• Sonuç bulunamadı

Mektupları, Kartpostalları ve Bazı Belgelere Göre Hüseyinzade Ali Turan Bey’in Hayatı Hakkında Bilgiler

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Mektupları, Kartpostalları ve Bazı Belgelere Göre Hüseyinzade Ali Turan Bey’in Hayatı Hakkında Bilgiler"

Copied!
28
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Yeni Türk Edebiyatı Dergisi, Sayı 9, Nisan 2014, s. 173-200

Mektupları, Kartpostalları ve Bazı Belgelere Göre

HÜSEYİNZADE ALİ TURAN BEY’İN

HAYATI HAKKINDA BİLGİLER

Yavuz Akpınar

*

SOME INFORMATION ABOUT THE LIFE OF HÜSEYİNZADE ALİ TURAN BEY

Hüseyinzade Ali Turan’ın kızı Feyzaver Alpsar tarafından Ege Üniversitesi, Ede-biyat Fakültesi, Türk Dili ve EdeEde-biyatı Bölümü’ne bağışlanan arşivi tasnif edilmiş, böylece Türk fikir ve edebiyat hayatında derin izler bırakmış olan bu şahsiyetin hayatı, faaliyetleri, çevresi, eserleri ve dönemi hakkında daha geniş ve dakik malumat elde etmek imkânı ortaya çıkmıştır.1 Hâlen bu arşivin dijital ortama aktarılması işlemi devam

etmekte ve tamamlananlar www.huseyinzadealituran.com adresinde araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır.

Bu yazıda özellikle, sözü edilen arşivde bulunan ve Hüseyinzade Ali Bey tarafın-dan, muhtelif vesilelerle gitmiş olduğu yerlerden kendi aile üyelerine yazılmış mek-tuplar (4 adet) ve kartpostallar (51 adet) kronolojik bir sıra içerisinde araştırmacıların dikkatine sunulmaktadır.

Bunların dışında 1905’te İsrafil Bey’e yazdığı bir mektubun, 1918’de Ahmet Ağaoğlu ile birlikte Kırım Meclis-i Mebusanı’na ve Enver Paşa’ya gönderdikleri * Prof. Dr., Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

1 Üniversitemiz doktora öğrencilerinden Gözde Güngör, arşivdeki bu malzemeye dayanarak Hüseyinzade

Ali Turan hakkında bir doktora tezi hazırlamaktadır. Arşivdeki birçok belge yakın tarihte onun tarafından değerlendirilmiş olacaktır.

(2)

iki ayrı telgrafın suretleri (ki bu yazımızda onlar da “mektup” olarak tasnif edilip numaralandırılmışlardır), bizim Osmanlı Devlet Arşivi’nden temin ettiğimiz “Turan Heyeti”nin Avrupa seyahati hakkındaki belge ile 1919’da Sabah gazetesinde muhte-melen Hüseyinzade’nin Kafkasya’ya gönderilmesi sırasında kendisine ödenen yolluk hakkında haber (Belge-2) ve 1923’de Nuri Paşa’nın İstanbul’daki evinde Azerbaycan “Meclis-i Millî” üyeleri için verdiği ziyafete Hüseyinzade’yi de davet ettiği (Mektup-8) pusulaya da konuyla doğrudan doğruya ilgileri sebebiyle yer verilmiştir.

Bu yazıda yayımladığımız belgelerin, Hüseyinzade’nin hayatının değişik safha-larıyla ilgili olduğu açıkça görülmektedir ve bir yazı çerçevesinde bunların hepsinin değerlendirilmesi elbette mümkün değildir. Onun için 1905’te Petersburg’a gön-derilemesini, özellikle hayatının neredeyse hiç bilinmeyen bir safhası olan Beyrut ziyaretini, 1918 yılında Azerbaycan ve Kırımla ilgili gelişmelerdeki rolünü ortaya koyan belgeleri değerlendirmekle yetineceğiz. 1915-1916 Rusya Müslümanlarının Haklarını Koruma Komitesi (kısaca “Turan Heyeti”, 1926 Bakû Türkoloji Kongre-si, 1920’li yıllardan sonra Türk Dil Kurumu çalışmalarına katılması gibi konularla ilgili belgeleri ise araştırmacıların dikkatine sunmakla yetiniyoruz. Şu kadarını söyleyelim ki 1915 yılı sonları ile 1916 yılı başlarında Avrupa’nın muhtelif şe-hirlerinden gönderdiği kartpostallar siyasî literatüre “Turan Heyeti” veya “Rusya Müslümanlarının Haklarını Müdafaa Komitesi” olarak geçen heyetin, ne zaman nerelerde bulunduğunu, seyahatin güzergâhını, hatta hangi otellerde kalındığını açık bir şekilde göstermektedir. Bu konuda yazılan bazı makalelerde söz konusu heyetin ne zaman nerede bulunduğu hakkında bu kadar ayrıntılı açıklama yoktur. Burada metinlerini yayımladığınız kartpostallar, heyetin seyahati hakkında hiçbir tereddüte yol vermeyen bilgiler içermektedir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki Hüseyinzade’nin arşivinde, onun değişik yıllarda düzenli olarak çeşitli notlar aldığı, isim ve adresler kaydettiği 32 adet defter bulunmak-tadır. Bu not defterleri içinde 1915-1916 ve 1918 yıllarına ait olanlar Hüseyinzade’nin bu tarihlerdeki birçok faaliyetini, ilişkilerini belirlemek için eşsiz bir kaynak mahiye-tindedir. Şu kadarını söyleyelim ki genel hatlarıyla gözden geçirdiğimiz 1915-1918 yılına ait not defterleri, bu yazımızda metinleri yayımlanan mektup ve kartpostallardaki bilgileri dakikleştirmekte, ayrıntları göz önüne sermektedir.

Burada yayımladığımız 1920-1929 yıllarına ait kartpostallardaki bilgileri, yine arşivinde bulunan not defterlerindeki kayıtlarla birlikte değerlendirmek daha tutarlı ve daha doğru olacaktır. Hüseyinzade’nin özellikle 1926 Bakû Türkoloji Kongresi ve 1929’dan sonra Türk Dil Kurumu’ndaki çalışmaları sırasında tuttuğu not defterleri-nin, ihtiva ettikleri zengin malzeme itibarıyla ayrı ayrı araştırmalarda ele alınmasının uygun olacağı kanaatindeyiz.

(3)

1905 yılında İsrafil Bey’e2 yazdığı (ve suretini arşivinde muhafaza ettiği)

“Mek-tup-1”, Salyan ve Cavad mıntıkalarının temsilcisi olarak Petersburg’a nasıl gittiği ko-nusuna açıklık getirmektedir. Bu iş için kendisine Salyan halkı tarafından vekâletname ve seyahat masrafları için 500 manat verildiği anlaşılmaktadır. Parayı kendisine getirip veren Kerbelayi Mir İbrahim’dir.3 Söz konusu vekâletname de arşivinde bulunmaktadır.

Bu belge 1905’te Peterburg’a gönderilmesinin ayrıntıları hakkında daha fazla bilgi edinmemizi sağlamıştır.

1914 tarihinde Beyrut’tan eşi Edhiye Hanım’a gönderdiği yedi sayfalık “Mek-tup-2”, onun şimdiye kadar yazılan hâltercümelerinin hiçbirinde yer almayan bir gerçeği açığa çıkarmaktadır: Beyrut Amerikan mekteplerine teftiş için gönderilen he-yette yer almıştır. Yedi sayfalık bu mektup, aynı zamanda son derecede tabiî duygu ve düşüncelerin, akıcı, sade bir dil ile ifade edilmesi bakımından da dikkati çekmektedir. Bu seyahat intibaları, Hüseyinzade Ali Bey’in kaleminden çıkmış en güzel düz yazı örnekleri arasında özel bir yere sahiptir. Bu mektupta onun, Ege adaları ve özellikle de o güne kadar görmediği değişik bir tabiata sahip olan güney Akdeniz ve Beyrut civarının güzellikleri karşısında nasıl büyük bir heyecana kapıldığını, romantik kişi-liğinin karmaşık duygularla çoştuğunu, değişik renkler ve kokularla dolu bu muhitin onun ressam muhayyilesini nasıl harekete geçirdiğini görüyoruz.

Diğer mektuplarını, 1918’de Kafkasya-Azerbaycan seyahati sırasında yazmıştır. Bu seyahatte Ahmet Ağaoğlu’nun “Kafkas İslam Ordusu” için “siyasî müşavir” olarak görevlendirildiğinde bütün kaynaklar müttefiktir; ama, Hüseyinzade Ali Bey’in bu işteki rolü açık değildir. Kırım Meclisi’ne ve Enver Paşa’ya Ağaoğlu’la birlikte çektikleri telgraflar, “Mektup-4”teki “Teşkilat-ı Mahsusa Umur-ı Şarkiye” şubesi vasıtasıyla İstanbul’a bilgi vermeleri ve 21 Nisan 1919 tarihli Sabah gazetesi haberi (Belge-2) Teşkilat-ı Mahsusa tarafından görevlendirildikleri ihtimali iyice kuvvetlendirmektedir. Nitekim Hüseyinzade’nin de içinde yer aldığı Avrupa’ya gönderilen “Turan Heyeti” de bu teşkilat tarafından organize edilmişti. Ekim 1918’de İttihat ve Terakki hükû-meti iktidardan düşmüş ve şartlar değişmişti. Yeni hükûmet, bazı şahıslara “tahsisat-ı mesture”den (örtülü ödenekten) verilen paraları geri istemişti. Sabah gazetesinin 21 Nisan 1335 (1919) tarihli “Tahsisat-ı mesture” başlıklı yazısında, bazı şahısların bu paraları ödedikleri de açıklanıyor. Haberde Hüseyinzade Ali Bey’e ödenen 20.000 kuruş açıklanmıştır; ama, bu paranın ondan istenilip istenilmediği belli değildir, arşivinde de bu konuda herhangi bir belge yoktur.

Kırım meclisine ve Enver Paşa’ya doğrudan doğruya çekilen telgraflar, her iki Azerbaycanlı aydının Teşkilat-ı Mahsusa yoluyla Enver Paşa tarafından görevlendi-2 İsrafil Bey’in kim olduğunu öğrenmek mümkün olmadı.

3 Kerbelayi Mir İbrahim: Hacı Zeynelabidin Tağıyev’in Salyan bölgesindeki temsilcisi imiş. (Bize bu

(4)

rildikleri ihtimalini iyice kuvvetlendiriyor. Bu kanaatimizi destekleyen bir husus da Sadrazam Talat Paşa’nın Batum’a Osmanlı murahhas heyeti başkanı Halil (Menteşe)’ye 24 Mayıs 1918’de çektiği telgrafta “Ağaoğlu Ahmet Bey bence şayan-ı itimat olma-dığından, müzakereye müdahale ettirilmemesi muvafık olur.”4 demesidir. Buradan da

açıkça anlaşılacağı gibi Ağaoğlu’nu, dolayısıya da Hüseyinzade Ali Bey’i, Kafkasya İslam Ordusu’na “âskerî müşavir” olarak gönderen doğrudan doğruya Osmanlı hükû-meti değil, Enver Paşa’nın direktifleriyle hareket eden Teştilat-ı Mahsusa’dır. Hâlbuki görüşmelerde Mavera-yı Kafkas temsilcilerinin iyi Fransızca bilmemeleri yüzünden, Osmanlı murahhas heyeti, İstanbul’dan Rusça bilen mütercim talep etmişti.

