• Sonuç bulunamadı

Güz gününde...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Güz gününde..."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

4 EKİM 1993 PAZARTESİ

POLİTİKA VE ÖTESİ

MF.HMF.D KEMAL______________

Güz Gününde...

Sonbahar bir gizli hüzündür; tükenip giderken bile sa­ rı yapraklarını bir yerlere döken. Bir gizli hazan, bir gizli hüzün... Yarım kafiyelerle de olsa birbirine yakışıyor. Di­ limizi sadeleştirmeye aşırı tutkun olanlar, sonbaharı da değiştirmek isterler: İlk yaz, son yaz demezler mi? ön yaz, son yaz daha yakışıktır. Buna öngüz, songüz diyen­ ler de çıkar. Yazı da, güzü de birer öntakıyla tamamlıyor­ lar. Baharı, ilk ve sonla çiftleştirmişler.

Sonbahar ya da güz, hangisini kullanırsanız kullanın, bu hüzün dolu mevsimin tadını üstat Ahmet Haşini gibi çıkaramazsınız. “Bahçelerde sarı çiçeklerin açtığı; ha­

vanın keskin incir yaprağı kokularıyla dolduğu; ufuklar­ da gümüş ve bakır bulutların anlaşılmaz işler çevirdiği akşam üstü otları kurumuş tepelerde, yeşil eşarp, kırmı­ zı örtü, beyaz veya lacivert elbiselerle dolaşan genç kız­ ların etekleri rüzgârda uçuştuğu ve saçları çözülüp dağıldığı bu mevsimde sonbahar şiirlerinden daha saf bir konuşma konusu olabilir mi?"

Çok uzun bir cümle oldu ama bunu ancak Ahmet Ha- şim gibi sonbahar tutkunu bir şair yazabilir. Sonbahar şiirlerinin de, sonbahar yazılarının da geriye dönüp ba­ kıldığında ustası odur. Bugün bizim için dahice olan yazıları ikdam gazetesinin “ Bize Göre" köşesinde 1928 yıllarında yazmıştır, ikdam için düşündükleri şöyledir:

“B ir nevi ölümden sonra dirilme sırrına eren ‘İkdam’- ın sanat ve edebiyat sayfalarına bakmak görevini üzeri­ me almış olmaktan utanıyorum."

ikdam’ın "Bize Göre" köşesindeki yazıları nasıl bir güçlükle yazdığını “Galatasaray" sultanisinden arkada­ şı Abdülhak Şinasi Hisar anlatır. Erken saatlerde gelir masasına oturur, yazmaya başlar. Yazar, siler, kara­ lar... Yazar, siler, karalar... Sonunda olmuş sayar, yanın­ dakilere okur. Bittiği kabul edilen yazıların ilk okuru Ali

Naci (Karacan) olur. Ali Naci ile Haşim, gazetedeyanya-

na oturmaktadırlar. O yıllarda yazı devrimi olur. Gazete­ lerin okurları eksilmeye başlar. Yazarların durumu kötü­ leşir. Gene de Haşim okunan bir yazardır. Yazı devrimi- nin tutup tutmayacağı üstüne kuşkular vardır. Herkesin fikri sorulmakta, görüşü alınmaktadır. Gazi Paşa ile kar­ şılaşmasını şöyle anlatır:

“ Yeni harflere dair ilk defa görüş alışverişi için Dol- mabahçe sarayına çağrılanlar arasında Gazi’yi bizzat görmeye gidenlerden biri de bendim. Heyecanım çok­ tu."

Gazi’ye yaklaşabilen yazar ve şairler çok şey alabil­ mişlerdir. Haşim yaklaşmak istemiştir ama, hiçbir şey alamayanlardandır. Yahya Kemal, Yakııp Kadri, Ruşen

Eşref, Falih Rıfkı, Gazi’nin milletvekili ve Büyükelçisi ol­

muşlardır. Haşim ise ancak “ Düyun-u umumiye 'n'm çe­ virmenliğine çıkabilmiştir. Bu koltuğu da çok iyi Fransız­ ca bilmesine, GalatasaraylI olmasına borçludur.

OsmanlI aydınları Ankara hükümetine yaklaştıkça Ah­ met Haşim hep uzak kaldı. Her aydın Ankara'yla bağda­ şırken, Haşim, İzmir’i, İstanbul’u yeğledi. Bu davranışı yapısından geliyordu, neden, kendi de bilmiyordu. Diye­ bilirim ki yaklaşmak istedikçe Başkent ondan uzaklaşı­ yordu. Ikdam’da yazdığı köşesinde Gazi için en güzel makaleyi o yazmıştı. Aşağıdan almadan, dalkavukluk etmeden, eğilip alçalmadan bir övgü nasıl yazılır göster­ mişti:

“ ...Gördüğüm fotoğraflara göre biraz şişman, biraz yorgun, biraz hatları kalınlaşmış bir vücutla karşılaşaca­ ğımı zannederken, kapıdan bir ışık dalgası halinde gi­ ren yoğunlaşmış bir güçle gözlerim kamaştı. Gözbebek- leri en garip ve gizli madenlerden yapılmış bir çift gözün, mavi, sarı, yeşil ışıklarla aydınlandığı sinirli bir çehre...(...) Altı yüz yıllık bir dönemi biranda ihtiyarlatan adamın yüzü, eski ilahların iğrenç yaşını taşımıyor."

Haşim bir büyük adama böyle bakıyordu.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Bkz.: Paulino Toledo Mansilla, “Trablusgarp Savaşının İdeolojisi ve Propaganda Esasları (1911): Trablusgarp ve Sirenayka’da Çökmekte Olan Osmanlı Kültürüne Karşı

“Senelerden beri işçi sınıfını beklemekte olduğu daha henüz malum olmayan talimatnameler ihtiva eden İş Kanunu 27 madde ile ortaya kondu ve memleketin iktisadi,

Past reviews on the execution of the grouping calculations in sparing vitality for medicinal services remote sensor systems demonstrated that vitality effective bunching

[r]

Bergama’daki altın madeninin sahibi Koza Altın İşletmesi’nin, birçok yerde ücretsiz dağıttığı Bugün gazetesi aracılığıyla EGEÇEP Dönem Sözcüsü Arif Ali Cangı

Söz konusu bildirgede açlık grevcisinin "zihinsel olarak ehliyetli, açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş, bu nedenle belirli bir zaman için yiyecek ve/veya sıvı

da olduğunu söylemekte ise de (Türk Edebiyatı Tarihi I, Ankara, 1973, s.. 2) Netâicü'l-fünûn ve mahâsinü'l-mütûn: Nev'î'nin çok tutunmuş ve okunmuş mühim

Malzemeler: Bölme ve dış duvarlar dolu tuğladan, Sıvalar beyaz çimento'u serpme ve mermer tozlu düz silme, bütün doğrama- lar dikine kasalı ahşaptan, korkuluklar de-