduðu görülmektedir.

Türkiye'de sosyodemografik verilerin incelendiði bir çalýþmada ise, cinsiyet daðýlýmýnda erkeklerin ilk sýra-da yer aldýðý, yaþ gruplarýnsýra-da 15-24 yaþ grubunun üçüncü sýrada olduðu görülmektedir (Fidaner ve Fidaner 1987).

Toplumun intihar davranýþýna yaklaþýmý diðer bir önemli etkendir. Bir çalýþmada, Ýsveçli ergenlerin Türk ergenlere göre intihar davranýþýna daha liberal bir yaklaþým sergiledikleri ortaya konmuþtur. Bununla

(3)

birlikte, Türk ergenlerin intihar davranýþýnda bulun-muþ bir akranlarýný Ýsveçli ergenlere göre daha çok kabul ettikleri saptanmýþtýr (Eskin 1995). Ülkemizde, 1974-1998 yýllarý arasýnda, intihar hýzý %100 artarak giderek büyümekte olan bir sorun haline gelmiþtir. Ülkemizde 1950'li yýllardan beri süregelen pazar ekonomisine geçiþ çabalarý, artarak devam eden göç (DÝE 1996), beraberinde hýzlý bir sosyal deðiþim getirmektedir (Altýndað ve ark. 2001).

Ýntihar davranýþýný belirlemek üzere özgün psikolojik testler de kullanýlmýþtýr. Kendra (1979), Exner ve Wylie (1977) ve Neuringer (1974) intihar riskini deðerlendirmede Rorschach kullanýmýný araþtýr-mýþlardýr. Ek olarak MMPI'ýn intihar davranýþýný tanýmlamada kullanýlmasý konusunda (Hathaway ve McKinley 1967) bir çok literatür bulunmaktadýr (Ceyhun 1986, Farberow ve Devries 1967, Leonard 1977). Her ne kadar bu testlerle intihar potansiyeli ile dýþ ölçütler arasýnda bazý korelasyonlar bulunsa da, sonuçlar genelde pek ümit verici deðildir (Clopton ve Jones 1975, Neuringer 1974). Ýntihar olasýlýðý ve eðili-mini ölçmek üzere çeþitli ölçekler geliþtirilmiþtir. Beck ve arkadaþlarý intihar düþüncesi olanlarda intihar eðilimini ölçmek üzere Ýntihar Tasavvuru Ölçeði’ni (SSI) (Beck ve ark. 1979) ve önceden intihar giriþi-minde bulunanlarda kullanýlmak üzere Ýntihar Eðilimi Ölçeði’ni (SIS) (Beck ve ark. 1974) geliþtirmiþlerdir. Bu ölçeklerin dýþýnda Cull ve Gill (1988) tarafýndan geliþtirilen Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði (ÝOÖ) bireyin intihar riski taþýyan tutum ve davranýþlarýný kendisinin bildirimiyle ölçmektedir. Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði yük-sek güvenilirliði olan ve geçerli bir araçtýr (Cull ve Gill 1988). Tüm alt baþlýklar artan intihar riski yönünde puanlanmýþtýr, böylece bir alt baþlýkta özellikle ortaya çýkan yüksek puan, o spesifik klinik boyutta artmýþ risk anlamýna gelmektedir. Bireylerden subjektif deneyimlerini ve geçmiþteki davranýþlarýný dört puan-lýk Likert Ölçeðinde "Hiç ya da çok az zaman" ila "Çoðunlukla ya da her zaman" arasýnda puanlamalarý istenmektedir. Daha detaylý klinik bilgi elde edilme-sine yardýmcý olmak üzere ÝOÖ ayrýca dört alt baþlýk vermektedir: Umutsuzluk, intihar düþüncesi, kendini olumsuz deðerlendirme ve düþmanlýk. Tüm alt baþlýk-lar artan intihar riski yönünde puanlanmýþtýr, böylece bir alt baþlýkta özellikle ortaya çýkan yüksek puan, o spesifik klinik boyutta artmýþ risk anlamýna gelmek-tedir. Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði t puanlarý ve risk (olasýlýk) puanlarý elde etmemize yarayan standart bir ölçektir. Olasýlýk puaný hesaplanmasýnda da rehberlik etmektedir. Ölçek klinik ortamlarda tarama yanýnda,

araþtýrma amaçlý da kullanýlmaktadýr. Ölçeðin ergen toplumunda ölüm anksiyetesi ile korele olduðu da son yýllarda yapýlan çalýþmalarda ortaya konmuþtur (D'Attilio ve Campbell 1990). Ayný zamanda tehlikeli düzeyde potansiyel intihar fikirleri olan kiþileri de doðru olarak tanýmlayabilmektedir (Eisenberg ve ark. 1989).

