• Sonuç bulunamadı

Vakıf Yüksek Öğretim Kurumu

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Vakıf Yüksek Öğretim Kurumu"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

VAKJF YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU

V

akıf üniversite bizler için yeni bir ko­ nu değildir. Türk-İslâm tarihinde ilk defa kurulmuş bu m ü e s s e s e l e r 1000 yıllık tarihimiz boyunca hizmet vermişlerdir. Dün­ yanın ilk vakıf üniversitesi olarak kabul edilen Bağdat'taki Nizamiye Medresesi 1067 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan tarafın­ dan kurulmuştur. Bundan sonra Türk - İs­ lâm tarihi boyunca sultanlar, vezirler, bey­ ler, hatta sultan hanımlar tarafından kuru­ lan bu medreseler hep vakıf m ü e s s e s e l e r ­ dir.

jlk defa Bağdat'ta kurulan bu vakıf medreseden sonra Isfahan, Rey, Nişabur, Merv, Belh, Herat, Basra, Musul gibi şehir­ lerde de kurulmuştur. Bunlara «Nizamiye Medreseleri» adı verilmiştir. Bu medrese­ lerde ilim adamlarına ve ö ğ r e n c i l e r e m a a ş verilmiş ve teşvik a m a c ı y l a 100 - 500 ya da

1000 dinar veya a k ç e mükafat tahsis edil­ miştir. Bu medreselerde İslâmî ilimler ya-nmda matematik, astronomi tıp ve felsefe gibi çeşitli ilim dalları o k u t u l m u ş , hem medreselerde hem de bu medreselerin bu­ lunduğu şehirlerde kütüphaneler tesis edil­ miştir. Bu Selçuklu medreseleri kuruluş, i ş ­ leyiş ve eğitim tarzı bakımından daha son­ ra islâm dünyası hatta Batı dünyası tara­ fından örnek alınmıştır.

Osmanlı d ö n e m i n d e gene bu ş e k i l d e vakıf medreselerin devam ettiğini görüyo­ ruz. Aynı ş e k i l d e ö ğ r e n c i n i n g e ç i m , barınma gibi ihtiyaçları karşılandıktan b a ş ­ ka ayrıca m a a ş da verilirdi. Keza

müderris-Prf. Dr. A s a î ATASEVEN (Vakıf Gureba Hst. B ş . Hekimi)

— . /

lere de son derece y ü k s e k m a a ş ödenirdi. Fatih'in kurduğu medreseler buna güzel bir örnek teşkil eder. Fatih'in medreseleri se­ kizi Tetimme, sekizi de Semaniye medre­ seleri olmak üzere onaltı tanedir. Tetim­ me medreseleri lise seviyesinde eğitim verir, birer y ü k s e k tahsil kuruluşu olan Se­ maniye medreselerine talebe hazırlardı. Dördü Karadeniz medreseleri adı ile anılır ve her biri bir fakülte niteliğinde idi. Bu medreselerde din ve fen ilimleri okutulur­ du. Müderrisler bugünkü rayiç bedelle yak­ laşık ayda 5 milyon, öğrenciler ise 40.000 lira m a a ş alırlardı. Ö ğ r e n c i l e r e m a a ş ve­ rilmesi konusunda Fatih'in vakfiyesinde, imam Şafi hazretlerinin «Talebe iken g e ç i m bakımından tak s o ğ a n ı temin etmekle yü­ kümlü o l s a y d ı m bir mesele ö ğ r e n e m e z d i m » ş e k l i n d e bir ibarenin zikredilmesi entere­ sandır.

Bu medreseler bugünkü anlamda özerk m ü e s s e s e l e r d i . Ancak vakfiyelerindeki şartları yerine getirmekle yükümlü idiler. Gene bu konuda Fatih medreseleri kurul­ duğu yıllarda cereyan eden aşağıdaki olay çok dikkat çekicidir.

