• Sonuç bulunamadı

Başlık: Yirmibirinci Dünya Felsefe KongresiYazar(lar):KEJANLIOĞLU, D. Beybin Cilt: 1 Sayı: 2 DOI: 10.1501/Iltaras_0000000057 Yayın Tarihi: 2003 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: Yirmibirinci Dünya Felsefe KongresiYazar(lar):KEJANLIOĞLU, D. Beybin Cilt: 1 Sayı: 2 DOI: 10.1501/Iltaras_0000000057 Yayın Tarihi: 2003 PDF"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Etkinlik Değerlendirmeleri • 115

Yirmibirinci Dünya Felsefe Kongresi

D. Beybin Kejanlıoğlu

10-17 Ağustos 2003 tarihlerinde İstan-bul'da Uluslararası Felsefe Kuruluşları Fe-derasyonu (FISP: Federation Internationa-le des Societes de Philosophie) tarafından düzenlenen Yirmibirinci Dünya Felsefe Kongresi, Türk basınının da yakından iz-lediği dev bir organizasyon niteliğindey-di. Açılışına Cumhurbaşkanı Ahmet Nec-det Sezer, kapanışına ise Milli Eğitim Ba-kanının konuşmalarıyla katıldığı Kongre-de, dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de Felsefe ve Politika oturumunda bildiri sundu.

Yirmibirinci Dünya Felsefe Kongre-si'nin belki de en önemli özelliği, felsefeyi akademik sınırlarına kapatmayan bir kongre başlığı seçilmesindeydi: "Dünya Problemleri Karşısında Felsefe." 1998'den bu kongre sonuna kadar FISP Başkanlığı görevini sürdüren Prof. Dr. Ioanna Kuçu-radi de, İstanbul'daki kongreyi; önceki yirmi dünya felsefe kongresinden ayırde-den noktanın, "merkeze çağımızın

sorun-larının konması" olduğunu belirtmekte-dir. Kuçuradi, başlıktaki "dünya problem-leri"ni ise; (1) yoksulluk ve terörizm gibi, insanlığın günümüzde çektiği başlıca sı-kıntılar ve dünyanın girdiği çıkmazlar açı-sından "çağımızın bazı olguları" ve (2) bunlar karşısında duyulan, örneğin, insan haklarının korunması gibi özlemler ve/veya önerilen çözüm yolları olarak ta-nımlamaktadır (Kuçuradi, 2003:16-17).

Bu biçimde çerçevelenen kongre, eleş-tirelliğin ve "politik olan"ın öne çıktığı yo-ğun bir toplantılar ve tartışmalar dizisi ha-lindeydi. En çok sayıda bildirinin Toplum

ve Siyaset Felsefesi birimine gelmiş ve kabul

edilmiş olması, bunun önemli göstergele-rinden biriydi. Bir diğeri ise, ana oturum-larda karşımıza çıkan felsefecilerin çoğu-nun dünya problemlerine "eleştirel" ba-kışlarıyla bütün dünyada tanınmış kişiler (sadece felsefe alanında değil) olmasıydı. 90 ülkeden 2500 dolayında katılımcının boy gösterdiği ve 1000'den fazla bildirinin iletişim : araştırmaları • © 2003 • 1(2): 115-120

(2)

sunulduğu kongrede savaş, barış, terö-rizm, açlık, yoksulluk, eşitsizlik, globalleş-me ve kültürel kimlikler, global adaletsiz-lik, yabancı düşmanlığı, yurttaşlık ve sivil toplum, politik aktivizm, devlet, demok-rasi, uluslararası düzen, uluslararası hu-kuk, insan hakları, teknoloji ve etik konu-larını kapsayan ana oturumlar, sempoz-yumlar, yuvarlak masa oturumları, felse-fenin kamusal platforma ve medya-ya/medyayla taşınmasıyla ilgili sorunlar, kültürlerarası diyalog, Güney-Kuzey arası diyalog gibi etkileşim arayışlarıyla birleş-mişti: Jürgen Habermas ve Gianni Vatti-mo'nun karşısına Kvvasi VViredu çıkıyor, bir Afrika perspektifi sunuyordu; Kuzey-Güney Felsefi Diyalogu Meksikalı Enri-que Dussel ile açılıyordu, Amerikalı iris Young bir konuşmasında Amerika'yı, di-ğerinde Kuzey Amerika karşısında başka kıtalar ve ülkeler yokmuşçasına Avru-pa'yı denge unsuru olarak görerek koz-mopolitanlıktan söz eden Habermas ve Derrida'yı eleştiriyordu.

Kalabalık, renkli ve hayli uzun süren Yirmibirinci Dünya Felsefe Kongresi'nde, doğrudan İletişim ve Enformasyon Felsefesi başlığı altında toplanan oturumların sayı-sının azlığı ilk bakışta hayal kırıklığına yol açacak nitelikteydi: İletişim ve Enformasyon

Felsefesi, sekiz gün boyunca yaklaşık 350

oturum, sempozyum, panel, yuvarlak ma-sa toplantısının yapıldığı Kongrede ma- sade-ce dört oturumdan oluşuyordu. Gerek Kültür Felsefesi, İmgeler ve Simgeler, Estetik

ve Sanat Felsefesi, Dil Felsefesi gibi başlıkla-rın iletişim alanıyla doğrudan ilgisi, ge-rekse Fenomenoloji, Felsefeye Yaklaşımlar, Çağdaş Felsefe, Felsefe ve Ekonomi ve Toplum

ve Siyaset Felsefesi oturumlarının bir

kısmı-na sızan "varlık ve iletişim", "öznelerara-sılık ve iletişim", "görsel kültür", "global-leşme ve iletişim" kavramlarını taşıyan bildiriler de bu hayal kırıklığını giderme-ye giderme-yetecek sayıda değildi. Oturumları iz-ledikçe, "global demokrasi", "global ka-musal alan" gibi kavramlara yapılan guya iletişim ve medyaya yapılan bir vur-gunun eşlik etmemesi de, önemli bir ek-siklik olarak görünmeye başladı. İletişim ve Enformasyon Felsefesi oturumlarındaki az sayıda bildiri de; iletişim felsefesi ile enformasyon felsefesi arasında gidip ge-len, birbiriyle ilgisiz tekil örnekler gibiydi. Bu yoksulluğun, en iyi niyetli yaklaşımla, iletişim felsefesi alanının yeniliğiyle (Reto-rik ne kadar "yeni"yse!) ya da/daha doğ-rusu, bu alanın Kongre oturumlarına da-ha yeni katılmış olmasının getirdiği belir-sizlikle bir ilgisi olsa gerek ya da hem ol-gular, hem özlemler anlamında iletişim, medya ve enformasyon, dikkate değer bir "dünya problemi" olarak görülmedi.

İletişim ve Enformasyon Felsefesi'nin ilk iki oturumu, Kongrenin dördüncü günü-ne rastlayan 13 Ağustos 2003 Çarşamba günü yapıldı. Sabah 9.00'daki oturumdaki ilk sunuşta, Viorel Guliciuc (Romanya), Avrupa'da araştırma ve eğitim için felsefe veri tabanı sistemi kurma girişimlerinden

(3)

Kejanlıoğlu • Yirmibirinci Dünya Gelsefe Kongresi • 117

söz etti. İkinci konuşmacı, Hong Kong'dan Liu Hsin-I idi ve sunuşu diğer-leri arasında farklı bir yerde duruyordu: "İletişim Nasıl Mümkün Olur? Ador-no'nun Diyalektik İletişim Felsefesi". Adorno'nun nesnede olup özneyle ya da öznesiz işleyen "dolayımlama" ile her za-man hem özneyi hem de nesneyi gerekti-ren ve ikisi arasında diyalektik ilişkiyi im-leyen "iletişim" kavramı ayrımından yola çıkan Hsin-I, Adorno'nun bu kavramlarla uğraşarak insan iletişiminde kendilik ve öteki ikiliğini çözen, nesnel ussallık ile öz-nel deneyim arasında bir denge bulmuş olmakla kalmayıp, ideolojiyi de iletişimle bağlantılandırmış olduğunu iddia etti. Liu Hsin-I, Adorno'nun yazdıklarından "ileti-şimin, sadece, hem öznel hem de nesnel, hem tikel hem de tümel bileşenleri olan diyalektik-diyalojik bir süreçte mümkün olduğu" sonucunu çıkardı. "Adomo'ya göre iletişim nasıl mümkündür?" soru-sundan hareket eden Hsin-I'ye gelen so-rular "Adorno'ya göre iletişim gerçekten mümkün müdür?"le başladı ve bir özne-lerarasılık, dil felsefesi eksikliği tartışma-sına uzandı. Böylece, dinleyici sayısının da diğer İletişim ve Enformasyon Felsefe-si oturumlarına göre fazla olduğu bu otu-rumda, Hsin-I'nin bildirisi, İletişim ve

En-formasyon Felsefesi bildirilerinin en

doğur-ganı oldu.