Türkçe ÝOÖ formu: Bir çalýþmada Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði’nin Ýngilizce formu ruh saðlýðý uzmanlarýnca Türkçe'ye tercüme edilmiþ ve geri tercümesi iki Ýngilizce öðretmeni tarafýndan yapýlmýþtýr. Türkçe ver-siyonunun iç geçerliliði hem tümü, hem de alt ölçekler için hesaplanmýþtýr. Tüm ölçek için alfa katsayýsý nor-mal grupta 0.85 ve alt ölçeklerde de 0.74- 0.79 arasýn-dadýr. Test tekrar- test güvenilirliði 0.98'dir. ÝOÖ için ortalama puan normal populasyonda kadýnlar için 55.54, erkekler için 53.1, depresif grupta kadýnlar için 79.75, erkekler için 76.16 olarak bulunmuþtur (Tuðcu ve ark. 1997).

Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði’nin test- tekrar test güvenilirlik katsayýsý çok yüksektir. Eskin (1992) ÝOÖ'nün Ýsveç versiyonu ile yaptýðý bir çalýþmada test-tekrar test güvenilirliðini .89 bulmuþtur (Aralýk 48.3 gündür). (Eskin 1992). Yine Eskin'in baþka bir çalýþmasýnda ayný katsayý .95 bulunmuþtur (Aralýk 47.8 gündür) (Eskin 1993).

Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði’nin Ýsveç versiyonunda Eskin alfa- katsayýsýný .87 bulmuþtur, Türkçe ÝOÖ ile yapýlan çalýþmada katsayý .89’dur. Ýntihar olasýlýðý ölçeðinin alt ölçekleri de ortadan yükseðe varan alfa katsayýlarý vermiþlerdir. Bu çalýþmada elde edilen alfa katsayýlarý ÝOÖ kitapçýðýnda ve Ýsveççeye tercüme edilen þeklinde elde edilenlerle benzerlik göstermektedir. Katsayýlarýn genel paterni Kendini Olumsuz Deðerlendirme ve Düþmanlýk Alt Ölçeklerinde umutsuzluk ve intihar fikirlerinden daha fazla benzer katsayýlar elde edilme-sidir (Eskin 1993). Yapýlan bu araþtýrmada lise ve üniversite öðrencilerinde intihar olasýlýðýnýn deðer-lendirilmesi amaçlanmýþtýr.

GEREÇ VE YÖNTEM

Denekler: Araþtýrma grubu 1400 öðrenciden oluþ-maktadýr. Gruba Ankara ve Kýrýkkale'de çeþitli okullar-da okuyan lise ve üniversite öðrencileri alýnmýþtýr. Lise grubu 600 kiþidir (356 K, 244 E). Yaþ ortalamasý 16.84'tür.

Üniversite grubu 800 kiþidir (462 K, 338 E). Yaþ orta-lamasý 19.68'dir.

(4)

Araç Gereç: Demografik özellikleri belirlemek amacýy-la oluþturuamacýy-lan bir form ve Ýntihar Oamacýy-lasýlýðý Ölçeði her bireye verilmiþtir. Giriþ bölümünde ölçeðe iliþkin bil-giler verildiði için burada tekrarlanmayacaktýr. Ölçeði vermede gerekli malzemeler kurþun ya da tükenmez kalem ve ÝOÖ Türkçe puanlama formudur. Ýþlem Yolu: Lise ve üniversite öðrencilerine ölçek ders-liklerde verilmiþtir. Örneklem grubu deðerlendirilirken rehber öðretmenler ve üniversite saðlýk kültür ve spor daire baþkanlýklarý ile iþbirliði yapýlmýþtýr. Gönüllülük esas alýnmýþ bunun yaný sýra psikiyatrik herhangi bir sorunu olan denekler araþtýrma kapsamý dýþýnda tutulmuþtur. Her bireye demografik bilgileri içeren bir form ve ÝOÖ verilmiþtir ve kendilerine en uygun geleni iþaretlemeleri istenmiþtir. Verilerin istatistiksel ana-lizinde SPSS 10.0 kullanýlmýþtýr.