Fatih Sultan Mehmet bir gün kurduğu külliyeyi ziyaret eder ve medresede ş a h s ı ­ na bir oda tahsis edilmesini ister. O dev­ rin Molla Hüsrev, Ali Kuşçu, Molla Zeyrek gibi müderrisleri oradadır. Bu istek karşı­ s ı n d a müderrisler birbirine bakışırlar, bir sessizlik. Sonra Molla Hüsrev padişahın bu i s t e ğ i n e «Şu anda cevap mümkün

(2)

değil-dfr, bîr araya gelip görüşmemiz ıgereldr-der. Fatih kırgm bir ifade ile «Cevabmızı tez beklerim» diye cevap verir. Semaniye medreselerinin tüm müderrisleri toplanır, görüşürler. Ali Tusi «Medreselerde oda ancak bir müderris ya da talebeye verilebi­ lir. Hünkâr'a oda vermek usule aykırıdır» der. Bu görüş kabul edilir ve Fatih'e durumu Molla Hüsrev'in bildirmesine karar verilir. Fatih arz odasında Molla Hüsrev'i ayakta karşılar. Molla Hüsrev «Hünkârım dileği­ niz görüşüldü ve şu karara varıldı, bizden hangi sıfatla oda istersiniz.» der. Fatih «Sı­ fat mı gerekir» deyince Molla Hüsrev «Evet sıfat gsrekir, vakıf medreseleri kurup bize teslim eden sizsiniz ama size bir oda ve­ rilmesi için müderris ya da talebe olma­ nız gerekir, siz ne talebe ne de müderris­ siniz» diye cevap verir. Fatih «Mümkünü yok mudur» deyince Molla Hüsrev» Bir şart­ la mümkündür imtihan olacaksınız» der. Fatih «Biz imtihana hazırız» deyince Molla Hüsrev «Öyle ise sabah namazından sonra Ali Tusi medresesinde hazır olasız» diye cevap verir. Müderrisler Fatih'i zorlu bir İmtihandan geçirirler. Fatih başarılı olur ve kendisine Semaniye medreselerinde bir oda tahsis edilir. Bu tarihten sonra Fatih resmî törenler ve sefer dışında medresede âlimlere mahsus kıyafetle dolaştığı görü­ lür. Bellini'ye yaptırdığı resmin âlim kıya­ feti ile olduğu söylenir (1).

Fatih medreselerindeki müderrisler devletin müşavirleri arasında yer alır ve önemli konularda müzakere için davet edi­ lirdi. Fatih'in kanunnamesi bu müderrisle­ rin tetkikinden geçmişti. İlim adamları dev­ let otoritesinin üstünde sayılır ve protokoi-da en ön safta yer alırlardı. Bunun Fatih'in vakfiyesinin başlangıcındaki ş u ifadelerden kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Bilim bütün hünerlerin b a ş tacıdır Bilim bütün kapıların anahtarıdır (2). Osmanlı döneminde de bu vakıf med­ rese geleneği devam etmiştir. Anadolu ve Rumeli'de ve imparatorluğun diğer bölge­ lerinde hemen her şehirde bu tip medre­ seler kurulmuştur. Ancak imparatorluğun gerilediği devirlerde buna paralel olarak bozulmalar görülmüş, fen bilimleri ders programlarından çıkarılmış, talebe adedi

artırıldığı için kalite düşmüş, müderrisler

siyasi otoriteye boyun e ğ m i ş hatta s i y a s i otoriteye dayanarak müderrisliklere y ü k s e l ­ meler olduğu için ilim adamı kadroları ye-tişememiştir. Cumhuriyet d ö n e m i n d e bu medreseler kapatılmıştır.

Günümüzde vakıf ü n i v e r s i t e l e r kurul­ ması konusunu 2709 sayılı Türkiye C u m h u ­ riyeti Anayasasının 130. maddesi ile 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu yeniden gündeme getirmiş bulunuyor. A n a y a s a m ı z ı n 130. maddesi «Kanunda g ö s t e r i l e n usul ve esaslara göre, kazanç a m a c ı n a y ö n e l i k o! mamak şartı ile Vakıflar tarafından devletin gözetim ve denetime tabi y ü k s e k ö ğ r e t i m kurumları kurulabilir.»

«Vakıflar tarafından kurulan y ü k s e k öğretim kurumları malî ve idarî konular dı­ şındaki akademik çalışmaları, ö ğ r e t i m ele­ manlarının sağlanması ve güvenlik y ö n l e ­ rinden devlet eliyle kurulan y ü k s e k ö ğ r e ­ tim kurumları için Anayasa'da belirtilen hü­ kümlere tabidir.»