*

Bu açıklamalardan sonra Kafkasya seyahatinin ayrıntılarına geçebiliriz. 1918 yılı, önce de belirttiğimiz gibi Kırım ve Azerbaycan’ın siyasî tarihi ve geleceği için çok önemli hadiselerle doludur.

Hüseyinzade Ali Bey’in 16 Mayıs 1918’de Sinop’tan muhtemelen eşine gönderdiği “Mektup-4”te “Dün akşam Sivastopol’den buraya geldik. İstanbul’dan çıktıktan sonra râkib olduğumuz Sakız gambotu yolunu değiştirdi. Batum’a gideceğine Sivastopol’a gitti. Orada üç gün kaldık.” diye anlatıyor. 29 Mayıs 1918’de Batum’dan yazılan ve aynı gün gönderilen “Mektup-6”da seyahate dair daha açık bilgiler veriyor: “Azizim on gün oluyor ki burada, Batum’dayız. 12 gün kadar Karadeniz üzerinde gezdikten, Sivastopol’a uğradıktan sonra Sinop ve Trabzon tarıkıyla buraya Mayıs’ın 19’unda vasıl olduk.”

Bu durumda, Karadeniz’deki yolculuk 12 gün sürdüğü ve Sivastopol’da 3 gün kalındığı dikkate alındığında 10 Mayıs 1918’de İstanbul’dan yola çıkmış oldukları anlaşılır. Nitekim onlarla birlikte aynı gemide seyahat eden Cafer Seydahmet Kırımer de 10 Mayıs’ta İstanbul’dan ayrıldığını bildirmiştir.5

Burada biraz geriye giderek Kırım hükûmeti “dış işleri bakanı” konumundaki Cafer Seydahmet Kırımer’le Hüseyinzade ve Ağaoğlu’nu Sakız gambotunda buluş-turan ve onların Kırım yönetimine telgraf çekmelerine sebep olan tarihî hadiselerin seyrini takip etmek gerekir:

1918 yılı mayıs ayının başları Kırım Türklerinin kaderini belirleyen hadiseler-le doludur. Ocak 1918’de Kırım Tatarlarının kurmuş olduğu “Kurultay Hükûmeti” Bolşevikler tarafından yıkılmış ve hükûmetin başkanı Çelebi Cihan öldürülmüştü. Bu hadisenin ardından Mayıs 1918’de Kırım Alman ordusu tarafından işgal edilince, Kırım Tatarları yeniden “Kurultay”larını toplama imkânı bulmuştu.6

4 Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, Ankara, 1970, s. 662.

5 Cafer Seydahmet Kırımer, Bazı Hatıralar, İstanbul, 1983, s. 317, 17. dipnot.

6 Hakan Kırımlı, Kırım Tatarlarında Milli Kimlik ve Milli Hareketler 1905-1916, Türk Tarih Kurumu,

(5)

O zaman Kırım yönetimin “Harbiye Müdürü” olan Cafer Seydahmet Kırımer, Kafkasya üzerinden Bakû’ya gitmiş, orada Teşkilat-ı Mahsusa’nın “Kafkas Şubesi” başkanı olan Hasan Ruşeni (Barkın) Bey’in7 III. Ordu komutanı Vehip Paşa’ya yazdığı

tavsiye mektubunu alarak Mustafa Vekilli ve diğer Müsavatçıların yardımı ile Gence, Tiflis, Batum üzerinden nisan ayı başlarında Kafkasya Seym’i ile Türkiye heyetinin görüşmeler yaptığı günlerde Trabzon’a geçmiştir. Vehip Paşa ve Türk murahhas heyeti reisi, hariciye nazırı Hüseyin Rauf’la (Orbay) görüşmüş, Kırım’a askerî yardımda bulunulmasını rica etmiştir. Oradan Talat ve Enver Paşaların isteği üzerine İstanbul’a gönderilmiştir.8 20 Nisan 1918 tarihinde İstanbul’a gelen Kırımer, Osmanlı

hükûme-tinin ileri gelenleriyle Talat ve Enver Paşalar da dâhil olmak üzere bir dizi görüşmeler yapmış “Kırım’daki Türk-İslam devletinin tanınması ve [ona] yardım edilmesi için müracaatta bulunmuştu.”9

26 Nisan 1918’de Kırımlılar Cemiyet-i Hayriyesi’nin Kırımer için düzenlediği ziyafete Ahmet Ağaoğlu, Dr. Akil Muhtar gibi Hüseyinzade’nin çok yakın ilişkiler içinde olduğu kimseler de davet edilmişlerdi.10 Kırımer, 2 Mayıs 1918 tarihinde de Türk

Ocağı’na davet edilmiştir. Bu görüşmelere Hüseyinzade’nin de davet edilip katılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Cafer Seydahmet, İstanbul’dan Sakız gambotuyla Kırım’a gönderilir. Kırımer, Hüseyinzade Ali ve Ahmet Ağaoğlu’nun da aynı gemide bulunduğunu öğrenince on-ların yanına gidip görüştüğünden söz eder.11 Hüseyinzade Ali Bey’in “Mektup-4”teki

ifadesine bakılırsa onun ve Ahmet Ağaoğlu’nun, Sakız gambotunun önce Kırım’a uğrayacağı sonra Sinop’a gideceğinden haberleri olmadığı anlaşılır. Bunu gemide öğrenmiş olmalılar.

Kırım’daki yukarıda söz ettğimiz hareketlilik ve siyasî gelişmeler göz önünde tutulduğunda, Hüseyinzade’nin, İstanbul’dan hareket eden Sakız gambotu “yolunu de-ğiştirdi, Batum’a gideceğine Sivastopol’a gitti” (Mektup-4) diye yazmasının sebebi ve manası anlaşılır. Gemi, iki ayrı yere uğramak amacıyla yola çıkmıştır: Önce tabiî olarak Cafer Seydahmet Bey’i ve yanındaki bazı kimseleri Kırım’a götürecek sonra Sinop üzerinden Trabzon’a doğru yoluna devam edip Ağaoğlu ve Hüseyinzade’yi Batum’a götürecektir; ama, Hüseyinzade’nin de Ağaoğlu’nun da bu durumdan haberi yoktur.

Hüseyinzade “Mektup-4”te, “Teşkilat-ı Mahsusa Umur-ı Şarkiye vasıtasıyla” telgraf çekip Sinop’a ulaştıklarını İstanbul’a haber verdiklerinden söz eder. Bu da 7 Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, s. 512. O sıralarda Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Kafkasya’ya

gönderilenler arasında “Mektup-4”te adları geçen Bahaeddin Şakir ve Dr. Nazım da vardır.

8 Cafer Seydahmet Kırımer, Bazı Hatıralar, s. 300-307. 9 Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, s. 508.

10 Müstecip Ülküsal, Kırım Türk-Tatarları, İstanbul, 1980, s. 200-203

11 Ömer Özcan, “Hasan Sabri Ayvazof’un Hüseyinzade Ali’ye Mektupları”, Yeni Türk Edebiyatı, Dergah

(6)

Kafkasya’da görevlendirilmelerinin Teşkilat-ı Mahsusa vasıtasıyla olduğunu gösterir. Dolayısıyla Almanlarla müttefik Osmanlı savaş gemisinin, Kırım Türklerinin kaderinin çizildiği zor günlerde onların “Hariciye Bakanı”nı Sivastopol’a götürmesi ve orada 3 gün kalması, Osmanlı hükûmetinin Kırım Türklerini resmen desteklediklerini gösterir. O sırada Türk dünyasının tanınmış iki aydınının da “Osmanlı ve Kafkas Türkleri namına” 11 Mayıs 1918’de “Kırım Meclis-i Mebusanı Riyaset-i Aliyesi”ne yani “Kurultay”a Sakız gambotundan tebrik telgrafı çekmesi (Mektup-3), bu desteği daha da belirgin bir hâle getirir. Bu telgrafta kullanılan kelime ve ifadelerin dikkatle seçildiği, İsmail Gaspıralı’nın hizmetlerine ve ideallerine özellikle vurgu yapıldığı da dikkati çeker.

Ayrıca hem Hüseyinzade’yi hem de Ağaoğlu’nu Kırım Türkleri çok iyi tanıyor-lardı. Özellikle o dönemde Kırım Türklerinin millî hareketinde önemli rol oynayan ve “Kurultay”ın eş başkanlarından biri olan Hasan Sabri Ayvazof’la Hüseyinzade’nin yakın ilişkilerinin olduğu çok iyi bilinmektedir.12

*

23 Mayıs 1918 tarihinde Batum’dan Enver Paşa’ya çekilen telgrafın (Mektup-5) içeriğini ve önemini daha iyi anlamak için öncelikle 1918 yılı başlarında Kafkasya’da neler olduğuna bir göz atmak gerekir. 1917 Ekim İhtilali’nden sonra Tiflis’te 14 Kasım 1917’de geçici hükûmet organı olarak Mavera-yı Kafkas Komiserliği iş başına geçmiş. 18 Aralık 1917 tarihinde Erzincan’da bu yönetimle Türkiye arasında barış anlaşması imzalanmış ve Rus ordusu Kafkasya’dan çekilmeye başlamıştı. 23 Şubat 1918’de Güney Kafkasya’dan umum Rusya meclisine seçilmiş milletvekilleri (Türk, Gürcü, Ermeni ve çok az sayıda Rus), Bolşeviklerin Duma’yı feshetmeleri üzerine Tiflis’te toplanarak Mavera-yı Kafkas Komiserliği’nden yetkiyi devralmış Mavera-yı Kafkas

Kondefedasyonu (Kafkasya Seymi) kurulmuştu. Bu meclisin bünyesinde Azerbaycan,

Gürcü ve Ermeni milletvekilleri millî fraksiyonlar oluşturmuşlardı.

Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu, davet edilmesine rağmen Almanya-Rusya arasındaki Brest-Litovsk barış görüşmelerine katılmadığı gibi yapılan anlaşmaya göre Rusya’ın Elviye-i Selase’yi (Batum, Kars, Ardahan) Türkiye’ye terk etme kararını da yerine getirmekten kaçınmıştı. Böylece 14 Mart-14 Nisan 1918 tarihlerinde Trabzon’da Osmanlı murahhaslarıyla (Hariciye nazırı Rauf Orbay, III. Ordu kumandanı Vehib Paşa vd.), A. Çhenkeli başkanlığındaki Tiflis hükûmeti temsilcileri arasındaki görüşmeler çıkmaza girdi. Bu arada Ahıska ve Ahılkelek ahalisi Trabzon’a temsilci göndererek Osmanlı devletine katılma isteklerini bildirmişti. Ayrıca Dağıstan halkı temsilcileri 12 Ömer Özcan, a.g.m., s. 233-242. Bu makalede kullanılan materyal Hüseyinzade Arşivinden temin

edilmiştir. Hatırlatmak gerekir ki arşivde bu mektuplardan başka H. S. Ayvazof’un Hüseyinzade’ye gönderdiği kartpostallar da vardır. Ayrıca H. S. Ayvazof, Hayat gazetesi ve Füyuzat dergisinin yazı kadrosunda da yer almıştı. Hüseyinzade Ali Bey, davet üzerine Kırım’a gitmiş, 1909 yılı Ağustos ayında Kırımlı öğretmenlere Türkçe dersler vermişti.

(7)

de gelecekleri hakkında Osmanlı yetkilileriyle görüşmeler yapmışlardı.13 Bu arada

Osmanlı heyeti, Dağıstan ve Azerbaycan temsilcileriyle gizli görüşmeler yaptı. Bu sürede Osmanlı ordusu ilerlemeye devam ederek Batum’u da ele geçirdi. Böylece Rusya’dan kopup bağımsızlığını ilan etmiş Mavera-yı Kafkas Konfederasyo-nu’yla Osmanlı yetkilileri arasında 11 Mayıs-4 Haziran 1918 tarihleri arasında Batum Konferansı görüşmeleri başladı.14 Bu sefer Türkiye’yi adliye nazırı Halil Bey (Menteşe)

başkanlığında bir heyet (ordu komutanı Vehib Paşa vd.), Mavera-yı Kafkas devletini yine A. Çhenkeli temsil ediyordu. 45 kişilik Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu temsilcileri arasında imza yetkisi olan 6 kişi arasında Azerbaycan fraksiyonundan M. E. Resulzade ile M. H. Hacinski de vardı. Almanya hükûmeti de general von Lossow başkanlığında gözlemci statüsüyle konferansa katılmıştı. Osmanlı heyeti, sürekli Türkiye lehine de-ğişen durumdan da yararlanarak Ahıska, Ahılkelek kazalarının tamamının; Sürmeli, Gümrü, Eçmiadzin kazalarının da bazı bölgelerinin Osmanlı devletine bırakılmasını talep etti. Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu heyetindeki Azerbaycan temsilcileri de bu istekleri desteklediler. Bu arada Bakû’yu ellerinde bulunduran Şaumyan’ın başkan-lık ettiği “Bakû Halk Komiserleri Soveti”nin (aslında Bolşevik-Ermeni yönetiminin) birlikleri, Gence’yi işgal etmek için teşebbüse geçmişti. Bu görüşmeler sırasında Almanya’nın Türkiye’den gizli olarak takip ettiği Kafkasya siyaseti, özellikle de Tür-kiye’yi Bakû petrollerinden uzak tutma fikri, Almanya ve Türkiye arasında gerginliğe sebep olmaya başladı. Almanlar Gürcülerle gizli görüşmeler yaparak onlara vaatlerde bulundular. Osmanlı hükûmetinin telepleri yerine getirilmediği için Türk ordusu Kafkasya’da ilerlemesine devam etti. Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu’nda ortaya çıkan gerginlik (Almanların müstakil Gürcü hükûmetini destekleme vaadi, Ermenilerin Bakû ve Rusya yönetimiyle ilişkilerini devam ettirme istekleri, Bakû Halk Komiserleri Soveti birliklerinin Gence’ye doğru yürüşüşe geçmelerinin ve Bakû’da Müslümanlar üzerindeki baskı ve katliamların önlenememesi...) ve daha başka âmiller, Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu’nun Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan cumhuriyetlerine bölünmesine sebep oldu. Azerbaycan temsilcilerinin Gürcülerle birlikte bir devlet oluşturma teşebbüsleri de Gürcüler arasında kabul görmedi. Osmanlı hükûmeti de İngilizlerin İran üzerinden Bakû petrollerini ele geçirmelerinden endişe duyuyor ve bunu engellemek istiyordu.

Böylece Batum Konferansı, yeni şartlar içinde çalışmalarını sürdürdü. Bu sefer Osmanlı devletiyle yeni kurulmuş Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan cumhuriyetleri 13 “Trabzon Konferansı”, Azerbaycan Halk Cumhuriyyeti Ensiklopediyası, II. c., Baş redaktör: Yakup

Mahmudov, Lider Neşriyat, Bakı, 2005, s. 407-408.

14 Türkiye ile Tiflis’teki “Mavera-yı Kafkas Komiserliği” ve “Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu” (Seym)

arasında Tranbzon ve Batum’da yapılan görüşmeler ve yapılan antlaşmaların ayrıntıları şu eserde bir hayli geniş bir şekilde işlenmiştir: Enis Şahin, Türkiye ve Maverâ-yı Kafkasya İlişkileri İçerisinde

(8)

arasında müstakil görüşmeler devam etti. 4 Haziran 1918 tarihinde Osmanlı yöneti-miyle bu üç devlet arasında ayrı ayrı antlaşmalar imzalandı. Böyece Osmanlı devleti 1828 yılı sınırlarına kavuşmuş oldu. Bu arada Azerbaycan Cumhuriyeti ile Osmanlı devleti arasında imzalanan antlaşma, Azerbaycan’ın müstakil bir devlet olarak dünya siyasetinde yerini almasına yardım ettiği gibi Azerbaycan’ın kaderinin çizilmesinde de büyük rol oynadı. Bu antlaşmanın bir maddesine göre Azerbaycan ülkesinde barışı ve güvenliği sağlamak için Türkiye’den yardım isterse, Türkiye yardımda bulunma-yı taahhüd ediyordu. Nitekim Azerbaycan devleti adına M. E. Resulzade ve M. H. Hacinski, Osmanlı devletinden askerî yardım talebinde bulundular ve bu talep derhal kabul edildi.

İşte bütün bu hadiseler olup biterken Kafkasya’ya siyasî müşavir olarak gönderilen Ahmet Ağaoğlu ve Hüseyinzade Ali, Batum’daki müzakereleri yakından izliyor, oraya gelen siyasî temsilcilerle, heyetlerle, eski tanıdıklarıyla, orada bulunan siyasî, dinî şahsiyetlerle ayrı ayrı görüşüyorlardı. Nuri Paşa Gence’ye gittiğinde de onun yanın-da bulundular. Hüseyinzade’nin bu sıralaryanın-da elde ettiği belge ve bulguları muhafaza etmek için epeyce dikkat gösterdiği arşivinde bulunan belgelerden anlaşılmaktadır. Ahmet Cevat ve Muhammed Hadi’nin şiirlerinden başka Celal Ünsizade’nin de büyük bir manzumesi arşivde bulunmaktadır. O tarihlerde Gence’deki durumu aydınlatan Azerbaycanlı tanınmış gazeteci, fikir adamı Celal Ünsizade’nin “Bî-şüphe ve Bî-şek” adlı uzun manzumesi, Nuri Paşa’ya sunulmak üzere yazılmış ve Ahmet Ağaoğlu’na verilmiştir. Bu manzume de Hüseyinzade’nin arşivindedir ve o dönemde Gence’deki siyasî, sosyal, dinî ve ahlakî durum hakkında önemli bilgiler ihtiva etmektedir.15

Ayrıca “Kafkas İslam Ordusu kumandanı, yaveran-ı hazret-i şehriyarîden ferik” Nuri Paşa adına Gence’de yayımlanan, besmeleden sonra “Müslümanlar, Dindaşlar, Kardaşlar” adlı üç bölümden oluşan bir varaklık (iki sayfa) ordu bildirisi, Hüseyinza-de’nin alışkanlığını ve belgeleri korumaktaki titizliğini göstermektedir.

Hüseyinzade’nin 1920’li yıllarda, İstanbul’da Nuri Paşa ile görüşmeye devam ettiği ve siyasî hayatı yakından izlediği anlaşılmaktadır. Nuri Paşa, 20 Ocak 1924 (Mek-tup-8) tarihinde bir pusula yazarak “Azerbaycan Meclis-i Millî azaları” ile görüşmek üzere Hüseyinzade’yi kendi evine davet etmesi, Azerbaycan konusunda her iki tarafın Hüseyinzade’ye gösterdiği güven ve saygıyı ifade eder. Bilindiği gibi 1920’li yılların başlarında Azerbaycan siyasî muhacirleri İstanbul’da Bolşevik Rusya aleyhinde yoğun faaliyette bulunuyorlardı. Mehmet Emin Resulzade’nin 1924’te İstanbul’da basılan

Azerbaycan Cumhuriyeti; Keyfiyet-i Teşekkülü ve Şimdiki Vaziyeti adlı kitabının başına, 15 Celal Ünsizade’nin 1918 yılı temmuz ayında Gence’de Nuri Paşa’ya sunmak için yazdığı ve hâlen

Hüseyinzade Arşivi’nde bulunan bu menzume için 2-5 Mayıs 2012 tarihleri arasında Bakû’da gerçekleş-tirilen “Azerbaycanşünaslığın Aktual Problemleri III. Beynelhalk Elmi Konferansı”na sunmuş olduğum “Celal Ünsizade’nin ‘Bî-şüphe ve Bî-şek’ Adlı Bilinmeyen El Yazma Eseri” adlı bildirime bakılabilir.

(9)

Hüseyinzade Ali Bey’in “Bir Mutalaa” adlı sunuş yazması ve o yazısında da tarafsız görüşlerini ifade etmesi, onun siyasî konularda arka planda kalmayı tercih ettiğini ve meseleleri mantıkı ve soğukkanlı bir şekilde değerlendirmeye devam ettiğini gösterir.

*

Makalede “Mektup-5” olarak adlandırılan ve 23 Mayıs 1918 tarihinde, Batum görüşmelerinin çıkmaza girdiği günlerde Enver Paşa’ya çekilen telgrafta, Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu’nun parçalanmasını önlemek, Ermenileri bu konfederasyon içinde tutmak için Osmanlı devletinin Ermenilere bir “lütufta” bulunmasının tavsiye edildiği görülür. Çünkü Kafkasya Türklerinin-Müslümanlarının menfaati, nüfus ço-ğunluğunun Müslümanların elinde olacağı bir Kafkasya Konfederasyonu’nun devam etmesindedir. Ermeniler sözü edilen konfederasyon içinde tutulabilirse Kafkasyanın “ikinci bir Makedonya” olmasının önüne geçilebilir, Ermeni-Türk halkları arasında yeni çatışmalara imkân verilmez.