BULGULAR VE TARTIÞMA

Grubun demografik özellikleri Tablo 1'de verilmiþtir. Cinsiyet daðýlýmý açýsýndan lise ve üniversite öðrenci-leri arasýnda belirgin bir farklýlýk yoktur. Yaþ daðýlýmý açýsýndan bakýldýðýnda lise öðrencilerinin 17-18 yaþ grubunda (%62.23), üniversite öðrencilerinin ise 18-19 yaþ grubunda (%58.9) yoðunlaþtýðý görülmektedir. Lise grubunun yaþ ortalamasý 16.84, üniversite grubunun yaþ ortalamasý 19.86'dýr.

Grubun Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði’nden aldýðý ortalama, minimum ve maksimum deðerler Tablo 2'de verilmiþtir. Lise ve üniversite öðrenci grubunun intihar olasýlýðý ciddidir (Olasýlýk puaný: 50-74). Lise öðrencilerinin or-talama olasýlýk puaný ( =65.33) üniversite öðrenci-lerinden ( =59.51) daha yüksektir. Cinsiyet açýsýn-dan bakýldýðýnda her iki grupta da erkeklerde intihar olasýlýðý ortalamasý kýzlardan daha yüksektir (Lise grubunda =65.57, üniversite grubunda = 60.27). Bu deðerler Türk toplumu için belirlenen orta-lama puanlardan (55.54) daha yüksektir. Lise ve üniversite öðrencilerinde bu yüksekliðin dikkate alýn-masýnýn gerekli olduðu düþünülmektedir.

Lise ve üniversite öðrencilerinin intihar olasýlýðý ölçeðinden aldýklarý toplam puan Cull ve Gill'in norm grubunun toplam puanýndan ve Tuðcu ve arkadaþlarý (1997) Türk toplumunda normal grup için belirledik-leri ortalama puandan (55.54) yüksektir. Lise ve üniversite öðrencilerinin aldýklarý puanlar Cull ve Gill'in psikiyatrik hastalarýn toplam puanýndan bile daha yüksektir ( =57.4). Bu durumda lise ve üniversite öðrencilerine intihar olasýlýðý açýsýndan

dikkat edilmesi gerekmektedir. Çift yönlü varyans analizinde lise ve üniversite öðrencileri kendi içinde karþýlaþtýrýldýðýnda cinsiyet açýsýndan fark anlamsýz bulunmuþtur (F=1.0, p=0.317).

Grubun Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði alt ölçeklerinden aldýk-larý ortalama puanlar Tablo 3'de verilmiþtir.

Lise grubunda alt ölçekler tek yönlü varyans analizi ile karþýlaþtýrýldýðýnda tüm alt ölçeklerde anlamlýlýk bulunmuþtur (Umutsuzluk F=7.70, p=0.000, Ýntihar fikri F=6.67 p=0.001, Olumsuzluk F=3.09 p=0.046, Düþmanlýk F=13.40 p=0.000). Farký yaratan yaþ gru-bunu araþtýrmak için yapýlan Tukey testinde gru-bunun 17- 18 yaþ grubundan kaynaklandýðý belirlenmiþtir. Üniversite grubu için tek yönlü varyans analizi ile düþmanlýk alt ölçeðinde anlamlýlýk bulunmuþtur (F=4.21, p=0.015). Ayný gruba t-test uygulandýðýnda da olumsuzluk alt ölçeðinde anlamlýlýk vardýr (p=0.000).

Ýki yönlü varyans analizi testinde tüm alt ölçeklerde cinsiyet ve eðitim düzeyi karþýlaþtýrýldýðýnda olumsuz-luk alt ölçeðinde cinsiyet ve eðitimin birlikte et-kileþimde olduklarý (F=44.80, p=0.000) bunun dýþýn-dakilerde eðitim düzeyinin cinsiyetten baðýmsýz olarak etki ettiði görülmektedir.

Lise ve üniversite öðrencilerinin umutsuzluk alt ölçeðinden aldýklarý ortalama puan (Tablo 3) Cull ve Gill'in norm grubunda aldýklarý psikiyatrik yatan hastalarýn puanlarýndan ( =19.4) daha yüksektir. Umutsuzluk alt ölçeði bireyin yaþama iliþkin genel tatminsizliðini ve gelecekten beklentisinin olumsuz olduðunu göstermektedir. Umutsuzluk alt ölçeðinin madde içeriði yalnýzlýk, ümitsizlik, disforik duygudu-rum, içinde bulunulan ortamdan aþýrý bunalma,

X X X X X X

Tablo 1. Demografik özellikler

Lise Üniversite Cinsiyet N % N % Kadýn 356 59 462 58 Erkek 244 40 338 42 Yaþ 15-16 226 37.7 17-18 374 62.23 18-19 471 58.9 20-21 209 26.1 22 ve üstü 120 15

(5)

yaþamýn boþuna olduðunu düþünme ve þartlarý deðiþtirememeyi içermektedir. Lise ve üniversite öðrencilerinin umutsuzluklarýnýn yüksek olmasýna neden olan faktörlerin (örneðin; lise öðrencileri için üniversite giriþ sýnavlarý, üniversite öðrencileri için iþsizlik) araþtýrýlýp, onlara daha iyi olanaklar sunul-masý ülkenin geleceði açýsýndan önemlidir.

Lise öðrencilerinde yaþ grubu ile intihar riski arasýnda varyans analizi bulgularýnda anlamlýlýk belirlenmiþtir (F= 6.67, p=0.001). Düþmanlýk ve yaþ grubu arasýn-da arasýn-da anlamlýlýk saptanmýþtýr (F=13.40, p=0.000). Her iki alt ölçekte de farklýlýðýn 17- 18 yaþ grubundan kaynaklandýðý görülmektedir. Umutsuzluk alt ölçeðinde de varyans analizi sonuçlarý anlamlýdýr (F=7.70, p=0.000). Bu alt ölçekte de farklýlýk 17-18 yaþ grubunda ortaya çýkmaktadýr. Bu yaþ grubunda olan lise öðrencileri ergenlik dönemine özgü sorun-larýn yaný sýra üniversiteye girme hazýrlýðý içindedir ancak üniversiteye girmenin oldukça zor olduðu ülkemizde gençlerin umutsuz olmalarý beklenilen bir durumdur. Tuðcu'nun araþtýrmasýnda da umutsuzluk depresif kiþilerde intihar için önemli bir kriter olarak ortaya çýkmýþ ve bu düzeyin incelenmesi önemle vur-gulanmýþtýr (Tuðcu 1996) Aðýr ders programlarý ve sýnavlarýn lise ve üniversite öðrencilerinde duygusal baský yarattýðý ve performans anksiyetelerini arttýrýcý etki yarattýðý bilinmektedir. Ergen populasyonunun da intihar için bir risk grubu olduðu göz önüne alýnýrsa

akademik çalýþmalar kadar öðrencilerin ruhsal ve sosyal yönden saðlýklý geliþimlerinin de önemli olduðu anlaþýlmaktadýr. Bu nedenlerle öðrencilerin gerilim-lerini azaltýcý, sosyal yöngerilim-lerini geliþtirici ders dýþý etkinlikler bulunmalý ve özendirilmelidir. Okullardaki rehberlik hizmetleri daha aktif hale getirilmeli ve öðrenciler bu alanda bilgilendirilmelidir.

Üniversite öðrencilerinde varyans analizi ÝOÖ alt ölçek puanlarýnda anlamlý farklýlýklar göstermiþtir. Yaþ gruplarýna göre belirgin ana etkiler düþmanlýk (F=4.21, p=0.01) ve umutsuzluk (F=2.07, p=0.1) alt ölçeklerinde ortaya çýkmýþtýr. Cinsiyet ve yaþ grubu birlikte ele alýndýðýnda olumsuzluk alt ölçeðinde belir-gin anlamlýlýk saptanmýþtýr (F=25.15, p=0.000). Erkeklerde ve yaþ grubu 21 ve üstü olanlarda olum-suzluk puaný düþüktür.

Tablo 4, 5, 6 ve 7'de ÝOÖ ve alt ölçekler arasýndaki korelasyonlar lise ve üniversite öðrencilerinde cinsiyet açýsýndan ayrý ayrý verilmiþtir.

Erkek lise öðrencilerinde intihar fikri ile umutsuzluk arasýndaki korelasyon yüksek bulunmuþtur. Bu umut-suzluðun artmasý ile intihar olasýlýðýnýn da yük-seldiðini göstermektedir (Tablo 4).

Kýz lise öðrencilerinde de erkeklerde olduðu gibi umut-suzluk ile intihar fikri arasýndaki korelasyon yüksek bulunmuþtur (Tablo 5).

Tablo 3. Ýntihar Olasýlýðý Alt Ölçekleri’ne iliþkin ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum deðerler

Lise (n=600) Üniversite (n=800) X SD Min. Max. X SD Min. Max.