Yüksek Öğretim Kanunu ve bu kanu­ nun ek maddeleri ve tadilleri ile 28.3.1985 tarih ve 18708 sayılı Resmî Gazetede ya­ yınlanan Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği hükümleri uyarınca vakıf üni­ versiteler kurulabiliyor. Bu y ö n e t m e l i ğ e göre (3),

MADDE 5 : Kazanç amacına y ö n e ü : olmamak şartı ile Vakıflar, y ü k s e k ö ğ r e t i m kurumlarını, bunlara bağlı birimlerden bi­ rini veya birden fazlasını kurabilirler. Bu kurumların malî, idarî ve ekonomik konu­ larda uygulayacağı esaslar bu ö ğ r e t i m ku­ rumunu kuran vakıf veya vakıfların yetkili yönetim organlarınca hazırlanan y ö n e t m e ­ likle düzenlenir.

MADDE 6 : Vakıf üniversite kurmak isteyen vakıf ya da vakıflar, aşağıdaki bel­ gelerle YÖK'e müracaat ederler.

a — Vakıfların yetkili y ö n e t i m organ­ larının yüksek öğretim kurumu kurma ka­ rarları,

b — Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün

(1) Demiröz, Ş. : Bin yıliıl< ışık. İSLÂM aylık mec­ mua, 4 : 57, Ekim 1986.

(2) Fatih Malımet 11. Vakfiyeleri Ankara, 1938, s. 204

(3) Vakıf Yüksek öğretim Kurumları Yönetmeliği 28.3.1985 tarih ve 19708 sayılı Resmî Gazetede yayınlanmıştır.

(3)

olumlu yazısı,

c — Kurulacak yüksek öğretim kuru­ munun adı ve bu kurula bağh birimlerin ad­ ları, eğitim programları ve bunların her birinin hangi tarihte hizmete girebilecek­ leri, hangi d ü z e y d e eğitim yapacakları ve öğrenci kapasitelerini gösterir yazı,

d — Bina, araç, g e r e ç ve diğer eği­ t i m - ö ğ r e t i m tesis ve malzemelerinin ha­ zır olduğu, hazır olmayanların s a ğ l a n m a s ı için yeteri kadar bir meblağın tahsis edil­ diğini gösterir belgeler,

e — Kurulacak yük-îck e ğ r e t i m ku­ rumlarına bağlı birimlerden her birinin ilk defa hizmete gireceği yıla ait her ç e ş i t iş îetme ve diğer cari masrafların 12 aylık tu­ tarının beyanı ile bunun en az % 20 sini karşılayacak malı.n ekonomik değeri olan bir hak veya gelirin mevcut olduğunu g ö s ­ terir belge ile vakfın veya vakıfların son iki yıllık bilançoları,

1 — Vakfın, Yüksek Öğretim Kurulu ta­ rafından kabul edilebilecek mücb'r sebep­ ler dışında yüksek öğretim kurumu açmayı taahhüt ettiği tarihten itibaren bir yıl g e ç ­ tiği halde a ç m a m a s ı veya açılan birimler­ de yetersizliğin giderilmemesi halinde 2547 sayılı kanunun ek 3. maddesi (d) fıkrası ge­ reğince yüksek öğretim kurumuna tahsis edilen taşınır t a ş ı n m a z malların ve hakların vakıfça belirlenen bir y ü k s e k öğre­ tim kurumuna devrini p e ş i n e n kabul ettiği­

ne dair taahhüt belgesi,

g — Kurulacak yüksek öğretim kuru­ munun vakıf y ö n e t i m organı dışında görev alacak mütevelli heyetinin yediden az ol­ mamak üzere kaç kişiden o l u ş a c a ğ ı m malî ve İdarî konularda hangi organın karar al­ maya yetkili olduğunu belirten be'ge,

h — Kurulacak y ü k s e k ö ğ r t t i m kuru­ munun araştırma - g e l i ş t i r m e konularında izleyeceği esasları g ö s t e r e n belge.