1918’den sora Kafkasya’da gelişen siyasî hareketler göz önünde tutulursa Hü-seyinzade Ali Bey’le Ahmet Ağaoğlu’nun bu öngörülerinin mantıklı, tutarlı olduğu açıktır. Yine de Ermeniler hakkında gereğinden fazla iyimser oldukları anlaşılmaktadır. Onların “Hâlbuki bu meyanda pek sıkışmış ve şimdiye kadar takip etmiş oldukları meslekten nadim olan Ermeniler...” (Mektup-5) ifadesi, belki de Batum’da görüşmek imkânı buldukları bazı Gürcü, Ermeni ve Azerbaycanlılardan edindikleri intibalara dayanmaktaydı.

Telgrafın bu bu iyimser görüşünü bir yana bırakırsak, Mavera-yı Kafkas Kon-federasyonu’nun devam etmesini sağlamak düşüncesinin Osmanlı üst yönetiminde kabul gördüğü, hatta bunun için ta Tranboz görüşmeleri sırasında bazı girişimlerde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Akdes Nimet Kurat’ın Türkiye ve Rusya adlı eserinin 1918 yılı Kafkasya hadiselerini ele alan kısmında bu konuyla igili ayrıntılı malumat bulunmaktadır.16 Osmanlı yönetimimin özellikle Talat Paşa ve Enver Paşa’nın

Kaf-kasya’da (kuzey Kafkasya dâhil) Ruslarla Türkiye arasında tampon bir “Müslüman devlet” oluşturma tasarıları, Kurat Bey’in eserinde ve bilassa Enis Şahin’in görüşmelerle ilgili araştırmasında ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Hatta mümkün olursa bu devletin Güney Azerbaycan’ı da içine alması düşünülüyordu. Kafkasya’ya, İran’a gönderilen birçok Teşkilat-ı Mahsusa elemanı bu yolda bir hayli çalışmalar da yapmışlardı. Bu tasarıların oluşmasında ve uygulamaya geçirilmesinde, bölgeyi çok iyi tanıyan, İttihat ve Terakki Partisi’yle olduğu kadar Teşkilat-ı Mahsusa ile da yakın temasları olan Hüseyinzade ve Ağaoğlu’nun önemli ölçüde etkili olduklarını düşünüyoruz.

1917 Rus ihtilalinden sonra Ahmet Ağaoğlu Tercüman-ı Hakitat gazetesinde Rus-16 Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, Ankara, 1970. Bu eserin “Doğu Anadolu’nun Kurtarılışı ve

Kafkaslar” (s. 458-494) ve “Türk Dış Siyaseti ve Olayları” (s. 495-543) adlı bölümlerine bakılabilir. Ayrıca Enis Şahin’in ayrıntılı araştırmasında da bu konuyla ilgili geniş bilgi verilmiştir.

(10)

ya ve Kafkasya hakkında birçok yazı yazmış,17 Osmanlıların bu hadiseler karşısında

almaları gereken tavır hakında görüşlerini açıklamıştır. Aynı şekilde Hüseyinzade Ali Bey’in de İstanbul’da verdiği konferaslarında Kafkasya’da izlenmesi gereken siyaset hakkında düşüncelerini açıklamıştır: O, “Türklerin Ülkesi olarak adlandırdığı Trans-kafkasya (Güney Kafkasya) üzerine konuşmalar yapıyordu. Ona göre bu bölge için üç seçenekten söz etmek mümkündü: Bir Kafkasya Federasyonu, ayrı ayrı Müslüman ve Gürcü devletleri veya bölgede Türklerin yaşadığı kesimlerin ‘hidiviyet’ şeklinde Osmanlı devletine bağlanması.”18

Bu iki şahsiyetin “siyasî müşavir” olarak Kafkasya’ya gönderilmesi, Nuri Paşa’nın yanında Gence’de faaliyet göstermeleri, İttihat ve Terakki Partisi merkezî komitesinin ve Teşkilat-ı Mahsusa’nın işi olmalıdır. Enver Paşa’nın bu görevlendirmeden haberdar olduğu, belki de şahsen bunu istediği de tahmin edilebilir. Sözü edilen telgrafı Enver Paşa’ya çekmeleri, onların doğrudan doğruya Enver Paşa’yla ilişkilerinin olduğunu, en azından daha önce de onunla bu konularda görüştükleri ihtimalini akla getiriyor.

Hüseyinzade Arşivi’ndeki belgelerin yayımlanması, yakın tarihimizde, kültür hayatımızda kapalı kalmış birçok faaliyeti, teşebbüsü, kültürel hadiseyi açığa çıkar-tacaktır, kanaatindeyiz.

*

Hüseyinzade Ali Turan’ın Mektupları, Kartpostalları ve Bazı Belgeler

(Tarih sırasıyla)

29 Mart 1905, Bakû [Mektup-1] İsrafil Bey’e Mektup

Mir-i ahval-âşina-yı cemaat, İsrafil Bey!

İki-üç gün bundan akdem Salyan cemaatinden müteaddit zevat-ı muhteremenin imzalarını muhtevi bir vekâletname ile Salyan ve umum Cavad mahallinin19 Peterburg

hükûmet-i merkeziyesine arz olunacak ihtiyacatını mübeyyin bir defter Kerbelayı Mir İbrahim tarafından vasıtasıyla yedime vasıl oldu.20 Bu evrakdan başka harcırah ve

sair masarif için cemaat tarafından cem olunun 500 manat pulu da buradaki banktan 17 Bu yazıların içeriği ve onlardan yapılan alıntılar için Enis Şahin’in sözü edilen araştırmasına bakılabilir.

Ayrıca dönemin gazetelerinde başka yazarların da bu konuda yazdığı birçok yazı bulunmaktadır.

18 Taudeusz Swietochowski, Müslüman Cemaatten Ulusal Kimliğe Rus Azerbaycan’ı 1905-1920, Çev.

Nuray Mert, Bağlam Yayınları, İstanbul, 1988 s. 163. Swietochowski, bu bilgileri Jaeschke’nin “Der Turanismus der Jungtürken”, (W. I, 23, nos. 1-2, 1941, s. 25) adlı eserinden almıştır.

19 Metinde önce “nevahisinin” yazılmış sonra üstü çizilerek “mahallinin” yazılmıştır.

20 Bu cümle önce “defteri aldım. Kerbelayı Mir İbrahim tarafından bana verdi” şeklinde yazılmış, sonra

(11)

aldım. Sabah Ahmet Bey Ağayev ve diğer mebuslar (deputatlar) ile21 beraber buradan

Peterburg’a demiryol (ekspres katarı) ile azimet edeceğiz. Kadim vatanım olan Salyan ve Cavad uyezdi ahalisinin işleri için elimden geldiği kadar cehd ve gayret eylemeği özüm için büyük bir şeref addeylerim.22 Bu şerefe beni layık görüp “deputat”

sıfatıy-la intihab eylediğinize binaen özüme vacib bilirim ki size ve umum Salyan halkına teşekküratımı arz edeyim.23 Baki selamet ve afiyette olmanızı ve Salyan Müslüman

işlerimizi encam-ı hayra isal ile muvaffakiyetimizi, Cenab-ı Haktan temenni ve dua ile hatm-i kelam eylerim.

Hüseyinzade Ali 23 Mayıs 1330/11 Recep 1332 [5 Haziran 1914], İzmir/Basmahane, [Kartpostal-1] Edhiye Hanım’a, “Öğleden evvel, Adalardenizi. Saat dört, beş saat sonra İzmir’-deyiz. Geceyi pekiyi geçirdik. Deniz süt limanı. Maalesef Çanakkale Boğazı’nı gece-leyin daha doğrusu sabah saat üçe, dörde doğru geçtiğimizden göremedik. Cümleye arz-ı selam ederim, Saide’nin gözlerinden öperim. Ali Hüseyin.”

1 Juin 1914/1 Haziran 133024 Akşam saat 11 alafranga, Beyrut [Mektup-2, 7 sayfa]

[Edhiye Hanım’a] Azizem,

Yukarıda resmini gördüğün “Otel Doryan”ın [Hotel d’Orient] balkonundayım. Bu balkon şimal-i garbiye daha doğrusu şimale nazırdır. Bunu şeffaf bir gecenin yıl-dızlarından anlıyorum. Tam önümde “Dübb-i Asgar”ın kuyruğundaki Kutup Yıldızı! Bütün diğer yıldızlar bizim semamızdakilerden daha parlak! Deniz de bizim İstanbul denizinden farklı; daima müteharrik, daima gürültülü, daima sahillere köpükler saçıyor. Bu sebepten burada deniz hamamları görünmez. Diyorlar ki bu deniz hiç sâkit olmuyor. İşte önümde böyle bir sema ile deniz. Balkonun altındaki bahçeden havaya ne güzel rayihalar intişar ediyor. Bilmem bu kadar güzel kokan nedir? Yasemin midir, gül müdür, 21 Önce “Ahmet Bey Ağayev ve sair Bakdkûbe mebusları (deputatları)” şeklinde yazılmış sonra bazı

kelimelerin üzeri çizilerek yukarıdaki gibi düzeltilmiştir.

22 Önce “şeref bilirim” yazılmış ve “bilirim”in üzeri çizilmiştir” 23 Önce “arz eyleyeyim” yazılmış “eyleyeyim”in üzeri çizilmiştir.

24 Bu mektubun tarihi yanlış olmalı çünkü Hüseyinzade bu mektubunun sonunda “26 Mayıs’ta sabahleyin

Beyrut’a vasıl olduk” diyor. Bu rumi tarihi miladiye çevirirsek 26 Mayıs 1330 = 8 Haziran 1914 eder ki bu durumda 1 Haziran’da yani Beyrut’a gelmeden bir hafta önce bu mektubu yazmış olamaz. Üstelik mektup “Grand Hotel d’Orient” antetli kâğıda yazıldığına göre Beyrut’a geldikten sonra yazıldığı açıktır. Bu durumda mektup üzerindeki “1 Haziran 1914” yanlıştır. Belki de “10 Haziran” yazmak istiyordu, sondaki sıfırı unuttu? Nitekim Beyrut’tan 11 Haziran 1914’te Edhiye Hanım’a gönderdiği kartpostalda “Üç dört günden beri Amerikan mektebinde imtihanlarla meşgulüz” dediğine göre 8 Haziran’a Beyrut’a ulaşmış olmalılar.

(12)

çam mıdır, okaliptüs müdür, bahçede hep alışmadığımız nebatlar, çiçekler, ağaçlar! İşte bir tarafta her sabah yeniden yüzlerce kırmızı nar çiçeği gibi kıpkırmızı çiçekler açan “İbiskus” bizim saksılarda büyüttüğümüz ibiskuslar burada ayva ağacından daha büyük! [2] Biraz ötede üzerinde kocaman salkımlarıyla kocaman yapraklarıyla muz ağaçları, daha ötede hurmalar, ne zarif manzaralar teşkil ediyor! Arada hiç görmedi-ğim bilmedigörmedi-ğim akasya cinsinden bir takım eşcar. Bir ağacın çiçekleri mor salkıma benziyor fakat, daha büyük daha mavi daha parlak!.. Hele çamların güzel cinslerini burada görmeli!.. Sağ tarafta bir takım elektrik ışıkları deniz köpüklerine aksediyor! Oradan kulağa latif musiki sesleri geliyor. Bir orkestra tarafından icra edilen ahenk!.. Düşünüyorum ki sen de burada olmalı idin. Bu defa böyle oldu, başka defa beraber seyahat etmeliyiz!..