Umutsuzluk 22.23 7.01 8 46 20.13 6.57 4 46

Ýntihar fikri 15.92 6.02 6 35 14.01 5.42 3 39

Olumsuzluk 13.34 3.60 4 33 12.37 3.72 5 28

Düþmanlýk 14.05 4.12 6 32 13.08 3.56 5 32

Toplam 65.33 16.40 31 145 59.51 15.09 29 144

Tablo 2. Lise ve üniversite öðrencilerinin Ýntihar Olasýlýðý Ölçeði’ne iliþkin ortalama, minimum ve maksimum deðerleri

Lise (n=600) Üniversite (n=800)

X Min. Max. X Min. Max.

Toplam 65.33±0.67 31 144 59.51±0.53 29 144

Kadýn 65.16±0.88 25 140 58.96±0.65 32 121

(6)

Erkek üniversite öðrencilerinde lise öðrencilerinde olduðu gibi umutsuzluk ile intihar fikri arasýndaki korelasyon yüksek bulunmuþtur (Tablo 6).

Kýz üniversite öðrencilerinde de erkek üniversite öðrencileri ve lise öðrencilerinde olduðu gibi

umutsuz-luk ile intihar fikri arasýndaki korelasyon yüksek bulunmuþtur (Tablo 7).

Ýntihara yol açan etkenlerin anlaþýlmasýnýn psikolojik danýþma merkezlerinde, liselerde, üniversitelerin mediko-sosyal merkezlerinde görev yapan personelin Tablo 4. Erkek lise öðrencilerinde ÝOÖ alt ölçeklerinin korelasyonu

Ýntihar Düþmanlýk Olumsuz Umutsuz Toplam

Ýntihar 1.00 0.52 0.30 0.64 0.83

Düþmanlýk 0.52 1.00 0.30 0.57 0.75

Olumsuz 0.30 0.30 1.00 0.32 0.54

Umutsuz 0.64 0.57 0.32 1.00 0.86

Toplam 0.83 0.75 0.54 0.86 1.00

Tablo 5. Kýz lise öðrencilerinde ÝOÖ alt ölçeklerinin korelasyonu

Ýntihar Düþmanlýk Olumsuz Umutsuz Toplam

Ýntihar 1.00 0.74 0.39 0.69 0.86

Düþmanlýk 0.47 1.00 0.31 0.46 0.66

Olumsuz 0.39 0.31 1.00 0.47 0.62

Umutsuz 0.69 0.46 0.47 1.00 0.90

Toplam 0.86 0.66 0.62 0.90 1.00

Tablo 7. Kýz üniversite öðrencilerinde ÝOÖ alt ölçeklerinin korelasyonu

Ýntihar Düþmanlýk Olumsuz Umutsuz Toplam

Ýntihar 1.00 0.47 0.35 0.59 0.80

Düþmanlýk 0.47 1.00 0.31 0.54 0.71

Olumsuz 0.35 0.31 1.00 0.35 0.58

Umutsuz 0.59 0.54 0.35 1.00 0.85

Toplam 0.80 0.71 0.58 0.85 1.00

Tablo 6. Erkek üniversite öðrencilerinde ÝOÖ alt ölçeklerinin korelasyonu

Ýntihar Düþmanlýk Olumsuz Umutsuz Toplam

Ýntihar 1.00 0.50 0.43 0.59 0.82

Düþmanlýk 0.50 1.00 0.43 0.47 0.72

Olumsuz 0.43 0.43 1.00 0.42 0.67

Umutsuz 0.59 0.47 0.42 1.00 0.82

(7)

