• Sonuç bulunamadı

Halk müziğinin ustası Ali Ekber Çiçek'in tüm çalışmaları arşiv serisi olarak yayınlanacak:insanı insana anlatıyoruz

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Halk müziğinin ustası Ali Ekber Çiçek'in tüm çalışmaları arşiv serisi olarak yayınlanacak:insanı insana anlatıyoruz"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SAYFA CUMHURİYET

■ '2 ^,' Z " '

2

^ .

3 ^

w

>AU

Ş k .h * *

12

KULTUR

[email protected]

Halk Müziği’nin ustası Ali Ekber Çiçek’in tüm çalışmaları arşiv serisi olarak yayınlanacak

Deprem

yüreğimde

- Çocukluğunuzda, binlerce insanın yitip gittiği 1939 Erzincan depremini yaşam ış olm anız sizde ne gibi izler bıraktı?

Bu izler m üziğinize de yansıdı mı?

- Erzincan zelzelesinde babam ı kaybettim. 40 bin kişi gitm iş zelzelede, babam gitmiş, evden sekiz kişi gitmiş. Zelzeleden üç dört sene sonrasında ben saz çalıyordum. O acılar içinde ben saza sığınm ışım , saza sarılm ışım haberim yok. O nun tansıyla yüreğimi tam ir etm işim ... İnsan dokuz yaşm a kadar nasıl eğitim alıyorsa 90 yaşm a kadar öyle gidiyor...

Ustanın geçtiğim iz aylarda arka arkaya ‘Yolumuz G urbete D üştü’ ve ‘Derde Derm an A randım ’ adb iki albümü yayınlandı.

Siyasete

uzağım

- Sizin hiçbir siyasi görüşle adınız aıulmadk Peki sizi kendilerine yakın hissedenler kimler?

- Ben hiçbir zaman müziğimi siyasete alet etmedim. M üzik siyasetin çok çok üzerindedir. İnsanın önce yüreğini hedef alır müzik. 1974’te, Kıbrıs harekâtından sonra bana bir ara bir yazı getirdiler. Ecevit için bir plak yapmamı istiyorlar. “Ben” dedim

“siyasetten çok uzağım. Ben siyasete değil, insana inanırım. Kusura

bakmasınlar...” Canı, inşam

düşünmek solculuksa bütün dünya müzisyenleri solcudur zaten. Biz hayatı, kâinatı düşünen insanlarız. Dünyada ne oluyorsa bizim kapıda oluyor gibi düşünürüz...

GOKSAN GOKTAŞ______________

Eskilerin davudi tabir ettiği tok, ama sözü incitmeyecek, sazı ürkütmeye­ cek kadar da mütevazı bir ses... “Mür­

şidi tasan” olan yüzlerce yıllık Alevi-

Bektaşi kültürünü özümseyip gönül imbiğinden süzerek “ozan duyarlılı­

ğıyla” harmanlamış, yarım asra yakın

bir süredir sazını sözüne katık edip

“insanı, tasanın hallerini” insana anlat­

mayı kendine şiar edinmiş bir usta; AK

Ekber Ç içek.. Ünü artık yurtdışına ta­

şan bir ozan. Amerika’da Teksas, Mic­ higan, Wisconsin, Toronto, Colombia gibi saygın üniversitelerde konserler ve konferanslar vermiş, plakları UNES­ CO tarafından Cezayir’den Yunanis­ tan’a, Kamboçya’dan Tayland’a kadar birçok ülkede yayımlanmış bir müzik ve gönül adamı. ________

Ustanın arşiv serisi____________

Çocuk yaşta bağlamasını sırtlayıp Erzincan’daki köyünden İstanbul’a gelerek, Pir Sultan Abdal’dan okudu­ ğu bir deyişle, o güne kadar kapıların kapalı olduğu Alevi deyişlerini ve ne­ feslerini Türkiye radyolarıyla tanıştı­ ran da o. Haydar Haydardan Yolumuz Gurbete Düştü’ye, “Derdim Çoktur”a kadar yüzlerce deyişi halk müziği re- pertuvarlanna kazandıran ustanın bü­ tün çalışmaları en otantik haliyle Ana­ dolu Müzik tarafından arşiv serisi ha­ linde yayımlanıyor. Geçen aylarda ar­ ka arkaya serinin “Yolumuz Gurbete

Düştü” ve “Derde Derman Arandım”

adlı iki albümü yayımlandı. Önümüz­ deki günlerde Anadolu Müzik Ali Ek­ ber Çiçek çalışmalannı yayımlamaya devam edecek... Biz de bunu fırsat bi­ lip ustanın kapısını çaldık, çayını kah­ vesini içip Haydar Haydar’ı, radyo gün­ lerini, “tasan”ı konuştuk...

- Sazlı sözlü bir ortamda mı yetişti­ niz?

- Tabii tabii... Ben 9-10 yaşlarım­ da 60 yaşındaki dedelerin çaldığı ka­ dar saz çalıyordum. Cemlerde onla­ rın çaldığı sazı kaydetmişim beynime. Bu iş zaten böyle dededen toruna

ge-çiyor.

- Çocukluğunuzdan sözüyle, müziğiy­ le sizi etkileyen kimler var aklınızda?

- Eyüp Dedevardı, sakallı PotikDe­ de vardı. Rahmetli oldular. Bunlar hep

bugünün iki üniversitesi gibi olan es­ ki Rüştiye’yi bitirmiş insanlar. Onla­ rın hem sazını hem sohbetlerini dinli­ yorum. Başka hiçbir şey bilmiyorum. Sohbet, saz. Ve onların güzel sözleri. Öyle sohbetler olurdu ki, mesela “Al­

lah dişi mi, erkek mi” diye sualler so­

rarlardı birbirlerine. Potik Dede “Allah

hem erkektir hem dişidir” derdi. Böy­

le daha ne derin sohbetler yapılırdı. O zamanlar ben “Ne diyor bu adamlar” diyordum. Ama sonraları o günlerde yüreğime atılan tohumlar filizlendi.

“Demek ki” dedim “tasan olmak ayn bir kitapmış”. Alevi, Sünni, Kürt, Laz,

Katolik olmadan önce insan olmak ge­ rekirmiş. .. Bütün bu güzellikler benim gönül kitabıma intikal etti.

- Radyoyla tanışmanız nasıl oldu?

- Halamlar Tarlabaşf nda kalıyorlar­ dı, onlara güvenerek dokuz yaşımda İs­ tanbul’a geldim. Bir süre orada kaldım. Sonra diğer hemşerilerimin yanların­

da, bekâr odalarında yaşamaya başla­ dım. 11-12 yaşlarımda Cağaloğlu’nda Çiftesaraylar’da beş, altı bin kişiye saz çalıyordum.

Sonra büyükler girdi devreye. An­ kara’ya gidersem Yurttan Sesler’in ku­ rucusu Muzaffer Sansözen’ in elimden tutacağını söylediler. Gittik, Sansözen dinledi. Programa çıkardı. Bana ders verdi, hatta cebime harçlığımı koydu. 50’lerin sonlarında M aksim ’de, Kü- çükçiftlik’te, Tepebaşı Gazinosu’nda çaldım. Şef sazlık yaptım. 195 8’de Ze­

ki Müren’e “Aü’yi Gördüm AU’yi” de­

yişini okuttum. 1960’ta radyoya kad­ rolu olarak girdim. 35 yıl orada çalış­ tım. Ayda iki yayımm vardı benim...

Pir Sultan Abdal ve rady o______ - Bir dönem radyoda Alevi deyişle­ ri, nefeslerini okumanın yasak oldu­ ğu söyleniyordu. Siz bu konuda bir bas­ kı gördünüz mü?

- O yasaktan ziyade bir tabuydu ben­ ce. Ben radyoya Pir Sultan Abdal oku­ yarak girdim. Yıllarca deyiş, nefes, se­ mah okudum. Kimseden bir baskı gör­ medim. TRT’de bana deyiş ustası der­

lerdi. Ben siyaset yapmıyordum ki, türkü okuyordum. Kültür yayımlıyor­ dum. “Gönülgel seninle muhabbet ede-

Um/ Almayasın kimseyi araya gönüTü, “Dinle sana nasihatvereyim/Haürdan gönülden geçici o!ma”yı kim niye ya­

saklasın. Biz insanı, insana anlatıyo­ ruz. İnsanı doğuştan ele alıyoruz. Ale­ vi felsefesi de budur. Bunu dejenere edenler de oldu tabii. “Âşığım, oza­

nım” diyen başkaları müziği siyasete

alet ettiler. Ama kimse benim deyiş okumama karışmamıştır.