Seyahatimiz gayet hoş geçti. İstanbul’dan Beyrut’a kadar fırtına filan görmedik: Deniz çarşaf gibi idi. Havada “ılık bir serinlik” var idi. Vapurun güvertesinde yalnız geceleyin pardösüye ihtiyaç hâsıl oluyordu. Adalar denizi, bizim için bu devirlerde hüzn-aver olmakla beraber, güzelliğini letafetini kaybetmemiş idi. Maatteessüf Çanak-kale Boğazı’nı göremedik: Sabahleyin uykudan kalktığımız zaman [3] vapur boğazı geçip adalar denizinde seyrediyordu. İzmir’de altı yedi saat kaldık. Şehre çıkıp biraz dolaştık. Orada Kramer Oteli kahvesinde bizim konferansçı Naci Bey’e rast geldik. Kendisiyle bazı dostlara resimli kartpostallar gönderdim. Bilmem vasıl oldu mu? Vapurumuz İzmir limanına öğleyin vasıl olup geceleyin müfarekat ettiği için şehrin üç muhtelif halini görmüş olduk. Evvel öğleden akşama kadar şehirde bir gevşeklik bir rehavet var. Rıhtım tenhadır, birkaç satıcılardan başka bir kalabalık filan yoktur. Tenbel tenbel hareket eden bir atlı tramvay rıhtımın yegâne hayatını teşkil ediyor. Nihayet güneş gurup ediyor. Ama ne güzel, ne muazzam gurup! İzmir’in İzmir rıhtı-mının tam karşısında İzmir limanına muhteşem bir kapı teşkil eden iki burnun arasında tam orta yerde denizin ufuklarına dalan zerrin, ateşin kızıl, kırmızı bir küre-i şems!.. Bütün afak pembe renklerle müzeyyen! Şimdi İzmir rıhtımının hayat-ı velvele-darını seyretmeli Gündüzki rehavetten tenhalıktan eser yok. İzmir’in o birkaç [4] kilometre uzayan rıhtımı insan dolu! İğne atsan yere düşmez denecek derecede insanla dolu. Bu kitle bir baştan diğer başa kadar müteharrik bir insan seli. Şems, bunların üzerine son şualarını göndererek vedalaşıyor…

Yavaş yavaş ortalık kararıyor, derken İzmir’in arkasından kamer tulu’u ediyor... Vapur denizin gümüş dalgaları üzerinde hareket ederek yavaş yavaş uzaklaşıyor… Şimdi İzmir’in üçüncü bir hâlini seyrediyoruz.

Uzaklarda rıhtım yerine önümüzde uzun ateşîn bir hat! Bu rıhtımın elektrik tenvi-ratıdır. Sağ tarafta tepeler üzerinde kâin mahallelerin yerine ise yaldızlı bir dağ yahut bir Kehkeşan; güya semanın yıldızlarını toplamışlar da oraya serpmişler!..

(13)

12 ya da 13 mil süratle hareket ediyordu. Bir tarafta uzaklarda yüksek tepeleriyle Kalimnos adası ve yeşillikler içinde meskûn İstankos (Kos) Adası.

[5] Dostlarım dediler ki bu son ada tebabetin beşiğidir. Meşhur Hipokrat ilm-i tıbbı burada tedris edermiş. Diğer tarafımızda Bodrum şibh-i ceziresi ile İstanköy körfezi. Anadolu sevahili önüne ufak ufak birçok adalar serpilmiştir. Dürbün ile İstanköy ka-sabasını seyredebildim. Sahilde kalesi ve yeşillikler arasında güzel binalarla camiler görünüyor. Eyvah ki şimdi bu güzel yerler hep düşman ellerinde!

Denizin üzerinde pek çok kayık görünüyordu. Meğer bunlar sünger avlamağa çıkmışlar…

İstanköy’ün Kumburnu denilen burnunu dolaşarak Anadolu’nun Krio25 burnuna

doğru gidiyoruz. Şimdi sol tarafta yüksek kalesiyle sahil boyu sıra ile dizilmiş beyaz evleriyle arkada zeytinliklerden müteşekkil yeşil bir şeridiyle daha uzaklarda güzel dağlarıyla Bodrum görünüyor. [6] Akşama doğru Rodos’a geldik. Vapur uzaklarda durdu. Ara sıra hurma ağaçları görünen bahçeleriyle Cezair-i Bahr-ı Sefid valisinin makamı olmuş bu şehrin pek güzel manzarası vardır…

Mayıs’ın 25’inci günü Bahr-ı Sefid’in en vasi bir kısmını kat’ediyorduk. Akşama doğru gördüğümüz adaların en büyüğü olan Kıbrıs uzaklarda gözden nihan oluyordu. Artık gökle denizden başka bir şey görünmüyordu. Fakat yine âlem-i medeniyet ile alakamız kesilmemiş idi: Vapurda telsiz telgrafla haberler alıyorduk. Avrupa’da ve sair kıt’aat-ı âlemde cereyan eden vakayi-i mühimme peyderpey bir kâğıda yazılarak vapurun muayyen bir noktasına asılıyordu…

26 Mayıs’ta sabahleyin Beyrut’a vasıl olduk. Vapurda bizi Amerika viskonsolosu karşıladı. Biraz sonra Mazhar Paşa ile mezkûr otele gelip yerleştik. İlk işimiz merkez-i vilayete hükûmet konağına gitmek oldu. Orada mektubî-i vilayet Abdünnebi Sünni Efendi ile görüştük. [7] Oradan çıkıp askerî hastaneyi ziyaret ettik. Bade Amerika konsolosu ile Amerika mektep müdürü Mister Bels ile görüştük. Bu zat ile vazaifi-mizin programını kararlaştık. Vazaifimiz yarın bitmek üzeredir. Andan sonra birkaç gün de muamelat-ı resmiye ile geçeceğinden buradan İstanbul’a ancak bir hafta sonra hareket edebileceğiz…

Daha pek çok şeyler yazmak isterdim ancak gece yarıyı geçiyor. Saat bire geliyor. Elektrik lambası arada bir sönüyor, galiba kariben ışığın tükeneceğini ihtar ediyorlar. Ne ise Allah’a ısmarladık, yatmağa gidiyorum. Sabah erken kalkmağa mecburum. Cümleye selam ederim. Beylerbeyi’ndekileri unutma. Erenköy’ünde Nuri Beyefendiye de aile-i muhteremesine de arz-ı selam ederim.

Behiye Hanım ve validesi Misal Hanım’a da ihtiramatımı takdim ediyorum. Baki 25 Krio veya Kryo (?): Neresi olduğu pek anlaşılamadı. Bugün Kos adasının kuzeyindeki Kumburnu’nun

(14)

Cenab-ı Hak’tan cümlenizin afiyeti temennisiyle hatm-i kelam ederim.

Hüseyinzade Ali 29 Mayıs 1330 [11 Haziran 1914], Beyrut [Kartpostal-2]

Edhiye Hanım’a “Üç, dört günden beri Amerikan mektebinde imtihanlarla meşgu-lüz. Yarın Mazhar Paşa ve İsmail Bey’le Cebel-i Lübnan’a doğru bir seyahat yapacağız. Cümleye selam. Ali Hüseyin.”

9 Teşrin-i Sani 1331 [22 Kasım 1915] Sofya [Kartpostal-3]

Edhiye Hanım’a “Bugün akşam saat üçte Sofya’ya varid olduk. Şimdi İsplandin otelindeyiz. Cümlemiz sıhhat ve afiyetteyiz. Dostlara arz-ı selam. Ali Hüseyin.”

10 Teşrin-i Sani 1331 [23 Kasım 1915], Sofya [Kartpostal-4]

Mehmet Selim’e “Bugün şayan-ı temaşa yerleri görmek ve biraz istirahat etmek için Sofya’da kaldık. Yarın sabahleyin burayı terk edeceğiz. Cümlemiz sıhhatteyiz. Dostlara selam. Ali Hüseyin.” (Mehmet Selim, Hüseyinzade Ali Bey’in oğludur)

11 Teşrin-i Sani 1331 [24 Kasım 1915] Sofya [Kartpostal-5]

Saide Beğüm Hanım’a “Bu gün Sofya’dan sabah trenle hareket ediyoruz. İleride Romanya’dan mektup yazarım. Sıhhatteyiz. Cümleye selam ederim. Ali Hüseyin.” (Saide Begüm, Hüseyinzade Ali Bey’in kızıdır)

12 Teşrin-i Sani 1331 [25 Kasım 1915] Ramadan [Kartpostal-6]

Edhiye Hanım’a “Şimdi Tuna nehrinin Romanya sahilindeyiz. Buraya öğleye doğru Rusçuk’tan vapurla geçtik. Geceyi Rusçuk’ta Bristol otelinde geçirdik. Onun ve sair Rusçuk manzaralarının resmi bu kartta görünüyor. Sofya’dan üç kart gönderdim. Artık tren hareket ettiği için yazamıyorum. Yusuf [Akçura] Bey selam ediyor. Daim selam Hüseyinzade Ali.”

15 Teşrin-i Sani 1331 [28 Kasım 1915] Budapeşte [Kartpostal-7]

Edhiye Hanım’a, “Dün buraya vasıl olduk. Şu resimdeki otel indik. Cümlemiz sıhhat ve afiyetteyiz. Dostlara selam ederiz. Yusuf [Akçura] Bey selam ediyor. Doktor Ali Hüseyin.”

(15)

19 Teşrin-i Sani 1331 [2 Aralık 1915] Budapeşte [Kartpostal-8]

Edhiye Hanım’a “Üç gün akdem burada resmi görünen Krályné Erzsébet otelin-den diğer biri otele naklettik ki ismi Britaniya Otelidir ve Terezkürt (?) caddesindedir. Cümlemiz sıhhatteyiz. Yusuf [Akçura] Bey selam ediyor. Yarın Mehmet Selim ile Saide’ye kart gönderirim. Dostlara selam. Ali Hüseyin.”

20 Teşrin-i Sani 1331 [3 Aralık 1915] Budapeşte [Kartpostal-9]

Edhiye Hanım’a “Altı günden beri buradayız. Britaniya otelinde bulunuyoruz. Cümlemiz sıhhatteyiz. Yusuf Bey selam ediyor. Dostlara selam. Ali Hüseyin.” [Not: Kartın üzerinde kurşun kalem ve eski harflerle “Budapeşte’den dört kart, Kânun-i evvelin beşinci Cumaertesi günü alınmıştır” kaydı var.]

