• Sonuç bulunamadı

XVII nci asırda Rumelihisarında [Rumeli Hisarında] bir Mevlevi nakkaşının yalısı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "XVII nci asırda Rumelihisarında [Rumeli Hisarında] bir Mevlevi nakkaşının yalısı"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TARİHTEN SAHİFELER

E R ]

IL g » J

9 JS W

XVII nci asırda RulîeîijHsarında bir

Mevlevi nakkaşının yaîisf

Halûk Y. ŞefimVfiröflo

Evliya Çelebl'nln Boğaziçi )nyıla­

rında dolaştığı yıllarda Rumelihlsar’ı mamür bir köymüş. Evliya, kalenin tarihine bir rahip efsaneslle başlar W sonra, hüyülten üslûblyle köyü, mahalleleri ve dükkAnlarlle anlatır.

«Bu şehrin önünden cereyan eden Şeytan akıntısı gayet şiddetli akar, göz kırpması İçinde bir gemiyi K an ­ dilli burnuna kadar »ürer, götürür. Bu akıntı kenarında Dizdar Hacı İsa, Kara Haşan, Narhçı Haşan etendi, Koska fırıncısı Mehmet efendi, Top- kapılı Mehmet ağa, Hezarpare Ah­ met paşa yalıları vardır...»

Akıntılar gemileri ve zaman h atı­ raları sürmüş götürmüş. Çelebl’nln dolaştığı günlerden bir müddet sonra, nıhi tasavvufun ve sanatın heyeean- larile dolu bir derviş Boğaz’ın bu en güzel noktasında durmuş.

Bir yanda şehri fetheden kahram a­ nın kurduğu kalenin burçlarını, bir yanda ayaklarının altından çeşitli maviliklerle akan denizi seyretmiş. Karşısında pembe, mor gölgelerle birbirine yaslanmış Anadolu tepeleri­ ne dalmış, şiir söylediği ve belki ney üflediği kadar plân ve resim yapma­ sını da biliyormuş.

Bir büyük vect İçinde üzerinde durduğu buruna en uygun mimariyi düşünmüş. Ve bir gün «nukuşu gûna gün İle takı revakını» kendi eliyle resmeyledlğl sahllhaneslnl kurmuş.

Beyaz Hisar duvarlarının huzur ve emniyet veren gölgesinde mavi de­ nizin üzerine taşan bu alçak, aşı bo­ yalı sahilhane, devrinde «meşhuru rüzigâr» olmuş ve dervişin namına, mensup olarak o mahalle de «Fenni burnu» denmiş.

X V II nel yüzyıl Türk yapısının ken­ di karakterini muhafaza ederek geliş­ tiği. güzelleştiği bir asırdır. Bu asırda Boğaziçi kıyılan ferah Türk evinin ruhlara sükûnet ve aydınlık veren hendesesile bezenmişti.

Fenni Mehmet efendi, bu mimari­ nin İç tezyinatlle o vakte kadar bizde az kullanılmış yeni bir tarz getiriyor­ du. Enderun mektebine mensup sa­ natkârlardan fresk tahsil eden Fenni Dede yalısının duvarlan gayet güzel, resimlerle, nakışlarla süslendi.

Güzel sanattan seven bir millet olan Türkler, her vakit evlerinin İçini zevke uygun olarak tertlbettller. Oda tezyinatında çini, nakış daha evvel de kullanılıyordu. Kanunl’nln yaptır­ dığı, Boğaziçlndekl İncir köy kasnnın pencere kapaklan ve İç tezyinatı açık renk resimlerle, nakışlarla süslen­ mişti. Yine bu asırda Sütlüce'dekl Bektaşi tekkesinin duvarlarına da nakışlar ve tasvirler yapılmıştı.

XVH nci asır Türk resminde ise yeni şöhretler doğdu portreellikte Mlskâll ve (Kameti dildarı tahrir eylese fllhal reftar kılan ve sureti zlybayı nakşeylese bülbül var her taraftan hezar ah Uzar olan) Tiryaki Osman Çelebi meşhurdular.

Naml Dede tablatten resimler çizi­ yordu. Nakkaş Ahmet, Mevlevi B eh- zat, Fasih Dede - bu asrın tanınmış ressamlan arasında yer alıyordu.

Besim sanatinln revaçta olduğu muhitlerden biri de Mevlevlhanelerdi. Rinada güzel sanatların her

şubesln-badlerden Fasıl Ahmet paşanın zafer

haberleri esliyordu.