İlk oturumdaki üçüncü sunuşu İsra-il'den Miriam Rodrig-Farhi gerçekleştirdi: "Bugün Deneyimlenen Aşın

Enformas-yon Akışının Yönetilmesinde (manage-ment) Felsefenin Bize Ne Gibi Yardımları Olabilir?" Rodrig-Farhi, bu soruya bazı ezoterik yanıtların yanısıra başat olarak birbirine karşıt iki rasyonel yanıt verildi-ğini, birinin enformasyonun ve enformas-yon kanallarının eleştirel olarak incelen-mesi ve globalleşmenin enformasyonun değerine tesirinin eleştirel olarak değer-lendirilmesi olduğunu; diğer yanıtın ise, bu işin uzmanlara bırakılması olduğunu belirterek bunları açıkladı. Bu oturumun son bildirisi, Alman Christoph Luetge'nin "Bir Internet Etik'ine Prolegomena" başlığı-nı taşıyan bildirişiydi. Internet'in sistema-tik biçimde normların uygulanması prob-leminden başlayarak ilerleyen bir etik kavrayışı gerektirdiğini ve normları uygu-lama kurallarını yalnızca devletin değil diğer örgütlerin de koyabileceğini söyle-yen Luetge, internet çağında etik için söyle-yeni olanaklardan ve sınırlardan söz etti.

İletişim ve Enformasyon Felsefesi'nin ikinci oturumu aynı gün saat 11.00'de baş-ladı. Programda beş kişi görünmesine kar-şın sadece 3 kişi sunuş yaptı. Bu sunuşlar-dan ikisi anlayamadığım bir dilde (Rusça olduğu) için sadece Jörg VVurzer'in (Al-manya) "Medyanın Sağladığı Tehlikeli Gerçeklik Daireleri" başlıklı bildirisine de-ğinebileceğim. Popper'in üç dünya ayrı-mıyla sunuşuna başlayan VVurzer, inter-nette artan miktarda enformasyonun hızla yayılması ile bunların yeni gerçeklik mo-dellerine uyarlanmasının eksikliğine

(4)

dik-kat çekti. VVurzer, sanal dünyada faillerin; bilgiye bakışın varolan biçimini onayla-yan ve hatta daraltan bir daireye yol açtık-larını ve eleştirel rasyonalizme karşı ölçü-ye vurulduğunda, medyanın sağladığı modellemenin eleştirel-öncesi evreye denk düştüğünü söyledi. ;.-•••'?;• • --."•' ' •

Üçüncü oturumu sona bırakıp 16 Ağustos Cumartesi günü 14.00'te başla-yan dördüncü oturuma bakarsak, bu otu-rumda da, yine 4 konuşmacıdan biri gel-mediği için 3 sunuş yapıldı. İlk sunuş, İs-rail'den Aaron Ben-Ze'ev'in çalışmasıydı: "{İnter]Nette Duygular." Sunuşta daha popüler bir yol izleyen ve gülünç alıntıla-rı "powerpoint"le sunan Ben Ze'ev, bildi-risinde siberuzamda duyguların daha yo-ğun ve geçici olduyo-ğunu, siberuzamm da-ha dinamik ve istikrarsız mahiyetine kar-şın "online" ilişkilerin durağan ve yinele-meci hale gelebildiğini vurguladı. Duygu-ların irrasyonel ve tümüyle işlevsiz olarak nitelenmesine karşı çıkan Ze'ev, siberuza-mın yeniliği ve "online" duygulardaki da-ha az pratik kısıtlama yüzünden, bu duy-guların daha az işlevsel ve daha az rasyo-nel olduklarını ve bağımlılık yaratabildik-lerini, bunları daha işlevsel kılmaya bü-yük bir katkıyı "online" ilişkileri yüzyüze ilişkilerle birleştirmenin yaptığını söyledi. Ze'ev, internetteki ilişkilerde entelektüel-liğin yoğun duygular geliştirmekte kulla-nıldığını, duyguların da entelektüel tu-tumları etkilediğini belirtti. Ze'ev'in dik-kat çektiği en önemli boyut, "online"

ileti-şimin yeni tip bir kişilerarası ilişkiyi, kar-şıt özellikleri -yakın olan ile uzak olanı-birleştiren yeni bir ilişki türünü meydana getirmesiydi: ne yakın arkadaş, ne tümüy-le yabancı, hatta sadece arkadaş da değil. Sadece yazılı iletişimden ses ve görüntü-nün de kullanıldığı ilişkilere geçişin daha çekici hale gelmesine rağmen, yazılı ileti-şimin avantajlarını (örneğin, getirdiği duygu yoğunluğunu) yitirmek istemeyen-lerin kendi tercihistemeyen-lerine göre diğer olanak-lara başvurduklarını söyleyen Ze'ev'in bildirisi, duygusal deneyimlerimize tesiri açısından siberuzamı değerlendirmesiyle çok ilginç ve çarpıcıydı.

Bu oturumda ikinci olarak Beybin Ke-janlıoğlu'nun "Kamusal Alan ve Enfor-masyon Problemi" başlıklı sunuşu yer al-dı. (İzninizle, kendimden üçüncü tekil şa-hıs olarak söz etmekten kaçınacağım.) Bu sunuşta, yaygın biçimde pervasızca kulla-nılan, Habermas'ın "kamusal alan" kavra-yışında da "yurttaşların bir kamu gibi ey-lemeleri"nin temel besisi olması yüzün-den merkezi bir öneme sahip olan, "enfor-masyon"un açıklanmadan bırakılmasının ve enformasyonun üretilme pratikleri, do-layımlanması, onu yayma araçları-nın/aracılarının niteliği üzerinde durul-mamasının demokrasi ve kamusallık de-ğerlendirmelerinde yol açtığı sorunlar üzerinde durdum. Bu tür bir sorgulama-nın getirdiklerinden hareketle, şeffaf ve iletken bir iletişimin olanaksızlığına dik-kat çektim. Ayrıca, "global kamusal alan"

(5)

Kejanlıoğlu • Yirmibirinci Dünya Gelsefe Kongresi • 119

kavramının, yine "enformasyon", demok-ratik siyaset ve ölçek sorunu bağlamında tartışılması gerektiğine işaret ettim.

Dördüncü oturumun son bildirisi, Mi-kolaj Kocikovvski'ye aitti. Demokrasinin krizini yurttaşlar ile temsilcileri arasında-ki güvenin yıkılmasına bağlayan Koci-kowski, politikacılara ve politik sisteme yönelik güven bunalımına, temsili de-mokrasiyi doğrudan demokrasiye yakın-laştıracak elektronik oylama yöntemleriy-le bir çözüm bulma arayışındaydı.

İletişim ve Enformasyon Felsefesi'nin sona bıraktığım üçüncü oturumu, dört oturuma da başkanlık yapan felsefe profe-sörü ve gazeteci Prof. Carlin Romano'nun dinleyicilerle etkileşim içinde "Felsefe Medya için Ahmaklaştırıcı bir Basitliğe İn-dirilmeli midir?" sorusunu tartışmaya aç-tığı özel bir oturumdu. 15 Ağustos 2003, Cuma günü 16.00'da, bir kısmı tek isimle duyurulan oturumun ne olduğunu merak edip katılan 25-30 kişi, hem bu soruyu, hem de Türk medyasının bu kongreyi ni-çin bu kadar yakından takip edip konuş-malara ve katılımcılara bu kadar geniş yer ayırdığı sorusunu tartışarak yanıtlamaya çalıştı. Kongrenin açılışı ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlunun düğününün aynı gün İstanbul Lütfi Kır-dar Kongre Merkezi'nde yapılmasının medyanın dikkatini kongreye çektiği düşüncesinin yanında, Kongre düzenleme komitesinin basın ve halkla ilişkileri