20 Teşrin-i Sani 1331 [3 Aralık 1915], Budapeşte [Kartpostal-10]

Alay Emini Şemseddin Beyefendi Hazretlerine, Bandırma, “Birkaç günden beri buradayım. Britanya otelinde bulunuyorum. Sıhhatim yolundadır. Bir-iki kart Bulga-ristan ve Romanya’dan gönderdim. Bilmem aldınız mı? Baki arz-ı ihtiram ve selam. Doktor Ali Hüseyin.” (Şemseddin Bey, Hüseyinzade Ali Bey’in kaynatasıdır)

29 Teşrin-i Sani 1331 [12 Aralık 1915] Budapeşte [Kartpostal-11]

Edhiye Hanım’a, “Budapeşte’den yarın hareket edeceğiz. Viyana’dan dahi kart gönderirim. Sıhhatteyiz. Selam. Ali Hüseyin.”

2 Kânun-i Evvel 1331 Viyana [15 Aralık 1915], [Kartpostal-12]

Edhiye Hanım’a “Dün akşam saat 7’de Budapeşte’den buraya geldik. Peşte’deki vazifemizi bitirdik. Cümlemiz sıhhatteyiz. Yusuf [Akçura] Bey selam ediyor. Cümleye arz-ı selam. Hüseyinzade Ali.” Edhiye Hanım Efendi, Muhterem ellerinizden öperim. [İmza okunmuyor, Yusuf Akçura olabilir?]

5 Kânun-i Evvel 1331/18 [Aralık 1915], Viyana [Kartpostal-13]

Edhiye Hanım’a “Birkaç günden beri şurada resmi görünen oteldeyiz. Cümlemiz sıhhatdeyiz. Yusuf Bey, selam ediyor. Dostlara selam. Hüseyinzade Ali.”

10 Kânun-i Evvel 1331/23 [Aralık 1915], [Kartpostal-14]

Edhiye Hanım’a, “Yarın sabahleyin buradan Berlin’e doğru hareket ediyoruz. Cümlemiz sıhhatdeyiz. Dostlara selam. Doktor Hüseyinzade Ali.”

(16)

12 Kânun-i Evvel 1331 [25 Aralık 1915], Berlin [Kartpostal-15]

Edhiye Hanım’a “Dün gece saat 11’de Berlin’e vasıl olduk. Ekselsiver (?) oteline indik. Bugün yerimizi değiştirdik. Börssig Strasse sokağında Hospis Des Nordens oteline geldik. Cümlemiz sıhhatteyiz, dostlara selam. Hüseyinzade Ali.”

12 Kânun-i Evvel 1331 [25 Aralık 1915], Berlin [Kartpostal-16]

Alay Emini Şemseddin Bey’e, Bandırma, “Dün akşam buraya vasıl olduk. İki hafta kadar kalmak niyetindeyiz. İstanbul’dakilere dahi ara sıra kartlar gönderiyorum. Peşte’de on beş Viyana’da da on gün kadar kaldık. Cümlemiz sıhhatteyiz. Arz-ı ihtiram ve selam. Doktor Hüseyinzade Ali.”

15 Kânun-i Evvel 1331 [28 Aralık 1915] Salı, Berlin, [Kartpostal-17]

Edhiye Hanım’a. “Üç dört günden beri buradayız. Bu sabah bir daha ikamet-gâhımızı değiştik. Kurfürstendamm caddesinde ‘Hayvanat Bahçesi karşısında’ (Am Zoologcshen garten Eden-Hotel) Eden oteline geldik. On gün kadar Berlin’de daha kalmak icap edecek. Cümle dostlara selam. Doktor Ali Hüseyin.” [Not: Kartın ön yüzünde “Saide ile Mehmet Selim ....lik? gözlerinden öperim. 15 Kânun-i Evvel 1915 Hüseyinzade Ali” kaydı vardır.]

30.12.1915 Berlin [Kartpostal-18]

Edhiye Hanım’a “Wir sind hier. Gruss. Ali Hussein.” [Biz buradayız, selam] 31.12.1915 Berlin [Kartpostal-19]

Edhiye Hanım’a “Mein Gruss.[Selamlarımla] Hussein-zade Ali.” 6 Janvar 1916 Berlin [Kartpostal-20]

Edhiye hanım’a “Mein Gruss. Hussein-zade Ali.” 6 Janvar 1916/19 [Ocak] 1916, Berlin [Kartpostal-21]

Edhiye hanım’a “Mein Gruss. Nach einige Tagen wir kommen. Hussein-zade Ali.” [Selamlarımla. Birkaç gün sonra geliyoruz.]

6 Kânun-i Sani 1331 / 19 [Ocak] 1916, Çarşanba, Berlin [Kartpostal-22] [Aileden birine ?], [Kartın ön, resimli yüzünde:] “Berlin Hayvanat Bahçesinde bu resimdeki hayvan heykelinin önündeki taşta gördüğüm yazı: ‘Iguanodon’ Etva seit

(17)

20 millionen Jahren ausgestorben riesen Reptile aus den Kreide Schichten Belgiens. Natürliche grässa. Hüseyinzade Ali.” [Not: Kartpostalın üzerinde posta pulu veya damga yoktur, zarf içinde belki de bir mektupla birlikte gönderildi?]

12 Kanun-i Sani 1331/25 Kânun-ı Sani 1916/1331, Salı, Budapeşte [Kartpostal-23] Edhiye Hanım’a “Bu gece buraya geldik yalnız Sofya’da birkaç gün kalacağız. Saide’nin, Selim’in gözlerinden öperim. Cümleye selam. Hüseyinzade Ali.”

15 Kânun-i Sani 1331/28 [Ocak] 1916, Sofya [Kartpostal-23]

Edhiye Hanım’a “Bu gece buraya vasıl olduk. Üç dört gün kalacağız. Cümle dostlara selam. Doktor Hüseyinzade Ali.”

18 Marc 1917, Berlin [Kartpostal-25

Saadet Hanım’a, “Wir sind noch da. Gesundheit und Gruss. A. Hussein / Hüse-yinzade Ali.” [Biz hâlâ buradayız. Sağlıcakla kalın, selamla.]

23 Mart 1917 Berlin [Kartpostal-26]

Saide Hanım’a “‘Mein Gruss’. Hüseyinzade Ali.” [Selamlarımla] 24 Mart 1917 Berlin [Kartpostal-27]

Saide Beğim Hanım’a, “‘Mein Gruss’ Hüseyinzade Ali.” [Selamlarımla] 27 Mart 1917 Berlin [Kartpostal-28]

Edhiye Hanım’a, “‘Mein Gruss’ Hüseyinzade Ali.” [Selamlarımla] 29 Mart 1917 Berlin [Kartpostal-29]

Saadet Hanım’a, “Daha buradayız. Selam. Hüseyinzade Ali.” 30 Marc 1917 Berlin [Kartpostal-30]

Edhiye Hanım’a “Daha ileri gitmeğe lüzum kalmadı. Birkaç güne kadar İstanbul’a avdet ediyoruz. Selamlar. Hüseyinzade Ali.”

(18)

3 Nisan 1917/3 Avril 1917 Berlin [Kartpostal-31]

Edhiye Hanım’a, “Nisan’ın 7’nci Cumaertesi günü Balkan treniyle buradan İstan-bul’a doğru hareket niyetindeyiz. Selam. Mein Gruss. Hussein-zade Ali / Hüseyinzade Ali.”

22 Juni 1917 Berlin [Kartpostal-32]

Edhiye Hanım’a, “Nachmorgen wir abreisen von hier. Mein gruss!. Ali Hussein.” [Sonraki gün buradan yola çıkacağız. Selamlarımla]

26 Juni 1917 Stockholm [Kartpostal-33] Edhiye Hanım’a, “Selam. Ali Hüssein.” 2 Jul[i] 1917 Stockholm [Kartpostal-34]

Edhiye Hanım’a “Iydınız tebrik ederim. Ali Hüseyin-Ali Hussein.” 15 Jul[i] 1917/15 Temmuz 1917, Pazar, Stockholm [Kartpostal-35]

Edhiye Hanım’a “Dün Gran Otel’den bir pansiyona geçtim. Adresim şöyledir: ‘Tunnelgatan 20 (b) Pansion Torstenson Stockholm.’ Bayramınızı tebrik ederim. Dün Âkil Muhtar Bey İsviçre’ye gitti. Ali Hüseyn.”

19 Temmuz 1917/19 Jul[i] 1917 Stockholm [Kartpostal-36]

Edhiye Hanım’a “Akil Bey, İsviçre’ye ...(?) seyahatte beş on gün için Berlin’e ...(?) de buraya avdet edecekler (?). Bense bir pansiyondayım. Adresimi yazdım. Cümlenizin bayramınızı tekrar tebrik ederim. Doktor Ali Hüseyin.”

7 Ağustos 1917/7 August 1917, Stockholm [Kartpostal-37]

Edhiye Hanım’a, “Bu akşam buradan Kopenhag tarıkıyla Berlin’e doğru hareket ediyoruz. Akil Muhtar Bey, İsviçre’dedir. Cümleye selam. Doktor Ali Hüseyin.”

11 Mayıs 1918 Sakız gambotu, Sivastopol (Kırım Meclisine çekilen telgraf sureti) (Mektup-3)

Kırım Meclis-i Mebusanı Riyaset-i Aliyesine

Şarkî Avrupa’da Karadeniz’in şimal sahillerinde Türklüğün en kadim bir vatanı olarak tarihe şan, şerefler bahşetmiş olan Kırım, istiklalinin bir müddetten beri

(19)

bo-yunduruk altında Çarlık hükûmeti tarafından mahv edilmek istenilmesine rağmen bu kere kahraman evladının azm ve sebatı ve fedekârlığı sayesinde ihya ve teceddüdünü temsil eden Kırım Türk Meclisi Mebusanının küşadını, Osmanlı ve Kafkasya Türkleri namına azim heyecan ve meserretle tebrik eder, mücahit-i millîmiz merhum İsmail Gasprinski’nin cümlemize vasiyet etmiş olduğu “Fikirde birlik, dilde birlik, işte birlik” düsturunun unutulmayıp bütün Türk âlemini aynı muvaffakiyete, aynı feyz ve saadete mazhar kılmasını temenni ve niyaz eyleriz.

Hüseyinzade Ali Ağaoğlu Ahmet 16 Mayıs 1334 (1918) Sinop [Mektup-4]

[Edhiye Hanım’a ?]

“Dün akşam Sivastopol’den buraya geldik. İstanbul’dan çıktıktan sonra râkip olduğumuz Sakız gambotu yolunu değiştirdi. Batum’a gideceğine Sivastopol’a gitti. Orada üç gün kaldık. Ve buraya kömür almak üzere geldik. İhtimal bu akşam buradan hareket edeceğiz. Trabzon’a uğramak ihtimali vardır. Oradan da bir mektup yazarım. Dün akşam buraya vürudumuza dair telgraf çektik (Teşkilat-ı Mahsusa Umur-ı Şar-kiye vasıtasıyla). Dün buraya vürudumuzda haber aldık ki bir gün evvel Bahaeddin Şakir Bey’le Doktor Nazım Bey Batum’dan avdet ederek buradan geçip İstanbul’a geçmişlerdir. Bizim çocuklara dair ve Ahmet Bey’in hanımına dair malumat ver ve mektubu Batum’a yaz!

