Tevfık Fikret
ve
Aşiyanda Kış
Yazarı: Recep Bilginer
B üyü k şair  şiy a n m p en ceresin d en B oğazı sey red iy o r. F ak at acaba h in gi m anzarayı d ü şü n ü yord u ? D en izin m aviliğin d ek i çek ic iliğ i, g ü n eş ışıklarının bu m avilik ü zerin d e oy n a y ışın ı m ı, y o k sa y a şa d ığ ı devrin
v e o devir için d e y u varlan ıp gid en m illetin m anzarasını m ı?
F o to : R ıd v an A li E v re n o s o ğ lu
B
u satırlar, «Aşiyan» da geçen birkaç saatin düşündürdükleri ve il ham ettikleridir.Aşiyan, «Edebiyatı Cedide M ü zesi» olalıberi, Tevfik Fikret’in sık sık hatırlanmasına yaradı. Yoksa sa natın, hâlâ, bir mahalle kahvesi kadar itibar görmediği memleketimizde, Fikret’ in son senelerini geçirdiği Aşiyana kim uğrıyacaktı?
F ik ret son d erece sık ılgan , ç e k in gen bir adam dı. H alinden m ühim bir insan oldu ğunu a n lam ak kabil d eğild i. F akat bir k ere k on u şm ağa başladı m ı, bir denb ire d eğişir, etrafınd akiler! â- d eta sih irleyip kend ine bağlardı.
F o to : R ıd v an  li E v re n o s o ğ lu Müze memurundan öğreniyoruz, ki Fikret’in ve diğer Edebiyatı Cedideci- lerin ziyaretine gelenlerin sayısı, en cö mert ayda bile, birkaç yüzü geçmiyor. Bunlar da yüksek tahsil gençleri ve dünkü nesle mensup olan edebiyatçılar... Fakat, bu umursamayışı, kınamamak. Devrimizin şairlerinin bile, dost selâ mından başka alâka gördükleri yok.
Tevfik Fikret için «Öldükten Son ra, sanat ve fikir değeri üzerinde an çok konuşulan şairimiz» diyebiliriz. Sene de bir gün, üç - beş dostun bir araya gelip, mezarı üzerine bir demet çi çek konulmasındansa bir şair için, e- serleri ve şahsiyeti hakkında fikir yü rütülmesi hayırlıdır.
Rumelihisarına komşu Kayalar me zarlığının yanındaki yoldan, Aşiyan’ın bulunduğu tepeye çıkarken, bunları dü şünüyordum. Serin bir rüzgâr, inşamı* yüzüne sadece selâm verip geçiyordu. Sonra da, bu dik yokuş, üşümek şöy le dursun bir hayli hararet veriyordu. Anlaşılan Fikret'in kalbi kadar, ayak-
90
ları da kuvvetli imiş...
Yokuşun zahmetini, Aşiyandan gö rülen Boğaz ve karşı sahil sırtlarının güzel manzarası hiçe indiriyor. Burada, insan kendini, taş basması resimlerde görülen bir âlemde sanıyor. Göz doyu ran canlı renkler, içe huzur veren ses sizlik.. Bu sessizlik, bir matem sessizli ği gibi ağır ve sıkıcı değil... Ahmet Haşimin tasvir ettiği gibi :
Su değil mevsimin havası afyan Duyduğufi yaprağın, dalın sesidir
Fakat, artık mevsim, tepelere ve ağaçların yapraklarına kadar işlemiş... Boğazın mavi rengi, etrafın solgun ba rısı ile komşuluk ediyor. Yalnız Aşi- yan’da değil «Boğaz» da da tabiat,
yeni bir mevsimin zevklerini müjdeliyor insana... ★
Aşiyan’m kapısından içeri girer girmez, H âm id’e ait hatıraların hava sıyla karşılaşıyoruz. Çünkü, birinci ka tın salonu Abdülhak H âm id Köşesidir. Duvarda O ’nun büyük bir boy fotoğrafı bir Davalaciro heybetile gülümsüyor.