intihar etme riski olan kiþileri- öðrencileri tarama, saptama ve anlamalarýna yardýmcý olabileceði, böylece önlemlerin alýnmasý, ruhsal tedavilerinin ve psikolojik danýþma çalýþmalarýnýn zamanýnda yapýl-masý ve intihar riskinin azaltýlyapýl-masý yönünden koruyu-cu ruh saðlýðýna yardýmcý olacaðý düþünülmektedir. Eskin'in 1993 yýlýnda Ýsveç ve Türk ergenler üzerinde yaptýðý araþtýrmada Ýsveçte intihar hýzlarýnýn yüksek olmasýna karþýn Türk ergenlerde bu oranýn Ýsveçli akranlarýna göre daha hýzlý bir artýþ gösterdiði bulun-muþtur. (Eskin 1993). Yine ayný araþtýrmacýnýn bir baþka çalýþmasýnda yaþam boyu intihar prevalansý Ýsveçli (%9.4) ve Türk (%10.9) ergenlerde benzer bulunmuþken Türk ergenlerin Ýsveçlilere göre daha yüksek oranda intihar fikirleri ortaya koyduðu göste-rilmiþtir (Eskin 1995a, Eskin 1996). Bir diðer araþtýr-mada Türk ergenlerin %19.2'si, Ýsveçli ergenlerin de %23.1'i son bir yýl içinde kendilerini öldürmeyi düþündükleri belirtilmektedir. Ýntihar fikri her iki grupta da kýzlarda (%31.7) erkeklerden daha yüksek bulunmuþtur (%11.2). Bu araþtýrmada öðrenciler arkadaþlarýnýn ilaçtan çok psikoterapiyle iyileþebile-ceklerine inanmaktadýrlar. Türk öðrenciler Ýsveçli akranlarýna göre intihar eðilimi olan arkadaþlarý ile duygusal bað kurabilmekte, bu alanda sorumluluk alabilmektedir. Hatta arkadaþlarýnýn aileleri ile konuþup, intihar planýný haber vermekte, profesyonel yardým almalarý için destek olabilmektedirler (Eskin 1999). Türkiye'de Özþahin ve arkadaþlarý (1990) GATA Psikiyatri Anabilim Dalý’na intihar giriþimi sonucu baþvuran 54 olguyu inceleyen çalýþmalarýnda denek-lerin çoðunun 15-24 yaþ grubunda yýðýlma gösterdik-leri, yine çoðunun önceden intihar giriþiminde bulun-duðu, neden olarak öne çýkanlarýn ise kiþilerarasý iliþkilerde, iþ ve aile yaþamýnda sorunlar, ekonomik güçlükler olduðu bulunmuþtur. MMPI testinden elde edilen bulgularda ise ego gücünün zayýflýðý ayrýca saldýrganlýk ve öfke yönetmede yetersizlik dikkati çek-mektedir.

Sonuç olarak lise ve üniversite öðrencilerinin araþtýr-ma bulgularýna göre intihar eðilimleri oldukça yük-sektir. Ayrýca bu grupta genel anlamda bir ümitsizlik görülmektedir. Beck ve arkadaþlarý (1974) intihar ile ümitsizlik arasýnda bir korelasyon olduðunu belirt-mektedir. Bireyin geleceðe iliþkin yaþadýðý olumsuz-luklar intiharýn biliþsel bir komponentidir. Ergen inti-har hýzlarýnýn yüksek bulunduðu ülkelerde bu konuda özel eðitim programlarý yapýlmakta ve ergenlik döne-minde ise benlik kavramý ve benlik saygýsýný geliþtirme üzerinde durulmaktadýr (Kessler ve ark. 1989).

Bu yaþ grubundaki intihar oranýnýn yüksek olmasý, ülkemizde yaþanan sosyal deðiþimlere baðlý olarak ortaya çýkan kuþak çatýþmalarý, geleneksel aile yapýsýný sürdürmek isteyen ebeveynler tarafýndan gençlere uygulanan baský ve kýsýtIamalar, gençler arasýnda artan alkol ve madde tüketimi ve gençlerin intiharý bir protesto yöntemi ya da bu yaþantýlardan bir kaçýþ yolu olarak kullanmasý ile açýklanabilir. Ýntihar ülkemizde her geçen gün büyüyen bir halk ve ruh saðlýðý problemi haline gelmektedir, intihar hýzýný düþürmek amacýyla Avrupa'daki örneklerine benzer bir "ulusal intihar önleme programý" geliþtirilmelidir. Bu program üniversiteler ve Saðlýk Bakanlýðý'nýn iþbir-liði içerisinde yürütülmelidir. Birinci basamak ruh saðlýðý hizmetlerinin geliþtirilmesinin yaný sýra kriz merkezleri, telefonla yardým merkezleri yaygýnlaþtýrýl-malý, bu konuda çalýþmak isteyen gönüllü kiþi ve kuruluþlar teþvik edilmelidir.

Yapýlan bu çalýþma da lise ve üniversite öðrencilerinde intihar olasýlýðýnýn deðerlendirilmesinde bir baþlangýç olabilir. Yine de araþtýrma bulgularý dikkate alýnarak öðrencilere liselerde verilen rehberlik hizmetlerinin arttýrýlmasý, üniversitelerin mediko-sosyal merkez-lerinin de zaman zaman öðrencileri üniversitelerde deðerlendirmeleri yararlý olabilir.

