IToplum
itmtîiM TW iini M+
Yöneten; Ayhan ATAKOL
u
PAZARTESİ, 13 Mart 2000
5i
“Alo alo orası neresi” diyerek Türkiye'yi konuşturan Mazhar Alanson, ailesini ve özel yaşamını Hürriyet’e açtı
A r damarım
yırtılmadı
Darbuka bu
enstrüm anı
M,
lazhar Alanson özbeöz Ankaralı’dır, Cebeci'de filizlenmiş, Kadıköy'de yeşerip Beyoğlu'nda serpilmiştir. Eski dostlarım Alansonlar'la Nene Hatun’dakievlerinde konuşurken bunu bir kez daha anladım. Mazhar yine yıllar öncesindeki gibiydi. Kendine özgü ses tonuyla ağırçekim konuşması, utangaçlığı hiç değişmemişti.
A
n k a r a Dev let Konserva- tuvarı Tiyatro Bölümü’nü bitirdi ama, MFÖ’nün şap kalı üyesi olarak al kışlandı, besteleri dillerde dolaştı. So nunda “Herşey Daha Güzel 01acak”taki rolüyle aldığı tiyatro eğitiminin hakkım verebildi. Mazhar şimdi de “Alo alo orası neresi” diyerek Türkiye’nin dilini, beynini karıştırıyor. Sokaklardan diskolara kadar herkesin dilinde “Alo alo orası neresi” var. Hatta müzikprogramlarında istek şarkı olarak çalmıyor. Üç dakikalık darbuka, yarım yüzyıllık Mazhar’ı MFÖ’den ,¡¿10 fazla ünlendirdi. rnh, artık o da köşeyi
ve kızı Eda ile çiçeği Mazhar ideal bir aile kayınpeder olmuştu, yaşını kutluyordu.
Ve yine “ Dur Yener baba bi dakka” demeye devam ediyordu sakin sakin. Bugüne kadar hiç görmediğiniz opera sanatçısı eşi Hale de ilk kez anlattı
Mazhar'ı. Oğlu Hilmi burnunda eşi Murat da. babası, tonton bir Çünkü o gün 50'nci
dönmüştür herhalde.
M
ütevaziHAYATIM VAR
\ -Yener baba, bilirsin para ve -yol söylenmez. 50’sinden sonra (meşhur olduk baba. Hamdolsun, ¡kimseye muhtaç değilim, ’kimseye gebeliğim de yok. ^Hayatım zaten garantüenmişti, jbu üzerine sos oldu. Ayrıca jdarbuka bu milletin asli
»enstrümanıdır. Çok büyük ¡rakam olmasa da
¡“Herşey Güzel Olacak” «¡filminden de para '¡kazandım. Filmlerin (müziklerine de çok ¡emek verdim. 50 ¡¡yaşında birden meşhur ¡oldum. Akıllı insan ‘jönüne gelen fırsatı ¡değerlendirir, arif ise
¿yaratırmış. Ben de akıllı davran- ¡dım. Aslını sorarsan
«benim dünyadan habe- ¡rim yok, şarkılarımla ¡meşgulüm sadece. Ben ¡¡ bir tuhaf delinin ¿tekiyim. Galiba sıra «dışı bir şeyler ¡yapmaya çalıştığım liçin ayrı bir renk 1 oldum. Ben kendimi
¡hiçbir zaman star |kabul etmedim. Allah ¡gönlüme göre verdi, i Ankara’da mütevazı »¡bir hayatım var, ¡¡aletlerim ,edavatlarımla ; şarkılarımı yazıyorum, j Sonra o şarkılar .kendiliğinden paraya ¿çevriliyor.
geçince M azhar’ın hep içi titre r.
- Çocukluğum Ankara Cebeci’de geçti. Annem ilkokul öğretmeni, babam Ferruh Alanson ise Riyaseticumhur Senfoni Orkestrası’mn hem kurucusu, hem de baştrompe- tiydi. Küçük lüğümde evde oturan,
sakin, hep ders çalışan biriydim. Ankara Koleji’nde okurken orta sona kadar hep iftihara geçtim. Sonra İstanbul Kadıköy Maarif Köleji’ne kaydımı naklettim. Lise
B e n kadınları çözemedim, onları fazla üzmemek lazım E l i bıçaklı serseriydim, beni gitar tedavi etti ¡ K ariim düzenli
,
BEN DÜZENSİZ
h ■ Cebeci, F erruh ve Hale adları engin ayılar dolsa da İstanbul’u seviyorumPERUK KOLEKSİYONU
Mazhar Alanson'un evinde zengin bir peruk ve şapka koleksiyonu var. Bazen piyanonun başına geçip çalıyor, eşi opera sanatçısı Hale Hanım da ona eşlik ediyor. Mazhar, eşi için“Allah bana doğru dürüst bir eş nasip etti. Konservatuvardayken ona aşık olup hemen evlendim" diyor (Fotoğraflar: Demirhan HARARLI).