Soldaki küçük odada ise Edebiyatı Cedidecilerin fotoğrafları ve onlara a- it hatıralar var. Burada garip bir şey göze çarpıyor. Yaşayan Edebiyatı C e didecilerin, fotoğraf yerleri boş. Bu fotoğrafların oralara asılması için, sa hiplerinin, fotoğrafları asılı olanların
gittikleri yere gitmeleri bekleniyor. A ^ /n n ’ın ikinci katı, tamamen Fikret’e ait, hatıra ve eşyalarla dolu. Zaten, merhumun, yatak ve çalışma o- daları da bu katta imiş. A ynı yerde duran ve sahibinden ebediyen ayrılmış olan yatağın baş ucunda, Fikretin ölüm döşeğinde alınmış bir resmi göze çar pıyor. O, son nefesini vermiş bile. Göz leri kapalı ama, geniş alnı ve çehre si, uykuda imiş gibi canlı. Gür, uzun bıyıklarının gölgelediği dudaklarında a- cı bir tebessüm donup kalmış. Kendi mısraı, hayatın bu hazin neticesine ait realiteyi ne güzel ifade ediyor :
A nlat İ£İ yalan, hepsi yalan, hepsi yalandır.
Karşı duvarda, T . Fikret’in, yine aynı odanın penceresinden Boğaza ba kan, yağlı boya bir resmi asılı, Boğa za ve karşı sahilin sırlarına hâkim bu lunan bu pencereden Fikret, hâlâ, man zarayı seyrediyor gibi. F akat, acaba, hangi manzarayı? Denizin maviliğinde ki çekiciliği mi, yoksa, güneş ışıklarının bu mavilik üzerinde oynayışını mı?
Fikret, bu gibi şiirler yazmadığına göre, gözleriyle dış manzaraya baksa bile hakikatte, yaşadığı devrin ve o devir içinde yuvarlanıl giden milletin
F ik retin bir başka pozu. Bu sa y fada gördüğü nü z resim ler, b ü yü k şairin ölü m ü n d en 19 gün ev v el çek ilm iştir. F ik ret şek er h astalığınd an m uztaripti. H asta lığı d o la y ısiy le evd en çıkam ı- yord u . Bunlar onu n son resim
leri olm uştu r.
F oto: R ıdvan  li E vren osoğlu F ik retin “  şiy a n ” adın ı verd iği evi R um eli H isarınd a, Boğazın en güzel
y erin d e, h er yeri gören , fak at kend isi p ek az gö rü n en güze! bir köşk , şirin bir yu v a idi. Bugün burası “ m ü ze” olm uştu r.
F o to : M em d u h
---
---F
E
R
D
 ’ d a n
...
sen in
b u g ü n
C e n n e t k a d a r güze] v a ta n ın v ar, şu g ö rd ü ğ ü n
Z ü m rü t bakışlı, inci şeta re tli kızcağ ız
K im d ir b ilir m isin? V a ta n ın ... Ş im di saygısız
Bir g öz b u nazlı çeh rey e - A lla h esirgesin -
K em b ir n a z a la b a k sa tah am m ü l e d e r m isin?
Isteı m isin, şu ak sak alın p â k - ü m u h teşem
P işan e - i v e k a rın a , b ir kirli el dem em ,
H a ttâ y a b a n c ı b ir el u zansın? Şu m ak b eri.
R azı o lu r m usun ta ş a tu tsu n şu serseri?
E lb e t h ay ır; o m a k b e r, o p işanî, - i v a k u r
K utsi b ire r m isâl - i v a ta n d ır., v a ta n g ay u r
İn san ların om u zları ü stü n d e yükselir.
G en çler, b ü tü n ü m id - i v a ta n şim di sîz d e d ir:
H e r şey sizin, v a ta n d a sizin, h e r şeref sizin...
Tevfik Flkref
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi