• Sonuç bulunamadı

Nazım'ın çilesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Nazım'ın çilesi"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SAYFA

C U M A R T E S İ _

YAZILARI

ATAOLBEHRAMOĞLU

Nâzım'ın Çilesi...

1950’li yılların başlarında, babamın memuriyeti nedeniyle bulunduğumuz küçük taşra kentinde, o sırada ilkokul çağlarında olan biz çocuklar arasın­ da da Nâzım Hikm et’in Moskova’da yaptıklarına ilişkin söylentiler, efsaneler dolaşırdı... Kimdi bu Nâ­ zım Hikmet? Niye M oskova’daydı? Bunları bilmez­ dik... Ama kötü biri olduğu, Türkiye’nin kötülüğüne çalıştığı belliydi... Aklımda kalan söylentilerden bi­ ri şöyleydi: Nâzım Hikmet Moskova radyosunda Türkiye aleyhinde konuşurken susturmak için biri ağzına bozuk para atmış, boğulmaktan zor kurtul­ muş... Bu saçma sapan söylentiler bile o günlerTür- klyesi’nin azgın “anti-komünist" ortamında doğal­ dı. Stalin’in ölümünü, okul arkadaşımın babası komşumuz astsubay bizlere şöyle duyurmuştu:

“Stalirı geberdi. ”

Nâzım Hikm et’ln M oskova radyosunda neler söylediğini bilecek durumda değildim. Fakat şim­ di düşündüğümde de, o konuşmaların, her ne ise­ ler, o günlerin Türkiyesi’nde birçok yerde dinlendi­ ğini ve etkili olduklarını tahmin edebiliyorum... Aca­ ba neler söylüyordu? “Kore Türküsü" (1952), “23 Sentlik Askere Dair" (1953), “Gerileyen Türkiye Yahut Adnan Menderes 'e öğütler” (1955) vb. “gün­ cel-politik" ve “didaktik” şiirlere bakılacak olursa, bunların Kore Savaşı’na, DP yönetiminin anti-de- mokratik ve Amerikancı politikasına yönelik sert eleştiriler olduğunu; bunun da Menderes yöneti­ mini çileden çıkardığı sonucuna varmak güç değil...

★★★

Nâzım Hikmet’in yaşamı üstüne birçok kitap ya­ zıldı. “Bu Dünyadan Nâzım Geçti” (Vâlâ Nureddin),

"Mavi Gözlü Dev” (Sabiha Sertel) gençlik dönem­ leriyle; O. Kemal ve A. Kadir’in anıları 1938’den sonra ki hapishane yıllarıyla ilgili önemli (ve ilk el­

den) tanıklıklar. 1950’li yıllarda ülke dışındaki yaşa­

mıyla ilgili kitaplardan “Nâzım’ın Çilesi” (R. Fish), bu konuda Türkçeye çevrilen ilk kitaptı (G. Bozka-

ya çevirisi), ö te ki üç kitap, benim çevirilerimdir:

"Yaşamı ve Yapıtlarıyla Nâzım Hikmet" yeni basım­ daki adıyla, “Ustam ve Ağabeyim Nâzım Hikmet"

(E. Babayev), “Nâzım’dan Anılar" (A. Fevralski),

“Nâzım’la Son Söyleşimiz” (V. Tulyakova), Zeke-

riya Sertel’in anılan yine ilk elden tanıklıklarla, Az*- iz Nesin’in “Türkiye Şarkısı Nâzım"! A. Nesin’in ta­ nıklıkları ve Nâzım Hikmet’i yakından tanıyanların anlattıklarıyla (ve kuşkusuz, yazarların kendi yo- rumlanyla) oluşmuş, Nâzım Hikmet’in ağırlıklı ola­ rak 50’den sonraki yaşamını konu alan telif yapıt­ lar. (K. Sülker’in, A. Aydemirin yapıtları, Bala-

ban’ın, S. Berksoy’un tanıklıkları, şu anda aklıma

gelen başlıca değerli çalışma ve belgeler). Bütüri bunlarda, tanıklık eden, gözlemleyen kişinin dünya görüşünün, belleğinin, başkaca kişisel özelliklerinin!, yaptığı değerlendirmeyi belirleyen önemli etkenler olduğunda kuşku yok.

★ ★★

Nâzım Hikmet’in “Stalin 7 öven şiirleri” olduğunu bilmiyordum. Bildiğim tek Stalin konulu şiiri, 1961 tarihli bir yergi şiiriydi. Çünkü ne Bulgaristan ne Tür­

kiye baskılı toplu yapıtlarında, ne de (üç tanesinin

çevirmeni olduğum) yukarda anılan anı kitaplann- da bu konuda tek satıra rastlamıştım. Yine de ya­ zar arkadaşım Oral Çalışlar’ın 31 Ocak tarihli ya­ zısına yönelttiğim "özens/z//7c"eleştirisi, Nâzım Hik­ met’in Stalin’i öven şiirleri olup olmadığından çok, bunun dile getiriliş biçiminedir. Oral Çalışlar 13 Şu­ bat tarihli bana yanıt yazısında aynı yaklaşımını sür­ dürüyor. İlk yazısında eleştirdiğim cümleler şunlar­ dı: "Nâzım, Stalin döneminde Sovyetler Birli- ğ i’ndeydi. Baskıyı sevmeyen, özgürlük düşkünü bir sanatçıydı. Yine de o dönemi, o dönemde eleşti­ remedi. Hatta Stalin’i öven şiirler bile yazdı. ” Oral Çalışlar sonraki yazısında da şunları söylüyor:

“Evet, Nâzım’ın Stalin’i öven konuşması ve şiirleri var. Konuşma ve şiirler, bu yazıyı yazarken masa­ mın üzerinde duruyor. ” (Çalışlar sonra, Nedim Gür­

sel’in “Başkaldıran Edebiyat” adlı kitabının 289- 291 sayfaları arasında yer alan iki şiirden söz edi­ yor...)

Oral Çalışlar, masasının üstüne gelmeden önce bu şiirleri okumuş muydu, yoksa sadece varlıkla­ rından mı haberdardı, bilemem. Ben açık yüreklilik­ le, şu anda benim masamın da üzerinde durmak­ ta olan iki şiiri, ilk kez dün, söz konusu kitabı edin­ diğimde okuduğumu söylüyorum. Nedim Gürsel’in Moskova’daki Nâzım Hikmet arşivinde bulduğu bu iki şiirden ilkine gerçek anlamda şiir demek de güç. Sadece dört dize ve şöyle: “Çepçevre oturduk sek- senbin kişi / geldiler ortaya, yirmi bindiler / halkla- nn halklara banş çağnsı / hepsi birer parça Stalin­ diler. ” Evet, başlıksız, başı sonu belirsiz, dört dize. Nâzım Hikmet bunları ne zaman, nerede, niçin yaz­ mış, şiirde geçen rakamların anlamı nedir, belli de­ ğil. Belki bir gün bir “Nazımolog” bu gizemi çöze­ bilir. (Bu dört dize, N. Gürsel’in yazısından çıkabi­ lecek izlenime ve O. Çalışlar’ın da yazısında ileri sür­ düğüne göre Bursa hapishanesinde yazılmışsa eğer, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Stalin’i öven şi­ ir yazmak -O. Çalışlar’ın da kabul ettiği gibi- her hal­ de hata sayılamaz. “Baskıyı sevmemekle, “özgür­ lük düşkünü” olmakla çelişmez... P. Neruda’nın ef­ sanevi Stalingrad savunmasıyla ilgili şiirleri vardır ve Paris’te büyük bir semtin adı, bugün de Staling- rad’dır). Sözü edilen ikinci "övgü"şiirine gelince, şi­ irin hiçbir yerinde “Stalin” adı geçmiyor ve herhan­ gi bir başlığı da yok. Belli ki Stalin’in ölümüyle ilgili olarak ve belli ki Nâzım Hikmet’in yazdığı bu şiirin (çünkü N. Gürsel’in yazısından edindiğim bilgiye göre, bir ara şiirin Nâzım’a ait olup olmadığı tartışıl­ mış), artık hayatta olmayan Stalin’i öven dizelere rağmen, Stalin’i övmek için değil, bu ölüm sonra­ sında partide ve ülkede doğabilecek -şiirdeki söz­ cüklerle- "çatlak" ve “sarsıntıların kaygısıyla yazıl­ dığı izlenimini edindim... Nitekim son dört dize, Sta- lin’le (“kişi"yle) değil, partiyle ve gelecekle ilgili: "Bu parti eşi emsali görülmedik bir çeliktendir / Bu çe­ liğin adı: / boydan boya ömrünü vermek emrine halkın / boydan boya ömrünü vermek komüniz­ m e.”

★★★

Sonuç: Nâzım Hikmet’in SSCB’de yaşadığı ve Stalin’in hayatta olduğu toplam iki yılda, Stalin’i öven tek dizesi yok... Tersine, ilk elden tanıklıklar, uygulamaya ilişkin hoşnutsuzluklarını o yıllarda da kimi kez yüksek sesle dile getirmekten çekinmedi­ ğini ve ilk günlerden “muhalif” sayılmaya başlandı­ ğını gösteriyor... Amacım Nâzım Hikmet’in hiçbirza- man hiçbir konuda hata yapmadığını ileri sürmek değil. Sadece, kendisine hâlâ uluorta sövülebilen bir ülkede, hiç değilse bizlerin, günlük köşe yazar­ lığının zorunlu aceleciliğine rağmen, daha “özenli"

olmamız gerektiğini söylüyorum...

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Adres Kırklareli Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Kayalı Kampüsü-Kırklareli/TÜRKİYE e-posta:

Ve ayrıca askeri mahkemedeki yargılamaları öğretmenler adı­ na izleme olanağını bulduğum için, şehit Kubilay’ın yakın arkadaşı olduğum, olaydan beş-altı saat önce

«Yok, siiddc-i pâk-i dergehinden «Ayrılmama ihtimâl efendim!...

Ekonomik büyümeyle kamu harcamaları arasında ilişki tespit eden ve Wagner Kanununun geçerli olduğunu belirten çalışmalardan birinde Chang (2002), 1951 ile 1996 arası

Çalışmada başka bir görüş açısı getirmek amacıyla kullanılan doğrusal olmayan üyelik fonksiyonlu bulanık hedef programlama yöntemi ile çözüm de de

Daha önce çeşitli yazılarımda değin­ diğim gibi, O ktay Akbal T ürk öykücü­ lüğünün kurucularından sayılan Sait Fa­ ik ve Sabahattin Ali’den sonra

"C'est avec la plus grande sympathie et une profonde admiration que le peuple hongrois et moi suivons les efforts remarquables par lesquels la nation soeur Turque fait preuve

"Eğer bir kentte, tüm açık yeşil alanlar ınız, refüjleriniz, parklarınız şehir şebekesi ile sulanıyorsa; bir kent yöneticisi olarak öncelikli yapacağınız iş