Agerbo E, Nordentoft M, Mortensen PB (2002) Familial, psy-chiatric and socioeconomic risk factors for suicide in young people: nested case-control study. BMJ, 325-374.

Altýndað A, Sýr A, Özkan M (2001) Türkiye'de Ýntihar Hýzlarýndaki Deðiþimler (1974- 1998). Psikiyatri, 79-85. Anderson RN (2002) Deaths: Leading causes for 2000. National Vital Statistics Reports 50 (16), Hyattsville. National Center for Health Statistics.

Arango V, Underwood MD, Boldrin M ve ark. (2001) Serotonin I A receptors, serotonin receptor binding and serotonin trans-porter mRNA expression in the brainstem of depressed suicide victims. Neuropsychopharmacology, 25:892-903.

Beck AT, Kovacs M, Weissman A (1979) Assessment of suicidal ideation. The scale for suicidal ideation. J Consult Clin Psychol, 47:343-352.

Beck AT, Schuyler D, Herman I (1974) Development of suicidal KAYNAKLAR

(8)

intent scales. The Prediction of Suicide, Beck AT, Resnik HLP, Lettieri DJ (Ed), Bowie, MD Charles, s.45-58.

Ceyhun B (1986) Ýntihar giriþimi ile kliniðe baþvuranlarda psikolojik test bulgularýnýn araþtýrýlmasý. Yayýnlanmamýþ Doktora Tezi. A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Clopton JR, Jones WC (1975) Use of the MMPI in the prediction of suicide. J Clin Psychol, 31:52-54.

Cull JG, Gill WS (1988) Suicide Probability Scale Manual. Western Psychological Services. Los Angeles, California. D'Attilo JP, Campbell B (1990) Relationship between death anx-iety and suicide potential in an adolescent population. Psychol Rep, 67:975-978.

Eisenberg MG, Hubbaad KM, Epstien D (1989) Efficacy of a suicide detection scale in determining lethality of ideation among hospitalized veterans: A case study. Mil Med, 154:246-249.

Eskin M (1993a) Swedish translations of the Suicide Probability seale, perceived social support from friends and family scales, and the scale for interpersonal behavior: a reli-abilityanalysis. Scand J Psychol, 34:276-281.

Eskin M (1993) Age specific suicide rates and rates of increase, and suicide methods in Sweden and Turkey: a com-parison of the official suicide statistics. Reports from the Department of Psychology, Stockholm University, 772. Eskin M (1993) Reliability of the Turkish Version of the per-ceived social support from friends and family scales, scale for interpersonal behaviour, and suicide probability scale. J Clin Psychol, 49, 4:515-522.

Eskin M (1995) Suicidal behavior as related to social support and assertiveness among Swedish and Turkish high school students: a cross-cultural investigation. J Clin Psychol, 51:158-172.

Eskin M (1996) Cross-cultural gender differences in the psy-chosocial correlates of current adolescent suicidal ideation. J Gender Ellltüre Health, 1:189-205.

Eskin M (1999) Social reactions of Swedish and Turkish ado-lescents to a close friend's suicidal disclosure. Soc Psychiatry Epidemiol, 34:492- 497.

Exner JE, Wylie J (1977) Some rorschach data concerning sui-cide. J Pers Assess, 41:339-348.

Farberow Nl, Devries AG (1967) An item differentiation analy-sis of MMPI's of suicidal neuropsychiatric hospital patients. Psychol Rep, 20:607-617.

Ferrada NM, Asberg M, Ormstad K (1995) Define and undeter-mined forensic diagnosis of suicide among immigrants in Sweden. Acta Psychiatr Scand, 91:130-135.

Fidaner C, Fidaner H (1987) Türkiye'de intihar epidemiyolojisi. XXIII Ulusal Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Kongresi Bilimsel Çalýþmalarý, 308-316.

Fremouw WJ, Perczel M, Ellis TE (1990) Suicide risk: assess-ment and response guidelines. New York, Pergamon Press. Gould M, Greenberg T, Velting DM ve ark. (2003) Youth suicide risk and preventive interventions: a review of the past 10 years. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry, 4:386-402.

Grøholt B, Ekeberg ø, Wichstrøm L, Haldorsen T (1997) Adolescents committing suicide in Norway 1990-1992. Suicide Life Threat Behav, 27:250-263.

Hathaway SR, McKinley JC (1967) The Minnesota Multiphasic Personality Inventory. Minneapolis: un of Minneapolis Press. Kendra JM (1979) Predicting suicide using the Rorschach inkblot test. J Pers Assess, 43:452-456.

