• Sonuç bulunamadı

Türkiye'nin zor günlerinde sefir-i kebirler:Kennedy 21. doğum gününü Ankara'da kutlamış

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Türkiye'nin zor günlerinde sefir-i kebirler:Kennedy 21. doğum gününü Ankara'da kutlamış"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

• Turgut

Menemencioğlu'nu

en fazla etkileyen

devlet adamı

Başkan Kennedy

olmuş.

Kennedy'ye

suikast haberini

idil Bîret'in

konseri sırasında

almış.

• Menemencioğlu'nu

en fazla etkileyen

olaylardan bîri de,

1957 'de çok

kritik bir dönemde

talimat almak için

geldiği Ankara'dan

eli boş dönmesi.

Çünkü oy

kaygısına düşen

politikacılar

seçim gezisine

çıktıklarından

kimseyle

görüşememiş

- n r .

M

* *

İ P

* * 5* 8

K E N N E D Y

İ l .

21. D O Ğ U M

G Ü N Ü N Ü

l lf4

A N K A R A 'D A

K U T L A M IŞ

O

S

EÇKİN emekli diploma­ tımız Turgut Menemen- cioğiu’nun tanıştığı dev­ let adamlarından en fazla etki­ lendiklerinden biri Başkan Ken­ nedy:

“ Kısa sürede Amerikan top- lumuna dinamizm, gençliğe de idealizm aşıladı. Güç zamanlar­ da, dünyayı Küba krizinde, nük­ leer savaş badiresinden alnının akıyla kurtardı. Ulusal çıkarla­ rından ödün vermeden, küçük düşürmeyerek hasmmın yüzünü kızartmadan.”

A m erik a ’da bü yü k elçilerin

başkana itimatnamelerini sun­ maları, âlâ-yı vâlâsız sadeymiş. Menemencioğlu, Beyaz Saray'a geldiğinde, Amerikan protokolü

öğütlemiş:

“ Aman nutuk atmaya filân kalkışmayın. Güven mektubunu­ zu verin, hemen okur.”

Şöyle bir paragraf başlıkları­ na bakarak içer gibi okuduktan sonra başım kaldıran Kennedy, “ 21. yaş yıldönümümü hiç unut­ mam. Ankara'da kutlamıştım. Babam beni, uğradığım her ülke hakkında kendisine bir rapor ha­ zırlamam şartıyla dünya turuna göndermişti. Ankara'da bir hafta kalarak Türkiye’ yi iyice incele­ miştim. O zamandan beri

Tür-MALKOCOĞLU

0 & V 3

$A T Û $U

A Y H A N B A Ş O Ğ L U <

t

yerinden ktfrkunç bw-

n â n c * u u f e s l d t

a rk a s ın d a n m ış gqQijjia. Şara­

b ı dolu b ir \e&\i havada

Ve...,

Ma

1

Yoçoçhu

ve Ejderin;

O-Haınnin a ira z -ö n u n d e /

ıh la d ı •

9a-Çıloit-,

" '

_ ia n la r durmud.StfSİn

û p o e b a k t | O r l a r d ı ; 4 e a i f 5srs3et-iG |di b u n l a n

kiye’ye özel bir ilgim vardu-, sorunlarınızı yakından bilirim” demiş

Deneyimli diplomalımız, “ Bi­ lirsiniz, Kennedyler çok zengin. Am a Amerikan mantığında beleş kavramı yoktur" dedikten sonra, genç başkanın smkaste kurban gittiğini nasıl, nerede haber aldığı sorumuzu yanıtladı:

— “ Idil Biret ünlü Boston Senfoni Orkestrası'nda bir kon­ ser verecekti. Orkestra önce bir entredüksiyon çaldı. Bitirince, Orkestra vakıf yöneticilerinden şoke olmuş Lodge isimli bir zat, sahneye çıkarak acı haberi verdi. 1.600 dinleyicinin bulunduğu sa­ lon uğultu ile dalgalanınca de­ vam etti: ‘Müzik bir eğlence değildir. Ruh ve kafa gıdasıdır. Konserimize devam edelim. Dile­ yen gidebiliı'.Dinleyicilerin üçte bir kadarı telâşla çıktı. Idil Biret o kasvetli atmosferde Brahms’ ın ikinci piyano konçertosu ile hari- kulâde bir müzik ziyafeti çekti. Bitiminde fuayede Idil Biret'e bir bardak şampanya ikram ettim. Kızcağızın üzüntülü bir şaşkın­ lıkla bana, ‘Nereden bilebilirdim. Keşke siyah bîr tuvalet giysey- dim' dediğini anımsıyorum.

Elbette Amerika allak bullak olmuştu. İdil Biret’ in New York, Washington ve diğer büyük Amerikan kentlerini kapsayacak turnesi yanda kalmıştı.