MADDE u : Yüksek Öğretim Kurulu bu y ö n e t m e i ğ i n 6. maddesindeki belgeler­ le vakfın tahsis ettiği araç. g e r e ç , tesis ve malzemenin yeterli olup olmadığını inceler. Açılacak eğitim birimlerinin kurucu vakıf­ ların senetlerinde öngörülen amaçlara uy­ gunluğu, Devlet Planlama Teşkilatı görüşü gözönüne alınarak b ö y l e bir kurumun kuru­ lup kurulmamasma karar verir. Karar olum­ lu olduğu takdirde g e r e k ç e l i rapor hazırlar

ve onay Millî Eğitim Gençlik ve Spor Ba-kanlığı'na sunulur.

MADDE 9 : Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakaniııjı'nm onayından sonra Yüksek Öğretim Kurulu ve kurumun «Vakıflar Yük­ sek Öğretim Kurumları Kütüğü»ne tescil eder. Vakıf tüzel kişiliği dışında ayrı bir tü­ zel kişiliğe sahip olur. Durum YÖK. Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve Vakıf­ lar Genel Müdürlüğü ve müracaat sahiple­ rine bildirilir. Bu vakıf yüksek öğretim kuru­ mu, tescilinden sonra 2547 sayılı kanun ve '-u yönetmelik hükümlerine tabi olur.

MADDE 10 : Vakıflar; üniversiteler, fa­ külteler, enstitüler, yüksek okullar, araştır­ ma ve uygulama merkezleri gibi değişik d ü z e y d e okullar ve hazırlık birimleri aça­ bilirler. Bunlar 2547 sayılı kanun hükümle­ rine tabidir.

MADDE 11 : Bir yüksek öğretim kuru­ munun fakülte olarak kabul edilebilmosi için, her eğitim programının her sınıfı için ikisi öğretim üyesi en az dört öğretim ele­ manı, kütüphanesinde en az 50 yabancı mesleki ve bilimsel dergiye abone olması, en az lisans seviyesinde ve lisans Ostü eğitim yaptıracak imkânlara sahip bulun­ ması şarttır.

MADDE 12 : Biri fen - edebiyat olmak üzere en az iki fakülteyi kapsaması ve her fakültenin madde 11. deki şartlan haiz ol­ ması.

MADDE 14 : Vakıf yüksek öğretim ku­ rumunun en yüksek karar organı mütevelli heyet, görevlendirilecek yöneticiler, öğre­ tim elemanları ve diğer personelin s ö z l e ş ­ melerini yapar. Terfi ve görevden alınma­ larını onaylar, bütçe ve öğrencilerden alı­ nacak ücretleri tesbit eder.

M.ADDE 15, 16, 17 : Bundan sonra Va­ kıf yüksek e ğ r e t i m kurumunun rektör, de­ kan, yüksek okullar için müdür gibi yöne­ ticileri hakkındaki esaslar.

MADDE 18 : Öğrenci alınması. MADDE 19 : Öğrenci hakları ve di­ siplin işleri.

MADDE 20 : Vakıf yüksek öğretim ku­ rumunun ö ğ r e t i m e açılması.

MADDE 21, 22, 23 : Malî hükümler. MADDE 24 : Gözetim ve denetim. MADDE 25 : Vakıf yüksek Öğretim

(4)

kurumunun faaliyetinin durdurulması. MADDE 26 : Kurucu vakıfların sona ermesi, vakıf yüksek öğretim kurumunun akıbeti hakkında esaslar getiriyor.

Bugün ülkemizde vakıf üniversite sa­ dece Hacettepe Tıp Merkezi Vakfı. Hacet­ tepe Çocuk Sağlığı ve Enstitüsü Vakfı, Ha­ cettepe Üniversitesi Vakfı'nın müştereken kurdukları Bilkent Yüksek Öğretim Kurumu örneği var. Bu kurum bu yıl tedrisata baş­ ladı. Sayın Sabancı'nın bir vakıf üniversite kurma çalışmaları içinde bulunduğunu işiti­ yoruz. Bundan sonra eğitim ve öğretim maksadı ile kurulmuş vakıfların vakıf üni­ versite kurmak teşebbüsüne geçecekleri

düşünülebilir.