2’deyken babamın vefatı bende psikolojik isyan yarattı. Bayağı eli bıçaklı serseri bir adam
olmaya doğru gidiyordum. Bu arada bir kıza da aşık olunca iyice dellendim. Annem bana bir gitar aldı, o beni tedavi etti, şerefsizim. Kendi kendime çalmasını öğrendim. Allah çok doğru, dürüst bir hanım nasip etti bana. Konservatuvarda öğrenciyken ona aşık olarak evlendim. 28 yıllık hayat arkadaşım çok düzenli bir kızdır, bense düzensiz yaşarım. Hale olmasaydı, ben perişan bir insandım. Aslmda erkek takımının hepsinin içinde bir çocuk var. Kadınlar dünya işlerini iyi biliyorlar. Ama yine de ben kadınları çözemedim, hiç anlayamadım. Onları fazla üzmemek lazım.
■ Bakm ayın siz onun şimdi bu kadar sakin olduğuna. M azhar gençliğinde ele avuca sığmayan bir çiçekti. - Yener
Kekilli'yi Azrail yaptılar
Zavallı Kekilli’yi Azrail yaptılar, bana mizah gibi geliyor. Bizim millet çok m atraklaştı, cinnetten sonraki dönemi yaşıyor. Hepimizde biraz psikopattık bulunabilir
ama, bu kadarı çok komik. Güleyim mi, ağlayayım mı bilemiyorum valla. Bazı TV kanalları ölüm pornografisi yapıyor. Bu çocuk Beyoğlu’nda bir otel odasında oturan biri. Beyoğlu’nda onun gibi yaşayan, uzun saçlı bir takım
var. Onlar kendi starlarını çıkarttılar. Üstelik çocuğun şarkısı çok güzel, melodi olarak kafada kalıyor.
baba, en son kavgamı 1984’te ettim ve orada kestim. O zamanlar çok içki de içiyordum. Baktım beni mahvedecek, içkiyi de 1987’de bıraktım. İçki alınca herkese karşı kabalaşıyordum, içmesini de bilmiyordum. Bir laf duymuştum, “İçki gübre gibidir, sen çiçeksen azı iyi gelir, fakat sen de gübreysen gübre oğlu gübre olursun” diye. Hiç unutmam, 1985’teki bir ödül töreninde genel müdürün masasının üstüne çıkıp arkadaşıma seslendim. Günde üç konser verdiğimiz günlerde kulise bir havlu bile gelmezdi. Menajerler önde para
sayarlarken, biz arkada ter içinde viski içerdik. Yarış atı gibi, bir sonraki konsere hazırlanmak için. Bunların bende çok ağır tahribatı oldu.
YARIN*
MEVLANA HAYRANI
G üzel kızım Eda'nın 2 Ş ubat'ta Bilkent'te yaptığım ız düğün ü n d e ço k heyecanlıydım . Bir ara kendim i elim deki sigarayla dolm a yem eye çalışırken buldum .
Sık sık değilse de ağlarım. Mesela ‘Gözyaşlarımızı Bitti mi Sandım’ı yurtdışında otel odasında söylerken ağlamışımdır.
A ş k b e n ce bir k a vu şa m a m a hali bir kere. K avuştuğun va kit aşk, m aşk kalm ıyor.
Çok utanırım, edep hala var billahi. Henüz ar damarım yırtılmadı yani.
K endim le yeni yeni barışıyorum . ‘N erelere K o ş s a m ’ adlı bestem bunu anlatır. Y ıllarca Cici M azhar, K aka M a zhar'dan hep şika ye t etti.
İlhamın ne zaman geleceği belli olmaz, bazen eşek gibi masanın başına oturup odadan üç gün
çıkmadığım olur.
O d a T iya tro su 'n da te k pe rd e lik bir oyun o y n a m a k istiyorum . H azırladığım bir projeyi K erim A fşar'la g örüşeceğim .
Numerolojiye ilgi duyuyorum ama, psikopatlığa
sürüklenirim diye uzak duruyorum.
T e k lüksüm kafam a göre yaşam am dır. M esela du rm a d an ka ra r değiştirdiğim içirt uçak biletlerim sürekli c e z a y a girer. A m a tu ttu ğ u m işi ya p a r bitiririm. B enim le çalışm ak zo rd u r am a, neticesi iyidir.
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi