c
Resim
Ahmet KOKSAL
Ş
Ü K R İY E D ikm en’ in Tem G a le ri s in d e düzenlenen ve en yeni ça- - j -I lışm a la rı arasında ö ğ re n cilik y ıl ları ile ö n ceki dönem lerinden örn ekler verilen serg isi, özgün bir üslû p g e liş i m ini b elg elem esi bakım ından retros- pektif bir nitelik taşıyor.Zeki Kocamemi, Cemal Tollu ve Nu rullah Berk atölyelerind e eğ itim g örd ü
ğü G üzel Sanatlar A kad em isi'n i 1948'de b itirdikte n so nra g ittiğ i P a ris'te Fer
nand Léger a tölyesind e üç yıl desen, Singier ve Roger Chastel yanında iki yıl
ça lışm a sı onun sanatsal seçeneğini be lirlem işti. A y n ı dönem de Ecole du Lo-
uvre’un Sanat Tarihi B ö lü m ü ’nde gör
düğü b eş y ıllık öğretim de D ikm en’e, kendi d eyim iyle “ Mısır sanatının ölüm
süz çizgiselliğini” ta nıtm ıştı. Bu çok
yönlü ve te m e lle n d irilm iş eğitim onu m o d a ak ım la rın g ü n c e l ve sü rü k le y ic i ç e k is in e kaptırm am ış; daha ço k Matis-
se’in öncele ri Doğu san atın da aradığı
y a lın ve duru g ü z e lliğ e ko şu t, — T ürkiyeli bir sa n a tçı olarak çok doğal s a y ıla b ile c e k — çizg iy e ve yüzey b eğe n isine bağlı bir resim inşasın a yönelm e sin e yol açm ıştır.
Serg id e Dikmen’in akadem ideki ö ğ re n cilik d ön em in e iliş k in kü çü k b oyu t lu d esen ça lışm a la rın d a gelen eksel atölye eğ itim in in çıplaklar, kadın port releri ve el etütlerind e çe şitle n e n titiz örnekleri belgelenm iş. G ene aynı y ılla r da y a p ılm ış ağaçlar, pazaryeri, b a lık ç ı lar, natürm ort ve kü çü k bir portreyi k o nu alan yağlıboyalarda, o dönem in pen- tür d eğ erlerin in izleri belirgin. Sanırım , 1950’lerde y a p ılm ış bir kadın p rofili, onun düz fonlar üzerinde yalın ç iz g is e l lik ve yüzey beğ e nisin e dayanan ve k i şiliğ iyle ö zd e şle şm iş portrelere geçişin ö ncüsü sayılabilir. Nurullah Berk, bir ki ta bın da Şükriye Dikmen’in ken d in e ö z
gü portre ressa m lığ ını şö yle a ç ık la m ış tı: “ O, daha çok, tek figürün, özellikle
kadın ve genç kız portrecisidir. Genel likle hazırlanmamış kontrplaklar üstüne çizdiği, konturları — sınırları— belli, iri gözlü, minyatürleri, Japon estampları nı hatırlatan kadın başları, yüzleri çev releyen ovalleri, dış dünyaya açılmış bi rer aydınlık pencere gibi duran gözleri, ince boyunları, kavuşturulmuş elleriyle Şükriye Dikmen’in kadın figürleri tartı şılmaz bir kişiliğin ürünleridir.” (Ba şla n
g ıcın d an Bugüne Türk R esim Sanatı, C. II, s. 123, 1981)
S a n a tç ın ın ilk ö rn eklerin i 1974/77 yıllarında C h ica g o gezisi izlenim lerinde verdiği ve yollar, kıyılar, ta rla ları şem a tik ve panoram ik bir b a k ış la saptayan doğ a ç ık ış lı resim lerine son y ılla rd a İs viçre g ö zlem lerin d en ekled iğ i göller, dağlar, yolla rla d ü ze n len m iş g örü nü m le r — re s m in in b iç e m a y r ıc a lığ ın ı o lu ştu ra n — , ç izg in in b e lirle y ic i k e s in liğ i ile en yalın biçim /renk ç e liş k ile rin e ind irgenm iş peyzaj so yu tlam a la rın a de ğin uzanıyor. G en e a yrıntılardan a rın m ış yüzeyci bir tutum , b iç im le rin ö zü ne giden keskin, kıvrak çizg ile rle düz bir fon üzerinde dal, yaprak, ç iç e k g ibi b it kise l düzenlem elerden ç ık ış yaparak el ve yüz m o tiflerin in ritm ik d a ğ ılım ıy la oluşturulan kendine özgü bir soyutlam a fa ntezisi ç e şitle n iy o r kim i tablolarında.
Şükriye D ikm en ’in son y ılla rd a ta
m am lanm ış çiçekler, lâleler, kadın port releri ve doğ a ç ık ış lı resim lerind e yarım y ü zy ıla yakla şan sanat u ğ raşın ın u la ş tığı özgün biçem o lu şum u vurgulanıyor. B e lirli birkaç tem a çevresin d e ç e ş itle nen, am a n esnelerin ve k iş ile rin en be lirg in b iç im in i sa d e ce in c e lik ve enerji yüklü ç izg ile rle yakalayan sanat g ö rü şü, Doğu ile Batı arasında kurduğu d en geli, y alın bir yüzey ve renk b ire şim iy le b ütün leşiyo r.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toras Arşivi