Kessler RC, Downey G, Stipp H ve ark. (1989) Network televi-sion news stories about suicide and short term changes in total US suicides. J Nerv Ment Dis, 177:551-555.

Kessler RC, Borges G, Walters EE (1999) Prevalence of and risk factors for lifetime suicide attempts in the National Comorbidity Survey. Arch Gen Psychiatry, 56:617-626. Leonard CV (1977) The MMPI as a suicide predictor J Cons Clin Psychol, 45:367-377.

Lester D (1988) One theory of teen-age suicide. J Sch Health, 58:193-194.

Lewinsohn PM, Rohde P, Seeley JR ve ark. (2001) Gender dif-ferences in suicide attempts from adolescence to young adult-hood. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry, 40:427-434. Maris R (1985) The adolescent suicide program. Suicide Life Threat Behav, 15:91-109.

McClure GMG (2000) Changes in suicide in England and Wales, 1960-1997. Br J Psychiatry, 176:64-67.

Moens FG, Haenen W, Voorde H (1988) Epidemiologic aspects of suicide among the young in selected Auropean Countries. J Epidemiol Community Health, 42:279-285.

Neuringer C (1974) Suicide and the Rorschach: a reuful post-script. J Pers Assess, 38:535-539.

Özþahin ve ark. (1990) Ýntihar giriþimi sonucu 1986 ve 1989 yýllarýnda acil servise baþvuranlar üzerinde karþýlaþtýrmalý bir araþtýrma. XXVI. Ulusal Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Kongre El Kitabý, s.145-151.

Phillips MR, Liu H, Zhang Y (1999) Suicide and Social Change in China. Cult Med Psychiatry, 23:25-50.

Rone HP (1990) Personel reflections: adolescent suicide. Psychiatric Annals, 20:118-119.

Rosenberg ML, Smith JC, Davidson LE ve ark. (1987) The emergence of youth suicide: an epidemiological analysis and public health perspective. Annu Rev Public Health, 8:417-427. Sayýl I, Oral A, Güney S ve ark. (1993) Ankara'da intihar gi-riþimleri üzerine bir çalýþma. Kriz Dergisi 2:56-62.

Shaffer D, Gould MS, Fisher P ve ark. (1996) Psychiatric diag-nosis in child and adolescent suicide. Arch Gen Psychiatry, 53:339-348.

Smith K, Crawford S (1986) Suicidal behavior among "normal" high school students. Suicide Life Threat Behav, 16:313-325. Tuðcu H (1996) Normal ve depresif kiþilerde çeþitli faktörlere göre intihar olasýlýðý. Yayýnlanmamýþ Doktora Tezi. Hacettepe Üniversitesi, Ankara.

Tuðcu H, Palabýyýkoðlu R, Sayýl I (1997) A study of various factors related to suicide probability. XIX Congress For International Association For Suicide Prevention. 23-27 March Adelaide, Australia.

Referanslar

Benzer Belgeler

Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği (ÇÖYÖ) Bernstein ve arkadaşları tarafından 1994 yılında 18 yaşından önceki, örselenme yaşantılarını taramaya

Özet : 2012-2014 Yılları arasındaki TUİK verileri kullanılarak hazırlanan bu çalışma, sanayi ve konutlarda kullanılan doğalgaz ile elektrik tüketiminin istatistiksel

Bölgemizde; yurtiçi ve yurt dışında bu konuda yapılan çalışmalara bakıldığında yaşamı boyunca en az bir kez sigara, alkol ve mad- de kullanım oranlarının düşük

Öğrencilerin kendilerini başarılı, orta ve başarısız görmelerine göre öğrencilerin sosyal mastır, sosyal performans yaklaşım ve sosyal performans kaçınım

Bu rüzgârın kaynağı, Güneş’in çok sıcak olan ve bu nedenle içindeki atomların (+) elektrik yüklü protonlara ve (-) elektrik yüklü elektronlara ayrış- tığı

Malign adneksiyal kitlelerin ay›r›c› tan›s›nda her ne ka- dar preoperatif görüntüleme bulgular› malignite yönünde olsa da klinik olarak tümör markerlar› negatif

mayan inançlar [maladaptive beliefs] (Mitchell ve Krumboltz, 1987), akılcı olmayan beklentiler [irrational expectations] (Liptak, 1989; Nevo, 1987), işlevsel

Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği bölümünde yapılan bir çalışmada öğrencilerinin algıları en yüksek ortalamayla “Sınıfta