Hüseyinzade Ali” 23 Mayıs 1918, Yevm-i Pençşenbe (Enver Paşa’ya Batum’dan çekilen telgraf sureti) (Mektup-5)

Baş Kumandan Vekili Enver Paşa Hazretlerine

Buradaki Türk murahhasları ve Seym azaları ile vaki uzun ve mufassal müzake-relerden istintac ettiğimiz efkâr ve intibaatı, huzur-ı âlilerine ber vech-i zir, hulasaten arz etmeyi bir vazife addettik.

Hükûmet-i Osmaniye tarafından Ermenilere ait verilecek ültimatomun muhte-viyatına vukuf peyda etmiş olan Türk murahhasları mezkûr ültimatomu sırf Devlet-i Aliye’ye muhalefet etmemiş olmak üzere kabul etmeye müheyyadırlar. Hakikat halde ültimatomun vaz’ ettiği şeraitle ihdas edeceği vaziyet, hiç bir tarafı memnun edecek ve takip edilen maksadı temin eyleyecek mahiyette telakki olunmuyor. Zira hükûmet-i Osmaniyece talep olunan yerler ahalisinin ekseriyet-i azimesi Ermeni olduğu hâlde, Ermenilik teşekkülü için bırakılan yerlerin birçok kazalarında ekseriyet Müslüman-lardadır. Bu suretle Ermenilik tabiatıyla teşekkül edemez ve bu hâlde, Gürcülerin de

(20)

ayrılarak müstakil ve münferit kalmaya karar vermiş oldukları tahmin edildiğinden, gerek Devlet-i Aliye ve gerek Kafkasya Türkleri menafi’i nokta-i nazarından kıymet ve ehemmiyet-i azimesi derkâr olan Umumî Kafkasya Konfederasyon fikri, kendiliğinden ber-taraf edilmiş olur. Bundan maada Gürcüler Ermenilerle meskûn araziden ihtiraz ettiklerinden ültimatomun ihtiva ettiği kazalar haricindeki Ermeni yerlerinin kâffesi Azerbaycan hududu dâhilinde kalmış oluyor.

Bununla beraber Devlet-i Aliye tarafından işgal olunacak arazide sakin Ermeniler orada kalmayarak umumen muhacerete şuru ve Azerbaycan sahasına doğru akmaya başlayacaktır. Bu iki hadisenin pek elim ve feci vukuat ve umumî mukateleler tevlid edeceği ve hayat-i ictimaiye ve siyasiyeyi müddet-i medide zehir-nak eyleyeceği muhakkak gibi görülüyor.

Türkiye ve Rusya gibi müşekkel ve muhteşem devletlerin asırlarca rahatını selb eden ve bu kere ye’s ve nâ-ümidînin telkin ettiği gizli husumet ve münaferetle meşbû olan Ermenilerin, daha henüz teşekkül etmemiş, kuvvetlerini toplamamış Kafkasya Müslümanları için azim bela kesilebileceğinden tevahhuş olunuyor.

Bu şerait altında gerek Azerbaycan Türkleri için ve gerek anları himaye edecek Devlet-i Aliye için Kafkasya ikinci bir Makedonya kesilecektir. Hâlbuki bu meyanda pek sıkışmış ve şimdiye kadar takip etmiş oldukları meslekten nadim olan Ermenilere, Kafkasya Konfederasyonu’na dâhil olmak vüs’at ve imkânı bezledilecek olursa Er-menilerin bunu sırf bir Osmanlı lütfü gibi telakki edecekleri ve Kafkasya’da el-yevm hâkim olan anarşinin süratle ber-taraf olunacağı ve ekseriyet-i azimesi İslamlardan müteşekkil bir Kafkasya Federasyonu’nda Ermenilerin fi ma-ba’d hiç bir zarar ika edemeyecekleri ve bunun ise gerek Devlet-i Aliye ve gerek Kafkasya Konfederasyonu ve siyaset-i umumiyesi nokta-i nazarından pek muvafık olacağı kanaati hâkimdir.

Bâlâdaki mesrûdatı arzetmekle mübahiyiz, Paşa Efendimiz Hazretleri.

Hüseyinzade Ali Ağaoğlu Ahmet 29 Mayıs 1918/133426 Çarşamba, Batum [Mektup-6]

[Edhiye Hanım’a]

“Azizim on gün oluyor ki burada, Batum’dayız. 12 gün kadar Karadeniz üzerinde gezdikten, Sivastopol’a uğradıktan sonra Sinop ve Trabzon tarıkıyla buraya Mayıs’ın 19’unda vasıl olduk. Burada Kafkasya’dan gelen resmî ve gayr-i resmî heyetlerin azaları arasında birçok dostlara ve bildiklere rast geldik. Bunlardan dost ve akrabaya 26 Mektupta yanlış olarak “1331” yazılmıştır. Miladi tarihin Rumî karşılığı 1334 olması gerektiği için

(21)

dair bazı endişeli haberler aldım. Muhakkak olarak öğrendiğim şu oldu ki Şamahı ahalisi öteye beriye hicret ettiği sırada Mehemmed Tağı’nın biraderi İskender, çoluk çocuklarla beraber Gence şehrine gelmiş ve şimdi de orada imiş. Bunu buraya gelen Kafkas Şeyhülislam’ı Pişnamazzade Hazretleri dahi te’yid ettiler.

Bundan bi’l-istifade yeni Kafkas Türkleri hükümetinin, yeni teşekkül eden kabi-nesinde hariciye nazırı Mehemmed Hasan Hacinski vasıtasıyla Salyan’daki biraderim İsmail’le, nerede olduğu malum olmayan teyzezadem Ahmed Ağa’ya iki mektup gönderdim. Mehemmed Hasan Bey bunu Gence’de İskender’e göndereceğini vadetti. Elbet İskender diğer akrabanın nerelerde bulunduğuna vakıftır… Buradan İstanbul’a vesait-i muhabere mefkuftur. Telgraftan nadiren istifade mümkündür. Köprülüzade telgrafla bizden aldığı haberi elbet size isal etmiştir. Müverrih Ahmet Refik Bey ilk vapurla İstanbul’a geliyor. Anın ve Köprülüzade’nin vasıtasıyla bu mektubu size gön-deriyorum. Burada ne kadar kalacağımız daha belli değil! İleriye, Gence’ye kadar ve belki de Bakû’ya kadar gitmemiz muhtemeldir. Mektubu, sıhhatlerinize dair haberi Köprülüzade vasıtasıyla bize göndermeye çalışınız.

Hüseyinzade Ali” 8 Haziran 1918/1334, Batum [Mektup-7]

“Azizim Edhiye,

Burada işlerimiz bitti. Ancak Tiflis tarıkıyla Gence’ye gitmek icap ediyor. Yarın yolcuyuz. Kardaşımla teyzezadelerimden henüz bir haber alamadım. Yalnız Mehem-med Tağı’nın biraderi İskender Aliyef’in çoluk çocukla beraber Gence’ye geldiğini ve şimdi orada bulunduğunu haber aldım. Anı görebilirsem şair akrabama dair malumat alabileceğimi ümit ediyorum. Belki de bazısını Gence’ye çağırtabileceğim. Müverrih Ahmet Refik’le beraber size bazı erzak gönderecek idik. Hâlbuki Ahmet Refik mektubu alıp gitti. Eşyayı ise burada bıraktı. Sonra eşyayı arkadan ayrı bir adamla gönderttik. Demek ki evvela mektubu, sonra eşyayı alabileceksiniz. Eşya müştereken Ağaoğlu Ahmet Bey’e gidecektir. Hanımı taksim edip sizin hissenizi de gönderir. Yangın do-layısıyla Ahmet Bey’in başına geldiği felaketten fevkalade müteessif ve mükedder oldum. Ahmet Bey’in ailesi bizim civarda Ziya Gökalp’in hanesine gelip yerleştiklerini işittim. Tabii sizin anlara elinizden geldiği kadar muavenette bulanacağınızdan emi-nim. Bizim evde yiyecek, içecek namına ne varsa anlarla müştereken istihlak ediniz. Ahmet Bey de benimle beraber gidiyor Gence’ye. Biz avdet edinceye kadar hanımına ve çocuklarına kederlenmeye meydan vermeyiniz!.. Büyüklerin ellerinden çocukların da gözlerinden öperim ve cümle dostlara selam ederim.

(22)

4 Teşrin-i Sani 1918 Odesa [Kartpostal-38]

Edhiye Hanım’a “Berr...ile? çıkamadan, vapur Pricipesse Chistiana, doğru bizi Odesa’ya getirdi. Bu akşam Kiyef’e gidiyoruz. Cümlemiz afiyetteyiz. Hüseyinzade Ali.”

12 Kasım 1918 (Ukrayna’dan Osmanlı hariciyesine gönderilen resmî yazı) (Bel-ge-1)

Ukrayna’da

Hey’et-i Siyasiye-i Osmaniye Umumî: 121

Hususî: 64

Hariciye Nazırı Beyefendi Hazretlerine Devletlü efendim hazretleri

Almanya ve İsviçre’de bazı vazaif-i mahsusa ifa etmek üzere Doktor Hüseyinza-de Ali ve KöprülüzaHüseyinza-de Fuad ve Abdulhalim Sabit Beylerle Hoca Abdurreşid Efendi idaresinde yola çıkan iki hey’et İbrail tarıkının kapanması üzerine beş gün mukaddem Odesa tarıkıyla Kiyef’e gelmişlerdir.

Viyana tarıkı zaten on beş günden beri kapalı bulunduğu cihetle hey’et-i mezkû-renin Varşova üzerinden Berlin’e te’min-i azimetleri zımmında icra edilen her türlü teşebbüsat dahi muvasalatın inkita’ından dolayı maatteessüf akim kaldı. Almanya’da her gün bir şekilde inkişaf ve tevessü etmekte olan ahval-i malûmenin daha ne kadar müddet devam edeceği kestirilemediğinden zevat-ı mumaileyhüm ilk vasıta ile İstan-bul’a dönmek üzere bu gün tekrar Odesa’ya avdet mecburiyetinde kalmıştır. Ol babda emr ü ferman hazret-i men lehü’l-emrindir. Fi 12 Teşrin-i Sani 1918 [12 Kasım 1918]

Kiyef sefiri Ahmet Hikmet

Başbakanlık Devlet Arşivi, HR.SYS., Dosya: 2460, Gömlek: 104 21 Nisan 1919 (Sabah gazetesindeki haber) (Belge-2)

“Tahsisat-ı mesture” Sabah gazetesi, İstanbul, 21 Nisan 1335 [1919] / 19 Recep 1337, numara: 10572. (Gazetedeki bu başlığın altında “334 senesi dâhiliye tahsisat-ı mesturesinden para alanların listesi” yayımlanmış, kimlere ne kadar para verildiği açıklanmıştır. Bunlar arasında da “Dr. Hüseyinzade Ali Bey’e 20.000 kuruş” verildiği bildirilmektedir. Gazetenin bu sayısı Hüseyinzade’nin arşivindedir ve kendisiyle ilgili satırın da altı kırmızı kalemle çizilmiştir. Bu paranın 1918’de Kafkasya-Azerbaycan’a gönderilmesi sırasında verildiğini tahmin ediyoruz. )

(23)

20 Kânun-ı Sani 1340 [20 Ocak 1924], İstanbul (Mektup-8) Hüseyinzade Ali Bey Efendiye,

Perşenbe günü akşamı saat dörtte Azerbaycan Meclis-i Millî azalarının bize teş-rifleri takarrur ettiğinden zat-ı alinizin (Beşiktaş’ta Serence Bey yokuşunda Tekselvi sokağında 140 numerolu hane) teşrifinizi bilhassa rica eder, arz-ı meveddet eylerim, efendim.

Sabık Kafkas İslam Ordusu Kumandanı Nuri [Killigil]

14 Temmuz 1340 [14 Temmuz 1924], Pazarertesi [İstanbul] [Kartpostal-39] Saide Hanım’a, [Ankara’da] “Benim güzel ablacığım, şirin Saide’m, kartını aldım; hopladım, sıçradım, öpdüm, sevindim. Senin kartınla bayramlaştım. Mehmet senin gibi bahçede benimle oynamıyor. Ben seni çok arıyorum., Saideciğim göreceğim geldi. Ninem Erenköyü’ne gitti. Ben, köpek olduğu için gidemedim. Ninem Erenköyü’nden gelince beraber ben de Ankara’ya geleceğim. Teyzemi de, seni de, eniştemi de beraber alıp geleceğim. İşte böyle; hepinizi, hepinizi çok göreceğim geldi ama sakın Mehmet duymasın onu Ankara’ya getirmeyeceğiz. Ninem sade beni getirecekmiş. Teyzemin, eniştemin ellerinden senin gözlerinden, ellerinden, kaymağından öperim, Saideciğim küçük kardeşin Feyzaver. [Hüseyinzade Ali Bey küçük kızının ağzından yazmış.]

Aziz Saide bugünlerde epey iyileştim. Akil Muhtar Bey’in ilaçları fayda etti, kuvvetim tamamıyla yerine gelirse Ankara’ya belki gelirim. Fakat evvel sana mı, yoksa Ahmet Bey’e mi uğrarım. Sen benim on bir senelik kızım isen, Ahmet Bey de otuz senelik arkadaşımdır. Maamafih merak etme, ikinizi de bir anda memnun etme-nin yolunu bulurum. Tam ikinizin ortasında bir yere inerim ve belki de orada Saadet Hanım’la Tezer Hanım’ı bulurum. Birisi sana müjde vermeğe, diğeri de babasına ha-ber-i beşaret vermeğe gider!.. Baki, Kemal Bey’e Saadet Hanım’a selam ederek senin de gözlerinden öperim, kızım. 14 Temmuz 1340? Seni göreceği gelen baban Doktor Hüseyinzade Ali. Hanım ninenin de tarafımdan ellerini öpmeyi unutma. Ayın. H.”

13 Mart 1926 Bakû [Kartpostal-40]

Saide Hanım’a “Azizim, Sevgili Saidem, Burada amcan İsmail ve bütün akrabanla görüşüyorum. Mina Hanım, Hanım, Büyük Hanım, Ahmet Ağanın kızı Naib Hanım, Sultan Bey’in kızı Şeyda Hanım ve diğer akrabam cümlenize selam ediyorlar. Hüseyinzade Ali”

13 Mart 1926 Bakû [Kartpostal-41]

Edhiye Hanım’a “Azizim Edhiye, bir hafta akdem Türkiyât (Türkologie) Ku-rultayı kapandı. Şimdi benim söylediklerim daha tafsilatlı olarak bir kitap şeklinde burada tab’olunmaktadır. Birkaç güne kadar bitecek. Kurultay’dan sonra Salyan’a

(24)

değil Gence’ye gidip orada iki gün kaldık. Dün avdet ettik. Bütün akrabam buradadır. Batum’dan ya Odesa’dan münasip bir vapur bekliyoruz. Birkaç güne kadar İstanbul’a hareket ediyoruz. Ali Hüseyinzade.”

13 Mart 1926 Bakû [Kartpostal-42]

Feyzaver Hanım’a “Mini mini kızım Feyzaver, Sana buradan büyük Hanım’ın çocukları (Hayat Hanım’la Hacı Murat) selam ediyorlar. Anneleriyle nineleri de senin, Saide’nin ve Mehmet selim’in gözlerinden öpüyorlar. Hüseyinzade Ali.”

16 Mart 1926, Bakû [Kartpostal-43]

Mehmet Selim’e “ Azizim, amcan ve bütün sair akrabamız şimdi buradadırlar. Hepsi ve ez cümle Aziz’le Şemseddin sana selam ediyorlar. Birkaç güne kadar buradan hareket ediyoruz. Cümle dostlara selam. Doktor Hüseyinzade Ali.”

28 Teşrin-i Evvel [Ekim] 1929 Ankara [Kartpostal-44]

Edhiye Hanım’a. “Burada havalar eyi gidiyor. Ben de çok eyiyim. Geldiğimizin ertesi günü Saim Bey’le beraber vazifeye başladık. Bu gece telefonda Ahmet [Ağaoğlu] Bey’le konuştum. Tezer daha eyileşmiş. Sitare Hanım, Gültekin, Samet cümlenize selam ederler. Dr. Hüseyinzade.” [Sitare Hanım, A. Ağaoğlu’nun hanımı, diğerleri de kızları]

3 Kânun-i Evvel [Aralık] 1929 [Ankara] [Kartpostal-45]

Saide Hanım’a “Dün sabah erkenden buraya Ahmet Bey’le Süreyya [Ağaoğlu] Hanım geldiler. Havalar çok eyi gidiyor. Burada hepimiz eyiyiz. Hepimizden cümlenize selam! Müd. Dr. Hüseyinzade Ali.”

4 Kânun-i Evvel [Aralık] 1929 Keçiören/Ankara [Kartpostal-46]

Feyzaver Hanım’a “Buraya geleli on gün oldu; daha beş-on gün buradayız. Hava bugün de çok lâtiftir. Dün Saide’ye de bir kart gönderdim. Gültekin’den [Gültekin Ağaoğlu] cümlenize selam. Sitare Hanım’a Ahmet Bey de cümlenize selam ediyorlar. Benden de Kerime Hanım’la Hamit Bey’e selam ve hürmetler. Müd. Dr. Hüseyinzade Ali. Süreyya H[anım] ve Samet Be[ey]’den selam cümleye.”

5.XII.1929 Keçiören/Ankara [Kartpostal-47]

Nazire Hanım’a “Dün Feyzaver’e yazdığım mektubu postahaneye verdikten sonra ondan minimini bir mektup aldım. Bana ‘Çabuk gel’ diyor. İşlerimiz bitmek üzeredir. Olsa olsa burada daha bir hafta kalırız. Baki cümleye selam! Müd. Dr. Hüseyinzade Ali.”

(25)

9.XII.1929 Yenişehir/Ankara [Kartpostal-48]

Edhiye Hanım’a “Bu sabah erkenden “Ankara Palas”ta Akil B[ey]. ile Neş’et Ömer Bey’i buldum, görüştüm. İstanbul gazetelerindeki dedikoduların aslı faslı yokmuş... Akil B[ey] Size 100 lira getirecek. Çocukların eksiklerini düzeltirsiniz. Cümlenize selam!.. Dr. Hüseyinzade Ali. Ağaoğlu ailesinden size ve Hamit Beylere selamlar.”

16.XII.1929 Yenişehir/Ankara [Kartpostal-49]

Edhiye Hanım’a “Üç gün ev[v]el Saide’den Feyzaver’den, Nazire’den birer mek-tup aldım. Saide’nin resimli kart postalın Gültekin’e verdim. Havalar bu gün güzeldi; yağmur dindi. Buradaki işlerimiz azaldı. A harfi biter bitmez avdet edeceğiz. Ahmet Bey’lerden cümlenize selam!.. Dr. H.zade Ali.”

19.XII.1929 Perşenbe, Ankara/Yenişehir, Dil Encümeni, [Kartpostal-50] Saide Hanım’a “Burada birçok eski dostlara tesadüf ediyorum. İşlerimizin bit-mesine az kaldı. Bugünkü Dil Encümeni içtima’ına maarif vekili beyefendi riyaset buyurdular. Benden ve Ahmet Beylerden cümlenize selam. Dr. H.zade Ali.”

24.XII.1929 Yenişehir/Ankara [Kartpostal-51]

Feyzaver Hanım’a “Feyzaver, burada işlerimiz bitiyor; iki-üç güne kadar yola çıkacağız. Ahmet Beylerden, Yusuf’la hanımından, Mesaroş Beyle hanımından ve Celal Ünsi ile hanımından cümlenize selamlar!.. Dr. H.zade Ali.” [Celal Ünsi: Azerbaycanlı gazeteci, yazar, mütercim]

(26)
(27)
(28)

Referanslar

Benzer Belgeler

 雅加達宣言(Jakarta Declaration)  阿瑪阿塔宣言(Declaration of Alma-Ata)  墨西哥聲明(Mexico Ministerial Statement) 

Araflt›rmaya göre göre dansç›n›n s›çramas›n›n orta noktas›nda en yüksek konumlar›na gelen kollar› ve bacaklar›, dolay›s›yla dansç›n›n bedeninin a¤›rl›k

Öyle ya; uzunluk, kütle ve zaman için do¤al birimler yoksa e¤er; L, M, T için do¤ru- dan verilen; belki bunlar›n kombinasyonlar› için vard›r, evrensel

kesici taraf›ndan tan›n›r ve küçük RNA parçalar›na ayr›l›r RNA’lar RISC kompleksi (birli¤i) taraf›ndan toplan›r Kromozom üzerindeki “sentromer”

In conclusion, endovascular splenic ar- tery embolization is an effective treatment for diseases of the spleen, and this experi- mental study showed that ABS is a safe and

Memleket sanayii nefîse tari­ hinde, Güzel Sanatlar Akademi­ mizin çok mühim bir rolü var­ dır. Ona daha nice nice seneler

Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda düzenleme yapılma- ması halinde, madde metninde yalnızca kanun yoluna başvurulması olasılığı yer aldığı için, verildiği

Melankolik ve Atipik Özellikler Gösteren Depresif Bozukluklarda Geçici, Emül, Serteser Serum Lipid ve Lipoprotein Düzeyleri.. İ statistiksel analizde iki-yönlü