Yukarıda Türk-islâm tarihî boyunca vakıfların vakıf üniversiteler kurduk/arını ifade etmiştik. Bu mülâhaza ile 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'ndan önce zabt edilmiş va­ kıfların mütevellisi olan Vakıflar Genel Mü-dürlüğü'nün (madde 1) vakıf üniversite kur­ makla yükümlü bulunduğu görüşü ileri sü­ rülebilir (4). Zira 2762 sayılı kanunla eski Vakıflar düzenlenirken vakıf müessesesinin hukukî mahiyetinde bir değişiklik yapılma­ mış; bu vakıfları kuranların iradesine saygı gösterilmiş, bunların yürürlükte olduğu il­ kesi kabul edilmiş (5); bu kanun Vakıflar Genel l\/lüdürlüğü'ne eski vakıfları vakfiye-lerindekl esaslara göre yönetmek ve tesis edildikleri maksada göre kullanılmalarını, kanuna veya amme intizamına uygun olma­ yan veya işe yaramaz hale gelenleri (mad­ de 10) gaye itibarı ile aynı olan diğer hiz­ metlere tahsis etmek gibi görevler yüklü­ yor. Bu konuda 8.6.1984 tarih ve 227 sayılı Vakıflar Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Gö­ revleri hakkındaki kanun hükmündeki ka­ rarname,

— «Vakfa ait müesseseleri gayelerine göre yaşatmak» (madde 1),

— «Bütün vakıfların vakfiyelerinde veya vakfiye yerine geçen hüccet, berat, ferman gibi belgelerde veya vakıf senetle­ rinde yazılı hayrî, sosyal, kültürel ve eko­ nomik şart ve hizmetleri yerine getirmek» (madde 2/e).

— «Vazife ve şartların yerine getiril­ mesinde maddeten imkân kalmayan vakıf­ larda bu vazife ve şartları değiştirmeye ka­ rar vermek (madde 5/b).

— «Vakfiyelerde yer alan hayır şart ve hizmetleri yerine getirmek, (madde 13/a) gibi maddeler vakıfların vakfiye hü­ kümlerine göre yürütülmesi gerektiğini da­ ha açık ifadelerle hükme bağlıyor.

Görülüyorki vakıflar hakkındaki bugün­ kü mevzuat, Vakıflar Genel Müdürlüğüne mazbut vakıfların idaresi, tahsis edildikle­ ri maksada göre kullanılmalarını, gaye i t i ­ bariyle aynı olan diğer hizmetlere t a h s i s edilmesini hatta vakıfların vazife ve ş a r t ­ larını değiştirmeye karar vermek gibi g ö ­ revler yüklüyor. Bu mülâhaza ile sağlıkla ilgili vakıfların kurduğu darüşşifaların sa­ dece hastahane değil, aynı zamanda uygu­ lamalı tıp eğitimi yapan merkezler olması Vakıflar Genel Müdürlüğû'nün, Vakıf Tıp-Fakültesi; eğitim, öğretim ve sosyal amaç­ lı vakıfların gayelerini gerçekleştirmek için vakıf sosyal ilimler fakültesi daha doğru bir ifade ile vakıf üniversite kurması gerek­ tiği söylenebilir (6). Böylece eski vakıf ku­ rucularının irâdelerine saygı gösterilmiş; 1000 yıllık tarhimize ışık tutan vakıf med­ reseler (üniversiteler) ihya edilmiş ve yü­ rürlükteki kanunların gereği yapılmış olur.

Bu konuda son olarak tarihi bir v e s i k a ­ yı huzurlarınızda açıklamak istiyorum. 1913 (H. 1329) yılında Evkâf Nazırı Ürgüplü Mer­ hum Hayri Efendi 1299 tarihli Evkâf-ı Mün-derise (yıkılıp gitmiş vakıflar) talimatı ge­ rekçesine dayanarak medrese-i evkaf yeni vakıf üniversite kurulabileceği görüşünü ortaya koymuştur (7). Böylece mazbut va­ kıfların mütevellisi olan Vakıflar Genel M ü ­ dürlüğû'nün vakıf üniversite kurmakla yü­ kümlü olduğu görüşü ortaya çıkıyor.

