• Sonuç bulunamadı

O müziğin La Fontaine'iydi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "O müziğin La Fontaine'iydi"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

W 0 * * *

O müziğin

La Fontaine'iydi

Ya on bir ya da on iki yaşındaydım. Ailece o gün çok heyecanlıydık... İlk kez bir Türk müzisyen, grubuyla birlikte Alman

televizyonunun çok popüler bir programına konuk olacaktı. Evet "Bio's Bahnhof" adını taşıyan bu programda o cumartesi akşamı Barış Manço ve Kurtalan Ekspres, hem konuk olacaklar hem de iki şarkı çalacaklardı.

Barış Manço'nun programa uzun bir kaftanla çıktığını hatırlıyorum, iki dakika içinde de stüdyodaki izleyicilerin sempatisini kazanmayı başarmıştı. Babamım gözlerinin dolduğunu, "Aferin keratalara" dediğini daha dün gibi hatırlıyorum.

Ertesi gün okulda arkadaşlarım, "Ya Türkiye'de ne güzel müzik yapılıyormuş" demeleri beni çok gururlandırmıştı. O günden sonra Barış Manço benim için çok önemli olmuştu.

Birçok sanatçının içinde olduğu "gurbet kervanları" konserlerine sırf onu izlemek için giderdik. Yıllar sonra gazeteci olarak evine konuk olup üstelik uzun röportajlar yapacağım kimin akima gelirdi. Onunla görüştüğümüz her buluşmadan sonra kendimi daha zengin hissediyordum nedense.

O farklıydı, iki küçücük cümlede size o kadar çok şey öğretebiliyordu ki. Her seferinde böyle hissetmişimdir. O da beni seviyordu, biliyorum. İlk sohbetimizde "Lale Barçm seni çok iyi tanıyorum. Yazdığın yazıları, yaptığın röportajlan. Senin önün açık..." demişti. Ne kadar gururlandığımı siz düşünün.

Her görüşündeki sıcak ve samimi kucaklaşmasmı hiç unutmayacağım. Sadece bir kez iki üç satırda üzmüştüm onu. Hiç konuyu açmadı, ama kırıldığını biliyorum. Bugün keşke diyorum o üç satırı da yazmamış olsaydım. Umarım Barış Manço, umarım beni affetmişsindir, vallahi de billahi de sana sevgim hiç azalmadı.

O pek çoğumuz olduğu gibi benim de gizli kahramanımdı. "N e diyebilirim ki" diyordu Barış Manço'nun cenaze töreni için

Ingiltere'den İstanbul'a gelen bir hay ram... "Onu seviyorduk hemde çok..." Evet onu seviyorduk. Şarkılarım seviyorduk, tarzını seviyorduk, sevecenliğini seviyorduk. Onu bir gün yitirebileceğimiz aklımızın ucundan geçmiyordu. Varlığının bizim için ne kadar önemli olduğunu onu yitirince daha iyi anladık.

Onun gibi insanlar dünyayı

güzelleştiriyordu. Varlığı sanki korkularımızı yenmemize yardımcı oluyordu, bizi

umutlandırıyordu. Onsuz bir dünya bize boş göründü, ama bir bakıma da gözlerimizi açtı. Meğer yülardır belki öylesine dinlediğimiz, severek dinlediğimiz ama üzerinde fazla düşünmediğimiz şarkılarım daha iyi

anlamaya başladık. O ilginç şarkı üslubunun derinliğini, bizün için neler ifade ettiğini...

Şarkılarındaki kahramanları meğer hep çok yalanımızda olan varlıklarmış. Son derece sade ve basit bir üslupla meğer ne kadar büyük, ne kadar önemli, ne kadar gerçekçi lükayeler anlatıyormuş. O tıpkı Garo Abi'nin (Mafyan) dediği gibi "Asık yüzlü laubali insanların fazlalaştığı bir ülkede güleryüzlü ciddi bir adam"dı.

Sadece şarkılarının başlıklarına bakıldığında çok önemli ipuçları bulmak mümkün. Zekası, inancı ve duygusuyla ülkemizde her rengi buluşturmayı bilmişti.

Kısaca, Ali Kırca'mn küçük oğlunun özetlediği gibi, "Yanlış Adam Öldü!" Ve bizler kalbimizde onun sevgisi ve dudaklarımızda onun mısralarıyla bi başımıza kaldık.

"Müsadenizle Çocuklar" deyip giderken bizlere bir de yeni bir şarkı bıraktı. Sözlerini de bence bilerek yazmadı... "Boşlukları da artık siz doldurun" diye...

Referanslar

Benzer Belgeler

Pek çok kuramcıya göre atar- caların hem böylesine büyük kütleye sahip olmaları, hem de böylesine ufak olmaları, ancak nötron yıldızı ol- malarıyla mümkün..

Özellikle hayvancılığın yaygın olduğu, sosyoekonomik olarak gelişmekteki ve hastalık için endemik olan bölgelerde aile taramasının önemli bir konu olduğunu

Ancak, işveren işçi ya da aile üyesinin aile sağlık geçmişi (hikayesi) bilgilerini kasıt olmadan yaparsa, işveren bir iyileştirme programının parçası olarak

İki ayrı dönemde inşa edilen Galata Ticaret Han, hem Ceneviz Kolonisi sınırları içindeki oluşumu hem de 19. yüzyılın ikinci yarısında Galata‟daki mimari

Bunu bir örnekle açıklayalım: Kaçırılan, araba kazası geçiren ya· da cinsel saldırıya uğrayan bir çocuk, çeşitli korkular ve bunalımlar geliştirir.

İnsanın vejetaryen olduğuna dair görüş ve kanıt bildirilirken en büyük yanılma biyolojik sınıflandırma bilimi (taxonomy) ile beslenme tipine göre yapılan

İstanbul'da yaşayan Tokatlılar, Yeşilırmak Tozanlı çayı üzerinde yapılmak istenen 5 HES projesine karşı Taksim'de yürüyü ş düzenledi.Yeşilırmak Tozanlı

l~yların sakinleşmesine ramen yine de evden pek fazla çıkmak 1emiyorduk. 1974'de Rumlar tarafından esir alındık. Bütün köyde aşayanları camiye topladılar. Daha sonra