yürütme biçimi, kongre ana başlığının "dünya problemleri" olması ve Jürgen Habermas, Gianni Vattimo, Agnes Heller, Şeyla Benhabib gibi yapıtları Türkçe'ye de çevrilmiş dünyaca ünlü filozofların katılımı da medyanın kongreye gösterdiği yoğun ilginin olası nedenleri arasında sayıldı. Ama belki de en geçerli neden, Türkiye'nin düşünsel platformda da dün-yada önemli bir güç olduğunu vurgulama fırsatının yakalanmasıydı. Bir gazetenin Kongre başlamadan önce, milli maç izler-cesine üç çalışanıyla kongreyi izleyeceğini duyurması örneğinde olduğu gibi, bir "medya olayı"na dönüştürülen kongre; eleştirel, kozmopolit, politik kapsamına inat milliyetçi bir anlayışla sunulma şans-sızlığına uğradı. Buna Türkiye dışından

katkıyı da, Chronicle ofHigher Education'da

yayınlanan "Bizanslı bir Dünya Felsefe Kongresi" başlıklı yazısıyla iletişim ve en-formasyon oturumlarının başkanı "Amerikalı" Carlin Romano (2003) yaptı. "Alman Jürgen Habermas", "Avustralyalı Peter Singer", "Amerikalı iris Marion Young"ın ABD'ye yönelik eleştirilerinden alıntılarla başlayan bu yazı, şöyle sürüyor:

Bazen Birleşik Devletleri vurmaya hazır değilseniz, sizi kapıdan döndüreceklermiş gibi göründü. Çoğunluk sınavı geçti. Eğer -'•T Dünya Felsefe Kongresi ideal olarak farklı entelektüel kültürlere dikkati çekmeyi '-• amaçlıyorsa, bu yılki 21. Kongreyi rotasını sadece elde kalan süper hedefe fazlasıyla yönlendirmekle suçlayabilirdiniz. Ama bu kongreyi eleştirmek, geçen kongrenin liderlerini eleştirmeye yol açabilir [y.n.:

(6)

geçen kongre 1998'de Amerika'da, Bos-ton'da yapılmıştı] ve filozoflar bu tür bir şeyin sonsuz bir geriye harekete yol açabileceğini bilirler.

Belki, kongre oturumlarında değil ama kongrenin sunumunda medya (ve iletişim ve enformasyon), dünyanın gir-diği çıkmazlar anlamında dünya prob-lemlerinin en büyüklerinden biri ol-duğunu kanıtlamış görünüyor.

Referanslar ' Kuçuradi, Ioanna (2003) "Felsefe Çağın Sorunlarının Çözümüne Katkıda Bulunabilir." Dünya Sorunları Karşısında Felsefe Dosyası. Hazırlayan ve görüşmeyi yapan, Yücel Kayıran. Adam Sanat. No. 211, Ağustos.

Romano, Carlin (2003) "A Byzantine World Congress of Philosophy." The Chronide of

Higher Education. August.

• * . î •

Referanslar

Benzer Belgeler

Aurora Leigh’deki türsel birleşim ve melezlik onun içerisinde birçok (yazılı ve sözlü, gündelik ve yazınsal, güncel ve politik) farklı sesin etkileşimde olduğu çoğul

Bir proje olarak ele alınan açık kaynak kodlu bir yazılımdan yeni bir sürüm türetmek ya da var olan sürüme yama oluşturmak için bilgi merkezleri, işletim sistemleri

Birinci sınıf öğrencilerinin %4.8'i, dördüncü sınıf öğrencile­ rinin % 12.0 si fakülteye girmeden önce eczacılık mesleği hakkında bilgilerinin olmadığım, aynı

ilahiyat Fakültesi me- zunu olmamasına karşın, sayın hocamızın çok derin bir ilahiyat kültürüne sahip olduğunu gördüm ve bu yüzden kendisini artık Necati

Adalet insan hayatının çeşitli görünümlerinde bulunur: Toplumsal davranışlarda adalet; karar ve hükünıde adalet; iktisadi adalet

By keeping the yields of the other background processes constant and normalizing the total expected background to the data, a scale factor of 0.9 for the Z ð→ ν¯νÞ þ jets

63 Department of Physics and Astronomy, Iowa State University, Ames IA, United States of America 64 Joint Institute for Nuclear Research, JINR Dubna, Dubna, Russia. 65 KEK, High

Determination of the Stubble Burying Ratios of Moldboard and Disc Ploughs Abstract : In this study, the burying ratios of the cereal stubble ware determined for mouldboard