- Haydar Haydar adlı parçanız bü­ tün dünyanın ilgisini çekiyor. Parça kon- servatuvar giriş sınavlarında sorulu­ yor. Tek bir sazı bir orkestra gibi kul­ lanmanızın sum u, Haydar Haydar’m öyküsünü anlatır mısınız?

- Askerden dönmüşüm. 1963 yılı. Balık Pazarı’nda Haşan Tahsin Apart- manı’nda bir odam vardı. Radyodan dö­ ner, akşamlan orada biraz demlenir, sazımı elime alırdım. Ben, Haydar Hay- dar’ı o evde tam üç sene boyunca göz- yaşlanmla bir nakış gibi ilmek ilmek işledim. O dönem Ali Ekber ‘tezene-

si’ diye bir laf vardı radyoda. Ben bu

kendi tavrımla, yeni bir şeyler yapmak istiyordum. Haydar Haydar çıktı. Ge­ ce saat dörtlere kadar uğraştım onun için. Kendi iç âlemimde, kendi insan­ lığımda yolculuğa çıktım. İnsanın va­ roluşunu, kâinata gelişini anlatır Hay­ dar Haydar. Dedemden miras bir şiir­ dir o. Önu sadeleştirdim, üzerinde ça­ lıştım... Böyle bir parça çıktı ortaya. Radyoya beste girmediği bir dönem­ de kabul ettirdiğim bir çalışmadır o.

‘Haydar Haydar’la dünyaya açılış

Dünyaya açılmam Haydar Haydar sa­ yesinde oldu. Tamburi Necdet Yaşar Amerika’ya Türk müziği dersleri ver­ meye giderken benden içinde Haydar Haydar’m da olduğu bir bant doldur­ mamı istedi. Bir gün Tamburi Necdet Yaşar’la birlikte sirtoda Uher teyple bu şef de geldi. Onun yanında da çaldım.

“Ben bunu Amerika’da inceledim. 120 farklı enstrümana bu melodi az geliyor. Tek sazdan bu melodi nasıl çıkıyor ina­ namamıştım, şimdi inandım ” dedi.

Türk müziği tek seslidir savmı çürüt­ müştü Haydar Haydar. Sazı nasıl kul­ landığınız önemli.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a T o ro s Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Şimdi istediğim bir tek şey var: Büyük acılar başlamadan önce mut- lu olmak, geçici mutluluğumun tadını duymak, sizi daha çok sevmek ve.... LOH - Büyük acıların

Araştırmacılar ayrıca hipokampusun kesin görsel-mekânsal bilgi ile ilgili bağlantıları içeren septal bölgesinin hâlâ hızlı, doğru bir mekân belleği

• Fethiye yöresinde gelenekselliği içerisinde icra edilen kadın oyunlarının ritim aracıdır.Buna birde kadın sesi eşlik eder. • Bu ritim aracını kullanan kadınlara

Bu çalışmada, tarihi bir süreç içerisinde, Türk halk müziği içerisinde kendi özgün formunu oluşturan Eğin yöresi uzun hava, kırık hava ve halk

Fakat günümüzde yaşayan yerli halk kendilerini Tıvalar diye tanıtsa da geleneksel sanatlar için Tuva kelimesi kullanılmaktadır (Tuva güreşi, Tuva müziği, Tuva

Köprülüzâde Mehmet Fuat, yarınki Türk edebiyatının sağlam esaslara dayanabilmesi için millî zevkin yabancı milletle- rin zevkinden ayrılması gerektiğini, ancak bunun da

Çanakkale geleneksel halk müziği kültüründe önemli türlerden biri olan zeybek- ler ve zeybek müzikleri yöre kültürünün diğer örneklerinde de açıkça görülebileceği

Günümüzde popüler müzik karşısında, hangi yaş grubunun ne sıklıkta halk müziği dinlediği, halk müziğinin severek dinlenilmesinde Türk halk müziği