Avcı Sultan Mehmet, Boğaziçi ko­ rularında avlanıyor, saltanat kayığı İle bazon Boğaz’da, bazan da M anda- rada deniz gezintileri yapıyor. Sandal yarışları tertipletiyordu.

İstavroz bahçelerinde kiraz âlem­ leri, Üsküdar sarayında «evk ve safa meclisleri devam ediyor, «müsahibi padişahı» Fenni efendi:

(Meşhur meseledir âşıkı çok naz usandırır) Mısarlle başlayan gazellerini söylü­ yordu.

Belki padişah, bir yaz İkindisinde, sulardan kırlangıç hızlyle seğirten tebdil kayığlyle, lstavruz bahçelerin­ den kalkıp musahibinin «Meşhuru

i

ruzlgâ» olan »ahllhaneslns gelmiştir. Belki orada, duvar ve tavan nakışla­ rı, boğazın mavi aydmlığlyle ışıldı- yan oymalı vs havuzlu bir salonda gaz fasılları yapılmış, neyler üflen- I mlş, şiirler okunmuştur. j Ve zafer haberleriyle gönüllerin : şâd olduğu bugünlerden birinde « K a- j manice kalesinin» almdığını duyan | Fenni Mehmet efendi,

(Yıkıp bin seksen üçta aidi elden j Kamanlce mülkünü Sultan Mehmet) 1 Tarihini, belki bu yalıda hazırlayıp £ padişaha takdim etmişti. 3 Fâkat İyi günler çabuk geçti. Fazıl 1 Ahmet paşa genç yaşında ölmüş »a- ( darete mağrur Merzifonlu getirilm iş- « tl. 1682 de Avusturyayla harb başla- , dı. B ir yıl sonra Viyana muhasara

]

edilmiş ve bunu büyük mağlûbiyetler , taklbetmlştl.

IV üncü Mehmet saltanatının son yıllarını yaşıyordu. Eski şevk kalma­ mıştı. Fenni Dede artık günlerinin çoğunu Beşiktaş mevlevlhaneslnde i İbadetle geçirir olmuştu. 1685 - 1897 de tekkenin tamirine söylediği tarihle ruhunun İbadete olan İhtiyacını be­ lirtiyordu:

(Yazdı bu mısraı paklzeyi levh-ı cana gelelim tekyeslne sıdklle Mevlânanın) Bundan İki yıl sonra IV. Mehmet j hal’edlldl.

IH.

Süleyman,

n.

Ahmet, II. M ustafa kısa fâsılalarla saltanat ' sürüp ölmüş ve nihayet

m .

Ahmet '

tahta çıkmışta. ı

Fenni Mehmet efendi, debdebele­ rin, şanların yalancılığını, bütün fâni , İkballerin hiç olduğunu gördü. Arka- , sında kalan şa’şaalı hayatı unutup, bir ışıman Konyaya mevlevihaney# çekildi. Hâmisi ölmüş, lşünûş mec­ lislerinin dostları dağılmıştı.

Bir müddet sonra tekrar İstanbula Rumclihisarındakl yalısına döndü. 1 Fakat (mizacı piranelerine İnhiraf tftrl) olmuştu. Buna rağmen ruh İçin en büyük lezzetin ve tesellinin sanat olduğuna inandı. Tekrar reslme baş­ ladı, şiir yazdı ve bahçesinde renk renk çiçekler yetiştiriri.

Rlnd şair dünyayı ve İnsanları öm­ rünün son yıllarında anlamıştı. Ken­ di başına Boğaziçi »ularına karşı oturduğu saatlerde;

(Asûdellk İster isen derviş meşreb ol Dünyada derdi gayreti akran olan çeker) Diyordu.

Gözleri bütün hakikatlere açılmış, bütün güzellikleri ve acıları görmüş- ı

(2)

rnuvrı «uııııuş gü turm uş. >*<cİ Ku i u i h dolaştığı günlerden bir müddet sonra, ruhi tasavrufun Te sanatın heyecan- larile dolu bir derviş Boğaz’ın bu en giirel noktasında durmuş.

Bir yanda şehri fetheden kahram a­ nın kurduğu kalenin burçlarını, bir yanda ayaklarının altından çeşitli maviliklerle akan denizi seyretmiş. Karşısında pembe, mor gölgelerle birbirine yaslanmış Anadolu tepeleri­ ne dalmış, şiir söylediği ve belki ney Bilediği kadar plân ve resim yapma­ sını da biliyormuş.

Bir büyük vect İçinde ftaerlnde durduğu buruna en uygun mimariyi düşünmüş. Ve bir gün «mıkuşu gûna gün ile takı revakım» kendi eliyls resmeyledlğl sahllhanesinl kurmuş.

Beyaz Hisar duvarlarının huşur ve emniyet veren gölgesinde mavi de­ nizin üzerine taşan bu alçak, aşı bo­ yalı sahllhane, devrinde «meşhuru rûzlgâr» olmuş ve dervişin namına, mensup olarak o mahalle de «Fenni burnu» denmiş.

X V II n d yüzyıl Türk yapısının ken­ di karakterini muhafaza ederek geliş­ tiği, güzelleştiği bir asırdır. Bu asırda Boğaziçi kıyılan ferah Türk evinin ruhlara sükûnet ve aydınlık veren hendesesile bezenmişti.

Fenni Mehmet efendi, bu mimari­ nin iç tezyinatile o vakte kadar bizde az kullanılmış yeni bir tarz getiriyor­ du. Enderun mektebine mensup sa­ natkârlardan fresk tahsil eden Fenni Dede yalısının duvarları gayet güzel, resimlerle, nakışlarla süslendi.

Güzel sanatları seven bir millet olan Tllrkler, her vakit evlerinin İçini zevke uygun olarak tertibettller. Oda tezyinatında çini, nakış daha evvel de kullanılıyordu. Kanunl’nln yaptır­ dığı, Boğazlçlndekl İncir köy kasrının pencere kapaklan ve İç tezyinatı açık renk resimlerle, nakışlarla süslen­ mişti. Tine bu asırda Sütlüce’dekl Bektaşi tekkesinin duvarlarına da nakışlar ve tasvirler yapılmışta.

xvn

n d asır Türk resminde İse yeni şöhretler doğdu portrecillkte Mlsk&ll ve (Kameti dlldan tahrir eylcse filhal reftar kılan ve sureti zlybayı nakşeylese bülbül var her taraftan hezar ahüzar olan) Tiryaki Osman Çelebi meşhurdular.

Naml Dede tablatten resimler çizi­ yordu. Nakkaş Ahmet, Mevlevi B eh - zat, Fasih Dede bu asrın tanınmış ressamları arasında yer alıyordu.

B U U U U H U K iA A « » U jfc iV --- * ,

tebdil kayıftlyla, lstavrua bahçelerin­ den kalkıp musahibinin «Meşhuru ruzlgâ» olan sahllhaneslne gelmiştir. Belki orada, duvar ve tavan nakışla­ rı, boğazın mavi aydınlığiyle ışıldı- yan oymalı ve havuzlu bir salonda saz fasılları yapılmış, neyler üflen­ miş, şiirler okunmuştur.

Ve zafer haberleriyle gönüllerin ş&d olduğu bugünlerden birinde «K a- manice kalesinin» alındığını duyan Fennî Mehmet efendi,

(Tlkıp bin seksen üçte aldı elden Kamanlce mülkünü Sultan Mehmet)

Tarihini, belki bu yalıda hazırlayıp padişaha takdim etmişti.

FAkat İyi günler çabuk geçti. Fazıl Ahmet paşa genç yaşında ölmüş sa­ darete mağrur Merzifonlu getirilmiş­ ti. 1682 de Avusturyayla harb başla­ dı. B ir yıl sonra Viyana muhasara edilmiş ve bunu büyük mağlûbiyetler taklbetmlştL

IV üncü Mehmet saltanatının son yıllarını yaşıyordu. Eski şevk kalma­ mışta. Fenni Dede artık günlerinin çoğunu Beşiktaş mevlevlhaneslnde İbadetle geçirir olmuştu. 1685 - 1097 de tekkenin tamirine söylediği tarihle ruhunun İbadete olan İhtiyacını be­ lirtiyordu:

(Yazdı bu mısraı paklzeyl levh-l cana gelelim tekyasins sıdklle Mevlânanın)

Bundan İki yıl sonra IV. Mehmet hal’edlldl. IH. Süleyman, H. Ahmet, H. Mustafa kısa fâsılalarla saltanat sürüp ölmüş ve nihayet HI. Ahmet tahta çıkmışta.

Fenni Mehmet efendi, debdebele­ rin, şanların yalancılığını, bütün fâni İkballerin Mç olduğunu gördü. Arka­ cında kalan şa’şaalı hayata unutup, bir zaman Kimyaya mevlevihaneye çekildi. Hâmisi ölmüş, lşünûş mec­ lislerinin dostlan dağılmıştı.

B ir müddet sonra tekrar İstanbula Rumellhisanndakl yalısına döndü. Fakat (mizacı plranelerine İnhiraf târi) olmuştu. Buna rağmen ruh İçin en büyük lezzetin ve tesellinin sanat olduğuna İnandı. Tekrar reslme baş­ ladı, şiir yazdı ve bahçesinde renk renk çiçekler yetlştlrttl.

Rlnd şair dünyayı ve İnsanları öm­ rünün son yıllarında anlamıştı. Ken­ di başına Boğaziçi sularına karşı oturduğu saatlerde;

(Asüdelik İster İsen derviş meşreb ol Dünyada derdi gayreti akran olan

çeker) Resim sanatlnin revaçta olduğu

muhitlerden biri de Mevlevlhanelerdi. Burada güzel sanatların her şubesin­ de muktedir sanatkârlar yetişiyordu. Mevlevi olan Fenni Mehmet Dede, şiirde olduğu kadar, resim ve mima­ ride de mahir oldu.

Fenni, Sadrâzam Ayaş paşanın to- runlanndandı. Adem Dedeye İntisap ederek derviş olmuş. Köprülü- zade Fazıl Ahmet paşaya takdim et­ tiği kaside onun Sadrâzam ve TV ün­ cü Mehmet tarafından tanınmasını temin etmişti,

Bu kaside He İkbali parladı. Evvelâ cizye kâtibi ve sonra «musahibi padişah!» oldu. Padişah meclislerinde, ( sözüyle, sohbetlle ve sanatı Us »evi- . len Fenni Mehmet efendi devrin ta ­ nınmış mümtaz simalarından biri

haline gelmişti. ;

İstanbul tekrar refahlı ve zevkli günlerini yaşamaya başlamışta. Ser- 1

Diyordu.

Gözleri bütün hakikatlere açılmış, bütün güzellikleri ve acıları görmüş­ tü.

Sanatkâr mevlevl dervişi, 1715 yı­ lının bir akşamında Boğazlçlnln eş­ siz renklerine, yalısınm ışıklı nakış­ larına dalan gözlerini, büyük bir kalb rahatlığiyle son uykusuna kapattı.

Kontrakt • Plalon Deklarasyon »e oyun

Yazan: Nazım Der san

230 3&hlfe 150 kuruş

Satış yeri: Akşam idarehanesi

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Bizim çalışmamızda da bu çalışmada elde edilen sonuçlarla uyumlu olarak benzer şekilde en genç yaş grubunu oluşturan yenidoğan (0-12 ay) grubundan, en büyük yaş

Anahtar sözcükler: Allerjik rinit, Allerjen, Deri prik testi Keywords: Allergic rhinitis, allergen, skin prick test.. Geliş tarihi: 20 / 12 / 2018 Kabul tarihi: 22 / 03

Sentezlenen 5-hidroksi-3-(4-nitrofenil)-1-(p-tolil)-1H-pirazol bileşiğinin 1 H-NMR spektrumu (Şekil 4.6) DMSO-d 6 içerisinde alınmıştır ve elde edilen spektrumda

Gebelikte bulantı-kusmanın sosyal yaşantıyı etkileme durumu ile Beck anksiyete ölçek puan ortalamaları incelendiğinde; gebelikte bulantı- kusmanın sosyal

sayan Nubar Gülbenkyan bir eğlence tertiplediği z8- man “ Göbek dansı» için oryantal dansözleri grup halinde uçakla İstanbul’dan Londra’ya taşıtmayı da

Uluslararası İstanbul Bienali, Urart Sanat Galerisi, &#34;Apokalips&#34; sergisi.. Tem Sanat Galerisi, kişisel

Üçüncü adımda sihirbaz 5 ve 6 numaralı altınları ha- vuza atsın; deniz kızı da dalıp 3 numaralı altını bulup sihirbaza iade et- sin.. Böylece oyun sonsuza kadar

ELİF NACİ'YLE SANAYİ-1 NEFİSE'DE — Mahmut Cüda (solda), geçen yıl Elif Naci'yle birlikte Sanayi-i Nefise'nin şimdi Kız Meslek Lisesi olarak kullanılan binasını