U m u rsa m a z lık

v u rd u m d u y m a z lık

Menemencioğlu'na göre, Kıb- ns Barış Harekâtı dışında savaşa en fazla, kıyasıya 1957 genel se­ çim kampanyasının Türkiye’yi sağırlaştırdığı sırada yaklaşmı­ şız.

1956'ten itibaren Sovyetler Birliği, Arap dünyasına sızmağa başlamıştır. Karışıklık ve istik­ rarsızlıktan yararlanarak Suri­ ye’yi avucunun içine almıştır. Lazkiye'de bir denizaltı üssü elde etmiştir. Ülkeye silah ve askeri danışm anlar gön derm ek tedir. Kafkaslar ve Trakya’dan sonra Güneydoğu Anadolu’da üçüncü bir cephe açılması ihtimali, Tür­ kiye'nin kulağına kar suyu kaçır­ mıştır. O zaman Dördüncü Ordu daha kurulmamış.

Tutmuşuz, Amerika’nın da desteği ile ürkütme ve caydırma amacıyla Suriye sınırına iki tümen yığmışız. Suriye de sırtını Sovyetler Birliği’ne dayayarak olayı, “ Türkiye bizi tehdit edi­ yor” yaygarasıyla BM Güvenlik Konseyi ne getirmiş, ö n ce inkâr etmişiz. Fakat gerçek maskele- nemeyecek bir biçimde ortaya çıkınca, Ankara’dan gelen tali­ mat üzerine, Başdelegemiz Bü­ yükelçi Seyfullah Esin Güvenlik Konseyi kürsüsünde savunmaya geçmiş:

~ “ Kendi topraklarımızda di­ lediğimizi yaparız. Bağımsız bir ülkeyiz. Kimse karışamaz. Biz orada manevra düzenledik.”

Savunma doyurucu olmamış, Sovyet Başdelegesi Kutznetzov yangına körükle gitmiş:

~ "Çantamda deliller var. Türkiye, Suriye’ye saldıracak. Eğer manevraysa, ne zaman sona erecek, Türkiye açıklasın.”

Küçük ülkeler Sovyet bloku Ue Arap dünyasının safına geç­ miştir. Karşılıklı polemikler, pro­

paganda ve salvolar gırla gidi­ yor. Esas niyetimizin ne olduğu­ nu açıklamamız için bastırıyor­ lar. Menemencioğlu Birleşmiş Milletler’de ikinci adam, müste­ şardır. Ankara’dan sürekli tali­ mat istiyorlar, nafile. Hep aynı cevap geliyor: “ Birinci talimata göre hareket edin.”

Bizimkiler bunalmış, hep aynı sözleri çiklet gibi çiğnerken, ör­ neğin Meksika başdelegesi şöyle konuşuyor:

— "Birleşmiş Milletler böyle bir ilkeyi onaylayamaz. Büyük ülkeler sınıra yığınak yaptığın­ da, küçük komşuların niyetlerini sormak hakkıdır. Büyükler de cevap vermek zorundadır.”

Eleştiriler volkanik bir görü­ nüm almışken, Kruşçef patlıyor:

— “ Füzelerimle Türkiye’yi yerle bir ederim.”

Olay tüm dünya basınında manşetlerde yansıtılırken, bizim gazetelerde satır yok. Türkiye içine kapanmış, başta liderleri­ miz, herkes sandıktan CHP mi, DP mi çıkacak hesabında. M e­ nemencioğlu bıraktığımız yerden sürdürüyor:

— “ Dünya yerinden oynarken Ankara'nın vurdumduymazlığı, gafleti bizi hayretler içinde kıv- randırıyordu. Türkiye savaşın eşiğinde dolaşıyor, umursayan çıkmıyordu. Çaresizlikten Anka­ ra'ya gidip durumun ciddiyetini anlatmam, sökerceslne de olsa yeni talimat almam kararlaştı­ rıldı. 7 saatlik bir pervaneli uçak yolculuğundan sonra bitkin ve yorgun varabildim b a şk en te. Bomboş. Sorumlular oy peşinde, nutuk atmaya yurt sathına da­ ğılmış. Genel Sekreter Melih Esenbel önce Zorlu’ yu aramayı denedi. Çanakkale’ nin bir ilçesin­ deymiş, bulamadık. Menderes de askerî bir uçakla dolaşıyormuş, bağlantı k uranı a d k . Müzakere­ ler devam ettiğinden, eli boş, hemen geri dönmem gerekti.”

M esele kap an ıyo r

Birkaç gün sonra akşam

Ankara’dan "Ç ok gizli. Okun­ duktan sonra yakılacak.” kay- dıyla bir şifre geliyor: “ Manevra­ ya katılan askerlerimiz geri çe­ kilmeye başladı.” “ Okunduktan sonra yakılacak" emri verilmiş ya, Menemencioğlu ertesi sabah “ New York Times” gazetesinin manşetini görünce donakalıyor: “ Türk askerleri çekilmeye başla­ dı. Güneydoğu ya uıaşan yollar toz duman içinde.”