S O N U Ç

Bugünkü vakıf üniversiteler tarihimiz­ deki örneklerine benzer kuruluşlardır. A n ­ cak bu sonuncular şu özellikleri ile fark gösterirler. Öğrenimin ücretli oluşu, öğren­ cilere maaş vermek yerine ücret alınışı,

(4) 2762 sayılı Vakıflar Kanunu 13 Haziran 1935 ta­ rihli 3027 sayılı Resmî gazetede yayınlanmıştır. (5) öztürk, N. : Menşei veTarihi Gelişimi Açısın­

dan Vakıflar Ankara 1983, s. 97

(6) Yedlyıldız, B. : Türk Vakıfları Araştırma Ensti­ tüsü kurulmalıdır. .1 Vakıf Şûrası, 3 - 5 Aralık 1985 Elif Matbaacılık A. K. Şti. Ankara 1986 (7) Akagûndüz, M. : Şahsi görüşme.

(5)

öğretim ü y e s i ücretlerinin esl<i medrese­ lerdeki müderrisler kadar y ü k s e k o l m a y ı ş ­

ları, bugünkü vakıf ü n i v e r s i t e l e r d e sadece müsbet ilimlerin okutulması, dini ilimlerin müşterek okutulmaması dikkati ç e k m e k t e ­ dir. Bu sonuncusu lâik d ü ş ü n c e d e n kay­ naklandığı kadar asrımızda m ü s b e t ilimle­ rin büyük bir g e l i ş m e g ö s t e r m e s i n d e n de

Heri gelebilir. Keza eski medreselerde ol­ duğu gibi bugünkü üniversite kuran vakıf­ lar da 2880 sayılı kanunun ek maddelerine göre askeri ve emniyetle ilgili e ğ i t i m ku­ rumu veya birimlerini kuramıyor.

Bugün tüm vakıflar A n a y a s a m ı z ı n 130. maddesi, 2547 sayılı Yüksek Ö ğ r e t i m Kanu­

nu ve ilgili y ö n e t m e l i k hükümlerine g ö r e Vakıf Y ü k s e k Öğretim Kurumu kurabilirler.

Ancak mevzuat hükümlerine göre mazbut vakıfların idaresi ve tahsis edildikleri mak­ sada g ö r e kullanılmalarını, gaye itibariyle aynı olan diğer hizmetler tahsis edilmesi­ ni hatta vakıfların vazife ve şartlarını de­ ğ i ş t i r m e y e karar vermek gibi görevleri yük­ lenen Vakıflar Genel l\/lüdürlüğü, Vakıf Yük­ sek Öğretim Kurumları kurabilir.

Vakıfların kazanç amacına yönelik ol­ mayan üniversiteleri kurmaları, hem artan nüfusumuza öğrenim imkânı sağlamak, hem de sosyal ve ekonomik hayatımızın ge­ l i ş m e s i n d e yardımcı olacaktır.

Referanslar

Benzer Belgeler

Emirgândan sonra gelen Istinyenin adı eski ismi olan (Sos- tenyon) un değişik şeklidir.. Burada bir mâbedle Argonotların kendilerini fırtınadan kurtaran periye

Düzenlemeye göre, &#34;gizli veri talep edilmesi durumunda, verilerin alınabilmesi için kişi veya kurum/kuruluşlarla protokol veya sözleşme imzalanarak&#34; veriler

Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi hizmetler vakıflar sayesinde gerçekleştirildiği gibi, dinî görevlerin yerine getirilmesi için gereken cami, mescit gibi yapıların

Başbakanlığına bağlı bir kamu tüzel kişiliği olan Vakıflar Genel Müdürlüğü ise Osmanlı döneminde bir sosyal politika aracı olan vakıfların Cumhuriyet

(2006) İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin Liderlik Davranışlarının Okul Müdür ve Müdür Yardımcılarının Kendilerini Takım Olarak Algılamaları Üzerindeki Etkisi,

ÖZ Tanrı'nın en temel niteliklerinden biri kuşkusuz yaratıcı olmasıdır. O'nun yaratıcı olması her şeyin nedeni anlamında tüm varlığı önceleyen ezelî/kadîm bir

Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl:13, Sayı: 36, Aralık 2020 için Levin, Lin ve Chu (LLC) ve heterojen yapıda olan seriler için ise Im, Pesaran ve

Klasik Türk Ģiirini anlamlandırma çalıĢmaları çerçevesinde yeni birtakım bakıĢ açılarının ürünü olan yöntemler, bu edebiyat geleneğinin eserleri