“ Elbette” diyor Menemenci­ oğlu, “ Koskoca iki tümeni nere­ ye gizleyeceksin? ‘New York Times’ muhabiri herhalde olay yerine gitmiştir.” Meselenin na­ sıl kapandığını Menemencioğlu’ - ııun ağzından dinleyelim:

— “ Aynı gün Mısır misyo­ nunda, Birleşik Arap Cumhuri­ yetinin kuruluşu nedeniyle bir resepsiyona davetliydik. Sarper çekindi, ‘Sen yalnız g it’ dedi. İkinci adamlığın sevimsiz aim yazısıdır bu. 6-7 Eylül’ ün ertesi günü de Sarper, Yunan m isyo­ nundaki resepsiyona gitmekten çekinmiş, beni göndermişti. Y u­ nan başdelegesi Palamas’ a,

‘Ya-hu abartıyorsunuz deyip alttan almıştım.

Herkesin gözleri üzerimde. Mısır başdelegesi buz gibi karşı­ ladı. Sordu: ‘Suriye ile birleşme­ mizi nasıl karşılıyorsunuz?’ Ce­ vapladım: ‘Resmî talimat alma­ dık ama, peşinen ifade edebilirim ki, Türkiye ancak memnuniyet duyar. Türkiye’nin tek kaygısı, Sovyetlerin Suriye’ deki karışık­ lıktan yararlanmasıydı. Şimdi Suriye, sizin gibi bir ağabeyin kanadı altında istikrara kavuşa­ caktır. İşte mesel« böyle kapan­ mıştı.”

“ Sarper” ismi başka bir olayı hatırlattı Menemencioğlu’na:

— “ BM ’ deki gerginlik, sinir düzenini felce uğratır insanın. Dişgıcırtılı öfkeden birden kah­ kahaya atlarsınız bazen. N ATO’ - ya girişimiz nedeniyle Sovyet Başdelegesi Vişinski Genel Ku- rul’ da veryansın etti Türkiye’ye. Bizim başdelege Selim Sarper de ağır bir soğuk harp edebiyatıyla mukabele etti. B M ’ de simültane çevirilerin dinlendiği kulaklıklar

vardır delegelerde. Sarper Odes- sa başkonsolosluğu ve Moskova büyükelçiliği yaptığından az bu­ çuk Rusça bilirdi. Vişinski tekrar söz alarak, ‘Türk başdelegesinin söyledikleri ancak bir paranoya­ k lı ağzından çıkabilir’ deyince, Sarper kulaklığını çıkararak kol­ tuğundan fırladı ve Rusça olarak haykırdı: ‘ Paranoyak sensin ve Kremlin’deki âmirlerindir’ . Vi­

şinski de kulaklığını çıkararak bastı kahkahayı. Meğer Sar­ per’ in bozuk Rusça’sına gülüyor- muş. Sarper dahil tüm delegeler kahkahaya boğuldu. Böylelikle mesele bir dostluk havası içinde bitti."

r-YARIN:—

---FUAT BAYRAMOĞLU

BREJN EV’E TÜRKLERt SEVDİREN B A K K A L SÜ LEYM AN EFEND İYİ AN LA TA C A K

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

Bu çalışmada; inşaat sektörünün alt kollarından biri olarak görülen madencilikte (mermer) atık/artık malzemelerin geri dönüştürülmesi süreci irdelenerek

A nesteziden sonra bilincin yerine gelmesi temel olarak, anestetiğin vücuttan uzaklaştırılması ve beyindeki elektriksel etkinliğin giderek anestezi öncesindeki haline gelmesi

Ekip şimdi çok daha zehirli yılan türlerine karşı aynı yöntemin daha ileri bir uygulamasını denemeye ha- zırlanıyor.. Tasarladıkları zehir genle- rini,

İstanbul'da yaşayan Tokatlılar, Yeşilırmak Tozanlı çayı üzerinde yapılmak istenen 5 HES projesine karşı Taksim'de yürüyü ş düzenledi.Yeşilırmak Tozanlı

Kanında kurşun yüksek çıkan işçiler Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde bazen birkaç hafta, bazen birkaç ay tedavi görüyor, sonra yine işbaşı yapıyor.. Kurşun bir

savunurken, TOKİ ise hazırladığı raporda &#34;plan notu değişikliğinin Gül-Keleşoğlu konsorsiyumunun satın aldığı parseller için geçerliyken Bahçe şehir

-DIktAn/-DUktAn sonra zarf-fiili görünüş açısından daima bitmişlik, sınırlama açısından bir zaman noktasını ve sıralama ilişkisi açısından öncelik